Etiket: Ürün

  • Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik dönemi aknesi nasıl başlar?

    Ergenlik Dönemi Aknesi Nedir, Nasıl Başlar?

    Akne, derinin yağ dengesini sağlayan sebum adlı maddenin salgısını yapan özel keseciklerin tıkanmasından kaynaklanan deri hastalığıdır. Ergenlik döneminde daha sık görülür. Hormonal faktörler, genetik yatkınlık, yanlış beslenme ve hatalı temizleyicilerin kullanılmasıyla şiddeti artabilir. Uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle tedavisi sabırla ve dikkatle yapılmalıdır. Tedavinin aksaması veya yarıda bırakılması ömür boyu kalacak izlerin oluşmasına veya aknenin ileri evreye geçip kötüleşmesine sebeb olur. Ben kliniğimde ergenlik aknesini en sık cildin aşırı yağlanması, t bölgesi denen alın burun ve çene kısmının kirli ve tıkaçlı görünümüyle tespit ediyorum. Bu dönemde hastanın dermatoloğa başvurması hatalı ürün kullanımını engelleyip başlangıçtan itibaren akneyi kontrol etmemi sağlıyor. Genelde sorunlu cilt kirli göründüğü için sürekli yıkama davranışına sebeb oluyor . kirli görünümlü cilt sorunlu cilde dönebiliyor. Kuruluk, pullanma, kızarıklık ve iltihaplı kesecikler bu duruma eklenebiliyor. Başlangıç evresinde sadece yağlanma , kara nokta, kirli cilt görünümüyle başvuran ergenlik aknesi hastasına ilk yaklaşımım iyi bir sorgulama oluyor. Ailenin cilt hastalıkları açısından geçmişi, sıkıntılar ne zamandan beri var, neler kullanıldı? Beslenme ve spor durumu nedir? Akne tedavisinde bunların tümünü ele alıp ardından ilaçlarla veya dermokozmetik ürünlerle tedaviye başlıyorum. Ergenlik aknesinde tıbbi ilaç tedavisine en büyük desteği temizleme ürünleri verir. Temizleme ürünlerinin doğru seçilmesi aknede kritik noktadır. Cildi yağlı, kuru, alerjik veya karma olan kişilere verilecek ürünler farklıdır. Hatalı ürünle cildin bariyeri bozulursa aknenin üstüne başka hastalıklar eklenir. Ben temizleyici olarak duruma göre süt, losyon, tonik veya bitkisel içerikli, bazen antimikrobiyal temizleme ürünleri veriyorum. Temizleme alışkanlığının ergenlik döneminde genelde zor geldiğini bildiğim için mümkün olduğunca az ürünle tedaviye başlamayı tercih ediyorum. Erken dönemde görülen aknenin başlama yaşı 7-8 yaşlarına kadar indi. Bu durumun hormon katkılı gıdalardan tetiklendiğini düşünülüyor. Çocukların beslenmesinde rafine edilmiş, uzun raf ömrüne sahip katkılı şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmaları önemli. Besin değeri olmayan, kimyasal maddelerle tatlandırılmış, sadece lezzeti için tüketilen gıdaların vücuda alınması karaciğer başta olmak üzere atılım yapan organları olumsuz etkiliyor. Derinin de toksik maddeleri dışarı atmakla görevli olduğu düşünülürse yediğimiz maddelerin ne kadar kritik olduğu anlaşılır. Çocukların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra spor alışkanlıklarının olması da benzer yolla etki eder. Spor yapan çocuğun sağlıklı kan dolaşımı olur. Terle beraber toksik maddeler dışarı atılır, tıkaçlar rahatlar ve derinin beslenmesi artar. Deriyi iyileştirmek hem içerden hem de dışarıdan destekle olur. Konuyu toparlamak gerekirse; ergenlik döneminin bir parçası olan aknenin tedavisine hemen başlamak gerekir. Ailede akne sorunu yaşayanlar olduysa erken dönemden itibaren dermatolog takibine girmek doğru yaklaşım olur. . Akne tedavisi yıllarca sürebilir. Tedaviye zaman zaman kozmetikler, cilt bakımı uygulamaları eklenebilir. Bunları sabırla ve düzenli olarak izlemek gerekir. Akne tedavisinde yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi kritik noktadır. Dermatolog bunu değerlendirip kişiye özel önerilerde bulunabilir. Tedavi edilmeyen aknede karşılaşılan en büyük sıkıntı deride ömür boyu kalacak izlerin ve lekelerin olmasıdır.

