Etiket: Yemek Borusu

  • Reflü hastalığı ve yanma

    Reflü mide içeriğinin yukarı, yemek borusuna doğru hareket etmesidir. Reflü hastalığının dünyada sıklığı giderek artmaktadır. Obezite ile yakın ilişkili görülmektedir.

    Yanma ve ağza acı su gelmesi reflü hastalığının ana belirtileridir. Bununla birlikte allerjik özofajit ve akalazya gibi yemek borusunun hareket kusurlarında da yanma şikayeti görülmektedir. Yanma göğüs kafesinin arkasında ağrı veya rahatsızlık hissi şeklinde tariflenir. Yanma hissi ve ağza acı su gelmesi şeklinde şikayetler haftada 2 veya daha fazla mevcutsa reflü hastalığı lehinedir.

    Reflü hastalığı göğüs kafesinin arkasında mideden yukarıya doğru rahatsızlık hissi şeklinde belirebilir. Reflü hastalığında boğazda yanma hissi ve ağızda acı tat olabilir. Semptomlar daha çok yemek sonraları görülür. Reflü hastalarında ayrıca göğüs ağrısı, mide ağrısı, midede yanma, bulantı, yutma güçlüğü, öksürük, boğaz ağrısı, hırıltı ve ses kısıklığı gibi şikayetler olabilmektedir. Asit giderici ilaçlarla kısmen iyilik hali oluşur.

    Yukarıda bahsedilen belirtilerden iki ya da daha fazlası mevcutsa gastroenteroloji doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Şu da unutulmamalıdır, uzun yıllar tedavisiz bırakılan yanma şikayeti ve reflü hastalığı yemek borusu kanseri riskini artırmaktadır.

    Reflü hastalığında faydalı öneriler;

    1-Obezite mevcutsa kilo verilmesi

    2-Rahat kıyafetler giyilmesi

    3-Yatak başının yükseltilmesi

    4-Yatak öncesi 2-3 saat süresince gıda tüketilmemesi

    5-Reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durulması

    6-Sigaranın bırakılması

    7-Gastroenteroloji doktorunuz tarafından önerilen ilaçların kullanılması gerekir

    Reflü hastalığı tedavi edilmediği zaman nelerle karşılaşılabilir?

    1-Ciddi göğüs ağrıları

    2-Yemek borusunda darlık ve yapışıklıklar

    3-Kanama

    4-Barret özofagus denilen ve artmış kanser riski oluşturan ancak endoskopi ile alınan biyopsi yöntemleriyle tanısı konulabilen yemek borusu hastalığına sebebiyet verilebilir.

  • Yemek borusu (özafagus)

    Reflü nedir?

    Mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıdır. Bu içerik asidik karakterde olabileceği gibi alkali özellikte de olabilir. Yemek borusuna kaçan bu içerik yalnızca yemek borusunda kalmayıp boğaza, yutağa, ağız boşluğuna, östaki borusu aracılığı ile kulak içine, solunum sistemine ve akciğerlere kadar gidebilir.

    Reflü normalde olur mu? Ne zaman hastalık olarak kabul edilir?

    Normal koşullarda görülebilen bir durumdur. Yeni doğanda, gebelikte ve aşırı yemek yenmesi durumunda görülebilir. Yaşam kalitesini bozan yakınmalara sebep olduğu zaman reflü hastalığından, patolojik reflüden söz edilir. Reflünün sıklıkla olması, göğüs ağrısı, yanma hissi olması durumunda Gastro-özofajial reflü hastalığı’ndan bahsedilir.

    Reflü hangi yakınmalar ile ortaya çıkar?

    Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması (regürgitasyon) ile heartburn (göğüste yanma hissi), yutmada takılma hissi (disfaji) , ağrılı yutma (odinofaji) tipik yakınmalar olarak görülür. Ağıza kadar gelebilen asidik veya alkali mide içeriği kulak iltihabı, farenjit (boğaz iltihabı), öksürük, ses kısıklığı, diş çürükleri, solunum yolu enfeksiyonları (zatürre), alerjik astım gibi atipik refl, yakınmaları-semptomlarına- (tipik olmayan) sorunlarına da yol açabilir.

    Reflü hastalığının tanısı hangi yöntemle ile konulur?

    Tanı koymada altın standart olarak ph -etri (24 saatlik yemek borusu altından asit ölçümü) yöntemi bilinmkete ise de pratik uygulamda her hasta için gerekli değildir. Günümüzde tanısı gastroskopi (endoskopi) ile konulur. Her reflü hastasına endoskopi gerekli midir ? sorusuna yanıtlarsak akılcı yaklaşımın doğru zaman, doğru yer ve deneyimli Gastroenterolog tarafından endoskopinin yapılmasıdır diyebiliriz. Endoskopinin geciktirilmesi yanlış tanılara veya tanının geciktirilmesine sebep olmaktadır. Batı dünyası sigorta sistemleri bu konuda endoskopi yapılmasını sınırlayan ,geciktiren belirli koşullarda yapılmasını öneren standartlar belirlerken Japonya , Çin gibi doğu ülkeleri daha kolay endoskopi uygulamalarını önermektedirler. Bu sayede daha reflü tanısı ve ayırıcı tanısını koyabilmektedirler. Çocukluk çağında reflü yanışında gastroskopiden ziyade sintigrafik ( radyoaktif maddeler ile işaretli gıdaların yemek borusundan geçişleri veya geri kaçışlarının nükleer tıpta incelenmesi) yöntemler tercih edilirler.

    Refl, tanısında impedansın yeri nedir?

    İmpednas ph-metri yönteminden farklı olarak yemek borusunun içindeki içeriğin hem asit hem de safra özelliğinde olup olmadığını değerlendirebilmektedir. Bu değerlendirme genellikle sık olarak gereken bir yöntem değildir. Bununla birlikte mide operasyonu geçiren olgularda alkalen reflü gastrit gelişimi durumlarında refl, söz konusu ise impedans ölçümü yararlı olabilir. Bunun dışında midenin motilite ( kediliğinden oluşan mide hareketleri) kusurları söz konusu olduğunda safra reflüsü de olabileceği için impedans ölçümleri gerekebilir.

    Reflü ile özafagus (yemek borusu) kanseri ilişkili midir ?

    Reflü hastalığı yemek borusunun alt ucunda mukoza (örtü) değişikliklerine yol açarak Barrett epiteline (Mide örtüsüne değişim) dönüşümüne sebep olur ise % 10 yemek borusu altında adenokanser – kanserleşme riski ortaya çıkabilir. Ayrıca reflü hastalığının larinks kanseri (Yutak kanseri) ile ilişkisi mevcuttur. Türkiye’de reflü hastalarında kanser gelişme riski Amerika, İngiltere, Almanya gibi Batı ülkelerindeki oranlardan çok daha aşağıdadır. Sağlıklı istatistiksel bilgiler elimizde olmamasına rağmen gastroenteroloji alanındaki uzun deneyimlerimizle bu görüşü ileri sürmek mümkündür.

    Özafajit nedir? Hangi yakınmalar ile özafajitten kuşkulanılır?.

    Yemek borusu örtüsünün değişik sebeplere bağlı yangısıdır (İltihabıdır).

