Etiket: Yağ

  • Cilt tipleri ve cilt bakımı

    Cilt bakımı, cildin çevresel toksinlerden temizlenmesi, beslenmesi amacıyla yapılır.

    Güneş ışığı, kızılötesi radyasyonlar, hava kirliliği, iklim değişikliği, sigara, alkol, beslenme bozuklukları cildi olumsuz etkileyen faktörlerdir. Bu faktörler cildin hücresel bileşimini (DNA) mutasyona uğratabilir.

    Cilt bakımı yaptırmak korucuyu oksidanların doğal deposunu harekete geçirerek cildin kendisini onarmasına, yeniden yapılanmasına, gözeneklerin açılarak hava almasına yardımcı olur.

    Cikt bakımları cildin yapısı degerlendirilerek ek bakımlarla desteklenirse sonuçlar daha iyi olur.Yağlı, gözenekli bir cilt su bazlı nemlendiricilere ihtiyaç duyarken, kuru ciltler daha yağlı nemlendiricilere ihtiyaç duyar.

    Cilt Tipleri

    Normal Cilt: Görünümü şeffaf, gözenekleri kapalı, lekesiz ve problemsiz bir cilttir.Kullanılacak ürünler; süt tipi temizleyici, alkol oranı normal bir tonik ve su içerikli hafif bir nemlendiricidir.

    Karma Cilt: Alın, burun ve çene yağlıdır. Yani yüzde T şeklinde bir yağlanma söz konusudur.Yağlı olan kısımlarda siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir. Yanaklardaki gözenekler genellikle kapalıdır. Kullanılacak ürünler; süt tipi temizleyici, düşük alkol içeren tonik, cildin durumuna göre nemlendiricidir.

    Kuru Cilt: İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Bu tip ciltler gergindir ancak çabuk kırışmaya eğilimlidir.Böyle cilde sahip olanlar ciltlerini mezoterapiyle desteklerlerse bu süreci yavaşlatabilirler. Kullanılacak ürünler; Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yağ içerikli nemlendirici, besleyici gece kremi ve yağ depo edici maskelerdir.

    Yağlı Cilt: Görünümü parlak ve yağlı, gözenekleri açık bir cilt tipidir.Gözeneklerin içi genellikle dolu, siyah noktalı ve sivilceli olabilir. Yağlı cildin akne problemini önlemek için günlük temizlik çok önemlidir.Kullanılacak ürünler; jel tipi temizleyici, alkollü tonik, su içerikli nemlendirici ile temizleyici ve sıkıştırıcı maskelerdir.

    Yağlı ve Sivilceli Cilt: Sivilce, kapalı olan gözeneklerden fazla yağ salgısının dışarı çıkamayıp, birikmesiyle oluşur.Bu da siyah nokta oluşumunu artırır. Kullanılacak ürünler; antiseptik sabun, su bazlı nemlendiricilerdir.

    Yağlı ve Hassas Cilt: Genişlemiş gözenekler, kırmızı lekeler görülebilir.Kaşıntı ve yanma da eşlik edebilir.. Kullanılacak ürünler; Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, su içerikli hafif nemlendiricilerdir.

    Olgun Cilt: İleri yaşlarda görülen cilt tipidir.Ölü hücreler birikerek cilde kalın bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve sarkmaya neden olur.Nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır. Kullanılacak ürünler; E vitamini içeren kremler, alkolsüz tonik, su içerikli nemlendiricilerdir.

    Sadece cilt bakımı yaptırıp yaşam tarzını düzenlememek durumunda ciltten çok fazla birşey beklememek gerekir.Öncelikle yeterli su alımına dikkat edilmeli, dengeli beslenilmeli, yeteri kadar uyunmalı,sigara, alkol ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmelidir.

  • Metabolizmayı hızlandırmak mümkün mü ?

    Bazal metabolizma bir insanın istirahat halinde günlük yaşamını idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu minimum kaloridir. Metabolik hız; bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesini ifade eder. Metabolizmanız yeterince çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülüyor ve bu enerji eksiksiz olarak yakılıyor. Bunun aksine metabolik hızınız genetik olarak yavaş çalışıyorsa ya da hastalık gibi herhangi bir nedenden dolayı yavaşladıysa, besinleri enerjiye ve kaloriye dönüştürme kapasiteniz azalıyor. Bunun sonucunda ise; fazla kaloriler yakılamıyor, yağlar depolanıyor ve kilo artışı görülüyor. Metabolizmanızı hızlandırmak için işte size öneriler.

    1.Kas oranını artırıp, vücut yazını azalmak

    Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirlerine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanırlar. Kaslı vücuda sahip olan kimselerin, daha az vücut yağına sahip olmalarından dolayı, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik çalışma, vücut geliştirme, fitness ve benzeri aletli programlan uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha yüksektir ve dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.

    2.Hormonların etkisi

    Yaşınız ilerledikçe buna paralel olarak metabolik hızınız da yavaşlıyor. Öyle ki, 20’li yaşlardan sonra vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2 – 3 daha az enerji yakmaya başlıyor. Bunun sebebi menopoz gibi hormonal faktörler de devreye girince metabolizmanızın yavaşlamasıdır. Diğer taraftan, yaşımız ilerledikçe azalan bedensel aktivite düzeyi, kas kitlesinde azalmaya ve yağ depolarında artmaya yol açıyor. Metabolizma hızı yavaşladığı takdirde, obezite oluşma riski artıyor. Obeziteye eğilimli kişilerde görülen en önemli özellikler aşırı iştahın yanı sıra, yağ yıkımının azalmış olması. Yağların fazla alınması yağ yıkımını engeller. Dolayısıyla yağ tüketimi, günlük besin tüketiminin yüzde 30’unu aşmamalıdır.