  • İnternetten sağlık

    Sevgili okurlarım, bir hekim olarak sizleri her hafta olmasada mümkün olduğunca sık deri hastalıkları ve sağlığı açısından makalelerimle bilgilendirmeye çalışıyorum. Ancak iş, hastalık olunca biraz ciddi bir durum halini alıyor. Bu nedenle de benim yazarlık kariyerim, bu gazetedeki arkadaşlarımı takip ettiğimde anlıyorum ki biraz sekteye uğruyor. Biraz da ben kendimi hastalıkları düşününce tıkanmış hissediyorum, genel mi ayrıntılı mı anlatmam gerekli bazen bilemiyorum. Bu nedenle bugünden sonrası yazılarımda güncel hayatımızda daha çok yer alan deri ile ilgili problemleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Facebook sayfamda takipçilerimle güncel hayatta merak ettikleri, uzmanlığımla ilgili sorunları bana iletmelerini istedim. Bu konuda sanıyorum ki daha faydalı bir işe imza atabiliriz.

    Biliyorsunuz sağlıkla ilgili internet üzerinde birçok site mevcut. Birçoğumuz artık interneti hayatımız içersinde rahatlıkla kullanıyor, istediğimiz bilgiye ulaşıyoruz. Ancak bu bilgilerin çoğu yeterli olmadığı gibi filtrelenmişte olmuyor. O yüzden halkımız bize internet üzerinden birebir ulaşarak, kendi kişisel sorunlarını çözümlemeye çalışıyorlar. Özellikle Deri ve Zührevi hastalıklar alanında uzman olan meslektaşlarımın da benimle aynı durumda olduğunu yakinen biliyorum.

    Biz hekimler hastalıklar hakkında yazı yazmaya bu kadar zorlanırken, hasta diyaloglarını tabi ki Hipokrat yemini çerçevesinde ‘’Anılarımız ‘’ adlı bir kitapta toplasak eminim bir ansiklopedi çıkarabiliriz. Ben bugün bu diyaloglardan çok, bu sorularda ki yanlış bakış açılarından size bahsetmek istiyorum.

    Örneğin bazı hastalar internet ortamından sorarlar; hocam bitkisel bir krem kullandım, her derde deva oluyor yazmış internette, satın aldım. Ama yüzümde kızarıklık ve leke yaptı. Ne yapmalıyım ? Aman doktorum yetiş !

    Öncelikle yüzünüze tedavi amaçlı uygulanacak herhangi bir ürünü, uzman hekiminizin deri tipinizi ve sorununuzu belirlemeden ASLA kullanmayınız. Ayrıca tedavi amaçlı kullanılan ürünlerin, gündüz mü akşam mı kullanılacağı, güneş hassasiyeti yapıp yapmadığı, hengi mevsim kullanılacağı çok önemlidir.Ha bu arada fikrimce her derde deva olan bir ilaç icadı olsaydı inanın böylesine ARGE çalışmaları yapan firmalar bundan mutlak haberdar olurdu.

    Bilgiyi çok bilen mi az bilen mi korkaktır diye sorsanız tabi ki çok bilen derdim. Ne yazık ki Türkiye’de kontrolsüz satış psikolojileri artık halkımıza zarar vermeye başladı ve yetkililere de buradan küçük bir mesaj vermiş olalım. Denetimsiz hak, başkalarının haklarını ne yazık ki hunharca sömürüyor.

    Sık sorulan sorulardan biride genç yaş grubundan geliyor. Aknelerim, izlerim diyen birçok genç, yüzünü su bazlı ürünlerle sabah akşam yıkamayı ne yazık ki hiç bilmiyor. Belki yazılarımda defaiyetle bundan bahsedebilirim. Akne problemi de olan genç yaş ergende deri için en önemli olan deri temizliğidir. Onların ize dönüşmemesi için, izlerin daha çabuk gerilemesi için, derinin yağlanmaması için , yine uygun ürünlerle nemlendirme 2. önemli olandır. 3. Basamak uygun ürünlerle güneşten korunmadır. Bu arada güneş koruyucu satan dermato-kozmetik eczane yada kozmetik ürün satan mağazalardaki çalışan aradaşlara küçük bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen hastaların deri tipine ve sorununa uygun ürünleri veriniz. Bu bilgi ve birikiminiz yoksa lütfen bir bilene danışınız.

