Etiket: Yaş

  • Çocuklarda artikülasyon bozukluğu (konuşma bozukluğu)

    Çocuğun, konuşma seslerini çıkarmaya çalışırken bazı sesleri atlaması, sesleri çarpıtması veya seslerin yerine başka sesler koyması Artikülasyon Bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun konuşma ve sesleri çıkarma açısından yeterli gelişimsel düzeyde bulunmasına rağmen sesleri çıkarmada zorluk yaşaması ve yanlışlar yapması durumudur. Çocuğa Artikülasyon Bozukluğu tanısı konulurken gelişimsel düzeyi ve yaşı dikkate alınmalıdır.

    Ses Atlama: Çocuğun kapı yerine “apı” demesi örneği verilebilir.

    Sesin Yerine Başka Ses Koyma: Çocuğun şeker yerine “çeker” demesi örneği verilebilir.

    Sesler Çarpıtma: Çocuğun konuşma dilinde olmayan bir kelime söylemesi. Örneğin; duvar yerine “tubar” demesi.

    Ses Ekleme: Ses eklemeye örnek olarak; çocuğun ezber kelimesi yerine “ bezber” demesi.

    Çocuklar, genellikle “r,s,z,ş,t,k,ç” harflerini söylemede zorluk yaşamaktadırlar.

    Artikülasyon Bozukluğunun görülme sıklığı; okul öncesi dönemindeki çocuklarda %3 oranındadır.

    6-7 yaş aralığındaki çocuklarda görülme sıklığı % 2

    Ergenlik dönemindeki bireylerde görülme sıklığı ise; %0. 5 oranındadır.

    Erkeklerde görülme sıklığı kız çocuklarına oranla birkaç kat daha yüksektir.

    Çocuklarda Artikülasyon Bozukluğunun (Konuşma Bozukluğu) Nedenleri Nelerdir?

    Çocukta işitme kaybının olması

    Çocukta zekâ geriliğinin olması

    Çocuğun dil kaslarının normal işlememesi

    Burunda et olması

    Çene kaslarında problem olması

    Aile içi sorunların olması

    Evde çok dilli bir ortamın olmasından dolayı çocuğun bir dilde yeterince ses duyamaması

    Çocuğun utangaç ve çekingen kişilikte olması

    Ses belleği ve ses ayrımında zorluk yaşaması

    Çocuğun diş ve damak yapısında bozukluğun olması

    Psikososyal nedenler

    Çocuklarda Artikülasyon Bozukluğunun (Konuşma Bozukluğu) Tedavisi Nedir?

    Çocuğun yaşadığı Artikülasyon Bozukluğunun nedeni; damak ve ağız yapısından kaynaklanan yapısal sorunlar ise; tedavide öncelikle bu yapısal sorunlar tedavi edilir.

    Bozukluğun tedavisinde çocuğun probleminin farkına varılması sağlanır. Böylece çocuk, yanlış telafuz ettiği kelimenin doğrusunu öğrenerek, doğru ile yanlışı karşılaştırarak farkındalık kazanır. Doğrusunu öğrendiği kelimeyi cümle içinde kullanması da tedavinin bir diğer basamağıdır.

    Çocuk, her doğru telafuzunda motive edilmelidir. Artikülasyon Bozukluğunun tedavisinde ebeveynlerin çocuklarına destek olması oldukça önemlidir ve tedavide olumlu gelişmelerin yaşanmasını sağlamaktadır.

    Bazı çocuklarda yaşanan bu Artikülasyon Bozukluğu zamanla kendiliğinden düzelirken bazı çocuklarda kalıcı hasarlara neden olabilmektedir. Bu yüzden ebeveynlerin çocuğu öncelikle bir Dil ve Konuşma Terapistine götürmesi ve tedavi etmesi ve tadvi süresince sabırla çocuklarına destek olması gerekmektedir.

    Artikülasyon Bozukluğunun nedeni psikolojik bir durum ise, çocuğun mutlaka Çocuk-Ergen Psikiyatristine yönlendirilerek uzman desteği alması gerekmektedir.

  • Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları

    Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları

    Davranış, bireyin dışarıdaki insanlar tarafından doğrudan doğruya gözlemlenebilecek eylemleridir. Uyum ise bireyin sahip olunan özellikleriyle benliği ve çevresi arasında dengeli ilişki kurması ve sürdürmesidir. Çocukların belirli konularda çatışma yaşadıklarında birtakım uyumsuz davranış tablolarının açığa çıkması kaçınılmazdır. Kişilik, çatışma çözme becerileriyle gelişen bir olgudur. Çocuk gelişiminde yetenek ve becerilerin kazanılması kadar sorun çözme becerisinin de kazanılması gelişim seyrinin bir parçasıdır.

    ÇOCUKTA UYUMSUZLUK BELİRTİLERİNİ ARTTIRAN ETKENLER

    Aşırı koruyucu yaklaşımlar, çocuğun ebeveyn korumasından çıkarak bağımsız hareket etme becerisini engeller. Okul öncesi grubunda karşılaşılan sorunlar olağan ve geçicidir. Yanlış anne ve baba tutumları davranışın kemikleşmesi ve duygusal düzeyde bozulmalara yol açabilir. Destekleyici ebeveyn modeli; ideal ebeveyn tutumu olarak gösterilmektedir. Bu tutum dışında kalan çocuklar etraflarına şüpheyle bakar. Karmaşa yaşar ve uyum sorunları geliştirerek sinirlilik, kavgacılık, hırçınlık, geçimsizlik gibi olumsuz davranışlar geliştirirler. Psikososyal unsurlar kadar organik kökenli problemler de (beyin incinmeleri, sakatlıklar, anomaliler, süreğen rahatsızlıklar…) çocukta uyumsuzluk belirtilerini arttıran etkenlerdir.

    ÇOCUĞUN DAVRANIŞINI BOZUKLUK OLARAK TANIMLAMAK İÇİN NELER KRİTER ALINMALIDIR?

    1.YAŞA UYGUNLUK

    Her dönemin kendine özgü özellikleri vardır. Bu özellikleri ve çocuğa etkilerini iyi tanıyıp gözlemlemek gerekir. Örneğin çocuk 2 yaşta bireyselleşmeye başlar. Bu sebeple paylaşımda zorlanabilir.3-5 yaş çocuğunun hayal gücü sınırsızdır. Yalana benzeyen, hayal gücü sınırlarını zorlayan öyküler anlatabilir. Ancak bu anlatımlar ergenlik dönemine dek sürüyorsa ciddi problemler teşkil edebilir.

    2.YOĞUNLUK

    Davranışın sıklığı ikinci ölçüttür.4-5 yaş civarında sık öfkelenme olağan bir durumken, başka çocuklara zarar verme davranış bozukluğuna girer.

    3.SÜREKLİLİK

    Belirli davranış türünü ısrarlı devam ettirmedir.

