Etiket: Yük

  • Tükenmişlik Sendromu

    Tükenmişlik Sendromu

    Tükenmişlik sendromu, kronikleşmiş ve bütün alanlara yayılmış bir çöküntüyü anlatır. İngilizcesi “burn out”tur, birebir çevrildiğinde “yanıp kül olmak” veya “sonuna kadar yanmak” anlamına gelir.

    Tükenmişlik sendromunun insanlık tarihinin her çağında ve tüm kültürlerde var olduğu sanılmaktadır. Bilimsel bir kavram olarak kullanılmaya başlandığı tarih ise 1974 yılıdır. Kavram, Alman asıllı Amerikalı psikanalist ve bilim adamı Herbert Freudenberger ve Amerikalı psikolog Christina Maslach tarafından ortaya atılmış ve kullanılmıştır. Ancak tükenmişlik sendromunun içeriği günümüze kadar konunun uzmanları tarafından açık ve net bir şekilde tanımlanamamıştır.

    Tükenmişlik herkeste farklı şekilde ortaya çıkabilir, bu nedenle semptomları ve etkileri kişiye göre çok farklı olabilir nedenleri  burnout, şaşırtıcı bir şekilde, işine yeni başladığında çok daha heyecanlı ve istekli olan çalışanlarda daha fazla görülmektedir. Bu uzmanlar tarafından bu kişilerin ilk heyecanlarıyla çok fazla enerji harcayarak kısa zamanda tükendiklerine bağlanmaktadır. Bu tip çalışanlar genellikle kısa zamanda çok büyük başarılar kazanacaklarına inanır fakat zaman geçtikçe amaçlarına ulaşamadıklarında heyecanları söner. Sonuç olarak gerçeği kabullenmek ve hedeflerini düşürmek yerine hayal kırıklığına sürüklenirler. Tükenmişlik sendorumunun oluşmasında oldukça etkili 3 durum dikkatleri çekmektedir: 

    1)Rol çatışması: birbiriyle çakışan sorumluluklar taşıyan insan, öncelikler koyarak sorumluluklarını sıralamak yerine, her şeyi aynı düzeyde iyi yapmaya çalışabilir. bu durumda yorgun düşer ve sonuç burnout olabilir. 

    2)Rol belirsizliği: çalışan kendisinden iyi bir kariyer portresi çizmesinin beklendiğini bilir ama kendisine rehberlik ya da model alacağı biri olmadığından bunu nasıl başaracağından emin olamaz. Dolayısıyla faydalı olacak hiçbir şeyi başaramadığı kanısına kapılabilir. 

    3) Aşırı yüklenme: hiç kimseye hayır diyemeyerek altından kalkabileceğinden çok daha fazla sorumluluk yüklenen kişi sonuç olarak tükenme noktasına dayanabilir.  Bunların dışında çalışma ortamıyla ilgili bazı problemler de strese ve kişinin kendisini yaptığı işte mutsuz hissetmesine sebep olabilir. Hâttâ bazı uzmanlar, tükenmişlik sendromu ile ilişkilendirilebilecek 150’den fazla belirtinin bulunduğunu belirtmektedir. Ancak bazı tükenmişlik belirtileri daha sık görülmektedir. Hastalar kendilerini genel olarak tükenmiş, tamamen bitkin ve üzerine yerine getirebileceğinden daha fazlasının yüklenmiş olduğunu hissettiklerini, daha fazla yük kaldıramayacaklarını belirtmektedirler. Tükenmişlik sürecinin ilk belirtileri konsantrasyon bozuklukları, yorgunluk, performans düşüklüğü ve uyku bozuklukları olabilir. Belirtileri şu şekilde gözlemlenebilir:

    -Mesai saatlerinden sonra işle arasına mesafe koymakta sürekli artan zorluklar

    -Huzursuzluk ve gerilim hali

    -Öfke, küçük şeylere kızma

    -Ruhsal ev zihinsel bitkinlik

    -Umutsuzluğa kapılmak, beklentilere karşılık verememek

    -Aşırı derecede ilgisizlik

    Hangi hastada hangi semptomların ortaya çıkacağı çok farklı faktörlere bağlıdır hiçbiri tükenmişliğe özel bir belirti değildir. Ancak bu semptomlardan biri ortaya çıktığında şikâyetlerin arkasının gelme olasılığı yükselir. Semptomlardan biri veya birkaçı belirlendiğinde kişinin profesyonel yardım alması gerekir. Bu uzman kişi eğitim almış bir hekim-psikoterapist veya psikolog-psikoterapist olması yarar sağlayacaktır. Depresyon ile tükenmişlik sendromu birbirine karıştırılmamalıdır. Bu iki hastalığın birbirine benzeyen birçok tipik belirtisi vardır. Ancak umutsuzluk ve intihar düşüncesi daha çok depresyona işaret eden klasik sinyallerdir. Bu iki semptom tükenmişlik sendromuna bağlanmaz. Bundan başka, tükenmişliğin nedenleri daha çok ve öncelikle meslek ve çalışma hayatı bağlamında gözlemlenir. Buna karşı depresyonun herhangi özel bir bağlamı yoktur. Depresyon, hastanın hayatının tüm alanlarını kapsayan daha geniş çaplı bir hastalıktır.

  • İlkokula başlarken beklentier

    Okula Başlarken

    Günümüzde okula başlamak çocuklar kadar ebeveynleri içinde yeni bir sayfanın açılması anlamındadır. Çocuk için ilkokul çoğu zaman bilinmezlerle doludur

    • Acaba anaokula benziyor mu?

    • ilkokulda da oyun oynanıyor mu

    • En sevdiğim arkadaşım da benim sınıfımda mı olacak

    • Yeni öğretmenim nasıl biri. Anaokul öğretmenim gibi beni çok sevecek mi?

    • Ders dedikleri zor mu acaba ?

    • Okula gidince büyük adam olucam. Büyük adam ne peki?

    • Eve gittiğimde oyun oynayabilecekmiyim ? Yoksa hep ders mi çalışacam

    • Derslerim iyi olmazsa annem babam beni yine sever mi ?

    • Ben okulda iken kardeşim ne yapacak hep annemin yanında mı olacak ?

    • Annem beni okulda unuturmu ?

    Göründüğü gibi çocuklar için bir sürü belirsizlikle doludur okul. Belirsizliklerde her zaman kaygının öncüsüdür. Bu nedenle anne babanın okulda ne yapacakları ile ilgili çocukları ile konuşması anlatması ve öncesinde öğretmen ile tanışması okulunu görmesi önemli ayrıntılardır. Ama burada önemli olan bir noktada ebeveynlerin okulu nasıl gördüğüdür. Okul anne baba için ne ifade ediyor?

    • Çocuğum okulda başarılı olacak mı? (başarının ölçütü acaba ne)

    • Derslerde başarılı olmak (sadece notlar mı ölçüt ) komşunun çocuğu, kardeşleri, anaokul öğretmenin dedikleri anne babaları ne kadar etkiliyor?

    • Arkadaşlarıyla iyi geçinmek

    • Sınıfın düzenine uymak -Çocuğum okulda mutlu olacak mı ?

    Buraya daha bir çok soru ekleyebiliriz. Ama en önemlisi bunların birlikte olduğu zaman ortaya çıkacak olan mutluluktur. Mutlu olmak için çocuk bunları birlikte yapmak zorundadır. Bu durum ona yeni bir yük getirir. Çünkü bu dönemde sosyal ilişkileri daha önce yaşadığından farklıdır. Artık en hızlı koştuğu için ya da çok zıpladığı için eskisi kadar rağbet görmemektedir. Dersleri de iyi olmalıdır ki arkadaşları onu dışlamasın, öğretmeni daha çok sevsin, anne babası da mutlu olsun. Yani mutlu olma kavramı artık eskisi kadar kolay olamamaktadır. Bu daha oyun çağını bitirmemiş ve asla bitmesini istemeyen bir çocuk için oldukça zordur. Artık anne babaların yaşadığı hayatın provasını yapmaya başlamışlarıdır. Bu sizin de tahmin ettiğiniz gibi 60 -66aylık çocuklar için daha da çekilmez hale gelebilir. Aslında birinci sınıf çocuğundan beklenmesi gereken okulda uyumlu olması, okuma- yazmayı öğrenmesi ve yakın olabildiği birkaç tane arkadaşının bulunmasıdır. Bunları başarabilen çocuk sosyal ilişklerini, öğretimi 1. Sınıf için başarmış olacaktır.

