Etiket: Yüksek

  • Çocuklarda tuz tüketimi

    İnsan vücudunun sıvı, asit-baz dengesinin sağlanması, sinir ve kas sistemlerinin doğru çalışması gibi işlevleri için belirli oranda tuza gereksinimi vardır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) erişkinlerin günde ortalama 5 gram yani bir çay kaşığı tuz tüketmelerini önerir. Ancak, Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen değerlerin üç katı düzeyinde olduğu bilinmektedir.

    Evrimsel olarak atalarımız günde 1 g’dan az tuz içeren diyet uyguladıkları bilinmektedir. Tuz alımının artması ile kan basıncı arasında ilişki olduğu MÖ 2000’li yıllarda fark edilmiş ve “çok tuz alınırsa kişinin nabzı katı ve sert olur” denilmiştir. Yaklaşık 100 yıldan beri de, hipertansiyonu olan hastalarda tuz kısıtlaması gerektiği bildirilmektedir.

    Aşırı tuz tüketimi de değiştirilebilir bir sağlıksız beslenme uygulamasıdır ve birçok kronik hastalığın temelinde yer almaktadır. Fazla tuz tüketimi yüksek kan basıncına neden olmaktadır. Ülkemizde her dört ölümden birisi yüksek tansiyon ile ilgilidir. Son yıllarda çocukların da tuz tüketiminde artış olduğunu görüyoruz. Özellikle ayak üstü beslenme (pizza, hamburger,vs), yüksek tuz içerikli işlenmiş gıdaların (cips, salam, sosis, sucuk, turşu, salça, konserve gibi her türlü abur cubur) tüketiminin yaygınlaşması çocuklar açısından bu riski gündeme taşımaktadır.

    Çocuklar ne kadar tuz tüketmeli?

    1 yaşından küçük çocuklara hiç tuz eklenmemeli

    1-3 yaş 2 gr/gün,

    4-6 yaş 3 gr/gün,

    7 yaş sonrası 5 gr/gün (bir çay kaşığı) geçmemeli

    Aşırı tuz tüketiminin zararları

    Ödem

    Hipertansiyona

    Kalp ve damar hastalıkları

    İnme (beyine pıhtı atması sonucu felç)

    Böbrek taşları

    Kronik böbrek hastalığı

    Gastrit, mide ülseri ve mide kanseri*

    Osteoporoz

    * Yüksek tuz alımı, Helicobacter pylori (H. pylori) bakterileri tarafından midenin kolonizasyonunu teşvik eder ve bu gastrite neden olabilir ve kötüleştirebilir. Kontrol edilmediyse, gastrik tümörlere de yol açabilir.

    Tuzu azaltmak için neler yapılmalı ?

    Dünyada birçok ülkede tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik başarılı programlar uygulanmaktadır. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından tuz tüketimin kademeli olarak önerilen seviyelere düşürülmesi için ulusal bir program ve bir eylem planı oluşturulmuştur.

    Süt çocukluğu döneminde bebeğin tuz ile tanışmaması**

    Farkındalık ve bilinç düzeyinin çocukluk dönemlerinden itibaren kazandırılması

    Anne babaların çocuklarına rol model olması

    Yemek masasına tuzluk konulmaması

    Yemeğin tadına bakmadan tuz serpme alışkanlığından vazgeçilmesi

    Fast-food yeme alışkanlıklarından uzaklaşılması

    Yüksek tuz içerikli işlenmiş gıdaların az tüketilmesi

    Potasyum açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesi ***

    Gıda üreticileri ve gıda dağıtıcıları (toplu beslenme hizmeti veren kuruluşlar, restoranlar, okullar ve iş yeri kantinleri vb) kendi ürünlerinde ya da öğünlerinde tuz içeriğinin mümkün olan en az düzeye azaltılması

    Hazır gıdaların etiketlerinde “yüksek tuzlu” veya “düşük tuzlu” ifadesinin yer alması

    ** Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde ebeveynlerin yüzde 60’ı çocuklarına 1 yaşından önce, yetişkinler için yapılan tuzlu ve salçalı yemeklerden tattırmak gibi son derece hatalı bir davranış içine giriyor.

    *** muz, ıspanak, domates, avokado, nar, tatlı patates, somon, fasulye, pancar, brokoli, ceviz

  • Ateş dost mu? Düşman mı?

    Eğer çocuklarınızda ateş varsa olasılıkla bir enfeksiyonla savaşıyor demektir. Unutmayınız ki ateşin kendisi bir hastalık değildir. Sadece hastalık işaretlerinden biridir.

    Ateş tek başına çocuğunuzun antibiyotiğe ihtiyacı olduğunu göstermez.

    Ateş genellikle tehlikesizdir ve çocuğunuzun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    Çocuğunuzun bağışıklık sisteminin iyi çalıştığını ve vücudun enfeksiyonu kendiliğinden yenmeye çalıştığını gösterir.

    Ateş düşünmenin amacı, ateşe neden olan hastalık bulunana kadar çocuğu rahat ettirmektir.

    Kaç derecenini üzerinde ateş yüksek demektir?

    Makattan 38 ºC üzeri

    Kulaktan 38 ºC üzeri

    Ağızdan 37.5 ºC üzeri

    Ateş Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

    Ateşi daha iyi anlayabilmek için ateş hakkındaki yanlışları bilmek gerekir:

    Yanlış : Ateşin Her türü kötüdür.

    Doğru: Çoğu ateş çocuk için yararlıdır ve vücudun enfeksiyonla savaşmasına yardım eder.

    37.5-39 ºC : Hafif ateş (Yararlıdır). Ateşi bu seviyede tutmak iyidir.

    39-40 ºC : Orta dereceli ateş (Yararlıdır).

    40 ºC : Yüksek ateş (Rahatsızlık verici ama zararsızdır).

    40.6 ºC üzeri: Yüksek ateş (Ciddi enfeksiyon göstergesidir).

    42 ºC üzeri : Çok yüksek ateş (Ateşin kendisi tehlikeli olabilir).

    Yanlış : 40 ºC üzeri ateş beyin hasarına neden olabilir.

    Doğru: Enfeksiyonların yol açtığı ateş beyin hasarına yol açmaz. Sadece 42 ºC üzeri ateş beyin hasarına yol açabilir ve bu derecede yüksek ateş ancak sıcak çarpmasında (örneğin çok sıcak havada kapı ve camları kapalı bir arabada bırakılan çocuk) meydana gelir.

    Yanlış : Her çocuk belirli bir derece üzerinde ateşli havale geçirebilir.

    Doğru: Ateşli havale çocukların sadece % 4′ünde görülebilir.

    Yanlış : Ateşli havale tehlikelidir.

    Doğru: Ateşli havalelerin görünümü korkutucudur. Ancak çoğu 5 dakika veya daha kısa sürede durur. Kalıcı hasarlar yapmaz. Ateşli havale geçiren çocukta gelişme geriliği, sakatlık, öğrenme güçlüğü veya beyin hasarı olmaz.

    Yanlış : Tüm ateşler ateş düşürücü ile tedavi edilmelidir.

    Doğru: Ateş eğer çocuğa rahatsızlık veriyorsa tedavi edilir. Bu genellikle 39 ºC’nin üzerinde olur.

    Yanlış : Ateş düşürücü verilmez ise ateş iyice yükselir.

    Doğru: Hayır. Beyinde bulunan termostat nedeni ile enfeksiyona bağlı ateş en fazla 40.6 – 41 ºC’ye çıkar.

    Yanlış : Ateş düşürücülerle kolay düşmeyen ateş ciddi enfeksiyon göstergesidir.