    4.CİNSEL ROL BEKLENTİLERİ

    Erkek ve kız davranışları arasında oluşan gelişim farklılıkları (erkeklerde geç konuşma daha sık rastlanır vb.) cinsel kimliğin yarattığı farklılıklar da dikkate alınmalıdır.

    UYUM VE DAVRANIŞ SORUNLARI  HANGİ ŞEKİLLERDE GÖRÜLÜR?

    Tırnak yeme Zorbalık Otoriteye Başkaldırma Gerilim Çalma Davranışı Okul Devamsızlığı Aşırı utangaç, korkak, endişeli ve şüpheci tavırlar sergileme vb. şekillerde gözlemlenmektedir.

    DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ

    Dikkati Çekmek: Çocuğa yeteri kadar vakit ayrılmadığında çocukta çevre ilgisini toplamak adına uyumsuz davranışlar gelişebilir.

    İntikam Alma İsteği: Dayak yiyen, örselenen (travmatize olan) çocuk, anne babaya karşı gelen davranışlarda bulunabilir; çünkü aileden intikam almak ister.

    UYUM BOZUKLUĞU VE NORMAL DAVRANIŞI AYIRMAK  

    Ebeveynler için bu ayrımı yapmak zordur. Fakat belirli noktalarla ilgili yapılan gözlemler çıkarım yapmada fayda sağlamaktadır. Örneğin; alt ıslatma davranışında 1,5 yaşında ve tuvalet eğitimi almış bir çocuğun sonraki 1-1,5 yıl alta kaçırması normaldir. Kas kontrolü bu çağda sağlanmaya başlamaktadır. Fakat 3,5-4 yaşından sonra bu sorun devam ediyorsa uyum bozukluğudur. Çünkü artık bu adaptasyon sürecini aşmıştır. Yanlış tutumlar sorunun tırmanarak artmasına sebep olabilir. Aslında çocukların büyük bir çoğunluğu bu davranışları” Beni Dinle “mesajını vermek için yaparlar.

    DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA OLUMLU İLİŞKİ NASIL KURULUR?

    Karşılıklı Saygı Çocuğa Kaliteli Zaman Ayırmak Cesaretlendirmek Sevgiyi Anlatmak Çocuğa karşı sakin olmak ve etiketlememek gerekmektedir.

  • Okul Öncesi Çocukta Psikolojik Gelişim

    Okul Öncesi Çocukta Psikolojik Gelişim

    Sağlıklı çocuklar için beklenmekte olan bir takım fiziksel ve motor gelişim süreçleri vardır. Okul öncesi psikolojik ve sosyal gelişim açısından “kritiktir.” (Bierman,1987).Bunun yanında çok sıklıkla göz ardı edilebilecek olan ruhsal gelişimin de bu süreçte önemi büyüktür. Psikolojik ve sosyal gelişimin birbirine oldukça bağlı olduğu düşünülürken, çocuğun gelişimindeki psikolojik etkenler üzerinde biyolojik olgunlaşma ve çevre faktörleri de aynı oranda etkilidir.

    Bebeklikten 6 yaşa kadar süre gelen temel gelişim sürecinde esas konu çocuğun insiyatif elde etme çabasıdır. Bu sebeple de çocuk ve aile arasında yaşanan temel çatışma konusu genellikle çocuğun “evi yönetme ve hükmetmesi” şeklinde gözlemlenmektedir. Okul öncesi dönemde ben merkezci düşünce temel olurken ; çocuğun dikkat ve odağı ebeveyn üzerindedir. Okul öncesi dönem, çocuğun gelişiminde  hızlı değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Bilişsel ve sosyal becerilerin temeli bu dönemde atılır. Çocuğun dil becerilerinde, dikkat, bellek ve kendini kontrol alanlarında da önemli ilerlemeler görülmektedir.

    Uzmanlar tarafından” altın değerindeki yıllar”, olarak değerlendirilen okul öncesi dönem anne-babalar için bazen çok eğlenceli ve sürprizli, bazen adeta ergenlik dönemini yansıtan  çatışmaların sıklıkla yaşandığı, zorlayıcı bir dönem şeklinde yaşanabilmektedir. Yoğun bağımsızlık arzusu bu dönemde oldukça sık gözlemlenmektedir. Gerçekten izin vererek bağımsızlığı gözetmek ve güvenliğini etkileyebilecek durumlara karşın sınır koymak gelişim desteği açısından gereklidir. Yoğun bir günün ardından ona sarılmak istediğinizde oyunundan kopmak ya da kendi dünyasından çıkabilmek onun için kolay olmamaktadır. Kimi durumlarda bazı şeyler konusunda çocuklar kendilerini sorumlu hissedebilirler. Bu ben  merkezci düşünce yapısından kaynaklıdır. Örneğin: Anne babam benim yüzümden mi tartıştı vb.

    Çocuklar okul öncesi dönemde duygularının esiri olurlar ve herhangi bir konuda sabırsız davranırlar,farklı duyguları ayırt edebilseler de, bu duygular üzerinde kontrolleri oldukça azdır. İsteklerini erteleme, dürtü kontrolü gelişmemiştir; bir şeyi istiyorsa o hemen olmalıdır, yoksa gözü bazen gerçekten hiç bir şeyi görmemektedir. Duygular bu dönemde genellikle ,söze değil aksiyona dökülür. (vurma, ısırma, atma). 4 yaşta ve sonrasında  gelişen beyin aktiviteleri sayesinde sözel ifade, oto kontrol becerileri oturmaya başlar, çocuk duygusal patlamalarla bunların sonucunda gelişebilecek negatif olaylar arasında ilişki ve empati kurmaya başlar .

    YAŞ GRUPLARI VE GENEL ÖZELLİKLERİ:

    4 YAŞ:

    Çocuğun kavrama gücü gelişmiştir. Karşı gelme ve kaba üslub bu döneme hakim olurken, oyunlarda sıklıkla kavga,tekme atma,tükürme yüksek sesle ağlama,gülme dönemin başlıca özellikleridir.

    5 YAŞ:

    Kendine yeten ,sosyal ve uyumlu hale gelen çocuk huysuzluk dönemini geride bırakmıştır.İnsan ilişkilerinin güçlenmesiyle görünümü farklılaşmıştır.Dil becerisi oldukça güçlüdür.Annesi onun için dünyanın merkezidir.Uzun cümleler kurar ,çok konuşur.Bu dönem genelde yorgunluğun hırçınlığa dönüştüğü ve sevilip sevilmediğine dair çocuğun sorgulamaya girdiği bir dönemdir.

    6 YAŞ:

    Tembel ve kararsızdır.Bu dönemde bireysel oyunlar grup oyunlarına dönmeye başlamıştır. Hareketlilik artarken ,başarı ve başarısızlık duyguları arasında gidip gelmeler sıklıkla yaşanmaktadır. Sorumluluklar artar, dikkat süresi uzar ,en iyi olmak çocuk için çok önemlidir.

  • Tourette sendromu (tik) nedir? Belirtileri ve tedavisi nedir?

