Etiket: Vitaminler

  • Vitamin gereksinimi, kullanımı ve vitamin eksikliğine bağlı hastalıklar

    *Vitaminler niçin vücudumuz için gereklidir?

    Vitaminler vücuttaki temel biyokimyasal tepkimelerin işleyebilmesi için gereklidir.Organizmanın normal fonksiyonları,büyüme-gelişme,doku onarımı için vitaminlere ihtiyaç vardır.

    Yetişkin ve çocukların günlük vitamin ihtiyaçları ne kadardır? Bu miktardan fazla almanın bir yararı var mıdır?

    Vitamin A :erkeklerde 1000,kadınlarda 800mikrogram

    Vitamin B1:erkeklerde 1,2-1,5 mg,kadınlarda 1-1,1 mg

    Vitamin B2: erkeklerde 1,3 mg,kadınlarda 1,1 mg

    Vitamin B3:erkeklerde 16 mg,kadınlarda 14 mg

    Vitamin B5 :Pantotenik asit:erkek ve kadınlarda 5 mg

    Vitamin B6: erkeklerde 1,7 mg kadınlarda 1,5 mg

    Vitamin B12: erkek ve kadınlarda 2,4 mikrogram

    Vitamin C:erkeklerde 90, kadınlarda 75 mg

    Vitamin D :erkek ve kadınlarda 5-10 mikrogram

    Vitamin E: erkeklerde 10 mg,kadınlarda 8 mg

    Vitamin K:erkek ve kadınlarda 70 mikrogram

    Pantotenik asit:erkek ve kadınlarda 5 mg

    Bu miktarlardan fazla alınmasının bir yararı yoktur.Aşırı miktarda alımlar toksik etki yapabilir.

    Hangi gıda hangi vitaminler açısından zengindir?

    Vitamin A:Karaciğer,balık,yumurta,süt,koyu yeşil sebzeler,koyu renkli meyvelerde bulunur.

    Vitamin B1:Baklagiller,kırmızı et,işlenmemiş tahıl ürünleri,fındık

    Vitamin B2:Süt ve süt ürünleri,tahıllar,balık,yumurta,karnabahar,baklagiller

    Vitamin B3: Süt ürünleri,balık,yumurta,fındık,kümes hayvanları

    Pantotenik asit:Karaciğer yumurta sarısı sebzeler

    Vitamin B6: Baklagiller,fındık,buğday kepeği,et,tavuk,muz,patates,kavun,ıspanak

    Vitamin B12:Süt ürünleri,alabalık,somon,kırmızı et,tavuk,yulaf ezmesi

    Vitamin C:Turunçgiller,yeşil sebzeler,domates,patates

    Vitamin D:Süt,yumurta,margarin,somon,yulaf ezmesi

    Vitamin E:Ayçiçek yağı,bugday tohumu yağı,fındık,badem,et,zeytin yağı

    Vitamin K:Yeşil yapraklı sebzeler,tereyağı,margarin,karaciğer,süt,kırmızı et,kahve,armut

    Sürekli vitamin almak doğru mudur?

    Vitamin eksikliğine yol açan bir hastalık ya da yetersiz gıda alımı,beslenme bozukluğu gibi bir durum yoksa sürekli vitamin alınmasına gerek yoktur.

    Bazı vitaminlerin fazla alınması vücutta toksik etkiye ve hastalığa neden olur.

    Vitaminin eksiklikleri nelere yol açar?

    Vitamin eksikliği,eksik olan vitaminin vücutta rol aldığı fonksiyonların bozulmasına neden olur.

    Vitamin A eksikliğinde gece körlüğü,deri lezyonları,göz kuruluğu,çocuklarda enfeksiyonlara eğilim görülür.

    Vitamin B1 eksikliğinde kalp ve sinir sistemi bozuklukları,B2 eksikliğinde ağız ve deride yaralar,B3 eksikliğinde ağızda yaralar,cilt döküntüleri,depresyon,nöbetler,karın ağrısı,ishal,B5 eksikliğinde ayaklarda yanma,kronik yorgunluk,depresyon ve huzursuzluk,baş ağrısı karın ağrısı,enfeksiyonlara eğilim,B6 eksikliğinde cilt lezyonları,ağız ve dilde yaralar,depresyon,yaygın güçsüzlük,bebeklerde ishal,nöbetler ve kansızlık,B12 eksikliğinde kansızlık,el ve ayaklarda uyuşma,denge kaybı,hafıza kaybı,huzursuzluk,depresyon,halüsinasyon,tansiyon düşüklüğü görülür.

