Etiket: Yaş

  • Ergenlik Dönemi neden zor geçiyor ?

    Ergenlik Dönemi neden zor geçiyor ?

    “Ergenlik dönemi neden zor geçiyor?” diye düşündünüz mü hiç?
    Ergenlik dönemi neden zor geçiyor diye düşündünüz mü hiç? Çünkü sistemdeki bir kişideki bir değişiklik sistemin diğer unsurlarında da değişikliğe yol açıyor… çünkü onlar ergenlik dönemine girdiğinde bizler de orta yaş dönemine girmiş oluyoruz.
    Talat Parman, “Ailenin yaşam döngüsünde ergenlik krizinin” yeri adlı makalesinde ergenlik krizinin ailenin yaşam döngüsünde üç temel öğesinden bahsediyor: kimlik, cinsellik ve ayrılık
    Parman, makalesinde ergenlik dönemine giren ve kim olduğunu sorgulayan gencin yalnız olmadığından bahsediyor. Ergenin “ben kimim?”, “Nasıl biri olmalıyım?” sorularını sorarken, orta yaşlarında olan anne babanın da “ben kim oldum?”, “Olmak istediğim bu muydu?” sorularını sorarak geride bıraktıkları tüm yaşamlarını sorguladıkları bir döneme girdiklerinin altını çiziyor.
    O zamana kadar anne babaya ait olan cinselliğin, artık ergenlik dönemine giren gencin de ilgi alanına girdiğinin altını çizen Parman, anne baba gibi bir sevgiliye sahip olmak isteyen gencin evin dışına yöneleceğinden bahsediyor.  Ergenin dışarıya yönelmesinin ise anne-baba olmanın ön plana geçtiği 15 yılın sonunda yeniden kadın erkek olmanın ön plana geçtiği bir ilişkiye dönmeleri gereken anne baba için bu dönem kolay olmayabileceğinin altını çiziyor.
    Krizin çözümlenmesinin ise son adımının ise ergenin gidişini… kendi hayatına yönelişini ebeveynin kabullenmesi olduğunun altını çizen Parman, ergenin kendini ayrılığa hazırlamasının ise ancak anne babanın buna izin vermesi ile daha kolay bir hal alacağının altını çiziyor ve en sonunda ekliyor:
    “Oysa anne baba kuşağı çocuklarından ayrılmaya ne kadar hazırdır? Terk edilme duygusuna ne kadar katlanabileceklerdir? Ya da kendilerini artık bütünüyle değersiz hissetmeye?”
    Bilemedim… anne babalarımız ne kadr hazırdı bizim gidişimize… bilemedim biz ne kadar hazırız çocuklarımızın bu gidişlerine…

  • 1 yaş altındaki bebeklerde etik sünnet

    1 Yaş Altında Etik Bursa Sünneti

    Etik Bursa Sünnet ve Çocuk Cerrahisi Kliniğine başvuran çoğu aile çocukları hangi yaşta olursa olsun lokal anestezi ile uyutmadan sünnet yaptırmak istiyor. Lokal anesteziyle sünnet yapmak teknik olarak mümkün olsa da tıbben her yaşta lokal sünnet uygun olmayabiliyor. Biz 1 yaş altında lokal anesteziyle sünnet yapılmasını uygun buluyoruz. 1 ile 5 yaş arası çocuklarda psikolojik etkileşimlerden dolayı genel anestezi uyguluyoruz.

    1 yaş altında lokal anestezi ile sünnet öneriyoruz…

    1 yaş altında bebekleri olası genel anestezinin risklerinden korumak aynı zamanda bebeği uzun süre aç tutmak zorunda bırakmamak için çoğunlukla lokal anestezi ile sünnet yapıyoruz.

    Bebeklerde Etik Sünnet

    Sünnet öncesi muayene…

    Sünnet öncesi bebekleri görüp muayene etmek; olası riskleri belirlemek, aileye eksiksiz doğru bilgileri verebilmek, varsa sünneti etkileyebilecek tüm sağlık sorunlarını değerlendirebilmek, ailenin doğru şekilde korkmadan hazırlanabilmesini sağlamak açısından önemli. Bu nedenle biz bebekleri sünnet öncesi tanışma toplantısında değerlendirdikten sonra sünnet gününü , sünnet ortamını, anestezi yöntemini belirliyoruz. Aileye gerekli bilgilendirmeleri yapıp onların onamlarını alıyoruz.

    Sünnet öncesi tanışma görüşmemizin kısa bir özetini Dr. Erdal Karakaya youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

    Sakinleştirici vermeden sünnet…

    Genel bir yaklaşım olarak bazı kliniklerde ve birçok hastanede bebeğin sünnet sırasında rahat kalabilmesini sağlayacak sakinleştiriciler (sedasyon) kullanılmaktadır. Seçilmiş durumlarda gerekli önlemlerin alınmasıyla iyi sonuçlar alınabilmekle birlikte sakinleştirici verilen pek çok vakada çeşitli nedenlerde sakinlik değil ajitasyon görülebilmektedir. Yine sakinleştirici verilen pek çok vakada işlem sonrası bebeğin annesiyle bağlantısı kopmakta yaklaşık 2 saat süren emememe uykuya dalamama gibi bulgularla kendini belli eden huzursuzluk yaşanmaktadır.

    Biz özel durumlar haricinde bebeklere lokal anestezi ile sünnet sırasında sakinleştirici vermiyoruz.

    Uyuşturucu krem kullanımı…

    Sünnet günü bebekler kliniğimize geldiklerinde öncelikle iğne ile lokal anestezilerini yapıyoruz. İğne sırasında ağrı duyulmaması için uygun lokal anesteziklerin krem şeklinde uygulanması yararlı oluyor. Yine iğne öncesi sprey ağrı kesiciler kullanıyoruz.

    Lokal anestezi verilmesini takiben bebekler en az 10 dakika anne kucağında kalıyor. Bu bekleme süresi lokal anestezinin etkisinin tamamen oluşması, bebeklerin sakinleşip ortama alışması için önemli.

    Sünnet Tekniği

    Sünnette dikişli yada dikişsiz pek çok yöntem kullanılabilir. Biz sünnet tekniğini bebeğin yaşı, pipinin durumu değerlendirilip yöntemin ayrıntılarını tanışma toplantısında aileye anlatıyoruz.

    Aile Yanında Sünnet

    Anne babanın bebeğin yanında olması hem anne babayı hem de bebeği rahatlatıyor. Bebeğin yaşına göre dizeyn edilmiş, yaşına ve ihtiyaçlarına göre tamamlanmış ortamda sünnet sırasında bebekler daha mutlu oluyor.

    Çok kalabalık ortamda genelde bebekler huzursuz oluyor. O nedenle sünnet için gelen diğer aile bireyleri diğer salonda çaylarını yudumlarken monitörden sünnet odasını takip edebiliyorlar.