    Tourette Sendromu, yani halk arasında bilinen adıyla “Tik”; bireyin, kontrolü dışında ya da çok az kontrolünde yaptığı hareketler ya da çıkardığı seslerdir. Tourette Sendorumu, fiziksel (motor) tik ve sesli tik olarak tanımlanan genetik bir tik bozukluğudur. Uzmanlara göre; Tik Bozukluğunun nedeninin beyinde bazı bölgelerde oluşan hasar olduğuna ilişkin görüşler mevcuttur. Tourette Sendoromu olan bireyler, Nöroloji ve Psikiyatri bölümlerine başvurmaları gerekmektedir.

    Tik Boukluğu her yaşta ortaya çıkabildiği gibi sıklıkla ortaya çıkma yaşları 6-18 yaş aralığındaki dönemdir. Tik Bozukluğu, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), Otizm, OKB (Obsesif kompülsif Bozukluk) gibi psikopatolojik bozuklukları bulunan bireylerde daha çok görülmektedir. Kişinin, stres düzeyinin yüksek olması da tiklerin şiddetinin artmasına neden olabilmektedir. Torette sendromu bulunan bireylerin çoğu; normal düzeyde bir zekâya sahiptir.

    Tik Bozukluğu, kişi ergenlik dönemini geçmişse tiklerin orta çıkma şiddeti azalmaktadır. Tourette Sendromu, erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla daha çok görülmektedir. Bu sendromda ayırt edici nokta; tiklerdir. Tikler zen hafif şiddetle ortaya çıkarken bazen yoğun şiddetli derecede ortaya çıkabilmektedir. Bu bozukluğun belirtileri en az 1 yıl devam etmelidir. Tourette Sendromu, genellikle “göz kırpma, omuz silkme” gibi basit tiklerle başlamaktadır. Sendromun belirtilerinin 6-7 yaş aralığında ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

    Tourette Sendromunun Tedavisi Nedir?

    Tourette Sendromu yaşayan çocuğun, sosyal yaşantısında birçok sıkıntı, okul başarısında düşme, arkadaş ilişkilerinde bozulmalar şeklinde çeşitli sıkıntılar yaşandığı için bireyin tedaviye bir an önce başlaması gerekmektedir.

    Sendrom, genetik bir bozukluk olduğu için en etkili tedavi yöntemi “ilaç tedavisi” Düzenli ilaç kullanımı ile bozukluğun yarattığı olumsuz durumların şiddeti azaltılabilmektedir. Kişinin, ilaçlarını bir psikiyatrist kontrolünde alması gerekmektedir.

    İlaç tedavisi bu bozukluğun tedavisinde tek başına yeterli değildir. İlaç tedavisinin yanında bir psikiyatrist tarafından terapi desteği de alması tedavide oldukça önemli olumlu gelişmelerin sağlanmasını hızlandırmaktadır.

    Tedavide amaç; tikleri tamamen ortadan kaldırmak değildir. Tiklerin, çocuğun sosyal yaşantısında yarattığı sıkıntıları azaltmak ve kişiye sosyal işlevselliğini yeniden kazandırmaktır.

    Tikleri, çocuğa ceza vererek, çocuğu eleştirerek ortadan kaldırmak mümkün değildir. Dolayısıyla çocuğunda, Tourette Sendromu bulunan ebeveynler, çocuğun yaşadığı sıkıntıları anlayarak, farkında olarak çocuğa davranmaları gerekmektedir.

  • Çocukluk ve ergenlikte bipolar bozukluk

    Çocukluk ve ergenlikte bipolar bozukluk

    Mani ve depresyon dönemlerinden oluşan,genellikle erişkin dönemde tanı konulan,fakat hastaların yaklaşık %50-60 ında şikayetlerin ergenlik döneminde başladığı tespit edilen bir psikiyatrik bozukluktur.Çocukluk ve ergenlik döneminde belirtilerin atlanmasında ki temel neden,belirtiler yaş dönemleri değişken davranışlarıyla örtüştüğü için gözden kaçabilmektedir.Erişkin dönem bipolar bozukluk belirtileri çocuklarda normal yaş dönemi davranışları olarak değerlendirilebilir.

    Bipolar bozukluk, her yaşta başlama olasılığına rağmen, sıklıkla genç erişkinlikte 15-35 yaş arasında ortaya çıkar. Ortalama başlangıç yaşı erkeklerde 18, kadınlarda 20 yaş civarındadır. Bipolar kişilerin yarısı ilk bipolar hastalık dönemini 20 yaşından önce yaşar. Ve genelde ilk atak depresyon atağı olur ve bu durumda bipolar tanısını geciktiren bir durumdur. Çocukluk ve ileri yaşta başlaması daha seyrektir. Toplumda yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık %1-2 oranındadır.

    Çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan bipolar bozukluk kişinin işlevselliğini belirgin oranda bozmaktadır.Erken başlangıç, hastalığın gidişatı için kötü bir kriterdir.Zamanında tanı konulup tedavi edilmediği takdirde erişkin döneminde de ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

    Ailesinde bipolar bozukluk olan çocuklarda bozukluk daha erken yaşlarda görülebilir.Bipolar bozukluğun nedenine dair uzun yıllardır yapılan araştırma sonuçları, bu bozukluğa ailenin bazı bireylerinde görülmeyip bazı bireylerinde bipolar bozukluğu ortaya çıkaran genetik bir yatkınlığın neden olduğunu göstermiştir. Bu yatkınlığın düşünce, davranışlar ve duyguları düzenleyen beynin frontal korteks, limbik sistem bölgelerinde dopamin, noradrenalin, serotonin ve glutamat isimli ileti sisteminde görev alan monaaminlerin çalışmasında değişiklik yaratır.

    Çocuk ve genç ergenlerde bipolar bozukluk erişkinlerdekinden farklı görünür.Bipolar bozukluk hem çocuklarda hem ergenlerde görülebilmektedir. Ancak erişkinlerdekinin tersine, çocuklar ve genç ergenler çoğu zaman manik ve depresif ataklar arasında, birgün içinde birçok kez çok hızlı duygudurum dalgalanmaları yaşamaktadırlar. Bu hızlı döngü davranış sorunları gibi algılanabilir.Mani erişkin dönemdeki gibi aşırı mutlu,güvenli olmak vs degilde, aşırı gergin ve yıkıcı öfke nöbetleri dönemi şeklinde görülmektedir. Bipolar bozukluğu olan çocuklarda depresyon, çok sayıda bedensel şikayetler,okul isteksizliği, uyku ve iştah değişimleri,evden ve okuldan kaçma girişimleri, iritabilite, yakınma, nedensiz ağlama, sosyal etkileşimde azalma ve reddedilme veya başarısızlığa karşı aşırı tahammülsüzlük şeklinde görülmektedir.

