Etiket: Uyuma

  • Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Okul döneminin başlamasıyla birlikte ailelerin en çok zorlandığı konuların başında çocuklarıyla yaşadıkları uyku sorunu ve uyuma savaşları gelmektedir. Yapılan araştırmalar rutin uyuma saatleri olan öğrencilerin, düzensiz uyku uyuyan öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır. Önemli bir hususta az veya çok uyumak değil yeterli ve kaliteli bir uyku olmalıdır. Öğrenci yeterli uykuyu uyumadığında odaklanamama, dikkat eksikliği, okul içerisinde akranları ve öğretmenleriyle uyum sorunları yaşayabilmektedir.

    Çocukta uyku sorunu nasıl anlaşılır, belirtiler nelerdir?

    • Sabahları uyanmada zorluk ve sürekli hadiletme şikayetleri

    • Okula gitmek üzere bindiği araçta hemen uyuya kalma

    • Okulda veya eve geldiğinde asabi olma veya yorgun gözükme

    • Gece uyku saatlerinin çok sık değişiklik göstermesini sıralayabiliriz.

    Son dönemde çocukların uyku sürelerini olumsuz etkileyen materyallerin başında tablet ve telefon kullanımı gelmektedir. Cep telefonları ve bilgisayarlar, beyaz parlak ışık nedeniyle, uyku ritmimizin bozulmasına neden olmaktadır. Çocuk sanal ortamda geçirilen zamanın çoğu defa farkında olamamaktadır. Bu konudan şikayetçi olan aile çocukla çatışmaya girebilmekte ve durumu çözmenin dışında ilişki olarak yıpranabilmektedir. Yaz döneminde teknolojik aletlerin kullanımı hemen hemen sınırsız olan öğrenci okulların açılmasıyla beraber bocalamakta ve bu süreyi tekrar elde etme eğiliminde olabilmektedir.

    Aile sınırını doğru çizmeli kararı yalnızca kendi başına vermemelidir, çocuğunda bu karar konusunda ikna olması önemli bir husustur. Çocuk ikna olmaz ve siz bunu çocuğun önüne kural olarak koyarsanız bunu uygulama konusunda evde yine ciddi çatışmalar yaşanabilecektir. Bu bakımdan çocuğun ihtiyacı da göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

    Kendini güvende hisseden çocuk işbirliği konusunda her zaman daha uyumlu olan çocuktur. Çocuğunuz uyku sorunu yaşıyorsa onu yatağa götürmekte zorlamak yerine güvende hissetirmesini sağlamak doğru bir adım olacaktır. Uyku hazırlığı süreci, uyku sorunu yaşayan çocuklarda faydalı olabilmektedir. Çocuk pijamalarını giyip, dişlerini fırçalamak için hazırlık yapılmanın aynı zamanda uykuya hazırlanmanın bir parçası olarak algılaması sağlanabilir.Sağlıklı bir birey olmanın koşullarından başında uyku gelmektedir. Gelişim döneminin en kritik olduğu zamanların başında da çocukluk dönemi geldiğinden ‘yeterli uyku uyuma’ üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir.

    Amerikan Uyku Akademisi çocukların uyku sorunu konusunda uyuma sürelerini şu şekilde gruplandırmıştır:

    6-13 yaş arasındaki çocukların 9 ile 11 saat arası uyku önerilmektedir. Ergenlik döneminde ise (14-17 yaş) 8 ile 10 saat arasında bir uyku süresi yeterli görülmektedir.

    Sağlıklı uykular dileriz.

  • Uyku Bozuklukları

    Uyku Bozuklukları

    Uykusuzluk Bozukluğu :Çocuklarda bakımveren kişinin yardımı olmadan uykuya dalmakta güçlük ve sık uyanmalardan sonra yeniden uyumakta güçlük ,sabah erken uyanma şeklinde yakınmalardır.Uyku bozukluğu,en az üç ay boyunca haftada en az üç gece uyku uyumak için elverişli bir ortam olmasına rağmen ortaya çıkmaktadır.

    Aşırı Uykululuk Bozukluğu :Ana uyku evresi en az yedi saat sürmesine karşın kişinin bildirdiği aşırı uykululuk durumuyla birlikte uyandıktan sonra tam uyanık olmakta güçlük çekmesidir.Bu durum en az üç aydır,en az haftada üç kez ortaya çıkmaktadır.

    Narkolepsi :Aynı gün içinde ortaya çıkan,tekrarlayan,baskılanamayan uyku gereksinimiyle birden uykuya dalıverme şeklinde son üç ay içinde en az haftada üç kez ortaya çıkıyor olmalıdır.Çocuklarda da yüz buruşturma ya da çeneyi açma dönemleri olarak görülür.

    Uyurgezerlik :Yineleyici,uyku sırasında yataktan kalkma ve gezinme dönemleri vardır.Kişi başkalarının kendisiyle iletişim kurma çabalarına oldukça tepkisiz kalır ve çok büyük bir güçlükle uyandırılabilir.

