Etiket: Uyku

  • Yaz Depresyonu

    Yaz Depresyonu

    Yaz depresyonu nedir?

    Mevsimsel duygu durum bozukluğu, her yıl sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalmasıyla ortaya çıkan bir depresyon biçimidir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında günlerin uzamaya başlamasıyla birlikte mevsimsel depresyonu olan bireylerin şikayetlerinde iyileşme görülür. Ancak bazen ilkbahar ve yaz mevsiminde oluşan bir tipi de bulunmaktadır. Yaz depresyonu, kış depresyonuna göre ender görülmektedir. Görülme sıklığı %1 olan yaz depresyonunun nedenleri kesin olarak bilinmese de genetik faktörler, stresle bağlantılı faktörler, geçmişte yaşanan travmatik bir olayın neden olduğu depresif bir süreç, her yıl aynı dönemlerde tekrar hatırlanarak mevsimsel depresyona yol açabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, biyolojik etkiler (melatonin hormonunun az salgılanması gibi) ve psikolojik faktörler nedeniyle yaz mevsiminde de depresyon olacağını göstermektedir.

    Kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygu durum bozuklukları 4 kat fazla görülmektedir. Ayrıca klinikte en çok gözlemlediğimiz özellikle majör depresyonda olduğu gibi yaz depresyonunda da, kişilerin hastalığı geçici bir moral bozukluğu gibi görerek hafife almalarıdır. Depresyon sürecini, kırık kolla salata yapmaya benzetebiliriz. Kişi hayat kalitesi düşmüş bir şekilde hayatına devam eder, fakat bu durum tedavi edilmediği takdirde kişinin hayatındaki işlevselliğini olumsuz etkileyen bir süreç haline dönüşür.

    Yaz depresyonu belirtileri neler?

    Döngüsel ve mevsimsel bir durum olan yaz depresyonu belirtilerin her yıl aynı dönemlerde başlayıp sona erdiği anlamına gelmektedir.

    • Anksiyete (Endişe, kaygı)

    • Uyku sorunları, insomnia (uykusuzluk)

    • Aşırı hassasiyet, sinirlilik

    • Ajitasyon

    • Kilo kaybı

    • İştahsızlık

    Yaz depresyonda kişi hayattan zevk alamamaya başlayabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşar. Kişi eskiden mutlu olduğu şeylere ilgi duymaz. Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, motivasyon kaybı, cinsel isteksizlik, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, duygusallık, sabırsızlık, iştah kaybı, kilo verme ya da aşırı iştahla kilo alımı görülebilir. Bu durum içe kapanma, saldırganlık, yaşamı değersiz bulma ve intihar düşüncelerine kadar gidebilir.

    Sirkadyen ritmin (biyolojik saat) bozulması, uyanık kalma süresinin artmasından dolayı depresif duygulara yol açabilir. Ayrıca vücudumuzdaki serotonin seviyesindeki düşüş ve özellikle de melatonin hormonu dediğimiz uyku düzenini sağlayan hormonun dengesinin bozulması yaz depresyonunu tetikleyen sebepler arasında olabilmektedir.

    Yukarıdaki sebeplerden dolayı yaz aylarında düzenli ve kaliteli uykuya dikkat edilmelidir. Mümkünse haftanın 4 günü 20 dakika tempolu yürüyüş yapmak vücuttaki endorfin seviyesini arttırdığı için önerilmektedir. Yaz aylarında sağlıklı ve düzenli beslenmek de oldukça önemlidir.

    Yaz depresyonunun tanı ve tedavisi için, ruh sağlığı uzmanının değerlendirilmesi önemlidir. Tedavi sürecinde psikoterapi ve ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

  • Yenidoğanlarda uyku hakkında bilmediğiniz 5 nokta

    Uyku, yeni ebeveynliğin en kafa karıştırıcı unsurlarından biri olabilir. Hepimizin zor geçen gecelerden ve zombi gibi dolaştığımız günlerden bildiği gibi, bizim aksimize bebeklerin “erteleme tuşu” yoktur. Peki, neden?

    Bazı yenidoğanlar tüm gece parti yapıp, bütün gün uyur.

    Baltimore’daki Mercy Aile Sağlık Merkezi’nin pediatri direktörü Charles Shubin’e göre, çoğu bebek dünyaya gündüzü ve geceyi tamamıyla tersine algılayarak gelir. Bu küçük gece baykuşları gündüz uzun uzun uyur ve gece saatleri için enerji toplar.

    Gece havayı tekmelemek, beslenmek ve bir yetişkinin sevgisini ve ilgisini çekmek için saatte bir uyanan bebekler, ebeveynlerini giderek daha çok yorar. Shubin’e göre, “Bu durum ebeveynler için çok zorlayıcı olabilir, çünkü bedenlerimiz tüm gün ayakta kalmaya fizyolojik açıdan uygun değildir. Gece nöbetinin bu kadar zor olmasının nedeni de budur”.

    Bebeğinizin daha uzun uyuduğu sürelerde siz de şekerleme yapmaya çalışın ve gündüz/gece değişiminin geçici olduğunu kendinize hatırlatın. Bebeğinizin beyni ve merkezi sinir sistemi olgunlaştıkça, uyku süreleri uzayacak ve daha çok geceye kayacaktır. Çoğu bebek, bir ay gibi bir sürede ailenin uyku düzenine alışır.

    Geceleri sakin, karanlık bir ortam yaratıp, gündüzleri de güneşin içeri girmesine izin vererek, bu sürece destek verebilirsiniz. Bir anne, “Gündüz bebeğime mama verirken onunla konuşuyorum. Ama gece onu beslerken mümkün olduğu kadar sessiz ve karanlık bir ortam yaratmaya çalışıyorum. Bu, onun gece-gündüz düzenini anlamasına yardım ediyor,” diyor.

    Yenidoğan uykusu düzensizdir ve önceden tahmin edilemez

    İlk birkaç hafta boyunca, bebeğiniz tatilde memlekete dönen bir üniversite öğrencisi gibi uykuya doyamayabilir. Ama işin kötüsü, çoğu bebek yaşamının ilk birkaç haftasında gündüz veya gece fark etmeden iki ila dört saatten fazla uykuda kalmaz.

    Tipik olarak, yenidoğanlar ilk hafta boyunca günde 14 ila 18 saat, bir aylıkken ise 12 ila 16 saat uyur. (Her bebek bireysel olduğundan, bazıları ortalamadan biraz daha uzun veya daha kısa uyuyabilir.)

    Ne yazık ki, bebeğiniz uyku oburu olsa dahi, kendinizi ne yapacağını bilmeden dört döner bir halde bulabilirsiniz. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir çalışmaya göre annelerinin yüzde 71’i yenidoğanların en zor yanının uykusuzluk olduğunu ifade ediyor.

    Enerjisiz hissetmenizi, bebeğinizin uyku düzenindeki bozukluğa bağlayabilirsiniz. Bir anne, “Dokuz haftalık bebeğimin uykuları çok aralıklı!” diyor. “Bazen dört saat deliksiz uyuyoruz, bazense bir saatte uyanıveriyor.”

    Buna karşın, bazı ebeveynler bebeklerinin çok uyumasından şikayet eder ve hatta endişelenir. Bir anne, “9 günlük bebeğim tüm gün uyuyor. Günde sadece beş dakikalık sürelerle uyanık kalıyor,” diyor. “Endişelenmeli miyim?”

    Yazara göre, bazı yenidoğanlar günde 20 saate kadar uyuyabiliyor. Bebeğiniz böyleyse, uykunuzu şimdiden almaya bakın, çünkü bu evre çok uzun sürmeyecek.