    Sünnet Sonrası Toplantısı…

    Sünnet sonrası evde yapılacaklar ile ilgili ayrıntılı bilgilendirme yapıyoruz. Sünnet sonrası önemli günlerde mutlaka ailelerle telefonla bağlantı kuruyoruz. Sünnet sonrası yapılacaklarla ilgili videomuzu Dr. Erdal Karakaya youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

  • DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU)

    DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU)

    DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU DEHB

    Pek çok kanaldan gelen uyarılara karşılık vermeye çalışıyor. Hem sizi dinliyor hem birine laf yetiştiriyor hem de televizyondan birşeyler izleyebiliyor. İstem dışı pek çok şey onun gözlemine takılır siz dikkatinizi 2-3 şeye verirken o aynı anda 10-15 şeyle ilgilenir. Bu onu zorlar ve zamanla sadece bir şeye odaklanmayı tercih eder ve diğerlerine kapatmaya başlar. “İstediğinde yapar” düşüncesi de buradan kaynaklanır. . Sürekli hareket halinde ve etkileşim içerisinde oluyor. Elleri dursa, ayakları durmaz. Uzun süre aynı yerde oturamazlar ve çok konuşmaları bitmez tükenmez enerjileri dikkat çekerler. Davranışlarını organize edemezler ve planlı çalışamazlar. Genellikle, sonunu düşünmeden eyleme geçerler. Tehlikeyi kestiremezler ve çok zaman küçük kazalara maruz kalırlar. Yaramazlık gibi görünen pek çok davranışın altından Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu çıkabileceğine dikkat çekmek istiyoruz.

    DEHB Nedir?

    Dikkat ve Hiper Aktivite Bozukluğu olarak tanımlanan bu tanı ilk önce 1960’dan günümüze pek çok araştırmaya konu oldu. Merak edilen şu bu bir hastalık mı, davranış bozukluğu mu? Çözümü tedavisi var mı?

    Belirli bir oranda hareketlilik normal kabul edilebilirken aşırı enerjisini kontrol edemeyen ve içinde bulunduğu şartlarda uyumu yitiren çocuklar kontrol dışı bu fiziksel aktiviteyle nasıl baş edebileceği öncelikle öğrenmesi, buna neden olan beslenme, eğitim, terapi ve tercih edilmese bile ilaç desteği de alması kaçınılmaz olur. Hiperaktif bir çocuğun sakinleşmesi içinde bulunduğu rahatsız edici halden çıkması için yardım alması gerekir.

    Hiperaktif Bir Çocukta En Belirgin Davanış Bozukluğu Nedir?

    Aşırı enerjik, dikkatini bir konuya verirken başka bir konuya oradan da başka bir konuya kaymasına engel olamayan, duyularından peş peşe aldığı dürtülerin baskısı altında kalıp sağlıklı seçim yapamayan ve bu nedenle başladığı işleri yarım bırakan kişilerdir.

    Hangi Yaşta Anlaşılabilir?

    Hiperaktivite en yaygın 2-6 yaş arasında fark edilir. Erkek çocuklarda en az 4 kat daha fazla görülür. En belirgin özellikleri düşünmeden dürtüsel hareket eder bu da yanlış kararları vermesine sebep olur.

    Benim Çocuğum Neden Hiperaktif

    Maalesef bunun cevabını net bir şekilde vermek mümkün değil. Bu durumda muhtemel nedenler üzerinde durulabilir. Zor bir hamilelik dönemi, anne ve babanın çocukluğunda benzer bir durum yaşayıp yaşamadıkları. Gıdalarda bulunan katkı malzemeleri (renklendirici ve bozulmayı önleyen kimyasallar). Aşırı bilgisayar oyunları, sosyal ve duygusal olaylar, ailede birinin ölümü, ailenin sık yer değiştirmesi hiperaktiviteyi körükleyebilir.

    Beyin Hareketleri

    Araştırmalar gösteriyor ki bazı hiperaktif çocuklarda sinir sisteminin farklı işliyor. Bu kişilerde sosyal etkilerle oluşan hiperaktiflerden farklı nörolojik kökenli olanları da olduğu söylenebilir. Bu çocuklar her ortamda motor yetileri düzensiz çalışıyor. yazdığı, çizdiği eksiklik ve düzensizlikler günlük yaşamda sürekli kendini tekrar ediyor. Nörolojik tip hiperaktivite toplumun yüzde 4’ünü etkilemektedir. Buna karşın ruhsal tip hiperaktivite de bu oran yüzde 20’dir. Yani ortalama her sınıfta 2 öğrenci bu sorunları yaşayabilir.

    Dikkat Eksikliği Ölçütleri

    1 – Belirli bir eyleme dikkat vermede zorlanma.

    2 – Dış uyaranlardan çok etkilenme ve çabuk dikkat dağılması

    3 – Dikkatsizliğin sebep olduğu hatalarda artış.

    4 – Başlanan işi sonuçlandıramadan yarım bırakılması.

    5 – Göz temasını yetersiz kurması.

    6 – Birden fazla işi ayn anda yapmaya çalışma.

    7 – Düşünmeyi sevmemek ve acelecilik.

    Dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden belirtiler neler?

    • Düzensiz ve dağınık çalışma

    • Aşırı hayal kurmak ve tutarsızlık

    • Bütünü düşünmekte güçlük ayrıntıya takılmak

    • Gereğinden çok detay hatırlama veya önemli bilgileri unutma.

    • Uyku düzensizlikleri

    • Sosyal ilişkilerde sorunlar

    • Öfke ve sinirlilik

    • Öz saygının azalması güven problemleri

    Dürtüsellik:

    • Soruları dinlemeden cevap vermeye çalışır.sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme

    • Sıra beklerken yerinde duramaz

    • Sık sık söz keser konuşmalarda araya girer.

    • Yaptığı/yapacağı işi sonucunu düşünmeden yapar

    Bütün bu sorunların hepsi çocuğunuzda bulunmayabilir ancak bu belirtilerden ne kadar fazla ise bu tanıyı destekler.

    Bunun yanında kişilik özelliklerine bakıldığında sıcak kanlı, enerjik, yaratıcı, sıcak kanlı, empati sahibi, çabuk arkadaşlık kurabilmesi de olumlu yönleri olarak değerlendirilebilir.

    Bu belirtilerin yanı sıra bu kişilerde; enerjik olma, yaratıcılık, sıcak kanlı ve cana yakın olma, esneklik, hoşgörü, risk alabilme gibi olumlu özellikler de görülebilir. Nörolojik belirtiler arasında; huzursuz bacak sendromu, uykuya geçmekte güçlük çekmek, bacaklarda karıncalanma, bacaklarda, sabah zor uyanmak vb. özellikler görülebilir.

    Teşhis için nereye müracaat edilmeli?

    İlk müracaat yeri bu alanda uzman bir hekim olmalıdır. Gözlemlediğiniz belirtiler başka sorunların varlığından da kaynaklanabilir ve bu kan tahlilleriyle belirlenebilir. ( Kurşun zehirlenmesi, hipertroid). Rutin testler yapıldıktan sonra DEHB tanısı kesinleşirse çocuğunuza ilaç başlamak isteyebilirler. Bu tür tedavilerde kullanılan ilaçların sayısı çok sınırlıdır.  Tedaviye İlaç başlansın veya başlanması bu konuda bilişsel ve bilinçaltına yönelik uygulamalardan yararlanmak üzere bu konuda deneyimli psikologlardan yardım almalısınız. Aile içinde ailenin sabrı, tutum ve davranışlarını da iyileştirmesi gerekir. Bunun için bu terapinin bir uzantısı da ebeveyn olarak sizi de kapsar.

    Tedavisi Ne Kadar Sürer?

    Tedavisi için iki aşama düşünülebilir. Kısa vadede odaklanma probleminin çözümlenmesi. Uzun vadede uyum ve kişilik gelişimiyle ilgili problemlerin çözülmesi gerekir.

    Hiperaktif Çocuklar Daha Mı Zeki Olurlar?