    Uykuda Korku Duyma :Panik biçiminde bir çığlıkla başlayan,yineleyici,büyük bir korkuyla birden uykudan uyanma dönemleri vardır.Her dönemde,hızlı soluk alıp verme ve terleme gibi uyarılma belirtileri olur.Bu dönemler sırasında kişi,başkalarınca rahatlatılma çabalarına tepkisiz kalır.Bu durum genellikle uyku sürecinin ilk dört saatinde oluşur.

    Yeni doğanlarda başlangıçta aralıklı ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Çocuklarda uyku yaklaşık olarak 3 yaşın sonuna doğru derinleşir ve bölünmeden uyuma yerleşmiş olur.

    Uyku ile ilgili en sık karşılaştığımız sorunlar :

    Sık sık uyanma :Çocuğun gece boyunca sık aralıklarla uyanmasıdır.Bu uyanmaların sebepleri arasında hastalık,rüyalar,gelişimsel dengesizlik,beslenme ihtiyacı sayılabilir.Çocuk yalnız başına uyumakta zorlanabilir.Tekrar uykuya dalabilmek için ebeveynin yardımını isteyebilir.

    Uykuya dalmada güçlük ve anne-babayla yatma :Ayrılık kaygısı ve kendi kendine uyuma alışkanlığının kazanılmamış olmasından kaynaklanabilir.Uyumak, çocuk için sevdiklerinden ve güvendiklerinden ayrılmak anlamına gelebilir.Bu endişenin sonucu olarak uyku saatlerini geciktirirler yada anne-babalarının yanına yatmak isterler.Böylece yalnız kalıp korkmayacaklarını düşünürler.Bu durumda anne-baba tarafından verilen güven çok önemlidir. Çocuk hangi yaşta ve cinsiyette olursa olsun kişilik gelişimi için anne-babasının odasının ve kendi odasının özel olduğunu bilmelidir.Ayrı odada yatabilme; çocuğun kendi başına kalabilme ve bağımsızlaşma becerisinin bir göstergesidir.

  • Bebeklerde Uyku Problemleri

    Bebeklerde Uyku Problemleri

    Yeni doğan bebekler günde 14 ile 18 saat arasında uyuyabilir. Büyüdükçe bu süre azalmaya başlar. Ama en fazla uyuduğu dönemlerde bile uyku süresi 4 saati geçmez. Dolayısıyla ebeveynlerin sık sık uyanması gerekir. 1 yaşına basan çocuklar gece boyunca sakin ve düzenli bir uykuya sahip olsalar da %10 oranında uyku bozuklukları görülebilir. Bunların fizyolojik sebepli olanları vardır. Kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, mantarlar, süt alerjisi, nefes alıp vermede yaşanan zorluklar sonucunda uyku sorunları gözükebilir. Ama uyku bozukluklarının genelinde davranışsal faktörler bulunur.

    Bebeğinizin uykusunu düzene sokmak adına nelere dikkat etmek gerekir?

    Bebeğin biyolojik saati: Bebekler 12 haftaya kadar sağlıklı bir sirkadiyen saat kuramazlar. Gecenin uyumak ve gündüzün yaşamak için olduğunu farketmeyebilirler. Bunun için bebeğinizi sabah aynı saatlerde kaldırabilirsiniz. Gün içinde yapacağınız işleri beraber yapabilir, gitmeniz gereken yerlere beraber gidebilirsiniz ki bebeğiniz gün ışığının ne anlama geldiğini anlayabilsin. Geceleri yapay ışıklardan korumak da bir hayli önemlidir. Melatonin hormonunun doğru çalışması buna bağlıdır.

    Açlık: 3-6 aylık bebekler, 5-6 saat uyusa bile en az bir kere beslenme amacıyla uyanacaklardır. Bebeğinizi uyumadan hemen önce emzirebilirsiniz. Gece boyunca tok tutacak besinler verebilirsiniz. Bu size ve bebeğinize kesintiye uğramayan bir uyku düzeni sunacaktır.

    Yatmadan önce: Bebeğinizle yatmadan önce oynadığınız oyunlar, onların heyecanlarını arttırır. Eğer emeklemeyi veya konuşmayı yeni öğreniyorsa, yatmadan önce de bu denemelerine devam edecektir. Yeni araştırmalar, çok fazla ekrana bakan bebeklerin de onları canlı tutan sinir sistemlerini aktive ettiklerini bulgulamıştır. Dolayısıyla, uyku vaktinden 2-3 saat öncesine kadar, ortam sakinleştirilmeli, yapay ışıklar azaltılmalı, heyecan ve merak arttıran oyunlar oynanmamalıdır.

    Geri uyuma: Biz yetişkinler de geceleri birçok defa uyanıp tekrar uyuruz. Bu küçük uyanmaları hatırlamayız bile. Bebeğiniz de henüz bunu öğrenmemiş olabilir. Uyandığında sizi yanında göremeyince ayrılık anksiyetesi gösterebilir. Ama bazen bebeğiniz uykusunda yalnızca ses çıkarıyor veya ağlayıyordur. Eğer uyandıysa 1-2 dakika sonra uykuya dalabilir. Bebeğinizin uyandığından emin olmadan onu tekrar uyutmaya çalışırsanız aslında onu uyandıran siz olmuş olursunuz.