    Vitamin C eksikliğinde skorbüt denilen hastalık gelişir.Skorbüt belirtileri cilt içine,eklem aralığına,karın boşluğuna kanama,diş eti kanamasıdır.Halsizlik,güçsüzlük,depresyon,çocuklarda kemik gelişim bozukluğu görülebilir.

    Vitamin D eksikliğinde raşitizm ve osteomalazi denilen kemik gelişimi ile ilgili bozukluklar meydana gelir.

    Vitamin E eksikliğinde nörolojik bozukluklar, hemolitik anemi,bağışıklık sisteminde zayıflama,katarakt ve retina dejenerasyonu oluşur.

    Vitamin K eksikliğinde kolay kanama ve kanamaya ait bulgular gözlenir.

    Çocuklarda vitamin eksikliğinin belirtileri nelerdir?

    Vitamin eksikliği belirtileri eksik olan vitaminin vücutta oynadığı role göre değişir.Çocuklarda büyüme gelişme geriliği halsizlik davranış bozukluğu infeksiyonlara eğilim görülebilir.

    Yetişkinlerde vitamin eksikliği nasıl anlaşılır?

    Yetişkinlerde vitamin eksikliği kendisini en çok vitamin eksikliğine bağlı gelişen anemi sonucu halsizlik yorgunluk ile belli eder.Bunun yanı sıra saç dökülmesi,ağız ve dilde tekrarlayan yaralar,kas güçsüzlüğü,kilo kaybı,el ve ayaklarda uyuşma,unutkanlık,sinirlilik gibi belirtiler görülür.

    Vitaminlerin tamamını beslenerek almak mümkün müdür?
    Gıda emilim bozukluğu yoksa vitaminlerin beslenme yoluyla alınması mümkündür.Ancak Vitamin D için güneş ışığı gereklidir.Vücuttaki vitamin D oluşumu güneş ışığına yanıt olarak gerçekleşir

    Besinlerin vitaminlerinden daha iyi yararlanabilmek için ipuçları nelerdir?

    Vitaminler suda ve yağda eriyenler olmak üzere 2 gruptur.B vitaminleri ve C vitamini suda ,A,D,E,K vitaminleri yağda erir.Yağda eriyen vitaminleri içeren gıdaların bir miktar yağ ile alınması vitamin emilimini arttırır.Gıdalar ile birlikte fazla miktarda tüketilen çay kahve alkol vitamin emilimini azaltır.Sebze ve meyveleri taze olarak tüketmek,tahılları işlenmemiş olarak kullanmak vitaminlerden daha fazla yararlanmayı sağlar.

    Vitamin desteği yapılması gereken durumlar nelerdir?

    Besinlerle alınan vitaminlerin kana geçmesine engel olan emilim bozukluğu hastalıklarında,mide –barsak ameliyatı geçirenlerde,alkolizmde,kanserlerde,hemodializ hastalarında,beslenme sorunu olan yaşlılarda,gebelerde ,vejeteryan beslenenlerde,zayıflama rejimi yapanlarda vitamin desteği yapılmalıdır.

    İhtiyaç olmadığı halde vitamin alınmasının zararı var mıdır?
    Özellikle yağda eriyen vitaminlerin fazla alınması toksik etkilere neden olur.Bu yüzden gereksiz vitamin kullanılmamalıdır.

    Hangi vitaminlerin fazla alınması sağlık için risk oluşturur?

    Yağda eriyen vitaminlerin fazla alınması vücutta bazı zararlı etkilere neden olabilir.
    A vitamini fazlalığı kafa içi basınç artışı,karaciğer hastalığı,gebelerde düşüklere ve bebekte anomalilere yol açabilir.D vitamini fazlalığı kabızlık iştahsızlık bulantı böbrek yetmezliği yapabilir.K vitamini fazlalığı karaciğer hasarına neden olabilir.
    Vitaminlerin etkin bir şekilde emilmesi için nasıl kullanılması-tüketilmesi gerekir?
    Yağda eriyen vitamin içeren gıdaların bir miktar yağ ile alınmaları gerekir.Suda eriyen vitaminleri içeren gıdalar bu vitaminler ısı ışık alkali ortamlara duyarlı olmaları nedeniyle taze ve bekletilmeden,fazla işlemden geçirilmeden tüketilmeleri yararlanımı arttırır.
    Hangi gıdaların hangi vitaminlerle birlikte alınmaması gerekir?
    Çay kahve alkol tüketimi vitamin emilimini azaltır.
    Vitamin eksikliklerinden kaynaklanan hastalıklar var mıdır?