    Doğru: Eğer ateş yüksekse nedeni çok ciddi olabilir de olmayabilir de. Önemli olan çocuğun nasıl göründüğüdür. Eğer çocuk çok hasta görünüyorsa ateşe neden olan hastalığın ciddi olduğu düşünülmelidir.

    Saygılarımla

    Dr. Ertuğrul Güler

  • Çocuklarda hashimato tiroiditi

    Çocuklarda hashimato tiroiditi

    ÇOCUKLARDA HASHİMATO TİROİDİTİ

    İlk kez 1912 yılında Hashimato tarafından tarif edilen bu hastalığın yaklaşık 40 yıl sonra aslında otoimmün bir bozukluk sonucu oluştuğu, yani vücudun bağışıklık sisteminin bir hastalığı olduğu bulunmuştur. Tiroid dokusuna karşı gelişmiş olan tiroid antikorlarının yükselmesi ile karakterize bir durumdur.

    Kızlarda, erkeklere göre çok daha sık görülen bu hastalık çocukluk yaş grubunda en fazla ergenliğin erken ve orta dönemlerinde görülür. Dört yaş altındaki çocuklarda çok nadir görülür. Adölesan dönemindeki guatr nedenlerinin % 40’ı Hashimato tiroiditidir. Bağışıklık sistemini ilgilendiren bir hastalık olduğundan diğer bazı hastalıklarla birlikte olma ihtimali yüksektir. Örneğin Tip 1 Diyabetes Mellitus dediğimiz çocuklardaki insülin bağımlı şeker hastalığında Hashimato Tiroiditi %20 oranında görülmektedir. Ayrıca hipoparatiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği gibi durumlarda da Hashimato tiroiditi daha sık görülür.

    Hastalığın oluş nedenlerine baktığımızda genetik nedenler ve genetik olmayan nedenleri görmekteyiz. Hashimato tiroiditinin çocukluk çağında spesifik bir kalıtımı tanımlanmamış olsada bu hastalığın ailesel olduğuna dair kuvvetli bulgular bulunmaktadır. Bu hastaların birinci derece akrabalarının yaklaşık yarısında tiroid antikorları pozitif bulunmaktadır. Bu da ailesel bir kalıtımın varlığını düşündürmektedir. Hastalığın genetik tabanlı olmayan nedenlerine baktığımızda; östrojen hormonu, stres, doğum ağırlığı, beslenme durumu gibi endojen faktörler ile iyot alımı gibi eksojen faktörler de sorumlu tutulmaktadır. Japonya ve Amerika gibi iyot alımının yüksek olduğu yerlerde hastalık sıklığının arttığı saptanmıştır. İyot eksikliği olan bölgelerde iyot desteği sağlanması, bu bölgelerde hastalık sıklığının 3 kat artmasına neden olmuştur. Diyette fazla miktarda iyot almak tiroid bezine karşı gelişen bağışıklığı arttırmaktadır.

    Klinik Bulgular:

    Hashimato tiroiditinin çocukluk ve adölesan yaş grubundaki ilk bulguları tamamen normal çalışan bir tiroid hormon düzeyi şeklinde olabileceği gibi hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) veya hipertiroidi (tiroid bezinin çok çalışması) şeklinde olabilir. Genellikle hastalar boyunda şişlik nedeniyle doktora başvururlar. Guatrın büyüklüğü değişken olup, küçük ya da büyük olabilir. Elle bakıldığında genellikle lastik kıvamında, yüzeyi düzensiz ve ağrısızdır. Tiroid dokusu içinde bir ya da daha fazla nodul gelişmiş olabilir ki bu yüzden bu hastalara mutlaka belli aralıklarla tiroid ultrasonu yapılmalıdır.

    Çocukluk çağında görülen Hashimato tiroiditinde eğer tiroid bezi az çalışıyorsa yani hipotiroidi varsa büyüme geriliği ve okul performansında azalma görülebilir.

    Tanı:

    Hashimato tiroiditinde tanı, tiroid antikorları olan Anti TPO ve AntiTg’nin kanda bakılması ile konur. Olguların % 20-50’sinde AntiTg yüksek bulunurken, %90 olguda Anti TPO yüksek bulunur. Bu antikorlar yüksek bulunursa tiroid hormonlarına (Serbest T3, serbestT4 ve TSH) bakılmalıdır. Ayrıca, tiroid ultrasonunda tipik olarak tiroid bezinin görüntüsü homojen olması gerekirken, heterojen- yamalı bir görünüm arz eder.

    Tedavi:

    Hashimato tiroiditli hastalarda eğer aşikar hipotiroidi varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Tiroid fonksiyonları normal olan vakalarda ise ilaç vermeye gerek yoktur ancak belli aralıklarla tiroid hormon düzeylerine bakılarak gerek olursa ilaç başlanabilir. Yılda bir kez tiroid ultrasonu ile nodül varlığı denetlenmeli ve eğer nodül 1 cm’in üzerine çıkarsa ince iğne aspirasyon biopsisi ile nodülün yapısı değerlendirilmelidir. Cerrahi, tiroid hormon tedavisine yanıt alınamayan, büyük ve bası bulguları olan guatrlarda tedavi seçeneğidir.

    Doç.Dr.Ergun ÇETİNKAYA

    Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı

  • Obezite,

    Obezite,

    ABD’de erişkinlerin 1/3’ü ;6-19 yaş arası her 6 çocuktan biri obez olarak değerlendirilmektedir.Bugün sigaranın yaptığı tıbbi komplikasyonlardan fazlasını obezitenin sebep olduğu; insüline bağlı olmayan ( Tip 2 Diabet),hipertansiyon, kan yağı bozukluklarına neden olduğu görülmektedir.Bu yaygın durumun biolojik, psikososyal, çevresel, ve sosyal faktörlerden kaynaklandığı bilinmektedir.

    TANI:

    Vücut Kitle İndeksi (BMİ ) obezite tanımlamasında kullanılmaktadır.Erişkinlerde BMI >25 olanlar fazla kilolu ;BMI >30 olanlar obez kabul edilmektedir. Çocuklar için yaşa ve cinse göre Vücut Kitle Endeksi 85 -95.persantiller arasında olan grup obezite veya fazla kilolu için risk grubunu;95.persantilin üzerinde olanlar obez grubunu oluşturmaktadır.Obez ergenlerin %60’ı erişkin yaşa obez olarak devam etmektedir.

    NEDENLERİ:

    Ebebeyn obezitesi önemli bir belirleyici faktördür.Fazla kilolu 10-14 yaş arası ergenlerin %80’i ebebeynlerden biri bile obez olduğunda erişkin yaşta obez olmaktadır.Burada kalıtım faktörü önemli olsa bile,son 20 yılda obezitenin hızlı artışı,hayat tarzı ve sosyal etkilerin de anlamlı rolü olduğunu göstermektedir.

    Çocuk yaşlarda Vücut Kitle İndeksi doğumda yüksekken ,ilk aylarda yine hafifçe yükselmekte;ardından 5-6 yaşa dek düşmekte kademeli olarak erişkin yaşlara dek artmaktadır.5-6 yaş öncesi kilo artışı çocukluk çağı obezitesi ile yakından ilgilidir.Ergenlik ise vücut yağ dağılımının değiştiği önemli bir büyüme dönemidir.Kız çocuklarında bu dönemde vücut yağı %40 artarken erkek çocuklarda %40 azalmaktadır.Bu da obez kız ergenlerde erişkin yaşta ki obezite riskini arttırmaktadır.

    Yemek alışkanlıkları erken (2-3 yaş )yaşlarda yerleştiğinden ailenin etkisi büyüktür.Besin değeri olan gıdaların seçilmesi ve çocuğun iştahı oranında beslenmesi burada belirleyici olmaktadır.Bebeğin anne rahminde ve sonrasında yetersiz beslenmesi ileri yaşta obezite nedenidir.Bir hipoteze göre bu tip çocuklar açlık -toklukla ilgili hormanlara aşırı duyarlılık geliştirmekte,yaşamın erken döneminde ki stres vücutta yağ depolanmasına neden olmaktadır.

