Etiket: Tercih

  • Çocuklarda Oyun ve Oyuncak Seçimi

    Çocuklarda Oyun ve Oyuncak Seçimi

    Oyun şüphesiz ki bir çocuk için en önemli uğraştır. Oyun; bir çocuğun eğlenmesine, gelecekteki yapacağı işleri zararsız bir şekilde deneyimlemesine, sosyalleşmesine,kurallara uymayı öğrenmesine yardımcı olur. Bunun yanı sıra dil, zihin, sosyal, duygusal ve motor becerileri geliştirebilmesi için müthiş bir fırsattır. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, sosyoekonomik düzeyi oyun tercihini etkilemektedir. Oyun oynayacağı nesne; çocuğun çok fonksiyonlu kullanabileceği, ilgisini çekecek renk, boyut ve yapıda olmalıdır.

    Çocuklarda yaşlara göre oyuncak tercihleri şöyle olmalıdır;

    0-6 ay: Çocuğun seslere, renklere ve şekillere karşı hassas olduğu dönemdir. Bu nedenle bu dönemde yatağın üzerine asılan müzikli ve hareket eden oyuncaklar tercih edilir.

    6-7 ay: Çocuğun oturmaya başladığı dönem olan bu dönemde çocuğun mekanı genişler. Bu nedenle çocuğun elinde tutabileceği ve avucuna sığabilecek esnek plastikten veya kauçuktan yapılmış ve çok küçük olmayan bebekler, hayvanlar, renkli halkalar verilebilir. Yine bu dönemde çocuklar için en ilgi çeken oyuncaklar ses çıkarması ve hareket etmesi dolayısıyla çıngıraklardır. Bu aylar aralığında çocuğun diş çıkarma dönemi de olduğu için, bebeğin sağlığını riske atmayacak diş kaşıyıcıları verilebilir.

    8-12 ay: Bebeklerin emeklemeye ve yürümeye başladığı bu dönemde çocuklar için seçilebilecek en iyi oyuncak düştüğünde kırılmayan ve ses çıkaran toplardır. Bunun yanı sıra çarpıp geri dönen veya itme çekme ile çalışan oyuncaklar, otomobiller yeni yürüyenler için en uygun oyuncaklardır. Parlak ve basit resimli kitaplarda çocuklar için uygun oyuncaklar arasındadır.

    15-18 ay: Çocuğun yürümeye başlamasıyla bir odadan diğerine geçmesi kolaylaşır. Bu dönemde itilebile, çekilebilen, itildiğinde ses çıkaran, müzik çalan arabalar, üstüne binilebilen yürüteçler ve arabalar bu döneme ait oyuncaklardır. Bu dönemde farklı renk ve boyuttaki kutu, bloklar ve şekiller çocuğun birleştirmesi ve inşa etmesi için uygun oyuncaklardır.

    2-3 yaş: Çocuklar bu dönemlerde gün içinde yaşadıkları olayları dramatize etmeye başlarlar. Bu nedenle bu dönemdeki çocuklara en uygun oyuncaklar değişik boyutlardaki bebekler,çeşitli kuklalar, oda takımları, mutfak malzemeleri, marangozluk- temizlik malzemeleri, bahçe aletleri, hayvan setleri, ulaşım setleri, doktor setleri en uygun oyuncak türleridir.

    3-4 yaş: Çocukların motor gelişimlerinin artması ve hareketlerinin daha da düzenlenmesiyle; inip çıkabileceği tırmanma oyuncakları ve 3 tekerlekli bisikletten çok hoşlanırlar. Bu dönemde sallanan at, pedallı araba, yük arabası,salıncak seti en uygun oyuncaklardır. Bunun yanı sıra sökülüp takılabilen- bozulup yapılabilen oyuncaklarla küçükten büyüğe dizilen oyuncaklar tercih edilebilir.

    4-6 yaş: Açık hava oyunlarının yanı sıra masa başı faliyetlerinden de büyük zevk alırlar. Boyama, kesme, yapıştırma, atık materyalle şekiller yapma bu dönemde tercih edilebilecek oyun çeşitlerindendir.

    6 yaş ve okul dönemi: Hayali oyunların doruk noktada olması nedeniyle evcilik, bakkalcılık, doktorculuk gibi oyunların oynandığı dönemdir. Bu oyunlara yönelik oyuncaklar tercih edilmelidir. Bunun yanı sıra top oynamak, ip atlamak, tırmanmak, yüzmek gibi fiziksel aktivite gösterebileceği oyunlar 6 yaşlarındaki çocuğun keyif alarak oynayabileceği oyunlardır.

