Etiket: Yöntem

  • Leke tedavisinde son trend: mezoprp

    Cilt lekeleri özellikle bol güneş ışınları altında geçirilen yaz mevsimi sonrası kabusumuz olabiliyorlar. Bu nedenle cilt leke tedavisinde her geçen gün yeni tedavi protokolleri gelişmektedir.

    Cilt lekelerinin birçok çeşidi bulunmaktadır. En sık rastladığımız lekelerin başında ‘melazma’ adı verilen, genellikle güneş ışınlarının dik olarak geldiği alın, yanak ve dudak üstüne yerleşen net sınırlı leke tipi gelmektedir. Melazma sıklıkla yazın güneş ışınlarına yoğun maruziyet sonrası çok daha fazla belirginleşir. Melazmaya neden olan, derimize rengini veren melanositlerden renk pigmenti olan melanin pigmentinin çok daha fazla salgılanıyor olmasıdır. Bu pigment aşırı salgılandığında, dışarıdan oldukça koyu renkli görünen lekeler ortaya çıkar.

    Diğer leke tipleri arasında gebelikte hormonal değişiklikler sonrası oluşan kloasma denilen lekeler, çillenmeler sayılabilir. Çiller genel olarak genetik yatkınlığı olan kişilerde görülür. Tedavi edilseler de, sıklıkla tekrarlayan yapıdadırlar. Bu nedenle tedavi aşamasında daha ön planda melasma ya da kloasma dediğimiz lekelerin tedavisi üzerinde durulur.

    Leke tedavisinde birçok yöntem bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemleri arasında lazer tedavileri, kimyasal peeling uygulamaları, enzim peeling tedavisi, mezoterapi, PRP ve dermapen ya da dermaroller tedavileri sayılabilir. Tüm bu tedaviler tek başlarına uygulanabileceği gibi, kombinasyon şeklinde de uygulanabilirler.

    Son yıllarda bu kombinasyon tedavileri arasında en çok tercih edilen tedavi yöntemlerinin başında ‘MezoPRP’ tedavisi gelmektedir. MezoPRP özellikle melazma tipi lekelerde oldukça etkili olan bir tedavi yöntemidir.

    MezoPRP nedir?

    Mezo PRP, mezoterapi ve PRP yöntemlerinin kombine olarak kullanıldığı bir tedavi protokolüdür. Bu tedaviye başlamadan önce mutlaka kişinin leke yapısı detaylı olarak incelenir. Lekenin muayene aşaması çok önemlidir çünkü bu tedavi yönteminde kişiye özel tedavi formülleri hazırlanmaktadır.

    Yüzeyel tip lekesi olanlarda kullanılan ürünler farklıyken, derin lekesi olanlarda gerek ürünün çeşidi, gerek uygulamanın yapılma sıklığı tamamen farklılık göstermektedir.

    Mezo PRP’de lekenin tipi belirlendikten sonra tedavi planı yapılır. Bu aşamada kişiye özel vitamin ve çeşitli mineral kokteylleri hazırlanır. Bu kokteyller her seansta lekenin tedaviden aldığı yanıta göre yenilenir.

    Kokteyl tedavisi kişinin kendinden alınan kanın trombositlerine ayrıştırılması ile yapılan bir çeşit kök hücre tedavisi olan PRP ile desteklenir. PRP’nin amacı, tedavi yönteminin kök hücreler ile de desteklenerek çok daha etkili hale gelmesidir. Bu sayede kişi hem kendisine özel hazırlanan tedavi kokteyllerinin hem de kendisine ait kök hücrelerin tedavi edici etkisinden faydalanmış olur.

    MezoPRP kişinin lekesinin tipine göre en az 4 seans olmak üzere bir ila iki haftada bir uygulanır. Bir hafta kokteyl uygulanan hastaya ertesi hafta kök hücre uygulanabilirken bu protokol kişiye göre birkaç hafta üst üste kokteyl uygulaması, en son seanslarda kök hücre uygulaması şeklinde çeşitlenebilir.

    MezoPRP tedavisinin avantajları nelerdir:

    Bu tedavi yöntemi tamamen kişiye özel olarak uygulanmaktadır.

    Kök hücre tedavisi ile kombine olarak yapıldığından, çok etkili bir tedavidir.

    Uygulanan ürünler her seans lekenin iyileşme derecesine göre yenilendiğinden, dinamik olan bir tedavi yöntemidir.

    Bu tedavi yöntemi sonrasında yüzde herhangi bir yanma, batma ya da soyulma gibi reaksiyonlar görülmemektedir.

    Bu tedavi yöntemi güneş ışınlarından direkt olarak etkilenmemektedir.

    Bu tedavi yöntemi her cilt tipine uygulanabilmektedir.

    MezoPRP yöntemi yoluyla lekeler aşamalı olarak tedavi edilmektedir. Bu nedenle yöntemin kalıcılığı da oldukça yüksektir. Son yıllarda özellikle tercih edilen bu tedavi yöntemi sayesinde, cilt lekelerinin tedavisi artık çok daha kolay hale gelmiştir.

    Dr.Öykü Maraşoğlu Çelen

  • Lipoliz!!

    Lipoliz!!

    Diyet yaparak çözemediğiniz, belli bir bölge için incelme veya selülit yağları için bugün artık Avrupa’da soya enjeksiyonları yöntemi uygulanıyor. Ülkemizde az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem Avrupa ve ABD’de büyük ilgi görüyor. Bazı kişilerin kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgesel aşırı yağ birikmesi olur. Kadınlarda bacak, kalça, karın, belin yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ biriken bölgelerdir.

    Lipoliz çok etkili bölgesel incelme ve zayıflama sağlayarak yağ eriten bir uygulamadır. Lipoliz’in en önemli özelliği ameliyat gerektirmeden bölgesel yağlardan arınma olanağı vermesidir. Lipliz uygulamasında soyadan elde edilen fosfatidil kolin kullanılır. Soya enjeksiyonu ile kilo verilmez fakat bölgesel olarak incelme sağlanır.

    Son günlerde en gözde bölgesel incelme yöntemlerinden olan Lipoliz etken maddesi fosfatidilkolin olan bir ilaç kullanılmaktadır. Bu madde kişinin vücudunda bulunan ve yağ metabolizmasında önemli rolü olan bir maddedir. Lesitin ve fosfatidilkolin, vücudumuzda yağları parçalamaktan sorumlu olan, safra kesesi tarafından yapılan safranın içinde bulunmaktadır. Bu tedavinin niçin yan etkisinin olmadığı konusunu açıklar. Çünkü vücudumuz bu prosesi her zaman zaten yapmaktadır. Lipoliz tedavisinin avantajı direkt olarak hedef seçilen vücut bölgesindeki yağ dokusunun içine enjekte edilmesidir. Böylelikle yağ eritici etkisi hızlanır. Bu yöntem, mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde, çok ince uçlu bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor. Gözaltı torbaları yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.