    Yenidoğanların uyumak için sakinliğe ve sessizliğe ihtiyacı yoktur

    Uyuyan yenidoğanların etrafında fısıltıyla konuşmak veya parmak uçlarınızda yürümek zorunda hissetmeyin. Shubin’e göre, “Yeni doğmuş çoğu bebek en gürültülü, en aydınlık yerlerde uyuyabiliyor. Bizim ihtiyaç duyduğumuz uyku ortamına ihtiyaç duymuyor.”

    Bebeğinizin rahimde dokuz ay geçirdiğini düşünürseniz, bu çok da şaşırtıcı değildir. Rahim düşündüğünüz kadar sessiz, sakin bir yer değildir. Annenin kalp atışlarının, sindirim sisteminin ve diğer vücut işlevlerinin sesleri oldukça yüksektir.

    Çoğu yenidoğan, vantilatör veya saç kurutma makinesi gibi tekrarlı seslerle daha iyi uyur. Bir anne, “Bebeğimin beşiğini çalışan gürültülü bulaşık makinemizin yanına koydum. Melek gibi uyudu,” diyor.

    Yeni doğmuş bebekler, dikkatini odanın diğer tarafındaki kadının taktığı parlak kolyeyle veya en yakındaki yabancının gülümseme oyunuyla dağıtamayacak kadar da küçüktür. Sadece ne zaman ihtiyaç duyuyorlarsa, o zaman uyurlar. Bu yüzden, en azından başlangıç döneminde misafirlerinizi susturmanıza büyük olasılıkla gerek kalmaz. Bebeğinizi dinlenmesini bölmekten korkmadan dışarı da çıkarabilirsiniz.

    Fırtınanın ortasında bile uykuya dalma kabiliyeti o kadar güçlüdür ki, bazı ebeveynler bebeklerinin iyi duyamadığından endişelenir. Endişeleriniz varsa, bunları kesinlikle doktorunuzla görüşün. Ancak, bebekler doğumdan kısa süre sonra işitme sorunları açısından muayene edildiğinden, bunun en olası açıklaması çocuğunuzun gerçekten “bir bebek gibi uyuyor” olmasıdır.

    Bu sürecin keyfini çıkarın. Bebeğiniz yenidoğan evresini geride bıraktıktan, bir düzene oturduktan ve etrafının daha fazla farkına varmaya başladıktan sonra, bu “her zaman uyurum” aşaması da sona erecektir. Bu noktadan sonra, gürültü ve dikkat dağıtan diğer tüm unsurlar önem kazanır ve kendinizi evde parmak uçlarınızda yürür halde bulabilirsiniz.

    Her bebeğin uyku kişiliği farklıdır

    Bebekler asla beyaz sayfa gibi gelmez, kendi uyku huylarıyla birlikte doğar..Bebeklerin de uykularında, hafif ve ağır uyuyan yetişkinler gibi bireysel farklar vardır.”

    Birden çok çocuğu olan ebeveynler bu farkları erkenden görebilir. iki çocuklu bir annenin dediği gibi, “İlk bebeğim derin uyurdu, ikinci bebeğimse yatağında dönüp durur ve kısa süre uyuduktan sonra uyanırdı.”

    Cohen, kişiliğin de bunda payı olduğunu düşünüyor. Bazı bebekler kararlı davranıyor ve uykuyla mümkün olduğu kadar mücadele ediyor. Bazı bebeklerse daha uyumlu.

    Bebek uykusu çekilişini kazanmış olsanız da olmasanız da, bir uyku düzeni oluşturarak ve bebek uykusunun temelleri hakkında bilgi edinerek bebeğinize iyi uyku alışkanlıkları kazandırabilirsiniz.

    Bebeklerin sade bir uyku alanına ihtiyacı vardır

    Bir kuşak öncesinde, iyi bir beşikte yumuşak bir minder, birkaç sıcak battaniye ve bir veya iki yastık olurdu. Ama şimdi işler değişti. Bebeklerin daha sade bir ortamda uyumasının çok daha güvenli olduğu belirlendi. Bebekler için en güvenli uyku pozisyonu ve yeri, bebeğin sırt üstü yatırılması ve sadece düz bir nevresim ve sıkı gerilmiş bir çarşafla çevrelenmesidir.

    Battaniyesiz ve yastıksız bir yatak mı? Bir yetişkinin kulağına soğuk ve rahatsız gelen bu kombinasyon, doğru bir şekilde giydirilmiş bebek için çok uygundur. Bebeğinizi battaniye olmadan nasıl sıcak ve rahat tutabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

    Uyuma alanında bebeğin boğulmasına, aşırı sıcak hissetmesine veya başka bir şekilde nefes zorluğu aşamasına neden olabilecek battaniye, minder, pelüş hayvan veya pike gibi her türlü eşyayı kaldırın. Böylece, 1 ay ila 1 yaş aralığındaki bebeklerde en sık görülen ölüm nedeni olan ABÖS (ani bebek ölümü sendromu) riskini azaltmış olursunuz.

    Tablo: Bebeğinizin uyku düzenini takip edin, uyku tablosunu indirmek icin tiklayin

    Bebeğiniz ihtiyaç duyduğu uykuyu alabiliyor mu?

    Bu soruya yanıt vermenin bir yolu, bebeğinizin uyku düzenini takip etmektir (bebeğinizin ne zaman uykuya daldığı, ne kadar sıklıkla ve uzunlukla uyandığı ve gündüz şekerlemelerinin uzunluğu ve sıklığı). Ayrıca, bu bilgiler çocuğunuzun kendine özgü uyku düzenini anlamanıza ve gece sık sık uyanma ya da tutarsız uyuma saatleri gibi sorunları kötü alışkanlıklara dönüşmeden tespit etmenize yardımcı olacaktır. Buna ek olarak, sadece basit bir tabloyu doldurarak, hayatınız üzerinde biraz daha kontrol sahibi olduğunuzu hissedebilirsiniz. Özellikle bebeğinizin gece talepleriyle başa çıkmakta zorlandığınızı düşündüğünüz hallerde, bu kontrolü hissetmeniz çok önemlidir.

    Doktor Richard Ferber’in Solving Your Child’s Sleep Problems (Çocuğunuzun Uyku Sorunlarına Çözümler) adlı kitabından alınan aşağıdaki tabloya bakarak, doldurulmuş bir tablonun nasıl göründüğü hakkında fikir edinebilirsiniz. Bu tabloyu gözden geçirdikten sonra, evde kullanmak için boş bir çocuk uyku tablosunu yazdırın.

    Tabloyu nasıl dolduracaksınız?

    Çocuğunuzun uykuda olduğunu gösteren kutuları karalayın. Sabahları uykudan, gündüzleri ise şekerlemeden uyandığı zamanı “U” harfiyle işaretleyin. Bebeğinizi şekerlemeye veya gece uykusuna yatırdığınız zamanı “Y” ile işaretleyin. Tabloyu birkaç gün doldurduktan sonra, ortaya bir rutinin çıktığını göreceksiniz. Bu bilgileri kullanarak, bebeğinizin uyku düzeninde değişiklik yapmanıza gerek olup olmadığını belirleyebilirsiniz. Veya çocuğunuzun uyku alışkanlıklarıyla ilgili endişeleriniz varsa, bir sonraki çocuk doktoru randevunuza bu tabloyu da götürebilirsiniz. Evde kullanım için bu çocuk uyku tablosunun yazdırılabilir bir versiyonunu karşıdan yükleyebilirsiniz.

