Etiket: Zeka

  • Çocuklarda Zeka Testi

    Çocuklarda Zeka Testi

    Çocuklar bilişsel, duygusal ve fizyolojik boyutta bireysel farklılıklara sahiplerdir. Aynı zamanda çocukların belirli yaş aralıklarında kazanmaları beklenen bazı fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişim özellikleri vardır. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre sahip olduğu özellikleri, çocuk hakkında bize ipuçları verir. Örneğin, bazı çocuklar kendi yaş grubundan daha ileri bir yaşın işlevlerini yapabilirken, bazı çocuklar kendi yaşına uygun olanları yapmakta zorlanabilir.

    ÇOCUKTA ZEKA DÜZEYİ TESPİTİ ve DİKKAT ÖLÇÜMÜ NASIL YAPILIR?

    Zeka testi olarak adlandırılan ölçme araçları; çocuğun öğrenme, anlama, kavrama, yorumlama, ilişkilendirme, soyut düşünme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel yeteneklerini ölçmeyi hedefler. Zeka testleri, çocuklardaki üstün zihin gücünü ortaya çıkarılabilirken, aynı zamanda ayırıcı tanı ve teşhis konusunda önemli ipuçları sağlar.

    Çocukta Zeka testi uygulamasının mutlak gerekli görüldüğü bazı durumlar şunlardır:

    • Öğrenme Güçlüğü,

    • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu,

    • Akademik Başarısızlık,

    • Sınav Kaygısı,

    • Okul Fobisi,

    • Algılama ve Anlama Güçlüğü,

    • İletişim Güçlükleri,

    • Okula Uyum Sorunları,

    • Özgüven Eksikliği,

    • Davranış Problemleri,

    • Algılama ve Anlama Güçlüğü,

    • Sosyal Kaygılar,

    Çocukta Zeka Ölçümü: Wechsler Zeka Ölçeği (WISC-R)

    6-16 yaş arası çocukların zeka aralığını, sayısal ve sözel zeka düzeyini, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek amacıyla uygulanan bir zeka testidir. Sözel Zeka Bölümü ve Performans Zeka Bölümü olmak üzere iki bölümden oluşur. Her bölüm kendi içinde 5 alt test barındırır ve böylece birden fazla beceri alanındaki yeteneklerin ölçülmesi hedeflenir.

    Sözel Alt Testler, sol beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:

    • Bilgiyi Akılda Tutma ve Geri Üretme,

    • Sözel Sentezleyebilme,

    • Benzerlikler Kurabilme,

    • İfade Becerisi,

    • Sözel Muhakeme Becerisi,

    • Kısa Süreli Hafıza

    Performans Alt Testler, sağ beyin yarımküresi işlevleri hakkında bilgi verir. Çocuğun şu becerileri değerlendirilir:

    • Görsel Hafıza,

    • Görsel Dikkat,

    • Neden-Sonuç İlişkisi Kurabilme,

    • Görsel Analiz ve Sentez Yapabilme,

    • Parça-Bütün İlişkisi Kurabilme,

    • Görsel Bilgi Öğrenme Hızı ve Kısa Vadede Kullanabilme,

    Wısc-R testi sonucunda elde edilen IQ skoru, uzmanlar için klinik  değerlendirmede anlam ifade ederken, performans ve sözel becerilerin alt testlerle değerlendirilmesi, çocuğun zihinsel haritasına erişmeyi sağlar ve bilişsel yetenekleri ile ilgili profil ortaya çıkarır.

  • WISCK-IV Nedir?

    WISCK-IV Nedir?

    Yetkin uzmanlar tarafından 2 yaştan itibaren uygun ölçme araçları kullanılarak zekânın değerlendirmeleri birçok şekilde yapılmaktadır. Bu değerlendirmelerle birey hakkında çeşitli kararlar verilmektedir.

    Amerika’da güncellenen WISC-IV’ün telif hakkı 2008 yılında Türk Psikologlar Derneği TPD) tarafından alınmış olup, 2008-2012 yılları arasında Öktem ve arkadaşları tarafından TÜBİTAK destekli proje olarak Türkiye Standardizasyonu tamamlanarak 2013 yılında uygulamaya başlanmıştır.

    “Psikometrik bağlamda zekâ ‘kişinin, farklı zihinsel becerileri ölçmek için geliştirilmiş alt testlerden oluşan bir test bataryasında gösterdiği başarımın aynı yaştaki ve özelliklerdeki norm grubunun başarımı ile karşılaştırılması sonucu elde edilen tekil bir sayı, yani IQ olarak tanımlanabilir’.” WISC-IV’ten önce kullanılan WISC-R testi zekâyı 3 bölümde (Performans Zekâ Puanı, Sözel Zekâ Puanı ve Tüm Test Ölçek Puanı) incelerken, güncellenen WISC-IV testi zekâyı 5 bölümde (Sözel Kavrama, Algısal Akıl Yürütme, Çalışma Belleği, İşlemleme Hızı ve Tüm Ölçek Zekâ Puanı (TÖZP)) incelemektedir. 6 yaştan 16 yaş 11 aya kadar uygulanabilen bu test, çocuğun motivasyonuna ve hızına göre belirlenip yaklaşık 1,5-2,5 saat arası sürebilmektedir. Testin değerlendirilmesi, sadece test puanlarına bakılmaksızın, davranışsal gözlemler, okul ve aileden alınan bilgilerle bütüncül olarak ele alınmalıdır.

    Test sayesinde, çocuklar, test değerlendirilmesi esnasında hem normlara göre hem de kendi içlerindeki başarı dağılımına göre kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir. Sonuçlar ailelerin problemlerine çözüm olarak yorumlanmalı, çocuğun yararına odaklanılmalı, çocukların etiketlenmelerini önlemek adına sonuç puanları değil, sonuca yönelik çözümler önemsenmeli, etik kurallara dikkat edilmeli, güncelliğini ve güvenilirliğini koruması adına da sadece Türk Psikologlar Derneği onaylı Psikologlar tarafından uygulanmalı ve yorumlanmalıdır.

  • Beklenti Etkisi

    Beklenti Etkisi

    Bu yazımda beklenti etkisinin çeşitlerinden ve ne kadar etkili olduğunu görebilmemiz adına yapılmış olan bir çalışmadan bahsedeceğim. Beklenti etkisinin iki çeşidi vardır. 

