Etiket: Tüketim

  • Sağlık İçin Bir Kahve Molası Verin

    Sağlık İçin Bir Kahve Molası Verin

    Kaldi adında Etiyopyalı bir keçi çobanı bundan yüzyıllar önce ormanda dolaşırken keçilerinin garip bir bitki yediklerini fark eder. Keçiler bu bitkiyi afiyetle yedikten sonra o kadar enerjik olurlar ki akşam uyuyamazlar bile. Ertesi gün koşa koşa köyün din adamına gider Kaldi. Din adamı da denemek için bu bitkiyi pişirip içer. Aynı keçilerde olduğu gibi çok enerjik olduğunu ve uykuya ihtiyacının azaldığını söyler. Bir süre sonra Arap Yarımadasına da ulaşır bu bitki. Ve kahvenin serüveni bu şekilde başlar.
    Kaldi günümüzün en popüler içeceği olacak kahveyi bulduğunun farkında değildi elbette. Dünyada bugün kahve 70 ülkede yetiştirilmekte ve yüzyıllar boyunca vücudumuza olan türlü faydaları bilinmektedir. Kahve birçoğumuz tarafından kafein ihtiyacımızı gidermek için tükettiğimiz bir içecek olarak bilinir. Fakat kahvenin içeriği sadece kafeinden ibaret değildir; kahve birden fazla kompleks kimyasal bileşenden meydana gelir. Uzmanlar kahvenin fiziksel sağlığımız olduğu kadar akıl sağlığımız için de birçok faydası olduğunu tespit etmiştir. Şimdi gelin bu lezzetli içeceğin ruh sağlığımıza olan olumlu etkilerine bir göz atalım.

    Depresyonla Savaşır
    Gün içerisinde kahve arası vermekten daha güzel bir şey düşünemiyorum. Uzmanlar da bu konuda aynı fikirde. Günde birden fazla fincan kahve tüketen bireylerin tüketmeyen bireylere göre daha aktif ve mutlu oldukları tespit edilmiş. Bunun kafein ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kafein içeren kola gibi içeceklerin içeriğindeki diğer zararlı maddeler yüzünden aynı etkiyi yapmadığı bulunmuş. Kahve günümüzde bilinen en iyi doğal moral deposudur. Kim “hadi bir kahve içelim” denildiğinde mutlu olmaz ki? Kahve içeriğinde bulunan yüksek miktarda antioksidanlarla bizi fiziksel olarak sağlıklı kılarken bir yandan da bizi sakinleştirip mutlu ederek depresyonumuzla da savaşır.

    Beyin Dostu Kahve
    Hayatımız yorucu bir maraton gibidir. Koca bir günü birden fazla işi aynı anda yerine getirmek, ailemizi geçindirmek, sosyal sorumluluklarımızı tamamlamak gibi işlerle geçiririz. Bu yorucu koşuşturma esnasında bir kahve molası kendimize verebileceğimiz en güzel ödüldür. Kahve beyin reseptörlerini uyarıp bizi daha dinç ve zinde tutar. Yorgunluk için en iyi ilaç kahvedir. Kahve aynı zamanda hafızamızı da güçlendirir. Kahve içen bireylerin içmeyen bireylere göre daha keskin bir hafızaya sahip oldukları ve gündelik işlerini daha iyi organize edebildikleri tespit edilmiştir. Kahvenin Alzheimer, demans (bunama) ve Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkların da önüne geçtiği güvenilir çalışmalarla kanıtlanmıştır. Özellikle uzmanlar yaşlı bireylerin hafızalarını güçlendirmeleri için kahve içmelerini önermekte.