    Çocuğunuzun ne kadar uykuya ihtiyacı var?

    Yeni bir ebeveyn olarak, bu büyük olasılıkla aklınızdaki en büyük sorulardan biridir. Aşağıda, ortalama bir çocuğun farklı yaşlarda ihtiyaç duyduğu uyku sürelerini sunan bazı genel kılavuzlar sunulmuştur. Kuşkusuz, her çocuk birbirinden farklıdır. Bazıları iki saate kadar daha az veya daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.

    Yaş Gece Uykusu Gündüz Uykusu Toplam Uyku
    1 ay 8 8 (dengesiz) 16
    3 ay 10 5 (3) 15
    6 ay 11 3 1/4 (2) 14 1/4
    9 ay 11 3 (2) 14
    12 ay 11 1/4 2 1/2 (2) 13 3/4
    18 ay 11 1/4 2 1/4 (1) 13 1/2
    2 yıl 11 2 (1) 13
    3 yıl 10 1/2 1 1/2 (1) 12
    *Not: şekerleme sayısı parantez içinde verilir.

    Çoğu çocuğun uzun uzun uyumaya ihtiyaç duyduğunu unutmayın.Sleeping Through the Night (Deliksiz Gece Uykusu) adlı kitabın yazarı Jodi Mindell’e göre, bir çocuk kötü uyku alışkanlıkları gösteriyorsa veya gece 11’den önce uyumayı reddediyorsa, ebeveynleri genellikle çok fazla uyumaya ihtiyaç duymadığını düşünür. Büyük olasılıkla durum böyle değildir. Böyle bir çocuğun aslında uykusuz kalmış olması daha büyük bir olasılıktır. Çocuğunuzun bu grupta olup olmadığını belirlemek için, kendinize şu soruları sorun:

    Çocuğunuz arabaya neredeyse her bindiğinde uykuya mı dalıyor?

    Çocuğunuzu her sabah uyandırmak zorunda kalıyor musunuz?

    Çocuğunuz gündüzleri alıngan, huzursuz veya aşırı yorgun mu oluyor?

    Veya bazı gecelerde, çocuğunuz normal uyku zamanından çok daha erken mi uyuyor?

    Bu sorulardan herhangi birine “evet” yanıtını verdiyseniz, çocuğunuz ihtiyaç duyduğundan daha az uyuyor olabilir. Bu düzensizliği değiştirmek için, bebeğinizin iyi uyku alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmanız ve uygun bir uyku düzeni belirlemeniz gerekecektir. Mindell’e göre, bu yolla “bebeğiniz güne parlak gözlerle bakmak için ihtiyaç duyduğu uykuyu alacaktır”.

    Eninde sonunda, çocuğunuz şekerlemeleri bırakacak ve uykusunu geceye saklamaya başlayacaktır. Okul öncesi çocuklar ve küçük ilkokul öğrencileri hala geceleri 11 saate kadar uykuya ihtiyaç duyar ama bu süre aşamalı olarak kısalacaktır. Çocuk gençliğe geçerken, gece yalnızca dokuz veya on saat uykuya ihtiyaç duyacaktır.

  • Çocuğunuzun duzenli uykusu icin dikkat edilmesi gereken 13 adım

    1-Her Gün Aynı Zamanda Yatırın

    Küçük çocuklar zamanı anlayamasalar bile, vücut saatleri hep çalışır. Her gün aynı zamanda yatakta olmak, çocukların uyku düzenine fiziksel ve zihinsel olarak alışmasına yardımcı olur. Bu düzeni hafta sonlarında ve yaz aylarında değiştirmek çok cazip gelse de, uyku zamanında tutarlılığı korumaya çalışın. Uyku saatinin daha geçe bırakılması, çocukların normal düzenlerine geri dönmesini zorlaştırır.

    2-Televizyonu Kapatın

    Televizyonu çocuğunuz için yataktan önce rahatlama aracı olarak kullanmayın. Çocuğu heyecanlandıracak programlar – şiddet, gerginlik, entrika veya çatışma içeren görüntüler – onun uyku saatinde çok fazla uyarana maruz kalmasına yol açabilir. Çocuğu heyecanlandıran bu tür programlar, daha sonra uykuya dalmayı ve deliksiz uyumayı zorlaştırabilecek stres benzeri belirtilere neden olabilir. Korkutucu programlar, çocuğun kâbus görmesine yol açabilir. Çalışmalara göre, televizyon haberleri dahi korkutucu olabilmekte ve çocukların uykuya dalmasını zorlaştırabilmektedir.

    Sakin programlar da uykuyu bozabilir. Uyku zamanında bir ışık kaynağının karşısında durmak, vücudun hala gündüzde olduğunu sanmasına yol açabilir.

    3-Rutine Oturtun

    Üç dört faaliyetle oluşturulacak bir uyku rutini, çocuğun rahatlamasına ve uykuya hazırlanmasına yardımcı olur. Tipik bir rutinde, banyo, pijama, diş fırçalama ve kitap okuma olarak sıralanabilir. Daha büyük çocuklarda, bu rutin sırasında oturup günü konuşabilirsiniz. Loyola Üniversitesi Chicago Tıp Fakültesi’nden çocuk doktoru Hannah Chow, “Her şeyi basit ve sade tutun,” diyor. “Sessiz bir rutin her zaman daha iyidir.”

    4-Uyku Saatini Erken Tutun

    Philadelphia Çocuk Hastanesi Uyku Merkezi’nden doktor ve Sleeping Through the Night kitabının yazarı Jodi A. Mindell’e göre, ebeveynler genellikle daha erken uyku saatlerinin uykuya geçişi kolaylaştırdığını fark etmiyor. “Çocuklar aşırı yorulduğunda, rahatlamaları ve uykuya dalmaları da zorlaşıyor.” Mindell, çocukların ilkokul döneminde 7:30 ile 8:30 arasında yatırılmasını tavsiye ediyor.

    5-Uyku Tablosu Yapın

    Okul öncesi çocuklar için, yatağa geçmeden yapacakları tüm faaliyetleri görebilecekleri bir uyku tablosu hazırlamak yararlı olabilir. Banyo ve pijama resimleri çizin ve örneğin her akşam okuyacağınız kitap sayısını tam olarak yazın. “Bu şekilde, iki kitap okuyacaksanız ve çocuğunuz bir üçüncü kitabı okumanızı isterse, tabloyu işaret edip, tabloda sadece iki kitap olduğunu söyleyebilirsiniz,”.

    6-Tek Bir Yöne Doğru İlerleyin

    Çocuğunuz uyku rutininde ilerlerken, tüm faaliyetlerin tek bir yöne – yatak odasına – doğru uzandığından emin olun. Üst katta banyo yaptırıp, atıştırmalık için alt kata inip, pijamaları giydirmek için odasına geçip, en son kitap okumak için sizin odanıza geçmek işe yaramayacaktır. Tüm faaliyetlerin onun yatak odasına doğru ilerlemesi çok önemlidir.

    7-Uyanma Girişimlerine “Hayır” Deyin

    Çocuğunuz yatağa girdikten sonra sizi çağırır ve başka bir şey isterse – su veya bir kez sarılma – istediğini verin. Tekrar bir talebi olduğunda, katır bir şekilde “hayır” deyin veya talebi sadece görmezden gelin ve çocuğu tekrar sessizce yatağa yatırın. “Tutarlı olmak, dediğini yapmak ve sınır koymak tekrarlı taleplerin son bulmasını sağlar”. “Bu talepler giderek sıklaşabilir ama çocuk ebeveynlerin ciddi olduğunu anladıktan sonra, tamamen son bulacaktır.”