    Çocukluk ve ergenlik çağında bipolar bozukluk mani belirtileri;

    Enerjide artma,

    Dikkat dağınıklığı,odaklanma ve konuyu sürdürmede zorlanma,

    Hızlı konuşma ve arasına girememe,

    Olaylara aşırı tepki,ani ve kontrol edilemeyen öfke patlamaları,

    Kendini çok güçlü,yenilmez hissetme,

    Konuşurken daldan dala atlama,

    Uyku ve iştahta azalma,

    Aşırı mutlu görünme,enerjik hissetme

    Ergenlerde ise:

    Bipolar bozukluğu olan gençlerde karışık semptomlar da yaygındır. Daha büyük yaş grubunda erişin tipine yakın bulgular görülmektedir. Ergenlikte de aşırı enerji,kendini güçlü hissetme vs ile aşırı cinsel eyilimler,madde,alkol kötüye kullanımı,sosyal çevrede suça meyil gibi durumlarda eşlik edebilir. İntihar düşüncesi yoğun izlenebilir.Travmatik olaylar bipolar bozukluğun başlamasını tetikleyebilir. Bir bağımlılığı veya intihar düşünceleri olan çocuklar ve ergenler her zaman ciddiye alınmalı ve duygudurum bozukluğu açısından değerlendirilmelidir. Uygun tedaviyle intihar düşüncelerinin ve diğer sorunların üstesinden gelmek mümkündür.

    Bipolar bozukluk belirtilerini gösterebilen diğer psikiyatrik durumlar da değerrlendirilmelidir.Çocuklarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) , diğer Yıkıcı Davranış Bozuklukları,Zeka gerilikleri,Metabolik nedenler değerlendirilmelidir. Aslında, DEHB çoğunlukla bipolar bozukluğun semptomları meydana gelmeden ortaya çıkmaktadır. Bu, DEHB olan her çocukta bipolar bozukluk olacağı anlamına gelmez. Yine de bipolar bozukluk bulunan bir akrabası olan DEHBli bir çocukta bu hastalğın gelişme olasılığı normal populasyona göre daha yüksektir .Çocuklarda antidepresan ya da psikostimülan kullanımından sonra mani bulguları ortaya çıkıyorsa, bipolar bozukluk açısından detaylı değerlendirme uygun olacaktır.

    Çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk tedavisi:

    Bipolar bozukluğu olan çocukların ve ergenlerin erkan tanı ve tedavi almaları ve büyüdükçe semptomlarını nasıl kontrol altına alabileceklerini öğrenmeleri çok önemlidir. İlaç tedavileri duygudurumun kontrol edilmesine yardımcı olmaktadır ve psikoterapi desteği işe yaramaktadır.Çocuk ve ergenlerdede dikkatli ve düzenli tedavi önemlidir.Hastalık,tedavi ve süreci kişi ve aile ile konuşulmalı ve mutlaka işbirliği sağlanmalıdır.

  • Otizm (otistik spektrum bozuklukları) (osb)

    Otizm (otistik spektrum bozuklukları) (osb)

    Belirtileri 3 yaş öncesinde başlayan sosyal ve iletişim alanında yetersizlikler yada kısıtlılıklar,tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları belirtileriyle kendisini gösteren bir bozukluktur. Genel olarak Otizm olarak bilinse de aslında geniş bir yelpazeye yayılmış bir spektrumdur.

    OSB nörogelişimsel bir bozukluktur.Belirtiler erken çocukluk çağında başlamaktadır. Daha önceleri nadir olduğu belirtilse de günümüzde son çalışmalar daha yaygın olduğunu göstermektedir.Prevalansın yani yaygınlığın artışında bozukluk hakkında çocuk psikiyatrisi dışında diğer branş hekimlerinin ve ailelerin farkındalılığının artması da rol oynamaktadır.

    OSB da etyoloji yani neden oluştuğuna yönelik halen yoğun çalışmalar sürmektedir. Tek bir nedeni yoktur. Genetik, çevresel faktörleriler, anne yaşı ve bazı vitamin eksikliklerinin neden olabileceği yönünde araştırmalar mevcuttur. Beyin gelişimine yönelik araştırmalarda özellikle dikkat ve yürütücü işlevlerden sorumlu frontal lob, sosyal davranış ve duygulanımla ilgili amigdala ve dil gelişimi ile ilgili temporal lob üzerine detaylı araştırmalarda devam etmektedir.Onun için OSB tek bir sebepten oluşmadığı için bir yaygın gelişimsel bozukluktur.

    OSB Tanı

    Tanı da biyolojik bir tanılama markırı yoktur.Tanı klinik değerlendirme ve davranışsal özelliklerin takibiyle konulmaktadır. Uygun çocuklarda psikometrik incelemeler yapılabilir. Evde veya sosyal ortamda çekilen videolar tanılamada işe yarmaktadır. Gerekli görülürse işitme testi ve nörolojik inceleme uygun olabilir. 2 yaş altındaki çocuklarda pek çok belirti görülebilir ve değerlendirilebilir. 1 yaştan küçük çocuklarda klinik gözlem ile sosyal iletişim yetersizliği izlenebilir ve bu çocuklar RİSKLİ ÇOCUK olarak kayıt altına alınmalıdır.

    OSB Belirtileri:

    Büyük bir kısmında belirtiler 13-14 aylık iken görülür.Bir kısmında gelişim normal iken 1-2 yaş aralığında gerilemeler başlamaktadır.

    1 YAŞINA KADAR OLAN GRUPTA:

    Bıgıldama yada ses çeşitliliği azdır,

    Kendisiyle ilgilenen yada konuşana ilgisizlik vardır,

    Bakım verenin gitmesi yada seslenmesine tepkisizdir,

    Uyku sorunları,anormal seste ağlamalar,

    Beslenmeye direnç yada emzirirken iletişim kurulamamsı gibi belirtiler görülebilir.

    GENEL OLARAK BELİRTİLER:

    Göz kontağında kısıtlılık,

    Adını seslendiğinizde bakamama,

    Konuştuğunuzda yüzünüze bakmaz etkileşime girmez,

    Sosyal olarak tepki verme gülümseme olmayışı,

    Oyuncaklarla amaca yönelik oynamama,

    Yaşı düzeyinde ifade ve alıcı dilde gerilikler,

    Kendine ait bir dil geliştirme,

    Monoton bir dil,

    Empati eksikliği,

    Duyguları anlama ve yorumla da yetersizlikler,

    İsteneni gösterememe,kendi isteklerini ebeveyni götürüp onun eliyle gösterme,

    Duygu paylaşımı yada sevdiği nesne paylaşımının olmaması,

    Tekrarlayıcı davranışlar(stereotipiler) (kendi etrafında dönme,el burma,bir nesneyle saatlerce uğraşma gibi),

    Kısıtlı ilgi alanları (arabalar,haritalar,tv,klipler gibi),

    Gevşek hipotonik olabilir,

    Motor gelişimde gerilik görülebilir,

    Dokunma gibi uyaranlara yanıtsızlık olabilir,

    Uyku ve beslenme sorunları gelişebilir,

    Taklit becerileri yoktur.

