Etiket: Yaş

  • Metabolizmayı hızlandırmak mümkün mü ?

    Bazal metabolizma bir insanın istirahat halinde günlük yaşamını idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu minimum kaloridir. Metabolik hız; bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesini ifade eder. Metabolizmanız yeterince çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülüyor ve bu enerji eksiksiz olarak yakılıyor. Bunun aksine metabolik hızınız genetik olarak yavaş çalışıyorsa ya da hastalık gibi herhangi bir nedenden dolayı yavaşladıysa, besinleri enerjiye ve kaloriye dönüştürme kapasiteniz azalıyor. Bunun sonucunda ise; fazla kaloriler yakılamıyor, yağlar depolanıyor ve kilo artışı görülüyor. Metabolizmanızı hızlandırmak için işte size öneriler.

    1.Kas oranını artırıp, vücut yazını azalmak

    Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirlerine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanırlar. Kaslı vücuda sahip olan kimselerin, daha az vücut yağına sahip olmalarından dolayı, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik çalışma, vücut geliştirme, fitness ve benzeri aletli programlan uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha yüksektir ve dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.

    2.Hormonların etkisi

    Yaşınız ilerledikçe buna paralel olarak metabolik hızınız da yavaşlıyor. Öyle ki, 20’li yaşlardan sonra vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2 – 3 daha az enerji yakmaya başlıyor. Bunun sebebi menopoz gibi hormonal faktörler de devreye girince metabolizmanızın yavaşlamasıdır. Diğer taraftan, yaşımız ilerledikçe azalan bedensel aktivite düzeyi, kas kitlesinde azalmaya ve yağ depolarında artmaya yol açıyor. Metabolizma hızı yavaşladığı takdirde, obezite oluşma riski artıyor. Obeziteye eğilimli kişilerde görülen en önemli özellikler aşırı iştahın yanı sıra, yağ yıkımının azalmış olması. Yağların fazla alınması yağ yıkımını engeller. Dolayısıyla yağ tüketimi, günlük besin tüketiminin yüzde 30’unu aşmamalıdır.

    3.Haydi egzersiz yapalım

    Egzersiz yapmak ve kas kitlemizi artırmak metabolizmayı hızlandırmanın en etkili yoludur. Peki egzersiz sırasında yağ yakmak için kalp atışımız kaç olmalıdır ?
    Aerobik karakterde bir çalışma sırasında maksimum kalp atım sayınızın (MHR) belirlenmesi, çalışma amaç ve verimi açısından önemlidir. Bu sayı şöyle hesaplanır: 220 – yaş formülü bu hesap için kullanılır. Buna formüle göre 20 yaşındaki bir kişinin, “Maksimum kalp atım sayısı” 200, 50 yaşındaki bir kişinin ise 170 dir. Aerobik çalışma sırasında nabzınız (HR); maksimum kalp atım sayınız ( MHR ) x % 50’si ile MHR x % 80’i arasında değişmelidir. Bu aralığa “Faydalı Antrenman Sınırı”(Training Effect Zone) denir. Bu hesaba göre, 20 yaşındaki bir kimsenin nabzı (HR), 100 ile 160 sayısı arasında değişmelidir. Bunun üstünde bir nabız sayısı daha fazla aerobik bir fayda sağlamaz.

    Düşük metabolizma hızının yarattığı kilolardan kurtulmanın en kolay yolu, düzenli egzersiz yapmaktır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız, daha çok egzersiz yapmalı ve daha çok yağsız kas kitlesine sahip olmalısınız. Yani, ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız.

    4. Yeşil çay

    Yeşil çay da krom, manganez, selenyum ve çinko gibi ve bazı mineraller, bitkisel A vitamini, E vitamini, C vitamini bulunur. Bu içeriği yeşil çayı güçlü bir antioksidan yapar. Yeşil çayda bulunan ‘epi-gallo-kateşin-3-gallat’ adı verilen ve kısaca EGCG olarak isimlendirilen bir biyolojik öğenin vücuttaki yağ yakım hızını artırarak obeziteyle savaşmada rol oynayabileceği bildirilmektedir. Çeşitli çalışmalarda yeşil çayda bulunan kateşinlerden yüksek oranda alan kişilerin total, deri altı karın yağlarında ve trigliseridlerinde büyük düşüş gözlendiği bildirilmiştir. Araştırmacılar, yeşil çayla alınan kateşinin, sindirim sisteminde enzimlerin aktivitesini yavaşlatarak ve kalorilerin bağırsaklar tarafından emilimini azaltarak, kilo kaybını artıracağı üzerinde durmaktadır. Ortalama bir kupa yeşil çayda, 50-150 mg. arasında polifenol bulunmaktadır. Önerilen miktarsa günde 2-3 kupa yeşil çay veya 100-750 mg./yeşil çay ekstresi almaktır.

