Etiket: Uyku

  • Uykusuzluk/İmsomnia

    Uykusuzluk/İmsomnia

    Güzel ve deliksiz bir gece uykusundan daha dinlendirici, iyileştirici ve yatıştırıcı bir şey düşünemiyorum. Uyku esnasında vücut kendini onarırken beynimiz de bir yandan düşünce ve duygularımızı düzenlemekle meşguldür. Maalesef çeşitli sebeplerden dolayı bazılarımız uykunun muhteşem iyileştirici özelliklerinden faydalanamayız. Uykusuzluk yetişkin popülasyonun üçte birini etkileyen, ciddi ruhsal ve fiziksel sağlık problemlerine neden olan yaygın bir rahatsızlıktır. Uykusuzluk deyince aklımıza genellikle hiç uyuyamamak gelir. Fakat uykuya dalamama, normalden erken uyanma ve bölünen uyku da insomnia kategorisine girmektedir.

    Nedenleri
    Anksiyete bozuklukları, madde bağımlılıkları, depresyon ve kronik stres uykusuzluğun ruhsal sebeplerinden bir kaçıdır. Fiziksel ağrılar, uyku apnesi, sinir sistemindeki bozukluklar, hormonel bozukluklar ve vücut saatindeki değişiklikler de uykusuzluğun bilinen bazı fiziksel sebepleridir. Bazı ilaçların yan etkileri de uyku düzenimizi olumsuz etkilemektedir. Uzun saat farkları olan kıtalararası seyahatlerde de vücut saatimiz değişir ve kişiler uyku problemleri yaşarlar. Fakat bu durumlarda uykusuzluk geçicidir ve zamanla kişilerin uykuları düzene girer. Kalp rahatsızlıkları, şeker hastalığı, kronik ağrılar ve solunum yolu problemleri gündüzleri aşırı uyku hali, geceleri ise uykusuzluğa sebep olur. Uykusuzluk genç ve sağlıklı bireylere oranla yaşlıları ve hastaları daha fazla etkilemektedir. Bunun sebepleri ise depresif ruh hali, kronik anksiyete, Alzheimer hastalığı ya da sinir dokusunun bozulumu ile ilgili rahatsızlıklar olarak sıralanabilir. Yaşlılarda uykusuzluk zamanla hafıza ve beyin fonksiyonlarında gerilemelere sebep olur. Alkol, sigara ve diğer bağımlılık yapan maddeler de uykusuzluğa sebep olmaktadır.

    Ne Yapmalı?
    1.Uyuyamıyorsanız kendinizi yatağa mahkum etmeyin. Yatakta öylece yatıp uyumak için kendinizi zorlamak sizi daha da strese sokar. Kalkıp uykunuz gelene kadar yorucu olmayan bir aktivite ile ilgilenmeniz (örneğin kitap okumak) ve sonra tekrar uyumayı denemeniz gerekir. 
    2.Her gün aynı saatte kalkın. Hafta sonları da dahil. Böylece içsel saatinizin düzene girmesine yardımcı olursunuz.
    3.Alkol, nikotin ve diğer uyarıcı maddelerden uzak durunuz. Özellikle yatma saatinize yakın bu maddeleri tüketmeyin.
    4.Kestirmeleri azaltın. Gün içerisinde kestirme yapmak uykusuz geçen bir geceden sonra çok cazip gelse de gece uykusunun kalitesini ve süresini kısaltmaktadır. 
    5.    Yatak sadece uyumak içindir. Yatakta uzun telefon görüşmeleri yapmak, günü planlamak, televizyon seyretmek, ders çalışmak yatakta uyarıcı etkiye sebep olur ve uykuya dalmanızı geciktirir.
    6.    Yatmadan hemen önce yiyecek ve içecek tüketmeyin. Sindirim sisteminizi harekete geçiren bu davranışlar uykunuzu kaçırabilir. 
    7.    Yatak odanızın rahat olmasını sağlayın. Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlar uyku kalitesini olumsuz etkiler. Karanlık ve sessiz bir ortam uyku için idealdir. 
    8.    Yatmadan önce bütün kaygılarınızdan uzaklaşın. Bir sonraki gün için yapacaklarınızı gün içerisinde planlamanız kafanız rahat bir şekilde uykuya dalmanızı sağlar. Sizi düşündüren ya da kaygılandıran durumlar varsa bunları yatmadan önce çözmenizde fayda var.
    9.    Stresinizi azaltın. Yatmadan önce yapacağınız rahatlatıcı nefes ve kas egzersizleri, imajeri, meditasyon ve biyolojik geribildirim gibi teknikler stresi azaltır.
    10.    Uzman bir psikologla görüşüp uykusuzluğunuzun psikolojik sebepleri tespit edilip çözümlenmelidir. 

  • Karne Heyecanı

    Karne Heyecanı

    “Değerli olduğunu hissettirin”

    Karne sadece çocuğun aldığı bir başarı belgesi değil, çocuğun tüm sürecinin bir yansımasıdır. Ailenin de bunda katkısı büyüktür. Ancak karneyi ailenin de çocuğun da tek başarı ölçüsü olarak almak yerine, hangi konularda neler yapılması gerektiği yönünde bir rehber olarak kullanmak faydalıdır. Karnedeki durum her ne olursa olsun çocuğunuzun değerli olduğunu hissettirmeniz, yıl boyunca gösterdiği tüm çabayı takdir etmeniz; olumsuz gelen notlar için ise önümüzdeki yıl nelere ihtiyaç olduğunu belirlemeye çalışmanız faydalı olacaktır.

