Etiket: Yemek Borusu

  • Yeni doğan bebeğiniz beslenemiyorsa dikkat

    Yemek Borusu Tıkanıklığı ( Özofagus Atrezisi )

    Özofagus (yemek borusu) yutakla mide arasında geçişi sağlayan tüp şeklindeki organdır. “Özofagus atrezisi” ise özofagusun bir kısmının oluşmamasıdır. 2000-3000 doğumda bir görülür. Hastaların çoğunda ek hastalıklar (özellikle kalp hastalıkları) ve kromozom anomalileri de görülebilir. Birkaç tipi vardır; yemek borusu tek başına kapalı olabilir, yemek borusu kapalı olup soluk borusuyla arasında ince bağlantılar olabilir veya yemek borusu iyi gelişmiş olup soluk borusuyla arasında köprü gibi bağlantı olabilir.

    ANNE KARNINDA TANI KONABİLİR Mİ?

    Gebelik sırasında yapılan ultrasonografiler ile bazen bu tanıdan şüphelenilebilir. Ultrasonografide midenin görülmemesi akla öncelikle özofagus atrezisini getirir. Ancak özofagus atrezilerinin büyük bölümünde soluk borusu ile özofagusun alt bölümü arasında fistül dediğimiz ince bir bağlantı olduğundan ve bu fistül sayesinde soluk borusundan yemek borusuna ve dolayısıyla mide ve barsaklara hava geçişi olduğundan midede hava/sıvı görülebilir. Dolayısıyla tanı gebelik sırasında koyulamayabilir.

    Anne karnında özofagus atrezisi öntanısı koyulmuşsa, doğum mümkünse yenidoğan yoğun bakım imkanı olan, çocuk cerrahisi uzmanının bulunduğu ve yenidoğan cerrahisinin yapılmasına uygun olan merkezlerde yapılmalıdır.

    ÖZOFAGUS ATREZİSİ NASIL ANLAŞILIR?

    Yenidoğan bebek tükrüğünü yutamaz ve beslenemez. Tükrükleri hem ağzından dışarı akar, hem de soluk borusuna kaçtığından bebeğin soluk almasını güçleştirir. Böyle bir bebeğin ağzından ince bir plastik tüp (sonda) yerleştirmeye çalıştığımızda sondanın ilerlemediğini farkederiz, röntgende de bu sondanın ucu kapalı olan gelişmemiş yemek borusunun içinde kıvrıldığını görürüz.

    TEDAVİSİ NASILDIR ?

    Bebeğin yaşamını devam ettirmesi için cerrahi müdahale gereklidir. Ancak anomalinin tipine göre ameliyatın şekli ve zamanı farklı olabilir. Bebeğin ameliyata alınmasını engelleyecek ek bir problem yoksa (akciğer enfeksiyonu, ağır kalp hastalığı) bebek birkaç günlükken ameliyata alınabilir.

    AMELİYAT NASIL YAPILIR ?

    Cerrahın deneyimi ve merkezin imkanları doğrultusunda; açık veya laparoskopik olarak göğüs boşluğuna girilir. Yemek borusunun üst ve alt uçları bulunur. Soluk borusuyla arasında fistül varsa önce bu ayrılır ve soluk borusu tamir edilir. Daha sonra yemek borusunun uçları birbirine dikilir. Bu uçlar arasında çap farkı olduğundan onarım sonrası yemek borusu kabaca bir kadehe benzer. Yemek borusunun içinde ince bir beslenme sondası bırakılabilir. Ayrıca oluşabilecek kaçağı boşaltmak için göğüs boşluğuna da bir tüp yerleştirilebilir.

    AMELİYATTAN SONRAKİ SÜREÇ NEDİR?

    Ameliyattan sonra hasta yenidoğan yoğun bakım servisinde izleme alınır. Yapılan ameliyatın durumuna göre birkaç gün solunum cihazına bağlı olarak takip edilebilir ve kendi solunumunun yeterli olduğunun görülünce makine desteği sonlandırılır. Yemek borusuna takılı tüpten beslenebilir. Yemek borusunun ucuca eklenen yerinden tükürük kaçağının olup olmadığı takılı olan tüpten takip edilir. 1 hafta sonra bebeğe ilaçlı bir film çekilir; ağzından verilen ilacın göğüs kafesine kaçmadığı ve mideye geçebildiği görülür ve yemek borusundaki beslenme sondası çekilir. Daha sonra göğüs tüpü de çekilir ve taburcu edilir.

