Etiket: Zengin

  • Cinsellikte Yakın İlişki

    Cinsellikte Yakın İlişki

    Cinsel terapiler, bireyin veya çiftin cinsel problemlerini nedensellik ilişkisi içerisinde inceleyerek mevcut duruma bir çözüm sunar. Zengin bir cinsel yaşamın ilk adımı doğru cinselliğin prensiplerini anlamakla başlar. Cinsellik sandığımız kadar basit olmayan, komplike ve birçok faktörden etkilenen karmaşık bir yapıya sahiptir. Çiftlerin cinsel yaşamını etkileyen en önemli unsurlardan biri ilişkinin kalitesi ve niteliğidir. Bu yüzden terapiye başladığınızda bireysel öykülerinizin dışında özellikle ilişkinizin öyküsü ayrıca alınır. İlişkide ihmal edilen kavramlar, cinsel sorunlara davetiye çıkarmakta.

    İnsanın yakınlaşma, bir olma ve bütünleşme gibi ihtiyaçlarını da cinselliğin tamamladığını söyleyebiliriz. Çiftin yakınlığı birbirine karşı duygu ve düşünceleri, cinsel anlamdaki paylaşımlarını doğrudan etkilemekte. Dokunma, iletişim kurabilme becerisi, sevgi paylaşımı, birbirlerine karşı gösterdikleri saygı bir ilişkinin temel unsurlarının başında gelir.

    Ne yazık ki cinselliği sadece penis ve vajina birlikteliği olarak düşünen insan sayısı az değildir.

    Aynı zamanda cinsel birleşmeyi performans odaklı yaşamak, daha çok mekanik bir düzeyde algılamak ilişkinin kalitesini bozabilir. Doğru cinselliğin temel unsurlarından biri, dokunmak ve dokunmanın hazzını algılamak ile alakalıdır. Cinselliğin yüzde doksanı dokunmaktır. Cinsel terapilerde, birçok cinsel işlev bozukluğunda tedavi sürecine geçildiğinde çiftlere uygulamasını önerdiğimiz bir egzersiz, duyusal odaklanmadır. Uygun bir ortam yarattıktan sonra, duyumlara odaklanarak rahatlamış bir şekilde partnerin diğer partnere masaj yapması ve dokunmanın hazzına ulaşması. Bu egzersiz çiftleri penis vajina birlikteliğinin ağırlığından kurtarır. Düşündüğünüzde ideal bir cinsel yaşantı için teknik ve performans ilk aklınıza gelen şeyler olabilir ancak çiftlerin odak noktası burası olunca problemlerin oluşumuna zemin hazırlıyor. Fiziksel bir birliktelikten öte anlam taşıyan cinsellik, bir ötekine ruhsal ve duygusal anlamda kendini açmaktır. Farklı bir bağlamda üremenin yanı sıra haz almanın bir yoludur. Şehvetin ve şefkatin iki ucunda gidip gelen aynı zamanda dengede durması gereken, ilişki ve ilişkiler bütününden etkilenen bir sarkaç gibidir cinsellik. Bu yüzden teknik ve performansın önemi kadar, duygusal bütünlük zengin cinselliğin bir parçasıdır.

    Cinsellikte doyumun boyutları artırmak, yeni şeyler öğrenmek her zaman mümkün. Abartılı ve gerçekdışı beklentilerden sıyrılmak bunun ilk adımı olabilir ve zengin bir cinsel yaşam, cinsel bilgi sahibi olmayı gerektirir. Bu yüzden sadece teknik ve performansa takılı kalmak, ancak fiziksel bir düzeyde cinselliği size sunar. Bir cinsel birleşmenin aşaması olan orgazm kavramı, cinsel gerilimi boşalmaktan öte ruhsal ve bedensel anlamda rahatlamaktır. Bu yüzden duyumlara odaklanmak, sizi zenginleştirir. Performans vurgusunun üst düzeyde olduğu ancak duyguların ihmal edildiği birleşme sonrasında tatminsiz ve doyumsuz bir kapıya açılabilir.

