Etiket: Yüz

  • Dolguda yeni trendler

    İlk dolgularla dudak ve nazolabial olukların doldurulması modaydı, sonra sonra dudak çizgileri, marionettler, yanaklar sıraya girdi, şimdide gözaltı ve ışık dolguları ile ulaşılamayan nokta kalmadı.. Tüm yüzün canlandırılması için mezoterapi ürünleri ile birlikte hazırlanan dolgu sistemleri ile göz altı morluklarında ve çökmelerinde kullanılan sistemler şu anda trendy…

    Yüz hatlarının restorasyonunda özellikle derin çizgi ve kırışıkların giderilmesinde yaşlanmaya bağlı, yağ dokusu kaybı ve yumuşak dokudaki hacim eksikliklerinin tamamlanmasında dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu yöntemle derin çizgiler doldurularak yüz hatlarında yumuşak bir geçiş elde edilir. Böylece yüz ifadesi de dolaylı olarak yumuşar. Ayrıca yüzde çökme gösteren bölgelere dolgu maddesi uygulanarak daha genç ve yuvarlak hatlar elde etmek, bu yolla da yüzde istenen yerlere volümetrik enjeksiyonlar yapmak mümkün olur.

    Neden kırışırız ?

    Yaşlanma ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği azalır ve cildin su tutma kapasitesi düşer. Deride bulunan kollajen ve elastin lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakma, gülümseme ve diğer yüz mimikleri de çizgilerin oluşmasına katkıda bulunurlar. Sigara içmek ve kirli hava gibi çevresel faktörler de yaşlanmayı hızlandırırlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en sık olarak kullanılan işlem yüz dolgusu tedavisidir.

    Hyalüronik asit nedir?

    Hyaluronik asit bir bağ dokusu destek elemanıdır ve doğal olarak cilt altı mesafede yaygın olarak bulunur. Varlığı ve yapısı gereği cildimizin daha nemli, kırışıksız ve gergin olmasını sağlar. Klinikte kullanılan hyaluronik asit ise E.coli denen bir bakterinin hücre duvarından izole edilen, ileri laboratuvar koşullarında yüksek teknolojiyle üretilen hayvansal hammadde içermeyen, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Deriye enjekte edildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim oluşturur.Hacminin 1000 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların doldurulması ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, yüz dolgusu işlemi görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.

    Nerelere dolgu yaparız?

    Dudak kalınlaştırma

    Dudak kenarlarındaki derin çizgilerin tedavisi

    Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıkların yumuşatılması

    Göz altı ve yanaklardaki çöküntülü alanların doldurulması

    Dolgu ile kaş kaldırma

    Çöküntülü yara izleri

    El sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi

    Son trendlerden Gözaltı Işık Dolgusu….

    Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır. ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir. İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir. Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

    Diğer bir trendy : Işık Dolgusu….

    Cildimizi oluşturan tabakaları en dıştan içe epidermis, dermis ve deri altı doku olarak sıralayabiliriz. Bu tabakaların her biri ışığı farklı şekilde emer ve yansıtır. Işık cildimize vurduğunda farklı katmanlar tarafından emilen ve yansıyan ışınlar bir araya geldiğinde parlaklık olarak algılanır. Işık dolgusunda kollajenin yapısına giren 8 aminoasid kollajen üretimi için hammadde oluştururken, 3 antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış etkenlere karşı savunmasını arttırır. Işık dolgusunda hyaluronik asid ile diğer vitamin, mineral ve antioksidan etken maddeler mükemmel bir uyum sağlar. Enjeksiyonlarda içerdiği lidokain anestezik maddesi ile hasta konforu oldukça yüksektir. 3 hafta aralarla yapılan 3 uygulama ile ilk uygulamadan itibaren ve sonrasında birikici etki ile gözle görülür ışıltı sağlar.

    Uygulama nasıl yapılır ?

    Hyaluronik Asit, Kalsiyum Hidroksiapatit veya Poli-L laktik asit gibi farmakolojik ajanların derin çizgi, kırışıklık, çöküklük olan bölgelerde, dudaklarda veya el sırtında cilt altına enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Hekimlerin tecrübelerine ve tedavi endikasyonlarına bağlı olarak değişmekle beraber hyaluronik asit bazlı dolgular cilt tonusü ile olan uyumları,yüzün yaşlanma dinamiklerine paralel davranışları ve çok doğal natürel sonuçlar yaratmaları nedeniyle ve komplikasyonlarının neredeyse hiç olmayışı avantajıyla tüm diğer dolgulardan daha fazla tercih edilir hale gelmiştirler.

    İşlem teknik olarak çok ağrılı değildir ancak uygulanacak bölge ve dolgu maddesine göre uygulama öncesinde topikal anestezik kremler veya bazen lokal anestezi gerektirebilir. Etkisi uygulama yapıldığı anda görülür. Uygulanan maddeye, bölgeye ve kişisel faktörlere göre genellikle 6-18 ay arasında sürer. Kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur. Ancak bunların uygulaması geri dönüşümsüz olacağından tedaviye ilk olarak eriyebilen hyaluronik asit içeren dolgularla başlamak sonucu tahmin etmek açısından daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle dudaklarda daha fazla olmak üzere uygulama alanlarında ilk 3 gün şişlik ve morluk görülebilir. Buz uygulaması bu durumun daha çabuk iyileşmesınde etkili olacaktır. Yağ enjeksiyonunda bu şişlik 2 haftaya kadar uzayabilir.

    Beklentiler?

    Derin çizgi ve kırışıkların kısmi veya tam olarak düzelmesiyle birlikte yüz hatlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Dolgu maddesi enjeksiyonu (liquid face lifting) olarakta adlandırılan ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tüm yüzde istenilen sonuca ulaşabilmek için botox, kimyasal cilt soyma, ulrasound lifting ve diğer anti-aging işlemlerle kombine edilmesi de gerekebilir.

    Hyalüronik asit enjeksiyonundan sonra doğal bir görünüm sağlanır. Yüz dolgusu veya dudak dolgusu işlemlerini öğle yemeği tatilinde yaptırıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir ön test yaptırmanıza gerek yoktur. Ancak uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Dolgu enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Etkisi kullanılan materyale göre 6-18 ay devam eder.

    Yan etkisi varmıdır?

    Hyaluronik asit 1996’dan beri dünya üzerinde 70 ülkede 2 milyondan fazla kişiye güvenle uygulanmıştır.Çok ender olmakla birlikte tedavi edilen bölgede birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülürler. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik oluşabilir. Hyaluronik asit ile yüz dolgusu tedavisi, genellikle estetik operasyona bir alternatif olarak uygulanır. Hyaluronik asit kullanımı güvenli olup non allergen olduğundan tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.

  • Dolgu (hyalüronik asit) nedir?

    Yüz bölgesine uygulanan dolgu maddeleri ile cilt kızarıklıklarının ve hacim kayıplarının giderilmesi, yüzün yeniden şekillendirilmesi, çökük olan izlerin tedavi edilmesi, dudak şekillendirme ve dolgunlaştırma işlemleri gerçekleştirmektedir. Uygulanan dolgu maddeleri Hyalüronik Asit içermektedir.

    HYALÜRONİK ASİT NEDİR?

    Cildimizin iskelet yapısını oluşturan kolajeni üreten bir ara maddedir. Hacminin 1000 katı kadar su bağlayabilmektedir. Normalde genç insanların ciltlerinde daha çok bulunan, cilde parlaklık, canlılık veren bir maddedir. Yaşla beraber ciltte azalır. Bunun sonucu olarak cilt kırışıklıkları başlar. Cilt altına verilen dolgu maddesi, cildin alt katmanlarına destek verip, kırışıklık ya da çöküklüğün doldurulmasını sağlar. Ayrıca yüzde germe etkisi yapar.

    HANGİ BÖLGELERE UYGULAMA YAPILIR?

    Yanaklar (Orta Yüz)

    Göz yaşı oluğu (Tear Through)

    Burun kenarı ile ağız köşesi arası oluğu (Nasolabial Oluk)

    Burun

    Dudak kenarı çizgileri (Marrionette Çizgileri)

    Çene

    Kaşlar (Hacim vermek için)

    Göz kenarındaki kaz ayakları

    Alın çizgileri

    Boyundaki yatay çizgilere uygulanır.

    YANAK DOLGUSU

    Orta yüz dolgusu son yıllardaki dolgu uygulamaları içinde en popüler olanıdır. Geçmişte kırışıklığın altını doldururken, günümüzde yeni anlayış eksilen hacmi yerine koymaktır. Yaşla birlikte, yanaklarımız hacim kaybeder ve yerçekimine karşı koyamayıp sarkar. Bunun sonucu yorgun bir görünüm ortaya çıkar. Dolgun yanak kadını daha çekici ve genç kılar. Yanak dolgusu maalesef yapılan kötü uygulamalar nedeniyle genellikle tepkiyle karşılanmaktadır. Ancak doğru kişilerin elinde yapılan uygulamalar sonucu , mükemmel görüntüler elde edilmektedir. Amaç yanakları şişirmek değil, eksilen hacmi yerine koymaktır. Bu bölgede kullanılan hyalüronik asit dolguları daha yoğun özelliktedir. Dayanıklılık süreleri genellikle 1,5 – 2 yıldır.