  • Modern Yalnızlık

    Modern Yalnızlık

    Yalnız olmakla yalnızlaşmak arasında ki fark

    Aslında aralarında ayrıştırma yapılması gereken iki kavram yalnızlık ve tek başınalıktır. Tek başına olmak bir seçimdir. Kişi diğer şeyler ya da insanlarla birlikte olmak yerine bir başına bir şey yapmayı ya da bir başına kalmayı kişisel bir tercih olarak gerçekleştirdiğinde tek başına kalmış olur. Ancak bu tek başınalığını istediği zaman sonlandırıp diğer şeyler ya da insanlarla birlikte olmayı seçebilir. İşin özü bunun bir seçim ya da tercih olmasıdır. Örneğin bir ev arkadaşı ile birlikte yaşama olasılığınız varken bunu tercih etmeyip tek başınıza bir evde yaşamayı tercih ettiğiniz taktirde tek başına olmayı seçmiş olursunuz. Başka bir örnek olarak hayatınıza bir karşı cinsi almamak ya da evlenmemek sizin tercihinizse bu tek başına olmayı seçmek demektir.

    Yalnızlık ise yalın olmaktan, diğer şeylerden ve insanlardan yalıtılmış kalmakla ilgilidir bu bir seçim olmaktan öte bir eksiklik, becerememe ya da mahrum olma durumudur. Siz diğer şeyler veya insanlarla birlikte olmak istediğiniz halde yanınızda olacak birilerini bulamıyorsanız yalnız kalmış olursunuz. Aynı evi paylaşmak istediğiniz bir ev arkadaşı ararsınız ancak uygun birini bulamazsanız bu yalnızlığa dönüşmüş olur. Yine ilişkilerden örnek verecek olursak kendinize uygun bir eş adayı aradığınız halde aradığınız özelliklere uygun birini bulamıyorsanız yalnız kalmış olursunuz. Özetle tek başınalık bir tercihken, yalnızlık bir zorunluluktur.

    Batı dünyasında ki modernleşme bir çok yönüyle ülkemizde de yansımalar buluyor ancak bu ortalama 10-15 yıllık bir farkla gerçekleşiyor. Temel fark batı toplumlarının daha bireysel toplumlar olmasına dayanıyor. Türk kültürü ise 30 yıl öncesine kadar kollektif (kalabalık ailede yaşam) kültüre sahipken son 30 yılda bireyselleşme yönünde bir değişime maruz kaldı ancak belirttiğim gibi 10-15 yıl geriden gittiğimiz için şuan için ne bireysel ne de kollektif bir toplumuz. Türk insanı ikisi arasında bir geçiş ailesi ve geçiş bireyi olarak ne tam olarak yalnız ne de aile bağları eskisi kadar güçlü bir durumda. Çekirdek aileler ya da yalnız yaşayan bir çok insan var ancak sık sık ailelerine gidip yemeği ailelerinin evinde yiyip yatmaya evlerine gidiyorlar. Ya da maddi sorunlar yaşadıklarından hala ailelerinden karşılıksız para alıyorlar.

    İşin yalnızlık boyutuna değinecek olursak batı toplumlarında yalnız yaşamayı seçen bireylerin tatil kültürleri, kitap okuma alışkanlıkları, sinema ya da tiyatroya gitme, genelde hafta sonu dışarı çıkıp arkadaşlarıyla buluşma alışkanlıkları var. Ülkemizde ise yalnız yaşayanların büyük bölümü evde tv izlemekte, çok az bir kısmının ise az sayıda hobileri vardır. Yani tek başına olmak kaliteli bir şekilde yaşandığında daha keyifli ve tercih edilebilir bir şeye dönüşürken, bizim kültürümüzde sosyalleşmek yerine ağırlıklı olarak evde zaman geçirmek yalnızlığa ve daha çorak bir hayata yol açmaktadır.

    Aslında belkide günümüzdeki yalnızlaşmanın en büyük nedeni kitle iletişim araçlarıdır. Özellikle tv (ki Türkiye tv izleme süresi bakımından dünya da 2. sırada yer almaktadır) internet, akıllı telefonlar, sosyal paylaşım siteleri kişileri diğer insanlarla uzaklaştırmakta ve yalnızlaşmanın temelini oluşturmaktadır. Bir anlamda tv, bilgisayar ya da telefon ekranında zihni oyalanan ve uyuşturulan birey sahte bir mutlulukla gerçek bir ilişkiye ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilmektedir. Bunu şu şekilde de düşünebiliriz; abur cubur yiyerek karnınızı doyurabilirsiniz. Evet karnınızın doyduğunu hissedersiniz ancak vücudunuz sağlıklı beslenmediği için uzun dönemde farklı sağlık sorunları yaşarsınız.