    Hiperaktif çocukların daha zeki oldukları düşünülmüş olsa bile bu bir yanılgıdır zeka ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Normal zekanın üzerinde bir zekaya sahip olanlarda daha az efor ile okulda daha başarılı sonuçlar alabiliyor.

    İlaç Kullanmadan Da Başarılı Sonuçlar Alabilir miyiz?

    İlaçlar ailenin ve çocuğun şikayetçi olduğu aşırı hareketliliği ve dikkat eksikliğini daha hızlı kontrol altına alıyor ancak psikolojik destek sağlanmazsa bu etki ilaç kullanıldıkça yarar sağlıyor ve bir süre sonra ilaca süregelen bir iyileşme mutsuzluk yaratıyor. Psikoterapi, hipnoterapi, ergoterapi, bilişsel psikoterapi gibi destekleyici psikolojik tedaviler de ailenin bütçesini zorlayabiliyor.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Ayrı Seyredebilir Mi?

    • Çocuk hem aşırı hareketli hem de dikkat dağınıklığı yaşıyor olabilir

    • Sadece dikkat sorunu yaşıyor olabilir

    • Sadece aşırı hareketlilik sorunu yaşıyor olabilir. Bunları ayrımını bir uzmanla birlikte yapmak daha sağlıklı olur.

    Çocuk ve Ergen Psikologların En Yaygın Yaptığı Testler

    Çocuklar ve Ergenlerin Değerlendirilmesinde Yararlanılan Testler ve Ölçekler

    Zekâ Düzeyi ve Performans ve Ruhsal Yapıyı Değerlendirmek İçin Yaptıkları Testler

    • WISC-R Zeka Testi

    • Stanford-Binet Zeka Testi

    • Kent-Porteus Zeka Testi

    • Gessell Zeka Bölümü Testi

    Kişilik ve Ruhsal Yapıyı Değerlendirme

    • MMPI (Minesotta Çok Yönlü Kişilik Envanteri)

    • Rorschach Mürekkep Lekesi Testi

    • Louisia Duss Projektif Yorumlama

    • TAT-Tematik Algılama Test, CAT

    • McHower Projektif Resim Çizme Testi

    Nöropsikolojik Test Bataryası

    • Cog-Dikkat/Konsantrasyon Testi

    • SPM/CPM- Matris Bilişsel Yargılama Testi

    • TOVA-Dikkat Değişkenleri Testi

    • NVLT-Sözel Olmayan Öğrenme Testi

    • VLT-Sözel Öğrenme Testi

    Sonuç Olarak;

    Bu durumu bir hastalık olarak görmektense bir sendrom olarak görmek gerekir. Zamanla geçer anlayışı kontrol altına alınmayan DEHB sorunları ileri yaşlarda %40 oranında artış gösteriyor. Kişi suç işlemeye meyilli oluyor ve hapse girme, uyuşturucu, alkol, kaza yapmak gibi risklere açık oluyor. “Ne yapalım ben böyleyim” deyip geçilecek bir sorun değildir. Beraberinde özgüven, sosyalleşme, ilişki v.s sorunlarında zamanla eşlik etme ihtimali çok yüksektir. Kısa vadede ilaç ile kontrol altına alınabilir. Uzun vadede psikoterapi ve alternatif psikoteknik yöntemlerle muhtemel zararlarından korunacaktır. Bunun için bir yandan çocuk desteklenirken bir yandan da aile ve eğitimcileri danışman uzmanınız tarafından bilinçlendirilmelidir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Göbek fıtığı tedavisi

    Gebeliğin ilk haftalarında karın duvarı açıktır ve 10. haftaya dek olan zamanda bağırsaklar rahim içinde bulunan sıvı (amniyon sıvısı) içinde yüzerler. Karın yukarıdan, aşağıdan ve yanlardan gelen katların ortada birleşmesi ile kapanır.

    Çocuklarda Göbek Fıtığı:Doğumdan sonra göbek kanalının tam olarak kapanmaması sonucu oluşur. Anne karnındaki bebek, göbekten çıkan ve anneye uzanan damarlar ile yaşamını sürdürür. Doğumdan bir süre sonra düşen göbek kordonu içinde yer alan bu damarların geçebilmesi için karın duvarında bir açıklık vardır. Birçok yeni doğan bebekte bu açıklıktan karın içi organlar dışarı çıkarak, göbekte bir şişlik oluştururlar. Bu durum Umblikal herni (göbek fıtığı) olarak anılır. Çocuklarda %25-50 oranında gözlenir. Kız ve erkek bebeklerde eşit sıklıkta görülür, yüksek ailevi yatkınlık vardır. Prematürelerde ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde daha sık görülürler. Genellikle 3 yaşına kadar %90’ı tedavi gerektirmeden kendiliğinden düzelir. Göbek fıtığı olan bebeklerde ilk iki yaş içinde bir tedaviye gerek yoktur. Herni dışarıdaki şişlik zamanla büyüse bile, karın duvarının gelişimi ile büyük olasılıkla kendiliğinden iyileşir. Özellikle çapı 1 cm’den küçük defektlerin kendiliğinde kapanma olasılığı daha yüksek ve erkendir. İki yaşına gelen çocukta hala göbek fıtığı var ise hekime başvurulmalıdır.

    Çocuklarda Epigastrik Herni: Karın kaslarını orta hatta birleştiren linea alba adı verilen sağlam fasya dokusundaki küçük defektlerden kaynaklanır. Göbekle göğüs arasında ve orta hatta yer alırlar. Görülme sıklığı %5’dir. Ikınma, öksürme ve aşırı fiziksel aktiviteler sırasında kendini belli eder. Genellikle tek, bazen birden çok sayıda olabilir. Tedavi seçenekleri çocuğun yaşına göre ve problemin büyüklüğüne göre değişir. Göbek fıtığının yıllar içinde kapanması gibi bir süreç epigastrik hernide beklenmez. Eğer açıklık çok küçükse çocuk büyüdükçe daha az belirgin hale gelebilir. Ciddi komplikasyonlar nadirdir. Küçük fıtıkların içinde yağ dokusu sıkışabilir, kızarıklık ve ağrı yapar. Büyük açıklığın içine nadir olarak bağırsak girip sıkışabilir, böyle bir durumda acil ameliyat gerekir. Sorun olmadığı durumlarda en uygun ameliyat yaşı 1-1,5 yaş civarındadır.

    Paraumblikal Herni: Göbeğin biraz üstünde ve göbeğe çok yakın yer alan bir fıtıktır. Bazen göbek fıtığı ile birlikte olabilir. Umblikal herniden farkı fıtık kesesinin deri altına yapışık olmamasıdır. Bu nedenle yalnızca fasya defektinin kapatılması yeterlidir. Kendi kendine yok olma olasılığı yoktur, bu nedenle tanı konduktan sonra operasyon yapılması uygundur.

    Bu hastalıkların ameliyatı planlı ve günübirlik ameliyat olarak yapılır. Operasyon genel anestezi altında yapılır. Cerrahi tedavi, göbek fıtıklarında göbek altından yapılan yarımay (smile) bir insizyonla, diğer fıtıklarda ise fıtığın olduğu bölgenin üzerinden yapılan düz (transvers) veya dik (vertikal) insizyonla fıtık kesesi bulunup eksize edildikten sonra sağlam olan fasya dokusu emilebilir dikişlerle kapatılır. Hastalar aynı gün taburcu edilirler.