    AMELİYAT SONRASI SORUNLAR NELERDİR ?

    Bu bebekler için anne sütü veya sıvı mamayla beslendikleri döenmde pek bir sorun oluşmaz. Ancak ek gıdalara başlandıktan sonra tüm yiyecekler püre haline getirilmelidir. 1,5-2 yaşından sonra da sert gıdalar çatalla ezilerek verilmeli, çocuk 4-5 yaşına gelince de iyice çiğneyerek yemek yemesi öğretilmelidir.

    Ek anomalisi olmayan özofagus atrezilerinde yaşama oranı yüksektir. Ancak bu çocuklar hayatlarının sonraki dönemlerinde özofagus motilite bozukluğu, gastroözofageal reflü (mideden yemek borusuna kaçak), aspirasyon, yemek borusundaki dikiş hattında daralma ve yutmada güçlük, tekrarlayan trakeoözofagus fistülü gibi sorunlarla karşılaşabilirler.

    Reflü için medikal tedavi çoğu zaman yeterli olurken, dikiş hattında daralmalar bir veya birçok kez endoskopiyi ve balonla genişletme ameliyatlarını gerekli kılabilir.

  • Bebeklerde reflü

    Bebeklerde reflü

    Bebeklerde beslenme sonrası kusma oldukça sık görülür. Halk arasında fazlasını çıkardı diye tabir edilen bu durum çoğu aileleri haklı olarak tedirgin eder. Bu bir hastalık mıdır? Doktora götürmeme gerek var mı? Ne kadar sürecek? Ne zaman tedirgin olmalıyım? Önlemek için neler yapmalıyım? Soruları peşisıra akla gelir. Bu kusmalar çoğu kez fizyolojik bazen de patolojik olan reflü sebebiyledir. Halk arasında mide reflüsü yada bizlerin söylemiyle gastroözefagial reflü…

    Gastroözefagial reflü mide ile yemek borusu arası yer alan kapakçığın yetersiz çalışması sonucu- açık kalması sonucu- mide içeriğinin istemsiz olarak yemek borusuna geri kaçışıdır. Yemek borusuna kaçan bu içerik yenilen katı ve sıvı gıdalar olabildiği gibi mide, safra ve pankreas sıvısı da olabilir. Reflü fizyolojik olarak yaşamın ilk 2 ayında sık olarak görülür ve kendiliğinden geçer. Bu bebekler ağız kenarından sızıntısı olan gayet huzurlu ve mutlu bebeklerdir.

    Sağlıklı olan bebeklerin ve çocukların bir çoğunda normalde fizyolojik olarak gözüken bu reflü, 1/300-1000 oranında GASTROÖZEFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI OLARAK yani vücudumuzda belirti vererek kendini belli eder.

    Bebeklik çağında kusmanın en önemli nedeni mide reflüsüdür (gastroözofageal reflü). Başlangıçta normal (fizyolojik) olan reflüye bağlı kusmanın 6-12 ay arasında azalarak geçmesi beklenir. Ancak 2 yaşından sonra devam eden reflü araştırılmalıdır.

    Mide Reflüsü Nedir?

    Yediğimiz besinler yemek borusu yolu ile mideye oradan da oniki parmak bağırsağına geçer. Midenin girişinde ve çıkışında, kasların kalınlaşması ile oluşan kapıcıklar (sfinkter) vardır.

    Bu kapıcıklar, sindirim işlemi sırasında gelen besinlerin mide içinde kalmasını sağlar. Yemek borusu ile mide arasında bulunan kapıcık (gastroözofageal sfinkter), mide içeriğinin yemek borusuna doğru geriye kaçmasını engeller. Bebeklik çağında görülen reflünün en önemli nedeni, henüz bu yapının oluşmamış olmasıdır.

    Bebeklerde Reflü Bulguları Nelerdir?

    • Bebeklerde reflü ye bağlı olarak oluşan kusma, beslendikten hemen ya da bir süre sonra ve genellikle ağızdan taşar tarzda olur. Bebeklerde emilen süt ya da mama peynirimsi görünümde ve ekşimsi bir kokudadır.

