Etiket: Uçuk

  • Derdiniz uçuk mu ?

    Derdiniz uçuk mu ?

    Sanırım uzun zamandır size uçuklardan söz etmedim. Kim bilir bu müddet zarfında kimi dudaklar kaç kere yeniden uçuk çıkarmışlardır..

    Uçuk tatsız bir derttir. Dudağın kenarında bir kaşıntı başlar, sonra ufak bir yara belirir! Bu yaranın içi su ile doludur. Acır, sızlar, yemek yedirmez, konuşmayı zorlar, gülmek güçleşir ve birde dudakların şekli allak bullak olur! Genellikle birkaç gün sonra uçuk kurur ve kaybolur. Ama büyük bir ihtimalle yeniden çıkar..

    UÇUK BİZİ ZAYIF BULUNCA BELİRİR

    Uçukların nedeni, “herpes simplex” virüsüdür. Bu virüs yerleştiği vücuttan kolay kolay ayrılmaz. Faaliyete geçmek için direncimizin düşmesini bekler. Bu yönüyle zayıf taraflarımızın bir aynası gibidir; Uykusuzluk, heyecan, sevinç, kırıklık, soğuk algınlığı, sıcak, rüzgar, adet öncesindeki hormonal dalgalanmalar, özellikle güneş gibi pek çok neden, uçukların geri gelmesine yol açabilir.

    DUDAK DEFORMASYONU

    Uçuklar pek yer değiştirmezler. Genellikle aynı yerde nüksetmeye devam ederler. Uçuklarınız dudaklarda çıkıyorsa, zamanla dudak kontürünün bozulmasına yol açabilir.. Sık sık tekrarlıyorsa, dudakların rengi solabilir ve üzerinde yer yer beyaz lekeler belirebilir. Aklınızda olsun bu tür kontur sorunlarını kalıcı makyajla düzeltebilirsiniz. Yanakta veya yüzün başka bir yerinde çıkıyor ise, güneşten korunmak önem taşır çünkü leke kalabilir.

    GÖZLERİ KORUYUN
    Uçuk çıkaran bir bünyeniz varsa ve günün birinde gözleriniz ağrımaya, ışıktan rahatsız olmaya başlarsa hemen doktora gidin. Çünkü uçuklar göze bulaşırsa görme yeteneğine zarar verebilir. Uçuklar diş etlerinde ve damaklarda da çıkabilir. Farklı bir uçuk virüsü ise cinsel organlarda uçuk çıkmasına yol açar. Bu oldukça tatsız ve dikkatle tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

    «Uçuklar son derece bulaşıcıdır. Her iki tip uçuk virüsü de temasla bulaşır. Bir kez bulaştıktan sonra da direnç her düştüğünde tekrar edebilir. Böyle dönemlerde kimseyle öpüşmemek, bardakları, havluları, yastıkları dikkatle ayırmak gerekir.

    «Dudaklarınıza en az 15 faktörlü güneşten koruyucu ruj sürün.

    UÇUK AŞISI BİR BULUNSA!

    Ne yazık ki, yüzümüze ve dudaklarımıza yerleşen Herpes simplex virüsünün, yani uçuk sorununun, henüz kesin bir tedavisi bulunamamıştır. Aşı araştırmaları yapılmakta, lazer ve ozon terapileri denenmektedir. Bugüne kadar en iyi sonuç veren tedavileri şöyle sıralayabilirim;

    Lysine:

    Uçuğun en etkin tedavisi “Lysine” adı verilen bir amino asittir. Lysine’i hem hap hem de krem şeklinde bulabilirsiniz. Önerilen doz, uçuk iyileşinceye kadar günde 3 defa 1000 mg.alınmasıdır. Daha sonra da koruyucu olarak günde 500 mg.Lysine almaya devam edilir. Bu hapları aç karnına su ile almanız gerekir. Bu ilacı asla süt ile birlikte kullanmayın.. Lysine uzun süreli kullanımda uçukların yeniden çıkmasını önler. Ama tabii önce doktorunuza danışın ve kullandığınız diğer ilaçlar halında bilgi verin.

    «Her ihtimale karşı; çerez, çikolata, tam tahıllar ve jelatinden uzak durun. Bu gıdalarda arginine adı verilen bir amino asit bulunur. Arginine Lysine’in etkisizleştirir ve kanıtlanmamış olsa da, birçok doktor bu maddenin uçukları tetiklediğini düşünür.

    Antiviral kremler:

    Uçuğun çıkmasını önlemez ama daha çabuk iyileşmesini sağlar ve yayılmasını engeller.

    Melisa kremi:

    Bu kremi uçuğun ilk belirtilerini fark edince hemen sürün ve günde 2-4 kez uygulamaya devam edin. Oldukça etkilidir.

    Melisa çayı:

    Yoğun bir melisa çayı hazırlamak için; 2-3 tatlı kaşığı melisayı kaynamış suda 15 dakika bekletin, sonra soğumaya bırakın. Bir kulak temizleme pamuğu ile günde birkaç kez uçuğun üzerine sürün.

    A- C vitaminleri ve flovonoidler:

    Bu destek vücut direncinizi ve bağışıklık sistemini güçlendirerek size yardımcı olur. Uçuk çıktığında günde 1000 mg C vitamini / 500 mg flavonoid almanızı tavsiye ederim. Ek olarak, şekersiz C vitaminini suda eritip bir pamukla dışarıdan uygulayabilirsiniz. A vitaminli kremler tahriş edici olduğu için uçuk varken sürmeyin.