    Yine anne ve babalara dönersek onlar da okul açılmasıyla birlikte kendi çocukluğundan olan yükleri de bazen çocuklarına yansıtabilirler.

    • Ben çok zor okudum ama onu özel okula yolluyorum o benim gibi zorlanmasın

    • Ben okuyamadım, bu nedenle hayatta çok zorlandım. o benim gibi olmasın okullarını hepsini tek tek bitirsin

    • BENİM çocuğum benim gibi başarılı olmalı.

    Bazende çocuğun sorumluluğu tamamen annenin üzerindedir (babanın iş yoğunluğunun fazla olması, şehir dışında çalışması, babanın kişilik özellikleri, aile yapısı vb). Yani çocuğun başarısızlığı durumunda ilk hesap sorulacak kişi annedir. Anne bu durumda çocuğuna daha kaygılı yaklaşabilir. Yani kendi hayatımızda ki yükler çocuğu da yüklendiği zaman kaygımızı beklentilerimizi, yapamadıklarımızı çocuğa yüklemiş oluruz. Bu çocuk her yaşta taşınması oldukça ağır bir yük olup bazen bu yükü hayatı boyunca taşıyabilir.

    Okul görüldüğü gibi çoğu zaman sadece çocuğun değil ebeveynlerin hayatında da yeni bir sayfa açar. Bu sayfanın güzelce dolması için ebeveynlerin ilk önce çocuklarının yapabildiklerini görmeleri, onun hala bir çocuk olduğunu unutmadan davranmaları, öğrenmenin sonu olmayan bir merdiven olduğu ve basamakları tek tek çıkması gerektiğini ve ebeveynler mutlu oldukça çocuğun mutlu olabileceğini unutmadan davranmaları gerekmektedir.

  • Disk mesafesi ve önemi

    Omurlar arasında yer alan disk materyalinin önemli görevleri vardır. Disk, belde maruz kalınan yükleri karşılar, vücudun üst kısmını dik tutar ve belin her yöne hareket etmesini sağlar.

    Disk materyalinin yırtılması sonucu içeriğinin dışarı çıkması günlük yaşantıyı etkiler. Dışarı çıkan disk materyali hemen yakın mesafede bulunan omurilik ve sinir köklerine bası yaparak bel ağrısı ve bacak ağrısına neden olur.

    Disk Nasıl Yırtılır (Bel fıtığı)

    Disk materyali içte daha sulu olan nukleus pulposus dışta anulus fibrosis denilen daha sert bir yapıdan oluşur. Yaşlanmayla beraber içte yer alan nukleus pulposus su yapısını kaybetmeye başlar ve esnek olması gereken disk mesafesi yüksekliği azalır. Disk mesafesi maruz kaldığı yükleri taşıyamaz ve diskin dış kısmında ortaya çıkan yırtıkla beraber dışarıya çıkmaya başlar. Bu süreç genellikle uzun bir zamanı alır.
    Ağır yük kaldırmak yada kontrolsüz bir hareket genelde diskin yırtılmasına neden olabilir. trafik kazası yada yüksekten düşme gibi ani olarak maruz kalınan kuvvetler karşısında disk materyali yırtılabilir.

    Risk Faktörleri Nelerdir?

    Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür. Genelde orta yaşlarda görülmekle beraber her yaş grubunda görülebilir. Obezite, ağır işlerde çalışma ve sigara kullanımı bel fıtığı oluşma olasılığını arttırır. Ailesinde bel fıtığı olanlarda görülme sıklığı daha fazladır.

    Bel Fıtığının Bulguları Nelerdir?

    Disk materyalinin dışarı çıkması sonucu yakın komşuluğunda bulunan sinir köküne bası yapması yada burada ortaya çıkan yangı (enflamasyon) ile beraber ortaya çıkan ilk bulgular bel ağrısı ve bacak ağrısıdır. Bel ve bacak ağrısı birlikte görülebileceği gibi iki şikayetten biri de görülebilir.

    • Bel ağrısı

    Genellikle hareket etmekle ve oturmakla artar. İstirahat halinde ağrı genellikle azalır.
    Bacak Ağrısı
    Etkilenen sinir köküne göre bacağın değişik seviyelerine yayılan ağrı olabilir. Ağrı genelde hastalar tarafından keskin ve elektrik çarpması şeklinde tarif edilir.

    Uyuşma-Bacakta kuvvetsizlik

    Hastaların bir kısmında uyuşma ve karıncalanma görülür. Sini kökünün basısına bağlı olarak bacakta kuvvetsizlik yada fonksiyon kaybı görülebilir.

    Kauda Equina Sendromu

    Omuriliğin son kısmının bası altında kalmasına bağlı olarak mesane ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir ve acil olarak tedavi edilmesi gerekir.

  • Bel fıtığı olan hastalar için rehber

    Bel fıtığı tanımı insanlar arasında disk kayması olarak tanımlansa da aslında omurlar arasında yerleşmiş olan yastığın merkezindeki yapının kapsülünü yırtması ile oluşan durumdur. Bu rehber bel fıtığının nasıl ve neden olduğunu, bel fıtığının belirtilerini, hastanın tedaviden neler beklediğini, doktorunuzun elinde bulunan alternatif tedavilerini size sunmak içindir.

    Bel fıtığı oluşumu: İnsanlarda omurgada toplam 23 disk bulunmaktadır. Bunlardan beş tanesi bel bölgesinde bulunur. Bel bölgesinde kuvvetin en çok yüklendiği dördüncü ve beşinci omurlar arasındaki yastıkçık en sıklıkla etkilenen yastıkçıktır. Bu yastıkçık kollajenden oluşan bağdokusundan meydana gelmiştir. Yastıkçık merkezinde jelatine çekirdek, bunun etrafını ise yoğun kollajenden oluşan disk sarar.
    Normalde sağlıklı insanlarda bu yastıkçık koşma, atlama, ağır yük kaldırma anında bele gelen yükü süspansiyon gibi emer. Otuzlu yaşlarda suyunu kaybeden ve kollajen yapısında bozulmalarda diskte kırılmalar olur. Bu kırılmalar öncelikle sebepsiz bel ağrıları halinde tespit edilir. Ters bir hareket veya ağır yük kaldırılması ile ortadaki jelatine oluşum çevresindeki diski arkadan yırtar ve omurilik kanalındaki
    bacaklara, ayaklara giden sinir köklerini omurilik kanalında veya sinir kökünün kanaldan çıktığı dar açıklıkta baskıya uğratır. Bu baskı ile oluşan hastalık haline bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı neden oldum? Beslenmekle ilgisi var mıdır?

    On iki yaşına kadar elastikiyetini koruyan omurga ergenliği takiben omurgada yirmili yaşlara kadar gerçek boyut ve gücüne ulaşmış olur. Yaşın ilerlemesi ile yastıkçıkta yükseklik azalması, omur içine doğru şişkinlik, omurga kanalındaki bağda bası olmaktadır. Ağır yük kaldırma, boşta bulunup gövdeyi ani döndürme, merdivenden düşme diskte yırtılmalara neden olur. Omurganın uygunsuz hareketi nedenlerden biridir.