    OSB da erken tanı çok önemlidir. Bu belirtilerden bir kaçı çocuğunuzda var ise mutlaka profösyonel bir destek almanız uygundur. Çevrenin size ‘daha küçük, büyüyecek,babası da böyleydi’ gibi söylemlerini çok önemsememenizi tavsiye ederim. Durumu kabullenmek kolay olmasa da erken tanı ve tedavi çok önemli.

    TEDAVİ:

    Öncelikle aile,bakım verenler OSB hakkında ve tedavide ki rolleri hakkında iyi bilgilendirilmeleri gereklidir.

    Temel tedavi seçeneği özel eğitimdir. Özel eğitimi bu konuda eğitimi olan eğitimcilerden almaları gerektiği belirtilmelidir.

    2 yaş altında çocuklarda daha çok ebeveyn eğitimi ve sosyal-duygusal gelişim eğitimi uygundur.

    Daha büyük yaşta eğitim içeriği çocuğun yaş ve bilişsel gelişimine göre düzenlenmelidir.

    Zaman zaman ek tanılar için Dikkat Eksikliği, Anksiyete bulguları, Davranış Sorunları, Uyku sorunları için ilaç tedavisi önerilebilir.

    Tedavi de zihinsel performansı iyi olan çocuklar daha hızlı yol kat etmektedir. Tedavinin ne kadar süreceği çocuğun öğrenme kapasitesi, zihinsel gelişimi, ifade dilinde kelime kullanımı, sosyal ve aile desteğinin iyi olmasıyla ilgilidir. Kimi çocukta 1-2 yıl, kimisinde daha uzun sürebilir.

    Ergenlik döneminde zihinsel becerisi iyi olan OSB lu çocuklar durumlarını farklılıklarını görebildikleri için çeşitli sorunlar yaşayabilirler. Bu dönemde tıbbi destek gerekli olabilir. Performansı iyi olmayan çocuklarda ergenlik döneminde yoğun öfke nöbetleri, cinsel davranış sorunları, fiziksel zarar verme gibi problemler daha belirgin olabilir.

    Tedavi multidisipliner bir yaklaşımla düzenlenmeli. Takip eden doktor ile belirli aralıklarda çocuğun gelişimi ve sorun olan alanlar gözden geçirilmelidir.

    Alternatif diye sunulan diyet tedavileri, hiperbarik oksijen tedavisi, ağır metalden arındırma tedavisi, nörofeedback gibi tedavilerin OSB da etkin olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar olmadığını da özellikle belirtmek isterim.

  • Çocuklarda alt ıslatma sorunu

    Tıbbi olarak ENÜREZİS, halk arasında ‘yatağı ıslatma’ ‘alt ıslatma’ olarak bilinen bu durum çocuklarda sık görülen bir sağlık sorunudur.

    Normal gelişimi olan çocuklarda gündüz mesane kaslarını kontrol etme 2-3 yaş civarında gelişir.4-5 yaş aralığında gece mesane kontrolünde gelişmesi beklenmektedir.Eğer çocuk 5 yaşından sonra halen gündüz ve/veya gece altını ıslatıyorsa bu durum araştırılmalıdır.

    Alt ıslatma tıbbi nedenlerden mi yoksa psikolojik nedenlerden mi kaynaklanıyor tespit etmek önemlidir.

    TIBBİ NEDENLİ ALT ISLATMA

    Diabet (şeker hastalığı),

    Böbrek fonksiyon bozuklukları,

    Mesane ve boşaltım sistemi bozuklukları ve

    Çeşitli parazitlerden dolayı oluşuyor olabilir.

    Bu durumlarda tıbbi müdahale ile tedavi edilmesi gereklidir.

    Eğer böyle bir neden yok ise psikolojik kaynaklı olduğu düşünülür.Özellikle tuvalet alışkanlığını kazandıktan bir süre sonra alt ıslatmaya başlayan çocuklarda yaşamsal değişiklikler mutlaka değerlendirilmelidir.

    PSİKOLOJİK NEDENLİ ALT ISLATMA

    Aile tutumlarında: sorunlar sert,katı cezalandırıcı,eleştirici,sevgisiz tutumlar veya aşırı rahat,bireyselleşmesine izin verilmeyen çocuklarda görülebilir.

    Yaşam içinde stres yaratan değişimler: kardeş olması,anne baba ayrılığı,anne-baba yada sevilen birinin kaybı,arkadaş zorbalığı,öğretmen sıkıntıları gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

    GENETİK NEDEN

    Ailede diğer kardeşte,anne veya babada bulunması çocukta alt ıslatma sorunu olmasının bir nedenidir.

    DERİN UYKU SORUNU

    Derin uykusu olan çocuklarda mesane dolsa da beyne giden sinyalleri algılayamadıkları için alt ıslatma sorunu oluşmaktadır.

    PİSİKOLOJİK NEDENLİ ALT ISLATMA SORUNUNDA TEDAVİ

    Öncelikli olarak aileye çocuğun bunu bilinçli olarak yapmadığı açıklanmalıdır.Suçlayıcı,aşağılayıcı,cezalandırıcı tutumların daha büyük stres kaynağı olduğu belirtilmelidir.Çocuklarını bu sorunun aşılabileceği konusunda motive etmeleri ve nasıl davranacakları belirtilmelidir.Bu davranış değişikliği ve tuvalet hijyen çalışmalarıyla hasta takibe alınmalıdır.Eğer bu yöntemler ile sorun çözülemezse ilaç tedavisi düşünülebilir.

  • Çocuk ergen ruh sağlığı hastalıkları

    Çocuk ergen ruh sağlığı hastalıkları

    Çocuk Psikiyatrisi dünyada 1930’larda ve ülkemizde 1955’lerde adından söz ettirmeye başlamıştır. Ülkemizde Prof.Dr.İhsan Şükrü AKSEL’in girişimiyle ”Çocuk Psikiyatrisi Enstitüsü” kurulmuştur. 1990 yılında ayrı bir uzmanlık dalı olarak kabul edilmiştir. 1997 yılında ”Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı” adı altında anabilim dalı statüsü kazanmıştır.

    Çocuk Psikiyatrisi, tıp fakültesi mezunu ve sonrasında 5 yıl uzmanlık eğitimi ile tamamlanan bir tıp doktorluğu branşıdır. ” Çocukluk çağı bilişsel ve duygusal bozuklukların tanı ve tedavisi ve önlenmesinde uzmanlaşmış doktor” olarak tanımlanmaktadır.

    Ruh sağlığı çevresinde psikiyatrist ve psikolog ayrımı ve işlevleri konusunda çeşitli tartışmalar yaşanmakla birlikte günümüzde mesleki sınırlar daha netleşmiş durumdadır.Fakat halen halk arasında psikiyatrist ve psikolog ayrımı ve yaptığı iş konusunda ciddi karmaşalar mevcuttur.

    ” İlaç yazan doktor psikiyatrsit,konuşan doktor psikolog” gibi genel bir kanı vardır.

