Etiket: Tümör

  • Omurilik tümörü nedir?

    Omurilik tümörü nedir?

    Omurilik tümörlerinin tanı ve tedavisinde kolaylık sağlamak için yerleşim yerine göre sınıflandırma yapmak önemlidir. Omurilik tümörleri ekstradural, intradural ekstramedüller ve intradural intramedüller olarak 3 gruba ayrılır. En çok ekstradural tümörü karşımıza çıkarken sırasıyla intradural ekstramedüller ve intradural intramedüller tümörler görülür.

    Omurilik tümörlerinin tedavisindeki başarı oranı ilerleyen teknolojiyle birlikte tıbbi olanakların artması ve özellikle mikrocerrahi yöntemlerin gelişmesiyle önemli seviyede arttığını söyleyebiliriz.

    Omurilik Tümörü Belirtileri

    Sırt ve bel bölgesindeki yerleştiği yere göre belirti verir

    En önemli şikayet ağrıdır. Genellikle sırtta ağrı oluşur

    Boyun bölgesinde tümör varsa kollarda ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşma oluşabilir.

    Bel ve sırt bölgesinde tümör varsa sadece bacaklarda güçsüzlük, yürüyememe ve uyuşma gibi durumlarla karşılaşılabilir.

    İdrar kaçırma, büyük abdest tutamama sorunuyla karşılaşılabilir.

    Erkeklerde iktidarsızlık durumu söz konusu olabilir.

    Omurilik Tümörü Nedenleri

    Omurilik tümörlerinin nedeni tıpkı diğer tümörlerde olduğu gibi tam olarak bilinmiyor. Genetik etmenler, radyasyon, virüsler risk faktörüdür. Diğer organlardan sıçrama ihtimali omurilik tümörlerinde yüksektir.

    Omurilik Tümörü Tedavisi

    Omurilik tümörlerinin tedavisinde tümörün yeri ve tipine göre tedavi yöntemine karar verilir. Cerrahi tedavi, radyoterapi, kemoterapi bu yöntemlerden bazılarıdır.

    Omurilik Tümörü Ameliyatı

    Genellikle omurilik tümörlerinde tedavi yöntemi cerrahidir. Mikrocerrahi yöntemle omurilik zarı içerisindeki, eğer çok yayılmamışsa omurilik içerisindeki iyi huylu tümörler çıkarılabilir. Omurilik zarının dışındaki tümörler genellikle metastatiktir. Bunlar omurgada kırıklara, güçsüzlüğe ve ağrıya sebep olabilir. Özellikle omurga tutulumu olan kanserli hastalarda ameliyatın amacı tümörü çıkarmak yerine hastanın konforlu hayatını sürdürmesini sağlamaktır.

    Omurilik Tümörü Radyoterapi Tedavisi

    Omurilik tümörleri radyasyona duyarlı oldukları için ameliyattan öncesi ya da sonrasında radyoterapi tedavisi uygulanır.

    Omurilik Tümörü Kemoterapi Tedavisi

    Diğer tedavi yöntemlerini desteklemeye yönelik olan kemoterapi tedavisinde tümörün küçültülmesi amaçlanır.

  • Çocuklarda beyincik tümörü (medulloblastomlar)

    1925 yılından beri bilinen bu beyincik tümörü çok ayrı hücresel ve klinik özellikeri olan ve oldukça habis karekterli bir beyincik tümör tipidir.Beyinciğin çocuklarda en sık tümörü olup, tüm primer beyin tümörlerininin % 4- 10 teşkil ederler. Ancak çocukluk yaşı tümörlerin % 15-20 sini teşkil etmektedir. Erkek kadın oranı, 4/3, 2/1 gibi erkeklerde biraz daha fazla görüldüğü bildirilmektedir. Sıklıkla hayatın ilk 10 yaşında görülürken, tüm medülloblastomların % 70′,i 8 yaşından küçük çocuklarda görülmelerine rağmen, yenidoğan döneminden 70′ li yaşlara kadar her yaşta görülür. Medülloblastomların ayrı bir subgrubu olan desmoplastik medülloblastomlar daha büyük çocuklarda örneğin 20 yaş üzeri kişilerde görülmektedir. Klasik olarak medülloblastomlar beyinciğin orta kısmı veya 4 ventrikülün tavanından orijinlenen bir orat hat tümörü iken, desmoplastik medülloblastomlar ise daha lateral yani serebellar hemisfer yerleşimlidirler. Medülloblastomlar histopatalojik olarak küçük sitoplazmalı oval hiper kromatik çekirdekli oldukça fazla hücresel yoğunluğu olan tümörlerdir. Medülloblastomlar klasik olarak orta hat tümörü olduğundan 4. ventriküldeki beyin omurilik sıvısının (BOS) akımı engellediğinden kafa içi basıncı artması ( KİBA) hidrosefaliye sekonder gelişir. Baş ağrısı bulantısız ve adeta fışkırır tarzda kusma sabahları erken saatte başlar adeta çocukları uykudan uyandıran öncü şikayettir. Bu öncü şikayet daha sonra devamlı ve inatçı hale gelirki bu şikayet çocukları beyin cerrahlarına götüren şikayetlerdir. Baş ağrısı ve kusma şikayetlerini, KİBA bağlı çift görme 6. ve 4. kranial sinir felçleri takip eder. Bunlardan başka serebellum ana görevleri olan denge ve koordinasyon bozuklukları görülür. Nörolojik muayenede ise papil ödemi özellikle KİBA ya bağlı ortaya çıkar, bazen görme kaybı ile hastanelere değişik branş doktorlarına götülür. Bunlara ilaveten ataksi, nistagmus, değişik kranial sinir felçleri de görülür.

    Teşhis
    Tüm beyincik tümörlerinde olduğu gibi beyin görüntüleme yöntemlerinden ilaçlı beyin magnetig rezonans (MR) tekniği bu lezyonların tanınmasında oldukça önemli güvenilir noninvazif bir test yöntemidir. Bunun dışında ilaçlı beyin bilgisayarlı tomografi (BT) tekniği bazı beyincik tümörleri (örneğin epandimom) gibi tümörlerde lezyonun kalsifikasyonların olup olmadığını gösterme hususunda MR tekniğine nazaran ilave ek bilgiler sunmaktadır. Beyin damar anjiografi gibi test yöntemleri bu lezyonların tanısında yeri yoktur. Ancak beyincikte damarsal bir lezyon düşünülen olgularda beyin damar anjiografi testi, gerekli olabilir. Sonuç olarak bir beyincik tümörü düşünüldüğünde teşhis günümüzün ileri teşhis yöntemleriyle çok çabuk, hızlı, güvenilir bir şekilde konulmaktadır. Günümüzde beyincikteki medulloblastom teşhisi için kandan tümör belirleyici testleri yoktur.

    Tedavi:

    Tüm beyincik tümörleri olduğu gibi eğer doktor preoperetif dönemde beyincikteki lezyonun medullablastom olduğunu düşünürse hastanın yeteri kadar zamanı da (herniasyon riski) varsa bu lezyonların kraniospinal aks boyunca BOS yoluyla yayılım yaptığından böyle bireylerin tüm spinal kanalın yayılım açısından tetkik edilmesi önem arzetmektedir. Bu lezyonların tedavi stratejisinde öncelikle lezyonun mümkünse cerrahi olarak gros total rezeksionu yapılmalıdır. Tecrübeli bir cerrah beyincik ameliyatı esnasında böyle bir lezyonun nereden orijinlendiğini ve nerelere doğru büyüdüğünü bilerek cerrahiyi yönetir. Çünkü beyincik tümörleri ameliyatı esnasında tüm anatomik dokuların hayatı fonksyonları önem arzetmektedir. Sadece lezyonu tamamını almak ne kadar önemli ise bunun yanında 4. venriküldeki BOS akımının restorasyonu bir o kadar daha önemlidir. Ayrıca bu tümörlerin ameliyat esnasında, komşu normal anotomik dokuların içerisinde çok önemli kranial sinirlerin çekirdekleri olduğu önem arzetmektedir. Tümörün tamamı alındıktan sonra histopatalojik rapor medulloblastom olarak teyid edildikten sonra tedavinin ikinci aşamasında onkolojik tedavi (çocuğun yaşı uygunsa radoterapi ve kemoterapi ) eklenmelidir. Burada bu lezyonun tüm kraniospinal aksa yayılıp yayılmadığı sorusu cevaplanmalıdır.

    Sonuç: Bu tümörler yaşam süresi malesef 5 yıllık oran % 25-70 arasında değişmektedir. 2 yaşından büyük çocuklarda total eksizyon yapılan ve radyoterepi verilenlerde 5 yıllık yaşam süresi % 60 olarak beklenir. Ancak son yıllardaki bazı raporlarda daha uzun süreli yaşam süreler bildirilmektedir.

  • Beyin tümörlerin ameliyatında bilgisayar (nöronavigasyon) kullanımı

    Nöronavigasyon tanım: Yön bulma, yönlendirme anlamında kullanılmaktadır.

    Beyin cerrahisi ameliyatlarında çerçevesiz yönlendirme cihazları 1986 yılında kullanıma girmiş olup, günümüze kadar pek çok yenilikler göstermektedir. Nöronavigasyon bilgisayar teknolojisinin tarihçesinde 1950 yıllarında çerçeveli sistemlerden büyük ölçüde faydalanılmıştır. Günümüzde çerçeveli sterotaksik sistemler ise belirli santral sinir sistemi hastalıklarında (parkinson, distoni v.b) başarı ile kullanılmaktadır. Ancak bilgisayar yazılım programlarındaki gelişmeler çerçevesiz yönlendirme (Framless navigasyon) sistemlerinin gelişimine katkı sağlamıştır. Çerçevesiz yön bulma cihazı aslında bir uçak teknolojisinin modern tıbba yansımasıdır. Nöronavigasyon sistemi adeta bir otopilot gibi beyindeki planlanan bir hedefe, çok az bir yanılma payı ile 3 boyutlu olarak X,Y,Z koordinatlar temel fizik kuralı kullanılarak gidilmesidir. Nöronavigasyon bilgisayar sistemi yardımıyla beynin değişik bölgelerindeki hastalıklara (kavernom, beyin tümörü, apse v.b) ulaşmada çok önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle bu teknoloji, beynin kritik ve derin yerleşimli yerlerindeki hastalıklara ulaşmada daha fazla katkı sağlamaktadır.