    Sağlıklı bir insanın en temel özelliklerinden biri de diğer insanlarla kurduğu sosyal ve duygusal ilişkilerdir. Başta da belirttiğim gibi tek başınıza kaldığınız zamanlarla, diğer insanlarla geçirdiğiniz kaliteli zamanın dengesini sağladığınız sürece bir sorun yok. Mountein ‘’yalnızlık insanın arka bahçesidir, bir gün herkes ve her şey gidebilir ve kişi yalnız kalabilir. Bu nedenle kişi günde bir kaç saatini tek başına kalmaya alıştırmalı’’ der.

    Psikolojik sağlığı en fazla etkileyen şeylerden biri de sosyal destek sistemidir. Eğer yakın çevrenizde eğleneceğiniz, sıkıntılarınızı paylaşabileceğiniz, ihtiyaç duyduğunuzda yanı başınızda olacak insanlar varsa bu sizi psikolojik anlamda daha güçlü kılar. Yalnızlaşan insanlarda depresyon, kaygı bozuklukları ve sosyal beceri eksikliği gibi sorunların görülme sıklığı daha fazladır.

  • Belirsizlikten Nefret Ediyorum

    Belirsizlikten Nefret Ediyorum

    Bu cümleyi sürekli kuruyorsun, çünkü içindeki dalgaları durduramıyorsun ve her şeyi kontrol altına almak istiyorsun. Hayatında ya siyah ya beyaz olsun istiyorsun, gri renge tahammülün yok.

    Haksız da değilsin, çünkü beynimizi en çok yoran şeylerden birisi de belirsizliktir. Beyin net bilgiler ister.Fakat öte yandan da belirsizlik birlikte yaşamaya mecbur olduğumuz evrensel bir gerçeklik. Bir gün mutlaka öleceğimiz gerçeği dışında geleceğimiz ile ilgili başka neyden gözümüz kapalı emin olabiliriz?

    Peki bu belirsizlik duygusunun verdiği rahatsızlıkla nasıl başa çıkacaksın?

    Bazen belirsizlik yaşayabileceğin gerçeğini beynine aşağıdaki cümleleri tekrar ederek öğreteceksin;

    • Bazen belirsizlik yaşayabileceğim gerçekliğini kabul ediyorum.

    • Bazen belirsizlik yaşayabileceğim gerçekliğini kabul ediyorum ve onaylıyorum.

    • Bazen belirsizlik yaşayabileceğim gerçekliğini kabul ediyorum, onaylıyorum ve seviyorum.

    • Belirsiz hissettiğim durumlarda başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesini tercih ediyorum!

    • Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesini tercih ediyorum.

    • Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesini istiyorum.

    • Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesine karar verdim.

    • Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesine tercih ediyorum.

    • Bazen belirsizlik yaşayabileceğim gerçekliğini sevmesem bile kabul ediyorum.

    • Bazen belirsizlik yaşayabileceğim gerçekliğini kabul ediyorum, onaylıyorum ve seviyorum.

    • Belirsiz hissettiğim durumlarda  iyi şeyler de yaşayabilirim kötü şeylerde, ben iyi şeyler yaşamayı tercih ediyorum!

    • Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesini tercih ediyorum.

    Başıma iyi şeyler de gelebilir kötü şeylerde, ben iyi şeylerin gelmesini istiyorum.

  • Tercih Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Tercih Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    2018 yılı için Üniversite tercih sürecindeyiz.Peki bu konuda dikkat edilmesi gerekenler neler?

    Herşeyden önce yapacağınız işin karakterinize uygun olup olmadığını kendinize sorun, değerlendirin. Yapmayı düşündüğünüz mesleği her yönüyle araştırın,mesleğinize faal olarak başlamadan önce onu bütün bedeninizle tartın ve bir ömür boyu yaşamaya çalışın… Unutmayın bu mesleği hayat boyu yapacaksınız.Hayat boyu sevmediğiniz bir işi yapmak ister misiniz?Her sabah işe giderken “kahretsin yine mi bu işi yapacağım” diyerek lanet ederek hayatınızı geçirmek istemezsiniz elbette.

    Sevdiğiniz, seveceğiniz ve “işi yaparken kendinizi yenileyebileceğiniz”meslekler seçin.Yıllarca bu işi yapacaksınız ve monotonluğa dönüşmemesi için bu önemli.