    Rahatlatma: Bebeğinizi yatıştırıp tekrar uyutmaya çalıştığınız zamanlarda yaptığınız şeyler, bebek için rahatlatıcı olmayabilir. Onunla konuşmak, renkli ve ilgi çekici nesneler kullanmak bebeğinizin uykusunu daha da açacaktır. Yatıştırmak için kullandığınız yöntemlerin gerçekten dinlendirici olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

    Düzen: Bebeğinizin günün aynı saatinde uyanmalıdır. Bu bebeğin biyolojik saatini düzenleyebilmesi açısından çok önemlidir. Geceleri uyuma vaktininde belirli olması gerekmektedir. Çocuğunuz uyku vaktinin geldiğini anlamalıdır. Bunun için geceleri belirli rutinler oluşturmanız yararlı olur. Ilık bir duş, ninni söylemek ve rahatlatıcı oyunlar bebeğinize ve size yardımcı olabilir. Bu rutinleri gündüz vaktine de taşıyabilirsiniz. Böylece bebeğiniz gerekli ipuçlarını elde ederek ne zaman hangi davranışı göstermesi gerektiğini daha çabuk kavrayabilir. Eğer uyku düzeni bozulduysa, öğle uykusunun süresini arttırmalı ya da çok uyuduysa sabah daha erken bir saatte uyandırabilirsiniz.

    Belirli bir süre sonra çocuğunuzun kendi kendine uyuması için cesaretlendirmelisiniz. Düzenli ve dengeli bir yaşam, uyku problemlerini de çözecektir. Geceleri uyanan çocuğunuzun ayrılık anksiyetesi yaşamaması için yanında olduğunu gösterseniz de, konuşmamak, göz teması kurmamak ve fazla hareket etmemek onun daha hızlı uykuya dalmasını sağlayacaktır. Eğer bebeğinizi anlamsız saatlerde uyumaya zorlarsanız uykuya olan tavrını negatif şekilde değiştirebilirsiniz. Bu da ileride uykuya dalma problemleri ve başarısızlığın uyumayla özdeşleşmesi anlamına gelebilir.

  • Akupunktur ile uykusuzluk tedavisi

    Akupunktur ile uykusuzluk tedavisi

    Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) olarak tanımlanır.
    Uykusuzluk; gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulmaya sebep olmaktadır.
    Uykusuzluk, hasta için uyuyamamanın ötesinde anlam taşımakta, psikososyal, mesleki alanlarda da sorunlara yol açmaktadır.
    Araştırmalar, uykusuzluğu olan insanların günlük yaşamlarında ve genel sağlık alanlarında daha çok sorunları olduğunu, giderek yaşam kalitesinin düştüğünü ve zaman/enerji yönünden daha çok yardım aramaya yöneldiklerine işaret etmektedir.
    Psikiyatrik bozukluklarda uykusuzluk yakınmasının % 75 oranında bulunduğu dikkati çekmektedir.
    Bunların içinde depresyonda ortaya çıkan uyku bozuklukları özel bir yer tutmaktadır. Depresyonda olan kişilerin uyku örüntüsündeki değişiklikler biyolojik gösterge olarak kabul edilmektedir. Bu örüntüdeki tipik özellikler, kısa sürede REM dönemine girme, geceleri sık uyanma, sabahları erkenden uyanma olarak özetlenebilir.
    Anksiyete (kaygı) tablolarında ise çoğu zaman uykuya giriş sorunları ön plandadır. Bu hastaların bir bölümü gerginlik nedeniyle, yeterince gevşeme elde edemediklerinden uykuya zorlukla girebilmektedirler.
    Uykusuzluğa, uyarılmaya yol açan tüm faktörlerin neden olabileceği söylenebilir. Bu nedenle kaynağında kısa süreli ya da kalıcı psikolojik/biyolojik değişmeler yer alabilir.
    Bedensel hastalıklar ve bazı ilaçlar uykusuzluğun biyolojik nedenleri olabilir.
    Strese neden olan, bireyin içinde bulunduğu gerginlik ve kaygılar, uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olduğu, hatta uyku ya da uyumanın kaygı verici bir yaşantı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Böylece, hastanın uykuya girişi gecikmekte ya da uykuya geçememekte, uyku başlasa bile kesintilerle sürmektedir.
    Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir:
    -çok aç ya da tok olmamak,
    -kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,
    -düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,
    -uyku gelmeden yatağa girmemek,
    -yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak,
    -uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek,
    -ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,
    -gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek.
    Bu düzenlemelere karşın uykusuzluk devam ediyorsa akupunktur tedavisine başvurulabilir. Akupunktur, limbik sistemi regüle edici etkisi ile strese karşı kişiyi daha dayanıklı kılmanın yanısıra limbik sistem kontrolünde olan uyuma düzenimizi de düzeltecek daha rahat ve dinlendirici uyku uyumamızı sağlayacatır. Uykusuzluk tedavisinde hastaya haftada 3’le başlayan ve sonraki haftalarda seyrekleşen 15 seans akupunktur tedavisi uygulanır.