    Çocuk Ruh Sağlığı va Hastalıkları uzmanları çocukta gelişim süreçleri, bu süreçlerde ortaya çıkan çevresel, fizyolojik,tutumsal sorunları belirleme ve gerekli destekleri verme yetisine sahip kişilerdir.

    Çocukta bilişsel ve duygusal gelişimin normal ilerlemesi için aile destekleri, çevresel ve sosyal düzenlemeler için aile görüşmeleri ve çocuk ve ergenle görüşmeleri ve uygun olan psikoterapi tekniklerini kullanmaktadır. Bunun yanında gerekli tanılarda çocuğun yaşına uygun ilaç tedavisi uygulamaları da kullanılmaktadır.

    Psikiyatrik ilaçlar hakkındaki toplumsal olarak bazı yanlış inanışlar çocuklarda ilaç tedavisi başlanmasında sorunlar oluşturabilir. Fakat Çocuk Psikşiyatri Uzmanları olarak ailelerin bu konudaki olumsuz düşüncelerinin nedeni konuşulup ve tedavinin gerekliliği, etki ve yan etki durumları açık ve net olarak anlatılmalıdır. Çocukta tespit edilen bilişsel, duygusal gelişimsel sorunlarda durumun fizyolojik olduğu durumları belirleme ve gerekli uzmanlık alanına yönlendirme gibi çok önemli bir durum söz konusudur.

    Ülkemizde Çocuk Psikiyatrisine talep her geçen gün artmaktadır. Bu durum diğer branş hekimlerinin, ailelerin,öğretmenlerin ve hatta çocuk veya gencin kendisinin farkındalılığının arttığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bu uzmanlık alanında uzmanlık veren tıp fakültelerinin sayısı artmış olsa da halen ülkemizde nüfusa yeterli olacak Çocuk Psikiyatri Uzmanı maalesef yoktur.

    Çocuk Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları:

    1- FİZYOLOJİK OLMAYAN DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI: Yani konuşma organlarının anatomik bozukluğu, işitme sorunu, epilepsi, hidrosefali gibi durumlardan kaynaklanmayan bir dil ve konuşma sorunu ise psikiyatrik değerlendirme, aile öyküsü ve psikometrik değerlendirmeler ile tanı ve tedavi süreci belirlenir.

    2- OTİSTİK SPEKTRUM BOZUKLUKLARI (OTİM VE DİĞERLERİ): Çocukta gelişim düzeyine uygun sosyal etkileşim kısıtlı, göz kontağı yetersiz, sözel iletişimde gerilik, ilgisizlik, duygusal sinyalleri almada sorunlar, tekrarlayıcı davranışlar, yaşıt ilişkilerinde sınırlılık vs gibi belirtiler var ise psikiyatrik değerlendirme yapılmalıdır. Tedavinin düzenlenmesi ve tedavi takibi konuşulmalıdır.

    3-DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU: Dikkatsizlik, hareketlilik, dürtüsellik ana belirtileriyle aile, okul ve sosyal yaşamda olumsuz etkiler yaratan bu bozuklukta tanı ve tedavi düzenlemesi çocuk psikiyatristi tarafından yapılmalıdır.

    4-ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU: Çocukta yaş ve gelişim düzeyine uygun kavramları öğrenme, harfleri ve rakamları öğrenmede sorunlar, yön, zaman gelişiminde problemler var ise psikiyatrik değerlendirme, psikometrik değerlendirme ile tanı konulur ve tedavi düzenlenir ve takibe alınır.

    5-DEPRESYON: Çocukta 1 aydan fazla süreyle mutsuzluk, üzgün yüz ifadesi, öfke, davranış değişiklikleri, gerginlik, isteksizlik, yorgunluk gibi belirtiler var ise değerlendirmeler, görüşmeler yapılır. Mutlaka fizyolojik nedenler ekarte edilir. Tanılama ve tedavi takibi yapılır.

    6-KAYGI BOZUKLUKLARI: Ayrılık kaygısı, yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluk gibi farklı belirtiler ile karşımıza çıkan bu durumlar çocuklarda da görülmektedir. Ani duygu değişimleri, endişeli hal, korkular, uyku değişiklikleri, okula gitmek istememe, yalnız kalmaktan korkma gibi belirtiler izlenebilir. Mutlaka psikiyatrik değerlendirme yapılmalıdır ve uygun tedavi seçenekleri konuşulmalıdır.

    7-TİK BOZUKLULARI: Çocuklarda ani,tekrarlayıcı,ritmik olmayan motor ve/veya vokal kasların istem dışı kasılmasıdır. Bu tip durumlarda tiklerin gelip geçicimi yoksa kronik mi olduğu psikiyatrik değerlendirme ve takiplerle belirlenmektedir. Tedavi seçenekleri aile ve çocukla gözden geçirilebilir. Tedavi edilmediği takdirde sosyal, akademik alanlarda ve kişinin kendilik algısında sorunlara neden olabilir.

    8-YEME SORUNLARI: Küçük çocuklarda annelerin özellikle temel sorunlarından biridir. Doğru beslenme alışkanlığı ve bu konuda anne tutumları hakkında psikiyatrik değerlendirmeden sonra destekler verilmektedir.

    Beslenme ile ilgili sorun başka fizyolojik bir sorun kaynaklı ise gerekli uzmanlara yönlendirmeler yapılmaktadır. Daha ileriki yaşlarda beden algısıyla ilgili kaygıların, aile ve akran çatışmaları vs gibi nedenlerle genelde 16-20 yaş aralığında ve çoğunlukla kızlarda BULİ MİA ve ANOREKSİYA NERVOZA gibi yeme bozuklukları da görülebilir. Kapsamlı tıbbi bir değerlendirme yapıldıktan sonra uygun tedavi ile takibe alınmalıdır.

    9-YIKICI DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI: Yetişkinlerle tartışma, öfkeli olma, arkadaş ilişkilerinde sorunlar, toplum kurallarına uymada sıkıntılar,bilerek insan veya hayvanlara zarar vermek,hırsızlık,yalan söylemek gibi bir çok belirtisi bulunan davranım sorunları doğru tanı ve tedavi desteği almadığında aile,sosyal ve akademik ortamda belirgin problemler yaşanacaktır.

    10-UYKU BOZUKLUKLARI: Özellikle gelişimsel gerilik sorunu olan çocuklarda uykuya dalma ve sürdürme,uyku süresinin yetersiz olması konusunda tedaviler düzenlenir. Normal uyku ritim bozuklukları, kabus bozukluğu, gece terörü, diş gıcırdatma ve uykuda gezme gibi durumlarda psikiyatrik ve gerekirse fizyolojik olarak değerlendirilip uygun tedavi belirlenir.

    11-ZEKA GERİLİKLERİ: Zeka geriliklerinin bir çok nedeni vardır. Zeka gerilikleri, öğrenme, duygulanım, davranışları organize etme, dikkat gibi alanlarda sorunlar yaşanmasına neden olur. Zeka geriliğini tedavi etmiyoruz. Bu sorun nedeniyle oluşan problemler için gerekli tedavileri uyguluyoruz.

