Etiket: Yumurta

  • İkiz Gebelik  Çoğul Gebelik Nasıl Olur?

    İkiz Gebelik Çoğul Gebelik Nasıl Olur?

    Çoğul Gebelik Nasıl Olur?

    Gebelik bile hayatı değiştirmeye yetecek kadar farklılık yaratmakta. İkiz ve daha fazla gebelik daha fazla sorun anlamına gelebilir.İkiz gebelik gittikçe artmakta. Bunun nedeni çocuk doğurma yaşı artı 20 li yaşlardan 30 lu yaşlara kaydığı için infertilite problemi ve tedavisi artmakta. Tedavi nedeniylede çoğul gebelikler artmakta.

    Çoğul Gebelik Nasıl Olur?

    Son yıllarda ikiz gebeliklerin sayısı arttı. Bunun en önemli sebebi 30 lu yaşlarda çocuk sahibi olmak. Diğer bir sebep ise ilaçlar ve infertilite tedavisi. İki temel tip çoğul gebelik var: Tek yumurta (monozigotik) ve çift yumurta (dizigotik).

    Tek Yumurta İkizi

    Monozigotik tek yumurta ikizleri tek bir döllenmiş yumurtadan olup genetik olarak aynı olup birbirlerinin kopyası olur ve aynı cinstir. Tek yumurta ikizi yaş, ırk ve genetikten bağımsız olup tesadüfi bir olay olup bin canlı doğumda 3 veya 4 tane görülür.

    Çift Yumurta İkizi

    Dizigotik çift yumurta ikizleri farklı yumurtaların farklı spermler ile döllenmesi ile oluşur. Aynı veya farklı cins olabilir. Genetik olarak eş değiller. En sık görülen ikiz çift yumurta ikizleri. Çoğunlukla infertilite tedavisi sırasında olur. İleri yaşlarda hamile kalan, kilosu fazla olan, doğum kontrol haplarını yeni bırakan ve çok çocuğu olan kadınlarda ikiz gebelik daha fazla görülmekte.

  • Mini Tüp Bebek Tedavisi

    Mini Tüp Bebek Tedavisi

    • Mini tüp bebek tedavisi yeni bir tedavi şekli midir?

    Aslında tüp bebek tedavisinin ilk uygulandığı yıllarda tüm tedaviler Mini Tüp Bebek uygulamasıydı. İlaçsız bir adet döngüsünde doğal siklusta tüp bebek yapılıyordu. Tek yumurta ile gebelik sağlanmaya çalışılıyordu. Yeni bir tedavi şekli değil ama biz tüp bebek uzmanlarının tekrar ilgisini çekmeye başladı ve yeniden gündeme geldi diyebiliriz.

    • Mini tüp bebek ile klasik tüp bebek tedavilerinin farkı nedir?

    Klasik tüp bebek tedavilerinde amacımız 10 civarında yumurta alabilmektir. 1990-2000 yılları arasında alınabildiği kadar çok yumurta hedefleniyordu. Oysa günümüzde, önce “daha kaliteli yumurta” esas alınıyor.

    Birden fazla yumurta alabilmenin tek yolu yumurtlama artırıcı ilaçlarla ön tedavi yapılmasıdır. Klasik tüp bebek tedavisinde âdetin 3. gününden itibaren 10 gün süreyle yumurtlama artırıcı ilaçlar kullanılır. Bu arada, zamansız çatlamasını engellemek için 1-3 hafta süreyle yumurta koruyucu iğneler de kullanılır. Bu tedavi sırasında kişi kendine en az 15 enjeksiyon uygulamaktadır. Ancak bu şekilde olgunlaşmasını tamamlayan ve döllenmeye hazır çok sayıda yumurta elde edilebilmektedir.

    • Mini tüp bebek tedavisi nasıl yapılır?

    Adetin 3. günü ultrason ile kist olup olmadığı kontrol edilir. Sadece folik asit vitamini verilir. Herhangi bir iğne verilmeden 4 gün sonra tekrar ultrason ile yumurta büyümesi kontrol edilir. Kişinin kendiliğinden büyüyen doğal yumurtası izlenmektedir. Yumurta kistinin çapı 13 mm olunca yumurta koruyucu iğneler başlanır. Beraberinde yumurtanın büyümeye devam etmesini desteklemek için 1-2 ampul yumurtlama iğnesi ilave edilir. Toplam 5-6 enjeksiyon ile tedavi tamamlanır. Hafif bir anestezi ile tek yumurta alındıktan sonraki laboratuar aşamaları, klasik tüp bebek ile benzerdir. Embriyo oluşumu izlenerek uygun zamanda embriyo transferi yapılır.

    • Mini tüp bebek tedavisinin kimler tercih ediyor?

    Günümüzde en sık tercih edenler, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşamış, yumurtlama kapasitesi az, yumurta kalitesi düşük olan kişilerdir. Bu tedaviye, bir tür son deneme gözüyle bakılmaktadır.

    Ancak giderek artan ve bu tedavinin popüler olmasını sağlayan başka nedenler de var. Çalışan, entelektüel kadınlar, özellikle erkek faktörü nedeniyle tüp bebek tedavisine başlıyorlarsa, fazla tedaviden, fazla ilaçtan ve tahlilden kaçınmak istiyor.

    Bu tedavinin daha ekonomik olması gerçeği de ilgi çekici bir yönüdür. Daha az sayıda enjeksiyon yapılıyor. Daha az ilaç masrafı ile neredeyse hiç kan tahlili yapılmadan tedavi tamamlanabiliyor. Tüp bebek uygulama maliyeti de neredeyse klasik tedavinin üçte birine iniyor.

    • Mini tüp bebek tedavisinin ‘’Hasta Dostu’’ olduğunu söyleyebilir miyiz?

    Aslında 20-30 yıl öncesine kıyasla, günümüzdeki klasik tedavi şekli zaten ‘’hasta dostu’’. Modern tüp bebek uygulamaları artık daha az, ancak daha kaliteli yumurtayı hedefliyor. Kullanılan enjeksiyonlar kişinin kendi kendine uygulayabildiği, cilt altına yapılabilen küçük iğnelerden oluşuyor. Geçmişe oranla çok daha modern uygulamalar. Ancak hâlâ mükemmel değiller ve iğneler dışında bu tedavilerin aynı başarıyı yakaladığı başka bir ilaç tedavisi şekli ne yazık ki yok.

    Mini tüp bebek tedavisi uygulama şekli dikkate alınırsa gerçekten en ‘’Hasta Dostu’’ tedavi programıdır.

    • Klasik tüp bebek tedavisine göre mini tüp bebek tedavisinin dezavantajları var mı?

    En önemli dezavantaj gebelik oranlarıdır. Mini tüp bebek uygulamasının bir denemede gebelik şansı %8-9 civarındadır. Oysa klasik tüp bebek uygulamasının bir defada %40-45 civarında gebelik şansı olduğunu hatırlayalım. Eğer kararlı bir şekilde üst üste 6 defa mini tüp bebek uygulanırsa gebelik şansı klasik tüp bebek yöntemi ile bir denemedeki gebelik oranına ancak yaklaşabiliyor.

    Bu arada diğer önemli dezavantajlar, yumurta ve embriyo gelişimi ile ilgili aksamalardır. Mini tüp bebek tedavisinde tek yumurta hedeflendiği için, kötü kaliteli yumurta, boş yumurta gibi kötü sürprizlerin yanı sıra, laboratuar aşamasında embriyo gelişmemesi ile de karşılaşılabilir.

    • Mini tüp bebek klasik tüp bebek tedavisinin yerini alabilir mi?

    Bir tedavinin uygulama kolaylığı kadar, vaat ettiği başarı oranı da seçimde önem taşıyor. Mini tüp bebek kolaylığı çok çekici gelse de başarı oranlarının istenen düzeyde olmaması bizim ve hastalarımızın tereddüt etmesine yol açabiliyor. Çünkü çiftler, sonucunda güzel haber alma şansının yüksek olması şartıyla, tüp bebek tedavisinde fiziksel açıdan yıpranmayı göze alabiliyor.

    Bugün için, klasik tüp bebek tedavisinin yerini ne mini tüp bebek, ne de ilaçsız tüp bebek tedavisi tutmuyor. Başarı oranları en yüksek olan hâlâ klasik uygulamalar. Ancak klasik tedavilerin de hastaya daha az eziyet verecek yeni uygulamalar, yeni görüşlerle kolaylaştırıldığını unutmayalım.

  • Endometriozis ( Çikolata Kisti )

    Endometriozis ( Çikolata Kisti )

    Özellikle genç yaş grubunda, üreme çağındaki kadınları etkileyen halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endomtriozi, sıkça rastlanan ama ülkemizde farkındalık düzeyinin az olduğu bir hastalık.İlşiki sırasında pelvik ağrı, adet dönemlerinde ağrı ve kısırlık belirtileri ile kendini gösteren bir hastalık.

    Tüm kadınlarda yüzde 5, üreme çağındaki kadınlarda yüzde 10-20, bebek sahibi olamayan kadınlarda ise yüzde 30-50 oranlarında görülür. Özellikle 30’lu yaşlarda tehlike artar. Tedavi sonrası tekrarlama olasılığı yüksektir.

    Endometrium (rahmin iç katmanı), her mensturasyon periyodu (adet döngüsü) dahilinde kalınlaşarak embriyonun yerleşip gelişmesi için hazır hale gelir. Yumurtalıklardan salınan yumurta hücresinin döllenmemesi halinde, kalınlaşan rahmin iç katmanı, belirli bir zaman sonra bir miktar kan ile birlikte vücuttan atılır.

    Kanamanın yaşandığı süre içinde adet kanının olağan dışı olarak geriye doğru akması ve karın boşluğuna bir miktar kanın taşınması mümkün olabilmektedir. Bu durum endometrium hücrelerinin kanının taşındığı hat üzerinde herhangi bir yere yerleşmesine ve aynen rahmin iç tabakası gibi davranmasına (her ay kalınlaşarak ve bir miktar kan ile birlikte dökülmesi) neden olur. Bu kanamanın kalıntıları zaman içinde birikerek yerleştikleri yerlerde iltihabi reaksiyonlara, yapışıklıklara ya da kitle oluşumuna yol açabilir.

    Endometrium hücrelerinin overe ( yumurtalık ) yerleşmesi sonucunda, içi genellikle rengi ve görüntüsü itibariyle erimiş çikolatayı andıran bir sıvıyla dolu olan ve bu benzerlik nedeniyle çikolata kisti (endometriozis) adını alan yapılar oluşur.

