Etiket: Yaralanma

  • Çocuklarımız ve korkuları

    Korku; insanı tehlikelere karşı koruyan, insanın yapısında bulunan temel duygulardan biridir ve fizyolojik olarak her yaşta ortaya çıkar. Ancak bazen ortaya çıkan korku, beklenenden daha şiddetlidir ve olası kaçma/kaçınma davranışı normal ölçüleri çok aşar.

    Yaşanan tüm korku çeşitleri üç boyutta değişikliğe yol açar:

    1.Yaşantı boyutu: Endişeler, kısıtlanma yaşantısı, korku uyandıran durumlardan nasıl kaçınabileceği ile ilgili düşünceleri içerir.

    2.Davranış boyutu: Kaçma, kaçınma, koşarak uzaklaşma, ilgili durumlardan uzak kalma gibi kaçınma stratejilerini ve çok şiddetli bir korkunun ortaya çıkışını engellemeye yönelik davranışlar olan belirli bir kişinin varlığını sağlama, cepte ilaç taşıma gibi güvenlik önlemlerini içerir.

    3.Fizyolojik boyut: Korkunun terleme, taşikardi, taşipne gibi bilinen semptomlarını içerir.

    Korkular, gelişimin bir parçasıdır. Bu nedenle çocuk ve ergenlerde daha sık görülmeleri doğaldır. Fizyolojik korkuların çoğu, belirli gelişim dönemlerinde geçici olarak ön plana çıkar.

    Küçük çocuklar, genellikle çevrelerindeki anlık olaylardan korkarlar, yaşları büyüdükçe ve bilişsel yetileri geliştikçe, korkuların içeriği giderek hayali nesnelerden gerçek nesnelere ve geleceğe yönelik olaylara doğru değişir. Küçük çocuklar büyük çocuklara oranla daha sık korkar, ancak, yaş büyüdükçe korku nesnelerinin sayısı artar.

    YAŞ

    KORKU İÇERİĞİ

    0-6 AY

    Yüksek sesler, ani pozisyon değişikliği,…

    6-9 AY

    Yabancılar, ayrılık

    9-12 AY

    Ayrılık, yaralanma

    2. YAŞ

    Hayali figürler, ölüm, hırsızlar, karanlık, yabancılar

    3. YAŞ

    Hayvanlar (köpek), yalnızlık, tuvalet eğitimi ile ilgili durumlar, yabancılar, ayrılık

    4-6 YAŞ

    Karanlık, hayaletler, fırtına, gök gürültüsü, ebeveynlerin ayrılma ihtimali, hayvanlar, bedensel yaralanma

    6-12 YAŞ

    Okul, yaralanma, hastalık, sosyal çevre tarafından red edilme, gök gürültüsü, doğaüstü varlıklar, bedensel yaralanma, terk edilme, kaza, ölüm

    13-18 YAŞ

    Yaralanma, hastalık, sosyal ortamlarda başarısızlık, cinsellik, bedensel yetersizlik, okulda ceza gerektiren durumlar

    Çocuk ve ergen yaş grubunda en sık görülen psikiyatrik bozukluklardan sayılabilecek olan fobik bozuklukları fizyolojik korkuları ayırmada, belirtilerin ortaya çıkma yaşı, şiddeti ve özellikle sağlıklı gelişimi engelleyecek düzeydeki işlevsellik kaybı yardımcı olur. Çok sık görülmeleri ve sağlıklı gelişimi engellemeleri nedeniyle, bu bozuklukların erken tanısı ve uygun şekilde tedavisi önem kazanır.

    Çocuk ve ergenlerde görülen fobik bozuklukların şiddetiyle ilgili bir sınıflamaya gidilmemiştir. Bozukluğun şiddeti, belirtilerin yoğunluğu ve süresiyle kaçınma davranışının aile, yaşıt ilişkileri, okul ve boş zaman aktivitelerine olan etkileriyle değerlendirilir.

    KORKUNUN NEDENLERİ

    1. Psikodinamik görüş:

    Freud’a göre fobiler bilinç dışı çatışmalarla ilgilidir ve ödipal kompleks ile ilişkisi vardır. Bastırılmış, bilinç dışına itilmiş bazı korkular yer değiştirerek normalde kaygı yaratmayacak bir nesne veya duruma yöneltilir ve bu şekilde fobiler gelişir.