    3.Haydi egzersiz yapalım

    Egzersiz yapmak ve kas kitlemizi artırmak metabolizmayı hızlandırmanın en etkili yoludur. Peki egzersiz sırasında yağ yakmak için kalp atışımız kaç olmalıdır ?
    Aerobik karakterde bir çalışma sırasında maksimum kalp atım sayınızın (MHR) belirlenmesi, çalışma amaç ve verimi açısından önemlidir. Bu sayı şöyle hesaplanır: 220 – yaş formülü bu hesap için kullanılır. Buna formüle göre 20 yaşındaki bir kişinin, “Maksimum kalp atım sayısı” 200, 50 yaşındaki bir kişinin ise 170 dir. Aerobik çalışma sırasında nabzınız (HR); maksimum kalp atım sayınız ( MHR ) x % 50’si ile MHR x % 80’i arasında değişmelidir. Bu aralığa “Faydalı Antrenman Sınırı”(Training Effect Zone) denir. Bu hesaba göre, 20 yaşındaki bir kimsenin nabzı (HR), 100 ile 160 sayısı arasında değişmelidir. Bunun üstünde bir nabız sayısı daha fazla aerobik bir fayda sağlamaz.

    Düşük metabolizma hızının yarattığı kilolardan kurtulmanın en kolay yolu, düzenli egzersiz yapmaktır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız, daha çok egzersiz yapmalı ve daha çok yağsız kas kitlesine sahip olmalısınız. Yani, ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız.

    4. Yeşil çay

    Yeşil çay da krom, manganez, selenyum ve çinko gibi ve bazı mineraller, bitkisel A vitamini, E vitamini, C vitamini bulunur. Bu içeriği yeşil çayı güçlü bir antioksidan yapar. Yeşil çayda bulunan ‘epi-gallo-kateşin-3-gallat’ adı verilen ve kısaca EGCG olarak isimlendirilen bir biyolojik öğenin vücuttaki yağ yakım hızını artırarak obeziteyle savaşmada rol oynayabileceği bildirilmektedir. Çeşitli çalışmalarda yeşil çayda bulunan kateşinlerden yüksek oranda alan kişilerin total, deri altı karın yağlarında ve trigliseridlerinde büyük düşüş gözlendiği bildirilmiştir. Araştırmacılar, yeşil çayla alınan kateşinin, sindirim sisteminde enzimlerin aktivitesini yavaşlatarak ve kalorilerin bağırsaklar tarafından emilimini azaltarak, kilo kaybını artıracağı üzerinde durmaktadır. Ortalama bir kupa yeşil çayda, 50-150 mg. arasında polifenol bulunmaktadır. Önerilen miktarsa günde 2-3 kupa yeşil çay veya 100-750 mg./yeşil çay ekstresi almaktır.

  • Beslenme ve beyin

    İnsan beyin dokusu bilyonlarca nöron adı verilen hücrelerden oluşur.Nöronlar arasındaki mesaj iletimi , nörotransmitterdenen maddeler aracılığla sağlanmaktadır.Bu kimyasallar vücuda elektriksel uyarı yoluyla sinyal iletirler.Bu kimyasallar , proteinlerin yapı taşı olan aminoasitler tarafından oluşturulurlar.Bu nedenle proteinle beslenmek ve yaşamsal aminoasitleri (esansiyel) gıdalarla almak çok önemlidir.Beslenme zihinsel performansı, enerji ve duygu durumunu, uzun vade de beynin yaşlanmasını etkiler.

    Beslenme , gün boyunca mental enerjiyi ve beyin fonksiyonlarını etkiler.Kafein takviyesi; dikkat, performans ve duygu durumunda olumlu değişiklikler yaparak beyin performansını artırır.Kan şekerinin düşmesiyle sonuçlanan öğün atlamak veya dengesiz beslenmek beyin fonksiyonlarında azalmaya neden olur.Bunun yanısıra ;dengelenmiş protein ve sağlıklı karbonhidrat içeren bir öğün beyin fonksiyonlarının sağlıklı sürdürülmesini kolaylaştırır.

    B12 vitamini de; normal beyin fonksiyonlarının sürdürülmesini destekler .B12 vitamini; başlıca et, balık, yağsız süt, yoğurt, muz, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerde vardır. Bu besinleri yeterli düzeyde tüketmek önemlidir. Eksikliğinde, beyin ve beynin emirlerini uygulayan sinir sisteminde çeşitli derecede hasarlar oluşur. El ve ayaklarda yanma, iğnelenme, duyu kusuru gibi belirtiler gözlenebilir.