    Risk faktörleri:
    -Yaşlanma
    -Geçirilmiş bel travması,
    -Ağır işte çalışma,
    -Fazla kilo, sedanter hayat
    -Kötü oturuş şekli,
    -Ağır sporlar

  • Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.
    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı kimlerde görülür?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    Nedenleri

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    Belirtileri nelerdir?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    Teşhis

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi bir çok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir.

    Korunma

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

  • Boyun anatomisi(yapısı) ve sağlıklı boyun

    Sağlıklı boyun; güçlü, dengeli ve ağrısız boyundur. Sağlıklı boyuna belli kurallara uyarak sahip olabiliriz..

    > Asla ağır cisimleri kaldırmayın, çekmeyin ve itmeyin. Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.

    > Başınızla yük taşımayın. Baş seviyesinin yukarısına doğru yük kaldırmayın.

    > Boyununuzu sürekli öne eğik veya aynı pozisyonda sabit tutmayın.

    > Özellikle bilgisayar ve tezgah başında 30 dakikada bir pozisyon değiştirin

    > Telefonu konuşurken boyun-omuz arasına sıkıştırmayın.

    > Otururken sırtı düz tutun ve yaslanın.

    > Gerekirse boyun kıvrımınıza uyan boyun yastığı ile boynunuzu takviye edin.

    > Yatak dışında boyununuz düşercesine uyuya kalmayın.

    > Aşırı yüksek yastık kullanmayın. Boyun yastığı tercih edin.

    > Çalışma şartlarınızı ve koşullarınızı iyi düzenleyin.

    > Hayata bağlı kalın. Spor yapın. Motivasyonunuzu arttırın.

    BOYUN ANATOMİSİ(YAPISI)

    Boyun Anatomisi

    Boyun, baş ile vücud arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyun başımızı destekler ve dengeli pozisyonda tutar. Başın birçok yöne rahat hareket etmesini sağlar.

    Boyun 7 adet boyun omurundan oluşur. Bu omurlardan en üst ikisi farklılaşarak kafatası kemiğine tutunmasını sağlar. Boyun omurları arasında diskler bulunur. Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında yastıkçıklardır. Disklerin görevi üzerine düşen yük miktarını dengeli olarak alt seviyelere iletmektir.

    Boyun omurları, diskler ve güçlü bağlar ile birbirine tutunurlar. Bu sistem kaslar ile esneklik kazanır ve kuvvetlenir.

    Boyun omurgası içersinden omurilik ve sinirler geçer. Omurilik 2 cm kalınlığında beyinden aldığı emirleri tüm vücuda ileten son derece önemli bir yapıdır.

    Boyunda omurilikten çıkan sinirler el ve kolumuzun hareketini, hissini ve kuvvetini sağlarlar.

    Sağlıklı boyun dengeli boyundur. Bu dengeyi sağlamak için boyun omurgası doğal bir eğime sahiptir. Bu eğimin korunması rahat ve ağrısız boyun için çok önemlidir. Bu eğim bozulursa boyun omurgasında dejenerasyon ve bozulma başlar. Buda boyun ve kol ağrısını arttırır.

  • Bel anatomisi

    Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum (sağrı) kemiğinden oluşur.

    Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

    Omurlar birbirlerine önde “disk” dediğimiz yastıkçıklar, arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

    Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

    Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir

    Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

    Faset eklemleri vücut yükünün % 5-20′ sinin taşınmasından sorumludur.

    Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve ayrılmalar oluşur.

    Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

  • Bel bölgesi rahatsızlığı olan hastalara öneriler

    ~~Sizlere burada verilen bilgiler, rahatsız olsun olmasın tüm insanların uymasında fayda olan tavsiyelerdir. Sadece hasta olan veya ameliyat olanlar için değildir.

    ? Size vermiş olduğum egzersizler bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir, esnekliği arttırır, bele yüklenmeyi azaltır ve hareket kabiliyetini arttırır. Ağrıyı azaltır, yanlış duruşu düzeltir.

    ? Egzersizleri orta sertlikte bir zeminde yapınız.