    Şehirleşme ile beraber fiziksel aktivitenin azalması,kalori değeri yüksek olan besinlere kolay ulaşabilme,çocukların okul dışında ki vakitlerinin çoğunu evde televizyon ve bilgisayar karşısında geçirmeleri çevresel faktörleri oluşturmaktadır.Kalorisi yüksek içecek ve besinlerin alımı ( hamburger ,şekerli içecekler ..) de önemli bir risk faktörüdür. Birçok okul kantininde serbestçe verilen yağ oranı yüksek besinler dikkat çekicidir.

    NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR:

    Obezite ,Tip 2 Diyabet (insüline bağlı olmayan ) gibi ancak erişkin yaşta görülebilen hastalıklara neden olmaktadır. Hipertansiyon ise obez çocuklarda diğerlerine göre

    3 kat fazla görülmektedir.Obezite, çocuk ve erişkinlerde artmış kan yağları ( trigliserid ) ,azalmış HDL- kolesterol ( yüksek yoğunluklu kolesterol ) ,düzeylerine neden olmaktadır.Ebebeylerinin kan yağları (trigliserd ) yüksek obez çocuklarda kan yağları yüksek olması kalp-damar hastalıklarına yatkınlık oluşturmaktadır. Bu çocuklarda total kolesterol ve LDL kolesterol ( düşük yoğunluklu kolesterol ) düzeyleri yüksek olduğunda müdahale edilmelidir.Bu çocuklarda yağ ve kalori alımı kısıtlanmalı ve artmış fiziksel aktivite önerilmelidir.

    Bunlar yetersiz kaldığında da ilaç tedavisi düşünülmelidir.

    Ailesinde Tip 2 Dİyabet ebebeynler olan obez gençlerde glükoz tolerans bozukluğu ve insülin direnci daha sık görülmektedir.İnsülin direnci kalp- damar hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.Tip 2 Diyabet böbrek,göz ve damar hastalıklarına da neden olmaktadır.

    Yine obezitenin neden olduğu hastalıklardan Metabolik Sendrom ise kalp-damar hastalığına ve artmış ölüm riskine neden olan bir hastalık grubudur Bugün Metabolik Sendrom erişkinlerde yüksek kan basıncı,yüksek kan yağ düzeyleri (trigliserid ) ,düşük HDL-kolesterol ( yüksek yoğunluklu kolesterol ) ,yüksek tokluk kan şekeri, obezite gibi patolojik özelliklerden 3 tanesine sahip bireylerde tanımlanmaktadır.ABD’de 12-19 yaş arası ergenlerin % 30’unda bulunmaktadır.

    TEDAVİ:

    Koruyucu tedavide yaşamın ilk aylarında anne sütü almanın önemi büyüktür.Aileler meyva ,sebze ve tahıl ağırlıklı beslenme üzerinde durmalı,süt ve et miktarları abartılmamalıdır. 2 yaş sonrasında düşük yağ oranlı sütler önerilmektedir.Şekerli, asitli içecekler,hatta gerekirse meyve suları bile kısıtlanmalıdır.Çocuklar beslenme tercihlerini erken yaşta yapmakta,açlık -tokluk alışkanlıklarını erken yaşta edinmektedir.

    Çocukların fiziksel aktivitesi haftanın en az 3 günü düzenli spor ile arttırılmalıdır. Televizyon ve bilgisayar başında geçirdikleri zaman kısıtlanmalıdır.

    Ebebeynler beslenme ve aktivite alışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olmalıdır.

  • Polikistik over tanı

    En sık kullanılan tanı kriteri çizelgesi (Rotterdam kriterleri)

    1- USG görüntüsünde
    -Overlerde 12 ve daha fazla folikül görünmesi
    -Overlerin boyutunun artması ( 10ml üstü)

    2- Androjen hormonlarına baglı
    -Kanda androjen hormonların yükselmesi
    -Androjen hormon yükselmesine bağlı semptomlar görülmesi = akne , kıllanma , sac kaybı gibi

    3-Menstural düzensizlikler
    -Adet düzensizliği ( adet görmeme ya da adet sürelerinin düzenli olmaması
    -Adet miktarında değişiklikler
    -Ovulasyonun olmaması ( oligo olulasyon ya da anovulasyon )
    ***Bu üç maddedn 2sini barındırıyorsanız genelde polikistik over sendromu tanısı alabilirsiniz.Ama hasta cok ayrıntılı değerlendirilmeli ve sadece bu kriterlere bakılmamalıdır.

    Not : Ayrıca Androgen Excess And Pcos Society Guidelines’ ta polikisitk over sendromunun androjen fazlalığına bağlı olduğu belrtilmiş ve buna bağlı kriterler ortaya konulmuştur. Tanı bu 3 kriteri birden barındırmalıdır. (son zamanlarda en cok kabul gören tanı kriterleridir)

    Bunlar :
    1-hiperandrogenisim (klinik ya da labaratuar olarak hiper androjenizim tanısı )
    2-overlerin disfonksiyonu ya da polikistik over ( 25 ve daha fazla folikül bulunması overlerde ; over hacminin 10 ml den fazla olması )
    3-Diğer androjen yüksekliklerinin elenmesi

    ***Hasta aşağıda sayacağım tüm parametreler acısından ayrıntılı değerlendirilmelidir.
    ***Polikistik over sendromu tanısı koymak için spesifik bir test yok. Bİrçok hormon ve semptom , aile öyküsü ,fiziksel muayane , labaratuar ve görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilerek tanı koyulmalıdır.
    ***testler değerlendirilirken bazı testler diğer nedenleri elemek için bakılır.adrenal ve over tümörleri , adrenal hiperplazi gibi nedenler elenmelidir.

    FİZİK MUAYENE

    Vücutta kıllanma , akne ve sac dökülmesi değerlendirilir. tansiyon ölcülmeli ve hipertansiyon var mı bakılmalıdır.
    Kişinin kilosu ölçülür.
    BMI endeksine bakılır .( Body-mass index )
    Pelvik fizik muayane yapılabilir.

    AİLE HİKAYESİ

    Polikistik over sendromu genetik yatkınlık gösterir. Buyüzden anne , kardeş ya da diğer yakın kadın akrabalarda polikistik over sendromu var mı sorgulanabilir. Aile bireylerinden birinde pcos var ise diğerlerinde de olma olaslıgı % 40 civarındadır.

    LABORATUVAR

    1- FSH =Hipofizden salınan bu hormon yumurtalıklardaki yumurtanın olgunlaşmasını sağlar. Polikistik over sendromunda laboratuvar sonucu normal ya da düşük olacaktır.
    2- LH =Hipofizden salınan bu hormon ovulasyonu sağlar , yani yumurtanın yumurtalıklardan salınımını uyarır.Polikistik over sendromunda muhtemelen yükselecektir

    Not : önceden lh/ fsh oranı 3 ve daha fazla olması polikistik over sendromu için bir tanı parametresi olarak kabul ediliyordu ama artık bu oransal değerlendirmenin pek doğru olmadığı belirlendi.Gene de bu değerlendirme tanı koymak için değil ama bir fikir edinmek için bakılabilir.
    Not : FSh ve lh seviyeleri adet döngüsünün basında 5-20 mIU/ml civarında seyreder. Çoğu kadın adet döngülerinin ilk yarısında eşit oranlarda fsh lh barındırır.Lh seviyesi ovulasyondan ( yumurtlama) bir gün önce 25-40 seviyelerine kadar çıkar.ovulasyon sonrasında normal seviyelerine doğru döner.Fsh ve lh oranları norml aralık olan 5-20 mIU/ml arasında olsa da yukarıda bahsettiğim gibi çoğu pcos lu kadında bu lh fsh’tan oldukça fazladır.BU bir tanı değildir ama yönlendirmesi acısından önemlidir.Yani fsh ve lh değerlerinin normal aralıkta olması polikistik over tanısını elemez.