    Omega-3 temel yağ asitlerindendir. Bu, vücut tarafından üretilemediği ve dışarıdan besinlerle alınması gerektiği anlamına gelir. En zengin omega-3 kaynakları balık ve balık yağlarıdır. Görece çok az omega-3 içerseler de bitkisel kaynaklı olanları kanola, soya fasulyesi, ceviz ve keten tohumudur. Beynin çalışan yüzeyi ağırlıklı olarak bu yağ asitlerinden oluştuğu için, omega-3 yağ asitleri hafıza ve diğer beyin fonksiyonlarının çalışmasında çok önemli bir görev üstlenmektedir. Omega-3, çocukların sağlığında ve beslenmesinde de oldukça önemlidir.Yeterli zihinsel gelişim , göz sağlığı ve görme fonksiyonlannın iyi olması için Omega-3 yağ asitleri alınmalıdır. Aynca, duygusal dengesizlik, dikkat eksikliği, konsantrasyon zayıflığı, aşırı hareketlilik ve öğrenme güçlüğü gibi durumlarda yeterli Omega-3 tüketiminin olumlu etkileri izlenmiştir.

    Hayvan deneylerinde de ;bitkilerden kaynaklanan antioksidanların kullanımının hafızayı geliştirdiği gösterilmiştir.

    Düzenli egzersizle beyne giden kan akımının artırlıması, olumlu etkiler yaratmaktadır.

    Antioksidanlar, kilo kontrolü , düzenli egzersiz, omega-3 yağ asiti gibi takviyeler beyin fonksiyonlarıyla yakından ilişkilidir.

  • Neden kilomu kontrol edemiyorum?

    Kilo kontrolü yapanların yakındığı konular arasında kilo vermenin durması, problemi gelmektedir. Bunun en önemli nedeni yerleşik kiloların verilmesinin çok zor olmasıdır. Sağlıksız beslenme düzeninden, sağlıklı beslenmeye geçiş sürecinde baırsaklar olumsuz etkilenebilir.Bağırsaklar bu yeni yeme düzenine alışana kadar kabızlığın oluşmaması için bir dizi önlem alınmalıdır.Bunların arasında ilk sırada mutlaka günde en az 1,5 litre su içmek yer almaktadır. Az yemek yerken birde içtiğiniz su miktarına dikkat etmezseniz bağırsaklarınızda meydana gelen düzensizlikler daha da şiddetlenebilir. Bunun yanı sıra bağırsakları çalıştırdığı bilinen yiyecekleri günlük listenize dahil etmeniz yararlı olacaktır. Bunlar hepimizin bildiği gibi lifli gıdalardır.Örneğin her sabah aç karnına bir iki tane kurutulmuş kayısı yiyerek üzerine bir bardak ılık su içmek barsaklarınızın daha hızlı çalışmasını ve kabızlığın oluşmasını engelleyecektir.

    Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu gıdaların yağ içeriğidir. ‘İçinde kaç kaşık yağ var?’ sorusunu sıkça anımsayalım.Tavuğun derisini yemeyelim, az yağlı etler tercih edelim, salatalarımıza koyduğumuz yağı kısıtlayalım hatta mümkünse hiç koymayalım.

    Fazla kiloların en önemli nedenlerinden birisi de porsiyon ölçüleridir. 1 tabak pilav denildiğinde benim aklıma 4 yemek kaşığı pilav geliyor. Üstelik 1 tabak pilavı iki dilim ekmek ve 1 tatlı kaşığı yağ ile değiştirebileceğimi biliyorum. Peki, sizin 1 tabak pilavınız kaç kaşık ediyor?

    Her gün aynı saatte öğünleri almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Öğünlerinizde benzer miktarlarda yemek tüketin.
    Bir gün kahvaltı etmemek ertesi gün ise tıka basa doyduğunuz bir kahvaltı sofrasından kalkmak metabolizmanızı sarsabilir. Sabahları düzenli olarak Herbalife shake içmeyi öneriyorum. Ancak hafta sonu ailecek kahvaltı sofrasında peynir, süy, yumurta , yeşillikler ve herbalife bitkisel konsantre çaydan oluşan bir kahvaltıyı tercih edebilirsiniz. Her öğün miktar açısından birbirine yakın oranlarda yiyecek tüketmelisiniz. Her gün aynı saatte öğünlerinizi almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleriniz için size uyan saatleri belirleyin ve 15 dakikalık esneklik bırakarak bu zamanlara uyun.

    En önemlisi de haftada en az 3-4 kez 45 dakika yürüyüş yapın, böylece hem sağlıklı beslenir hem de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

  • Obezite ve kronik hastalıklar

    Obesite artan yağ depolanmasıyla giden sağlık üzerine olumsuz etkileri olan ve yaşam süresini kısaltan bir metabolik hastalıktır. Vücut kitle indeksi %30’un üstünde olanlar obez, %25 ‘in üstünde olanlar ise fazla kilolu olarak tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örğütü (WHO) 2015 ‘de 2.3 bilyon erişkinin fazla kilolu ve 700 milyonun ise obez olacağını açıklamıştır. 2012 de yayınlanan dünyanın obesite haritasında Türkiye de obezite %10-15 olarak gösterilmektedir.

    Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Karın çevresinde biriken yağlar vücudun diğer yerlerinde biriken yağlara göre hastalık riskini daha fazla artırmaktadır. Çünkü buradaki yağ hücreleri daha büyüktür ve iç organlara daha yakındır. O nedenle bel çevresi kalın olanlar basen çevresi kalın olanlara göre metabolik açıdan daha risklidir.

    Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

    Artmış vücut kitle indeksi (VKİ), metabolik sendrom, insulin direnci , bozulmuş glukoz toleransı, ateroskleroz (damar sertliği), hipertansiyon, dislipidemi (kan yağlarında bozukluk) gibi hastalıklarla ilişkilidir

    Obezite ve Tip II Diyabet

    Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artış gösteren Tip II Diabet, obezlerde, normal kilolulara göre yüzde 80 daha çok rastlanır.İnsülin direnci ve eksikliğiyle ortaya çıkan Tip II Diyabet’in görülme riski, bel/kalça oranı yüksek kişilerde ve abdominal yani organ etrafında fazla yağı olan kişilerde daha çok artar. Kas, kara- ciğer ve pankreas dokusunda aşırı yağ depolanması, bu hücrelerin fonksiyonlarını bozar. Bu duruma lipotoksisite denir. Bu olay, obezitede tip 2 diyabetin gelişimine neden olur.

    Obezite ve hipertansiyon

    Vücut ağırlığı ve yağ oranı yüksek olan obezlerdeki insülin direnci, kandaki insülinin aşırı derece artmasına neden olur. Bu durumda böbreklerden sodyumun geri emilimi artar. Aynı zamanda serbest radikallerle birlikte, hücre içindeki kalsiyum birikimini de artıran bu durum, obezlerdeki yüksek tansiyon, kalp hastalıklarını daha da artırır. Vücut ağırlığındaki 1 kilogramlık düşüş, tansiyonda da 1,2-1,6 gibi bir düşüşe neden olur.

    Obezite ve safra kesesi hastalıkları

    20-30 yaşlarındaki obez kadınların safra keselerinde, normal kilolu kadınlardan 6 kez daha fazla taş oluşumu görülür. 60 yaşın üzerindeki beyaz obez kadınların üçte birinde safra hastalıkları ortaya çıkar.

    Obezite ve iskelet sistemi hastalıkları

    Kilo ve yağ fazlalığına bağlı olarak obezlerde; kas, bel, kalça, diz ve eklem ağrıları oldukça sık görülür. Obezitede eklemlere aşırı yük binmesine bağlı eklemlerin kıkırdak yüzeylerinde aşınma ve bozulmalar olur Genellikle pasif bir yaşam tarzları olan obezlerin, hareketsizlikten dolayı iskelet sistemleri hasar görür. Enerji harcamaları da az olan obezlerin, iskelet sistemi hastalıklarından korunmak için bir yandan zayıflarken, diğer yandan fiziksel aktivitelerini artırmaları gerekir. Osteoartriti olan hastaların %80 den fazlası ya kilolu ya da obezdir. Obezlerde özellikle diz, kalça eklemlerinde ve belde kireçlenmeye (osteoartroz ve osteoartrit) ve topuk dikenine sık rastlanır. Gut hastalığı da obezite ve metabolik sendromla sıklıkla beraber görülen ve kilo almayla kötüleşen bir diğer eklem hastalığıdır. Kilo alma ve obezite ile birlikte normal kilodaki bir kişiye göre eklem sorununa rastlanma oranı 130 kat kadar artabilmektedir. Genç yaşlarda başlayan ve özellikle uzun süreden beri kilolu ve obez kişilerde eklemlerde kireçlenme görülme oranı normale göre 40 kat kadar artabilmektedir. Obez hastalarda artan insülin direnci, serum ürik asit seviyesini de artırır ve gut hastalığı oluşur.

    Obezite ve uyku bozuklukları

    Obezlerin sık yaşadığı sorunlarından birisi de uykudayken yaşadıkları solunum bozukluklarıdır. Bunlardan birisi olan uyku apnesinde kişi, nefesini 10 saniyeden fazla tutar. Uyku apnesi ertesi gün, yorgun uyanmaya, performans düşüklüğüne, baş ağrısına ve ses kısıklığına yol açar.

    Obezite ve infertilite

    Obezitede doğurganlık negatif şekilde etkilenebilir. Kadınlarda obezitenin erken dönemde ortaya çıkması adet düzensizliklerine, kronik yumurtlama problemlerine ve erişkin yaşta infertiliteye yol açar. Kadınlarda obezite düşük riskini arttırabilir ve vücut kütle indeksi 30 kg/m2’yi aştığında yardımcı üreme teknolojileri ile elde edilen gebeliğin sonuçlarını çok olumsuz etkiler. Bu birliktelikte bahsedilen temel faktörler insülin fazlalığı ve insülin direnci olabilir. Obezitenin bu istenmeyen etkileri polikistik over sendromunda özgün olarak belirgindir. Erkeklerde ise obeziteye düşük testosteron düzeyleri eşlik eder, sperm kalitesi bozulur.

  • Kolesterol gerçeği

    Kolesterol gerçeği

    Son günlerde tıp dünyası kolesterol yüksekliği ile ilgili farklı görüşler öne sürmektedir.Gerçekten Kolesterol yüksekliği sağlık açısından bir risk oluştururmu? Evet,sağlık açısından risk taşıyan yağların başında kolesterol gelir.Vücutta, özellikle de kanda yüksek miktarda yağ bulunması sağlık açısından bir risk sayılmaktadır, ancak belli bir düzeydeki yağ hücresel yapının korunması ve sinir uyarılarının iletimi, hormonların yapımı gibi bazı vücut fonksiyonları açısından önem taşımaktadır. Karaciğer vücutta bulunan kolesterolün yaklaşık % 80’ini üretir. Geriye kalan % 20 aldığımız besinlerce karşılanır. Gıdalardaki kolesterol özellikle hayvansal gıdalardan et ve süt ürünlerinden kaynaklanır.Yumurta sarısı,yağlı etler, sakatat yüksek kolesterol kaynağıdır.