    • Bebek ne kadar küçükse kusmaya bağlı olarak ortaya çıkabilecek sorunlar da o kadar tehlikelidir. Genellikle sırtüstü yatan bebeklerde olmak üzere, kusma sırasında mamanın bir kısmı soluk borusuna kaçabilir. Öksürük, solunum sıkıntısı ve morarama ile kendini gösteren akciğer enfeksiyonu tablosu ortaya çıkabilir. Aspirasyon pnömonisi olarak da bilinen bu tablo hastanede yatırılarak tedavi edilmeyi gerektirir. Genellikle yenidoğan bebeklerde olmak üzere, soluk borusuna kaçan mamanın burayı tümüyle tıkaması durumunda, eğer çok kısa süre içinde girişimde bulunulmazsa ani bebek ölümü oluşabilir (Ani bebek ölümü sendromu).

    • Uzun süre kusan çocuklarda eğer gerekli önlemler zamanında alınmayacak olursa gerekli kalori gereksinimi karşılanamayacağından çocukta yaşıtlarına göre büyüme ve gelişmede gerilik ortaya çıkabilir.

    • Mide reflüsü olan her hastada kusma olmayabilir. Mide içeriği yemek borusunun bir kısmına ya da ağız içine kadar gelip orada kalabilir. Özellikle geceleri görülen bu durum yineleyen orta kulak iltihabı, ağız kokusu ve dişlerde erken çürümeye neden olabilir.

    • Daha büyük çocuklarda ise geğirme, göğüste yanma hissi, yemeğe karşı isteksizlik, kusma, hıçkırık, yiyeceklerin ağza gelmesi ve geviş getirme hareketleri, öğürme ve kronik öksürüktür. Daha nadir olarak hırıltı, boğaz ağrısı-yanması, ses kısıklığı, tekrarlayan pnömoni atakları, astım krizlerinin şiddetlenmesi ve yemek borusunda daralmaya bağlı yutma güçlüğü olmasıdır.

    • Küçük çocuklarda reflü sinir yollarını etkileyerek solunum tutma, kalp hızında yavaşlama gibi acil bakım gerektiren durumlara neden olabilir.

    Bebeklerde Reflü Ne Zaman Dek Normal Kabul Edilmelidir?

    İlk altı ay içinde reflüye bağlı olarak oluşan kusmaların azalması, bir yaşına dek ise uygulanan destekleyici tedaviye yanıt vermesi beklenir. Ancak, eğer bebeğin kusmaları ilk bir iki ay içinde azalmak yerine artıyorsa o zaman mide çıkışında olabilecek doğumsal darlık açısından araştırılmalıdır.

    Bebeklerde Reflü Tanısı:

    Beslendikten bir süre sonra ağızdan taşar tarzda gelen ve midede beklediği için peynirimsi bir görünümde olan kusma reflüye bağlı olarak oluşan bir kusmadır. Eğer koruyucu önlemler ve tedavi ile bir yanıt alınamazsa, o zaman reflünün varlığını ve derecesini tanımlamak için belli başlı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Gastroözofageal reflü hastalığının tanısında kullanılan birçok test vardır. Bu testlerin sıralaması ve gerekliliği doktorun görüşüne ve hastanın durumuna göre seçilir.

    1. Akciğer Grafisi: Kusmaya bağlı akciğerlerde zatürre gelişimi olup olmadığını görmek için kullanılır.

    2. Özofagus-Mide-Duodenum Grafisi (ÖMD): Çocuğa ağızdan içirilen bir ilaç ile yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağına geçiş görüntülenir. Bu sırada bebeğin ayakları yukarı kaldırılarak ya da midesine bastırılarak yemek borusuna kaçış olup olmadığına bakılır. Eğer sadece yemek borusunun alt kısmına bir kaçış varsa hafif, yemek borusunun orta kısmına kadar bir kaçış varsa orta ve eğer ağıza kadar kaçış var ise ağır tipte mide reflüsünden bahsedilir. Ayrıca yemek borusu, mide veya ince bağırsaklarda bir takılma/tıkanma olup olmadığı bu filmlerle görülebilir.