    Vitamin eksikliğine bağlı hastalıklar:Skorbüt,Raşitizm,Osteomalazi,Beriberi,Pellegra,Pernisiyöz anemi

    Skorbüt:C vitamini eksikliği ile gelişir.Halsizlik kemik ağrıları deri ve diş etlerinde kanamalar enfeksiyonlara eğilim ile seyreder.

    Raşitizim:D vitamini eksikliğinin çocuklarda ortaya çıkan şeklidir.Çocuklarda kemik gelişiminde bozukluk,huzursuzluk,aşırı terleme,karın şişliği ishaller,diş çıkmasının gecikmesi ,kas güçsüzlüğü görülür.

    Osteomalazi:D vitamini eksikliğinin erişkinlerde görülen şeklidir.En önemli belirtisi bel kalça ve bacak ağrılarıdır.

    Beriberi:B1 vitamin eksikliği ile oluşur.İştahsızlık güçsüzlük ödem kalp büyümesi sinir sisteminde bozukluk meydana gelir.

    Pellegra:B3 vitamin (niasin) eksikliği ile gelişir.Deri lezyonları,ishal ve nörolojik bozukluk(demans) görülür.

    Pernisiyöz anemi:B12 eksikliği ile ortaya çıkan bir kansızlık tablosudur.Nörolojik belirtiler eşlik eder.

    Mevsimlere göre kullanacağımız vitaminler farklılaşır mı?

    Vitamin desteği almak vitamin eksikliğini ortaya çıkaran durumun varlığı ve ciddiyeti ile ilgilidir.Dolayısıyla mevsimsel değişiklik göstermez.Ancak belirgin kanıt olmasa da kış aylarında C vitamini tüketiminin infeksiyonlara karşı koruyucu ve iyileşmeyi hızlandırıcı olduğu düşünülmektedir.

  • Vitaminler hakkında merak edilenler

    Vitaminler hakkında merak edilenler

    Vitaminler, vücutta meydana gelen metabolik reaksiyonların gerçekleşmesinde rol alan, vücutta üretilmeyen, yiyeceklerle birlikte dışarıdan alınmak zorunda olan organik bileşiklerdir.

    Vitaminler eriyebilirliklerine göre “suda eriyen vitaminler” (B ve C vitaminleri) ve “yağda eriyen vitaminler” (A, D, E ve K vitaminleri) olarak ikiye ayrılırlar. Suda eriyen vitaminler fazla alındığında, idrar yolu ile vücuttan atıldıklarından genellikle toksik değillerdir. Isıya (pişirmeye, kaynatılmaya) karşı dayanıklı olmadıkları için güneşe maruz kalırlarsa bozulurlar.” diyor ve fazla dozda alınan vitaminlerin vücutta istenmeyen bazı sorunlara yol açtığını söylüyor. Özellikle yağda eriyen vitaminler, vücutta depolandıkları için toksik etki yaparak vücuda fayda yerine zarar verebilirler.

    Süt çocukluğu döneminde sağlıklı bir çocukta mutlaka dışarıdan alınması gereken tek vitamin “D vitamini”dir. Eğer annenin diyeti, uygun miktarlarda vitamin A içeriyorsa bu, bebeğin gereksinimini karşılar. Vitamin A eksikliğinin sık olduğu bir yerde yaşayan anne, mutlaka özel destek almalıdır. Anne sütünün ve ek gıdaların, süt çocukluğu döneminde D vitamini gereksinimini karşılamaktaki etkisi çok azdır; çünkü vitamin D, derinin güneş ışınına direkt maruz kalması ile sağlanır. Bebeğinizin, yaz aylarında haftada yarım saat ile 2 saat arası, sadece yüzünün ve ellerinin güneş ışığına maruz kalması ve haftada 30 dakika, bezi dışında tümüyle çıplak olması, vücudunun aylarca yetecek kadar D vitamini üretmesini sağlar. Eğer bebeğiniz, güneş ışığına yeterince maruz kalmıyorsa, dışardan D vitamini takviyesi yapmanız gerekir.