    Bunun tersine bitkisel proteinler,sebzeler, meyveler kolesterol içermezler. HDL kolesterol molekülü (iyi huylu kolesterol), kolesterolün karaciğere taşınmasından sorumludurlar. Kolesterolün bu türü aslında vücut için yararlıdır, çünkü damarlardaki kolesterolün ortadan kaldırılmasına yardımcı olurlar, amarları ; içlerinde oluşabilecek plaklara karşı korurlar. Egzersiz yapan, sigara kullanmayan ve obez olmayan kişilerin HDL düzeyleri daha yüksek olma eğilimindedir. Çok düşük HDL düzeyleri kalp hastalıkları yönünden bir risk faktörü olabilir. Düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) kolesterolün büyük çoğunluğunu kan dolaşımı aracılığıyla vücuttaki dokulara taşırlar.

    LDL “kötü” kolesterol olarak bilinir, arterleri tıkama ve kalp hastalığına neden olma olasılığı daha yüksektir .LDL kolesterolü düşürmek için sağlıklı beslenmek, vücut yağ oranının azaltmak, sigara içmemek ve egzesiz yapmak önerilmektedir. Toplam kolesterolü 200 mg/dl den düşük, LDL (kötü) kolesterolü 100 mg/dl den düşük ve HDL (iyi) kolesterolü 40 mg/dl den yüksek olması hedeflenmektedir.

    Kolesterolü düşüren besinler nelerdir?

    1.Lif oranı yüksek olan yulaf
    2.Omega-3 yağ asitleri:Balık, Herbalifeline
    3.yağlı tohumlar:Fındık, ceviz, badem
    4.Soya
    5.Meyve ve sebzeler:Greyfurt(pektin), elma (pektin ve kuvarsetin), domates (likopen), sarımsak, soğan, Herbalife domates çorbası (likopen), üzüm çekirdeği,
    6.Yeşil ve siyah çay (kateşin) :Herbalife Bitkisel konsantre çay
    7.Keten tohumu
    9.Zeytinyağı

  • Ara öğün gerekli mi?

    Ara öğün gerekli mi?

    ARA ÖĞÜN

    Ara öğünlerin en önemli faydası yeme-içme krizlerini önlemesidir. Midemiz 2,5-3 saat sonunda boşaldığı için karnımız acıkmaya başlar ve bu yüzden önümüze ne gelirse tüketiriz, miktarlarına da dikkat etmeyiz. Hâlbuki midemiz tamamen boşalmadan yarım saat bir saat önce yapılacak 100-200 kkallik ufak ara öğünler iştahımızı baskılar. Ayrıca kan şekerinin de düzenlenmesine yardımcı olur. Hipoglisemi(Kan şekerinin düşmesi) tehdidini azaltır. Hipoglisemi ataklarının da az yaşanması daha çok sakinlik ve konsantrasyon artışı demektir. Saldırgan yemeler, hızlı çiğnemeler, çiğnemeden yutmalar ve daha pek çok yeme davranışı bozukluğu kaybolur.
Düzenli ara öğün yapan kişilerde sık beslenme alışkanlıkları kazanıldığı için metabolizma hızı da artat geçiyor ve kilo vermek kolaylaşır. Sık sık yapılan ara öğünler göbek bölgesindeki yağlanmanın en büyük düşmanıdır.

    Ara öğünler 150 kcal geçmemeli ve yeterince protein ve kompleks karbonhidrat ve lif içermelidir.

    Ara öğün yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli konu ise sağlıklı atıştırmalıklarla abur cuburu birbirine karıştırmamamız gerektiğidir. Light bisküviler, etimek dilimleri ile birlikte yağsız peynir, light yoğurt, ayran veya süt, tuzsuz leblebi, yağsız-tuzsuz patlamış mısır, taze ve kuru meyveler, birkaç yağlı tohum (3-4 ceviz, 5-6 fındık, 7-8 badem gibi seçenekler), taze, haşlanmış, közlenmiş yağsız sebze parçaları mükemmel seçimlerdir.
Şeker ve şekerli gıdaları, cips-kremalı bisküviler ve patates kızartması gibi yağ içeriği yüksek gıdaları, asitli ve şekerli içecekleri, tuz oranı yüksek yiyecekleri tüketmek ara öğünlerde tamamen yanlış seçimlerdir ve kilo almanıza neden olur. En doğru ara öğün seçimleri ise şu şekilde olabilir:

    1. 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi+1/2 elma

    Fındık ezmesi özellikle protein değeri yüksek ve tok tutar. 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi 94, 1/2 elma ise 25 kcaldir.

    2. 3 adet havuç + yağsız peynir veya yoğurt karışımı

    Yoğurt ve peynir kan şekerinin yükselmesi engeller, havuç lif oranı yüksektir ve A vitamini değeri yüksektir. 165 kcal olan bu öğün çok besleyicidir.

    3. 1 kase patlamış mısır

    Yağsız ve tuzsuz patlamış mısırın karbonhidrat değeri yüksektir ve açlığı bastırır. 1 kase yağsız patlamış mısır 162 kcaldir.

    4. Kanepe:

    Domates rendesi, yağsız domates ve yumurtayı karıştırıp, 1 dilim kepek ekmek üzerine sürüp, fırına veriniz. Peynir ve kepek ekmek çok hoş bir ara öğün seçeneği olacaktır. 1 dilim kepekli kanepe 170 kcaldir.