    Göğüs ağrısı (retrosternal ağrı) , lokma yutarken takılma hissi (disfaji) veya yanma hissi (pirozis) olabilir. Hiç lokma alınmaksızın da bu yakınmalar oluşabilir.

    Özafajit nasıl oluşur ?

    Akut (ani) veya kronik (süregen) oluşabilir. Akut özafajit aspirin, tetrasiklin gibi ilaçlar ile oluşabileceği gibi, koroziv madde (asidik veya alkali) maddeler: tuzruhu, çamaşır suyu vb temizlik malzemeleri alımında da ortaya çıkabilir. Kronik özafajit ise sıklıkla hiatus hernisi (mide fıtığı), Gastro-özafajial reflü hastalığına bağlı gelişebilir.

    Özafajit ile özafagus kanseri arasında ilişki var mıdır?

    Özafajit reflüye veya koroziv madde (tuz ruhu çamaşır sodası vb.) alımına bağlı ise kanserle ilişkili olabilir. Akalzya (yemek borusu alt ucunda yeterli açılmama ) seyri sırasında da yemek borusu kanseri gelişme riski mevcuttur.

    Özafagus kanseri neden gelişir?

    Yemek borusunun kanseri ne yazık ki sık rastlanan kanserler arasındadır. Yutmada takılma hissi (disfaji), ağrılı yutma (odinofaji), kansızlık (demir eksikliği anemisi ), göğüs ağrısı (retrosternal ağrı), kilo kaybı, iştahsızlık gibi yakınmalarla ortaya çıkabilir. Erken tanı konabilmesi için erken başvuru kadar doktorun bu yakınmaları dikkate alması da önemlidir. Ortaya çıktığında çevre dokulara yayılmış olma olasılığı yüksektir. Farklı tipleri mevcuttur. Kanser tipine göre farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Bu nedenle tedavi başarı oranları farklıdır. Endoskopik işlem ile tanı konması sonrası endoskopik veya cerrahi tedavi şansı mevcuttur. Kemoterapi (İlaç tedavisi) ve radyoterapi (Işın tedavisi) diğer tedavi yöntemleridir.

    Yemek borusu biyopsisinde displazi ne anlama gelir?

    Endoksopik girişim sırasında alınan biyopsilerde displazi her dokunun değerlendirmesinde olduğu gibi kanser gelişimi açısından risk olduğu anlamı taşır. Düşük derecede ve orta derecede displazi isimlendirmeden de anlaşılabileceği gibi biyopsi alınan dokunun hücrelerinde kansere doğru bir değişim ve başkalaşım düşük olasılıkla söz konusu olabileceğini fakat henüz kanser özelliği taşımadığını belirtir. Yüksek derecede displazi ise kötü anlam taşır ve kansere çok yakın değişikliklerin bulunduğu kuşkusunu belirtir. Bu tarzda bir sonuç kısa zamanda tekrar değerlendirmeyi gerektirir. Gastroenterolog bu sonuca göre işlemi yineleyebilir ya da başka bir yöntemle kanser olup olmadığını ivedilikle değerlendirir.

  • Sindirim kanalındaki darlıkların genişletilmesi

    Sindirim kanalındaki darlıkların genişletilmesi

    DARLIKLAR NEDEN OLUŞUR?

    Sindirim kanalımızda çeşitli sebeplerle darlıklar meydana gelebilir:

    -Hastalıklar

    -Geçirilmiş ameliyatlar

    -Radyasyon tedavisi darlıklara sebep olabilmektedir.

    DARLIKLAR HANGİ YÖNTEMLERLE TEDAVİ EDİLİR?

    Sindirim kanalındaki darlıklar:

    -Endoskopik balon dilatasyon

    -Stent takma

    -Cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

    Bu darlıklar yemek borusu, mide giriş çıkış kısımları veya bağırsaklarda meydana gelebilir.

    1) YEMEK BORUSU(ÖZOFAGUS) DARLIKLARI DİLATASYONU

    Özofagus (yemek borusu) dilatasyonu yemek borusunun herhangi bir nedenle daralmış olan kısmının değişik yöntemler kullanılarak genişletilmesidir.

    Bu işlem için çeşitli teknikler kullanılabilmekle beraber günümüzde en sık tercih edilen yöntem endoskopik balon dilatasyonudur (Stent uygulama, buji ile dilatasyon)

    Balon dilatasyonu sindirim kanalı darlıklarında yakın mesafede olmayan darlıklarda tercih edilmektedir.

    Tümörlere bağlı kanal darlıklarında ve cerrahi operasyonlardan sonra gelişen darlıklarda kullanılan bir yöntemdir.

    İnce bir telin ucunda hava ile şişirilebilen bir balon mevcuttur. Darlık olan bölgeye endoskop vasıtası ile gidildikten sonra, endoskop kanalından tel gönderilir ve darlık olan bölgeye tel geçirilir. Sonra da enjektörle hava basılarak yavaşça şişirilir.

    Avantajı, dilatasyon (genişletme) esnasında işlemin gözle görülmesidir. Uygun genişliğe erişildiğinde işlem sonlandırılır.

    YEMEK BORUSU DARLIKLARININ NEDENLERİ

    -Yemek borusundaki daralmaların en sık görülen nedeni gastroözofagial reflü hastalığı sonucunda yemek borusunun alt kısmında yara oluşmasıdır.

    Böyle bir daralma meydana geldiğinde hastalar gıdaları yutmada güçlük çekerler ve sanki yiyecekler göğüs bölgesinde, yemek borusu içinde takılmış gibi hissederler.

    – Yemek borusu içinde ince zar veya halka oluşumu (Schatzki halkası vb.)

    -Yemek borusu veya yemek borusuna bası yapan komşu organ kanserleri

    -Radyasyon tedavisi sonrasında oluşan darlıklar

    -Skleroderma gibi bağ dokusu hastalıkları

    -Eozinofilik özofajit gibi bazı çok nadir görülen yemek borusu hastalıkları

    -Yemek borusunun akalazya gibi fonksiyonel hastalıkları olarak sayılabilir.

    KOMPLİKASYONLARI:

    -Kanama ve yemek borusunun delinmesi görülebilecek ciddi komplikasyonlardır.

    – Göğüs ağrısı,

    -Nefes darlığı,

    -Ateş,

    -Çarpıntı, soğuk terleme,

    -Aşırı halsizlik

    – Ağızdan kırmızı renkte kan gelmesi veya siyah renkte dışkılama

    2) MİDE ÇIKIŞI(PİLOR) DARLIĞI

    Mide ile bağırsağın ilk kısmı arasındaki bağlantı, midenin “Pilor deliği(midenin son kısmında bulunur, bağırsağa geçiş yeridir)” aracılığıyla olmaktadır

    BELİRTİLERİ

    -Bulantı

    -Kusma

    -Yemeklerden sonra mide ağrısı

    -Midede dolgunluk hissidir.