    Lipoliz Nasıl Etki Sağlar?

    Lipoliz vücuda enjekte edildiğinde yağ hücrelerinin zarının geçirgenliğini artırır ve parçalanan yağ hücreleri karaciğer tarafından yok edilir. Bu uygulama yöntemi yağ hücrelerinin sayısını azaltır ve sayısal tipte artan yağ hücresi çoğalmamalarında çok etkilidir. Bu nedenle belli bölgelerdeki yağlanma tamamen ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemi vücuttaki bölgesel yağ birikimlerini cilt derinizde gevşemeye yol açmadan yok edebilmektedir. Lipliz doğal yollardan yağ yakımını arttırmaktadır.

    Lipoliz Etki Ne Zaman Başlar? Kaç Seans Gerekir?

    Kişinin problemine göre seans sayısı değişiklik gösterebilir. İğnelerin etkisi izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmaktadır. 1. seansın sonuçları ise 2-3’cü haftadan sonra görülmeye başlar. Fakat erime çok daha uzun süre devam eder. Seans sayıları kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 3–6 seans veya 4–8 seans şeklinde olabilir.

    Lipoliz Hangi Bölgelere Uygulanır?

    Doğum sonrası kalan yağ kitleleri, çene altı, kollar, karın, bel, kalça, basen ve bacak bölgesindeki bölgesel yağlanmaların yok edilmesinde uygulanabilmektedir. Erkeklerin sırt yağ birikintilerinin tedavisinde alternatifsizdir. Dengeli beslenme uygulandığı ve egzersizle desteklendiği sürece sonuçlar kalıcıdır.

    Lipoliz Diğer Yöntemlerden Farkı Nedir?

    Lipoliz ile yağların erimesi ve atılması esas olarak vücudun kendi doğal süreçleriyle olur. Enjeksiyonlar yağ hücresi zarının akışkanlığını ve geçirgenliğini artırarak, vücut yağlarının hücre dışına çıkışını kolaylaştırır. İlacın zerk edildiği yağ dokularında doğal bir metabolik süreç harekete geçerek yağları eritir. Vücuttan atılmasını sağlar. Lipoliz tedavisinin en büyük özelliği yavaş fakat derin erime sürecidir.

    Lipoliz, yağ hücrelerini normal boyutlara getirir. Hatta birçoğunu yok eder. Yağ hücresi bir kez yok olduktan sonra bir daha yeniden oluşmaz. Bu işlem, bazı yağ hücrelerini tamamen yok ettiği için, Liposuction’a benzetilebilir. Ancak Liposuction bu işi cerrahi olarak yapar ve mekanik bir şekilde yağları vakumla çeker.

    Liposuction ameliyatı sonrasında vücut şeklinin deforme olmaması için korse giyilmesi gerekir. Bundan başka ameliyat izi, morluklar ve ödemler uzun süre devam eder. Oysa Lipoliz iğnelerini yaptırırken, sosyal hayatınıza normal bir şekilde devam edebilirsiniz.

    Öte yandan Liposuction yaptırdıktan sonra yeniden kilo alacak olursanız, vücudunuzda yeniden biriken yağların farklı yerlerde toplanma ihtimali vardır. Deri dalgalı görünür. Vücut genellikle deforme olur.

    Lipoliz ile de o bölgedeki yağ hücreleri kısmen yok olur. Ancak doku Liposuction kadar hasar görmediği için daha doğal bir dağılımla geri gelir. Esasında bölgesel yağlanma tedavilerini, kilosu daha sabit olan insanlara yapmak gerekir.

    Acı veya Ağrı Hissedilir Mi?

    Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir. Mezoterapi iğnesine benzer son derece ince uçlu bir iğne ile uygulama yapılır. Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, hassasiyet, ısı artışı, kaşınma, ödem bazen küçük morarmalar görülebilir fakat kısa sürede geçer.

    Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı?

    15 yıldır kolesterolü düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilacın sağlık açısında herhangi bir yan etkisi yoktur. Bugün başta Amerika ve Avrupa’da olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Hekim kontrolünde yapılması gerekir.

  • Selülit, kadınların sevdalı tatlı başbelası

    Selülit ister zayıf ister normal ister şişman hemen hemen tüm kadınların hatta genç kızların her dönem hayatlarını olumsuz yönde etkileyen ,çok değişik yöntemlerle tedavi edilebilen bir sorundur. Eskiden beri en çok bilinen ve kullanılan yöntem: Mezoterapi.

    NEŞTERSİZ GÜZELLİK: Ciltteki lekelerden kırışıklıklara, saç dökülmesinden gençleşmeden zayıflamaya, sıkılaşmadan birçok estetik soruna çözüm olabilen mezoterapi, neştersiz güzelleşmenin en etkili yollarından biri. Mezoterapi; çeşitli ilaçların, vitaminlerin, minerallerin, enzimlerin ve aminoasitlerin birbirleriyle karıştırılmasıyla oluşturulan karışımların-kokteyllerin, deri ve deri altı dokuya enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen tedavi yöntemine verilen genel isimdir. Mezoterapi yöntemi, ‘mezoterapi tabancası’yla artık daha da kolay ve ağrısız. Bu tabancalar; derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar da sağlıyor. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlı!

    HER DERDE DEVA: Özellikle; derinin gençleştirilmesi, kırışıkların düzeltilmesi, bölgesel zayıflama, saç dökülmesi, selülit ve deri çatlaklarının giderilmesi tedavisi gibi amaçlar için uygulanır. Fransa’da 1950’lerde kullanılmaya başlanan bu yöntem, yıllar içinde dünyanın her yanında kabul görmüş ve son yıllarda estetik cerrahi girişimlerinin en önemli alternatifi haline gelmiştir.

    YAĞLARA VE KIRIŞIKLIĞA VEDA: Mezoterapi, ilk yıllarda daha çok bölgesel ağrıları gidermekte kullanılıyordu. Son yıllarda ise daha çok estetik amaçlarla kullanılır olmuştur. Yaşlanmanın etkilerini gidermek, kırışıklıkları ve sarkmaları düzeltmek, bazı yerlerdeki istenmeyen yağ birikimlerini eritmek, selülitli bölgeleri tedavi etmek, saç dökülmelerinde (bölgesel veya genel) saçın güçlenmesini sağlamak veya yeni saç çıkışını arttırmak amacıyla tercih edilir. Yüz, boyun, gerdan, göbek, kalça, bacaklar, kollar ve saçlar uygulama alanlarıdır.