    Bir hasta yine internet ortamından sorar. Hocam, şüpheli bir birlikteliğim oldu. Ben AIDS olmuş olabilirmiyim hocam?, bir diğeri uzman hekime başvurmuştur ve birçok tetkik ve takip tetkikleri de yapılmıştır ama hala sorar, Hocam tahlillerim negatif ama benim sonra AIDS olma ihtimalim var mı ? Tabiki bu tür soruların internet üzerinden gelmesi, insanların bu konuda ne kadar çekingen, olduğunun göstergesidir. Ancak meslektaşlarımın da hemfikir olduğu bir konu şüpheli cinsel ilişki yaşayan insanların da sayısı ne yazık ki Türkiye’de az değil.

    Öncelikle şöyle bir konuyu aydınlığa kavuşturmamız gereklidir. Cinsel ilişki kavramının başında ŞÜPHELİ fikri varsa lütfen kendiniz için KORUNMACI olunuz. Bunun yöntemleri zaten çok net bilinmektedir. Bunun yanında şüpheli bir ilişki sonrası cinsel yolla sadece AIDS değil birçok hastalığın bulaşabileceğini aklınızdan çıkarmayın. HIV pozitifliği sonrası AIDS hastalığı klinik bulguları bir süreci gerektirir. Ancak siz Sifiliz yani frengi olduğunuzda yada diğer bakteriyel enfeksiyonlar bulaştığında hemen şikayetleriniz başlar. Eğer birde başka bir partneriniz varsa, ona da bulaşacağını asla unutmayın. Kadınlara bulaşan genital siğil tipleri bugün kanser nedenleri arasındadır. Hamile bir annenin taşıdığı bir hastalık ne yazık ki sakat bir bebek yada düşüklerle karşımıza çıkabilir. Sonuç olarak Şüpheli kelimesinin,sadece sizi değil , sevdiklerinizi de ilgilendirdiğini LÜTFEN UNUTMAYINIZ !!!

    Bugün sizlerle, sizleri daha çok ilgilendiren konularda spot bilgilerle, bir miktar da yazarlık yeteneğimi de kullanarak bilgiler vermeye çalıştım. Açıkçası benim içinde zorlanmadan, akıp giden bir yazı oldu. Faydalı olmuştur dileğiyle, efendim sağlıcakla kalınız.

  • Güneşten koruyucu kremler faydalı mı? Zararlı mı?

    Güneşin sağlığa zararları konusundaki toplum bilinci gün geçtikçe artmaktadır. Ancak yapılan çalışmaların sonuçları henüz korunma konusunda yeterli önlemlerin alınmadığını göstermektedir. Ayrıca güneşten koruyucu kremlerin faydaları yanı sıra zararlı etkileri olabileceği konusunda da tartışmalar devam etmektedir. Tüm tartışmalara rağmen doğru seçildiğinde ve kullanıldığında güneş korucuların en etkin etkin ve güvenli korunma yöntemlerinden biri olduğunu unutmamak gerekir.

    Güneşin zararlı etkileri nelerdir?

    * Güneşe fazla maruz kalındığında güneş yanığı ve güneş çarpması gelişebilir. Bebekler ve yaşlılar güneşten daha kolay etkilenirler.

    * Güneş deri kanserine neden olabilmektedir. Özellikle çok sayıda güneş yanığı geçirenler, çocukluk çağından itibaren sık ve yoğun güneşe maruz kalanlar risk altındadır. Özellikle açık tenli kişilerde bu risk daha yüksektir.

    * Güneş deri yaşlanmasına ve deride lekelenmeye neden olur.

    * Bazı kişilerde güneş gören alanlarda kaşıntılı döküntüyle ortaya çıkan güneş alerjilerine neden olabilir.

    Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunabiliriz?

    * Güneşin güçlü olduğu öğlen saatlerinde (10:00-16:00 arasında) güneş altında kalmamak.

    * Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapka, gözlük, tişört gibi giysiler kullanmak.

    * Kar, deniz ve kum güneş ışınlarını yansıtarak güneş yanığını arttırabileceğini unutmamak.

    * Güneşte koruma faktörü en az 30 olan güneşten koruyucu kremler kullanmak.

    Güneş koruma faktörü nedir?

    Güneşten bize ulaşan ve gözle görünmeyen ışınlar ultraviole ışınları olarak adlandırılır. Ultraviole A (UVA) ve ultraviole B (UVB) olmak üzere 2 farklı dalga boyu vardır. UVB ışınları güneş yanığından sorumlu dalga boyudur. UVA ışınları ise derinin daha derin tabakalarına kadar ulaşabilir. Her iki dalga boyu da deri kanserini ve deri yaşlanmasını arttırır. Güneş korucularının üzerinde yazan güneş koruma faktörü (SPF) ürünün UVB’den ne kadar koruduğunu gösterir. Örnek olarak SPF 15 olan bir güneşten koruyucu krem kullanıldığında UVB’ ye bağlı kırmızılık cevabı 15 kat daha uzun sürede ortaya sürede ortaya çıkacaktır. ( Güneş altında koruyucu sürmeden 10 dakikada kızarıklık beliriyorsa, koruyucu ile bu süre 150 dakikaya uzayacaktır.)