    ? Hareketleri başlangıçta yavaş ve aşırıya kaçmadan yapın. Zorlandığınız yerde durun, zamanla daha açılarak hareket yapabileceksiniz.

    ? Egzersiz sırasında veya sonra hafif ve kısa süren sertlik, kas ağrısı olabilir, eğer ağrı ve rahatsızlık şiddetli hissedilirse ara verin.

    ? İdeal kilonuza ulaşın ve bu kiloyu korumaya özen gösteriN. Gerekirse uzmanlardan yardım alınız.

    ? İyileşme sürecinde zaman zaman batma, yanma, kasılma, yara etrafında ağrı, çekilme, uyuşukluk ve benzeri geçici şeyler hissedebilirsiniz endişelenmeyin bunlar normaldir. Sürekli olur ve geçmezse bizimle irtibat kurunuz.

    ? Mümkün oldukça ağrı kesicilerden uzak kalınız. Ağrınız olduğunda yatın, dizlerinizin altına 2 adet yastık koyun. Yan yatarsanız dizlerinizi karnınıza çekerek yatın. Ağrıyan yerlerinize jellerle masaj yapabilir ve sıcak su torbası uygulayabilirsiniz. Ağrınız geçmezse bir ağrı kesici alabilirsiniz.

    YATAĞA YATARKEN veya KALKARKEN

    ? Ortopedik yatakta yatınız. Sırtüstü dizlerinizin altına yastık koyarak veya dizlerinizi karnınıza çekerek yan yatınız.

    ? Yataktan kalkarken önce bir tarafa doğru dönüp, bacaklarınızı kıvırın sonra bacaklarınızı yere sarkıtın. Daha sonra yan olarak ellerinizi kullanarak tüm gövdenizi kaldırın ve yatağın kenarında oturun. Karşıya bakın baş dönmeniz yoksa kalkın. YÜRÜYÜŞ ve AYAKTA DURUŞ

    ? Günde dizenli ve tempolu en az 45 dakika yürüyüş yapınız. Ayrıca imkanınız oldukça haftada 2 gün 30 dakika yüzmeyi öneririz.

    MERDİVEN İNERKEN ve ÇIKARKEN

    ? Merdiven inip çıkabilirsiniz. Zorlanır veya kendinizi dengeli hissetmezseniz kenarlıklara tutunarak inip çıkınız. OTURUŞ POZİSYONU ? Kollu bir sandalye ya da koltuk seçin. Dik oturun sandalyenin sabit değil, dönerli olması daha uygun olur. Küçük bir yastıkla belinizi destekleyin. Masanızda eğer bilgisayar varsa sizden aşağıda olmamasına özen gösterin. Ekran mümkün oldukça baş hizanızda olursa iyi olur.

    ? 30-45 dakika oturduktan sonra kalkın biraz dolaşın veya uzanın sonra oturmaya devam edin. Sürekli 2-3 saat oturmayın.

    EVDE İŞ YAPARKEN

    ? Mutfak tezgâhınızı belinizi bükmeden çalışacak şekilde yükselttirip ayarlayın. Evinizi silip süpürürken eğilmeden uzun saplı aletler kullanarak yapın.

    ARABA KULLANIRKEN

    ? Araba kullanırken, direksiyona mümkün olduğunca yakın oturun pedalları kullanırken bacağınızın çok gerilmemesine özen gösteriniz. Belinize bir destek yastığı kullanabilirsiniz. 45 dakika veya saat başı 10 dakika mola verin arabadan inerek belinizi çalıştırın.

    EŞYA KALDIRIRKEN

    ? Yerden bir şey alırken ya da eşya kaldırırken dizlerinizi mutlaka bükün, yükü vücudunuza yakın tutun ve kaldırın. 5-10 kilo arası yükleri kaldırabilirsiniz. Taşırken iki elinize eşit miktarda yük alarak dengeli taşıyın. Pazarda mümkünse pazar arabası kullanın.