    Çikolata kisti, sıklıkla herhangi bir zamanda kronik pelvik (karnın alt kısmında ya da kasıkta) ağrı ya da cinsel ilişki sırasında derinlerde hissedilen ağrı; adet döneminde şiddetli şekilde ağrı oluşumu ile belirti verir. Adet dönemi içinde hissedilen ağrılar basit ağrı kesicilerin kullanılmasıyla tedavi edilemeyen ağrılardır.

    Ağrılar farklı etkenlerden dolayı oluşmaktadır. Endometriosis (rahmin iç katmanının rahmin dışında bir yere yerleşmesi sonucunda oluşan hastalık) odaklarının meydana getirdiği kanamalar nedeniyle oluşan iltihabi reaksiyonlar ağrıya yol açabilir. Her adet döneminde hissedilen tedaviye cevap vermeyen ve şiddetli adet sancıları bu iltihabi reaksiyonlardan kaynaklanmaktadır.

    Ağrılar, endometriozis odaklarının kanamaları nedeniyle oluşan artıkların, etrafındaki organ ve dokular arasında adezyonlar (yapışıklık) oluşturması sebebiyle de meydana gelebilir. Kronik pelvik ağrılar ya da cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrılar bu adezyonlar nedeniyle oluşmaktadır.

    İnfertilite (kısırlık veya gebe kalamama) ya da adet düzensizliği yakınmalarının altında yatan sebep de çikolata kisti olabilmektedir.

    Kanama artıklarının meydana getirdiği adezyonlar, tüplerin tıkanmasına ya da fallop tüplerinin saçaklarının fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Bunun sonucunda over (yumurtalık) tarafından salınan yumurta hücresi, fallop tüpüne geçemez veya tıkanıklık olan tüpte ilerleyemez. Bu da infertiliteye neden olur.

    • Endometrioziste Tedavi Yaklaşımları

    Ağrı şikayeti olan kadınlarda: Bu hastalar için en etkili olabilecek tedavi cerrahi uygulamalardır. Uygulanan cerrahi girişimin laparoskopik olarak yapılması, alınan sonuçlara ve hastaların konforu açısından, karın bölgesinin açılarak yapılan açık ameliyata göre daha avantajlı kabul edilmektedir.

    Günümüzde laparoskopi çikolata kisti tedavisinde altın standart olarak görülmektedir. Yapılan cerrahi girişimde çikolata kisti çıkarılmalı, meydana gelmiş olan yapışıklıklar açılmalı ve diğer endometriozis odaklarının yok edilmesi sağlanmalıdır. Ameliyat sırasında hastanın yumurtalık kapasitesine zarar verilmemesi için, mümkün olduğu kadar atravmatik yöntemlerin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ameliyat sırasında özellikle rektovajinal septum alanı olan rahim arkası ile kalın bağırsak arasında kalan bölgedeki derin endometriozis gözden kaçmış olabilir. Bu durumda hasta ameliyat edilse de, ağrıların geçmediği bir durum söz konusu olur. Bu nedenle laparoskopi yapılırken, bu alanın özenli bir şekilde gözden geçirilmesi gerekir.

    Sadece kisti olan ve başka yakınması olmayan kadınlarda: Bu hasta gruplarında cerrahi girişime başvurmadan belirli bir süre kistin gözlem altında tutulması en doğru tedavi yaklaşımı olacaktır. Fakat yapılan kan tetkiklerinde tümör belirteçleri olan Ca125 değerinde yükseklik ya da çikolata kistinin çapının 5 cm yi geçmesi halinde, hastalarda cerrahi müdahale kararı verilebilir. Yapılacak cerrahi girişim öncesinde hastanın yumurtalık kapasitesi ultrasonla ve AMH ölçümüyle değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda kadının yumurtalık kapasitesinin düşük olduğunun belirlenmesi halinde ve kadının çocuksuz olması halinde, mümkün olduğu kadar cerrahi girişimin yapılmasından kaçınılmalıdır. Bu durumda olan hastalarda 3-6 aylık periyotlar halinde Ca125 ölçümleri yapılmalıdır. Çocukları olan ya da ileride çocuk sahibi olmayı istemeyen kadınlarda ise, cerrahi girişimle kistin çıkarılması uygulanmalıdır.

    Gebe kalamama şikayeti olan kadınlarda: Bu hastalarda öncelikle yumurtalık rezervi değerlendirilmelidir. Bu rezervin yeterli olduğu belirlenirse, kistin tek taraflı olması halinde laparoskopi ve daha sonra kadının yaşına göre 6-12 ay kadar kadının kendiliğinden gebe kalması beklenmelidir. Yumurtalık rezervi iyi olmayan kadınlarda, özellikle yaşı 38’den fazla olanlarda ya da kistin iki taraflı olması halinde, en doğru tedavi yaklaşımı tüp bebek tedavisi uygulanmasıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda tüp bebek tedavisinin sonuçlarının çikolata kisti olan ya da olmayan kadınlarda farklı olmadığı tespit edilmiştir. Fakat tüp bebek tedavisi sırasında yumurta toplama işlemi yapılırken, kistin içine girilmemesi tavsiye edilir. Buna dikkat edilmediğinde yani kistin içine iğne girmesi halinde enfeksiyon ve over apsesi riskinde artış olabilir.

    Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan başarısızlıklar yaşayan ve çikolata kisti olan kadınlarda: Bu hastalar için hangi tedavi yöntemlerinin uygulanması konusunda herhangi bir görüş birliği bulunmamaktadır. Tüp bebekte üç ya da daha fazla başarısızlık yaşayan kadınlar için, çikolata kistinin cerrahi olarak alınması tavsiye edilebilir. Bu yöntemin uygulandığı hasta grupları içinde, laparoskopi sonrasında % 50 oranında kendiliğinden gebelik elde edilmiştir.

    Tekrarlayan laparoskopilerden sonra, hala kisti bulunan kadınlarda: Bu tür hasta gruplarında laparoskopik cerrahinin komplikasyonları fazla olur. Hastanın ağrı şikayeti yoksa bu durumda yakından takip edilmesi tavsiye edilir. Çocuk sahibi olmak istemeyen ve ağrı şikayeti olan kadınlarda ise, rahim ve yumurtalıkların alınması söz konusu olabilir. Hastaların çocuk sahibi olmayı istemesi halinde, tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak bu tedaviden önce hastaların tüpleri değerlendirilmelidir. Çünkü tekrarlayan cerrahi girişimlerin sonrasında, hastalarda oluşma olasılığı yüksek yapışıklıklar nedeniyle tüplerde tıkanma meydana gelmiş olabilir. Bu etken kadının tüp bebekle bile gebelik şansının azalmasına neden olabilir. Tüplerde tıkanıklık belirlendiğinde, bunun laparoskopik olarak alınması ya da rahimle bitişik olduğu alandan kapatılması gerekli olabilir. Laparoskopi hastalarda yüksek risk taşıyorsa, bu durumda histeroskopik sterilizasyon teknikleri kullanılabilir.

    • Çikolata kistinde kullanılan tedaviler

    Gözlem: Bu tedavi yaklaşımı herhangi bir yakınması olmayan hastalarda, kistin yakın takibe alınmasıyla gerçekleştirilir. Özellikle ilk evrelerde olan çikolata kistlerinde fazla şikayet oluşmadığından kistin cerrahiyle alınıp, kadının yumurtalık rezervinin olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebilir.
    İlaç tedavileri: Bu tedavide hastanın ağrılarının azaltılmasına çalışılır. Ağrılı adet kramplarının azaltılması için önerilen ağrı kesici ilaçlar faydalı olmadığında, diğer tedavilere başlanır.
    Hormon tedavisi: Hastalarda dışarıdan verilen hormonların endometriozis hastalığında etkilerin azaltılmasında ya da yok edilmesinde etkili olabilir. Her ay olan adet döngülerinde hormon seviyelerindeki artma ve azalma nedeniyle, endometrium dokusunda kalınlaşma, dökülme ve kanama olur. Dışarıdan alınan hormon ilaçlarıyla bu dokunun büyümesi yavaşlatılabilir ya da yeni oluşumlara engel olunabilir. Ancak çikolata kisti tedavisinde bu yaklaşım hastalar için kalıcı bir çözüm olmaz. Çünkü hormon tedavisinin kesilmesinden sonra, hastalarda olan rahatsızlıklar tekrar nüks etmeye başlar.
    Cerrahi tedaviler: Bu tedavi daha çok şiddetli ağrı yakınması olan hastalar için uygulanabilir. Açık ameliyat yerine daha çok laparoskopik cerrahi tercih edilir. Bu yöntemin uygulanması için, hastanın yaşı, çocuk isteyip istememesi, şikayetlerinin şiddeti ve kistin durumu dikkate alınır. Çikolata kistinin en etkili tedavisi cerrahi olsa da, bu tedavide kesin olarak kistin yeniden oluşmamasını sağlayamaz.
    Kombine edilmiş tedaviler: Bu tedavilerde hastalara hem ilaç tedavisi, hem cerrahi tedavi, hem de diğer tedaviler bir arada uygulanabilir.
    Rahmin ve yumurtalıkların alınması: Çikolata kistinin hastaya şiddetli etkiler yapmasında, eğer hastanın yeniden çocuk sahibi olma isteği yoksa rahmin ve beraberinde yumurtalıkların alınmasına başvurulur. Bu sayede hastaların yaşam kalitesi düzene sokulur. Tedaviden sonra çikolata kistlerinin yeniden oluşması söz konusu olmaz.
    Tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme yöntemleri: Bu tedaviler kadınların çocuk sahibi olmak istemesi durumunda, cerrahi tedaviden önce uygulanır. Çünkü cerrahide yumurtalık kapasitesinde azalma meydana gelebilir.

  • Aile Planlaması

    Aile Planlaması

    Aile planlamasına daha geniş açıdan bakıldığında; bu yüzyılda insan nüfusundaki hızlı artış insanın varlığını tehdit etmektedir. Bugünkü hızıyla dünya nüfusu 47 yıl içinde iki katına çıkacaktır.

    Ergenlikten perimenopoza kadar kadınlar çocuk sahibi olma veya ondan kaçınmayla karşı karşıyalardır. Sonuçta her kadının istediği zamanda istediği sayıda çocuk sahibi olması en doğal hakkıdır.

    Oluşabilecek gebeliğin kalıcı olarak önlenmesine, tıp dilinde ”Sterilizasyon”, bu amaçla kullanılan yöntemlere “Sterilite”, geçici olarak önlenmesine “Kontrasepsiyon”, bu amaçla kullanılan yöntemlere ise “Kontraseptif” yöntemler denir.