  • Lazer akupunktur ile her yaşta obezite tedavisi

    Soft Lazer ile Obezite Tedavisi

    Bu uygulama Modern Tıp ve Tamamlayıcı Tıbbın verimli bir kombinasiyonudur diyebiliriz.”Doğal yollardan tedavi” ,felsefesinin sağlam yapı taşlarına basarak , gün güne ilerleyen Teknoloji den yararlanarak ,maksimum sağlığa kavuşmanın en zararsız yollarını bulmak biz hekimlere düşmektedir.

    Lazer Akupunktur da kullanılan Lazer‘in ,başka adları’’ Soft Lazer’’, ‘’ Cold Lazer’’ ve ışık tedavisi( light therapy) dir.

    Soft Lazer tedavisinde , düşük güç ( low- intensity) ve ISISIZ olan (non thermal) bir ışın kullanılmakta.. FDA ( U.S Food Drug Adminstration ) tarafından onaylanmış bu teknoloji yan etkisiz ,ağrısız , invazif olmayan ve en önemlisi çok yönlü onarıcı etkiye sahip olduğundan dolayı Avrupa ve Amerika da popüler hale gelmekte.

    Araştırmalara göre Soft Lazer ışınları dokulara nüfuz ettikten sonra bozulmak üzere olan hücreler tarafından emilir,ve onarım prosesini hücresel bazda başlatır . Alınan yiyeceklerin enerjiye dönüşmesini kolaylaştırarak metabolizma yükselir ve aşırı yağ birikmesi önlenir.Besinlerin uygun hazm edilmesi hazımsızlığı ortadan kaldırır. Özel Vücut ve kulak noktalarınından uygulanarak kilo vermek daha başarılı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşir.

    Lazer Akupunkturun stresi azaltma, negatif duyguların kontrolü gibi etkileri de kilo vermeye çalışan kişilerde daha başarılı sonuçlar almaya yol açar.

    Stres her ne kaynaktan olursa olsun ( hayat şartları, aile ilişkileri, iş sorunları vs), beynimizi, ağzımızı,midemizi, karaciğeri, dalak , pankreası aşırı faaliyete itiyor. Sonuçta stresli olduğumuzda ( genelde) daha fazla yemek isteği duyuyor ve yavaş yavaş kilo alıyoruz. Bu günkü modern hayat şartlarında ister istemez, ne kadarda fiziki işler açısından rahat görünürsekde bu hızlı değişimlere adapte olup ayak uydurmamız bile fark etmeden büyük bir stres kaynağı oluşturmaktadır.. Dış stresleri azaltma gibi bir şansımız olmadığından, iç güçlerimizi strese karşı , harekete geçirmek zorundayız.

    21. yüzyıl insanının psikolojik ve onun devamında bedensel olarak ortaya çıkan bir çok hastalığını, sadece ilaçlarla çözülemeyeceğini yaşıyor ve duyuyoruz.Bence Tamamlayıcı Tıbbın( Akupunktur, Lazer Akupunktur, Hipnoz vs )bu doğal onarıcı ve iyileştirici gücünden Beden –Beyin-Ruh üçlüsünün güçlendirmesi için yararlanmak gerekir. Evinize doğru araba sürerken şiddetli yağmura yakalanırsanız silecekleri açmazsanız her günkü gittiğiniz yolu bile şaşırabiliriz.Bunun için Strese karşı da tedbir almalıyız .

    Kilo Fazlalığı Sağlığımızı Nasıl Etkiler:

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar:

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.
    Safra kesesi hastalıkları
    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).
    Uyku apnesi
    Astım
    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)
    Gebelik Komplikasyonları,
    Period düzensizlikleri,
    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)
    İdara kaçırma ( stres incontinence)
    Cerrahi riskinin artması,
    Psikolojik problemler( pnsycosocial)
    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz ?

    Vücut Kilo Endeksi(Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.

    Bu rakamlara bir göz atalım ;

    Zayıf <18

    Normal =18-24(arası)

    Kilolu =24-30(arası)

    І .derece Obez 30-40

    И.derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü:

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda Erkeklerde

    Normal <94 cm

    Normal <80 cm Riskli 90-102cm

    Riskli = 80-88 cm arası Yüksek Riskli > 102 cm

    Yüksek Riskli >88

    Lazer Needle’in Obezitedeki etkileri :

    Araştırmalar Laser Akupunkturun zayıflamada önemli bir yere sahip olduğunu açıklıyor. Uygulama ,doğru yapıldığında bu etkiler ışığında kilo vermeyi sağlar.