    2.Ailesel nedenler:

    Güvensiz anne-baba-çocuk ilişkisi

    Aile bireylerinin korkularını çocuğun örnek alması.

    Korkunun disiplin aracı olarak kullanılması.

    Çocuğun aşırı koruyucu/kollayıcı yetiştirilmesi

    Çocuğun geçirmiş olduğu trafik kazası, deprem, sel, ölüm, cinsel/fiziksel/duygusal istismar gibi travmatik yaşam olayları.

    Çocuğa karşı endişe uyandıran eğitsel faktörler.

    3.Çocuğa ait nedenler:

    Bilişsel yapılanmadaki olumsuzluklar (karşılaşılan durumlar hakkında olumsuz düşünme ve tehlikeli olduklarını algılanma) nedeniyle çocuğun korkuya eğilimli olması.

    4.Genetik nedenler:

    Özellikle dopaminerjik ve serotonerjik sistem üzerinde durulmaktadır. Fobik hastaların 1. derece akrabalarında %31 oranında özgül fobi saptanmıştır. Özgül fobisi olan kişilerin çocuklarında aynı bozukluk %15 oranında saptanmıştır. Yaralanma ve kan-enjeksiyon korkusunda ailesel ilişki daha güçlüdür.

  • Ev kazaları

    KAZA NEDİR ?
    Önlenebilir nedenlere bağlı olarak gelişen ve kötü sonuçlanan olaylara ‘'kaza'' diyoruz. Kaza yaşamın her anında oluşabiliyor. Ölümle sonuçlanan kazaların % 25'i , ne yazık ki en güvenli yaşam alanımız sayılan evlerde meydana geliyor.
    Ev kazaları neden olur ?
    Yaralanma ve ölümle sonuçlanan ev kazalarının nedenleri şöyle sıralanabilir :
    Düşmeler, çarpmalar
    Kesikler
    Katı cisimlerle boğulma, tıkanma
    Suda boğulma
    Zehirlenme
    Yanıklar
    Elektrik çarpması
    Ateşli silahlar
    Verilere göre ; tüm yaralanmaların % 54 ‘ünü ev kazaları oluşturuyor. Kaza nedeniyle ölümlerin ¼ ‘i evlerde meydana geliyor.
    DÜŞME- ÇARPMA
    Düşme ya da çarpma sonucu yaralanmalara yol açan etkenler :
    -Merdivenler
    -Mobilyalar
    -Pencereler
    Çocukları düşme ya da çarpmaya bağlı yaralanmalardan korumak için:
    Sandalye ve diğer mobilyaları pencereden uzak tutun.
    Pencerenize koruyucu parmaklık takın.
    Emekleme ve yeni yürüme döneminde çocuğunuzu merdivenlerden uzak tutun.
    Bebeğin yattığı yerden düşmesini önleyecek yöntemler bulun.
    Evdeki sert köşelere yastık bağlayın.
    Evde alacağınız basit önlemlerle bebek, çocuk ve yaşlıların yaralanmalarını önleyebiliriz.
    KESİKLER
    Çocukların sık yaşadıkları bir yaralanma biçimi de kesiklerdir. Kesikler üç nedene dayanır:
    Çakı, makas, jilet gibi cisimler
    Cam vebardak kırıkları
    Keskin kenarlı eşya ve oyuncaklar
    Önlemler
    Çocuklarınızı kesik yaralarından korumak için:
    Bıçak, makas, jilet gibi kesici cisimleri ortada bırakmayın.
    Bıçakları mutfakta dahi kapalı dolaplarda tutun
    Kırılabilecek cam eşyanın sivri, keskin kenarlarını tehlikeli durumdan çıkarın.
    Keskin uçlu oyuncak vermeyin, kırık oyuncakları atın.
    Çocuk acil servislerine başvuru nedenlerinin % 36 ‘sını, bebek ve çocukların düşme sonucu yaralanmaları ve boğulmalar oluşturuyor.
    BOĞULMALAR
    Boğulmalar katı cisimlerin nefes borusunu tıkaması veya suda boğulmalar olarak gerçekleşiyor.
    Boğulmaya yol açan etkenler:
    Tıkanmayla boğulma
    Çocukların ağızlarına aldıkları cisimler
    Kuruyemiş
    Mısır
    Şeker
    Sosis
    Toplu iğne
    Mücevher
    Düğme, boncuk
    Tespih tanesi
    Suda boğulma
    Evdeki sular
    İçi su dolu küvet
    İçinde su bulunan kova ve leğen
    Acil sağlık ve ambulans hizmetlerine başvurularda bebek ve çocukların % 79 ‘unu ev kazaları ve yaz döneminde yaşanan boğulmalar oluşturuyor.
    Çocukların evde boğulmalarını önlemek için:
    Boğaza kaçabilecek cisimleri ortada bırakmayın.
    Kovada, leğende, küvette su bırakmayın.
    Çocuğunuzu yıkanma sırasında yalnız bırakmayın. Kapıya veya telefona bakmak için bile yanından ayrılmayın.