    Güneşten koruyucu seçerken nelere dikkat etmemiz gerekir?

    * Hem UVA hem de UVB dalgalarına karşı geniş etkili koruyucu olması çok önemlidir. Sadece UVB’ yi bloke eden koruyucular deride güneş yanığını engelledikleri için güneşte uzun süre kalınmasına olanak sağlayacak ve zararlı UVA ışınlarından da korumadıkları için faydadan çok zarar verecektir.

    * En az koruma faktörü 30 (SPF 30 ) olan bir ürün seçmek gerekir.

    * Cildi yağlı olanlar jel veya yağsız ve su bazlı ürünleri, kuru ciltli kişiler krem bazlı ürünleri seçebilir. Vücut korumasında ise sprey ürünlerin kullanımı daha pratik olabilir. Suya dayanıklı ürünler terleyince ve suda etkinliklerini daha uzun devam ettirebilirler.

    Bebeklerde ve gebelerde hangi güneş korucularını tercih etmeliyiz?

    Güneşten koruyucu kremler içeriklerine göre kimyasal ve fiziksel koruyucular olarak iki gruba ayrılırlar. Fiziksel koruyucular güneş ışınlarını yansıtan titanyum dioksit ve çinko oksit gibi mineral filtreler içerirler. Mineral içerikli ürünler daha az kimyasal içerdikleri için bebek ve gebelerde tercih edilebilir. Çocukluk çağında geçirilen güneş yanıkları deri kanseri riskini arttırmaktadır. Bu nedenle çocukların güneşten korunmaları çok önemlidir.

    Güneşten koruyucu kremler deri kanserinden koruyor mu?

    Sık görülen deri kanserleri basal hücreli kanser ve skuamöz (yassı) hücreli kanser ve ölümcül olabilen malign melanomdur. Güneşten koruyucu kremlerin skuamöz hücreli kanserden koruduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Malign melanomdan koruyup koruyamadıkları konusu ise tartışmalıdır. 2011 yılında yayınlanan çalışmada düzenli güneşten koruyucu kullanmanın melanom riskini azalttığı raporlanmıştır. Ayrıca güneşten koruyucular yeni ben oluşumunu da önlemekdedir.

    Güneşten koruyucu kremlerin nasıl kullanılması gerekir?

    Yapılan çalışmalar güneşten koruyucu kremlerin yanlış kullanıldığını göstermektedir. Bu nedenle yeterli etki gösterememekte bazen de faydadan çok zarar vermektedirler.

    * Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanmaları gerekir.

    * Güneş koruma faktörü en az 30 olmalıdır.

    * Ürünün kutu üzerinde yazan faktör kadar koruyabilmesi için kalın tabaka olarak sürülmesi gerekir. Bu doz 2 mg/ cm² olmalıdır. Çalışmalar genellikle bu miktarın dörtte biri kadar dozun kullanıldığını göstermektedir. Yüz, ense, kulak, kol ve bacakları korumak için gerekli koruyucu miktarı 2 çorba kaşığı kadar olmalıdır.

    * İki saatde bir tekrar sürülmeleri gerekir.

    * Yüzme ve kurulanma sonrasında tekrar sürülmeleri gerekir.

    * En önemlisi güneşten koruyucu kremler bize gereksiz bir güven vermemeli ve güneşte kalma süremizi arttırmamalıdır.

    Güneşten koruyucu kremler D vitamini üretimini azaltır mı?

    Vücudumuzda D vitamini üretiminin % 90’ı güneş ışınları ile olmaktadır. Teorik olarak yüksek koruma faktörlü koruyucular vücudun tüm güneş gören alanlarına düzenli olarak her gün uygulandığında D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumda D vitaminin ağızdan alınması gerekir. Güneş korucular genellikle günlük hayatta bu şekilde tüm güneş gören alanlara yeterli miktarda uygulanmamakta ve çoğu zaman uzun saatler güneşte kalınan tatil dönemlerinde kullanılmaktadırlar. Bu durumda ise D vitamini eksikliğine neden olmamaktadırlar.

    Güneşten koruyucu kremlerin zararlı etkileri var mıdır?