    Doğru Tüketim Önemli
    Uzmanlar kalkar kalkmaz kahve içmek yerine uyandıktan birkaç saat sonra kahve tüketmenin daha doğru bir karar olduğunda uzlaşıyorlar. Uyandığımızda vücudumuz kortisol denilen bizi enerjik tutan bir hormon salgılar. Gün içerisinde azalan kortisolün etkisi ile daha yorgun hissetmeye başlarız. Dolayısıyla, gün ortasında kahve içmek çok daha mantıklı bir karar olur. Uyku sorunu yaşayan bireylerin de kahve konusunda dikkatli olmaları önerilmekte. Eğer geceleri uyumakta zorlanıyorsanız uykunuzu daha fazla kaçırmaması için kahveyi yatmadan en az 6 saat önce tüketmenizde fayda var. Her şeyde olduğu gibi kahve tüketiminde de aşırıya kaçmamak önemli. Çok fazla tüketildiği takdirde kafein vücutta olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Ayrıca sağlıklı bir alışkanlık olan kahve tüketimi sigara içmek gibi zararlı bir alışkanlıkla birleştirildiği takdirde kahve tüketimi sigara tüketimini tetiklediğinden faydadan çok zarar verebilmektedir. Keyifli ve dozunda içilen güzel kahve molalarınız olsun.

  • ne zaman  antibiyotik ?

    ne zaman antibiyotik ?

    Enfeksiyonlar mikropların neden olduğu hastalıklardır. Mikroplar bakteri, virus ve mantarlardır. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılmaktadır. Virus ve mantarların neden olduğu hastalıklarda etkili değildir. Viral hastalıklarda antiviral ilaçlar , mantarların oluşturduğu enfeksiyonlarda antifungal ilaçlar kullanılmaktadır.

    Ülkemizde antibiyotik tüketimi fazladır. Son yıllarda tüketim hızının arttığı ve antibiyotiklerin uygunsuz kullanıldığı görülmektedir. Antibiyotiklerin uygunsuz kullanımının ciddi bir yan etkisi vücuttaki koruyucu florayı bozarak patojen bakterilerin çoğalmasına neden olan ortamı yaratmasıdır.

    Çocuk hekimleri çoğu kez ebeveylerin telefonla hekime ulaştıkları ve 'Çocuğumun ateşi var, hangi antibiyotiği kullanmalıyım?' teklifi ile karşılaşmaktadır. Böyle bir teklifin mümkün olamayacağı ebeveynlere izah edilmeli ve hasta hekim tarafından muayene edilmedikçe ve gerekmedikçe antibiyotik kullanılmayacağı açıklanmalıdır.

    Çocuğun her ateşlenmesi antibiyotik kullanma endikasyonu değildir. Ateş ve diğer şikayetleri olan hastanın mutlaka bir hekim tarafından muayene edilmesi gerekir. Enfeksiyon tanımlandıktan sonra ancak doktor önerisi ile antibiyotik başlanmalıdır.

    Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılmalıdır.Viral enfeksiyonların tedavisinde antibiotik kullanma endikasyonu yoktur.

    Soğuk algınlığı, grip, boğaz akıntısı, bronşit, bakteriyel olmayan boğaz enfeksiyonlarında antibiyotik kullanılmamalıdır.

    Gelişigüzel antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır. Antibiyotikler doktor tavsiyesine uyularak belirtilen doz , doz aralığı ve sürelerde kullanılmalıdır. Önerilen süreden önce antibiyotik tedavisinin sonlandırılması yetersiz yanıta yol açtığı gibi , dirençli suşların oluşumuna neden olmaktadır.

    Antibiyotiklerin gelişigüzel kullanımının ciddi yan etkisi , antibiotiklere dirençli suşların gelişmesidir. Dirençli suşların gelişmesi enfeksiyon hastalıkların tedavisinde sorun yaratmaktadır. Örneğin ağızdan verilecek bir antibiyotikle tedavisi edilecek enfeksiyonlar direnç kazandıkları için uygulanan antibiyotik tedavisine yanıt vermemekte, bu durumda daha komplike ve pahalı ilaçlar uygulanmaktadır.

    Ülkemizde ilaç tüketimine ait veriler incelendiğinde antibiyotiklerin en sık tüketilen ilaçların başında yer aldığı görülmektedir .

    Bu tüketimlerin çoğu uygunsuz antibiyotik kullanılması ile birliktedir. Diğer taraftan tüketiminin yüksek olması antibiyotik direncinin yüksek olmasına yol açmaktadır.

    Sonuç olarak ne zaman ve neden antibiyotik kullanılması gerektiği hekim tarafından karar verilmeli , önerilen süreden önce antibiyotik tedavisini sonlandırmanın da akılcı olmayacağı konusu dikkate alınmalıdır.