    DUDAK DOLGUSU

    Dudakların dolgun ve şekilli olması yüzde gençlik ve canlılığın göstergesidir. 35’li yaşlardan itibaren dudaklar incelmeye başlar. Konturu kaybolur, hacmi azalır. Bazen genetik faktörlere bağlı olarak da dudaklar ince ve şekilsiz olabilir. Sigara tüketimi, stres, güneş gibi çevresel etkilerde dudakların incelme süresini hızlandırır. Hyalüronik Asitli dolgularla yapılan uygulamalar sonucunda öncelikle dudak şekillendirilir, gereği kadar hacim verilir. Dolgu uygulaması sonrası dudağın nemi de artar, dolayısıyla pürüzsüz ve canlı görünür.

    GÖZ ALTI DOLGUSU

    Göz altı çukurunun doldurulması, göz çevresinin gençleştirilmesi, morluklar, halkaların ve çizgilerin giderilmesi amacıyla uygulanır. Göz altında bulunan yağ yastıkçığının hacmi, yaşa, kilo kaybına bağlı olarak azaldığında, göz altı oluğu derinleşir. Bu kişinin yorgun görünümüne neden olur. Yaklaşık 15 dakikalık uygulamalar sonucunda kişi daha dinlenmiş ve genç görünür.

    HANGİ DOLGU MADDESİNİ KULLANMALIYIM?

    Kaliteli dolgu maddeleri akışkan olup cilde doğal bir görünüm verirler. En önemlisi de alerjik reaksiyona neden olmazlar. Ucuz, laboratuvar testleri özenle yapılmamış dolgu maddeleri alerjik reaksiyona neden olabilirler. Enfeksiyon riskleri de çok yüksektir.

    DOLGUNUN ÖMRÜ NE KADARDIR?

    Hyalüronik asit içeren dolgu maddeleri, bir süre sonra vücut tarafından eritilirler. Bu süre kullanılan dolgunun yoğunluğuna, kişisel ve çevresel faktörlere bağlıdır. Ortalama ömürleri 6-24 ay arasında değişir. Ancak sigara, aşırı sıcak ortamda bulunmak, güneş maruziyeti gibi çevresel faktörler de dolgunun ömrünü kısaltır.

    UYGULAMA SONRASI NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

    Uygulama sonrası birkaç gün ödem olabilir.

    Uygulamadan sonra morluklar görülebilir. Bu morluklar 1 hafta 10 gün sürebilir.

    Uygulama sonrası sauna, buhar banyosu, hamam gibi yerlere gitmekten kaçınılmalıdır.

    Uygulamadan sonra ilk gün su değdirilmemeli ve makyaj yapılmamalıdır.

  • Botox nedir, nasıl etki eder?

    BOTOX, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen, kasları gevşetmek amacıyla kullanılan bir ilaçtır.Neredeyse tüm antibiyotikler ile aynı yöntem kullanılarak elde edilir. Temelde bakterinin kendini korumak için salgıladığı maddedir.Bu ilaç 20 yılı aşkın bir süredir tıbbın değişik dallarında kas kasılmalarını rahatlatmak amacıyla kullanılmaktadır.

    BOTOX NASIL ETKİ EDER?
    Yüz hareketlerini yapmamızı sağlayan kaslar, üzerlerindeki deriye bağlıdırlar. Yıllar süren mimikler sonucu, kaslar deride gözle görülür çizgiler ve kırışıklıklar oluştururlar.
    Kasa hareketi yaptıran sinir uçlarından kaslara geçen asetil kolin adlı kimyasaldır. Botox maddesi hareketleri kısıtlanmak istenen kas grubu bölgesine enjekte edilir. Sinir uçlarına yerleşen madde asetil kolinin tutularak kaslara geçmesini engeller ve kas hareketini belirli bir süre için sınırlar. Hareketi kısıtlanan kaslar gevşer bu bölgedeki kırışıklıklar kısa süre içinde kaybolur, daha huzurlu ve daha genç görünüm ortaya çıkar. Botox yapılan bir alın daha düz, kırışıksız gözükür. Kaşlar daha az hareket eder ve kaş çatmak zorlaşır. Üçüncü aydan sonra bu etki azalır ve kaslar altıncı aya doğru yavaş yavaş eski hareketlerine dönerler. Tekrarlayan uygulamalar sonucu zaman içinde giderek daha uzun süreli etkiye sahip olarak botoks özellikle yüzün üst kısmındaki yaşlanmayı ciddi şekilde yavaşlatır.

    HANGİ KIRIŞIKLARA UYGULANABİLİR?
    Tedavi için en uygun bölgeler;
    – Alın kırışıklıkları,
    – Göz çevresi,
    – Kaşların arası,
    – Ayrıca boyun çizgileri, burun kenarlarındaki kırışıklıklar, burun ucu kaldırma, üst dudaktaki ince ve yüzeysel kırışıklıklar(sigara izleri), çene bölgesi kırışıklıklarında da kullanılır.
    – Ayrıca aşırı terlemeye karşı, el içleri, ayaklar ve koltuk altlarına uygulanır.

    BOTOKS NASIL UYGULANIR?
    Tedavi öncesi hastaya işlem ve sonuçları anlatılır. Hasta beklentisi ve botoxtan alınabilecek sonuçlar, kişiye uygunluğu ve beklentinin ne ölçüde karşılanabileceği detaylı tartışılır.
    Tedavi bölgesi, yaklaşık 1 saat önce temizlenerek, lokal aneztezik krem uygulanır.
    Sulandırılmış ilacın çok küçük bir miktarı tedavi edilen bölgedeki kaslara enjekte edilir. Bu prosedür tedavi odasında, siz dik bir pozisyonda otururken çok hızlı bir şekilde uygulanır. Tedaviden sonra 1-2 saat süreyle dik bir pozisyonda kalmak Botox ilacının zerkedilen yerde kalmasını sağlamak açısından çok önem taşır. Ayrıca bu sure boyunca ilacın enjekte edildiği kaslara egzersiz uygulanmalıdır.

    ETKİSİ NE KADAR SÜRER?
    İlk uygulamalarda 6 ayda bir, düzenli uygulamalardan sonra yılda bir yapılacak botoks enjeksiyonları son derece başarılıdır. Daha büyük yüz kaslarına sahip olan hastalarda (erkekler gibi) veya yüz kaslarını daha fazla kullanan, çok mimikli kişilerde tedavinin daha sık aralıklarla uygulanması gerekebilir. Genellikle, botox enjeksiyonları sonucu yüz kasları fazla hareket etmemek konusunda adeta ‘ eğitilirler ‘. Zaman içerisinde, çizgileri rahatlatmak için daha az ilaç kullanmak yeterli olur.2 yıl boyunca düzenli olarak botoks uygulanan kişiler aynı şekilde devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir azalma ve buna bağlı yüz ifadesinde değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılması önerilir.

    YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?
    Botox enjeksiyonlarının yan etkisi yok denecek kadar az ve geçicidir. Hafif bir baş ağrısı, birkaç günde iyileşen ve makyajla kapatılabilen morarma olabilir. Hatalı uygulamaya bağlı olarak botoks ilacı, göz kapağına yakın bir noktaya doğru kayarsa, üst göz kapağının geçici olarak aşağıya sarkması gibi bir durum ortaya çıkabilir. Ancak bu çok nadir olarak görülen bir yan etkidir.

    MİMİKLERİM KAYBOLUR MU?
    Alınacak sonuç enjeksiyon yapılan bölgeye ve verilen ilaç miktarına bağlıdır. İlacın özellikleri, uygulama yöntemleri ve uygulamayı yapan kişinin tecrübesi başarıyı etkileyen en önemli faktörlerdir. Alında ve kaşlarda kırışıklıklara neden olan hareketler (mimikler) engellenecektir, arzu edilirse kaslar hafif hareketli kalacak şekilde uygulama yapılabilir. Yüzün diğer kasları enjeksiyonlardan etkilenmez. İlaç sadece uygulama yapılan bölgede etkilidir.

    KİMLERE BOTOX UYGULANAMAZ?
    Hamile olan veya bebek emziren kadınlar enjeksiyonları yaptırmak için beklemelidirler. Nöromüsküler rahatsızlıkları veya kanama problemleri olanlar, tedavi yapılması istenilen bölgede deri hastalıkları olanlar uygun adaylar değildir.

    SIK SORULAN SORULAR

    Botox yılan zehri midir?
    Hayır. Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen bir toksindir. Pek çok antibiyotik de bu yöntemle elde edilir.

    Botoks Felç Yapar mı?
    Hayır. Botoks belli bir süre enjekte edildiği kasların hareketlerini kısıtlar. Kesinlikle hissizliğe sebep olmaz.

    Botox İfadesiz Bir Yüz İfadesi Yapar mı?
    Bu büyük ölçüde uygulama yapan kişinin performansına bağlıdır. Botoks son derece kontrollü, uygulama imkanı olan güvenilir, risksiz ve bazı ameliyatlara alternatif olabilecek başarılı bir ilaçtır.