    1. Yüksek Beklenti Etkisi (Pygmalion Etkisi)

    Literatürde adı Pygmalion etkisi olarak geçer ve insan ilişkisinin olduğu her alanda etkilerini görebileceğimiz bir durumdur. Aslında çok basit, bir kişiye ya da gruba yönelik yüksek bir beklenti olduğunda o kişinin ya da grubun beklentiyi karşılamasına denir.

    1. Düşük Beklenti Etkisi (Golem Etkisi)

    Golem etkisine, pygmalion etkisinin tam zıttı diyebiliriz. Bir kişiye ya da gruba yönelik düşük bir beklenti olduğunda o kişi ya da grubun düşük beklentiyi karşılamasına denir.

    Bu konuyla ilgili yapılmış olan çok ilginç bir deney bulunmakta. Bir grup araştırmacı bir ilkokulun 1. ve 2. Sınıflarına zeka testi uyguluyor. Sonrasında aslında orta seviyede bir zekaya sahip olan öğrenciler hakkında öğretmenlere o çocukların üstün zeka olduklarını söylüyorlar ve öğretmenleri manipüle ediyorlar. 1 sene sonra aynı araştırmacılar okula gelip aynı testi aynı çocuklara tekrar uyguluyorlar ve öğretmenlere üstün zekalı olduğunu söyledikleri ama aslında ortalama zekaya sahip çocukların test sonuçlarında gözlemleniyor ki, zeka puanları artmış. 

    Buna neyin sebep olduğunu anlamaya çalışan araştırmacılar, üstün zekalı zannettikleri öğrencilere diğer öğrencilerden daha farklı davrandıklarını gözlemlemişler. O öğrenciler hata yaptıklarında yanlış yaptın demek yerine neden nerede yanlış yaptıklarını onlara açıklamışlar. Onlara daha çok söz hakkı vermiş, soru sormalarına daha çok izin vermişler. Bu yaklaşımı farkeden öğrencilerde öğretmenlerinin kendilerine olan yaklaşımlarından öğrenmeye daha açık bir hale gelmişler ve soru sormaktan korkmamışlardır.  Aynı zamanda çevresindeki insanların onlara yaklaşımları dolayısıyla kendilerinden yüksek bir beklenti olduğunu fark etmiş bu beklentiyi karşılamak için daha fazla çalışmışlardır.

    Bu etkinin bu kadar ilginç olmasında ki en büyük sebep şüphesiz ki; bu davranışlarda bulunan öğrencilerde, öğretmenlerde bunu bilinçli bir şekilde yapmamalarıdır. 

    Beklenti etkisinden çıkarılabilecek bir çok ders bulunmakta. Bunlardan biri; çevremizde değer verdiğimiz insanlara en iyi destek onların başarabileceklerine GERÇEKTEN inanmak. Beklenti etkisini sadece çevremizdekilerde değil kendi üzerimizde de denemeliyiz ve buradaki istenilen değişim, başarı IQ seviyemizi arttırmak değil, değiştirmek istediğimiz duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız ve aynı zamanda edinmek istediğimiz duygu, düşünce ve davranışlarımızdır. 

    Bu öğretiden yola çıkarak şunu söylemek yanlış olmaz sanıyorum; şu anki biz, diğer insanların ve bizim kendimizden olan beklentisi ne ise oyuz. Ama kendimizin kendimizden ne beklediği daha önemli…

  • Çocuklarda mental retardasyon ( zekâ geriliği)

    Çocuklarda Mental Retardasyon, yani halk arasında bilinen adıyla zekâ geriliği, çocuğun bulunduğu yaşa uygun bilişsel düzeyde olmaması anlamına gelmektedir. Yani; çocuğun, yaşının getirdiği normal bilişsel işlevleri yerine getirememesi durumunu ifade etmektedir. Bireylerin sahip oldukları zekâ düzeyini belirmek için uzmanlar tarafından uygulanan testler bulunmaktadır. Zekâ geriliği, klinik muayene ve çeşitli zekâ testleri kullanılarak teşhisi konulan bir durumdur. Farklı zekâ türleri bulunmakla birlikte IQ, (sayısal zekâ) çocuğun gelişimsel düzeyine göre yapılan testler aracılığıyla bulunabilir. IQ’nun yani sayısal zekânın 70 puanının altında çıkması zekâ geriliğinin olduğunu göstermektedir.

    Yapılan araştırmalara göre zeka geriliğinin toplumda görülme sıklığı %1 ile %3 aralığındadır. Mental Retardasyon tanııs genellikle çocukluk döneminde konulmakla birlikte sosyal işlevselliği ve sosyal uyum kapasitesi yüksek olan çocuklarda daha ileri ki dönemlerde, ergenlik döneminde teşhis konulabilmektedir.

    Zekâ Geriliğinin (Mental Retardasyon) Nedenleri Nelerdir?

    Zekâ geriliğinin en önemli nedenlerinden biri; annenin hamileliğinde, doğum esnasında ve doğum sonrasında yaşadığı çeşitli hastalık, travmatikve enfeksiyonel durumlardan kaynaklanmaktadır.

    Kalıtsal hastalıklar da çocuklarda zekâ geriliğinin en önemli nedenlerinden biridir.

    Annenin gebelik döneminde alkol, uyuşturucu ve ilaç gibi maddeler kullanmış olması.

    Doğum esnasında; bebeğin oksijensiz kalması, kordon dolanması gibi olumsuz durumların yaşanması.

    Mental Retardasyonun, sosyal, psikolojik, biyolojik ve genetik kaynaklı nedenlerin birleşiminden kaynaklı bir bozukluk olduğu uzamanlar tarafından dile getirilmektedir.

    Zekâ Geriliğinin Çeşitleri Nelerdir?

    Uzmanlar tarafından yapılan zekâ testleri kullanılarak, bu testlerden alınan puanlar sonucunda Zekâ Geriliğinin 4 alt çeşiditanımlanmıştır.

