Etiket: Uygulama

  • Hacamat (hijama = ıslak kupa tedavisi)

    •Hacamat; ilgili bölgelere uygun büyüklükteki kupaların vakumlanarak bir süre bekletildikten sonra, yüzeysel insizyonlar yapılmasını ve takiben; oluşan bu mikro kesilerin üzerinin tekrar kupalarla kapatılarak vakumlanması ve açığa çıkan kanın beden dışına alınması işlemidir.

    •Tedavinin başarılı olabilmesi için kan alınacak noktaların ve bölgelerin doğru seçilmesi önemlidir. Akupunktur; hem noktaların ve bölgelerin seçiminde, hem de doğru kombinasyonların oluşturulmasında en önemli yardımcıdır.

    •Akupunkturun etkisini açıklamakta kullandığımız kuto-visseral refleks, kapı kontrol teorisi gibi bir takım teoriler hacamat için de ileri sürülmüş olmakla birlikte hacamatın etkisini en iyi açıklayan mekanizma; kan alma işlemiyle mikrosirkülasyonun normalize olmaya başlaması; bunun sonucunda da bağ dokusunun detoksifikasyonu ve bedenin ilgili bölgesinin homeostazisinin sağlanmasıdır.

    •Hastalıklara sebep olan faktörlerden bir tanesi de bedende aşırı toksin birikimidir. Hacamat doğru bir şekilde uygulanırsa vücutta biriken toksinlerin bir kısmı kanla birlikte dışarı alınabilmektedir.

    •Hacamat, akupunkturun temel prensiplerine göre uygulandığı takdirde başarılı bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bilindiği üzere;hücreden dışarı atılan atıklar lenfatik kapillerler tarafından alınarak mikrosirkülasyona aktarılırlar.

    Yani lenf sıvısı dediğimiz sıvı aslında , büyük ölçüde bedenin dışına atılması gereken toksinleri içinde barındırır.

    Bu sistem normalde çok düzenli olarak işler. Aşırı toksin birikiminde önce kapiller bileşkede sonra da interstisyel ortamda ve bağ dokusunda staz oluşur. Bu durum vasohumoral disregülasyondur.

    İşte hacamat uygulamasını yaptığımız dermisin orta-üst bölgesi ,tam olarak bu sorunlu bölgedir. Böylece atıklarla dolu lenf sıvısını ve periferik kanı drene etmekteyiz.

    UYGULAMA METODUMUZ

    İşlem yapılacak noktaların ve bölgelerin seçimini akupunktur metodolojisine göre yapmaktayız. Bir kupanın kapsadığı alanda genellikle birden fazla akupunktur noktası bulunmaktadır.

    BAZI BİYOKİMYASAL PARAMETRELER AÇISINDAN , İNTRAVENÖZ KAN ÖRNEKLERİNİN, HACAMAT KAN ÖRNEKLERİYLE KARŞILAŞTIRILMASI

    ÖZET:

    Hacamat geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarından birisi olup, binlerce yıldır hem koruyucu hekimlik hem de sağaltıcı hekimlik alanında başarıyla kullanılmaktadır.

    Hacamat uygulamasında, bedenin değişik bölgelerinden ama daima çok yüzeysel olarak, epidermisin altından, dermis bölgesinden kan alınmaktadır.

    •Bu deneklerden intravenöz yolla kan örnekleri alınmış, akabinde de aynı kişilere hacamat uygulaması yapılarak hacamatla elde edilen kan örnekleri de alınmış ve laboratuarda bazı parametreler incelenmiştir.

    •Biyokimyasal parametreler olarak üre, ürik asit, total kolesterol, trigliserit, ağır metallerden de kurşun, cıva, alüminyum ve arsenik temel alınmıştır.

    HİPOTEZ:

    •İntravenöz olarak alınan kan ile hacamatla alınan kan bir çok açıdan farklılık göstermektedir. Üre, ürik asit, total kolesterol, trigliserit, kurşun, cıva, alüminyum ve arsenik değerleri hacamat kanında, venöz kana göre daha yüksek seviyelerdedir.

    AMAÇ:

    •Venöz kan parametreleri ile hacamat kan parametrelerinin karşılaştırılarak, aralarında bir fark olup olmadığı eğer fark varsa; hangi değerlerde ne kadar fark olduğunun saptanması amaçlanmıştır.

    •GEREÇ VE YÖNTEM:

    •Bu çalışmada 23-75 yaşları arasında 10 erkek, 2 kadın toplam 12 denek seçilmiştir. Deneklerin kliniğimize başvuru nedenleri birbirinden farklı olup teşhis konulmuş olan rahatsızlıkları; Hepatit-B , kronik yorgunluk, gonartroz, hiperlipidemi, panik atak, boyun fıtığı, fibromiyalji, hipertansiyon, tremor ve kronik böbrek yetmezliği idi. Bazı hastalarda bu rahatsızlıklarının yanında başka kronik şikayetleri de mevcut idi.

    •Bulgular karşılaştırıldığında ölçümlenen değerler açısından venöz kan ile hacamatla elde edilen kan arasında farklılık olduğu görülmektedir.İncelenen tüm parametrelerde; hacamat kanındaki değerler daha yüksek bulunmuştur.

    •Biyokimyasal parametreler (üre,ürik asit,total kolesterol ve trigliserit)grubu;ağır metallerle (cıva,kurşun,alüminyum,arsenik) karşılaştırıldığında ağır metallerin,çok daha anlamlı bir şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.

    •En az değişiklik ürik asitte %2.07 olup,sırasıyla üre (%9.38),total kolesterol %12.95 ve trigliserit (%18.23)şeklindedir.

    •Ağır metallerde ise en az değişiklik arsenik %6.28 , sonra sırasıyla kurşun %26.15, alüminyum %37.54 ve cıva %73.40 tır.

    Dr. Cemalettin EKMEKCİOĞLU

  • Lazer epilasyon ile ilgili merak ettikleriniz!

    Tüylerin yok edilmesinde en etkili yöntem lazer epilasyondur.İlerleyen teknoloji pek çok lazer cihazını da beraberinde getirmiştir. ALEXANDRİTE, DİOD vs. Diod lazer, jel kullanarak ve cilde temas ettirilerek uygulanır..Açık renkli tüylerde daha etkilidir. Alexandrite lazer cihazı diğer cihazlara göre daha hijyenik daha konforlu ve etkilidir.Cihaz cilde temas etmez.Atışlar uzaktan yapılır.Soğutucusu ağrı duymayı engeller.Kıl kökünün 4-5 mm derinliğine inen lazer ışıği kıl kökünü tahrip ederek milisaniyeler içinde cilde zarar vermeden geri döner.Lazer ışınının dalga boyu kıl köküne spesifik olduğundan çevre dokular tarafından tutulmaz ,dolayısıyla çevre dokulara zarar vermez.

    Kıl köklerinin büyüme hızları aynı olmadığından, seans aralıkları ortalama olarak 45 günle 60 gün arasında değişir.Lazerde amaç büyüme döneminde kılları yakalamaktır.Hormonal bir bozukluk yoksa toplam seans sayısı 6-8 dir.Yüz bölgesinde seans sayısı artabilir.

    LAZERİN ETKİ MEKANİZMASI

    Lazer epilasyonda amaç kıl kökünde hasar oluştururken çevre dokuyu korumaktır. Kıl köküne ulaşan lazer enerjisi kökteki renk hücreleri tarafından emilir. Böylece çevredeki doku zarar görmez. Kişinin cilt rengi, kıl rengi ve kalınlığına göre enerji ayarlandığında yanık vs. gibi yan etkiler görülmez. Kılların bir kısmı hemen dökülürken, kalanlarda 2-3 hafta içinde dökülür. Her atışta pek çok kıl kökü tahrip olur.

    LAZER EPİLASYON UYGULAMA ALANLARI

    Yüz,dudak üstü, kollar, bacaklar, sırt, ense, omuz, bikini bölgesi, popo, kol altı ve meme ucudur.

    LAZER EPİLASYONDAN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Lazere başlamadan 2-4 hafta önce güneşlenilmemelidir. Bronz ten lazer epilasyonun etkinliğini düşürür. Kıllar işlem günü alınırsa ya da tüyler uzunken lazer yapılırsa kişi acı hisseder ve etkinlik azalır. Ağda, cımbız kullanımıen az 2 hafta önce kesilir. Ayrıca uygulama alanına fondöten, krem, parfüm vs. sürülmez. Çıplak tenle gelinmelidir. Ciltte tahriş oluşturabilir.

    LAZER EPİLASYON SONRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    İşlem sonrası uygulama alanında kızarıklık olması normaldir. Mutlaka bir nemlendirici ve güneş koruyucu sürülmelidir. Uygulamadan sonra bir kaç hafta güneşlenmemek leke olasılığını önlemek için güneş koruyucu kullanmak doğru olur. Seanslar arasında çıkan tüyleri yok etmek için sadece jilet kullanılmalıdır.

    LAZER EPİLASYON KAÇ SEANS YAPILMALIDIR?

    Uygulamalar 4-6 hafta arayla yapılır. 4 haftadan önce yapılmaz. Seans aralarını uzatmak tedavinin etkinliğini azaltır. Beklenen sonucu elde etmek için kişinin seanslarına düzenli gelmesi gerekir. Seans sayısı kişiye göre değişir. Kıl rengi, ten rengi, kilo, hormonal bozukluklar, yaş seans sayısını etkileyen faktörlerdir. Açık renk tüyler ve koyu tenli kişilerde seans sayısı artabilir. Her uygulamada kılların yaklaşık %20′ si dökülür. Lazer epilasyonda başarı oranı %80 civarındadır.

  • Akupunktur, akupunktur noktalarının özellikleri

    Akupunktur, akupunktur noktalarının özellikleri

    AKUPUNKTUR NEDİR?

    Akupunktur, Latince Acus (İğne) ve Puncture (Batırma) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir deyimdir. İğne batırmak anlamına gelir. Akupunktur; vücuttaki yeri ve özellikleri belli olan noktaların genel olarak, çelik, gümüş veya altından yapılmış iğnelerin yanı sıra lazer iğne veya manyetik dalga ile uyarılarak yapılan bir tedavi yöntemidir.

    Akupunktur ülkemizde akupunktur eğitimi almış hekimler tarafından yapılmaktadır.

    Akupunktur tedavisinin 5000 yıllık bir tarihi vardır. İnsan vücudunda, akupunktur noktaları adını verdiğimiz elektriksel direnci düşük olup elektriksel potansiyeli yüksek olan noktalar bulunmaktadır. Bu noktalar el ve ayak uçlarından başa kadar bütün vücudu saran ve meridyen adını alan 12 çift ve 2 de tek olmak üzere 14 meridyen vardır. Ayrıca esktra akupunktur noktalarının bulunduğu ekstra meridyenler de bulunmaktadır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nünde resmi olarak kabul ettiği 361 akupunktur ve 50 ye yakın da ekstra akupunktur noktası bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarla bu noktalara yeni noktalar ilave edilmektedir. Tedavide Vücuttaki bu noktalar kullanılır.

    Akupunkturu tıpkı bir bilgisayara benzetebiliriz. Bilgisayardan hangi cevabı almak istiyor isek klavye üzerindeki ilgili tuşlara basmamız gerekmektedir. İşte akupunktur iğneleri ile yeri ve özelliği belli noktalara uygulama yapıldığında, o noktalardan beyne sinirsel uyarılar gider. Bu uyarılar sonucunda gerek beyinde bulunan salgı bezlerinden ve gerekse iğne uygulanan bölgelerden salgılanan bir takım salgılar da gerekli tedavinin oluşmasını sağlar.

    Akupunktur Noktasının özellikleri
    1. Elektrik rezistansı (direnci) düşük olan alanlardır.
    2. Dolayısıyla bu bölgenin elektrik potansiyeli 300 mV tan fazladır.
    3. Yüksek elektrik kapasitesi vardır.(0,1–1 mF)
    4. Bu noktalarda cildin nefes alması diğer bölgelerden daha fazladır.
    5. Bu bölgelerin sıcaklığı diğer alanlara nazaran daha fazladır.
    6. Bu bölgelerde ses sinyali daha fazladır. (2-15 Hz.,amplitüd ise 0.5-1 mV )

    Akupunktur çeşitleri:

    1. VÜCUT AKUPUNKTURU: Vücuttaki noktalar kullanılır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) nünde resmi olarak kabul ettiği 361 ve 50 ye yakın da ekstra nokta vardır.
    2. KULAK AKUPUNKTURU: Gene WHO tarafından 43 kulak akupunktur noktasının etkili olduğu tespit edilmiştir(Vücut noktalarının neredeyse % 10 nuna tekabül ediyor.
    3. YÜZ AKUPUNKTURU: Yüzdeki bazı özel alanlardır.
    4. AYAK AKUPUNKTURU
    5. EL AKUPUNKTURU: Suchzok Akupunkturu

    6.PERİOST AKUPUNKTURU. Kemik periostunun akupunktur iğnesi ile uyarılmasıdır.

    7. BURUN AKUPUNKTURU: Özellikle Amerikalı Doktor Ralph Alan Dale tarafından araştırılmaktadır.

    Akupunktur Uygulama Yöntemleri
    1. İğne
    2. Lazer
    3. Ultrason(ses dalgası)
    4. Elektro-akupunktur(Noktaya belirli voltaj ve de frekansta alternatif akım uygulamak
    5. Moksa (noktayı ısıtmak amaçlı kullanılan bir bitki=Artemisya Vulgaris)
    6. Cupping (Kupa çekmek = şişe çekmek yani noktaya belirli bir ölçü ve sürede vakum uygulamak)
    7. Tuina, An-Mo, Acupresure (Akupunktur noktasına özel masaj uygulaması)
    8. Akupunktur noktasına belirli ilaçları enjeksiyonu(Serum fizyolojik, vitamin v.s.)
    9. T.E.N.S Cilde iğne batırılmadan petler aracılığı ile elektrik akımı verilmesi.

  • Ameliyatsız lipoterapi challenger inverse osmosis

    CHALLENGER İnverse Osmosis

    LOKAL KİLO VE SELüLİT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YöNELİK OLARAK TASARLANMIŞ ,EN SONTEKNOLOJİK GELİŞMELERİN KULLANILDIĞI CHALLENGER İNVERSE OSMOSİS SAYESİNDE YENİ YILI, YENİLENMİŞ GÖRÜNÜMÜNÜZLE KARŞILAYABİLİRSİNİZ.

    Yeni yıl…. Hepimizin yeni yılla ilgili bir hayali, beklentisi var. Kimimiz yeni yıldan para, sağlık, mutluluk beklerken kimilerimiz de bedenimizdeki fazlalıklardan kurtulup yeni yılda, ‘yenilenmiş' olmayı dileriz…. Bu uğurda denediğimiz çeşitli yöntemler ve genellikle uygulamaktan vazgeçilen uzun diyet listeleri‘bıktırıcı' olmanın dışında kişiyi ‘mutlu son'a ulaştırmak ta pek başarılı olmaz.

    Oysa ‘mutlu son' şimdi çok yakınımızda. CHALLENGER İnverse osmosis adı ile bilinen yöntem dünya ile aynı anda Türkiye'de. CHALLENGER İnverse osmosis cihazı ile tek seansta bile ‘lipo-suction' a benzer sonuçlar almak mümkün oluyor.Tüm dünyada ameliyatsız liposuction mucizesi adı ile lansmanı yapılan bu cihaz haftada ortalama seans sonrası %30yağ kaybını sağlıyor. üstelik ameliyat, ağrı, sızı veya benzeri bir yan etki olmadan.

    CHALLENGER İnverse osmosis sistemi ultrasound enerjisini kullanarak yağları parçalayan bir yöntem. Tavsiye edilen uygulama öncesinde uygulama yapılacak kişinin vücut ölçülerinin alınması ve işlem yapılacak bölgenin mutlaka fotograflanması gerekliliği.

    Ardından problemli bölgeye yapılan maksimum 30-40 dakikalık bir uygulamanın ardından tekrar yapılan ölçümlemenin sonucu ise tek kelime ‘şaşırtıcı'. Ortalama 2-10 cm. arasında incelme. Bu şimdiye dek bilinen hiçbir yönteme benzemiyor. uygulama tamamlandığında ise vücutta ciddi bir incelme (MİNİMUM 2 BEDEN İNCELME) ile birlikte ‘portakal kabuğu' görünümündeyani sellülitte %90 a varan azalma tespit ediliyor.

    Ciddi bir zayıflama yöntemi olan CHALLENGER İnverse osmosis işlemi sırası ve uygulama sonrasında dikkat edilmesi gereken bazı kurallarda var elbette. Uygulamayı takip eden 5 gün içerisinde yağ tüketilmemesi ve bir kerelik minimum 25 dakika süre ile yürüyüş, koşu, aerobik vb. efor harcatan bir aktivite yapılması gerekiyor.

    Sonra ne mi olacak??? Türkiye de sadece bize olan bu teknoloji ile ağrı acı olmadan konforlu olarak incelecek yağ kaybedeceksiniz İçine sığamayacağınız elbise, vücudunuzda mükemmel durmayacak bikini kalmayacak ve 2012 ‘çok güzel' olacak…

  • Cilt kırışıklıklarına ve lekelere karşı dracula tedavisi

    DRACULA (Doku Yenileme) nin cilt üzerindeki uygulamaları nasıldır ? Amacı nedir?
    – Doku yenilemede kandan alınan büyüme faktörleri kollajen üretimini arttırmakta, doku yenilenmesine yardımcı olmaktadır. Bu sayede lekelerin azalması , sivilcelerle kalan izlerin yok olması, cildin daha gergin , canlı ve parlak görünmesini sağlanmaktadır.

    Cilt yüzeyinde hangi bölgelere uygulanmaktadır?
    – Problemli olan herhangi bir bölgeye uygulanabilmektedir. Yüz, boyun, dekolte ve el üstü gibi…

    DRACULA NIN etkileri nasıldır?
    – Uygulama yapılan kişi 3 – 4 haftanın sonunda etkileri fark etmektedir. Lekelerde azalmalar meydana gelmekte YÜZDE LİFTİNG ORTAYA ÇIKMAKTA ,İNCE KIRŞIKLIKLAR AZALMAKTA ve cilt yüzeyi daha parlak , gergin ve canlı gözükmeye başlamaktadır.

    Yan etkileri var mıdır?
    – Karışım hastadan kendi kanı ile hazırlandığı için kan yoluyla bulaşan bulaşıcı hastalıklara yakalanma ya da alerji olma riski yoktur. Sadece işlem esnasında kızarıklık meydana gelebilmektedir ve bu kızarıklık birkaç saat sonra geçmektedir.

    Tedavi süresi ne kadar zamanda tamamlanmaktadır?
    – 4 seanstan oluşmakta, 15 günde 1 defa uygulanmaktadır.

    DRACULA uygulaması esnasında ağrı ya da acı var mı?
    – Herhangi bir ağrı ya da acı hissi yaşanmamaktadır, krem ile uyuşturma işlemi sonrası uygulanmaktadır.

    Uygulama sonrasında istenilen amaca ulaşılabiliyor mu?
    – Bugüne kadar yaptığımız uygulamalardan hastalarımız büyük oranda memnuniyet duymaktadır. 2. seanstan itibaren etkilerini göstermeye devam etmektedir. Seansların bitiminde hasta belirgin fark görmekte ve istenilen sonuca ulaşılmaktadır.

    DRACULA yöntemi kimlere uygulanamaz?
    – Aktif kanser hastaları hariç herkese uygulanabilmektedir.

    Dr. Emre ÇİÇEK

    www.emrecicek.com

  • Ameliyatsız yüz germe ultherapy

    Ultherapy yüz germe operasyonlarına 30 dakikada ameliyatsız çözüm sunuyor.
    Daha sıkı bir cilt, daha genç bir görünüm!

    Cilt gençleştirme uygulamalarında estetik operasyonlara alternatif olarak sunulan, Amerika’da son günlerin en ‘tercih edilen’ teknolojisi olarak kabul gören ‘ULTHERAPY’ şimdi Türkiye’de.
    Ultrasound, en bilinen tanımı ile anne karnındaki fetüsü izlemeye imkan tanıyan bir teknoloji. Şimdi aynı teknoloji ile elastikiyetini kaybetmiş, sarkmış, kırışmış ciltler ve düşük kaşlar ameliyata gerek olmaksızın ‘gerdiriliyor’.
    Ultherapy, lazer teknolojilerinin çözemediği, sadece cerrahi operasyonlarla başarılabilen yüz germe operasyonunu enjeksiyonsuz, iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmadan, risksiz çözebilen yepyeni bir teknoloji.
    Tüm yüz için 30 dakika süren Ultherapy uygulamasının ardından, uygulamanın yapıldığı kişiler günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedirler.
    Ultheraphy sisteminde kullanılan ‘Deep see’ adı verilen teknoloji de ‘fokus ultrasound’ ile cildin alt tabakalarında ‘sıcak noktalar’ yaratılıyor. Bu sayede cilt kendi onarım sürecini oluşturarak yeni collagen üretimine başlıyor ve ciltte sıkılaşma ve ‘lifting’ etkisi kendini göstermeye başlıyor. Uygulamanın hemen ardından toparlanmaya başlayan cilt istenen ideal görünüme 3 ayın sonunda ulaşıyor. Tek bir uygulamanın ardından elde edilen sonuç en az 2 sene boyunca muhafaza ediliyor.
    Ultherapy nedir?
    Yüz ifademiz bir çok şey anlatır. Kırışıklıklarımıza ‘tecrübe’, üzgün görünümümüze ‘yorgunluk’ tanımını yaparız çoğu zaman. Bunlara çözüm olarak ‘estetik cerrahi’ her zaman bir seçenektir. Ama şimdi yeni bir yöntem olan Ultherapy var. Cerrahi olmayan yüz asma yöntemi olan Ultherapy ile zamanın ve yerçekiminin cildimizde yarattığı tahribatı önlemek mümkün.

    Ultherapy ile 30 dakikalık tek bir uygulama sonunda meydana gelen güzel gergin görünüm, cildin kendi iyileşme sürecini kendisinin yaratması sonunda ,cilt altında yer alan bağ dokusunun güçlenmesi ile meydana geliyor.

    ‘’ Ultherapy sonrası cildim çok daha sıkı ve gergin….
    Daha önceki ‘sarkmış’ görünümümden eser yok.’’

    Tek bir uygulama ile, rejenerasyon süreci hemen başlar, ama tam sonucun ortaya çıkma süreci ortalama 90 gün sonradır.
    FDA’ nin (American kalite standartları merkezi) 10 hastadan 9 unda yapılan kaş asma çalışmasında gözle görülür lift-up etkisi tespit etmiştir. Bu etki göz çevresindeki gevşemede ve göz kapağındaki kırışmada azalma etkisi yaratmıştır.
    Boyun ve yüz bölgesine uygulama yapılan kişiler daha sıkı, daha gergin ve daha kaliteli yapıda bir cilde sahip olduklarını ifade etmişlerdir.
    Bugüne kadar cerrahi müdahalelerde elde edilen dramatik sonuçlara muadil bir cerrahi olmayan yöntem yoktu, ama bugün mükemmel bir germe ve lifting yapabilen Ultherapy teknolojisi var.

    Dr. Emre ÇİÇEK

    www.emrecicek.com

  • Akupunktur eğitimi; amaç ve beklentiler

    Akupunktur eğitimi; amaç ve beklentiler

    90’ların sonlarında Sağlık Bakanlığı ülkemizde akupunktur eğitiminin “yalnızca” tıp fakültelerinde verilmesine karar verdi.
    Ülkemiz tıp fakültelerinde akupunktur eğitimi yapmakta bir çok amaç bir arada yer almaktadır:
    Dünyada ve ülkemizde gittikçe yaygınlaşan bu yöntemin uygulayıcılarının sayısını arttırmak,hekimlerimizin yurtdışında ciddi ekonomik harcamalarla kurslara katılarak akupunktur öğrenme gereksinimlerini ülkemiz sınırlarında karşılayarak varolan ekonomik kaybı ortadan kaldırmak, akupunkturun eğitilmiş hekimler tarafından uygulanmasını sağlamak, akupunkturu bilimsel yöntemlerle sorgulayan hekimlerin yetişmesini sağlamak, akupunkturun bilim olması yolunda gerekli olan unsurlardan birini daha yerine getirmiş olmak.

    Sertifika sahibi her bir akupunkturist kişisel hayat görüşü ve bireysel koşulları doğrultusunda bu amaçlardan birine cevap verir konumda bulunacaktır.

    İ.Ü.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı, Akupunktur Tedavisi Uygulama ve Araştırma Birimi, sonlandırdığı 480 saatlik akupunktur eğitimine başlarken her ne kadar bu amaçların her birine hizmet vermeyi hedeflese de birincil amacını akupunkturun bilim olma serüvenine katkıda bulunabilecek, akupunktur uygulamalarını bilimsel tavırla var edebilecek, üslupları ile saygın hekimlerin yetiştirilmesi olarak belirlemiştir.
    Sanırım bu amaç akupunkturun yaşamakta olduğumuz sorunlarını gidermek için doğru bir başlangıçtır.

    Akupunkturun günümüzdeki konumunu tanımlayabilmek ve ilerde olması gerekenleri öngörebilmek için tabi ki geçmişe doğru bakıp, payımıza düşeni doğru almak gereklidir.

    80’li yıllarda kurulan Akupunktur Derneği ve İstanbul Akupunktur Derneği ülkemizde akupunkturun tanınması ve yaygınlaşması için çalışmalara başlamışlar ve halen sürdürmektedirler. Bu iki derneğin bakanlık nezdinde verdikleri uğraşlar sonucu akupunktur; Sağlık Bakanlığı’nca 29 Mayıs 1991 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Akupunktur yönetmeliği ile uygulama alanı ve uygulama kuralları belirlenen bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.

    Sağlık Bakanlığı’nca; derneklerinde katılımı ile oluşturulan Akupunktur Üst komisyonu günümüze kadar çalışmalarını sürdürmüş ve sürdürmektedir.
    95 yılında Sağlık Bakanlığı, ülkemizde akupunktur uygulayıcılarının eğitimlerinin Akupunktur Üst Komisyonu’nca değerlendirilmesine ve eğitimleri uygun görülenlere Akupunktur Uygulama Sertifikası verilmesine karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda o güne kadar dernekler tarafından yapılan eğitim organizasyonlarına katılan ve yurt dışında eğitimlere katılmış akupunkturistlerin belgeleri değerlendirilmiş ve uygulama sertifikaları verilmiştir.

    Bu uygulama akupunkturu, isteyen hekimin yapabileceği bir uygulama olmaktan çıkarmış ve bir akupunkturist (akupunktur uygulayıcısı) tanımı yaratmıştır.

    Akupunkturun bilim olabilmesi için birinci koşul akupunkturu yöntemince uygulayan ve sonuçları bilimsel yöntemlerle orta koyabilen akupunkturistlerin varlığıdır. Bu akupunkturistlerin çalışmalarını yapabilecekleri üniversite çatısı altında yer alacak Akupunktur Tedavisi Uygulama ve Araştırma Birimlerinin oluşturulması kadar önemli bir diğer yapı bu çalışmaların sunulabileceği bilimsel platformlar olan ulusal kongrelerdir.

    Akupunktur bilimsel bir yöntemdir. Akupunktur noktasının varlığı somuttur. Bu noktaların uyarılması sonucu ortaya çıkan sonuçlar tekrarlanabilir, ölçülebilir ve sorgulanabilir. İşte bu temel bilgi akupunkturun bilim olmasını sağlayacak kapıdır.

    Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Akupunktur Üst Komisyonunun, tıp fakülteleri ve diğer hastanelerde akupunktur uygulama birimlerinin kurulması önerileri çerçevesinde yapılan çalışmalar sonucunda İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’na bağlı Akupunktur Araştırma ve Uygulama Birimi oluşturulmuştur. Bu birimde hastalara poliklinik hizmeti verilmekte, akupunktur ile tedavi olabileceği tanımlanmış problemler için akupunktur uygulaması yapılmaktadır. Elde edilen sonuçlar ise akupunkturun bilimsel temellerini destekleyici olgular olarak değerlendirilmektedir.

    Geçmişte tamamen usta çırak ilişkisi ile var olan akupunktur eğitimi, 94 ve 97 yıllarında Akupunktur derneğinin başlattığı programlı eğitimlerden sonra tıp fakülteleri bünyesinde yapılan programlı eğitimlere dönüşmüştür. Bu durum akupunktur eğitimi almak isteyen hekimlerimizin bu bilgiye daha kolay ulaşmasını sağlamanın ötesinde daha kapsamlı ve standart bir bilgi edinmelerini sağlayacaktır. Bu eğitim çalışmaları ülkemizde akupunktur konusunda ortak bir dil ve tavır yaratacaktır.
    Tüm bu gelişmelerin ışığında akupunktur olması gereken yere doğru ilerliyorsa da bu ilerleyişin daha sağlam ve hızlı olmasını sağlayacak olan akupunkturun bilimsel bir yöntem olduğunu ve günü geldiğinde tıbbın bir bilim dalı olması gerektiğini düşünen, çalışmalarını ve söylemini bu doğrultuda kuran hekimlerin yetiştirilmesidir.

    Yalnızca obezite tedavisi yapıyorum kolaycılığına yönelmeden, akupunktur ile yaklaşılabilecek tüm semptomları akupunkturun başarı ile ortadan kaldırabildiğini göstermenin ve elde ettikleri sonuçları bilimsel yöntemler ile ortaya koymanın uygulama birimimizdeki kurs sonucu sertifika alan hekim arkadaşların birincil görevi olacağı umudunu taşıdığımı belirtmek isterim.

    Hiç kuşku yok ki tüm akupunkturistlerin üreteceği bilimsel bilgi akupunturun bir gün bilim olmasını sağlayacak yegane etkendir.

  • Akupunktur tedavisinin uygulandığı hastalıklar

    On dokuzuncu yüzyılın başlarında bir nöroloji uzmanı olan Fransız Dr. Nogier; baş ağrısı şikâyetleri ile gelen hastalarının kulak kepçelerinde iyileşmiş yanık izlerine rastladı. Hastalarla yaptığı görüşmelerde bu yanık izlerinin ağrı sebebiyle toplumda Halk Hekimi olarak kabul gören şifacılar tarafından oluşturulduğunu öğrendi. Sonrasında uzun yıllara varan bilimsel çalışmaları sayesinde; kulak kepçesinin yüzeyinde tüm vücudu temsil eden yaklaşık 200 bölgenin olduğunu sistematize ederek haritalandırdı. Dr. Nogier’in geliştirmiş olduğu kulak akupunktur yöntemi sayesinde akupunktur tedavisi Modern Tıbbın ilgisini çekmeye başladı. Söz konusu tarihten sonra akupunktur yaklaşımı; aslında hiçte yabancı olmadığı modern tıp yaklaşımı ile entegre olmaya başladı. Bu gelişmeler paralelinde akupunktur uygulama alanıma yönelen hekimler; teknolojik imkânları kullanarak hastalık tanı yöntemlerini modern tıp uygulamalarıyla harmanlamaya başladılar.

    Bilimsel çalışmalar neticesinde akupunktur noktalarının % 65-70 kadarının tetik nokta olduğu ayrıca birçoğunun kasların motor noktaları ile aynı olduğu belirlenmiştir. Yapılan histolojik incelemeler, akupunktur noktalarının sinir, kan ve lenf kanalları yönünden zengin olduğunu göstermektedir.

    Akupunktur uygulaması deriye ve deri altındaki kas dokusuna yapılır. Uygulama sırasındaki her türlü uyarıdan deri ve deri altı kas dokusu etkilenir. Akupunktur noktasına batırılan iğne, deride bölgesel olarak gerginlik, baskı, ısınma ve acı hissine yol açmaktadır.

    Yine bilimsel deneyler neticesinde akupunktur uygulaması ile nörolojik, endokrin ve immünolojik sistemlerin etkilendiği gösterilmiştir. Uygulama esnasında ağrı kontrol sistemi devreye girerek analjezik etkiler ortaya çıkmaktadır. Uygulamayı takip eden süreçlerde hormonal ve immünolojik sistemler devreye girmektedir. Hormonal ve immünolojik etkilerde hastalıkların iyileşme sürecini başlatmaktadır.

    Son 50 yılda artan bilimsel çalışmalar ışığında Tıp dünyası Akupunktur alanında anlaşılabilir ve açıklanabilir kanıtlara sahip olmaya başladı. Ve nihayetinde Dünya Sağlık Örgütü, 1978 yılında Akupunktur ile tedavi edilebilir hastalıkların bir listesini yayımladı. Bu endikasyon listesi; 1994 yılında İtalya toplantısında Dünya Sağlık Örgütü tarafından genişletilerek aşağıdaki şekilde kabul edildi.

    Etkili bir şekilde tedavi edilebilir hastalıklar:

    Radyoterapi ve Kemoterapi yan etkileri

    Allerjik rinit

    Safra koliği

    Dismenore (mens sancısı)

    Fasiyal ağrı (yüz ve çene ağrısı)

    Baş ağrısı (Gerilim tipi, migren)

    Diş ağrısı

    Esansiyel Hipertansiyon

    Primer hipotansiyon

    Boyun, sırt ve bel ağrıları

    Omuz ağrısı

    Dirsek ağrısı

    Diz ağrısı

    Siyatik

    Ameliyat sonrası ağrılar

    Romatoid artrit

    Renal Kolik

    Yeterli bilimsel araştırma yapılmamış olan tedavi edilebilir hastalıklar

    Kansere bağlı ağrılar

    Yüz felci

    Tip 2 diyabet

    Panik atak

    Fibromiyalji ve tendinit

    Gut artriti

    Karın ağrısı

    İrritabl Barsak sendromu

    Ülseratif kolit

    Doğum ağrısının azaltılması

    Süt eksikliği

    Morfin, kokain bağımlılığı

    Sigara bağımlılığı

    Alkol bağımlılığı

    Burger hastalığı (Kol ve bacaklardaki küçük damarların tıkanıklığı)

    Polikistik over sendromu (PCO)

    Premenstrüel sendrom

    Kadın infertilitesi (Kısırlık) (Organik bulgusu olmayan)

    Erkek seksüel bozukluğu (İktidarsızlık) (Organik olmayan)

    Tekrarlayıcı üriner enfeksiyonlar

    Raynaud sendromu (Kol ve bacaklardaki küçük damarların aşırı kasılarak daralması)

    Kronik prostat iltihabı

    İdrar retansiyonu

    Temporo-mandibüler eklem (Çene eklemi) bozukluğu

    Kulak ağrısı

    Meniere hastalığı

    Post herpetik ağrılar (Zona ağrısı)

    Yaygın Kaşıntı

    Kuru ağız ve kuru göz sendromu