    Güneşten koruyucu kremlerin içindeki kimyasal maddeler özellikle PABA ( paraamininobenzoik asid ) ve oksibenzon egzemaya veya güneş alerjisine neden olabilir. Bu nedenle derisi alerjik veya hassas kişiler ve güneş alerjisi olan kişiler mineral filtre içeren koruyucuları tercih edebilirler. Bebeklerde ve gebelerde ise hormon benzeri etkileri konusunda tartışmaların devam ettiği paraben maddesini içermeyen ürünler tercih edimelidir.

  • Güneş ve korunma yöntemleri

    Güneşin sıcak ışıkları bazılarımıza huzur verebilir, bazılarımız ise güneşli havalarda daha mutlu ve hiperaktif olabilirler ancak özellikle derimiz için tehlikeli de olduğunu defaiyetle söylemeyi kendim ve mesleğim adına bir borç biliyorum. Güneş ışınlarının %50'si görünür ışık, % 44'ü kızıl ötesi işınlar % 6'sıda UV mor ötesi ışınlardan oluşur. İşte bu mor ötesi ışınlar (UV) deri kanseri sebeplerinin en önemlisidir ve derinin erken yaşlanmasına da neden olur.

    UV-A derinin derin tabakalarına (dermis) ulaşıp yayılırken, UV-B derinin üst tabakasına (epidermis) zarar verir. UV-A yıl boyunca ve gün içinde değişik saatlerde , mevsimlerde ve hava koşullarında değişmezken , UV-B yaz aylarında ve yüksek rakımlı yerlerde daha yoğundur. Deri üst tabakamız yansıtma, dağıtma ve absorblama yollarıyla bu zararlı ışınların etkisinden bir miktar korunmaya çalışsa da ne yazık ki ozon tabakası delindiğinden beri derimizi bu canavardan korumak için bütün yöntemleri öğrenmeliyiz. Giysiler bizi ne kadar korurlar? %20-25 oranında koruyabilir ancak ipekli ve koyu renk giysiler çok az koruyucudur. Hava bulutlu diyenlere söyleyebilirim ki güneş ışınlarının %85'i bulutlardan geçer. Peki ama en etkin güneşten nasıl korunmalıyız;

    -Işınların en şiddetli olduğu 11.00-16.00 saatlari arasında güneşe çıkmamaya özen gösterelim. Gölgede oturalım. Şemsiye, şapka ve açık renk giysiler kullanalım. Mutlaka güneşten koruyucu kremleri kullanalım. Çocuklarda deri tipine bakılmaksızın yüksek faktör koruyucu kremler kullanalım.

    Bu ürünler ile ilgili dermatolog olarak size önerim; çoğu güneş koruyucu doğru ve yeterli miktarlarda kullanılmadığı için etkisiz olarak söylenirya ürünü etkin olarak kullanmak her şeyden önemlidir. Yetişkin bir insanda güneşten koruyucu ürün miktarı 2 mg/cm2 olduğundan, tüm vücut için yaklaşık 6 tam dolu çay kaşığı ürüne ihtiyaç vardır. Dermato-kozmetik bir üründe ürünün içeriğine göre uygulama şekli, uygulaman ne kadar süre sonra güneşe çıkılacağı , suya dayanıklılığı, ne kadar koruma sağlayacağı belirtilmiştir, mutlaka bakınız. Ürün raf ömrüne dikkat ediniz. Ve kapağını açtığınız bir ürünü 1 yıl içinde kullanınız. Hem UV-A hem UV-B filtresi içeren ürünleri kullanınız. Deri emilimi iyi, suya denize terlemeye buharlaşmaya sürtünmeye dayanıklı, etki süresi uzun ürünler her zaman tercihimdir. Koruma faktörlerine gelince FDA güneş koruyucu ürünleri SPF2-<15 : düşük, SPF 15- <30: Orta, SPF 30-50 : Yüksek , SPF 50+: En yüksek koruma sağlar şeklinde sınıflandırmıştır. Çocuklarınızda SPF50+ kullanmanız onların hassasiyeti ve güneşte kalma süreleri açısından bana göre son derece önemli.

    Size sık kullanılan bronzlaştırıcılar ile ilgili de küçük pratik bir bilgi vereyim. Uygulamadan 1 saat sonra renk değişikliği görülen bu ürünlerde 5-7 gün bu renk değişikliği devam eder. SPF 3-4 düzeyinde koruyuculuk vardır. UVA'yı az bir miktar absorbe edebilir ancak UVB'ye karşı koruyamaz.