    Hafif Derecede Zekâ Geriliği IQ Puanı= 50-55 ile 70 arası
    Orta Derecede Zekâ Geriliği IQ Puanı= 35-40 ile 50-55 arası
    Ağır Derecede Zekâ Geriliği IQ Puanı= 20-25 ile 35-40 arası
    İleri Derecede Zekâ Geriliği IQ Puanı= 20-25 in altında

    Mental Retardasyon Tanısı Nasıl Konulur?

    Zekâ Geriliği tanısı, psikiyatrist ve psikoloğun ortak çalışması sonucu konulmaktadır. Çocuk, çocuk psikiyatristi tarafından yapılacak olan klinik ve psikiyatrik muayene sonucunda zekâ geriliğinin belirti ve bulgularını taşıyor ise ve aynı zamanda uzman psikolog tarafından yapaılacak olan çeşitli zekâ testleri sonucunda düşük IQ puanı durumu ortaya çıktığında tanı konulmuş olur. Türkiyede sıklıkla uygulanan zekâ testleri; Standford-Binet Zekâ Ölçeği, Weschler Çocuklar İçin Zeaka Ölçeği ( WISC-R) dir. Bu testler dışında ayrıca çocuklar için gelişimsel testler de tanı konulmasında kullanılmaktadır. Bu testler dışında ayrıca çocuklar için gelişimsel testler de tanı konulmasında kullanılmaktadır.

    Mental Retardasyonun Tedavisi Nedir?

    Zekâ Geriliğinin ortaya çıkma nedeni başka bir hastalığın varlığı ise, öncelikle hastalığa ilişkin tedavilerin yapılması gerekmektedir.

    Zekâ Geriğinde temel tedavi “Eğitim” Eğitim teknik ve yöntemleri kullanılarak çocuğun sosyal işleveselliğini sağlayarak, çocuğu yeniden topluma kazandırmak gerekmektedir.

    Çocuğa letişim becerileri kazandıracak eğitimler uygulayarak çocuğun yaşam kalitesi arttırılabilir.

    Çocuğuna “Zekâ Geriliği” tanısı konan ebeveynler, “Aile Terapisi” alarak bu durumla baş etme yolunda uzman desteği alabilirler.

  • Aşk, Seks ve Zeka Üzerine

    Aşk, Seks ve Zeka Üzerine

    Albert Einstain 18 Nisan 1955’te ABD’nin Princeton Hastanesinde öldüğünde, beyni incelenmek üzere çıkartılıp saklandı. Bu büyük adamın beyninin böylesi merak uyandırması bile, hayran olunacak bu dahinin ne denli önemli olduğunu bize anlatır. Araştırma sonucunda farklı bir şeye rastlanmadı maalesef ama onun ömrü boyunca kullandığı sıradışı zekasının gerekçeleri hala merak ediliyor. O yetenekli bir müzisyen, bir filozof ve analitik düşünen bir bilim adamıydı. Hızlı ve verimli çalışabilmek için soyutlanmaya, zihinsel olarak yalıtılmış bir ortamda olmaya özen gösterirdi. İlk aşkını 16’sında yaşamış, evlikler yapmış olsa da genellikle yalnız kalmış biridir. Ona aşık olan kadınların yazdıkları mektuplar incelendiğinde, fevkalede büyük bir aşk gözlemleniyor. Elsa, ona sırılsıklam aşık olan bir kadın ve bazen iki hafta hiç konuşmadan evde kaldığını anlatıyor Einstain’in… Ona evlenme teklif ederken de ‘Birini sevmem gerekiyor, başka türlüsü güç. O kişi sensin’ demiş. Düşününce tamamen bencilce, hayatına dahil etme arzusu gibi görünüyor bu ama Elsa halinden gayet memnun. Ludving van Beethoven, Charles Bukowski, Salvador Dalı, Virginia Woolf, Dante Alıghieri, Pablo Picasso ve Wolfgang Amadeus Mozart gibi dahilerin hayatlarındaki aşkları incelediğinizde de göreceksiniz ki, bu ‘aslında pek yakışıklı / güzel olmayan’ insanlara sırılsıklam aşık sevgilileri ve fırtınalı ilişkileri olmuştur…

    Nedir Elsa’nın hissettiği peki? Onu böylesine baştan çıkartan, büyüleyen neydi? İşte burada, o zamanlar adı kullanılmayan ‘Sapioseksüelite’ gündeme geliyor… İsmi geçen dahilere aşık olan kadınların / adamların ortak özelliği sapioseksüel olmalarıydı. Tabi ki Einstain en uç örneklerden biri ama genel olarak tanımlayacak olursak; zeka ve entelektüel bilgiyi çekici bulan kişilere sapioseksüel diyoruz. Çekiciliğin tanımı, toplumlar, ekonomiler, sosyolojik gelişmeler ekseninde yüzyıllar boyunca sürekli değişim göstermiştir. Örnegin Etiyopya’da yaşayan Karo halkı, vücudunda yara olan kadınları daha seksi buluyor. Onların inancına göre; yara almış kadınlar daha dayanıklı ve çocuklarına daha iyi bakabilir. Vücuttaki yara izleri kadının ne kadar güçlü olduğunu, hastalıklara karşı dirençli olduğunun göstergesi. Bundan yaklaşık iki yüz yıl öncesinde ise anadoluda şişman kadınların daha seksi olduğu, daha çok tercih edildiği, hatta evlenmek için ağırlığınca altın istenildiği bilinmektedir. Peki şimdi ne oluyor? Şimdi en çekici gelen unsur, ne kilo ne boy ne takılar ne de yaralar… 920 ile 1910 yılları arasında Çin’de işe kadınların ayaklarını sıkı sıkı bağlıyorlardı, daha çekici olmalarını sağladığı inancı ile… Şu an en çekici gelen şey; zeka ve entelektüel donanım.

    Tarih boyunca daha çekici olabilmek için kullanılan, boyalar, pudralar, yağlar, losyonlar’a; daha soyut olan zeka kavramı da ekleniyor. Vücutları kaldırtmak, sıkıştırmak, fit hale gelebilmek için saatlerce spor yapmak, popo kaldıran külotlar ve destekleyici sutyenlere kütüphaneler ve engin bilgileri eklemek gerekiyor….