    3- PROGESTERON = ovulasyondan sonra corpus luteumdan salgılanır.Uterusu gebeliğe hazırlar.Düşük seviye progesteron ovulasyonun olmadığının göstergesidir. ( genelde infertilite testlerinde oldugu gibi ovulasyonun olması gereken günden 7 gün sonra progesteron seviyelerine bakılır. Porgesteron seviyeleri 14 ng /ml den yüksek ise ovulasyon muhtemelen olmamıstır.)

    4- TESTESTERONE = Polkistik over sendromunda seviyeleri genelde yüksektir. Akne , kıllanma ,adet düzensizlikleri gibi birçok semptomdan sorumludur .Ama kan testeleriniz normal gelebilir ve bu semptomları ve polikistik over sendormunu yasıyor olabilrisiniz gene de.
    Not : yüksek testesteron seviyeleri yumurtalıklarda testesteron salgılayan over tümörlerinden kaynaklı olabilir; mutlaka elemine edilmelidir.

    ***total testesteron seviyesi =normalde 6.0-86 ng/dl arasındadır.Polikistik overde biraz artabilir.Total testesteron seviyesi 40 ng/ dl üzeri değerler yakından takip edilmelidir.
    ***serbest testesteron seviyesi = normalde 0.7-3.6 pg / ml arasındadır.Serbest testesteron seviyesi pcosta artabilir.

    5- DHEA-s (DEHİDROEPİANDESTERONE sülfat) =adrenal bezlerden salınan bir androjendir.Polikistik over sendromunda çoğunlukla artacaktır. Normal seviyeleri 35-430 ug/ dl arasındadır.Polikistik over sendormunda 200 üstü değerler şüpheli değerlendirilmelidir.
    Not : yüksek dhea seviyeleri böbrek üstü bezlerden androjen salgılayan tümör belrtisi olabilir.mutlaka elemine edilmelidir.
    6- ANDROSTENEDİONE =Overler ve adrenal bezler tarafından üretilen bir hormondur. normal seviyeleri 0.7-3.1 ng/ ml arasındadır.Polikistik over sendromunda muhtemelen artacaktır.
    7- ÖSTROJEN ( estradiol ) =Genelde yumurtalıklar tarafından sentezlenen ve az miktarda da adrenal bezlerden sentezlenen bir hormondur. Seviyesi artacak ya da azalacaktır. Polikistik overli cogu kadında östrojen seviyeleri normal aralığı olan 25-575 pg/ml arasındadır ; ama aslında olması gerekenden daha düşüktür.( yani normal aralıkra da olsa o anda siklüste olması gereken aralıktan daha düşüktür )
    8- SHBG ( SEX HORMONE BİNDİNG GLOBULİNE ) = azalmış olabilir. Fazla testesteron üretimini elemek için bakılır.Eğer ortamdaki shbg oranları azalıyorsa testesteron üretimi artmış olabilir ( shbg-testesteron ile bağlanır )

    9- HCG = gebelik için bakılır
    10- AMH ( ANTİ MÜLLERİAN HORMONE )=Overlerin ( yumurtalıkların ) çalışma kapasitesini gösteren bir testtir.(foliküllerin prematur olarak gelişmesini önler amh , Ama amh seviyeleri çok yüksek olduğunda bu süreç durur ve yumurtanın olgunlaşması aksar ) Polikistik over sendromunda genelde amh seviyeleri artacaktır.Son çalışmalar pcos tanısında amh seviyelerinin önemli bir yeri olduğunu belirtmektedir.Ve pcos hastalarını takip ederken de bir takip paramatresi olarak kullanılabilir.
    *** amh seviyeleri 5 ng/ ml üstü yüksek olarak kabul edilir.
    ***amh seviyeleri 3.5-5.0 ng / ml üst seviye sınırdır.
    ***amh normal seviyeleri 0.7-3.5 ng/ml dir
    ***amh sveşyeleri 0.3-0.7 arası alt seviye sınırıdır.
    ***amh seviyeleri = 0.3 ng/ml altı düşüktür.

    Not : özellikle 35 yaş üstü kadınlarda amh sveiyeleri pcos tanısı için oldukça önemlidir.35 yaş üstü usg de polikistik görüntüler sıklıkla görülmez ve burada amh bize oldukça faydalı olabilir.
    11- TSH , T3,T4 = tiroid sorunlarını elemek için bakılır.Birçok tiroid hastalığı ve hormon dengesizliği tiroid hormonlarındaki polikistik overe benzer smeptomlar oluşturmaktadır.
    12- KORTİZOL = cushing sendormunu elemek için ( 24 saatlik idrar serbest kortizolu bakılmalı ). cushing sendormunda yüksek olur. Ayrıca cushing sendromu olmasa bile yüksek kolesterol seviyeleri kilo alımına , hipertansiyona , şeker yüksekliğine , osteoporzise , cilt sorunlarına neden olabilir.
    13- PROLAKTİN =hipofizden salgılanan ve süt üretimini kontrol eden bir hormondur .yüksek seviyelerde salgılanması kadınlarda adet görmemeye neden olabilir. Buyüzden bu test hiperprolaktinemiyayı elemek için bakılır. Mr ( manyetik rezonans ) ile prolaktinoma adı verilen bir tümör var mı bakılır ve aynı zamanda hipotroidizm de hiperprolaktinoma yapabileceği için elenmesi gereklidir. Polikistik ovcer sendromunda genelde 25 ng/ ml den az seyreder seviyeleri. Bazı kadınlarda prolaktin seviyeleri polikistik over sendromunda artabilir , genelde 25-40 ng/ml arasında seyreder bu artış.

    14- 17-HİDROKSİPROGESTERONE =konjenital adrenal hiperplaziyi elemek için bakılır.

    15- IGF-1 = fazla büyüme hormonu var mı elemek için ( akromegali )

    16- HDL , LDL , TOTAL KOLESTEROL , TRİGLİSERİTLER = pcos ile artan kardiyovasküler riski değerlendirmek için bakılır.Polikistik over sendromu olan kadınların çoğunda lipit profili ile alakalı metobolik sorunlar olabilir.Kalp hastalıklarına yatkınlıkları yüksektir.

    17- AÇLIK KAN SEKERİ VE HBA1C VE AÇLIK İNSÜLİN= pcos ile baglantılı insülin direncini değerlendirmek için bakılır. Polikistik over sendromu olan kadınlarda insülin direnci ve diyabete yatkınlık odlukça yüksektir.
    Ayrıca ben hastanın durumunu değerlendirmek için bu tahlillere bakmaktayım.

    18- Homosistein

    19- Magnezyum

    20- Çinko

    21- Selenyum

    22- D vitamini

    23- B12 vitamini

    24- İdrarda spot iyot

    25- Spot iyot/ kreatinin

    26- Histamin

    27- Folik asit

    28- Hemogram

    29- Demir , ferritin

    30- Ggt ,ast,alt

    31- Crp , sedim

    32- BAZI VAKALARDA AGIR METAL PANELLERİ İSTENEBİLİR.