    Çocuklarda yaşla birlikte tüm vitaminlerin, özellikle de B grubu vitaminlerin gereksinimi artar. Normalde yeterli ve dengeli bir beslenme ile bu gereksinimler karşılansa da araştırmalar, özellikle A, C ve D vitamini alımlarında sorun olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, beslenme sorunu açısından risk taşıyan 1–5 yaş arası çocuklara, bu vitaminlerin verilmesini öneriyoruz. Yeterli C vitamini tüketimi, normal gereksinimin yanı sıra bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırması açısından önemlidir.

    Yeterli ve dengeli beslenen 6–10 yaş arası çocuklarda genellikle vitamin yetersizliğine rastlanmaz ancak okul çocuklarının beslenmelerine ilişkin yapılan çalışmalarda, bazı besin öğelerinin; örneğin, antioksidan vitaminlerin (A,C ve D) yetersiz tüketildiği görülmüştür. Bu nedenle, vitamin ilavesi düşünülen çocukların beslenmeleri, ayrıntılı olarak incelenmeli, gerekmedikçe gelişigüzel vitamin ilavesi yapılmamalıdır.

    Ergenlik döneminde artan kalsiyum gereksinimini sağlamak için, çocuğunuzun yeterli miktarda D vitamini alması önemlidir. Enerji gereksinimindeki artışa bağlı olarak bu dönemde B grubu vitaminlere, özellikle tiamin, riboflavin ve niasine olan gereksinim artar. Hücre gelişiminde DNA ve RNA sentezinde görev alan folat da bu dönemde özenle alınması gereken vitaminlerden biridir. Araştırmalar, genellikle ergenlerin folik asit düzeylerinin düşük olduğunu gösteriyor. Ergenlik döneminde miktarının artırılması önerilen bir diğer madde, A vitamini öncüsü olarak bilinen karotenoidlerdir. Bu madde; kayısı, portakal, havuç, domates, ıspanak, roka gibi sarı ve yeşil renkli meyve ve sebzelerde bulunur. Ayrıca karotenoidler, kanserden korunmanıza da yardımcı olurlar.

    Vitaminlerden maksimum yarar sağlamak için;

    • Yemek sularını atmayın,

    • Yemekleri aşırı pişirmeyin,

    • Sebze ve meyveleri taze tüketin,

    • Günde 3–6 öğün alın,

    • Esmer ekmek yemeye özen gösterin.

    İnsanların günlük beslenmelerinde psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını sürdürebilmeleri için 5 besin grubuna ihtiyaçları vardır.

    1-Proteinler

    2-Karbonhidratlar

    3-Yağlar

    4-Su

    5-Vitamin ve Mineraller

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Zehra Akören: “Vitaminler ve mineraller, vücudun biyokimyasal işlevlerinin sürdürülmesini sağlarlar. Her bireyin vitamin gereksinimi farklıdır.” diyor ve vitaminlerin 2 grupta incelendiğini söylüyor;

    Yağda eriyen vitaminler; A,D,E,K

    Suda eriyen vitaminler; B ve C vitaminleri

    Yağda eriyen vitaminler

    Yağda eriyen vitaminlerden A vitamini, hayvansal gıdalarda; karaciğer, süt, tereyağı, beta- karoten formu ise sadece yeşil sebzeler ve havuçta bulunur. A vitamini, deri hastalıkları, ülser, solunum zorluğu, adet öncesi gerginlik ve bazı kanser hastalıklarında kullanılabilir.

    A vitamini;

    • Göz, saç ve cilt sağlığınızdan sorumludur.

    • Gözünüzün kurumasını engeller.

    • Hücre zarının dengesi üzerinde etkisi vardır.

    • Beta- karoten formu, hücreye zarar veren serbest radikalleri uzaklaştırır.

    A vitamini eksikliğinde, alkolik siroz, pankreas hastalığı, kistik fibroziste görülür. Yetişkin erkeklerin; 1000 mkgr, yetişkin kadınların ise; 800 mkgr A vitamini kullanmasını öneriyoruz. Aşırı tükettiğinizde, derinizin rengini sarıya çeviren ve A vitaminoz olarak adlandırılan bir zehirlenme oluşur.