    · Merkezi sinir sisteminde ( CNS) açlık merkezini bastırarak iştahı azaltır.

    · Hypothalamusta( CNS) da ventromedial nuclei faaliyete geçirip, zindelik ve canlılığı artırır.

    · Kulakta ,vagus sinirinin Avrikular dalını uyararak serotoin düzeyini kanda artırır. Bu ikisi de mide duvarının düz kaslarını tonifiye eder, neticede geç acıkma ve çabuk doyma hissini sağlar. Mide yanma – ekşime hissi azalır.

    · Bağırsakların hareketleri salgılanan serotonin sayesinde düzenlenir.

    · Akupunktur tedavisi sonrası, beyinde salgılanan endophin ( mutluluk hormanu) ve dopamin sayesinde stres ve depresyon belirtileri ortadan kalkar.

    · Çalışmalar ,Laser Akupunktur tedavisinden sonra beta enderphinlerin kanda yükselmsi ve takiben lipolithic (enerji sağlanması için yağ dokusunun harekete geçmesi) prosenin başlanmasını açıklıyorlar.( International Journal of nevroscience 2006Mehmet T.Cabioğlu)

    Lazer Needle Obezite tedavisi ne kadarsürer?

    Ayda 3-4 kg kilo vermek hedeflenir. Bu hızın üstüne çıkmak , vücut metabolizmasına zararlı olabilir. Tedavi süresi tamamen kişinin vereceği kilo miktarına bağlıdır.Kilo verme hızımız yaklaşık ayda 3-4 kg ayda ise 10 kilosu fazla olan bir kişide 2-2,5 ay gibi bir tedavi periodu ön görülür. Seanslar haftada 1 veya 2 kez hedeflediğimiz kiloya ulaşana kadar yapılır. Hedef kiloya ulaştıktan sonra koruma pogramına devam etmek eski alışkanlık ve kiloları geri almamak için ilk sene programında , seans araları gitgide uzatılır.İlk senedolana kadar 2. sene 6 ayda bir bile yeterli olabilir.

    Çocuklarda Obezite:

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir:

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir.

    · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar.

    · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir.

    · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz:

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir.

    Bu yüzden ,erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanılır(açlık hissi nin kontrol altına alınması,midenin toparlanması vs.),sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına,çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanır.

    Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

    Soft Laser çocuklarda her hangi bir yan etki yapmaz ve başka çocuk hastalıklarında (Alerji ,Astım,Gece altını ıslatma)da etkili tedavi yöntemlerinden biri sayılır.

  • Depresyon eğitim programı

    Depresyonla başa çıkmada ilk adım depresyonu anlamaktır. Nedir?, ne değildir?, mekanizması nedir ve bizde hangi belirtilere sebep olur? Gibi bir kaç sorunun cevabını bilmek yolun yarısıdır. Depresyon çökütülü ruh hali ile beraber bazı fiziksel belirtilerin üç haftadan daha fazla devam etmesidir. Bedensel belirtilerden uyku bozukluğu (aşırı uyku veya uykusuzluk,uykuya dalamama veya sık uyanma veya sabah erken uyanma), iştah bozukluğu (iştahsızlık veya aşırı yemek yemek), yorgunluk ( özellikle sabahları yorgun ce bitkin uyanma), dikkat kaybı, unutkanlık gibi belirtilerin; içe kapanma, kendini çevreden izole etme, yaşamdan keyif alamama, ajitasyon, günlük aktiviteleri yapmaa zorlanma, kişisel bakımda zorlanma, değersizlik duyguları, suçluluk duyguları, ölüm ve intihar düşünceleri gibi zihinsel belirtilerle ortaya çıkması tanıyı düşündürür. Depresyonun % 90 nı hafif ve orta şiddette olup, ömrü 9 aydır. Kadınlarda iki kat fazla olmasının sebebi, kadınları beyinlerinde ki farklı merkezleri daha sık kullanmaları sebebi ile endişeye yatkın olmalarıdır. Çünkü ‘Bugünün endişesi yarının depresyonudur.’ Bu sözü bilimsel bazda açıklayalım. Endişenin sebep olduğu Aksiyete veya öfke REM uykusunda artışı, derin uykuda azalmaya bu da sabah yorgun ve bitkin uyanmaya neden olur.

