Etiket: Üzeri

  • Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Gebelik ve Şeker Hastalığı

    Şeker Hastalığı yani Diabet; kan şekerinin değişik derecelerde yüksek seyrettiği durumdur. Kandaki şekerin kaynağı ekmek, pirinç, patates, unlu ve nişastalı gıdalardır. İnsülin Pankreasın Langerhans adacıklarından salgılanan kandaki şeker düzeyini ayarlayan bir hormondur.

    Şeker hastalığı hamilelikte üç farklı şekilde problem yaratır. Tip 1 Diabetes Mellitus, Tip 2 Diabetes Mellitus ve Gestasyonel Diabet olarak sıralanır. Tip 1 ve Tip 2 Diabetes Mellitus hamilelik öncesinde var olan şeker hastalıklarıdır. Gestasyonel Diabet ise gebelik sırasında ortaya çıkan ve % 90 gebelikten sonra kaybolan bir hastalıktır.

    Tip 1 Diabet:Genellikle çocukluk çağında başlayan bir durumdur. Vücut insülin üretmez. Bu tip diabet İnsüline Bağımlı Diabetes Mellitus olarak adlandırılır. Hamile kalmadan önce bu durumun farkında olan Anne adayı İnsülin dozunu Endokrin Uzmanına ayarlatacak özellikle diyetine her zamankinden daha çok dikkat edecek ve bizimle birlikte sağlıklı bir gebelik sürecinden sonra sağlıklı bir doğum yapacaktır.

    Tip Diabet:Vücutta İnsülin üretimi vardır fakat işlevini yerine getiremez. Genellikle kilolu kişilerde ortaya çıkar. 40 yaş sonrası daha çok olsa da Asya ırklarında ve Siyahlarda da daha genç yaşta ortaya çıkar. Genellikle Hamilelik öncesi teşhis edilmiştir veya Hamilelik sırasında teşhis edilebilir. Gebelikten önce kan şekeri düzeyini ayarlayan tabletler kullanılırken, Gebelik sırasında İnsülin kullanılmalıdır.

    Gestasyonel Diabet: Gebeliğe has bir Diabettir. Yalnızca Gebelikte görülür. Gebeliğin herhangi bir döneminde ortaya çıksa da, ikinci üç aylık dönemde daha sık bir oranda ortaya çıkar. Vücudun Hamilelikteki taleplere yetecek kadar İnsülin üretememesi sonucu oluşur. Doğumdan sonra her şey yoluna girer ve normale döner. Fakat hamileliğinde Gestasyonel Diabet ortaya çıkan kişide, İleride Tip 2 Diabet gelişme riski yüksektir.

    Hamilelikte Şeker hastalığısiz ve bebeğiniz açısından artmış risk demektir. Riskin yüksekliği sahip olunan Şeker Hastalığının türüne bağlıdır.Bu riskler Tip 1 ve Tip 2 Diabet olgularında daha yüksektir.

    • Bebek iri olacağından doğum zor olacak, suni sancıyla doğum eylemi indüksiyonu yapılacak ve muhtemelen Sezaryen ile doğum gerçekleştirilecektir.
    • Diabetli Gebelerde Abortuslar yani Düşükler daha fazla görülür.
    • Tip 1 Diabetiniz varsa sizde Diabetik Retinopati gelişmesi sonucu Görme problemleri, Diabetik Nefropati gelişmesi sonucu ciddi Böbrek problemleri ortaya çıkabilir.
    • Bebekte Kalp ve Sinir Sisteminin Konjenital Anomalileri normal populasyondan fazla görülür.
    • Bebeğin anne karnında ölüm riski ve hemen doğum sorası ölüm riski artmıştır.
    • Bebek doğumdan kısa bir süre sonra Kalp ve Solunum problemleri gibi sağlık sorunları nedeniyle Hastaneye yatmak zorunda kalabilir.
    • Bebek ileriki yaşlarında Obez ve Diabet hastası olabilir.

    Gestasyonel Diabet Nasıl Tanınır?