    DAMARDAN ETKİ: Mezoterapi işlemi, aslında çok basit bir mantığa dayalıdır. Yukarıda belirtilen estetik sorunların giderilmesi için gerekli ilaçların ağızdan alınmaları veya damar içine verilmeleri, çeşitli sakıncalar doğurabilir. Ayrıca bu ilaçların etkili olabilmeleri için yüksek doz kullanılmaları gerekir. Oysa aynı maddeler, deri yoluyla sorunlu bölgelere verildiklerinde, kana karışma oranları daha azdır ve daha düşük dozlarda kullanılabilirler. Böylece bu ilaçlara bağlı yan etki olasılığı düşer.

    YAŞLI DERİYE TAMİRAT: Yüzde oluşan kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi için tercih edilen hyalüronik asit, yüksek konsantrasyonda vitaminler, elementler, koenzim, aminoasitler ve antioksidanlar; deri altı tabakadaki kollajen ve elastini güçlendirirler. Bu işlem aynı zamanda o bölgedeki kan dolaşımını hızlandırır. Derinin yaşlanmasına neden olan bozulmuş yapılar tamir edilirler. Tedavi sonrası deri daha parlak, daha canlı ve pürüzsüz hale gelir.

    SELÜLİTLER PARAMPARÇA: Yağı parçalamak amacıyla özellikle fosfotidilkolin tercih edilir. Ayrıca selüliti tedavi edebilmek için, antioksidan özellikte ve kan dolaşımını arttıracak yapıda başka maddeler de tedaviye eklenirler.

    DALGALI ETKİ: Son yıllarda ‘iğnesiz mezoterapi’ yöntemleri de uygulama alanı bulmaya başlamışlardır. Bu amaçla ultrasonografik dalgalardan veya iyontoforez yönteminden faydalanmaya çalışılır. Uygulanan maddeler, bu yöntemlerle deri yoluyla iğnesiz olarak etkili olacakları alanlara verilmeye çalışılır. Fakat etkinliği klasik iğneli yönteme göre daha azdır.

    UZMANINA SORMALI: Mezoterapi amacına göre, farklı teknikler de uygulanır. Uygulama sıklıkları, iğnelerin deriye veya deri altı dokuya ne kadar derinlikte gireceği ve hangi maddelerin kullanılacağı başlı başına bir uzmanlık ister. Uygulayıcıların bu maddeleri çok iyi tanımaları, yan etkilerini ve kimlerde kullanılıp kullanılmayacağını çok iyi bilmeleri gerekir.

    AĞRITMAYAN TABANCA: İğneler; elle yapılabileceği gibi, daha ağrısız olması amacıyla özel tabancalarla da uygulanabilir. Mezoterapi tabancaları; hem ağrı açısından daha konforludurlar, hem de derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar sağlarlar. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlıdırlar.

    HAMİLELER ASLA: Mezoterapi; gebelerde, emzirenlerde, diyabette (şeker hastalığı), kanser hastalarında, kan hastalıklarında, kalp ilaçları alanlarda, daha önceden kalp hastalığı geçirmiş olanlarda ve pıhtılaşma bozukluğu olanlarda kullanılmaz.

    MORARMA OLABİLİR: Bu yönteme bağlı yan etkiler sık görülmese de yok demek değildir. Uygulama sonrası bölgesel ödem ve morartı gibi etkilerin dışında bazen duyarlılık veya kaşıntı da olabilir. Fosfotidilkolin maddesinin kullanımı, özellikle dikkat ister. Yüksek dozlarda, bazen karaciğer üzerinde bile olumsuz etki gösterebilir. Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyonlar, deri dokusunda bölgesel hücre ölümü, yağ dokusunda düzensiz görünüm, iltihaplanma ve hücre ölümüne bağlı zor iyileşen yaralar gibi birçok istenmeyen durumun yanında, duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlarla karılaşma olasılığı vardır.

    DOĞRU ADRESE GİDİN: Bu yüzden mezoterapinin ciddi bir yöntem olduğunu ve yalnızca uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini unutmamak gerekir. Hasta seçimi, doğru ilaçların belirlenmesi, hangi yöntemin kullanılacağı ve hastaların tedaviye uygun olup olmamaları son derece önemlidir.

    GÜVENLİ VE AZ AĞRILI: Her şeye karşın mezoterapi ve diğer bölgesel uygulama yöntemleri; estetik cerrahi girişimlerine göre daha güvenli ve daha az ağrılı olmaları gibi avantajlarıyla, giderek artan bir ivmeyle kullanım alanı bulmuşlardır. Gelecek için; iğnesiz yöntemlerle, büyük yapıdaki maddelerin deriden geçip istenilen bölgelere gidebilmelerini sağlama amacını güden araştırmalar sürmektedir.

    CİLT LEKELERİNE C VİTAMİNİ SELÜLİTLERE KAFEİN!

    Mezoterapide birçok ilaç kullanılır. Bunlar özetle;

    Vitamin A: Üstderi hücrelerinin büyümelerini düzenler, kollajen ve elastini tamir eder.

    Vitamin B5: Hormon sentezi için ihtiyaç duyulan hücre içi enerji üretimini arttırır.

    Vitamin C: Kollajen ve elastin sentezini arttırır, ciltte lekelenmelere neden olan melanin maddesinin salınımını azaltır.

    Vitamin D: Kalsiyum sentezi için gereklidir.

    Vitamin E: Antioksidan özelliktedir; toksik (hücre için zararlı) maddelerle savaşır.

    Vitamin K: Mikro seviyedeki dolaşımı düzenlemede rol oynar.

    Amino Asitler: Deri dokusun temel yapı elemanıdırlar

    Silika, çinko, koenzimQ10, bakır peptidleri, üstderi büyüme faktörü, temel fibroblast büyüme faktörü vb. maddeler: Serbest radikallere karşı; antioksidan, enerji üretimi, hücre fonksiyonlarını düzenleme, iyileşmeyi arttırma, kollajen ve elastin dokularını uyarma gibi etkileriyle daha düzgün, gergin bir cilt görünümü, kırışıklıkların azalması ve lekelerin giderilmesi gibi etkiler gösterirler.

    Ayrıca; Fosfotidilkolin, hyalüronidaz, L-Karnitin, Kafein, Aminofilin gibi maddeler ise yağ metabolizması üzerine etkili olarak, bölgesel zayıflama ve selüliti giderme gibi amaçlar için tercih edilen maddelerden bazılarıdır.

    Bundan başka da birçok madde (hyalüronik asit, glutatyon, askorbik asit, glikolik asit, kalsyum piruvat, minoksidil, finasterid vb) tedavilerde yer alırlar.