    12-OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK: Çocukta normal düzenlilik, kontroller, sıralı yapılan eylemler olabilir. Bunlar günlük yaşam akışını olumsuz etkilemez. Ne zaman ki bu rutinler zorunlu yapılmaya ve yapılmadığında endişe, korku, heyecan gibi duygulanımlar yaratır ve bunlardan kurtulmak için tekrarlayıcı takıntılı davranışları daha sık yapma ihtiyacı doğarsa bu durum bir TAKINTI BOZUKLUĞU olarak değerlendirilebilir.

    Bu durumda Çocuk Psikiyatrisinden destek almak tanı ve tedavi için önemlidir. Özellikle erken başlayan bu tip durumlar erken tanı konulup tedavi edilmez ise yetişkinlik döneminde daha belirgin sorunlara yol açacaktır.

    13-ERGENLİK DÖNEMİ SORUNLARI: Ergenlik gelişim sürecinde normal bir dönemdir.Fakat bazen bu dönemde yaşanan yoğun kaygı,yaşam şartlarının getirdiği gelecek kaygıları,arkadaş çevresiyle ilgili sorunlar,aile ile iletişimde sorunlar,madde kullanım problemleri gibi ailenin ve ergenin baş etmekte zorlandığı durumlarda destekleyici tedaviler faydalı olmaktadır.

    14:SINAV KAYGISI: Aslında kaygı bozukluklarında bu konuda belirtilmektedir fakat yine değişen eğitim ve sınav sistemi çocuklarda ve ailelerde ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Bu konuda da destekleyici ve kaygı ile baş etme ve gerekirse ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

    Daha bir çok psikiyatrik durum değerlendirmesi yapılmakla birlikte ana, daha belirgin olanları yukarda belirtmek istedim. Aynı zamanda normal gelişim sürecinde çocukların tuvalet alışkanlığı, uyku alışkanlığı, yeme alışkanlığı, anne baba boşanma durumları, kardeş olması ve kardeş kıskançlığı gibi bir çok durumda psikiyatrik bozukluk düzeyinde belirtiler ile bir bozukluk olmasa da sadece baş etme de sorun yaşayan aileler ve çocuklar için görüşmeler ve bunlara yönelik danışmanlıklar verilmektedir.

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    DEHB bozukluğu çocukluk döneminde yaygın olarak görülebilen bir sorundur. Tüm okul çağındaki çocuklarda görülebilen bir bozukluk olduğundan, bu çocuklar; orta ya da üst seviyede bir zekaya sahip olsalar dahi, eğitimlerine yeteri kadar odaklanamadıkları için, akademik hayatlarında başarısızlık yaşamaktadırlar. Bunun yanı sıra, Dikkat eksikliği olan bir çocuk aynı zamanda üstün yetenekli ise, bu çocuğa DEHB tanısı koyabilmek oldukça güçtür.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Belirtileri Nelerdir?

    Aşağıdaki 14 davranıştan en az 8 inin aynı yaş dönemindekilerden daha fazla görülmesi beklenir:

    • Ellerini ve ayaklarını sürekli kıpırdatmak ve olduğu yerde kıpırdanmak,

    • Yapması gereken görevi oturarak yapmada zorluk yaşamak,

    • Dış uyaranlardan kolayca dikkatinin dağılması,

    • Grup ya da oyun görevlerinde sırasını beklemede zorluk,

    • Sorular daha bitmeden pat diye cevaplarını söylemek,

    • Başka şeylerle uğraşmak, verilen talimatı yerine getirmede zorluk (karşıt gelme olmaksızın) yaşamak,

    • Oyun veya verilen görevlerde sürekli dikkatte zorluk,

    • Çoğunlukla bir etkinlik bitmeden diğerine geçme,

    • Sessiz oyun oynayamama,

    • Çoğunlukla aşırı konuşma,

    • Çoğunlukla diğerlerinin sözünü kesme ya da aralarına girme,

    • Çoğunlukla ona söyleneni dinliyor gibi görünmemek,

    • Okul veya evdeki gerekli eşyalarını sürekli kaybetmek,

    • Olası sonuçlarını düşünmeden tehlikeli aktivitelerde bulunmak.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) İçin Ebeveynler Neler Yapabilir?

    1. Çocuğunuza destek olun: Durumu kabul edin ve diğer ebeveynlere kıyasla bazı zorluklar yaşayacağınızı bilin. Unutmayın; sorunu bilip kabul etmek sorunu çözmenin temel basamağıdır.

    2. Açık olun: Ondan ne beklediğinize açıklık getirin.

    3. Çocuğa ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun: Bir çocuğun en iyi ve en kolay nasıl öğrenebileceği konusundaki uzman yine kendisidir. Bu yüzden onun fikrini alın.

    4. Alarm kurun: Alarmı olan saatler, çocuğun kendini zamanlaması için yardımcıdır. Zamanın nereye gittiğini görmesi ona planlama konusunda yardımcı olacaktır.

    5. Kuralları yazın: Kuralları yazın ve her zaman görebileceği bir yere asın. Çocukların kendinden ne beklendiğini bilmesi yarar sağlayacaktır ve bu sayede çevresindeki kişilere güven duyacaklardır.

    6. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın: Kendi başına iç dünyasını düzenleyemediği için dış dünyasının bir başkası tarafından düzenlenmiş olması faydalı olacaktır. Ne yapacağını unutan ve bilmeyen bir çocuk için liste faydalı olacaktır. Çocuğa bir şeylerin hatırlatılmasında, tekrar yapılmasında; çocuğu yönlendirmede, sınırlar konulmasında fayda vardır. Yazın, söyleyin, tekrar tekrarlayın. Çocuklar bazen direktiflerin tekrarlanmasına ihtiyaç duyabilirler.

    7. Sık sık kontrol edin: Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin. Bu kontroller çocuk için yararlı olacaktır.

    8. Övün: Sırt sıvazlayın, onaylayın, cesaret verin, umutlandırın.

    9. Küçük notlar hazırlatın: Daha sonra hatırlamak için küçük notlar hazırlamalarını sağlayın. Notlara kendi düşüncelerini de eklemelerini söyleyin. Bu söylenenleri daha dikkatli dinlemelerini sağlayacaktır.

    10. Evde yüksek sesle kitap okutun: Bu onun tek bir konu üzerine odaklanmasını sağlar.

    11. Sürekliliği olan bir çalışma düzeni yaratın: Baharla birlikte dikkati toplama zorlaşacağından, ders çalışma ve ödev yapma aksamaya başlayabilir. Bu dönemde, çocuğun her zamanki çalışma temposu kısmen hafifletilebilir. Unutmayın ki, motivasyonun ve dikkatin zayıflaması da biyolojik ve hormonal değişimlerle ilişkilidir. Bu aşamada önemli olan; düzenin korunmasıdır. Büyük aksaklıklara yol açmadan yapılacak hafifletmeler, ödev yapma sürekliliğini koruyacak, bu da hem dikkati geliştirecek hem de öğrenilmesi gereken konuların kaçırılmamasını sağlayacaktır.