    D vitamini

    D vitamini, vücudunuzun kalsiyum metabolizması için gereklidir ve vücudunuz bu ihtiyacını; güneş, balık yağı ve supplementlerden karşılayabilir. D vitamini eksikliğinde gençlerde; diz ağrısı, sık enfeksiyon, zayıf kaslar, zayıf büyüme, bacak ağrısı; yetişkinlerde ise; kemik ağrıları, kemiklerde kolay incinme, kalça kaslarında zayıflama ve sağırlık oluşur. D vitamini eksikliğinizi gidermek için, yağlı balıklar, yumurta, süt, tereyağı, margarin ve peynir tüketebilirsiniz. Az güneş görenlerin, yaşlıların, kuzey iklimde yaşayanların, sara ilacı alanların, kapalı giyinenlerin D vitamini ihtiyacı artar.

    Bulunduğu yiyecekler: Yağlı balıklar, yumurta, süt, tereyağı, margarin ve peynir

    D vitamininin yararları

    • Yediğiniz besinlerden daha çok faydalanmanızı sağlar.

    • Kemik sağlığınızı korur.

    • Böbrek metabolizmanızı korur.

    • Kemik iliğinizi olumlu etkiler.

    • Kurşunun zehirli etkilerini yok eder.

    Günlük D vitamini ihtiyacı 400 UB’dir. D vitamininin fazlası, kandaki kalsiyumu yükselttiğinden vücudunuzda zehirlenmeye yol açar. Bunun sonucunda da; uyuşukluk, sersemlik, karın ağrısı, susuzluk, kabızlık, iştahsızlık, yumuşak dokuda kireçlenme ve böbrek taşı oluşabilir.

    E vitamini

    E vitamini, özellikle genç insanlarda yükselen kolesterolü düşürür. Ayrıca adet öncesi gerginlikte, sıcak basmasında, orak hücreli anemi, talasemi gibi kan hastalıklarında ve diz eklemi iltihabında E vitamini önerilirken tromboz ve akciğer emboli riski olan hastalara antikuagülon ilaç alıyorsa, E vitamini önerilmez. E vitamini eksikliğinde belirgin bir rahatsızlık görülmemiştir. E vitamini; bitkisel sıvı yağlar, fındık, fıstık, yağlı tohumlar, soya ve yeşil salatada bulunur.

    K vitamini

    K vitamini ince bağırsaklarda, vücudun kendisi tarafından da üretilir ve kanı pıhtılaştırma özelliği vardır. Kilo başına 1 mkgr yeterlidir. Yeni doğan bebeklerin bağırsağında yeteri kadar bakteri olmadığından K vitamini gereksinimleri yetişkin insanlara oranla daha fazladır. Eksiliğinde kanamalı hastalıklar oluşabilir.

    Suda eriyen vitaminler

    Suda eriyen vitaminlerden enerji üretiminde görev alan B1 vitamini; sığır eti, kurubaklagiller, bezelye ve esmer prinçte bulunur. Aşırı kahve veya çay tüketmeniz, B1 vitamini eksikliğine neden olur. Bu da; ruhsal çöküntü yaşamanıza, belleğinizin zayıflamasına, ellerinizde ve ayaklarınızda uyuşmaya, ağrıya duyarlı hale gelmenize, kişilik bozukluğu yaşamanıza, geceleri terlemenize, nedensiz ateşlenmenize, karın ve göğüs ağrısı çekmenize neden olur.

    B1 vitaminine;

    • Çok miktarda alkol alanlar,

    • Şeker hastaları, çok idrara çıkanlar,

    • Diüretik, digoksin kullananlar,

    • Kalp hastalığı geçirmiş olup iyileşmekte olanlar,

    • Depresyon, anksiyete yaşayanlar,

    • Doğum kontrol hapı ve östrojen tedavisi alanlar,

    • Karaciğer ve tiroid hastaları,

    • Yaşlılar,

    • Kanserliler,

    • Gebelikte sık sık kusanlar,

    daha çok ihtiyaç duyarlar. Günlük B1 vitamini gereksinimi: 10-15 mgr’dir.