  • İplerle cilt germe

    Yaşla beraber, yerçekimine bağlı olarak, yüz derisi aşağı doğru sarkmaya başlar. Yüz ovali giderek bozulur, cilt elastikiyeti yavaş yavaş kaybolur. Günümüzde bu sarkmayı toparlamak için pek çok yöntem uygulanmaktadır. Cerrahi yöntem en etkin olmakla birlikte, herkes tarafından tercih edilmemektedir. Cerrahi dışındaki yöntemlerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Bu yöntemlerden biri de son zamanlarda popülerliği giderek artan, iplerle gençleşme, altın iplik, örümcek ağı gibi isimlerle anılan PDO (Pdydiaksonone) ipler kullanarak yüzü germe yöntemidir.

    PDO ETKİSİNİ NASIL GÖSTERİR?

    PDO iplikler dokularda eriyerek yok olur ve yerine sağlamlık, gerginlik yaratan daha genç bir iyileşme dokusu bırakır. Bu iplikler iğneler içine yerleştirilmiş olarak bulunur. İğneler uygun derinlikteki dokuya girer ve iplikler yerleştirilir. İğne bu işlemden sonra geri çekilir. Uygulamalarda değişik boy ve tiplerde iğnelerden ortalama 50-100 adet kullanılabilir. Bu ipler 6-8 ay içinde kendiliğinden dokular içinde eriyerek yok olur. Yerine gerginleşmeyi sağlayan daha genç ve gergin bir doku kalır.

    İŞLEM SIRASINDA NE HİSSEDİLİR?

    İşlemden önce lokal anestezi uygulanacağından acı hissi çok azdır.

    ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR?

    İpler yerleştirilirken yavaş yavaş etkiler gözlenmeye başlar. 1-2 ay içinde değişiklikler fark edilir. Maximum etkiye 3 ayda ulaşır. Kalıcılığı 1,5-2 yıldır.

    İŞLEM SONRASINDA NELER GÖRÜLÜR?

    İğnenin giriş noktalarında kızarıklıklar, bazı alanlarda morluklar ve ödem görülebilir. Bunların hepsi geçicidir. Çoğu hasta hemen günlük aktivitesine dönmektedir.

    UYGULAMANIN AVANTAJLARI NELERDİR?

    İşlem süresinin kısa olması (Yaklaşık 30dk)

    İnsan dokusuna uygun olan ve alerji riski düşük olan PDO iplikler

    Lokal anestezi ile uygulamanın konforlu yapılabilmesi

    Kişinin günlük hayatına hemen dönebilmesi.

  • Aşırı terleme şikayetlerinize modern tedavi yöntemleri ile veda edin

    Vücut için doğal, fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısımız dengelenirken zararlı maddelerinde dışarı atılması sağlanmış olur. Ter ayrıca doğal bir nemlendiricidir. Vücudun kendini soğutmak için günde 4-5 kez terlemesi normal olarak kabul edilir. Bu fizyolojik terleme dışında ortaya çıkan aşırı terleme olayına “hiperhidrosis” adı verilir. Nedenli ya da nedensiz aşırı terleme kişinin yaşamını olumsuz etkilemekte bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    El terlemesi en sıkıntılı bölgesel aşırı terleme şekli olup, çoğu zaman kişinin diğer insanlar ile el temasını kesmesine neden olmaktadır. Ayak terlemesi en sık gözlenen 2. aşırı terleme şekli olup sıklıkla el terlemesi ile birliktedir. Koltuk altı terlemesinde ıslak elbiselerin oluşturduğu hoş olmayan görüntü yanında kişide kötü koku da olabilir. Yüz terlemesi de stres ve kaygı ile daha da artar.

    Tedavi öncesi terlemenin nedenlerinin araştırmak gerekir

    Kişide kilo probleminin olup olmadığı, şeker hastalığı, hipo ya da hipertroidi olup olmadığı, alkol bırakma donemi, psikiyatrik hastalıklar olup olmadığı, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, gebelik, menopoz ve kalp hastalıklarının varlığı, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları gibi nörolojik bir rahatsızlığın olup olmadığı, kullanılan ilaçlar araştırılmalıdır.
    Tüm sistem sorgulaması yapılıp, sorun saptanamadığı durumlarda, aşırı terlemenin nedeni olarak, sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Terleme, yazın vücutta ısı birikimini önler ve faydalıdır. Bu nedenle terleme tedavisi kış veya ilkbahar aylarında yapılmalıdır.

    Tedavide öncelikle genel tedavi yaklaşımları uygulanır:

    Yaşam şekli değişikliği: daha çok beyaz renkli hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir, tuz ve baharatı azaltması istenir. Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar, botox enjeksiyonu ile cerrahi olarak sempatik sinirlerin blokajı veya ter bezlerinin alınması ( sadece koltuk altı için uygulanabilir) gibi yöntemler uygulanabilir. Hafif derecede terlemesi olan kişilerde “topikal” adı verilen dışarıdan yapılan uygulamalar çoğunlukla yeterli gelmektedir. İyontoforez, özellikle ellerde ayaklarda ve koltuk altı aşırı terlemelerinde kullanılan başarılı sayılabilen bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle bölgesel, hafif veya orta şiddette terlemesi olan kişilerde iyi cevap alınıp 1-3 aylık iyileşme dönemi sağlanabilmektedir. İyontoforez ekonomik olmaması hem de günümüz yoğun çalışma temposu içerisinde kişinin fazlaca zaman kaybetmesine neden olması nedeni ile sıkça tercih edilmemektedir.

    En etkin tedavi botoks

    “Çağın mucizesi” olarak tanımlanan botoks hem yüzdeki çizgilenmeleri iyileştirirken hem de orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botulinium toksin sinir kas kavşağında sinir uçlarından “asetilkolin” denilen ve ter bezlerinin ve çevresindeki kasların aşırı kasılmalarını sağlayan maddeyi engelleyerek etki gösterirler. Böylece ter salgı yapamayacağı için terleme engellenmiş olur. Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem sonrasında gözlenen herhangi sistemik bir yan etkisi yoktur. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmekle birlikte ortalama bu sure 7 aydır. Tedavinin tekrarlanması bu sureyi uzatmaktadır.

    Terleme tedavisinde cerrahi yöntemler de uygulanmaktadır. Botoksla karşılaştırıldığında cerrahi yöntemin botoxa göre ciddi bir üstünlüğünün olmaması nedeniyle botoks uygulanabilecek en iyi konservatif yöntem olarak etkinliğini devam ettirmektedir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Suda Doğum

    Suda Doğum

    Yaşam kaynağı olan su, rahatlık, temizlik ve huzur anlamına gelir. Suyun rahatlatıcı ve gevşetici etkisi nedeniyle suda doğum yöntemi yıllardır alternatif bir yöntem olarak gebelerde kullanılmaktadır. İlk suda doğumun 1803’de Fransa’da olduğu belirtilmiştir. Sonrasında Rusya, İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkelerde uygulanmıştır.