    NEDENLERİ

    Pilor darlığına yol açan etkenleri şöyle özetleyebiliriz:

    -Pilor kasının doğumsal olarak büyümüş olması

    – Pilor bölgesinin iltihap nedeniyle ödemli oluşu

    -Pilor bölgesinin ülser sonrası yara dokusu ile daralması

    -Erişkin kimselerde pilor kasının büyümüş olması

    -Pilor bölgesinde gelişen infeksiyonlar(sifilis, tüberküloz)

    -Pilor bölgesinden kaynaklanan tümörler

    -Midedeki yabancı cisimlerin (bezoar gibi) pilor kanalını tıkaması

    -Yakıcı maddelerin pilor bölgesinde yaraya neden olması.

    -Bağırsağın ilk kısım ülserlerinin yara dokusu ile iyileşmeleri

    – Pankreas başı kistleri

    -Bağırsak boşluğuna uzanan anormal zarlar

    -Safra taşları

    -Tümörler.

    TEDAVİ

    Tedavisi cerrahidir.

    3) KOLONDAKİ (KALIN BAĞIRSAKTAKİ) DARLIKLAR

    NEDENLERİ:

    -En sık nedeni karın içi ameliyatlardır.

    -Çeşitli hastalıklar(Crohn hastalığı gibi),

    -Radyasyon

    TEDAVİSİ:

    -Balon dilatasyonu

    -Stent uygulaması

    -Cerrahi

  • Reflü nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Reflü hastalığı çok yaygın görülen bir üst sindirim sitemi sorunudur. Yemek borusu ile mide arasındaki geçiş bölgesinde gevşeme sonucunda midenin asitli içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçmasıyla oluşur.

    Belirtileri nelerdir?

    Reflünün başlıca belirtileri ekşime, karın üstünde ve göğüste yanma, ağrı ve ağza acı su gelmesidir. Bazı hastalarda bu şikayetler olmaksızın geri kaçan asitin etkisiyle boğaz ağrısı, ses kısıklığı, öksürük gibi atipik belirtiler oluşabilir.

    Reflü Hastalığı Nasıl Saptanır ?

    Reflü tanısında hastanın yakınmalarının belirlenmesi en temel yöntemdir. Yemek borusunda oluşan hasarın saptanması için endoskopi yapılır. Atipik belirtileri olan hastalarda ya da ileri tedaviler öncesinde hastalığın kesin tanısı için sürekli pH ölçümü gerekebilir, bu amaçla yemek borusu alt ucuna BRAVO kapsül adı verilen, asit ölçümü yapan küçük bir cihaz yerleştirilerek, 48 saatlik ölçüm sonuçları bilgisayarda değerlendirilir. Kapsül çok küçük olduğu için yemek borusunda kalış süresince bir rahatsızlık vermez.

    Reflü Hastalığının Tedavisi

    Reflü hastalığında ilaç tedavisi veya ameliyat uygulanabilir.

    İlaç tedavisi en yaygın uygulanan tedavidir. Mide asit salgısını durduran ilaçlarla reflü ve oluşturduğu sorunlar ortadan kaldırılır. Bu ilaçlar etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış ilaçlardır. Ancak hastaların çoğunluğunda ilaçları sürekli kullanmak gerekir, ilaç bırakıldığında hastalık belirtileri geri döner. İlac tedavisine destek olmak için diyet önerilir. Bu amaçla kahve, çukulata, çok yağlı gıdalar, hamur işi tatlılar, gazlı içecekler, sigara ve alkol tüketilmemesi önerilir. Ayrıca gece yatmadan en az 3 saat önce yemeğin bitirilmesi gereklidir.

    Cerrahi tedavi günümüzde kapalı yöntem (laparoskopik) ile uygulanan etkili bir tedavi yöntemidir. Bu ameliyatta mide ile yemek borusu arasındaki geçiş daraltılır. İşlem karın açılmadan yapıldığı için hastanede yatış süresi sadece 1 gündür.

    Bu yöntemlerden hangisinin hasta için uygun olduğuna hekim ve hasta birlikte karar verir. Reflü hastalığı mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sorundur, çünkü yalnızca hastanın yaşam kalitesini bozmakla kalmaz, yemek borusunda önemli komplikasyonlara da yol açabilir.

  • Reflü hastalığı

    GASTROÖZOFAGİAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH)

    TANIM

    Gastroözofagial reflü hastalığı (GÖRH) , kronik bir sindirim sistemi hastalığı olup, mide asidinin, zaman zamanda safra asidinin yemek borusuna geri kaçısı ile oluşan bir hastalıktır. Bu geri kaçış yemek borunuzda tahrişe neden olarak GÖRH ile ilgili belirti ve bulgulara neden olur.

    Belirti ve bulguların başında ağza acı su gelmesi ve mide yanması gelmektedir. Bu iki belirti sindirim sistemi şikayetleri arasında oldukça sık rastlanan belirtilerdir. Eğer bu belirtiler haftada en az iki kez görülüyorsa ya da bu şikayetler günlük yaşamınızı etkileyecek kadar çok görülüyorsa bir doktora başvurmanız gerekir.

    Çoğu hastada, yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı ilaçlar mide yanması ve reflü şikayetlerini azaltabilirler. Anacak çoğu hasat ne yaşam tarzı değişikliğine ne de aldıkları ilaçlara yanıt vermezler. Birçok hasta bu şikayetleri azaltmak ya da tamamen geçirmek için güçlü ilaç tedavilerine hatta cerrahiye ihtiyaç duyarlar.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Göğüste yanma hissi ki bu bazen boğaza kadar yayılabilir , ağızda acı bir tat bırakabilir.

    Göğüs ağrısı

    Ağrılı yutma

    Kuru öksürük

    Ses kısıklığı ya da boğaz ağrısı

    Ağza acı su gelmesi

    Boğazda yumru hissi

    NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİ?

    GÖRH ,mide yanması ve mide ağrısı en çok kalp hastalıkları ,özellikle de kalp krizi ile karışan hastalıklardır. Bu nedenle ani başlayan ,çeneye, sol kola yayılan göğüste yanma, nefes darlığı, ağrı şikayetiniz varsa, kalp krizini atlalamak için acilen bir doktora görünmenizde fayda vardır.

    Eğer bu şikayetlerinizin kalpten olmadığı saptanırsa ve uzun süredir sık sık bu semptomları yaşıyorsanız GÖRH açısından bir doktora görünmenizde fayda vardır. Yine aynı şekilde mide yanmanız için haftada 2 seferden fazla ilaç almanız gerekiyorsa doktorunuza başvurmanızda fayda vardır.

    NEDENLERİ NELERDİR?

    GÖRH mide ya da safranın sık bir şekilde yemek borusuna geri kaçması ile oluşur. Yutma sırasında yemek borusunun alt ucunda bulunan dairesel kaslar, yutulan gıdanın mideye geçmesini sağlamak için gevşeyerek açılır ve yemek mideye geçtikten sonra tekrar kasılarak kapanır. Ancak bu gevşeme ve kasılma anormal olursa ya da burdaki kaslar zayıflarsa mide asiti ve içeriği yemek borusuna doğru geri kaçabilir . Bu ise mide ve göğüste yanma ile kendini gösterir. Geri kaçan mide asidi yemek borusunda irritasyona neden olarak zamanla inflamasyona ( özofajit) neden olabilir. Zaman geçtikçe, bu olay devam ettikçe, bu inflamasyon yemek borusunda yaralara neden olur ki bu da kanama ve solunumsal problemelere kadar giden problemlere neden olabilir.

    RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    Bazı sebepler GÖRH riskinde artışa neden olur;

    Şişmanlık

    Hiatus hernisi ( mide fıtığı)

    Gebelik

    Sigara

    Astım

    Şeker hastalığı

    Mide boşalmasının geçikmesi

    Skleroderma gibi bağ dokusu hastalıkları

    Zollinger -Ellison sendromu

    TEDAVİSİZ GERH NE GİBİ SONUÇLAR DOĞURUR?

    Yemek borusunda daralma ( özofagial striktür) : mide asitinin yemek borusunun alt tarafına sık geçişi, yemek borusunun alt kesimindeki hücrelere zarar vererek scar (ölü) dokusunun oluşmasına neden olur. Bu ise zamanla yemek borusunda daralmaya neden olur.

    Yemek borusunda yara ( özofagial ülser) : Yemek borusunun mide asidiyle sık karşılaşması sonucunda yemek borusunda yaralar oluşabilir. Bu yaralar kanamaya, ağrıya ve yutma güçlüğüne neden olabilir.

    Kanser öncüsü değişiklikler ( barret özofagus) : Barret özofagus, alt yemek borusu dokusunun renk ve yapısının değişmesi sonucu oluşur. Buradaki hücresel boyuttaki yapısal değişiklikler yemek borusu kanseri riskindeki artışla ilişkilidir. Barret özofagusta kanser riski düşük olmakla birlikte, doktorunuz düzenli endoskopi kontrolleri isteyebilir.

    TANI NASIL KONULUR?

    Baryumlu üst özofagus grafisi: İlaçlı film olarak da bilinen bu tetkik reflü,mide ve oniki parmak ülserleri için bilgi verebilse de çoğu zaman yetersiz kalır. Artık reflü tanısında çok nadir kullanılır.

    Üst özafagus – mide endoskopisi: Endoskopi yemek borusu ve mideyi göstermede en başarılı görüntüleme yöntemidir. Hem yemek borusu ve midedeki değişiklikleri hemde ülseri görüntülemede, gerektiğinde de biyopsi almada oldukça faydalı bir yöntemdir. Endoskopi aynı zamanda barret özofagus oluşumunu gibi komplikasyonları da göstermede önem arzeder. Tanı ve tedavi amaçlı yapılabilir.

    Alt özofagus asid mikatarını izleme ( PH monitarizasyon) : Burundan yemek borusunun alt ucuna kadar ilerletilen ince bir boru vasıtasıyla , alt yemek borusunun mide asitine ne kadar maruz kaldığını gösteren bir yöntemdir. Bu boru, asid ölçen küçük bir bilgisaraya bağlıdır. Bu bilgisayar yemek borunuzun ne kadar zaman ve ne derece aside maruz kaldığını ölçmeye yarar.

    Yemek borusunun hareketini ölçmek: Özofagial motilite testi denen bu test , yemek borusunun hareket kabiliyetini ve alt yemek borusunu saran dairesel kasların basıncını ölçmeye yarar. Bu test de yine burundan yemek borunuza konulan bir kateter ( boru) vasıtasıyla yapılır.

    TEDAVİ VE İLAÇLAR

    Mide asidini nötralize eden anti-asitler: Renie, talcid gibi ilaçlar mide yanması ve reflü belirtilerini hafifletselerde, mide de ve yemek borusunda oluşmuş olan inflamasyonu iyileştirmede yetersiz kalırlar. Etkileri kısa süreli ve geçicidir. Kabızlık ishal gibi yan etkiler gösterebilirler.

    Mide asit salgısını azaltan ilaçlar:H2-rsepör blokerleri olarak bilinen bu ilaçlar ( famodin) kısa sürede etki etmezler ancak uzun süreli koruma sağlarlar. Tek başlarına kullanıldıklarında yetersiz kalabilirler.

    Mide asitini bloke eden ve yemek borusunu iyileştiren ilaçlar: Proton pompa inhibitörleri olarak da bilinen bu ilaçlar ( lansor) 24 saat boyunca mide asit salgısını bloke ederek yemek borusunun iyileşmesi için zaman kazandırılar.

    Alt yemek borusu kaslarının kasılmasını arrtıran ve mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar: Prokinetikler olarak adlandırılan bu ilaçlar mide boşalmasını hızlandırır yemek borusunun altındaki kasların kasılmasını artırırlar. Yalnız bu ilaçların halsizlik yorgunluk, depresyon ve diğer nörolojik problemler gibi yan etkileri olabilmektedir.

    Mide ve özofagus mukozasını ( iç yüzünü) kaplayarak etki eden ilaçlar: Arjinik asit olarak bilinen bu ilaçlar (gaviscon) mide ve yemek borusunun iç yüzeyini kaplayarak asitten korunmasını sağlarlar.

    Reflü hastalığında çoğu kez bu ilaçların kombinasyonu kullanılır.

    Bu ilaçaların kullanılması ve yaşam tarzı değişikliğine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda cerrahi tedaviler önerilmektedir.

    YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ

    Yaşam tarzı değişiklikleri medikal tedavinin yanında mutlaka yapılması gerekenlerdir . Bu değişiklikler mide ve reflü şikayetlerinde azalma sağlarlar.

    Fazla kiloların verilmesi: Fazla kiloların verilmesi karın içi basıncını azaltarak yemek borusunun altından ,mide asidinin yukarı kaçmasını azaltır.

    Sıkı giysiler giymekten kaçının: Sıkı giysiler karın içi basıncını arttırarak mide asitinin yemek borusuna kaçısını kolaylaştırır. Hastalar rahat ve geniş giysiler giymelidir.

    Mide yanmanızı arttıran yiyecek ve içeceklerden uzak durun: Yiyecek ve içecekelerin kişilerde oluşturduğu etkiler değişkendir. Bazı hastalarda şikayet oluşturmayan yiyecek ve içecekler bazılarında oluşturabilir. Bu nedenle hasta kendinde şikayet oluşturan yiyeyecek ve içeceklerden uzak durmalıdır. Yaygın olarak mide yanması yapıp reflü oluşturabilecek gıdalar şunlardır; yağlı gıdalar, fast food, domates sosu, alkol, çikolata, nane, sarımsak, soğan, kahve gibi yiyeceklerden uzak durma reflüyü ve mide yanmasını azaltabilir.

    Sık sık az yiyin

    Yemekten sonra en az 2 saat uzanmayın, yatmayın

    Yatağınızın baş kısmını yükseltin

    Sigarayı bırakın

    Dr. Cem Özcan

    Dahiliye Uzmanı

  • Reflü hastalığı

    Reflü hastalığı nedir ? Mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasına gastroözofageal reflü ya da kısaca reflü diyoruz. Bu durum normal/sağlıklı kişilerde de yemeklerden sonra az miktarda olabilmektedir. Ancak, bu durum, kişide şikayete neden oluyor, yaşam kalitesini etkiliyor ise o zaman reflü hastalığı söz konusudur.