  • Perianal apse(anüs çveresinde) nedir ve tedavisi

    Perianal (anüs çevresinde) abse, çocukluk çağında yaygın olarak karşılaşılan bir hastalıktır. Büyük çocuklarda ise sıklıkla altta yatan immün yetmezlik, kolonopati vb. altta yatan faktörlerle ilişkili olma ihtimali yüksektir. Özellikle 6 ayın altında görülmesi halinde de araştırılması gerekir ancak bu yaş grubunda altta yatan faktörlerle ilişki oldukça nadirdir. İki yaşın altında hastaların çok büyük bir çoğunluğu erkektir.

    Lezyon anüs çevresinde öncelikle eritemli bir kabarıklık olarak başlayıp daha sonra kızarıklık, şişkinlik ve lezyonun merkezinde yumuşak, beyaz bir bölge oluşur. Erişkin hastalarda perianal abse sıklıkla anüs içindeki salgı bezlerinde oluşan akut bir enfeksiyonu takiben meydana gelirken, çocuklarda anal kriptlerdeki (girintiler) doğumsal anomalilerin, abse ve fistül oluşumuna yol açtığı, özellikle bir yaşından küçük bebeklerde sıklıkla anal kript iltihabının apse oluşumunu tetiklediği bildirilmiştir. Ayrıca anne karnındaki dönemde, androjen fazlalığının veya hamilelik döneminde androjen-östrojen seviyelerindeki dengesizliğin anormal ve kalın anal kript oluşumuna yol açtığı ve bunun da perianal abse ve fistül oluşumunu tetiklediği de iddia edilmiştir.

    Perianal apsesi olan hastalrın yaklaşık %50’sinde altta yatan bir neden vardır. Bir yaşından küçük bebeklerde; imperfore anüs veya Hirschsprung hastalığına bağlı rektal dilatasyon veya miyotomi uygulanan hastalar, sitotoksik kemoterapi, ağır kombine immün yetmezlik, siklik nötropeni, hiper Ig-M sendromu, Schwachman-Diamond sendromu, otoimmün nötropeni ve glukojen depo hastalığı, Tip Ib gibi konjenital ve akkiz nötropenik tablolardır. Bir yaşından büyük çocuklarda gözlenen faktörler ise; HIV infeksiyonu, Crohn ve ülseratif kolit gibi inflamatuar barsak hastalıklar, diabetik ketoasidoz, septik granulomatozis ve yüksek doz kortikosteroid ile tedavi edilen juvenil poliartrit, nadir olarak enterobius vermikularis enfeksiyonu, cinsel taciz veya granulomatöz enfeksiyon gibi sebeplerdir.

    Klinik olarak perianal abseli hastaların çoğunda lokal semptomların yanısıra nadiren huzursuzluk ve ateş eşlik eder. Fizik incelemede ise lokal hassasiyet ve kızarıklık dışında bulgu ve eşlik eden patoloji saptanmaz. Kan değerleri nadiren değişkenlik gösterir.

    Perianal apsenin klasik tedavi yöntemi, apsenin insizyon ve drenajı ile eşlik etmesi muhtemel fistül yönünden inceleme ve gerektiğinde fistülotomi veya fistülektomidir. Ancak bazı yazarlar anal sfinkterin zedelenme riskinden ötürü altta yatan fistül açısından detaylı inceleme yapılmasını önermezler. Ancak karşıt görüş olarak bazı yazarlarda dikkatli ve hassas bir yöntemle fistülün araştırılması ve gerektiğinde fistülotomi veya fistülektomi yapılarak tedavi edilmesinin hastalığın tekrarlama riskini ciddi olarak azalttığını iddia etmektedirler. Özellikle iki yaşın altındaki olgularda fistül oluşma riskinin daha yüksek olduğu ve ameliyat öncesi dönemde antibiyotik kullanımının bu riski anlamlı olarak azaltmadığı belirtilmektedir.

    Perianal abse cerrahi olarak drene edilirken alınan kültür materyalinde başlıca E.Coli, Staf Aureus, Klepsiella türleri ve Bacteriodes Fragilis gibi mikroorganizmalar ürer.

  • HER YAŞ ÇOCUK İÇİN AİLE MEDYA REHBERİ

    HER YAŞ ÇOCUK İÇİN AİLE MEDYA REHBERİ

    Amerikan Pediatri Derneği (APD) 2016 yılı itibari ile ailelere çocuklarının tüm medya araçlarını nasıl kullanacağına dair bir rehber hazırladı. Bu noktada ailelerimize bu rehberi sunmayı hedefledik. Aslında ilk kez duyacağınız öneriler değil ancak yaş yaş sınıflamaları bence ailelerimizin daha kolay anlaması açısından yararlı olmuş. Şimdi kısaca yaş aralıkları ile inceleyelim:

    Erken Çocukluk Dönemi (0-4 yaş): Amerkan Pediatri Derneği 2 yaş altında televizyon ve diğer medya araçları ile son derece kısıtlı maruziyeti önermektedir. Bu günde 15 dakikadan az olmalıdır. Çünkü bu yaşlar beyin gelişminin en hızlı olduğu dönemdir. Bu yaşta ki çocukların ekranlardan daha fazla insanlarla ilişkiye girmelidir. Bu yaşlarda aile bireylerinin örnek olması davranış gelişimi için çok önemlidir. Ebeveynler çocuklarıyla ilgilenirken diğer medya organlarını mutlaka etkileşim alanı dışında tutmalıdırlar. Örneğin yemek masasında telefon kullanmamak ve onunla oyun oynarken televizyonun kapalı olması gibi. Ayrıca özelikle bu yaşlarda sık kullanılan bir yöntemi Amerkan Pediatri Derneği kesinlikle önermemektedir. Araba yolculuğu sırasında tabletlerin evde bırakılması. Çünkü özellikle gündüz seyehatlerinde dış dünyayı izleme ve öğrenme fırsatını bu yöntemle çocuklarımız kaybetmektedir. Ayrıca bu dönemde fazla miktarda televizyon ve benzeri medya araçlarına maruziyet çocuklarda zihinsel gelişimin en önemli tetikleyicilerinden biri olan yapılandırılmamış serbest oyunları sekteye uğratmaktadır. Özellikle diğer yaşıtları ile birlikte oynanan yapılandırılmamış serbest oyunlar çocuklarda bellek, dikkat, sorun çözme becerileri ve muhakeme yeteneklerinin gelişiminde son derece etkilidir.

    Okul Çağı Çocukluk Dönemi (5-11 yaş): APD bu yaş grubunda televizyon ve benzeri medya araçlarının (bilgisayar, tablet, akıllı telefon gibi) kullanımını günlük 2 saatin üzerinde olmaması gerektiğini belirtmektedir. Ailelere bu dönemde ki önerileri şu şekilde özetlenebilir;

    • Özellikle televizyon izlerken beraber olunması ve izlediği programların denetim altında tutulması önemli bir faktör.

    • İzlenecek programın veya video oyununun beraberce seçilmesi. Bu noktada program seçimi yaparken yaşa ve gelişimine uygun, öğretici ve şiddet ve cinsellik içermeyen programlar seçilmeli

    • Eğer çocuğunuz uygun olmayan bir program veya oyun seçerse bu noktada neden bunun uygun olmadığını kısaca açıklamak gerekir. Sadece bu “kötü” demek sadece merak uyandırır.

    • Diğer aktiviteler için çocuğa önayak olunmalıdır. Sportif kurslar veya sosyal aktivitelere yönlendirmek çok önemli.