    İnsanlar sevişiyor olmaktan daha fazlasına ihtiyaç duymaktadır günümüzde. Beden, sevişmek ve orgazm olmak için yeterli olmamaya başlamakta… İnsanoğlu daha fazlasına ihtiyaç duymaktadır. Yapılan bir çok bilimsel çalışma da, zeka’nın genetik olduğunu bize göstermektedir ve kişiler daha sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için seçecekleri kişilerin zeka seviyesine de dikkat etmektedirler. Kilolu insanların daha doğurgan olduğu, yaralı insanların daha güçlü olduğu inanışları yerini artık bilime bırakmıştır. Ve insanlar, soylarının daha rahat ve konforlu yaşaması için zekanın en önemli faktör olduğu bilgisine sahip. 

    Cinsiyet rolleri açısından erkeklerin de kadınların da zeka hayranlığı emsal sayılmaktadır fakat, süslenmek bakımlı olmanın, sosyokültürel açıdan kadına yakıştırılıyor olması sebebiyle, kadınlarda güzellik en az zeka kadar aranan unsur olmaktadır. Ama kişisel fikrimi soracak olursanız, zeka her iki cins için de öncelikli olmakla birlikte; erkeklerin de en az kadınlar kadar özenli, bakımlı ve şık olmaları gerekmektedir. 

    Konuşamadan, anlaşıldığını hissetmeden sadece bedene duyulan hayranlıkla başlayan ilişkiler; beden tatmin olduğunda sönen bir heyecan olarak kalıyor ve bizim ‘fuckbody’, ‘one night stand’ dediğimiz ilişki biçimleri ortaya çıkıyor. Orgazm, henüz tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahip, cinsellik dediğimiz şey, bedenin sahip olduklarından çok daha fazlası… Bu nedenle her geçen gün zeka ve entelektüel yapı önem kazanmaktadır. Kendini geliştirmeye yönelik motivasyon, araştırma ve merak etme, vücudunuzun ne kadar kaslı olduğundan daha önemli olmaya başlıyor. Ya da surata sürülen boyalardan daha önemli, bir enstürümanı çalabiliyor olmak, kitaplara vakit ayırıyor olmak… 

    Çekicilik anlayışı değişti çünkü kadınlar artık ufak operasyonlarla ve diyetlerle bedenlerini, ciltlerini istedikleri düzeye getirebiliyorlar… Kadınlar arasında ayırıcı olan, onları farklı kılan ise zeka oluyor. Sadece güzellik yetersiz gelmeye başlıyor, çünkü güzel bir burun, dolgun dudaklar, pürüzsüz bir cilt, bir kaç estetik operasyona bakıyor. Okuyan, araştıran, bilen güzel kadınlar günbegün daha çekici hale gelmeye başlıyor. Iris Murdoch’un Ağ kitabında dedigi gibi; Bir kadını vazgeçilmez yapan tek sey zekasıdır.” 

    Kadın ve erkek rollerindeki değişimler, çekicilik konusunda da farklılaşmaya yol açıyor. Hayat standartları açısından, güçlü ve çalışan kadınlar, erkeklerin de hayatlarını kolaylaştırıp yaşam konforunu arttırabiliyor. Bu nedenle, evde oturup, kocasının eve ekmek getirmesini bekleyen kadınlar artık çekici değil! Baba parası ile güzelleşilebilir ama karizmatik bir kadın olmak farklı bir ışıktır. 

    Koca parasına ihtiyaç duymadan, zeka, özgüven, beceri, entellektüel yapı ve özel bir hava gerektirir karizmatik kadın olmak. 

    Karizmatik kadının, farklı bir ışığı ve duruşu vardır hayata karşı; ne iste(me)digini bilir. Kariyeri için güzel adımlar atmış, bedenine özen gösteren, zeka ve entelektüel yapısına yatırım yapan, bilgili ve eğlenebilen kadındır o. Karizmatik kadınların ego’dan sıyrılmış harikulade bir özgüvenleri vardır. Zekaları ile kendi eksenlerinde oluşturduğu bir etkileme çemberi vardır bu kadınların; konuşmaları, bakışları, elleri bilekleri, hatta gülümsemeleri bile saatlerce onunla olma isteği uyandırabilir. 

    Ve bu kadınların yanlarındaki adamlar, kadınlarıyla her zaman grur duyarlar, onlara gün geçtikçe artan hayranlık beşlerler. Evet bazı erkekler, güçsüz kadınları seçer ama zaten böyle adamların zeki ve karizmatik kadınların yanında işi yok. 

    Bu kadınlar neyi istemediklerini bilir ve asla özgüvensiz bir adamla olamazlar. Sahip oldukları ışığı ve havayı arttıracak, çoğaltacak adamları seçerler… 

    Erkek egemen bir kültür yapısına sahip olduğumuzu da göz onunda bulundurarark söyleyebilirim ki; zeki kadınların işi biraz zor. Ama uyum becerisi, zekanın en özel göstergesidir; o kadınlar ki erkeklerini ellerinde tutabilecek kadar bırakıp, yeniden yanlarına çekebilecek kadar profesyoneldir… 

    Konuşamadığınız, hayatı paylaşamadığınız birisiyle sevişmek çok yavan kalacaktır. İlişki kalitesini; tatmin edilmiş bir cinsel hayat, keyifle paylaşılan bir sosyal hayat ve karşılık bulan duygusal ifadeler belirler.

  • Puzzle sorunsalı !!

    Puzzle sorunsalı !!

    Toplum olarak çocuk yetiştirmede olmazsa olmazlarımızdan oldu puzzle. Puzzle ile çocuğumuzu daha zeki hale getirdiğimizi düşünüyoruz. Hatta kaç parçalı puzzle yapabildiğini çok önemsemekle kalmıyoruz, parça sayısını arttırmışsak çocuğumuzun zekasının da katlanarak geliştiğini düşünüyoruz. Ya da çocuğumuz puzzle dan hoşlanmıyorsa zorluyoruz.

    Kreşler puzzle günü yapıyorlar sağolsunlar yapmasalar çocuklarımızın zekası ne olurdu bilemiyorum artıkJ Tabii ki puzzle zararlı, gereksiz ya da puzzle dan uzak tutun değil demek istediğim ancak ben bu konudaki vurguyla ilgileniyorum.