    Dudaklara Yüze Hacim Kazandırır mı?
    Hayır botox verilen bir bölge şişmez. Bu işlem ayrı bir kategoriye giren dolgu maddeleri ile yapılır.

    Ucuz Botox Fiyatları Nasıl Verilebiliyor?
    İlaç Çin malı olursa veya gereğinden fazla sulandırılırsa fiyat oldukça ucuz olabiliyor.

  • İple yüz germe yeni bir botox mu yoksa dolgu mu?

    1 ile 3 çift iple sonuca ulaşmak mümkündür.

    Yüzü yeniden tanımlayıp, sarkmaları toparlayarak hacmini geri kazandırmak ve kırışık görünümü azaltmak için uygulanan bu yöntem de, işlem uygulanır uygulanmaz etki görülmektedir ve zamanla daha iyi hale gelmektedir.

    30 dakikalık bir işlemle ipler yerleştirilir ve sonuçlar 18 aya kadar sürer.

    Polilaktik asitten üretilmiş olan ipler ve bunlara bağlı koniler derinin derin kısımlarına uygulanır

    Bu madde kolajen üretimini uyarır ve vücutta doğal bir uyarı sağlar.

    Kadınlar ilk olarak yüzlerindeki kırışıklıklardan kurtulmak için botulinum toksin uygulatıp buna para ödediklerinde bu durum toplumca garip karşılanmış ve alay konusu olmuştu.

    Daha bundan iki dekat önce 2002 yılında, botoks uygulaması diğer uygulamalarda da ABD tarafından FDA onayı aldığında da eleştiriler devam etti. Ancak günümüzde dünyanın bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde en ünlü isimlerden başlayarak, düşük gelir seviyeli kişilere kadar uzanan büyük bir erkek ve kadın popülasyonunda botoks uygulaması önemli bir anti-aging bakım olarak kabul edilir hale geldi ve rutin bir şekilde uygulanmaktadır.

    Bu yeni uygulama botoksun yedi yıl önceki durumu kadar önemli ve büyük bir tedavidir.

    Yüzün sarkmış bölgelerini kaldırma ve cildi yeniden canlandırma: bu ikili ihtiyacı karşılamak için bu ipler üretilmiştir. Bir yandan cildin sarkan bölgeleri konilerle tekrar kaldırılırken bir yandan da iplerin özelliği ile kolajen üretimi yeniden uyarılmakta ve cilt sıkılaşmaktadır.

    İp yerleştirildikten sonra uygulama yapılan bölgeye hafif bir basınç uygulanır ve anında o bölgede asma ve kaldırma işlemi gerçekleşir. Bu şekilde doktor cilt yüzeyini yeniden şekillendirilmiş olur ve gözle görülür şekilde pürüzsüz hale getirir. Ardından zaman içinde içerideki ipin kolajen üretimini uyarıcı etkisi ile cildin yenilenmesi ve sıkılaşması uyarılır.

    Bu iplerinin en önemli farkı sadece birkaç çift ip uygulaması ile anında etkili ve doğal sonuca ulaşabilme kabiliyetidir. Yine yüze uygulanan ve örümcek ağı olarak bilinen diğer iplere göre farkı, 60-100 adet dikiş ipinin yüze uygulanmaması, aksine birkaç çift ipin yeterli olmasıdır. İkinci olarak ipin materyalinin kollajen üretimini daha fazla uyarmasıdır. Sonuçlar diğer iplere kıyasla hemen alınmaktadır. Çok az iple yüze istenilen şekli anında vermek ve rejenerasyon etkisinin 18 aya kadar sürdürmeye devam etmesi en büyük avantajıdır.

    30 dakikalık bir işlemle ve doğru bir gerilim sağlayarak şık bir görünüm elde etmek mümkün. Yanaklara uygulandığında çok fazla olmayan doğal bir hacim sağlar, balon gibi şişmiş yüzler yapmaz.

    Rejeneratif etkisi kademeli ve doğal olarak işleyen bir süreçtir: Polilaktik asit (PLA ) iplerin başlıca bileşenidir, PLA maddesi yıllardır (Kalp-Damar Cerrahisi ve beyin ameliyatlarında) güvenle kullanılmaktadır. Polilaktik asit, derinin kendi kolajenini üretmesini uyarır. Zamanla ve yavaş yavaş ilerleyen bu süreç, sarkık alanların hacmini artırmaya yardımcı olur ve kademeli olarak mükemmel doğal yüz şeklinin oluşmasına katkıda bulunur. 18 ay sonunda ip tamamen erimektedir. İp anında kaldırma etkisi yaparken, yenilemeyi uyarıcı etkisi kalıcıdır.

    (Uzm. Dr. Nezih Karaca “3 nokta tekniği” ile iple asma uygulamalarını Türkiye’de ilk uygulamaya başlayan kişilerdendir).

  • Fraksiyonel co2 lazer

    Fraksiyonel Karbondioksit Lazer (E CO2)

    Dış görünümüne önem veren herkes pürüzsüz bir cilde sahip olmak ister. Ancak geçmişten kalan akne, yara, yanık izleri ve çatlaklar bazen güzelliğimize gölge düşürebilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer nedir ve nasıl çalışır?

    Normal yaşlanma prosesine, güneş hasarı ve hava kirliliğinin zararlı etkileri de eklendiğinde kollajen yıkımı hızlanır. Kollajenin ciltteki miktarı azaldıkça kırışıklıklar gözlenmeye başlar. Cilt gençleştirmede kullanılan fraksiyonel CO2 lazerler, tüm cilt yüzeyini etkileyen konvansiyonel CO2 lazerlerin aksine, ciltte mikroskobik kolonlar açarlar. Bu kolonlar çok ince kanallardır. Bu bölgelerdeki esas hedef sudur, yani kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapılar, seçici termal hasara uğrarlar. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki hasar görmemiş bölgelerdeki canlı hücreler hasarlı alana göç ederek buradaki onarım mekanizmasını uyarırlar. Böylece cilt altında yeni kollajen üretimi başlar. Yeni jenerasyon fraksiyonel CO2 lazerlerin en büyük özelliği cildin üst yüzeyine hasar vermeden işlevlerini cildin altında gerçekleştirmeleridir. Böylece cildin üst yüzeyinde çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve kişiler sosyal hayatlarına kısa süre içinde dönebilirler.

    Daha önce üretilen Er:Glass ve Er:Yag lazerlerin dalga boylarının kısa olması sebebiyle yeterli cilt derinliğine ulaşılamamakta, bu nedenle de etkileri sınırlı olup, bazen çok sayıda uygulamaya rağmen istenilen noktaya varmak mümkün olamamaktaydı. Bu sınırlamanın aşılması amacıyla dünya çapında gelinen son nokta CO2 lazer sistemlerinin fraksiyonel versiyonudur.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye dayalı şekilde değil, inilen derinlik kesin olarak bilinir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme hızı çok yüksektir ve iyileşme süresi kısadır. Dalga boyu daha uzun olduğu için, daha derin dermisde etkisini gösterdiğinden benzer sistemlere göre etkisi çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır?

    Cilt Yenileme, yüz gençleştirme:
    Yüz, göz kapakları, boyun , dekolte bölgelerindeki, el üstündeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi ve genital bölge estetiğinde kullanılır.

    İz Tedavisi:

    Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlaklarının görüntüsünün düzeltilmesinde kullanılır.

    • Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    • Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    • Kötü yara iyileşmesi (hipertrofik skar) ve yara kabarmalarının (keloid) azaltılması

    • Bazı cilt kanserlerinin tedavisi

    • Piyojenik granülom tedavisi

    • Rinofima ve otofima tedavisi

    • Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi

    • Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının (ksantalezma) tedavisi

    • El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş siğil ve kondülomların tedavisi

    Fraksiyonel CO2 Lazer Sonucu Ciltte Oluşan Değişiklikler Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası, ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1 – 3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi olarak adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma olur. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 2 – 5 yıl önceki durumuna geri döner.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Ağrılı mıdır?

    Uygulama sırasında yanma ve acı hissi olur. Bu his lokal anestetik kremler kullanılarak azaltılabilir.

    Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Kaç Kez Yapılır?

    Fraksiyonel CO2 lazer sisteminde seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Hafif – orta derece kırışıklıklar ve izlerde 2 – 3 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi 3 – 5 seans olarak düzenlenir. Seansların aralığı 1 – 1.5 aydır.

    İyileşme Sürecinin Özellikleri Nelerdir?

    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte ilk gün kızarıklık ve ödem meydana gelir. Sonrasında 3 – 7 gün süren noktasal kabuklanma dışında bir şikayet olmaz. Hasta 3. günden itibaren makyaj yapabilir. CO2 fraksiyonel lazerin bu avantajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

    Uygulama Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Hasta uygulama öncesi güneş ve solaryumdan 1 ay uzak kalmalıdır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar (aspirin,heparin), retinoid içeren ilaçlar (isotretionin), ışığa duyarlılığa neden olan ilaçlar (tetrasiklin, naproksen, östrojen, progesteron, doğum kontrol hapları, klorokin) alınmamalıdır. Uygulama öncesinde cildi aşındırıcı dermabrazyon ve peeling gibi tedaviler veya cilt germe operasyonu uygulanmışsa mutlaka uygulama yapan doktora söylenmelidir. Hastada geçmişte herpes (uçuk) çıkarma öyküsü var ise, mutlaka uygulama öncesinde ilaç almalıdır.

    Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Uygulamadan 2 gün sonra ılık duş alınabilir. Ödem ve inflamasyonu azaltmak için soğuk kompres uygulanabilir. Uygulama sonrası ciltte oluşabilecek kabuklanmayı azaltmak için cilt nemli ve temiz tutulmalıdır. İlk hafta içinde bu nemlendirme işlemi günde 3 – 4 kez tekrarlanmalıdır. Hastanın cilt tipine ve çevre koşullarına bağlı olarak iyileşme sonrası güneş koruyucular kullanılmalı, cilt soyucu kremler ise en az 1 ay kullanılmamalıdır.

    Tedavi kimlere uygulanmaz?

    • Kişide son 3 ay içinde izotretinoin kullanma öyküsü varsa bu tedavi uygulanmaz.
    • Hamilelere uygulanmaz.
    • Deride aktif enfeksiyonu ve aknesi olanlara uygulanmaz.

  • Burun ve estetik analizi bölüm 2

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 2

    Burunun 1/3 orta kısmının değerlendirilmesi

    Burun orta kısmının simetrisi, dış hattı, eğimi, volümü ve şekli değerlendirilmektedir. Burunu oluşturan kemik ve kıkırdak arasındaki ilişki belirlemektedir.

    Burunun 1/3 alt kısmının değerlendirilmesi

    Burun uç kısmının değerlendirilmesi; bunun için kullanılan parametreler; Projeksiyonu, Rotasyonu, Pozisyonu, Volümü, Burun ucu tanımı, Genişliği, Şekli

    Burun ucu projeksiyonu; yüzün profilinde burun kanadının yanakla birleşme noktası ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tabanı eşkenar üçgen şeklinde olduğu için burun taban genişliği neredeyse burun projeksiyonuna eşittir.

    Burun ucu projeksiyonu

    Burun ucu projeksiyonunun belirlenmesi için birçok metod geliştirilmiştir. Bunlar;

    Byrad metodu; Buna göre ideal burun ucu – nasal tip projeksiyonu = 0.67 x burun uzunluğudur.

    Goode metodu; nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi noktası arasındaki hattın %55-60’ı burun projeksiyonunu vermektedir.

    Crumley metodu; burun öncelikle kenarları arasında 3-4-5 oranları olan bir dik üçgene benzetilir. Bu üçgende nasion-burun ucu arasındaki uzaklık hipotenüsdür. Bu üçgenin diğer kenarları nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi, burun kanatları-yüz birleşkesi-burun ucu arasındaki hatlardır. Burun projeksiyonu bir burunda 3 oranına sahip kenar kadar olmalıdır.

    Baum oranları; Nasion- subnasion hattına burun ucundan-pronasionadan çizilen dik çizginin uzunluğu. Bu 2.8 olarak bulunmuştur.

    Subnasale ile burun ucu arasında yatay olarak ölçülen burun ucu projeksiyonu ortalama izdüşümü 15,5±2.8mm’dir. Yetişkin bir bireyde 20mm’nin üzerindeki burun büyük; 14mm’den az da küçük olarak kabul edilmektedir.

    Simon oranı; subnasion ile burun ucuronasion arası mesafe/ subnasion ile üst dudak arası mesafe oranı 1 olarak bulunmuştur.

    Burun ucu şekli ve estetik yapısı burunda bulunan LLC (lower lateral cartilage) kıkırdağın şekli ve pozisyonu ile ilgilidir.

    Burun projeksiyonu

    Burun uzunluğu zor değiştirilmektedir. Oysa burun projeksiyonu cerrahi yada medikal estetik uygulamalar ile değiştirilebilir. Burun projeksiyonu yan duruşta burun kanatları-yüz birleşkesinden geçen dik hat ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tipinin yüze olan mesafesi burun projeksiyonu değiştirmektedir. Burunun projeksiyon değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır.

    Burun projeksiyonunda kullanılan yöntemler;

    Goode nin yönteminde nasiondan burun kanatlarına inilen bir dik hat çizilmekte ve bunada burun ucundan dik bir hat çizilmektedir. Burun projeksiyon burun uzunluğunun % 60 olmalıdır. Burada N-A/T-A oranı 0.55-0.60 olmalıdır. B

    Burun ucu rotasyon açısı; burun kanatlarından geçen dik hat ile buna burun ucundan uzanan hattın arasındaki açıdır. Erkeklerde 100 kadınlarda 105 derecedir.

    Burun ucu rotasyonu profil değerlendirmede collumella, burun kanatları ve üst dudak ile birlikte değerlendirilmelidir.

    Burun ucunun değerldirmesi

    Burun ucu en iyi bazal yani yüzün tabanından buruna bakılarak yapılmaktadır. Normalde burun ucu tam bir eşkenar üçgen gibi görünmelidir.

    Burun ucu şekline göre sınıflandırmalar yapılmıştır. Örneğin Boxy, bulbous, piched tip gibi. İlk iki resimde Boxy diğer iki resimde pinch burun ucları gösterilmektedir.

    Kolumellanın değerlendirilmes,; Yüzün profil değerlendirmesinde burun kanatlarının altında görünen bölüme kolumella-columella alanı denir. Normalde görünürlüğü 2-4 mm dir. Profilde burun kanatarının hafif eğimi olması gerekirken bu eğim açılı olabilir.

    Yüzün önden görünümünde kolumella ile burun kanatlarının arasındaki ilişki martı kanatı görünümündedir. Burun kanatlarının yapısı ve columella bu görünümü değiştirebilmektedir.

    Burun delikleri ve ortada kolumella arasındaki ilişki

    Burun uç kısım ile burun tabanı arasındaki oran 0.8 dir. Bu oran yaşla artmaktadır. özellikle 30 yaş sonrasında

    Normalde üst, orta ve alt parçalar birbirine eşit olmalıdır.

    Burun deliklerinin aksı ile kolumellla arasında bir açı oluşmaktadır. Bu açı ırklara göre değişmekle birlikte beyaz ırkta 45-60 derece iken uzak doğu ırklarında bu açı daha geniştir.

    Yumuşak üçgen

    Aşağıdaki resimde kırmızı ile boyalı ince deri bölümüdür. İçinde kartilaj gibi bir iskelet yapı olmayıp az miktarda ciltaltı dokusu bulunur. Burnun kutsal yapılarından biridir.

    Üst dudak ile burun arasındaki ilişki

    Burunun uzunluğu, volumü, burun alt 1/3 kısmının şekli üst dudağı etkilemektedir. Bunun terside doğrudur.

    Burun ucunun yukarı ve aşağı rotasyonu, üst dudak uzunluğu, üst dudak projeksiyonu ve subnasalenin konturu bu anatomik bölgenin estetiğini değiştirmektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Burnun estetik analizinde basit bir değerlendirme yöntem kullanılabilir. Bunun için burun uzunluğu, burun ucu projeksiyonu, burun kökü projeksiyonu ile yüzün genel uzunluğu arasındaki ilişkiye bakılmaktadır.

    Bu amaçla bir analiz listesi geliştirilmiştir.

    Ağız kapanma kusurları ilk olarak değerlendirilmektedir. Örneğin çenenin önde yada geride olması, üst ve alt çenenin değerlendirilmesi son derece önemlidir.

    Yüzde şu noktalar; kaş arası en belirgin nokta Glabella(Gs), profil görüntüde burun kanatlarının en alt noktası(ABP), Ön çenenin en alt noktası-Menton(Mes), Dudakların ortada birleşme noktası-stomion (S), burun kanatlarının yanak ile birleşim noktası (ACJ), Göz korneasından geçen hat(CP), üst göz kapağı katlantı çizgisi(SPF), Burun kökü(R) ve burun ucu(T) saptanarak işaretlenmektedir.

    Glabella-subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) orta yüz yüksekliği (MFH) ve Menton- subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) alt yüz yüksekliği ölçülmektedir (LFH). Dengeli bir yüzde MFH LFH eşit olmalı yada LFH MFH dan 3 mm fazla olabilmektedir.

    Menton ile stomion arası mesafe ölçülmektedir. (SMes).

    R-T mesafesi yani burun uzunluğu ölçülmektedir(RT). İdeal burun uzunluğu RTi olarak tanımlanmaktadır. RTi=0.67 × MFH yada RTi=SMes dir.

    5. Burun ucu projeksiyonu; (ACJ–T); ideal burun ucu projeksiyonu RTi X 0.67 dir.

    Burun kökü projeksiyonu CP–RP mesafesi olarak ölçülmektedir. İdeal burun kökü projeksiyonu RTi × 0.28 dir ve buda 9-14 mm arasında değişmektedir.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 2

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 2

    Yüzün profilden analizi

    Yüzde kulaktan geçen çizgilerin birleştirilmesi ile konveks yapı ortaya çıkmaktadır.