    Sevgili okurlarım; güneşiniz bol ama UV korumalı olsun. Sağlıklı günler dileğiyle.

  • Hamilelikte cilt bakımı

    Hamilelikte cilt bakımı

    Hamilelik süresince de güneşten korunmaya özen göstermek gerekir. Sürekli güneşten koruyucu kullanın. Güneş ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınları yayar. Günümüzde UVA ve UVB’nin erken deri yaşlanması, leke oluşumu, ve hatta deri kanserlerine sebep olduğu bilinmektedir. Gün içi normal hayatta bile farkına varmadan sürekli ultraviyole ısınlarına maruz kalırız. Örneğin camdan UVA ışınları rahatlıkla geçmektedir. Hamilelikte hormonların etkisi ile cilt hassaslaşır ve lekelenmeye meyilli hale gelir. Bu yüzden her gün, düzenli olarak dışarı çıkmadan yarım saat önce en az 20 faktörlü bir güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır. Ayrıca sokağa çıkmadan önce ve uzun sure güneşli ortamda kalınacağı zamanlarda güneşten koruyucu ürün üç veya dört saatte bir tekrar sürülmelidir. Havuz ve denize girdikten sonra tekrar sürmeye özen gösterilmelidir. Güneşten koruyucu ürün hem UVA hem de UVB’ye etkili , en az 20 faktörlü olmalıdır. Sivilce ve ciltte yağlanma şikayeti olanlar özellikle yağsız (oil_free) güneşten koruyucu kullanmalıdırlar Yüz temizliği düzenli yapılmalıdır. Çünkü bazı hamilelerde cilt daha yağlı hale gelir. Eğer düzenli temizlenmezse gözenekler tıkanarak sivilce artısı olabilir. Bazen de hamilelerde cilt kuruluğu olabilir. Uygun olmayan temizleyici ürünler ciltte tahrişlere veya alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Hamile kadınlarda cilt günde bir veya iki kez temizlenmelidir. Temizleyici ürün cilt yapısına uygun olmalıdır. Yağlı ve karma ciltler köpük veya jel seklindeki temizleyici ürünleri kullanabilirler. Bu ürünler aşırı kurutucu olmamalıdırlar. Çok kuru ve hassas ciltler ise cilt yapılarına uygun jel, köpük veya süt seklindeki ürünleri kullanabilirler.

    Nemlendirici kullanımı da çok önemlidir. Hamilelik döneminde bazı ciltler yağlanırken bazılarında kuruluk oluşabilir. Yağlı ciltler yağ içermeyen oil-free ibareli krem ya da losyonlar kullanmalıdırlar. Kuru ve hassa ciltler cilt tiplerine uygun ürün kullanmalıdır. Sabah nemlendirici olarak güneşten korucu ürün de tek başına kullanılabilir veya nemlendirici üzerine uygulanabilir. Nemlendirici kullanım sıklığı cildin ihtiyacına ve dış etkenlere göre değişir. Günde iki kez veya da sık kullanılabilir.

    Hamile kadınlarda aşırı terleme nedeniyle banyo ihtiyacı artar. Banyo her gün veya hafta da en az üç kez yapılabilir. Terleme ve kilo artısı nedeniyle kasık, göğüs altı ve koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde pişik, isilik veya mantar olmaması için banyodan sonra iyi kurulanılmalıdır. Ayrıca kıvrım bölgeleri pudralanabilir veya hafif bir krem sürülebilir. Cilt kuruluğundan yakınanlar için hafif bir vücut losyonu uygun olabilir.

    Hamilelikte ciltte çatlak oluşmaması için alınabilecek önlemler ne yazık ki kısıtlıdır. Masaj veya cilt yağı gibi ürünlerin kullanımı faydalı olabilir. Cildin aşırı gerilmesi cilt çatlağının sebeplerinden biridir. Bu yüzden aşırı kilo alınmamasına özen gösterilmelidir. Cilt çatlağına faydalı olduğu belirtilen kremleri doktor gözetimi altında hamileliğin üçüncü ayından sonra başlayabilirsiniz. Doğumdan sonra emzirme olmadığı dönemde cilt çatlağı dermatolog tarafından tedavi edilebilir. Tedavi erken dönemde başlanırsa yüz güldürücü olabilir. Tedavide retinoik asitli kremler, meyve asitli kremler, vitamin enjeksiyonları ve lazer uygulamaları kullanılmaktadır.