    5. Humuslu kanepe

    2 adet diyet biskuvi üzerine humus sürünüz. Humusun tok tutucu etkisi fazladır, mideyi geç terkeder. 2 bisküvi 50 kcal, 1 yemek kaşığı humus 93 kcaldir.

    6. 1 dilim peynir + 1/2 elma

    Elma ve peynir beraber yenerse kan şekerini hızla yükseltmez ve daha fazla yağ yakımını artırır. 126 kcal olan bu ara öğün özellikle şeker problemi yaşayan kişilere uygundur.

    7. 1 dilim tam bugday ekmeği + 1 dilim peynir

    144 kcaldir.

    8. 15 adet badem

    Çinko, magnezyum, yağ, protein içeren badem ara öğünde yağ yakımını arttırır. 132 kcaldir.

    9. Protein bar

    140 kcal içeren protein barlar 10 gr protein ve 1 gr posa içerir, özellikle spor yapanlar için iyi bir ara öğün alternatifidir, kas yapımını artırır.

    10. 1 kase yogurt ( evde mayalanmışını tercih ediniz) + 4-5 adet kuru üzüm

    Tatlı sevenler için iyi bir ara öğün alternatifidir. 150 kcal içerir, protein ve kalsiyum içeriğinden dolayı tüketimi önerilir.

    11. Portakallı keçi peyniri

    Portakalları küçük küçük kesip keçi peyniri ile karıştırın. Hem karbonhidrat hem protein içeren farklı bir lezzettir. 1 dilim keçi peyniri 92 kcal, 1 orta boy portakal ise 72 kcaldir.

    12. 1 top dondurma

    Özellikle tatlı sevenler için kalsiyum ve protein içeren bir ara öğündür. 110 kcal 1 top dondurmanın kalorisidir.

    13. 2 adet haşlanmış yumurta

    Yumurta yüksek protein içeriri ve tok tutar. Sık acıkanlar ve spor yapanlar için özellikle 2 adet yumurta ara öğün için tüketilebilir, kası arttırır ve yağ yakımını hızlandırır.

    14. Hindi fümeli peynir rulosu

    Yağsız dil peynirini ince kesip, dilimlenmiş ince hindi fümeleri peyniri ortasına koyarak rulo haline getirin. Bu yüksek proteinli ara öğün 140 kcaldir ve özellikle spor yapanlar için kas kitlesini arttırmada yardımcıdır.

    15. Az yağlı çikolatalı süt

    2 kare bitter çikolatayı ısıtarak 1 bardak yağsız sütün içinde eritin. Tatlı isteklerini bastırır ve metabolizmayı hızlandırır. 135 kcal içerir.

    16. Müsli

    1 bardak süt içine 4-5 kaşık meyveli müsli koyarak tüketin. Uzun süre aç kalacağınız aralarda bunu tercih edebilirsiniz. 183 kcaldir.

    17. Meyveli yoğurt

    İstediğiniz meyveyi 1 kase az yağlı yoğurda karıştırarak tüketebilirsiniz. Özellikle yaban mersinini seçiniz. 10 adet yaban mersini koyabilirsiniz. 165 kcaldir.

    18. Mini sandviç

    Kan şekeri çabuk düşen ve sık acıkan kişiler için hindili, peynirli kepekli sandviçler iyi bir ara öğün alternatifidir. 180 kcal dir.

    19. 1/2 kase yoğurt + 2 adet ceviz+ 1 elma rendesi ve üzerine bol tarçın

    Özellikle tatlı tadı sevenler için kan şekerini düzenleyen tarçın protein ile beraber yağ yakımını sağlar. 200 kcaldir.

  • Obezite nedir

    OBESİTE (ŞİŞMANLIK) NEDİR?

    Obesite – Şişmanlık vücutta yağların normalden fazla olması anlamına gelen bir hastalıktır. Bu durumda yağ dokusunun oranı diğer dokulara göre artmıştır. Bedendeki toplam yağ kadar, yağın dağılımı da önemlidir. Şişmanlık vücutta yağların toplandığı bölgeye göre sınıflandırılabilir:

    1.Generalize şişmanlık

    2.Üst taraf şişmanlığı

    3.Alt taraf şişmanlığı

    Generalize Şişmanlık : Dengeli bir şişmanlıktır. Vücudun her tarafı kiloludur. Erkeklerde ve hanımlarda aynı oranlarda görülen bir tip şişmanlıktır. Generalize şişmanlık akupunktur tedavisine iyi cevap verir. Eğer hastanın selülit problemi de varsa mezoterapi yöntemi de akupunkturla kombine edebilir. Bu tip şişmanlarda kandaki kolesterol düzeyine bakmakta fayda vardır. Kandaki kolesterol düzeyi yüksek bulunursa ona göre uygun özel kolesterol düşürücü bir diyet listesi verilmelidir.

    Üst Taraf Şişmanlığı : Göbek, göğüs ve kollarda yağlanma ile kendini gösteren şişmanlık tipidir .Bacaklar normaldir ve kalçalar dardır. Erkeklerde bu tip şişmanlık oldukça sıktır. Genetik sebeplerin dışında bazı hormonal sebepler de üst taraf şişmanlığa yol açabilir. Kortizon grubu hormonlar özellikle üst taraf şişmanlığı yaparlar. Bu tip kilolu insanlarda damar sertliği, yüksek tansiyon ve kalp – damar hastalığı riski vardır. Kandaki kolesterol düzeyine ve açlık kan şekerine bakmak lazım ve ona göre diyet hazırlamak lazım. Bel çevresi ölçümü erkeklerde 102 cm ve kadınlarda 88 cm üzeri ise kalp-damar hastalık riski vardır demektir. Üst taraf şişmanlığı akupunktur tedavisine iyi cevap verir.