    Nöronavigasyon beyin ameliyatında kullanımı

    Hastanın saçlı derisine, yüzey belirleyicileri veya lazer işaretleri kullanımı ile baş ve yüzün topografik anotomisi çıkarılmaktadır. Elde edilen veriler beyindeki hastalığın BT veya MR görüntüleri kullanılan bilgisayar yardımıyla planlanması yapılmaktadır. Sanal ortamda planlanan görüntülerin, gerçek ortama yansımasında saçlı deri kesisi, kemik pencere kaldırılması ve daha önemlisi beyin içerisinde varılacak hedef, 3 boyutlu olarak seçilmektedir. Bu planlama ve sanal işlem beyin ameliyatı yapılacak bölgeye ulaşmada büyük katkılar sağlamaktadır. Örneğin, ulaşılacak beyin hedefine en kısa, en doğru ve en emin yol seçilmektedir. Bu teknolojiyle kullanılarak yapılan beyin ameliyatının hastadaki kazanımları; daha az hastanede kalma, daha az kan kullanılması, daha kısa ameliyat süresi, en önemlisi de daha erken gündelik hayata dönebilmesidir. Diğer bir önemli avantajlar ise, beyindeki tümöre ulaşmada beyin dokusuna zarar vermede minimal riski olması ve cerrahın tümörü tamamınını çıkarılıp çıkarılmayacağı konsunu anlamada yardımcı olmasıdır.

    Nöronavigasyon ünitesinin ekipmanları

    1: Beyin navigasyonu,
    2: Omurga navigasyonu,
    3: 3 boyutlu ultrasonografi,
    4: Floroskopi,
    5: Beyin damarları anjiografisi,
    6: Amelitat mikroskop uyumu.

    Nöronavigasyon hangi beyin ameliyatlarında kullanılır?

    1) Beyin tümörü ameliyatında nöronavigasyon kullanımı avantajları

    1: Bu bilgisayar programı kullanımıyla beyin tümörü merkezleyen saçlı deri kesisi ve kemik pencere kaldırılması daha uygun ve daha küçük yapılmaktadır.
    2: Optimal ameliyat için tümör ile çevre beyin anotomisi üç boyutlu görüntülenmektedir.
    3: Yeni gelişen bilgisayar programları yardımıyla çerçevesiz biopsi kolu eşliğinde beynin derin ve zor yerlerindeki lezyonlardan teşhis amaçlı olarak biopsi yapılmaktadır.
    4: Beyindeki tümorün total olarak çıkarılıp çıkarılmadığı 3 boyutlu olarak anlaşılmaktadır.

    Tüm bu avantajları hastaların daha az kan kullanımı, daha az hastanede kalması, daha az ameliyat süresi ve daha az komplikasyon ve en önemlisi daha erken eski işine başlamasıdır

    2) Beynin damar hastalıklarında (AVM) nöronavigasyon kullanımı avantajları:

    1: Damar yumağının derinliği, çapı, komşu beyin anatomisiyle ilişkisini tanımlamada

    2: Cerrah ameliyat esnasında 3 boyutlu görüntülerle, beynin damar yumağının normal beyin anatomisi daha iyi tanımlayabilmektedir.

    3) Sara teşhis ve tedavisinde nöronavigasyon kullanım avatajları:

    Derin veya yüzeyel beyin elektrodları geleneksel yöntemlere nazaran daha güvenli ve doğru yerleştirilmektedir.
    Değişik sara ameliyat teknikleri (anterior temporal lobektomi, selektif amigdalohipokampektomi, kallozotomi) daha emniyetli ve daha güvenli yapılmaktadır.

    Sonuç olarak

    Bilgisayar teknolojisi (nöronavigasyon) beyin omurilik sinir cerrahisi ameliyatlarında kullanımının;

    1: Uygun saçlı deri kesileri ve kemik flebleri yapılmakta,
    2: Derin ve subkortikal yerleşimli beyin lezyonları daha doğru tanımlamakta,
    3. Ameliyat esnasında rezeksiyon genişliği eşzamanlı ve üç boyutlu olarak izlenmekte,
    4: Daha küçük ve iyi merkezli bir kemik pencere açılmakta,
    5: Daha az kan kullanılmakta,
    6: Ameliyat süresi daha kısalmakta,
    7: Ameliyat yarası daha hızlı iyileşmekte,
    8: Daha önemlisi hastanede yatış süresini kısalması yanında daha erken eski işine dönebilme gibi bir çok avantajları vardır.

  • Psikiyatriste mi yoksa beyin cerrahisi uzmanına mı gitmeliyim?

    Psikiyatriste mi yoksa beyin cerrahisi uzmanına mı gitmeliyim?

    Beynin ön bölgesi, kişiliği temsil ettiği için bu bölgedeki tümörler veya kronik subdural kanamalar adını verdiğimiz beyin kanamaları kişilik bozukluğuyla kendilerini gösterir. Bu nedenle beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gereken hastalar yıllarca psikiyatri kliniklerine götürülmekte ya da yıllarca antidepresan ilaçlar kullanmaktadır.

    Kişilik bozukluğu bazen depresyon şeklinde görülebileceği gibi bazen de çok sakin bir kişinin agresifleşmesiyle ortaya çıkar. Ayrıca bir insanın her gün yaptığı bir şeyi unutmasıyla da açığa çıkabilir. Bazı kişilerde tümör veya subdural kanama belli bir büyüklüğe ulaşana kadar hiç belirti de vermeyebilir. Hatta baş ağrısı da yapmayabilir. Yaratacağı kişilik bozukluğu da, kişiden kişiye değişim gösterebilir.

    Beyinde oluşan tümörlerde veya kronik subdural kanama adını verdiğimiz genellikle yaşlılarda görülen beyin kanamalarında genellikle baş ağrısı, bulantı, kusma, kol veya bacakta kısmi felç ya da sara nöbeti gibi belirtiler olmaktadır. Bir psikiyatristin kendine sadece kişilik değişiklikleri ile getirilen bir hastadan bir taraf kol ve bacakta kuvvet kaybına bağlı olarak dengesizliği oluyorsa, konuşmada bozukluk veya aynı soruları unutup tekrar tekrar soruyorsa beyinde tümör, kronik subdural kanama adını verdiğimiz beyin kanaması olabileceği düşünülerek acilen beyin tomografisi veya beyin MRG istemesi gerekmektedir. Eğer yapılan tetkiklerde şüpheli bir şey varsa mutlaka beyin ve sinir cerrahisi uzmanından yardım istemelidir. Şüpheli bir görüntü yoksa ve normal rapor edilmişse psikiyatrist kendisi ile ilgili tedavisini planlamalıdır.

    Yaşlı bir hastada alkol ve aspirin gibi kanı sulandıran ilaç kullanımı, tekrarlayan kafa travmaları öyküsünün yanında bir taraf kol ve bacakta kuvvet kaybı ile birlikte kişilik değişikliği varsa beyinde kronik subdural kanama düşünülerek acilen beyin tomografisi veya beyin MRG istenmelidir. Eğer yapılan tetkiklerde beyinde kronik subdural kanama var ise acilen kanamayı boşaltıcı cerrahi planlanmalı, eğer tetkikler normal ise psikiyatri uzmanı ile birlikte nöroloji uzmanı da hastayı değerlendirerek uygun tedaviyi planlamalıdırlar.

    Hastada bu klinik bulgular eğer beyin tümörüne veya kronik subdural kanamaya bağlı olarak gelişmişse beyinde bası olduğu için hayati tehlikeyi gidermek adına acilen beyin ve sinir cerrahisi uzmanı müdahale etmeli ve gereksiz zaman kaybını önlemelidir. Biz hekimler, ayırıcı tanıyı iyi yapıp doğru tanıyı bir an önce koyarak hızla tedaviyi başlatmalıyız.

  • Beyin tümörü ameliyatı sonrası olası komplikasyonlar

    Hasta ameliyat sonrası önce anestezi bölümünün hasta uyandırma ünitesine, sonrasında ise genellikle yoğun bakıma alınır, bilinci açık hastaya yoğun bakımdaki ilk geceyi geçirdikten sonra durumuna uygun beslenme rejimi başlanır ve hasta yürütülür. Hastaya birinci gün kontrol beyin tomografisi (BT) çekilip genellikle ikinci gün normal odasına alınır. Odasında da ortalama üç-beş gün kalan hasta taburcu edilir. Ameliyat sonrası hastada en sık rastlanılan şikayet baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk hissidir. Baş ağrısı birkaç gün sürebilirken, halsizlik süreci daha fazla sürebilir.

    Cerrahi sonrası olabilecek komplikasyon da tümörün cinsi, yerleşim bölgesi, hastanın yaşı ve genel durumundan bağımsız değildir. Kanama, beyin ödemi, nöbet, çok şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma, kanama, mevcut nörolojik durumun daha da kötüleşmesi, görme, konuşma ve algılamada bozulma, hidrosefali, kol ve bacaklarda şişlik, kızarıklık, yara yerinin geç iyileşmesi, enfeksiyon, emboli ve psikiyatrik sorunlar olası ameliyat komplikasyonlarından bazılarıdır. Bu komplikasyonların çoğunluğu beyin ameliyatı sonrası tıbbi bakım ile düzelebileceği gibi bazıları inme (felç), ciddi entellektüel işlev bozukluğu, yatağa bağımlılık şeklinde kalıcı da olabilir. Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta; beyin tümörünün hayatı tehdit ediyor olmasıdır.