    8-Bir Uyku Cenneti Yaratın

    Çocuğunuzun yatak odasının uyku için rahat bir mekân sağladığından emin olun. Sıcaklığı yazın yeterince serin, kışın ise yeterince sıcak tutun. Işığı kontrol altında tutmak için, odayı karartan perdeler veya jaluziler kullanın. Çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaksa, yumuşak bir aydınlatma kullanılabilir. Onu rahat ettirecek iyi bir yastığı olsun. Son olarak, yatağında onlarca pelüş hayvan veya oyuncak olmamasına dikkat edin.

    9-Elektronik Cihazları ve Telefonları Odadan Çıkarın

    Şaşırtıcı olsa da, 4 ila 6 yaşındaki çocukların %43’ünün yatak odalarında televizyon var. çocuğun yatak odasına bilgisayar, televizyon, telefon veya bilgisayar oyunu bulunması uykuyu zorlaştırabilir, çünkü çocuklar bu cihazları kapatmakta zorlanır. “Oyunda bir sonraki düzeye geçmek, dizinin sonraki bölümünü izlemek, bir sonraki mesaja cevap vermek isterler. Bu faaliyetler çok çekici ve bağımlılık yaratıcıdır.” Ayrıca, çocuğun yakınında parlak ışıkların bulunması, vücudun uyku hormonu olan melatonin üretimini geciktirir.

    10-Kafeini Azaltmak

    Kafein çocuğunuzun yerinde duramamasına ve vücudunun yavaşlayıp uyumasının zorlaşmasına neden olabilir. 300 ml’lik normal kolada 25 miligram, 300 ml’lik portakallı gazozda veya 400 ml’lik aromalı buzlu çayda 40 miligram kafein vardır. Kafein 6 saat boyunca vücudunuzda kalabilir. Dolayısıyla, çocuğunuza öğleden sonra kafeinli ürünler vermekten kaçının.

    11-Gün İçinde Hareket Edin

    Çocuğunuzun gün içinde yeterince hareket ettiğinden ve geceye kadar enerjisini tükettiğinden emin olun. Hareket hem çocukların vücut ve zihin sağlığını geliştirir hem de daha iyi uyumalarını sağlar. Ancak, çocuğun uyku saatinden önce çok hareketli olmamasını sağlayın. Bisiklete binme, ortalıkta koşma ve dans etme gibi faaliyetleri yatağa yatmadan en az birkaç saat öncesine kadar tamamladığından emin olun.

    12-Öğle Uykularına Dikkat Edin

    Küçük çocukların 3 yaşına kadar öğle uykusuna yatması normaldir. Bu öğle uykuları, küçük çocukların 24 saatte ihtiyaç duyduğu 12 ila 14 saatlik uykuyu almasına yardımcı olur. 18 aydan büyük çocuklar genellikle günde bir kez bir ila üç saat öğle uykusuna yatar. Öğleden sonra geç saatlerdeki uykulardan kaçının, çünkü bu uykular çocuğun gece uykuya dalmasını güçleştirebilir. Çocuk 5 yaşına vardığında öğle uykusuna ihtiyaç duymuyor olmalıdır.

    13-Kendinizi Suçlu Hissetmeyin

    Çocuklar bir kitap için yalvarması veya geç uyumak için sızlanması, ebeveynler için çok zor olabilir. Ama unutmayın ki çocuğun asıl ihtiyacı olan uykudur. “Ebeveynler çocuklarını erken yatırırken genellikle kendilerini suçlu hisseder ama iyi bir gece uykusu çocuğun bakış açısı, moral durumu ve sağlığı açısından çok büyük bir fark yaratabilir. Çocuğunuzun uyku düzenini koruyun. Bu atabileceğiniz en iyi adımlardan biridir.”

  • Çocuğunuzdaki dikkat eksikliğinin sebebi tıkalı burnu olabilir

    Çocuğunuzdaki dikkat eksikliğinin sebebi tıkalı burnu olabilir

    Burun tıkanıklığı çocuğun bütünsel sağlığını ve yaşamın kalitesini derinden etkiliyor!

    Burnu tıkalı çocuk; rahat nefes alamadığı için gece boyu rahat uyuyamıyor. Sabahları baş ağrısı, huzursuzluk ve gerginlikle uyanıyor. Bundan dolayı çevresi ile uyum sorunları yaşamaya, davranış bozuklukları sergilemeye ve okulda konsantrasyon güçlükleri çekmeye başlıyor. Bu tablodaki çocuklar hiperaktivite yani dikkat eksikliği tanısıyla tedavi görmeye başlıyor, oysaki sorun dikkat eksiliği değil, burun tıkanıklığıdır.

    Burundan sorunsuz bir şekilde nefes alabilmenin yetişkinler için olduğu kadar çocukların sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişimleri ve de yaşam kaliteleri içinde çok büyük önem taşıdığı bilinen bir gerçekteir. Çocuklardaki burun tıkanıklığının en önde gelen nedeni alerjik nezledir. Burnun ısıtıcı, nemlendirici ve partikülleri temizleyici rolü solunum yolu enfeksiyonlarına daha az yakalanmayı sağlamakta olup, özellikle mikroplarla ilk kez temas etmeye başlayan okul ve yuva çağındaki çocuklarda sağlıklı nefes alabilmek çok daha büyük önem taşımaktadır.

    Burnu Tıkalı Çocuk, Çevresi ile Uyum Sorunları Yaşıyor

    Burnu tıkalı olan çocukta zamanla uyku apnesi görülmeye başlamaktadır. Uykusunda huzursuz, horlayan, iç çeken çocuğun zaman zaman nefes almaya ara verdiği gözlenir. 20 saniyeden başlayıp 40-60 saniyeye uzayabilen bu nefes almama süreçlerinin ardından vücut oksijensiz kalır. Beyin hafifçe uyanıklık haline geçerek vücuda nefes alması için alarm verir ve çocuk aniden derin bir nefes alır. Bu süreçler gece boyunca yüzlerce kez tekrarlanır ve çocuğun uyku kalitesi bozulur. Gece boyu rahat uyuyamayan ve terleyen çocuk, sabahları baş ağrısı ile uyanır. Gündüz uykulu ve yorgun olur. Gün içinde derslerine konsantre olamaz, ders başarısı düşer. Etrafına karşı davranış bozuklukları sergiler. Hiperaktiftir. Bu durum birçok kez hiperaktivite, dikkat eksikliği bozukluğu tanısıyla tedavi edilir.

    İdrarını Tutmayan Çocuk Davranış Bozukluğu Sergiliyor

    Uyku apsesinden dolayı gece boyu terleyen çocuğun geceleri idrarını tutamamaktadır. Daha önce idrarını tutabilen çocuk gece altını ıslatmaya başlayınca; davranış bozuklukları sergileyeme başlar ve psikolojik açıdan takibe alınır. Ancak aslında ana sorun burun tıkanıklığıdır.

    Alerjik Nezle Tedavi Edilmeden Bademcik Ve Geniz Eti Ameliyatı Olan Her 4 Çocuktan Birinde Geniz Eti Tekrar Büyüyor Ve Şikayetler Yeniden Başlıyor.

    Alerjik nezlede tekrar eden enfeksiyonlar çoğu kez geniz eti ve bademcik büyümesi ile sonuçlanmaktadır. Cerrahi operasyonlarla geçici çözümler üretilse de alta yatan alerjik neden tedavi edilmediği müddetçe 4 çocuktan birinde şikayetlerin tekrarlaması mümkündür.