    Fransız Dr. Michel Odent’in hastane ortamında doğum havuzlarını kullanması ile bu tekniğin kullanılması yaygınlaşmıştır. İngiltere Kraliyet Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Derneği’nin 2009 yılında normal takipli gebelere suda doğum seçeneğini alternatif bir yöntem olarak sunmuş ve aktif hayatta da bunu uygulayan bir ülke olmuştur. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Derneği 2014 yılında suda doğumun halen deneysel aşamada bir yöntem olduğu görüşünü savunmuştur.
    Suda doğumun alternatif bir yöntem olarak pek çok avantajı vardır. Doğumda kullanılan ılık su kasları gevşetmekte, endorfin hormonu salınımını artırmaktadır. Gebe bu etkilerden dolayı kasılmaları daha az ağrılı hisseder. Uterusa giden kan miktarı artar ve rahim daha güçlü kasılır. Ilık su içinde perine kasları rahatlar gevşer. Bebeğin başı daha rahat aşağıya doğru iner. Epizyo açılmasına ihtiyaç kalmadan doğal sıyrıkları ile doğar. Perine hasarı daha az görülür. Doğum süresi kısalır. Doğumda ilaç /analjezi kullanımı ve müdahaleler azalır. Gebenin doğuma odaklanması kolaylaşır. Suyun içinde mahremiyet daha rahat sağlanır. Doğuma odaklanması kolaylaşır. Anne rahatlığı ve memnuniyeti artar. Gebenin doğuma aktif katılımı sağlanır. Sezaryen oranları düşer. Suda doğum anne gibi bebeği de olumlu olarak etkiler. Bebek uterus içindeki ılık su ortamından dışardaki ılık havuzuna yumuşak bir geçiş yapar. Yeni doğanın doğum travması ve korkusunu yaşamadan sessiz sakin bir ortama doğmasıdır. Doğum travmatik olmadığından da bebek terk edilmişlik ve panik duygusu yaşamaz.

    Suda doğumda su ortamından diğer bir su ortamına geçen bebek, doğum havuzundaki ilk anlarında ihtiyaç duyduğu oksijeni tıpkı anne karnında olduğu gibi kordondaki anne kanından alır. Doğum havuzundaki suyun sıcaklığı ve bebeğin suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Nefes alma refleksi bebek sudan çıkarıldığında havuza göre soğuk bir ortamla karşılaşmasıyla harekete geçer ve bebek suyun dışında nefes almaya başlar.
    Yer çekiminin suda azalması, annenin oturarak aktif doğum yapması, doğumu kolaylaştır. Ayrıca suda doğum düşünen kadınların bu kararlarını hekimleri ile birlikte vermeleri gerekir. Hekimlerinde bu konuda eğitim almış ve tecrübeli olması önerilir, yüksek riskli gebelerin, annede enfeksiyon olanların veya normal doğuma uygun olmayan gebelerin suda doğum yapmamaları daha uygundur. Su havuzlarının bakım ve temizliği önemlidir. Tek kullanımlık steril malzemeler bu iş için idealdir. Fetüs suda iken uygun monitorizasyon gereklidir.
    Dünyada ve özellikle İngiltere’de suda doğum yaygın olarak kullanılmaktadır. Ankara’da bir süredir gebelerimize seçenek olarak sunduğumuz suda doğum yönteminin ülkemizde giderek daha çok tercih edileceğini ve bu imkanı sağlayan hekim ve sağlık kuruluşlarının sayısının artacağını düşünüyoruz.

  • Yeni yıla yepyeni bir cilt ile girin!

    Yeni yılı karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde hepimizin içi yeni umutlarla doluyor, ancak öte yandan birçoğumuz da geride bıraktığımız yılları hatırlayıp hüzünleniyoruz. Özellikle aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz derin çizgiler varsa, geçmiş yılların bu belirgin izleri bizleri daha da mutsuz ve umutsuz yapabiliyor. Oysa tıbbın ve teknolojinin modern yöntemleri ile her yeni yılı yıpranmamış, bebek tazeliğinde bir yüzle karşılamak mümkün.

    İşte size 2015’i pırıl pırıl karşılamak için kullanabileceğiniz birkaç sihirli yöntem:

    Tüm dünyada estetik tıp deyince akla ilk gelen uygulama olan botox’u deneyin: Botox ile yeni yıla bir haftadan az süre kalmışken alnınızdaki endişe veya kaşlarınızın arasındaki öfke izlerini en hızlı şekilde yok edip, içinizdeki mutluluğu ve umudu dışa yansıtın. On dakikadan kısa süren ve neredeyse acısız denebilecek bu yöntem ile derin çizgilerinizden kurtulmanız mümkün.

    Dolgu malzemeleri uygulamasıyla yüzünüze tazelik katın: Dolgu malzemeleri uygulaması bir saatten az bir zamanda burnunuzun iki yanından ağzınıza doğru uzanan derin olukları silikleştirecek, çökmüş yanaklarınıza canlılık katacaktır. Üstelik aynı teknik dudaklara da uygulanabiliyor. Dolgu malzemelerinin temel etken maddesi olan hyalüronik asit, özellikle zaman içinde nemini kaybedip diriliğini yitiren dudak mukozasını canlandırmakta hızlı bir etkiye sahip olduğundan, öğle tatili prosedürlerinin sık tercih edilen bir uygulaması.

    Mezololift ile aydınlanın, parlayın: Botox ve dolgu malzemeleri uygulamasının ardından cildinizi aydınlatıp parlaklaştıracak mezolift uygulaması ile cildinizin tazelenme operasyonunu tamamlayabilirsiniz. Son dönemde mezolift uygulamasında ilk tercih “ışık dolgusu” yöntemi. Çok ince iğnelerle yüz, boyun, dekolte bölgesi ve ellerin üstüne uygulanan hyalüronik asit ve vitamin kokteylinin bir gün içinde cildinize sağladığı parlaklık ve pürüzsüzlük ile artık yılbaşını karşılamaya hazırsınız.

    Bütün bu acil önlemlerden sonra sıra geldi yeni yılda cildinizi sağlıklı ve taze tutmak için alacağınız önlemlere;

    Eğer bir sonraki yılbaşını da aynı pürüzsüz ve parlak cilt ile karşılamak istiyorsanız, dokularınızı içten dışa doğru yapılandıran yöntemlerden faydalanmalısınız. Bunların başında altın iğnelerle fraksiyonel radyofrekans, yüksek yoğunluklu ses dalgaları ve fraksiyonel lazer teknikleri geliyor. Her yöntemin kendine has avantaj ve dezavantajları olsa da hepsinin ortak özelliği derinin orta ve alt tabakalarına ulaştırdıkları ısı enerjisi ile hücreleri uyararak taze kollajen üretimini arttırmaları. Bu sayede cildin gevşeyip sarkmasının önüne geçiliyor ve hatta yüzeydeki sivilce izlerinin, güneş lekelerinin ve çatlamış kılcal damarların da tedavisi sağlanıyor. Ancak bu yöntemlerle alınacak olumlu sonuçların gözle görülür seviyeye ulaşması 3-6 ay arasında bir zaman gerektiriyor. Eğer iş işten geçmeden cildinizin sağlığını ve güzelliğini korumak istiyorsanız, 2015’de bu yöntemlerden hangilerinin sizin için uygun olduğunu dermatoloğunuz ile değerlendirip uygulayabilirsiniz.

  • Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)

    Kızlık zarı vajen girişinde mukozal kıvrım şeklinde bir dokudur. Oldukça ince hasas bir yapıdır. Damarlanması az bir dokudur. Alttaki şekilde görüldüğü gibi vajen duvarında ortasından adet kanının akmasına müsade eden bir boşluk bulunur. Cinsel ilişki ile kolaylıkla yırtılır. Fakat jinekolojik muayene, masturbasyon veya tampon uygulamasıda kızlık zarında yırtılmaya neden olabilir.

    Kızlık zarı tüm kadınlarda vardır. Kızlık zarının birçok çeşidi bulunur. Nadiren tüm vajinayı kapatan tipleride vardır. Bu durum ilk adet dönemlerinde ciddi problemler yaratır. Genellikle erken dönemde tespit edilir. Diğer sık sorulan kızlık zarı tipinde ise Çok ince kızlık zarlarıdır ki ilişkide kanamaya neden olmazlar. Bu da bazı çiftler arasında problem yaratabilir.

    Kızlık Zarı Dikimi

    Yukarıda tarif edilen dokunun tamiri mümkündür. Cinsel ilişki sayısı, ne zaman olduğu ve tekrar ne zaman ilişki olacağı önemli değildir. Kalıcı flep yöntemi en sağlıklı olanıdır. Kalıcı etetik yöntem ile vajen eski estetik haline döner. Doğum yapmış kişilerde dahi uygulanabilir. Kullanılan sütür (dikiş) materyeli kendi kendine erir. Estetik teknikler kullanıldığında dikiş izi kalmaz, dikiş almak gerekmez. Hastalar normal hayatlarına dönerler, çalışmaya bile işlemin ertesi günü başlayabilirler. Herhangi bir bakım gerekmez.
    İkinci bir yöntem ise pek de tercih etmediğim uçuca birleştirme tekniğidir. Bu yöntemde ilişkiden 3-4 gün önce uygulanır . Dikişlerin az bir ihtimallede olsa görülme ihtimali vardır.
    Her iki işlem de kısa süreli anestezi altında veya lokal anestezi altında yapılabilir.

    Kızlık Zarı Tipleri:
    Halka şeklindeki kızlık zarı: Ensık rastlanılan tiptir. Vajina girişini muntazam bir şekilde daraltır , ortadaki boşluktan adet kanı rahatlıkla boşalır.
    Yarım ay biçimindeki kızlık zarı: Vajen girişini yarım ay gibi daraltır. Adet kanamsına izin verir. İlk ilişkide yırtılır.
    Dudak şeklinde kızlık zarı: Ortasında yukarıdan aşağıya dar bir yarık bulunan kızlık zarıdır. Zor yıtrılır.

    Nadir Görülen Kızlık Zarları:
    Deliksiz kızlık zarı: Vajinanın ağzını tümüyle kaplar.İlk aedt günlerinde kanamnın dışarı olmaması nedeniyle çok ağrı yapar.
    Kalbur zarı: Bu tür kızlık zarı oldukça nadirdir. Zar üzerinde farklı boyutlarda delikler bulunur. Kanam olur.
    Köprülü kızlık zarı: Bu tür kızlık zarında iki delik vardır. Bu iki deliğin ortasında bir köprüyü andıran bir mukoza bulunur. İlk ilişki zor olur.

    Şekil dışında kızlık zarları deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.
    Kızlık zarı genelde ilk ilişki, yabancı cisim veya muayenede ile yırtılır. İlk cinsel ilişki esnasında hymen ortasındaki delik penis çapından küçük olduğu için halka şeklindeki zar bir kaç yerden yırtılır ve az miktarda kanama meydana gelir. Bu yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Çok nadiren ilk ilişkiyi takip eden bir kaç ilişki sırasında da kanama görülebilir.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır
    Kızlık zarı tamiri temel olarak iki yöntemle yapılmaktadır. Bunlar arasında en sık kullanılanlar kalıcı yöntem de denilen fleb kaydırma yöntemidir. Benimde tecih ettiğim yöntemdir. Bu yöntemle yapılan kızlık zarı dikiminde etraftaki dokulardan alınan mukoza parçası ile yırtılan bölgede yeni bir kızlık zarı meydana getirilmektedir. İşlem sonrası ne zaman ilişkiye girilirse girilsin kanama meydana gelecektir. Bu tip tamirde kaç kez cinsel ilişkiye girildiği veya kızlık zarının ne zaman yırtıldığı önemli değildir. Daha önce doğum yapanlara veya kürtaj olanlara da bu yöntemle kızlık zarı tamiri yapılabilmektedir.

    Basit teknikte ise kızlık zarı geçici olarak yırtılan uçlar birbirine dikilir ve cinsel ilişki ile bu bölgeden yırtılma olur, kanama meydana gelir. Bu işlem evlenmeden 3-4 gün önce yapılmalıdır, aksi halde kanama meydana gelmeyebilir. İlişki geç olursa dikişde açılma olabilir. doku kendiliğinden iyileşir ve istenilen kanama olmaz.

    Kızlık zarının esnekliği:
    Bazı kızlık zarları esnek yapıda olur. Yani ilişkiye izin verir. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarının bozulmadığı ama gebeliğin meydana geldiği vakalar mevcuttur. Bazı durumlarda ise kızlık zarı sert ve kalındır ilişki zor olur hatta bazı durumlarda aşırı ağrıdan dolayı olmaz. Kalın zarın cerrahi müdahale ile açılması gerekir.

    Kızlık Zarı (Hymen, Bekaret Zarı)
    Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular… Sık Sorulan Sorular…

    Kızlık zarı dışarıdan görülür mü?
    Kızlık zarı dışarıdan görülmez. Vajenin 2 cm içinde yer alır. Dış genital oragnlar olarak tariflenen vulva ve labium (dudaklar) vajinanın girişini kapatır. Bundan dolayı dış genital organlardadaki sürtünme ilişkisi, veya bisiklete binme kızlık zarına zarar vermez.

    Kızlık zarı ilk gece bozulurmu?
    Elastik yapıya sahip zarlar ilk ilikide kanama olmayabilir. Bazı durularda doğum esnasında kanayan zarlar dahi mevcuttur. Kimi hymen (kızlık zarları) ise çok incedir. Yırtılır ama kanama olmayabilir. Mukozal yapdan olan hafif kanama fark edilmeyebilir.

