Etiket: Yaratıcı

  • Psikodrama

    Psikodrama

    Jacop Moreno tarafından rol kuramı ve sosyometri ile temellendirilmiş bireysel ve grup psikoterapisi tekniğidir. Birçok terapi tekniğinden farklı olarak içine eylemi, spontaniteyi ve yaratıcılığı koymuştur.

    Psikoterapi tekniğinde eylemin olması, söze dökülmeyen bilginin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Sözle dile gelen bilginin de doğruluğunu sorgulatmaktadır. Aynı zamanda da yeni keşiflerin hızlı, etkili ve doğru bağlantılarla ortaya çıkmasına aracı olmaktadır.

    Günümüzde yaşamın rutin eylemleri insanların spontanitesi ve yaratıcılığını ortadan kaldırıyor. İnsanlar an’da kalamadığı için bir kısır döngünün içine düşüyorlar. Psikodrama spontanite ve yaratıcılık zeminiyle insanların kendi gerçeklerini keşfetmelerini yerine yaratıcı ve spontan bir şeyler (düşünce, duygu, anı, davranış) koymalarını sağlıyor. Sağlıklı insanın da kör noktaları ve düğümleri var. Bu düğümler ve kör noktalar eylem, spontanite ve yaratıcılık zemininde psikodrama teknikleri ile kişiyi kendi gerçeğine hızlı ve etkin bir şekilde içgörü sağlıyor. Psikodrama, dramatik yöntemlerle gerçeği araştıran bilim olarak da tanımlanabilir. Bu yöntem bizlere, kişiler arası ilişkilerimize bakmamızı ve iç dünyamızla ilgilenmemize aracı oluyor.

    Psikodrama bireysel psikoterapi sürecinde de kullanılan bir tekniktir. Grup içinde kullanılan teknikler bireysel danışmada da kullanılabilir.

    Psikodrama grup terapisi en az sekiz kişilik gruplarda yapılmaktadır. Grup çalışması yaşantı gruplarında iki saat sürmektedir. Grup çalışmaları haftalık, on beş günde bir veya aylık olarak oluşturulabilmektedir. Grup çalışmasına katılmadan önce bireysel bir değerlendirme yapılmaktadır. Gruplar kadınlara yönelik yaşantı grupları, anne atölye çalışmaları, karma yaşantı grupları ve belirli spesifik konularda (sınav kaygısı, iş ve eğitim grupları gibi) olabilmektedir.

    Psikodrama;

    • Bireyin sağlıklı yönlerini güçlendirmek.

    • Yaşamda an’da kalma ile ilgili sorunlarını aşmak.

    • Yaşamda işlevsel olmayan bağlarını, güçlüklerini ortaya çıkarmak.

    • Yaratıcılığını ve spontanitesini arttırarak problem çözme becerisini arttırmak.  

    • Kendi içsel gerçeğinin farkına varmak, görünmeyen yönlerimizin keşfi, kendini tanıma bir diğer kişiyi anlama vb.  Birçok konuda destek almak isteyen herkese açık, deneyime dayalı, eylemsel süreci içeren bir terapi tekniğidir.

    Psikodrama grup terapisi alanda eğitim almış, psikodramatist veya yardımcı psikodramatistlerin uygulama yapabileceği bir terapi tekniğidir.

    Son olarak Psikodrama temelinde güçlü bir felsefeye dayanır. Psikodrama’nın hedefi, hayatı bir model olarak kullanan bir terapi ortamı yaratmak ve bunu evrensel olan zaman, mekân, gerçeklik ve evrenden başlayarak hayatın bütün ayrıntılarına varıncaya kadar bütün yaşam biçimleriyle bütünleştirmektir.

    ‘Gerçeğin eylemle keşfi’ olan psikodrama grup terapisinde ve bu bütünleşme sürecinde olmanız dileğiyle.

  • Özgür Kuşlar

    Özgür Kuşlar

    Küçük kızın babası özgürlüklerin kısıtlı olduğu bir ülkede en ağır siyasi cezaların verildiği bir hapishane de mahkumdu. Her hafta sonu annesiyle birlikte babasını ziyaret için hapishaneye giderdi.

    Bir ziyaretinde babasına vermek için özenerek bir resim yaptı ve yanında götürdü.Fakat kontrol esnasında yaptığı resim hapishane kurallarına göre uygun bulunmadı. Çünkü resimde çizdiği kuşların özgürlüğü temsil ettiğini düşünüyorlardı. Hapishanede özgürlükgibi düşüncelere yer yoktu. Bunun üzerine küçük kızın resmini oracıkta yırtmışlardı. Çok üzgün bir şekilde görüşmede babasına resim yaptığını ama izin vermediklerini söyledi. Babası da;

    – Üzülme kızım, başka bir resim yaparsın. Bu sefer resminde çizdiklerine dikkat edersin, olur mu?

    Küçük kız bir sonraki ziyaretinde babasına yeni bir resim yapıp götürdü. Bu sefer resimde kuşlar yoktu. Bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Bu sefer izin vermişlerdi. Babası resme keyifle baktı ve sordu:

    – Hmmm! Ne güzel bir ağaç çizmişsin! Ağacın üzerindeki beneklerne? Elma mı bunlar?

    Küçük kız babasına eğilerek, sessizce:

    – Hşşşşt! O benekler elma değil, ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!..

    Bazen bir yazı ya da bir resim tek bir şey anlatmaz, onlarca anlamı vardır bir satırın bir çizginin tıpkı bu güzel hikayede olduğu gibi. Hepimiz o bir satırda farklı anlamlar buluruz çünkü her birimizin geçmişten bugüne getirdiği yaşantılar birbirinden farklıdır. Her birimiz farklı yaşantılar yaşamış olmamıza rağmen çocukluktan çıkıp yetişkinliğe adım attığımızda olaylar karşısında verdiğimiz tepkilerin, duygularımızı ifade ederkenki söylemlerimizin hatta hayallerimizin bile birbirine ne kadar benzediğini fark ediyor musunuz? Oysa çocuklar böyle mi?Her biri gerçekten özgür bir kuş, hayal dünyalarında sınır yok , her biri çok lezzetli kurabiyeler olamaya hazır kıvamında birer hamur…

    işte bu dünyaların hayal güçleri anne ve bebeğin ilk dönem ilişkisinden ortaya çıkmakta anne ve bebek arasındaki sağlıklı bağlanma yaratıcılığı desteklemekte. Bebeklerin duyuları sayesinde çevrelerine karşı farkındalıkları gelişmekte. İlk dönemlerde eline geçen her nesneyi ağzına götürerek etrafı keşfetmeye çalışan çocuk kas becerilerinin gelişimiyle etrafı dokunarak fark etmeye başlar. Yaşı büyüdükçe taklit yeteneği gelişen çocuk etrafında olup biteni taklit etmeye bir taraftan da kendi dünyasını oluşturmaya başlar. Hayal gücü hızla gelişir. Hayal gücü geniş olan çocuk çevresine karşı daha duyarlıdır, meraklıdır. Merakın olduğu her yerde yaratıcılık vardır çünkü merak öğrenmeyi, öğrenmesi ise yeni keşiflerin yapılmasını sağlar. Oyunları ve yaptığı etkinlikler sırasında ebeveynleri tarafından sık sık engellenen çocukların iç dünyasının zenginleşmesi beklenemez.  

    Yaratıcılığın gelişmesi için çocukların fikirlerini ifade edebilmelerine ve keşfetmelerine izin vermek gerekir.  Bizlerde geçtiğimiz haftalarda onların hayal güçlerini geliştirmek için gözlerimiz kapalı birbirimizi tanıdık farklı nesneleri dokunarak koklayarak bulmaya çalıştık bu hafta ise onların hayal güçlerini görmek için resim kağıtlarımızın ortasına küçük bir yatay çizgi attık ve her birimiz o çizgiden farklı bir dünya yarattı.

    Çocuklarıma ve sizlere teşekkür ederken evde sizlerin de birlikte yapabileceği küçük öneriler;

    Resimli masal kitapları okuduğunuzda, resimlere bakarak hayal güçlerine göre kendi hikayelerini yaratmasına fırsat verebilirsiniz.

    Kendi hikayenizi kendiniz oluşturun. Hikayenin başını söyleyin devamını çocuğunuz getirmesi için onu destekleyebilirsiniz.

    Resim yapmak da bu yaş çocuklarının hayal güçlerinin zenginleşmesine yardımcı olmaktadır. Çocuklar resim yaparken ebeveyn olarak ona sınırlamalar koymamanız, sürekli nasıl yapması gerektiğini söylememeniz, yaratıcılıklarının gelişmesi için oldukça önemlidir. Farklı renkler ve boyama şekilleri kullanmak da çocuğun yaratıcılığını destekler.Çocuğunuz resim yaparken yalnızca kağıdın bir kısmını kullanmak istiyorsa nasıl yapması gerektiği konusunda müdahale etmeyiniz. Yalnızca bu kadarını yapıyor olmasının onun için özel bir anlamı olabilir. Çocuğun kararına ve kendini ifade ediş biçimine saygı duymalısınız.