    Not : oral kontraseptif kullanırken ( doğum kontrol hapları ) bakılan test soncuları doğruyu yansıtmayacaktır. Özellikle androjen hormon sonuçları oldukça etkilenecektir .Polikistik over tanısı için labaratuar tahlili yapıldığında kişiye oral kontraseptif kullanıp kullanmadığı mutlaka sorulmalıdır. Doktorunuza mutlaka oral kontraseptif kullanıyorsanız belirtiniz. EN doğru labaratuar sonuçları için kişi en az 3 ay oral kontraseptif kullanmamış olmalıdır.

    GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

    ***TRANSVAGİNAL YA DA ABDOMİNAL USG ile yumurtalıklar değerlendirilr. Transvaginal usg cok daha doğru sonuçlar vermektedir.
    ***polikistik over hastalarında overler ( yumurtalıklar ) genelde 2-3 katı daha büyük olabilirler.
    *** her bir over ayrı ayrı değerlendirilir ve her bir overde 12 den fazla yumurtalık kisti olup olmadığı bakılır.(2-9mm arası kistler vesaire)
    ***genelde kistler yumurtalıklarda dizilmiş olarak bulunurlar.
    ***foliküller genelde küçük ve olgunlasmamıs olarak görülebilirler.
    *** görüntüleme yöntemleri % 90 oranında semptomları anlamada yardımcı olurlar. Ama tek basına anlamlı olmayabilirler. Görüntüsel olarak usg uyumlu iken labaratuar ve semptom olarak kişi herhangi bir semptom vermeyebilir. Ama bu vakalar herzaman yakından takip edilmelidir.
    Polikistik over tanısı almak için labaratuar-klinik-görüntüleme beraber değerlendirilmelidir.
    Sadece usg de çıkan sonuçlar polikistik görünüm olarak değerlendirilir ve direk sendrom tanısı almazlar.
    Not : polikistik over görünümü özellikle genç kadınlarda ( ergenliğe yeni girmiş ) sık sık görülmektedir. Buyüzden adet görmeye başlamadan 8 yıl sonraya kadarki dönemde usg de görülen polikistik over görünümü çok anlamlı olmayabilir.
    Not : ” İnternational Evidence-Based Guidelines For Pcos” , polikistik over sendromu tansıında polikistik over görğnümüün bir tanı kriteri olmaması gerektiğin, belirtmiştir: Poliksiitk over görünümünün her 3 kadından 1 inde görüldüğü ortaya konulmuştur.

  • Ensemdeki ağrı veya tutulma neyin habercisi?

    Ensemdeki ağrı veya tutulma neyin habercisi?

    Ensede olan her ağrı boyun fıtığının habercisi değildir. Ensede olan ağrıyı boyun fıtığı ağrısı zannedip hastaya boyun fıtığı medikal tedavisi veya fizik tedavi programı uygulanırsa o hasta hiçbir zaman iyileşmez ve gereksiz yere boyunluk takarak gereksiz yere sağlığını tehdit edecek şekilde ağrı kesici kullanarak çözüm aramaya çalışır. Ama hiçbir zaman çözüm bulamaz.
    Enseden başlayıp başının tepesine doğru ilerleyen ağrısı olan ve ensesini eliyle ovma ihtiyacı hisseden birinde kulakta çınlama da varsa büyük bir ihtimalle bu hasta yüksek tansiyon hastası olup öncelikle tansiyonunu takip ettirmeli ve tansiyonundaki değişiklikleri izlemelidir. Takipte tansiyonu yüksek çıkıyorsa bir kardiyoloji veya nefroloji uzmanından görüş almalıdır. Yüksek tansiyonu olan birinin yüksek tansiyonu olduğunu bilmeden ensedeki ağrıyı Servikal MRG’de görülen küçücük bir boyun fıtığına bağlarsanız ve üstüne de boyunluk verip ağrı kesici kullandırırsanız o kişinin ağrısı geçmeyeceği gibi yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirme olasılığı da yüksek olduğundan beyin kanamasından ölüm veya felç olabilir. Doğru tanı tedavinin anahtarıdır.
    Kola vuran bir ağrısı olmadan sadece boynunu sağa veya sola çevirirken ağrı olan birinde tansiyonu da normal ise, nörolojik muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı yoksa bu ağrı kas spazmı kabul edilerek ağrı kesici ve kas gevşeticiler verilerek birkaç gün içerisinde ağrısının geçmesini ve boyun hareketlerini rahat yapmasını bekleriz. Ağrısı geçtikten sonra da tekrarını engellemek adına düzenli boyun egzersizleri öneririz. Ağrı eğer bütün bunlara rağmen geçmemişse ileri tetkik yaptırmak gerekir.
    Ensede ağrı mevcut ve kola vuruyorsa, hastanın nörolojik muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı saptanmamışsa, ağrı özellikle efor harcadığında, yürüyüş yaptığında veya koşu bandındayken artıyorsa bu ağrının kalp kaynaklı olma olasılığı yüksek olduğundan öncelikle hastayı kardiyoloji uzmanına gösterip kalp kaynaklı bir ölümün önüne geçmek gerekir. Kardiyoloji uzmanı kalp yönünden bir şey yok demişse diğer nedenler araştırılmalıdır. İyi bir öykü tedavinin anahtarı olup hayat kurtarabilir.
    Hastanın enseden gelen ve kola vuran bir ağrısı varsa, beraberinde kuvvet ve duyu kaybı eşlik ediyorsa bu hastanın boyun fıtığı veya boyun bölgesinde bir spinal kanal darlığı, spinal tümör olabileceği düşünülerek servikal MRG istenmelidir.
    Bütün bu anlatılanlar hastalarımla ilgili yaşanmış öyküler olup tedavinin sırlarını içermektedir. Radyolojik görüntüyü veya laboratuvar sonuçlarını değil hastayı tedavi etmeliyiz. Hastalık yok hasta var. Her hastayı bir diğerinden farklı sorgulamalı ve farklı değerlendirmeliyiz.

  • Hba1c nedir ?

    HbA1c uzun dönem glikoz seviyesi hakkında bilgi veren Amerikan Diabet Kurumu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Tip 2 Diabet tanısında kullanılması önerilen testtir. Açılımı Glikoze Hemoglobindir.

    HbA1C glikozla kırmızı kan hücrelerinin birbirine bağlanması sonucu oluşur. HbA1C testine Glikoze Hemoglobin’de denir.

    Kırmızı kan hücreleri yaşam süresi erkeklerde 117 , kadınlarda ise 106 gün civarı olduğu tahmin edilmektedir. Kırmızı Kan Hücreleri kanda glikoza maruz kalır. Kan şekeri ne kadar fazla ise o kadar fazla HbA1C ortaya çıkar. HbA1C değeri kişilerde 2-3 aulık bir sürenin ortalama kan glikkoz düzeyini bizlere gösteren değerdir(1).

    Normal bireylerde HbA1C değeri ortalama %5 civarındadır. Fakat HbA1C her zaman kan glikoz değeri ile %100 bağlantılı değildir. Bazı dış faktörler sonucunda değişebilir.

    Örnegin Kırmızı Kan Hücreleriniz normalden uzun yaşıyorsa veya MCV dediğimiz kırmızı kan hücrelerinizin büyüklüğü normalden küçükse HbA1C değeriniz yüksek çıkabilir.

    Normal HbA1C değer aralığı nedir?

    Sağlıklı bireylerde HbA1C değeri %4 ile %5.6 arasında beklenir. Labaratuvarların kendi referans değerleri ile bu değerler 0.2 puan değişebilir.
    %5,7 ile %.4 arasında HbA1C değeri ölçülen kişiler diyabet açısından yüksek risk grubundadırlar.
    Değer %6,5 in üstünde ise kişiye diyabet hastası diyebiliriz. Ancak HbA1C değeri tek başına diabet tanısı koymaya yetmeyebilir. Bazı çalışmalarda HbA1C ile yemek sonrası 2 saatlik tokluk şekeri değerinin birbirinden farklı çıktığı gösterilmiştir.