    3. Reflü Sintigrafisi: Aynen mide filminde olduğu gibi, bebeğe içinde özel bir madde bulunan mama içirilir. Ardından bebek yatırılarak mamanın yemek borusuna geçip geçmediği gözlenir. Bu yöntem ile ağır tipteki reflülerde akciğerlere kaçış olup olmadığı da saptanabilir.

    4. Endoskopi: Endoskopi yapılarak yemek borusu mide ve bağırsakların iç kısmı incelenir. Bu ince bükülebilir ışık kaynağı bulunan bir kamera sistemidir. Reflünün yemek borusunda herhangi bir yapısal değişiklik yapıp yapmadığı araştırılır.

    5. 24 Saatlik Ph Metre: Yemek borusundaki asiditeyi ölçmek için geliştirilmiş ince bir tüp şeklinde bir alettir 12-24 saat boyunca tüm pH değerlerini kaydederek bir bilgisayar programına aktarır. Kesin tanı koydurucu yöntemdir.

    6. İntraluminal Empedans Ölçümleri: Yemek borusuna geri gelen mide içeriğinin tamamını kaydeder. Çocuğunuz ağlarken, eğilirken, öksürürken, öğürürken ve kusarken tüm yemek borusuna geri gelenleri kaydeder. Asidik olup olmadığını, ne kadar süreyle özofagusta kaldığını kaydeder. Asit reflülerin asit olmayanlardan ayırt edilmesini sağlamak için pH metre ile birlikte yapılması uygundur.

    Mide reflüsü tedavisi başlıca iki bölümden oluşur:

    1. Koruyucu Tedavi:

    Çocuğun kusmasını önlemeye yöneliktir. Burada dikkat edilmesi gereken konular başlıca şunlardır:

    • Öncelikle bebek sık aralıklarla ve azar azar beslenmelidir.

    • Bebek beslenirken ağlamamasına özen gösterilmelidir. Beslenirken ağlayan bebek hava yutar ve bu da kusmayı kolaylaştırır.

    • Bebekler beslendikten sonra hemen yatırılmamalı, bir süre kucakta dik tutularak beklenmelidir.

    • Kusan bebeklerin sırtüstü yatırılmaları doğru değildir. Yaklaşık olarak 45 derecelik bir açıyla yatırılmaları ve yan tarafına doğru yatırılması daha doğrudur.

    Bunun için ya bebeğin başının altına yastık konabilir ya da bu amaçla üretilmiş olan ana kucağı kullanılabilir. Günümüzde pek çok çocuk mağazasında bu amaçla üretilmiş bebekler için reflü yatağı, reflü yastığı bulunabilmekte. Ben hastalarıma bir seçenek olarakta bebeklerini beslenme sonrası puset koltuğunda bekletmeyi önermekteyim.

    2. Mama Ve İlaç Tedavisi:

    Koruyucu tedavi uygulanmasına karşın kusmaya devam eden bebeklere uygulanır.

    • Anne sütü ve anne sütü yerine geçen mamaların kıvamı suludur. Midede bulunan içerik ne denli yoğun ise geriye doğru kaçış da o denli az olacaktır. Kusan bebeklerde bu amaçla üretilmiş olan antireflü mamalar kullanılabilir.

    • Midenin içeriği asit yapıdadır. Bunun yemek borusuna zarar vermesini önlemek amacıyla anti asit özelliği olan şurupların kullanılması yararlıdır.

    • Mide ve bağırsak hareketlerini hızlandıracak bazı ilaçların kullanılması midenin daha erken boşalmasını, dolayısı ile de reflüyü önleyecektir.

    • Hastaların %90’ında yukarıdaki bu iki tedavi yöntemi yeterlidir.

    3. Reflü Ameliyatı

    Mide reflüsü olan bebeklerin çok büyük bir çoğunluğu uygulanan tedavi yöntemlerine yanıt verir.

    • İlaç tedavisinin başarısız olması veya ciddi komplikasyonların geliştiği hastalarda ameliyat gereklidir.

    • Ancak, kimi zaman yemek borusu ile midenin birleştiği noktada anatomik yapıda anormallik olması reflünün izlem sırasında kaybolmasını engeller. Bu hastalarda da reflünün ileride oluşabilecek olumsuz etkilerini önlemek amacıyla cerrahi tedavi uygulanması gerekebilir.