    • Ödül ve ceza sistemi çocukların gelişiminde önemli birer araç. Ancak APD özellikle ödüllendirme için televizyon ve diğer medya araçlarını kullanmanızı önermemekte. Ödevini zamanında bitirirsen yarım saat fazla bilgisayar oynayabilirsin cümlesi tehlikeli olabilir.

    • Özellikle internet erişimi olan araçların kullanımında mutlaka aile filtresi kullanılmalıdır. Eğer çocuğunuz cinsellik içeren yayınlara denk gelirse aşırı tepkiden kaçınılması gerekir. Bu noktada kısa ve net bir açıklama yapıp farklı konulara yönlendirilme yapılmalıdır.

    Ergenlik Dönemi (12 yaş ve üzeri): Bu dönemde televizyon ve diğer medya araçlarının tehlikesi sadece beyin gelişimine olan negatif etkisinden kaynaklanmamaktadır. Dönem gereği özellikle üçüncü şahıslarla etkileşimler sonucu çok vahim olayların başlangıcı olabiliyor. APD bu dönem için önerilerini şu şekilde sıralamakta;

    • Her yaşta olduğu gibi aileler bu yaşta da davranışlar açısından örnek olmaya devam etmeli. Ev içi iletişim ön planda olmalı. Unutmayın çocuğunuz arkadaşlarını daha fazla önemsese de hala size ihtiyaç duymaktadır.

    • Bu dönem de işin içine sosyal medya araçları girmekte ve özellikle aileler bu noktada çocuklarının sosyal medya hesaplarını kontrol etmelidir. Bu kulağa hoş gelmese de onu takip etmek arkadaşlarını incelemek ve sosyal medyada görüştüğü kişilerin kim olduklarını bilmek çok önemli. Ancak özelikle çocuğunuzun uygun bulmadığınız bir paylaşım fark ederseniz uyarıda bulunmak için sosyal medyayı kullanmayın, paylaşımlarına yorum yapmayın sadece iyi birer gözlemci olun!!

    • Son dönemlerde sıklıkla artan sosyal medya gruplarında (What’s Up gibi) kendi fotoğraflarını veya videolarını paylaşmamasının son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceği ve bu görüntülerin kötü amaçlı kişilerin eline geçebileceği sıklıkla gençle konuşulmalıdır. İnternet ortamının aslında ne kadar sanal ve güvensiz bir yer olduğu üzerinde durulmalıdır.

    • 12 yaş ve sonrası için akıllı telefon kullanımı için uygundur. Daha küçük yaşlarda bireysel olarak telefon edinilmesi risk içermektedir. Mutlaka telefon alırken belli sınırlar ve kurallar (ders saatlerinde ve yatarken kullanılmamalı, beli saatler içinde internete bağlanılmalı gibi) konulmalıdır. Telefonlar soygun ve gasp riskine veya akran zorbalığına karşı çok pahalı ve üst modeller seçilmemelidir. Akıllı telefonlardaki uygulanalar ve oyunlar aileler tarafından seçilmeli ve kontrol altında tutulmalıdır.

  • Yenidoğan göbek fıtığı!

    Doğumdan sonra göbek kanalının tam olarak kapanmaması sonucu göbek fıtığı oluşur. Anne karnındaki bebek, göbekten çıkan ve anneye uzanan damarlar ile yaşamını sürdürür. Doğumdan bir süre sonra düşen göbek kordonu içinde yer alan bu damarların geçebilmesi için karın duvarında bir açıklık vardır. Bir çok yeni doğan bebekte bu açıklıktan karın içi organlar dışarı çıkarak, göbekte bir şişlik oluştururlar. Bu durum göbek fıtığı olarak anılır. Göbek fıtığı genellikle göbek bağı düştükten sonra görülmeye başlar. Bu durum çocuklarda %25-50 oranında gözlenir. Kız ve erkek bebeklerde eşit sıklıkta görülür, yüksek ailevi yatkınlık vardır. Prematürelerde ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde daha sık görülürler. Genellikle 3 yaşına kadar %90’ı tedavi gerektirmeden kendiliğinden düzelir. Göbek fıtığı olan bebeklerde ilk iki yaş içinde bir tedaviye gerek yoktur. Karın dışındaki şişlik zamanla büyüse bile, karın duvarının gelişimi ile büyük olasılıkla kendiliğinden iyileşir. Özellikle çapı 1 cm’den küçük defektlerin kendiliğinde kapanma olasılığı daha yüksek ve erkendir. Göbeğe bozuk para yapıştırmak veya göbek bağı bağlamak gibi yöntemlerin iyileşme olasılığını yükseltmediği gibi, deri de nekroz ve flaster allerjisi yapma gibi zararları olabileceği için uygulanmaması gereklidir. İki yaşına gelen çocukta hala göbek fıtığı var ise hekime başvurulmalıdır.

    Ne zaman ameliyat?

    Kızlarda 3 yaşına, erkeklerde 4 yaşına kadar geçmemişse

    Bir kez bile boğulma oluşmuşsa

    Çapı 1,5-2 cm ve üzerinde ise düzeltilmelidir.

  • Erken yaşta sünnet avantajları

    1- Erkek çocuklarda sünnet yaşı ve ideal yaş aralığı :

    Çocuğun cinsel kimliğini keşfettiği Fallik Dönem olarak adlandırılan 2-6 yaş arası hariç her dönemde sünnet yapılabilir. Çocuğun cinsel organını keşfettiği bu dönemde cinsel bölgeye ağrılı bir girişim yapmak ileriki yaşlarda psikoseksüel ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Hele bu dönemde lokal anestezi ile sünnet yapmak çok zararlıdır.

    Ben 2 yaş öncesi yaptığım sünnet operasyonlarında, iyileşme bu dönemde daha hızlı olduğundan; çocuğun ve ailenin bu süreci daha rahat atlattığını gözlemlediğimden erken dönemi tercih ediyorum.

    Tüm bu yaş sınırlamalarına tek istisna, başka bir nedenden dolayı genel anestezi verdiğimiz çocuklardır; bu hastalarda genel anestezi almışken, yapılacak işlemle birlikte sünnet yapılması düşünülebilir.

    2- Bebeklik döneminde erken yapılan sünnetin avantajları:

    Bebeklikten kastınız yenidoğan sünnetiyse (ilk 28 günde yapılan), bunun avantajları çocukluk çağı sünnetlerinden farklı değil ancak derinin fazla bırakılması, yapışıklık oluşması, sünnet hattının daralarak iyileşmesi ve ikinci bir işlem gerektirmesi gibi bir takım olumsuz yönleri de olduğundan şahsen yenidoğan sünneti yapmayı tercih etmiyorum.

    Yenidoğan sünnetleri lokal anesteziyle yapılabilir ancak daha büyük çocuklarda ise genel anestezi tercih edilmelidir. Genel anestezide etki süresi en kısa anestetik madde tercih edilir ve maske anestezisi uygulanır. Çocuk uyuduğunda işlem kolay, hızlı, kanama kontrolü daha etkin olur.

    3- Bu dönemde yapılan sünnetin üriner enfeksiyon riski :

    Çocukluk çağı sünnetlerinin üriner sistem enfeksiyonu, balanit, fimozis, parafimozis riskini azalttığı bilimsel yayınlarla kanıtlanmıştır.

    4- Sünnet olmayan erkek çocuklarda sıklıkla görülen hastalıklar :

    Sünnetsiz erkeklerde idrar yolu enfeksiyonu, balanit, bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve penis kanseri daha fazla gözükür.