    Beyin Tümörü Takibi ve Öneriler:

    Hastaya epilepsi (sara) hastalarında kullanılan ilaçlardan birisi başlanıp, bu ilacı düzenli kullanması istenebilir. Bu durumda her üç ayda bir tam kan ve karaciğer fonksiyon testleri yapılarak hastanın kontrol edilmesi gerekir. Tümör iyi huylu ise ve tamamı çıkarılmışsa genellikle ilk ve altı aylık kontrollerden sonra yılda bir kez kontrol yapılması yeterlidir. Kötü huylu tümörlerde ise beyin cerrahı, tıbbi onkolog (kanser ilaçları ile tedavi konusunda uzman), radyasyon onkoloğu (kanserin ışın tedavisi konusunda uzman), fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümlerinin de takipleri göz önünde tutularak kontrol zamanlarının belirlenmesi uygun olur. Hastanın takip döneminde herhangi bir ekstra sorunu olması durumunda kontrol süresini beklemeden, tedavi olduğu hekime başvurması gerekir. Radyoterapi sonrası ciltte kızarıklık, deri hassasiyeti, saç dökülmesi, bulantı, kusma da görülebilir.

  • Beyin tümörü cerrahisi için çağdaş yöntemler

    Hastanın ameliyat öncesi çekilen Bilgisayarlı Beyin Tomografisi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR) görüntülerinin ameliyat odasında canlı olarak, Nöronavigasyon sistemi adındaki özel bir bilgisayar sistemine aktarılması; gerekli koordinatlar belirlenerek hastanın hedef organının (beyin, omurilik, omurga gibi) 3 boyutlu yapısının sanal ortamda yeniden oluşturulması ve hastaya yapılacak girişimin bu ortamda planlanması ardından çok özel aletler sayesinde; cerrahın o an beynin neresine dokunmakta olduğunun ekranlarda görülebilmesi; aynı denizcilikte uydu yardımıyla yön bulma ‘Navigasyon’ sistemi olan GPS (General Positioning System- Küresel konumlandırma sistemi) gibi artık yaygın olarak beyin cerrahisi ameliyatı için de kullanılmaktadır. Uçsuz bucaksız denizde bu sistem yardımıyla rotada en ufak bir sapma olmadan istenilen yere ulaşıldığı gibi, Nöronavigasyon sistemi de beyin cerrahlarının uydusu olarak ameliyatlarda en doğru yolun bulunmasını sağlamakta ve gereksiz doku hasarlarını engellemektedir. Özellikle metastatik yani vücuttaki kanserin beyine yayılması sonucu ortaya çıkan çok sayıdaki küçük tümörlerin hepsinin birden güvenli bir şekilde çıkarılması da, bu sistem sayesinde artık mümkün olmakta ve hastanın yaşam süresi belirgin şekilde uzamaktadır.

    Ultrasonik aspiratör cihazı ile, beyin ameliyatı sırasında sadece temas ettiği yüzey üzerinde etkili olan ses dalgaları sayesinde; sadece tümör dokusunun parçalanması, ama normal beyin dokusuna ve damarlara zarar verilmemesi sağlanabilmektedir. Bu cihaz sayesinde ameliyat süresi kısalır, ameliyat sırasındaki kan kaybı azaltılır, komplikasyonlar azaltılır, dolayısıyla ameliyat sırasında ve sonrasında çıkabilecek problemler en aza indirilmiş olur.

    Cerrahi sırasında kullanabildiğimiz yumuşak dokuları açan gelişmiş Bipolar Koter, kafatası kemiğini yerinden çıkaran çok yüksek devirde dönebilen elmas uçlu matkap ve testereler, tümörü çıkarma evresinde görme keskinliğimizi 40 kat artırabilen ve en gelişmiş denge sistemlerine sahip Ameliyat Mikroskobu, yine ayrıntılı görme gücümüzü artıran ileri teknoloji ürünü beyin endoskopları, ameliyat sırasında tümörü görüntülemekte kullanılan Ultrasonografi cihazları, yine ameliyat sırasında tümörün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu anlamamızı sağlayan Frozen Section uygulamaları, tümörü çıkardıktan sonra beyin zarını kapamamıza yardımcı olan gelişmiş doku yapıştırıcılar, kafatası kemiğini yerine geri koymamızı sağlayan titanyum vida ve plak sistemleri, cildi temiz ve hızlı kapamamızı sağlayan stapler sistemleri, beyin içindeki basıncı gerek ameliyat sırasında, gerekse ameliyat sonrasında sürekli olarak ölçebilmemizi sağlayan kateter ve basınç ölçüm sistemi, ve tüm operasyon seyrinin DVD disklerine kaydedilip saklanabilmesini sağlayan görüntüleme teknikleri gibi modern tıbbın en son gelişmeleri sayesinde günümüzde beyin ameliyatı yüksek başarı oranları ile yapılabilmektedir.

    Tümör tedavisinde ameliyattan sonra kemoterapi ve ışın tedavisi gibi olanakların başarıyla kullanılabilmesi ve bu şekilde ömrün uzatılabilmesi tümör dokusunun cerrah tarafından tümüyle çıkarılabilmesine bağlıdır. Artık günümüzde beyin tümörleri hem tümüyle çıkarılabilmekte hem de hastaların ameliyattan sonraki bilinç durumları tamamen düzeltilebilmektedir.

  • Beyin tümörü nedenleri, tanı ve tedavisi

    Beyin Tümörü Nedenleri;

    Beyin tümörü olgusuna yol açan nedenler konusunda birçok çalışma yapılmaktadır. Kesin suçlanacak bir neden, henüz yok denecek kadar azdır. Ancak bazı etkenlerin beyin tümörü gelişmiş hastalarda daha sık rol aldığı bilinmektedir. Bu etkenler erkek cinsiyet, beyaz ırk, 65 yaş üstü olarak sıralanabilir. Radyasyona maruz kalmanın, radyasyon tedavisinin beyin tümörü riskini artırdığı bilinmektedir. Bazı tip beyin tümörü de ailevi geçiş gösterir. Plastik ve tekstil sanayisinde kullanılan bazı hammaddeler ve cep telefonları da risk faktörü olarak belirlenmiştir.

    Beyin Tümörü Belirtileri:

    Beyin tümörü olan hastalar baş ağrısı, kusma, bulantı, görme bozukluğu, bilinç bozulması, havale geçirme, kol ve bacaklarda güçsüzlük, sinirlilik, iştahsızlık, işitmede azalma, düşünme- konuşma ve kelime bulmada güçlük ve/veya yavaşlama, kişilik ve davranış değişiklikleri, denge kaybı, baş dönmesi, sersemlik, unutkanlık, anlamada yetersizlik, yazamama gibi yakınmalardan biri ya da bir kaçı ile başvurabilirler. Baş ağrısı (genellikle sabahları daha şiddetlidir) ve nöbet ise en sık görülen bulgulardır. Beyin tümörü hiçbir bulgu vermeden, günümüzde beyin MR’ı çekilmesi gereken başka durumlarda tamamen tesadüf eseri de tespit edilebilir, bu tip tümörler genelde iyi huyludur.

    Beyin Tümörü Tanı Yöntemleri:

    Klinik değerlendirmede, bilgisayarlı beyin tomografisi (BT) ya da manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkikleri ile, beyin tümörü olgusunun genellikle iyi veya kötü huylu olup olmadığı köken aldığı bölgeye ve genel yapısına bakılarak tahmin edilebilir. Tümör sınırlarının ve özelliklerinin daha iyi tanımlanması amacıyla bu tetkikler kontrast madde verilerek de tekrarlanabilir. Manyetik Rezonans Spektroskopi (MRS) ile beyinde belirlenen bir bölgeye ait biyokimyasal değişikliklerin saptanması, Difüzyon Tensor Görüntüleme ile beyinin beyaz cevher yollarındaki su akımının ölçülmesi, Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMR) ile beyinin özel işlev gören alanlarının saptanması ve Anjiogram incelemesi ile beyin atar ve toplardamarlarının gösterilmesi gerekebilir. Tanıda yardımcı olabilen bazı tetkikler arasında doğrudan kafa grafileri, EEG, tüm vücut kemik sintigrafisi, PET-BT, hormon incelemeleri de sayılabilir. Kesin tanı ise, tümör biyopsisi ile elde edilen örneğin veya cerrahi ile çıkarılan tümör dokusunda üç-sekiz gün sürebilen patolojik inceleme sonrası konur.

    Beyin Tümörü Tedavi Yöntemleri:

    Genellikle cerrahi olarak tümörün çıkarılması, beyin tümörü olgularının neredeyse tamamı için ilk seçenek olarak düşünülmelidir. Boyutları küçük, beynin derin yerleşiminde olan meningiom eğer hasta için şikâyet yaratmıyorsa beyin cerrahı tarafından takipte tutulabilir. Tümörlerin az bir kısmında ise komplikasyon oranının yüksek olması nedeniyle kısmi çıkarım ya da radyoterapi ve takip önerilmektedir. Özellikle yüksek evreli glial tümör tanısı biyopsi ile kesinleştikten sonra; her biri kendi içerisinde tedaviye farklı yanıt veren bu tümörlere farklı şekillerde yaklaşılmaktadır. Bazı tümörlerin kemoterapi ve ışın tedavisine çok uzun bir süre üremeyerek yanıt verdikleri görülürken, beyin dokusundan köken almış yüksek evreli bazı beyin tümörlerinin bu tedavi yöntemlerine yanıt vermeme ihtimali de vardır. Bir de beyin dokusunda tümör çıkarıldıktan sonra oluşan boşluğa, yavaş salınımlı kemoterapi ajanları yerleştirilebilmektedir. Beyin sapı yerleşimli lezyonların bir kısmı cerrahi olarak çıkarılabilirken, bir kısmında ise radyo-cerrahi (Gamma knife, Cyber knife, Linac) uygulanabilir. Kısaca tümörün huyu ve yerleşim yeri, hastanın yaşı, genel durumu ve ek sistemik problemlerin varlığı, cerrahiye karar vermeyi ve cerrahi olarak tümör çıkarımının sınırlarını belirler.

  • Beyin tümörleri !

    Beyin Tümörleri
    Beyin Cerrahinin önemli bir hastalık grubunu beyin tümörleri oluşturmaktadır. En basit anlatımıyla beyin tümörü, beyindeki anormal hücrelerin çoğalımı ve kitle oluşturmalarıdır. Beyin tümörü, kafatası içerisinde karakterine göre düzensiz ya da düzenli bir biçimde büyüyerek beyin üzerine baskı yapar; ve genişleme, büyüme imkânı olmayan kafatası içerisinde bulunduğu bölgeye ve baskı altında tuttuğu beyin alanına göre belirtiler verir; fakat öncelikli olarak beyin-omurilik sıvısı akışkanlığını bozup veya akımı tamamen durdurup kafa içi basıncının artmasına bağlı bulgular gösterir. Genel olarak beyin tümörlerini kötü huylu ve iyi huylu olarak sınıflandırabiliriz.