    Hamileliğinin 24.haftasına gelmiş her gebeye 50 gr OGTT (Oral Glikoz Tolerans Testi) yapılır. Eğer değer 140 mg ‘ın üzerinde çıkarsa bu kez de 100 gr OGTT yapılır. 100 gr OGTT de Değerler; PLAZMADA 1.saat 190’ın üzeri, 2.saat 165’in üzeri,3.saat 145’in üzeri veya KANDA 1. saat 165’in üzeri, 2. saat 15’in üzeri, 3. saat 125’in üzeri ise GESTASYONEL DİABETtanısı konur.

    Kimler Gestasyonel Diabet Adayıdır?

    • Gebeliköncesi Vücut Kitle İndeksi 30′ un üzeride olanlar.
    • Daha önce 4500 gr ve üzeri bebek doğurmuş olanlar.
    • Daha önceGestasyonel Diabetyaşayanlar.
    • Genetik yatkınlık. (Ailede Diabet öyküsü)
    • Irksal yatkınlık.

    Diabetli Gebenin Tedavisi

    Diabetik tedaviprotokolü Hamilelikteki ihtiyaçlarınıza göre ayarlanır. Eğer önceden Antidiabetik ilaç alıyorsanız bugebelikte İnsülinile değiştirilir.

    Artık kan şekerinizi daha sık ve düzenli ölçeceksiniz. Diabetik Retinopati açısındanGöz HastalıklarıUzmanına daha sık görünmeli, diabetik Nefropati açısından daha sık İdrar Tahlili ve Böbrek kontrolleri yaptırmalısınız. Ayrıca kan şekerinizin sık kontrol ediliyor olması sizi Hipoglisemik Ataklara karşı korur. Hipoglisemik Ataklar Bebeğiniz için zararlı değildir. Ancak siz ve eşiniz bu ataklarla başa çıkmayı öğrenmelisiniz. Hipoglisemik Ataklarla başetme konusunda Endokrinoloji Uzmanınızdan gerekli eğitimi almalısınız.

    Diabetliyseniz Gebelikteki Riskinizi Nasıl Azaltırsınız?

    Bebeğiniz ve kendiniz için sağlık risklerini azaltmakta birinci koşul, Gebe kalmadan önceDiabet Hastalığınızıiyi bir şekilde kontrol altına almalısınız. YaniKan ŞekeriRegülasyonunuz cok iyi ayarlanmalı. Bunun için mutlaka planladığınızgebeliköncesi birEndokrinoloji Uzmanınabaşvurmalısınız. Kanda bakılan HbA1c düzeyi % 6,1 den az olmalıdır. Eğer daha yüksekse derhal kan şekerinizi ayarlamak için bir şeyler yapmanız gerekecek demektir.

    Diabetli Gebenin Folik Asit ihtiyacı, diğer gebelere göre çok fazladır. Spina Bifida gelişmemesi için Diabetli Gebeler 5 mg/gün Folik Asit almak zorundadırlar ( sağlıklı gebenin günlük Folik Asit ihtiyacı 400 mikrogram/gündür). Folik Asite hamilelik on iki haftalık oluncaya kadar devam etmek gerekir.

  • Kalınbağırsak kanserli hastalarda televizyon karşısında geçirilen fazla zaman yaşam sürelerini kısaltıyor mu?

    Kalınbağırsak kanserli hastalarda televizyon karşısında geçirilen fazla zaman yaşam sürelerini kısaltıyor mu?

    Hareketsiz yaşam tarzının kalp hastalıkları, diyabet, obezite gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırladığı bilinmektedir. Ayrıca hareketsizlik; iskelet, kas, dolaşım, solunum, sindirim, boşaltım sistemi, endokrin sistem gibi vücuttaki pek çok mekanizma, pek çok sistem üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bunların yanı sıra hareketsiz yaşam, bazı kanser türleriyle de yakından ilişkilidir. Özellikle hareketsiz yaşamın kalınbağırsak kanserine etkisi üzerine birçok çalışma yapılmış ve bu hastalarda hareketsiz yaşamın, ölüm oranlarını artırdığı, fiziksel aktivitelerin ise bu oranları azalttığı gösterilmiştir.