    Diyabet tanısı konmuş hastalarda yılda en az 2 kez HbA1C baktırmaları önerilmektedir.

    Hba1c Testinin Diğer Testlere Üstünlükleri Nelerdir?
    Açlık gerektirmez her zaman yapılabilen bir testtir.
    Fiziksel aktivite ve stres gibi test öncesi oluşabilecek durumlardan etkilenmez
    Kısa süreli oluşmuş hormon düzeylerinden etkilenmez
    Hızlıca yapılabilinir , zamandan tasarruf ettiren bir testtir.
    HbA1C glikoza göre 37 derecede daha stabildir.

    Hba1c Değeri Değişkenlikler

    Zamana Göre:
    HbA1C zamana göre değişiklik gösterir. Yapılan çalışmalarda yaz aylarında yapılan HbA1C testleri kış aylarında yapılanlara göre daha yüksek sonuçlar vermiştir. Bu fark %0.3 civarındadır. Bu fark egzersiz , güneşe maruziyet süresi, karbonhidrat alımının azalması gibi nedenler ile değişebilir.

    Irka Göre:
    HbA1C değeri Afrikalı ve güney asyalı kişilerde avrupalı kişilere göre %0.27 ila 0.4 arasında yüksek değerler göstermiştir.
    Siyahi afrikalı HbA1C değeri %7 altı düzeye daha kolay ulaştığı ve buna ek olarak göz,böbrek,kardiovaskuler problemlere daha az yakalandığı belirtilmiştir.

    Cinsiyete Göre:
    Erkeklerde kadınlara göre fazla HbA1C yüksek kişilerde Metabolik Problemlerin daha fazla olduğu görülmüştür.
    Yaş:
    HbA1C yaşla birlikte diyabetten bağımsız artar.

    70 yaşının üstündeki hastalarda 30 yaş altı hastalara göre HbA1C değeri %0,47 daha yüksektir.

    HbA1C yaşla artışına bağlı yapılan araştırmalara göre her 10 yılda %0.074 – %0.094 arasında artışı gözlenmektedir.

    Aile öyküsü ve diyabeti olan hastalarda bu değer daha fazla artış göstermektedir.

    HbA1C Diyabet Hastalarında Artar:

    HbA1C ‘nin %6,5 in üstünde olması diyabet yönünden çok önemli bir gösterge olduğundan bahsetmiştik.
    Japonyada yapılan bir çalışmada 30-79 yaş arasında arasındaki deneklerde HbA1C değeri ne kadar artarsa diyabet riskinin o kadar arttığı belirlenmiştir.

    HbA1C değerinin %5.7 üzerinde olduğu zaman kişilerin gelecekte diyabet riski olduğu belirlenmiştir.

    2015 yılında Amerika Diyabet Derneği HbA1C değeri %5.7 ila %6.4 arasında olan hastaların diyabet öncesi riskli grupta olduğu ve gelecekte diyabet riskinin çok fazla olduğundan bahsedilmiştir.Ayrıca Amerika’da nüfusun %9.3 ‘ü diyabet hastası olduğu belirlenmiştir.

    Yüksek Hba1c Değeri İle Diyabet Komplikasyonları Artış Gösterir:

    Yapılan çalışmada Tip 1 diyabet hastalarında artmış HbA1C değerinin böbrek ve göz problemlerinde artışa neden olur. %7.6 değerinin altında bu problem görülmemektedir.

    Tabi ki bu durum sadece HbA1C değerine bağımlı değildir. Buna ek olarak başka birçok problem sonuçların değişmesine neden olur.

    Ayrıca HbA1C artan kişilerde el ayak gibi uzuvlarda daha fazla iyileşmeyen yaralar ortaya çıkmakta ve kesilmelerine neden olmaktadır.

    HbA1C değeri 8 den az olan hastalara göre 8 üstü olan kişilerde ağrılar 2 kat artmıştır.

    Böbrek Hastalıklarında HBA1C Değeri Artar:

    Yüksek HbA1C değerine sahip kişilerde kronik böbrek hastalığı riski artmaktadır.

    Tabi ki HbA1C değerine ek başka parametreler de bulunmaktadır.

    Ancak artan HbA1C değeri kan üresinden etkilenebilir. Kronik böbrek hastalarında değerler değişebilir.

    Diyabet Ve Duyma Kusuru:

    Yüksek HbA1C değerinin diyabet hastası olmayan kişilerde de duyma kusurlarında artışa neden olduğu birçok çalışmayla kanıtlanmıştır.

    Yüksek Hba1c Değerinin Kognitif(Düşünsel) Problemlerde Artışa Neden Olur:

    Sağlıklı erişkinlerde yüksek HbA1C değerinin düşünsel bozukluklara neden olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bu kişilerde ataklar halinde unutkanlıklar farkedilmiştir. Bu durum kadınlarda daha sık görülmektedir.

    Çocukluk çağında HbA1C değeri 8.8 ‘in üstü olan kişilerde ise öğrenme ve bellek problemleri görülmektedir.

    Yüksek Hba1c Değeri Alzheimer Ve Demans Riskini Arttırır:

    HbA1C değerinin yüksekliği Alzheimer ve demans riskinde artışa neden olur.

    Yüksek Hba1c Değeri Diş Ve Diş Eti Hastalıklarının Artışı İle İlişkilidir:

    Oral hijyen ile kan glikoz levelleri ilişkilidir. Diyabet kontrollerinde Diş Eti problemi olan kişilerde HbA1C değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.

    Kan Demir Değeri Ve Anemi Hba1c Değerlerini Etkiler:

    Kan demir değerinin düzeyi özellikle derin anemik kişilerde HbA1C değerinden etkilenir. Birçok anemi formunun düşük HbA1C değeri ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Benzer olarak anemik ve B12 değeri düşük olan kişilerde HbA1C değerinin yüksek olduğu dikkat çekmektedir.

    Buna ek olarak HbA1C normalleştikçe anemi hastalarında da düzelme olduğu görülmüştür.

    Hba1c Değeri Yorgunlukla İlişkilidir:

    Tip1 diabet hastalarının %45 inde kalıcı bir yorgunluk oluşmaktadır. Yapılan araştırmalarda HbA1C değeri ne kadar yüksekse yorgunluğun o derece arttığı belirtilmiştir.

    Tip2 diyabet hastalarında ise %7 den fazla HbA1C değeri olan hastalarda belirgin yorgunluk görünmektedir.

    HbA1C Değeri Yüksekliği Anksiyete ve Depresyonu arttırır:

    Diyabetlilerde sıklıkla depresif mod , uyku problemleri, iştah bozuklukları ,intihar riski artmıştır. Bu artış HbA1C değeri artışıyla aynı oranda gösterilmiştir. Bu durum ayrıca Tip 1 hastalarda Tip 2 ‘lere göre daha fazladır.

    HbA1C değeri %6.5 ‘in üstünde olan kişilerde intihar riski belirgin artmaktadır.
    Afrikada yapılan bir çalışmada 9 üstünde HbA1C değeri olan bireylerde depresyon ve anksiyete riski artmıştır.

    Yüksek HbA1C ve Hiperaktivite İlişkisi:

    HbA1C değeri yüksek olan çocuklarda kan glukoz değeri normal olan çocuklara göre Hiperaktivite daha sık görülmektedir.

    Yüksek HbA1C ile Ateroskleroz İlişkisi:

    Tip 1 adolesan hastalarda yüksek HbA1C değeri saptanan kişilerde damar tıkanıklığı daha sık görülmektedir.

    Damar tıkanıklığı HbA1C değeri ve kan şeker değeriyle ilişkilidir.