    5- Sünnetin erkek çocuklarda riski azalttığı hastalıklar :

    Sünnet penis kanserine ve HIV de dahil olmak üzere bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da korunmada yardımcıdır. Bu husus Amerikan Pediatri Akademisi ve Dünya Sağlık Örgütü’nce de Kabul görmüştür.

    6- İnmemiş testis, oluşma nedeni ve tedavisi :

    Anne karnındayken erkeklerin yumurtaları yani testisler gelişimlerini bebeğin karnında tamamlarlar. Hamileliğin 7.- 8. aylarından sonra da kasık kanallarından ilerleyip doğuma yakın dönemde testis torbalarına otururlar.

    Testislerin birinin veya ikisinin de bu torbaya oturamamasına “inmemiş testis” denir. Testislerin torbaya yerleşmeleri doğumdan sonra 4-6 ayı bulabilir. Bu aylardan sonra testisler hala torbaya inmemişlerse, yani kanalda ya da karın içerisinde kalmışlarsa cerrahi müdahale gerekir.

    Aile torbanın boş durduğunu kendisi farkedebilir ya da rutin çocuk sağlığı muayenesinde çocuk doktoru da bunu fark edebilir.

    Testisleri torbada olmayan çocuğun mutlaka kontrol altında tutulması gereklidir. Müdahale edilmeyen inmemiş testisin başlıca komplikasyonları kısırlık, kanser ve testis torsiyonudur (testisin kendi etrafında dönüp dolaşımının bozulması).

    Normal sperm üretimi için testislerin daha serin bir ortam olan torbalarda yer alması gerektiğinden; eğer testis kanalda ya da karın boşluğunda kalırsa ısı yüksekliğine bağlı olarak sperm üreten hücreler etkilenmeye başlar. 18 aydan sonra testisteki bozulmalar geri dönüşümsüz hale gelmeye başlar. Bu sebepten biz artık 1,5 yaşına gelmiş bir çocuğun testisinin akıbetini değerlendirip tedavi planımızı oluşturmuş oluruz.

    Belli bir yaştan sonra, boyutları küçük olarak karşımıza gelen inmemiş testis vakalarında testisi indirsek bile fonksiyon kaybının önüne geçemeyebiliriz. Bu hastalar ileride çocuk sahibi olmak için yardımcı üreme teniklerine ihtiyaç duyabilirler.

    Gerçek inmemiş testislerin tedavisi cerrahidir. Standart cerrahi kasıktan yapılan orşiopeksi adı verilen açık cerrahidir. Testis genelde tek seansta, bazen de karın boşluğundaysa veya damarlarının boyu çok kısaysa iki aşamada torbaya indirilir.

    Testisin torbanın yakın olduğu bazı durumlarda hormonal tedaviyle testislerin torbaya inmesi sağlanabilir. Ancak ilaç tedavisi, çocukların küçük yaşta cinsiyet hormonlarına maruz kalmalarına neden olur ve çeşitli yan etkilere yol açabilir. Gerçek inmemiş testisli çocuklarda asıl tedavi cerrahidir.

    8- Peygamber sünneti ve tedavisi :

    Halk arasında Peygamber sünnetli (Hipospadyas) veya doğuştan sünnetli olarak bilinen hastalıkta, idrar penisin alt tarafındaki bir delikten gelir. İdrar kanalı penisin ucuna kadar gelişememiş, aşağıda kalmıştır. Bu duruma peniste eğrilik de eşlik edebilir. Tedavisi cerrahidir. Cerrahi için en uygun yaş aralığı 9 ay ile 1.5 yaş arasıdır. Hastanede yatış süresi genellikle hipospadyasın tipine ve yapılan cerrahi tekniğe gore 1-10 günlük bir sürebilir.

  • A’dan z’ye sünnet

    “SÜNNETİ UZMANINA YAPTIRIN”

    Sünnet ülkemizde erkekliğe ilk adım olarak görülmesi nedeniyle önemli bir ritüeldir. Bu nedenle ülkemizde çoğu zaman tıbbi bir zorunluluk bulunmadan yapılmasına rağmen başta idrar yolları enfeksiyonunun azaltılması olmak üzere pek çok faydası bulunan önemli bir cerrahi işlemdir. Genel hijyen açısından yararları aşikar olan sünnetin, deneyimli cerrahların ellerinde, uygun koşullarda, doğru yöntemlerle yapılması gerekir. Ancak, çocuğun kendini bir prens kadar özel hissetmesi gereken ve ömürde bir kez yapılan bu çok önemli cerrahi işlem, yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerin ellerinde çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek bir kabusa dönüşebilir.

    Sünnet nedir?

    Sünnet erkek çocuklarda penis uç kısmını örten deri katlantısının (sünnet derisi) kesilerek çıkarılması işlemidir. İnsanlık tarihinden bu yana farklı kültürlerde geleneklerin gereği olarak veya bazı dinlerde ise dini bir ritüel olarak uygulanmaktadır. Ancak günümüzde sağlık nedeniyle yapılan sünnet uygulamaları dünya genelinde giderek yaygınlaşmaktadır.

    Sünnet nasıl yapılır?

    En iyi sünnet yöntemi hangisidir?

    Penisin hissizliği ve bölgenin temizliği sağlandıktan sonra öncelikle çıkarılacak olan sünnet derisinin yapışıklıkları açılır ve kesilecek hat işaretlenir. Daha sonra penis ucunu kapatan cilt katlantısı bistüri, makas veya koterle kesilir, küçük kanama alanları kontrol altına alınır ve sonrasında kesi hattı eriyen ince ipliklerle dikilir. Daha kolay ve pratik olan sünnet klempi (Ali’s klemp, Plastibel vb) denilen tek kullanımlık aletlerle yapılan sünnette ise, sünnet derisi işaretlendikten sonra alet takılır ve sonrasında tercihe bağlı olarak fazla sünnet derisi kesilerek çıkartılır.

    Bu yöntemde dikiş atmak veya kanama kontrolü yapmak gerekmez. En doğru yöntem ise sünneti yapanın en tecrübeli olduğu ve pipi için en uygun olan yöntemdir. Sünneti kime yaptırmalıyım? Sünnet ciddi bir cerrahi müdahaledir. Bu nedenle ailelerin dikkat etmesi gereken husus, çocuklarının erkekliğe ilk adımı olarak gördükleri ve önemsedikleri bu işlemin yetkin olmayan kişilerin elinde kabusa dönüşebileceğidir. Bilinmelidir ki, ilgili yasa ile hekim olmayan kişilerin sünnet yapması yasaklanmıştır. Yetkili olan doktorun ise çocuklara yaklaşım tecrübesi olması gerekir ki; Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları bu noktada yetkin ve tecrübeli olmaktadırlar.

    Hangi çocuklara, neden ve nasıl anestezi verilmelidir?

    Lokal (sadece penis bölgesi uyuşturularak) ya da genel anestezi (sedasyon) altında sünnet uygulanabilir. Burada tercih, çocuğun yaşı ve daha önemlisi sünnetin çocuk üzerinde korku ve stresin oluşturacağı ruhsal travma göz önüne alınarak yapılır. 6 aydan küçük çocuklarda farkındalık oluşmadığı için, 6 yaş üzerinde çocuklar ise durumu anlayıp kavrayacak olgunluğa geldiklerinden dolayı lokal anestezi altında sünnet daha kolay yapılabilir. 6 ay-6 yaş arasında çocuklarda ise çocuğun ilgisini başka yöne çekerek veya güvenini kazanarak lokal anestezi altında sünnet yapmak mümkündür. Aksi halde çocuğu daha fazla strese sokmamak, sünnet işleminin başarısı ve kalitesi açısından genel anesteziyi tercih etmek daha uygundur.