    • Doğumsal olarak beyin-sinir sistemi anormalliği olan bebeklerde görülen reflü genellikle koruyucu önlemler ile mama ve ilaç tedavisine yanıt vermez. Bu bebeklerde cerrahi tedavi daha erken yaşlarda uygulanmalıdır.

    Reflü cerrahisinin amacı alt özofagusdan yiyeceklerin mideye geçişine izin verirken aynı zamanda alt özofagus basıncını da arttırmaktır. Bunun için midenin üst kısmı yemek borusunun alt kısmına sarılır, böylece yiyecekler mideye geçtikten sonra tekrar yemek borusuna geri dönmez. Günümüzde bu ameliyat pek çok çocuk cerrahı tarafından kapalı yöntemle (laparoskopik) olarak yapılmaktadır.

  • Bebekler ve yabancı cisimleri yutma durumları hakkında

    Bebekler ve yabancı cisimleri yutma durumları hakkında

    Özofagusta ve sindirim sisteminde yabancı cisimler | Küçük çocuklar yapılarındaki meraklılık ve araştırma özelliklerinden dolayı her türlü yabancı cismi ağızlarına götürmeye ve yutmaya eğilimlidir. Ayrıca diş sayısı ve yapılarının yetersiz olması besinleri çiğnemeden daha büyük lokmalar halinde yutmalarına yol açar. Ağızlarında bir şeyler olmasına rağmen konuşmaya, gülmeye, koşmaya ve oynamaya devam edebilirler.

    Küçük parçalı oyuncakların parçaları, kalem ucu, çengelli iğne ve toplu iğne yiyecek dışında yemek borularına en sık kaçan maddelerdir. Yutulan cisim en sık metal paradır ve hastaların büyük çoğunluğu erkek ve okul öncesi çocuklardır (%50’si 2 yaşından küçüktür).

    Piller Ve Mıknatıs Parçaları Bağırsak Delinmelerine Neden Olabilir

    Sindirim sistemine kaçan yutulan cisimlerin çok büyük kısmı ise çocuğa zarar vermeden bağırsaklar yoluyla atılır. Özellikle zehirlenmeye ve bir yerde takılmaya neden olabilecek yabancı cisimler tanımlanmalı ve erken çıkartma işlemi yapılmalıdır.

    Çocuklar genellikle oyuncak parçaları, metal para, çivi, vida, pil gibi maddeler yutarlar. Yutulan katı yabancı cisimlerin çok büyük kısmı yemek borusunun başlangıç kısmına takılır. Yemek borusunu geçip mideye ulaşan cisimlerin %95’i genellikle sorunsuz olarak kendiliğinden çıkarlar. Nadiren uzun/geniş cisimler mide çıkışında, ince bağırsak kalın bağırsak birleşim yerinde ya da anal kanalda takılabilirler.

    Sindirim sisteminde takılan cisimlerin ise kimyasal ya da mekanik yollarla sıkıntı yaratma riskleri vardır. Özellikle piller ve mıknatıs parçaları bağırsak delinmeleri gibi önemli sorunlar yaratabilirler, bu nedenle acilen çıkarılmalıdırlar. Yabancı cisim yutma sıklığı %4’lere kadar varan yükseklikte saptanırken, en sık metal para yutma olayıyla karşılaşılır. Bu durum 6 ay ile 4 yaş arası çocuklarda sık olarak görülmektedir.

    Klinik:

    Yemek borusunda takılan yabancı cisimlerde, yutma güçlüğü, yemeği reddetme, aşırı salya oluşması, kilo kaybı, kusma, göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, açıklanamayan ateş ve bilinç değişikliklerine kadar varan bulgular saptanır. Çocuğun muayenesinde bir şey saptanamayabilir, en önemli tanı aracı şüphelenmektir, özellikle oynarken ani morarma, öksürme, solunum sıkıntısı gibi öyküler önemlidir.

    Yabancı Cisim Yutma Tanı:

    Akciğer ve direkt karın grafileri ile tanı %85 konur. Klinik şüphe var, grafilerde yabancı cisim yoksa baryumlu grafiler, bilgisayarlı tomografi veya endoskopi ile tanı konabilir.