    Peki para? Elbette iyi bir yaşam standardı için para olmazsa olmaz ama para her şey mi? Değil…Son derece yüksek kazançlı işlerde çalışırken mutsuz olduğu için yıllarca emek verdiği işini bırakıp yeni bir iş, yeni bir kariyer yapanlar da var.Bu yüzden yapacağınız meslek her yönüyle içinize sinmeli.

    Nelere Dikkat Etmelisiniz?

    Tercihlerinizi yaparken sıralamanızı göz önünde bulundurun.Tercihlerinizi büyükten küçüğe doğru sıralamayın.Ölü tercih diye bir şey yoktur.Önemli olan sizin hangi bölümü, hangi üniversiteyi daha çok istediğiniz.

    Asla ama asla “tutmaz burası ama yazayım” diye yazıp da istemediğiniz bölüm, üniversite ve şehir tercihi yapmayın.Çünkü genellikle orası tutar, siz istemediğiniz bir yerde okumak durumunda kalırsınız.Telafisinde de en iyi ihtimalle de puanınız düşer, sene kaybı yaşarsınız.

    TERCİH LİSTESİNİ NASIL HAZIRLAYALIM?

    Tercih listenizi dört gruba ayırınız her grubu kendi içerisinde en çok istediğiniz programdan başlayarak sıralayın.

    1.grupta

    · Hayallerin ve ideallerin listesi olmalıdır.

    · Bu dilimde kendi sıralamanızdan daha yüksek yerleri de yazabilirsiniz.

    2.grupta

    Sıralamanıza yakın olan ve genellikle sıralamanın biraz üzerindeki yerler yazılabilir. Bu grupta birinci gruptan biraz daha düşük sıralamalı bölümlere yer vermekte fayda var.

    3.grupta

    Sıralamanıza uygun ve sıralamanızın altındaki bölümler yazılabilir.2.gruptaki bölümlerden daha düşük sıralamalara sahip bölümlere yer verebilirsiniz.

    4.grup ise garanti tercihlerinizdir. Bu grupta sıralamanızdan daha düşük yerlere yer vermelisiniz. Eğer sınava tekrar hazırlanmayı düşünmüyorsanız bu gruptaki tercihlerinize çok dikkat etmelisiniz.

    Garanti olarak görülen tercihleri de yazarken yazacağınız üniversitenin hangi şehirde olduğu,yurt olanakları, ulaşım, kampus imkanlarını da değerlendirmelisiniz.

    Ancak sırf üniversite olsun,üniversite okumuş olayım diye istemediğiniz bir bölümü veya üniversiteyi yazmayın.Unutmayın bu eğitimi siz alacaksınız, bu mesleği siz yapacaksınız.

    Asla ama asla sırf sıralaması yüksek olduğu için hiç gitmek istemediğiniz bir bölümü, çok gitmek istediğiniz bir tercih üzerine yazmayınız.

    Peki yüksek tercihleri ilk sıraya yerleştirmek, asıl tutacak yerleri altta yazmak şansımızı azaltmaz mı?

    Hayır! Azaltmaz. Çünkü aynı bölümü isteyen öğrencilerden ister 24.tercihine ister 1.tercihine yazsın sıralaması yüksek olan öğrenci yerleşecektir.

    Üniversite mi tercih edelim Bölüm mü?

    Etiketi iyi diye bir üniversitede okumak mı daha avantajlı? Yoksa daha az tercih edilen bir üniversitenin iyi bölümünde okumak mı daha iyi? Sonuçta Üniversiteden mezun olunuyor ama siz o mesleği yapacaksınız.Bu yüzden öncelik verdiğiniz nokta bölüm olmalı.

    Yani önce bölüm,sonra üniversite, daha sonra da şehir tercihi yapılmalı.

    ÖZEL ÜNİVERSİTE Mİ? DEVLET ÜNİVERSİTESİ Mİ?

    Bu kararı verirken

    – Üniversiteden ne beklentilerinizi

    -Üniversitenin olanaklarını

    -Maddi olanaklarınızı göz önünde bulundurmakta fayda var.

    Ancak bazı özel üniversitelerin olanaklarının bir çok devlet üniversitesinden daha iyi olduğu da bir gerçek.

    YURT DIŞI EĞİTİM OLANAKLARINA DİKKAT EDELİM Mİ?

    -Üniversitelerin sağladığı yurtdışı eğitim olanaklarını göz önünde bulundurun mutlaka.ERASMUS,ISEP gibi öğrenci değişim programları var mı?Bu gibi fırsatları değerlendirmek CVniz için avantaj sağladığı gibi farklı kültürler tanıyarak kendinizi geliştirmeniz için de son derece önemli.

    – Bu konuda özel üniversiteler bir çok devlet üniversitesinden daha fazla imkan sunmakta.