    Reflü hastalığının belirtileri nelerdir ? En sık rastlanan belirti yanmadır. Yanma ile ifade edilen, özellikle yemeklerden sonra midenin üst bölgesinden yukarıya, yemek borusuna doğru olan yanma hissidir. Bir diğer önemli belirti ise yiyeceklerin ya da acı, ekşi sıvıların ağza gelmesidir. Bu iki belirtiden herhangi birinin varlığında reflü hastalığı teşhisi konulabilir. Bazen bu şikayetler gece olabilir ve hastayı uykudan uyandırabilir. Ayrıca yutma zorluğu ve ağrılı yutma da olabilir. Reflü hastalığı için tipik olan bu belirtiler dışında atipik dediğimiz belirtiler de olabilir. Atipik belirtiler tipik belirtiler olmaksızın mevcut ise o zaman teşhis koymak güç olabilir.

    Reflü hastalığının atipik belirtileri nelerdir ? Göğüs ağrısı, özellikle sabahları daha belirgin olan ses kısıklığı, kuru-tahriş öksürüğü, boğazda gıcıklanma hissi reflü hastalığının atipik belirtileridir. Ancak, hastalarda bu şikayetlere neden olabilen diğer durumların dışlanması gerekir. Örneğin, göğüs ağrısı olan bir hastada öncelikle kalp hastalıklarının araştırılması, ses kısıklığı, tahriş öksürüğü olan hastalarda KBB muayenesinin yapılmış olması gerekir.

    Reflüyü kolaylaştıran durumlar nelerdir? Yemek alışkanlıkları, fazla kilo, korse takmak, gebelik, bazı ilaçlar, alkol, sigara ve stres sayılabilir. Yemekle ilgili olarak; acele yemek yeme, midenin aşırı doldurulması, yağlı-kızartma yemekler, aşırı salçalı-soslu besinler, kahve, dolu mide ile yatmak reflüyü kolaylaştıran faktörler olarak sayılabilir.

    Reflü hastalığında teşhis nasıl konulur ? Hastalığın teşhisi şikayetler ile genelde kolaylıkla konulur. Herhangi bir tetkike gerek olmayabilir. Ancak şikayetler orta yaşın üstünde ortaya çıkmış ise, şikayetler uzun süredir devam ediyor ise, atipik dediğimiz şikayetler var ise, ya da kilo kaybı, yutma zorluğu, ağrılı yutma, kanama, kansızlık gibi ciddi belirtiler mevcutsa bu hastalarda mutlak tetkik gerekir.

    Reflü hastalığında tetkik derken neyi kastediyorsunuz ? Reflü hastalığında gerektiğinde ilk yapılacak tetkik gastroskopi, halk arasındaki genel deyimi ile endoskopidir. Ancak reflüsü olan her hastada endoskopide hastalık teşhisi koyduran bulgu olmayabilir. Bu durumlar da gerekirse ileri teşhis yöntemleri uygulanabilir.

    Endoskopi nedir? Endoskopi ucunda bir video kamera bulunan yumuşak bir boru şeklindeki aletler ile tüp şeklindeki organların muayenesini anlıyoruz. Reflü hastalığında kullanılan endoskopik muayeneye gastroskopi diyoruz. Gastroskopide yaklaşık 9 mm genişliğinde yumusak bir boru şeklindeki aletle yemek borusu, mide ve duoenum (onikparmak barsağı) incelenmektedir. Bu inceleme, bu konuda sağlık bakanlığından onaylı uzmanlık belgesi olan, deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır. Günümüzde teknolojinin verdiği imkanlarla bu muayene yaklaşık 5 dakikada ve hastaya hiçbir rahatsızlık vermeden uygulanabilmektedir.

    Reflü hastalığı nasıl tedavi edilir ? Antiasid dediğimiz çiğneme tabletler ve şuruplar hastalarda şikayetlerin giderilmesinde yararlıdır. Anlık rahatlama sağlar ancak hastalığa bağlı oalrak yemek borusu altında gelişmiş yaraların iyileşmesinde etkisi yoktur. Hastalar bu ilaçları sürekli kullanma ihtiyacı hissediyorlarsa, sorun var demektir, hekim kontrolü gekekir. Günümüzde reflü hastalığı tedavisinde kullanılan en etkili ilaçlar proton pompası inhibitörü (PPİ) denilen ilaçlardır. Bı ilaçlar genellikle günde bir kez, sabah, kahvaltıdan yarım saat önce kullanılmaktadır. Bu ilaçların önemli yan etkisi bulunmamaktadır.

    Reflü hastalığında ilaç dışı tedavi yöntemleri varmıdır ? Evet. Günümüzde laparaskopi yöntemi ile mide girişinin sıkılaştırılması esasına dayanan cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Fundoplikasyon denilen bu tedavi ile %90'a varan başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu tedaviyi yapacak hekimin mutlaka bu konuda deneyimi olması gerekir. Ameliyatlar ile çok başarılı sonuçlar alınmakla birlikte hastalarda ameliyat sonrası genellikle geçici olan yutma zorluğu, geğirememe ve aşırı gaz çıkarma gibi şikayetler olabilmektedir. Ayrıca uzun vadede ameliyat olan hastaların bir kısmında ilaç gereksinimi yine olabilmektedir. Bu nedenlerle ameliyat kararı, hasta, gastroenterolog ve cerrah tarafından birlikte konulmalıdır. Cerrahi tedaviden yarar görecek hastalar genellikle PPİ tedavisinden yararlanan hastalardır. Hasta PPİ tedavisinden yarar görmüyor ise bu hasta çok büyük olasılıkla, istisnai durumlar dışında cerrahi tedaviden de yarar görmeyecektir. Hasta ilaç tedavisinden yarar görmüyor ise reflü teşhisi doğru olmayabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi teşhisten ve hastanın cerrahi tedaviden yarar göreceğinden emin olmak gerekir. Gerektiğinde ameliyat öncesi hastalarda manometri ve 24 saatlik pH-metre denilen muayene yöntemleri uygulanmalıdır.

    Son yıllarda reflü hastalarında ilaç tedavisi ve cerrahi dışında bir tedavi yöntemi olarak endoskopik tedaviler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerde amaç cerrahidekine benzer şekilde yemek borusu ile midenin birleştiği alanı sıkılaştırmak ve mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını engellemektir. Ancak bu tedavi yöntemleri yenidir ve uzun süreli sonuçları bilinmemektedir, bu nedenle de her hastaya önerilmemektedir.

    Reflü hastalığı kansere neden olur mu? Teorik olarak evet, ancak pratikte, özellikle ülkemizde seyrek rastladığımız bir durumdur. Uzun süreli reflü yemek borusu alt kısmında hücresel değişikliklere neden olmakta ve yemek borusunun yüzeyi Barrett metaplazisi denilen farklı hücreler ile kaplanmaktadır. Barrett metaplazisi olan hastaların %10’unda uzun yıllar içinde kanser gelişme riski vardır. Ancak, bu riski çok abartmamak gerekir. Barrett metaplazisi olan hastada kanser gelişme şanssızlığı her yıl için %0.5 tir. Endoskopi ve biyopsi ile Barrett teşhisi konulan hastalar, biyopsi sonuçlarına göre belli aralıklarla endoskopik tetkik yaptırır iseler, kanser tam gelişmeden ya da çok erken dönemde yakalanma imkanı vardır.