    Yüzün yan yani profil değerlendirmesinde kulaktan başlayarak saç ön çizgisi, burun kökü, burun ucu ve çeneye uzanan çizgiler çizilmektedir. Bunlar birleştirildiğinde çekici ve güzel bir yüzde konveks bir hat ortaya çıkmaktadır. Bunun düzleşmesi yada konkav olması yüz güzelliğini bozmaktadır. Konkav olması halinde buna tabak-dish yada cadı yüzü-wich face denilmektedir. Bunlar ancak estetik cerrahi işlemler yada medikal estetik uygulamalar ile düzeltilebilmektedir. Konveksitenin artmasına ise kuş yüzü-bird face denilmektedir.

    Yüzün bu açıdan değerlendirmesinde;

    Yüzün Total yüksekliği, bu yüksekliğin üst, orta ve alt yüz bölümleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Bu bölümlerdeki alın, göz , burun, üst dudak, alt dudak ve çene değerlendirilmektedir.

    Yüzün profil görünümünde arkadan öne doğru projeksiyon yapan göz çevresi, elmacık kemiği bölgesi, burun kökü, burun, burun ucu, dudaklar ve çenede değerlendirilmektedir.

    Bu açıdan alının, burnun, göz altlarının, burun kolumellasının, üst ve alt dudakların, çene altının, boyunun dış hatlarının eğimlerine de bakılmaktadır.

    Yüzün profil değerlendirmesinde seçilecek güzel bir yöntemde ise; burnun üst dudak ile birleşme noktası olan subnasaleden geçen dik ve yatay bir hattın çizilmesidir. Bu yüzde tüm anatomik alanların ve aralarındaki ilişkinin değerlendirmesinde faydalı olmaktadır.

    Yüzün subnasaleden geçen dik ve yatay çizgiler ile bölünmesi ve karşılaştırılması

    Yüzün profil analizinde boyunda değerlendirilmektedir. Bu amaçla baş boyuna doğru eğilmektedir. Başın bu hareketi boyunda deri ve yumuşak dokuların laktasitisine balı olarak birçok kırışıklık ve katlantı ortaya çıkmaktadır buna “Akordiyon belirtisi” denilmektedir.

    Boyunda “Akordiyon belirtisi”. Birinci resimde hasta başını boyuna doğru eğdiğinde boyunda kırışıklık ve katlantılar oluşmaktadır. Aynı hastaya yapılan estetik girişimler sonrasında bu belirtilerin kaybolması.

    Yüzün profil değerlendirilmesinde yüz açılarına sayısal olarak bakılmadanda değerlendirme yapılmaktadır.

    Bu estetik analizde bir çok açı kullanılmaktadır. Alın-burun açısı, Burun-çene açısı v.b. gibi.

    Yüzdeki açılar

    Yüzün profil analizinde bu açılar sayısal olarak ölçülmez. Bu açılar yatay olarak tam 2 ye bölünmektedir. Böylece açıyı yaratan anatomik alanların asıl sorumlu oldukları açılar belirlenmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde hastanın Burun – üst dudak açısı genişlemiştir. Bu açı yatay olarak 2 ye bölündüğünde bu genişlemden asıl sorumlu olan anatomik bölgenin burun ucunun aşırı yukarı rotasyonundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

    Yüzdeki açılar yatay ikiye bölündüğünde açıyı oluşturan anatomik alanlar daha iyi değerlendirilmektedir.

    Yüzün kalitatif değerlendirilmesinde özel anatomik alanlardan genel yüz değerlendirmeside yapılabilmektedir.

    Örneğin gözün alt sklera – beyazlığının görünür olması(inferior scleral show) ; Normal baş pozisyonunda göz alt kapağı gözü tamamen örtüğü için sklera görünmez. Ancak başın yukarı yada aşağı açılanması bunun görünürlüğünü arttırmaktadır. Buna “yalancı inferior scleral show” denilmektedir. Bu nedenle bunun değerlendirilmesi yapılırken baş doğal pozisyonu ve gözlerin tam karşıya bakıyor olması son derece önemlidir.

    İlk resimde sklera görünmüyor. Ancak başın yukarı ve aşağı açılanması gözlerin karşı bakışında bunun görünür hale gelmesine neden olmaktadır.

    Gerçek scleral show bölgesel yada yüzün genel problemlerine bağlı olabilmektedir. Örneğin alt göz kapağının aşağı çekilmesi, göz küresinin çok önde olması gibi. Yada yüzün orta kısmının az gelişmesi “maxilla hypoplasia” bağlı olabilmektedir. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta hastada “maxilla hipoplasisi” vardır.

    Bu hastada skleranın görünür olması üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

    Özel alan değerlendirmesinde bir diğer önemli alan mandibula yani alt çene kemiğidir. Bu özel alan yüzün oblik ve profil duruşlarında en iyi değerlendirilmektedir. Mandibulanın dış sınırına, kenar keskinliğine, açısına, üzerindeki yumuşak dokuya ve üzerindeki dokunun pitozisine bakılmaktadır.

    Aşağıdaki ilk hastada mandibula üzerindeki yumuşak doku kalınlığı ince ikinci hastada kalındır.

    Mandibula kenar düzlemi çizilir. Bu yüzün 1/3 alt kısmının, çenenin konturunu ve çene projeksiyonunun değerlendirilmesinde son derece önemlidir. Ayrıca bu düzlem ile mandibula alanın rotasyonuna bakılır.

    Birinci hastada mandibula dışı hattının saat yönü tersinde rotasyonu gözlenmekte bu yuzün 1/3 alt kısmının daha kısa görünmesine ve çenenin keskin hatlı olmasına neden olmaktadır. 2. hasta ise mandibular dış hattı idealdir. Son hastada ise mandibular dış hattı saat yönünde rotasyon göstermiş buda yüzün alt kısmının daha uzun görünmesine neden olmakta, çene projeksiyonu kaybolmuş ve yan profilde hastanın yüz konturu düzensizdir.

    Yüzün toplam uzunluğunun değerlendirilmesinde ölçüm yapılmadan yüzün oblik ve profil fotoğrafları kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yüzde diş-çene-yüz deformiteleri tanımlanmaktadır. Bu amaçla oblik ve profil fotoğraflarda nasion-kulak üst noktası, burun tipi-tragus üst noktası, subnasion-tragus altı, stomion-kulak altı ve mandibula köşesi-pogoniondan geçen hatlar çizilmektedir. Bu çizimler üzerinde bunların yüzün önünde yaptıkları silüetlerin açılarına bakılmaktadır. Akardion şeklinde hat ortaya çıkmaktadır. Bunun aralarının açılması yani “open accordion” görünümünde açılar ve eğimler düzleşmiştir. “Closed acardionda” ise keskin yüz açılanmaları ve belirgin eğimler gözlenmektedir.

    Örneğin ilk 2 resimde genişlemiş akardion görünümü yani; yüz uzamış ve açılar ve eğimler düzleşmiştir. 3. ve 4. resimlerde ise daralmış akardion görünümü yani; yüz kısalmış açılar dikleşmiş ve eğimler belirginleşmiştir.

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi için bir eğri tespit edilmiştir (cheekbone–nasal base–lip curve). Estetik olarak ideal bir yüzde bu bu eğri aşağıdaki resimde olduğu gibi konveks ve kesintisiz olmalıdır. Bu eğri kulak önünde başlamakta elmacık kemiği üzerinde ilerlemekte resimde görülen 1ile işaretli cheekbone noktasına ulaşmaktadır. Daha sonra öne ve aşağı doğru eğri seyretmekte ve resimdeki 2 ile işaretli maxilla noktasına ulaşmakta oradan nasolabial katlantıya paralel aşağı ve dışa doğru seyrederek ağız köşesinin dışında sonlanmaktadır.

    Cheekbone noktası estetik olarak ideal bir yüzde yüzün en çıkıntılı yeridir ve gözün dış köşesinin 20-25 mm altında ve 5-10 mm önündedir. Cheekbone noktasının düzleşmesi yanak ve üst çene kemiği gelişimsel geriliklerinde görülebilmektedir.

    Üst çene kemiğinin geride yerleşmesi bu eğrinin maxilla noktasında düzleşmesine hatta konkav olmasına, cheekbone noktasının düzleşmesine, alt göz kapağının saat yönünde yapılanmasına, neden olmaktadır. Bu hastaların oblik yüz bakılarında S benzer yüz dış hatları yanak kısmında da düzleşme gözlenmektedir.

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 1

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 1

    Gülme yüz kaslarını kullanarak meydana gelen yüz ifadelerinin en önemlilerinden biridir. Gülme duyguların dışa vurumu olduğundan çok önemlidir. Gülme yüzün denge ve uyumun en önemli tamamlayıcısıdır. Kendine güven duygusunun ilk anahtarı, sözcüklerin duyguyla birleşimi, benliğin yansıması, ifade yeteneğinin mükemmel büyüsü gülme ile başlar. Yüz yapıları ile uyumlu, dengeli, etkileyici ve sevimli gülüş toplumda kişiler arası ilişkilerde kabul ettirici rol oynar. Estetik olmayan bir gülüş ise tam tersine itici bir görsel algı sayılmakta ve kişinin mutsuz, huysuz, asabi biri olarak algılanmasına yol açmaktadır. Gülümsemenin kişinin sosyal hayatında yadsınamayacak bir konumu vardır. Genellikle kişilik değerlendirmede ilk bakış ilk ulaşılan kanının çıkış noktasıdır.