    “Karşılaştırma Yapmayın”

    Çocuğunuzun karnesini olumlu ya da olumsuz yönde arkadaşlarıyla ya da kendi geçmiş başarılarınızla karşılaştırmayın. Unutmayın bazen ne kadar önemsemiyormuş gibi görünse de her çocuk bir şekilde bu yargılama sürecinden olumsuz etkilenmektedir.

    “Tatili iyi değerlendirin”

    Karne hediyesi olarak vereceğiniz sözler için ölçülü olmaya özen gösteriniz. Tutamayacağınız ya da bütçenizi, durumunuzu zorlayacak vaatlerde bulunmayınız. Tatili hem çocuğunuzun belli bir yaşam düzenini koruduğu, hem dinlenebildiği, hem de ailece keyifli vakit geçirme fırsatı da bulabileceği şekilde planlamaya çalışınız.

    Lisan Yerleştirme Sınavı Öncesi 

    Beslenme

    İyi beslenme, sınav günü beslenme ile ilgili uyarıları dikkate almak önemli. Genel alışkanlığınızı son günde çok değiştirmemek de önemli

    Uyku 

    Sınava giriş saatlerinize uygun uyku ritmi oluşturmak, uyku hijyenine dikkat etmek, sınav gecesi uyumadan önce kendinizi rahatlatacak uğraşılarla rahat bir uykuya geçiş yapmak önemli. Sizi daha çok gerdiğini düşündüğünüz ortamlarda ve faaliyetlerden uzak durmaya çalışın. Bugüne kadarki hazırlığınıza güvenin.

    Aile 

    Aile ilgisiz ve duyarsız kalmamakla birlikte, gerçekten rahat olduğunu hissettirebilirse, sınava giren öğrenci de daha rahat olacaktır. Anne ve babalar sınava çocuğun gireceğini unutmamalı, gerginlikten uzak durmaya çalışmalıdır. Destek için arayan yakınlarla çocuklar görüşmek istemiyorsa bu konuda anlayışlı olunmalıdır. 

    Son hazırlıklar

    Gerekli evraklar, sınav yerine ulaşım vb önceden tamamlamış olun. Son dakika stresi yaşamamak için bir gün önceden hazırlıklarınızı tamamlayın. Bir gün öncesinde kendinizi aşırı fiziksel yorgunluğa sokmayacak keyifli faaliyetlere ayırmaya çalışın. Uyku ve beslenme düzeninizi bozmayın. Bugüne kadar elinizden geleni yaptığınızı unutmayın.

    Başarılar ve sevgiler…

  • Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Okulların açılma süreci pek çok çocuk için kaygıya sebep olabilir. Belli bir düzen ve kuralın var olduğu okul dönemi, yaz tatilinin rahatlığına alışan çocuklar için zorlayıcı gelebilir. Ayrıca okula yeni başlayacak çocuklarda ayrılma kaygısı çok sık görülür. Kendi konfor alanının dışında, bakım veren kişilerden uzakta farklı bir ortamda, farklı insanlarla olma hissi çocuğu belirsizliğe, bu belirsizlik hissi de kaygıya sürükler. Her çocuk için bu kaygının dışa vurumu farklı seyredebilir. Örneğin bazıları öfkeyle yansıtırken, bazıları ağlayabilir, bazı çocuklar ise karın ağrısı, baş ağrısı gibi fizyolojik tepkiler gösterebilir. Okula uyum sürecindeki kaygıyı hafifletmek için ebeveynlerin yapabileceği birtakım şeyler vardır.

    Öncelikle ebeveynlerin kendi kaygılarıyla başa çıkması bu süreç için oldukça önemlidir. Özellikle çocukları okula yeni başlayacak ebeveynlerin sık sık çocuklarından ayrılma konusunda problem yaşadıkları görülür. Ayrılma kaygısı yaşayan anne ve babalar bunu çocuklarına yansıttıklarında çocuğun stresi artar. Bu sebeple anne ve baba tutumu çok önemlidir.

    Çocukla iletişim halinde olmak bir başka önem teşkil eden konu.Anne ve babanın çocukla etkili iletişim kurması, onun nelerden korkup kaygılandığını anlamak için çok önemlidir. Ayrıca çocuğun okulda yaşadığı geçmiş deneyimleri hakkında konuşmasının dikkatle dinlenmesi, çocuğun kendini önemli ve okul konusunda işe yarıyor hissetmesi için etkili bir adım olacaktır. Böylece daha önce okulda yaşadığı güzel bir olay ebeveynler tarafından paylaşılıp desteklenebilir ya da ebeveynler,çocuğun kendini huzursuz hissettiği konulara kolayca müdahale edebilir.

    Bakım veren kişilerin destekleyici ve pozitif olması çocuğun kaygısı üzerinde büyük bir rol oynar. Ebeveynlerin çocuğun başarılarını desteklemesi çocuğun özgüvenini arttırır. Ayrıca okul konusunda çocuğun hoşuna gidecek olumlu şeyleri çocuğa hatırlatmak kaygıyı azaltmada etkili rol oynayacaktır. Örneğin, “en yakın arkadaşınla özlem gidereceksin, onu uzun zaman sonra tekrar göreceksin” gibi.

    Çocukla birlikte okul öncesi ihtiyaç listesi çıkarmak ve alışverişeçıkmak okula hazırlık sürecini çocukla birlikte yönetmek ve çocuğun okula hazırlanmasını sağlamak açısından önemlidir.

    Diğer önemli noktalardan biri ise uyku düzeni kontrolünü sağlamak.Öğrenci için tatil dönemi, okul süreci kadar belli bir düzen içinde geçmeyebilir. Özellikle uyku düzeni tatil sürecinde çok fazla etkilenir. Okula başlama aşamasında çocuklar uyku konusunda problem yaşayabilir. Uykusuzluk kaygıyı arttırabilir. Dolayısıyla tatil sürecinin sonuna yaklaşırken okul rutinine uygun olarak uyku düzeni oluşturmak öğrencilerin okula dönüş adaptasyonunu hızlandıracaktır.