    Bebeklerin iki parmak suda boğulabileceklerini unutmayın.
    Yaz aylarında ev dışında çocuklarınızı havuz ve deniz kenarına maruz bırakmayın.
    Küçükler , ıslak zeminde kayıp suya düşebilirler.
    Su altında sadece 2 dakika kalan çocuk bilincini yitirebilir ve kalıcı beyin hasarına maruz kalabilir.
    Evde kuyu varsa, üstünü güvenli bir şekilde kapatın.
    ZEHİRLENME
    Evdeki zehirlenme etkenleri şunlardır:
    Gıda zehirlenmesi
    İlaçlar
    Kimyasal maddeler
    Temizlik malzemeleri
    Soba ve ocak gazları
    Zehirlenmeleri önlemek için :
    Tarihi geçmiş gıdaları tüketmeyin
    Tarihi geçmiş gıdaları atın
    Doktora danışmadan ilaç kullanmayın
    Kimyasal maddeleri ve temizlik maddelerini çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın. Bu tür maddeleri kendi kaplarında tutun
    Kimyasal maddeleri ve temizlik maddelerini su, süt veya meşrubat şişesine koymayın.
    Böcek veya fare zehirlerini çocukların evde bulunmadığı zaman kullanın.
    Evde zehirli bitki bulundurmayın.
    Soba borularını , bacanızı temiz tutun, her yıl temizleyin.
    Sobadan kaynaklanan hava kirliliğini gidermek için odanızı havalandırın.
    Bebek ve çocukların etkilendiği ev kazalarının % 34 ‘ünü zehirlenme ve yanıklar oluşturuyor.
    İlaçları çocuklarınızdan uzak tutunuz.
    YANIKLAR
    Çocukların en çok yaşadıkları kazalardır.
    Çocukları yanma ve haşlanmadan korumak için :
    Çocuğunuzu soba yanında bırakmayın
    Ulaşılabilecek yerde, içinde sıcak su olan kap,çaydanlık,tencere,fişe takılı ütü bulundurmayın.
    Masada, ocakta, tencerenin ,tavanın sapını içe dönük tutun.
    Ortada kibrit ve çakmak bırakmayın.
    Sigara kullanmayın. Yatarken kesinlikle içmeyin.
    Yemeklerini ve biberonlarını mikrodalga ısıtmayın.
    * Banyo suyunu çok sıcak yapmayın.
    ATEŞLİ SİLAHLARA
    Ateşli silahla yaralanma çok zaman ölümle sonuçlanabiliyor.
    Çocukları ateşli silahlardan korumak için :
    Ateşli silahı boş bırakmayın. Emniyetini sürekli kapalı tutun.
    Silahları çocukların erişemeyeceği kilitli bir yere koyun.
    Mermileri ayrı olarak saklayın.
    Silahınızı çocuğunuzun yanında temizlemeyin.
    ELEKRİK ÇARPMASI
    Bebek ve çocuklar için yapılan acil çağrıların % 6 ‘sını elektrik çarpmasından yaralanmalar oluşturuyor.
    Çocukları elektrik çarpmasından korumak için :
    Evde açık priz bırakmayın
    Evde açık elektrik kablosu bırakmayın
    Çocukları elektrikli ev aletlerinden uzak tutun
    Mümkünse prizleri küçüklerin erişemeyeceği yerlere koyun.
    Elektrik çarpması halinde, önce sigortayı kapatın. Sonra çocuğunuza dokunun.
    Vakit kaybetmeden hastaneye götürün
    Elektrikli cihazları kendiniz onarmaya kalkışmayın.
    Ampul değiştirirken sigortadan elektriği kesin.
    Telli sigortaya kalın tel bağlamayın.
    Unutmayın, ev kazaları genellikle:
    Yoğun olduğunuzda
    Kafanız başka şeylerle meşgul olduğunda
    Mutfak kalabalık olduğunda
    Çok acele ettiğinizde meydana gelir.
    İLK YARDIM
    Yangınlarda
    Durun, yere yatın, yuvarlanın
    Yanan binaya kesinlikle girmeyin
    Kesiklerde
    Kesik yere elinizle ( hiç kaldırmadan ) 5 dakika baskı yapın.
    Yarayı antiseptik sıvı ile yoksa su ile yıkayın.
    Pamuk kullanmayın
    Elektrik çarpmasında
    Sigortadan elektriği kesin
    Kalın tahta veya gazete destesi üzerine basarak ve ahşap sopa kullanarak akıma kapılan kişiyi çekin.
    Kimyasal ( çamaşır suyu v.b ) zehirlenmelerinde :
    Kusturmayın.
    Ağızdan bir şey vermeyin.
    Ağzını ve çevresini yıkayarak temizleyin.
    Her türlü kazada ilk müdahale ile birlikte en yakın sağlık kurumuna ulaşın.