    B2 (Riboflavin)

    B2 vitamini, karaciğerde bir çok enzimin oluşumunda rol oynar. Süt ve süt ürünleri, tahıllar, etler, yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. B2 vitamininin eksikliğinde, metabolizmanızda bozukluk oluşur ve beraberinde B6 vitamini eksikliği de görülür. Süt ve süt ürünleri, tahıllar, etler, yeşil yapraklı sebzeler tüketerek bu eksikliğinizi giderebilirsiniz. Günde 1,2 mgr B2 vitamini tüketmeniz yeterlidir. Eksikliğinde; dudaklarınızda, dilinizde, ağrı, yanma, kuruma, çatlama, soyulma; yüz derinizde kırmızı, yağlı bir görünüm ve burnunuzun 2 yanında pullanma; gözlerinizde kaşınma, aşırı gözyaşı, ışıktan rahatsız olma hali ve ayaklarınızda yanma oluşur.

    B2 vitaminine; ergenlik dönemindeki çocukların, gebe ve emziren bayanların, yaşlıların, gebeliği önleyici ilaç kullananların daha çok ihtiyacı vardır. Günlük B2 vitamini gereksinimi; 10-20 mgr’dir

    B3 vitamini (Nikotinik asit-nikotinamit)

    Nikotinik asidin kolesterol metabolizması üzerinde özel bir etkisi vardır. B3 vitamini eksikliğiyle oluşan ve pellegra denen hastalığın başlıca belirtileri; deri iltihabı, ishal ve bilinç kaybıdır. Eksikliğinde görülebilecek diğer belirtiler ise, tedirginlik, baş ağrısı, bellek kaybı, sinirlilik, dilin görünümünde değişiklik, ishal ve mide asidi üretiminde azalma şeklinde kendini gösterir. B3 vitamini, sığır eti, süt, balık ve zarı alınmış tahıllarda bulunur. Günlük B3 vitamini gereksinimi 50- 100 mgr’dir. Fazla alındığında, depresyona ve şeker hastalarının durumunda bozulmaya neden olabilir. Alkoliklerin, büyüme çağındaki gençlerin, az protein alanların, troid bezi aşırı çalışanların, kanser ilaçları kullanan kişilerin, Crohn hastalarının, şizofreni olanların B3 vitaminine daha çok ihtiyacı vardır.

    B5 vitamini

    Yiyeceklerde bol miktarda bulunan B5 vitamininin en önemli kaynakları; “yumurta, zarı alınmamış tahıllar ve et“dir. B5 vitamini eksikliğinde; yorgunluk, baş ağrısı, karıncalanma, kas krampları, mide bulantısı, karında kramp oluşabilir.

    B6 vitamini

    B6 vitamini; iltihabi hastalıkların, deri hastalıklarının, bağışıklık sisteminin, kalp hastalıklarının korunmasında önemlidir. Magnezyum metabolizmasında rol alır. Sigara içenlerin, ilaç ve katkı maddesi kullananların, perkinson hastalarının, hormon tedavisi gören kadınların, şeker hastalığı olan gebelerin, mesane kanseri olanların B6 vitamini ihtiyacı daha fazladır. Eğer egzersiz yaparsanız, vücudunuz B6 vitamini kullanımını artırır. B6 vitamini; et, balık, yumurta sarısı, tam tahıllar, muz, avakado, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Günlük gereksinim, 2mgr’dir ve % 50 mgr’den fazla kullanımı önerilmez. Eksikliğinde; sinirlilik, tedirginlik, uykusuzluk, ağrılı dil, kilo kaybı, iştahsızlık ve anemi oluşabilir.

    B12 vitamini

    B12 vitamini; karaciğer, sakatat, et, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta ve bira mayasında bulunur. Eksikliğinde; bitkinlik, nefes darlığı, deride solgunluk, ellerde, ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, zihinde karışıklık, yürümede zorluk görülür. B12 vitaminine, pernisiyöz anemisi olanlar, vejeteryanlar, ameliyatla midesi alınanlar, ince bağırsak hastalığı olanlar, yorgunluktan yakınanlar, şeker hastalığı olanlar, yaşlılık demansı bulunanların daha çok ihtiyacı vardır.