    Reflü hastalığının ülkemizdeki özellikleri nelerdir? Reflü hastalığı ülkemizde de tüm batı toplumlarında olduğu gibi sık rastlanan bir durumdur. Ülkemizde yaşayan kişilerin yaklaşık yarısı bu hastalıkla ilişkili şikayetleri sık veya seyrek olarak yaşamaktadırlar. Yaklaşık olarak beş kişiden birinde ise bu hastalıkla ilgili belirtiler haftada 1-2 kez görülmektedir. Ancak ülkemizde hastalık genelde hafif seyirlidir ve kolay tedavi edilebilmektedir. Kansere ilerleyebilen Barrett metaplazisi ise seyrek görülmektedir.

    Proton pompası inhibitörü denilen ilaçlar ne kadar süreyle kullanılabilir, kullanımları güvenli midir ? Bu ilaçları uzun süreli kullanımının güvenli olduğu kabul edilmektedir. Günümüzde bu ilaçların 16 yıl süreyle güvenle kullanılabileceğini biliyoruz. Ancak bunların kullanımı mutlaka hekim bilgisi dahilinde olmalıdır. Teşhisten emin olmadan kesinlikle uzun süreli kullanılmamalıdır. Uzun süreli kullanacak hastada mutlaka gastroskopik tetkik yapılmış olmalıdır. Her ilaçta olduğu gibi bu ilaçlar da etkin ama mümkün olan en düşük dozda kullanılmalıdır.

  • Yemek borusu (özafagus) darlıklarının tedavisi

    Özofagus (yemek borusu) dilatasyonu yemek borusunun herhangi bir nedenle daralmış olan kısmının değişik yöntemler kullanılarak genişletilmesidir. Bu işlem için çeşitli teknikler kullanılabilmekle beraber günümüzde en sık tercih edilen yöntem endoskopik balon diatasyonudur.

    YEMEK BORUSU DİLATASYONU NEDEN GEREKLİDİR?

    Yemek borusundaki daralmaların en sık görülen nedeni uzun süren ve yeterli tedavi görmeyen gastroözofagial reflü hastalığı sonucunda yemek borusunun alt kısmında nedbe dokusu oluşmasıdır. Böyle bir daralma meydana geldiğinde hastalar gıdaları yutmada güçlük çekerler ve sanki yiyecekler göğüs bölgesinde, yemek borusu içinde takılmış gibi hissederler. Yemek borusundaki daralmaların daha az rastlanan diğer sebepleri yemek borusu içinde ince zar veya halka oluşumu (Schaski halkası vb.), yemek borusu veya yemek borusuna bası yapan komşu organ kanserleri, radyasyon tedavisi sonrasında
    oluşan darlıklar, scleroderma gibi bağ dokusu hastalıkları, ’eozinofilik özofajit’ gibi bazı çok nadir görülen yemek borusu hastalıkları ve yemek borusunun ’achalasia’ gibi fonksiyonel hastalıkları olarak sayılabilir.

    DİLATASYONA HAZIRLIK, DİLATASYON VE SONRASI

    İşlem öncesinden en az 6 saat önce su da dahil olmak üzere hiç bir şey içmemelisiniz. Doktorunuza kullanmakta olduğunuz aspirin, coumadin, heparin, gibi ilaçları söyleyiniz. Çoğu ilacın kullanılmasına herzamanki gibi devam edilebimekle birlikte işlemden önce doz ayarlaması gerekeblir. Doktorunuz gerekli bilgiyi verecektir. İlaçlara karşı alerjiniz yada kalp ve/veya akciğer hastalığınız varsa doktorunuzu haberdar ediniz.

    İşleme başlamadan önce doktorunuz önce boğazınıza lokal anestetik sıkacaktır ve daha sonra rahatlamanız için size damar yoluyla sakinleştirici ( ve gerektiğinde ağrı kesici ) bir ilaç verecektir. Daha sonra gastroskopi işleminde olduğu gibi endoskopla yemek borunuza girilecek ve bir kılavuz tel üzerinden geçirilen ve değişik ölçülerde olabilen bir balon yemek borunuzdaki dar kısımda şişirilmek suretiyle dar bölge genişletilecektir. Bu sırada göğsünüzde hafif bir baskı ve ağrı hissedebilirsiniz.
    Dilatasyondan sonra kısa bir süre için gözlem altında tutulacaksınız. Genellikle, doktorunuz aksini söylemedikçe, boğazinizdaki uyuşukluk hissi geçtikten sonra sıvı gıdalarla beslenmeye başlamanıza izin verilir. 1-2 gün süren hafif boğaz ağrısı hissedebilirsiniz. İşlem sonrasında araba kullanmak gibi dikkat gerektirecek işler yapmanıza izin verilmeyeceğinden size yardımcı olacak bir kişinin yanınızda bulunması uygun olacaktır.

    YEMEK BORUSU DİLATASYONUNUN İSTENMEYEN YAN ETKİLERİ ( KOMPLİKASYONLARI) NELERDİR?

    Kanama ve yemek borusunun delinmesi görülebilecek ciddi komplikasyonlardır fakat özellikle tecrübeli gastroenterologların yaptıkları işlemlerde oldukça nadir görülürler. Delinme olduğunda cerrahi tedavi gerekebilir. Olası komplikasyonların erken işaretlerini anlamak önemlidir. Dilatasyon sonrasında giderek artan göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, çarpıntı, soğuk terleme, aşırı halsizlik ve ağızdan kırmızı renkte kan gelmesi veya siyah renkte dışkılama olduğunda hemen doktorunuzu haberdar ediniz.

    DİLATASYONLARI TEKRAR ETMEK GEREKLİ MİDİR? ÖZOFAGUSA STENT NE ZAMAN TAKILIR?

    Yemek borusundaki daralmanın sebebi ve derecesine göre dilatasyonu tekrar etmek gerekebilir. Eğer darlık asid reflüsü nedeniyle oluşmuşsa asid baskılayıcı ilaçlar tekrar darlık oluşmasını geciktirebilirler. Bazen doktorunuz komplikasyon riskini azaltmak için giderek artan kalınlıklarda balonlar kullanarak bir kaç seansta dilatasyon yapmak isteyebilir. Özellikle yemek borusu tümörleri ve yemek borusuna komşu organ tümörlerine bağlı darlıklarda uygun olan vakalarda balonla yapılan dilatasyon sonrasında yemek borusunun tekrar daralmasını önlemek amacıyla daralan bölgeye stent olarak adlandırılan metalik borular yerleştirmek de mümkündür. Bu tür bir uygulamanın gerekli olup olmadığına doktorunuz karar verecektir.

  • Çocuklarda endoskopi ile yabancı cisim çıkarılması

    Çocuklarda endoskopi ile yabancı cisim çıkarılması

    Küçük çocuklar yapılarındaki meraklılık ve araştırma özelliklerinden dolayı her türlü yabancı cismi ağızlarına götürmeye ve yutmaya eğilimlidir. Çocuklarda yabancı cisim yutma, 1 yaşın altındaki çocuklarda ölüm nedenleri arasında 5. sırada yer almaktadır.