    Direkt grafiler sonunda hastaların;

    %4’ü hastaneye gelmeden yabancı cismi çıkartmış olur

    %40 midede

    %26 özofagusta

    %19 ince barsaklarda

    %12 duodenumda

    %2 rektumda saptanır.

    Yabancı Cisim Yutma Tedavi:

    Tedavi planı yutulan cismin tipine, büyüklüğüne ve yerleşim yerine göre yapılır.

    Hangi hastalara endoskopi yapılmalıdır:

    Özofagusta takılı kalan cisimlerde (özellikle piller)

    Mide ve oniki parmak barsağında ise

    Cisim 4 cm’den büyük ve 2 cm’den genişse

    Zehirli madde içeriyorsa

    Midede 2 haftadan daha uzun süre kalmışsa

    Duodenumda (oniki parmak barsağında) 1 haftadan uzun süre kalmışsa

    İnce barsaklara geçen yuvarlak hatlı yabancı cisimler (madeni para, oyuncak parçası vb) sıklıkla 4-5 gün içinde çıkarlar, atılmaları gecikse bile haftalar boyu takip edilmelerinde hiçbir sakınca yoktur. İğne veya vida gibi batıcı özellikteki cisimlerin bir noktada 5-7 günden daha uzun süre kalması (yer değiştirmeden) hastanın bir şikayeti olmasa bile ameliyatla çıkartılması gerekir. Tedavi yöntemleri;

    İzlem: Metal paraların %40’ı genellikle 1-5 saat içinde mideye düşer. Bu nedenle özofagoskopi imkanı olmayan hastanelerde 1-24 saat beklenebilir.

    Endoskopi (Özofagoskopi): Tedavide altın standarttır. Yabancı cisim yutma öyküsü ile başvuran hastaya hastane koşullarında anestezi altında girişim yapılır. Işıklı bir kamera sitemiyle çocuğun solunum yolları veya yemek borusu incelenip özel cihazlarla yabancı cisim çıkarılır. Rigid veya fleksibl adı verilen iki tür endoskopik alet vardır ve her ikisininde yabancı cisimlerde başarı şansı aynıdır.

    Bu oran %76-98’dir. Erken tanı almış ve yabancı cismi çıkarılmış çocuklar hemen taburcu olabilirken, geç başvuran hastalarda ya da sisteme hasar veren yabancı cisim olgularında uzun süreli hastane yatışı ve tedaviler gerekebilir.

    Balon tekniği ile çıkartma: Foley veya Fogarty isimli kateterler yemek borusuna yerleştirilir, balonu şişirilir ve daha sonra geri doğru çekilerek para çıkartılır.

    Bujinaj yöntemi

    Farmakolojik ajanlar: Papain, kimotripsin, glukagon ve nifedipin gibi ajanlar kullanılır. Başarı şansları düşüktür.

    DİSK PİLLER

    İşitme cihazları, saat, oyuncaklar, anahtarlıklar, hesap makinaları, fotoğraf makinaları, uzaktan kumanda pilleri.

    Kimyasal bileşimlerine göre piller;Boyutları 6,8-23 mm arasında değişir

    Mangenez

    Çinko

    Gümüşoksit,

    Lityum (daha büyük çaplı ve yüksek voltu olmalarına rağmen en az travmatik olan pillerdir)

    Civa oksit (en sık parçalanan ancak zehirleme yapması nadir)

    Bu piller mide asidinin etkisiyle parçalanırlar, ülserasyon ve perforasyona yol açabilirler. Bu nedenle bu çocuklara antiasit tedavi başlanmalı ve piller gastroskopi ile çıkartılmalı.

    Eğer pil mideyi geçmişse radyolojik olarak takip edilmeli, pilin kabuğunun çatladığını gösteren bulgular ortaya çıkarsa ameliyat ile çıkartılmalıdır.

    Dış kabuğu çatlamadan kolona ulaşan piller kolonoskopla çıkartılabilir veya lavman yapılabilir.

    Yutulan pil yemek borusunu geçmişse başka bir komplikasyona yol açmadan vücuttan çıkma olasılığı çok yüksektir (%78 ilk 72 saatte çıkar).

    Pillerin %5-6’sı 1-2 hafta içinde çıkar, bu sürenin çapla ilgisi yoktur.

    Yalnız çapları 15-23 mm arasında olan piller yemek borusu ve midede takılabilirler. Yemek borusunu zedeleyen piller genelde 20-23 mm’den büyük boyutlu pillerdir.