    Gülümseme estetiğine dair yapılacak bir değerlendirmede sonuç bakan kişinin subjektif kararını içerse gülmenin objektif estetik analizleri yapılabilmektedir. Bu analizler yüzün ön, oblik açı ve yan değerlendirimelerinde hem statik hemde dinamik öğeler üzerinde yapılmaktadır ve bazı parametrik ölçümler kullanılmaktadır.
    Bu parametrik ölçümler; gülme genişliği, üst dudak yüksekliği, gülme sırasında görülebilir dişler ve diş eti, üst kesicilerin alt ve üst dudak ile ilişkisi, negatif boşlukların genişliği vb. Gülme sırasında tüm yüz mimik kaslarının aktif olması ile birlikte yüzün alt 1/3 kısmı estetik olarak daha ön plana çıkmaktadır.
    Gülme sırasında alt ve üst dudaklar ile çevrelenen “gülme alanı” ortaya çıkmaktadır.

    Gülme sırasında ortaya çıkan bu alanda dişler ve dişetleri görünür olmaktadır. Gülme alanının yumuşak doku beliryicileri dudak kalınlığı, dudak köşeleri arasındaki genişlik, dudaklar arası aralık , gülme indeksi yani dudak köşeleri arasındaki genişlik/ dudaklar arası aralık(genişlik ve yükseklik) ve dişeti dokusudur.

    Gülme alanının dış kısımlarında sağ ve sol ağız köşeleri bulunmaktadır. Ağız köşelerinin iç ve dış bölümler olarak algılanmasında en önemli faktör ışık ve gölgedir. Ancak ışık ile bunlar köşeden daha çok iç ve dış köşeler olarak algılanır. Gün ışığında yapılan fotoğraf çekimlerinde ağız köşesi karanlık koridoru oluşmaktadır. Buna “bukkal koridor yada negative boşluk” denilmektedir. Burası ışıklandırma altında fotoğraflandırıldığında daha karanlık ve belirgin olmaktadır. Estetik bir gülümseme için uyumlu bir dental orta hat ,dar ama kaybolmamış bukkal koridorlar , simetrik yumuşak ve sert dokular gereklidir.

    Gülümseme sırasında ortaya çıkan anatomik tanımlamalar

    B buccal(yanak) koridoru, OC ağız köşesinin dış kısmı, ICağız köşesinin iç kısmı, G diş etleri, UL üst dudak vermilion, LL alt dudak vermillionu

    Gülümsemenin tarzına göre dişleri ve dişetinin görünüm miktarı gülümsemenin değerlendirme kriteridir. Gülme sırasında üst dudağın yukarı çekilmesi ile üst ön dişler ve diş etlerinin kenarı hafif görünür hale gelmektedir. Ancak bazı vakalarda artmış görünen dişeti miktarıda kabul edilmekte ve de daha genç görüntü sunmaktadır.

    Normalde gülümseme olmadan süt dişlerin 1/3 alt kısmı üst dudak altında görünür olabilmektedir( 2.5 -3 mm gibi). Kişiye ardı ardına M harfini söylerken , bir ara dudaklarını kısmen serbest bırakması istenir. Bu esnada görülen diş miktarına bakılır. Minimum görünme miktarı kişinin yaşına göre değişiklik gösterebilir. Genç bireylerde maksiler keserlerin kesici kenarı 2-4 mm görünürken , yaşlandıkça görünür diş kalmayabilir. Bazı bireylerde yaşlanmayla birlikte alt keser dişlerin kesici kenarları görünmeye başlayabilir. Bu nedenle bu pozisyonda görünen diş miktarının iyi ayarlanması hastanın yaş olarak görünümünde etkili olmaktadır.

    Ayrıca hastalardan E harfi abartılarak telaffuz edilmesi istenir ve dudakların maksimum gerilimi yakalanır. Böylece sınır durumlarında da görünen doku miktarı tespit edilmiş olunmaktadır.

    Bunun fazla ve az olması estetik olmayan gülümseme olarak kabul edilmektedir. Bu beli bir oranda olmalıdır. Buna Morley oranı denilmektedir.

    Normal Morley Oranı

    Artmış Morley Oranı

    Azalmış Morley oranı

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli bir çizgi; Gülme Çizgisi

    Üst kesici dişlerin dişeti kenarından geçen yatay çizgiye gülme çizgisi denilmektedir. Gülme çizgisi her iki gözün pupillasından geçen çizgiye paralel olmalıdır. Gülme esnasında , üst dudak kenarı bu çizginin üzerinde yer alıyorsa yüksek gülme çizgisi adını alır ve pozitif (+)olarak değerlendirilir. Eğer üst dudak kenarı bu çizginin altında yer alıyorsa düşük gülme çizgisi adını alır ve negatif (-) değer alır.Yapılan araştırmalar sonucu bayanlarda gülme çizgisinin erkeklere oranla ortalama 1.5 mm daha yukarda yeraldığı saptanmıştır. Yüksek gülme çizgisine bayanlarda daha çok rastlanırken; düşük gülme çizgisine erkeklerde daha çok rastlanmaktadır.

    Gülme estetiğinin değerlendirilmesinde Gülme Arkı

    Gülme arkı üst ön dişlerin kesici kenarları tarafından oluşturulan eğridir. Bunun alt dudak eğrisi ile paralel olması estetik bir gülüş için aranan bir özelliktir.

    Gülme estetiğini etkileyen faktörler;

    1. Yüz estetiği; yüz estetiğini oluşturan kaslar ve diğer dokular kişiye özgüdür. Fotografik analizlerle kişinin dudak ve çevre yumuşak dokularının yapısı ,bunların gülmeyi nasıl etkilediği ve konuşma,gülme ve kahkaha esnasında nasıl pozisyonlandıkları tesbit edilebilir. Yüz estetiğinde gülmenin ideal estetiğine ulşmak için diş-dudak ilişkisi ölçütleri düzenli kullanılmalıdır ve benimsenmelidir.

    2.Diş eti estetiği; etkili bir gülüş için dişeti dokusunun sağlığı çok önemlidir. İltihaplı bir dokunun olumsuz görüntüsünün yanı sıra dişeti kenarlarının asimetrik yapıda olması da bu etkiyi yaratır.

    3.Dişlerin estetiği; dişlerin anatomik yapıları ve pozisyonları ile ilgilidir. Dişlerin renk, formve boyut olarak hastanın yüz yapısı ve yaşıyla uyumlu olması gerekir. Özellikle ön dişler ve bunları çevreleyen dokular arası ilişkilerde estetik olmalıdır.

    4. Gülme arkı ile alt dudak eğrisinin ilişkisi: Estetik bir gülüş için bu iki eğrinin mümkün olduğunca birbirine paralel olması istenir. Çeşitli araştırmalarda yapılan fotoğraf testlerinde ,estetik açıdan en yüksek puanları alan gülüşlerde bu oranın 1-1.25 civarlarında olduğu gözlenmiştir.Tersi durumlarda estetik olumsuz etkilenecektir.

    5. Görünen dişeti miktarı: Bu faktör gülme estetiğini en çok etkileyen faktörlerden biridir. Üst dudak yüksekliği ile ilgilidir.Gülme esnasında sadece üst ön dişlerin arasındaki dişetinin görünmesi istenir.

    6. Görünen Diş Miktarı: üst ön dişlerin boyutlarının tamamı görünmelidir. Ayrıca görünür diş sayısı olarak ta 6 ön diş ve kopek dişleri görünmelidir. Bireyin yaşına bağlı olarak görünen diş boyutu miktarı değişir .Yaş arttıkça maksiler anterior dişlerin görünen miktarı azalır.

    7. Ön üst kesici kenarları alt dudakla temas halinde olabilir veya aralarında temas olmayabilir, yada kesici kenarlar alt dudak tarafından örtülenebilir. İnsizal eğrinin alt dudağa belli belirsiz teması istenilen durumdur.

    8. Yüz orta hattı; Bunun için kullanılan pratik yöntem nasion ile cupid bow dan geçen dik çizgidir. Gülmenin estetik değerlendirmesi ve gülme dizaynına buradan başlanmalıdır. Bu orta hatta göre gülmeye katılan tüm anatomik yapılar orta hatta olmalı ve bu hatta göre simetrik yerleşmelidir. Orta hattın kaymış olması estetiği olumsuz yönde etkileyecektir.

    9. Gülme simetrik olmalıdır.

    10. Gülme esnasında ağız köşelerinin üst dudak orta çizgisinin üzerinde yer alması ,şart olan bir özellik olmamasına rağmen estetiği artırır.

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

  • Yaşlanma ve estetik analizi bölüm 1

    Yaşlanma ve estetik analizi Bölüm 1

    Tüm canlılarda olduğu vücudumuzla birlikte derimizin yaşlanması ve buna bağlı ortaya çıkan değişimler kaçınılmazdır.

    Seçilme ve beğenilme içgüdüsü, iş ve sosyal hayatta başarı ve çekiciliği güzellik ve genç görünümün belirlediği yönünde artan sosyal algı ile birleştiğinde kusursuz ve genç görünme isteği de artmaktadır.