    Ozon tedavisi:

    Genel vücut direncini arttırdığı için birçok uçuklu hastayı iyileştirir.

    Buz yararlıdır:

    Günde birkaç kere, uçuğunuzun üzerine buz koyun ve birkaç dakika tutun. Bu uygulama uçuğun acısını azaltır ve daha çabuk kurumasını sağlar.

  • Tekrarlayan ağızdaki yaralar (oral aftlar) uçuklar

    TEKRARLAYAN AĞIZDAKİ YARALAR (oral aftlar) UÇUKLAR Bu konuda yapılan araştırmalar ve tedaviler hastaları sıkılıkla başarısız kılmakta ve yıllar yılı sorunların hep süregeldiğini , hiç çözümlenmediğini görmekteyiz. Oysaki çözüm çok basittir. Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda neden sıkça ağız yarası çıkardığını veya uçukladığını veya sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz?.. HELİKOBAKTER PYLORİ VE VİTAMİNLER Bu konuda yapılan araştırmalar ve tedaviler hastaları sıkılıkla başarısız kılmakta ve yıllar yılı sorunların hep süregeldiğini, hiç çözümlenmediğini görmekteyiz. Oysaki çözüm çok basittir. Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda neden sıkça ağız yarası çıkardığını veya uçukladığını veya sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz? Genelde biz hekimleri bu konuda sürükleyen net algoritmalar , yani çok net araştırma basamakları maalesef bulunmamaktadır? Tekrarlayan oral ülserler deyince akla hep Behçet Hastalığını illaki araştırmak zorunluluğu gelir ki bu da hastalarımızı uzun bunaltıcı bir seri test silsilesine sokmak demektir. Oysaki günümüzde Canım Türkiye?m de Behçet hastalığından çok daha sıklıkla görülen ve oral aft uçuk yapan ve taranması gereken başka durumlar da vardır. Bizi özellikle hekimlerimizi ve tabii ki popülasyonun genelini de bu konuda bilinçlendirmek gereklidir. Örneğin B vitamin eksiklikleri ve bunun olası nedenleri. Mide hastalığı yani; Helikobakter pylori mikrobunun varlığı ve/ veya paraziter enfeksiyonlar (özellikle B 12 vitamin kaybı yapanlar) ; B vitamin eksikliğine yol açan Tiroit hastalıkları (HASHİMOTO Tiroidit ve otoimmun tiroiditler) ve bir takım diğer otoimmün hastalıklar. Listemizde öncelikli taranması gerekenler bunlardır, ama nedense hep bir Behçet aranır. Hâlbuki bunların saptanması, tanı konması çok daha kolay ve tedavileri basittir. Hasta ömür boyu aft ve uçuktan kurtulur aynı benim kurtulduğum gibi. HELİKOBAKTER PYLORİ VE VİTAMİNLER Gastrit ve ülser yapan tüm mide ve on iki parmak barsağını tutabilen Helikobakter pylori mikrobunun üzerinde biraz durmak gerekir. Bu mikrop sadece bu bölgeyi etkilemez, tüm sindirim kanalını etkiler ve aşırı gaz ve dışkılama değişikliklerine de yol açar. Vitamin emilim bölgelerini de etkilediği için unutkanlık, halsizlik, yorgunluk ve sinirlililiğe; hatta depresyona da yol açabilir. Hatta kişi bazen hiç mide ağrısı çekmez sadece gaz yakınması veya ishal veya kabızlık ve gaz yakınması ile gelebilir. Bazen sadece unutkanlık ve ağız yaraları ile gelebilir ve biz midesinde bu mikrobu saptar tedavi ederiz. Bu mikrop Türkiye?de %80-93 pozitiftir ama herkeste hastalık yapmaz. Kişinin tedavisi sırasında tüm bağışıklık sisteminin elden geçirilmesi ve kişiye özel değerlendirme çok önemlidir. Bu değerlendirmede; Kişinin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği hastalıklar, Tüm aile ağacındaki hastalıklar; amca, hala teyze dedeler büyükanneler dahil. Yaşam şekli. Uyku düzeni, horlaması, burun tıkanıklığı vs. Su içme miktarı ve hangi suyu tükettiği! Güneşlenmesi veya güneşlenmemesi! Güneşlenme şekli! Beslenme şekli; hangi gıdaları çok sevdiği; hangi tip eti tükettiği; hangi yağı tükettiği; nasıl tükettiği, ne sıklıkta beslendiği vs. konuşulur not alınır. Hastalarımıza bu denli titizlikle yaklaşılmaz ise basit bir ağız yarası veya uçuk dediğimiz hastalık beyine giden kanalların üzerinde veya gözümüzde çıkar ki çok ciddi sonuçlara götürür. Sık ağız yarası ve uçuk çıkarmak özetle bağışıklık sistemimizin hiç de iyi gitmediğinin en net göstergesidir. Eğer böyle bir sorunla berabersek veya yakın zamanda benzer bir hastalık olan zona çıkarmış isek vücudumuz alarm zillerini çalıyor demektir. LÜTFEN KULAK VERELİM! DERHAL ŞEKERLİ GIDALARI KESELİM! İlk yapmamız gereken budur. Bunun dışında da bu konunun özellikli uzmanlarına başvuralım.