    Hamilelik döneminde varis ve kılcal damar artısına meyil vardır. Ailesinde varis ve kılcal damar öyküsü olanlar, hamilelik öncesi bu tür şikayeti olanlar ve ayakta uzun sure kalması gereken mesleği olanlar dikkatli olmalıdırlar. Varis ve kılcal damar oluşumuna eğilimli olan kişilerin varis çorabı giymesi uygun olacaktır. Hamileler için özel üretilen varis çorapları mevcuttur. Her sabah yataktan kalkmadan önce giyilmelidir. Bacak kaslarını kuvvetlendirmek ve kas hareketlerinin damarlar üzerine masaj yapıcı etkisinden yararlanmak için yürüyüş çok faydalıdır. Günde en az bir kez, 30 dakika kadar bacakları kalp hizasının üstünde uzatarak dinlendirilmelidir. Doğumdan sonra varis ve kılcal damarların bir kısmında gerileme olur. İyileşmeyenler lazer, skleroterapi veya ameliyat yöntemleriyle tedavi edilebilir

    Gebelikte görülebilen deri değişikliklerinin büyük bir kısmı hormonların vücuttaki etkilerine bağlıdır. Bu değişiklikler çoğu kez hastalık değil normal değişikliklerdir. Bunların bir kısmı kalıcı olabilirken, bir kısmı doğumdan sonra geriler.

  • Akciğer kanseri olan hastalarda beslenme ve alternatif tıp ürünleri

    Dünyada ve ülkemizde üzerinde en çok durulan hasta ve yakınlarının kafalarının karışmasına, zaman zaman da yaşamları için en önemli tedavilerini aksatmalarına neden olabilecek bir konudur. Kanser hastası, kanser tanısı konduktan sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi, savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrarlar. Alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar doktorlardan bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını bekler. Günümüze değin yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi, kilo kaybetmesi durumunda geçerlidir. Bunun dışında tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir. Ancak yukarda belirttiğimiz hallerde, hastanın tedaviye veya hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren isal, uzun süren bulantı, kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.

    Akciğer kanserli hastalar, özellikle tedavileri sırasında aşırı yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal, pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar, hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.

    Geçtiğimiz yirmi yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak, cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur. Ne var ki son 10 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda, gereksiz ve doktor önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücudumuza yarardan çok zarar verdiği, hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır. Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirdi. Ancak, doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri bir çok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan doktoru zor durumda bırakmıştır. Son derece yetersiz veriler ile yararlı olduğu savunulan bitki ve bitkisel ürün kullanımının günümüzde hastalara zarar verebileceği ve doktorun haberi olmaksızın asla uygulanmaması gerektiği kabul görmüştür.

    Gerek akciğer kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde Zencefil kullanımının kanıtlanmış yararı vardır ve onkoloji literatürüne bilimsel kanıt olarak girmeyi başarmış bitkisel bir üründür.

  • Sağlıksız oyuncaklar tehlike saçıyor!

    Çocuklarımızın hoşça vakit geçirmesinden, oyalanmasından ve eğitiminden birçok alanda kullandığımız oyuncaklar kalite ve sağlık yönünden dikkat edilmediği takdirde büyük riskler içeriyor.

    Günümüzde büyüyen ve yaygınlaşan oyuncak sektörü maalesef ki merdiven altı ve sağlıksız üretim yapan ve bu ürünleri satan işletmeciler ile sağlımızı tehdit ediyor. Birçok alerjik reaksiyon ve zehirlenmelere sebep olan bu ürünler çocuk sağlığı üzerinde ciddi tehditlere sahip.

    Yapılan bilimsel araştırmalarda, sağlıksız oyuncakların normalden çok daha fazla fenol maddesi ve toksit madde içermesi nedeniyle, çocuk sağlığı ve gelişimi için riskler taşıdığı ve çocuklara büyük zararlar verebileceği ortaya çıktı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yapılan denetimlerde de daha önce yüzlerce ürün de güvensiz olarak nitelendirilmişti.

    Oyuncak Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

    Oyuncak alırken ucuz olmasına değil, sağlıklı ve eğitici olmasına dikkat edin.

    Üzerinde kalite standartlarını gösteren CE işareti olmayan ürünleri almayın.

    Oyuncakların etiketinde yer alan üretici/ithalatçı bilgisine dikkat edin. Güvenilir satıcılardan ürün alın.

    Uyarı kısmını mutlaka okuyun.

    Çocuğunuzun yaşına uygun ürünleri satın alın.

    Keskin kenarlı, sivri uçlu, küçük parça içeren oyuncakları yutulma riski ve vücuda zarar vermesi ihtimaline karşı tercih etmeyin.