    Folik asit

    Sinir sistemi işlevlerinde rol aynayan ve B grubu vitamini olan folik asit, B12 vitamini ile metabolize olur. Folik asit; karaciğer, yeşil yapraklı sebzeler, böbrek, yumurta ve kabuklu tahıllarda bulunur. Günlük folik asit gereksinimi; 400- 800 mkgr’dir. Folik asit, spina bifida denen omurga hastalığının önleyicisidir. Eksikliğinde; diliniz ağrılı ve kırmızı olur. Gebeler, emzikli anneler ve erken doğan bebekler folik aside daha çok ihtiyaç duyarlar.

    Biotin

    Kan şekerini regüle etmeye yardımcı ve saç sağlığı için önemli olan biotin; yumurta sarısı, et, süt ve süt ürünlerinde bulunur.

    C vitamini

    Bağ dokusu ve kemik sağlığını koruyan, yaraları iyileştiren, nabız ve tansiyon üzerinde olumlu etkisi olan, cildi gençleştiren, enfeksiyon riskini azaltan, yüksek kolestrole ve kansere iyi gelen C vitamini; trunçgiller, maydanoz, patates ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Günlük C vitamini ihtiyacı; 50 mgr’dir. Eğer böbrek taşınız varsa, yüksek dozda C vitamini almanız gerekir ancak bazı kan hastalıklarında bu oranda C vitamini önerilmez. Kan naklinden sonra oluşabilecek sarılıklarda da C vitamini kullanılmalıdır. Eksikliği; skorbüt denen diş eti hastalığına, depresyona, melankoli ve isteriye neden olabilir.

  • D vitamini ve alerji

    Vücudumuzda devamlı bir kimyasal olaylar zinciri süregelmektedir. Yediğimiz gıdaların sindirilmesi, kana karışması, çeşitli organlara gidip oraları beslemesi, atıkların oluşması, bunların toplanması, atılması. Birbiri ile sonsuz uyum içinde çalışan mükemmel bir fabrika gibi… Bu olaylar, çocukların büyümesini, büyüklerin sağlıklı yaşamasını sağlar. Bu düzenin sağlıklı devamı, dengeli bir beslenme ile gerçekleşir. Alınan dengeli oranlardaki protein, karbohidrat ve yağ içerikli besinler, birbiri ile birleştirilerek vücuda uygun hale getirilir. İşte bu birbiri ile birleştirme aşamasında vitaminler devreye girer. Temel maddelerin olduğu ortamda yardımcı olarak görev yaparlar. Pek çok kişinin yanlış bildiği şekilde vitaminler beslenmeyi sağlamaz; alınan besinlerin işlenmesine yardım eder. Yemek yaparken yemeğe lezzet katan tuz, biber gibi çeşni görevi görür.

    Vitaminlerin de vücuttaki belli organlarda iş yükü paylaşımı söz konusudur. Örneğin B vitamini, siniri sistemi ve kan yapımında daha aktif görev görür. C vitamini, enfeksiyonlara direnci artırır. Konumuz olan D vitamini de ağırlıklı olarak iskelet sistemi; yani kemiklerin sağlığında ana görev görür.

    D vitamini, yağda eriyen vitaminlerdendir. Suda eriyen vitaminlerde olduğu gibi fazlası vücuttan idrarla atılamaz; depolanır. Fazlasının kendine göre zararları vardır. Az tuz yemeğe lezzet katar; çok tuzlu yemeği ise yiyemezsiniz. Dengesi önemlidir.

    Hayatın ilk 1 yılında, beslenme esas olarak anne sütüne bağımlıdır. Bebeğin hareketi ve direkt güneş ışınlarıyla karşılaşması da kısıtlı olduğu için bütün yük anne sütüne düşer. Anne sütündeki D vitamini ise bebeğin ihtiyacını karşılamada yetersiz kalır. Hele annenin kendisinde D vitamini eksikliği varsa, bu yetersizlik iyice belirginleşir. Bu nedenle de özellikle ilk 1 yaşta bebeğin günlük D vitamin ihtiyacı damla olarak eklenir. Kemik gelişiminin oldukça hızlı olduğu; henüz kıkırdak aşamasında olan iskeletin kemikleşmeye geçişi bu dönemlerdedir. Bu aşamada D vitamini eksikliği; kemiklerin yetersiz, eğri büğrü oluşmasına yol açar. Bütün iç organların yerleştiği kemik çatının bozuklukları içindeki bütün iç organları ve onların fonksiyonlarını etkiler. İlk 1 yaş boyunca ortalama günde 400 ünite kadar D vitamini desteği çok önemlidir.