  • Genital bölge travmaları (perineal travmalar, skrotum, penis ve perine yaralanmaları):

    Kız çocuklarında genital bölge yaralanmaları çocuğun genellikle sert bir yere bacakları açık bir şekilde düşmesi şeklindeki travmalar sonucu olabileceği gibi, trafik kazaları, seksüel saldırılar veya delici-kesici aletlerle oluşan penetran yaralanmalar sonucunda da oluşabilir. Yenidoğan bebeklerde doğum travması sonucu oluşabilir. Yaralanmanın derecesi aktif kanaması bile olmayan basit bir laserasyondan pelvik kemikler, üretra, vagen ve rektumunda yaralanmaya katıldığı geniş yaralanmalara kadar değişebilir. Bu tür travmalarda çocuğun korkusundan dolayı yaralanmanın derecesini anlamak genellikle zordur. Bu nedenle genel anestezi altında muayene en güvenilir yoldur. Mesane, rektum ve peritoneal kavite (karın içi) ile ilişkili bir perforasyondan şüphelenilirse vaginal muayene yapılmalıdır.

    Sistoskopi, vaginoskopi veya rektoskopide gerekli olabilir. Basit laserasyon (yırtık) şeklindeki yaralanmaların emilebilen dikişlerle primer kapatılması genellikle yeterlidir. Ödem sonrası gelişebilecek bir işeme zorluğunun önüne geçmek için sonda takılabilir.

    **Kızlarda genital yaralanmalar anatomik yerleşimlerine göre ele alınabilir.

    Vulvada (vagina dış bölümü) görülen yaralanmalar: Hematomlar, yuvarlak, sert, ekimotik, hassas bir kitle olarak ortaya çıkar.

    Vajinal yaralanmalar: Genellikle delici bir yaralanma sonucu görülür. Yaralanma mukozada yüzeyel bir zedelenmeden, pelvis derinliklerine ulaşan bir yırtılmaya kadar değişebilir. Mesane ve rektum gibi çevre dokuların bütünlüğü kontrol edildikten sonra, gerekli cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Vajina içine yerleşmiş bir hematom tespit edildiğinde, lezyonun büyüklüğüne göre karar verilir. Küçük hematomlarda kendiliğinden kaybolması için beklenebilirken, büyümekte olan bir hematom cerrahi yolla boşaltılmalı, kanamaya neden olan damarlar bağlanmalı ve hemostaz sağlandıktan sonra anatomiye uygun olarak onarılmalıdır. Cinsel taciz olguları genellikle yaşadıkları travmanın yarattığı etki nedeniyle durumu gizlemeyi tercih ederler. Hekim cinsel istismara uğramış bir çocukla karşılaştığında dikkatli olmalıdır. Dış muayene dikkatle yapılmalı, eritem, ödem, morluklar, soyulmaların varlığı, himenin (kızlık zarı) temas edilmiş olup olmadığı tespit edilmelidir. Sıvı veya kıl varlığı gibi nesnel delil niteliği taşıyan bulgular değerlendirilmelidir. Anal sfinkter de yaralanmalar açısından incelenmelidir. Gerekli bildirim hazırlandıktan sonra yaralanmaların tedavisi uygun şekilde yapılmalıdır.

