Etiket: Tür

  • Çocuğun Dünyasında Teknolojinin Yeri

    Çocuğun Dünyasında Teknolojinin Yeri

    Çocukların en fazla ilgilendiği ve uğraştığı teknolojik araçlar arasında bilgisayar,tablet cep telefonu, playstation vb. gelmektedir. Günümüzde özellikle kentleşmenin artması, sokakta oynamanın aileler için güvensiz hale gelip endişe uyandırması, çocuğun da  başka aktivitelerle meşgul olmadığı, can sıkıntısıyla baş edemediğinde,ulaşılabilirliğin kolay olması vb. nedenlerden bu tür araçları fazlasıyla tercih edilebilir hale  getirmektedir. Bazen depsikolojik sorunlar yaşadığında (depresyon gibi) çocuk yalnız kalmak isteyip bu araçlarla fazla zaman geçirebilir. Ergenler arkadaşlarıyla sohbet edebilmek,oyun oynamak amacıyla da sıkça bilgisayar vb. kullanırlar.Böyle bir ortamda ergen kendini rahatlıkla ifade edebilmekte, kişiliğini ortaya koyabilmektedir.Özellikle çekingen,özgüven eksikliği olan, yalnız olduğunu hisseden,duygularını ve düşüncelerini çoğunlukla dile getiremeyen kişilerde bu bir tür bağımlılığa daha kolay dönüşmekte,sosyal ve duygusal ihtiyaçları karşılamak istese deaşırıkullanımçocuğun/ergenin aslında sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir.Ergenin bu araçları nasıl kullandığı,ayırdığı süre de önemlidir.

    Erken çocukluk döneminden itibaren iseörneğin; televizyon izleyerek zamanının çoğunu geçiren çocukların genel gelişimlerinde gecikme  (otizm, mental retardasyon vb.) konsantrasyonu bozma,uyum sorunları,duygusal kontrolde zayıflık,dil ve konuşma sorunları ortaya çıkmaktadır.Ayrıca izlerken pasif kalmaları nedeniyle küçük çocuklar tırnak yeme,parmak emme vb. davranışlara daha fazla meyil göstermektedirler.Bu tür araçların içinde maruz kaldıklarında bazı çocuklarda kuvvetli sosyal güdülenmeden yoksun olmakta,duygularını ve düşüncelerini paylaşma arzusu duymamaktadırlar.Böylece içsel dünyalarını da çevreyle uygun dile dökmeyi aramadıkları içinde çevreyle iletişimleri kesilmektedir.Oysa çocuk büyüdükçe dil sosyal etkileşim için önemli bir hale gelir.Bu dönemde çocuğun aile ortamında ve çevresiyle etkin bir iletişim ağına ihtiyacı vardır.Aile içi iletişimin gerçekleştiği ortamda büyüyen çocuk bu araçlara daha az ilgi  gösterecek ve sosyal beceri kazanacaktır.Yapılan araştırmalarda; televizyondaki  filmlerde veya oynadıkları oyunlarda saldırgan davranışları gören çocukların bunu taklit ettikleri ortaya çıkmıştır.İzlenilen şeyler çocuklarda model alma,kendini özdeşleştirme(örn; süper kahramanın yaptığı davranışları taklit ederek uçmaya çalışma gibi),ergenlerde ise doğru ve kabul edilebilir olma olarak gerçekleşmektedir.Bu nedenle çocuğun oynadığı oyunların veya izlenilen programların içeriği ve yaşa uygunluğu önemlidir.Özellikle gelişim süreci devam eden çocuklar öğrenmeleri boyunca daha az seçicidirler ve gözlem yoluyla öğrendiklerini daha çabuk benimserler.Somut düşündükleri için de herşeyi gerçek zannederler. Örn;izlenilen film kahramanlarının  gerçekten öldüğünü,vurulduğunu yani zarar gördüğünü düşünürler.Üstelik saldırganlığa ve şiddete karşı duyarsızlaşırlar.Bu süreç on yaşına kadar devam eder.On yaşından itibaren soyut düşünme başlar ,gerçek ve hayali ayırt ederler. Biz yetişkinler maruz kaldığımız bu tür şeylerin çoğunun gerçekle örtüşmediğini veya bir tür kurgu olduğunu biliriz. Bunlara dikkat ettiğimizde bilgisayar, televizyon vb. araçlar eğitici ve öğretici olabilmektedir.Anne-babaların sağlıklı model olmaları(örn; eve geldikleri andan itibaren televizyonu tercih etmeme,uzun süre bilgisayar  başında vakit geçirmeme gibi.),doğru bir şekilde çocuğu yönlendirebilmeleri (örn; okulöncesi dönemdeki çocuğa kendi başına yemek yeme alışkanlığı kazandırırken eline tablet vermek veya evin her yerine bu tür araçlar koyulduğunda vazgeçilmez yapmak)her tür oyun ve filmi doğru sınırların konulduğu çerçevede verebilmeleri( Televizyonun3-6 yaştagünde ortalama maksimum bir saat, okul çağındaysa  iki saatten az ve aralıklı şekilde seyredilmesi gibi), bu konuda kararlı ve tutarlı olmaları gerekir. Aşırı kullanımın bir tür davranışsal bağımlılık olan teknoloji bağımlılığına dönüştüğüdurumlardaysa uzman desteği almak faydalı olacaktır