    İlk geceki kanama ne kadar olur?
    Bu zarın yapısına , ilişkide kadının ve erkeğin anatomik yapılarına ve pozisyonlarına göre değişir. Kalın ve damarlanması fazla olan hymende kanama fazla olur. Bazı zarlardan gelen kanma bip pedi fazlasıyla doldurur. Bazı durumlarda ise sadece kızlık zarı değil vajinanın kendisinde de yırtılma olur ve ağır kanmalar olur. Derhal jinekolog tarafından görülmesi ve müdahele edilmesi gerekir.

    Kızlık zarı bozulmadan gebelik olurmu?
    Evet olabilir. Sürtünme ile dışarı boşaldığında bile spermler vajen e bulaşabilir ve gebelik olabilir. Diğer bir ihtimalde ilişkiye müsait kızlık zarı varlığında gebelik olur ve tekrarlayan ilişkiye rağmen kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı dikimi (tamiri) ücreti ne kadardır?
    Web sitesi üzerinden fiyat vermek tıbbi ve etik kurallara aykırıdır. Telefon ile görüşerek hem tıbbi hemde ücretlendirme hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Özel sekreterimin telefon numarası 0212 872 57 59.

    Kızlık zarının yırtılması ağrılımıdır?
    Kızlık zarı mukozal katlantı olduğu, sinir dokusu içermez. İlişkide hissedilen ağrı daha çok dış genital dokudan veya vajenin ve alt pelvisin kaslarının istemli kasılması sonucunda ortaya çıkar.

    Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?
    Vajina içine bir cisim sokulmadığı sadece klitoris uyarıldığında kızlık zarı bozulmaz.

    Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?
    İyileşmez. Cerrahi müdahale olmadan asla iyileşmez. Kanamnın durması iyileşme işareti değildir.

    Kızlık zarında doğal çentik nedir?
    Hymen yapısındaki bir varyasondur. kaideye yani vajen duvarına varmayan çentikler doğaldır. Çok sık görülmez.Doğal çentiklerin tespiti kızlık zarı muayeneleri ve adli tabiplik bekaret raporları açısından önemlidir.

    Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi?
    Jinekologlar tarafından eski yırtık, iyileşmesi tamamlanmış; veya taze yırtık ayrımı yapılabilir.

    Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? “Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)” nasıl yapılır?
    Bu muayenede jinekloglar herhangi bir zarar vermezler. Herhangi bir alet kullanılmaz Sadce dış dudaklar gazlı bezle kendine doğru hafifçe çekilir ve hymen gözlenir. bakire olup olmadığı anlaşılır. Doğal çentikler nadiren karar vermekte sıkıtı yaratır.
    Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (hymen) muayenesi ile anlaşılır.

    Bir kişinin bakire olup olmadığı yapılan kan testi, ultrason, MR veya Bilgisayarlı Tomografi ile anlaşılabilir mi?
    Hayır. Tüm bu yöntemlerle anlaşılmaz. Yalnızca deneyimli bir jinekolog tarafından yapılan jinekolojik muayene ile anlaşılabilir.

    Bekaret raporu kimler tarafından verilir?
    Bekaret raporu genellikle adli olgularda kişiler veya çiftler tarafından istenmektedir. Bekaret raporu, kişinin kendi rızası ve yazılı izni olmak kaydı ile devlet hastaneleri veya adli tıp kurumlarınca verilmektedir.
    18 yaşından küçük kişilerde bekaret raporu için anne ve babanın rızasının alınması şartı bulunmaktadır.
    Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

    Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?
    Bu yöntem uygulanabilir. fakat kızlık zarının yapısının buna müsait olması ve kısa süreli genel anestezi uyulamak gereklidir.

    Bakire bir kadının jinekolojik muayene olması mümkün müdür?
    Jinekolojik muayenenin en önemli aşamalarından biri vajinanın ve rahim ağzının gözlenmesi için yapılan spekulum muayenesi dir. Rutin uygulamda bu baikerelere yapılmamaktadır.
    Diğer bir konu ise kronik geçmeyen akıntıları olan genç kızlar ve çocuklarda kültür almak veya fiberoptik fleksibl kamera ile vajen içinde özellikle yabancı cism aramak mümkündür. Hymene durumlarda zarar verilmez.

  • Kızlık Zarı Dikimi

    Kızlık Zarı Dikimi

    Zar dikimi günümüzde ilgi gören ve çok tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor. Bu yüzden kızlık

    zarı dikimi aynı zamanda bekaret dikimi olarak da adlandırılıyor. Bu kadar çok talep görmesinin yanı

    sıra hala zar dikimi hakkında bilinmeyen pek çok şey bulunuyor. Zar dikimi hakkında bu kadar çok

    soru sorulmasının nedeni, bu konu hakkında yeterli bilgi sahibi olunmaması ya da yanlış bilgilere

    sahip olunması olarak görülebilir.

    Kızlık zarı çeşitli nedenlerden dolayı yırtılabiliyor. Ancak bu nedenlerin bilinmemesi ve yanlış

    anlamalar, kadınları toplum içerisinde ve özellikle aile çevresinde zor durumlara düşürebiliyor. Bu

    yüzden birçok kadın gizlice kızlık zarını diktiriyor ya da onarımını sağlıyor. Bazı durumlarda aileler reşit

    olmayan kızlarını jinekologlara getirebiliyorlar.

    Kızlık Zarı Dikimi Nasıl yapılıyor?

    Zar dikimi operasyonları basit bir şekilde yapılabiliyor. Tıp biliminde bu konudaki gelişmeler, bu tür

    operasyonların daha kolay ve daha kısa bir sürede yapılabilmesine olanak sağlıyor. Günümüzde zar

    dikimi operasyonları zarın yapısına göre farklı olmakla birlikte 10 ya da 15 dakika kadar sürüyor. Bazı

    kadınlar zar diktirme operasyonları ile birlikte vajina daraltma operasyonu da yaptırmak istiyorlar. Bu

    durumda operasyon 20 dakika kadar sürebiliyor.

    Kızlık zarı dikimi iki tür yöntemle yapılıyor. Kalıcı kızlık zarı dikimi en çok tercih edilen yöntemler

    arasında yer alıyor. Bu yöntemde de en etkili olan ise Flep yöntemi. Flep yönteminde vajina arka

    duvarından alınan doku, vajina üst ve yan duvarlarına dikiliyor. Eğer bu yöntemde lazer cihazı

    kullanılıyorsa dikiş yerine lazer ışınları ile kesme ve yakma işlemleri yapılıyor.

    Bu işlemin herhangi bir riski bulunmuyor. Ayrıca operasyondan sonra yara ya da dikiş izi kalmıyor.