    Çocuk günün büyük bir kısmını okulda geçirir. Özellikle ilk hafta çocuk için oldukça yorucu geçebilir. Çocuğun okul sonrası yorgunluğunun dinmesi ve enerjisini toplaması için ona zaman tanımak gerekir. Bu sürede ebeveynler çocuklarıyla ortak keyif aldıkları aktivitelerle zaman geçirebilir. Yalnızca kısa bir sohbet içinde bulunmak bile çocuğu rahatlatmaya yeterli olabilir.

    Öğretmenle iletişim halinde olmak çocuğun okul sürecini sağlıklı yönetebilmek için diğer bir etkili yoldur.Çocuğun nelerden hoşlandığını, nelerden rahatsızlık duyduğunu en iyi ebeveynleri gözlemleyebilir. Okul kaygısını azaltmak ve okula uyumu desteklemek için öğretmen ve velinin iletişim halinde olması gerekmektedir. Böylelikle sınıf ortamında çocuğun kaygısı aza indirilebilir.

  • Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Çocuklarda Okul Dönemi Uyku Düzenlemesi

    Okul döneminin başlamasıyla birlikte ailelerin en çok zorlandığı konuların başında çocuklarıyla yaşadıkları uyku sorunu ve uyuma savaşları gelmektedir. Yapılan araştırmalar rutin uyuma saatleri olan öğrencilerin, düzensiz uyku uyuyan öğrencilere göre daha başarılı olduklarını ortaya koymaktadır. Önemli bir hususta az veya çok uyumak değil yeterli ve kaliteli bir uyku olmalıdır. Öğrenci yeterli uykuyu uyumadığında odaklanamama, dikkat eksikliği, okul içerisinde akranları ve öğretmenleriyle uyum sorunları yaşayabilmektedir.

    Çocukta uyku sorunu nasıl anlaşılır, belirtiler nelerdir?

    • Sabahları uyanmada zorluk ve sürekli hadiletme şikayetleri

    • Okula gitmek üzere bindiği araçta hemen uyuya kalma

    • Okulda veya eve geldiğinde asabi olma veya yorgun gözükme

    • Gece uyku saatlerinin çok sık değişiklik göstermesini sıralayabiliriz.

    Son dönemde çocukların uyku sürelerini olumsuz etkileyen materyallerin başında tablet ve telefon kullanımı gelmektedir. Cep telefonları ve bilgisayarlar, beyaz parlak ışık nedeniyle, uyku ritmimizin bozulmasına neden olmaktadır. Çocuk sanal ortamda geçirilen zamanın çoğu defa farkında olamamaktadır. Bu konudan şikayetçi olan aile çocukla çatışmaya girebilmekte ve durumu çözmenin dışında ilişki olarak yıpranabilmektedir. Yaz döneminde teknolojik aletlerin kullanımı hemen hemen sınırsız olan öğrenci okulların açılmasıyla beraber bocalamakta ve bu süreyi tekrar elde etme eğiliminde olabilmektedir.

    Aile sınırını doğru çizmeli kararı yalnızca kendi başına vermemelidir, çocuğunda bu karar konusunda ikna olması önemli bir husustur. Çocuk ikna olmaz ve siz bunu çocuğun önüne kural olarak koyarsanız bunu uygulama konusunda evde yine ciddi çatışmalar yaşanabilecektir. Bu bakımdan çocuğun ihtiyacı da göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

    Kendini güvende hisseden çocuk işbirliği konusunda her zaman daha uyumlu olan çocuktur. Çocuğunuz uyku sorunu yaşıyorsa onu yatağa götürmekte zorlamak yerine güvende hissetirmesini sağlamak doğru bir adım olacaktır. Uyku hazırlığı süreci, uyku sorunu yaşayan çocuklarda faydalı olabilmektedir. Çocuk pijamalarını giyip, dişlerini fırçalamak için hazırlık yapılmanın aynı zamanda uykuya hazırlanmanın bir parçası olarak algılaması sağlanabilir.Sağlıklı bir birey olmanın koşullarından başında uyku gelmektedir. Gelişim döneminin en kritik olduğu zamanların başında da çocukluk dönemi geldiğinden ‘yeterli uyku uyuma’ üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir.

    Amerikan Uyku Akademisi çocukların uyku sorunu konusunda uyuma sürelerini şu şekilde gruplandırmıştır:

    6-13 yaş arasındaki çocukların 9 ile 11 saat arası uyku önerilmektedir. Ergenlik döneminde ise (14-17 yaş) 8 ile 10 saat arasında bir uyku süresi yeterli görülmektedir.

    Sağlıklı uykular dileriz.

  • Alerjik riniti ve uyku bozuklukları

    Alerjik rinit hapşurma burun akıntısı kaşıntısı ve tıkanıklık ile kendini gösterirken aynı zamanda uyku apnesi şikayetleri ile de karşımıza çıkabilir.

    Uyku apnesi kalp krizine veya beyinde inme gibi birçok sağlık sorununa yol açtığı için tanısının konulması çok önemlidir.

    Alerjik rinit ile uyku apne arasındaki ilişki fark edildikten sonra uyku apnenin nedenleri arasında alerjik rinit araştırılması ve tedavisinin yapılmasının gerekli olduğu unutulmamalıdır.

    Alerjik Rinit ile Uykuda Nefes Durması ( uyku apne sendromu) arasında bir ilişki var mı ?