    Endişeli düşünce Tarzı Depresyon döngüsünü anlamamız için kısaca uyku döngüsünden bahsedelim. Her gece gözümüzü kapadığımıza uyku döngüsü başlar ve dört bölümden oluşur. REM (rapid eye movement-hızlı göz hareketleri) uykusu depresyonda önemli rol oynayan bölümdür. Normalde REM uykusu, uyku döngüsünün dörtte birini kapsar. Beyin REM uykusunda çok aktiftir. REM uykusunda ki beyin dalgalarının görünüşü yanıklıkta ki beyin dalgalarına benzer. REM uykusunda beyin, günlük yaşamınızda ifade edemediğiniz duyguları nötralize eder. Endişeli bir düşünce yapınız varsa ve yaşamınızda bir dönüm noktası yaşıyorsanız ki bu genellikle bir kayıp duygusudur; endişe seviyeniz çok artar. Beyninizin REM uykusunda ki yükü artar ve bu artmış (normalden fazla ) endişeyi beyninizin nötralize etme süresindede artış olur. REM uykusu uzar ve uyku döngüsnün dörtte birinden daha fazlasına taşar ve bu aktivite sizin sabah yorgun ve bitkin uyanmanıza sebep olur. Yorgun uyandığınızda kendinizi daha endişeli bulursunuz. ‘Ben bugünü bu yorgunlukla nasl çıkaracağım?’, sorusu zihninizde belirir ve depresyon döngüsü hız kazanmaya başlar. Bu durm bize çözüme giden yolu gösterir. Eğer problemi net bir şekilde biliyorsanız, çözüm karşınızda demektir. Depresyonda da ASIL problem endişeli düşünce yapısının zeminde yer aldığı bir kişide yaşadığı kayıp duygusunun REM uyku süresini uzatması ve kimyasal yani bedensel ve zihinsel belirtilere yol açmasıdır. Çözüm, endişeyi ele almaktır. Sorun odaklı düşünce tarzından çözüm odaklı düşünce tarzına yöneltmek; siyah-beyaz, ya hep ya hiç düşünce tarzında aranlanma sağlamaktır yani terapi programlarıdır.

    Depresyonun genetik olmadığına dair çalışmaların sonuçları, dünyanın dört bir yanından elimize ulaşırken, depresyon kaderiniz olabilir mi? Size iyi bir haberim var. Depresyon kaderiniz değildir. Son on yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan çalışmalar, depresyonun genetik olmadığını göstermiştir. Human Givens enstitüsünün 2000 hasta üzerinde yaptığı araştırmada, 1958 yılında doğup 30 yaşına gelenlerde ki depresyon oranı ile 12 yıl sonra 1970 yılında doğup 30 yaşına gelenlerde ki depresyon oranı karşılaştırıldığında, 1970 te doğanlarda depresyonun iki kat fazla görüldüğü gösterilmiştir. Bu kadar büyük bir artışın genetik olabilmesi için yüzyıllar gereklidir. Peki nasıl iki kat artmış olabilir, 12 yıl gibi bir sürede. Yaşamımızda strese düşen payın gittikçe artması ve stresle başetme becerimizin aynı hızda artmaması, bu sorunun cevaplarından biridir. Evet, depresyonunuz çocuklarınıza geneke olarak aktarılmaz ama endişeli düşünce tarzınız çocuklarınız tarafından modellenebilir. Buda onları depresyona daha yatkın yapabilir. Çocuklarınızı bu problemden korumak istiyorsanız kolları sıvayın. İş sizle başlıyor. Yaşama sorun çerçevesinden bakış açınızı çözüm penceresine çevirmeniz gerekiyor. Depresyonun bedensel ve zihinsel belirtilerinde ki çeşitliliği sebebi ile çocuklarda, yaşlılarda ve ergenlerde kolayca gözden kaçırılabilir. Bu yaş guruplarında ki kişilerde herhangi bir davranış değişikliğinde depresyonu akılda bulundurmak gerekir.

    Gördüğünüz gibi korkulacak bir şey yok. Bilmek yolun yarısı. Hasta eğitim sürecinde hastaya endişe ile baş etme teknikleri gösterilir. Hastaya, günlük bazda, gittikçe artan oranlarda zihinsel ve bedensel aktiviteler önerilir. 7-11 nefesini öğretilir; sabah ve akşam 11 kez yaptığında Endorfin seviyesini ne kadar artiracağını ve bunun nasıl bir destek olacağını öğretiriz. Omega 3 desteğinin önemini vurgulanır . Omega 3 beyinde kimyasalların dağıtılmasında önemli bir rol oynar. Bu eğitim sürecinde kişinin düşünce tarzında önemli bir değişim ve dönüşüm sağlanır.

    Bol güneşli günler dileğiyle…