    Kötü Huylu Beyin Tümörü:

    Glial Tümörler: En sık görülen beyin tümörü yani beyin kanserlerinin çoğunu bunlar yapar. Kontrolsüz çoğalma özelliği olan hücreleri içerirler. Hızla büyüyüp çevrelerindeki sağlıklı dokunun içine uzanır, çok nadir de olsa omuriliğe, hatta vücudun diğer organlarına da yayılabilirler. Bunların klinikte nasıl seyredeceğini anlamak üzere evrelendirilmesi dört grupta yapılır: Evre I ve Evre II “düşük evreli” olarak adlandırılırken, Evre III (anaplastik astrositom) ve Evre IV (glioblastoma multiforme) ise “yüksek evreli” kabul edilir. Bu gruptaki bazı diğer tümörler; ependimom, medulloblastom, oligodendrogliomdur. Sağkalım süreleri ise patolojik evreleme (yani normal olmayan dokunun bazı özel boyama ve üretme teknikleri ile mikroskop altında incelenmesi), radyoterapi, kemoterapi alıp almama durumu, tedaviye yanıt ve yaş ile ilişkilidir. Düşük evreli glial tümör sağkalım süresi uzunken, yüksek evreli glial tümör için çok daha kısadır. Ayrıca düşük evreli tümörler yüksek evreli tümörlere dönüşebilir.

    Metastatik beyin tümörü :Vücudun başka yerindeki bir tümörün beyne yayılması sonucu gelişen tümörlerdir. Metastatik beyin tümörleri kan yoluyla yayılım gösterir ve en fazla akciğer, meme, kalın bağırsak, mide, cilt ya da prostat kanserlerinden kaynaklanırlar. Bazı hastalarda beyinde birden fazla alanda metastatik odak ta saptanabilir. Onkoloji kliniklerinde tanı konup, tedavi amacıyla yatırılmış hastaların %20-40’ında beyin metastazı görülmektedir. Bu oran tüm beyin tümörlerinin %10’unu oluşturur. Metastatik beyin tümörleri, diğer beyin tümörlerinden 4 kat daha fazla görülürler. Metastatik beyin tümörü riski 45-65 yaş aralığında artar, 65 yaş sonrası ise en yüksek orana ulaşır. Önce lokal anestezi ile yapılabilen stereotaksik cerrahi ile biyopsi alınarak kesin tanı konması tedavi seçimini kolaylaştırır. Bazı kanser türleri, başka organda yerleşik birincil kanserin saptanmasından yıllar sonra beyne metastaz yaparlar. Ancak çoğu beyin metastazı, birincil tümörün saptanmasından önce beyin dokusuna yerleşir. Bazı hastalarda da, beyinde metastaz saptandığı halde başka organda yerleşik birincil tümör bulunamaz. Kötü huylu beyin tümörü tedavi seçenekleri; cerrahi girişim, ışın tedavisi, ilaç tedavisi yani kemoterapi ve radyo-cerrahidir. Tedaviye yanıt ise tümörün köken aldığı odak, yayıldığı organ sayısı, metastatik lezyon sayısı, hastanın yaşı, ek hastalık bulunup bulunmaması gibi faktörlerle ilişkilidir.

    İyi Huylu Beyin Tümörü:

    Bunlar genellikle kafatası içinde ama beyin dokusu dışında gelişen tümörlerdir. Meningioma (bu grubun önemli bir kısmını oluşturmak üzere), hipofiz adenomu, kraniofaringioma, dermoid ve epidermoid tümörler, hemanjioblastom, kolloid kist, subependimal dev hücreli astrositom, nörinom bu grubun en sık karşılaşılan lezyonlarıdır. Yavaş büyürler, çoğunlukla belirgin sınırları vardır, nadiren yayılım gösterirler, ancak diğer organlardaki iyi huylu tümörlerin aksine; iyi huylu beyin tümörü beyin gibi bir organda yerleşmiş oldukları için bazen hayatı tehdit edecek durumlara neden olabilirler. Bazıları nadir de olsa kötü huylu tümöre dönüşebilirler.

    İyi huylu tümör genellikle çevrelerindeki beyin dokusuna yayılım göstermedikleri için ameliyatla tam çıkarılabilme şansları yüksektir. Ancak az oranda da olsa yeniden ortaya çıkabilirler.

    Çocukluk Çağı Beyin Tümörü:

    Çocuklarda beyin tümörü farklı hücre gruplarından ve erişkine göre beynin daha farklı bölgelerinde gelişirler. Çocukluk beyin tümörü erişkinlere göre daha erken tanınabilirler. Çocuklarda düşük evreli kötü huylu tümör, yüksek evreli hale dönüşebilir ama bu daha seyrektir. Beyin tümörü tüm çocuk kanserlerinin %21’ini oluştururlar. Her yaş çocuk beyin tümörü görülebiliyor olmasına rağmen, 7 yaş altı daha riskli bir dönemdir. En sık görülen çocuk beyin tümörü “gliom” dur. Bu tümörler beyincikte yer aldıklarında medulloblastom olarak adlandırılırlar ve hızla büyüyerek beyin omurilik sıvısı akışını engelleyerek kafa içinde basınç artışına neden olurlar. Medulloblastom beynin diğer kısımlarına ve omuriliğe de yayılabilir.

  • Beyin tümörlerinde hastada yakınmalar ve bulgular

    Beyin tümörü deyimi genellikle kafatası, beyin zarı, beyin dokusunun kendisi, kafa içi kan damarları, doğumsal kalıntı dokuları, kafa içi salgı bezi olan hipofizden gelişen yada başka bir organ tümörünün kan yolu ile gelerek beyne yerleşmesi olarak tarif edilebilir.

    Her yaş grububunun tümörleri farklı sıklık gösterebilir. Örneğin bebeklik yada çocukluk çağında görülebilen bir tümör ileri yaşlarda oldukçe nadir olabilir. Bunun yanında yaşlılarda görülen bazı tümörlerde bebeklik yada çocukluk döneminde nadiren görülebilir.

    BEYİN TÜMÖRLERİNDE HASTADA YAKINMALAR VE BULGULAR

    Beyin tümörlerinde en sık şikayetler baş ağrısı, bulantı, kusma, çift görme olup bu bulgular her hastada bulunmayabilir. Bazı hastalarda ilk belirti sara nöbeti (epilepsi) olabilir. Ayrıca tümörün yerleşmiş olduğu beyin bölgesine ait belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar; konuşma güçlüğü, kol-bacak kuvvetsizliği, dengesizlik, sakarlık, düşmeler,gözde kaymalar (şaşılık), çift görme, görme azalması, yutma güçlüğü, işitme kaybı olup bu bulgulardan bir yada birkaçı ilk bulgular olabilir.

    Tümörün kafa içersinde büyüyererk kafa içi basıncında artmaya yolaçması ile baş ağrısı ortaya çıkar. Ancak bazı yavaş büyüyen beyin tümörlerinde tümör çok iri boyutlara ulaşmasına rağmen kafa içi basıncı yükselmez ve baş ağrısı mevcut değildir.. Bunun da sebebi yavaş büyüyen kitlelerde beyin sünger gibi çekilirek gelişen kitleye yer açar.

    Beyin tümörü için alarm verdirici bulgular

    -Daha önceki baş ağrılarına benzemeyen son birkaç aydır ortaya çıkan baş ağrısı.

    -Günler içersinde şiddetlenen baş ağrısına, bulantı ve kusmanın eşlik etmesi

    -Özellikle sabahları artan baş ağrısı

    -Çift görme

    -Orta yaşı geçmiş birisinin daha önce mevcut olmayan epilepsi (sara) nöbetleri geçirmeye başlaması.

    -Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde cinsel isteksizlikle birlikte görme kaybı.

    -Yıllardır devam eden kulak çınlamasının daha sonra sağırlıkla devam etmesi.

    -Yutma güçlüğü, genizden konuşma, dengesizlik.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MEDULLOBLASTOM: Çocukluk çağında görülen en sık tümörlerdendir. Beyincikte ortaya çıkar. Baş ağrısı, bulantı, sabah kusmaları, dengesizlikle ortaya çıkar. Habis tümör olmasına rağmen cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra kemoterapi ve radyoterapi ile çok olumlu sonuçlar alınabilir.

    ASTROSİTOMLAR: Yine beyincikte görülür. Ayrıca beyin sapı, görme sinirinden çıkabilir. Genellikle selim tümör olmasına rağmen cerrahileri güç tümörlerdir.

    KRANİOFARİNGİOMLAR: doğumsal kalıntılardan çıkan tümörlerdir. Çocukta gelişme geriliği, hormon yetmezliğine bağlı cücelik ve seks karekterlerinin gelişmemesi ile ortaya çıkar. Selim tümörlerdir.

    ERİŞKİN ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MENİNGİOMLAR: Meninks denen beyin zarından çıkarlar. Zardan beyin dokusuna doğru gelişerek beyni baskı altına alırlar. Çoğunlukla selimdirler. Orta yaş sonrası ve kadınlarda daha sıktır. Çok yavaş büyürler. Cerrahisi genellikle nispeten kolaydır.

    GLİOBLASTOMA MULTİFORME: Erişkinlerde görülen en habis beyin tümörüdür. Tümöre ait şikayetler genellikle 1-2 aydır mevcuttur. Günler haftalar içersinde büyüyerek tedaviye rağmen 1yıl içersinde ölüme sebep olabilir. Tedavide cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.

    ASTROSİTOMLAR: Çocuklarda görülenden farklı olarak beyincikte değil beyinde ortaya çıkar. Genellikle ilk bulgu saradır (epilepsi) 3 derecede değerlendirilir. 1 ve 2. derece astrositomlar selim, 3. derece ise habistir. Tedavi cerrahi, habis olanlarda cerrahi+radyoterpidir.