    Alerjik rinit kendini hapşurma ile birlikte burunda akıntı kaşıntı ve tıkanıklık ile gösterir. Özellikle burun tıkanıklığı hastalar için son derece önemli sorunlara yol açabilir. Burun tıkanıklığı bahar aylarında polenlerle birlikte mevsimsel olabileceği gibi ev tozu küfler ve kedi, köpek gibi evcil hayvan alerjileri ile yıl boyu olabilir.

    Uyku apnesi, uyku sırasında horlama ve uykuda solunum durması olarak tanımlanabilir. Birçok nedenle oluşabilir ama bunlar arasında alerjik rinit gözden kaçabilmektedir. Alerjik rinit ile uyku apnesi arasındaki ilişki birçok çalışmada gösterilmiştir.

    Alerjik rinitli hastalarda uyku apnesine nasıl oluşur ?

    Bahar aylarının gelmesi ile birlikte alerjik rinit şikayetleri ortaya çıkar ayrıca bu hastalarda uykuda horlama ve nefes durması gibi uyku bozuklukları da görülür.

    Genel olarak, alerjik şikayetleri olan kişilerin uyku düzeninde bir bozukluk meydana gelir. Mantık şöyledir: Alerjenler alerjik kişilerde burun tıkanıklığı yaratırlar. Burun tıkanıklığına ağızda kurumaya veya solunum yolunuzda daralmaya yol açar. Bu durum çocuklarda daha sık gördüğümüz şekilde geniz eti büyümesiyle ve yetişkinlerde üst hava yollarında daralma ile kendini gösterir. Tüm bunlara bağlı olarak geceleri nefes durması “apneler” görülebilir. Geceleyin nefes durması şeklinde görülen obstrüktif uyku apnesini (OSA) uyku düzenini bozar. Bu nedenle devam eden alerjik reaksiyonlar uykunuzu engelliyorsa, alerjiye bağlı uykuda nefes durması (uyku apne sendromu) aklımıza gelmelidir.

    Mevsimsel veya yıl boyu devam eden alerjik hastalıkların astım gibi ciddi sorunlara yol açtığı bilinmesine rağmen alerjik rinit düzgün bir şekilde tedavi edilmediğinde, uyku bozukluklarına da neden olabilir.

    Alerjik rinite bağlı uyku apne belirtisi nedir ?

    Uyku apnesi birçok nedenle oluşabilir. Alerjik rinite bağlı oluşan uyku apnesinde alerjik şikayetler yani burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık geniz akıntısı hapşurma gözlerde kaşıntı şikayetleri görülebilir. Ayrıca alerjik astım geliştiyse nefes darlığı öksürük hırıltılı solunum görülebilir. Bunun dışında uyku apnesinde görülen en önemli belirti uykuda solunumun durmasıdır.

    Uyku apnenin diğer belirtileri:

    Uykuda sırasında huzursuzluk, Horlama, Sık sık idrara kalkma, Terleme, Ağız kuruluğu, Reflü sayılabilir.

    Geceleri yeterli uykusunu alamayan hastalarda buna bağlı olarak baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu görülür uzun süre devam ettiğinde depresyon, sabah dinç ve aktif uyanamama ve aşırı derecede uykulu olmak ve yorgunluk hali uyku apnesinde görülen gündüz belirtileridir.

    Alerjik rinite bağlı uyku apnesi tanısı nasıl konulur ?

    Uyku apnesinin tanısını koymak için Uyku apnesi testi yapılması gereklidir. Polisomnografi denilen uyku apnesi testi için tüm gece boyunca özel oluşturulan bir hastane odasında beyin aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği bir ortam oluşturulur.

    Alerjik şikayetlerine yol açan alerjenlerin tespit etmek için alerji hekimleri tarafından alerji test yapılması gereklidir. Alerji tanısı koymak için en kullanılan testler deri prick testleridir. Bunun dışında alerji tanısını koymak için kandan yapılan alerji tarama testlerinden de faydalanılabilir.

    Alerjik rinite bağlı uyku apne tedavisi nasıl yapılır ?

    Yanlış teşhis ve tedavi edilmemiş alerji rinit ve astım semptomları, yaşamı tehdit eden kalp rahatsızlığına ilerleyebilen uyku apneye neden olabilir.

    Yapılan çalışmalar Uykuda nefes durmasının kalp krizi riskini artırdığını konjestif kalp yetmezliği, ve beyinde inme gibi önemli kalp damar problemlerine yol açabileceğini göstermiştir. Vücudun oksijenlenmesinde zorlanmaya yol açan tıkanıklık veya hırıltılı solunum nedeniyle kalpte zorlanma riski artar ve buna bağlı olarak kalp krizini tetikleyebilir.

    Uyku apnesi tedavisinde ilk yapılması gereken nedenlerin ortadan kaldırılması gereklidir. Üst solunum yollarındaki anatomik darlıklara bağlı geliştiyse hastanın Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

    İleri derecede uyku apnesi tedavisinde ise pozitif hava basıncı (CPAP) tedavisi uygulanmalıdır. Alerjik şikayetleri kontrol altına almadan uygulanan CPAP tedavisinin başarı şansını düşürür. Özellikle alerjik rinit ile birlikte olan uyku apnesinde maskeli yani tüm yüzü kapsayan maske ile CPAP tedavisi yapılması önerilir.

    Alerjiye bağlı geliştiyse alerjiye yol açan alerjenlerin tespit edilmesi buna bağlı olarak alerji uzmanları tarafından uygulanacak doğru bir alerjik rinit ve astım tedavisi gereklidir. Alerjik rinit alerji hekimleri tarafından uygulanan alerji aşılarıyla (immünoterapi ) tedavi edilebilir.