    Deforme olmuş, kötü kokan, yumuşak plastikten yapılan oyuncakları satın almayın.

    Tehlike arz edecek şekilde kırılmış veya bozulmuş oyuncakları atın.

    6 yaşından küçük çocuklara mıknatıslı oyuncaklar vermeyin.

    Pilli ve bataryalı oyuncaklar ısınma ve akma riskine sahip olduğu için mutlaka gözetim altında bulundurun.

    Kolay alev alabilecek, parlayıcı oyuncaklar tercih etmeyin.

    Yüksek sesli oyuncaklar işitme sorunları yaratabilir.

    Çocuklarınızı oyun sırasında mutlaka gözetim altında bulundurun.

  • Mezoterapi nedir? Mezoterapinin avantajları

    Mezoterapi vitaminlerin, minerallerin, büyüme faktörlerinin, aminoasitlerin cildin orta tabakasına enjeksiyonla verilmesi işlemidir.

    Mezoterapi, yıpranmış deri hücrelerinin yenilenmesini, cilt parlaklığının artmasnıı ve cildin daha sıkı bir yapıya kavuşmasını sağlayan bir yöntemdir.

    Mezoterapinin Avantajları

    Mezoterapide ilaç, tedavi edilmek istenen bölgeye verildiğinden beklenen etki maksimum iken yan etkiler yok denecek kadar azdır.

    Çünkü damar yada ağız yoluyla verilen ilaçlar hedef bölgeye ulaşıncaya kadar etkinlikleri azalır.

    Ayrıca sistemik yan etki oluşturma olasılığı da vardır.Aynı etkiyi oluşturmak için de daha yüksek dozda ilaç kullanmak gerekir.

    Mezoterapi 1952 yılında Dr. Michel Pistor’un geliştirdiği bir yöntemdir.

    Mezoterapinin Kullanım Yerleri

    Selülit tedavisi

    Çatlak tedavisi

    Akne skarlarının tedavisi

    Saç dökülmesi

    Yüz gençleştirme

    Bölgesel zayıflama

    Mezoterapi Uygulama Yöntemleri

    İnce uçlu mezoterapi iğneleriyle veya dermapen denilen iğne uçlu elektrikli kalemler ile cilt altına hazır ürünün verilmesi işlemidir

    Ciltte hem iğnelenmeye hemde verilen ürüne bağlı bir yapılanma başlatır.

    Ürün içerisinde A,C,E vitaminleri omega3, bitkisel alkoloidler ve kan hücrelerinde bulunan fibroblast yapımını tetikleyen büyüme faktörleri bulunur.

    Leke için, şaç dökülmesini önlemek yeni saç çıkmasını uyarmak için, citte parlaklık elde etmek için bölgesel yağı eritmek ve antiaging etkili pek çok çeşit mezoterapi ürünü vardır.

    Cildin yapısına göre ürün seçimi yapılır ve haftada bir gün ,ortalama 4-6 seans uygulanır.Sonrasında birkaç ay arayla tekrarlanması cilde yapılacak bir yatırım olarak düşünülmektedir.

    Dışarıdan cilde sürülen kremlerin çok az bir kısmı cilt tarafından emildiğinden, pahalı cilt kremleri kullanmaktansa cildi mezoterapiyle desteklemek daha faydalıdır.

    Mezoterapi sonrası cilt, yatıştırıcı maske ile desteklenir.Maske içeriğinin de mezoterapi iğnelerinin açtığı minik delikciklerden içeri girmesi sağlanır.

    UV ışınları, sigara, alkol, dengesiz beslenmenin ve ileri yaşın etkileri bu yöntemle azaltılmaya çalışılır.

    Yan etkisi olmayan, 20 dakika kadar süren ağrısı bir işlemdir.

    Saç Mezoterapinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Mezoterapi işleminden saçlar 1-2 gün süreyle yıkanmamalıdır.

    Önerilen şampuan ve toniklerle saç mezoterapisinin etkinliği artırılmaya çalışılır.

    Seanslar başladıktan sonra etkinin görülmeye başlama süresi 4-5 haftadır.

    Seanslar ilk ay haftada 1, ikinci ay 19 günde bir, sonra ayda bir seans olacak şekilde 20 seans kadar sürer.

    Mezoterapinin Yapılmayacağı Durumlar

    Kalp hastalığı

    Böbrek hastalığı

    Kan hastalığı

    Antikoagülan alan hastalar

    gebelik ve emzirme dönemi

    Diabetik hastalar