    Alt Taraf Şişmanlığı : Alt karın, kalça ve bacaklarda yağlanma vardır. Hanımlarda daha sık görülür. Genetik sebepler dışında, bazı hormonal sebepler, yaşam tarzı ve beslenme bozuklukları de alt taraf şişmanlığa yol açabilir. Mesela kadın hormonların dengesizliği, adet düzensizlikleri, hamilelikler, menopoz, ayrıca doğum kontrol amaçlı veya adet düzenleme amaçlı kulanılan östrojen ve/veya progesteron gibi hormonları içeren ilaçlar alt taraf şişmanlığa yol açabilir. Bu tip şişmanlıkta lenfatik dolaşım bozuklukları ve venöz dolaşım bozuklukları de vardır. Alt taraf şişmanlığı her yaşta ortaya çıkabilir. Oldukça yaygın bir şişmanlık tipidir. Uygun diyetle, akupunktur ve mezoterapiyle iyi sonuç alınabilmekte.

    Zayıflama döneminde tekrarlanan vücut analizler sayesinde bahsedilen bölgelerde yağ kaybı / kas kazanımı oranı, metabolizma yaşı ve metabolizma hızınızın değişimini, verdiğimiz sağlıklı diyet sayesinde vücudun protein, mineral ve sıvı oranların ideal değerlere kaydığını görmekteyiz..

  • Akupunktur ile obezite (zayıflama) tedavisi

    Yaşamın kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olup yüzyılımızın en önemli sağlık sorunlarındandır.
    Akupunkturiste başvuran hastalara genellikle şu tavsilerde bulunulur;
    Öğünlerinizi düzenli ve zamanında yemelisiniz, lokmalarınızı küçültmeli ve çok çiğnemelisiniz, öğünlerde yediğiniz yemeğin miktarına dikkat etmelisiniz.

    Akupunktur’un bu durumda size sağlayacağı yarar; akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlayacak örneğin kabızlık probleminiz varsa bunu giderecek, midenizde ekşime yanma veya hazımsızlık varsa bunları giderecek.
    Akupunktur, yaşamınızda halen var olan ve böyle ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderecek, kendinizi her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissedeceksiniz. Bu da size bazı davranışlarınızı yeniden gözden geçirip değiştirebilmeniz için imkan verecek. Akupunktur, bu süreçte doğal olarak aldığınız gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderecektir.
    Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlayacaktır.
    Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde zayıflarken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır.

    KİLO KAYBININ YARARLARI:
    Kilo vermek fiziksel,metabolik,endokrinolojik ve psikolojik komplikasyonları düzeltmektir.
    5-10 kiloluk kilo kaybı;
    -Sırt ve eklem ağrılarını azaltır.
    -Akciğer fonksiyonlarındaki bozuklukları düzeltir.
    -Hipertansiyonda düzelme sağlar.
    -İnsulin duyarlılığında ve glikoz toleransında düzelme sağlar.
    -Kan lipidleri ve kolesterolde düşmeye neden olur.
    -Over fonksiyonlarına yararlı etki sağlar.
    -Diabetes mellitusda düzelmeye neden olur.

    Obezite Nedenleri

    Genetik yatkınlık, hormonal metabolik bozukluklar, psikolojik çevresel etkenler, besinlerin tüketimi esnasında düşük enerji harcamak..
    Aşırı karbonhidrat ve yağ alanlar, hergeçen gün aldıkları günlük kalori miktarını arttıranlar, aldıkları fazla kaloriyi depolarlar.
    Yaşla beraber fiziksel aktivitenin azalması, hareketsiz yaşam, spor alışkanlığının bırakılması, sürekli evde oturma, TV seyretme, düzensiz gıda alınması, öğün arasında atıştırmalar,özellikle yağ içeriği zengin gıdalar, alkol alınması obeziteyle yol açmaktadır.
    Fizyolojik olarak gebelikte, ergenlik döneminde, menopozda kilo alma eğilimi olmaktadır.
    Hipotiroidizm, Tip2 Diabet, bazı depresyon ilaçları, bazı doğum kontrol ilaçları, kortikosteroidler obeziteye neden olurlar.
    Sigaranın bırakılması gerek metabolik hızın azalması gerekse fazla gıda alma eğilimi ile birlikte obeziteye neden olmaktadır.