    HİPOFİZ TÜMÖRLERİ: Beyin tabanında yer alan ve hormon salgısı ile görevli hipofiz bezinden gelişirler. Hormon bozukluğu bulguları ile yada kitle etkisine bağlı görme sinirine baskı yaparak görmede azalma ile ortaya çıkar. Kadınlarda adet düzensizliği, adet görememe, çocuk sahibi olamama, göğüsten süt gelmesi, erkeklerde cinsel iktidarsızlık, çocuk sahibi olamama ile ortaya çıkar. Ayrıca aşırı kilo alma, guatr, büyüme hormonu salgısının fazlalığına bağlı el ve ayaklarda, burun ve çenede büyüme, kabalaşma ortaya çıkar.

  • Beyin tümörleri hakkında bilmeniz gerekenler

    Beyin, yumuşak, süngerimsi bir doku kütlesidir. Kafatası kemikleri ve menings olarak adlandırılan üç adet ince zar tarafından korunmaktadır. Serebrospinal sıvı adı verilen ve suya benzeyen bir sıvı, beyni sarar ve tampon görevi görür. Beyin sıvısı, meningsler arasındaki boşluklar ile beyin içindeki karıncık denilen boşluklarda bulunur.

    Bir sinir ağı, beyin ve vücudun kalan kısmı arasındaki mesajları taşır. Bazı sinirler beyinden doğrudan gözlere, kulaklara ve kafanın diğer kısımlarına giderler. Diğer sinirler ise beynin vücudun diğer bölümleri ile bağlantı kurması için omurilikten giderler. Beyin ve omurilik içindeki glia hücreleri, sinir hücrelerini sarar ve onları yerinde tutarlar.

    Beyin, yapmayı seçtiğimiz eylemleri (yürümek ve konuşmak, gibi) ve vücudumuzun biz düşünmeden yaptığı eylemleri (nefes almak, gibi) yönetir. Beynimiz aynı zamanda duyularımızdan (görme, işitme, dokunma, tat alma ve koklama), hafızamızdan, duygularımız ve kişiliğimizden de sorumludur.

    Beynin farklı etkinlikleri denetleyen üç ana parçası vardır:
    •Serebrum– Beynin en büyük parçasıdır. Beynin üst kısmıdır. Çevremizde olan biteni bize bildirmek için duyularımızdan gelen bilgiyi kullanır ve vücudumuza olan bitene nasıl cevap vermesi gerektiğini söyler. Okumayı, düşünmeyi, öğrenmeyi, konuşmayı ve duyguları kontrol eder.

    Serebrum, farklı etkinlikleri kontrol eden iki yarım küreden oluşmuştur. Sağ yarısı, vücudun sol tarafındaki kasları kontrol eder. Sol yarısı ise, vücudun sağ tarafındaki kaslardan sorumludur.
    •Serebellum (Beyincik) – Serebrumun altında, beynin arka tarafında yer alır. Dengeyi ve yürüme ve konuşma gibi karmaşık etkinlikleri kontrol eder.

    Beyin Sapı – Beyni omuriliğe bağlar. Acıkmayı ve susamayı denetler. Denetlediği diğer etkinlikler arasında, solunum, vücut sıcaklığı, kan basıncı ve diğer temel vücut fonksiyonları da vardır.

    Kanseri Anlamak

    Kanser, dokuları oluşturan yapı taşları olan hücrelerde başlar. Dokular da vücudun organlarını yaparlar.

    Normal olarak, hücreler büyür ve vücut onları gereksindiği için yeni hücreler oluşturmak üzere bölünürler. Hücreler yaşlandıklarında ölürler ve yerlerini yeni hücrelere bırakırlar.

    Bazen bu düzenli süreç, yanlış çalışır. Vücudun ihtiyacı yokken yeni hücreler oluşur ve ölmeleri gerektiği halde yaşlı hücreler ölmezler. Ortaya çıkan bu fazladan hücreler tümör ya da ur adı verilen bir doku kütlesi oluşturabilirler.

    İyi Huylu (Selim) ve Kötü Huylu (Habis) Beyin Tümörleri

    Beyin tümörleri iyi ya da kötü huylu olabilirler.

    İyi huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içermezler:

    •Genellikle, bu tümörler çıkarılabilir ve tekrar büyüme olasılıkları azdır.
    •İyi huylu bir tümörün sınırları veya kenarları açıkça görülebilir. İyi huylu tümör hücreleri, çevredeki dokuya hücum etmezler veya vücudun başka bölümlerine yayılmazlar. Ancak, beyindeki bazı hassas alanlara baskı yapabilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.
    •Vücudun diğer birçok kısmındaki iyi huylu tümörlerden farklı olarak iyi huylu beyin tümörleri bazen yaşamı tehdit edicidirler.
    •Çok nadir olarak, iyi huylu bir beyin tümörü, kötü huylu bir tümöre dönüşebilir.

    Kötü huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içerirler:

    •Genellikle, kötü huylu tümörler daha ciddidir ve çoğunlukla yaşamı tehdit edicidirler.
    •Çabucak büyüme ve çoğalmaya veya çevreleyen sağlıklı beyin dokusuna hücum etmeye eğilimlidirler.
    •Çok nadiren, kötü huylu bir beyin tümöründen kanser hücreleri çıkıp beynin diğer kısımlarına, omuriliğe veya vücudun diğer bölümlerine yayılabilirler.
    •Bazen kötü huylu bir tümör, sağlıklı dokuya dek uzanmayabilir. Bir doku katı içinde kalabilir veya kafa kemikleri ya da kafadaki bir diğer yapı, tümörü kuşatabilir. Bu tip bir tümöre, enkapsüle denilir.

    Tümör Dereceleri

    Doktorlar bazen tümörleri, düşük (I. derece) ve yüksek (IV. derece) olarak derecelendirirler. Bir tümörün derecesi, mikroskop altındaki görünümünü ifade eder. Yüksek dereceli tümörün hücreleri daha anormal görünümlüdür ve düşük dereceli tümörlere göre daha hızlı büyürler.

    Birincil Beyin Tümörleri

    Beyin dokusunda başlayan tümörler, birincil beyin tümörleri olarak adlandırılır. Birincil beyin tümörleri, hücrelerinin şekline veya beyinde oluşmaya başladıkları kısma göre isim alırlar.

    En sık görülen birincil beyin tümörleri, gliomalardır. Glia hücrelerinde başlarlar. Gliomaların pek çok tipi vardır:
    •Astrositom – Tümör, yıldız biçimli ve astrosit olarak adlandırılan glia hücrelerinden ortaya çıkar. Astrositomlar erişkinlerde çoğunlukla serebrumda oluşurlar. Çocuklarda ise beyin sapında, serebrum ve serebellumda meydana gelirler. III. derece bir astrositom bazen anaplastik astrositom olarak isimlendirilir. IV. derece bir astrositoma ise genellikle glioblastom multiforme adı verilir.
    •Beyin sapı gliomu – Beynin en alt kısmında meydana gelir. Beyin sapı gliomları en sık genç çocuklarda ve orta yaşlı erişkinlerde görülmektedir.
    •Ependimom – Beynin karıncıklarını veya omuriliğin merkezi kanalını kaplayan hücrelerden ortaya çıkar. En sık, çocuklar ve genç erişkinlerde görülmektedir.
    •Oligodendrogliom – Bu az görülen tümör, sinirleri kaplayıp koruyan yağlı maddeyi üreten hücrelerden ortaya çıkar. Genellikle serebrumda oluşur. Yavaş yavaş büyür ve genellikle çevresindeki beyin dokusuna yayılım göstermez. En sık, orta yaşlı erişkinlerde görülür.

    Bazı beyin tümörleri, glia hücrelerinden başlamazlar. Bunların en sık görülenleri:
    •Medulloblastom – Genellikle serebellumda belirir. Çocuklarda en sık rastlanan beyin tümörüdür. Bazen primitif nöroektodermal tümör olarak da adlandırılır.
    •Meningiom – Meningslerde ortaya çıkar ve genellikle yavaş büyür.
    •Schwannom – Bir Schwann hücresinden ortaya çıkan tümördür. Bu hücreler, denge ve işitmeyi kontrol eden siniri kaplarlar. Bu sinir de iç kulaktadır. Tümör bazen, akustik nörom olarak da adlandırılır. En çok erişkinlerde görülür.
    •Kraniofaringiom – Beynin tabanında, hipofiz bezinin yakınında büyür. En sık çocuklarda rastlanır.
    •Beynin germ hücreli tümörü – Bu tümör, bir germ hücresinden ortaya çıkar. Beyinde ortaya çıkan germ hücreli tümörlerin çoğu, 30 yaşından genç insanlarda olmaktadır. Beynin en sık görülen germ hücreli tümör tipi, germinom’dur.

    Epifiz bölgesi tümörü – Bu az görülen beyin tümörü epifiz bezinde veya bu bezin yakınlarında ortaya çıkar. Epifiz bezi, serebrum ve serebellumun arasında bulunmaktadır.

    İkincil Beyin Tümörleri

    Kanser ilk ortaya çıktığı yerden vücudun başka kısımlarına yayıldığı zaman, bu yeni tümör aynı tip anormal hücrelere sahiptir ve birincil tümör ile aynı adı alır. Vücudun başka kısmından beyne yayılan tümör ise birincil beyin tümöründen farklıdır. Kanser beyne başka bir organdan (akciğer veya göğüs, gibi) yayıldığı zaman, ikincil tümör veya metastatik tümör olarak adlandırılır. Beyindeki ikincil tümörler, birincil beyin tümörlerinden çok daha fazla görülür.

    Beyin Tümörleri: Kimler Risk Altında?

    Beyin tümörlerinin tam nedenlerini kimse bilmez. Bir kişinin neden beyin tümörü geliştirdiğini, diğer kişide ise neden tümör oluşmadığını nadiren açıklanabilir. Ancak, beyin tümörlerinin bulaşıcı olmadığı da bir gerçektir. Hiç kimse bir diğer kişiden hastalığı “kapamaz”.

    Araştırmalar, bazı risk faktörlerine sahip olan insanların beyin tümörü geliştirmeye diğerlerinden daha yatkın olduğunu göstermiştir. Risk faktörü, bir kişinin hastalık geliştirme olasılığını arttıran herhangi bir etmendir.