    Puzzle ilk aklıma gelen şey aslında bu konuyla ilgili. Tabii ki bize yetmedi, ülkemizin medar-ı iftiharı Acun Ilıcalı’nın öne çıkardığı ‘mental aritmetik’ e sardık bir dönem. Mantar gibi çoğaldı bu kurslar, çocuğumuz garip el hareketleriyle hesap makinesinin yapabildiği bir şeyi kafadan yapınca gözlerimiz yaşardı. Sonra zeka geliştiren kurslar açılmaya başladı.

    Kıt kanaat geçinen aileler bile zorlanarak göndermeye başladı bu kurslara.

    Oysaki hesap makinesinin yapamadığı ama çocuğumuzun yapabileceği mesela ‘problem çözme’ becerisine odaklanmamız gerektiğini düşünemedik, saçmalamaya başladık.

    Neden ‘zeka’ kavramına odaklandık?

    Tabii ki çocuklarımızın geleceğinden endişe duymamızdan, üniversiteli işsizler ordusunun bizi korkutmasından ya da rekabetçi sistemde anne baba olarak rekabete dahil olmamızdan kaynaklı. Bu çabaların aile tarafı tabii ki iyi niyetli, ancak karşı tarafın her zaman iyi niyetli olmadığını ve ailelerin bu tuzağa düştüğünü düşünüyorum.

    Zeka çok boyutlu ve gelişen bir kavram. Az önce bahsettiğim gibi tek boyutuna odaklandığımızda, zekanın sözel beceri, problem çözme becerisi, neden sonuç ilişkisi kurma-pratik çözümler bulma gibi boyutlarını atlamış oluyoruz.

    Problem çözme demişken artık çocuklarımızın ebeveynler olarak problemlerini biz çözdüğümüz için çocuğumuzu bu alanda erken dönemlerden itibaren geride bırakmış oluyoruz. Sorunla karşılaştırmıyoruz, sıkılmasına müsaade etmiyoruz.

    Yanımızda tablet taşıyoruz mesela. Düğmesini biz ilikliyoruz, fermuarını biz çekiyoruz, çantasını biz taşıyoruz, acıkmasın diye önlemler alıyoruz. Çocuğumuzun hiçbir şeyi eksik kalmasın derken önemli bir şeyleri eksiltiyoruz. Sorun çözme becerisini, yaratıcılığını, kendisini koruyabilmeyi gibi…

    Sonuç olarak ebeveynler olarak çocuğumuz kafasını tabletten telefondan kaldırmayan, odasını toplamayan, sorumluluk almayan, yokluk günlerimizde halden anlamayan, sınır tanımayan bir çocuk olduğunda şaşırıyoruz. Şaşırmayalım. Toplum olarak çocuk yetiştirirken çocuğumuzun da büyüdüğünde sosyal bir varlık olacağını ve sorun çözerek ayakta kalabileceğini unutmayalım.

  • Zeka geriliği (mental retardasyon) (mr)

    Zeka geriliği; güncel kullanımlarda; zihinsel gelişme geriliği, zeka yetersizliği, zeka özrü, normal altı zeka, oligofreni, gelişimsel engellilik, gelişimsel gecikme olarak da adlandırılır.

    Zeka geriliği, klinik muayene bulgularına göre ya da yapılan IQ (zeka testi) testine göre zeka düzeyinin 70 ya da altında olması olarak tanımlanabilir. Zeka geriliği sıklığı, çeşitli toplumlarda %2-3 olarak verilmektedir. Erkeklerde daha sıktır. Zeka geriliği olan çocuklar genellikle konuşmada gecikme yakınması ile getirilirler. MR olan bireylerin %10’unda ciddi düzeyde ek psikiyatrik bozukluk bulunur. Zeka düzeyi düştükçe birlikte bulunan organik bozukluk ve epilepsi riski artmaktadır.

    Zeka düzeyleri

    Hafif düzeyde MR

    IQ düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arası.

    Orta derecede MR

    IQ düzeyi 35-40 ile 50-55 arası

    Ağır derecede MR

    IQ düzeyi 20-25 ile 35-40 arası

    İleri derecede ağır MR

    IQ düzeyi 20-25’in altında

    MR, şiddeti belirlenmemiş

    IQ testleri ile düzey ölçülemez, ancak MR olduğuna dair güçlü kanıt var

    Nedenler

    MR’un pek çok nedeni bulunmaktadır. Doğum öncesi döneme ait (prenatal nedenler) %50-55’ini, Perinatal nedenler (doğum sürecine bağlı) %10-15’ini, Postnatal nedenler (doğum sonrası nedenler) %8-10’unu oluşturur.

    Prenatal Nedenler

    Genetik bozukluklar: Down sendromu, tuberoskleroz, frajil X sendromu, fenilketonüri, prader willi sendromu, Angelman sendromu, amimoasit metabozlizma bozuklukları,…-Annenin geçirdiği enfeksiyonlar: CMV, HIV, toksoplazma, HSV…
    -Toksinler: Sigara, alkol, bağımlılık yapıcı diğer maddelerin kullanımı,…
    -Plasental yetmezlik, gebelik toksemisi, annedeki metabolik bozukluklar (hipotroidi, şeker hastalığı…),…

    Perinatal nedenler:

    -Enfeksiyonlar (ensefalit, menenjit,…)
    -Doğum sürecine bağlı asfiksi
    -Hiperbilirubinemi
    -Havaleler…

    Postnatal nedenler:

    -Enfeksiyonlar (ensefalit, menenjit)
    -Toksinler (kurşun, civa,…)
    -Psikososyal yoksunluk
    -Sinir sistemi travmaları
    -Sinir sistemi tümörleri
    -Metabolik hastalıklar,…

    IQ değeri 50-70 aralığında olanlar ‘eğitilebilir’, 50’nin altında olanlar ‘öğretilebilir’ kabul edilmektedir.

    Eğitilebilir terimi, çocukların okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebileceklerini açıklamaktadır. Zeka geriliklerinin %85’i bu gruptadır (hafif düzeyde MR). Genellikle okula başlamadan önce zihinsel yetersizlikleri anne-baba veya çevre tarafından fark edilmez. Genellikle motor gelişimleri normaldir, bir miktar konuşma gecikmesi görülebilir. Günlük hayattaki çoğu gereksinimlerini kendileri karşılarlar. Büyük kısmı ilköğretimi destekle tamamlar. Çoğunlukla erişkin hayatlarında kendi başlarına yaşayabilirler. Hafif düzeydeki MR olan olgular ilköğretim 6. sınıf düzeyinde akademik başarı elde edebilirler.