    DOĞRU BESLENMEDE DİKKAT EDİLECEK KURALLAR:
    -Posadan zengin nişastalı yiyecekler : Çiğ sebze ve meyve, kepekli tahıl ürünleri, kurubaklagiller tüketilmelidir.
    -Beyaz ekmek yerine çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, kepekli ekmek yenmelidir.
    -Her öğünde bir porsiyon pişmiş, bir porsiyon çiğ (salata) sebze tüketilmelidir.
    -Kurufasülye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillere öğünlerde sıklıkla yer verilmelidir.
    -Meyve suyu yerine meyvenin kendisi yenilmelidir.
    -Günde 8-10 bardaktan çok çay kahve tüketiliyorsa yapay tatlandırıcılar kullanılmalıdır.
    YAĞ TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR: Doymuş yağlar yerine doğmamış yağlar(bitkisel yağlar) tercih edilmelidir.
    Etin yağsız kısmı, tavuğun derisiz bölümü, balık tüketilmeli , makarna, pilav ve börek yapımında sıvı yağ kullanılmalıdır.
    Tam yağlı süt , yoğurt, peynir yerine yarım yağlı olanlar tercih edilmelidir.
    Kaymak ve krema tüketiminden kaçınılmalı yerine süttozu kullanılmalıdır.
    Sosis, salam, sucuk gibi yağlı şarküteri ürünleri yerine yağsız olanlar tercih edilmeli.
    ŞEKER TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Şeker gereksinimini meyve ve sebzelerden karşılanmalıdır.
    Hazır konsantre meyve suları yerine, meyveler ve taze sıkılmış meyve sularını tercih edilmelidir.
    Günde 8-10 bardaktan fazla çay, kahve tüketiyorsanız yapay tatlandırıcılar kullanmalısınız.
    TUZ VE TUZLU YİYECEK TÜKETİMİ AZALTILMALIDIR; Yemekler pişirilirken kullanılan tuz miktarı azaltılmalıdır. Zeytin, turşu, pastırma, salamura yiyeceklerin tüketimi kısıtlanmalıdır.
    Günlük tuz tüketimi yaklaşık altı gramı(bir tatlı kaşığı) geçmemelidir.
    ALKOL TÜKETİMİ SINIRLANDIRILMALI; Alkolün enerji değeri yüksektir(1gr. alkol 7kkal).Ilımlı tüketimin tanımı kadınlar için günde bir alköllü içki, erkekler içinse iki alkollü içkidir. Bir ölçü alkol 360-400 ml bira 160 ml şarap olarak tanımlanır.

  • Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    Karın yağlarında awt akustik dalga tedavisi

    AKUSTİK WAVE THERAPY veya AKUSTİK DALGA TEDAVİSİYLE KARIN YAĞLARINA ŞOK DALGALAR

    İnatçı karın yağlarında şok dalgalar

    Özellikle erkeklerde ve 35 yaş üstü hanımlarda kalp damar sağlığı ve bazı kanser türleri açısından büyük risk oluşturan karın yağlarının önemi günümüzde tıp çevreleri tarafından oldukça sık vurgulanmaktadır.Günümüzde en sık ölüm sebebi olarak gösterilen kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı mücadelede fazla kilolar ve özellikle karın bölgesindeki yağlanmaya karşı mücadele oldukça önem kazanmaktadır.Bu nedenle bu riski ölçmenin önemi ve daha sonra ise bu riske sahip olan insanlarda uygun tedavilerle ve beslenme programları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile bu riski en aza indirmek gerekmektedir.

    RİSK ÖLÇÜM METODLARI DEĞİŞTİ

    Artık karın bölgesinin mezüre ile ölçümü veya yağlı bölgede cilt kalınlığını ölçen metodlarla alınan verilerin risk tesbitinde yeterli olmadığı ve yanıltıcı sonuçlar verdiği bunun yerine yalnızca karın bölgesindeki yağlanmayı gösteren biyoelektriksel impedans ölçümleri ve hatta infrared lazer teknolojisi kullanılarak yapılan karın bölgesi yağ oranı ve iç organ çevresi yağlanması ölçümlerinin risk tesbitinde kullanılmaya başlandığı görülmektedir.

    Ölçümler sonucunda riskli gruba giren insanlarda ki 30 yaş üstü erkekler ve 35 yaş üstü hanımlar bu açıdan oldukça önemli grupları oluşturmaktadırlar ,vücut yapilarına uygun sağlıklı zayıflama ve beslenme programları ve düzenli egzersizler önem kazanmaktadır.

    BALİSTİK VE PLANAR AKUSTİK WAVE THERAPY

    Ayrıca günümüzde yeni geliştirilen teknoljik yöntemlerden birisi olan akustik wave therapy gibi yöntemler özellikle karın yağlarını tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.saniyede 1500 metre hızla yağ dokusuna ulaşarak yağ dokusunda incelmeye yol açan akustik şok dalgalar ın bir başka tipide nanosaniyelerle ölçülebilecek kadar kısa bir süre içinde güçlü ve 5 cm kadar yağ dokusu derinliğine inebilen planar şok dalgalar olup bu iki şok dalga tipi yeni teknolojik gelişmeler olarak kullanılmaktadır.Yalnızca kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türleri açısından değil aynı zamanda diabet hastalığı ve metabolik sendrom olarak adlandırılan yeni yeni komplike hastalıklar zinciri açısında önemli olan karın yağlarıyla mücadelede uygulanacak egzersizler oldukça önemli olup herkesin kendi fizik ve kondisyonuna göre düzenlenmelidir.

    KOŞU YERİNE RİTMİK VE UZUN YÜRÜME

    Egzersizler koşma veya futbol gibi yorucu olmamalı aksine hafif bir tempoda ama uzun süreli olmalıdır.haftada 3-4 ün altına düşmemelidir.

    YAĞI ALINMIŞ YOĞURT

    Son zamanlarda yağı alınmış yoğurtla uygulanan sağlıklı beslenme programlarında karın bölgesi yağlarından daha iyi zayıflandığına dair bazı yayınlar ,yağsız yoğurt ve sütün beslenme programlarındaki önemini arttırmaktadır.