    Aile planlamasında birincil hedef anne ve doğacak bebeklerin sağlığını korumaktır. Sık aralıklarla oluşan gebeliklerde anne vücut sağlığı riske girmekte aynı zamanda doğacak bebeklerde düşük doğum ağırlığı, anomali bebek, bebek ölümü gibi olaylarla daha sık karşılaşılmaktadır.

    Kontrasepsiyon Yöntemleri

    Doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Yüzyıllardan beri insanların kullandığı yöntemlerdir. Halk tarafından yaygın olarak kullanılmasına karşın güvenirliği düşük olup risk oranı %30 gibi küçümsenmeyecek düzeylerdedir.

    Kadında doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Vajen yıkanması: İlişki sonrası vajina (Hazne)’nın yıkanması, korunmak açısından tamamen etkisiz olmasının yanısıra, vajen Ph’sını bozmakta, bunun sonucunda vajinal enfeksiyon riski artmaktadır.

    Takvim yöntemi: Doğuganlık ve yumurtlama belirtilerine dayalı bir yöntemdir. Belirtiler izlenerek hangi günler hamile kalma olasılığı fazla olduğu tesbit edilir. Çocuk isteniyorsa bu günlerde korunmasız ilişkide bulunulur. Çocuk istenmiyorsa bu günlerde korunmaya dikkat edilir. Düzenli mensturel siklus’a (düzenli adet gören) sahip olan kadında adetin başladığı günden 14 gün sonra yumurtlama gerçekleşir. Vücut ısısında artış, göğuslerde gerginlik ve hassasiyet, kasık ağrısı, yumurta akı kıvamında beyaz sünen akıntı yumurtlamanın kadın tarafından fark edilebilen belirtileridir. Yumurtlamadan sonra akıntının niteliği değişir. Daha koyu kıvamda ve yapışkan olur. Takvim yönteminde adetin 11.-18.günleri (Adet’in başladığı gün 1. gün kabul edilir.) hamile kalma olasılığı en fazla olan günlerdir. Kadında adet düzensizliği ve belirtileri fark edememe durumlarında bu yöntemin geçerliliği azalıp risk oranı yükselir.

    Laktasyon Amenoresi: Halk arasında süt koruması diye bilinir. Emziren annelerde adet düzeni birkaç şekilde olabilir. Emzirdiği halde normal her ay düzenli adet görebilir. Emzirdiği sürece hiç adet görmeyebilir veya aralıklı düzensiz adet görebilir. Unutmamalı ki emziren annenin adet düzeni ne şekilde olursa olsun hamilelikten koruyucu özelliği yoktur. Özellikle emzirmenin 6. ayından sonra çiftler, emzirmeye engel olmayan etkin korunma yöntemlerinden birini seçmelidirler.

    Erkek’te doğal kontrasepsiyon yöntemleri
    Coitus İnterruptus: Halk dilinde geri çekilme veya dışarı boşalma olarak bilinen bu yöntem de gebe kalma riski yüksektir. Ayrıca uzun süre bu yöntemle korunan çiftlerde erkekte psikolojik sıkıntılara yol açabilmektedir

    Tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri
    Modern ve etkin korunma yöntemleri olup güvenirliği %99’a kadar varabilmektedir.

    Kadında modern ve tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri

    • Vajinal bariyerler: Diyafram,fitil,spermisid kremler;
    • Diyafram: Rahim ağzına takılır.Vajende bulunan spermlerin rahim içine girmesini engeller.
    • Spermisid kremler: Spermlerin döllenme kabiliyetini yokeder.
    • Vajinal fitiller: İlişkiden 10-15 dk önce vajene yerleştirilir,ilişkiden 6 saat sonrasına kadar vajen herhengi bir şekilde yıkanmaz. Her ilişkiden önce yeni bir fitil kullanılır. Bu yöntemler combine edilerek bir arada da kullanılabilir.Böylece etkinlikleri artar. Emzirmeye herhangi yan etkileri bulunmadığından emzirenlerde bu yöntemler önerilebilir.

    Rahim İçi Araç(RİA): Spiral diye bilinir.
    Gebelikte korunma mekanizması: Yumurtanın rahime ulaşmasını ,spermlerin yumurtaya ulaşmasını engeller. Buna rağmen yumurta döllense bile, spiral rahim içi ortamı bozarak döllenmiş yumurtanın yuvalanmasını önler. Spiral kullanım süresi maksimum 5 yıldır. 5 yıldan sonra RİA+gebelik, spiralın ipinin kopması, Spiral+Dış gebelik olasılıkları arttığından mutlaka değiştirilmelidir. Spiraller materyal bakımından bakırlı olanlar ve hormonlu olan tipleri mevcuttur. Hormonlu spiraller ancak hastaya özel durumlarda ve mutlaka jinekoğun uygun gördüğü zaman takılabilir. Spiral takılmadan önce jinekolog tarafndan hastanın detaylı muayenesi yapılmalı ve spiral takılmasına engel bir durum olmadığı tesbit edilmelidir. Vajinal enfeksiyon, Serviakl erozyon (Rahim ağzıında yara) varsa hastanın tedavisi yapıldıktan sonra spiral takılır.

    Spiral’ın önerilmediği durumlar:

    • Hiç doğum yapmamış kadınlar,
    • Geçirilmiş Pelvik enfeksiyon öyküsü (Kadın genital organ iltihapları),
    • Hipermenore (Adet’in bol ve uzun sürmesi),
    • Tanısı konulmamış vajinal kanamalar,
    • Daha önce Dış Gebelik geçiren kadınlar,
    • Dismenore (Ağrılı adet görme),
    • Myoma Uteri (Rahim’de iyi huylu ur),
    • Allergen bünyesi olanlar.

    Spiral ne zaman takılır?
    Spiral takılması için en uygun zaman hastanın adetli olduğu günlerdir. Bu günlerde kadının hamile olma olasılığı yoktur. Rahim ağzı açık olduğundan işlem daha kolay ve ağrısız geçer. Spiral takıldıktan birkaç gün sonrasına kadar kramp tarzında kasık ağrısı olabilir. İki hafta süresince cinsel ilişkide bulunulmamalı, her 6 ayda en geç 1 yılda spiral kontrol ettirilmelidir. Spiral süresi dolduğunda spiral çıkarılıp hemen yenisi takılabilir. Spiral çıkarıldıktan sonra 6 ay süreyle gebelik oluşamayabilir. Veya başka bir deyişle spiralini çıkartıp çoçuk isteyen kadınlarda 6 ay süreyle gebelik oluşmazsa herhangi bir tetkik yaptırmaya gerek yoktur. Spiral kullanan kadınlarda %2-3 oranında spiral+ gebelik olabilir. Bu nedenle spiral ile korunan kadınlar yinede adet günlerini takip etmelidirler. Spiral ile gebelik olursa, spiral mutlaka çıkarılmalıdır. Hamile kaldığında spiral çıkarılmazsa anne hayatı için tehlikeli olacak düzeyde enfeksiyon olabilir. Su kesesi erken yırtılıp erken doğum kaçınılmaz olur. Hamileyken spiral çıkarıldığında gebelik %50 oranında normal bir şekilde devam edebilir. %50 oranında düşük olabilir. Eğer spiralin ipi yoksa, operasyonla spiral mutlaka çıkarılmalı, gebelik kürtaj ile sonlandırılmalıdır.

    Hormonal kontrasepsiyon (Doğum kontrol hapları, iğneler)
    Etki mekanizması: Yumurtlamayı durdurma, yumurtalıkları baskılama esasına dayanır. Ayrıca rahim ağzı tıkacı koyulaştırarak spermlerin rahime geçmesini engeller. Rahim içi zarı inceltir. Doğum kontrol hapların içeriği Östrojen+Progesteron’dır. Bu hormonlar normalde kadında varolan kadınlık hormonlarıdır. İğnelerde ise aylık iğneler her iki hormonu da depo halinde içerir. 3 aylık iğneler ise sadece Progesteron içerir. Doğum kontrol tabletler ve aylık iğneler adet düzensizliği ve hormonal bozukluk yapmaz. Tam tersi adet düzenleyici etkisi vardır. 3 aylık iğneler ise sadece Progesteron içerdiğinden adet düzensizliği yapabilir. Ancak özel durumlarda, örneğin emziren annelere önerilir. Doğum kontrol hapları ve iğneler düzenli kullanıldığında %100’e yakın koruyuculuğu vardır.

    Doğum kontrol tabletlerin kullanım şekli: İlk kutu adetin 1.günü başlanır. Kutu bittikten sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta sonra yeni kutuya başlanır. (Adet günü sayılmaksızın) Her akşam yatmadan bir tablet alınır. Bir akşam unutulursa ertesi akşam çift tablet alınmalıdır. Bir kutuda bu şekilde iki kereden fazla unutkanlık olursa kutunun koruyucu özelliği kalmaz. İki akşam üst üste unutulursa kanama başlar. Görüldüğü gibi doğum kontrol tabletleri kullanılırken en önemli koşul düzenli kullanmaktır.

    Doğum kontrol tabletlerin Avantajları: Koruyuculuğu çok yüksektir. Adetlerin düzenli ve sancısız olmasını sağlar. Adet miktarını azaltarak kansızlığı önler. Rahim ve yumurtalık kanserlerinden koruyucu özelliği vardır.

    Dikkat edilmesi gereken hususlar: 5 yıldan daha uzun kullanılmamalıdır. Emziren annelerde sütün mikatarını azaltıp kalitesini bozduğundan önerilmez. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Tabletler bırakıldığında 9 aya kadar hamilelik olmayabilir. Tabletler kullanılırken sigara içmemelidir. Aylık ve 3 aylık iğneler kas içine yapılır. Etki ve yan etkileri tabletlere benzer.

    Hormonal korunmanın önerilmediği durumlar: 35 yaş ve üzeri kadınlarda, ailede meme kanseri öyküsü varsa, tanı konulmamış vajinal kanamalar, Myom’u olan kadınlarda, Migren,Depresyon,Varis,Karaciğer hastalığı Tiroid hastalığı olanlarda önerilmez.

    Erkek’te modern ve tıbbı kontrasepsiyon yöntemleri
    Prezervatif kullanımı: Diğer adıyla kondom kullanımı, dışarıya boşalmayla kıyasla daha güvenilir olup, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruma avantajina sahiptir. Kaliteli materyal olmaması durumunda, doğru kullanılmadığında (Sadece boşalma anında kullanılırsa) güvenirliği azalır. Kadında allerji yapma dezavantajina sahiptir.

    Hormonal kontrasepsiyon: Bu amaçla kullanılan preparatların ülkemizde bulunmaması ve erkeklerde cinsel isteksizlik ve cinsel disfonksiyon yaratabilmesi nedeniyle pek önerilmez.