    Sindirim sistemine kaçan yutulan cisimlerin çok büyük kısmı ise çocuğa zarar vermeden bağırsaklar yoluyla atılır. Özellikle zehirlenmeye ve bir yerde takılmaya neden olabilecek yabancı cisimler tanımlanmalı ve erken çıkartma işlemi yapılmalıdır. Çocuklar genellikle oyuncak parçaları, metal para, çivi, vida, pil gibi maddeler yutarlar. Temizlikte kullanılan kireç çözücü, deterjan, yumuşatıcı gibi sıvı yabancı cisimler içerdikleri asidik ya da bazik madde oranına göre yemek borusu ve midede hasar yapabilir ya da zehirlenmelere yol açarlar. Yutulan katı yabancı cisimlerin çok büyük kısmı ise yemek borusunun başlangıç kısmına takılır. Yemek borusunu geçip mideye ulaşan cisimler genellikle sorunsuz olarak kendiliğinden çıkarlar. Nadiren uzun/geniş cisimler mide çıkışında ya da ince bağırsak kalın bağırsak birleşim yerinde takılabilirler. Sindirim sisteminde takılan cisimlerin ise kimyasal ya da mekanik yollarla sıkıntı yaratma riskleri vardır. Özellikle piller ve mıknatıs parçaları bağırsak delinmeleri gibi önemli sorunlar yaratabilirler, bu nedenle acilen çıkarılmalıdırlar. Yabancı cisim yutma sıklığı %4’lere kadar varan yükseklikte saptanırken, en sık metal para yutma olayıyla karşılaşılır. Bu durum 6 ay ile 4 yaş arası çocuklarda sık olarak görülmektedir.

    Yemek borusunda takılan yabancı cisimlerde; yutma güçlüğü, yemeği reddetme, aşırı salya oluşması, kilo kaybı, kusma, göğüs ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, açıklanamayan ateş ve bilinç değişikliklerine kadar varan bulgular saptanır. Çocuğun muayenesinde bir şey saptanamayabilir, en önemli tanı aracı şüphelenmektir, özellikle oynarken ani morarma, öksürme, solunum sıkıntısı gibi öyküler önemlidir.

    Yabancı cisim yutma öyküsü ile başvuran hastanın hastane koşullarında yemek borusu ve midesi endoskopi aleti ile incelenir ve yabancı cisim çıkarılır. Erken tanı almış ve yabancı cismi çıkarılmış çocuklar hemen taburcu olabilirken, geç başvuran hastalarda yada sisteme hasar veren yabancı cisim olgularında uzun süreli hastane yatışı ve tedaviler gerekebilir.

  • Çocuklarda gastroözofageal reflü

    Çocuklarda Gastroözofageal Reflü

    Yemek borusu ağıdan alınana besinlerin mideye ulaşmasını sağlayan boru şeklinde bir yapıdır ve alt ucu bir kum saati gibi daralarak mide ile birleşir. Yemek borusunun daralan kısmını çevreleyen yuvarlak kaslar yemek borusunun kapalı durmasını sağlayarak, mideye geçen besinlerin tekrar yemek borusuna kaçmasına engel olur.

    Gastroözofageal reflü veya kısaca reflü mideki asit ile karışmış besinlerin ve asitin mideden yemek borusuna kaçmasıdır. Yemek borusunun alt ucundaki kapak her zaman kapalı olmadığından özellikle yemekten sonraki periodda kısa süreli reflülernormal olan bu kaçışlar çoğu zaman fark edilmez.

    Yemek borusunun alt ucundaki kapak 0-6 ay arasındaki bebeklerde tam olarak gelişmini tamamlamadığı için gevşektir. Bu aylarda tamamen sıvı gıdalarla (anne sütü veya formül mama) beslenen bebeklerde reflü oldukça sık görülürken (%40-60), 9-12. aya doğru katı gıdaların daha fazla tüketilmesi, bebeğin oturmaya başlaması ile birlikte azalır ve 1 yaşında geçer.

    Eğer reflü atakları sık oluyorsa, reflü sindirim sistemiyle veya solunum sistemi ile ilgili yakınmalara neden oluyorsa daha ciddi olan bu duruma “Reflü Hastalığı” denir. Mideden yemek borusuna kaçan asit, yemek borusunda tahrişe ve iltihaba neden olabilir.

    Bazı özel durumlarda ve hastalıklarda reflü hastalığı görülme riski artar örneğin, beyin ve omurilik hastalıklarında, serebral palside, kistik fibroz hastalığında, astımı olanlarda ve obez olanlarda olduğu gibi.

    Çocuklarda reflü hangi yakınmalara neden olur?

    Çocuklarda reflü yakınmaları çocuğun yaşı ile ilişkili olarak farklılık gösterir:

    Okul öncesi çocuklarda: Büyük çocuk ve ergenlerde:

    – kusma, mide bulantısı – ağızda veya boğazda asit tadı

    – iştahsızlık – karın ağrısı, bulantı

    – ağız kokusu – göğüste yanma

    – kilo kaybı – yutkunmada güçlük

    – geceleri artan öksürük nöbetleri – lokmanın boğazda takılması

    Bu yakınmaların nadir olarak herkesde görülebilir ancak bunların haftada bir kaç kez tekrarlaması ve çocuğun günlük aktivitesini etkilemesi “reflü hastalığı”na işaret edebileceğinden doktora danışmak gerekebilir. Ciddi kabızlığı olan çocuklarda yukarıda belirtilen yakınmaların bazıları görülebilir. Bu durumda öncelikle kabızlığın tedavi edilerek düzeltilmesi gerekir. Kabızlık geçtiği halde yakınmalar devam ediyorsa doktora danışmak gerekir.

    Bu sık görülen yakınmaların yanı sıra sık tekrarlayan veya uzun süren (kronik) bazı yakınmalarda reflü araştırması gerekebilir.

    Bunlar:

    Kuru öksürük, boğazda takılma hissi ve ses kısıklığı (larenjit)

    Boğaz ağrısı

    Hıçkırık

    Gece öksük atakları ve hışıltı

    Orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otit)

    Reflü hastalığı tanısında hangi testler kullanılır?

    Çoğu zaman hastadan alınan öykü yeterli olabilir ancak doktorunuz çocuğunuzun yakınmalarının süresi ve şiddetine gore daha ileri bir inceleme gerekip gerekmediğine karar verecektir.

    Bu amaçla kullanılan testler:

    ilaç içirilerek yemek borusu-mide filminin çekilmesi (baryumlu yemek borusu-mide filmi)

    endoskopi ve biopsi

    24 saat yemek borusu pH incelemesi

    Bu süre içinde çocuğun yakınmalarını hafifletmek için neler yapılabilir?

    – Yakınmaları arttıran besinlerden uzak durulmalıdır (çikolata ve kakao, yağlı gıdalar, cips, patates kızartması, gazlı içecekler).

    – Yatağın baş ucunu yerden 20-25 cm yükseltilmelidir.

    – Kilosu fazla ise çocuğun beslenmesini düzenleyerek kilosu kontrol altına alınmalıdır.

    – Yemekten sonra en az 1-1.5 saat yatar pozisyondan kaçınılmalıdır.

    – Gece sütü verilmemelidir.

    – Çocuğunuzun sigara dumanına maruz kalmasına engel olmalısınız.