  • DEPRESYON NEDİR?ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    DEPRESYON NEDİR?ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Depresyon sözcüğü sıklıkla, gündelik yaşamda çeşitli nedenlerle ve duruma bağlı olarak ortaya çıkan geçici üzüntü, keder, karamsarlık ve isteksizlik gibi olumsuz ruh hallerini ifade etmek için kullanılabiliyor. Ancak depresyon teknik bir kavram olarak, belirli bir süreklilik içinde bedensel, zihinsel, duygusal ve davranışsal boyutlarda deneyimlenen klinik bir tabloyu ifade eder. Üzüntü, keder, karamsarlık, isteksizlik, mutsuzluk gibi bazı depresyon belirtileri, çoğu kez, yaşamdaki kayıplar nedeniyle yaşanabilen geçici, olağan duygulardır. Dünya genelinde 350 milyon, Türkiye’de de yaklaşık 2,5 milyon insanın depresyonla mücadele ettiği ve toplumdaki bireylerin %10-20’sinin, hayatlarının belirli bir döneminde klinik depresyonla karşılaştıkları ve kadınların depresyon yaşama riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, depresyonun, 2030’larda insan sağlığını etkileyen en önemli hastalık olacağını öngörüyor.
    Depresyon, özellikleri itibariyle kişiden kişiye farklılıklar gösterir. En önemli farklılıklar ise belirti sürecinde gerçekleşmektedir. Depresyon durumu, kişide birçok olumsuz duyguları beraberinde getirir. Bu rahatsızlık, uzun süren, çökkün, sıkıntılı ve de stresli geçen ruh halini beraberinde geldiği kişiye empoze etmektedir. Kişinin, depresyon sırasında hayata bakış açısı değişmektedir. Depresyon süreci, kişinin gelecekten bir beklentisinin olmadığı, hiçbir durum veya şeyden mutluluk duymadığı ya da yaşamdan ümidi kestiği bir süreçtir. Kişi, kendini çok kötü bir hastalığa yakalanmış olarak hisseder ve bu hastalığın asla düzelmeyeceğini düşünür. Ve bunun yanı sıra kişi artık hayatının eskisi gibi olamayacağını da düşünmektedir. Bu tür düşünme şekilleri, daha çok ağır seyreden depresyon türlerinde görülmektedir.

    Depresyon, hiç bir şey olmadan kendi kendine ortaya çıkabilir ya da bir sorun depresyonun meydana gelmesine direkt olarak etki yapıyor olabilir. Yani depresyonun ortaya çıkması için herhangi bir sorun olmasına gerek olamayabilir.