    Sonuç Olarak

    Alerjik rinit en sık astıma yol açmasına rağmen bunun dışında uyku bozukluklarına da yol açabilir.

    Alerjik rinit nedeniyle ortaya çıkan burun tıkanıklığına bağlı gelişen uyku apnesi uykuda horlama ve nefes durması şeklinde kendini gösterir

    Uyku apnesinin tanısında polisomnografi kullanılır. Alerjiye bağlı olduğunun gösterilmesi için alerji testlerinin de yapılması gerekir.

    Alerjik rinit tedavi edilmeden uyku apne tedavisinde tam bir başarı sağlanamaz.

    Alerjik rinit tedavisi için alerji uzmanları tarafından yapılan testler neticesinde alerji aşıları son derece önemlidir.

  • Stres ve Başa Çıkma

    Stres ve Başa Çıkma

    Son dönemlerin en fazla rastlanan psikolojik problemlerinden biri olan stres kimi zaman sizi baskı altına alır, kimi zaman en iyi şekilde motive eder, kimi zaman ise en tehlikeli anlarda güvende olmanızı sağlar. Stres ezici hale gelmeden stres nedir bilmek gerekir. Stresi tanımlamak gerekirse; Bireyin kendisini huzursuz veya baskı altında hissettiğindeverdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünüdür. Stres, sanayi toplumuyla beraber anlam kazanmış ve çağımızın hastalığı olarak literatürdeki yerini almıştır. Özellikle yoğun kent hayatı ve iş hayatı karşısında insanlar gerek fizyolojik gerekse psikolojik olarak etkilenmekte, birçok sorunlar yaşamaktadırlar

    Stressiz insan yoktur denilebilir. İnsanların tamamı çevresinde olanlara karşı tepki verir. İnsanda stres olmadığında, etrafına karşı tepki vermesi mümkün olmaz. Bunun sebebi enerjisinin olmamasıdır. Bunun neticesi de, ölüm olarak nitelendirilebilir. Bu sebeple stresin yaşamın bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Strese tepki seviyemiz olması gereken ortalama bir seviyede olmalıdır. 

    Her stres bireye zararlı değildir. Stresin azı organizmayı uyardığı için bazı durumlarda faydalıdır. Olumlu stres öğrenciyi derse hazırlar, atleti yarışa hazırlar, sporcuya müsabakayı kazandırır, memura işini dikkatli yaptırır. Stresin olumlu olması halinde, doyumu hissetmek, amaca ulaşmak için potansiyelin tamamını kullanmak mümkün olur. Bunun için yoğun ve uzun olmayan stres, herkesin ihtiyacını giderir Olumsuz stres, aşırı enerji anlamına gelir ve bu da sıkıntı vermeye başlar. Zihnimizi ve fiziksel gücümüzü çok zorlayacağı için bizi yorar. Hayata negatif bakmaya, karamsar bir ruh haline bürünmeye sebep olur. Bu stresin gerekenden fazla yaşanan istenmeyen halidir, olumsuz yönüdür.

    Stresle karşılaştığımızda neler yaşarız?

    Üç aşamada stresle baş etmeye çalışırız. İlk olarak stres başladığında bize alarm verir. Savaşma ya da kaçma dönemidir. Bu dönemde beklenilen davranışların dışında davranmaya başlarız. Yani stresin ilk etkisi ortaya çıkar. Daha sonra stresli duruma direnmeye çalışırız. Bu dönemde strese uyum sağlarsak yani baş edebilirsek, her şey normale döner. Bazı olumsuz davranışlarımız olsa da, sonrasında durum normalleşir. Eğer direnemezsek tükenme aşaması başlar. Kişinin gayreti kırılır, mücadeleyi kaybeder. Artık bu duruma neden olan stres dışındaki tüm olaylardan da etkilenir duruma gelinir.

    Stresin Etkileri Nelerdir?

    Hem psikolojik hem fiziksel sağlığımızı korumak için stresten uzak kalmaya çalışmalıyız.Stresin yol açtığı veya tetiklediği psikolojik ve fizyolojik hastalıklardan bazıları şunlardır;depresyon, anksiyete, kalp krizi, yüksek tansiyon, kısmi/tam felç, kanser, obezite diyabet, cinsel işlev bozuklukları, uyku bozuklukları vs. 

    Stres alarmı veren psikolojik ve fizyolojik belirtiler ise şunlardır; baş ağrıları, kaslarda gerginlik, tutulmalar, nefes darlığı, kalp atışlarında düzensizlikler, sıcak basması, cinsel istek bozuklukları, kilo değişimleri, yorgunluk, uykuya dalmada güçlük, uyku kalitesinde bozulmalar, ruhsal gerginlik, dikkat dağınıklığı, dalgınlık, kaçış isteği, motivasyon güçlüğü, karamsarlık, öfke patlamaları vs.

    Genel ruh halinize ve ilişkilerinize zarar vermeden veya bir takım zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına neden olmadan stresin belirtilerini anlamak çok önemlidir. Nedeni ne olursa olsun, stresin nedenlerini tanıyarak zararlı etkilerini azaltmak ve yaşam kalitenizi arttırmak sizin elinizde olabilir.

    Ne yapabilirsiniz? 