    GİYİNİRKEN

    ? Ayakkabılarınızı giyerken uzun saplı çekecek kullanın. Bağcıksız ayakkabıları tercih edin. Bağcık bağlamanız gerekirse ayağınızı bir tabure ya da sehpa üzerine koyarak bağlayın.

    AYAKTA DURURKEN ve İŞ YAPARKEN

    ? Ayakta iş yaparken beldeki çöküklüğü hafifletmek için ayağınızın altına yükseklik koyun.

    ? Yüksek topuklu ayakkabılardan sakınınız.

    ? Mutfak tezgâhınız yüksek olsun, eğilerek çalışmayın. Evinizi temizlerken uzun saplı süpürgeler kullanın, eğilerek temizlik yapmayın.

    BELİNİZ İÇİN UYGUN OLMAYAN SPORLAR

    ? Boks, güreş, ata binme, bowling, tenis, futbol, voleybol, basketbol, kayak? En ideal sporlar yürüyüş ve yüzmedir.

    SON ÖNERİLER
    Otururken ve yürürken dik durunuz. Adeta başınızın üzerinde bir kitap var ve bunu düşünmemeye çalışınız. Bilgisayar ekranı baş yüksekliğinde olacak şekilde çalışınız, 30 dk da bir 5 dakika dinleniniz.
    ? Aşırı yük taşımayın (5-10 kiloyu geçmemeye çalışın).

    ? Belinizi aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçının. ? Uzun süre ayakta sabit durmamaya çalışın.

    ? Uzun süre oturmayın. Bir saat oturduktan sonra veya araba kullandıktan sonra ara verin kalkıp yürüyün hafif bel egzersizleri yapın.

    ? Otururken belinizi destekleyin ve dik oturabileceğiniz sandalyeleri tercih edin.

    Verdiğimiz egzersiz ve yürüyüşleri yapın. Özellikle yürüyüşü hayatınızın bir parçası haline getirin. Yürüyüş sizin tüm vücut sağlığınız için önemli bir egzersizdir

  • Boyun rahatsızlığı olan hastalara öneriler

    ~~OTURURKEN

    ? Dik durunuz ve kafanızı geriye atıp çenenizi kaldırınız. Bütün omurganız sandalye arkalığına dayanacak şekilde dik olsun. Mümkünse kol destekli sert sandalye kullanın. Sandalye kollarını, kollarınıza destek olarak kullanın.

    ? Yürürken dik yürümeye özen gösteriniz.

    ? Televizyon seyrederken, bir koltukta veya sandalyede destekli oturmayı tercih edin. Yolculukta başınız bir tarafa düşercesine uyumayın, gerekirse boyun yastığı kullanın.

    YATARKEN

    ? Sırtüstü yatış pozisyonunda yastığınızı baş ve boynunuzun altına gelecek şekilde koyun. Yastık baş ve boynunuzu desteklemeli. Boynunuzu gergin tutmayın. Boynunuza uygun ne alçak nede yüksek yastık kullanın. Yan yatarken boynunuzu düşürmeyn veya aşırı yükseltmeyen yastık kullanınız.

    ARABA KULLANIRKEN

    ? Araba kullanırken yüksek oturun, koltuğunuz direksiyonun üzerinden bakmak için gerilme ve eğilme gerektirmeyecek şekilde ne çok alçak, ne de çok geride olmamalıdır. Saat başı mola verin 10 dakika dinlenin boyun hareketleri yapın.

    ÇALIŞIRKEN

    ? Bütün gün masa başında çalışıyorsanız, saat başı kalkıp dolaşın, mutlaka belirli aralıklarda bir pozisyon değiştirin. Masanızda bilgisayar var ve kullanıyorsanız sizden aşağıda olmamasına dikkat edin. Uzun süre boynunuzu öne eğerek veya başınızı yukarı kaldırarak çalışmayın.

    ? Baş üstü seviyeye uzanmanız gerektiğinde bir iskemleye çıkın. Belirli bir süre uzanmaktan veya yukarı bakmaktan kaçının. Boynunuzu sürekli aynı pozisyonda sabit tutmayın.