    Öğretilebilir terimi, temel akademik becerilerde eğitilemezler ancak günlük yaşamın gerektirdiği sosyal uyum, pratik iletişim ve özbakım becerileri öğretilebilir. Zeka geriliklerinin %10’u orta düzeyde zeka geriliğidir. Anlama ve dil yetisi, kendine bakma işlevleri ve motor becerilerde gerilikler vardır. Orta düzeyde MR olan olguların bazıları ilkokul 1. sınıf düzeyine ulaşabilir, ancak eğitimleri genellikle günlük yaşam becerileri ve özbakımın sağlanması ile sınırlıdır.

    Ağır, ileri derecede ağır ve zeka düzeyi belirlenemeyen olguların sürekli gözetim altında tutulmaları gerekir ve her türlü bakımları diğer kişiler tarafından saptanmalıdır. Bu gruptaki çocuklara çok erken yaşlarda tanı konulur, belirgin motor gerilikleri vardır ve konuşma yetilerini ya geç ya da çok az kazanırlar ya da kazanamazlar.

    Mental retardasyonu olan çocukların eğitim ve öğretiminde birlikte bulunan sebepler de önemli yer almaktadır. Bazı bozukluklar kronik ve progresif (gittikçe kötüleşebilen) gidiş gösterir. Bu durumlarda da çocukların kazanabileceği becerilerde sınırlılıklar ortaya çıkar.

    Gidiş
    Mental retardasyon terimi damgalayıcı olsa da her zaman yaşam boyu sürmeyebilir. Çocuklardaki MR’nin şiddeti, birlikte başka bir organik bozukluğun olup olmaması, zamanında ve uygun özel/genel eğitimlerin sağlanabilmesi, ek psikiyatrik bozuklukların (otizm gibi) bulunup bulunmaması gibi faktörler gidişatta belirleyici olabilir. Özellikle okul öncesi dönemde başlanan ve zihinsel yeteneklerin çeşitli alanlarını içeren eğitim, sorunları çözebilme, soyut düşünebilme, akademik olarak ilerleme sağlamada etkin olabilir.

  • Özel öğrenme güçlüğü (disleksi)

    Kişinin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, yaşı, zekası ve verilen eğitim düzeyine göre beklenen düzeyde öğrenememesi Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) olarak tanımlanır.

    Öğrenme sorunu olan bir çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konabilmesinin ilk şartı, çocuğun zekasının normal ya da normalin üstünde olmasıdır. Zeka geriliği olan çocukların yaşadığı öğrenme sorunları Özel Öğrenme Güçlüğü değildir.

    Özel Öğrenme Güçlüğü doğumdan itibaren var olan, zihnin gelişimiyle ilgili bir sorundur. Az okumayla ya da matematiği sevmemekle oluşmaz. Aksine okumada güçlük yaşadığı için kişi okumaktan kaçınır.

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN ÇEŞİTLERİ

    · 1-DİSLEKSİ (okuma güçlüğü): Okurken atlama, anlamı bozma, harf – ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozukluklar görülür.

    · 2-DİSGRAFİ(yazma güçlüğü): ): Yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.

    · 3-DİSKALKULİ(aritmetik bozukluk): Matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeli sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde izlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ.

    Belirtilerin tümü görülmeyebilir, ancak dislektiklerin zekalarının altında akedemik performans göstermeleri ortak özellikleridir.

    Okul Öncesi Dönemde Disleksi

    Bebekliklerinde emeklemekte zorluk çektiği, çapraz kol ve bacak hareketini uygulayamadığı için çoğunlukla karnının üzerinde sürünür gibi bir görüntü sergilediği, el ve ayak dominansının gelişmediği veya geç geliştiği de gözlemlenebilir.

    Konuşmada gecikme, kelimeleri yanlış söyleme, bildiği halde nesne ve kişilerin adlarını hatırlayamama, kelimeleri bulmakta güçlük ( örneğin; tencere demek istediğinde “yemek pişirilen şey” diyebilir), Sözcüklerin harflerini değiştirmek ( kocaman-cokaman, köpek-pökek), Sözcük hazinesi çok yavaş artar, sıklıkla doğru kelimeyi bulmakta zorlanır. Olayları sırasıyla anlatamama, devrik cümle kurma görülebilir

    Yön problemi vardır. Sağını ve solunu karıştırır. (Ayakkabısın ters giyme gibi)

    Çoğu özellikler erken çocuklukta her iki elini de kullanır, baskın el yoktur, kendi başına çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada, topu tutma, topa vurma, bisiklete binmede güçlük yaşayabilir. Yavaş ve hantal davranışlar sakarlık, sık düşme gözlenebilir. Ritmik hareket etmede güçlük yaşayabilir

    Sıraya koyma güçlüğü, sayıları sırasıyla saymayı öğreneme zorluk, renkleri öğrenememe, karıştırma, alfabeyi, rakamları, haftanın günlerini, ayları sırasıyla öğrenmekte güçlük yaşar. Zıt kavramları öğrenememe

    Düz çizgi çizememe, daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama, şekilleri tersten çizme, Taşırmadan boyama yapamama, Boyamaları hep karalama şeklinde yapma,

    Acelecidir ve dikkati kolaylıkla dağılır. Sözel yönergelere dikkat edememe, benzer sesleri karıştırır. (f, v, b, m gibi)

    İLKOKUL DÖNEMİNDEKİ BELİRTİLERİ

    Zekanın normal ya da daha üstü olması, okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması

    Sözlü sınavlarda daha başarılı, yazılı sınavlarda beklenenden başarısız olması, bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)

    Okumayı zor öğrenme, yavaş okuma, bazı harfleri yazarken veya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,52-25,) bazı heceleri ters okuma (ve-ev, çok-koç), bazı harfleri yazarken karıştırma( d/ b/ d z/ s u/n ) , (bilek-dilek çaba-baca) okurken ve ya yazarken harf, hece atlama, kelimenin sonlarını uydurarak okuma, okumaya karşı isteksizlik, başkası okuyunca daha iyi anlama, okuduğu öykünün anlamını çıkarmada (özet yapma) zorlanma, fakat öykünün içinden sorular sorulursa onları cevaplayabilme

    Yazma ödevlerinden kaçınma, yazarken noktalama işaretlerini yazmama, yavaş yazma, okunaksız ve çirkin yazma. Geç ve yavaş yazar. Not tutma becerisi zayıftır. Kalem tutması bozuktur(avuçlayarak ya da dik tutma), kalemi tutarken çabuk yorulur. Bir satırı takip edemez, satır başına geçerken zorlanır. Kelimeler çok yer kaplayacak şekilde aralıklı ve ya birbirine çok bitişik yazar.