    Çocuklarda Alerji tedavisinin bir bütün olarak yapılması gerekmektedir. Sorumlu alerjinin saptanmasının ardından kökten çözüm dilaltı aşı tedavisi ile mümkündür. Tedavi sonucu burnu açılan çocuğun uyku kalitesi düzelir, uyku kalitesi düzelen çocuğun okul başarısı yükselir, gece uykuda büyüme hormonu salgısı artacağından büyümesi hızlanır.

  • SONBAHAR DEPRESYONU EN ÇOK KADINLARI SEVİYOR

    SONBAHAR DEPRESYONU EN ÇOK KADINLARI SEVİYOR

    Sürekli uyku hali, genel anlamda kendini mutsuz hissetme, aşırı yemek yeme isteği gibi belirtiler sizde de varsa sonbahar depresyonu kapınızda olabilir. Yaz mevsimine veda edip sonbahar aylarına girdiğimiz şu günlerde gün ışığından daha az yararlanmak ve soğumaya başlayan havalar ruh halimizi olumsuz etkiliyor.

    Özellikle kadınların en çok etkilendiği bu mevsim geçişlerinde sağlıklı bir ruh hali için neler yapılmalıdır?

    Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır Elbeyoğlu, sonbahar depresyonu hakkında bilgi verdi

    Güneş Işığından Az Yararlanmak Depresyona Yol Açıyor

    Yaz ve kış aylarındaki gün ışığı periyodu ile gece melatonin (uyku hormonu) salınım süresindeki farklılıklar, mevsimsel değişikliklerden etkilenmeye yatkın kişilerde depresyon atağı gelişmesine sebep olmaktadır. Sonbaharda düşen hava sıcaklığı ve günlerin kısalmasından dolayı gün ışığından daha az faydalanmak kişilerde hormonel değişikliklere yol açmaktadır. Serotonin(mutluluk) hormonu düzeyi düşerken, melatonin(uyku) hormonunun düzeyinin yükselmesi; kişide depresyonun oluşmasına uygun zemin hazırlamaktadır. Genel olarak kış aylarında daha çok uykuya ihtiyaç duyulma ihtiyacı da bu durumdan kaynaklanmaktadır. Sonbahar ve kış dönemlerinde artan melatonin uykuyu artırmakta ve aynı zamanda insanlarda iştah artışına da sebep olmaktadır.

    Gün Boyunca Devam Eden Mutsuzluk Sonbahar Depresyonunun Habercisi

    Sabahları uyanmakta güçlük ya da çok erken saatlerde uyanıp tekrar uyuyamama, gün boyunca devam eden mutsuzluk hissi, ilgi kaybı, gündelik aktiviteleri yaparken zorlanma, enerjide düşme, geçmeyen yorgunluk hissi, konsantrasyonda bozulma, bellek zorlukları yaşamaya başlama, iştahta artma ya da çok azalma, cinsel isteğin kaybı ile değersizlik ve yetersizlik duygularının artması gibi belirtiler Sonbahar Depresyonunun habercisi olabilir.

    En Çok Kadınlar Etkileniyor

    Mevsimsel değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan tablo tıpkı depresyon hastalarınkine benzer. Sabahları uyanmakta güçlük ya da çok erken saatlerde uyanıp tekrar uyuyamama, gün boyunca devam eden mutsuzluk hissi, ilgi kaybı, gündelik aktiviteleri yaparken zorlanma, enerjide düşme, geçmeyen yorgunluk hissi, konsantrasyonda bozulma, bellek zorlukları yaşamaya başlama, iştahta artma ya da çok azalma, cinsel isteğin kaybı ile değersizlik ve yetersizlik duygularının artması gibi belirtiler sonbahar depresyonunun habercisi olabilir. Mevsimsel değişiklerden ruhsal olarak en çok kadınlar etkilenmektedir. Bunun sebebi; kadınların serotonin (mutluluk) hormonu duyarlılıklarının daha yüksek olduğudur. Yaygın olarak sonbaharda başlayıp, kış bitimine kadar devam eden bu belirtiler kişilerde ciddi düzeyde işlev kaybına ve hayat memnuniyetinde azalmaya yol açmaktadır.

    SONBAHAR DEPRESYONUNDAN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER

    • Sabah Doğan Akşam Batan Güneşi Seyredin
    • Mevsimselliğe bağlı gelişen depresyona yatkın kişiler sıklıkla, gerek suni bir ışık kaynağının altında ya da güneşli iklimi olan bir yere seyahat ettiklerinde kendilerini çok daha iyi hissettiklerini belirtirler. Bu nedenle, özellikle sonbahar mevsimlerinde imkânınız olduğu sürece sabah doğan ve akşam batan güneşi seyretmeniz ruhunuza iyi gelecektir.

    Açık Alanda Yürüyüş Yapın

    Havanın soğuk olmasına aldırmadan güneş gördüğünüzde mutlaka sporunuzu açık alanda yapmaya gayret etmek ya da düzenli spor yapmıyor olsanız bile güneşli günlerde açık havada hafif tempolu yürüyüşler yapmak gün ışığından fazla faydalanmanızı sağlayacaktır.

    Uyku Ritminizi Ayarlayın

    Gün ışığından fazla faydalanabilmenin bir diğer yolu da, güneş olsun ya da olmasın erken kalkıp erken yatarak uyku ritminizi aydınlıktan daha fazla yararlanacak şekilde oluşturmaktır.

    Eve Kapanmayın

    Eve kapanmak, pasif olmak insanların enerjisini artıran değil azaltan bir faktördür. Bu nedenle aktif olmaya özen gösterin. Gün içinde yapılacak hiç bir işiniz yoksa bile dışarıda vakit geçireceğiniz aktiviteler planlamak önemlidir.

    Sağlıklı Beslenmeye Özen Gösterin

    Hazmı kolay düşük kalorili yiyecekler iyi hissetmemizi sağlar. Bu nedenle iştahınız ne kadar artarsa artsın yiyecek seçimlerinize özen göstermeye çalışın.

    Pozitif Ruh Halinin Devamı İçin Sevdiğiniz Şeyleri Yapın

    Aile, sevilen arkadaşlar, sevilen mekanlar ve hobiler pozitif ruh halinin devamının en önemli ayaklarıdır. Depresif hissetmenin doğal sonucu olan sosyal izolasyonla mücadelede ve hareket döngüsünü devam ettirmede koruyucu faktörlerdir. Bu nedenle isteksizlik yaşıyor bile olsanız sevdiğiniz insanlarla bir arada, özellikle dışarıda vakit geçirmek iyi gelecektir.

    Tüm Bunlara Rağmen Depresyondan Çıkamıyorsanız Uzman Desteği Alın

    Tüm bu önerilere rağmen geçmeyen ve daha da ağırlaşan depresif duygulanım hali söz konusu olduğunda vakit kaybetmeden bir uzmandan yardım almak en doğrusudur. Özellikle geçmişte depresyon tedavisi gördüyseniz, hali hazırda tekrarlayan depresif nöbetleriniz ya da tanısı konmuş bir psikiyatrik rahatsızlığınız varsa mutlaka uzman kontrolünde kalmalısınız.

  • Çocuk ve uyku

    Uyku Neden Önemlidir?

    Bebeklerin uykuda büyüdüğü söylenir. Gerçekten de kaliteli bir gece uykusu, bebeğin sağlıklı gelişimde çok etkilidir. Kaliteli uyku uzun ve rahat uykudur.

    Bebekler Niçin Uykudan Uyanır?