    Sterilizasyon Yöntemi

    Kadında sterilizasyon yöntemi
    Tüp Ligasyonu: Rahim kanallarının cerrahi yollar bağlanmasına denir. Laparoskopik (Kapalı) veya Laparotomik (Açık) yöntemle rahim kanalları bağlanır, böylece yumurta ile sperm’in karşılaşması önlenir. Geri döünüşümü olmayan bu yöntem, çiftler kesin kararlı oldukalarında önerilir. Önemli bir yanetkisi yoktur.

    Erkekte tıbbı sterilizasyon yöntemi
    Vazektomi: Cerrahi müdahele ile erkeğin sperm kanallarının bağlanmsıdır. Operasyon riski çok azdır. Erkek cinsel fonksiyonlarında herhengi bir değişiklik olmaz. Tek dezavantaji bu işlemin geri dönüşümü olmamasıdır. Bu opersyon yapılmadan önce çiftler bir daha asla çocuk istemiyeceklerinin kararını kesin vermeleri gerekir.

  • TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    Araba kullanmak, yürümek, işe gitmek gibi normal aktivitelerime ne zaman başlayabilirim?
    Transferden iki gün sonra normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Eğer işiniz çok stresli ve yorucu ise bu konuyu doktorunuzla konuşmanızı öneririz.

    • Embriyo transferinden (ET) sonrası ne zaman cinsel ilişkide bulunabiliriz?

    Gebelik testinin sonucunu alana kadar cinsel ilişkide bulunmamalısınız.

    • Transfer sonrasında ne kadar istirahat etmeliyim?

    Bir yatakta rahat ettiğiniz pozisyonda uzanabilir, bir sandalyede oturabilirsiniz. Tuvalet ve benzeri durumlar dışında bir-iki gün boyunca istirahat etmeniz yeterlidir. Şehir dışında oturuyorsanız yola çıkmadan bir gün istiharat etmenizi tavsiye ederiz.

    • Transferden sonra ne zaman banyo yapabilirim?

    Transferden bir gün sonra ılık bir duş alabilirsiniz. Sıcak banyodan kaçınmanız tavsiye edilir.

    Hangi durumlarda tedavi başarısız kabul edilip iptal edilebilir?
    Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviniz yumurta toplama işleminden önce iptal edilebilir.
    Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen içinden yumurta çıkmayabilir. Bu durumun iki temel edeni vardır. Foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum hastaların %1 inden daha azında görülür. Diğer durumda ise folliküller yumurta toplama işleminden önce zamansız olarak çatlayabilir. Bu durum ise uygulanan stimülasyon protokolüne bağlı olarak hastaların %2-5 inde görülür. Bu durumda da toplanan yumurtalar boş çıkacaktır.
    Yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2-5 inde anormal yumurtalara bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. (Fertilization failure)
    Döllenen yumurtalar bölünmeyebilir. Bu durum da son derece nadirdir ve genelde yumurta bozukluğuna bağlıdır.
    Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden önce iptal edilir.
    – PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embryo transferi yapılmaz.

    • Tüp bebek tedavisinin uzun dönemde yan etkileri var mıdır?

    Yumurtalıkların uyarılmasının meme ve yumurtalık kanserinde risk artışına neden olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu durum henüz kanıtlanmamıştır. İnfertilitenin kendisi her iki kanser türü için de risk faktörü olduğundan; bazı araştırmalarda gözlenen risk artışının tedaviden mi yoksa infertiliteden mi kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu konudaki çalışmalar ve uzun süreli izlemler halen devam etmektedir. IVF tedavisi alan ve gebe kalamayan kadınların normal yıllık jinekolojik kontrolerini ve mamografilerini (yaşına göre) ihmal etmemeleri önerilir.
    Yumurtalık kanserleri riskinin; ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olanlar ile endüstriyel toplumlarda yaşayan kadınlarda daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının ise bu riski azalttığı bilinmektedir.

    • Başarısız bir denemeden sonra ne kadar ara vermek gerekiyor?

    Ikinci deneme icin 1 ay ara vermek yeterlidir. Daha uzun ara verilmesi ile daha kisa ara verilmesi arasinda tedavinin basarisi arasinda fark yok. önemli olan çiftin psikolojisi ve maddi durumu. Kendi hazir hisseden çiftler icin fazla ara verilmeden denemeler tekrarlanabilir. Ilk üç deneme icin gebelik şansı aşağı yukarı aynı kaldığı halde daha sonrasında bu oran düşüyor.

    • Tüp bebekle gebe kalan kişilerin gebelikleri normal gebelere göre daha mı risklidir?

    Tup Bebek ile gebe kalmış bir kadının erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma riskleri daha yuksektir. Ayrıca bazı özel durumlarda (erkeğin azospermik olmasi gibi) genetik anormalliklerde de az da olsa bir artış görülüyor.
    Bunların dışında başta İkiz hamilelik olmak üzere hamileliklerin çoğul olmasi halinde kadınlar bu tur gebeliklerin getirdiği tüm komplikasyonlara açık hale geliyor. Bu gebelikler icin en önemli ve en riskli donem gebeligin ilk 3 ayıdır. özellikle bu dönemde yakın takip gerekir.

    • Kök hücreden sperm elde edilebiliyor mu? Böyle bir uygulama var mı?

    Kök hücreden henüz sperm elde edilemiyor. Olgunlaşmamış sperm hücrelerinin laboratuvarda olgunlaştırılması ile gebelik elde edilmesine çok çalışıldı ancak bu yöntemle dünyada çok az sayıda gebelik elde edildi ve bu nedenle de terk edildi.
    Halen azospermik hastalara microenjeksiyon uygulaması için alınan testis biopsileri içinde olgun bir sperm hücresi veya en azından kuyruk oluşturmaya başlamış “spermatid”lere gereksinim var.

    • Bir tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ve neye bağlı olarak değişir?

    Tüp bebek merkezlerinin başarısını ölçen pek çok istatistiki kriter vardır. Bunlardan en sık kullanılanı “transfer sonrası gebelik yüzdesi” ile “eve bebek götürme oranı”dır. Eve bebek götürme oranı, tüp bebek sonrası gelişen gebeliklerden sonra eve götürülen canlı ve sağlıklı bebek oranını ifade eder. Başarıyı ifade eden belki de en önemli orandır. Tüp bebek işlemlerinde başarıyı pek çok faktör etkiler, ancak bunlar arasında en önemlileri; laboratuar koşulları ve laboratuarın başarısı ile transfer yapan kişinin becerileri ile ilgilidir.

    • Daha önce çektirdiğim bir rahim filmim (Histerosalpingografi – HSG) var, yeni bir HSG gerekli mi?

    Hayır, eğer bu işlemden sonra bir operasyon geçirmediyseniz ve 3 yıldan daha yeni tarihli bir filmse yeni bir HSG filmi gerekli değildir.

    • Tup bebek (ivf) tedavisi öncesinde HSG filmi yerine ofis histeroskopi testi yeterli midir?

    Bazı merkezler tarafından HSG filminiz eski ise tedavi öncesinde HSG çekmek yerine daha basit ve ağrısız bir işlem olan “Ofis Histeroskopi (Ofis H/S)” filmi çekilebilmektedir. Ofis H/S ile rahim içine girilen küçük bir kamera ile rahim içi net bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

    • Tüp bebekte uygulanan enjeksiyon ilaçlarının nasıl uygulanacağını bilmiyorum, ne yapmalıyım?

    Biz enjeksiyonlarınızın kendiniz tarafından veya eşiniz tarafından size uygulanmasını tercih ediyoruz. Genelde cilt altı enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaçların uygulamasını öğrenmek kısa sürede mümkündür. Bu işlemi yapmak istemiyorsanız bile nasıl yapıldığını bilmeniz size bu işlemi uygulayacak kişileri kontrol etmeniz açısından önemlidir. Tüp bebek işleminde kullanacağınız ilaçlar size ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.

    • Yumurta toplama işlemi (OPU) ne kadar zaman alır?

    Opu işleminin ne kadar süreceği yumurtalıklardaki follikül sayısı ile ilişkilidir. Fakat ortalama 15-30 dakika sürdüğü söylenebilir. İşlem öncesi hazırlıklar ve işlem sonrasındaki dinlenme periyodunu da gözeterek minimum 3 saatinizi bu işleme ayırmanızı öneririz.

    • Yumurta toplama ağrılı bir işlem midir?

    Opu (yumurta toplama) işlemi , hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca tamamen uyumak isteyen hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.

    • Yumurta toplama işlemi sonrasında kendimi nasıl hissedeceğim?

    Anestezik ilaçlarının etkisi ile uyku hali olabilir. Karında rahatsızlık hissi de olabilmektedir. Kendinizi yeterince iyi hissediyorsanız ertesi gün işinize dönebilirsiniz.

    • Yumurta toplama sırasında görülen follikül bir yumurta içerir mi?

    Hayır. Fakat, bazen eğer çok sayıda follikül mevcutsa tümünü doğru olarak saymak mümkün olamaz. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca birkaç follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir. Nadir bazı durumlarda da overlerde (yumurtalıklar) pek çok görünen folikül olmasına rağmen foliküllerin içlerinden hiç yumurta çıkmayabilir (Boş folikul sendromu). Bu durum “apoptosis” denilen yumurtalıkların erken ölümü ile sonuçlanan bir durum olmasına rağmen mekanizmalar net bir şekilde açıklanamamaktadır.

    • Tüp bebek tedavisi (ivf) için toplanan her yumurtada döllenme olur mu?

    Ortalama döllenme oranı %65 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır.

    • OPU sonrası spermler ne şekilde alınabiliyor?

    Yumurtalar vajinal ultrasonun eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalıklara basit bir şekilde girilerek alınıyor (OPU işlemi). Yumurtalar toplandıktan sonra olgun olanlar saptanıyor ve bunlara dölleme işlemi uygulanıyor.
    Menisinde sperm olan erkelerden sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden ameliyat ile spermlerin aranması ve bulnursa alınması gerekir.
    Azospermik olarak tabir edilen bu hasta grubunda ortalama sperm bulunma şansı % 50 civarındadır. Eğer azospermi tıkanıklığa bağlı ise kesin olarak sperm alınabilir.

    • Embriyolar ne zaman dondurulur?

    Döllenme gününden altıncı güne kadar IVF ekibinin uygun göreceği herhangi bir günde dondurulabilirler.

    • Dondurulan embriyolar ne kadar saklanabilir?

    Kimse bu sorunun kesin cevabını bilemez. Ancak ülkemizdeki kanunlar bu süreyi üç yıl ile sınırlandırmıştır. Bu sürede hatta çok daha uzun sürelerde saklamanın da başarılı olduğunu biliyoruz.