    Özellikle de televizyon karşısında geçirilen zaman, bunda en büyük pay sahibi olarak gösterilmiştir. Çünkü; televizyon izleme, hareketsiz yapılan en yaygın aktivitedir. Öyle ki; yapılan araştırmalara göre Türk halkı, günde ortalama 4 saatini televizyon karşısında geçirmektedir.

    Journal of Clinical Oncology’nin Mart 2014 sayısında yayımlanan kapsamlı bir çalışmada ilk kez kalınbağırsak kanserli hastalarda, günlük televizyon karşısından geçirilen süreyle ölüm oranları arasındaki ilişki ortaya konulmuş, ayrıca hastalığa yakalanmadan önce ve sonra yapılan fiziksel aktivitelerin bu oranlara etkisi karşılaştırılmıştır.

    Bu çalışmada; kalınbağırsak kanserli yaklaşık 5600 hasta değerlendirilmiş, teşhis öncesi ve teşhis sonrası günlük televizyon izleme süreleri ve haftalık düzenli fiziksel aktivite süreleri ile genel ölüm oranları arasındaki ilişki incelenmiştir. Ve sonuçta; teşhisten önce, haftada 7 saat ve üzeri düzenli fiziksel aktivite yapmış olan kalınbağırsak kanserli hastalarda genel ölüm riskinin %20, hasta olduktan sonra haftada 7 saat ve üzeri düzenli fiziksel aktivite yapanlarda genel ölüm riskinin %31 daha düşük olduğu görülmüştür. Bunun yanında, teşhis öncesi günde 0-2 saat arası tv izleyenlere kıyasla günde 5 saat ve üzeri tv izleyenlerde genel ölüm riskinin %22; teşhisten sonra günde 0-2 saat arası tv izleyenlere kıyasla günde 5 saat ve üzeri tv izleyenlerde ise genel ölüm riskinin %25 daha yüksek olduğu belirtilmiştir.

    Sonuç olarak; televizyon karşısında geçirilen fazla zamanın, yaşam sürelerini doğrudan etkilediği ortadadır. Bu yüzden televizyon karşısında geçirilen vaktin olabildiğince azaltılması, fiziksel aktivitelerin olabildiğince artırılması gerekmektedir. Unutmayalım ki; televizyonsuz yaşamak elbette ki kolaydır, ancak sağlığı bir kere kaybettikten sonra yeniden kazanmak hiç de kolay değildir. Bu yüzden sağlığımızı kaybetmeden gereken önlemleri almamız ve bu konuda hekimlerimizin tavsiyelerine kulak vermememizde son derece yarar vardır.

  • Diabetes mellitus

    Diabetes mellitus

    Diabet (şeker) hastalığı nedir?

    Diabetes mellitus,insülin salgılanmasında eksiklik ya da insülin etkinliğindeki yetersizliğin neden olduğu kan şekerindeki yükselme ile ortaya çıkan kronik metabolik bir hastalıktır.

    İnsülin üretimindeki yetersizlik ya da hücrelerin insülini kullanmadaki yetersizliği kan şekerinde yükselmeye yol açar.

    Glukoz yiyeceklerdeki basit şekerdir ve vücut hücrelerinin uygun şekilde çalışması için gereken enerjiyi sağlar.Yemek sonrası yiyeceklerdeki karbonhidratların parçalanması ile ortaya çıkan glukoz ince barsak hücreleri tarafından emilir.Kana geçen glukoz gerekli vücut hücrelerine taşınır.Glukozun hücre içine girmesi ve kullanılması için insüline ihtiyaç vardır.

