Etiket: Test

  • Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Gebelik Takibi

    Uzman doktorumuz Yelda Doğan‘a gebelik takibi hakkında merak ettiklerimizi sorduk.Tıbben gebeliğin ilk günü kadının en son gördüğü adetin ilk günüdür. Fakat kadın gebe olduğunu adeti gecikince yani en az 30-35 gün sonra öğrenir.

    Genellikle adet gecikmesi olan hanımlar ya koşup eczanede satılan gebelik testlerinden bir tane alıp kendi kendilerine test yaparak ya da bir hastaneye veya bir laboratuvara gidip kan testi yaptırarak gebeliklerini öğrenirler. İşte bundan sonra çok fazla vakit kaybetmeden bize başvurmaları gerekir. Çünkü gebeliğin başlangıcında yapılması gereken en önemli şey vajinal ultrasondur. Vajina yoluyla yapılan erken gebelik ultrasonu oluşan gebeliğin normal yerinde yani rahim yani uterus içinde olup olmadığını ve gebelik eğer normal yerinde ise sağlıklı görünüp görünmediğini, herhangi bir düşük riskinin olup olmadığını anlamaya, eğer normal yerinde değilse servikal yerleşimli bir gebelik olup olmadığı, Ektopik yani Dış Gebelik olup olmadığını, Dış Gebelik ise hangi safhada olduğunu,dış Gebeliğin bir Cerrahi operasyon gerektirip gerektirmediğini ya da ilaçla tedavi edilecek durumda olup olmadığını tespit etmeye yarayan ALTIN DEĞERİNDE BİR TANI ARACIDIR.

    Gebeliğin ilk 12 haftasında Vajinal Ultrason yapılmalı ve Gebeliğin sağlıkla gidişatı en yakın şekilde takip edilmelidir. Halk arasındaki YANLIŞ inanışın tersine Vajinadan yapılan Ultrason ve muayene gebeliğe bir zarar vermez.

    11-14. gebelik haftasında yapılan gebelik ultrasonu bebeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için bize çok büyük ip uçları verir. Bu haftalarda bebeğin NT ölçümü olarak bilinen Ense Derisi Kalınlığının ölçümü yapılır ki bu bize bebekte kromozomal bir anomali olup olmadığını anlamakta %90-%95 oranlarda sensitivite sağlayan bir ULTRASONİK ÖLÇÜMDÜR. Fakat sizleri mutlaka bilmesi gereken şey bu ölçümü ULTRASON CİHAZI YAPMAZBu ölçümü yapabilen ve bu konuda tecrübesi,bilgisi ve becerisi ile ön plana çıkmış bir UZMAN HEKİM YAPAR. Bu haftalarda yine kromozomal anomalilerin saptanabilmesi için İKİLİ TEST adı verilen bir test yapılır ki deneyimlerimize göre güvenilirliği düşük bir test olduğu için biz hastalarımıza yaptırmalarını çok önermiyoruz. Böylece Anne adaylarımızın hem kafası karışmamış oluyor hem de bütçeleri gereksiz bir teste para vermeyerek sarsılmamış oluyor

    16-18. gebelik haftasında bebeğimizin CİNSİYETİ tamamen beligin hale geliyor ve Aileler bebekleri için oda tanzimine başlıyorlar. Bizim için en önemli gebelik haftalarından olan bu haftalarda ÜÇLÜ TEST olarak bilinen ve kanda üç tip maddeye bakılarak yapılan teste bir madde daha eklenip daha hassas ve güvenilir hale getirilen DÖRTLÜ TEST yaptırıyoruz. Dörtlü Test tüm gebelerimize yaptırdığımız bir kromozomal anomali testidir. Eğer Dörtlü Testte bir problem çıkarsa gebelerimize AMNİOSENTEZ denilen testi yaptırıyoruz.

    Günümüzde artık 35 yaş üstü her gebeye eskiden olduğu gibi hemen Amniosentez önermiyoruz. Mutlaka Dörtlü Test yaptırıyoruz. Ancak Dörtlü Testte bir problem çıkarsa Amniosentez öneriyoruz.

    22-24.hafta Gebelik Ultrasonu Gebeliğin En Önemli Ultrason Muayenesidir. AYRINTILI ULTRASON ya da TARAMA ULTRASONU denilen bu Ultrason Muayenesi ; 22-24. haftalarda bebeğin tüm organlarının gelişimi tamamlandığı için her hangi bir organ anomalisi, bir sakatlığı olup olmadığı detaylı olarak Ultrason ile taranarak yapılır. Bu ultrason muayenesi de yine bu işte uzmanlaşmış bilgili, becerili, tecrübeli bir Kadın Doğum Uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Bu önemli ultrasonik muayeneler ve testlerin hepsinin amacı bebekte bir kromozomal anomali veya sakatlık olup olmadığını saptamak içindi. Bundan sonra bebeğimizin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesini takip ederiz.

    Tabi ki bununla birlikte Anne adayının da sağlıklı bir şekilde gebeliğini takip etmek, gebeliğin anne sağlığını bozmaması için gereken tüm yaklaşımlarda bulunulur. Bunlar Anne adayımızın her muayenede tansiyonu ölçülür. Ağırlığı ölçülür. Ödemi var mı? Yok mu? Kontrol edilir. Zaman zaman idrar tahlili, kan sayımı, karaciğer fonksiyon testleri bakılır. Her geldiğinde Anne ve Baba adayları ile bebeğe hazırlayıcı ve tedirgin bekleyişlerini rahatlatıcı sohbetler yapılır.

    Bundan sonra her üç haftada bir, Gebeliğin 34. haftasından sonra da her hafta hem anne adayını hem bebeği kontrol ederek en sağlıklı bir şekilde, Doğum denilen ve bir kadın için hayatının en önemli hadiselerinden biri olan mucizevi olay için tüm hazırlıklar tamamlanmış olur.

    Doğum şeklini belirlemek için son haftalarda bebeğin geliş pozisyonu, anne adayının çatısının durumu vajinadan yapılan özel bir muayene ile tespit edilir. Her zaman doğumda ilk tercihimiz Normal Vajinal Doğumdur. Ancak gerekli koşullar sağlanamadığında ikinci tercihimiz olan Sezaryen’e yöneliriz.

    Her iki doğum şeklinde de tecrübelerimizle, hassas ve duyarlı yaklaşımımızla, samimi tavırlarımızla ve her anne adayını kendi kardeşimiz gibi görerek bebekleri ile birlikte en sağlıklı şekilde hastaneden evlerine mutluluk ve Anne olmanın kutsal gururu içinde gönderiyoruz. Allah bu mutluluk ve gururumuzu daim etsin,İnşallah…..

  • SERVİKAL SMEAR

    SERVİKAL SMEAR

    Pap smear testi, aynı zamanda, vajnal smear, servikal smear, servikal yayma diye de adlandırılan günlük pratikte smir (dilimizde okunuşu) diye adlandırılan ve rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında kullanılan bir testtir. Biz yazımızda bu testten kısaca smear diye bahsedeceğiz.
         

    Smear testinde ana amaç rahim ağzından, mikroskop altında incelenmek üzere dökülen hücreleri toplamaktır. Rahim ağzı, vajinanın üst kısmında bulunan, rahim ve vajina arasındaki bağlantıyı sağlayan, rahimin alt ve dar kısmıdır.
         