    Aşağıdaki risk faktörleri, birincil beyin tümörü geliştirme olasılığını arttırır:
    •Erkek olmak – Genellikle beyin tümörleri erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Ancak, meningiomlar kadınlarda daha sıktır.
    •Irk – Beyin tümörleri beyazlarda diğer ırktan olanlara göre daha sık görülür.
    •Yaş –Beyin tümörlerinin çoğu 70 yaş ve üzeri insanlarda tespit edilmiştir. Ancak, beyin tümörleri çocuklarda ikinci en yaygın görülen kanserdir (en sık görülen çocukluk kanseri, lösemidir). Beyin tümörleri en çok 8 yaşından küçük çocuklarda görülür. Daha büyük yaştaki çocuklarda görülme sıklığı daha azdır.
    •Ailevi hikâye – Gliomu olan aile üyeleri, bu hastalığa yatkınlığı arttırabilir.
    •Çalışma ortamında radyasyon veya bazı kimyasallara maruz kalmak
    •Radyasyon – Nükleer sanayi işçilerinde beyin tümörü geliştirme riski yüksektir.
    •Formaldehit – Formaldehit ile çalışan patologlar ve mumyalama ile uğraşanlarda beyin kanseri gelişme riski yüksektir. Bilim adamları, formaldehide maruz kalan başka işçilerde beyin kanseri riskinde artma bulamamışlardır.
    •Vinil klorid – Plastik işçileri, vinil kloride maruz kalabilirler. Bu kimyasal, beyin tümörleri riskini arttırmaktadır.
    •Akrilonitril – Dokuma ve plastik yapan insanlar, akrilonitrite maruz kalabilirler. Bu durum beyin kanseri riskini arttırmaktadır.

    Bilim insanları, cep telefonlarının beyin tümörlerine neden olup olmadığını araştırmaktadırlar. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, cep telefonu kullanan kişilerde beyin tümörü riskinin arttığını göstermemiştir.

    Araştırmacılar, kafa yaralanmalarının da beyin tümörleri için bir risk faktörü olup olmadığını araştırmaya devam etmektedirler. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, böyle bir durumun riski arttırdığını göstermemiştir.

    Bilinen risk faktörlerine sahip insanların çoğunda beyin kanseri gelişmez. Öte yandan, hastalanan pek çok kişide de bu risk faktörlerinin hiçbiri yoktur. Risk altında olabileceğini düşünen kişiler, bu konuyu doktorları ile görüşmelidirler. Doktor, riski azaltma yollarını önerebilir ve kontroller için uygun bir program planlayabilir.

    Semptomlar – Belirtiler

    Beyin tümörü belirtileri, tümörün boyutuna, tipine ve yerleşimine bağlıdır. Tümörün bir sinire baskı yapması veya beynin belli bir alanına zarar vermesi ile belirtiler ortaya çıkabilir. Belirtiler, beyin şiştiği veya kafa içinde sıvı arttığında da oluşabilmektedir. Beyin tümörlerinin en sık rastlanan belirtileri şunlardır:
    •Baş ağrıları (genellikle sabahları daha kötüdür)
    •Mide bulantısı veya kusma
    •Konuşma, görme veya işitmede değişiklikler
    •Denge ve yürüme problemleri
    •Duygudurum, kişilik veya konsantre olma yeteneğinde değişiklikler
    •Hafıza problemleri
    •Kas seğirmesi veya kasılması (nöbetler veya havaleler)
    •Kol veya bacaklarda hissizlik veya karıncalanma

    Bu belirtiler bir beyin tümörünün kesin belirtileri değildir. Başka durumlar da bu belirtilere neden olabilir. Belirtileri olan kişiler mümkün olduğunca çabuk doktora gitmelidirler. Sadece bir doktor problemi teşhis ve tedavi edebilir.

    Teşhis

    Eğer kişide beyin tümörünü düşündüren belirtiler varsa, doktor aşağıdaki işlemlerin birini veya daha fazlasını uygulayabilir:
    •Fiziksel muayene – Doktor, genel sağlık işaretlerini kontrol eder.
    •Nörolojik muayene – Doktor, uyanıklık, kas gücü, koordinasyon, refleksler ve ağrıya cevabı kontrol eder. Doktor aynı zamanda, göz ve beyni birleştiren sinir üzerine bir tümör basısı nedeniyle oluşan bir şişlik olup olmadığını anlamak için gözü de muayene eder.
    •CT tarama – Başın bir dizi detaylı resmini çeken, bilgisayara bağlanmış bir röntgen cihazıdır. Resimlerde beynin daha net çıkabilmesi için, özel kontrast bir madde hastaya enjekte edilir. Resimler, beyinde tümörü gösterebilir.
    •MRI- Bilgisayara bağlı güçlü bir mıknatıstır ve vücut içinin ayrıntılı resimlerini verir. Bu resimler bir monitörde izlenir ve basılabilir. Bazen, beyin dokusundaki farkları göstermeye yardım etmek için özel bir madde enjekte edilir.

    Doktor, başka testler de isteyebilir:
    •Anjiyogram – Röntgende daha iyi çıkmalarını sağlamak için, beyindeki kan damarlarına giden kana enjekte edilmiş kontrast madde ile yapılır. Bir tümör varsa, bu sayede doktor onu röntgende görebilir.
    •Kafatası röntgeni – Beyin tümörlerinin bazı tipleri, beyinde kalsiyum depolanmasına veya kafatası kemiklerinde değişmelere neden olmaktadır. Bir röntgen ile doktor bu değişiklikleri kontrol edebilir.
    •Lomber ponksiyon (omurilik sıvısı aspirasyonu)- Doktor, beyin-omurilik sıvısından (beyin ve omurilik çevresindeki ve içindeki boşlukları dolduran sıvı) bir örnek alabilir. Bu işlem, lokal anestezi ile yapılır. Doktor, omurgadan sıvı alabilmek için uzun, ince bir iğne kullanır. Lomber ponksiyon yaklaşık 30 dakika sürer. Baş ağrısının önlenmesi için hasta, birkaç saat boyunca düz olarak yatmalıdır. Alınan sıvı, bir laboratuarda incelenir ve içinde kanser hücreleri veya başka problem belirtileri olup olmadığına bakılır.
    •Myelogram – Bu bir omurga röntgenidir. Özel bir kontrast maddeyi beyin omurilik sıvısına enjekte etmek için lomber ponksiyon yapılır. Kontrast maddenin sıvıyla karışmasını sağlamak için hasta yan yatırılır. Bu test omurilikte bir tümör olup olmadığını tespit etmede doktora yardımcı olur.
    •Biyopsi – Tümör hücrelerini tespit etmek için dokunun alınmasına, biyopsi adı verilir. Patolog, mikroskoptan bakarak dokuda anormal hücre olup olmadığını kontrol eder. Biyopsi, kanseri, kansere giden doku değişimlerini ve diğer durumları gösterebilir. Bir beyin tümörünün teşhis edilmesinin kesin olan tek yolu biyopsidir.

    Cerrahlar, tümör hücrelerini aramak için dokuyu üç şekilde alabilirler:
    •İğne biyopsisi- Cerrah, kafa derisinde küçük bir kesi yapar ve kafatasına küçük bir delik açar. Buna, burr deliği denir. Doktor burr deliğinden bir iğne sokar ve beyin tümöründen bir örnek doku çeker.
    •Sterotaksik biyopsi- CT veya MRI gibi bir görüntüleme cihazı, burr deliğinden tümöre giden yolda rehberlik eder. Cerrah dokudan örnek almak için bir iğne kullanır.

    Biyopsi aynı zamanda bir tedavi şeklidir

    Cerrah bazen hastanın tümör cerrahisinde bir doku örneği alır.

    Bazen biyopsi mümkün değildir. Eğer tümör beyin sapı veya başka bazı alanlarda ise normal beyin dokusuna zarar vermeden tümörden parça almak mümkün değildir. Doktor bunun yerine MRI, CT veya diğer görüntüleme yöntemlerini kullanır.

    Biyopsi gereken bir hasta, doktora şu soruları sormak isteyebilir:
    •Neden biyopsi olmam gerekiyor? Biyopsi tedavi planımı nasıl etkileyecek?
    •Bana ne tip bir biyopsi yapacaksınız?
    •Ne kadar sürecek? Uyanık mı olacağım? Canımı yakar mı?
    •Biyopsiden sonra enfeksiyon veya kanama değişiklikleri nedir? Herhangi bir risk var mı?
    •Sonuçları ne zaman öğreneceğim?
    •Eğer beynimde tümör varsa tedavi ile ilgili olarak benimle konuşacak olan kişi kim? Ne zaman görüşeceğiz?

    Tedavi

    Beyin tümörlü birçok insan, tıbbi bakımları için kararlar almada etkin bir rol almak ve hastalıkları ve tedavi seçenekleri hakkında öğrenebildikleri her şeyi öğrenmek isterler. Ancak, beyin tümörü teşhisinden sonraki şok ve gerginlik, doktora sorulacak her şeyi düşünmeyi güçleştirir. Bir görüşme öncesinde sorulacak soruların listesini yapmak çoğunlukla yardımcı olur. Doktorun dediklerini hatırlamak için hastalar kendilerine anlatılanları not alabilirler veya bir kayıt cihazı kullanmak için izin alabilirler. Bazı hastalar da doktorla görüştüklerinde, konuşmada yer almaları, not tutmaları ya da sadece dinlemeleri için yanlarında ailelerinden biri veya bir arkadaşları olsun isterler.

    Doktor, hastayı bir uzmana gönderebilir veya hasta, bir yönlendirme isteyebilir. Beyin tümörlerini tedavi eden uzmanlar, sinir cerrahları, nöroonkolojistler, tıbbi onkolojistler ve radyasyon onkolojistleridir. Hasta, bir ekip olarak çalışan diğer sağlık bakım profesyonellerine de gönderilebilir. Tıbbi ekip içinde, bir hemşire, diyetisyen, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist, iş ve uğraşı terapisti ve konuşma terapisti yer alır. Çocuklar, okul ödevlerinde yardım için öğretmenlere ihtiyaç duyabilirler.

    İkinci Bir Seçenek

    Tedaviye başlamadan önce hasta, teşhis ve tedavi planı ile ilgili olarak ikinci bir fikir almak isteyebilir. Bazı sigorta şirketleri ikinci bir fikir isterler; bazıları da hasta veya doktor isterse ikinci bir fikri kapsayabilirler.