    Cinsel yaşamın zenginleşmesini engelleyen farklı birçok faktör var. Cinselliğe dair doğru bilinen yanlışlar, efsaneler doğrudan bir engel niteliği taşımakta. Zengin bir cinsel yaşantı çok çeşitli davranış repertuarından beslenir. Cinsel yakınlığın gerçekten artırılması bunun ilk aşamalarından biri. Eğer partnerinizle kronikleşmiş bir sorun yaşıyorsanız, cinsel paylaşıma yaklaşırken korku duymak ve direnç göstermeniz olasıdır ve zamanla bilinçdışı süreçlerinde etkisiyle cinsel yakınlık azalacaktır. Bu yüzden cinsel sorunların ilişkinin kalitesini ve niteliğini, ilişkisel sorunlarında doğrudan cinselliği etkileyebileceğini hatırlatmakta fayda var. Cinsel sorunlara zemin hazırlayan ilişkisel faktörlerden bazıları; güven, aidiyet, değer görme, bağlılık, sevgi, şefkat, mahremiyet gibi ilişkinin genel dengesini etkileyen temel unsurlardır. Zengin bir cinsel yaşam, bütünleşmiş bir ilişki biçimiyle mümkün.

  • Dikkat, dikkat: burada demir eksikliği var !

    Demir eksikliği dünyada en sık görülen beslenme eksikliği olarak günümüzde önemini sürdürmektedir. Çocuklarda demir eksikliği anemisinin en sık nedeni demirden fakir beslenme, annede demir eksikliği anemisi olması, prematür doğum, ek gıdalara veya inek sütüne erken başlama, büyük çocuklarda günde 500 ml’ nin üzerinde süt tüketmesidir. Sadece anne sütü ile beslenmekte olan bebeklere 4. aydan itibaren mutlaka demir takviyesi yapılmalıdır.

    Oyun çocukluğu döneminde (1-3 yaş) demir eksikliği anemisine sebep olan ana sorun aşırı süt tüketimidir. “Milkakolik sendrom” da denilen bu durumda sütün çocuğun açlığını kolay bastırması nedeniyle nerdeyse şişenin sonuna kadar içilmesiyle karakterizedir.

    Diyetin büyük bir kısmını oluşturması nedeniyle de diğer demirden zengin besinlerin alımını engellemektedir.

    Okul öncesi (4-7 yaş) ve okul çocuğu (7-12 yaş) döneminde demir eksikliği anemisi az görülmekle birlikte , daha çok beslenme hataları dışındaki nedenler, mide-barsak hastalıkları (peptik ülser, kronik inflamatuar barsak hastalıkları, reflü ve özofajit vb.) sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu yaş gurubu çocuklarda süreğen demir eksikliği anemisi durumlarında ayrıntılı araştırma gerekmektedir.

    Ergenlik döneminde (12-18 yaş) hızlı büyümenin yarattığı ihtiyaç artımının yanında özellikle genç kızlarda menstrüasyonla kayıp, vejeteryan ve semivejeteryan beslenme biçimi, yetersiz besin alımı, zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları (anoreksia gibi) demir eksikliğinin sık görülmesine neden olmaktadır. Eksiklik durumunda çeşitli derecelerde anemi bulguları geniş bir spektrumda karşımıza çıkmaktadır.

    Bunlardan bazıları:

    Halsizlik, yorgunluk

    Çabuk yorulma

    İştahsızlık

    Büyümede yavaşlama

    Uyku bozuklukları

    Huzursuzluk

    Davranış bozuklukları

    Kırılgan tırnaklar

    Toprak veya kağıt yemek istemedir ki anneler tarafından ” kül yiyor, duvarları kazıyıp yiyor, yerdeki pislikleri böcekleri bile ağzına atıyor” diye ifade edilir.