    HbA1C yüksekliği diyabet hastalarında diyabet olmayan bireylere göre daha fazla ateroskleroza neden olur.

    HbA1C yüksekliği ve kalp hastalıkları ilişkisi:

    HbA1C yüksekliği olan hem diyabetik hem de diyabet olamayan hastalarda kalp hastalığı nedenli ölümler artmıştır.

    Her %1 ‘lik HbA1C değeri artışı Kalp ve Damar Hastalığı nedenli ölüm oranını % 35’ e kadar arttırmaktadır. Diyabet olmayan hastalarda ise bu risk %26 civarındadır.

    HbA1C değeri artışı LDL (Kötü Huylu Kolesterol) ,kan kolesterolü ve trigliserid değerlerinde aynı oranda artışa neden olur.
    Ayrıca kronik olarak artan glukoz değeri kalp fonksiyonlarında aynı oranda azalmaya neden olur.

    Helikobakter Pylori Enfeksiyonu HbA1C değerini arttırabilir:

    Yaşlı kişilerde kronik HbA1C yüksekliğinin helikobakter pylori enfeksiyonu ile ilişkisi kanıtlanmıştır. Ayrıca H. Pylori tedavisi insulin direnci olan kişilerde HbA1C değerinde düşeye neden olur. Bu iki çalışma ışığında HbA1C değerini H.Pylori enfeksiyonunun etkilediği anlaşılmaktadır.

    Yüksek HbA1C Sindirim Sistemi Anomalileri İle Alakalı Olabilir:

    Yüksek HbA1C değeri olan kişilerde sindirim sistemi anomalileri özellikle Kolorektal Anematöz Polipler görülmüştür. Özellikle 50 yaş üstünde bu etki belirgindir.

    Yüksek HbA1C Karaciğer Yağlanması İlişkisi:

    Diyabet hastası olmayan kişilerde artan HbA1C değeri ile hem obezite hemde Karaciğer yağlanmasının arttığı çalışmalarla kanıtlanmıştır.
    Özellikle %6.5 üstü HbA1C değeri olan hastalarda karaciğer yağlanması belirgin artışlar göstermektedir.

    Yüksek HbA1C İmmun Yanıtı Bozar:

    Yapılan çalışmalarda influenza aşısı olan ve HbA1C değeri %7,6 ‘nın üstünde olan bireylerde virüse daha düşük bağışıklık gösterdiği saptanmıştır.

    Yüksek Hba1c Değeri Uyku Bozukluklarına Neden Olur:

    Uzun ve kısa süreli uykuların ortaya çıktığı uyku bozukluğu problemlerinin ikiside artmış HbA1C değeri ile ilişkili bulunmuştur.

    Buna ek olarak HbA1C değeri artışı uyku kalitesinde de bozulmalara neden olmaktadır.

    Yüksek HbA1C değeri olan Tip 1 diyabet hastalarında uyku apnesi hastalığı daha sık görülmektedir.

    Düzensiz Menstural Siklus Ve Hba1c Değeri İlişkisi:

    Tip 1 diyabeti olan kadınlarda menstürel siklusta bazı değişiklikler görülmektedir. Özellikle her 1 puanlık HbA1C yükselmesinde adet dönemi 3 gün uzamaktadır.

    Yüksek HbA1C değeri ve Kemik kaybı ilişkisi:

    Diyabet hastalarında bulunan bir diğer komplikasyon ise osteoporozdur.

    Osteokalsin kemik hücrelerinde üretilen bir proteindir. Kemik yoğunluğunu ve kemik yapımında görev almaktadır. Tip 1 diabet hastalarında yapılan bir çalışmada yüksek HbA1C değeri olan hastaların düşük osteokalsin değerlerine sahip olduğu bildirilmiştir.

    Ayrıca yüksek HbA1C değeri olan kadınlarda keik erime hızı daha fazladır.

    Yüksek Hba1c Metabolik Sendrom İlişkisi:

    Birçok çalışma diyabet olmayan kişilerde HbA1C yüksekliğinin metabolik sendro ile ilişkisi olduğunu kanıtlamıştır.

    Yüksek HbA1C Obezite İlişkisi:

    Obezite ve insülin direnci ilişkisi bilinmektedir. Yüksek vücut kitle indeksi , bel ve basen genişliği artışının artmış HbA1C değeri ile ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Yüksek HbA1C değeri Kanser İlişkisi:

    Yüksek HbA1C değerine sahip Kanser hastalarında ölüm oranı düşük HbA1C değerine sahip kanser hastalarına göre fazladır.

    Artmış HbA1C değeri Kolorektal , pankreas , solunum yolu ve kadınlarda genital kanserlerde artışla ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.

    Ayrıca HbA1C değeri %7.5 ‘in üstünde olan hastalarda 5 yıl sağkalım oranı normal bireylere göre düşüktür.

    HbA1C ve Gebelik:

    Bu bilgilere ek olarak yüksek HbA1C değeri olan gebelerin daha fazla gestasyonel diyabet için risk oluşturduğu aşikardır.

    Ayrıca %5.9 ‘dan daha fazla HbA1C değerine sahip bireylerde preeklampsi riski de daha sıktır.

    Ayrıca bir çalışmada HbA1C değeri diabetik derecede olanlarda doğumsal bebek anomalisi görülme oranı %27,8 iken prediyabetik olanlarda %9.8 ve normal olanlarda %3 olarak tespit edilmiştir.

    HbA1C diyabet tanısında ve birçok gelişebilecek risk faktörünün önceden kestirilmesi açısından önemli bir testtir.

  • Kolesterol gerçeği

    Kolesterol gerçeği

    Son günlerde tıp dünyası kolesterol yüksekliği ile ilgili farklı görüşler öne sürmektedir.Gerçekten Kolesterol yüksekliği sağlık açısından bir risk oluştururmu? Evet,sağlık açısından risk taşıyan yağların başında kolesterol gelir.Vücutta, özellikle de kanda yüksek miktarda yağ bulunması sağlık açısından bir risk sayılmaktadır, ancak belli bir düzeydeki yağ hücresel yapının korunması ve sinir uyarılarının iletimi, hormonların yapımı gibi bazı vücut fonksiyonları açısından önem taşımaktadır. Karaciğer vücutta bulunan kolesterolün yaklaşık % 80’ini üretir. Geriye kalan % 20 aldığımız besinlerce karşılanır. Gıdalardaki kolesterol özellikle hayvansal gıdalardan et ve süt ürünlerinden kaynaklanır.Yumurta sarısı,yağlı etler, sakatat yüksek kolesterol kaynağıdır.

    Bunun tersine bitkisel proteinler,sebzeler, meyveler kolesterol içermezler. HDL kolesterol molekülü (iyi huylu kolesterol), kolesterolün karaciğere taşınmasından sorumludurlar. Kolesterolün bu türü aslında vücut için yararlıdır, çünkü damarlardaki kolesterolün ortadan kaldırılmasına yardımcı olurlar, amarları ; içlerinde oluşabilecek plaklara karşı korurlar. Egzersiz yapan, sigara kullanmayan ve obez olmayan kişilerin HDL düzeyleri daha yüksek olma eğilimindedir. Çok düşük HDL düzeyleri kalp hastalıkları yönünden bir risk faktörü olabilir. Düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) kolesterolün büyük çoğunluğunu kan dolaşımı aracılığıyla vücuttaki dokulara taşırlar.

    LDL “kötü” kolesterol olarak bilinir, arterleri tıkama ve kalp hastalığına neden olma olasılığı daha yüksektir .LDL kolesterolü düşürmek için sağlıklı beslenmek, vücut yağ oranının azaltmak, sigara içmemek ve egzesiz yapmak önerilmektedir. Toplam kolesterolü 200 mg/dl den düşük, LDL (kötü) kolesterolü 100 mg/dl den düşük ve HDL (iyi) kolesterolü 40 mg/dl den yüksek olması hedeflenmektedir.