    İkinci fikir için bir doktor bulmanın birçok yolu vardır:

    *Hastanın doktoru, hastayı bir veya daha çok uzmana gönderebilir. Kanser merkezlerinde çoğunlukla birkaç uzman bir arada bir takım gibi çalışırlar.

    *Yakındaki bir hastane, bir tıp fakültesi veya konuyla ilgili bir dernek, uzmanların ismini verebilir. …

    Tedavi için Hazırlık

    Doktor, tedavi seçeneklerini anlatabilir ve her bir seçenekle beklenen sonuçları tartışabilir. Doktor ve hasta, hastanın ihtiyaçlarına uyan bir tedavi planı geliştirmek için birlikte çalışabilirler. Tedavi, birçok etkene bağlıdır; tümörün tipi, yerleşimi, büyüklüğü ve derecesi tedaviyi etkiler. Beyin kanserinin bazı türleri için doktor, beyin-omurilik sıvısında kanser hücresi olup olmadığını bilmeye de ihtiyaç duyar.

    Tedavi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Ne tür bir beyin tümörüm var?
    •İyi huylu mu kötü huylu mu?
    •Tümörün derecesi ne?
    •Tedavi seçeneklerim neler? Benim için hangisini önerirsiniz? Neden?
    •Her bir tedavinin ne gibi yararları var?
    •Her bir tedavinin riskleri ve olası yan etkileri neler?
    •Tedavi masrafları ne kadar olacak?
    •Tedavi normal etkinliklerimi ne kadar etkileyecek?
    •Klinik bir çalışma (araştırma çalışması) benim için uygun olur mu? Bir tane klinik çalışmaya katılmamda yardımcı olabilir misiniz?

    Soruların hepsini sormaya veya cevapların hepsini bir anda anlamaya gerek yoktur. Net olmayan konularda doktorun açıklama yapması ve kişilerin daha çok bilgi edinebilmesi için başka şanslar da olacaktır.

    Tedavi Yöntemleri
    Beyin tümörü bulunan insanların birkaç tedavi seçeneği vardır. Tümörün tipine ve aşamasına bağlı olarak hastalar, cerrahi, ışın tedavisi veya kemoterapi ile tedavi edilebilirler. Bazı hastalar için tedavilerin bir birleşimi gerekir.

    Ayrıca, hastalığın herhangi bir aşamasında, ağrıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini azaltmak ve duygusal sorunları hafifletmek için tedavi alabilirler. Bu tip bir tedavi, belirti yönetimi, destekleyici bakım veya hafifletici bakım olarak adlandırılır.

    Doktor, tedavi seçeneklerini açıklayacak ve beklenen sonuçları en iyi anlatacak olan kişidir.

    Hasta, yeni tedavi yöntemlerini araştıran bir klinik çalışmada yer almak için doktorla konuşmak isteyebilir.

    Cerrahi, birçok beyin tümörü için kullanılan bir tedavi şeklidir. Kafatasını açmak için yapılan cerrahiye kraniyotomi adı verilir. Genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrahi başlamadan önce, kafa derisi tıraş edilir. Daha sonra cerrah kafa derisini keser ve kafatasından bir parça kemik kaldırmak için özel bir çeşit testere kullanır. Tümörün bir kısmı veya tamamı çıkarıldıktan sonra, cerrah, kafatasındaki açıklığı bir parça kemik, metal veya kumaşla kapatır. Daha sonra da kafa derisindeki kesiyi kapatır.

    Cerrahi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Ameliyat sonrası nasıl hissedeceğim?
    •Ağrım olursa bunun için ne yapacaksınız?
    •Hastanede kalış sürem ne kadar?
    •Uzun dönemli etkiler olacak mı? Saçım uzayacak mı? Kafatasındaki kemik yerine yerleştirilen metal veya kumaşın herhangi yan etkileri var mı?
    •Normal etkinliklerime ne zaman döneceğim?
    •Tamamen iyileşme şansım nedir?

    Bazen cerrahi mümkün değildir. Tümör beyin sapı veya başka bazı alanlarda ise, cerrah çevre dokulara hasar vermeden tümörü çıkartamaz. Cerrahi alamayacak olan hastalar, ışın tedavisi veya başka bir tedavi alabilirler.

    Işın tedavisi (radyoterapi), tümör hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır. Bu ışın, x ışını, gamma ışını veya protonlar olabilir. Büyük bir makine ışını tümöre ve tümöre yakın olan dokuya yöneltir. Bazen radyasyon tüm beyne veya omuriliğe de verilebilmektedir.

    Işın tedavisi genellikle cerrahinin ardından yapılmaktadır. Işın, cerrahi sonrası bölgede kalmış olabilecek tümör hücrelerini öldürür. Bazen, cerrahi olamayan hastalar cerrahi yerine ışın tedavisi olabilirler.

    Hasta, ışın tedavisi için bir hastane veya kliniğe gider. Tedavi programı tümörün tipi ve büyüklüğüne ve hastanın yaşına bağlıdır. Her bir tedavi sadece birkaç dakika sürer.

    Doktorlar, beyin tümörünün çevresindeki sağlıklı dokuyu korumak için bazı işlemler yaparlar:

    Fraksinasyon- Işın tedavisi genellikle birkaç hafta, haftada beş gün yapılır. Toplam dozu, yayılmış zaman diliminde vermek, tümörün çevresindeki sağlıklı dokuyu korumaya yardımcı olur.

    Hiperfraksinasyon- Hasta günde bir kez daha büyük bir doz yerine, günde iki veya üç kez daha küçük dozlarda ışın alır.

    Sterotaktik ışın tedavisi- Dar ışın demetleri, farklı açılardan tümöre yöneltilir. Bu işlem için hasta, sert bir başlık-çerçeve takar. Bir MRI veya CT, tümörün tam yerinin resimlerini verir. Doktor, gereken dozun, ışın demetlerinin boyutlarının ve açılarının ne olacağına karar vermek için bir bilgisayar kullanılır. Tedavi bir veya birkaç görüşmede uygulanabilir.

    3 boyutlu konformal ışın tedavisi – Bir bilgisayar, tümör ve yanındaki beyin dokusunun 3 boyutlu görüntüsünü yaratır. Doktor, çoklu ışın demetlerini tümörün tam şekline yöneltir. Işın demetlerinin kesin odaklanması ile normal beyin dokusu korunur.

    Proton ışın demeti tedavisi – Işının kaynağı x ışınından ziyade, protonlardır. Doktor, tümöre proton demetlerini yöneltir. Protonlar sağlıklı dokuya bir zarar vermeden geçebilir ve tümöre ulaşırlar.

    Işın tedavisi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Neden bu tedaviyi almam gerekiyor?
    •Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?
    •Tedavi sırasında nasıl hissedeceğim? Yan etkiler olacak mı?
    •Tedavi boyunca kendime nasıl bakabilirim?
    •Işının işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayacağım?
    •Tedavi sırasında normal etkinliklerime devam edebilecek miyim?

    Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Bazen beyin tümörlerini tedavi etmek için de uygulanmaktadır. İlaçlar ağız yoluyla veya enjeksiyonla verilebilir. Her iki yolla da ilaçlar kan dolaşımına katılır ve vücutta seyahat eder. İlaçlar, her bir tedavi dönemini bir iyileşme döneminin izlemesi için genellikle döngüsel olarak verilir.

    Kemoterapi, hastanenin polikliniğinde, doktorun muayenehanesinde veya evde verilebilir. Nadiren de olsa hastanın hastanede yatması gerekebilir.

    Erişkinlere göre çocukların kemoterapi alma olasılıkları daha fazladır. Ancak, erişkinler de cerrahi veya ışın tedavisi sonrası kemoterapi alabilirler.

    Beyninde tekrarlayıcı kanser olan bazı hastalar için cerrah, tümörü çıkarıp, onun yerine kemoterapi içeren birkaç tabaka takabilir. Her bir tabaka yaklaşık 1,45cm çapında ve 1mm kalınlığındadır. Birkaç hafta içinde tabakalar çözünür ve ilacı beyne verir. İlaç, kanser hücrelerini öldürür.

    Kemoterapi başlamadan önce kişinin doktora sormak isteyebileceği bazı sorular vardır:
    •Neden bu tedaviyi almam gerekiyor?
    •Tedavi bana ne yapacak?
    •Yan etkiler olacak mı? Yan etkiler için ne yapabilirim?
    •Tedavi ne zaman başlayacak? Ne zaman bitecek?
    •Kontrollerimin ne kadar sıkılıkla olması gerekiyor?

    Tedavinin Yan Etkileri

    Tedavi, sağlıklı hücrelere ve dokulara zarar verebildiği için, istenmeyen yan etkiler sık görülür. Bu yan etkiler, tümörün yerleşim yeri, tümörün tipi ve tedavinin kapsamı gibi birçok etkene bağlıdır. Yan etkiler her insan için aynı olmayabilir ve hatta bir tedavi seansından ötekine yan etkiler de değişiklik gösterebilir. Tedavi başlamadan önce, sağlık ekibi olası yan etkileri anlatacak ve hastanın bunlarla baş etmesi için yol gösterecektir.

    Kanser tedavileri ve yan etkilerin üstesinden gelmek için, Işın Tedavisi ve Siz; Kemoterapi ve Siz; Kanser Hastaları için Beslenmeye Dair İpuçları vb. yardımcı bazı cep kitapları ve broşürler bulunmaktadır. …

    Cerrahi

    Cerrahiden sonraki ilk birkaç gün hastalarda çoğunlukla baş ağrısı ve rahatsızlık görülmektedir. Ancak, ilaçlarla ağrı kontrol altına alınabilir. Hastalar, ağrılarının hafiflemesi için doktor veya hemşireleri ile çekinmeden konuşabilmelidirler.

    Hastaların güçsüz ve yorgun hissetmeleri de sık görülür. Bir ameliyattan sonra iyileşme süresi her hasta için farklılık gösterebilir.