    Eksik cümleler kurarlar, karışık verilmiş kelimelerden düzgün ve anlamlı cümleler oluşturmazlar

    Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma, ödevini eksik alma, ödev yapmak istememe, ödev yaparken sık yardım isteme

    Sık dört işlem hatası yapma ,’’+,x ‘’işaretlerini karıştırıp toplama yerine çarpma yapma, sayıları tersten okuma (12-21, 52-25), çarpım tablosunu öğrenememe, bölme işlemine sağdan başlama, eldeleri unutma, ileri sınıflarda bile parmak hesabı yapma

    Sağını solunu karıştırma, beden eğitiminde başarısız olma (koşma, top tutma), Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bundan dolayı bazı sakarlıklar oluşabilir.

    Alfabeyi, sayıları ve haftanın günleri-aylar gibi sıralı listeleri, saati öğrenmede güçlük çeker.

    Zamanı karıştırırlar ( Önce sonra, dün bugün, şimdi sonra ), Yön bulmada zorlanırlar

    Dikkat ve bellek sorunları nedeniyle verimli çalışamama, zamanı planlayamama.

    özel öğrenme bozukluğu gösteren çocukların %25’si dikkat eksikliği ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da göstermektedirler.)

    İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekerler ( Bazı harfleri karıştırırlar b m f v y r d gibi benzer sesleri ayıramazlar ). İşitsel kavrama yetersizdir ( Yönergeleri unutur, dinlemiyor gözükür ),İşitsel hafızaları zayıftır ( Ona söyleneni çabuk unutur )

    Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çeker. (Gözü kapalıyken avucuna yazılan sayıyı ayırt etmede, gözü kapalıyken konulan nesneyi tanımada güçlük )

    Disleksi tanısı nasıl konulur?

    Çocuk psikiyatristi tarafından aileden okuldan alınan bilgiler, çocuğun değerlendirilmesi, gelişim dikkat ve zeka testlerinin değerlendirilmesi sonrası tanı konulur.

    Tedavi:
    Bu bozukluk çoğunlukla dikkat eksikliği, hareketlilik, depresyon, kaygı bozuklukları veya diğer psikiyatrik bozukluklarla birlikte seyredebilir. Bu durumda diğer psikiyatrik bozukluklara yönelik ilaç tedavileri uygulanmalıdır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sorun olan alanlara yönelik birebir özel eğitim alması gereklidir. Eğer dikkat eksikliği varsa ilaç tedavisi yapılan özel eğitimden daha iyi yararlanmasını sağlayacaktır. Bu çocuklar zeki olmalarına rağmen düşük akademik becerileri olması nedeniyle sıklıkla depresyon, kaygı bozukluğu yaşadıkları için mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından izlenmeli, aile ve okul bilgilendirilmeli, eğitsel desteği sağlanmalıdır.

    Dr Deniz Tirit Karaca

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist

  • Çocuğum çok zeki diye sevinmeli miyim?

    Çocuğum çok zeki diye sevinmeli miyim?

    Zeka: başka bir adıyla zihin gücü, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyum sağlama ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Başka bir deyişle zeka, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler birleşimidir. Zeka öğrenme, algılama, yargılama, hafıza, düşünme, çözümleme, sosyal iletişim gibi bir çok işlemlerde belirleyici rol almaktatır. Kelime anlamı Arapçada pırıltı, ateşin parlamasıdır.

    Zeka gelişimi bebeğin doğumu ile başlar ve hayatın ileriki dönemine kadar gelişir. Yaşamın ilk 4-5 yılı zeka gelişiminde önemli yere sahiptir. Zekanın belirleyicileri genetik kalıtım (ırsiyet) ve çevresel faktörler olarak sıralanabilinir. Çevresel faktörler içerisinde eğitim, arkadaş ortamı, yaşadığı yer vs sayılabilir.

    Zeka çocuk gelişiminde ve çevresiyle uyum içinde yaşamasında önemli role sahiptir. Akademik başarının sağlanmasıyla beraber sağlıklı insan ilişkilerinin kurulmasında da zekanın payı büyüktür.

    Zeka aynı zamanda insanın karşılaşacağı problemleri aşabilmesinde de baş rol alır. Sağlıklı bir zekaya sahip insanların psikiyatrik hastalıklara yakalanma riski düşük, yakalanan insanlarda hastalıktan kurtulma oranı ise yüksek bulunmuştur.

    Zeka değerlendirmesi klinik gözlem ve zeka testleriyle yapılmaktadır. Çocuklarda yaş ilerledikçe zeka testlerinin yanılma payı azalıyor ve objektifliği artıyor. Zeka testlerinin sonuçları IQ puanı olarak yansır. 90-120 normal sınırlarda zeka olarak kabul ediliyor ve toplum ortalamasını yansıtıyor.

    Kabaca 90 altındaki IQ puanı zeka geriliğine, 120 üzerindeki puanlarsa üstün zekaya işaret eder. Genellikle bütün toplumlarda üstün zekalıların oranı aynıdır ve toplumun yaklaşık %3’nü oluştururlar.

    Çocuğun üstün zekalı olduğu nasıl anlaşılır?