    Günümüzde tıp ve teknoloji alanında gelişmelere rağmen yaşlanmanın durdurulması mümkün değil gibi gözükmektedir. Ancak hızla artan çeşitliliği ile anti-aging protokolleri, lazer, medikal estetik ve cerrahi uygulamalar ile cilt yaşlanma sorunlarına hasta beklentilerine dönük mükemmel sonuçlar sağlanabilmektedir.

    Derimizi biyolojik ve sosyal deri olarak 2 ye ayırarak derinin yaşlanma sürecini, estetik problemleri ve hasta beklentilerini daha iyi değerlendirebiliriz.

    Biyolojik derimiz; hücreler, bağ dokusu gibi biyolojik tüm yapısal özellikleri ile zaman ve çevresel faktörlerden olumsuz etkilenmekte ve sürekli değişim içerisindedir. Biyolojik derimizde yaşlanma ile birlikte kırışıklık ve sarkmaların ortaya çıkmasında olduğu gibi değişimler çoğunlukla fizyolojik süreçte ortaya çıkmaktadır. Bunlarda estetik isteklerin dışında tıbbi bir müdahaleye gerek yoktur. Ancak yaşlanma ve dış faktörler biyolojik deride patolojik süreçleri de başlatmaktadır. Güneş kökenli deri yaşlanması ile gelişen “Aktinik keratozis” zamanla kansere dönüşebilmektedir. Kişi bunlardan estetik olarak rahatsız olmamakla birlikte bunlara tıbbi müdahaleler ve takipler gerekmektedir.

    Sosyal derimiz bizi biz yapan ırksal ve kişisel özelliklerimiz ile farklılıklar göstermektedir. Kişisel algılarımıza, zamana ve kültürel yapıya göre değişebilmekle birlikte vücudun güzellik ve çekicilik gibi estetik algımızı belirleyen en geniş organımızdır. Sosyal derinin yaşlanma ve problem algı süreci doğrudan biyolojik deriden etkilenmektedir. Ancak bazı belirleyici kriterler kişiye, sosyal algıya ve kültüre göre değişebilmektedir. Biyolojik yaşlanma sürecinde 50 yaşında bir erkek hastanın alın ortası kırışıklıklarını doğal olarak kabul etmesi hatta bunlardan hoşlanmasına karşın iş hayatının artan rekabet koşulları nedeni ile bunlardan kurtulmak için istemeden de olsa alnına botox uygulaması istemesi gibi.

    Derinin tüm katmanlarını etkileyen yaşlanma belirtileri içsel ve dışsal faktörlerle ortaya çıkmaktadır.

    İçsel faktörlerin başında genetik yapımız gelmektedir. Her bireyin yaşlanma sürecini genetik yapısı belirler.(yaşlandıkça anne ve babamıza benzememiz gibi) Yer çekimi, mimik ve yüz ifademiz sırasında kullandığımız yüz kaslarının neden olduğu kırışıklıklar, uyku sırasında ortaya çıkan kırışıklıklar, hormonsal değişimler ve genel sağlık problemleri diğer içsel nedenler arasındadır.

    Dışsal faktörler ise güneş ve yapay ışık kaynakları, sigara, hava kirliliği, rüzgar ve soğuk hava, kimyasal maddelerin cildimizle teması olarak özetlenebilir.

    İçsel yaşlanma ile ortaya çıkan değişimler;

    Deriyi oluşturan korneosit adını verdiğimiz hücrelerin birbiri arasındaki ilişkinin bozulması

    Derinin en üst tabakası olan epidermiste incelme, epidermis ile derinin alt tabakası olan dermis arasındaki ilişkinin bozulması ile deride kolay hasarlanmanın olması

    Doku onarılması başta olmak üzere deride bir çok görevi olan fibroblastların azalması

    Deri destek dokularından kollajen ve elastinin kalitatif ve kantitatif olumsuz değişimleri ve buna bağlı olarak deride sarkma ve kırışıklıkların gelişmesi.

    Deri altında yağ dokusu, kaslar ve hatta kemik dokusunun yer yer azalması. Buna bağlı olarak örneğin yüzde şakak ve elmacık kemiklerinde belirginleşme ve yüzün iskeletizasyonu.

    Yağ dokusunun istenmeyen alanlarda birikimi; örneğin çene altında ve gıdıda yağ dokusu birikimi

    Deride yağ yapımını sağlayan sebase bezlerin ve ter bezlerinin fonksiyonlarının azalması; deride kuruluğa neden olmakta.

    Deride kıl köklerinde azalma ancak vellus olarak tanımlanan ayva tüylerinde burun gibi alanlarda artış

    Saç, sakal ve vücut kıllarında grileşme

    Trınaklarda zayıflama ile incelme

    Deride yağ yapımını sağlayan sebase bezlerin yüzün belli alanlarında; yanaklar, burun üstü ve çene gibi büyümesi ve kabalaşması

    Dışsal yaşlanma ile ortaya çıkan değişimler;

    Deride kuruluk

    Çillenme ve lekelerin gelişimi(güneş lekeleri, seboreik keratozis gibi)

    Ciltte bölgesel renk azalma alanlarının gelişimi

    Elastozis gelişimi ile deride daha kaba kırışıklıkların gelişimi

    Kılcal damar yapısında artış

    Küçük toplar damar genişlemeleri ile “venöz lake” oluşumu

    Deride damar destek dokuların azalması ile deri altı kanamaların gelişimi

    Deride yağ yapımını sağlayan sebaseous bezlerin belli alanlarda büyümesi, kanallarının genişleyerek tıkanması ile siyah noktaların gelişim

    Deride yüzeyel kan akımının azalması ve elastozis ile derinin soluk, mat ve cansız görünmesi

    Deri yaşlanma sürecinde bağ destek dokusunda değişimler yaşanmaktadır. Bunlar;

    Dermis alt tabaklarında elastinin değişimi ile kalın bir materyal birimektedir. Kabalaşan elastin bağlarının yerini daha büyük kitlesel yapılar almaktadır. Buna elastozis denimektedir.

    Kollajende azalma ve dejenerasyon gelişmektedir.

    Dermiste üst katmanlarda hyaluronik asit azalırken dermis alt katmalanalarda hyaluronik asit bu kaba elastin bağları arasında artmakta buda su tutulumu ile derinin daha sert, yapay durmasına neden olmaktadır.

    Deride elastozis Fitzpatrick tarafından sınıflandırılmıştır.

    Tip 1 hafif elastozis; deride hafif yapısal değişiklikler ve hafif çizgilenmeler

    Tip 2 orta elastozis; deride belirgin kabarık sarımısı renkte döküntüler var.

    Tip 3 şiddetli elastozis; çok sayıda sarımsı kabarık yapılar mevcut. Deri soluk ve sarımsı görünmekte, deri üzerinde eşkenar dörtgenler oluşturan baklava şeklinde kırışıklıklar oluşmaktadır.

    Yaşlanma ile yüzde yumuşak dokuların kantitatif değerlendirilmesi; yaşlanma ile yüz destek dokuların volume azalmakta, yüzey genişlemekte, destek dokular yer çekimi etkisi ile yer değiştirmektedir. Yüzde deri destek dokuların azalması; deride dermisin, deri altı kasların, ve yağ dokusunun azalması ile gerçekleşmektedir. Bu azalma doku volüm azalmasına neden olmaktadır. Deri yüzeyinin genişlemesi ile özellikle göz, yanaklar ve boyunda torbalanmalar, sarkmaların gelişmesine neden olmaktadır. Bazen göz yaşı bezi yada tükrük bezlerinin buna eşlik etmesi ile bunlar daha görünür hale gelebilmektedir. Yüzün özelikle yandan açılı değerlendirmesinde bazı konveks yapılar silinmekte yanaklar ve göz altlarında düzleşmeler oluşmaktadır.

    Yaşlanma ile deri kalitesi iç ve dış faktörlerden etkilenmektedir. İç faktörler genler ile belirlenir ve değiştirilemez. Dış faktörler ise güneş, sigara içimi, alkol kullanımı, kötü beslenme gibi faktörlerdir. Bunlardan korunulabilir.

    Derinin kalitatif özellikleri deri rengi, yapısı, tonusu, elastikiyeti, pigmentasyon özellikleri şeklindedir.

    Yumuşak dokuların dinamiklerinin değerlendirilmesi; yumuşak doku dinamiği ile aslında yüz kaslarını tanımlamaktayız. Yüz kasları yüz dinamik çizgilenmelerinin hatta yüzde katlantıların ortaya çıkmasından sorumludur.

    Yüzde yumuşak dokuların desteklerinin değerlendirilmesi; yüz kemikleri, dişler ve burunda olduğu gibi kıkıdaklar yumuşak dokunun desteklerdir. Bunların şekilleri ve volümleri destekledikleri yumuşak dokuların yaşlanma sürecine katılması ile kişinin ilerde nasıl yaşlanacağını etkilemektedir. Yaşlanma süreci bu ana yapılardaki değişimlere bağlıdır.

    Birçok diş-çene kemikleri ve yüz kemikleri problemleri (yüz orta kemiklerinin yetersiz gelişimi, alt çene kemiği gelişim problemleri süt ve alr dişlerin açılanma problemleri vb) genç hastalarda yaşlı görünümü vermektedir.