    Daha az olan bir diğer durum da problemlerin meydana gelmesidir. Beyinde, beyin-omurilik sıvısı veya kan artabilir. Bu şişmeye, ödem adı verilir. Sağlık ekibi, bu problemlerin işaretleri için hastayı monitörden takip eder. Şişmenin azalmasına yardım için hastaya steroid verilebilir. Sıvıyı çekmek için ikinci bir cerrahi gerekebilir. Cerrah, beyindeki karıncıklardan birine uzun, ince bir tüp (şant) yerleştirebilir. Bu tüp, cilt altından vücudun başka bir bölgesine, genellikle de karın bölgesine götürülür. Aşırı sıvı beyinden taşınır ve karın bölgesine bırakılır. Bazen bu sıvı kalbe verilir.

    Enfeksiyon, cerrahi sonrası gelişebilecek bir diğer problemdir. Eğer bu ortaya çıkarsa, sağlık ekibi hastaya antibiyotik verir.

    Beyin cerrahisi, normal dokuyu zedeleyebilir. Beyin hasarı ciddi bir sorun olabilir. Hastanın düşünmesinde, görme işlevinde veya konuşmasında sorunlar olabilir. Hastada kişilik değişiklikleri veya nöbetler de ortaya çıkabilir. Bu problemlerin çoğu zamanla azalır veya ortadan kaybolur. Ancak bazen beyin hasarı kalıcıdır. Hastanın fizik tedaviye, konuşma terapisine veya iş ve uğraşı tedavisine ihtiyacı olabilir.

    Işın Tedavisi

    Bazı hastalarda tedavi sonrasında birkaç saat mide bulantısı olabilir. Sağlık ekibi bu sorunun üstesinden gelmesi için hastaya çeşitli yollar önerebilir. Işın tedavisi, tedavi devam ettikçe hastaların çok bitkin hale gelmesine de neden olabilir. Dinlenmek önemlidir; ancak doktorlar genellikle hastalara, mümkün olduğunca, yapabildikleri kadar etkin kalmalarını tavsiye ederler.

    Buna ilaveten, ışın tedavisi genellikle saç kaybına yol açmaktadır. Saç genellikle birkaç hafta içinde uzar. Işın tedavisi, tedavi edilen alandaki cildi de etkileyebilir. Kafa derisi ve kulaklar kırmızılaşabilir, kuruyabilir ve hassas hale gelebilir. Sağlık ekibi, bu sorunları hafifletmek için de yollar önerebilir.

    Bazen ışın, sağlıklı beyin dokusunu da öldürür. Bu yan etki, ışın nekrozu olarak adlandırılır. Nekroz, baş ağrısı, nöbet ve hatta hastanın ölümüne bile yol açabilir.

    Çocuklarda ışın, hipofiz bezini ve beynin diğer alanlarını zedeleyebilir. Bu durum, öğrenme problemlerine, büyümenin ve gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca çocukluk sırasında alınan ışın, hayatın ileriki aşamalarında ikincil tümör riskini de arttırmaktadır. Araştırmacılar, beyin tümörlü genç çocuklarda ışın tedavisi yerine kemoterapinin kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmaktadırlar.

    Kemoterapi ve ışın tedavisi aynı anda verildiğinde yan etkiler daha kötü olabilir. Doktor, bu problemlerin çözümü için yollar önerebilir.

    Kemoterapi

    Kemoterapinin yan etkileri esas olarak, kullanılan ilaçlara bağlıdır. En sık görülen yan etkiler, ateş ve soğuk algınlığı, mide bulantısı ve kusma, iştah kaybı ve zayıflıktır. Bazı yan etkiler ilaçla hafifletilebilir.

    Beynine, ilaç taşıyan bir tabaka yerleştirilmiş olan hastalar, cerrahi sonrası enfeksiyon belirtileri için sağlık ekibince monitörden takip edilir. Bir enfeksiyon, antibiyotikle tedavi edilebilir.

    Destekleyici Bakım

    Beyin tümörlü kişiler, hastalığın herhangi bir döneminde, problemlerini önlemek veya kontrol etmek ve tedavi boyunca hayat kalitelerini düzeltmek için destekleyici bakım alırlar. Hastalar ağrıyı ve beyin tümörünün diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini hafifletmek ve duygusal sorunları azaltmak için tedavi alabilirler.

    Aşağıdakiler, beyin tümörlü hastalar için sık görülen destekleyici bakım tipleridir:
    •Steroidler- Beyin tümörlü hastaların çoğu beyindeki şişliği azaltmaya yardımcı olması için steroide ihtiyaç duyarlar.
    •Antikonvülzan ilaçlar-Beyin tümörleri, nöbetlere neden olabilirler. Bunları önlemek veya kontrol etmek için antikonvülzan alırlar.
    •Şant- Eğer beyinde sıvı birikirse, cerrah sıvıyı çekmek için bir şant yerleştirebilir.

    Beyin tümörlü insanların çoğu, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı amaçlayan tedavilerle beraber, destekleyici bakım da alırlar. Bazıları tümör tedavisi yerine, belirtileri kontrol etmek için sadece destekleyici bakım almaya karar verebilmektedirler.

    Rehabilitasyon

    Rehabilitasyon, tedavi planının çok önemli bir parçası olabilir. Rehabilitasyonun hedefleri, kişinin ihtiyaçlarına ve tümörün günlük etkinlikleri nasıl etkilediğine dayanır. Sağlık ekibi, hastanın normal etkinliklerine mümkün olduğunca çabuk dönmesine yardımcı olmak için her çabayı gösterir. Birkaç tip terapist yardımcı olabilir:
    •Fizyoterapistler – Beyin tümörleri ve tedavileri paraliziye (felç) neden olabilir. Tümörler, bitkinlik ve denge problemlerine de yol açabilirler. Fizyoterapistler hastanın gücünü ve dengesini tekrar kazanmasına yardımcı olurlar.
    •Konuşma terapistleri – Konuşma, düşüncelerini ifade etme veya yutma güçlüğü çeken hastalara yardımcı olurlar.
    •İş ve uğraşı terapistleri – Yemek yeme, tuvaleti kullanma, banyo yapma ve giyinme gibi günlük yaşam etkinliklerini başarmayı öğrenmesi için hastaya yardımcı olurlar.

    Beyin tümörlü çocukların özel ihtiyaçları olabilir. Bazen çocuklara hastanede veya evde öğretmenler gelebilir. Öğrenme veya öğrendiklerini hatırlama problemi olan çocuklar, okula geri döndüklerinde özel sınıflara veya öğretmenlere ihtiyaç duyabilirler.

    Takip

    Beyin tümörü sonrası düzenli hasta takibi çok önemlidir. Doktor, tümörün tekrar ortaya çıkmadığından emin olmak için yakın takiptedir. Kontroller, dikkatli fiziksel ve nörolojik muayeneleri içerebilir. Zaman zaman, hasta MR veya CT çektirebilir. Hastaya takılmış bir şant varsa, doktor bu şantın iyi çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Doktor, takip planını (hastanın doktoru ne kadar sıklıkla ziyaret edeceği ve ne gibi testler gerekeceği) anlatabilir.

    Tedavisini tamamlamış kişilere tedavi sonrası yardımcı olmak ve soruları cevaplamak amacıyla kitapçıklar bulunmaktadır. … Bu kitapçıklarda kişilerin ne tip yardıma ihtiyaç duyabilecekleri de anlatılmaktadır.

    Beyin Tümörü Olanlar için Destek

    Beyin tümörü gibi ciddi bir hastalıkla yaşamak kolay değildir. Bazı kişiler hastalıklarının duygusal ve pratik yönleri ile baş etmek için yardıma ihtiyaç duyduklarını görebilirler. Destek grupları yardımcı olabilir. Bu gruplarda, tedavinin etkileri ve hastalıkla baş etme hakkında öğrendiklerini paylaşmak için hastalar veya aile üyeleri biraraya gelirler. Hastalar bir destek grubu bulabilmek için sağlık bakım ekiplerinin bir üyesi ile konuşmak isteyebilirler. Gruplar, şahsen, telefon veya internet üzerinden destek verebilirler.

    Beyin tümörü ile yaşayan insanlar ailelerinin bakımı, işlerini kaybetmeme veya günlük yaşam etkinliklerine devam etme konusunda üzülebilirler. Tedaviler ve yan etkileri, hastanede kalış süreleri ve tıbbi masraflarla ilgili endişeler sık görülür. Doktorlar, hemşireler ve sağlık ekibinin diğer üyeleri, tedavi, çalışma ve diğer etkinlikler hakkındaki soruları cevaplayabilirler. Duyguları hakkında konuşmak veya endişelerini anlatmak isteyen kişilere, bir sosyal hizmet uzmanı, danışman veya bir din bilgini ile görüşmek yardımcı olabilir. Bir sosyal hizmet uzmanı çoğunlukla, finansal yardım, taşıma, ev bakımı veya duygusal destek için kaynaklar önerebilir.

    Kanser Bilgi Servisi, hastaların ve ailelerinin program, hizmet ve duyurularda yer almalarına yardım etmek için bilgi sağlayabilir.

    Kanser Araştırmalarına Katılmak

    Tüm ülkedeki doktorlar çok çeşitli klinik araştırmalar yürütmektedirler. Bunlar, insanların gönüllü olarak katıldıkları araştırma çalışmalarıdır. Çalışmalar, beyin tümörlerini tedavi etmenin yeni yollarını da içerir. Araştırma zaten gelişmelere yol açmıştır ve araştırmacılar da daha etkili yaklaşımlar için araştırma yapmaya devam etmektedirler.

    Bu çalışmalara katılan hastalar, daha önceki araştırmada umut vermiş olan tedavilerden ilk kez yararlanma şansına sahiptirler. Hastalar, doktorların hastalık hakkında daha çok öğrenmelerine yardımcı olarak tıp bilimine önemli bir katkı da yaparlar. Klinik çalışmalarda bazı riskler olduğu halde, araştırmacılar hastalarını korumak için çok dikkatli adım atarlar.

    Araştırmacılar, kanser karşıtı yeni ilaçları, dozları ve tedavi programlarını test ederler. Çeşitli ilaçlar, ilaç kombinasyonları ve ilaç ve ışın tedavisi kombinasyonları ile çalışırlar. Işın tedavisinin yeni yöntemlerini ve programlarını da test ederler.