    Sünnet için en doğru zaman nedir?

    Sünnet için eskiden beri ülkemizde yaz aylarının tercih edilmesi sadece yaz döneminde sünnetin yapıldığı gibi yanlış bir algıya neden olmaktadır. Sünnet her yaşta ve her mevsimde yapılabilen bir işlemdir. Mevsimler sünnet yarasının iyileşmesini etkilememektedir. Ancak okul çağında olan çocukların tatil dönemlerinde sünnet olmaları okullarından geri kalmamaları için mantıklı olabilir.

    Sünnet için en doğru yaş nedir?

    En önemli nokta çocuğun ruhen sünnete hazır olması ve yapılan işlemin şeklini ve neticelerini doğru anlayacak yaş ve olgunlukta olmasıdır. Bu sebeple çocuğun psikolojik gelişiminde 3-6 yaş arasının lokal anestezi ile sünnet için uygun olmadığı düşünülmektedir. Ancak bu düşünce bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Neticede deneyimli ellerde sünnet bu dönemde bile çocuk için bir kabusa dönüştürülmeden, korku yaşamasına izin verilmeden lokal anestezi (sadece penis uyuşturularak) ile kolayca yapılabilmektedir.

    Yenidoğan döneminde sünnetin avantajı var mı?

    Yenidoğan dönemi vücudumuzda hücre yenileme ve gelişme kapasitesi çok yüksektir. Bu nedenle sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde yapılan sünnet daha hızlı iyileşme gösterir. Ayrıca bebekler sünnet öncesinde işlemle ilgili bir endişeye sahip olmadıklarından cerrahiye bağlı psikolojik komplikasyon görülme ihtimali çok daha az olacaktır.

    Sünnetin faydaları nelerdir?

    Sünnet derisi penisin baş kısmını dış etkenlerden korumaktadır. Ancak bu derinin altında zaman geçtikçe pislik ve smegma denilen salgı oluşmaktadır. Ayrıca sünnet derisinin cinsel yolla bulaşan hastalıklar için taşıyıcı ve kolaylaştırıcı etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Dahası bazı çocuklarda dar olan sünnet derisi idrar çıkışını engelleyebilir ve biriken salgıların da etkisiyle balanopostit veya postit de denilen penis iltihap ve apselerine neden olabilir. İdrar yolu enfeksiyonu sünnetli çocuklarda daha az görülmektedir. Bunlar ile birlikte sünnet derisi sıkışarak peniste kan akışını bozabilir ve parafimozis dediğimiz acil müdahale gereken ve penis ucunun kaybına bile sebep olabilecek sorunlara yol açabilir. Ayrıca ileride gelişebilecek penis kanserini önlediği de bildirilmektedir. Neticede sünnet derisinin alınması bahsedilen sorunlara karşı önlem olacaktır.

    Sünnet nerede yapılmalıdır?

    Cerrahi işlemler yapılırken mikroplardan arındırılmış steril alanlar oluşturulması şarttır. Ayrıca sünnet esnasında cerrahiye ve anesteziye bağlı gelişebilecek komplikasyonlara acil ve etkin müdahale edilebilecek ekip ve ekipmanlar bulundurulmalıdır. En ideali sünnetin hastanede ve ameliyathane şartlarında yapılmasıdır. Ancak istenilen şartlar oluşturulduktan sonra ameliyathane dışında da lokal anestezi ile yapılması mümkündür.

    Sünnet öncesi tahlil gerekir mi?

    Sünnet öncesinde bazı kanama testlerinin ve genel anestezi uygulanacak hastalarda bazı kan tahlillerinin yapılması gerekmektedir.

    Sünnet işlemi ile ilgili gelişmeler ve yenilikler nelerdir?

    Sünnet klempleri ile yapılan sünnetlerin yaygınlığı hızlı, kolay, dikişsiz, kanamasız, lokal anestezi ile uygulanabilmesi ve estetik olması nedeniyle giderek artmaktadır. Bunun yanında, cerrahi yapılan sünnetlerde dikiş yerine doku yapıştırıcısı kullanılan yöntemler de bulunmaktadır.

    Lazerli sünnet var mı?

    Lazer teknolojisinin hayatımızın pek çok alanına girmesiyle lazerli sünnet kavramı da dile getirilir olmuştur. Dünyada lazer teknolojisi ile sünnet yapılması amacıyla bir sistem henüz geliştirilmemiştir. Ancak elektrikli veya pilli koter ya da havya sünnet için kullanılmaktadır. Halk arasında “lazerli sünnet” denilen fakat lazer ile ilgisi olmayan bu yöntemde elektrikle ısıtılmış tel sayesinde sünnet derisi kesilir. Isının yakıcı etkisiyle damarlar yanar ve kanama görülmez. Fakat bu yöntemde ısının kullanılması ve etraf dokuları da etkileyebilmesi peniste hissizlik oluşturabilir.

    Sünnetin iyileşme süreci nasıldır?

    Sünnet klempi ile yapılan sünnetlerde işlem sonrası sargı gerekmez ve klemp genellikle 2-4 gün içerisinde çıkartılmaktadır. Cerrahi sünnetlerde ise antibiyotikli pomad emdirilmiş bir sargı konulabilir. 48 saat sonra sargı alınarak banyo yaptırılabilir. Eğer sargı kendiliğinden çıkmışsa yeniden sarmak yerine sadece antibiyotikli pomad sürmek yeterli olacaktır. Sünnet sonrası ilk iki gün ağrı kesici kullanılması gerekebilir. Ancak bazen klempli sünnetlerde bu süre 1-2 gün uzayabilir. Sünnet sonrası penis ucunda hafif şişme ve kızarıklık özellikle klempli sünnetlerden sonra beklenen bir durumdur. Ancak 1-2 hafta içinde penis normal görünümüne kavuşacaktır.

    Hatalı sünnet neden olur?

    Daha sonra düzeltme imkanı var mı?

    Ehil olmayan kişilerce yapılan sünnetlerde oluşan estetik hataların bir kısmı ve eksik yapılan sünnet sonradan düzeltilebilmektedir. Ancak idrar kanalı (üretra), penis gövdesi ve baş kısmı ile ilgili yaralanmaları düzeltmek için peş peşe pek çok ameliyat gerekebilir. Hatta bazen bu durumu düzeltmek mümkün olmaz ve penis kaybı ile sonuçlanabilir.

    Kimlere sünnet yapılmaz?

    Doğuştan sünnetli veya peygamber sünneti de denilen hipospadiyaslı (idrar deliğinin daha geride olması) çocuklarda kesinlikle sünnet yapılmamalıdır. Çünkü sünnet derisi bu hastaların düzeltici ameliyatlarında kullanılabilmektedir. Bunun dışında kanama problemi olan hastalarda (hemofili vb.) ise gerekli önlemler titizlikle alındıktan sonra sünnet yapılmalıdır. Aksi takdirde ölüme bile yol açabilecek ciddi kanama sorunları ortaya çıkacaktır. Bunun dışında postit ve balonopostit denilen sünnet derisinin ve/veya penisin enfeksiyonlarında en azından enfeksiyon tedavi edilene kadar sünnet ertelenmelidir.