    Özellikle 3-4 yaş çocuklarında hamurla oynamak ve böylece hayalindeki nesneleri oluşturmak(kalıplarla çalışmaktan bahsetmiyorum) çocuğun eğlenirken yaratıcı beceriler kazanmasında da etkili olacaktır.
     

    Yaşına uygun müzik eğitimi alan çocukların yaratıcılıkları da olumlu yönde etkilenmektedir.

    Bu dönemde çocuklara hazır oyuncaklar yerine yaratıcılıklarını harekete geçirebilecek, bloklar, legolar, yapboz gibi oyunlar sunulmalıdır. Çamur, boya tebeşir ve oyun hamurları, değişik boyut ve renkteki küplerle, su, kum ve boyalar yaratıcı oyun etkinliği oluşturmaktadır.

     Çocuğunuzun karşısında aşması gereken bir sorun olduğunda bir sorunun birden fazla çözümü olabileceğini göstererek yaratıcılığının gelişmesini destekleyin.Olması gerektiği gibi olmasa da yaptığı etkinlikler ve bunlar sonucunda ortaya çıkardıkları karşısında eleştirel olmayın, yaptıklarına saygı duyun.

  • Psikodrama ..

    Psikodrama ..

    Psikodrama başka bir tanımla bir tür dramatizasyondan ya da başka bir ifade ile spontan tiyatrodan yararlanılarak gerçekleştirilen bir ruhsal geliştirme tedavi yaklaşımıdır. Ortada yazılı her hangi bir metin yoktur: bir spontan tiyatro sergileyerek izleyenleri eğlendirmek ya da eğitmek de amaç değildir. Sahnede görülen spontan tiyatro, gerek oyuncuların gerekse izleyenlerin ruhsal yönden gelişmelerini iyileşmelerini amaçlayan karmaşık bir sürecin, ancak su yüzündeki bölümüdür. Psikodrama’da her şey mümkündür. Buradaki ‘’her şey’’ in altını çizmek isterim. Kişiler psikodrama sahnesine geçmiş de yaşadıkları bir takım olayları getirebilecekleri gibi geleceğe ilişkin hayallerini, rüyalarını, hatta deja-vu yaşantılarını ya da halüsinasyonlarını da getirebilirler. Ne tür olursa olsun, geçirdiğimiz bir iç yaşantıyı psikodrama sahnesinde tekrar yaşama şansımız vardır. Bir takım yaşantıların psikodrama sahnesinde tekrarlanması, iyileştirici / tedavi edici işleve sahiptir. Moreno’nun bu işlevle ilgili görüşü de ilginçtir. Ona göre ‘’İkinci kez yaşanan her gerçek, birinciden kurtuluştur.’’ Belki şöyle dersek daha belirgin olabilir; eğer bir gerçeği ikinci kez yaşarsak, bu gerçeği kontrolümüz altına alabiliriz. Yani ilk kez yaşadığımız bazı olaylar, bizi kontrollerine alabilir; fakat biz bu olayları Psikodrama sahnesinde ikinci kez yaşarsak, bu durumda biz onları kontrolümüz altına alırız. Bir çocuk, havlayarak kendisini korkutan bir köpeği yalnız kaldığında taklit ederek korkusunu hafifletmeye çalışır. Muhtemelen eski çağlarda ilkel insanlar da böyleydi; kendilerini korkutan doğa olaylarını ve hayvanların davranışlarını, dans ederek ya da benzeri yollarla tekrarlıyor, onlar karşısında duydukları kaygıyı denetim altına almaya çalışıyorlardı. Kuramsal bir takım temellere oturtulmuş, çeşitli tekniklerle bezenmiş Psikodrama’da ise, sistematik bir ‘’yeniden yaşama’’ etkinliği söz konusudur. Psikodrama yöneticilerinin organize ettikleri bu etkinliklerin kişilerin katarsis sağlamalarına bir takım ağırlıklarından kurtulmalarına yardımcı olur. Psikodrama’da bilinen belli teknikler vardır; yönetici duruma göre bunları kullanır. Ancak Psikodrama’da yöneticiler, bilinen tekniklerle sınırlı kalmak zorunda değildir, bir psikodrama yöneticisi, gerektiğinde yaratıcılığını kullanarak, bilinenlerin dışında bir takım etkinlikler, teknikler üretebilir, uygulayabilir. Psikodrama’da rol kavramı/kuramı çok önemli bir yere sahiptir. Moreno’ya göre roller ben’den çıkmaz, ben, rollerden çıkar. Yine Moreno’ya göre rol, kişiler arası bir yaşantıdır, sosyal yaşantının ayrılmaz bir parçasıdır; hatta sosyal yaşam rollerden ibarettir.