    Demir eksikliğinde çocuklarda enfeksiyonlara özellikle üst solunum yolu hastalıklarına eğilim de artmaktadır. Özellikle 2 yaş altındaki çocukların mental ve psikomotor gelişimleri olumsuz yönde etkilenir.

    Yine yapılan çalışmalarda 3 ila 6 yaş arası çocuklarda demirin nutrisyonel eksikliği ile dikkat ve problem çözme gibi fonksiyonların baskılanmasının söz konusu olduğu gösterilmiştir.

    Tavuk, kırmızı et, karaciğer demir açısından zengin gıdalardır ve içerisindeki “hem” demirinin emilimi iyidir.

    Sebze ve meyvelerde ise, “non hem” demir bulunur ve bu demirin emilimi az olduğu için beraberinde C vitamini içeren yiyeceklerin alınması emilimini arttırmaktadır. Anne sütü ve inek sütünün demir oranlarına bakıldığında ise, anne sütünün demir konsantrasyonu daha az olduğu halde emilimin inek sütündeki demir emiliminden daha fazla olduğu bilinmektedir.

    Bu nedenle beslenmeleri inek sütü ağırlıklı olan bebeklerde demir eksikliği çok erken dönemde görülmektedir. Bir yaşın altındaki çocuklara kesinlikle inek sütü verilmemelidir.

    Bununla birlikte; bebeklere ek gıdaya geçişte demirden zengin gıdalar seçilmeli, eğer yeterli demir alamıyorsa, 1mg/kg/gün dozda demir takviyesi başlanmalıdır. Prematüre ve çok düşük doğum ağırlıklı doğan çocuklarda ise yaşamın ilk ayı sonrası 2-4mg / kg/ gün demir desteği verilmesi uygundur.

    Çocuklarınızda demir eksikliği anemisi mi var ? Beslenmeyle ilgili birkaç ipucuna ne dersiniz ?

    Karaciğer, et ve balık gibi gıdaları tahıllar veya yeşil yapraklı sebzelerle hazırlarken çocuğunuzun demirden daha çok faydalanabilmesi için C vitamini içeren gıdalarla hazırlayınız. Kivi, avakado, kavun, portakal, elma, armut, şeftali, muz gibi meyveler ve karnabahar, domates, yeşil biber, havuç, patates, brokoli gibi sebzeler birlikte verildiklerinde demir emilimi arttıran yiyeceklerdir.

    Karadut ve siyah üzüm pekmezi demir yönünden zengindir. Süt ve peynirlerdeki kalsiyum ve fosfor, ıspanaktaki oksalik asit, yumurtadaki fosfoprotein ve albumin, çay ve yeşil yapraklı sebzelerdeki polifenol ve tahıllardaki fitatlar demir emilimini azaltırlar.

    Bu nedenle, bu gıdalar verilirken C vitamininden zengin gıdalar ile birlikte verilmelerinde fayda vardır. 6 aylıktan sonraki ek gıdalara geçiş döneminde hazırladığınız sebze, tarhana ve mercimek çorbalarını kıyma, tavuk ve balık eti ile zenginleştiriniz. (Alerjiye dikkat etmek koşulu ile).

    Soğan da demir yönünden çok zengindir; ancak, bu dönemdeki çocuklarda gaz problemlerine neden olabilir.

    Mutlaka vermek gerekiyor ise 4. Aydan sonraki çocuklara inek sütü yoğurt şeklinde verilmelidir. İnek sütü yoğurt olacak şekilde mayalandığında yapısı değişmektedir.

    Yine 4 yaşından büyük çocuklar için kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, badem, fıstık, antep fıstığı, kabak çekirdeği de demir yönünden zengin ve faydalı atıştırmalıklardır.