    Prof. Dr. Deniz ERTEM

  • Çocuklarda sindirim sistemi hastalıklarında endoskopinin yeri ve önemi

    Endoskopinin tanımına geçmeden önce, kısaca Latincede en do kelimesinin iç anlamından, oskopi ise iç organların aletle incelenmesi anlamına gelmektedir. Gastroskopi ağızdan ışıklı bir aletle girerek yemek borusu, mide ve ince bağırsaklara kadar incelemeye, gerekli ise biyopsi ve müdahale yapamaya, yine kolonoskopi ise makattan ışıklı bir cihazla girerek kalın bağırsakların incelenmesine, biyopsi alınmasına ve gerekli durumlarda müdahale yapılmasına yarayan alettir.
    Çocuk çocuklarda sindirim sistemi yakınmaları sık olarak karşımıza çıkmakta ve bu hastalıkların tanı ve tedavisinde endoskopi çocuk gastroenterolojide sanıldığının aksine daha sık olarak kullanılmaktadır.
    Çocuklarda tekrarlayan karın ağrıları, kusma atakları, yutma zorluğu, uzamış ishal atakları ( iki haftayı geçen şekilsiz, yağlı, pis kokulu, miktarı veya sayısı fazla olabilir), karında şişlik, sindirim sisteminden kanamalar ( hem ağızdan hem de makat bölgesinden kan gelmesi), büyüme ve gelişme geriliğinin olması gibi belirtiler bazen ciddi bir rahatsızlığın habercisi olabilir. Bu gibi durumlar karşısında hızlı bir şekilde tanı koymamız ve tedaviye yönelik çözüm üretmemiz gerekmektedir. Gerekli kan tetkikleri, ultrasonografik tetkikler ve radyolojik incelemeler yanında endoskopi ile de hem tanıya tanısal hem de tedavi edici girişimler yapabilmemizi sağlar.
    Sindirim sisteminin üst kısmından olan kanamaların en sık nedeni midede oluşan ülser kanamalarıdır. Ülser yoğun bakımda yatan hastada strese bağlı gelişebileceği gibi bazen de üst solunum yolu enfeksiyonunda kullanılan aspirin, ibuprofen, kortikosteroid gibi ilaçlar sebebi ile de olabilir, yine helikobakter pylori gastriti veya ülseri zemininden de kanamalar görülebilir. İnce bağırsağın başlangıç kısmından da ülserlere bağlı kanamalar görülebilir. Doğumsal damarsal malformasyonlar, hemanjiomlar ( sindirim sistemindeki gül lekeleri ) diğer üst sindirim sistemi kanamasının daha az karşımıza sebepleridir.
    Üst solunum yolu enfeksiyonları sonucu öğürtü ve kusmalarla yemek borusu alt ucunda oluşan yırtıklar (mallry weis yırtıkları), gastroözefagial reflü hastalının yemek borusunda yapmış olduğu erozyonlar üst sindirim sistemi kanamalarının yemek borusuna bağlı sebepleridir.
    Yine kanama pıhtılaşma bozuklukları erken çocukluk çağında sindirim sisteminden kanamaya neden olabilir. Bu gibi durumlarda gastroskop ile inceleme yaparak kanamalı çocukta kanamanın yerini tespit edebilir ve endoskop yardımı ile aynı endoskopi seansında gerekli müdahaleyi yapabiliriz.
    Bazen de üst sindirim sistemi kanaması ciddi bir karaciğer hastalığının kronik karaciğer hastalıklarının ilk bulgusu olarak karşımıza çıkabilir. Bu gibi durumlarda hastanın durumu stabilleştikten sonra hızlı bir şekilde yemek borusunda oluşan varislere yönelik olarak girişimler yapmak hayat kurtarıcıdır. Siroz, kronik karaciğer hastalığı, karaciğere giden ve karaciğerden çıkan damarda tıkanıklık gibi sebeplerle yemek borusu etrafında oluşan varislerden oluşan kanamalar yaşamı tehdit edip ani volüm kaybından şok ile çocuğun ölümüne neden olabilir. Bu yemek borusundaki varisler tespit edilir edilmez gerekli uygun ortam sağlanıp yemek borusu etrafındaki varisleri söndürmeye yönelik olarak bant ile varisler boğulmalı eğer o an için bant sağlanamamış ise varisleri içine ve etrafına varis söndürücü (siklerozan madde enjekte) edilmelidir.
    Uzamış ishale nedeni olan buğday unundaki gluten isimli proteine karşı alerji (çölyak hastalığı ) ve diğer incebağırsak kökenli emilim bozukluklarının tanısında da endoskop ile alınacak biyopsinin patolojik incelenmesi tanı koydurucu özelliğe sahiptir.
    Yine üst sindirim sisteminin incelenmesine yönelik olarak kullanılan gastroskop yemek borusundaki doğumsal ve sonradan oluşan darlıkların tespiti ve balon ile dilatasyonu (genişletilmesi) içinde kullanılmaktadır.
    Çocuklar sık olarak etrafındaki cisimleri ağızlarına götürürler madeni bir para, toka toplu iğne, nazarlık bazen yüzük olabilmektedir. Bunları yatabilirler bunlar soluk borusuna kaçabileceği gibi sindirim sisteminin dar olan kısımlarında da takılı kalabilirler. Bunlar röntgen filmi ile görülebilirler sindirim sistemini terk edip etmedikleri takip edilmelidir. Eğer yemek borusu darlıklarından birinde takılmış ise acil olarak endoskop ile çıkartılmalıdır. Midedeki yabancı cisimler sindim sisteminin hareketleri ile sindirim sistemini terk edebilir eğer bu gerçekleşmiyor ve yabancı cisim midede kalıyor ise endoskopik olarak bu yabancı cisimler çıkartılabilir.
    Bazen beslenme sorunu olan kistik fibrozis hastalığı, kanser, metabolik hastalık, nörolojik problemleri sebebi ile yutma problemleri yaşayan, beslenme yetersizliği ve kilo alım problemleri olan hastalara endoskop ile girilip karın ön duvarından açılan beslenme yolu ile hastanın beslenmesi başarı ile yapılabilmektedir.
    Endoskopi alt sindirim sistemi hastalıklarının tanısında da kullanılabilmektedir. İnflamatuvar barsak hastalıkları ( ülseratif kolit ve chron hastalığı), polip ve soliter rektal ülserlerin tanısında alt sindirim sisteminden kanamaların yerinin tespitinde kullanılabilmektedir.
    Kısaca özetleyecek olursak sindirim sistemi rahatsızlıklarının tespiti ve tedavisinde kullanılan endoskopi erişkin gastroenterolojiden sonra çocukluk çağında da yerini almaya başlamıştır. Bursa Dörtçelik Çocuk Gastroenteroloji Bölümümüzde endoskopu tanısal amaçla kullanmamızın yanında yemek borusundaki varislere yönelik olarak bant ligasyonu ve/ veya sikleroterapi yapılabilmekte, yaban cisimleri gastroskop ile çıkartılabilmekte, sindirim sisteminden beslenme desteği için perkutan endoskopik gastrostomi (endoskop ile karın duvarından eslemek için tüp yerleştirilmesi ) işlemleri ve alt sindirim sistemine yönelik kolonoskopik girişimler yapılabilmektedir.
    Her şey yarınları emanet edeceğimiz çocuklarımızın iyiliği ve sağlığı için…