    • Embriyo Transferimden sonra arta kalan tüm embriyolar dondurulacak mı?

    Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirilmeniz gerekir.

    • Tüp bebek tedavisinde kanama olur mu?

    Yumurta toplama işlemi sırasında nadir de olsa kanama olabilir. İğnenin geçtiği yerdeki bir damarın zedelenmesi sonucu gelişen bu kanama, genellikle tamponla durdurulabilir ancak nadiren büyük bir damarın zedelenmesi sebebiyle ameliyat gerekebilir.

  • POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    POLİKİSTİK OVER NEDİR?

    Polikistik Over

    Yumurtlama nedir?

    Yumurtlama; üreme çağındaki kadınların her ay yumurtalarından bir ve bazen de iki yumurta hücresinin olgunlaşıp, yumurtalık dışına atılması ve tüplerden alınarak rahme taşınmasıdır. Yumurtlama olabilmesi için kadının hormon dengesinin normal olması gerekiyor. Hormonlar eğer düzenli çalışıyorsa, her ay bir yumurtalıktan yumurtlama olur. Bir ay birinden yumurtlama olurken, öbür ay diğer yumurtalık dinlenir. Yani aynı anda iki yumurtalıktan birden yumurtlama olmaz.

    Yumurtlamanın olup olmadığı nasıl anlaşılır?

    Kadının her ay adetinin 13. günü ila 17. günü arasında yumurtlama ağrısı dediğimiz bir ağrı oluşur. Kadın, her ay karnının bir tarafında gelip geçici, şiddetli olmayan bir ağrı tarif eder. Bu ağrı yumurtlamayı gösterebilir. Bu ağrı, kadınların hepsinde vardır ama yüzde 60-70 i belirgin bir şekilde hissedebilir. Yani, kadınlar bazen yumurtlamayı kendileri bile hissedebilir. Kadınlarda yine adetin 13. ve 17. günleri arasında, yumurtlamadan dolayı kadınlık hormonları arttığı için rahim ağzı sıvı miktarı ve akışkanlığı artar. Kadınlar bu dönemlerde sümüksü bir akıntının arttığını fark eder. Bu da kadınlarda yumurtlamayı gösteren bir belirtidir. Onun dışında biz doktorlar ise farklı yöntemler uygularız. örneğin; ultrasonda yumurtlamanın olup olmadığını tespit edebiliriz. Yumurtanın gelişimini ve çapını ölçeriz. Yumurtanın 18-20 milimetre çapa gelmesi de kadında yumurtlama olduğunu gösterir. Ayrıca kadınlarda vücut ısısı da kadınlardaki yumurtlamanın göstergelerden biridir. çok basit bir yöntemdir. Kadınlar kendileri, adetlerinin başından itibaren her akşam vücut ısılarını termometre ile koltuk altı veya ağız içinden ölçebilirler. Genellikle adetlerinin 13. ve 17. günleri arasında ateş gittikçe yarım ve 1 derece artış gösterir. Bu grafik de kadınlarda yumurtlamanın olduğuna dair bir kanıttır. Ayrıca rahim içi doku gelişmesinin artması, yani dokunun kalınlığının artması da yumurtlamanın göstergelerinden biridir. Kadınların adetlerinin 21-22 günleri arasında progestron hormonunun artışı da bize yumurtlamanın olduğunu gösterir. Ayrıca rahim içi dokuyu adete bir-iki güne kala parça alarak tahlile göndeririz ve tahlil sonucunda rahim içi dokudaki hormonal değişimlere bakarak yumurtlama olup olmadığını anlarız.

    BEYİNDEKİ BOZUKLUK YUMURTLAMAYI ETKİLİYOR

    Kadında yumurtlama; beynimizdeki hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH adlı hormonların yumurtalıkları uyarması ve 10-12 günde yumurta hücresinin gelişmesi şeklinde olur. İşte bu düzenekte bir bozukluk varsa, yani beyindeki hipofiz bezi ile yumurtalık arasındaki ilişkiyi bozan bir faktör varsa o zaman yumurtlama bozukluğu olur. Bu faktörleri şöyle özetleyebiliriz: Beynimizde hipofiz bezinde küçük tümörler varsa, yumurtalıkta kist ve tümörler varsa, yumurtalığın kendisinde hormon bozuklukları varsa, beynimizde guatr hormon bozuklukları varsa (özellikle hipotiroidi ve hipertiroidi) ya da böbrek üstü bezlerinin mekanizmasında bozukluk varsa bunlar da yumurtlamayı bozar. Böbreküstü bezinden salgılanan androjen hormonu dediğimiz erkeklik hormonları, yumurtalığın yapısını bozarak, yumurta gelişimini ve dolayısıyla da yumurtlamayı engeller. Bunların dışında; stresler, sıkıntılar, ölümler, üzüntüler, boşanmalar, ayrılmalar, harp ya da savaş gibi durumlar, yani sinire ve strese bağlı durumlar da yumurtlamayı bozar. Onun dışında yine Polikistik Over Sendromu da (PKOS) yine aynı şekilde yumurtlamayı bozan nedenlerin başında gelir. öte yandan diğer hormon bozuklukları, kullanılan bazı ilaçlar ve yumurtalık tümörleri de yumurtlamayı engelleyebilir.

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi var mı?

    Yumurtlama bozukluğunun tedavisi vardır. Eğer hastanın yumurtalığında, beyninde ve hipofiz bezinde tümör yoksa, kistler yoksa ve tüpleri normalse o zaman bu hastada yumurtlama tedavisi uygulanabilir. Yumurtlama tedavisinde en önemli adım, hastalığın altındaki nedeni belirleyip ortadan kaldırmak, sonra ilaç tedavisine geçmektir. Eğer hastada guatr hormon bozukluğu, şeker hastalığı veya böbrek üstü bezlerinde bozukluk varsa öncelikle bu sorunlar tedavi edilip ortadan kaldırılır. Sonrasında kadın kendiliğinden hamile kalır, ama eğer kalmazsa o zaman yumurtlama tedavisi uygularız. Yumurtlama tedavisinde, ilk önce ağızdan kullanılan hap şeklinde ilaçlı tedavi uygularız. Adetin beşinci gününde başlarız, beş günlük yumurtlama tedavisi sonucunda yüzde 80 yumurtlama olur. Ama yüzde 40-45 inde hamilelik oluşur. Eğer yumurtlama haplarına rağmen hamilelik oluşmuyorsa, o zaman yumurtayı büyüten FSH ve LH hormonlarını hastaya dışarıdan iğneyle belli dozlarla veririz ve takip ederiz. Yumurta gelişimi olduğunda da yumurtayı çatlatmak için bir iğne yaparız ve yumurtlama gerçekleşir. Yumurtlamadan 24-36 saat sonra eşlerin birlikte olmasını öneririz. Veyahut da bu hastalara bu dönemde aşılama tedavisi uygulayarak hamile kalmasını sağlarız.

    GENETİK MENOPOZA VE SİGARAYA DİKKAT!

    Bazı durumlar vardır ki o kişilerde yumurtalıklar çalışmaz. Bunlardan birincisi genetik sorunlardan kaynaklı olandır. Bazı kadınlar genetik bozukluk nedeniyle erkenden (25-35 yaş arasında) menopoza girebiliyorlar. Menopozda yumurta üretimi tamamen durduğu için adet de görmezler, yumurtlama da olmaz. İkincisi hastalar tümör vb. nedenlerle yumurtalıkları alınmışsa yumurtlama olamıyor. üçüncüsü yumurtalıklarda müdahale yapılmış, kist veya tümör çıkarılmış ama yumurtalık korunduğu halde bazen ameliyattan kaynaklanan nedenlerle yumurtalıklar bozularak normal fonksiyonunu kaybeder, iflas eder ve çalışmaz. Ayrıca imünolojik dediğimiz sebepler, bağışıklık sistemini bozan alerjik maddeler (virüsler vb.) imünolojik yumurtalık yetmezliğine sebep olabilir. Kanser tedavisi sırasında uygulanan kemoterapi veya şua yöntemleri de erken menopoza, dolayısıyla da yumurtalıkların iflasına neden olabilir. Burada özellikle bir noktayı vurgulamak istiyorum; kadınlarda sigara kullanımı yumurtalık fonksiyonlarını ileri derecede bozar. Ve bu erkenden menopoza sokar; yani menopoz yaşını en az 5-6 yıl erkene alır. Ayrıca menopoza girmese de, adet görmeye devam etse bile yumurtalık fonksiyonlarını bozarak hamile kalma şansını azaltabilir. Bu nedenle sigara içmek ciddi bir risk faktörüdür.

    Polikistik Over Sendromu (PKOS) nedir?

    PKOS, kadınlarda en sık görülen yumurtlama fonksiyon bozukluğunun adıdır. Normalde kadınların yumurtalıklarında her ay bine yakın yumurta hücresi gelişmeye devam eder ama son seçilme dönemine geldiğinde bunlardan 20 ila 50 tanesi seçilir. Bunlar o ayki gelişen yumurta grubunu oluşturur. Bu 50 ye yakın yumurta da 5-6 gün geliştikten sonra içlerinden bir tanesi olgunlaşır ve o ayki yumurtlama olacak yumurta haline gelmek üzere bu gelişimini devam ettirir. 18-20 milimetreden sonra da çatlar ve yumurtlama olur. Diğer yumurtalar ise geriler ve kaybolur. İşte bazı durumlar vardır ki bu mekanizma bozulmuştur. Yumurtalıklardaki yumurta hücreleri 8-10 milimetre çapa geldiklerinde daha fazla gelişemezler ve büyümezler. Bunlar, yumurtalık içinde küçük küçük kistler halinde kalır. çapları, 5 ila 10 milimetre arasında değişir. İsminden de anlaşılacağı üzere polikistik yani çok sayıda küçük yumurta kistleri oluşur. Yumurta tam gelişip yumurtlama oluşturamadığı için PKOS den sonra da yumurtalıklar büyüme başlar. Büyüyünce de yumurtalıktan erkeklik hormonları salgılanır. Bu da yumurtalığın yapısını, hastanın şeker metabolizmasını bozar. Adet düzenleri bozulur ve gecikmeli (2-6 ay) adet görürler. İşte biz bu duruma PKOS diyoruz. PKOS; gerçek bir kist değildir.