    Depresyona uğramış kişide, belli başlı bazı durumlar gözlenir. Bu durumlar, kendini sorgulama, yaptığı şeylerden pişmanlık duyma, keşkeleri ortaya çıkarma, olumsuz yönde seyreden şeylerden kendini suçlama gibi durumlardır. Aynı zamanda bunların dışında depresyona yakalanmış kişi, sürekli olmak uyumak isteyebilir. Hiç bir şey yapmak istemez. Yemek yeme alışkanlığı da bu rahatsızlıkta değişim gösterebilir. Kişi, ya çok fazla ya da çok az yemek yer.

    Depresyon Çeşitleri

    Depresyonun kendi içerisine birçok çeşidi bulunmaktadır.

    *Majör Depresyon: Bu tür depresyonlar ağır depresyonları ifade eder.

    *Minor Depresyon: Hafif geçen depresyonları ifade eder.

    *Kronik Depresyon: Bu tür durumlarda depresyon hafif fakat uzun sürelidir.

    *Klinik Depresyon: Hastanede yatılı olarak tedavi edilen ağır depresyonlardır.

    *Manik Depresyon: İki uçlu depresyonlardır.

    *Mevsimsel Depresyon: Mevsimlere göre meydana gelen ve mevsim değişince kendiliğinden sona eren depresyonlardır.

    *Psikotik Depresyon: Bu tür rahatsızlıklar, daha çok şizofreni ile karıştırılır. Antipsikotiklerle tedavi süreci gerçekleşir.

  • Alerjı ve astım hastalarına önerıler

    Sigara kesinlikle içilmemelidir. Sigara içiyorsanız, sigarayı bırakmak bile tek başına birçok ilaç tedavisinden bile daha faydalı olacaktır. Evinizde başka odada da olsa sigara içilmesine izin vermeyin. Sigara bilinen pek çok zararının yanında alerjik hastalıkların, özellikle astım hastalığının görülme sıklığını artırmaktadır.

    Yün ve tüyden yapılmış yatak, yorgan, yastık, halı gibi eşyaları kullanmayın. Bunları yatak odanızda bulundurmayın. Bu gibi eşyalar toz tutarak akar adı verilen bir tür böceğin çoğalmasını kolaylaştırır. Bu böcek ise alerji hastalarının şikayetlerinin artmasına neden olmaktadır. Yatak odalarında mümkün olduğu kadar az eşya bulundurun. Anti-alerjik çarşaf ve yastık kılıflarını kullanın.

    Evinizi, özellikle yatak odanızı sık sık havalandırın. Gözle görülür toz olmasa bile evin her bir tarafını sık sık elektrikli süpürge ile temizleyin. Kullandığınız elektrik süpürgesinin tozu torba yerine su içine toplama özelliği olmasını tercih edin. Hastayı temizlik anında odada tutmamaya dikkat edin.

    Nem ve sıcak ortam hem akarların, hem hamam böceklerinin hem de küf mantarlarının çoğalmasını kolaylaştırır. Bunlarda alerji hastalarının şikayetlerini artırır. Bu nedenle evinizin rutubetsiz olmasına dikkat edin.

    Evinizde tüylü ve kürklü hayvanları(kedi, köpek, kuş gibi) beslemeyin.

    Kokular, özellikle parfüm, oje, boya gibi kimyasal maddelerin kokuları alerji hastalarını çok rahatsız eder. Bu nedenle bu tür kokulardan uzak durun.

    Hava kirliliği ve egzoz gazları da hastalığınızı alevlendirebilir. Bu nedenle, hava kirliliğinin arttığı zamanlarda dışarı çıkmamaya özen gösterin.

    Beslenmenizde mümkün olduğu kadar taze, doğal besinleri tercih edin. Katkı maddesi ve boya içeren şekerleme, sakız, hazır meyve suları ve benzeri hazır yiyecekleri yememeye özen gösterin.

    Alerjik hastalıklar ancak düzenli olarak tedavi edildiklerinde düzelebilen ve tekrarlama özelliği olan hastalıklardır. Bu nedenle iyi bile olsanız doktorunuza danışmadan ilaçlarınızı aksatmayın.