    1. Normal stres ile sizi aşırı gergin hale getiren stres arasında ayrım yapın.

    2. Kronik stresin farkında olmayı öğrenin.

    3. Stres toleransınızı etkileyebilecek faktörleri keşfedin.

    4. Vücudunuzun strese bağlı zihinsel ve fiziksel tepkilerini gözleyin.

    5. Stresi azaltan yaşam tarzı etkinliklerini öğrenin.  

    Stresle Başa Çıkma Kabiliyetinizi Geliştirin

    Stres ve belirtilerine karşı baş etmeye çalışırsanız, sadece düşünüp durmaktan daha fazla fayda edinirsiniz. Ne yazık ki çoğumuz problemi stresten ayırmaya çalışıyoruz. Stresli bir günün sonunda gevşemek amacıyla, rahatlamak için yemek yemek, televizyonun önünde saatlerce oturmak, dinlenmek için haplar kullanmak gibi davranışlara yöneliriz. Bunların dışında, stres ve belirtileri ile baş etmek için daha sağlıklı ve etkili yollar vardır.

    Hareket edin: Kendinizi daha iyi hissetmeye başlamanıza yardımcı olmak için şu anda yapabileceğiniz bir şeydir: egzersiz yapın. Hem kollarınızı hem bacaklarınızı hareket ettirmeyi gerektiren aktiviteler stres yönetimi konusunda özellikle etkilidir. Yürüyüş, koşu, yüzme, dans ve aerobik hareketler gibi ritmik egzersizler, özellikle dikkatle uyguladığınızda (hareket ettikçe yaşadığınız fiziksel duyumlara odaklanmanız) iyi seçeneklerdir. Travma geçirmişseniz veya immobilizasyon stres tepkisi yaşadıysanız, bu şekilde dikkatli bir şekilde egzersiz yapmanız, takılıp kalmamanıza ve devam etmenize yardımcı olabilir.

    Başkalarıyla iletişim kurun: Rahatsız edici, huzursuz veya güvensiz hissettiğinizde biriyle yüz yüze sohbet etmek, stres yaratan hormonları olumlu yönde etkileyebilir. Küçük bir hoş sohbet ve bir insanla samimi bir konuşma, sinir sisteminizi yatıştırmaya yardımcı olabilir. Başkalarına yardımcı olmak ve arkadaşça olmak, stres azaltma zevkini sunmanın yanı sıra sosyal ağınızı genişletmek için de mükemmel fırsatlar sunar.

    Duyularınızı harekete geçirin: Streste rahatlamanın bir diğer hızlı yolu, görme, ses, zevk, koku, dokunma veya hareket gibi duyularınızı bir defa veya daha fazla etkilemektir. Anahtar, sizin için etkili olan duyusal organı bulmaktır. Bir şarkıyı yüksek sesle dinlemek sizi sakinleştiriyor mu? Yoksa mis gibi kokan Türk kahvesi mi sizi rahatlatan? Veya bir hayvanı sevmek sizi hızlı bir şekilde relax konuma getiriyor mu? Bu duyu şekillerinden hangisi sizin için uygunsa o yolu tercih edebilirsiniz. Örneğin kadınların çikolata yediklerinde verdikleri tepkiye hatırlayın!

    Kendinize gevşeme zamanı ayırın: Yoga, meditasyon ve derin nefes alma gibi rahatlama teknikleri, vücudun gevşeme tepkisini harekete geçirir; savaş ya da kaç stres tepkisinin tam tersi bir dinlenme halidir. Kendi kültürümüz için ise manevi yönü gelişmiş insanlar namaz kılarak rahatladıklarını söylemektedirler.

    Dinlenin: Yorgun hissetmek, mantıksız düşünmenizi sağlayarak stres yaratabilir. Aynı zamanda, kronik stres, uykunuzu bozabilir. Uykuya dalarken veya geceleri uyurken sorun yaşıyorsanız, uykunuzu iyileştirmenin birçok yolu vardır.

    Tüm bu stresle başa çıkma yöntemleriyle yeterli sonucu alamadığınızı düşünürseniz, mutlaka bir uzmandan destek almanızda fayda bulunmaktadır. Stresten uzak nice günlere…

    Sevgilerimle…

  • Uyku Bozukluğu ve Ruh Sağlığı

    Uyku Bozukluğu ve Ruh Sağlığı

    Uyku tüm hücrelerin yenilenmesi için çok önemli olmakla beraber yeterli olmaması halinde hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri kaçınılmazdır. Kimi zaman gün içerisinde kendimizin de fark ettiği bir takım olumsuz belirtiler; sinirlilik hali, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık gibi durumlar uyku bozukluğunuz ile bağlantılı olabilir. Kimi zaman ise ortaya çıkan olumsuz duygu ve davranışları “sebepsiz yere” dediğimiz bir kalıba oturtur ve verdiğimiz tepkileri anlamlandırmakta zorluk yaşarız.

    Uyku bozukluğu ve ruh sağlığı birbiri ile bağlantılıdır. Uykumuz bozulduğunda ruh dengemizde tehdit altına girer. Uyku süresinde zihin ve beden dinlenir, şarj olur ve gününün akışına bizi hazırlar.

    Uykusuz kalan kişi:

    • Kolay sinirlenir

    • İradesi zayıflar, karar almakta zorlanır

    • Halsizlik ve mutsuzluk hissi ile sosyal izolasyona geçer

    • Tokluk hormonu salgılanmaz ve tatlı yeme ihtiyacı artar

    • Sivilcelenmede artış olur

    Düzenli ve yeterli uyku:

    • Mutluluğunuzu arttırır

    •   Bedensel ve ruhsal dinlenme gerçekleşir

    •   Cilt yenilenir

    •   Hafızayı güçlendirir

    •   Dinçleştirir

    Tedavi yöntemleri:

    •   İnsomnia olarak adlandırılan uyku bozukluğunuzdan mustarip iseniz Bilişsel

    Davranışsal Terapi ile çalışan bir uzamandan destek alabilirsiniz.

    •   Uykudan önce nefes egzersizleri ve meditasyon yapılabilir.

    •   bir türlü uykunuz gelmiyorsa uykuyla savaşmak yerine başka bir odaya geçerek

    kitap okuma ya da müzik dinlemek uykunuz kaçırmaz aksine uykunuzu getirir, ancak televizyon, tablet ya da telefonlara bakarak mavi ışığa maruz kalmak uykuyu kaçırır.

    •   Uyumadan önce yetişkinler de dahil ılık bir süt içmek uykuyu getirir. Sütün

    içerindeki “triptofan” dediğimiz aminoasit uyku hormonu melatoninin destekler ve uyku gelir.

    •   Uyumadan yarım saat önce sıcak bir duş alarak vücut ısınızı arttırdığınızda uykuya

    dalacağınız vakit vücut ısınız düşeceği için uykuya dalış daha kolay olur.

    •   Uykudan hemen önce okunan ve öğrenilen bilgilerin daha kalıcı olduğu

    kanıtlandığı için uyumadan önce okuduklarınız ve öğrendiklerinize yön vererek uykuyu “mecburiyetten” çıkarıp kendinize değer katmak olarak düşünebilirsiniz. Böylece düşüncelerinizi ve bakış açınızı değiştirmek davranışlarınızda değişikliğe sebep olacağı gibi uyku bozukluğunuzu düzeltmeye de yarayacaktır.

    Kendi başınıza çözümleyemediğiniz bir noktaysanız lütfen bir uzmandan destek alınız. Ruh sağlığı bir bütündür ve kapsamlı bir şekilde ele alınmalıdır.

  • Rus Uyku Deneyi

    Rus Uyku Deneyi

    Rus Uyku Deneyi geçen yıl gayet popüler bir psikoloji dergisinde denk gelip bir hayli merak ettiğim bir konu oldu. Tabi araştırmalarımın sonunda ulaştığım sonuç bambaşka. Hikayemiz şöyle: İkinci dünya savaşı bitmiş Rusya da tutuklu 5 siyasi suçluya bir ay boyunca uykusuz kalacakları bir deneye katılmayı kabul ederlerse, özgür bırakılacakları sözü verilir. Kalacakları odada su, yiyecek, kitap vb. şeyler mevcuttur. Uyumamaları içinse odanın oksijen seviyesi kontrol altına alınmış ve odaya yatak bırakılmamıştır.

    *5. Gün : Katılımcılar konuşmayı kesmiş. İletişim için yanlarındaki mikrofona fısıldamaya başlamışlar.

    *9. Gün : Deneklerden ikisi saatlerce çığlık atmış, bu durum ses telleri hasar görene kadar devam etmiş. Tüm denekler mikrofonlara fısıldamayı bırakmış.

    *14. Gün: İçeriden artık sesler gelmiyordu. Araştırmacılar içeri gireceklerini söyleyince denekler artık özgür olmayı istemediklerini belirtti.

    *15. Gün: İçeri giren askerler denekleri kanlar içinde bulur. Odadaki yiyeceklerin çoğu durmasına rağmen denekler birbirlerini yaralamış , kendilerinin ve arkadaşlarının etini yemiştir.

    ELEŞTİRİ

    1. Bu deneyle ilgili hiçbir resmi evraka ulaşılamamıştır.

    2. Bu hikaye ilk olarak Ağustos 2010 da korku hikayelerine bayılan ergenlerin çok sevdikleri Creepy Pasta adlı sitesinde yayınlanmıştır. 2014 te tekrar gündem oldu.

    3. 17 yaşında ki Randy GARDNER 1965 yılında guinnes rekorlar kitabına geçmek için 266.5 saat(11 gün) uykusuz kalmış ve kesinlikle hikayedeki gibi uç derecede anormal davranışlar sergilememiştir. Halsizlik, dikkatsizlik gibi yoğun belirtileri vardı sadece.

    4. Bilim tarihinde 8-10 gün arası süren sayısız uykusuzluk deneyi mevcut ve hiç birinde bu tarz davranışlar gözlenmemiştir.

    5. Deney etik dışıdır ( Bu eleştirimi eleştirebilirsiniz).

    6. Ne oksijen ayarlama ne de farklı bir gaz, deneyde idda edildiği gibi insanları 15 veya 30 gün uykusuz tutamaz.

    ÖZET: Bu bir deney değil, korku hikayesi. Ciddiye almayın . Size bunu gerçekmiş gibi anlatan biri olursa …

  • Prenses Epifiz

    Prenses Epifiz

    Bizim güzel kızımıza artık bir büyücü elma mı vermiş, zehirlemiş mi, lanetlemiş mi tam hatırlayamıyorum, hatırladığım tek şey yatakta boylu boyunca uzanmış yatıyor. Tahmin ettiğiniz gibi prensi bekliyor. Prensimiz onu gerçek aşk öpücüğüyle bu lanetten kurtaracak (yani inşallah).

    Benim kafamı kurcalayan şey ise prensesin EPİFİZ bezi acaba ne durumda.

    Şekildeki ufak kırmızı nokta ile gösterilen yer epifiz parçacığı. Nerdeyse o küçük kırmızı nokta kadar ufak 120/150 miligram arası ağırlığında. Kendi küçük ama marifeti büyük: biyolojik saatimizden o sorumlu. Biyolojik saat veya sirkadiyen ritim denen şey vicudumuzun periyodik olarak yapması gereken şeylerin sırası demek. Örneğin uyku düzeni, adet görme zamanı gibi. Epifiz bunu MELETONİN adlı bir hormonla yapıyor. Meletonin ilginç bir özelliği etraftan göze ilişen ışık çok ise az salgılanmasıdır. Meletonin az salgılanması da uykuya dalamamayı beraberin de getiriyor.