    Erkeklerde Genital Yaralanmalar:

    Daha çok künt travmalar sonucu görülen ve skrotum (torba) ile testislerin (yumurtalıkların) daha sık etkilendiği yaralanmalardır. Hafif bir travma bile skrotumda belirgin ödem ve ekimoz gelişmesine yol açabilir ve muhtemel bir testis rüptürünü anlamak zor olabilir. Ultrasonografi ile yaralanmanın ne kadar derinlikte olduğu anlaşılabilir.

    Bunun yanısıra skrotumun açıldığı, testislerin skrotum dışına çıktığı, bazende testislerin tamamen ayrıldığı durumlarla karşılaşmak mümkündür. Bu gibi durumlarda çok iyi yara temizliği yapılarak anaerob enfeksiyon zemini ortadan kaldırılmalı ve eğer testislerde yırtılma varsa en kısa sürede gerekli doku temizliğini takiben testiler dikilmelidir. Skrotumda cilt defekti varsa enfeksiyon yatıştıktan sonra uyluk bölgesinden alınacak deri greftleri ile açık olan alan kapatılmalıdır.

    Penis yaralanmaları: Basit cilt lezyonları ve daha derindeki penis dokularına ait yaralanmalar görülebilir. Böyle durumlarda eğer hematom (kan pıhtsı) varsa boşaltılmalı ve yaralanmış olan derin dokular dikilmelidir. Penisteki cilt defektleri de daha sonra gelişebilecek eğrilik ve kısalmanın önüne geçmek için mutlaka greft teknikleriyle kapatılmalıdır. Penisteki sık yaralanmalardan bir diğeri ise sünnet derisinin fermuara sıkışması sonucu oluşan yaralanmalardır. Bu hastalarda fermuar lokal anestezi ile kolaylıkla ayrılabilir. Ancak bunun başarılamadığı durumlarda fermuar pantolondan ayrılarak sünnet işlemi uygulanmalıdır. Ayrıca çocuklarda ağaç, merdiven kenarı gibi yerlerden kayma sırasında gelişen sürtünme yaralanmaları şeklinde yaralanmalarda meydana gelebilir. En ciddi penis yaralanma şekli penisin komple amputasyonudur ki bu durumlarda mikrocerrahi yöntemleri kullanılarak onarım denenmelidir. Ayrıca saç telinin penis etrafına kendiliğinden dolanarak penisi sıkıştırması durumunda penisi sıkıştıran saç veya bantın kesilmesi penisin uçta kalan kısmını rahatlatır. Penis genellikle düzelse de nadiren kısmi veya tam amputasyon ya da üretrokutanöz fistüller gelişebilir.

  • Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Askeri hekimlikte çok sık karşılaştığım bir yaralanma şekli olan Brakial pleksus yaralanmaları mesleki deneyimlerimlerime göre sinir yaralanmalarının en ağır şeklidir fakat tedavisi imkansız değildir. İyileşme süreci biraz uzun ve sabır gerektirir fakat uygun cerrahi yaklaşımlarla ve zamanlama ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilir.

    Travmatik Brakial Pleksus yaralanmaları 3 şekilde meydana gelir. Bu yaralanmalar sonucu alt, orta ve üst sinir köklerinde ya da tümünde sinir yaralanması olabilir. Bu hastalarda eşlik eden damar yaralanmaları ve kemik kırıkları da olabileceği düşünülmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Ağır düzeyde ve kalıcı fonksiyon kayıpları olabileceğinden uygun zamanda cerrahi müdahale yapılmalıdır. Hastaların büyük bir kısmında kolun nörolojik fonksiyonlarındada belirgin düzelme sağlanır.