    Alerjik hastalıkların tüm dünyada yaygındır. Bu nedenle çok çeşitli tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Bunların önemli bir kısmı bilimsel değeri olmayan tedavilerdir. Bu nedenle mağarada bulunma, bıldırcın yumurtası, polen gibi etkinliği olmayan alternatif tedavi yöntemlerine itibar etmeyin. Günümüzde bu türlü tedavi yöntemlerine hiç gerek kalmadan çağdaş ve bilimsel yöntemlerle hastalığınızdan kurtulmanız mümkündür.

    Diğer birçok hastalık gibi alerjik hastalıklarda ancak hasta doktor işbirliği ile düzelebilecek hastalıklardır. Tedavi uzun sürse de bu tür hastalıkların önemli bir kısmı günümüzün tedavi yöntemleri ile iyileştirilebilirler. Her türlü sorundan doktorunuzu haberdar edin ve ilaçlarınızı düzenli kullanın.

  • Nevruz Bayramdır Dünyaya

    Nevruz Bayramdır Dünyaya

    Gelenekten güne nevruziye ile bakmak adına Azerbaycan Edebiyatının değerli usta şairlerinden siirlerle yeni başlangıçları selamlayalım. Farsça kökenli “Yeni gün” demek olan nevruz bu yıl da yine hayatın akışını gücünü müjdeliyor. Bir tür yaşamsal değişimin dönüşümün provasıdır. Etnik farklılıklar taşısa da özünde hayatın canlanması, yenilenmesi dramatize edilmektedir. Bu yanıyla Etno dramatik özelliklere sahip ve bir o kadar da duygudaşlık sağlama yanıyla değerlidir.

    Guzullar teze ot ayağlayanda,
    Tepeler döşünden sél çağlayanda,
    Gonçeler içinde gül bağlayan da,
    Büsbütün çemene, çöle uyardıg.
    …..
    Gırmızı şamlardan her il Novruzu,
    Sürfeler başında garşılayardığ.

    Mirvarid Dilbazi
    ………………
    Bulağların gözü açığ,
    Ormanların üzü açığ;
    Durnalardır uçup gelen
    Gaggıldaşa gaggıldaşa!

    Çaylar ahar deryalara
    Şaggıldaşa şaggıldaşa!…
    Her yandan hoş avaz gelir,
    Sular déyir; Yaz, Yaz gelir!…

    Ahmed Cevad

    Yazbaşı geldi, il dönümüne girdik, bahar bayramı, tabiat uyanıyor!…
    İfade biçimi değişse de, her yeni yazın karşılanmasında nevruz kutlamaları derin anlamı olan bir bütünlüğü yansıtır. Bir gün değil hazırlıkları, yaşattıkları, sevinci ve bereketiyle bir koca ay, hatta kimi topluluklar da 40 gün süren kutlamalar bütünüdür. Dünya kültürel gelişiminde yaygınlığı ve ortak kutlanılışı açısından en eski gelenek olduğu bilinir. Yazılı olarak da 2. yüzyılda Pers kaynaklarında rastlanmıştır.

    Farklı ülkelerde, farklı topluluklarda değişik sözcüklerle adlandırılır;

    • Türkiye : Nevruz, nevruz-i Sultan
    • Azerbaycan : Novruz veya Névruz
    • Özbekistan :Navruz
    • Kırım : Nawros
    • Kazakistan : Noyruz
    • Kuzey Kıbrıs : Mart Dokuzu
    • Tataristan : Noyruz
    • Türkmenistan : Nowruz
    • Kırgızistan : Noruz
    • Çuvaşistan : Naurus,
    • Batı Trakya Türkleri : Sultan Mevriz
    • Orta Asya Türk Toplulukları : Sultan Navrız

    Adlandırmalar ne olursa olsun kullanıldığı ülkelerin her birinde coşkulu şenliklerle karşılanmaktadır;
    Değişik ifadeler kullanılsa da Nevruzun tanımında ortak yaklaşım; yeni bir yılın karşılanması, tabiatın canlanması yenilenmesi, durağan kış aylarının yerine yeni günle gelen canlılığın kutlanmasıdır.