    Daha sonraki yaşlarda D vitamini vücutta kendi yapılır. Alınan gıdalardaki kolesterol ana madde olarak kullanılır, deriye ulaşan güneş ışınları bunları işler; böbrek ve karaciğerin de yardımı ile aktif D vitamini yapıp ihtiyacını karşılar. Ya yeterli ana madde oluşacak gıda alım yetersizliği ile ya da derinin direkt güneş ışığını yeterince alamaması sonucu ise D vitamini eksikliği gelişir. Yanlış yapılan diyetler, özellikle hanımların giyinme alışkanlıklarına bağlı vücudun yeterli güneş görmemesi sonucu her yaşta D vitamini eksikliği olabilir. Bizim ülkemizde de gerek kadınlarda, gerek erkeklerde D vitamini eksikliği sanıldığından çok daha fazladır. Bir Akdeniz ülkesi olan ülkemizdeki bol güneşten yeterince yararlanamıyoruz.

    Başta dedim ki; D vitamini eksikliği , kemik ve iç organları etkileyen sorunlara yol açabilir. İşte solunum sistemi de bundan payını alıyor. Allerjik hastalıklarda da D vitamini ile ilişkiler bulunmuştur. Yapılan pek çok çalışmada, D vitamini eksikliği ve bunun derecesine bağlı olarak astım görülmekte veya şiddeti artmaktadır. Sadece astım değil, egzema, alerjik nezle gibi diğer alerjik hastalıkların da D vitamini eksikliği ile ilişkisi vardır. Sadece eksik olan D vitaminini tamamlamakla astım kontrolüne büyük katkılar sağlanabilir.

    D vitamini, güneş ışınlarının çok yatık geldiği sabah erken veya akşam geç saatlerde üretilemez. Daha dik geldiği öğle civarındaki ışınlar daha etkilidir. Bunun için güneş altına yatıp uzanmak gerekmez. Kollar, bacaklar gibi açık olan vücut yüzeyleri de yeterli olabilir. Sadece D vitaminini değil; bütün vitaminleri doğal yollardan, gıdalardan almak en doğrusudur. Pek çok annenin yanlış alışkanlıkları olan hadi bir de vitamin verelim yaklaşımı doğru değildir. Neyse ki ilaç olarak verilen vitaminlere bağlı yüksek doz yan etkileri kolay kolay oluşmuyor. Yine de doktorunuza danışmadan çocuğunuza devamlı vitaminler, balık yağları, bitkisel diyerek zararsız olduğu sanılan ilaçları vermeyin.

    Son yıllarda kanserojen etki riski ile güneş ışınlarından aşırı sakınmak da söz konusudur. Güneşten koruyucu kremler çok yaygın kullanılmaktadır. O zaman da D vitamini eksikliğine zemin hazırlamaktadır. Peki ne yapalım? Hem kanserojen ışınlardan korunun diyorsunuz, hem güneş ışınları faydalı diyorsunuz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da denge önemli. Hiçbir kısmını abartmadan; hem güneşlenelim, hem de aşırıya kaçmadan korunalım. Medyada gördüğümüz bazı kişiler gibi yaz boyu deniz kenarındaki şezlonga uzanıp yarı zenci kıvama gelene kadar karamak da doğru değil, ellerini kapatmak için eldiven , yüzünü kapatmak için peçe takacak kadar aşısı sakınmak da doğru değil.

    Çocuklar, içlerinden gelen dürtülerle en doğruya ulaşır. Eskiden çocuklar sokaklarda daha doğrusu açık havada oynarken bu sorun bu kadar yoktu. Şimdi kapalı ortamda, bilgisayar ve benzeri elektronik oyunların başında, güneşle tanışmadan yaşadıkları için D vitamini eksikliği de çocuklar arasında çok yaygın görülmekte.

    Benim önerim, en azından çocuklarımıza herhangi bir nedenle kan tahlili yaptırmak gerekirse, bir de kandan D vitamini düzeyi baktırıp, eksiklik varsa doktoruna danışarak tamamlanmasını sağlayın.