    Genç yada orta yaşlı kişilerde yaşlı görünüm bir yada birden fazla faktöre bağlı olarak gelişebilmektedir. Örneğin üst dudağın zamanla uzaması, sahip olduğu destek dokusunun yapısal uzunluğuna, üst çenenin kemik yapısına, üst dişlerin yapısına bağlı olarak etkilenmektedir. Örneğin aşağıdaki hastada üst çenenin kısa olması nedeni ile üst dudağın deri bölümü normalden uzun görünmektedir. Profilde üst dudak içe doğru kıvrılmıştır. Bu nedenle üst dudağın vermilion hatta silinmiştir. Profilde E çizgisi ile değerlendirildiğinde üst dudak çok geride kalmakta hatta çene çok önde görünmektedir. Gülme sırasında hastanın ön üst dişlerinin ve üst diş etlerinin görünürlüğü azalmıştır. Bu hastaya yaşına göre daha yaşlamış bir ifade vermektedir.

    Genç bir yüz ile yaşlı birisinin yüzü karşılaştırıldığında aşağıdaki değişimlerin bir yada bir çoğunu görebiliriz.

    Yüz yaşlandıkça daha uzamaya ve daralmaya başlamaktadır.Üçgen görünümü tersine dönmektedir.

    Yüzün estetik bölülerinin bazıları kaybolmakta bazı bölüleri fazla belirgin hale gelmektedr.

    Profilde yüzdeki eğimler silimekte düzleşmektedir.

    Yüzde yeni eğimler ortaya çıkmaktadır.

    Profilde bazı anatomik yapılar uzamaktadır.

    Yüzde yaşlanma ve belirtilerin değerlendirilmesinde kullanılabilecek basit bir değerlendirme yöntemi

    Yaşlanma ile deride ;

    İnce çizgiler

    Deride dokunmakla kabalaşmalar

    Bunların derecesine göre bir skorlama yapılmakta ve buna göre tedavilere karar verilmektedir.

    Derin kırışıklıklar gelişmektedir.

    Yüz bölgesini aşağıdaki gibi bölümlere ayırılması ve bu şekilde değerlendirme daha basit olmaktadır.

    Gözlerden geçen hattın üzerindeki alan “Yüz üst bölümü” olarak tanımlanmaktadır.

    Dudakların birleşme çizgisi üzerindeki hat ile gözler arasındaki alana “Yüz orta bölümü” olarak tanımlanmaktadır.

    Dudakların birleşme çizgisi ile çene çizgisi arasındaki alan “Yüz altbölümü” olarak tanımlanmaktadır.

    Bunun altında kalan alan “Boyun üst bölümü” olarak tanımlanmaktadır.

    Değerlendirmeler bu alanlarda ve sağ ve sol olarak yapılmaktadır.

  • Yüz estetik analizinde anatomi

    Yüzün Estetik Olarak Değerlendirilmesinde Anatomik Noktalar ve Estetik Anatomik Alanlar

    Çekici bir yüz algısı yüz özelliklerinin denge ve uyumundan etkilenir. Bu nedenle yüzün mevcut uyumunun değiştirilmsi ve yeni bir yüz yaratmak, farklı bir estetik algıya neden olabilir. Yüzde iskelet kemik yapı, kaslar ve yumuşak doku analizi bir araç olarak, her zaman yüz estetik ve tedavi hedeflerini belirlemek için kullanılır olmuştur.

    Yumuşak doku analizi öncelikle klinik muayeneler ama dolaylı ölçümleri aracılığıyla yapılmaktadır.

    Bu amaçla yüz özellikleri radyografik ve fotoğraf görüntüleri üzerinde analiz edilir. Sefalometri ve fotogrametri olarak sayısal ölçümler yapılarak antropometrik yöntemler kullanılmaktadır. Böylece yüzün denge ve estetik oranları değerlendirilmektedir. Ancak bu değerlendirmeler yüz yumuşak dokuları değerlendirmek için en iyi yöntem değildir. Hastanın bu değerlendirme sırasında radyasyona maruz kalması ile ilgili kaygılara ek olarak yüzün yumuşak doku yapıları sadece yüzün yan profilinde ölçümler yapabilir. Bu olumsuzlular ile sadece rontgen olmaksızın fotoğraflar ile ölçümler yapılmaya başlandı.

    Son zamanlarda çeşitli çalışmalar farklı toplumlarda yumuşak doku ölçümlerinin normal değerlere ilişkin verileri yayınlanmıştır.

    Günümüzde yüzün yumuşak doku ölçümleri bilgisayar yazılım ürünleri ile popülerlik kazanmıştır.

    Hasta değerlendirmesinde yüzün makyajsız olması gerekmektedir. Günümüzde fotoğraf ölçümleri yapılmaktadır.

    Yüzün Estetik Olarak Değerlendirilmesinde Anatomik noktalar estetik anatomik alanlar

    Yüzün anatomik estetik noktalar ve bunların belirlenmesi;

    Trichion ( Tri ) ,saç çizgisi sınırın da alının orta noktası; Saçların dökülmesi ve saç ön çizgisinin gerilemesi nedeni ile Trichionun belirlenmesinde saç başlangıç noktasından daha çok frontal kasın hafif üst kısmı orijin alınmalıdır.

    Glabella ( G ) ,alında kaş ortasının en ön nokta

    Nasion ( N ) burun kökünde bulunan orta nokta

    Pronasal (PRN); burun ucunun en ön noktası

    Midnasal (Mn); PRN ile N arasındaki burun dış çevresi üzerinde orta nokta

    Columella(Cm); burun deliklerini ayıran columellanın profiled en aşağı ve ön noktası

    Subnasal ( Sn ) ,üst dudağın kolumela ile birleştiği nokta.

    Üst dudak ( Ls ) ,üst dudağın mukokutanöz sınırı

    Üst Stomion ( Sts ); üst dudağın alt dudakla birleşmesinde en aşağı nokta

    Alt Stomion ( Sti ) ,alt dudağın üst dudakla birleşmesinde en üst noktası

    Alt dudak ( Li ) alt dudağın mukokutanöz sınırı

    Supramental ( Sm ); alt dudak atından çeneye uzanan konkavitenin en derin noktası

    Pogonion ( Pg ) ,çenenin ön noktası ,

    Menton ( Me ) ,çene alt kenarının en alt noktası

    Servikal ( C ) ,boyun ve çene hatlarını birleştiren nokta

    Tragus ( Trg ) kulaktaki tragusun en arka noktası

    TH; yatay yer düzelemine tam paralel çizgi tragustan geçmekte

    TV; dikey çizgi nasiondan geçmektedir.

    Ort; TH ve TV nin kesişim noktası.

    Yüz ve Boyunun anatomik alanları

    1. Alın bölgesi-Forehead
    2. Şakak alanı-Temporal
    3. Elmacık kemiği – Zygomatic arch
    4. Yanak alanı – Malar
    5. Göz ve çevresi alanı – Orbital
    6. Göz altı alanı – Infraorbital
    7. Burun alanı – Nasal
    8. Kulak – External ear
    9. Parotis bezi, Masseter çiğneme kası alanı – Parotid-masseteric
    10. Yanak alanı – Buccal
    11. Ağız alanı – Oral
    12. Çene alanı – Chin
    13. Alt çene kenarı alanı – Mandibular border
    14. Alt çene köşe alanı – Mandibular
    15. Hyoid kıkırdak üstü alanı – Suprahyoid
    16. Al çene kenar altı alanı – Submandibular
    17. Carotid boyun damarının yer aldığı üçgen alan – Carotid triangle
    18. Alt çene köşesi arkasında kalan alan – Retromandibular fossa
    19. Boyun ön kısmı – Median cervical

    Yüzde bu anatomik alanlar daha iyi değerlendirilmek için bazı alt alanlara bölünmüştür. Altta resimde bunlar gösterilmektedir.

    1- Alın bölgesi;1a alının orta bölümü, alının yan bölümü, 1c kaş bölümü
    2. Göz ve göz kapakları alanı; 3a alt göz kapağı alanı, 3b üst göz kapağı alanı, 3c göz dış köşesi alanı, 3d göz iç köşesi alanı
    4- Yanak alanı; 4a yanak orta alanı, 4b zygomatik alan, 4c yanak alanı, 4d buccal alan
    5- Üst dudal alanı; 5a philtrum, 5b üst dudak yan alanı, 5c vermilion alanı
    6- Alt dudak alanı; 6a alt dudak merkez alanı, 6b vermilion alanı

    Bu alt ünitler sadece yüz değerlendirme önemli değildir. Ayrıca bu alanların derinin kalınlık, renk, yapı ve altındaki destek dokuları açısından farklılıkları da bulunmaktadır. Yüzde estetik uygulamalarda bu alanlar dikkate alınarak uygulamalar yapılmalıdır. Ayrıca bu alanların geçiş sınırları da önemlidir. Cerrahi uygulamalar yada estetik girişimlerde bu sınırlarda yara iyileşmesi sonrası iz kalma riski daha yüksektir.

    Yüzde ayrıca deri gerginlik çizgileri bulunmaktadır. Bunlar deri elastikiyet açılarının değişim çizgileridir. Cerrahi işlemler bunlara paralel yapılmalıdır.