Etiket: Yağ

  • Akne oluşumu ve tedavisi

    Akne oluşumu ve tedavisi

    AKNE:

    Ergenlik sivilceleri ilk gençlik çağının normal belirtilerinden biri gibi algılansa da, sadece yağ bezleri aşırı üretim yapan gençlerde görülür. Ergenlik sivilceleri tedavi edilmezse gencin bu hassas döneminde psikolojisini, çevresi ve arkadaşlarıyla ilişkilerini olumsuz etkiler.

    Oluşumu
    Akne vulgaris, yani ergenlik sivilcesi aslında bir yağ bezi hastalığıdır. İlk görülme yaşı 12-15 arası olarak belirlenir. Bu dönemde aşırı yağ üretmeye başlayan cilt yeterince temizlenmezse yağ bezlerinin ucu tıkanır, içinde mikroplar üremeye başlar. Sonuçta siyah noktalar, pürüzler veya cerahatlı, ağrılı kist şeklinde sivilceler meydana gelebilir.

    Sebum diye adlandırılan cilt yağı üretimi hormon denetimi altında işlev görür. Hormonların en üst düzeyde çalıştığı gençlik yılları boyunca yoğun yağ üretiminin sürmesi sivilce gelişimini devam ettirebilir. Yağ bezlerinin fazla çalışması yıllar içinde yavaşlar. Ergenlik sivilceleri de zaman içinde azalır ya da tamamen kaybolur. Ancak bu düzelme yıllar sürebilir.

    Hormonların etkisi
    Genç kızlarda sivilcelere adet düzensizliği, aşırı tüylenme ve kilo alımı eşlik ediyorsa yumurtalıkta çok sayıda kistin görüldüğü ‘polikistik over sendromu’ denen durum söz konusu olabilir.

    Ergenlik döneminde sivilcesi olmadığı halde yirmili yaşlarında başlayan kadınlarda da hormon testleri yapılması önerilir. Bu durumlarda sivilce, aşırı hormon salgılayan kist ve tümörlerle ilişkili olabilir.

    Tetikleyiciler
    Adet öncesindeki bir haftalık dönemde ve stres ya da gerginlik varlığında sivilcelerde artma olur.

    Her ne kadar araştırmalar sivilce ve diyet arasında bağlantı kuramamışsa da, aşırı yağlı ve şekerli, kalori bakımından zengin bir diyetin sivilceleri hafifçe artırdığı gözlemlenir. Kabuklu yemişler, çikolata ve gazlı içeceklerin de çok miktarda alınmaması önerilir.

    Tedavi
    Tedavi iki yönden çok gereklidir. Sivilceli bireyler sosyal hayata katılmakta zorlanabilir. Aknesi olan gençlerin arkadaşlık, okul ve iş ortamlarında kendilerini mutlu hissetmeleri zorlaşır. Ayrıca tedavi edilmeyen sivilceler iz de bırakabilir. Çoğalan izler yüze girintili çıkıntılı, pürüzlü, yer yer esmer ve kırmızı bir görünüm verebilir.

    Lazer, peeling, mezoroller gibi yöntemlerle izler tedavi edilebilse de, zamanında sivilceyi tedavi etmek daha kolaydır.

    Sivilce tedavisinde başlıca iki yaklaşım bulunur. Öncelikle kalıcı ve köklü bir çözüm olan izotretionin içeren ilaçlar kullanılarak yağ salgısını azaltmak ya da oluşan fazla yağı sürekli olarak temizlemek üzere jeller, kremler, özel hazırlanmış solüsyonlar, antibiyotikler kullanmak gerekir.

    Bu uygulamanın yanı sıra, düzenli olarak yapılan cilt bakımı faydalı olur. Peeling, ultraviyole, lazer tedavisi gibi seçenekler de bulunur.

    En önemli konulardan biri, siyah nokta ve iltihaplı sivilcelerin sıkılmamasıdır. Elimizde, tırnaklarımızda bulunan mikroplar zaten hassas olan bu bölgede yaygın enfeksiyona sebep olabilir. Ayrıca sivilceleri sıkmak iz kalmasına yol açabilir. Diğer önemli nokta ise tedavinin düzenli olmasıdır.

    Kliniğimizde sivilceler ayrıntılı olarak değerlendirilir ve tedavinin yanı sıra gereken uygulamalar hijyenik koşullarda gerçekleştirilir.

  • GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    GEBELİKTE BESLENME

    Op. Dr.Yelda Doğan gebelikte beslenme üzerine sorularımıza şu şekilde cevap verdi. Biliyoruz ki tıp hergün biraz daha gelişip değişiyor. Bununla birlikte eskiden kabul gören inanışlarımız da birer birer yerini yeni öğrendiğimiz bilgilere bırakıyor.

    Artık hepimiz işlenmiş karbonhidratların, aşırı meyve tüketiminin, vücuda girdiğinde kolayca şekere dönüşen meyve ve sebzelerin, tatlı, börek, çörek, pasta gibi gıdaların metabolizmamızı alt üst ettiğini, bizleri obeziteye, diabete, kalp damar hastalıklarına, erken ihtiyarlamaya, allerjik hastalıklara ve kanser gelişimine adım adım yaklaştırmakta olduğunu biliyoruz. İşte bu bilgilerin eşliğinde gebelikte beslenme konusu sağlıklı beslenmek ile aynıdır eğer sağlıklı beslenme alışkanlığınız yok ise hamilelikte beslenme sizin için üzerinde durmanız gereken özel konudur.

    Yıllarca insanlara ”kibrit kutusu kadar peynir”,’‘ üç adet zeytin”,”ince bir dilim ekmek” gibi ölçüler verilerek açlıkla terbiye edildi. Şimdi ise herkes sadece sağlıksız yiyeceklerden uzak durarak doyuncaya kadar yemek yiyebilme özgürlüğüne sahip oldu. Bu tip beslenmede Proteinlerin önemi ortaya çıktı. Sağlıksız karbonhidratları tüketmeyen, bol protein ve sebze tüketen herkes doyuncaya kadar yemek yiyebilmekte ve kan şekeri dengede olduğu için 4-5 saatten önce acıkmamaktadır.Gebelikte beslenmesürecinde proteinli ve sebzeli sağlıklı yiyecekleri tüketmeliyiz zararlı işlenmiş karbonhidartlı yiyeceklerden uzak durmalıyız.

    Yine uzun yıllar insanlara ara öğün dayatması yapıldı ki bu sürekli insülin denilen hormonu salgılatıp, kan şekerini düşürmekte ve böyle beslenen insanları sık aralıklarla acıktırmakta ve yine insülinin yağ depolayıcı etkisi ile giderek yağlandırmaktaydı. Sağlıklı beslenen insanlar çok sık acıkmazlar.