    Ispanak konserveleri ile birden güç kazanan Temel Reis çizgi filmlerini hepimiz hatırlarız . Annelerimizin bize ıspanak yedirmek için en büyük kozu, ıspanakta demir olduğu ve yersek anında Temel Reis gibi güçlenecek olmamızdı.

    Hepimiz demirden çokça zengin olduğunu düşündüğümüz ıspanağı yemeye zorlanır, bizler de yeryemez tıpkı onun gibi çok güçlü olacağımıza inanırdık o zamanlar. Şimdi büyüdük ve herşeye hemen inanmıyoruz, soruyoruz: “Temel Reis’in gücü ne kadar gerçekti?” diye…

    Üzgünüm ki, ıspanak bilinenin aksine, diğer bazı yeşil yapraklı sebzelerin de olduğu gibi, demir yönünden fakirdir. Ancak , C vitamini yönünden zengin olduğundan demirin emilimine katkısı büyüktür. Bu nedenle kırmızı et, tavuk ve balık ile tüketilmelidir. Bu şekilde gıdalardaki demirin emilimi artmış olur.

    Çocuğunuzda demir eksikliği olduğundan şüphe duyuyorsanız mutlaka bir çocuk hastalıkları uzmanından destek alınız. İlaç kullanımının yanısıra doğru beslenme alışkanlıkları ve besinlerin birlikte doğru kullanımı açısından bilgileniniz.

    Doktorunuz tarafından önerilen demir dozlarını aç karnına veriniz ve sonraki bir saat yiyecek tüketmemesine özen gösteriniz. Düzenli aralıklarla kontrollere gidiniz. Bu şekilde gereğinden az veya fazla demir vermenin yarattığı yan etkilerden ve olumsuzluklardan çocuğunuzun korunmuş olacağınızı unutmayınız.

  • Çocukların zihin ve beden gelişimi için yemesi öncelikli besinler nelerdir?

    Birinci sırada balığı saymak gerekir diye düşünüyorum.Omega 3 ten zengin balıklar beyin büyümesi ve fonksiyonu için temel öneme sahip olan DHA ve EPA yağ asidi kaynağıdır ve balık fosfor ve kalsiyumdan da zengindir. Beslenme düzenlerinde bu yağ asitleri bol bulunan kişilerin genel yetenek testlerinde daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.
    Badem, fındık, ceviz, fıstık gibi yağlı tohumlar, içerdikleri omega-3, omega-6, magnezyum ve çinko ile beyin gelişiminde ve hafızanın güçlendirilmesinde önemli rol oynarlar. İçerdiği özel proteinler sebebiyle,yumurta haftada en az üç gün tüketilmelidir,iyi bir protein kaynağı olduğu gibi, sarısında bulunan kolin de bellek gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

    Beynin sürekli glukoza gereksinimi vardır. Rafine olmayan ,işlenmemiş tahıllardaki lifler vücutta glukozun salınımını düzenler ve sinir sistemini sağlıklı kılan B vitaminleri içerirler. Yulaf zengin bir enerji kaynağı olmasının ve bol lif içermesinin yanında sinir sisteminin tam kapasiteyle çalışması için gereken E ve B vitamini, potasyum ve çinkodan yana zengindir.

    Çilek, frenk üzümü, yaban mersini, böğürtlen gibi koyu renkli meyveler,yüksek düzeyde antioksidan içerir. Göz, diş eti ve genel sağlık için gerekli A ve C vitaminnden zengindirler. Süt ürünleri, güçlü kemik ve dişler için gerekli D vitamini ile kalsiyum içermelerinin yanı sıra enzimlerin yapımı için gerekli protein, karbonhidrat ve B vitaminleriyle doludur.

    Ette bulunan demir, çocukların okuldaki enerjileri ve konsantrasyonları için temel öneme sahip bir mineraldir.Sağlıklı olan her besinden az azda olsa almaktır,çocuklar büyüme döneminde özellikle hayvansal proteinleri tüketmeleri konusunda desteklenmelidir.

    SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİZ