Etiket: Uygulama

  • Dolgu uygulamaları!

    Dolgu uygulamaları!

    Dolgu maddeleri; vücuttan elde edilenler (yağ enjeksiyonu, doku kokteyli) ve yabancı maddeler olmak üzere genel olarak ikiye ayrılabilir.

    Yabancı maddeler içinde çok çeşitli ürünler mevcut olmakla birlikte en yaygın ve güvenli şekilde uygulanan ürünler hyaluronik asit içeren dolgu maddeleridir.

    Aynı zamanda son yıllarda kişinin kendi yağ dokusu alınıp işlemden geçirilerek estetik dolgu amacıyla kullanılmaktadır. Bu cerrahi gerektiren bir işlemdir ve yağ enjeksiyonu adıyla anılır.

    Estetik dolgu uygulaması, genellikle yüz bölgesinde, zamanla oluşan kırışıklık ve hacim kayıplarının giderilmesi için yapılan bir estetik müdahaledir.

    Dolgu uygulamaları yüz dışında kaza veya başka sebeplerle vücutta oluşmuş doku kayıplarında ve çöküklüklerin tedavisinde de kullanılmaktadır.

    -Burun kanatlarından dudak kenarlarına doğru uzanan çizgiler ( Nazolabial çizgiler)

    -Burun ve ağız arasındaki çizgiler

    -Dudak etrafındaki çizgiler

    -Alındaki çizgiler

    -Derin yara ve akne izleri

    -Yanak ve elmacık kemiği

    -Kaş arasındaki derin çizgi

    -Dudak kalınlaştırma

    -Boyun ve el sırtındaki çizgilenmelerde sıklıkla estetik dolgu uygulamaları yapılmaktadır.

    Hyaluronik asit (HA) dolgu maddesi nedir?

    Hyaluronik asit (HA) insan vücudunda doğal olarak mevcut olan bir maddedir. HA deri dokusu içinde büyük konsantrasyonlarda bulunur. Cildin pürüzsüz, elastik ve genç görünmesine yardımcı olur. HA ve kollajen vücudun cildin yapısını ve katmanlarını korur. Cildin sıkılığını kollajen sağlar fakat HA kollajeni besler ve nemlendirir. Hyaluronik asidin zamanla cilt yapısı içerisinde azalması, cildin yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden birisidir ve cildin solmasına, kırışmasına, ince ince çizgilenmesine neden olur. HA içerikli dolgular laboratuvar ortamında hazırlanır. Hayvansal kökenli değildir, alerjik reaksiyon riski çok nadir görünür. Bu nedenle uygulama öncesi test gerektirmez. HA içerikli dolgular uygulandığı bölgede hacminin 100 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir ve bu özelliğiyle çizgi ve kırışıklıkların anında doldurulmasını sağlar.

    Estetik dolgu nasıl uygulanır?

    Estetik dolgu uygulaması ancak bu konuda deneyimli estetik plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından, klinik ortamında yapılabilen bir estetik müdahaledir. Estetik hekim olmayan deneyimsiz kişilerce yapılması istenmeyen veya abartılı sonuçlar yaratabilir.

    Uygulama öncesi hastanın ayrıntılı muayenesi yapılır, dolgu yapılacak alan, kullanılacak ilacın özellikleri ve ne miktarda gerektiği ayrıntılı olarak belirlenir.

    Uygulama bölgesi önce dezenfekte edilir. Ardından ağrıyı azaltmak için lokal anestezik kremler kullanılır. Dolgu maddesi, uygulama alanına ince iğnelerle verilir. Uygulama çok ağrılı değildir. Estetik dolgu uygulama süresi 10-30 dakika kadar sürmektedir. Uygulama sonrası kişi sosyal hayatına dönebilir. Uygulama bölgesinde birkaç saat kızarıklık olabilir.

    Estetik dolgu ne kadar kalıcıdır?

    Estetik dolgu uygulamasının kalıcılığı profesyonel uygulamaya ve kullanılan dolgu maddesine bağlı olarak değişir.

    Hyaluronik asit içerikli dolgu uygulamalarının kalıcılığı 6-9 ay arasında değişmektedir. Dolgu maddesinin kalıcılık süresinin sonunda cilt uygulama öncesi durumuna geri döner.

    Ca hidroksi apatit içeren içeren dolgu maddeleri ve otolog yağ dolguları daha uzun süre kalabilmektedir.

    Estetik dolgu uygulaması sonrası öneriler

    Uygulama yapılan bölgeye 1 hafta süreyle masaj yapılmamalıdır. Dudak dolgunlaştırma uygulamasını takip eden 3 gün boyunca dudaklar büzme hareketi yapılmamalı, sigara içilmemeli ve öpüşme olmamalıdır. Uygulama sonrası oluşan kızarıklık ve şişlik tamamen geçene kadar bu bölge aşırı sıcak (sauna, güneşlenme) ve aşırı soğuğa karşı korunmalıdır.

    İşlemin yan etkileri nelerdir?

    Hyaluronik asit vücutta doğal olarak bulunan bir madde olduğundan genellikle alerjik reaksiyon oluşturmaz. İşlem sonrası çok hafif bir şişlik ve kızarık oluşabilir. Bu şişlik 48 saat içerinde kendiliğinden geçer. Oluşabilecek düzensizlikler veya takviye edilmesi gereken yerler, işlemden 15 gün sonra tekrar dolgu maddesi enjeksiyonuyla düzeltilebilir. Nadiren topaklanma görülebilir; bu durumda hyaluronidaz enjeksiyonu ile eritilebilmektedir. Komplikasyon olarak damar içine enjeksiyonu yapılması nekroz yaratabilir ki bu durumda acilen tedavi yapılması gerekir.

    Estetik dolgu kimlere uygulanmaz?

    Estetik dolgu uygulaması kullanılan etken maddeye alerji sorunu olan kişilere uygulanmaz. Sistemik hastalığı olup düzenli ilaç kullananların ya da devamlı olarak aspirin ve benzeri ilaç alanların uygulama öncesi hekimlerini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca dudak çevresinde uçuk enfeksiyonlarında enfeksiyon geçinceye kadar dolgu uygulaması ertelenmelidir. İltihap ve alerjik reaksiyon görülen bölgelerde uygulanmamalıdır.

    Hamile ve emziren annelere de dolgu uygulaması önerilmez.

  • Botoks nedir? Nasıl yapılır ?

    Botoks nedir? Nasıl yapılır ?

    Botilinum Toxin Clostridium botilinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Sinir kas kavşağı denilen bölgede asetil kolin salınımını engelleyerek kasların çalışmasını engeller. Dermatoloji dışı alanlarda şaşılık tedavisinde, migren tedavisinde de kullanılır. Kozmetik dermatolojide yüzün alın ve göz çevresinde, kaş arasında, boyundaki çizgilerde enjeksiyon yöntemi ile kullanılması sonucu çizgilerin açılmasında geçici iyileşme sağlar. Aşırı terleme hastalığı denen hiperhidroz tedavisinde de el, ayak ve koltuk altı bölgelere uygulanabilir. Ayrıca kaşın kaldırılması ve şekillendirilmesinde de oldukça başarılıdır. Yapılan uygulamayı takiben 2 . gün etkisi başlar 15. gün net etkisini gösterir. 120. günden itibaren botoks etkileri azalır 6. ay uygulama tekrarlanabilir.

    15 gün içinde rötuş düzeltmeleri yapılabilir ancak antikor oluşumunu engellemek için 3 ay içinde tekrarlanmamalıdır.

    Botox Nasıl Yapılır?

    İşlem basittir ve ofis ortamında uygulanabilir. Flakon içinde toz halinde bulunan botilinum toksin işlem öncesi serum fizyolojik ile sulandırılır. İnce uçlu enjektörler yardımıyla istenen bölgelere kas içine enjeksiyon şeklinde uygulanır.

    Anestezi gerektirmemekle beraber hassas kişilerde lokal anestezik kremler kullanılabilir. Uygulama için 10-15 dakikalık bir seans yeterlidir. Uygulamadan sonra uygulanan alanda herhangi bir değişiklik olmaz ve günlük normal aktivitelere hemen dönülebilir.

    Uygulama öncesi aspirin gibi kan sulandırıcılar kullanılmamalı, kullanılıyor ise en az 3 gün öncesinden kesilmelidir.

    Aminoglikozit grubu ilaç kullanılmıyor olmalıdır.

    Kas hastalığı olmamalıdır.

    Enjeksiyon sonrası geçici kızarıklık, iğne yerlerinde morarma gibi şikayetler görülebilir.

    Uygulama sonrası 4 saat boyunca yatılmamalı, öne eğilerek iş yapılmamalı ve enjeksiyon yerlerine masaj uygulanmamalıdır.

    Botox Uygulama Alanları

    Kaş Arası kızgın bakış yaratan dikey çizgilerin giderilmesi

    Alın yatay çizgilerinin giderilmesi

    Göz Kenarı kaz ayağı çizgilerinin giderilmesi

    Ağız Çevresi sigara içici çizgilerinin giderilmesi

    Çenede portakal kabuğu görünümünün giderilmesi

    Avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altında terlemenin giderilmesi

    Burun ucu kaldırma

    Burunda tavşan görünümünün giderilmesi

    Gülünce dişeti görülmesinin giderilmesinde etkin olarak kullanılır.

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • Deri yaşlanması ve tedavide (anti-aging) kullanılan cerrahi dışı yöntemler

    Ortalama yaşam süresi eski Roma’da 22 yıl, 1980’lerde 76 yıl iken günümüzde 85 yıla çıkmıştır. Uzayan bu yaşam süresi bireylerin toplumda verimli olarak geçirdiği zamanı artırmaktadır.

    Deri yaşlanması nedir? Yaşlanmada etkili olan faktörler nelerdir?

    Yaşlanma, genler yani ırsi özellikler, çevre ve yaşam biçimleri ile her insanda farklı gelişen bir süreçtir. Derimiz de tüm organlar gibi yaşlanır. Tek fark herkesin bu süreci görmesidir. Deri vücudumuzun en büyük organı ve dışa açılan penceresi, aynı zamanda beden sağlığımızın en büyük göstergesidir.

    Deri yaşlanması ile cildin hücre sayısı, hacim ve fonksiyonlarının azalır. , Bu durum herkeste farklı hızda ortaya çıkar. Deri yaşlanması karmaşık, geri dönüşü olmayan biyolojik ve kimyasal bir durumdur. Birçok faktör rol oynar.. Deri yaşlanması ikiye ayrılabilir. Bir tanesi zamana bağımlı olarak artan iç yaşlanma diğeri de dış etkenlere bağlı yaşlanma (fotoyaşlanma) dır. Bu süreçle hücre yenilenmesi, koruyucu fonksiyonları, yağ üretimi, d-vitamini üretimi, saç ve tırnak büyümesi yavaşlar. Yaşlanmanın en erken belirtileri deride kendini gösterir ve yaş öngörmede ilk başvurduğumuz gözlem yeridir.

    Kronolojik yani iç yaşlanmada deri incelir, esneklik azalır, ince kırışıklıklar oluşur ve ifade derinleşir. Bu tür deri yaşlanması tüm yaşlanmanın %20’sini oluşturur ve kaçınılmazdır.

    Dış etkenlere bağlı yani fotoyaşlanma ise deri yaşlanmasının %80’ini oluşturur. Bu tür yaşlanmayı önleme ve değiştirme şansı vardır. Çevresel faktörlerin en önemlisi güneştir. Güneşe maruziyetin %50-75’i hayatın ilk 20 yılında serbest radikal adı verilen maddelerin oluşumuyla ortaya çıkar.

    Cilt yaşlanmasını önleyici ya düzeltici cerrahi dışı yaklaşımlarda kullanılan yöntemler nelerdir?

    Kremler
    Botox
    Dolgu maddeleri
    Kimyasal peeling (cilt soyulması)
    Lazer uygulamaları

    Kremler:

    Güneş, deride renk değişiklikleri, kalınlaşma ve incelmeler, pürüzler, damar genişlemeleri, sarkma ve kabalaşma, kırışıklıklar ve deri kanseri oluşumuna neden olur.

    Östrojen derinin gençliğinin korunmasında anahtar rol oynar. Östrojenin azalmasıyla deri incelir, esnekliği azalır, sarkma ve kırışıklıklar artar. Tüm bu değişiklikler deride kollajen denen protein yapıda bir maddenin azalmasına bağlıdır. Derideki en belirgin kayıp menopozun ilk 2 yılında ortaya çıkar ve menopozun beşinci yılında kollajenin %30’unun azalmasıyla devam eder. Güneş, sigara, stres, uyku düzeni bozukluğu, alkol kullanımı, yetersiz beslenme, kilo değişiklikleri, yerçekimi, mimikler kalıtımla birlikte deri yaşlanmasını etkileyen en önemli faktörlerdir. Bu durumda güneşten korunma deri yaşlanmasının önlenmesinde en önemli ve en ucuz “anti-aging” yöntemidir.

    Güneş Koruyucuların çeşitleri ve etkileri nedir?
    Güneşin deri üzerindeki olumsuz etkileri güneşe maruz kalma süresi ile cilt rengi ve tipine bağlıdır.

    Güneş koruyucular “kimyasal filtreler” ve “fiziksel örtücüler” olmak üzere iki tiptir. Fiziksel örtücüler cilt üzerine uygulandığında genellikle görülür bir tabaka oluştururlar. Bunlar güneş ışınlarını yansıtarak etki gösterirler. Bebeklerde ve erişkinlerde yüz bölgesinin korunması için uygundurlar. Kimyasal filtreler ise güneş ışınlarını absorbe ederek (emerek) alta ulaşmasını engellerler. Bu tür koruyucular vücut cildinin korunması için uygundurlar. Koruyucuların üzerinde SPF (Sun Protecting Factor) veya GKF (Güneşten Korunma Faktörü) olarak belirtilen sayılar güneşte kalma süresini ne kadar artırdığını belirtir.

    SPF 15 güneşten %92, SPF 30 %94, SPF 50 %97 korur. Yani güneşten korunmak için çok yüksek korunma faktörleri gerekmemektedir. Ancak bu koruma için kremlerin uygun koşullarda kullanılması gerekmektedir.

    Bu kremler veya losyonlar güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce sürülmeli ve yeterli miktarda kullanılmalıdır. Gerçek anlamda etkili olmaları için 2 mg/cm2 uygulanmalı (tüm vücut için 30 ml), 2 saat arayla tekrarlanmalıdır.

    Antioksidan nedir? Deri yaşlanması tedavisindeki önemi nedir?

    Antioksidanlar vücuda zararlı olan serbest radikallerin zararlı etkilerini yok eden maddelerdir. Serbest radikaller, vücudumuzda normal yaşamsal faaliyetlerinin devamını sağlayan biyolojik olaylar esnasında, ya da sigara, hava kirliliği ve güneş gibi çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan ve vücut hücrelerine zarar veren maddelerin genel adıdır. Hücrelerin yapısını bozar birçok vücut sistemi üzerinde ve bu arada cilt yapısı üzerinde olumsuz etki yaparlar. Antioksidanlar serbest radikallerin zararlı etkilerini yok ederler. Vücut tarafından üretilebilir ya da dışarıdan alınabilirler. Yaş ilerledikçe antioksidan üretimi azalır ve vücudun serbest radikalleri yok etme yeteneği de etkilenir.

    Serbest radikaller derinin yaşlanmasında önemli rol oynarken antioksidanlar serbest radikallerin saldırısını önlerler.

    Cilt üzerinde etkili antioksidanları şöyle sıralayabiliriz:

    Retinoidler: A-vitamini türevleridir. Deri yüzeyini düzeltir, ince kırışıklıkları açar, kahverengi lekeleri açar ve cildi dolgunlaştırır. Etkili olabilmeleri için en az 10-15 ay kullanılmalıdırlar. Hem iç hem de dış faktörlere bağlı deri yaşlanmasında etkilidir.
    E-vitamini (alfa tokoferol)’nin etkisi tartışmalıdır.
    C-vitamini kollajen hasarını onarır ve cildin rengini açar.
    Alfa lipoik asit ve koenzim Q10’in etkileri ispatlanmamıştır.
    Yeşil çay büyüme faktörleri içerir ve hücre yenilenmesini artırır.
    Gingkobiloba, ginseng, aloevera, deniz yosunu, üzüm çekirdeği, buğday proteini, soya proteini, çinko ve selenyumun deri yaşlanması üzerine ispatlanmış olumlu etkileri bulunmamaktadır.

    Botox Nedir?

    Botox Clostridium botulinum isimli bakterinin salgıladığı bir toksin yani bir çeşit zehirdir. Botulinum toxin-A (BTX-A) ilk kez 1928’de Herman Sommer tarafından ayrıştırılmıştır. 1944’de Dr. Edward Schantz ve arkadaşları tarafından saflaştırma çalışmalarına başlanmış, 1946’da kristal formu elde edilmiştir.

    1949’da Dr. Vermon Brook tarafından toksinin hareketle ilgili sinir uçlarını bloke ettiğinin keşfedilmesi tıpta kullanımının temelini oluşturur.

    İlk kez 1978’de şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanan BTX-A’nın kırışıklıklarda kullanımı tesadüfen keşfedilmiştir. 1987’de oftalmolog (göz doktoru) Jean Carruthers tedavi uyguladığı hastasında kaş çatma çizgilerinin düzeldiğini gözlemlemiş ve bu gözlemini dermatolog olan eşi Alastair Carruthers ile paylaşmıştır.

    1990 yılından beri BTX-A, şaşılık, kekemelik, migren, yutma güçlükleri gibi kasların gevşeyememesine bağlı yaklaşık 200 hastalığın tedavisi yanında kas kasılmasıyla olan kırışıklıkların ve aşırı terlemenin tedavisinde de başarıyla kullanılmaktadır.

    Kırışıklıkların giderilmesinde Botox’un rolü nedir?
    Günümüzde giderek artan yaşam beklentisi ve uzayan yaşam süresi bireylerin toplumda verimli olarak geçirdiği süreyi artırmaktadır. Profesyonel ve sosyal yaşantıdaki aktif geçen sürenin uzaması insanların daha zinde, sağlıklı ve genç görünmek ve hissetmek istekleri üzerinde etkili olmaktadır. Bu beklenti, yazılı ve görsel medyanın etkisi ile ciddi olarak artış göstermektedir.

    Doğumla birlikte başlayan yaşlanma ve yıpranma sürecini en çok yansıtan bölge ise yüzümüzdür. Yüz bölgesi gençleştirme işlemlerinin odağını oluşturur. Yüz gençleştirme amacıyla tanımlanan ameliyatlar giderek artan sayıda uygulama bulmakla birlikte iyileşme süreci gerektirmeleri, geride bıraktıkları izler ve taşıdıkları istenmeyen riskler nedeniyle çekinilen girişimlerdir.

    Bu nedenle gerek yüz gençleştirme gerekse yüze ait özelliklerin değiştirilmesi amacıyla uygulanan basit girişimlerin popülaritesi hızla artmaktadır. İlk kullanılmaya başlandığı yıllardan bu yana tüm dünyada en fazla uygulanan yöntem BTX-A enjeksiyonlarıdır.

    Kemik, kas, yağ ve deri dokusunda meydana gelen değişiklikler yaşlanma süreci olarak karşımıza çıkmakta ve bulgu olarak da kırışıklıklar meydana getirmektedir. Yüzde meydana gelen kırışıklıklar ikiye ayrılır: Dinamik ve Statik Kırışıklıklar.

    Dinamik Kırışıklıklar: Bu tip kırışıklıklar yüzdeki mimik kaslarının kasılması sonucu ortaya çıkarlar ve 20’li yaşlardan itibaren giderek artış gösterirler. Bunların oluşumu kişinin mimik yapma özelliklerine bağlı olarak artış gösterir ve zaman içinde yarattıkları kalıcı değişiklikler ile statik kırışıklıklara döner.

    Dinamik kırışıklıkların en belirgin olanları alındaki yatay çizgiler, kaş arasındaki çatma çizgileri ve göz kenarlarında oluşan kaz ayaklarıdır.

    Dinamik kırışıklıklardan kas aktivitesi sorumlu olduğu için BTX gibi kas hareketlerini değiştiren veya durduran yöntemler bu tip kırışıklıkların tedavisinde başarılıdır.

    Statik Kırışıklıklar: Bunlar yüz istirahat halinde iken de görülen kırışıklıklardır. Yerleşim yerine göre mimikler ile daha da belirgin hale gelebilirler. Ağız çevresindeki gülme çizgileri ve alt göz kapağındaki gözyaşı oluğu olarak bilinen kırışıklıklar statik kırışıklıkların başında gelir. Statik kırışıklıkların düzeltilmesinde BTX tek başına yeterli olmaz. Yumuşak doku dolguları veya cerrahi yöntemler tercih edilir.

    Botox etkisini nasıl gösterir ve ne kadar sürer?

    Botox sinir uçlarından bir maddenin salınımını durdurarak o sinirin etkilediği kasın hareketini durdurur. Bu etki uygulamadan 2 gün sonra yavaş yavaş başlar, 2. haftada tam gelişir ve 3 ay devam eder. 3. aydan sonra salınımı durdurulan madde yeniden salınmaya başlar ve 6. ayda tamamen başa döner.

    Toplam uygulama sayısı arttıkça klinik etki süresi uzar. Göz çevresindeki etki genellikle diğer bölgelere göre daha kısadır.

    BTX enjeksiyonuna ilk başlandığında ardarda 3 ayda bir 3 kez uygulama yapıldıktan sonra, genellikle daha sonra 6 ayda bir uygulama ile istenen kozmetik etki devam ettirilebilmektedir.

    Botoxu kimler uygulamalıdır?

    Uygun enjeksiyon tekniği ve başarı, uygulama bölgelerindeki kas yapılarının anatomik pozisyonlarının ve özelliklerinin iyi bilinmesine bağlıdır. Uygulama bölgesi anatomisi mutlaka uygulayıcı hekim tarafından detaylı olarak bilinmelidir, aksi takdirde arzu edilmeyen komplikasyonlar ile karşılaşılabilir.

    Enjeksiyon noktalarının belirlenmesinde ana hatlar belirli olmakla birlikte bireysel değişiklikler her hastanın detaylı olarak analiz edilecek kişisel kas miktarı, aktivitesi ve pozisyonuna göre karar verilmesini gerektirir. Uygulayan kişinin bu konudaki deneyim süresi de becerisini artıracaktır.

    Enjeksiyon öncesinde uygulanacak alanın temizlenmesi, soğuk uygulanması enfeksiyon, morarma ve ağrı gibi yan etkilerin azalmasını sağlar.

    Botox kimlere uygulanmaz?

    Botox preparatının herhangi bir bileşenine allerjisi olanlar
    Kas hastalığı olanlar
    Gebelik ve emzirme döneminde
    Kanama bozuklukları olanlar
    Enjeksiyon yerinde enfeksiyon-iltihabi durum bulunanlar
    Bazı ilaçları kullananlarda: Aminoglikozid, siklosporin, D-penisilamin, kas gevşetici, kinin ve kalsiyum kanal blokerleri, magnezyum sülfat ve linkosamid kullananlarda kesinlikle kullanılmamalıdır.
    Ayrıca iş yaşamında yüz mimikleri kullanmaya ihtiyacı olanlar (örn. aktör ve aktrisler, politikacılar) botox uygulamalarından kaçınmalıdırlar.

    Botox uygulamasından sonra nelere dikkat edilmelidir?

    Uygulamayı takiben 2 saat boyunca bölgeye su, makyaj, krem uygulanmamalıdır. Uygulamayı takiben 4 saat süre ile yatay pozisyon, 24 saat içinde uçak yolculuğu önerilmemektedir.

    Uygulamadan sonra, uygulanan kasların 2 saat süre ile çalıştırılması etkinin erken başlamasını sağlamaktadır.

    Botox uygulamasına bağlı gelişebilecek istenmeyen etkiler nelerdir?

    Botox uygulaması işini bilen uzman bir hekim tarafından yapıldığında oldukça güvenli bir profil sergilemektedir.

    Kozmetik uygulamalarda medikal yani tıbbi tedavi uygulamalarına göre çok daha düşük dozlar kullanıldığı için yan etkiler de daha azdır: Baş ağrısı, grip benzeri bulgular, alerjik reaksiyon, kaş asimetrisi, çift görme, göz kapağında düşme, asimetrik gülüş, kuru göz, ağrı, morarma oldukça seyrek görülen ve uygulama hatalarına bağlı komplikasyonlardır.

    Dolgu Maddeleri nedir? Uygulamaları nasıl yapılır?

    Dolgu maddeleri deri altında yaşlanma veya hastalıklarla ortaya çıkan hacim kayıpları, derin ve yüzeyel kırışıklıkların tedavisi için kullanılan ve deri altına enjekte edilerek kaybolan hacmin yeniden kazanılmasını sağlayan maddelerdir.

    Uzun yıllardan beri araştırmacılar ve klinisyenler ideal yumuşak doku dolgu maddesini geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır. İlk dolgu maddesi uygulaması 100 yıldan daha eskilere dayanmaktadır. İlk kez dolgu maddesi olarak parafin enjeksiyonları yapılmış ancak oluşan istenmeyen yan etkiler yani komplikasyonlar nedeniyle sonuç başarısız olmuştur. 1893 yılında ilk kez kişinin kendisinden alınan yağ dolgu amacıyla (otolog yağ transferi) kullanılmıştır. İlerleyen yıllarda sıvı silikon gibi sentetik dolgu maddeleri denenmiş ancak yine oluşan istenmeyen yan etkiler nedeniyle terk edilmiştir.

    1970’lerin başında enjektabl kollajen ile ilgili ilk çalışmalar başlamış, 1984’te kollajen bir dolgu maddesi olarak onay almıştır.

    Uzun yıllardan beri geliştirilmiş olan özellikle kalıcı dolgu maddelerinde görülen doku reaksiyonları ve yan etkiler nedeniyle bu maddelerin uygulanması hemen hemen tamamıyla terk edilmiştir.

    Dolgu maddelerine artan büyük ilgi ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak daha uzun kalıcılığı olan daha az reaksiyon oluşturan ve daha fazla hacim oluşturan dolgu maddelerinin geliştirilmesinde son yıllarda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

    Dolgu maddeleri kaç tiptedir?

    Naturel dolgu maddeleri (kollajen ve hyaluronik asit)
    Otolog yağ
    Sıvı dolgu maddeleri (akrilamidler ve sıvı silikon)
    Abzorbe olmayan mikrosferler (polimetilmetakrilat)
    Partiküllü materyaller (kalsiyum hidroksilapatit)
    Kalıcı implantlar (politetrafloroetilen)
    Dolgu maddeleri içerisinde en yaygın olarak kullanılan ve en az komplikasyonu olanlardan birisi “Hyaluronik Asit” tir.

    Hyaluronik Asit (HA)

    Ülkemiz pazarında değişik isimlerle bulunan ve en yaygın olarak uygulanan dolgu maddesidir. Hyaluronik asit genç ve elastik cilt altı matriksin (dokusunun) normal yapısında bulunan bir maddedir. Vücutta ortalama 200 mg/kg oranında bulunur. 70 kg’lık bir yetişkinin vücudunda ortalama 14 g HA bulunur. Vücutta bağ dokusu ve deride bulunur. Su tutma kapasitesi yüksek bir maddedir ve hacim oluşturma, nemlendirme ve hücre çoğalması gibi önemli etkileri vardır. Yaşlanma ile deri ve eklemlerde HA kaybı olmaktadır. Uzun yıllardır eklem içi enjeksiyonlarla eklem hastalıklarında kullanılmaktadır.

    HA ilk olarak 1989 yılında hayvansal kaynaklı olarak üretilmiştir ancak yarılanma ömrünün 24 saatten az olduğu görülmüştür. Daha sonra bakteriyel kaynaklı üretimi yapılan HA’in çapraz bağlanma ile stabilize edilmesigerekmiştir. HA’in dolgu maddesi olarak değişik molekül büyüklüğünde preparatları üretilmiştir. Küçük molekül ağırlıklı preparatlar, ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla yüzeyel olarak uygulanırken, orta ve büyük molekül ağırlıklı olanlar daha derinlere uygulanarak derin kırışıklıkların doldurulmasında kullanılırlar.

    Rekombinant DNA teknolojisiyle ( yani özel genetik yöntemler kullanılarak) üretilen HA içeren dolgular yumuşak dokuların her yüzeyine uygulanabilirler. İstenmeyen yan etki oranı çok düşüktür ve hiçbir toksik yani zararlı etkisi yoktur. Burun ve yanak kenarında oluşan oluklarda, ağız kenarı çöküntülerinde, kaş arası kırışıklıklarda, dudakların dolgunlaştırılmasında, akne skarları ve kesi izlerinin düzeltilmesinde başarıyla kullanılmaktadırlar. HA enjeksiyonları 6-9 ay süre ile kalıcılığını devam ettirmektedir.

    HA uygulaması öncesi kremler ile anestezi kolaylıkla sağlanabilmektedir. Son yıllarda HA preparatlarının içerisine lokal anestezik eklenmesiyle enjeksiyon sırasındaki ağrı önlenebilmektedir.

    Kimyasal Soyma (peeling) İşlemi nedir?

    Genler çevre koşulları ve yaşam biçimlerinin kesişmesiyle deride ortaya çıkan leke ve ince çizgileri yok etmek ve daha genç göstermek için yapılan deriyi soyma işlemi (peeling)’nin geçmişi eski Mısırda Kleopatra’ya kadar uzanmaktadır. Günümüzde ise kimyasal yöntemlerle istenilen derinliğe kadar inilebilmektedir. Peelingler evde hastanın kendi kendine uygulayabileceği basit tiplerden ciddi bir operasyon titizliğinde yapılan derin peelinglere kadar geniş bir yelpaze içinde yer almaktadırlar.

    Peeling yaptırmadan önce bu konudaki temel kavramlar, peeling tipleri ve seçimi, olmasını hiç arzu etmediğimiz yan etkilerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.

    Kimyasal soyma işlemi (peeling) deri üzerine bir ya da birden çok kimyasal (asidik ve bazik) ajanın uygulanması sonucu derinin bir kısmı üzerinde kontrollü bir hasar oluşturularak cildin daha genç ve daha sağlıklı bir görünüm kazanması sağlanır. Amaç, deri katmanlarında istenilen derinliğe kadar hasar oluşturmak ve onarım sırasında yara iyileşmesinin avantajlarından yararlanılarak deri üzerindeki istenmeyen lekeler, oluşumlar ve ince kırışıklıkların tedavisini sağlamaktır. Yara iyileşirken epidermal onarım ve yeni dermal bağ dokusunun oluşması ile deride daha genç bir görünüm oluşmaktadır.

    Kimyasal peeling, peeling çözeltisinin hasar derinliğine göre; çok yüzeysel, yüzeysel, orta ve derin olarak sınıflandırılır.

    İşlemin sonucu; farklı çözeltilerde farklı olmak üzere, kullanılan çözeltinin derişimine yani konsantrasyonuna, asitlik değerine, ciltte kalma süresine, uygulama tekniğine, uygulanan bölgeye, kullanılan asidin uygulanan kat sayısına, cildin önceden hazırlanmasına, cilt tipi gibi bazı faktörlere göre değişir.

    Bir kimyasal çözelti, aynı konsantrasyonda farklı kişilerde, farklı şartlarda farklı derinliklerde peelinge neden olabilir. İşlem sırasında ve sonrasında hastanın uyumu, iyileşme süreci, komplikasyon gelişme oranı ve sonuçları kimyasal peelingin derinliğine göre değişir.

    Başarılı bir kimyasal peeling işleminde; uygun hasta seçimi, peeling çözeltisinin özellikleri, uygulama tekniği, uygulayan hekimin deneyimi gibi pek çok faktörün etkisi vardır.

    İdeal sonuçlar için uygun hasta seçimi önemlidir. İşlemin öncesi, hastaların genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, sigara kullanımı, geçirilmiş kozmetik işlemler, herpes denen virüs infeksiyonları, keloid yani aşırı kalınlaşmış yara izi oluşumu sorgulanmalıdır. Deri tipi (kronolojik (zamana bağlı) ve fotoyaşlanma açısından) değerlendirilmeli ve derecelendirilmelidir. Hastanın yaşam tarzı ve beklentileri iyi değerlendirilmeli; uygulanacak işlem, uygulama sırasında oluşabilecek tüm olasılıklar, işlem sonrasında uyması gerekenler konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir.

    Dermatolojide Lazer ve Işık Sistemleri

    “Laser” kelimesi Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation (uyarılmış radyasyon yoğunlaşması ile güçlendirilmiş ışık) ifadesinin baş harflerinden oluşmaktadır. Uyarılmış ışığın emilimi teorisini ilk kez 1917 yılında Albert Einstein kuantum teorisinin bir parçası olarak ortaya koymuştur. Bu teoriden yaklaşık 40 yıl sonra bilim adamları bu görüş doğrultusunda lazeri geliştirmişlerdir.

    Theodore Maiman, 1959 yılında ilk kırmızı renkli lazer olan ruby lazeri geliştirmiştir. Daha sonra 1961’de Johnson tarafından Nedymium : Yytrium-Aluminum-Garnet (Nd-YAG) lazer, 1962’de Bennet tarafından Argon lazer ve 1964’te Patel tarafından CO2 lazer geliştirilmiştir.

    Lazer sisteminde ışık kaynağından çıkan ışın belli bir kavitede-oyukta biriktirilip güçlendirilerek belli bir noktaya yönlendirilir. Lazer ışığı tek yönlü tek fazlı, tek renkli dağılmaksızın birbirine paralel yol alan bir ışıktır.

    Lazer ışığı dokuda seçici olarak emildiğinde ışının enerjisi ısıya dönüşür ve etki sağlar.

    Lazerin Dermatolojide Kullanım Alanları nelerdir?

    Vasküler (damar kaynaklı) yapıların tedavisinde lazer: Bu tip lazerlerde hedef doku damar duvarıdır. Damar genişlemesi ve çoğalması sonucu ortaya çıkan, bazen doğumsal olan pembe-kırmızı-mor renkli lekelerin tedavisinde kullanılır. Argon lazer, argon kaynaklı ayarlanabilir lazer, bakır buharlı / bromid lazer, Nd:YAG lazer, KTP lazer, kripton lazer ve pulsed dye lazerler bu tür yapıların tedavisinde etkilidir.

    Pigmente (koyu kahve renkli) lekelerin tedavisinde lazer: Bu tip lazerlerde hedef doku deriye renk veren melanin maddesidir. KTP lazer, Q-anahtarlı alexandrite ve diod lazerler bu tür yapıların tedavisinde etkilidir.

    Dövme tedavisinde lazer: Mavi ve siyah renkli dövmelerde Q-anahtarlı ruby ve Q-anahtarlı Nd-YAG lazer; yeşil renkli dövmelerde Q-anahtarlı ruby ve Q-anahtarlı alexandrite lazer, kırmızı renkli dövmelerde KTP, pulsed dye lazer ve Nd:YAG lazer kullanılmaktadır.

    Epilasyonda lazer: Bu işlemde hedef kıla renk veren melanin maddesidir. Kıl büyüme döngüsünün bir fazında çevreye göre daha fazla melanin içerir. Bu dönemde uygulanan lazer kılın yanmasını sağlar. Alexandrite, diod ve Nd:YAG lazerler ve IPL bu amaçla kullanılan başlıca lazerlerdir. Deri rengi, tipi ve kıl yapısına göre lazer seçilmelidir. Her birinin etkili olduğu kıl tipi farklıdır.

    Deri yenilemede lazer: Yaşlı cildin tedavisi temel olarak cildin dış 200 mm’lik kısmının tedavisini içerir. Bu amaçla cildi soymak için ablatif CO2 ve Er:YAG lazerler kullanılır. Cildin üst tabakaları uzaklaştırılarak derinin yeniden oluşmasını sağlamak yoluyla etkilidirler. Cilt soyulmadan kollajenaz ve fibroplazinin uyarıldığı uygulamalarda Mid-IR Nd:YAG lazer, Mir-IR diod lazer, Er:Glass lazer, Q-anahtarlı Nd:YAG lazer, IPL ve radyo-frekans kullanılır. Bunlar bazı enzimleri uyararak cildi canlandırır.

    Lazere kim karar verir ve kim uygulamalıdır?

    Lazerler kullanımı uzmanlık gerektiren cihazlardır. Dermatoloji ve Plastik Cerrahi uzmanları bu yapıları en iyi tanıyan uzmanlardır. Uygun lazeri seçmek ve uygulamak basit bir işlem değildir. Uygulamanın doktor dışında bir kişi tarafından yapılması ise kabul edilemez.

    Lazerlerin yanlış seçimi ve kullanımıyla tedavisi mümkün olmayan yan etkiler (yanıklar, izler ve lekeler) gelişebilmektedir.

    KAYNAKLAR

    İlter N, Adışen E. Kimyasal Peelingde Hasta Seçimi ve Bilgilendirme. Türkiye Klinikleri J Cosm Dermatol – Special Topics 2009; 2(3): 5-11.

    Eken A. Kimyasal peeling için temel kavramlar ve yasal durumlar. Türkiye Klinikleri J Cosm Dermatol – Special Topics 2009; 2(3): 1-4.

    Çerkeş N. Dolgu Maddeleri ve Uygulamaları. Türkiye Klinikleri J Cosm Dermatol – Special Topics 2008; 1(4): 29-35.

    Yavuzer R.Yüz şekillendirilmesinde botulinum toksin A’nın rolü.Türkiye Klinikleri J İnt Med Sci 2007,3(39) :7-18.

    Scott A,Rosenbaum A,Collins C.Pharmacologic weakening of extraocular muscles.Invest Ophtalmol 1973,12:924-7.

    Klein AW.Complications with the use of botulinum toxin.Dermatol Clin 2004;22:197-205.

    Huang W, Foster JA,Rogachefsky AS.Phamacology of botulinum toxin.J Am Acad Dermatol 2000;43:249-59.

    Matarasso SL, Carruthers JD, Jewell ML. Consensus recommendations for soft-tissue augmentation with nonanimal stabilized hyaluronic acid (Restylane). Supplement to Plast Reconstr Surg 2006;117:3.

    Rohrich RJ, Rios JL, Fagien S. Role of new fillers in facial rejuvenation: a cautious outlook. Plast Reconstr Surg 2003;112(7):1899-902.

    Rohrich RJ. Introduction to the Restylane Consensus Statement. Plast Reconstr Surg 2006;117:1.

    Biesman B. Soft Tissue Augmentation Using Restylane. Facial Plast Surg 2004; 20: 171.

    Sclafani AP. Soft Tissue Fillers for Management of the Aging Perioral Complex. Facial Plast Surg 2005; 21: 74.

    Born T. Hyaluronic Acids. Clin Plast Surg 2006; 33: 525.

    Jacovella PF. Calcium Hydroxylapatite Facial Filler (Radiesse): Indications, Technique, and Results. Clin Plast Surg 2006; 33: 511.

    Sherman RN. Sculptra: The New Three Dimentional Filler. Clin Plast Surg 2006; 33: 539.

    Lemperle G, Romano JJ, Busso M.Soft Tissue Augmentation with Artecoll: 10 year history, indications, techniques, and complications. Dermatolog Surg 2003; 29(6): 573-587.

    Lemperle G, De Fazio S, Nicolau P. ArteFill: A Third-Generation Permanent Dermal Filler and Tissue Stimulator. Clin Plast Surg 2006; 33(4): 551-565.

    Baumann L. Collagen-containing fillers: alone and in combination. Clin Plast Surg 2006; 33(4): 587-596.

    Jansen DA, Gravier MH. Soft Tissue Substitutes in Perioral Augmentation. Semin Plast Surg 2003; 17: 181.

    Okano Y, Abe Y, Masaki H, et al. Biological effects of glycolic acid on dermal matrix metabolism by dermal fibroblasts and epidermal keratinocytes. Exp Dermatol 2003; 12(Suppl 2): 57-63.

    Glogau RM. Chemical peeling and aging skin. J Geriatr Dermatol 1991; 2: 30-35.

    Briden ME. Alpha-hydroxyacid chemical peeling agents: case studies and rationale for safe and effective use. Cutis 2004; 73 (2 Suppl): 18-24.

    Khunger N, Sarkar R, Jain RK. Tretinoin peels versus glycolic acid peels in the treatment of Melasma in dark-skinned patients. Dermatol Surg 2004; 30(5): 756-760.

    Sharquie KE, Al-Tikreety MM, Al-Mashhadani SA. Lactic acid as a new therapeutic peeling agent in melasma. Dermatol Surg 2005; 31(2): 149-154.

    Ditre CM. Glycolic acid peels. Dermatol Therapy 2000; 13: 165-172.

    Hevia O, Nemeth AJ, Taylor RJ. Tretinoin accelerates healing after trichloroacetic acid peel. Arch Dermatol 1991; 127(5): 678-682.

    Oram Y. Dermatoloji’de Cerrahi. Tüzün Y, Gürer MA, Serdaroğlu S, Oğuz O, Aksungur V, editörler. Dermatoloji, Cilt 2, İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2008, p.2259-2322.

    Öztürk S. Laser Treatments in Plastic Surgery. Türkiye Klinikleri J Cosm Dermatol-Special Topics 2008; 1: 15-24.

    Maiman T. Stimulated optical radiation in ruby. Nature 1960; 187: 493-494.

    Johnson LF. Optical laser characteristics of rare-earth ions in crystals. J Appl Physiol 1961; 34: 897-909.

    Ergenekon G, Aybey B. Son gelişmeler ışığı altında dermatolojide lazer. Türkderm 2001; 35: 152-164.

    Rossi A, Jurassich S, Bozzi M, Villano PA, Vozza A. Argon laser in dermatology: indications suggested by a 4-year experience. G Ital Dermatol Venereol 1990; 125: 439-443.

    Özcanlı Ç, Başak PY. Laser and use in dermatology. Türkiye Klinikleri J Med Sci 2002; 22: 620-629.

  • Botox uygulamaları

    Botox uygulaması çok kısa sürede gerçekleşmesi, uygulama sonrasında sosyal hayattan geri kalmadan, yüzümüze dinlenmiş bir görüntü ve ışıltı vermesi nedeniyle, tüm uygulamalar içinde her zaman en popüler olma özelliğini korumuştur. Yaşla birlikte daha belirgin hale gelen mimik çizgilerini hafifletmek ya da ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan kolay ve güvenilir bir yöntemdir.

    BOTOX NEDİR?

    Clostridium botulinum adı verilen bir bakteri tarafından salgılanan bir proteindir. Bu madde sinirlerden kaslara olan elektriksel iletiyi bloke ederek, uygulanan bölgedeki kasın fonksiyonunu geçici olarak azaltır veya yok eder. Kas fonksiyonunu kaybedip kasılamayınca, üzerindeki deride oluşan kırışıklılıklar da azalır veya yok olur. Botulinum toksini birçok kişinin düşündüğü gibi bir yılan zehri değildir. Çok küçük dozlarda sulandırılarak yapılır. Bu nedenle sağlığımıza hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ülkemizde kullanılan 2 adet botulinum toksini bulunmaktadır: Dysport (İPSEN), Botox (ALLERGAN).

    BOTOX NERELERE UYGULANIR?

    Kaş arasında yer alan çizgilere

    Alın çizgilerine

    Göz kenarındaki kaz ayağı denen çizgilere

    Burun ucunun kaldırılmasına,

    Üst ve alt dudaktaki dikey çizgilere (Sigara çizgilerine)

    Dudak köşelerinin yukarı kaldırılmasına,

    Çene üzerindeki derinin daha pürüzsüz hale getirilmesine

    Boyundaki yatay çizgilerin ve dikey bantların tedavisinde uygulanır.

    NASIL UYGULANIR?

    Çok ince uçlu insülin enjektörleri ile kas içine belirli noktalardan uygulama yapılır. Uygulama süresi 10-15 dakikadır.

    ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR?

    Uygulamayı takiben ortalama 2 gün sonra etkileri başlar, 15. Günde gerçek net etkisi ortaya çıkar. Etki süresi genellikle 4-6 aydır.

    UYGULAMA ÖNCESİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Kişilerin bir kas hastalığı olup, olmamasına

    Kan sulandırıcı ilaç kullanıp, kullanılmadığına

    Gebelik ve emzirme durumları sorgulanmalıdır.

    HİPERHİDROZ (TERLEME) TEDAVİSİNDE BOTOX

    Koltuk altı, el ve ayak terlemelerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Burada kas içine değil, cilt altına uygulama yapılır. Ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici olarak bloke ederek ter üretimini engeller. Uygulama sonrası etkiler 1-2 gün içinde başlar ve 6-8 ay kadar sürer.

    UYGULAMA SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER?

    Uygulama sonrası, yüz kasları birkaç saat çalıştırılmalı yani mimik hareketleri yaptırılmalıdır. Böylece ilacın kas içine yayılımı daha kolay olur.

    Uygulamadan sonra ilk 24 saat ağrı kesici (Antienflamatuar),kas gevşetici, antidepresan gibi ilaçlar ve alkol alınmamalıdır.

    Uygulama sonrası birkaç saat sırt üstü ve yüzüstü yatılmamalıdır. Aksi halde ilaç farklı kas gruplarına yayılarak istenmeyen etkilere neden olabilir.

    Uygulamadan sonra 4-5 saat makyaj uygulaması yapılmamalıdır.

    Uygulama yapıldıktan sonra 6-8 saat uygulama bölgelerine dokunulmamalı, masaj yapılmamalıdır.

    Botox uygulaması sonrası 4-5 saat sıcak duş alınmamalıdır.

    Botox uygulama sonrası 24 saat egzersiz yapılmamalıdır.

    Uygulamadan sonra oluşan küçük kabarcıklar ve kırmızılıklar birkaç saat içinde kendiliğinden kaybolur, asla ellenmemelidir.

    BOTOX UYGULAMASI EĞİTİM ALMIŞ BİR UZMAN HEKİM TARAFINDAN YAPILMALIDIR.

    Botox uygulaması, tekrarlanmazsa cilt daha kötüye gider şeklinde yanlış bir inanış maalesef halk arasında vardır. Tam tersi mimik kasları uygulama sonrası aktif olmadığı için kırışıklıklar giderek azalır, düzenli aralıklarla uygulama ile tamamen de kaybolabilir.

  • Dolgu (hyalüronik asit) nedir?

    Yüz bölgesine uygulanan dolgu maddeleri ile cilt kızarıklıklarının ve hacim kayıplarının giderilmesi, yüzün yeniden şekillendirilmesi, çökük olan izlerin tedavi edilmesi, dudak şekillendirme ve dolgunlaştırma işlemleri gerçekleştirmektedir. Uygulanan dolgu maddeleri Hyalüronik Asit içermektedir.

    HYALÜRONİK ASİT NEDİR?

    Cildimizin iskelet yapısını oluşturan kolajeni üreten bir ara maddedir. Hacminin 1000 katı kadar su bağlayabilmektedir. Normalde genç insanların ciltlerinde daha çok bulunan, cilde parlaklık, canlılık veren bir maddedir. Yaşla beraber ciltte azalır. Bunun sonucu olarak cilt kırışıklıkları başlar. Cilt altına verilen dolgu maddesi, cildin alt katmanlarına destek verip, kırışıklık ya da çöküklüğün doldurulmasını sağlar. Ayrıca yüzde germe etkisi yapar.

    HANGİ BÖLGELERE UYGULAMA YAPILIR?

    Yanaklar (Orta Yüz)

    Göz yaşı oluğu (Tear Through)

    Burun kenarı ile ağız köşesi arası oluğu (Nasolabial Oluk)

    Burun

    Dudak kenarı çizgileri (Marrionette Çizgileri)

    Çene

    Kaşlar (Hacim vermek için)

    Göz kenarındaki kaz ayakları

    Alın çizgileri

    Boyundaki yatay çizgilere uygulanır.

    YANAK DOLGUSU

    Orta yüz dolgusu son yıllardaki dolgu uygulamaları içinde en popüler olanıdır. Geçmişte kırışıklığın altını doldururken, günümüzde yeni anlayış eksilen hacmi yerine koymaktır. Yaşla birlikte, yanaklarımız hacim kaybeder ve yerçekimine karşı koyamayıp sarkar. Bunun sonucu yorgun bir görünüm ortaya çıkar. Dolgun yanak kadını daha çekici ve genç kılar. Yanak dolgusu maalesef yapılan kötü uygulamalar nedeniyle genellikle tepkiyle karşılanmaktadır. Ancak doğru kişilerin elinde yapılan uygulamalar sonucu , mükemmel görüntüler elde edilmektedir. Amaç yanakları şişirmek değil, eksilen hacmi yerine koymaktır. Bu bölgede kullanılan hyalüronik asit dolguları daha yoğun özelliktedir. Dayanıklılık süreleri genellikle 1,5 – 2 yıldır.

    DUDAK DOLGUSU

    Dudakların dolgun ve şekilli olması yüzde gençlik ve canlılığın göstergesidir. 35’li yaşlardan itibaren dudaklar incelmeye başlar. Konturu kaybolur, hacmi azalır. Bazen genetik faktörlere bağlı olarak da dudaklar ince ve şekilsiz olabilir. Sigara tüketimi, stres, güneş gibi çevresel etkilerde dudakların incelme süresini hızlandırır. Hyalüronik Asitli dolgularla yapılan uygulamalar sonucunda öncelikle dudak şekillendirilir, gereği kadar hacim verilir. Dolgu uygulaması sonrası dudağın nemi de artar, dolayısıyla pürüzsüz ve canlı görünür.

    GÖZ ALTI DOLGUSU

    Göz altı çukurunun doldurulması, göz çevresinin gençleştirilmesi, morluklar, halkaların ve çizgilerin giderilmesi amacıyla uygulanır. Göz altında bulunan yağ yastıkçığının hacmi, yaşa, kilo kaybına bağlı olarak azaldığında, göz altı oluğu derinleşir. Bu kişinin yorgun görünümüne neden olur. Yaklaşık 15 dakikalık uygulamalar sonucunda kişi daha dinlenmiş ve genç görünür.

    HANGİ DOLGU MADDESİNİ KULLANMALIYIM?

    Kaliteli dolgu maddeleri akışkan olup cilde doğal bir görünüm verirler. En önemlisi de alerjik reaksiyona neden olmazlar. Ucuz, laboratuvar testleri özenle yapılmamış dolgu maddeleri alerjik reaksiyona neden olabilirler. Enfeksiyon riskleri de çok yüksektir.

    DOLGUNUN ÖMRÜ NE KADARDIR?

    Hyalüronik asit içeren dolgu maddeleri, bir süre sonra vücut tarafından eritilirler. Bu süre kullanılan dolgunun yoğunluğuna, kişisel ve çevresel faktörlere bağlıdır. Ortalama ömürleri 6-24 ay arasında değişir. Ancak sigara, aşırı sıcak ortamda bulunmak, güneş maruziyeti gibi çevresel faktörler de dolgunun ömrünü kısaltır.

    UYGULAMA SONRASI NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

    Uygulama sonrası birkaç gün ödem olabilir.

    Uygulamadan sonra morluklar görülebilir. Bu morluklar 1 hafta 10 gün sürebilir.

    Uygulama sonrası sauna, buhar banyosu, hamam gibi yerlere gitmekten kaçınılmalıdır.

    Uygulamadan sonra ilk gün su değdirilmemeli ve makyaj yapılmamalıdır.

  • Dermaterapi (microneeding)

    Dermaterapi , anti-aging ,sivilce izleri, deri çatlakları, göz altı torbaları ve morlukları,cilt lekeleri,erkek ve bayanlarda yoğun saç kaybı gibi pek çok cilt probleminde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

    Dermaterapi iki farklı uygulamanın bir araya gelmesiyle gerçekleşir. İlk uygulama dermaroller uygulamasıdır. Dermaroller silindirik bir tamburun üzerine simetrik olarak dizilmiş çok sayıda mikroiğneden oluşur. Mikro iğnelerin boyları 0,2 mm ile 2 mm arasında değişir. Hekimin kararına, cilt probleminin türüne ve uygulama bölgesine göre mikroiğnelerin boyutu belirlenir. Dermaroller cilt üzerine uygulandığında iğneler 1cm2 de yaklaşık 300-400 mikrokanal açar. Bu mikrokanallar, cilt tarafından yara gibi algılanarak, cildin kendini tamir mekanizması doğal olarak uyarılmış olur.

    Dermaroller uygulaması sırasında oluşan mikrokanallar yaklaşık olarak 15 dk sonra kendiliğinden hiçbir iz bırakmadan kapanır. Yani dermaroller ile derinin içine doğru mikro kapılar açılır,15 dk sonra bu kapılar derinin elastikiyeti sayesinde kendiliğinden kapanır. Oluşan mikro kanallar deriye sürülen solüsyonun, cildin içine 200 kat daha fazla geçiş yapmasına olanak sağlar.

    İkinci adım ise, normalde derimizde bulunan, ancak yaş ile azalan büyüme faktörleri, biyomimetik peptitler ve çok özel bir teknoloji ile hazırlanmış olan kök hücre ekstresinin deriye sürülmesi esasına dayanır.

    Bu maddelerin en temel görevleri hücrelerin ciltte çoğalmasını sağlamanın yanı sıra fibroblast, keratinosit gibi hücrelerin kollagen ve hyalüronik asit gibi maddeleri daha fazla üretmesini tetiklemektedir.

    Dermaterapi hekimler tarafından uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uygulama süresi yaklaşık 30 dk olup,1-2 haftalalık aralarla genellikle 8-10 seans önerilir.Kür bittikten sonra hekimin önerisyle 2-3 ayda 1-2 kez yapılacak seanslar ciltteki gençlik halinin korunmasını sağlar.

    Dermaterapi, kırışıklık tedavisinde, saç kayıplarında, sivilce ve yanık izlerinde, cilt çatlaklarında, cilt lekelerinde, bölgesel incelme ve selülit tedavisinde uygulanmaktadır.

    Dermaterapi uygulamalarından birkaç saat sonra kişi normal hayatına devam edebilir. Tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Güneş hassasiyetine neden olmadığından yaz aylarında yapılmasında bir sakınca yoktur.

  • Kök hücre tedavisi ile cilt yenileme

    Kök hücre ile cilt yenileme nedir?

    Cilt yenileme amacıyla kullanılan kök hücre tedavisine ‘Otolog Fibroblast Enjeksiyon Tedavisi’ adı da verilmektedir. Fibroblast, derinin genç ve dolgun görünmesini sağlayan kollajen dokusunun temel kök hücresidir. Fibroblastlar, normal derimizde az miktarda bulunurlar ve ihtiyaç halinde çoğalarak yeni ve sağlıklı kollajen dokusunun oluşmasını sağlarlar. Yaşlanma, yerçekimi, güneş ışınlarının zararlı etkileri , serbest radikallere maruziyet sonucunda fibroblast dediğimiz kök hücreler güçsüzleşir. Bunun sonucunda derimiz daha mat, cansız ve yaşlı görünür. Bu süreci yavaşlatabilmek adına yapılan tedaviye kök hücre tedavisi adı verilir. Kök hücre tedavisinde, deri altına kişinin çoğaltılan kendi (otolog) fibroblastları enjekte edildiğinde, hızlı bir geriye dönüş olur. Bu işlem adeta bir gençlik aşısı etkisi yaratır.

    Kök hücre nasıl elde edilir?

    Kök hücre tedavisi için kişinin en az güneş gören deri bölgeleri olan kulak arkası, kol iç yüzü, bacak iç yüzü ya da kalça derisinden küçük bir deri parçası alınır. Aynı seansta kişiden belli bir miktar kan da alınır. Bu deri parçası ve kan, laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda, doku mühendisleri tarafından kişinin kendi kanından elde edilen kültür ortamında, kök hücre üretimi başlatılır. Bu kök hücrelerin yani fibroblastların yeterli düzeyde çoğalması ortalama 3 hafta sürer. 3 haftanın sonunda kişiye ilk seans uygulama yapılabilir.

    Kök hücre tedavisi hangi durumlarda yapılır?

    Kök hücre tedavisinin kullanım alanları:

    . İnce ve derin kırışıklıklar

    . Saç dökülme tedavisi

    . Akne izleri

    . Travma, kaza ya da yanık sonrası oluşan nedbe dokusunun tedavisi

    . Dudak dolgusu

    . Cildin kalitesini arttırmak olarak sayılabilir.

    Kök hücre tedavisi kaç seanstır ?

    Kök hücre tedavisi 3-4 hafta aralıklarla 3 seans olarak yapılır. Seans aralıkları 3 haftadır. Ancak 1 veya 2 seansta istenen etki elde edilirse; kalan kök hücreler yıllarca laboratuvarda bekletilip, istenildiği zaman uygulama yapılabilir.

    Kök hücre tedavisinin etkisi ne kadar devam eder?

    Kök hücre uygulandığı andan itibaren etkili olmaya başlar ve bu etki 12 aya kadar devam eder. Diğer uygulamalarda zaman geçtikçe etki azalırken; kök hücre tedavisinde zaman geçtikçe etki artar. Uygulamanın kalıcılığı 4-5 yıl kadardır.

    Kök hücre tedavisi nasıl yapılır?

    Uygulama şekli istenen bölgelerdeki cilt altına enjeksiyon şeklindedir. Uygulama öncesi hasta anestezi kremi sürülerek bekletilir ve daha sonra uygulamaya geçilir. Hasta uygulama sırasında anestezi uygulandığından çok az ağrı hisseder.

    Kök hücre tedavisinin komplikasyonu var mıdır?

    Kök hücre tedavisi, hastanın kendi hücrelerinden elde edilen deri parçasından yapıldığı için, herhangi bir komplikasyonu yoktur. Bu tedavinin en büyük avantajı da budur. Teratojen, kanserojen özelliği yoktur. Bu nedenle oldukça güvenli ve etkinliği kesin olarak kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir.

    Özellikle 35-65 yaş grubundaki kişiler kök hücre tedavisinden verim alabilirler. Zamana karşı yarışmanın en güvenli yollarından bir olarak kök hücre tedavisi güvenli, etkili ve etkisi giderek artan bir tedavi yöntemidir.

  • Lazer epilasyonla tüylere veda edin

    Yaz ayları`nın yaklaşmasıyla birlikte istenmeyen tüylerden kurtulup, bütün bir yaz boyunca rahat etmek için lazer epilasyon yaptırmak isteyen bayanların sayısı günden güne artıyor.

    Yaz Geliyor, İstenmeyen Tüylerden Kurtulmanın Tam Vakti…

    Lazer epilasyon istenmeyen tüyleri ortadan kaldıran önemli bir teknolojidir. Lazer ışını cilde zarar vermeden geçer ve kıl köklerindeki pigment (renk veren madde) yapısına ulaşır. Kıl kökü tarafından emilen enerji ısıya dönüşerek kökün kendisini tahrip eder. Böylece kıl kökü bir şekilde ortadan kalkar.

    Lazerle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar!

    Lazer epilasyonla istenmeyen tüylerden kurtulmak uzun bir süreçtir.(Yanlış)

    Deniz mevsimine az zaman kalan şu günlerde, son derece hızlı olan bu yöntem sayesinde, kısa sürede, geniş alanlara uygulama yapılarak zamandan tasarruf sağlanmış olur. (Doğru)

    Lazer yazın uygulanmaz. (Yanlış)

    Lazer uygulamasından önce herhangi bir özel bakım gerekmez. (Doğru)

    Lazer sadece açık ten rengine sahip kişilere uygulanır.(Yanlış)

    Lazer epilasyon uygulamasında en iyi sonuç açık cilt rengi üzerindeki koyu renkli tüylerde alınır. Fakat kullanılan son teknolojiler ile koyu cilt rengine sahip bireyler dahil olmak üzere her cilt rengine uygulama yapılabilmekte ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. (Doğru)

    Epilasyon uygulamalarını artık yalnızca bayanlar değil erkekler de sıklıkla başvuruyor. Erkeklerin en sık uygulama yaptırılan bölgeler omuz, sırt, göğüs, boyun- ense ve elmacık kemiklerinin üzerindeki sakallardır. (Doğru)

    Lazerin Geleneksel Yöntemlere Üstünlüğü Nedir?

    Daha az acı verir.

    Kısa sürede daha etkili sonuç alınır.

    Seans aralıkları nasıl olmalıdır?

    Kılın büyüme aşamalarını bozmadan 4-6 hafta aralıklarla uygulanabilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Güneşin izlerini cildinizden silmek mümkün…

    Sonbaharla birlikte, yaz aylarında güneşin zararlı ışınlarından lekelenen ve yıpranan cildinizi bakıma almanın zamanı geldi.

    Güneş ışınlarından zarar gören cildiniz için bakım zamanı

    İnsan cildi; güneş ışınları, çevre kirliliği, dengesiz beslenme ve sigara gibi nedenlerden dolayı zarar görebilmektedir. Ciltte lekelenmeler, kırışıklıklar, damarlanma artışları(telenjiektazi) ve elastikiyet kaybı meydana gelebilmektedir. Dış faktörlerle mücadelede; güneşten iyi korunma, sigara kullanmama, düzenli beslenme ve yeterli uykunun yanı sıra; cilde profesyonel bakım uygulanması ve yine dermatolog tarafından önerilen cilt tipine uygun ürünlerin kullanımı da oldukça önem taşımaktadır.

    Bakımınız cilt tipinize göre değişir

    Cilt bakımı uygulamaları öncelikle iyi bir cilt analizi ile başlar. Dermatolojik problemler saptanarak uygulanacak olan doğru seri belirlenir ve gerekirse sonrasında kullanılması gereken ilaçlar ve ürünler önerilir. Cilt bakımında amaç; gözeneklerin temizlenmesi, cildin oksijenasyonunun artırılması, zararlı toksinlerin uzaklaştırılması, cilde canlılık ve parlaklık kazandırılmasıdır. Cilt bakım serileri normal, kuru, yağlı, karma, olgun, hassas ve akneli cilt olmak üzere ayrılmaktadır. Cilt önce ılık su ile sonra 2 aşamalı temizleme sütü ile temizlenir. Derinlemesine temizlik için 2 aşamalı peeling uygulanır. Gözenek yumuşatıcı serum uygulamasından sonra cilde sıcak buhar verilir. Serum silinip siyah noktalar temizlenir. Sıkılaştırıcı serum uygulanıp 7-8 dakika bekletilir. Tonik sürülüp üzerine cilt tipine uygun maske uygulanır ve 15-20 dakika bekletilir. Nemlendirici lenfatik masaj ile yedirilir ve güneş koruyucu krem uygulaması ile bakım sonlandırılır. Cilt tipine ve ihtiyacına göre değişmekle birlikte, genellikle cilt bakım işlemi yaklaşık 45 dakika sürer.

    Güneş lekelerine kimyasal peeling uygulaması

    Kimyasal peeling cildi ölü hücrelerden arındırmak, kahverengi lekeleri, güneş lekelerini, sivilce ve izlerini ayrıca ince kırışıklıkları gidermek için kullanılan bir yöntemdir. Kimyasal peelingler işlemin derinlik seviyesine göre yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar. Pratik hayatta daha çok yüzeysel ve orta dereceli peelingler uygulanmaktadır. Şikayete göre 15 gün arayla olacak şekilde 6-8 seans uygulamak gerekebilir. Kimyasal peeling; hücre yenilenme hızını artırır, yeni ve sağlıklı hücrelerin gelişimini hızlandırır. Bu yöntem kolajen dokuyu güçlendirerek cildin elastikiyetini ve derinin su tutma kapasitesini de artırıp, lekelenmelerde hafifleme sağlar.

    Orta dereceli peelinglerden en çok kullanılanı “TCA peelingler” dir. İşlemden sonra 3-7 gün ciltte oluşacak şiddetli kızarıklık ve soyulma nedeni ile önceden planlanarak uygulanmalıdır. Daha çok derin sivilce izlerinin, lekelerin ve kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanmaktadır. İşlemden etkin bir sonuç alabilmek için 2-4 ayda bir tekrarlanabilir.

    Yüzeysel ve orta dereceli peeling sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olduğundan güneşten koruyucu kremlerin her 4 saatte bir tazelenmesi ile cilt güneşten sıkı bir şekilde korunmalıdır.

    Cilt bakımına özen gösterilmesi, cilt yapısına uygun günlük bakım ürünlerinin kullanılması ile peeling kürü sonunda elde edilen iyileşme uzun süre muhafaza edilebilir.

    Parlak bir cilt için;

    Mezoterapi derinin orta tabakasının tedavi edilmesine yönelik uygulanan bir yöntemdir. Yüz, boyun, dekolte bölgesi, el ve saçlı deriye uygulanır. Yüz bölgesine uygulandığında”mezolifting” yani; “ameliyatsız yüz germe” olarak adlandırılır. Mezoterapi ile deri içine vitaminler, aminoasitler, mineral tuzlar, koenzimler ve hyaluronik asit gibi doğal maddeler enjekte edilir ve bu sayede derinin yenilenmesi sağlanır. Deri içine enjekte edilen bu doğal maddeler sayesinde yazın güneşe maruz kalmış cildin su kaybı da yerine gelmiş olur. Mezoterapi ile cilt daha sağlıklı, daha parlak ve daha tazelenmiş hale gelir. Kışın yıpranan ciltler için bu uygulama cildin yenilenmesi ve tazelenmesi için oldukça etkilidir. “Işık dolgusu” olarak bilinen yeni mezoterapi ürünleri de son dönemlerde sıkça uygulanmaktadır. İçindeki aktif maddelerle ışığı yansıtarak daha parlak bir cilt oluşturur. Saç mezoterapisi, saç dökülmesi şikayeti olan hastalarda da uzun süredir güvenle kullanılmaktadır. Uygulamalar 2 haftalık aralıklarla 4-8 seans olacak şekilde gerçekleştirilir. İşlem sonrasında hasta günlük yaşantısına devam edebilir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.