    Pilin zarar vermesi için dolu veya boş olmasının bir önemi yoktur.

    Takipler haftada 1 veya 2 grafi ile birlikte olur

    Hangi durumlarda endoskopi veya ameliyat gerekli?

    Pil yemek borusuna takılmışsa (4 saatte yanık, 6 saatte perforasyon yapabilir)

    Mideyi 15 mm’den büyükse ve 48 saat içinde terketmiyorsa

    Diafram altına inmiş fakat karın ağrısı, kusma ve kanlı kaka yapma şikayeti varsa

    Akciğer ve karın grafisinde perforasyon bulguları varsa

    Parçalanan pillerin üçte ikisi civa pilleridir ve bunların zarar mekanizması 3 şekilde olur:

    Pilden sızan elektrolitler

    Civa zehirlenmesi

    Basıya bağlı nekroz

  • Gastroözofageal reflü (gör) nedir?

    Gastroözofageal reflü (GÖR) çocuklarda mide içeriğinin istemsiz olarak yemek borusuna geçişi olarak tanımlanır. Çocuklarda reflü hastalığında erişkinlere göre biraz daha karmaşık mekanizmalar etkindir. Patolojik reflü çocuklarda sıklıkla nörolojik hastalığı olanlarda görülür. Bu çocuklarda aynı zamanda yutma güçlüğü, spastik görünüm, artmış hıçkırma refleksi gibi durumlar bulunur. Bu çocukların mide boşalma zamanları bozulmuş, yemek borusunun hareketleri de azalmıştır. Normal çocuklarda ise reflü hastalığı kendisini reaktif hava yolları, astım, sık tekrarlayan zatürre atakları ile gösterir. Sindirim sistemi ile ilgili de büyüme gelişme geriliği, huzursuzluk, yeme de isteksizlik, göğüs yanması, kanlı kusma, yemek yerken ağrı hissi gibi bulgular olabilir. Nörolojik hastalığı olan çocuklarda sürekli olan kasılmalar reflüyü tetikler. Kasılmalar ve reflü hastanın kalori ihtiyacını arttırır. Reflüye bağlı yetersiz beslenme hayat kalitesini olumsuz etkiler. Bu hastalarda daha konforlu bir yaşam için reflü tedavisi önerilir.

    Reflü tedavisinde öncelik ameliyatsız alınan tedbirlere verilir. Reflü olan bebeklere daha koyu kıvamlı mama verilmesi, dik beslenmesi, az ve sık besleme ile yüzükoyun yatma önerilir. Kusmalar geçmezse, mide boşaltımını hızlandıran ilaçlar ve mide asit salgısını azaltan ilaçlar tedaviye eklenir.

    Medikal tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi tedavi uygulanır. Bunlar;

    Çocuğun ilaç tedavisine rağmen kilo alamaması, Solunum durması (apne) nöbetleri geçirmesi, Yemek borusu tahrişine bağlı olarak oluşan kanama,darlık ve beslenme yetersizliğine bağlı şiddetli kansızlık, Büyük çocuklarda; yemek borusu tahrişine bağlı göğüs ağrıları iştahsızlık ve kilo kaybı, Solunum yollarına kaçışa bağlı tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, Mide fıtığı saptanması

    Çocuklarda reflü hastalığında tercih edilen cerrahi tedavi yöntemleri erişkin hastalar ile paralellik göstermektedir. Çocuklarda da erişkinlerde olduğu gibi laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemleri öncelikle tercih edilir. En sık tercih edilen yöntem laparoskopik Nissen fundoplikasyonudur. Bu ameliyatta midenin en üst kısmı, yemek borusunun karın içindeki kısmının etrafına sarılır. Reflü sırasında bu sarılan kısmın mide içeriği ile dolarak yemek borusunu sıkıştırıp, içeriğin yukarı doğru kaçışını engellemesi beklenir.

    Bu ameliyatların başarısı %85 ile 94 arasındadır. Ameliyattan sonra gaz sıkışması sendromu, hızlı mide boşaltımı sonrası hazımsızlık, kusamama ve küçük hacimli beslenme gibi şikayetler görülmekle beraber genellikle 6 ayda kaybolur.