    Kolesterolü düşüren besinler nelerdir?

    1.Lif oranı yüksek olan yulaf
    2.Omega-3 yağ asitleri:Balık, Herbalifeline
    3.yağlı tohumlar:Fındık, ceviz, badem
    4.Soya
    5.Meyve ve sebzeler:Greyfurt(pektin), elma (pektin ve kuvarsetin), domates (likopen), sarımsak, soğan, Herbalife domates çorbası (likopen), üzüm çekirdeği,
    6.Yeşil ve siyah çay (kateşin) :Herbalife Bitkisel konsantre çay
    7.Keten tohumu
    9.Zeytinyağı

  • Ara öğün gerekli mi?

    Ara öğün gerekli mi?

    ARA ÖĞÜN

    Ara öğünlerin en önemli faydası yeme-içme krizlerini önlemesidir. Midemiz 2,5-3 saat sonunda boşaldığı için karnımız acıkmaya başlar ve bu yüzden önümüze ne gelirse tüketiriz, miktarlarına da dikkat etmeyiz. Hâlbuki midemiz tamamen boşalmadan yarım saat bir saat önce yapılacak 100-200 kkallik ufak ara öğünler iştahımızı baskılar. Ayrıca kan şekerinin de düzenlenmesine yardımcı olur. Hipoglisemi(Kan şekerinin düşmesi) tehdidini azaltır. Hipoglisemi ataklarının da az yaşanması daha çok sakinlik ve konsantrasyon artışı demektir. Saldırgan yemeler, hızlı çiğnemeler, çiğnemeden yutmalar ve daha pek çok yeme davranışı bozukluğu kaybolur.
Düzenli ara öğün yapan kişilerde sık beslenme alışkanlıkları kazanıldığı için metabolizma hızı da artat geçiyor ve kilo vermek kolaylaşır. Sık sık yapılan ara öğünler göbek bölgesindeki yağlanmanın en büyük düşmanıdır.

    Ara öğünler 150 kcal geçmemeli ve yeterince protein ve kompleks karbonhidrat ve lif içermelidir.

    Ara öğün yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli konu ise sağlıklı atıştırmalıklarla abur cuburu birbirine karıştırmamamız gerektiğidir. Light bisküviler, etimek dilimleri ile birlikte yağsız peynir, light yoğurt, ayran veya süt, tuzsuz leblebi, yağsız-tuzsuz patlamış mısır, taze ve kuru meyveler, birkaç yağlı tohum (3-4 ceviz, 5-6 fındık, 7-8 badem gibi seçenekler), taze, haşlanmış, közlenmiş yağsız sebze parçaları mükemmel seçimlerdir.
Şeker ve şekerli gıdaları, cips-kremalı bisküviler ve patates kızartması gibi yağ içeriği yüksek gıdaları, asitli ve şekerli içecekleri, tuz oranı yüksek yiyecekleri tüketmek ara öğünlerde tamamen yanlış seçimlerdir ve kilo almanıza neden olur. En doğru ara öğün seçimleri ise şu şekilde olabilir:

    1. 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi+1/2 elma

    Fındık ezmesi özellikle protein değeri yüksek ve tok tutar. 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi 94, 1/2 elma ise 25 kcaldir.

    2. 3 adet havuç + yağsız peynir veya yoğurt karışımı

    Yoğurt ve peynir kan şekerinin yükselmesi engeller, havuç lif oranı yüksektir ve A vitamini değeri yüksektir. 165 kcal olan bu öğün çok besleyicidir.

    3. 1 kase patlamış mısır

    Yağsız ve tuzsuz patlamış mısırın karbonhidrat değeri yüksektir ve açlığı bastırır. 1 kase yağsız patlamış mısır 162 kcaldir.

    4. Kanepe:

    Domates rendesi, yağsız domates ve yumurtayı karıştırıp, 1 dilim kepek ekmek üzerine sürüp, fırına veriniz. Peynir ve kepek ekmek çok hoş bir ara öğün seçeneği olacaktır. 1 dilim kepekli kanepe 170 kcaldir.

    5. Humuslu kanepe

    2 adet diyet biskuvi üzerine humus sürünüz. Humusun tok tutucu etkisi fazladır, mideyi geç terkeder. 2 bisküvi 50 kcal, 1 yemek kaşığı humus 93 kcaldir.

    6. 1 dilim peynir + 1/2 elma

    Elma ve peynir beraber yenerse kan şekerini hızla yükseltmez ve daha fazla yağ yakımını artırır. 126 kcal olan bu ara öğün özellikle şeker problemi yaşayan kişilere uygundur.

    7. 1 dilim tam bugday ekmeği + 1 dilim peynir

    144 kcaldir.

    8. 15 adet badem

    Çinko, magnezyum, yağ, protein içeren badem ara öğünde yağ yakımını arttırır. 132 kcaldir.

    9. Protein bar

    140 kcal içeren protein barlar 10 gr protein ve 1 gr posa içerir, özellikle spor yapanlar için iyi bir ara öğün alternatifidir, kas yapımını artırır.

    10. 1 kase yogurt ( evde mayalanmışını tercih ediniz) + 4-5 adet kuru üzüm

    Tatlı sevenler için iyi bir ara öğün alternatifidir. 150 kcal içerir, protein ve kalsiyum içeriğinden dolayı tüketimi önerilir.

    11. Portakallı keçi peyniri

    Portakalları küçük küçük kesip keçi peyniri ile karıştırın. Hem karbonhidrat hem protein içeren farklı bir lezzettir. 1 dilim keçi peyniri 92 kcal, 1 orta boy portakal ise 72 kcaldir.

    12. 1 top dondurma

    Özellikle tatlı sevenler için kalsiyum ve protein içeren bir ara öğündür. 110 kcal 1 top dondurmanın kalorisidir.

    13. 2 adet haşlanmış yumurta

    Yumurta yüksek protein içeriri ve tok tutar. Sık acıkanlar ve spor yapanlar için özellikle 2 adet yumurta ara öğün için tüketilebilir, kası arttırır ve yağ yakımını hızlandırır.

    14. Hindi fümeli peynir rulosu

    Yağsız dil peynirini ince kesip, dilimlenmiş ince hindi fümeleri peyniri ortasına koyarak rulo haline getirin. Bu yüksek proteinli ara öğün 140 kcaldir ve özellikle spor yapanlar için kas kitlesini arttırmada yardımcıdır.

    15. Az yağlı çikolatalı süt

    2 kare bitter çikolatayı ısıtarak 1 bardak yağsız sütün içinde eritin. Tatlı isteklerini bastırır ve metabolizmayı hızlandırır. 135 kcal içerir.

    16. Müsli

    1 bardak süt içine 4-5 kaşık meyveli müsli koyarak tüketin. Uzun süre aç kalacağınız aralarda bunu tercih edebilirsiniz. 183 kcaldir.

    17. Meyveli yoğurt

    İstediğiniz meyveyi 1 kase az yağlı yoğurda karıştırarak tüketebilirsiniz. Özellikle yaban mersinini seçiniz. 10 adet yaban mersini koyabilirsiniz. 165 kcaldir.

    18. Mini sandviç

    Kan şekeri çabuk düşen ve sık acıkan kişiler için hindili, peynirli kepekli sandviçler iyi bir ara öğün alternatifidir. 180 kcal dir.

    19. 1/2 kase yoğurt + 2 adet ceviz+ 1 elma rendesi ve üzerine bol tarçın

    Özellikle tatlı tadı sevenler için kan şekerini düzenleyen tarçın protein ile beraber yağ yakımını sağlar. 200 kcaldir.