    Akşam yemeklerini de en geç saat 19:30 gibi yemeli ve sonra sabaha kadar hiç bir şey yenilmemelidir. Kesinlikle işlenmiş şarküteri ürünü gıdalar yenmemelidir (sosis, salam, el yapımı hariç sucuklar, füme etler, hazır gıdalar, konserveler……).

    Anne adayının beslenmesinde Omega-3 yağ asitlerinin değerini bilmeyen yoktur. En iyi Omega-3 kaynağı besinler ; Deniz balıkları, kavrulmamış badem, fındık, ceviz, antep fıstığı, fıstık gibi yağlı kuruyemişler, kavrulmamış kabak ve ay çekirdekleri, semizotu, çayırlarda otlayan koyun keçi gibi hayvan etleri, yine çayırlarda dolaşan tavuk eti ve yumurtası,gibi yiyeceklerdir.

    Omega-9 kalp damar sağlığımız başta olmak üzere tüm sağlığımız için gerekli çok iyi bir yağ asididir ki Sızma Zeytinyağı ve Fındık yağında bulunur.

    Normal yaşantımızda nasıl sağlıklı beslenmek gerekiyorsastrong>hamilelikte beslenmeiçin aynı sağlıklı gıdaları tüketmemiz gerekmektedir.

    Örnek Gebe Beslenmesi;

    Sabah Kahvaltısı:Sarısı çok aşırı pişmemiş 1 veya 2 yumurta( haşlanmış veya tereyağda pişmiş olabilir veya pastırma,ev yapımı sucuk, kavurma et, kıyma vs..eklenebilir). Bir avuç içi kadar Peynir, 15-20 adet Ceviz ya da Badem ya da Fındık vs, 10 adet ev yapımı zeytin, bol domates, salatalık, yeşillik, şekersiz açık çay

    Öğle Yemeği:SIZMA Zetinyağlı bir sebze yemeği, Izgara veya haşlanmış et(her türlü doğal beslenmiş hayvan eti olabilir.)/ veya Etli bir sebze yemeği/ veya Etli bir Kuru Bakliyat yemeği, hormonsuz sebzelerle yapılmış ve limon ve sızma zeytinyağı ile soslanmış bir salata, bir kase yoğurt

    İkindi:Bir avuç ceviz ya da benzeri kuruyemiş/ veya bir elma ya da armut ya da portakal ya da iki mandalin ya da 4-5 gün kurusu kayısı ve büyük bir bardak pastörize günlük doğal süt

    Akşam:Öğlenin aynısı olup en geç 19:30 da bitmiş ve sofradan kalkılmış olmalı.

    Zaman zaman çok sık tekrarlanmamakla birlikte pilav olarak yalnızca buğday veya bulgur pilavı,bazen de evde yapılmış tarhana, buğdaylı ayran çorbası, kıymalı veya tavuklu sebze çorbaları, yeşil veya kırmızı mercimek çorbası, işkembe, beyin hariç kelle paça çorbaları içilebilir.

    Akşam yemeğini erken yemek hem gebenin kilo kontrolüne yardımcı olacak, hem de gebelikte çok sık bir sorun olan Reflü Özefajitinin önüne geçerek,gebenin mide ekşime ve yanmaları olmadan rahat bir gebelik geçirmesini ve rahat uyumasını sağlayacaktır.

    Görüldüğü gibi listelerimizde patates, mısır, ekmek, makarna, pilav, börek, tatlı,pasta vs yok. Çünkü bunlar kötü karbonhidratlardır ve kontrolsüzce İnsülin salgılanmasına sebep olup, öncelikle kan şekeri dengesizliklerine, Diabete ve yağ depolanmasına sebep olarak Obeziteye yol açarlar.

  • Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Akne oluşumunda gerçekte ne etkili?

    Araştırmalar akne tedavilerinde değişikliğe neden olacak gibi görünüyor.

    Akne gençler ve yetişkinler arasında yüzde 85’ten fazlasını etkileyen, en sık görülen kronik deri hastalıklarından biridir.

    Sivilcenin nasıl oluştuğu ile ilgili bazı tartışmalar vardır. Fakat ortak olan görüş tek etkene bağlı olmayan bir sorun olduğu gerçeğidir. Akne oluşumunda en çok suçlanan mekanizmalar;

    – Yağ bezlerinden aşırı yağ ( sebum) üretimi

    – Kıl kökünde iltihabi reaksiyon

    – Kıl kanalında aşırı hücresel üretim

    – Kıl çevresinde yaşayan Propionobakterium aknes isimli bakterinin anormal miktarda üremesi gibi mekanizmalar geçerli idi.

    Yıllarca akne tedavi yaklaşımımızı aknenin iltihaplı olup olmadığına göre belirliyorduk. Siyah ve beyaz noktacıklar ( açık ve kapalı komedon olarak isimlendirilir) iltihapsız sivilce, kızartılı, deriden kabarık ve irinli olanlar ise iltihaplı sivilce olarak kabul ediliyordu. Fakat yakın geçmişte yapılan araştırmalar aknenin her formunun iltihabi özellikler taşıdığını gösterdi. Çıplak gözle göremediğimiz iltihabi yapıların mikroskopla incelendiğinde kıl kökü ve kıl çevresinde bağışıklık hücrelerinin istilası gözleniyor.

    Bağışıklık sistemi üzerine yapılan çalışmalarda doğal bağışıklık sisteminin (derimize saldıran patojen mikroorganizmaları tanıyıp ilk yanıtı veren ve ilk bağışıklık sinyalini tetikleyen sistem) P. acnese bakterisine karşı düzgün çalışmadığı ve bir bağışıklık sorunu oluştuğu gösterildi. Bağışıklık sisteminin bu işlevi yöneten elemanlarını ( inflamazom ve tool like reseptor olarak isimlendirilir) baskılayan tedavi rejimleri akne oluşum sürecini engelledikleri için etkili oluyorlar.

    Yağ bezleri gereğinden fazla sebum üretiyor ama nasıl?

    Yağ bezlerinin bu sorundaki rolü nedir gibi bir soru akla gelebilir. Aslında akne oluşum mekanizmasının tam ortasındadır. P.acnes olarak isimlendirilen akne bakterileri derinin özgün yağı olan sebumun iştah açıcılığına dayanamaz ve sebumu yağ asitlerine parçalar. Yağ asitleri -kendisi de yağ yapısında olmasına rağmen- deride iltihabi süreci başlatır.

    Peki, akne oluşumunda tüm mekanizma bu kadar basit mi? Tabii ki hayır. Yapılan son çalışmalarda sebumu üreten yağ bezi hücreleri sadece yağ üretmekle kalmıyor aksine bağışıklık sisteminin bir öncü kuvveti gibi de çalışıyor. Eksilen ve deride tahrişe neden olan yağ asitlerinin uyarısı ile daha fazla sebum üretiyor. Sebase bezlerden salgılanan sebum bir inflamazomu ön plana çıkartıyor ve bu öncül bağışıklık ajan iltihabi reaksiyonu tetikliyorve arttırıyor. Yani deriyi bakteriye karşı korumak amaçlı üretilen inflamazom formundaki sebum yağı asıl görevini yapamıyor ve iyi amaçla üretilmesine rağmen aknede kötü bir sonuca neden oluyor. Bu kısır döngü kırılamazsa akne sorunu hafiften şiddetliye artarak devam ediyor.

    Bu araştırma ile elde edilen veriler çok önemli. Öncelikle akne oluşumunda sebase bezlerin rolünü açıkça ortaya koyuyor. Bunun yanında asıl heyecan verici özellik ise sebase bezlerin bağışıklık sistemi işleviyle aktivasyonunun akne oluşum mekanizmasındaki rolünün anlaşılmasıdır. Bu gelecekte akne tedavisinde ve aknenin önlenmesinde yeni yöntemler geliştirmemize yardımcı olacaktır.

    Yani derinin yeterince temizlenmesi yani ne az ne de çok yeterince temzlenmesi, koruyucu sebumun belirli oranda deride bırakılması, derideki akneye neden olan bakteri sayısının düzenli yıkamayla azaltılması- maalesef bitmiyor, derinin sürekli doğal konakçısı- sivilce tedavisinin birinci basamak tedavisidir. Buna ek olarak deride iltihabi süreci baskılayıcı anti-enflamatuar tedaviler ana tedavi ürünleri olarak öne çıkacaktır.

  • Lazer lipoliz!!!

    LAZER LİPOLİZ

    Lazer lipoliz (Smartlipo) son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden birisi. Bir çok kişinin kabusu haline gelen, günlerce yapılan diyet, spor ya da diğer zayıflama yöntemleri ile başa çıkılamayan veya sonuç alınamayan kilolarına yenilikçi, bana göre oldukça etkili ve güvenilir bir çözüm sunan lazer sistemi.

    Lazer Sisteminin Özellikleri
    Lazer lipoliz geleneksel yöntemlerin ötesinde, hem hasta hem hekim için uygulaması oldukça güvenilir, çok az invazif, genel anestezi işlemi gerektirmeyen, ameliyathane şartlarından uzak klinik ortamda tümesan anestezi uygulaması ile birlikte yapılan bir işlemdir. 1064 nm dalga boyuna sahip lazer ışını 1-14 mm çapında mikorokanüllere girilen optik fiberler aracılığıyla iletilir. Bölgesel anestezinin ardından cilt üzerinde 1mm’lik kesiler oluşturularak dermis altında ki yağ dokuya bu kanüller sayesinde ulaşılır. Lazer ışını ile yağ dokusunu oluşturan adipositlerin membranları parçalanarak bu yağ hücrelerinin içeriği boşaltılır. Lazer ışının bir özelliği de direk ışının etkisiyle parçalanıp yok edilmeyen yağ hücrelerinin sonra 1-2 ay içerisinde yok olmalarını sağlayabilen irreversible etkiye sahip olmasıdır.

    Lazer Lipoliz Kullanım Alanları
    Vücutta az veya orta dereceli bölgesel yağlanmanın olduğu karın, bel, sırt, basen, bacaklar, diz çevresi, boyun, ayak bileği, kollar uygulama alanlarıdır. Lazer lipoliz bir zayıflama yöntemi olarak düşünülmemelidir. Burada amaç vücudun belli bölgelerinde konturlerin düzeltilmesi, inceltilmesi, özellikle kollojen üzerinede etkili olduğu için cilt altı düzensizliklerinin, selülit görüntüsünün yok edilmesi daha sıkı bir cilt oluşturulması hedefleniyorsa yapılmalıdır. Hekim hastasını ve amacını ona göre belirlerse sonuç her iki taraf içinde mükemmel olur, aksi takdirde işlem etkinliğini ve özelliğini yitirir. Bölgesel incelme, selülit, sıkılaşma gibi uygulama alanları dışında lazer lipoliz, vücuttaki lipomlarda, dolgu uygulaması sonrası oluşmuş granülom yapılarında, göz altı torbalarının azaltılmasında, pseudojinekomastide, hiperhidrozda kullanılabilmektedir.

    Uygulama
    Lazer lipoliz, klinik ortamında, lokal anetezi uygulamasının ardından, öğle arası gibi kısa bir sürede gerçekleştirilebilen bir işlemdir. İşlem öncesi hastanın her hangi bir ilaca karşı allerjisi olup olmadığı sorgulanır ve 1-2 saat önce az miktarda bir şeyler yemiş olması yeterlidir. Uygulama sonrası hasta evine veya işine dönebilir. 3-7 gün süreyle korse kullanımı yeterli olup, sonrasında uygulama alanlarında hafif bir şişlik veya morluk olabileceği hastaya bildirilmelidir. 1 ay içerisinde etki başlar bu süre 6 aya kadar uzayabilir. Lazer lipolizde eritilen yağ dokusu kendi haline bırakılır zamanla vücuttan uzaklaştırılır. Ancak bu işlem sonrası yağlar kanüller yardımıyla aspire edilirse ”Lazer Yardımlı Liposuction” olarak tanımlanır çoğu kez tercih edilen bu yöntemdir, özellikle uygulanan bölge sayısı fazla ya da yağ miktarı fazla ise.

  • Lipoliz!!

    Lipoliz!!

    Diyet yaparak çözemediğiniz, belli bir bölge için incelme veya selülit yağları için bugün artık Avrupa’da soya enjeksiyonları yöntemi uygulanıyor. Ülkemizde az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem Avrupa ve ABD’de büyük ilgi görüyor. Bazı kişilerin kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgesel aşırı yağ birikmesi olur. Kadınlarda bacak, kalça, karın, belin yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ biriken bölgelerdir.

    Lipoliz çok etkili bölgesel incelme ve zayıflama sağlayarak yağ eriten bir uygulamadır. Lipoliz’in en önemli özelliği ameliyat gerektirmeden bölgesel yağlardan arınma olanağı vermesidir. Lipliz uygulamasında soyadan elde edilen fosfatidil kolin kullanılır. Soya enjeksiyonu ile kilo verilmez fakat bölgesel olarak incelme sağlanır.

    Son günlerde en gözde bölgesel incelme yöntemlerinden olan Lipoliz etken maddesi fosfatidilkolin olan bir ilaç kullanılmaktadır. Bu madde kişinin vücudunda bulunan ve yağ metabolizmasında önemli rolü olan bir maddedir. Lesitin ve fosfatidilkolin, vücudumuzda yağları parçalamaktan sorumlu olan, safra kesesi tarafından yapılan safranın içinde bulunmaktadır. Bu tedavinin niçin yan etkisinin olmadığı konusunu açıklar. Çünkü vücudumuz bu prosesi her zaman zaten yapmaktadır. Lipoliz tedavisinin avantajı direkt olarak hedef seçilen vücut bölgesindeki yağ dokusunun içine enjekte edilmesidir. Böylelikle yağ eritici etkisi hızlanır. Bu yöntem, mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde, çok ince uçlu bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor. Gözaltı torbaları yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.

    Lipoliz Nasıl Etki Sağlar?

    Lipoliz vücuda enjekte edildiğinde yağ hücrelerinin zarının geçirgenliğini artırır ve parçalanan yağ hücreleri karaciğer tarafından yok edilir. Bu uygulama yöntemi yağ hücrelerinin sayısını azaltır ve sayısal tipte artan yağ hücresi çoğalmamalarında çok etkilidir. Bu nedenle belli bölgelerdeki yağlanma tamamen ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemi vücuttaki bölgesel yağ birikimlerini cilt derinizde gevşemeye yol açmadan yok edebilmektedir. Lipliz doğal yollardan yağ yakımını arttırmaktadır.

    Lipoliz Etki Ne Zaman Başlar? Kaç Seans Gerekir?

    Kişinin problemine göre seans sayısı değişiklik gösterebilir. İğnelerin etkisi izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmaktadır. 1. seansın sonuçları ise 2-3’cü haftadan sonra görülmeye başlar. Fakat erime çok daha uzun süre devam eder. Seans sayıları kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 3–6 seans veya 4–8 seans şeklinde olabilir.

    Lipoliz Hangi Bölgelere Uygulanır?

    Doğum sonrası kalan yağ kitleleri, çene altı, kollar, karın, bel, kalça, basen ve bacak bölgesindeki bölgesel yağlanmaların yok edilmesinde uygulanabilmektedir. Erkeklerin sırt yağ birikintilerinin tedavisinde alternatifsizdir. Dengeli beslenme uygulandığı ve egzersizle desteklendiği sürece sonuçlar kalıcıdır.

    Lipoliz Diğer Yöntemlerden Farkı Nedir?

    Lipoliz ile yağların erimesi ve atılması esas olarak vücudun kendi doğal süreçleriyle olur. Enjeksiyonlar yağ hücresi zarının akışkanlığını ve geçirgenliğini artırarak, vücut yağlarının hücre dışına çıkışını kolaylaştırır. İlacın zerk edildiği yağ dokularında doğal bir metabolik süreç harekete geçerek yağları eritir. Vücuttan atılmasını sağlar. Lipoliz tedavisinin en büyük özelliği yavaş fakat derin erime sürecidir.

    Lipoliz, yağ hücrelerini normal boyutlara getirir. Hatta birçoğunu yok eder. Yağ hücresi bir kez yok olduktan sonra bir daha yeniden oluşmaz. Bu işlem, bazı yağ hücrelerini tamamen yok ettiği için, Liposuction’a benzetilebilir. Ancak Liposuction bu işi cerrahi olarak yapar ve mekanik bir şekilde yağları vakumla çeker.

    Liposuction ameliyatı sonrasında vücut şeklinin deforme olmaması için korse giyilmesi gerekir. Bundan başka ameliyat izi, morluklar ve ödemler uzun süre devam eder. Oysa Lipoliz iğnelerini yaptırırken, sosyal hayatınıza normal bir şekilde devam edebilirsiniz.

    Öte yandan Liposuction yaptırdıktan sonra yeniden kilo alacak olursanız, vücudunuzda yeniden biriken yağların farklı yerlerde toplanma ihtimali vardır. Deri dalgalı görünür. Vücut genellikle deforme olur.

    Lipoliz ile de o bölgedeki yağ hücreleri kısmen yok olur. Ancak doku Liposuction kadar hasar görmediği için daha doğal bir dağılımla geri gelir. Esasında bölgesel yağlanma tedavilerini, kilosu daha sabit olan insanlara yapmak gerekir.

    Acı veya Ağrı Hissedilir Mi?

    Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir. Mezoterapi iğnesine benzer son derece ince uçlu bir iğne ile uygulama yapılır. Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, hassasiyet, ısı artışı, kaşınma, ödem bazen küçük morarmalar görülebilir fakat kısa sürede geçer.

    Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı?

    15 yıldır kolesterolü düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilacın sağlık açısında herhangi bir yan etkisi yoktur. Bugün başta Amerika ve Avrupa’da olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Hekim kontrolünde yapılması gerekir.

  • Awt (akustik dalga tedavisi)

    Awt (akustik dalga tedavisi)

    Selülit uzun zamandır birkaç tedavi yöntemi olmasına rağmen bütünüyle kaybolmayan bir sorundur. Fakat çok yeni bir sistem olan (AWT) Akustik Dalga Tedavi yöntemi selülit tedavisinde dünyada kanıtlanan başarıları ile selülit yok etme yolları arasında en gözde uygulama olmuştur. Kimyasal nitelikli herhangi bir madde kullanmayarak, lazer, vakum yada farklı bir tekniğe gerek kalmadan güçlü ses dalgalarının verdiği şoklar ile alt dermis içerisinde bulunan çukurlara etki eder. Selülit tedavisi yapan AWT bu sayede üretilen ses dalgaları deri ve yağlardan geçerek selülite neden olan tüm etkenleri düzeltir.

    Akustik Dalga Terapisi 6-10 cm derinliklere kadar güçlü mekanik enerji dalgaları ile tam kat doku kontrolü sağlar. Sorunlu doku içinde şok dalgaların mekanik gücünden yararlanılarak metabolik ve iyileştirici özellikleri açığa çıkarır.

    Dünyada ilk uygulama ABD’li şarkıcı Madonna ile yapılan Akustik Dalga Terapisi, selülit tedavisindeki etkili ve başarılı sonuçlar üzerine kongreler düzenlenerek bilimsel olarak kabul görmüştür.

    Vücut Selülit Neden Yapar?

    Derideki gevşeklik,

    Yüzeyde bulunan yağ dokusundaki aşırı şişkinlik,

    Yağ dokusu ile deri arasındaki bağlarda aşırı gerginlik,

    Sertleşen bağ dokularında yavaşlayan kan ve lenf akımından kaynaklı aşırı sıvı birikimi,

    Selülit tedavi edilmediği takdirde yukarıdaki etkenler birbirini etkileyerek sorunun daha da ilerlemesine neden olmakatdır.

    Akustik Dalga Terapisi Şok Dalgalar Sonucu Nedir?

    Selülitin bulunduğu bölgenin elastikiyeti artar ve sıkılaşır,

    Fibroz bantlar; çözülerek cildi bırakır ve selülit giderilir,

    Yağ hücrelerinde hücre zarı geçirgenliği arttığı gibi Bu sayede hücre içi yağlar serbestleşir ve yağ dokuda hacim azaltılır,

    Kan ve lenfatik dolaşım güçlenerek düzenlenir,

    Kaslarda biyomekanik uyarı ile kas kondüsyonu artar,

    Metabolizma hızını artırarak kilo vermeye yardımcı olur.

    Akustik Dalga Terapisi Kimlere Uygulanamaz?

    Ciddi karaciğer ve börek yetersizliği olanlar,

    Hamillik ve emzirme durumu olanlarda,

    Bacakta flebit ve derin ven trombozu var ise,

    Tedavi edilecek alanda iltihap durumların var ise,

    Bacaklarda varis sorunu için cerrahi operasyon yapılmışsa,

    Ciddi kalp damar hastalıkları olanlar,

    Tedavi edilmemiş kanama bozukluğu olanlar yada kan sulandırıcı ilaç almak zorunda olanlar,

    İleri düzey şeker hastalığı olanlarda.

    Akustik Dalga Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmeli?

    Tedavi günü 4 litre ara günler 3 litre su içilecek,

    Her gün 20 dakika yürüyüş yapılacak,

    Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmayacak.

    Akustik Dalga Terapisi Uygulaması

    Akustik Dalga Terapi AWT güvenli, acısız, ağrısız ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Uygulama yapılacak olan selülitli bölgede anlık yoğun bir basınç ve titreşim hissedilmektedir. Uygulama yaklaşık olarak 15-45 dk. sürmektedir. Öğle arası uygulanabilen bu tedavi ile günlük hayatınız etkilenmez. Deri sıkılaşması ve yağ doku kayıplar ile diyete gerek kalmadan bölgede %5-12 arasında incelme görülebilmektedir. Dokuların kendini yenileme sürecine bağlı 1-2 ay içersinde kendini göstermeye başlar.

  • Selülit tedavisi ve bölgesel zayıflama yöntemleri

    LPG :

    Selülit tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve FDA onayı almış bir cihazdır. Cellu M6 Keymodule teknolojisi ile deri ve deri altındaki dokuda kan ve lenfatik dolaşımı uyarılmakta, dokular arasında tutulmuş fazla sıvı ve metabolik atıkların uzaklaştırılması hızlandırılmıştır.

    LPG, selülit tedavisindeki başarısı yanında hastanın durumuna göre bir veya iki beden küçülme ve sıkılaşma sağlamaktadır. Liposuction sonrası toparlanmayı hızlandırmaktadır. LPG, hastanın durumuna uygun programlar dahilinde uygulanmaktadır.

    THERMALIPO II Radyo Frekans Sistemi

    Acısız bir yöntemle yüzde gevşeme ve sarkmayı tedavi eder, sıkılaşma ve yenileme sağlar. Vücutta selülit, lokal kilo ve sarkma problemlerinin üstesinden gelir. Ciltte oluşmuş portakal kabuğu görünümünün giderilmesine, uygulandığı bölgelerin sıkılaşmasına ve dokunun daha iyi bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Hiçbir yan etkisi yoktur.

    Thermalipo II

    Her cilt tipinde güvenli, acısız ve risksizdir.

    Yüz, boyun, dekolte, karın, kalça, bacak, kol ve dizlerde etkilidir.

    Vücut kontürünü şekillendirirken aynı zamanda kolajen üretimini artırdığı için daha sıkı ve genç görünmesini sağlar.

    Invasive bir yöntem değildir. Uygulamanın yapıldığı kişiler aynı gün içinde normal aktivitelerine dönebilir.

    Etkisi yüzlerce hasta üzerinde kanıtlanmıştır.

    Üç ay süren tedavi protokolünün ilk ayı sonunda selülit ve zayıflama etkileri, 2.ay itibarıyla da sıkılaşma etkileri ortaya çıkmaya başlar. Tedavi süresince günde 2,5-3 litre su içilmeli, alkol alınmamalı ve uygulama sonrasında yoğun bir Yüz/vücut nemlendiricisi kullanılmalıdır. Tavsiye edilen seans sayısı 10-12 arasındadır. Seans aralıkları 7-5 gün olmaktadır.

    Kavitasyon

    Kavitasyon sistemi nedir?

    Kavitasyon sistemi, bölgesel yağlanma ve selülit problemini ultrason dalgaları ile tedavi eden cerrahi olmayan bir yöntemdir.

    Cildin dış yüzeyine uygulanan ultrasonun yayılması, yağ dokusundaki hücre sıvısında ani ve yüksek basınç değişikliklerine neden olur. Ultrason dalgalarıyla oluşan kabarcıklar yağ hücrelerinde önce genişleme sonra patlama yaratır. Kavitasyon denilen bu etki yağı sıvılaştırıp hücre duvarlarını tahrip ederek depo yağların yapısını bozar. Bu dokudaki yağ hücreleri ve açığa çıkan yağ asitleri parçalanarak lenf ve idrar yolları sayesinde uzaklaştırılır. Serbestleşen bu yağlar , adalelerde yakılarak ya da üriner sistem ve karaciğer yoluyla vücuttan atılır.

    Kimlere uygulanmaz?

    Bu tedavide yağ hücreleri sıvı hale geçerler. Sıvı hale geçen yağın vücuttan atılması için kişinin sağlıklı olmasına, iyi işleyen bir dolaşım sistemine sahip olmasına, sağlıklı karaciğer ve böbreklere ihtiyaç vardır.

    Karaciğerinde sorun yaşayanlar ya da karaciğer yetmezliği olanlar

    Kronik damar yetmezliği, lenfatik ödem

    Diyabet (tip II)

    Orta ve iç kulağında sorun olanlar

    Metal protezi olanlar

    Kalp pili olanlar

    Hamileler ve emzirenler

    Uygulama bölgesindeki dokuda problem olanlar

    Klinik tedavi gerektiren hastalığı olanlar

    Tedavi protokolü, seans süresi

    Uygulamanın 10 gün ara ile 4-6 seans uygulanması önerilmektedir. Seans süresi maximum bir saattir.

    Drenaj

    Lenf drenajla yağın vücuttan atılımı gerçekleştirilir. Kavitasyon uygulamasından sonra lenfatik dolaşım yönünde, lenf noktalarına odaklı masaj yapılması veya lenf drenaj cihazlarının kullanılması önerilmektedir. İki kavitasyon uygulaması arasında 30 dakikalık 2 seans lenf drenajı uygulaması çok faydalı olacaktır.