    Psikodrama insanlar arası ilişkiler zemininde ruhsal olguların geliştiğini, ve ancak bu ve benzeri ilişkiler ağı içinde daha uygun yollarda gelişebileceğini kabul eden ve çalışma alanını yalnız klinik içinde bırakmayıp insanların ve toplulukların bulunduğu her yöne yayan çağdaş akımların tipik bir örneğidir. 

    Günümüzde pek çok kuram geçerliliğini yitirmesine rağmen psikodrama, etkinlik ve güncelliğini korumaktadır. Sosyometri toplulukların iç dinamiklerini anlama ve araştırma yöntemi olarak varlığını sürdürürken psikodrama içinde de kullanım alanları bulmaktadır. Freud’un son dönemlerine yetişen Moreno onu insanı kısıtlı bir laboratuvarın içine sokmakla eleştirir ve kendisinin bizzat onların yaşamına katılarak, gözleyerek, yaşayarak ve yaşarken düzelterek önemli bir farklılık getirdiğini söyler. Moreno’nun grup psikoterapisi bir süre sonra psikanalistleri etkilemiş ve psikanalitik grup psikoterapisi gelişmeye başlamıştır. Daha sonra bu oluşum grup analizi olarak adlandırılmıştır.

    Gerçeğin aksiyonla yeniden keşfedilmesi olan psikodrama kaynağını insandaki üç önemli temel özellikten alır. Bunlar: Eylem, yaratıcılık ve spontanlıktır. İnsan eyleme dönük bir varlıktır. Hareketsiz bir yasamdan söz etmek mümkün değildir. Bu eylem ihtiyacının doyurulabilmesi eylemin yeterli ve uygun olmasına bağlıdır, bu ise insanın yaratıcılığı ve bu yaratıcılığın sergilemesine olanak tanıyan spontanlığı sayesinde gerçekleştirilir. Spontanlık yeni ya da eski durumlara kişinin yeni ve uygun tepkiler verebilme halidir. Spontanlık ve yaratıcılık arasındaki ilişki Moreno’nun şu benzetmesinde anlamını bulur : “Eğer kişi spontan ise ve yaratıcı değilse, bu samuray kılıcı taşıyan bir köylüye benzer; kılıcı kullanmasını bilmediği için kendini bile kesebilir. Eğer kişi yaratıcı ama spontan değilse, bu kılıcı olmayan bir samuray savaşçısına benzer; kılıç olmadığı zaman bildikleri bir isine yaramaz”. Psikodrama, insanin yaratıcılığının ve spontanlığının sınırlarını yakalamasını ve ulaşılan bu noktada eylem ihtiyacını karşılamasını hedefler. Psikodrama grup psikoterapileri içinde belki de uygulama alanı en gelişmiş olan grup psikoterapisidir. Tedaviden eğitime, endüstri psikolojisinden tiyatroya uzanan geniş bir yelpaze içinde kendine kendine uygulama alanları bulur. Doğası gereği hızlıdır. Birçok önemli çalışmanın bir kaç saatin içine sığdığına tanık olunur. İnsanın üç temel ilişki kurma biçimi olan empati, tele ve tranferans, tüm ilişkilerde varlığını gösterir. Tele: İnsanlar arası kaynaşma yani Moreno’nun sosyalizasyon yaratıcı iş birliği, “sevgi ve beraberliktir” Ancak kapsamlı bir ilişki biçimi olarak karşılıklı gerçek nedenlere dayalı mücadele de bu tür ilişki içine alınmalıdır. Moreno, iki ya da daha fazla insan arasında ki ilişki biçimine tele süreci adını verir.Tele bir an için karşılıklı olarak diğer kişinin iç dünyasını ve o anda kendisini nasıl hissettiğini, duruma göre de onun içinde bulunduğu yaşam koşullarını kendi içinde yaşaya bilmektir. Böylece tele tek yönlü bir empati değil, iç dünyaların karşılaşmasıdır. Psikodrama sağlıksız ilişki kurma biçimi olan tranferansların çözümlenmesini (Transferans: Tam olarak gerçeğe dayanmayan bir kişiler arası ilişki biçimidir. Bir insan duygusal aktarım yoluyla diğer bir insanla ilişki içine girdiğinde, bu kişi artık onun için kendi gerçeği olan bir kişi değil, daha çok diğerinin bilinç dışı istek ve anılarının taşıyıcısı olarak görünür.buna transferaz denir.) buna karşılık olarak sağlıklı ilişki kurma biçimleri olan tele ve empatinin geliştirilmesini hedefler. Bütün bunları gerçekleştirirken sayısız ısınma tekniklerinden ve yardımcı tekniklerden ve vazgeçilmez olan üç temel teknikten yararlanır