    PKOS Lİ HASTALARA öMüR BOYU SIKI TAKİP GEREKİR

    Bu hastalık neden ortaya çıkıyor ve nasıl kısırlığa neden oluyor?
    Vücutta hormon salgısını düzenleyen bazı enzimler var. O enzimler, kolesterolden kadınlık hormonlarını oluşturur ve hormon dengesini sağlar. Ama bazen anne karnındayken bu enzimlerde bir bozukluk oluşur ve bu da kadınlık hormonlarının yapısını bozduğu için yumurtalıklarda sapma meydana gelir ve hormon dengesi bozulur. Onun sonucunda yumurtalıklar büyür, içinde çok sayıda küçük küçük yumurta hücreleri olur, adetler gecikir, yumurtlama olmaz ve kısırlık sorununa yol açar.

    Kısırlık dışında başka hangi sorunlara yol açıyor?

    PKOS; sadece bir kısırlık ya da yumurtlama sorunu değil, aynı zamanda hastalarda çeşitli sağlık sorunları da yaratabiliyor. PKOS, kısa sürede yumurtlamanın olmaması, adetlerin gecikmesi ve kısırlığa yol açmasının dışında, hastaların orta derecede kilo almasına neden olur. çünkü yumurtalıktan salgılanan erkeklik hormonları şeker metabolizmasını bozduğu için kilo almaya eğilimi artırır; hastalar 6 ila 15 arasında kilo alırlar. Ayrıca hastaların yüzde 60 ı, uzun vadede (40-50 li yaşlarda) şeker hastası olarak karşımıza çıkarlar. Yine uzun vadede tansiyon, kalp hastalığı gelişebilir. Bu hastaların bir kısmında ileriki yıllarda rahim ve meme kanseri oluşabilir.

    BEYAZ UNU UNUTUN SEBZEDEN ŞAŞMAYIN

    Tedavisinde amacımız öncelikle hastaların zayıflaması ve kilo kontrolünün sağlanmasıdır. Bunun için de ekmekten, beyaz undan, şekerden kaçırmalarını bol posalı ve lifli gıdalar tüketmelerini öneriyoruz. Ancak sadece diyet yeterli gelmiyor. PKOS hastalarında hormon dengesi bozuk olduğu için az da yeseler akranlarına oranla kilo eğilimi oluyor. çünkü enerji ve şeker metabolizmaları bozulduğundan, sonuçta yediklerini vücutta yağ dokusuna dönüştürüp depo ederler ve bu da kilo almalarına neden olur. İşte bu nedenle diyetten sonra hastaya hareketlerini artırmalarını öneririz. Günlük yaşamda aktif olmalarını isteriz. Haftada en az üç kez, en az yarım saat olmak şartıyla çok hızlı yürüyüşler (bazen de koşu olabilir) öneririz. Diyet ve egzersizle hastanın genel sağlığını koruruz.

    Eğer hastanın çocuk beklentisi varsa; zayıflatıyoruz ve şeker metabolizmasını düzenleyici ilaçlar veriyoruz. Bunların yüzde 40-50 sinde hamilelik kendiliğinden oluşur. Ama eğer gebe kalamazlarsa o zaman yumurtlama ilaçları kullanırız. Ancak bazı hastalar var ki; çocukları var, hamile kalmak gibi bir beklentisi yok ama PKOS nedeniyle sağlık sorunları (geç adet görme, tansiyon, şeker, meme ve rahim kanseri riski vb.) yaşıyorlar. Bu koşullarda da hastanın mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Bu tür hastalarda kolesterolünü, şekerini, trigiliserit ve yağlarını ölçüp, ona göre tedavi ederiz. Bu tedavide amacımız hem hastaların düzenli adet görmesini sağlamak, hem de rahim içindeki aşırı gelişmeyi kırarak ileride rahim kanseri gelişme riskini azaltmaktır.

    HAMİLELİKTE SIKI DOKTOR TAKİBİ ŞART

    PKOS de her zaman ameliyat yapmayız. Ama bazı durumlar var ki; hastayı tedavi etmemize rağmen yumurtlama olmaz, hormon dengesi düzensizdir. Yani her şeye rağmen düzelmiyor… Eğer hastanın kısırlık problemi ve çocuk beklentisi varsa, yumurtlama ilaçlarına rağmen de hamile kalamıyorsa o zaman iki seçenek var; ya tüp bebek tedavisine alırız ya da ameliyat ederiz. Ameliyat için karından laporoskopi dediğimiz bir aletle gireriz. Kapalı ameliyatla her yumurtalığa lazerle 5-6 küçük delik açarız. Yumurtalıktaki erkeklik hormonu dediğimiz androjen hormonunu salgılayan kısmı azaltırız ve yumurtalık üzerindeki baskılayıcı etkisini ortadan kaldırırız.

    PKOS un gebe kadında olumsuz etkileri var mı?

    PKOS lu kadınların yüzde 30 ila 50 si kendiliğinden hamile kalır. Bu kadınlar gebelik süresinde PKOS nin olumsuz etkileriyle karşılaşabilirler. çünkü bu tür hastaların şeker metabolizması bozuktur. Böyle olunca da hamilelik sırasında aşırı kilo artışı olabilir, gebelikte şeker hastalığı gelişebilir, vücutta şişlikler görülebilir, gebeliğin altıncı ayından itibaren tansiyon yükselmesi ve gebelik zehirlenmeleri gelişebilir. O yüzden bu hastalar özellikle gebelik döneminde iyi bir şekilde takip edilmeli ve tedavileri de ona göre düzenlenmelidir. PKOS u bulunan ve hamile kalan kadınlar gebelik döneminde özellikle yemeklerinde unlu, hamurlu yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalı, egzersiz yapmalı ve lifli gıdalar tüketmeye özen göstermeli.

    DOĞURDUM KURTULDUM DEMEYİN

    PKOS lu kadınlar çocuk sahibi olsalar bile ben bu hastalıktan kurtuldum demesinler, yaşam boyu sağlıklarına dikkat etsinler. Kalp, tansiyon, şeker hastalığı ve meme ile rahim kanseri riski açısından düzenli olarak kontrollerini yaptırsınlar. Diyetlerine dikkat etsinler, düzenli olarak egzersiz yapıp hareketli olmaya özen göstersinler. PKOS nin tedavisi vardır ama ihmal etmesinler. Gecikirlerse sorun daha çok artar.

  • AŞILAMA YÖNTEMİ

    AŞILAMA YÖNTEMİ

    Aşılama, spermle yumurtanın buluşma şansını artırmak için fizyolojiyi desteklemek amacıyla yapılan bir işlemdir.

    Erkekten alınan semen örneğinin laboratuvar şartlarında yıkanarak, hızlı hareket eden ve normal görünen spermlerin seçilerek rahim içine verilmesi işlemidir. Bu yöntemle normal görünen ve hızlı hareket eden spermler, vajinal ortamdan uzaklaştırılıp yumurtaya en yakın yere bırakılmış olur. Spermlerin yumurtaya ulaşmak için kat edeceği mesafe kısalır ayrıca, şekil bozukluğu olan ve yavaş hareket eden spermler de ayıklanmış olur. Aşılamanın başarısı %10-15 civarındadır. Açıklanamayan infertilite de, sperme ait hafif derecedeki bozukluklarda, rahim ağzında ve sperm öldüren salgı varlığında uygulanabilir.

    Tüp Bebek
    Aşılama Nasıl Yapılır?

    Kadına verilen hap ya da iğnelerle her ay kendiliğinden oluşan bir adet yumurtanın sayısı iki ya da üçe çıkarılırken, erkeğin spermleri de özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur. Verilecek çatlama iğneleri ile yumurtaların çatlama zamanı da ayarlanarak hazırlanmış olan spermler, rahim içerisinde özel bir plastik kanül vasıtasıyla bırakılır. Böylelikle spermlerin gidecekleri yol da kısaltılarak yumurta ya da yumurtalara kolayca ulaşmaları sağlanır. Elbette bu işlemin yapılabilmesi için en az bir kanalın ya da tüpün açık olması şarttır. Dolayısıyla aşılama işleminden önce rahim filmi çekilmesi gereklidir.

    Genellikle 3 ya da en fazla 4 uygulamadan sonra gebelik oranlarının artmadığı bilindiğinden daha fazla aşılama tekrarlamaya gerek yoktur. İyice bilinmelidir ki, çocuğu olmayan herkese aşılama yapılamaz.

    Eğer erkeğin spermlerinin sayı ve hareketi çok düşük ise aşılamadan beklenecek fayda çok azdır. Bu sayı ve hareket konusunda tam bir fikir birliği olmasa da genellikle kabul gören görüş erkeğin spermlerine yıkama işlemi uygulandıktan sonra toplam ileri doğru hareketli sperm sayısının en az ml de 1 milyonun üstünde olması gerektiğidir. Diğer önemli bir konu da spermlerin şekil bozukluklarıdır. Aşılama öncesinde sperm şekilleri de bu konuda tecrübeli kişilerce detaylı olarak değerlendirilmelidir, normal görünümlü sperm sayısının en az %4-5 olması gerekmektedir.

    Normal şekilli olmayan spermlerin sayı ve hareketleri iyi olsa bile yumurtanın kabuğunu delip içerisine girmelerinde problem olabilir.

    Aşılamadan fayda göreceği düşünülmeyen ya da 2-4 kez aşılama yapılamasına rağmen gebelik oluşmayan kişilerde tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

  • KADINLARDA OVULASYON ( YUMURTLAMA ) VE GEBELİK

    KADINLARDA OVULASYON ( YUMURTLAMA ) VE GEBELİK

    Ovulasyon ( Yumurtlama ) : Yumurtalıklarda büyüyen ve olgunlaşan yumurtanın, yumurtalıklardan atılması olayıdır. Bu esnada rahim, rahim mukozası ile birlikte atılan yumurta için hazırlanır. Genelde bu yumurta 12-24 saat yaşar ve hamileliğin gerçekleşebilmesi için, erkeğin spermiyle, kadının yumurtasının birleşmesi gerekir.

    Hamilelik planlayan bir kadının, cinsel ilişki için yumurtlama zamanını seçmesi gerekir ki, bu iki adet dönemi arasındaki tek bir gün olarak bilinmektedir. Yani, yumurtlama gününde korunmasız bir cinsel ilişki yaşanması, aynı günde yumurtanın spermle döllenmesi ve embriyoya dönüşerek rahme tutunma olasılığı, hamilelik ihtimalini artırmaktadır.

    Eğer gebe kalma, döllenme oluşmaz ise, döllenmemiş yumurta, rahim mukozası ve diğer kan ürünleri ile adet dönemi boyunca akıntı ile dışarı atılır. Düzenli adet gören kadınlarda ovulasyon takibi yapmak gebelik şansını arttırır. Adetleri düzenli olan kadınlarda yumurtlama adet kanaması başlamadan yaklaşık 14 gün önce gerçekleşir, yumurtlama gününü tespit etmenin en pratik yolu budur. Bu hesapla adet dönemi 28 gün süren bir kadında yumurtlama adetin 14. günü olur, adet kanamasının başladığı ilk günden sayarak 14. güne denk gelir yaklaşık.