    Diyet

    Bu uygulamalar arasında en önemli olan mutlak diyet yapma zorunluluğudur. Bunun için önerilen yağsız, düşük karbonhidratlı bir beslenme programına uymaktır. Kavitasyon seansından sonraki 5 gün boyunca sıfıra yakın yağ içeriği olan bir diyet izlenmeli ve uygulamayı takip eden günlerde, gün içinde en az 2 litre su tüketilmesi önerilmektedir.

    Fiziksel aktivite

    Kavitasyon uygulamasının ardından fiziksel aktivitenin mutlak surette arttırılması gerekmektedir.

    Lenf Drenaj

    Bölgesel zayıflama, vücut sıkılaştırma , selülit tedavisi için LPG ile birlikte kullanıldığında etkiyi artıran bir cihazdır. Lenfatik drenaj cihazı ile parmak uçlarından yukarıya doğru düzenli basınç uygulanarak lenf akımı düzenlenir. Uygulandığı bölgede cilt kalitesinde düzelme, çevresel olarak incelme, deri ve deri altında sıkılaşma olur.

    Mezoterapi

    Mezoterapi yöntemi ilk kez Fransa’da 1952 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Mezoterapi, az miktardaki ilacın problemli bölgelere direkt olarak verilmesi şeklinde tanımlanmıştır. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği artırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

    16 – 75 yaş arası sağlıklı tüm erişkinlere mezoterapi uygulanabilir. Bölgesel yağlanma, selülit, saç dökülmesi, cilt gençleştirme başlıca kullanım alanlarıdır.

    Bölgesel incelme için mezoterapi uygulamasında en uygun adaylar düzenli egzersiz yapan, kilo fazlası çok olmayan, selülit veya bölgesel yağ depolanmaları olan sağlıklı bireylerdir.

    Tedavi sırasında protein oranı yüksek gıdalarla beslenme önerilir. Kafein içeren gıda ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Uygulama sonrasındaki 8 saat içinde sıcak duş alınmamalı, ağır egzersiz yapılmamalıdır.

    Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. Selülit ve bölgesel yağlanmanın tedavi sonuçları ilk birkaç uygulamadan sonra görülür.

    Hastalar mezoterapiden sonra sağlıklı bir yaşam şekli sürdüğü, uygun diyet ve düzenli egzersiz yaptığı sürece mezoterapi etkinliği kalıcıdır. Selülit tedavilerinde yılda birkaç kez mezoterapiye devam edilmesi, uygulamaların kalıcılığını artırır.

    Tedaviden sonuç almak için ortalama 10 – 12 seans uygulama gerekir.

  • Ergenlik döneminin kabusu: akne

    Akne, sivilce ergenlik deyince aklımıza hemen ilk gelen sorunlarımızın başında yer alır. Sosyal bir sorun yarattığı içinde gençler arasında o dönemim kabusu haline gelebilir…

    Sivilce (Akne)nedir, neden olur?

    Akne (sivilce) yüz, boyun, göğüs, sırt , omuz ve üst kollarda görülen, yağ kanallarını tutan bir hastalıktır. En sık ergenlik çağında görülmekle birlikte 20 li yaşlarda ve hatta 40 lı yaşlara kadar devam edebilir . Aknenin en önemli sebebi hormonlardır, ergenlik dönemi ile başlayan hormonal faaliyetler özellikle erkeklik hormonları aşırın yağ üretimi ve yağ bezleri içinde epitel hücrelerinin dökülmesinde artışla aknelere sebep olurlar. Bunun yanısıra kişinin genetik özellikleri de çok önemlidir.

    Aknenin oluşum sebepleri nelerdir?

    Normal olarak ergenlik dönemine girildiğinde oluşan akneler sıradan sayılır, değişen hormonal durum etkisinde kalan yağ bezlerinin meydana getirdiği oluşumlardır, ancak herhangi bir sebep yokken birdenbire adetlerin düzensizleşmesi, kilo alımı, hormonal ilaçların (gebelik önleyici vb) kullanımı gibi durumlarda başlayan akneler hormonal sebepleri akla getirmelidir. Bu durumlarda yapılacak tedavinin başarısı tetkiklerle ortaya konacak sorunun tedavisiyle doğru orantılıdır.

    Aknenin en önemli oluşum sebebi hormonlardır. Hormonal bozukluklar da dahil olmak üzere, hormon ilaçları almak, kortizon içeren ilaçlar kullanmak akneye sebebiyet verirler. Tabiki kişinin genetik özellikleri ve yatkınlıkları mesela cildinin yağlı olması, ailede akne öyküsü bulunması gibi durumlarda da yoğun sivilce problemleri yaşanabilmektedir. Akne yağ bezlerinde artan yağ üretimi, yağbezini döşeyen epitelin aşırı dökülmesi ile yağ bezi yolunun tıkanması ve burada bulunan Propionabakterlerin çoğalmasıyla oluşan iltihabi bir hastalıktır. Ayrıca aşırı tüketilen çukulata, tatlı, çerez ve yağlı yiyeceklerde akne oluşumunu artırabilirler.

    Komedon (Siyah nokta) nedir?

    Halk arasında Siyah nokta diye bilinen Komedon, gözeneklerin yağ ile tıkanması ile oluşan havadaki oksijenle okside olarak siyah renge dönen yağ birikintileridir. Bunlar yağ bezlerinin hormonlarla aşırı faaliyeti dolayısıyla genişleyen gözeneklerde meydana gelir. Özellikle yüzde burun üstünde yanaklarda, alında, bazen de sırt ve göğüste yoğunlaşırlar.

    Yüzümüzde en çok yağ bezi içeren alan burun üstüdür, özellikle burada sık olmasının sebebi budur. Siyah nokta temizliğinde cilt temizliğine önem vermek, mutlaka yağ dengesini düzelten aşırı yağlanmayı önleyen cilt temizleyicileri ile birlikte gözenek küçültücü tonikler kullanmak esastır. Ayrıca haftada veya 10 günde bir banyodan sonra veya su buharına tutarak yumuşayan noktaları elleri iyice temizledikten sonra iki el işaret parmakları vasıtasıyla hafifçe bastırarak çıkarmaktır. Tabi bu işlemleri yaparken evde bulunabilecek kolonya veya tentürdiyot benzeri antiseptiklerle de ellediğimiz yerleri silmekte yararlı olacaktır.

    Kadınlarda hormonal olarak hareketlilik erkeklere nazaran daha fazladır, özelikle adet dönemlerinde hormonal değişikliklere bağlı akne oluşumu çok sık görülür. Ayrıca kadınların yüz için çok fazla uygunsuz krem (yağlı) kullanmaları ve makyaj yapmaları da akne olarak karşımıza çıkmaktadır. Pudra ve fondöten gözenekleri tıkayarak siyah noktalı aknelere sebep olabilmektedir.

    Sivilce bakımı nasıl olmalıdır?