    İnsülin pankreastan üretilip kana salınan bir hormondur.Glukozun hücre içine girmesine yardım eder ve kan şekerini düzeyini düzenler.Yemek sonrası kan şekeri düzeyi yükselir.Artan kan şekeri düzeyine yanıt olarak pankreas kan dolaşımına daha fazla insülin salgılar.Böylece glukozun hücre içine girmesi ve yemek sonrası artan kan şekerinin düşürülmesi sağlanır.Kan şekeri normal düzeye gelince pankreastan insülin salınımı da normal düzeye döner.Açlık durumunda da insülin belirli bir oranda kana salınarak kan şekerinin dengede tutulması sağlanır.Diabetik hastalarda insülin yokluğu,vücut ihtiyacına göre göreceli olarak eksikliği ya da vücut hücreleri tarafından uygun şekilde kullanılamaması söz konusudur.Tüm bu faktörler kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olur.

    Kaç tip diabet vardır?

    Başlıca 2 tip diabet vardır.Tip 1ve 2

    Tip 1 Diabet insülin bağımlı ya da erken başlangıçlı diabet olarak bilinir.Bu tipte pankreas insülin üretemez ve salgılayamaz.Bu tip diabetik hastalar mutlaka insülin tedavisi kullanmak zorundadır.

    Tip 2 Diabet insülin bağımlı olmayan ya da geç başlangıçlı diabet olarak adlandırılır.Bu tipte pankreas insülin üretebilir ancak üretilen insülin vücut için yetersizdir ya da özellikle yağ ve kas hücrelerinin insüline duyarlılığında azalma mevcuttur.Tip 2 diabet genellikle 30 yaş sonrasında ortaya çıkar ve yaşla sıklığı artar.Başlıca nedenleri kötü beslenme alışkanlıkları,kilo artışı ve egzersiz eksikliğidir.

    Tip 1 ve 2 formları dışında diabet oluşabilen diğer durumlar,gebelik ,pankreasın insülin üreten hücrelerini hasara uğratan durumlar (kronik pankreatit,cerrahi,travma vb gibi),hiperglisemiye (kan şekeri yüksekliği) neden olabilen diğer hormon bozukluklarıdır.

    Diabet belirtileri nelerdir?

    Diabetin erken dönem belirtileri artmış kan şekeri düzeyi ve idrarla şeker atılımının artması sonucudur.Ağız kuruluğu,çok su içme sık idrar çıkma ile kendini gösterir.

    İnsülinin göreceli ya da mutlak yokluğu iştah artışına rağmen kilo kaybına eğilim yaratır.

    Diabetik hastalarda halsizlik yorgunluk bulantı kusma görülebilir.Safra kesesi,deri ve genital bölge infeksiyonlarına eğilim artar.

    Kan şekerinde yükselme görmede bulanıklaşmaya neden olabilir.

    Diabet tanısı nasıl konur?

    Açlık kan şekeri düzeyine bakılması tanı için ilk yoldur.En az 8 saatlik gece açlığından sonra alınan kan örneğinde normal plazma glukoz(şeker) düzeyi 100mg/dl den az olmalıdır.

    Açlık plazma glukoz düzeyinin farklı zamanlarda yapılan 2 ya da daha fazla testte 126dan yüksek olması diabet tanısı koydurur.

    Herhangi bir zamanda yapılan kan şekeri düzeyi 200 ve üzerinde ise diabet mevcuttur.

    Açlık kan şekeri düzeyi 100mg/dl üzerinde ancak 126mg/dl altında ise(100-126) bu duruma bozulmuş açlık glukozu adı verilir.Bu durum prediabet denilen diabet öncesi dönemdir ve kişinin diabet açısından risk taşıdığını ifade eder.Bu durumda glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi) yapılmalıdır.

    Prediabet evresi nedir?

    Tip 2 diabet belirtileri gelişmeden önceki dönemdir.5-15 yıl olabilir.Bu sürede Bozulmuş Açlık Glukozu (açlık kan şekerinin 100-125 arası olması) ve Bozulmuş Glukoz Toleransı (şeker yükleme testinde 2.saat kan şekeri düzeyinin 140-199 arası olması) evreleri görülür.

    Prediabet evresinden diabet tanısına geçiş önlenebilir mi?