    Smear testi ile rahim ağzı kanserinin veya öncü bulgularının erken tanısı konur. Böylece tedavi için büyük şans sağlar. Rahim ağzı kanseri uzun süren bir gizli hastalık döneminden sonra ortaya çıkar. Bu dönemin tanınmasında smear taraması çok önemlidir ve rahim ağzı kanserine bağlı ölümleri %72 oranında azalttığı saptanmıştır. Tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de erken tanı hayat kurtarıcıdır. Anormal hücrelerin smear ile erken saptanması, kanserleşme meydana gelmeden süreci durdurmak için atılacak ilk adımdır.             

    Smear taraması ile rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserler arasına girmiştir ve kadın sağlığı açısından çok önemlidir.              

    SMEAR NEDEN YAPILIR              

    Smear yukarda da bahsedildiği gibi, rahim ağzı kanseri taraması ve önlenmesi amacıyla yapılır. Bu test 30 yaşın üstündeki kadınlarda, HPV (Human Papiloma Virüs) testi ile kombine edilebilir. HPV cinsel yolla en sık bulaşan ve bazı tipleri, kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilen bir virüstür.             

    KİMLER PAP SEMAR YAPMALIDIR?             

    Smear testin genellikle 21 yaşın üzerinde kadınlara önerilmektedir. Ancak doktor gerek gördüğünde bu test daha erken yaşlarda ve değişik sıklıklarda da tekrar edilebilir.             

    PAP SMEAR NE SIKLIKTA YAPLMALIDIR?              

    21-65 yaş arasında, 3 yılda bir smear yapılması genellikle tavsiye edilendir. Şayet HPV testi ile kombine ediliyor ise smear testinin sıklığı 5 yılda bire düşürülebilir.              

    Ancak bazı risk faktörleri var ise, yaşa bakılmaksızın çok daha sık aralıklarla smear testi yapılabilir. Bu risk faktörleri şunlardır;

    • Daha önce smear testinde kansere dönüşme ihtimali olan hücrelerin varlığı
    • AIDS enfeksiyonu
    • Transplantasyon, kemoterapi veya uzun süreli steroid kullanımına bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflaması.

    Gebelerde smear ilk 3 ayda güvenle yapılır, işleme bağlı olarak hafif lekelenme olsa da bu düşüğe yol açmaz.

    KİMLER SMEAR YAPTIRMAYABİLİR?

    Aşağıdaki bazı durumlarda smear testi yaptırılmayabilir;

    • Rahim alma ameliyatında rahim ağzı, genellikle rahim ile beraber komple olarak alınır. Bu ameliyatı olan kadınlar, ilerde smear testine devam edip etmeyeceklerini doktorlarına sormalıdır. Şayet myom ve benzeri sebeplerden dolayı rahim alınmış ise genelde smear takibine gerek kalmaz. Ancak rahim ağzı kanseri veya kanser öncüsü süreçler nedeniyle ameliyat yapılmış ise smear takibi önerilebilir.
    • Şayet daha önceki smear tetkikleri normal ise genellikle 65 yaş sonrasında smear taraması önerilmez.

    İlk tarama yaşı, sıklığı ve taranacak kitle ile ilgili farklı ülkelerde ve farklı kliniklerde farklı uygulamalar olabilmektedir.  Burada önemli olan doktorun kararıdır ve her hasta, tarama yaşı, sıklığı açısından kendi risk faktörleri açısından değerlendirilir.

    SMEAR NE KADAR GÜVENİLİRDİR?             

    Smear testi rahim ağzı kanseri taraması için oldukça güvenilir bir yöntemdir. Ancak yine de %100 her rahim ağzı kanserini yakalamaz. Nadiren smear sonucu normal geldiği halde anormal hücreler bulunabilir.
    Bu durum bir hata yapıldığı anlamına gelmez. Aşağıdaki durumlarda anormal hücreler smear ile saptanmayabilir

    • Smear alınırken örneğe az hücre girmesi
    • Anormal hücre sayısının oldukça az olması
    • Kan veya iltihap hücreleri ile anormal hücrelerin örtülmesi

    Bazen anormal hücreler smearde saptanmayabilir. Ancak düzenli takipler yapılırsa, zaman hastanın lehine işler. Çünkü rahim ağzı kanseri gelişimi yıllar içinde olur ve ilk smearde saptanamayan anormal hücreler bir sonraki smearde saptanır.

    SMEAR TESTİNE GİDERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    Smear testinin doğruluğunu arttırmak için test için gitmeden önce bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir

    • Smear testinden 2 gün öncesine kadar cinsel ilişkiden, vajinal duştan, vajinal fitiller ve kremlerden kaçınmak gerekir. Çünkü bu işlemler anormal hücrelerin saptanma olasılığını azaltır.
    • Adet kanaması döneminde smear testinden kaçınmak gerekir. Çünkü kan hücreleri de anormal hücrelerin saptanmasını zorlaştırabilir.

    SMEAR TESTİ NASIL ALINIR?

    Smear testi oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir. Ofis şartlarında bile yapılabilir. Test jinekolojik masada ve jinekolojik muayene pozisyonunda alınır. Öncelikle vajinaya, spekulum denilen bir alet yerleştirilerek vajen duvarları birbirinden ayrılır. Böylece rahim ağzı daha rahat görünür hale gelir. Daha sonra doktor ucu plastik bir fırça veya spatula ile rahim ağzından sürüntü alır.  İncelenecek olan hücreler o sürüntünün içindedir. İşlem esnasında kesme veya koparma şeklinde bir uygulama yoktur. Bu nedenle tamamen ağrısızdır.

    SMEAR SONRASI?

    Smear testini aldırdıktan sonra günlük aktivitelerinize dönebilirsiniz. Uygulanan yönteme göre toplanan hücreler ya özel bir sıvının içine konarak (sıvı bazlı smear) veya ince bir camın üzerine yayılarak (klasik smear) laboratuvara yollanır. Örnekler laboratuvarda mikroskop altında incelenerek kanser veya kanser öncüsü olabilecek hücreler araştırılır. Bu işlemler uzun süren işlemler değildir ve testin sonucu genelde birkaç gün içinde çıkar.

    SMEAR SONUÇLARI NASIL RAPORLANIR?

    Smear daha ileri tetkik gerektiren şüpheli durumlar için doktorunuzu uyarır.
    Normal sonuç; hücrelerde herhangi bir anormallik olmadığını gösterir. Bu durum herhangi bir tedavi ve ileri tetkik gerekmediği anlamına gelir. Bir sonraki smear zamanına kadar ayrıca bir şey yapmaya gerek yoktur.  Bu duruma test negatif denir. Ancak buradaki “negatif” kelimesi bir olumsuzluk ifadesi değildir.

    Anormal sonuç; anormal veya olağandışı hücrelerin saptanmış olduğunu ifade eder. Bu durumda test pozitif denir. Ancak bu sonuç hastada rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. Tespit edilen anormal hücrelerin tipine göre sonuç yorumlanır.

    Anormal sonuçlarda sık duyabileceğiniz teşhisler ve yapılacak ileri araştırmalar şunlardır;

    ASCUS (Önemi Bilinmeyen Atipik Hücre): Rahim ağzını normalde örten sukuamöz hücreler denilen, yüzeysel yassı hücreler vardır. Bu hücrelerdeki anormalliği gösterir. Ancak bu anormallik kanser öncüsü hücreler bulunduğu anlamına gelmez. Bu durumda ek olarak HPV testi yapılarak, rahim ağzı kanserine yol açabilecek virüslerin varlığı araştırılabilir. Şayet yüksek riskli virüsler saptanmaz ise pek endişe etmeye gerek yoktur ve 4-6 ay sonra smear tekrarı yapılır. Ancak yüksek riskli HPV virüs tipleri saptanır ise ileri araştırma yapmak gerekir.

    SIL (Sukuamöz İntraepitelyal Lezyon): Bu tanı smearde toplanan hücrelerin kanser öncüsü olabileceğini düşündürür ve ileri tetkik gerektirir. Hücrelerin şekli, boyutu ve diğer özelliklerine bakılarak SIL, yüksek ve düşük dereceli olarak iki gruba ayrılır.
     

    • Düşük dereceli SIL, yıllar içinde rahim ağzı kanseri gelişme olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir.
    • Yüksek dereceli SIL, çok daha erken dönemde rahim ağzı kanseri gelişme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösterir.

    Atipik Glandüler Hücreler: Glandüler hücreler, bez hücreleridir ve mukus denilen berrak yapışkan bir sıvı salgılar. Bu hücreler rahim ağzı iç lümeninde ve rahimde bulunur. Bu hücrelerdeki değişiklik kanser olduğu anlamına gelmez ama mutlaka ileri araştırma yapmak gerekir.
     

    Skuamöz Hücreli Kanser veya Adenokarsinoma: Bu hücreler görüldüğünde kanser teşhisi kesindir. Skuamöz hücreli kanser, rahim ağzını veya vajeni örten yüzeysel hücrelerden kanser geliştiğini gösterir. Adenokarsinom ise bez hücrelerinden kanser geliştiğini gösterir. Bu durumlarda hemen tetkik ve tedaviye başlanmalıdır.

    Smear sonucu anormal geldiğinde, genellikle kolposkopi denilen bir işlem ile ileri araştırma yapılır. Rahim ağzı kolposkop denilen optik bir cihazla, görüntü büyütülerek ve doku boyanarak incelenir. Şüphe edilen bölgelerden biyopsi yapılarak doku parçası alınır ve bu parça kesin tanı için incelenir.
    Tüm bunların ışığında; smear testi oldukça önemli bir tarama testidir ve hayat kurtarır. Bu nedenlerle aksatılmadan yapılması gereken bir testtir.

  • GEBELİK VE DOĞUM

    GEBELİK VE DOĞUM

    Gebelik Öncesi Hekime Başvurunun Önemi
    gebelik-oncesiGebelikte oluşabilecek birtakım problemlere karşı önceden tedbir alınabilmektedir. Bunların başlıcalarını sıralarsak:Üreme çağındaki bir bayanın gıda ile veya ilaç şeklinde günde en az 400 mikrogram folik asit alması gereklidir. Folik asit alımının gebe kalmadan önceki 3 ayda başlanması ve gebeliğin en az ilk 3 ayında alıma devam edilmesi önerilmektedir.Kızamıkçık ve Suçiçeği gibi enfeksiyonlar sakat dogumlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik planlayan bir bayan eğer daha önce kızamıkçık (rubella) enfeksiyonu geçirmedi ise gebelik öncesi aşılanmalı ve aşı sonrası en az 3 ay geçtikten sonra gebe kalmalıdır. Suçiçeği içinde aşı yapılabilinir.Anemi ve troid fonksiyonları da yapılacak kan testleri ile degerledirilmelidir.Dengeli vesağlıklı beslenmeyi sağlayan bir diyette hastalarımızı riskli gebelik grubundan kurtarabilmektedir.Vitamin D eksikliğininde gebelikte preeklempsi, gebelik diabeti, erken doğum, bebekte gelişme geriliğinde etken olduğunu unutmamalıyız.
    Gebelikte Beslenme
    Hem aşırı, hemde düşük kilolu bayanlar gebeliğin kötü sonlanması açısından risk altındadırlar.Gebelikte, gebe olmayana göre hastanın kilo ve aktivasyonuna bağlı olarak yaklaşık %15 yani 300-500kcal fazla alması yeterli olmaktadır.Gerektiğinde belirli haftalarda eklediğimiz demir, vitaminler, kalsiyum ve magnesiumda önemlidir.Bol sıvı tüketimi şarttır.
    Gebelikte Egzersiz
    gebelikte-egzersizDüzenli ve ağırlık kullanmadan yapılan (yüzme, yürüyüş gibi)sporlar anneyi doğuma hazırlar ve doğum sonrası eski formlarına dönmeyi kolaylaştırır.Egzersizin Yasak Olduğu DurumlarGebeliğin indüklediği hipertansiyon,erken membran rüptürü, erken doğum öyküsü, servikal yetmezlikte, kanama ve gelişme geriliğinde ayrıca annede kalp ve akciğer hastalıklarında egzersiz önerilmemektedir.
    Yüksek Riskli Gebelikler
    Tekrarlayan gebelik kayıpları
    Rahim ağzı yetmezliği(servikal yetmezlik)
    Gebeliğe bağlı hipertansiyon(preeklampsi)
    Gebeliğe bağlı diyabet (gestasyonel diabet)
    Gebelik kanamaları(plasentanın erken ayrılması, plasentanın rahim kanalını örtmesi)
    Eken doğum tehdidi
    Erken membran rüptürü
    Amnion sıvısı fazlalığı veya azlığı (polihidroamnioz veya oligohidroamnioz)
    Gelişme geriliği
    Çoğul gebelik
    Gebelik kolestazı (kaşıntı ile kendini gösterir)
    Annenin yaşı, gebelikte geçirdiği enfeksiyonlar (rubella, toksoplazmagibi), sigara alkol kullanımı, radyasyon ve bazı ilaçlar, ailedeki genetik hastalıkların öyküsünün pozitif olması gebeyi riskli gruba alır.
    Gebelikte Rutin Testlergebelikte-testler
    Kan grubu, tam kan sayımı, biyokimya, Rubella, VDRL, Toksoplazma, Hbs, HIV gibi serolojik testler, idrar tetkiki ve kültürü, smear testi ilk vizite istenir.
    11 – 14 hafta arasında ikili test, ultrasoda ölçülen ense kalınlığı ve nazal kemik ölçümüyle beraber değerlendirilir.
    Riskli grupta CVS önerilir.
    16 – 18 hafta arasında üçlü veya dörtlü test istenir.
    Riskli grupta Amniosentezönerilir.
    18 – 20 haftalar arasında anomali tarama ultrasonu ve gerektiğinde ilerleyen haftalarda fetal eko eklenir.
    24 haftada şeker yükleme testi ve yine takipler sırasında idrar tetkiki kültürü heemogram ve biyokimya tahlileri tekrarlanabilir.
    Rh uygunsuzluğu dediğimiz annenin kan grubu – baba ise + olduğunda indirek coombs testi yapılarak takip edilir. Riskli durumlarda kanama, amniosentez gibi işlemlerden sonra ve 28. gebelik haftasında ANTİ D yapılmalıdır.
    NST ise gebelik haftasına ve hastanın şikayetine göre başvurulan, bebeğin kalp atışlarını ve annedeki rahim kasılmalarını gösteren tetkiktir.
    Doktorunuzu Arayın
    Bebek hareketinde azalma
    Suyun gelmesi
    Kanama
    Tansiyon yükselmesi, görme bozukluğu, ciddi mide agrısı(epigastrik ağrı), elde yüzde şişlik
    Düzenli sancıların başlaması
    Normal Doğum
    Birinci Evre: Ağrıların başlamasından rahim ağzının tam olarak(10 cm) açılmasına kadar geçen süredir. Bu evre ilk doğumlarda 10 – 12 saat kadar sürebilir..İkinci Evre: Rahim ağzının tam olarak açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süreyi kapsar. İlk doğumda yaklaşık olarak 1 saat sürer. Enerjisini doğru ayarlayan ve ıkınma ile inişi kolaylaştıran hastalarımızda bu evre çok daha kısa sürebilir. Burada doğumu yöneten biz hekimlere çok görev düşer.Üçüncü Evre: Doğumunu takiben plasenta ve zarların tam çıkmasını kapsar.
    Ağrısız Normal Doğum
    Epidural anestezi anestezi uzmanınca uygulanan bele yerleştirilen bir katater sayesinde verilen ilaçlarla anne ağrı hissetmemektedir. Bu sırada doğum ilerlemekte ayrıca annenin ıkınma refleksinide etkilemeden doğum ağrısız geçmektedir. Bu anestezi şekli son evrede olan epizyotomi ve onarımındada hastaya ve ekibe büyük konfor sağlamaktadır.
    Sezeryan
    Sezaryan vajinal doğuma göre maliyeti daha yüksek, daha ağrılı ve iyileşme süreci daha uzun olan ancak bazen hayat kurtarıcı bir doğum şeklidir.
    Başlıca Sezeryan Endikasyonları
    Fetal sıkıntı(fetal kalp atışı bozulması)
    Baş geliş dışında diğer geliş anomalileri
    Önceki sezeryan
    Çoğul gebelikler
    Plasenta plevia (plasentanın rahim azgında yerlesmesi) ve plasentanın erken ayrılması
    Baş pelvis uygunsuzlukları
    İri bebek

  • Smear testi (CVS) nedir?

    Smear testi (CVS) nedir?

    Kadınlarda en tehlikeli kanser türleri olan, vulva, vajina, rahim ve rahim ağzı kanserlerinin erken tanı ve teşhisini sağlayan teste smear testi denilmektedir. Senede bir defa yapılacak olan bu basit test ile kanser taraması yapılabilmekte ve erken tanı koyulabilmektedir. Erken dönemde teşhis edildiğinde tam şifa ile sonuçlanan bir durumdur.
    Bu testteki en önemli amaç, özellikle rahim ağzı kanserlerinin ve kanser öncesi (prekanseröz) lezyonların erken tanınmasıdır. Son yıllarda jinekolojik muayene ve jinekolojik kontrollerin rutin bir parçası haline gelmiştir.
    Pap-Smear Testler ile rahim ağzı kanserlerinden meydana gelen ölümlerin azalmasında çok başarılı olunmuştur. Bir kadın rahim ağzı kanseri olmadan önce kanser öncesi birkaç evre geçirir. Bu evre genellikle bir yılın üstünde bir süreçtir.
    Bu sürecin son evrelerinde şikayetler ortaya çıkmaya başlar. Serviks kanserinde şikayetler ortaya çıktıktan sonra da ne yazık ki hastalık yayılmıştır.
    Şikayetler ortaya çıkmadan önce önleminizi alın. Senede bir defa smear testinizi yaptırınız.

  • Allerjik deri testleri

    Allerji deri testleri, allerjene karşı duyarlılığı belirlemede gerek güvenilirlik gerekse uygulama kolaylığı nedeniyle kliniklerde en önemli teşhis aracıdır.

    Atopi, alerjiye yatkınlık anlamında kullanılan bir kavramdır. Çevresel alerjenlere karşı oluşan IgE üretimine, deri ve mukozaların çevresel ajanlara aşırı duyarlı olmasını ifade eder. Atopi genellikle ailesel özellikte olup, genetik geçiş kuşaktan kuşağa düzensizdir. Gelişmiş ülkelerde toplumdaki sıklığı %30-40 olmasına rağmen, aşikar hastalık görülme oranları %5-10 ‘civarındadır. Atopik kişilerde total IgE düzeyi artmıştır. Bu durum, solunum sisteminde alerjik rinit, deride ekzema, mide-barsak sisteminde enterit, gözde alerjik konjoktivit yapabilir.

    Deri testleri, alerjik duyarlılığın belirlenmesinde kullanılan testlerdir. Allerjenlerin tesbiti, tedavilerde önemlidir. Gelişmiş ülkelerde hava kaynaklı alerjenlerin dağılımı düzenli olarak belirlenmekle birlikte, ülkemizde bu konuda sadece yerel raporlar mevcuttur. Ağaç polenleri, erken bahar döneminde yayılır ve yaz başında sonlanır. Ot polenleri yaz başında yaygındır ve yaz sonunda sonlanır. Hububat ve yabani ot polenleri ise geç yaz ve güz döneminde yayılım yaparlar. Ev tozu akarları ve mantar sporları tüm yıl ortamda bulunabilir. Özellikle nemli bölgelerde ev tozu akarlarının yoğunluğu artar.Bu durumlar göz önünde bulundurularak, test panelinde kullanılması gereken alerjenler seçilmelidir.

    Test yapılmadan önce hastanın kullandığı özellikle test sonucunu etkileyecek ilaçlar ayrıntılı sorgulanmalıdır. Hastaların şikayetleri ile ilgili alerjenler seçilmelidir. Acil ve anaflaksi durumunda hastaya müdahale edebilecek ortam ve deneyimli personel tarfından uygulanmalıdır.

    Yama testi: Allerjik kontakt dermatit (Allerjik ekzema) tanısında kullanılan bu test, standart seri ve özel yama testi (dental, kozmetik, ilaç, giyim) serileri ile uygulanır. Sırta yapıştırılan alerjen emdirilmiş bantlar 48 saat sonra çıkarılarak değerlendirilir. Geç alerjik reaksiyonlar oluşabileceği için 72. Veya 96. Saatte test yeniden değerlendirilir. Test bantları yapıştırıldıktan sonra hasta banyo yapmamalı, bantların ayrılmasına yol açacak fiziksel etmenlerden uzak durmalıdır.Yama testi ile nikel, kobalt vb metaller, fragrance mix, peru balsamı, lanolin , colophony, paraben mix vb gibi özellikle kozmetik ürünlerde bulunan maddeler, formaldehit gibi tekstil, deri sektöründe kullanılan maddeler, lastik endüstrisinde kullanılan maddeler tesbit edilir. Hastalık sebebi net olarak anlaşıldığından, tedavisi ve korunma yolları daha net belirlenir.

    Fotoyama testi: Fotoallerjik dermatit denen, güneş gören bölgelerde bazı ilaç ve maddelerin UV hassasiyeti ile oluşan ekzamalarda uygulanır. Allerjenler sırta simetrik uygulanarak bir taraftaki bant 48 saat sonra kaldırılır. Daha sonra 5-15 J/ cm2 UVA uygulanıp siyah bir bant kapatılır. 2 gün sonra sırttaki tüm materyaller kaldırılıp , değerlendirme yapılır.

    Prick test: Bu test genellikle ön kol iç yüze ( nisbeten kılsız bölge) ve sırta , allerjen solüsyonları damlatılarak, lanset vb delicilerle deriyi delerek uygulanır. Bu test sırasında mutlaka pozitif ve negatif kontrol uygulanarak, testin doğruluğu ve başarısı değerlendirilir. Prick test ile mevsimsel hapşırma, burun akıntısı, göz yaşarması olan kişilerde, Ağaç, hububat, ot polenleri, ev tozu akarları, mantar sporları, kedi köpek tüyü, latex, kahve, kırmızı ve karabiber, yumurta akı ve sarısı, meyvalar, ceviz, soya, kakao, dometes vb gıdalarla olan alerjiler saptanır. Halk arasında sıklıkla bilinen testtir. Bu test sonrası tesbit edilen alerjen maddelere karşı, aşılama ve tedaviler uygulanabilmektedir.

    Ülkemizde farklı sektörlerde sanayileşme atağı yaşayan ,yeşillikleri ve doğası ile göz dolduran birçok şehir mevcut. . Araba, metal, kimyevi maddeler, tekstil ve boya, gıda üretim ve depolama sanayi çalışanlarında sıklıkla kontakt dermatit hastalıklarını görmekteyiz. İş güvenliği mekanizmaları yerinde ve dikkatle uygulandığında , teması engelleyerek bu sıklığı azaltmak mümkündür. Ekzamalar mesleki hastalık olarak da kabul edilmektedir. Yine ev hanımlarının ellerinde görülen el ekzamaları, kullanılan deterjan, su vb hatta kullanılan ilaç ve nemlendiricilerde bile bulunan maddelere karşı irritasyon ve alerji yapabilir.

    Doğa özellikleri ile ağaç ve ot polen alerjileri, nemli ortamda artan ev akarları ve mantar sporlarının alerjileri alerjik rinit, konjoktivit hatta astım tabloları ile karşımıza çıkabilmektedir.

    Allerji fikrimce zor bir tablodur. Kişinin kendi yaşam şartları ve korunma yolları tedaviyi birinci derecede etkiler. Aşırı bilinç ve sabır gerektiren bir durum olduğu için, bu testler teşhis açısından son derece önemlidir. Nedeni bilmek tedavinin en az yarısını oluşturacağından, bu şikayetleri olan kişilerin alerji testlerini yaptırmalarını bir dermatolog olarak öneririm.

  • İkili, Üçlü, Dörtlü Tarama Testleri Nedir?

    İkili, Üçlü, Dörtlü Tarama Testleri Nedir?

    Bu testler, 1992 yılından itibaren gebe takiplerinde rutin testler arasına girmiş olan TARAMA testleridir. Bunlar neyi tarar? Her birini ayrı ayrı yapmaya gerek var mıdır?

    Bu testler, gebelerde taşıdıkları bebeğin tüm canlı doğumlarda nispeten daha sık görülen Trisomy 18 ve Trisomy 21 olarak bilinen kromozomal hastalıkları taşıma olasılıklarını hesaplayan bir testtir. Kısaca bir tanı testi değil risk belirleme testidir. Anne kanından bakılarak yapılır. Bu testler yoruma açık olmayan rakamsal bir sonuç verir. Örneğin Üçlü test için konuşursak 1/250 nin (yani 250 de bir görülme olasılığı) üzerindeki değerler yüksek riskli (veya tarama pozitif), altındaki değerler düşük riskli (veya tarama negatif) kabul edilir. Çok analitik bir durum yani. Doktorun yorum katması mümkün değil.

    Eğer hastada yapılan bu testlerden hastaya yapılan biri sonuç olarak riskli bölgede çıkarsa TANI TESTLERİ’ne başvurulur. Bunun için yapılması gereken ise gebeliğin yaşına bağlı olarak AMNİOSENTEZ (bebeğin içinde bulunduğu sıvı ortamdan numune almak) KORYON VİLLUS ÖRNEKLEMESİ( bebeğin eşinden numune almak) veya KORDOSENTEZ (bebeğin göbek kordonundan kan örneği almak) dir. Bunlar tanı koydurucu testlerdir. Ayrıca son zamanlarda popüler olan PRENATAL TEST diye anılan %99,9 oranında güvenilirlikte bir diğer tanı testi vardır. Amniosentez,koryon villus örneklemesi, kordosentez ve prenatal testle ilgili ayrıntılı bilgilere diğer yazılarımdan ulaşabilirsiniz.

    Yukarıda yazdıklarımdan anlaşıldığı üzere bir hastada yapılan tarama testinin sonucu riskli bölgede yer almasa da bu konudaki risk olasılığını “0” olarak anlamamak gerekir. Bir örnekle açıklayalım;

    Bir hastada tarama testi sonucunun 1/ 225 olarak çıktığını varsayarsak bunun anlamı aynı gebelik yaşında ve alınan kan örneklerinde bakılan değerler aynı olan 225 hastanın 1 inin çocuğu bu kromozomal hastalığı taşıyor. Bu oran 1/250 den büyük olduğu için Bu hastaya tanı testi yapalım.

    Diğer bir hastada alınan sonucun 1/650 çıktığını varsayarsak bu hasta için aynı risk 650 de 1 demektir. Tıbben bu hasta daha düşük risk grubunda olduğu için bu hastaya tanı testi yapmaya gerek yok demektir. Buna rağmen risk “0” değildir. Benzer şekilde sonucu 1/2375 olarak çıkan bir hasta da da risk oranı “0” değildir. 2375 de 1’dir.
    Kısaca düşük risk “0” olarak anlaşılmamalıdır. Kritik tıbbi oran değişim göstermekle birlikte ortalama 250 de 1 olarak tespit edilmiştir.

    Özet ile doktorunuz size bu testleri yaptı sonuç risksiz bölgede çıktı ama siz maalesef yine de bu kromozom anomalilerini taşıyan bir bebek doğurdunuz. Bu olasılık herzaman vardır. Bu testlerden biri yapıldıysa diğerlerini yapmaya gerek yoktur günümüzde en çok tercih edileni ikili testtir.
    Benzer risk olasılıklarını günlük hayatımızda her an göze almıyormuyuz? Mesela trafikte giderken kazaya karışma olasılığı gibi. Bu oran daha yüksek olsa bile insanlar bu sebep ile trafiğe çıkmaktan geri kalıyor mu? Benzer binlerce örnek sıralamak mümkün.

  • PAP SMEAR …

    PAP SMEAR …

    Pap smear (veya smear testi) jinekolojide kullanılan bir  tarama testidir. Serviks (rahim ağzı) kanserlerinin tarama testi olarak kullanılan bu test erken tanı sağlama olanağı sunmaktadır. Rahim ağzından alınan hücre örneklerinde görülen anormal hücreler kanser öncüsü lezyon olabilir ve erken tanı sayesinde kanser gelişmeden önlenebilir.

    Test ne zaman yapılmaya başlanmalı? 

    Servikal kanserin erken teşhisine yönelik PAP smear taramasıyla ilgili olarak Amerikan Kanser Derneği (American Cancer Society, ACS), kadınların ilk cinsel deneyimden 3 yıl sonra veya cinsel hayatı aktif olsun ya da olmasın 21 yaşına geldiklerinde, 30 yaş ve üzerinde her 3 yılda bir kez PAP smear testi yaptırmalarını önermektedir. 30-65 yaş arası pap smear ve Hpv test (combi test olarak) her 5 yılda bir kez önerilmekte ,sadece Pap smear testi yapılacaksa yine her 3 yılda bir kez yapılması önerilmektedir.

    Amerikan Obstetrisyen ve Jinekologlar Kurulu (American College of Obstetricians andGynecologist, ACOG), hayatı boyunca herhangi bir dönemde veya halen cinsel aktif olan ya da 21 yaşına gelmiş tüm kadınların yıllık pelvik muayene ve her 3 yılda bir kez PAP smear yaptırmalarını, 30-65 yaş arası pap smear ve Hpv test(combi test olarak) her 5 yılda bir kez önerilmekte, sadece Pap smear testi yapılacaksa yine her 3 yılda bir kez yapılması önerilmektedir. 21 yaş altında Pap smear rutin inceleme olarak önerilmemektedir.

    PAP SMEAR TESTİ YAPILMA SIKLIĞI TABLOSU

    YAŞ                         ACS American Kanser DerneğiACOG  Amerikan Obstetrisyen ve                                                                                                              Jinekologlar Kurulu

    21 – 29    Her 3 Yılda 1 Kez

    30 Yaş ve Üstü              Her 3 Yılda 1 Kez veya HPV testi ile PAP Smear Testi kombine edildiğinde Her 5 Yılda 1                                        Kez Yapılmalı    

    Smear testi ne zaman sonlandırılmalı ?

    Total Histerektomi (Rahimin alınması) ameliyatından sonra (eğer rahim ağzında kanseröz veya prekanseröz (kanser öncüsü) lezyon saptanmamışsa rutin Pap smear testi sonlandırılabilir. 65-70 yaşın üzerinde ve son 10 yılda anormal PAP test sonucu olmayan, üç veya daha fazla normal PAP test sonucu olan kadınların servikal kanser tarama programından çıkarılmaları önerilmektedir.

    Smear testinin iyi sonuç vermesi için test öncesi dikkat edilmesi gereken hususlar; Smear testi öncesi iki gün süreyle cinsel ilişkiden, bölgeyi antiseptikli sıvılarla yıkamaktan, sperm öldürücü köpük, krem veya jel kullanmaktan kaçınılmalıdır.

    Pap smear testi sonucu anormal gelirse ne yapılır?

    Pap smear testi anormal gelirse kolposkopi ile ileri bir inceleme yapılır ve gerekli görülen yerlerden biyopsi alınır ve patolojik inceleme yapılır..

  • Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    Hamilelik Döneminde Yapılması Gereken Testler

    1) Hamilelik döneminde testler neden yapılır?

    Hamilelik süreci, bebeğin rahim içinde gelişimi ile başlayan ve doğum ile tamamlanan bir süreçtir. Bu süreçte, anne adayına çeşitli testler yapılmaktadır. Bu testler, gebeliğin başlangıcından doğumuna kadar hamileliğin seyri ile annenin durumu hakkında gerekli olan yararlı bilgileri verir. Uygulanacak olan testlerin bir bölümü, gebeliğin belirli zamanlarında uygulanmaktadır. Yapılacak olan diğer testler ise; gebelik sürecinde meydana gelmiş ya da meydana gelebilecek sorunlara yönelik olarak, uygun görülen durumlarda gerçekleştirilmektedir.

    2) Hamilelikte yapılacak ilk test nedir?

    Hamilelik dönemi içerisinde anne adayına uygulanacak olan ilk test, gebeliğin mevcudiyetinin kesinleştirilmesi üzerinedir. Döllenme, çoğunlukla adet döneminin ortasında gerçekleşir. Gebelik testleri ise, döllenmeden yaklaşık 15 gün sonra, kadının adetinin gecikmesi halinde netlik kazanır.

    3) Hamilelik dönemi boyunca yapılması gereken rutin testler nelerdir?

    Bu testler, kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte aşağıdaki gibi olmaktadır.

    Kan grubu tayini
    Kansızlık (anemi) tanısını yapabilmek için hemoglobin (kan sayımı)
    İdrarda şeker ya da protein (hamilelik dönemi içerisinde diyabet ya da hamileliğe bağlı hipertansiyon-preeklampsi- teşhisi için yapılır)
    Anne ve bebeği etkileyebilecek hepatit B, sifiliz ve HIV gibi infeksiyonların incelenmesi
    Kızamıkçık hastalığına bağlı olan bağışıklıkların incelenmesi
    Bu testler ilk muayenede, anne adayına uygulanmaktadır.

    4) Bu testler dışında yapılması gereken özel testler nelerdir?

    Gebelik sürecinin 3. ve 4. Ayları arasında önerilen çeşitli özel kan testleri de bulunmaktadır. Anne kanında mevcut olan farklı kimyasalların düzeyleri, bebekte çeşitli özel durumları (ör; Down sendromu, spina bifida) teşhis etme konusunda doktorlara yardımcı olabilmektedir.

    Farklı testler, anne kanında tespit edilen hormon ve protein seviyelerini ölçer. Farklı test sonuçlarının neticesinde de genel bir tarama ortaya çıkar. Tarama testlerinden elde edilen sonuçlar, hastalıkları net bir şekilde göstermemek ile birlikte, bu konuda fikir vermektedir. Bu sayede alınması gereken tedbirler önceden alınabilir.

    Tarama testlerinde HCG( insan koryonik gonadotropin) ve AFP (alfa fetoprotein) kullanılması halinde ikili test, buna östriol ilave edilirse üçlü test, inhibin A ilave edilirse dörtlü test olarak ifade edilmektedir.

    İkili test, gebeliğin 11-14. Haftasında; üçlü ya da dörtlü test 16-19. gebelik haftaları içerisinde, anneden kan alınarak uygulanmaktadır.

    5) Hamilelikte kan testleri dışında uygulanması gereken diğer testler nelerdir?

    Kan testleri dışında; hamilelik dönemi içerisinde teşhis amacı ile kullanılan diğer yöntemler ise aşağıdaki gibi olmaktadır:

    Ultrasonografi
    Ense kalınlığı ölçümü
    Amniosentez, kordosentez
    Koryon villus örneklemesi’dir.

    Ultrasonografi

    Erken hamilelik aşamasında, gebeliğin kesinleşmesi, gebeliğin büyüklüğü, canlı olup olmaması ile başlayarak, ultrasonografi tüm hamilelik döneminde başvurulan bir uygulamadır.

    Ultrasonografi testleri, gebeliğin 18. Ve 23. Haftaları arasında detaylı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu gebelik haftalarında, bebeğin organ ve sistemlerinin gelişimi hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir.

    Bu durumda ultrasonografi; bebeğin içerisinde bulunduğu suyun oranı, bebeğin başı, omurgası, kalbi, kolları ve bacakları, midesi, idrar torbası ve böbrekleri, anne ile bebek arasında besin alışverişini sağlayan plasentanın durumu ve konumu hakkında bilgi vermektedir. Bebekteki olası yapısal anormalliklerin büyük bölümü ultrason ile saptanabilmektedir. Ancak Down sendromu gibi kromozomal bozukluklar, ultrasonografi ile tespit edilmekte yetersizdir.

    Ense kalınlığı ölçümü

    Bu test, gebeliğin 3. Ya da 4. Ayında yapılmaktadır. Bu test, down sendromu için tarama testidir. Bebeklerin ense kalınlıkları ultrasonografi ile ölçülebilir. Ancak bu duruma, ultrason ile kesin tanı koyulamaz. Bu kalınlık, olması gerektiğinden fazla ise, amniosentez yapılması gerekebilir. Ense kalınlığı ölçümü, ikili test ile beraber birleştirilerek teşhis amaçlı kullanılabilir.

    Amniyosentez ve kordosentez

    Amniyosentez ve kordonsentez, bebeğin ultrasonografi ile kontrol edilerek, içerisinde yüzdüğü sıvıdan ya da göbek kordonundan örnek alınma ile uygulanmaktadır. Amniyosentez, 15-19 haftalar arasında uygulanır. Sıvıda mevcut deri hücrelerinden, bebeğin hücreleri üretilerek bebeğin genetik araştırması yapılır.

    Bu yöntem, tarama testlerinde riskli sonuç elde edilmiş olan anne adaylarına, ileri yaşta gebe kalmış kadınlara ya da bebekte genetik bozukluk riski olan kişilere önerilmektedir. Kordosentez ise gebeliğin 18-22. haftaları arasında yapılabilir. 

    Koryon villus örneklemesi

    Bu örnekleme, gebeliğin 2. Ya da 3. Ayında uygulanmaktadır. Test sonuçları, amniyosentez kadar net değildir.  Bu testte, anne ile bebek arasında besin alışverişi yapan plasentanın kendisinden örnekleme yapılmaktadır. 

  • Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) nedir ?

    Gebelik şekeri normal şeker hastalığı gibi vücudunuzun şeker kullanımını bozan gebelikte görülen bir hastalıktır. Şekere vücudumuzdaki tüm hücrelerin normal çalışması için ihtiyaç vardır. Şeker hücrelerin içine insulin hormonu aracılığıyla girer.

    Benzetme yapmak gerekirse evin içine bir birey nasıl kapıyı açıp içeri giriyorsa şeker de hücre içine girmek için kapıyı açan insulin hormonuna ihtiyaç duyar. Yeterince insulin yokken veya hücrelerde insuline cevapsızlık oluşursa kanda şeker düzeyi yükselir.

    ​Gebelik şekeri kabaca %2-10 arası gebelikte görülür. Bu bireylerde gebelik, vücudun insulin ihtiyacını arttırır, vücut ihtiyacı karşılayamayınca gebelik şekeri görülür. Bebekler ve plesantanın üretiği hormonlar annenin kendi insulin etkilerini bozar, bir çok gebe kadın kan şekerini normal aralıkta tutmak için daha fazla insulin hormonu üretir, bu artışı karşılayamayan annelerde gebelik şekeri gelişir.

    GEBELİK ŞEKERİ BEBEKTE VE ANNEDE NELERE NEDEN OLUR ?

    Bebeği irileştirir, hastasını önde götürür. Normal doğum zorlaşır, anne sezeryan olmak zorunda kalır. Gebelik şekeri annenin hayatını tehdit eden preeklemsi denilen, kan basıncı yüksekliği ile seyreden hastalığa neden olur. Çok nadiren anne karnında bebek kaybı gelişir. Doğum sonrası uygun takip edilmeyen anne bebeklerinde hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) gelişebilmektedir.

    ÖNCEDEN GEBELİK ŞEKERİ OLABİLECEĞİMİ ÖNGÖREBİLİR MİYİM?

    Çoğu zaman ön görülememekle beraber şu durumlarda gebelik şekeri oma olasılığınız daha yüksektir;

    Bir önceki doğumda gebelik şekeri gelişmiş olması,

    Fazla kilolu yada obez olmak,

    Ailede şeker hastalığı olması,

    25 yaş üzeri gebe kalmak.

    Bazı alışkanlıklar gestasyonel gebelik şekeri riskini azaltır; kilo kaybı, sağlıklı diyet, düzenli egzersiz ve sigaranın kesilmesi gibi.

    GEBELİK ŞEKERİ İÇİN TEST EDİLECEK MİYİM ?

    Bütün gebe kadınlar ülkemizde obezitenin artmasından dolayı gebelik şekeri için test edilmelidir.Tarama ve tanı testleri 24. ve 28. haftada uygulanır. Yüksek riskli bireylerde daha önce ki haftalarda gerektiğinde testler uygulanmalıdır.

    ​ Tarama testi olarak, günün herhangi bir saati uygulanan 50 gr yükleme testi kullanılır. Bireyin 1. saat kan şekeri düzeyine bakılır. Test için açlık-tokluk farketmez, 140 mg/dl ve üzerinde çıkarsa gebelik şekeri var mı diye tanı testi olan 100 gr oral glukoz tolerans testi uygulanır.

    100 gr oral glukoz tolerans testinde hastanın açlık 1. saat, 2.saat, 3.saat kan şekeri değerlerine bakılır. 4 değerden 2 değerin belirlenen düzeyin üstünde olması gebelik şerkeri tanısını doğrular.

    Son yıllarda 2 aşamalı test yerine tek seferde uygulanan, tarama testi yapmadan, 75 gr OGTT yapılmaktadır. Açlık, 1.saat, 2.saat kan şekerleri ölçülür, tek bir değerin hedef değerin üzerinde olması gebelik şekeri tanısını gösterir.

    GEBELİK ŞEKERİ İÇİN TEST EDİLECEK MİYİM ?

    Memleketimizde denetimsiz, bilimsel kılavuzlara uymayan, kanıta dayalı tıp uygulaması yapmayan yorum yapan bir grup doktordan dolayı gebelik şekeri tanı, tedavi ve izlemi zorlaşmıştır, her geçen gün bebek ve anneye ait komplikasyon oranları artmaktadır. Bu nedenle Hekimlerde yükleme testi yapmadan zaman zaman hastanın ve bebeğin iyiliği için alternatif yöntemler kullanmak zorunda kalmaktadır. Bu yöntemler yükleme yapılmadan hastanın iso standartlı cihazla açlık 1. saat 2. saat kan şekeri ölçümü olabildiği gibi son zamanlarda diyabet teknolojileri alanında ilerlemeler olması nedeniyle kullanımımıza giren 7 günlük grafik halinde kayıt alan kan şekeri izlem sensörleri zaman zaman kullanılmaktadır.

    GEBELİK ŞEKERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

    Hastalara bebeğin yeterli besleneceği ve anneninde gereginden fazla kalori almayacagı uygun diyet programı verilir. Hastaya evde kan şekeri takibi için uygun cihaz temin edilir, ölçümleri nasıl yapılacağı öğretilir, hedef değerler öğretilir (açlık kan şekeri 90 mg/dl’nin altı, 1. saat 140 mg/dl’ nin altı, 2.saat 120mg/dl’nin altı ). Diyet altında hedef degerlerde gitmeyen hastalara veya direk insülin başlanılması gereken gebelik şekerli hastaya insulin tedavisi başlanır.

    EGZERSİZ YAPMALI MIYIM?

    Gestasyonel diyabetin tedavisinde egzersiz tedavinin bir parçası değildir. Günlük aktiviteleri yapmak şeker kontrolu ve kilo kontrolu acısından yardımcı olabilir. Gebeyken ilk defa egzersize başlıycaksanız doktorunuzla görüşerek nasıl bir güvenli egzersiz proğramı yapmanız gerktiğinizi öğreniniz.

    NE SIKLIKLA DOKTORA GİTMELİYİM ?

    Kadın doğum doktorları belli aralıklarla ultrasonla bebegin haftasına uyguın olup olmadıgına yani irileşme gelişip gelişmediğine, gebelik sıvısının azalıp azalmadıgına ve diger parametreleri kontrol etmelilerdir..Endokrinoloji doktoru tarafından da kilonuz, diyetiniz, şeker düzeyleriniz, insulin dozlarınız ayarı açısından belli aralıklarla değerlendirilmelisiniz.

    NORMAL DOĞUM YAPABİLİR MİYİM ?

    Gebelik şekeri varken, zamanında yapılan uygun müdahaleler ve sağlıklı takip sonrası normal doğum yapabilirsiniz.

    DOĞUM SONRASI GEBELİK ŞEKERİM DÜZELİRMİ?

    Gebelik şekeri çoğu zaman bebeğin doğurtulması ve anne eklerinin ayrılmasıyla düzelir. Doğumdan 3 ay sonra hasta diyabet açısından kontrole çagırılır. Bir grup şeker açısından yüksek riskli hasta doğum sonrasıda takibe devam edilir, şeker yükseklği devam ediyorsa uygun tedaviler düzenlenir.