    12. Hareketli faaliyetleri önemseyin: Bir çocuğun günde yaklaşık 6-7 saat harekete ihtiyacı vardır. Çocukların hareket etmesi dikkatlerinin dağılmasını değil, toplanmasını kolaylaştırır. Bu aşamada çocuğunuzun ilgi ve yönelimlerine uygun olan sanat ve spor aktivitelerinden bir ya da bir kaçını seçerek gitmesini sağlayın. Böylece, hem hareket ihtiyacı giderilmiş, hem yeni arkadaşlıklar kurması sağlanmış olur.

    13. Denge oyunları oynamasını sağlayın: Çocuklarla yapılacak, denge ve koordinasyon çalışmaları, dikkat geliştirmek için en ideal uygulamalardan biridir.

    14. Nefes ve gevşeme egzersizleri öğretin: Bu egzersizler, dikkat geliştirmede son derece önemlidir; bedensel ve ruhsal enerjiyi dinginleştirerek dikkatin kısa sürede toplanmasını ve devamlılığını sağlayacaktır. Bu egzersizlerle ilgili bir uzmandan destek almak yararlı olabilir.

    15. Erteleme pratikleri yapın: Çocuklar isteklerini erteleyemeyebilirler. Bu noktada, çocuklara erteleme egzersizleri yaptırılarak dikkati sürdürme becerisi geliştirilebilir. Çocuk bir şey istediğinde, o isteği daha sonraki bir zaman diliminde yapmak ve çocuğun bu süreyi beklemesini sağlamak zaman içinde sabır duygusunu geliştirecektir. Bu aşamada unutulmamalıdır ki; kimi zaman istediklerini kısa sürede karşılamak da gerekir.

    16. Söylediklerinizi tekrarlatın: Çocuğa çeşitli yönergeler vererek, aynı yönergeleri tekrarlamasını istemek de işitsel dikkat açısından etkili bir uygulamadır.

    17. Gözlerini kapatarak gördüklerini anlattırın: Çocuğa bir kitaptaki resimleri gösterin ve bir süre bakmasını isteyin. Süre tamamlandıktan sonra gözlerini kapatarak resimde gördüklerini anlatmasını isteyin. Bu uygulama da görsel dikkat açısından çok etkilidir.
  • Gerçek Ben’i Arayış ve Yetkin Kişilik Eğitimi

    Gerçek Ben’i Arayış ve Yetkin Kişilik Eğitimi

    Aile terapisinin kurucularından biri olan Virginia Satir, ailelerin yüzde doksan beşinin yetersiz, sağlıksız, tedirgin, günlük sorunlarla dahi başa çıkmaktan aciz olduğunu dile getiriyor. Sağlıksız ailelerde yetişen anne-babalar, çember kırılana kadar , bu sancılı mirası kuşaktan kuşağa aktarıyor. Bu işlevsiz hastalıklı ailenin temelinde, bireylerin ‘gerçek ben’ini kaybetmesi yatıyor. Alkoliklik, işkoliklik, ilaç bağımlılığı, kumarbazlık hasta taraftarlık gibi kişilik bozukluklarının altında yatan unsur bu.

    Dünyaya gelişimizden itibaren ihtiyaçlarımız da başlıyor. Sağlıklı bir ailede anne-baba sağlıklı yollardan gereksinimlerini karşılarlar. Çocukları için de iyi bir model olurlar.

    “Gerçek ben” ile “yalancı ben” arasındaki ayrım, sağlıklı ve sağlıksız gelişim arasındaki ayrımdır. Yalancı ben olmaya çalıştığımız; aile içinden veya dışından gelen saldırılara karşı büründüğümüz ve giderek bizim olan, ta kendimiz olan zırh. Asıl benliği hep baskılayarak mutsuz ailelerin çocukları olarak birçoğumuz için yaşamayı öğrenmek, yaşama uyum sağlamak bu!  Bir kez incindimi, gerçek benlik kendini geri çeker, saklanır ve çocuk ayakta kalabilmek için yalancı kimliğini geliştirir. Gerçek benliğin bunca baskılanması, bazen sağlıksız bir patlama şeklinde, kişilik bozukluğu diye nitelendirilen bir biçimde yüzeye çıkmayla sonuçlanır.

    İyi de, ne yapmalı? İyileşme sürecinin iki önemli sonucu var: Birincisi, bireyin KENDİNİ TANIMASI,kendini daha yaratıcı, daha tam hissetmesi, yani kendini ve hayatı sevmesi. İkincisi ise, bu güzellikleri, yaşama sevinci ve yaratıcılığını çocuklarına da geçirmesi. Kısır döngü ancak bu şekilde kırılıp daha  güzel bir dünya kurulabilecektir.

    Eğitim denince akla gelen ‘öğrenim’dir. Eğitim kurumları da görevlerini böyle anladığı için ‘eğitim’ ortada kalır. Eğitimi Recep İvedik modeline bıraktığımız için de çocuklarımıza söylenecek fazla bir şey yok.Ancak conra ağlayıp sızlanmadan ‘nerede yanlış yapıyoruz?’ sorusunu sormalıyız. Ve yanıt vermeliyiz:

    Yetkin kişilik on boyutta tanımlanabilir:

    1-Anlayışlı olmak, kavrayışlı olmak, farkındalık.

    2-Sabırlı olmak. Önünü görebilmek.

    3-Dayanıklı ve azimli olmak, kolayca pes etmemek.

    4-Sorumluluk sahibi olmak.

    5-Çalışkan olmak. Çalışmanın önemini kavramış olmak.

    6-Yanlışını kabul etmek.

    7-Hatasını düzeltmek istemek , çaba harcamak ve düzeltmek.

    8-Olaylara, kişilere ve konulara nesnel bakabilmek.

    9-Adaletli olmak.

    10-Empati kurabilmek.

            Şimdi bu on boyut her yaş diliminde kendi gelişim çizgisine uygun olarak ‘yetkinlik’ ölçütü olarak dikkate alınmalıdır. Üç yaşındaki bir çocuk da, 13 yaşındaki ergen de, 33 yaşındaki yetişkin de bu ölçütlere göre yetkindir veya değildir.

            Bu on boyut, akademik zekanın da , sosyal zekanın da işlev yaptığı yetkinleşme alanlarıdır. Elbette “ Yetkin Kişilik Eğitimi” çocuğun doğumuyla başlar. Aile, anaokulu, ilk , orta ve lise bu eğitimi nasıl bir entegre sistemle uygulayacaklarını bilmelidir ve uygulamalıdır. Sonra da, bu eğitimin neresinde olduklarını ölçmelidirler.

         Çünkü  “ YAŞAM BAŞARISI “ bu yanıtlarla doğrudan ilgilidir.