    ? Mutfak tezgahınız yüksek olsun. Ev temizlik aletlerinizin uzun saplı olması doğrudur. Uzun süre eğilerek iş yapmayınız.

    YÜK TAŞIRKEN

    ? 5-10 kilo arasında yük taşıyabilirsiniz. Dengeli olarak taşımaya özen gösteriniz. Pazarda Pazar arabası kullanınız.

    SON ÖNERİLER
    Otururken ve yürürken dik durunuz. Adeta başınızın üzerinde bir kitap var ve bunu düşünmemeye çalışınız. Bilgisayar ekranı baş yüksekliğinde olacak şekilde çalışınız, 30 dk da bir 5 dakika dinleniniz.
    ? Egzersiz sırasında veya ameliyat sonrası günlerde hafif ve kısa süreli omuzda, boyunda, kollarda ve sırtınızda ağrı, sertlik, kramp, uyuşma, karıncalanma hissi olabilir, endişelenmeyin. Eğer rahatsızlık devam ederse ve şiddeti artarsa egzersize devam etmeyin ara verin. Yatıp dinlenin. Jellerle masaj yapabilir sıcak su torbası uygulayabilirsiniz, bu sizi rahatlatır.

    ? Egzersizlerin arasında mutlaka dinlenme arası verin.

    ? Egzersizi ne çok az, ne de çok fazla yapmayın.

    ? Yürüyüşlerinizi size önerildiği gibi mutlaka yapınız

  • Bel sağlığınız için öneriler

    Bel sağlığınız için öneriler

    Her 100 kişiden 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısından yakınır ve bel ağrısı olan hastaların % 70-85’i 6 hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Kas spazmı, bel kayması, kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurgalarda kırık ve bel fıtığı gibi çeşitli nedenlerden dolayı bel ağrısı oluşabilir. Bel ağrılarının sadece % 2’si bel fıtığı olup gerçekten bel fıtığı olanlarının da ancak % 15’i cerrahi tedavi gerektirir.

    Belinizi en iyi sizin koruyabileceğinizi bilerek doğru davranışlarla kendinizi ağrıdan uzak tutabilirsiniz. Bunun için günlük hayatta yapılması ve yapılmaması gereken hareketler;

    Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik bir pozisyonda olmasına dikkat ediniz.
    Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve bunu alışkanlık haline getiriniz. Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi aniden bırakmayınız. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz.
    İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
    Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız.
    Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyınız.
    Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırarak ve çömelerek alınız.
    Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayıp yanına iyice yaklaşınız ve öyle alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltiniz.
    Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz.
    Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edip bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. Çok tehlikeli olan bu hareketten kaçınınız.
    Elinizi, yüzünü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, evinizdeki lavaboların biraz daha yüksekçe olmasını sağlayınız.
    Çocuklarınız okula giderken çantalarında az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitiniz.
    Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz.
    Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi ihmal etmeyiniz.
    Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol gibi mücadele sporlarından ve halter gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz.
    Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız.
    Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız. Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.
    Spor ve ya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınınız.
    Sırtüstü yatağınızda veya bir halının üzerinde uzanırken bacaklarınızı dizlerinizi kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz daha çok rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
    Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayınız.
    Her gün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi ihmal etmeyiniz.
    Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz ve alınan her fazla kilonun vücudunuz, beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
    Eğer kilonuz fazla ise ve bunu bir türlü veremiyorsanız, bir uzman doktor ve diyetisyene başvurunuz.
    Üzüntü ve streslerin bel sağlınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidiniz.
    Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.
    Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları normal olsun.
    Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yatağınız sert olsun. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.
    Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.
    Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek ve ya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.
    Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz.
    Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, 2 veya 3 hafta kesinlikle istirahat ediniz. Bu süre içinde ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildiriniz.
    Beliniz ağrıyor ve özellik le de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden uzman doktora başvurunuz. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen ciddi zararlara yol açabileceğini unutmayınız.