    Kaliteli bir uyku için kanımızda yeterli miktarda meletonin olmalı. Meletonin kanda az olursa uykuya dalmakta zorlanma veya az uyuma, çok olursa da uykuyu alamama daha çok uyuma isteği gibi durumlara neden oluyor. Anlaşılan bizim uykucu prensesimizin meletonin miktarına diyecek yok.

    Meletonin ergenlerde bolca salgılanmakta buda haliyle çok uykuyu, çok uykuda annelerin huzursuz söylenmelerini beraberinde getirmekte. Yaşla birlikte maalesef salınımı azalmakta buda yaşlı insanların da az uyyabilmesine, derin uykuya dalamamalarına neden olmakta.
    Meletonin genelde akşam saat dokuzda salınmaya başlar, en yüksek seviyesine gece saat 2-4 aralığında ulaşır.Bu durumda sağlıklı uyku düzeni adına yapmamız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

    1. Yatak odalarınızdaki gece lambaları soluk kırmızı renk olsa iyi olur.

    2. Gece kalktığınızda ne kadar az ışığa maruz kalırsanız o kadar iyi.

    3. Gece geç saate kadar televizyon izlemek ciddi bir sorun (karşısında uyumak uykuyu alamama nedeni)

    4. Aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin.

    5. Uyuduğunuz yer çok karanlık olmasın güneş ışığını alabilmeli. Siyah tarzı koyu renkli perdeler gereğinden çok uyumanıza neden olabilir.

    Bu tavsiyeler benim gibi sıradan insanlara tabi siz prensesseniz öpülmeyi bekleyebilirsiniz!

  • Uyku Sorunları Önemli Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

    Uyku Sorunları Önemli Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir

    İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri olan uyku, beyindeki dikkat ve öğrenme süreçlerinin gelişiminde çok önemlidir. Mental aktivitenin özel bir formudur. Aktif ve nöronal bir süreçtir. Beyinde uykunun başlatılması ve sürdürülmesi ile ilgili özel alanlar vardır. Hayatın her döneminde önemli olsa da özellikle beyin gelişimi ve büyümenin en hızlı olduğu dönem olan bebeklik ve çocukluk dönemlerinde daha da ciddi önem kazanmaktadır. Normal bir uykunun tarifini yapmak zordur. Çünkü uyku – uyanıklık döngüsü yaşa, cinsiyete, aydınlık – karanlık durumuna, egzersiz durumuna, stres ve hastalıklara göre değişkenlik göstermektedir. Güne başlarken fiziksel ve ruhsal açıdan hazır hissettiren, dinlendiren uyku normal bir uykudur.

    Yaşamın ilk yıllarında günün çoğu saati uykuda geçer. Yenidoğan bebekler günde ortalama 14 – 16 saat uyurlar. Hem gündüz hem de gece uyudukları için gece uykusu kavramı tam olarak yoktur. 1 yaş civarı gece uykusu kavramı netleşmeye başlar. Gündüz uyku ihtiyacı 3 yaş civarı azalarak son bulur. Sabah uykuları ise 1 – 2 yaştan sonra devam etmez. Yaş büyüdükçe vücudun uyku ihtiyacı azalır ve ergenlik döneminde erişkine yakın uyku saatleri (8 – 10 saat) yerleşmiş olur.

    Çoğumuz hayatımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirmekteyiz. Uyku süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte bu süre 4- 11 saat arasında değiştiği bilinmektedir. Uyku süreleri genetik faktörlerin etkisi ile kişiden kişiye değişiklik gösterir. Doğuştan itibaren belirlenmiş olan bu süreyi belli limitler dışında değiştirmek mümkün olmamaktadır. Süreyi kısaltmak zorunda kaldığımızda “uyku yoksunluğu” sonucu görülen istenmeyen belirtilerle karşılaşmaktayız. İş hayatı, verimlilik ve trafik kazaları ile uyku ve uyku bozukluklarının ilişkilerinin ortaya konması uyku bozukluklarının ayrı bir disiplin olmasında önemli kaldırım taşlarını oluşturmuştur.

    Uykunuzu Test Edin!

    • Haftada 2-3 gece uykuya dalmakta güçlük çekiyorum.
    • Akşam saatlerinde veya yatağa girdiğimde bacaklarımda isimlendiremediğim bir huzursuzluk hissediyorum.
    • Yatakta sürekli bacaklarımı hareket ettirmek zorunda kalıyorum.
    • Yeterli süre uyumama rağmen gün içinde yorgun ve uykulu oluyorum.
    • Gece içinde nefes alamama hissi ile uyanıyorum.
    • Horlamamın yan odalardan duyulacak kadar şiddetli olduğu söyleniyor.
    • Uykuda nefesimin durduğu söyleniyor.
    • Gece içinde en az bir kez tuvalete gitmek zorunda kalıyorum.
    • Geceleri baş, boyun veya göğsümde terleme oluyor.
    • Sabah yorgun ve baş ağrısı ile uyanıyorum.
    • Toplantılarda, okurken veya TV seyrederken uyuyakalabiliyorum.
    • Uykululuk nedeniyle eskisi kadar uzun süre araba kullanamıyorum.
    • Çok sık rüya görüyorum.
    • Geceleri uykudan bağırarak ve korku ile uyandığım ve saldırgan hareketlerim olduğu söyleniyor.

    Yukarıdaki sorulardan üç veya daha fazlasına evet cevabı veriyorsanız, bir uyku hastalığınız olabilir. Uyku hastalıkları günlük aktivitenizi ve sosyal yaşantınızı bozmasının yanı sıra; çok daha ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir.