Etiket: Testi

  • Endokrinoloji nedir?

    Endokrinoloji vucudumuzdaki hormon salgilayan ic salgi bezlerinin hastaliklariyla ugrasan bir bilim dalidir. Endokrin sistem , iç salgı bezlerinin salgıladıkları hormonların azlığı, fazlalığı ve bu bezlerin tümörleri ve metabolizma hastalıkları ile ilgilenir. Endokrin sistemi oluşturan salgı bezleri, hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, pankreas, yumurtalıklar (Kadında overler, erkekte testisler), böbreküstü bezi (yağ dokusu, endotel (damar iç duvarını döşeyen hücreler)dir. Endokrinolog endokrin sistem hastalıklarıyla uğraşan doktordur. Endokrinologlar altı yıllık tıp fakültesini bitirirler ve sonrasında dört veya beş yıllık iç hastalıkları ihtisas programını tamamlarlar. Üç yıl da hormon hastalıklarına nasıl tanı koyacaklarını ve tedavi edeceklerini öğrenmek için geçirirler. Toplam olarak bir endokrinoloğun eğitimi 13 yıldan fazla zaman almaktadır.

    Endokrin hastalıklar ve bozukluklar nelerdir.

    Obezite (Şişmanlık)

    Şeker Hastalığı

    İnsülin Direnci

    Hipoglisemiler (şeker düşüklüğü)

    Endokrin hipertansiyon

    Tiroid hastalıkları (Hipotiroidi, hipertiroidi, tiroid nodülü, tiroid kanserleri )

    Paratiroid bezi hastalıkları (Hiperparatiroidi, hipoparatiroidi, paratiroid adenomu)

    Böbreküstü bezi bozuklukları ( Addison hastalığı, cushing sendromu, konjenital adrenal hiperplazi, androgenital sendromlar, feokromasitoma )

    Yumurtalık hastalıkları ( polikistik over sendromu, hipogonadizm)

    Testis hastalıkları ( Hipogonadizm, testosteron hormon eksikliği, kısırlık )

    Kemik Hastalıkları ( osteomalazi, osteoporoz, osteogenez imperfekta, metabolik kemik hastalıkları, paget hastalığı)

    Metabolizma hastalıkları ( Karbonhidrat , yağ ve protein metabolizma bozuklukları, ürik asit yüksekliği, kolesterol yükseklikleri, kolesterol düşüklüğü, doğuştan hormon eksiklikleri, enzim eksiklikleri )

    Vitamin ve mineral bozuklukları ( vitamin B12 eksikliği, Dvitamini eksikliği , kalsiyum düşüklüğü, sodyum düşüklüğü, magnezyum ve çinko eksiklikleri )

    Büyüme ve gelişme gerilikleri ,boy kısalıkları

    Beslenme bozuklukları

    Erken ergenlik sorunları , ergenlik gecikmeleri

    Aşırı Terleme, Aşırı Boy Uzaması,

    Adet düzensizlikleri, Hirsutizm (Kıllanma)

    Poliglandüler sendromlar ( birden fazla salgı organının etkileyen hastalıklar)

    Mültiple endokrin hastalıklar ( MEN sendromları )

    Hipofiz ve hipotalamus hastalıkları

    Büyüme hormonu eksikliği veya fazlalığı

    Prolaktin yüksekliği veya prolaktinoma

    Diyabetes insipidus

    Hipofiz ve hipotalamus kitleleri

    Sheehan sendromu

    Cushing hastalığı
    Endokrinolojik tanı testleri yapılabilmektedir; Glukoz Tolerans testi, ACTH (Synacthen) Uyarı testi, İnsülin Hipoglisemi testi, Glukoz-Büyüme Hormonu Baskılama testi, Dekzametazon Baskılama testi, Su Kısıtlama Testi, Tuz Yükleme testi, 72 Saatlik Açlık testi, TRH Uyarı testi, GnRH Uyarı testi, Human Koryonik Gonodotropin Testi (Pregnyl testi), CRH Uyarı testi, GHRH Uyarı testi uygulanmaktadır.

  • Yenidoğan bebeğiniz için öneriler!

    Bebeğinizi 1-2 saatte bir emzirin. Bebeğinizin 3 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Doktorunuz tarafından önerilmedikçe bebeğinize su dahil , anne sütü dışında hiç bir şey vermeyin.

    Doğumdan 15 gün sonra size reçete edilen D vitaminini bebeğinize, günde bir kez 3 damla ağızdan verin. 1 yıla kadar devam edilecektir.

    Taburculuktan 2-5 gün sonra bebeğinizi bize kontrole getirin. Doktorunuz daha önce kontrol önerirse belirtilen tarihte en yakın sağlık merkezine kontrole götürün.

    Bebeğinizin göbeğine % 70 alkol ile günde 4 kez kez bakım yapın. Alkolü temiz bir gazlı beze döktükten sonra göbeğin ortasından çevreye doğru silin. Göbek düştükten sonra bir iki gün bu bakıma devam edin. Göbekte herhangi bir akıntı, kızarıklık olursa mutlaka doktora müracaat edin. Bebeğinizin göbeği bezin dışında kalmalı ve göbek kuru tutulmalıdır.

    Bebeğinizde sarılık gelişirse, emmez ise, çok uyur ise, ateşi çıkar ise, hızlı nefes alıp verirse, aşırı miktarda kusarsa, kaka veya idrar yapmaz ise veya morarırsa mutlaka doktora gösterin.

    Bebeğinizden hastaneden taburcu olmadan doğumsal hastalıklara yönelik tarama testi için topuk kanı alınmıştır. Bebeğiniz 10 günlükken AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNDE topuktan yenidoğan tarama testi için tekrar kan örneği alınacaktır, mutlaka gidiniz.

    Bebeğinizin aşıları ister bizim muayenehanede aylık kontrollerle birlikte veya AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNDE ücretsiz yapılmakta ve takip edilmektedir.

    Hastanede doğan tüm bebeklere işitme taraması yapılmaktadır. İşitme testinden geçmeyen bebeklere, birkaç gün içerisinde (hafta içi) 1. katta “Yenidoğan İşitme Taraması odasında” işitme testi tekrarı yapılacaktır. Testi yapan kişi test tekrarı konusunda sizi bilgilendirecektir, bu durumda mutlaka hastaneye test tekrarı için gidiniz.

    Bebeğinizi yatakta sırt üstü yatırın. Yatağına oyuncak gibi yumuşak şeyleri ve yastık koymayın. Bebeğinizle aynı yatakta uyumayın. Bebeğinizi kundaklamayın.

    Evde kesinlikle sigara içmeyin. Nezle ve hasta kişilerin bebeğinize yaklaşmasına ve öpmesine izni vermeyin.

  • ÇOCUKLARA NE ZAMAN ZEKA TESTİ UYGULANMALI?

    ÇOCUKLARA NE ZAMAN ZEKA TESTİ UYGULANMALI?

    Zekâ, kişinin düşünmesi, algılaması, akıl yürütmesi ve yeni olaylara karşı uyum yeteneklerinin tümüdür. Son zamanlarda birçok çocuğa zeka testi uygulanmakta olup, çocuklara zeka testi uygulatmak deyim yerindeyse moda oldu.

    Anne-babalar herhangi bir ihtiyaç söz konusu olmaksızın çocuklara zekâ testi uygulanmasını isteyebiliyorlar. Fakat ortada herhangi bir ihtiyaç olmadan, keyfi bir şekilde zekâ testi yapılmaması gerekir. Eğer ciddi anlamda çocukta ihtiyaç var ise bu testin uygulanması gereklidir.

    ‘’Peki, zekâ ölçülebilir mi?’’ ya da ‘’Zekâ testleri kişi için doğru sonuçlar verir mi?’’

    Günümüzde en yaygın olarak çocuklar için kullanılan WISC-R zekâ testidir. 6-16 yaş çocuklarının zekâ ile birlikte birçok alanının değerlendirilmesini sağlayan bir testtir. Bu testler ne kadar profesyonel bir şekilde yapılıyor olsa da maalesef ki hata payı içerebilir. Bunlar:

    • Teste giren bireyin ruh durumu

    • Test yapan bireyin ruh durumu

    • Testin yapıldığı ortam

    • Test malzemelerinin standart olup olmadığıdır.

    Zekâ testleri çocukta yetersiz performans veya üstün performans görüldüğü takdirde uygulanmalıdır. Yetersiz performans; çocuğun okuma, yazma, aritmetik gibi alanlarında yaşamış olduğu yetersizlik, öğrenmesindeki yavaşlık, sosyal ortamlara adapte olamama, özbakım becerilerindeki yetersizlik gibi gelişim konularındaki yaşanılan durumlardır. Üstün performans ise; öğrenme hızında yüksek seviyede olma, akıl yürütme becerisinin gelişmiş olması, merak etme duygusundaki yoğunluk, zengin sözcük bilgisi, yaratıcı düşünme gücü ve zengin bir hayal dünyasına sahip olunmasıdır.

    Çocuğun zekâ testi yapılmasına ihtiyacı olup olmadığı, uzman kişilerin gözlemleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Öncelikle uygulanacak testin amacı, uygulanması sonucunda olabilecek durumlar ve yapılması gerekenler gibi konular uzman kişi ile birlikte konuşulup değerlendirilmelidir. Yapılan testin sonucuna göre çocuğu ilgi alanlarına göre yönlendirmek çok önemlidir. Çünkü çocuk kendini keşfederek yetenekleri doğrultusunda keyif alıp kendini geliştirme fırsatı bulmaktadır.

  • Down senromu

    Tarihçe: İlk olarak 1866 yılında Dr. Langdon Down tarafından “idyot -idyosi” olarak tanımlanmış, sonraları “mongolism” olarak adlandırılmış, kromozom yapısı ancak 1959 yılında belirlenebilmiş , 1960’lı yıllarda Dr. Down’ın adı verilerek, DOWN SENDROMU olarak tanımlanmıştır.

    Down Sendromu tipleri:

    1-Trisomy 21 tipi : Olguların %90-%95’ini oluşturan standart tiptir. İnsan vücudunu oluşturan kromozomların 23 tanesi anneden , 23 tanesi ise babadan gelmektedir. Down Sendromunda 21. kromozom 2 değil 3 adet olmaktadır ve Trisomy 21 olarak adlandırılmaktadır. Bu tipte fazladan bir adet 21.kromozom yumurta veya sperm hücresinden gelmekte veya döllenmenin daha ilk aşamalarındaki bir noktada yanlış bölünme nedeniyle yeni hücreler 3’er adet kromozom ile toplam 47 kromozom olarak oluşurlar.

    2- Translokasyon tipi: Olguların %3-%5’ini oluşturan tiptir. Bu tipte 21.kromozomun bir parçası koparak başka bir kromozoma yapışmaktadır. Birey adet olarak 46 kromozoma sahiptir ama genetik bilgi olarak 47 kromozom bilgisi vardır. Burada da 21.kromozom 3 adet olduğundan birey standart tipteki aynı özellikleri gösterir. Down Sendromunun diğer tipleri kalıtımsal değildir. Yalnız translokasyon tipte ebeveynlerden bir tanesinin taşıyıcı olması durumunda Down Sendromu kalıtımsal olmaktadır. Bu oran %33’dür. Eğer taşıyıcı anne ise translokasyon DOWN SENDROM lu çocuk doğurma olasılığı %20, taşıyıcı baba ise %5-%2 arasındadır.

    Translokasyon tipte ileriki doğumlardaki risklerin bilinmesi açısından genetik danışmanlık daha önemli olmaktadır.

    3- Mozaik tip: Olguların %2-%5’ini oluşturan tiptir. Bu tipte bazı hücreler 46 kromozom taşırken bazıları 47 kromozom taşımaktadır. Yanlış bölünme döllenmenin ileri aşamalarında gerçekleştiğinde bir hat 46 kromozom diğer hat ise 47 kromozom olarak devam eder ve mozaik bir yapı oluşturur.

    Down Sendromu görülme sıklığı: Anne yaşı arttıkça bu sendromun görülme sıklığı da artar.

    -20 yaşındaki her 1250 gebeden biri

    -30 yaşındaki her 750 gebeden biri

    -35 yaşındaki her 250 gebeden biri

    -40 yaşındaki her 100 gebeden biri Down Sendromlu bebek doğurma riski taşır.

    Down sendromunun fiziksel belirtileri nelerdir?

    Kendine özel tipik yüz görünüm,

    Epikantik katlanma nedeniyle badem şeklinde göz yapısı,

    Basık kemerli burun yapısı

    Sarkık dil yapısı,

    Karın yapısı gevşek ve bombeli,

    Düşük kas tonusu olması nedeniyle, bebeklerin başlarını tutamaması, yürüme zorlukları çekilmesi,

    Boy kısalığı

    Elin beşinci parmağında esneklik,

    Elde tek çizgi ,

    Ayak baş parmağı ve yanındaki parmak arasında büyük boşluk olması,

    Bu belirtilerin hepsi bir arada olması gerekmemektedir.

    Önemli Bulguların hastalarda görülme oranları:

    Mental retardasyon %100 hastada

    Kalp anomalisi % 40 hastada

    Mide Bağırsak anomalisi % 10 hastada

    Hipotiroidİsm gelişme riski 30 kat artar.

    Lösemi gelişme riski 20 kat artar.

    Down Sendromunun tanısı: Klinik bulguları gelen bebekten alınan kan örneğinde yapılan kromozom incelemesi ile konulur.

    Down Sendromlu bebek doğmadan önce gebelikte tanı konması:

    1.Girişimsel yöntemler:

    Gebeliğin 2.5 – 3. ayında yapılan koryon villus biyopsisi

    Gebeliğin 4-5 aylarında uygulanan amniyon sıvısı alınması (amniyosentez)

    Gebeliğin 5 ayından sonra doğrudan bebekten kan alınması (kordosentez)

    Bu testlerin %0.5-%1 oranında düşük yaptırma riski vardır.

    2. Girişimsel olmayan tanı yöntemleri:

    Gebeliğin 10. Haftasından itibaren anneden alınan kan örnekleri bebekte hastalık olup olmadığı tanısı konabilir. Girişimsel Olmayan Doğum Öncesi Tanı Testi (NIPT), başta sık görülen ve DOWN Sendromu olarak bilinen TRİZOMİ 21 olmak üzere, Trizomi 18, Trizomi 13, X ve Y kromozom anormallikleri için tarama testi olarak kullanılmaktadır.

    Gebelikte ikili, üçlü ve dörtlü taramalar ile en fazla % 80 oranında risk tayini yapılır iken, NIPT testi, ile yüzde doksan dokuz düzeyinde sonuç alınmaktadır.

    Girişimsel Olmayan Doğum Öncesi Tanı Testi ülkemizde henüz yapılamamaktadır. Bu bir genetik DNA testi olduğu için ancak DNA testi ruhsatı almış Genetik Hastalıkları Tanı Merkezleri ile aracılığı ile yurt dışına gönderilmektedir.

    Sonuçların değerlendirilmesi ve yorumlanması bir Genetik Uzmanı tarafından yapılmalı ve aileye ayrıntılı genetik danışmanlık verilmelidir.

  • Çocuklarda alerjı testı

    Alerji testi nasıl yapılır?

    Çocuklarda ciltten alerji testleri cilt yüzeyine uygulanır. Can yakıcı veya ağrı verici bir test değildir. 3 aylık çocuğa bile yapılabilmektedir. Verdiği acı duyusu yok denecek kadar azdır. Test uygulamasından 15 ile 20 dakika sonra değerlendirme yapılabilmektedir.

    Alerji testi yapılmadan kullanmamam gereken ilaçlar var mı?

    Evet var. Antihistaminik içeren öksürük şurupları, antihistaminik gibi bazı ilaçlar testi etkileyebildiği için testten 7 ile 10 gün öncesinde bu tür ilaçları kullanmamak gerekir. Bu nedenle testten önce hangi ilaçları kullanmamanız gerektiğini doktorunuzdan öğrenmeniz gerekir. Açlık veya tokluk önemli değildir.

    Ciltten alerji testi en erken hangi yaşta yapılabilir?

    Besin alerjileri için alerji testi 2-3 aylıktan itibaren yapılabilir. Astım ve alerjik nezle nedeniyle ciltten alerji testleri her yaşta yapılabilmekle birlikte 1-2 yaşından sonra yapılması uygun olur.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?

    Alerji testlerinin ciltten yapılması daha güvenilir sonuçlar vermesinden dolayı ciltten yapılması tavsiye edilir. Ciltten yapılan alerji testleriyle daha ayrıntılı sonuç elde edilebilmekte ve tedaviye daha doğru yön verilebilmektedir.

    Çocuklara alerji testini hangi doktor yapmalıdır?

    Çocuklarda alerji testi konusunda en deneyimli olan Çocuk Alerjisi uzmanlarıdır. Çünkü çocuklarda alerji testi tekniği yetişkinlerden bazı farklılıklar göstermekte ve test sonucunun ve çapraz reaksiyonların değerlendirilebilmesinde deneyim çok önemlidir. Aksi takdirde yanlış teşhis ve tedaviye neden olabilir. Hatta çocuğun yaşamını tehtid eden ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

    Kandan alerji testi ne zaman yapılmalıdır?

    Ciltten alerji testi yapılamadığı yaygın cilt alerjileri varsa, anti-histaminik denilen alerji ilaçlarının kesilemediği durumlarda tavsiye edilir.

    Alerji testinin tehlikesi var mıdır?

    Alerji uzmanları tarafından yapılması durumunda ciddi reaksiyon görülme sıklığı yüz bin çocukta ikidir. Ancak deneyimsiz kişiler tarafından ve yanlış teknikle yapılması halinde bin çocuktan beş çocukta ciddi reaksiyonlar görülebilir ve ölümle sonuçlanan bildirimler vardır. Bu sebepten alerji uzmanı tarafından yapılması gereklidir.

    Alerji testi neden yapılır?

    Alerjik hastalığın tansında yardımcı olmak, alerjik hastalık gelişme riskini değerlendirmek, alerjik hastalığın tedavisine yön vermek; hangi alerjenlerden korunmamız gerektiğini öğrenmek, aşı tedavisine gerek olup olmadığını ve uygulanacak aşıda hangi alerjenlerin ve hangi dozdan oluşması gerektiği kararını vermek için yapılır. Bu yüzden çocuk alerji uzmanlarınca veya denetiminde yapılması çok önemlidir.

    İlaç alerjisi testi nasıl yapılır?

    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konsantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi yaklaşık 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Besin alerjisi testi nasıl yapılır?

    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Alerji testlerinin tek başına tanı koydurucu özelliği yoktur. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile alerji çıkmamasına rağmen farklı mekanizmalarla oluşan alerjiler olabilir.

    Yama testi (Patch testi) nasıl yapılır?

    Yama testi (Patch test), temasa bağlı alerjik cilt reaksiyonları teşhisinde kullanılan test yöntemidir. Sırt bölgesine uygulanır ve 48 saat sırtta kalır. 48 saat sonunda ve 72. Saat sonunda test değerlendirilir. Bu testin alerji uzmanlarınca yapılması büyük önem taşımaktadır. Can yakıcı bir test değildir.

  • ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR & OYUN ve EMDR TERAPİSİ & HİPNOZ

    ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR & OYUN ve EMDR TERAPİSİ & HİPNOZ

    Çocuk ve Ergenlikte Başlıca Görülebilen Sorunlar:

    Alt ıslatma (enürezis),
    Altına kaçırma (enkopresiz),
    tırnak yeme,
    kardeş kıskançlığı,
    kleptomani (çalma davranışı),
    öfke kontrol problemi,
    dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,
    çocuk ve ergen cinselliği,
    kaygı bozuklukları
    konsantrasyon güçlüğü, sınav kaygısı vs. gibi durumlar “Çocuk ve Ergen Psikoterapisi” dahilinde ele
    alınabilmektedir.
    Çocukların Psikolojik Görüşmelerinde Nelere Dikkat Edilmektedir?Özellikle çocuklarda gelişimsel,
    zekasal ve psikopatolojik durumlara bakılmaktadır.
    Çocuklar için psikolojik görüşmeye gelinirken anne, baba ve bakım veren diğer anneanne, babaanne,
    dadı ve bakıcı gibi kişilerinde seansa gelmesi önerilmektedir.Çocuklara yönelik gelişim testleri, zeka
    testleri ve diğer birçok psikolojik testlerin yanı sıra resim çizme, hikaye anlatma, EMDR terapisi, oyun
    terapisi, hipnoz ile bilinçaltı analitik yaklaşımlar gibi birçok tanı ve tedavi yöntemi kullanılmaktadır.
    Özellikle çocuklarda gelişimsel, zekasal ve psikopatolojik durumlara bakılmaktadır.

    Çocuk Değerlendirme Testleri

    1) Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE)

    2) Gesell Gelişim Figürleri Testi

    3) Peabody Resim Kelime Tanıma Testi

    4) Bender Gestalt Görsel Motor Algı Testi

    5) D2 Dikkat Testi

    6) Goodenough Harris Bir İnsan Çiz Testi

    7) Frostig Gelişimsel-Görsel Algı Testi

    8) Benton Görsel Bellek Testi

    9) Kelime Söyleyiş Testi

    10) Metropolitan Okul Olgunluğu Testi

    11) Catell 2-A Zeka Testi

    12) Catel 3-A Zeka Testi

    13) Porteus Labirentleri Testi

    14) Frankfurter Dikkat Testi

    15) Rorschach testi (hem yetişkinler hem çocuklar için)

    ÇOCUKLARDA PROBLEM DAVRANIŞLAR

    Çocuklarda problem davranış çoğu zaman aile de bir panik havası oluşturur. Çocuk niye durduk yere
    altını ıslattı, niye durduk yere öfke patlamaları, hırçınlıklar, dersleri birden niye düştü, niye bana daha
    düşkün oldu, yalnız uyumak istememeye başladı, aşırı oyun oynuyor, vurmaya başladı, okulda sorun
    çıkmaya başladı, ağlamaları arttı, başarısız olmaya başladı, doyumsuz, ilgisizliği arttı, niye söz dinlemiyor
    vb… ailenin şikâyetleri olmaya başladığında ne yapacak. Aslında çocukların bu tepkileri bir yardım
    çağrısı olabilmektedir.

    Hiçbir çocuk “benim babam annemi dövüyor ve bundan çok etkilendim”, “benim amcam beni taciz etti bu
    yüzden darmadağın oldum” ya da “öğretmenim beni aşağıladı beni değersiz hissettirdi bu nedenle
    kendimi kötü hissediyorum” demez… Çocuklar bunları nasıl ifade eder altını ıslatarak, korkarak ve
    annesini yanında isteyerek, öfke patlamaları yaparak, hırçınlık vb. şeklinde ortaya çıkmaya başlar.
    Çocukların kendilerini en iyi ifade ettikleri dertlerini sıkıntılarını ifade ettikleri yer oyun ve resimlerdir.

    Aileler bu gibi durumlarda ne yapabilirler. İlk başta çocukta problem davranış olarak belirtilen davranış
    nasıl ortaya çıktı, bu davranışlarını devam ettiren ikincil kazançları var mı? Eğer sürekli var olan bir
    durum ise ve bu davranışı her yerde yapıyorsa bu konuyla ilgili bir sorun olabilir. Yani benim çocuğum
    hiperaktif diye düşünüyorsa bu hiperaktivite okulda, evde her yerde olmalı. Ancak sadece tek bir yerde
    yapılıyorsa bu davranış orda bu davranışını pekiştiren olaylar vardır. Problem davranışları ve çocuğun
    yardım çağrısını iyi ayırt etmek gerekiyor. Çocukta birden oluşan davranış değişiklikleri, şiddete yönelik
    davranışlar, içine kapanma ya da aniden aşırı hareketlenme, tuvalet alışkanlığı gelişen bir çocuğun altını
    ıslatmaya başlaması, okula gitmek istememe vb. durumlar bir yardım çağrısıdır. Hemen destek almanız
    çocuğunuzun ruh sağlığı ve geleceği için önemlidir.

    Çocukluk Depresyonu

    Depresyonu yetişkinlere göre daha farklı şekilde yaşayan çocuklar, düşüncelerini kelimelerle ifade etmek
    yerine başka şekilde dile getirir. Depresyona giren bir çocuk ya da bir derdi bir sıkıntısı olduğun da
    çocuklar bunu resimlerinde koyu renkler, hüzünlü temalar (ağlayan ay, ağlayan güneş, ya da hayvanlar
    çizerler, bu çocuklar aynı zamanda yapraksız, dalsız meyvesiz ağaçlar, siyah ve kırmızı rengi de çok
    fazla kullanarak mutsuzluğunu, derdini depresif durumları ile ilgili ipuçları vermeye başlar. Çocuklar
    resimlerde kendilerini, ailelerini bir öcü, koyu renkle ya da yaratık gibi çizerler. Baba desteği olmayan bir
    çocuk el veya ayakları çizmezler. Yani depresyon, çocuğun okulda başarısızlık, sevilen birinin yitirilmesi,
    hastalık, taciz, kaza, anne baba ayrılığı ya da aile içi şiddet gibi yoğun bir stresle karşılaşması
    durumunda ortaya çıkabilen, keder ya da tedirginlik seklinde kendini gösteren duygu durum
    bozukluğudur. Tabiî ki bazı sorunlarla karşılaşacak çocuk bir süre yas tepkilerinin olması normaldir.
    Ancak çocukla iyi ilgilenip onunla oyun oynanmazsa ve bu durumla baş edemezse terapi desteği
    çocuğun hayatını kolaylaştırır.

    Yani çocuğunuz da oluşan ani değişimleri iyi gözlemlenmesi gerekmektedir. Çocuklar bu değişimleri
    oyunlarında, resimlerinde en iyi şekilde aktarır. Bunun yanında davranışsal değişimler ortaya çıkar
    yukarıda ki saydığımız gibi.

    ÇOCUKLA EMDR TERAPİSİ VE HİPNOZ

    Çocukla yapılan en etkili terapi yöntemlerinden birisi de emdr terapisidir bu terapi yöntemi bazen
    çocuğun yaşadığı travmayı ya da olumsuz olayı tamamen unutmasına ya da artık hiç rahatsız
    olmamasına neden nörobiyolojik bir tekniktir. Bu teknik küçük çocuklarla çalışırken oyun terapisi ile
    entegre edilerek çalışılması daha etkili olur.

    Hipnoz ise çocuğun konuşmadığı anlatmak istemediği durumlarda en etkili çalışılan yöntemlerden
    birisidir. Çocuğun transa alınarak baş etme sistemi güçlendirilir, telkin verilerek sorun çözülür ve olaylar
    trans altında daha etkili çalışılır değiştirilir. Bu yönteminde oyun terapisi ile birlikte kullanılması çocukla
    olan bağı güçlendirmektedir. Hem oyun terapisi ile birleştirilen emdr ve hipnoz çocuğa çift yönlü seans
    uygulanmış olur ve iyileşmesi hızlanır.

    ÇOCUKLA OYUN TERAPİSİ

    Oyun çocuk için kendini gerçek dünyaya hazırladığı, gelişimin en kritik destek kaynağıdır. Yetişkinler
    dertlerini sıkıntılarını anlatır, konuşur, duygularını ifade eder. Çocuklar ise dertlerini sıkıntılarını oyunda
    anlatarak rahatlar, prova eder ve oyun sayesinde baş ederler. Çocuklar oyun yoluyla hayatı prova eder.
    Oyun yoluyla duygu, düşünce ve travmalarını dışa vururlar. Oyun yoluyla baş etme becerisi geliştirir,
    sorunlarını olumlarlar. Oyun çocuğun kendini ifade etmesi, hayal ile gerçek arasında bir köprü çocuğun iç
    dünyasının dışavurumu, gizil enerjinin kullanılması, çocuğun sosyal ve ahlaki değerleri öğrendiği bir
    alandır.

    Bazen aileler ne yani 40 dakika oyun oynadı bu nasıl terapi diyebilmektedir. Oyun semboliktir. Aslında
    yetişkinlerde de her şey sembolik anlamla kodlanır. Çocuklar da dertlerini sıkıntılarını sembolik olarak
    anlatır. Oyunda travması ile yüzleştirir kendini, güçlenir ve iyileştirir. Bunu da ancak iyi bir oyun terapisti
    anlayabilir çözebilir.

    Örneğin ailenin kızımız okula gitmek istemiyor diye beş yaşında seansa getirilen bir kız çocuğunu oyun
    seansına aldığımda daha ilk seansta tacize uğradığını bu tacizin nasıl olduğunu anlatmaya başladı, ikinci
    seansta kim tarafından nerde olduğunu anlattı oyunda 3.4.5. seanslarda bu durumla baş etmeye
    güçlenmeye başladı ve kendini iyileştirdi.

    Yine oğlum bana çok vuruyor, öfke patlaması yaşıyor diye getirildi. 6 yaşında ki çocuk babasının ona ve
    annesine uyguladığı şiddet karşısında yaşadığı çaresizliği, babasına olan öfkesini o kadar güzel anlatıyor
    ki oyun terapisinde görünürde ne var aslında anneye patlıyor ama arkasında ne var babaya karşı
    çaresizliği, babasına öfkesi, zayıflığı var. Yani çocukların her davranışı aslında gizlenmiş bir sorunun
    ifadesidir. (bu bilgilerin çocukların ailelerinden izin alınarak paylaşılmaktadır.)

    Axline (1969) ; “İnsanın içinde kendini iyileştirme gücü vardır. Oyun terapisiyle çocuğun içindeki bu güç
    açığa çıkar. İyileştiren biz değilizdir, biz yalnızca vasıtayız”. Der.

    Çocuk oyunlarında, çocuğun dünyaya bakış açısının nasıl olduğunu, ne olmak istediğini, problemlerin
    neyle ilgili olduğunu anlaşılabilir. Oyunun, çocuğa getireceği önemli bir fonksiyon da geçmişte
    çözülmemiş problemler üzerinde çalışmak için bir fırsat sunması, kendine uygunluğuna göre sosyal
    etkileşimlere girmesi ve çeşitli roller denemesine olanak vermesidir.

    Oyunla Terapisin de çocuklar oyun oynama yöntemini, geçmiş ve gelecekle ilgili kaygılarını bastırmak ya
    da ifade etmek için kullanmaktadırlar. Oyun çocukların kendilerini ifade edebilmeleri için rahat ve güvenli
    bir yoldur. Çocuklar sözel olarak ifade edemedikleri duygularını oyun yoluyla ifade edebildiklerinden,
    terapist bu yolla çocuğu anlayabilmekte ve bir tedavi yöntemi oluşturabilmektedir.

    Çocuk korkularını, çelişkilerini ve saldırganlık duygularını oyun yoluyla ortaya dökmektedir. Oyunu aynı
    zamanda sorunlarını gizlemek, savunma mekanizmalarını geliştirmek için de kullanmaktadır Bu yolla
    çocuk stresini azaltarak, problemlerine bir çözüm arayışı içine girmektedir.

    Oyun terapisin de oyun yolu ile teşhis, tedavi ve yardım planı ile çocuğun çevresine yeni bir uyum
    sağlamasına yardım edilmektedir. Terapiye alınan çocukla birlikte anne-baba ile de ilişki kurulabilmekte
    ve anne babanın da yanlış tavırları düzeltilebilmektedir.

    Oyun terapisinde özel olarak hazırlanmış kukla ve oyuncaklar, hayali oyunlar, sanatsal etkinlikler, kum
    oyunları, hikaye anlatma tekniklerinden yararlanılmaktadır.

  • Çocuklarda lokal aneztezik madde alerjisi

    Lokal aneztezik maddeler diş çekiminde veya cerrahi müdahalelerde ağrıyı gidermek için kullanılmaktadır. Genellikle güvenlidir. Ester ve amid grubu olmak üzere 2 gruptur.
    Ester grubunda kokain, pocaine, tetracaine, benzocaine ve chloroprocaine lokal aneztezik maddeleri bulunmakatdır. Ester grubu lokal anestezikler amid grubuna göre daha fazla alerji yapmakatadırlar.

    Amid grubu en sık kullanılan lokal anestezik maddelerdir. Lidokain, mepivacaine, articaine, etitocaine, prilocaine, bupivacaine ve dibucaine amid grubu lokal anestezik maddelerdir. Bazı lokal anestezik maddelerin isimleri şöyledir;
    -Articain
    -Bupivacaine
    -Lidokain
    -Mepivakain
    -Prilokain
    Lokal anestezik madde reaksiyonları sıklığı
    Lokal anestezik maddeleri uygulananların %2-3’ünde reaksiyon görülmektedir. Reaksiyon sıklıkla bayılma şeklindedir. Lokal anestezik maddelere karşı gerçek alerjik reaksiyon sıklığı bilinmez fakat oldukça nadirdir. Lokal anesteziye bağlı reaksiyonların %1’inden daha azı gerçek alerjidir.
    Lokal anestezik madde reaksiyonlarının belirtileri
    Lokal anestezik maddelerle ilişkili olmayan reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar;
    Sık sık nefes alma, bayılma gibi psikomotor reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar ilacın kendisiyle ilgili olmayıp psikolojiktir.
    Ayrıca normal kişilerin kalpte ritmini, sinir sistemini etkileyebilir. Aşırı doz yüklemesi diş doktorlarının pratiğinde çok fazla değildir. Çok nadiren aşırı doz ölümle sonuçlanabilir. Sinir sistemi lokal anestezik maddelerin toksik etkilerine çok duyarlıdır.
    Lokal anestezik maddelerin kendisine bağlı değilde içinde ilave olarak bulunan epinefrin, sülfit, parapen, antibiotikler ve analjezik maddelere de reaksiyon oluşturabilir.
    Ürtiker, anjioödem ve alerjik şok gibi Tip 1 alerjik reaksiyonlar çok nadirdir. Temasa bağlı ürtiker de nadirdir.
    Lokal anestzeik maddlerin uygulanmasından 2-3 gün sonra gelişen reaksiyonlar (gecikmiş tipte alerjik reaksiyonlar) daha çok ester grubundakilerde görülür. Amid grubundakilerden lidokain, prilokaine karşı da görülebilir. Bu tip reaksiyonlar genellikle uygulama bölgesinde egzama yapar fakat yaygın olarak da görülebilir.
    Lokal anestezik kremlerin uzun süre uygulanmasıyla kılcal damarlarda kanamayla giden kızarıklıkalar (peteşi) görülebilir.

    Lokal anestezik madde alerjisinin oluşumu ve gelişimi
    Genellikle çok hızlı ve yüksek dozlarda uygulama ile olur. Tip 1 Alerjik reaksiyonlar oldukça nadirdir. Amid grubu lokal anestezik arasında çapraz reaksiyon görülmezken ester gruplarında görülebilir.
    Lokal anestezk maddelerdeki parapen ve sülfitler gibi koruyucu maddelerin rolü tartışmalıdır. Ester ve amid grubuyla oluşan temas dermatiti Tip 4 immünolojik reaksiyonlardır.
    Lokal anestezik madde alerjilerinde tedavi
    Çapraz reaksiyonların ester grubunda görülebildiği unutulmamalıdır.
    Lokal anestezik madde alerjisi teşhisi
    Lokal anestezik maddelere alerji teşhisi için öncelikle detaylı hikaye alınmalıdır. Detaylı hikaye alındıktan sonra lokal anestezik madde kullanımı sonrası alerji şüphesi olan çocuklara lokal anestezik maddelere karşı alerji testi yapılır. Alerji testi sonucuna göre ve çocuğun daha önceki gelişen reaksiyon bulgularına göre teşhis konur.
    Lokal anestezik madde reaksiyonları için risk faktörleri
    Lokal anestezik maddelerin uzun süre cilde sürülmesi kontakt dermatite neden olması için risk faktörüdür.
    Lokal anestezik madde testi
    Adrenalin içermeyen lokal anestezik maddelerle test yapılmalıdır. Öncelikle sulandırmadan prick test yapılmalıdır. Daha sonra farklı konsatrasyonlarda cilt içine test yapılır.
    Yama testi temasa bağlı gelişen reaksiyonlarda uygulanmaktadır. Standart ticari yama testleri vardır.
    Diş doktoru yanında dişe uygulama sırasında reaksiyon gelişmişse çeşitli diş ürünlerine de alerji gelişmiş olabilir.
    Uygulanan test 20 dakika sonra, 48 ve 72 saat sonra değerlendirilmelidir.
    Kanda lokal anestezik maddelere karşı spesifik IgE ticari olarak olmadığından bakılamamaktadır.
    Yükleme testiadrenalin içeren lokal anestezik maddelerle yapılmaldır. Test sulandırmadan 1 ml subkutan olarak yapılmalıdır.
    Alternatif tedavi
    Cilt tetsti negatif çıkarsa ve yükleme testi negatif çıkarsa lokal anestezik madde kullanılabilir. Alternatif anestezik madde kullanılacaksa amid grubunda çapraz reaksiyon görülmediği için alerji görülen lokal anestezik maddeden başka bir amid grubu kullanılabilir.

  • Alerji testi

    Alerji testi nasıl yapılır?
    Çocuklarda ciltten alerji testleri cilt yüzeyine uygulanır. Can yakıcı veya ağrı verici bir test değildir. 3 aylık çocuğa bile farkında olmadan yapılabilmektedir. Verdiği acı duyusu yok denecek kadar azdır. Test uygulamasından 15 ile 20 dakika sonra değerlendirme yapılabilmektedir.

    Alerji testi yapılmadan kullanmamam gereken ilaçlar var mı?
    Evet var. Antihistaminik içeren öksürük şurupları, antihistaminik gibi bazı ilaçlar testi etkileyebildiği için testten 7 ile 10 gün öncesinde bu tür ilaçları kullanmamak gerekir. Bu nedenle testten önce hangi ilaçları kullanmamanız gerektiğini doktorunuzdan öğrenmeniz gerekir. Açlık veya tokluk önemli değildir.

    Ciltten alerji testi en erken hangi yaşta yapılabilir?
    Besin alerjileri için alerji testi 2-3 aylıktan itibaren yapılabilir. Astım ve alerjik nezle nedeniyle ciltten alerji testleri her yaşta yapılabilmekle birlikte 1-2 yaşından sonra yapılması uygun olur.

    Alerji testi kandan mı ciltten mi yapılmalıdır?
    Alerji testleri ciltten yapılması daha güvenilir sonuçlar vermesinden dolayı ciltten yapılması tavsiye edilir. Ciltten yapılan alerji testleriyle daha ayrıntılı sonuç elde edilebilmekte ve tedaviye daha doğru yön verilebilmektedir.

    Çocuklara alerji testini hangi doktor yapmalıdır?
    Çocuklarda alerji testi konusunda en deneyimli olan Çocuk Alerjisi uzmanlarıdır. Çünkü çocuklarda alerji testi tekniği yetişkinlerden bazı farklılıklar göstermekte ve test sonucunun ve çapraz reaksiyonların değerlendirilebilmesinde deneyim çok önemlidir. Aksi takdirde yanlış teşhis ve tedaviye neden olabilir. Hatta çocuğun yaşamını tehtid eden ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

    Kandan alerji testi ne zaman yapılmalıdır?
    Ciltten alerji testi yapılamadığı yaygın cilt alerjileri varsa, anti-histaminik denilen alerji ilaçlarının kesilemediği durumlarda tavsiye edilir.

    Alerji testinin tehlikesi var mıdır?
    Alerji uzmanları tarafından veya denetiminde yapılması durumunda ciddi reaksiyon görülme sıklığı yüz bin çocukta ikidir. Ancak deneyimsiz kişiler tarafından ve yanlış teknikle yapılması halinde bin çocuktan beş çocukta ciddi reaksiyonlar görülebilir ve ölümle sonuçlanan bildirimler vardır. Bu sebepten alerji uzmanı tarafından veya denetiminde olmadan alerji testinin çocuklara uygulanması çok yanlıştır.

    Alerji testi neden yapılır?
    Alerjik hastalığın tansında yardımcı olmak, alerjik hastalık gelişme riskini değerlendirmek, alerjik hastalığın tedavisine yön vermek; hangi alerjenlerden korunmamız gerektiğini öğrenmek, aşı tedavisine gerek olup olmadığını ve uygulanacak aşıda hangi alerjenlerin ve hangi dozdan oluşması gerektiği kararını vermek için yapılır. Bu yüzden çocuk alerji uzmanlarınca veya denetiminde yapılması çok önemlidir.

    Alerji testi kimlere yapılmalıdır?
    Alerji belirtileri olan ve devamlı koruyucu tedavi ihtiyacı olan tüm kişilere yaşa bakmaksızın iki aylıktan itibaren alerji testi yapılabilir. Bir aydan daha uzun süre hırlayan, 2 defadan fazla hırlama atağı geçiren bebeklere, astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi, arı alerjisi, ilaç alerjisi, lateks alerjisi belirtileri olan tüm çocuklarda uygulanabilir.

    İlaç alerjisi testi nasıl yapılır?
    İlaçlara karşı alerji testi için öncelikle test edilecek ilaçlar belirlenir. İlacın konantrasyonu en az riskliden normal doza kadar farklı konsantrasyonlarda hazırlanır. Önce normal cilt alerji testi yapılır ve arkasından cilt içine 20 dakika aralarla alerji testi uygulanır. Alerji testi bittikten sonra eğer alerji saptanmamışsa ilaç uygulanır ve reaksiyon verip vermediği test edilir. Bu testin sonucuna göre karar verilir. Test süresi yaklaşık 2 ile 3 saat arasında sürmektedir.

    Besin alerjisi testi nasıl yapılır?
    Ciltten alerji testi, kandan alerji testi ve yama testi (patch) olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sıklıkla ciltten alerji testi ve kandan alerji testi birlikte kullanılması önerilmektedir. Alerji testlerinin tek başına tanı koydurucu özelliği yoktur. Alerji testlerinde alerji saptanmaması alerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü alerjinin farklı tipleri olmasından dolayı alerji testleri ile alerji çıkmamasına rağmen farklı mekanizmalarla oluşan alerjiler olabilir.

    Yama testi (Patch testi) nasıl yapılır?
    Yama testi (Patch test), temasa bağlı alerjik cilt reaksiyonları teşhisinde kullanılan test yöntemidir. Sırt bölgesine uygulanır ve 48 saat sırtta kalır. 48 saat sonunda ve 72. Saat sonunda test değerlendirilir. Bu testin alerji uzmanlarınca yapılması büyük önem taşımaktadır. Can yakıcı bir test değildir.

  • DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU)

    DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU)

    DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU DEHB

    Pek çok kanaldan gelen uyarılara karşılık vermeye çalışıyor. Hem sizi dinliyor hem birine laf yetiştiriyor hem de televizyondan birşeyler izleyebiliyor. İstem dışı pek çok şey onun gözlemine takılır siz dikkatinizi 2-3 şeye verirken o aynı anda 10-15 şeyle ilgilenir. Bu onu zorlar ve zamanla sadece bir şeye odaklanmayı tercih eder ve diğerlerine kapatmaya başlar. “İstediğinde yapar” düşüncesi de buradan kaynaklanır. . Sürekli hareket halinde ve etkileşim içerisinde oluyor. Elleri dursa, ayakları durmaz. Uzun süre aynı yerde oturamazlar ve çok konuşmaları bitmez tükenmez enerjileri dikkat çekerler. Davranışlarını organize edemezler ve planlı çalışamazlar. Genellikle, sonunu düşünmeden eyleme geçerler. Tehlikeyi kestiremezler ve çok zaman küçük kazalara maruz kalırlar. Yaramazlık gibi görünen pek çok davranışın altından Dikkat Eksikliği ve/veya Hiperaktivite Bozukluğu çıkabileceğine dikkat çekmek istiyoruz.

    DEHB Nedir?

    Dikkat ve Hiper Aktivite Bozukluğu olarak tanımlanan bu tanı ilk önce 1960’dan günümüze pek çok araştırmaya konu oldu. Merak edilen şu bu bir hastalık mı, davranış bozukluğu mu? Çözümü tedavisi var mı?

    Belirli bir oranda hareketlilik normal kabul edilebilirken aşırı enerjisini kontrol edemeyen ve içinde bulunduğu şartlarda uyumu yitiren çocuklar kontrol dışı bu fiziksel aktiviteyle nasıl baş edebileceği öncelikle öğrenmesi, buna neden olan beslenme, eğitim, terapi ve tercih edilmese bile ilaç desteği de alması kaçınılmaz olur. Hiperaktif bir çocuğun sakinleşmesi içinde bulunduğu rahatsız edici halden çıkması için yardım alması gerekir.

    Hiperaktif Bir Çocukta En Belirgin Davanış Bozukluğu Nedir?

    Aşırı enerjik, dikkatini bir konuya verirken başka bir konuya oradan da başka bir konuya kaymasına engel olamayan, duyularından peş peşe aldığı dürtülerin baskısı altında kalıp sağlıklı seçim yapamayan ve bu nedenle başladığı işleri yarım bırakan kişilerdir.

    Hangi Yaşta Anlaşılabilir?

    Hiperaktivite en yaygın 2-6 yaş arasında fark edilir. Erkek çocuklarda en az 4 kat daha fazla görülür. En belirgin özellikleri düşünmeden dürtüsel hareket eder bu da yanlış kararları vermesine sebep olur.

    Benim Çocuğum Neden Hiperaktif

    Maalesef bunun cevabını net bir şekilde vermek mümkün değil. Bu durumda muhtemel nedenler üzerinde durulabilir. Zor bir hamilelik dönemi, anne ve babanın çocukluğunda benzer bir durum yaşayıp yaşamadıkları. Gıdalarda bulunan katkı malzemeleri (renklendirici ve bozulmayı önleyen kimyasallar). Aşırı bilgisayar oyunları, sosyal ve duygusal olaylar, ailede birinin ölümü, ailenin sık yer değiştirmesi hiperaktiviteyi körükleyebilir.

    Beyin Hareketleri

    Araştırmalar gösteriyor ki bazı hiperaktif çocuklarda sinir sisteminin farklı işliyor. Bu kişilerde sosyal etkilerle oluşan hiperaktiflerden farklı nörolojik kökenli olanları da olduğu söylenebilir. Bu çocuklar her ortamda motor yetileri düzensiz çalışıyor. yazdığı, çizdiği eksiklik ve düzensizlikler günlük yaşamda sürekli kendini tekrar ediyor. Nörolojik tip hiperaktivite toplumun yüzde 4’ünü etkilemektedir. Buna karşın ruhsal tip hiperaktivite de bu oran yüzde 20’dir. Yani ortalama her sınıfta 2 öğrenci bu sorunları yaşayabilir.

    Dikkat Eksikliği Ölçütleri

    1 – Belirli bir eyleme dikkat vermede zorlanma.

    2 – Dış uyaranlardan çok etkilenme ve çabuk dikkat dağılması

    3 – Dikkatsizliğin sebep olduğu hatalarda artış.

    4 – Başlanan işi sonuçlandıramadan yarım bırakılması.

    5 – Göz temasını yetersiz kurması.

    6 – Birden fazla işi ayn anda yapmaya çalışma.

    7 – Düşünmeyi sevmemek ve acelecilik.

    Dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden belirtiler neler?

    • Düzensiz ve dağınık çalışma

    • Aşırı hayal kurmak ve tutarsızlık

    • Bütünü düşünmekte güçlük ayrıntıya takılmak

    • Gereğinden çok detay hatırlama veya önemli bilgileri unutma.

    • Uyku düzensizlikleri

    • Sosyal ilişkilerde sorunlar

    • Öfke ve sinirlilik

    • Öz saygının azalması güven problemleri

    Dürtüsellik:

    • Soruları dinlemeden cevap vermeye çalışır.sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme

    • Sıra beklerken yerinde duramaz

    • Sık sık söz keser konuşmalarda araya girer.

    • Yaptığı/yapacağı işi sonucunu düşünmeden yapar

    Bütün bu sorunların hepsi çocuğunuzda bulunmayabilir ancak bu belirtilerden ne kadar fazla ise bu tanıyı destekler.

    Bunun yanında kişilik özelliklerine bakıldığında sıcak kanlı, enerjik, yaratıcı, sıcak kanlı, empati sahibi, çabuk arkadaşlık kurabilmesi de olumlu yönleri olarak değerlendirilebilir.

    Bu belirtilerin yanı sıra bu kişilerde; enerjik olma, yaratıcılık, sıcak kanlı ve cana yakın olma, esneklik, hoşgörü, risk alabilme gibi olumlu özellikler de görülebilir. Nörolojik belirtiler arasında; huzursuz bacak sendromu, uykuya geçmekte güçlük çekmek, bacaklarda karıncalanma, bacaklarda, sabah zor uyanmak vb. özellikler görülebilir.

    Teşhis için nereye müracaat edilmeli?

    İlk müracaat yeri bu alanda uzman bir hekim olmalıdır. Gözlemlediğiniz belirtiler başka sorunların varlığından da kaynaklanabilir ve bu kan tahlilleriyle belirlenebilir. ( Kurşun zehirlenmesi, hipertroid). Rutin testler yapıldıktan sonra DEHB tanısı kesinleşirse çocuğunuza ilaç başlamak isteyebilirler. Bu tür tedavilerde kullanılan ilaçların sayısı çok sınırlıdır.  Tedaviye İlaç başlansın veya başlanması bu konuda bilişsel ve bilinçaltına yönelik uygulamalardan yararlanmak üzere bu konuda deneyimli psikologlardan yardım almalısınız. Aile içinde ailenin sabrı, tutum ve davranışlarını da iyileştirmesi gerekir. Bunun için bu terapinin bir uzantısı da ebeveyn olarak sizi de kapsar.

    Tedavisi Ne Kadar Sürer?

    Tedavisi için iki aşama düşünülebilir. Kısa vadede odaklanma probleminin çözümlenmesi. Uzun vadede uyum ve kişilik gelişimiyle ilgili problemlerin çözülmesi gerekir.

    Hiperaktif Çocuklar Daha Mı Zeki Olurlar?

    Hiperaktif çocukların daha zeki oldukları düşünülmüş olsa bile bu bir yanılgıdır zeka ile doğrudan bir ilgisi yoktur. Normal zekanın üzerinde bir zekaya sahip olanlarda daha az efor ile okulda daha başarılı sonuçlar alabiliyor.

    İlaç Kullanmadan Da Başarılı Sonuçlar Alabilir miyiz?

    İlaçlar ailenin ve çocuğun şikayetçi olduğu aşırı hareketliliği ve dikkat eksikliğini daha hızlı kontrol altına alıyor ancak psikolojik destek sağlanmazsa bu etki ilaç kullanıldıkça yarar sağlıyor ve bir süre sonra ilaca süregelen bir iyileşme mutsuzluk yaratıyor. Psikoterapi, hipnoterapi, ergoterapi, bilişsel psikoterapi gibi destekleyici psikolojik tedaviler de ailenin bütçesini zorlayabiliyor.

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Ayrı Seyredebilir Mi?

    • Çocuk hem aşırı hareketli hem de dikkat dağınıklığı yaşıyor olabilir

    • Sadece dikkat sorunu yaşıyor olabilir

    • Sadece aşırı hareketlilik sorunu yaşıyor olabilir. Bunları ayrımını bir uzmanla birlikte yapmak daha sağlıklı olur.

    Çocuk ve Ergen Psikologların En Yaygın Yaptığı Testler

    Çocuklar ve Ergenlerin Değerlendirilmesinde Yararlanılan Testler ve Ölçekler

    Zekâ Düzeyi ve Performans ve Ruhsal Yapıyı Değerlendirmek İçin Yaptıkları Testler

    • WISC-R Zeka Testi

    • Stanford-Binet Zeka Testi

    • Kent-Porteus Zeka Testi

    • Gessell Zeka Bölümü Testi

    Kişilik ve Ruhsal Yapıyı Değerlendirme

    • MMPI (Minesotta Çok Yönlü Kişilik Envanteri)

    • Rorschach Mürekkep Lekesi Testi

    • Louisia Duss Projektif Yorumlama

    • TAT-Tematik Algılama Test, CAT

    • McHower Projektif Resim Çizme Testi

    Nöropsikolojik Test Bataryası

    • Cog-Dikkat/Konsantrasyon Testi

    • SPM/CPM- Matris Bilişsel Yargılama Testi

    • TOVA-Dikkat Değişkenleri Testi

    • NVLT-Sözel Olmayan Öğrenme Testi

    • VLT-Sözel Öğrenme Testi

    Sonuç Olarak;

    Bu durumu bir hastalık olarak görmektense bir sendrom olarak görmek gerekir. Zamanla geçer anlayışı kontrol altına alınmayan DEHB sorunları ileri yaşlarda %40 oranında artış gösteriyor. Kişi suç işlemeye meyilli oluyor ve hapse girme, uyuşturucu, alkol, kaza yapmak gibi risklere açık oluyor. “Ne yapalım ben böyleyim” deyip geçilecek bir sorun değildir. Beraberinde özgüven, sosyalleşme, ilişki v.s sorunlarında zamanla eşlik etme ihtimali çok yüksektir. Kısa vadede ilaç ile kontrol altına alınabilir. Uzun vadede psikoterapi ve alternatif psikoteknik yöntemlerle muhtemel zararlarından korunacaktır. Bunun için bir yandan çocuk desteklenirken bir yandan da aile ve eğitimcileri danışman uzmanınız tarafından bilinçlendirilmelidir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Kadın sağlık çalışanlarının serviks kanseri farkındalığı

    • Can H, Kılıç Öztürk Y, Güçlü YA, Öztürk F, Demir Ş. Kadın Sağlık Çalışanlarının Serviks Kanseri Farkındalığı. Tepecik Eğit Hast Derg 2010;20(2):77-84

    KADIN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SERVİKS KANSERİ FARKINDALIĞI

    CERVICAL CANCER AWARENESS OF FEMALE HEALTH EMPLOYEES

    ÖZET

    AMAÇ: Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (TEAH) görev yapan kadın sağlık çalışanlarının serviks kanseri, serviks kanserinin risk faktörleriyle ilgili bilgi düzeylerini; bu kanser türünden korunmada ve erken tanıda yaşamsal önemi olup rutin olarak önerilen jinekolojik muayene ve pap yayma konusundaki tutum ve alışkanlıklarını belirlemektir.

    GEREÇ VE YÖNTEM: Kesitsel, tanımlayıcı olarak planlanan çalışma, 2010 Ocak ayı boyunca, TEAH'de çalışan kadın sağlık personeli ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kadın sağlık personeli içinden halen veya geçmişte cinsel aktif olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 316 kadın ile tamamlanmıştır. Histerektomi ameliyatı geçirmiş ve/veya jinekolojik kanser tanısı almış hastalar çalışma dışı bırakılmıştır.

    BULGULAR: Çalışmaya katılan 316 kadın sağlık çalışanından 110'u (%34,8) daha önce en az bir kez Pap yayma testi yaptırmış, 206'sı (%65,2) ise bu testi hiç yaptırmamıştır. Bu kadınların 73'ünün (%23,1) düzenli olarak jinekolojik muayene yaptırdığı, 243'ünün (%76,9) hiç jinekolojik muayene yaptırmadığı saptanmıştır. Çalışmamızda Pap yayma testi hakkında bilgi sahibi olanlarda, düzenli jinekolojik bakı yaptıranlarda, serviks kanseri ve riskleri, Human Papilloma Virüs ve aşısı hakkında bilgi sahibi olan kadınlarda Pap yayma testi yaptırma oranı yüksek olarak saptanmıştır.

    SONUÇ: Sağlık personelinin, koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolü nedeniyle bilgi eksikliklerinin giderilmesi için hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, epidemiyolojik çalışmalarla bilgi düzeylerinin ve eksikliklerinin belirlenmesi gerekmektedir.

    Anahtar Sözcükler: Serviks kanseri, Kadın sağlık çalışanları, Pap yayma testi