    Brakial Pleksus sinirlerinde yaralanmalar şu şekillerde gelişebilir;

    Kesici, delici ve ateşli silahlarla yaralanma; Bıçak ya da cam gibi kesici aletlerle brakial pleksus sinirlerinin kesilmesi sonucu olabilir. Bunun dışında tabanca, tüfek mermileri yada şarapnel ile yaralanma sonucunda da pleksus sinirlerinde hasarlanma olabilir.

    Kesici aletlerle yaralanmalarda zaman kaybetmeden sinir tamirine yönelik cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Erken cerrahi sonuçları her zaman daha iyidir. Ateşli silahlarla yada şarapnel ile yaralanma da ise yaklaşık 3 haftalık bir süre yara iyileşmesi ve antibiyotik tedavisi için beklenmeli ve bu sürede herhangi bir düzelme yoksa MR ile yaralanma yeri tespit edilerek sinir tamiri yapılmalıdır.

    Künt travma ile yaralanma; Omuzun aşağıya doğru aşırı bastırılması, başın ise omuzdan ayrılacak şekilde kuvvete maruz kalması ki bunlar başta motorsiklet kazaları olmak üzere trafik kazaları sonucu meydana gelir, sonucu ortaya çıkan sinir hasarlarıdır.

    Bu tür yaralanmada MR ile inceleme yapılarak sinir köklerinde omurilikten çıkış yerinden kopma var mı yok mu bakılmalıdır. Bunlar en ağır hastalardır. Bu tür hastalara en geç 3 ay içerisinde sinir transferi yapılabilir.

    Meme ve akciğer kanseri hastalarında Radyoterapi tedavisini mütakip rasyasyona bağlı brakial pleksus hasrları gelişir. Sinir ileti testleri (EMG) ve MR Nörografi incelemelerini mütakip ağır fonksiyon kaybı ve şiddetli ağrısı olan hastalarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

    Cerrahi tedavi sonrası belirgin nörolojik iyileşme ve ağrı kontrolü sağlanabilir. Ameliyat öncesi ve sonrası fizik tedavi iyileşme sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

  • Proloterapi 10 soru-10 cevap

    1. Proloterapi tedavisi yaptırmam gerekir mi? Hangi ağrı durumlarında proloterapi faydalıdır?

    Kendiniz için cerrahi ya da başka bir tedavi yönteminin yardımcı olacağına inanmıyorsanız yararlı olabilir. Ciddi sağlık problemleri, antikoagülan-anti-inflamatuar-kortizon ilaçlarının kullanımı, kötü beslenme proloterapi tedavi sonuçlarını etkileyebilir.

    • Vücudun herhangi bir yerindeki yırtılmış ya da hasar görmüş ligamentler
    • Cerrahi ile giderilemeyen omurga ağrısı
    • Cerrahi ile giderilemeyen eklem ağrısı
    • Spor yaralanmaları, tüm eklem, tendon ve ligament yaralanmaları
    • Baş ağrısı
    • Boyun ve sırt ağrısı
    • Boyun veya sırt ve bel incinmesi
    • Omurga: Servikal (boyun), göğüs (üst arka) veya lomber (bel) artrit
    • Spinal disk hernisi veya dejenerasyon( bel fıtığı)
    • Spinal sinir tahrişi veya sıkışması
    • Kompresyon kırıklarında oluşan ağrı
    • Skolyoz ağrısı
    • Kötü duruşa bağlı zayıf ligamentlerin oluşturduğu ağrı
    • Sakroiliak hassasiyet, ağrı
    • Göğüs kafesi ve sternal yaralanma ve ağrı( by-pass veya göğüs cerrahisi ameliyatlarından sonra kalan ağrının tedavisi)
    • Kaburga kırıkları ağrısı
    • Eklemler veya omurga cerrahisi sonrasında devam eden ağrılar
    • Omuz artrit
    • Omuz burkulma ve rotator manşet yaralanmaları
    • Donmuş omuz
    • Kronik olarak devamlı çıkan omuzlar
    • Dirsek burkulma ve artrit
    • Tenisçi dirseği
    • Bilek burkulmaları ve artrit veya aşırı kullanımı sendromu
    • Karpal tünel sendromu
    • Artrit, burkulma ve başparmak ve parmaklar aşırı kullanımı
    • Kalça ağrısı, zorlanması
    • Kalça artrit, tendinit ve bursit
    • Uylukta devamlı ağrı
    • Pubis ağrısı( özellikle futboculardaz orlanma sonucu oluşan)
    • Diz burkulma veya zorlanması
    • Diz artrit
    • Diz çapraz bağ yaralanmaları
    • Diz medial ve lateral kollateral bağ yaralanmaları
    • Diz tendinit
    • Topuk (Aşil tendonu) yaralanmaları
    • Akut veya kronik ayak bileği burkulma veya zorlanması sonucu oluşan ağrılar
    • Morton nöroma, topuk dikeni