    Prediabet evrelerinden biri saptandığında günlük kalori ve yağ alımı azaltılmalı ve fiziksel aktivite arttırılmalıdır.Bu şekilde yaşam tarzı değişikliği ile diabet gelişimi önlenebilir.Ayrıca yaşam tarzı değişikliği diabet tedavisinin tüm basamaklarında yer alır.Yaşam tarzı değişikliği sadece kan şekeri düzeyi üzerine değil tüm risk faktörleri üzerine de olumlu etki gösterir.

    Diabetin vücuttaki etkileri nelerdir?

    Diabetin zamanla yol açabileceği durumlar körlük,böbrek yetmezliği,sinir hasarı,damar sertliği,inme,kalp damar hastalığıdır.Bunlar kronik komplikasyonlardır.

    Ayrıca diabet seyrinde kan şekerindeki anormal yükselme ve düşmelere bağlı olarak hiperglisemik ya da hipoglisemik koma gelişebilir.Bu durumlar da akut komplikasyonlardır.

    Diabet tedavisi nedir?

    Diabet kronik bir durumdur.Yani tedavi hastalığı ortadan kaldırmaz kontrol etmeyi sağlar.Diabet tedavisi kan şekeri dengesinin sağlanmasını ve komplikasyonların önlenmesini ya da geciktirilmesini amaçlar.

    Tedavi diabetin tipine ve ağırlık derecesine göre değişir.

    Tip 1 diabette tedavi mutlaka insülindir.Bu hastalarda pankreas insülin üretmediği için gerekli insülinin ilaç tedavisi olarak verilmesi yaşamın sürdürülmesi için şarttır.Yanısıra diabetik diyet ve egzersiz de önemlidir.

    Tip 2 diabette ise tedavinin ilk basamağı öncelikle kilo azaltılması diabetik diyet ve egzersizdir.Bu basamakta kan şekeri düzenlemesi sağlanamazsa ağız yoluyla alınan ilaçlar kullanılır.Ağız yoluyla alınan ilaçlar kan şekeri kontrolünde yetersiz kalırsa insülin tedavisine geçilebilir.

    Diabet belirtisi olmasa da diabet açısından risk taşıyanlar kimlerdir?

    Beden kitle indeksi 25 ve üzeri olanlar (obezite)

    Fiziksel aktivitesi az olanlar

    Birinci derece yakınlarında diabet olanlar

    Gebelik diabeti olanlar ve 4 kilo üzerinde bebek doğuranlar

    Hipertansiyonu olanlar

    HDL(iyi)kolesterol düzeri 35 ‘in altında ya da trigliserid düzeyi 250 üzerinde olanlar

    Bu kriterlerden bir ya da birkaçına sahip kişilerde diabet taraması yapılmalıdır.

    Bu kriterler yoksa tarama testleri 45 yaşında başlamalı ve sonuçlar normalse 3 yılda bir tekrarlanmalıdır.

    7 soruda diabet riskiniz test edebilirsiniz:

    1.Kaç yaşındasınız?

    40 yaşından küçük (0 puan)

    40 – 49 arası (1 puan)

    50 – 59 arası (2 puan)

    60 yaş üstü (3 puan)

    2.Cinsiyetiniz

    Erkek (1puan)

    Kadın (0 puan)

    3.Kadınsanız, gebelik diabeti teşhisi konuldu mu?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    4.Diabeti olan anne, baba ya da kardeşiniz var mı?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    5.Yüksek tansiyon teşhisi konuldu mu?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    6.Fiziksel olarak aktif misiniz?

    Evet (0 puan)

    Hayır (1 puan)

    7.Beden kitle indeksiniz kaç ?

    (Beden kitle indeksi:Vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesi) (örnek:Kilo:50 Boy:1.5m BKİ: 50/(1,5X1,5) =22,22)

    24.9 (0 puan)

    25-29.9 (1 puan)

    30-39.9 (2 puan)

    40ve üzeri (3 puan)

    Sonuç: 5 veya üzeri ise diabet için risk yüksektir.