    Dostluklara hayata yürek açan her can için kutlu olsun!.

  • Ağrı

    Baş ağrıları günümüzde hastaların çok şikayetçi olduğu konuların başında gelmektedir. Baş ağrısını oluşturan bir çok neden söz konusudur. Ancak bu

    nedenlerin başında en fazla olarak görülen stress kaynaklı başağrıları
    olmaktadır. Ancak Başağrısının nedeni ne olursa olsun bu ağrıyı yaşayan
    insanların en büyük korkusu benim başımda kötü bir şey mi var endişesidir.
    Hasta bu konuda cevap almak isteyen konumundadır. Maalesef söylenmesi
    gereken bir durumda başağrısının %1 den az bölümünü kafa yapısı içersindeki
    bölümünü tümör kist gibi nedenler oluşturmaktadır.
    Başağrısı çeken bir hasta ağrısının özelliklerini doktoruna ayrıntılı bir şekilde
    anlatmalıdır. Başağrısı sebebin ortaya çıkarılmasında bu anlatım çok
    önemlidir.Çünkü tüm başağrısını oluşturan nedenlerin karakteristik özellikleri
    söz konusudur. Günümüzde başağrısı nedenlerinin başında da ağrı kesicilerin
    uygunsuz doktor kotrollerinin dışında kullanılması ve tüketilmesidir.
    Unutulmaması gereken uzun süreli ağrı kesici kullanımlarında ve uygunsuz
    kullanımlarında tedaviye drençli başağrılarının gelişebileceğidir.
    Migren denilen ağrılar kafa yapısı içersindeki damarsal yapılardan
    kaynaklanan ağrılardır. Migren ağrıları tür türdür. Ve migrenin karakteristik
    özellikleri olduğu gibi aynı zamanda migren türlerininde karakteristik özellikleri
    mevcuttur.
    Başağrısında en önemli konu hastanın kendini doktor karşısında ifade
    edebilmesidir. Ancak maalesef hastalarımızın ifade etmekte zorlukları
    bulunmaktadır.
    Başağrısı tedavisi nedene yönelik yapılmak zorundadır.Yani Başağrısını
    oluşturan neden ortaya konulmalıdır. Bu neden bazen birden fazla olabilmekte
    ve birbirini tetikleyici olarak karşımıza çıkabilmektedir. Nedenin birden fazla
    olması başağrısı türününde birden fazla olduğu anlamına gelebilmektedir. Bu
    hastalarda tedavi daha uzun süreli olmak zorundadır. Başağrısında
    hastaların bilmesi gereken birkez doktora gittim, başka başka doktorlara gittim
    fayda alamadım dan ziyade başağrısı sorununun hekim ile uyumlu bir çalışma
    sonucunda çözülebileceğine inanmaları olmalıdır. Böylece nedenlerin daha net
    ortaya konulması ve bu nedenlere müdahale edilmesi söz konusu olacaktır.
    VASKÜLİTLER
    Baş ağrılarının nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkarlar. Damar iltihabı
    olarak tercüme yapılabilir. Ancak bu iltihaplar mikrobik karakterden ziyade
    kimyasal tarzda iltihaplardır. Daha çok 20-40 yaşlarında bayanlarda
    gözükürler. Vucut direncini düşüren her hangi sebep neden olabilir. Tanı MR
    inceleme ile konmaktadır. MS en çok karıştırılan durumdur. Tedavisi ilaç
    tedavisidir ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.
    OKSİPİTAL NÖRALJİ
    Baş ağrılarının sıklıkla görülen türlerinden biridir. Boyundn göze gelen şiddetli
    ağrı ile karakterizedir. Bulantı,terleme,kusma eşlik edebilir. Tedavisi ilaç
    tedavisidir.
    PSEUDO TÜMÖR CEREBRİ

    Başağrılarının nedenlerinden biridir. Kafa içi basıncın artmasıyla
    karakterizedir. Görme alanı kayıplarıyla başlar körlüğe kadar gidebilir. Tanı LP
    ile konur. Tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.