    2. Tedavi süresi ne kadar?

    İlk muayene 60-90 dakika arası.Enjeksiyonların süresi ise 20-30 dakika sürebilir. İlk seanstan sonraki seanslar daha kısa süreli olup kliniğimizden yaklaşık en fazla 3-4 saat içinde ayrılabilirsiniz.

    3. PROLOTERAPİ Maliyeti ne kadar?

    Tüm ödemeler SGK tarafından yapılmaktadır. Randevu almanız yeterlidir.

    4. Tedavim için kaç seans gerekir?

    Ağrı tedavisi için kliniğimize gelen bir hastaya kaç seans proloterapi’nin gerekeceğini önceden söylemek mümkün değildir.Biz muayene -laboratuar tetkikleri ve ağrının,hastalığın şiddetine göre yaklaşık kaç seans olacağını tahmini olarak söyleriz.

    5. Tedavi aralıkları ne kadar?

    Başlangıç olarak genellikle 3-4 hafta arayla tedaviye başlanmakta ardından hastadan alınan yanıta ve hastanın tedaviye uyumuna göre tedavi aralıkları 8 haftaya kadar uzatılmaktadır.

    6. Tedaviden ne kadar sonra çalışabilirim ya da spor yapabilirim?

    İlk 72 saat; sık aralıklarla enjeksiyon bölgelerine sıcak su torbası uygulanmalı, kendimizi zorlamadan günlük faaliyetlerimize devam etmeliyiz. 72 saat sonra; verilen egzersizleri istenilen sayıda yapmalıyız. Tavsiyelere uymak; hem tedavinin etkinliğini arttırır hem de iyileşmenin bir belirtisi olan ağrılı dönemin rahat geçmesini sağlar. LÜTFEN SABIRLI OLUNUZ. PROLOTERAPİ DOKTOR – HASTA UYUMUNUN EN YÜKSEK DÜZEYDE OLMASI GEREKEN BİR TEDAVİ YÖNTEMİDİR.

    7. Enjeksiyonda kullanılan ilaç nedir?

    Proloterapi için kullanılan solüsyonların hiçbirinde KORTİZON bulunmamaktadır. Lokal anestezik ile dekstrozun farklı konsantrasyonlarda karışımı bazen de Sodyum morrhuate (morinakaraciğeri yağı bir suda çözünür formu) eklenerek tedavi yapılmaktadır.

    8. Prolotherapi ile başarı oranı nedir?

    %80-90 ( SABIR – HASTA VE DOKTOR İŞBİRLİĞİ EN YÜKSEK SEVİYELERDE OLDUĞU ZAMAN )

    9. Proloterapi ile iyileşmemi %100 garanti edebilir misiniz?

    Hayır. Örneğin; kalça ya da diz protezinde bile %100 iyileşeceğiniz, ağrılarınızın tamamının geçeceği garantisi verilmez. Ancak yukarıda belirttiğim gibi hastalarımın büyük bir oranında ağrıyı oluşturan faktör tedavi gördüğü için ağrı derecesi şiddetliden hafif ya da tamamen kaybolmuş derecesine kadar iner.

    10. Randevuma gelirken neler getirmeliyim, ilk randevuda tedavi başlayacak mı?

    Daha önce yapılan tetkikler (röntgen, MR, BT, kan tetkikleri vs… ) ve daha önce gidilen doktorların epikrizleri varsa getirilir. İlk randevu fiziki muayene, tetkikleri inceleme ve eksik tetkikleri isteme şeklinde geçer. Ardından tedavi seansları planlanır