    En çok rastlanan neden acıkmadır. Bu nedenle bebeklere gece uykusundan önce onları hem tok tutacak hem de besin değeri yüksek gıdalar verilmelidir.Geleneksel gece maması olarak verilen pirinç unu veya nişastalı mamalar besinsel açıdan yetersizdir, bebeğin gelişiminde sorunlara yol açabilir. Su veya inek sütü ile hazırlanan pirinç unu muhallebisi, bebeğinizi tok tutar fakat sağlıklı beslenmesi için gereken protein, mineral, vitamin gibi besin öğelerinin içermez. Bu şekilde beslenen bebeklerde yetersiz beslenme ve kof şişmanlık problemleri ortaya çıkabilir.

    Mışıl Mışıl Bir Uyku İçin:

    – Beslenme: Yatmadan önce bebeği tok tutacak, aynı zamanda sindirimi kolay ve tam besleyici gıdalar vermelisiniz.

    – Temizlik: Altının temiz olduğundan emin olmalısınız.

    – Isı: Bir örtü battaniye ile onu sıcak tutmalısınız. Aşırı örterek terlemesine de yol açmamalısınız.

    – Aydınlatma: Geceleri yanına gittiğinizde odasınız ışığını açmadan, gerekirse bir gece lambası ile aydınlatma sağlayabilirsiniz

  • Uyku Sorunu

    Uyku Sorunu

    Uyku Sorunu

    Günümüz insanlığının en büyük sorunlarından biriside uyku problemidir. Uyku en önemli ihtiyaçlarımızdandır. Güzel bir uyku çekmek herkesin hayali ve arzusudur. Ancak hayat şartlarımız ve alışkanlıklarımız bizi bu durumdan alı koymaktadır. Kimine göre psikolojik kimine göre alışkanlık olan uyuyamama sorunu tıp biliminde uyku sorunu (insomnia) olarak adlandırılmaktadır.

    Uyku Sorunu Belirtileri Nelerdir?

    Gece boyunca uykuyu sürdürmekte zorlanıyorsanız. Uykuya hiç dalamıyorsanız. Beklediğinizden veya tahmin ettiğiniz süreden daha erken uyanıyorsanız. Gün boyu sürekli kendinizi yorgun hissediyorsanız,başkalarına huzursuzluk veriyorsanız sizde de uyku sorunu olabilir. Yatağa yattıktan sonra ortalama bir insan için uyku süresi 15 dakika civarıdır.

    Uyku Sorununa Sebepleri Nelerdir?

    Uyku sorununa birçok sebebi olabilir. Bunların başında alkol, nikotin, kafein ve bu tarz maddeler, İlaç kullanımları, normal uyku düzeni için olan biyolojik saatin aşılması, psikolojik rahatsızlıklar, aşırı stresse bağlı durumları örnek verebiliriz.

    Uyku Sorununu Çözme Yolları Nelerdir?

    Öncelikle uyku sorunu daha ciddi hastalıkların belirtisi habercisi olabilir. Sıkıntılarınızdan veya bu soruna sebep verdiğini düşündüğünüz nedenleri çözmediyseniz doktorunuza başvurun.Dışarıda reçetesiz ve doktor tavsiyesi olmadan, danışılmadan önerilen ilaçları almayın.Uyku sorununu belli başlı çözme yolları ise; uyuduğunuz ortamlarda loş ışık kullanmaya özen gösterin, gün içinde bir saatten az uyumaya dikkat edin, spor yaparak vücudunuzu dinç tutun aşırı kilo alımı ve yağlanmanın da önüne geçmiş olursunuz, yatağa yattığınız zamanlarda kötü düşüncelerden uzak durun, yattığınız odada ses yalıtımı kullanabilirsiniz, uzun süre boyunca aynı yastıkları kullanmayın ortalama iki senede bir yastıklarınızı değiştirin, uykunuz gelemden uyumaya çalışmayın, yatak odası veya uyuyacağınız odalarda sizi dinlendirecek rahatlatacak renkler kullanın, bitkisel çayları denebilirsiz, saat kaçta yatarsanız yatın her sabah aynı saatte kalkmaya özen gösterin, yatmadan önce ılık bir duş alabilirsiniz, geceleri uykunuz kaçıp uyandığınızda bir bardak su içip tekrar uyumayı deneyin, alkol, nikotin benzeri maddeleri az tüketin, yattığınız odanızın ısısının ılık olmasına dikkat edin, yattığınız yastık ve yatağın boyun ve vücut yapısına göre olmasına özen gösterin sizi rahatsız eden alıştığınız yastık ve yatakta yatmakta ısrarcı olmayın.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

     

  • Çocuk eeg’si

    EEG; Elektro -Ensefalo -Grafi kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Beyin elektrosu anlamına gelir.
    Beyin elektrosu, beynin yüzeyinde meydana gelen elektrik aktivitesini kaydetmek için kullanılır. Normalde beynimizde de, tıpkı kalbimizde olduğu gibi bir ritmik çalışma düzeni vardır. Bu gözle görülmeyen ritmik elektriksel aktivite bu amaçla özel olarak geliştirilmiş olan EEG adlı alet ile ölçülebilir.
    EEG, epilepsi hastalığının teşhisi ve tedavisinin takibinde, ilaçların etkinliğinin anlaşılmasında altın standart ta kabul edilen bir incelemedir.
    EEG, saçlı deriye yüzeyel elektrod adı verdiğimiz, EEG aletine ince kablolarla bağlanılan çeşitli minik algılayıcı uçların geçici olarak yerleştirilmesi sureti ile beyin aktivitesinin kaydedilmesi şeklinde uygulanır. Normal bir EEG tetkiki, ergen ve erişkinlerde uyanık halde yaklaşık 30 dk. Sürer. EEG çekimi, bu konuda özel yetiştirilmiş EEG teknisyeni veya bazen bizzat doktorun kendisi tarafından uygulanır. Uygulama esnasında hastaya teknisyen tarafından sesli komutlar verilip göz açma kapaması, bir süre derin nefes alması söylenebilir.
    Çocukluk döneminde EEG: Çocukluk dönemi epilepsilerinin teşhis ve tedavi takiplerinde EEG incelemesi en önemli ve hassas konudur.
    Bebekler ve küçük çocuklarda bu tetkik, çocuğun tetkik süresince hareket ediyor olması nedeni ile mecburen doğal veya bazı EEG’yi etkilemeyen ilaçlarla kolaylaştırılmış uyku halinde yapılır. Genellikle 6 yaşından büyük çocuklarda rutin EEG çekimi uyanık yapılıp özel durumlarda ve gerekirse kısa veya uzun süreli uyku EEG’leri çekilir. Uyku sağlamak için genellikle çocuk bir müddet uykusuz bırakıldıktan sonra laboratuvar ortamında uyuması sağlanır. Bu amaçla bazen bitkisel içerikli uykuyu kolaylaştırıcı şurup formunda ilaçlar doktorunun bilgisi ve talimatı doğrultusunda kullanılabilir.
    Kısa süreli uyku EEG’si genellikle 60 dk. sürer, bu süre uykuda meydana gelen fizyolojik değişiklikleri kaydetmek için genellikle yeterlidir. Daha uzun süreli uyku EEG’leri de özel durumlar için gerekebilir. Bazı durumlarda EEG ile birlikte eşzamanlı video çekimi de yapılarak olası nöbet- beyin dalgaları ilişkisi değerlendirilir.
    Özellikle çocuk EEG’sinin, nöroloji / çocuk nörolojisi alanında uzman ve EEG konusunda deneyimli birisi tarafından değerlendirilmesi gerekir.