    BİR SONRAKİ GEBELİĞİMDE GEBELİK ŞEKERİ TEKRARLAMA ORANIM NEDİR ?

    Kabaca tekrarlama oranı % 30-60 arasındadır.

    GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ŞEKER HASTASI OLMA RİSKİM NEDİR ?

    Bireyin ailesinde diyabet, bireyde kilo fazlalığı varsa şeker hastası olma riski yükselir. Özellikle kilo fazlalığı riski artırır, kilo kaybı ilede risk azalır. 45 yaşın altında gebelik şekeri olanların en geç 3 yılda bir kan şekeri ölçtürmelidir. 45 yaş üstünde yılda bir kan şekeri ölçülmedilir.

    GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR AÇISINDAN İLERİDE RİSKİM VARMI ?

    Cevap: Evet , Diyabet gelişmese bile kalp hastalığı açısından düşük bir risk artışı vardır.

    GEBELİK ŞEKERİ GEÇİRDİM, HER TÜRLÜ DOĞUM KONTROL YÖNTEMİNİ KULLANABİLİRMİYİM ?

    Cevap: Evet

  • Tiroid bezi ne işe yarar? Nerede durur ? Ne üretir?

    Tiroid bezi, boynun alt yarısında, nefes borusunun önünde bulunan, kelebek şekilli bir iç salgı bezidir. Tiroid bezi metabolizma hızımızın ana kontrol öğesi olan tiroid hormonlarını üretir (sT3, sT4), depolar, salgılar. Sağlığımız ve esenliğimizde anahtar öneme sahiptir. Bu hormonlar tüm vücut dokularının ve organlarının normal metabolik hızda çalışması düzenler.Tiroid hormonları, vücudumuzun enerji depolarını verimli şekilde kullanmasını sağlayarak vücut ısısını kontrol eder ve kaslarımızın düzgün çalışmasına da imkan verir.

    Hipotiroidism nedir (tiroid hormonu azlığı) ?

    Vücutda tiroid hormunu azalmasının tarifidir.

    Genel olarak bulguları nelerdir ?

    Bir grup hastanın şikayeti olmayabilir. Sizi yorgun hissettirir, yorgunluk sadece hipotiroidi de olmaz başka hastalıklarda da olabilir.Yorgunluk,uyku hali, soğuğa tahammülsüzlük, kilo alımı veya kilo vermede artan zorluk (makul bir diyete ve egzersize rağmen), depresyon, kabızlık, adet düzensizliği veya gebe kalmada yaşanan sorunlar, düşükler görülebilir. Eklem veya kas sorunları zayıf ve kırılgan saçlar ve tırnaklar ve/veya kuru cilt, düşük libido (cinsel istek) görülebilir.

    Tedavi edilmezse hipotiroidi daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir ve hatta hayati tehlike oluşturabilir. Bacaklarda ödem gelişir, kan basıncı yükselir, kan yağlarında yükselme olur. Hipotiroidinin ciddi komplikasyonları aşağıdakileri içerir:

    Hastaların komaya girmesine neden olabilecek kadar düşük metabolizma ve kalp hızı

    Kalp yetmezliği,

    Hayati tehlike oluşturan depresyon

    Koma

    Nasıl anlaşılır? Basit kan testleriyle durum anlaşılır

    Memleketimizdeki tiroid testleriyle alakalı sıklıkla yapılan yanlışlar nelerdir?

    1- Laboratuvar hatalarına bağlı olarak test sonuçlarının yanlış yorumlanması sonucunda gereksiz ilaç vermesi

    2- İyot eksikliğinin giderilmeden tek bir tiroid testine bakarak ilaç verilmesi.

    (Tiroid bezinin antikor testlerinin ve ultrasonoğrafisinin görülmeden hafif TSH yüksekliğinde hemen ilaç kararı alınmamalıdır)

    ​3- TSH’nın geçici oynamalarına direk ilaç verilmesi (örneğin bazı ilaçlar, hastalıklar, bazı maddeler biotin gibi testleri bozabilmektedir).

    Bir hastanın tiroid durumu hakkında karar vermek icin şikayetlerini, muayene bulgularını ve Tiroid testlerini hepsi dikkate alınarak değerlendirmek yapmak gerekmektedir.

    Laboratuvar testlerinin yorumlanamaması hastada var olan bir hastalığın tedavi edilmemesine yol açabileceği gibi, tersine var olmayan bir durumun varmış gibi tedavi edilmesi de hasta icin ciddi sonuclar doğurabilir.

    Sonuçta bir tiroid testi bozukluğu ile karşılaşıldığında, klinik bulgular sorgulanmalı, olası testi etkileyen durumlar gözden geçirilmeli, kalıcı bir hipotiroidi varmı diye doktor tarafından testlerle değerlendirme yapılması gerekmektedir. Böylece gereksiz kafa karıştırıcı tiroid ilacı verilmesinin önüne geçecektir.

    Hipotiroidi nedenleri nelerdir ?

    Ensık nedeni primer hipotiroidi olan tiroid dokusunun vücudun kendisi tarafından tahrip edilerek ortaya çıkan hashimoto hastalığıdır. Bunun dışında tiroid cerrahisi sonrası, zehirli guatr hastalarına uygulanan atom tedavisi sonrası da görülür.

    Tiroid hormon ilaçları mutlak sabah aç karına alınmalı, beraberinde herhangi bir ilaç kullanılmamalı ve ilaç alındıktan sonra en az 30 dakika yemek yenmemelidir.

    Tedavi dozu değişebilir, duruma göre en az 6 aylık periyotlarda TSH ölçümü ile doz yeterliliği değerlendirilmelidir. Durumunuzda herhangi bir değişiklik olursa, ve tedaviye yeni başlarken doktorunuzla daha sık görüşmeniz önerilir.

    ​ Kendi başınıza ilaç dozajı yapmak tehlikeli sonuçlara neden olabileceği için yapmamanız gereken bir tutumdur. Ticari preparat değişikliklerinde doz değişikliği gerekebilir bu olası bir durumdur (yurt dışındaan ilaç getirmeye gerek yoktur)

    Hipotiroidi nasıl tedavi edilir?

    ​Tiroid fonksiyon bozukluğunun tedavisi doğrudan, iyi bilinen ve yüksek düzeyde etkili bir tedavidir. Hipotiroidide bezin tekrar iyileşmesi genellikle söz konusu olmadığından, tedavinin amacı vücuttaki eksik tiroid hormonlarını ömür boyu yerine koymaktır. Günlük olarak uygun dozda alınan bir ilaç hastaların semptomsuz bir yaşam sürmelerine imkan verir. Size hipotiroidi tanısı konduysa, tedavinin ömür boyu süreceğinin ve semptomlarınız kontrol altında olsa bile ilacın her gün alınması gerektiğini akılda tutmanız önemlidir. Bu biraz göz korkutucu olabilir, ancak hastalığınızı kontrol altına alarak ve ilaç tedavisine uyarak semptomsuz yaşamaya devam edebilirsiniz.

    Gebelik planlarsam ne yapmalıyım ?

    ​Gebelik öncesi muhakkak yeterli tiroid hormonu verilerek TSH değeri 2,5 un altına düşürülmelidir. Gebelik şüphesi halinde bile her gün dozajda 25 mikrogram artış yapılmalıdır, gebelik kesinleştiğinde doz artırımı yapılmalıdır. Belirli aralıklarda ilaç doz ayarı kontrolü yapılmalıdır.