    Çocuğun üstün zekalı olduğu yaşamın ilk yıllarında belli olmaya başlar ve ilerleyen yaşlarda belirginleşir. Üstün zekalı çocukların ilk özellikleri gelişim basamaklarını erken geçmeleri ve öğrenme ve taklit becerilerinin iyi olmalarıdır. Örneğin bir çocuğun erken dönemde ismine yanıt vermesi, konuşmasının erken olması, yüzleri ayırt edebilmesi gibi özellikler o çocuğun üstün zekalı olabileceğine işarettir. Bu çocuklar etrafını keşfetmeye etken başlarlar ve keşfettikleri şeyleri amacına yönelik kullanabilirler. İleri yaşlarda çocuğun erken öğrenmesi, öğrenmeye ilgili olması, öğrendiklerini unutmamaları, öğrendikleri bilgileri diğer öğrendikleriyle ilişkilendirebilmeleri beklenilir. Yüksek zekaya sahip çocuğun neden sonuç ilişkisini daha kolay kavraması, ayrıntılara dikkat etmesi ve bu özelliği sebebiyle hayatlarında yenilikler keşfetmesi sıklıkla müşahede edilir. Sağlıklı sosyal ilişkiler kurması, yaşıtları içerisinde liderlik yapması, kendisinden yaşça büyük çocuklarla iletişim kurması gibi özellikler de çocuğun üstün zekalı olabileceğini düşündürür.

    Üstün zekalı çocuklar 3 yaşına kadar kavramları öğrenebilir, akıcı ve kapsamlı konuşabilir, gördüğü şeyleri ayrıntılı olarak anlatabilir ve hatta uzunca olan şiirleri ezberleyebilirler. Okuma yazma öğrenmeleri okul öncesinde olur ve ikinci bir dilde konuşmayı öğrenebilirler. Üstün zekalı çocukların yaşıtlarına göre sık soru sordukları ve sorularına ayrıntılı ve kapsamlı cevap almak istedikleri bilinmektedir. Ayrıca bu çocuklarda duyguları ayırt etme yeteneği, soyut düşünebilme ve empati kabiliyeti erken gelişebilir. Üstün zekalı çocuklar kardeşleri ve arkadaşlarından seçilirler ve bu onların aile ve toplum içindeki farklı muamele görmelerine yol açabilir.

  • Wisc-R Zeka Testi

    Wisc-R Zeka Testi

    Wisc-r bireylerin zihinsel performanslarını belirlemek amacıyla 6-16 yaş grubuna yönelik uygulanan bir zeka testidir. Bu test bireysel olarak uygulanan bir testtir. Uygulaması 1 – 1,5 saat sürmektedir. Her alt testin soruları test yönergesine uygun bir şekilde çocuğa yöneltilir ve çocuktan sorulan soruları yanıtlaması istenir.

    Wisc-r testi, sözel ve performans olmak üzere iki bölümden, her bölümde bir yedek, 5 ana test olmak üzere altı alt testten oluşmaktadır. Wisc-r testi sonucunda bireye ait sözel, performans ve genel olmak üzere üç zeka bölümü elde edilir.

    Wisc-r zeka testi ülkemizde kullanılan yetenek ve zeka testleri arasında geçerlik ve güvenirliği en yüksek olanıdır. Alt testlerinde değişik yetenek alanlarından örnekler bulunması, yorum ve puanlama kriterlerinin netliği, sonuçlarının açık, anlaşılır ve tatmin edici olması bu zeka testinin daha fazla tercih edilmesine neden olmaktadır.Wisc-r zekayı çeşitli boyutlardan oluşan bir genel yetenek olarak kabul etmektedir. Wisc-r zeka testinde her alt test farklı bir yeteneği ölçebilmek amacıyla geliştirilmiştir. Bütün alt testlerde kendini gösteren bir genel zekanın varlığı kabul edildiği için alt testler arasında anlamlı ilişkiler bulunması beklenmektedir. Alt testlerden alınan standart puanlar arasındaki belirgin sapmalar klinik veri niteliği taşır ve deneyimli bir wisc-r uygulayıcısı öğrenme güçlüğü, disleksi gibi olası problem alanlarını bu testin yorumlanması esnasında tespit edebilir.

    Sözel Zeka Bölümü Testlerinde Sorulan Sorular:
    1. Genel Bilgi: Bu bölümde çocuğun doğal ve kültürel yaşamından aldığı genel kültür bilgileri sorulur.
    2. Benzerlikler: Çocuğa iki adet resim gösterilir ve soyutlama yeteneği test edilir.
    3. Aritmetik: Süre sınırı olmakla birlikte, aritmetik işlemler ve problemler yöneltilir.
    4. Sözcük Dağarcığı: Çocuğa kendi dilinde öğrendiği kelimeleri kullandıracak sorular sorulur.
    5. Yargılama: Çocuğun önüne mantık ve muhakeme becerisini ölçecek problemler konur ve çözmesi istenir.
    6. Sayı Dizisi: Sözel zekanın son bölümünde ise çocuğun işitsel hafızasını ölçme amaçlı sorular yöneltilir.
    Performans Zeka Bölümü Testlerinde Sorulan Sorular:
    1. Resim tamamlama: Çocuğun önüne bir resim konur ve resimdeki eksiği tamamlaması istenir.
    2. Resim düzenleme: Resimlerdeki sebep-sonuç ilişkisini oluşturabilme üzerine sorular sorulur.
    3. Küplerle desen oluşturma: 3 boyutta ne kadar yaratıcı olduğunu öğrenmek için küplerden cisimler yaratması istenir.
    4. Şifre: Karışık görselleri düzenleyerek şifre çözmeyi ne kadar hızlı yaptığı test edilir.
    5. Labirentler: El-göz uyumunu ölçmek için labirentin sonuna ulaşma soruları sorulur.
    Uygulamaya girecek olana bir çocuğun uygulamaya başlamadan önce gerekli bazı koşulların sağlandığından emin olunmalıdır.
    -Açlık olmamalıdır
    -Dinlenmiş olmalıdır
    -Uykusunu almış olmalıdır
    -Hasta olmamalıdır.
    -İlaç kullanılıyorsa ve ilacın sakinleştirici/uyku getirici etkisi varsa ilaç etkisi altında olmamak
    Testin sonucunu etkileyecek tüm bu koşulların iyiliği sağlanmış olması gerekir. Rahat kıyafetler tercih edilmelidir.
    Wisc-r zeka testini uygulayacak personel Psikoloji lisans mezunu olmalı aynı zamanda bu ölçme aracıyla ilgili resmi ve özel kuruluşlar ya da meslek örgütleri tarafından verilen eğitim yaşantısına katılarak uygulayıcı yeterlilik sertifikasına sahip olmalıdırlar.