    Evde uygulanacak en önemli yöntem ciltteki yağlanmayı azaltan ve cildi kurutmayan bir temizleyici ile cildi temizlemek ve nemlendirmektir. Ayrıca cildi nemlendiren arındıran maskeler kullanabiliriz. Cildi aşırı yağlı olan vede siyah noktası çok olan kişilerin yağlanmayı azaltacak antibiyotikli ve/veya kükürtlü sabunlarla cildini her akşam temizlemesi önerilebilir. Ayrıca diyet konusunda da tedbir almamız gerekli.Özellikle çukulata, kabuklu çerezler, mısır cipsi,patates cipsi gibi yağlı yiyecekler, fast food beslenme tarzı, ketch-up, mayonez, yağlı yiyecekler kızartmalar yenilmemelidir.

    Sivilce tedavisi nasıl yapılmalıdır?

    Basit ergenlik sivilcesi tarzında şikayetler için lokal olarak kullanılan antibiyotikli kremler ve losyonlar etkilidir. Ayrıca bu durumda bazen antibiyotikler de kullanılabilir. Aknenin değerlendirmesini mutlaka bir dermatoloğa yaptırmalı ve ona göre yol izlenmelidir. Modern akne tedavilerinde kimyasal peeling ve profesyonel cilt bakımları, LED tedavileri, lazer tedavileri yapılabilir. Ayrıca ileri dönem aknelerde özellikle kistik ve siyah noktası çok olan tiplerde A vitamini asitleri de kullanılmaktadır. Hap şeklinde kullanılan bu ilaçlarla ortalama 4-6 ay aralığında çok yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir. Tabi bu tür tedaviler mutlaka tahlil yapılarak doktor kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Böyle durumlar kendi kendimize karar verebileceğimiz bir durum olmadığından tüm ilaçlardan uzak durmalı, bu konuda mutlaka uzman doktor desteği almalıyız.

    Sivilceye evde ne yapabiliriz?

    Aknelere evde yapabileceğimiz yöntemlerin başında temizlik gelir. Buhar banyoları yapabiliriz. Sonrasında siyah nokta bakımı yapabiliriz. Ürün kullanacaksak mutlaka bir uzmana danışmalıyız. Cilt temizliğinde günde bir defa kükürtlü ve antibakteriyel sabunlar, 7-10 günde bir buhar banyosu ile siyah nokta temizliği, makyaj yapıyorsak mutlaka makyaj temizleyici ile makyajı iyice çıkartmak ve sonrasında uygun nemlendiriciler kullanmak gereklidir. Aknede yazın mevsime göre birçok kişide azalma görülür bunda stres faktörünün ortadan kalkması UV ışınının artması ve denizden faydalanma en çok etkileyen unsurlardır. Yazın akneli ciltlerin izler açısından güneşten korunmaya ihtiyaçları vardır. Yağlı ciltler losyon tarzında su bazlı güneşten koruyucular kullanmalı, özellikle fondöten, pudra ve makyajdan uzak durmalılardır. Kış aylarında ise genelde aknenin artışı ile birlikte daha yoğun tedavi gerekebilir. Yinede soğuk ve rüzgar etkisini ortadan kaldırabilecek hafif su bazlı nemlendiricilerle cildi desteklemek uygundur. Özellikle yağlı kremler her zaman gözenekleri tıkadıklarından ve cildin nefes almasını önlediklerinden yağlı ciltlerde yağlı krem kullanmamaya dikat etmeliyiz. Sivilce konusunda en büyük hata aynanın karşısına geçip olmuş olmamış her tür sivilceyi ve komedonu sıkıştırmaya kalkmaktır. Sadece buhardan sonra veya banyodan sonra yumuşamış ciltte çok nazik hareketlerle sarı uç vermiş ve dışarı uzamış siyah noktalara müdahale etmeli, diğerlerini sıkıştırmaktan kaçınmalıyız. Aksi taktirde iltihabı etrafa yaymak, sivilceyi artırmak, akne izleri ve lekeler kaçınılmaz son olarak karşımıza çıkarlar. Akneli ve yağlı ciltler genellikle yüzlerini saklamak ve daha iyi görünmek için makyaj yaparlar, bu konuda gözenekleri tıkamayan sıvı kapatıcılar ve su bazlı makyaj malzemelerine ağırlık vermeli, yağlı ürünlerden kaçınmalı ve hafif makyaj yapılmalıdır. Pudralar bu konuda daha çok tercih edilebilirler.

  • Akne !

    Halk arasında sivilce olarak bilinen Akne vulgaris en sık rastlanılan cilt problemlerinden biridir.Genellikle ergenlik döneminde başlayıp, 20’li yaşlarda azalarak devam etmekle beraber, 30’lu 40’lı yaşlara kadar da devam edebilir, hatta bu yaşlarda yeni başlayabilir.

    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normal koşullarda derideki yağ bezlerinden salgılanan sebum dediğimiz yağ, deri yüzeyine bir kanal aracılığıyla atılır.Bu kanalın çeşitli nedenlerle tıkanması akne oluşumunun temel nedenidir.Özellikle ergenlik döneminde, erkeklik hormonu olarak bilinen androjenin artması sonucunda yağ bezleri uyarılır, büyür ve yağ salınımı artar. Artan yağ salınımına bağlı olarak kanalın da yoğunluğu giderek artar ve tıkanma olasılığı yükselir. Bu arada derimizde bulunan bakteriler kanala girerek, gerek kendi varlıkları gerekse ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler aracılığıyla iltihaplanma sürecini başlatabilirler. Zamanla kanal yırtılıp içerik deri altına sızabilir ve yüzeyde kırmızı kabarıklıklar, daha ileri boyutta nodül ve kistler şeklinde görülebilir. Aynı anda çevresel tozlar, kirler ve deri yüzeyinin terlemesine bağlı olarak deri gözenekleri de dışarıdan tıkanabilir. Kanalın ağzındaki tıkaçtaki yağın hava ile oksitlenmesi sonucu siyah noktacıklar oluşur (komedonlar).

    Akne nerelerde görülür?

    Vücudun daha yağlı bölgeleri olan yüz. Boyun, çene, sırt, omuz ve kollarda görülür.Diğer alanlarda çıkabilen akneye benzer kıl kökü iltihaplanması (follikülit) akne ile karıştırılmamalıdır.

    Akne gelişiminde hangi faktörler rol oynar?

    Genetik, hormonal (adet dönemi öncesi sivilcelerde artış olabilir) faktörler akne gelişiminde önemlidir.Bunun yanında stres, cilt tipine uygun olmayan ürün kullanımı (yağlı nemlendiriciler, fondöten, pudra gibi) da önemlidir.

    Akne tedavi edilmeli midir?