  • Çocuklarda sünnet

    Sünnet, ülkemizde çocuklara en sık uygulanan CERRAHİ İŞLEMDİR. Pipinin baş kısmını (Glans) saran sünnet derisinin (prepisyum) kesilerek uzaklaştırılması şeklinde yapılır. Sünnet çoğunlukla dini ve kültürel düşüncelerle yapılsa da günümüzde tıbbi yararı düşünülerek yapılma sıklığı giderek artmaktadır.

    Sünnet gerektiren durumlar: Sünnet derisinin ucunun dar olması (fimozis) sünnetin en sık tıbbi gerekçeleri arasındadır. Çocuk idrar yaparken zorlanıyor hatta sünnet derisi balon gibi şişiyorsa bu durumla sünnet gereklidir.

    Sünnet derisinin geriye sıyrıldıktan sonra ödem ve darlık nedeniyle tekrar düzeltilememesi (parafimozis) acil sünnet gerektiren durumlardandır.

    Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında sünnet yapılması önerilmektedir. Mesaneden böbreklere idrar kaçağı (vezikoüreteral reflü) ya da böbreklerde genişleme (hidronefroz) olan çocuklarda da idrar yolu enfeksiyonunu riskini azaltmak için sünnet önerilmektedir.

    Sünnetin yapılamaması gereken durumlar: Penisteki yapısal hastalıklarda sünnet asıl ameliyatla birlikte yapılır ve daha önceden yapılmaması gerekir. Hipospadias (idrarını pipinin altından yapması) tespit edilen çocuklarda sünnet yapılmaz, çünkü sünnet derisi ameliyat sırasında kullanılabilir. Bunun dışında epispadias (penis üzerinin açık olması), gömülü penis, penisin torbaya yapışık olduğu (webbed penis) durumda da önceden sünnetin yapılmaz.

    Prematür (erken doğmuş) bebekler ve kanama hastalığı olan çocuklarda sünnet, ancak uygun zaman ve şartlarda yapılmalıdır.

    Sünnet öncesinde yapılması gerekenler: Sünnet öncesinde çocuğun mutlaka doktor tarafından muayene edilmesiniöneriyoruz, böylece gözden kaçabilecek penisteki yapısal anormallikler, fıtık, inmemiş testis gibi bölgesel ve diğer hastalıklar kontrol edilmiş olunur.

    Sünnet için ideal yaş sıkça sorulmaktadır. İdeal yaştan çok, yaşına göre ideal yaklaşımın önemli olmasıdır. Belli yaşlarda, özellikle 2-5 yaş arsında kesinlikle lokal anestezi ile sünnet yapılmamalıdır. Bu yaşlarda ve diğer yaşlarda çocuğun stres ve korku yaşamaması için sünnet genel anestezi ile yani uyutularak rahatlıkla yapılabilir. Yenidoğan döneminde yani doğum sonrası ilk 1-2 ay lokal sünnet yapılabilir.

    Sünnette anestezi türü:

    Lokal anestezipenis etrafına iğne ile lokal anestezi ilacının verilmesiyle yapılır. Yenidoğan döneminde ve uyumlu ve kendini hazırlamış büyük çocuklarda lokal anestezi ile sünnet yapılabilir.

    Genel anesteziile sünnet, çocuk tamamen uyutularak yapılır. Bu şekilde çocuk cerrahi işleme ya da ameliyathane ortamına bağlı kaygı, stres, sıkıntı ve huzursuzluk yaşamaz. Çocuk anestezi doktoru tarafından değerlendirilir, kan tahlil yapılır ve sünnet işlemi öncesi yaşa göre değişen 3-8 saat kadar aç olması gerekmektedir.

    Sünnet teknikleri:

    Sünnet derisinin kesilmesi cerrahi yolla, koterle (elektrikli havya ya da lazer) ve plastik klipslerle ezerek yapılabilir. Cerrahi yöntem sünnet derisinin glans etrafından ölçülü şekilde kesilip cilt ve mukozanın ince emilebilir dikişle dikilmesi şeklinde yapılır, sık uygulanan ve ehil ellerde iyileşmesi ve sonuçları çok iyidir. Ayrıca bu yöntemle freniloplasti yapma (glans altındaki bağın düzeltilmesi), cilde bağlı pipideki hafif eğriliklerin düzeltilmesi gibi ilave işlemler yapmak mümkündür. Bu işlem diğer yöntemlere göre biraz daha uzun sürmesine rağmen, istenen hızlı ve düzgün iyileşme, ideal kozmetik sonuçları karşılamaktadır. Klips yöntemi ve koterle işlem kolay olsa da kotere bağlı yanık gelişme ya da clipslerde geç iyileşme ve kalın yara dokusu görülebilir.

    Sünnet yapılan ortam: Sünnet önemli bir cerrahi işlemdir ve ideali ameliyathanede yapılmalıdır. Ameliyathane ya da buna eşdeğer temiz ortam dışında yapılan sünnetlerde enfeksiyon riski çok fazla olacaktır ve yara iyileşmesi gecikecektir. unutulmamalıdır sünnet hala komplikasyon oranı oldukça fazla olan cerrahi işlemlerdendir.

    Sünnet sonrası yapılacaklar: Sünnet sonrası bezli çocuklarda çoğunlukla sargıya gerek duyulmaz, her bez değişiminde pipi üzerine bol antibiyotikli krem sürmek yeterlidir. İlk 2 gün bol krem, daha sonra 5 gün daha az krem sürerek tedavi tamamlanır. Sünnet sonrası 2. gün çocuk yıkanabilir ve pipinin 5 gün kadar sabah ve akşam bol ılık su ile yıkanması iyileşmeye yararı olmaktadır.

    büyük çocuklarda sünnet sonrası pipi etrafında antibiyotik kremli gazlı bezle veya jelatin gibi şeffaf tegadermle sarılı olabilir. Sargı ikinci gün açılır ve antibiyotikli krem kullanmaya devam eder, banyosunu yapabilir, 5 gün pipi sabah ve akşam bol ılık su ile yıkanır.

    Sünnetin yararları: Sünnetin çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunu riskini azalttığını bildiren çalışmalar vardır. Sünnet sonrası bebeklerin idrarını daha rahat yaptığı, balanit gibi bölgesel enfeksiyon riskini azaldığı görülmektedir. Bunun yanında ileri yaşlarda cinsel yolla geçen hastalıkları görülme sıklığını azalttığı, penis karsinomu ve rahim ağzı kanseri (serviks uterus karsinomu) riskini azalttığı bildirilmiştir.

    Sünnetin komplikasyonları:

    Sünnet ehil ellerde ve uygun şartlarda yapıldığında riski çok düşük, bakımı kolay bir cerrahi işlemdir. Ancak her cerrahi işlem gibi bunun da küçük ya da büyük komplilkasyonları mevcuttur, hatta enfeksiyon ve kanama gibi nedenlerle büyük sıkıntı çeken ve ciddi zarar gören hastalar bildirilmiştir.

    Küçük komplikasyonlar:

    Kanama, enfeksiyon (kızarıklık, şişlik ve akıntı olması), geç iyileşme, yetersiz veya düzensiz sünnet.

    Büyük komplikasyonlar:

    Pipinin baş kısmının kesilmesi (Penis ampütasyon), pipinin enfeksiyon ve dolaşım bozukluğu nedeniyle çürümesi (penis nekrozu), pipi baş kısmının (glans) yaralanmaları, idrar deliğinin daralması, orantısız kesilmeye bağlı eğrilikler, idrar kanalının yaralanmaları (fistül oluşumu).