    Bu kadınlarda ovulasyonun ( yumurtlamanın ) belirtileri:

    * Vainal akıntıda artış, akıntının sıvılaşması
    * Vücut ısısında yarım derecelik hissedilir bir artış
    * Tek taraflı kasık ağrısı veya pelvik ağrı, kramp
    * Göğüslerde hassasiyet, dolgunluk, gerginlik
    * Karında şişkinlik hissi
    * Cinsel istekte artma

    Gebelik isteyen çiftlerde bu dönemde gün aşırı ilişkiye girmek gebelik şansını arttırır. Spermler ilişki sonrasında 72 saat canlı kaldıklarından haftada 2-3 kez düzenli ilişkileri bulunan çiftlerin gebelik için yumurtlama takinine ihtiyaçları yoktur.

    Diğer yandan hamilelik düşünmeyen çiftler, yumurtlama döneminin, adetin öncesinde ve sonrasında meydana gelmeyeceğini düşünerek, bu dönemde korunmasız cinsel ilişkiye girmekteler ve sonrasında istenmeyen gebelik durumları oluşmaktadır. Bu nedenle, adet kanamasından önce ve sonra veya yumurtlama dönemi dışında, hamile kalma ihtimali imkansız değildir, ama çok nadir görülmektedir. Bu durumda bebek sahibi olmayı düşünmeyen çiftler için ilişki esnasında geri çekme, takvim takibi yöntemi gibi yöntemler değil, doktorunuzun sizin için uygun bulduğu yöntemlerden kondom, doğum kontrol hapları, rahim içine araç yerleştirilmesi gibi yöntemler tercih edilmelidir.

    Sağlıklı bir gebelik dönemi ve sağlıklı bebekler için sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.

  • İNFERTİLİTE  (KISIRLIK)

    İNFERTİLİTE (KISIRLIK)

    Normal çiftlerde , eğer normal sıklıkla cinsel ilişki varsa aylık gebe kalma oranı %25, yıllık gebe kalma oranı %90, 2 yıl sonunda ise %95 dir. İnfertil çiftler dikkatli değerlendirildiğinde %85-90’ında olası sebep tespit edilebilmektedir.

    Gebelik nasıl oluşur?
    Erkek tohumu (sperm) kadın tohumu (Ovum) ile birleşir. Buna döllenme denir. Kadın rahminde gerçekleşen bu olay ilk aşamadır. Daha sonra rahmin içine (uterusa) yerleşerek embriyo haline gelir.

    Kısırlık Tanımı Nedir?
    Normal ilişki sıklığında (haftada 2-3) herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 1 yıl içinde gebe kalamama durumuna kısırlık (infertilite) denir.

    Yapılan araştırmalarda ENSIK rastlanan kısırlık nedenleri:
    • Yumurtlama bozuklukları %15-%20 ;
    • Karın zarı (peritoneal) patoloji %30-40 ;
    • Erkek faktörü (%30-40)
    • Nedeni açıklanamamış infertilite (%10)
    • Nadir problemler (Uterin /servikal patoloji) (%5). %10 hastada ise herhangi bir neden bulunamaz.
    Kısırlık nedenleri:

    1.Erkek Kaynaklı Nedenler

    Tüm kısırlık vakalarının %30-40 nedeni erkek kaynaklı patolojilerdir. Araştırmada 3 günlük cinsel perhiz sonrası verilen sperm örneği değerlendirilir. Sperm hücresinin sayısı, yapısı, hareketleri değerlendirilir. Travma, enfeksiyonlar, aşırı sigara ve alkol, kimyasallara maruz kalam sperm sayı ve miktarını bozar.

    Semene (meni) ait nedenler:
    Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre semen analizinin normal olarak kabul edilebilmesi için hacminin en az 2 mililitre, sperm sayısının mililitrede en az 20 milyon olması ve spermlerin en az %50’sinin hareketli ve en az %70’inin şeklinin normal olması gerekir.
    Şekil bozukluğu açısından daha detaylı bir inceleme olan ve özel boyama yöntemi ile yapılan Kruger testinde %14 ve üstü normal olarak değerlendirilir.

    Semenin taşınmasındaki sorunlar:
    Testislerde sperm üretiminin normal olmasına rağmen, spermin taşınmasını sağlayan kanalların doğuştan veya sonradan geçirilen bir hastalık nedeniyle tıkalı olması da gebeliğin oluşumunu engeller. Varikosel olarak adlandırılan damar genişlemesi (testislerden kirli kanı taşıyan toplar damarların genişlemesi ve kirli kanın testislerin yanında birikmesi) , testislerin sıcaklığını arttırarak sperm üretimi ve hareketi üzerine olumsuz etki eder. Çeşitli cerrahi müdahale yöntemleri ile tıkanıklığın giderilmesi (vazovazostomi, vazoepididimostomi, TURED ameliyatları) mümkün olmaktadır. 

    2. Kadına Ait Nedenler:

    Rahim ağzı kaynalı kısırlık (servikal faktör):
    Cinsel ilişkide spermler vajinaya ve rahim ağzına dökülür. Hareketli yapısı olan spermler rahim ağzından doğru rahmin içine doğru hareket ederler. Yumurtlama döneminde rahim ağzından geçiş en üst seviyededir. Bazı kadınların rahim ağzı salgısı sperme karşı antikor üretir ve spermin fonksiyonunu bozar. Bu kolaylıkla tespit edilebilen bir durumdur ve aşılama metodu ile kolaylıkla tedavi edilir. Servikal faktör nadiren tek başına infertiliteye neden olur.

    Rahim kaynaklı kısırlık (uterin faktör):
    Rahmin içindeki yapışıklık, yer kaplayan lezyonlar, doğuştan gelen şekil bozuklukları gebeliğe engel olur. Bunların tespiti ve tedavisi mümkündür. 

    Tüp Kaynaklı Kısırlık (Tubal Faktör):
    Gebeliğin oluşumu için en az bir tüpün sağlıklı olası gereklidir. Yumurtayı rahme taşıyan tüpler çok hassas bir yapıya sahiptir. Bu hassas yapının bozuk olması gebeliği engelleyebilir veya dış gebeliğe neden olabilir.
    Tüplerin kapalı olması infertilite hastalarının üçte birinde görülür.

    “Tüplerin yapısını değerlendirmek için HSG veya LAPAROSKOPİ yapılması gereklidir.Op.Dr.Fatma Gençtürk Özer her iki yöntemde rutin olarak yaygın şekilde kullanılır…”

    Yumurtlama problemlerinden kaynaklı kısırlık (ovulatuar faktör):
    Kısırlık problemi ile uğraşan kadınların %15-20 sinde çeşitli derecelerde yumurtalam problemi mevcuttur. Ultrasonografi ve hormon tahlilleri ile yumurtlama takip edilebilir.
    Diğer bir yumurtalama takibi ise Bazal vücut ısısı takibidir. Uygulaması kolay, basit ve ucuz bir yöntemdir. Yumurtlama sonrasında progesteron hormonu , bol miktarda salgılanır. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonuna bağlı olarak adet döneminin ortasına rastlayan dönemde vücut ısısı yaklaşık 1 derece yükselir. Yumurtlama olmaz ise vücut ısısında artış olmaz.
    “Yumurtlama problemi olan kadınlarda, yumurta gelişimi için kullanılan hormon ilaçları ile hastaların %80’inde yumurtlama sağlanabilir. Gebeliğe engel başka bir durum yok ise başarılı 6 yumurtlama tedavisi ile aşılama hastaların yarısı gebe kalabilir.”

    Karın zarı kaynaklı kısırlık (peritoneal faktör):
    Tüm kısırlık vaklarının %30-40 ının nedenidir. Özellikle geçirilmiş ameliyatler, üst genital sistemi tutan enfeksiyonlar, endometriozis hastalığı, karın iç zarında (peritonda) yapışıklık yaratarak tüplerde ve yumurtanın çevresinde anormal durumlara neden olabilirler . Bu anormal durumlar tüplerin yapısını bozarak veya yumurtanın tüplere ulaşmasını engelleyebilir .
    Endometriozis, rahim iç zarı olan endometrium dokusunun rahmin dışında bulunmasıdır. Genelde overde yerleşir ve “çikolata kisti” tanısını alır. Bu aşamada hem yumurtalığa zararı olur hemde yaratacağı yapışıklık ile ovumun tüpe geçişini engelleyebilir. Bu aşamada laparoskopik operasyonlar ile çok rahat çıkartılır.

    Yaş Faktörü:
    Kadında 40 yaşından sonra da gebelik oranları ileri derecede azalır. 40 yaş ve üzeri kadınlarda adet düzeni çoğunlukla normal olduğu halde gebe kalma oranı %10’un altına düşer. Yumurtaların gelişmesi ve ovulasyon meydana gelse de, oluşan yumurtanın kolayca döllenebilmesi oldukça güçtür. Gebelik oluştuğunda anne yaşının ileri olması nedeni ile bebekte kromozom anomalilerinin ve düşük riskinin arttığı da göz önüne alınmalıdır.

    3.Nedeni Açıklanamayan Kısırlık (unexplained infertilite):

    Kısırlık problemi yaşayan çiftlerin %10 kadarında tüm tetkikler normal olmasına rağmen gebelik oluşmamasıdır. Bu çiftlerde gebeliği sağlamak amacıyla yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ve rahim içi aşılama (IUI) kullanılır. Bu tedaviler ile 3-6 adet döneminde gebelik elde edilememesi durumunda tüp bebek yöntemi uygulaması önerilir. Kliniğimizde aşılama (IUI) yöntemi ile yüksek gebelik oranları yakalanmıştır. Tüp bebek hazırlık tedavileride yoğun şekilde yapılmaktadır.

    Muayenehanede Yapılan İnfertilite Uygulamaları

    -Tüm Hormon Tahlilleri
    -Spermiogram
    -Folikül Takibi
    -Over Rezerv Testleri
    -Aşılama (İntra Uterin İnseminasyon )
    -Tüp bebek hazırlığı
    -Ağrısız Rahim Filmi (HSG)
    -Tanısal ve Operatif Histeroskopi

    Kısırlık Tedavisi Pahalı Bir Tedavi midir?
    Evli çiftlerin %15ini etkileyen kısırlık tedavisi , pahalı tetkikler ve tedavi metodları içerir. Artan hayat pahalılığı ve dönemsel ekonomik sıkıntılar neticesinde, artık kısırlık tedavisi adayı çiftlerin merkez seçerken dikkat ettikleri kriterlerin başında kısırlık tedavisinin toplam maliyeti gelmektedir.