    Şiddeti ne olursa olsun akne mutlaka tedavi edilmelidir.Yaşamı tehdit eden bir hastalık olmadığı halde, gerek yarattığı görüntü gerekse neden olduğu ciddi ve kalıcı izler nedeniyle hastayı psikolojik olarak olumsuz etkiler.

    Akne kimler tarafından tedavi edilmelidir?

    Akne mutlaka bir dermatolog doktor tarafından tedavi edilmeli, yine onun önerisi ile yardımcı kozmetik ürünler kullanılmalıdır.Akne tedavisi uzun süreli, sabır gerektiren bir tedavidir.Aylarca sürebilir.Tedavi ile birlikte yardımcı tedavi denilen, deri hijyeni ve deri bakımında kullanılan kozmetik ürünlerin kullanımı da oldukça önemlidir.

    Unutulmamalıdır ki, akne tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde oluşan akne izleri ise akne kadar kolay tedavi edilememektedir.

  • Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    Vajinal Estetik ameliyatları 4 başlıkta toplamak mümkündür

    1. Labioplasti Küçük dudakların (Labium minus) Küçültülmesi
    2. Labium majuslara yağ enjeksiyonu (Büyük dudakların dolgunlaştırılması)
    3. Hymenoplasti (Kızlık zarı dikilmesi)
    4. Vajinoplasti (Vajinanın daraltılması)

    1.Labioplasti (Küçük Dudak Estetiği/İç Dudak Estetiği)

    Labioplasti Ne Zaman Gerekli?
    Dıştan görünen cinsel organın bir parçası olan küçük dudaklar bazı kişilerde genetik olarak daha büyük ve uzundur. Özellikle zayıf olan kişilerde bu durum daha rahatsız edicidir. Dar pantolon ve mayodan fark edilen dudaklar kişinin giyim seçeneklerini de olumsuz etkiler. Süretünme ile tahriş olup kolay enfeksiyon kaparlar. Yaptığımız cerrahi estetik işlemle de bu doku normal boyutlarına döndürülür.

    Ameliyat nasıl yapılır?
    Küçük dudakların küçültülme işlemi bölgesel uyuşturma altında yaklaşık 30 dakika içinde gerçekleştirilebilir. Hasta isterse hafif bir genel anestezi de uygulanabilir.

    İşlem nasıl gerçekleştirilir?
    Estetik görünümü sağlayacak şekilde uzun olan iç dudaklar anatomik ve fizyolojik faydayı sağlayacak şekilde küçültülür.

    Ameliyat sonrası iyileşme nasıldır? Ne zaman normal hayata geri dönülebilir?
    Bölgesel uyuşturma sonrası hastalarımız 2 saat içinde eve gidebilir. Yapacağımız bilgilebdirmeye uygun olarak ilaçlarına devam ederler. İş hayatına ertesi gün dönebilirler. 24 saat sonra duş alabilirler. Bir iki gün iç çamaşır içine ped konulması kişiye rahatlık sağlar. 1 hafta kadar spor aktivitelerin yapılmasını istemeyiz. Ayakta duş alınması uygundur. Küvet ve havuz kullanımını 2 hafta ertelemek gereklidir. 3 hafta sonra cinsel hayata geri dönülebilir.

    Vajinal Estetik girişimler sonrasında nelere dikkat edilir?
    Ameliyat sonrası özellikle tuvalette gittikten sonra bölgenin temizliğine dikkat etmek önemlidir. Buna dikkat edilmez ve reçete edilen antibiyotikler kullanılmaz ise enfeksiyon gelişebilir. Bu durum antibiyotik tedavisi ile düzeltilebilir. Dikişler düşmeden yapılan tahriş edici seks girişimi dikişlerde açılma ve kanama yapabilir. Önerilerimize dikkat eden hastalarımızda bunların oluşması çok nadirdir. Genital bölge iyileşme özelliği yüksek bir bölgedir.
    Estetik operasyon sonrası küçük dudaklar tekrar büyüme göstermez, iyileşme sonrası dikiş izi gözükmez.

    2.Labium majuslara yağ enjeksiyonu (Büyük dudakların dolgunlaştırılması)

    Büyük dudaklar buruşuk sarkık ve aşırı kilo verilmesi sonrasında içi boş ve sarkık olabilir. Bu durum daha çok 30 yaş sonrası ya da çok zayıf kişilerde rastladığımız bir durumdur. Estetik ve anatomik olan görüntü dış genital görünümde dış dudaklar yeterli dolgunlukta küçük dudakları büyük ölçüde örtmelidir.

    Dolgu maddesi olarak ne tercih edilir?
    Dış dudakların doldurulmasında ilk tercih kişinin kendi yağları olmalıdır. Bazen kişiler muayenehane şartında ayaktan bu işlemi gerçekleştirmek isteyebilirler o zaman kalın partiküllü hyaluronik asit içeren dolgular kullanılabilir. Benim tercihim ise hastanın kendi yağ dokusunun enjeksiyonudur.

    Yağ enjeksiyonu nerede yapılır? Hastanede kalmak gerekli midir?
    Yağ enjeksiyonu ameliyathane şartında genel anestezi ile gerçekleştirilir. Genellikle karın bölgesinde alınan yağ dokusu büyük dudaklara enjekte edilir. Hastamız aynı gün evine gider. Pansuman ve dikiş alımı gerekmez.

    Neler dikkat edilir? Normale ne zaman dönülür?
    Dış dudaklar dolgunlaştırıldıktan sonra 2-3 gün gerginlik ve aşırı dolgunluk hissi oluşur. 2-3 günde bu gerginlik azalır. Bu dönemde baskı yapmayan bol çamaşır giyilmesi yeterli olur. Ağrıkesicilerle rahatlama sağlanır.

    3. Hymenoplasti (Kızlık Zarı Dikimi)
    Kızlık zarı vajen girişinde mukozal kıvrım şeklinde bir dokudur. Oldukça ince hasas bir yapıdır. Damarlanması az bir dokudur. Alttaki şekilde görüldüğü gibi vajen duvarında ortasından adet kanının akmasına müsade eden bir boşluk bulunur. Cinsel ilişki ile kolaylıkla yırtılır. Fakat jinekolojik muayene, masturbasyon veya tampon uygulamasıda kızlık zarında yırtılmaya neden olabilir.

    Kızlık zarı tüm kadınlarda vardır. Kızlık zarının birçok çeşidi bulunur. Nadiren tüm vajinayı kapatan tipleride vardır. Bu durum ilk adet dönemlerinde ciddi problemler yaratır. Genellikle erken dönemde tespit edilir. Diğer sık sorulan kızlık zarı tipinde ise Çok ince kızlık zarlarıdır ki ilişkide kanamaya neden olmazlar. Bu da bazı çiftler arasında problem yaratabilir.