    Lazer ile yapılan operasyonlarda iyileşme daha çabuk oluyor ve kanama meydana gelmiyor.

    Kalıcı kızlık zarı dikimi, cinsel birleşmeden yıllar sonra bile yaptırılabiliyor. Ayrıca doğum ya da kürtaj

    olunmasının da operasyona hiçbir etkisi bulunmuyor.

    Geçici kızlık zarı dikimi genellikle evlilikten ya da cinsel birleşmeden 2–3 gün Öncesinde yaptırılıyor.

    Bunun nedeni operasyonun etki süresinin en fazla bir hafta olmasıdır. Bir hafta sonrasında tekrar

    yırtılma kendiliğinden meydana gelebiliyor. Evlilikten kısa bir süre öncesinde en çok bu yöntem tercih

    ediliyor.

    Kızlık Zarı Dikiminden Sonra Ne Yapılmalı?

    Mümkünse operasyon yapılan günde dinlenilmesi gerekiyor. Kişinin durumuna göre bu süre 1 ya da 2

    gün sürebiliyor. Ağır kaldırmamak ve ağır aktivitelerden kaçınmak olduk önemli. Ayrıca Vajen

    bölgesinin kuru kalması gerekiyor. Bu yüzden bir hafta kadar denizden ve havuzdan uzak durmak

    gerekiyor.

    Operasyondan sonra birkaç gün boyunca, operasyon yapılan bölgeye pansuman yapılması gerekiyor.

    Doktorun tarif etmesi ile pansuman işlemi kişi tarafından evde de yapılabiliyor. Bisiklete ya da ata bir

    süre binilmemesi gerekiyor. Kabızlık operasyonun bir numaralı düşmanlarından bir tanesidir. Kabızlığı

    önlemek için bağırsakları yormayan yumuşak yiyeceklerin yenilmesi tercih edilmelidir.

  • Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus, vajinal kasların istemsiz kasılmaları sonucunda cinsel ilişkinin olamaması veya oldukça ağrılı olmasını tarif eden patolojik bir belirtidir.

    vajinismus tedavisi ankaraBu durumun sebebi genellikle kapalı toplumlarda cinsellikle ilgili tabularla yetiştirilmeye bağlı, bilinçaltı korkulardır. Ancak yalnız kapalı toplumlarda değil, batı toplumlarında da görülebilen bir durumdur. 

    Üstelik entellektüel düzey ve yaştan bağımsız olarak, toplumun her kesiminde rastlanabilir. Ancak kapalı toplumlarda görülme sıklığı yaklaşık 10 kat daha fazladır. 

    Önemli olan hastaya tanı koyulabilmesi, ve bu durum kronikleşmeden bir an önce uzman kişiler tarafından tedaviye başlanmasıdır. Aksi takdirde ciddi ailevi problemlere yol açabilmektedir. Aslında tanı koyulduktan sonra çok basit bir şekilde tedavisi mümkün olabilmektedir. 

    Vajinismus tedavisine başlamadan önce hastanın genital bölge anatomisi ile ilgili bilgilendirilmesi önemlidir. Vajina dışta dudakların ortasında yer alan dairesel boşluğun devamındaki ,esnek boru şeklinde yapıdır. Cinsel ilişkinin gerçekleşmesi dışında,idrar yolunun açıldığı, adet kanamalarının boşaldığı ve doğumun gerçekleştiği anatomik yapıdır.Vajina etrafında bulunan en önemli kas PC (pubokoksigeus) kasıdır.Özellikle vajinal kanalın dış kısmını kontrol eden bu kaslar, vajinismus hastalarında istemsiz olarak kasılarak , cinsel ilişkiyi imkansız hale getirirler. Pek çok hasta ve eşi bu durumu ‘vajina girişinde bir duvar varmış ‘ gibi tarif eder.Bu sırada çoğu hastada aşırı endişeye bağlı panik atak benzeri bir durum gelişir. 

    pelvicTedavide amaçlanan ,çeşitli yöntemlerle bu kaslardaki kasılmanın üstesinden gelinmesi ve böylece cinsel ilişkinin mümkün kılınmasıdır. 

    Tedavide genel olarak iki yöntem mevcuttur:
    1.Klasik tedavi:
    Parmak egzersizleri (in vivo desensitizasyon) denen yöntemle, serçe parmaktan başlanarak, aşamalı olarak her hafta boğum boğum vajina içine parmağın alınması ve iki parmak alınabilir hale geldikten sonra eşinin katılımıyla tedaviye devam etmesi amaçlanır.Bu şekilde kişinin kendi kendini keşfetmesi sağlanır ve vajinal kaslarına hakim olması mümkün olur.Bu tedavi genellikle uzun zaman almaktadır. Bazı hastalar tarafından bu nedenle tercih edilmeyebilir.    

    2.Bilişsel Davranışsal Tedavi yöntemleri:
    Diğer vajinismus egzersizleri kullanılarak ofiste ve ev ödevleri ile kasların gevşetilmesi amaçlanır. Kullanılan yöntemler: Ayna ile genital bölgenin incelenmesi, Masaj egzersizleri, Vajinal dilatör (buji)egzersizleri, Kegel egzersizleri şeklinde özetlenebilir. 

    a. Ayna ile genital bölgenin incelenmesi:
    Kişi bilmediği şeyden korkmaya eğilimlidir. Genital bölgeyi iyi tanımak, anatomisini bilmek tedavi başlangıcında çok önemlidir. 

    b. Masaj egzersizleri:
    Kişinin kendi organlarını tanıması ve haz bölgelerini keşfetmesi, psikolojik rahatlama sağlar.Başlangıçta zor gelen vulvaya dokunma, zaman içerisinde alışmayla, kişinin bu bölgene zevk almaya odaklnmasını sağlar. 

    c. Vajinal dilatör egzersizleri:
    Kademeli olarak kullanılan bujiler (çubuklar) yardımıyla vajinanın gevşetilmesi amaçlanır. Terapist yardımıyla uygulanabilir. 

    d. Kegel egzersizleri:
    Pelvik bölge kaslarını güçlendirme ve kontrolünü sağlamaya yönelik egzersizlerdir. yalnızca vajinismus tedavisinde değil, idrar ya da gayta kaçırma sorunlarında da etkilir. 

    vulvar Ayrıca cinsel isteksizlik ve orgazm sorunu yaşayan hastalara da önerilir. Diğer tedavi yöntemleri ile kombine edildiğinde etkilidir. Bilişsel davranışsal tedavi yöntemleri kullanıldığı takdirde tedavi süresi ortalama 2-5 gün arasında değişir. Bilimsel yöntemlerle yapılan vajinismus tedavileri sonrasında iyileşme kalıcı olmaktadır. 

    Bunların dışında önerilen tedavi yöntemlerine güvenilmemelidir.