    Hastamıza ayırdığımız geniş zaman , eksiksiz bilgilenme ve farkındalık sayesinde gerek doğal yollarla, gerekse yardımla üreme teknikleri ile gebe kalma şansı artmaktadır.
    Özellikle de son 5-6 yıl içinde kliniklerin rutin tedavi uygulamaları arasına girmeyi başaran yeni teknolojiler klasik tüp bebek uygulamalarının şeklini ve konseptini de neredeyse tamamen değiştirmektedir. Ve bu gelişmelere bağlı olarak da yardımla üreme teknikleri ile bebek sahibi olabilmek mümkün olabilmektedir.

    Aşılama
    Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde detaylı bir inceleme ile problemin nereden kaynaklandığı aydınlatılmalı, tedavi gerekliliği belirlenmeli ve çiftin en kolay şekilde gebelik elde etmesini sağlayacak olan tedavi yöntemi belirlenerek çifte sunulmalıdır. Sperm yıkama teknikleri sperm ve semen problemleri doğrultusunda geliştirilerek intra uterin aşılama için normal sperm elde etmeyi amaçlamaktadır. Aşılamada işlem görmemiş kullanılmaz. Sperm dışı içeriğinden dolayı direk olarak ejekulat rahim içine verilirse alerjik reaksiyonlara, şiddetli ağrıya ve enfeksiyona yol açabilir. Tedavi yöntemleri; yumurtlama uyarısı ve takibi, aşılama ve tüp bebek tedavisidir.

    Uygun şartlara sahip olan çiftlerde (sperm sayısının 20 milyon ve üzeri olduğu, total hareketliliğin %50 nin üzerinde , progressive hareketliliğin %15 in üzerinde olduğu çiftlerde), ilaçlarla yumurta gelişiminin sağlanmasını takiben spermin belirli işlemlerden geçirilerek (yıkanıp seminal plasmadan temizlenmesi işlemi)rahmin içerisine verilmesi anlamına gelen intrauterin inseminasyon” (aşılama) tedavisi ile gebelik elde edilebilir.

    Yıkama işlemi ejekülattan fertilizasyon için gerekli olmayan hücrelerin ayrılması temeline dayanır. Ejekülat aerobik ve anaerobik bakterileri içerebildiğinden steril bir örnek değildir. Vas deferensten, prostat bezinden, seminal vesikül ve üretradan gelen hücresel döküntüler de ejekülat içinde bulunabilir. Sperm yıkama işlemi ile tüm bu hücreler ayrılır.

    Tüp Bebek Hazırlık

    Tüp bebek yönteminde ,göbekten iğne şeklinde uyguladığımız kadınlık hormonları(FSH, FSH+LH) ile yumurtalıklar uyarılır. Uygun aralıklarla ultrasonografi yapılır. Folikül adı verilen yumurtalık içindeki kesecikler belirli büyüklüğe ulaştığında yumurta toplama işlemi için hazırlıklar tamamlanır. Olgunlaşmadaki son basamak olan Çatlatma İğnesi uygulamasını takip eden 35.-36. saatte Yumurta Toplama İşlemi gerçekleşir.Elde edilen yumurtalar laboratuvar şartlarında bu işleme özel solüsyonlar içinde bekletilir. Ortam anne rahmini taklit eden özellikler içerir. Hastanın eşinden alınan spermler de özel bir işlemden geçrilerek yumurtayı döllemeye hazırlanır.

    Hazırlık işlemlerinden sonra yumurtalar ile spermler mikroskop altında bir araya bırakılarak döllenmesi sağlanır. Her bir yumurta etrafında çok sayıda sperm olması gerekir.Spermler döllenmeyi sağlayacak kadar çok değilse ICSI adı verilen işleme geçilir.Bu işlemde sperm yumurta içine özel kataterle yerleştirilir.

    Ekibin (embriyolog ve jinekoloğun) ortak kararı ile belirlenenen uygun zamanda (işlemi takip eden ikinci, üçüncü, dördüncü veya beşinci gün) en kaliteli embriyolar seçilir. Yöentmelikle belirlenen kurallara uyara uygun sayıda embriyo ince bir kanül vasıtası ile rahim içerisine yerleştirilir.Yönetmelikler ve tıbbi kurallara göre yerleştirilecek embriyo sayısı belirlenir . Yumurta toplamadan 14 gün sonra gebelik testi için beklenir.

  • TÜP BEBEK

    TÜP BEBEK

    Tüp bebek yöntemi , doğal yollarla ve daha basit yardımcı tedaviler ile gebelik elde edilemeyen çiftlerde başvurulan en son basamak yardımcı üreme yöntemidir. En kısa anlatımla kadının yumurta hücresinin erkeğin sperm hücresi ile laboratuar ortamında döllenmesinin gerçekleştirilmesi ve bunun tekrar anne rahmine nakledilmesidir.

    Dünyada ilk başarılı tüp bebek 1978 yılında gerçekleşmiştir ve o günden bu güne 2 milyondan fazla çift bu yöntemle bebek sahibi olmuştur.

    Kimlere Tüp Bebek Uygulanır ?
    Her iki tüp kapalı ise
    Sperm sayı, hareket, morfolojide yetersizlik
    Aşılama tedavisinden sonuç alamayan hastalar
    Şiddetli endometriozis
    Erkek ejekulatında sperm hücresinin olmaması

    TÜP BEBEK AŞAMALARI
    Birinci aşamada çiftin öyküsü detaylı incelenir. Yaş, evlilik yaşı, sistemik hastalık varlığı ,sigara alkol gibi alışkanlıklar, mesleki özel durumlar (kimyasal maddeye maruziyet, vardiyalı iş sistemi,sık yolculuk, vs ) irdelenir. Bu görüşmede öncelikle erkeğin semen analizi değerlendirilir. Bir problem varsa uroloji ile konsulte edilir. Kadında bazal hormonal değerlendirme (siklusun 2. yada 3. günü), jinekolojik muayene yapılır. Gereken hastalarda rahim filmi (HSG),histeroskopi, laparoskopik değerlendirme yapılır. Bu görüşme sonrasında hastaya özel bir tedavi programı belirlenir, hastayla tedavi başarısı paylaşılır ve ayrıntılı olarak tedavi aşamaları mümkünse bir çizelgede anlatılır.

    İkinci aşama hormonların baskılanmasıdır. Tedavide amaç yeterli sayıda kaliteli yumurta hücresi elde edebilmek için vücudun hormonal işleyişini kontrol altına almaktır. Bu amaçla bir önceki menstruel döngüde ya da adetle beraber tedavi başladığında belirli günlerde koldan enjeksiyon şeklinde tedavi düzenlenir ( Uzun protokol ).

    Üçüncü aşama yumurtaların uyarılması dönemidir. Tüm tedavi protokollerinde adetin 2. yada 3. gününde temel ultrason değerlendirmesi, kanda FSH, LH, TSH, Prolaktin ve estrojen ölçümü yapılır. Hastaya uygun tedavi kombinasyonu ve doz seçimi yapılır ve hasta belirli aralıklarla ultrasonografi kontrollerine çağırılıp follükül ( yumurta hücresini içinde barındıran yapı )ölçümü yapılır. Follüküller istenen çapa, rahim iç zarı istenen kaliteye geldiğinde yumurta hücrelerini ortaya çıkarabilmek için hCG enjeksiyonu (çatlatma iğnesi) yapılır ve çift 34 – 36 saat sonra yumurta toplamı işlemine çağırılır. Bu tedavi dönemi kliniğimizde ortalama 8- 12 gün sürmektedir.

    Dördüncü aşama yumurtaların toplanmasıdır. Ameliyathane şatlarında transvajinal ultrasonografi yardımı ile her bir follükül sıvısı vakum sistemi ile bir tüp içine aspire edilir. Saniyeler içerisinde yumurta hücresini araştırmak üzere embriyologa teslim edilir. İdeal olanı hasta başına 6 -12 yumurta elde edebilmektir. Ama bu sayı 1 tane olabildiği gibi 20 nin üzerine de çıkabilir. Çok nadiren hiç yumurta bulunamadığı da olabilir. Bu işlem lokal ya da genel anestezi ile yapılır.İşlem 10-30 dakika kadar sürer, 2-4 saat kadar klinikte takip edilir ardından hasta evine gidebilir.

    Beşinci aşama döllenme dönemidir. Toplanan yumurta hücreleri inkübatore yerleştirilir. Olgun yumurta 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelir. Kadından yumurta toplandığı sırada erkek de sperm örneğini verir. Menisinde canlı sperm bulunamayan hastalardan cerrahi yöntemlerle sperm elde edilme yoluna gidilir. Klasik tüp bebek yönteminde her bir yumurta hücresine 200 bin kadar sperm hücresi uygun laboratuar ortamında bir araya bırakılır döllenmesi beklenir 16-18 saat sonra döllenen embriyolar takip edilir. Günümüzde artık klasik tüp bebek yöntemi neredeyse terk edilmiş, mikroenjeksiyon sistemine geçilmiştir. Bu yöntemde ise her bir yumurta hücresi tek bir sperm ile döllendirilmekte yine 16-18 saat sonra iki hücre aşamasına gelmiş embriyolar tekrar kültür ortamında takibe alınır.

    Altıncı aşama embriyo transferidir. Döllenen yumurtalar 2-5 gün kadar takip edilir. Transfer işlemi yine ameliyathane koşullarında jinekolojik muayene pozisyonunda ve ağrısız bir işlem olarak gerçekleştirilir. Embryo durumuna göre 3. ya da 5. gün transfer edilir, bazı durumlarda 2. ve 4. gün de tercih edilebilir. Genellikle 10 dakika kadar sürer. Ultrasonografi eşliğinde yapılır. Bu dönemde hastanın yeterli sayıda kaliteli embriyosu var ise kullanılmayacak embriyolar dondurulabilir. Karşılaşılabilecek olumsuz şartlarda tekrar ilaç kullanımı ve yumurta toplama işlemine gerek kalmadan dondurulmuş embriyolarını kullanma imkanını verir. İşlemden sonra hasta 1- 2 saat dinlendirilir ve evine gönderilir.

    Yedinci aşama hasta için en zor geçen 10-12 günlük bir dönemdir. Bu aşamada hasta destek tedavisi alır. Doktorunun tercihine ve hastanın klinik durumuna göre bu dönemde kullanılan ilaçlar farklılıklar gösterebilir. 12. günde kanda gebelik testi ( beta hCG ) yapılır. Testi pozitif olan hastalar belirli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Gebeliğin ilk 12 haftasında gebelik yakın takipedilir.

    Sağlıklı gebelikler ve sağlıklı bebekler dileği ile…