  • Uyku problemleri

    Uyku problemleri

    Uyku zihinsel ve fiziksel yenilenme için son derece gereklidir. İnsan vücudu ortalama 6-8 saat kadar gece uykusuna ihtiyaç duyar. Bu karşılanamadığında ya da bu süre kalitesiz olarak geçirildiğinde uykusuzluğa bağlı fiziksel ya da sosyal problemler yaşarız. Hepimiz dönem dönem uykuyla alakalı sorunlar yaşıyoruzdur. Ancak bu sorunlar kalıcı hale geldiyse, 1 aydan uzun bir süredir sıklıkla devam ediyorsa o zaman uyku problemi yaşadığımızdan bahsedebiliriz. 
    Bilinen yaklaşık 80 tane uyku problemi vardır. Bunların çoğu kolaylıkla düzeltilebilecekken bazıları için fiziksel ve zihinsel tedaviler gerekmetedir. 

    Uyku problemlerinin büyük bir kısmının kaynağında stres ve yaşam tarzındaki bir takım yanlışlıklar yatmaktadır. Hayatınızda yapacağınız ufak tefek değişiklikler yaşadığınız uyku problemlerine çözüm olabilir.

    Uykusuzluğa ya da kalitesiz uyku uyumaya sebep olan başlıca sebepler şunlardır;

    Uykusuzluk eğilimi

    Kimi insanlar stresli durumlara karşı mide ya da baş ağrısı ile tepki verirken kimi insanlar ise stresli durumlarda uykusuzluk geliştirmeye daha yatkındır.

    Kalıcı Stres

    İş, okul ya da sosyal yaşantıda çözümsüz ya da çözümü uzun vadede olacak bir problem yaşıyorsanız bunun uyku düzeninizi direkt olarak etkilemesi çok olasıdır. 

    Yeme içme alışkanlıkları

    Alkol, kafeinli içecekler, nikotin ve bazı tedavi amaçlı kullanılan ilaçlar (zaman zaman uyku hapları dahi) uykusuzluğa neden olmaktadır ya da uyku kalitesini etkilemektedir. 

    Hareketsizlik

    Gün içerisinde mesleği gereği çok fazla hareketsiz kalan kişiler geceleri uykuya dalmakta da sıkıntılar yaşarlar. Gün içerisinde kişinin yaşına, kilosuna, yaşam standartlarına uygun spor yapması geceleri uykusunu daha kaliteli almasına yardımcı olacaktır. Ancak yatma saatiniz ile spor saatiniz arasında en az 2 saatlik boşluk bırakmayı ihmal etmeyin. Aksi takdirde tersi bir durum yaşamanız da söz konusu olabilir.

    Çevresel Faktörler

    Yatak odanızın ses, ve ışık konusunda yeterli yalıtımı yoksa bu sizin uykuya dalmanızı ve kaliteli bir uyku geçirmenizi engelleyecektir. Aynı zamanda yatak odanızın çok soğuk ya da çok sıcak olması da uykuya dalmanızı güçleştirecektir.

    Fiziksel rahatsızlıklar

    Yaşadığınız fiziksel bir rahatsızlık uykunuzu etkiliyor olabilir. Bu konuda doktorunuzdan bilgi almanız faydalı olacaktır.

    Uyku hapları uyku problemlerini tedavi etmekten ziyade anlık çözümler için kullanılmalıdır. Eğer uykunuzun kalitesini etkileyen faktör gelip geçici ise bu dönemi rahat geçirebilmeniz adına kullanmanız yararlı olacaktır. Örnek vermek gerekirse, uzun bir seyahat sonrası jet lag yaşıyorsanız, vardiyalı çalışıyor ve bu vardiyalar arasında bazı geceler uykuya dalmakta sorun yaşıyorsanız, gelip geçici bir stres kaynağı bulunuyorsa (önemli bir iş toplantısı ya da okulda sınav dönemi) uyku hapları bu konuda size yardımcı olacaktır.

    Uyku hapları muhakkak doktor kontrolünde alınmalıdır. Uykusuzluğunuzun altında yatan önemli bir fiziksel rahatsızlığınız varsa uyku hapları bunu maskeleyebilir ve çok daha ciddi sıkıntılar gözden kaçabilir. 

    Uyku ilaçlarının etkisinin üst seviyede yaşanması için haftada üçten fazla kullanmamak gerekmektedir. Sık kullanıldığı vakit vücut uyku hapına bağışıklık kazanacaktır ve etkisini daha az yaşamanıza neden olacaktır. Aynı zamanda uyku ilacına bağımlı hale gelmek de ilaç almadığınız zamanlar uyumanızı çok güçleştirecektir.

    Uyku ilaçlarına gerek duymaksızın hayatınızda yapacağınız ufak değişiklikler de uyku düzeni konusunda size yardımcı olacaktır.

    Öncelikle yatak odanızın sadece uyumak ve cinsel aktivite için kullanılan bir yer olmasını sağlayın ve gün içerisinde yatak odanızda vakit geçirmeyin. Televizyon, bilgisayar gibi cihazları yatak odanızda bulundurmayın.

    Yatak odanızın yoğun ışık ve sese maruz kalmadığından emin olun. Ses ve ışığın uykuya dalmanızda güçlük yaratmadığını düşünüyorsanız dahi uykunuzun kalitesine direkt olarak etki edeceğini ve ertesi sabah dinlenmemiş olarak uyanma hissine neden olacağını bilin. Eğer ses ve ışık konusunda kalıcı önlemler alamıyorsanız kulak tıkacı, göz maskesi gibi aksesuarlar kullanın. Oda ısınızın uykuya elverişli olmasına özen gösterin. Hafif serin bir oda daha kaliteli bir uyku için gereklidir.

    Yatmadan bir kaç saat öncesinde yağlı, baharatlı yiyeceklerden, kafeinli, alkollü içeceklerden uzak durmaya çalışın, yatmadan önce sigara tüketiminizi en aza indirgeyin, mümkünse yatmadan 3-4 saat öncesinde sigara tüketiminizi bitirin. Ilık süt ya da papatya çayı için. Yine yatmadan bir kaç saat öncesinde spor yapmaktan kaçının. 

    Yatma ve kalkma saatinizi önceden belirleyin ve haftasonları dahi buna uymaya özen gösterin. 
    Telefonda biraz oyun oynamanın uyku getireceği düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Aksine tablet, akıllı telefon, televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazlar zihninizi meşgul eder ve yaydığı ışık sebebiyle beyninizi uyarıp melatonin üretimini durdurabilir ya da yavaşlatabilir bu da yine uykuya dalma sürenize ve uyku kalitenize etki eder. 

    Gün içinde şekerleme yapmamaya çalışın. Eğer yapmak zorundaysanız günde bir defa, bir saatten az ve mümkünse öğlen 3’ten önce olacak şekilde kısıtlayın.
    Yatağa sadece uykunuz geldiğinde girin. 20 dakika içerisinde uyuyamazsanız yataktan çıkın, başka bir odaya geçin, sizi rahatlatacak bir şeylerle uğraşın. Bir kaç sayfa kitap okumak, hafif bir müzik dinlemek faydalı olacaktır. Okuyacağınız kitap, dergi kafanızı çok meşgül edecek, sizi düşünmeye zorlayacak, kafanızı karıştıracak türde olmasın.
    Stres uykuya en çok etki eden faktörlerin başında gelir. Abartılı ve yoğun düşünceler, kaygı, gerçekçi olmayan beklentiler, hayal kırıklıkları, korkular, uykunuzu direkt olarak etkilemektedir. Bu tip durumlarda kişinin kendine telkinde bulunması, düşünce yapısında değişikliğe gitmesi, kafasını kurcalayan şeylerle ertesi gün ilgilenebileceğini kabullenmesi, “yine uyuyamayacağım” ya da “yarınım çok kötü geçecek” gibi negatif düşünceleri zihninden uzaklaştırması faydalı olacaktır.
    İş hayatınızdaki yoğunluk uykularınızı kaçırıyorsa, günlük bir iş planı yapın ve bunu uygulayın. Aklınıza takılan şeyleri ertesi gün incelemek için not alın ve kafanızdan atın.

    Haftalık egzersiz programı oluşturun, buna sadık kalın.
    Yatmadan önce nefes egzersizleri, yoga, meditasyon gibi aktiviteler uykuya dalmanızı kolaylaştıracağı gibi uyku kalitenizi de arttıracaktır. Aynı şekilde ılık bir banyo, mümkün değilse de elimizi yüzümüzü ılık su ile yıkamak gevşememize faydalı olacaktır.
    Eğer bunları denediğiniz halde çözüme ulaşamıyorsanız bir uzmana danışmanız faydalı olacaktır. Altında yatan fiziksel ya da zihinsel problemlerin çözümü konusunda destek almak sorununu çözecektir. 

    Uyku probleminizin altında fiziksel bir rahatsızlık yatıyor olabilir. Bunun keşfi ve gerekli tedavilerin sağlanması için doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. 
    Kaygı, stres gibi zihinsel sorunlar yaşıyor ve tek başınıza başa çıkamıyorsanız da psikolog yardımı almanız bu süreçte size yardımcı olacaktır. Stresle başa çıkabilmeyi öğrenmek, negatif düşünce yapısını değiştirmek, olumlu yaklaşımlar benimseyebilmek adına bilişsel terapiler çok faydalı olmaktadır.

  • Uyusun da büyüsün .. Ama nasıl?

    UYUSUN DA BÜYÜSÜN!

    Bebeklerini büyütürken, aileleri en fazla sıkıntıya sokan konuların başında “düzenli uyku alışkanlığının oturtulamaması” yer alır. Dilimize yerleşen “Bebekler gibi uyumak” deyimine karşın, bebeklerin derin ve kesintisiz bir gece uykusu yaşamaları anne babalar için çoğu zaman hayalden öteye geçmez.

    Saat 22.00’de en derin uykusunda olmalı!

    Çocukların uykuya olan ihtiyaçları ve uyku süreleri büyüme dönemlerine göre değişir. Yenidoğan, en fazla uyku ihtiyacı olan dönemdir. Yenidoğanın uykusu 18-20 saate kadar ulaşabilir. Büyüdükçe algısı açılan çocuğun, uyku süresi de kısalacaktır. Büyüme hormonu saat 22.00 civarında, derin uykuda iken en yüksek düzeylere ulaşır. Bu nedenle çocuk hangi yaşta olursa olsun, bu saatlerde derin uykuda olmalıdır.

    Çocuklar düzeni sever

    Çocukta düzenli uyku, düzenli beslenmeyle doğrudan ilişkilidir. Günlük düzeninin oluşturulduğu bebeklerin uyku saatleri de öyle olacaktır. Bu düzeni sağlamak ise, anne babaların elindedir. Bebeğin veya küçük yaştaki çocuğun düzene alıştırılma evresinde, ailelerin otoriter ve tutarlı davranmaları bu süreci kolaylaştıracaktır. Sağlıklı bir çocuğun akşamları en geç 20.00 ya da 20.30’da yatakta olması gerekir. Her ne kadar aileler, çocuğun uykusu geldiğinde kendiliğinden yatacağını düşünse de, gerçek bunun tam tersini göstermektedir. Uykusu gelen çocuk daha da hareketlenir, bu şekilde kendi uykusunu kaçırır. Bu kısır döngü çocukta huzursuzluğa neden olur. Oysaki belli bir beslenme ve uyku düzenine sahip olan çocuk huzurlu ve mutludur. Bu nedenle, ailelerin kendi özel yaşamlarından fedakârlıklarda bulunup, çocuk için uygun beslenme ve uyku düzenine göre hareket etmeleri doğru olacaktır.

    Kendi kendine uykuya dalmasına izin verin!

    Çocuklar uyurken değil, henüz uyumak üzereyken yatağa yatırılmalıdır. Çocuğu yatağına yatıran anne, çocuğunu kendi haline bırakmalı, kendi kendine uykuya dalmasına izin vermelidir. Yapılan birçok bilimsel çalışma, “çocuğa kendi kendine uyumayı öğretmek” gerektiğini savunur. Öte yandan, uykusu gelen çocuk, tıpkı yetişkinlerin kendileri için sağladıkları koşullar gibi (Işığı kapamak, yatağa yatmak, yorganı örtmek) uyumak için belli şartların sağlanmasına ihtiyaç duyar. Eğer çocuk sallanarak, emzirilerek, biberonla mama verilerek uyumaya alıştırılırsa, gece uykusu bölündüğünde, yeniden aynı koşulların sağlanmasını istemesi doğaldır. Ancak, kendi halinde yatağında uyumaya alıştırılan çocuk, gece uyandığında, her hangi bir müdahale olmaksızın, kendi kendine yeniden uykuya dalabilecektir. Dolayısıyla, eğer çocuğun bir sağlık sorunu yok ise, yatağına yatırıldığında ağlasa bile kucağa alınmamalı veya sakinleştirilip yeniden uyuması için yatağa bırakılmalıdır.

    Uyku rutini çok önemli

    Çocuk ilk aylardan itibaren, kendisine uykuyu anımsatacak belli ritüellerin uygulanmasına alıştırılmalıdır (sıcak bir banyo, pijamalarının giydirilmesi, sadece yatakta duran bir oyuncağının kucağına verilmesi, loş ışıkta aynı ninninin söylenmesi). Her akşam bu ritüelin tekrarlanması çocuğun vücuduna uyku saatinin geldiğini anlatır.

    Uykuya 1 saat kala beslenme kesilmeli

    Özellikle mama ile beslenen bebeklerde, yaklaşık 10. aydan sonra gece beslenmesi önerilmemektedir. Anne sütü ile beslenen bebekler, gece aşırı olmamak şartıyla beslenebilir. Aksi halde, gece beslenmeleri, çocuklarda sık uyanmanın ötesinde, reflü, üst solunum yolları veya orta kulak enfeksiyonları gibi sorunlara neden olmakta ve sabah kahvaltılarında iştahı azaltmaktadır. 1 yaşını geçen çocuklarda, uyku saatine 1 saat kala, beslenme kesilmelidir. Verilecek bu son öğün için ise tahıllı mamaların tercih edilmesi çocuğun gece boyu tok kalmasını sağlayacak,sindirim sisteminin çalışmasını kolaylaştıracak ve rahat bir uyku için metabolizmasına yardımcı olacaktır.

    Her şeye rağmen uyumuyorsa…

    Sağlıklı bebekler ve çocuklarda, uyku düzenini sağlamak ailenin elindedir. Aile, çocuğa düzenli uyku için düzenli bir hayat imkânı sağlar ve bilinçli uyku alışkanlıkları kazandırırsa, en yaramaz ve söz dinlemeyen çocuk bile bir süre direnip, sonrasında bu düzene alışacaktır. Eğer çocuk her şeye rağmen uyumuyor ve şiddetli şekilde ağlıyorsa, bu durum bir hastalığın belirtisi olabilir. Çocuğun bir sağlık sorunu olup olmadığından emin olmak için uzman yardımı almak faydalı olacaktır.