    ÖZEL KOŞULLARA DİKKAT!

    En çok gözden kaçan nokta özel koşullar.Bazı bölümler boy,kilo,sağlık raporu gibi ek değerlendirmeler isteyebiliyorlar.Bunun yanında

    – Tercih edeceğiniz üniversitenin

    · Kampusü nerede?

    . Okuyacağınız bölüm nerede(Bazen Bazı fakülte ve bölümler ana kampüsten başka yerlerde olabiliyor.)

    . Yurt olanakları neler?

    · Yurt ücretleri ne kadar?

    · Özel üniversite ise burs kesilme durumu var mı?

    · Akademik kadrosu kimlerden oluşuyor?

    · Teknik imkanlar neler?(Kütüphane,yemekhane,konferans salonu,spor salonu vs.)

    Bu bilgileri hem kılavuzdan hem de sosyal medyadan araştırın.Eğer mümkünse gidip yerinde görmek daha faydalı olacaktır.Bölümlerin hocalarından bilgi alabilir,aklınızdakileri onlara sorabilirsiniz.

    Bunun dışında ailenin bulunduğu şehirde,ailenin yanında üniversite okumak veya başka şehirde okumak gibi soruların cevaplarken avantajları ve dezavantajları değerlendirmek ve buna göre karar vermek daha yerinde olacaktır.

    GELECEĞİ̇N MESLEKLERİ?

    Geleceğin mesleği yok, geleceğin insanı var!

    Bazı bölümlerin revaçta olduğu bir gerçek ama 50-60 yıl bu işi yapacağınız gözönünde bulundurulursa meslekte kendini geliştirmenin daha önemli olduğunu görüyoruz.Bu yüzden üniversitede kendinize ne katacağınız diploma kadar dikkat edilmesi gereken bir kriter oluyor.

    Kaç yapancı dil öğrenme şansınız var?Çift anadil ve yandal şanslarınız neler?Staj yapabilme olanakları? Kulüp çalışmaları neler gibi detayları da değerlendirmek önemli.

    Mesleği tercih ederken en önemli kriter kişinin yeteneğindeki.Ancak isteğimiz ve yetenekli olduğumuz meslekte mutlu oluruz.

    Ama diğerinde de aklım kaldı diyorsan:Yeteneklerinde oku, hevesinde yan dal yap!

    Tercih edeceğiniz mesleğin katı ya da esnek olup olmadığına dikkat edin.

    İş bulma, para kazanma, yükselme, mesleği geliştirme açısından katı mı yoksa esnek mi olduğu önemli kriterlerden..

    Tercih süreci hayli stresli bir süreç..Hele bu yıl sistem değişikliği,puan türlerinin birleştirilmesi gibi durumlarla daha da kafa karıştırıcı.Mutlaka bu alanda uzman kişilerden destek alın..Sorun soruşturun..Unutmayın..Bu şu zamana kadar vereceğiniz en önemli karar..

    Ama hiç bir şey sizden daha önemli,daha değerli değil..

    Mutlu olacağınız mesleği yapmanız bütün herşeyden daha önemli.

    Tercihleriniz sizi mutlu etsin 🙂

  • Benim Tercihim Değil

    Benim Tercihim Değil

    Bazen hasta yakınları (ve bazen de hastalar), hastalığı “bireysel tercih” gibi algılarlar ve derler ki: “kendi kendini hasta yaptı”, “hastalığı bile bile ortaya çıkardı”, “kendisi istediği için hasta oldu”…

    Hâlbuki gerçekte, bazı tercihleri yapmak elimizde değildir: anne/babamızı, doğacak evladımızı, cinsiyetimizi, ırkımızı, tenimizin rengini, genetik yapımızı, kısmetimizi, ölüm saatimizi… tercih etme lüksümüz yoktur. “Olacak ile öleceğe çare yoktur” ifadesi bu durumu çok güzel özetler. Biz istediğimiz kadar gayret etsek de bazen dilediğimiz sonuçlara ulaşamayabiliriz, bunun en iyi örneği “vermeyince Mabud, neylesin Sultan Mahmud” sözünün öyküsüdür (internetten okuyabilirsiniz).

    Muhtemelen elimizde olmayan tercihler üzerinde söz sahibi olunabilseydi; ensest mağduru olan genç kız, o sapık babanın evladı olmak istemezdi. Zulmüne maruz kaldığı için sakatlanan anne, o zalim evladı doğurmazdı. Cinsiyet/ten rengi/ırk ayrımcılığının sonucu olan şiddete maruz kalmamak için kişiler, alternatif değişimler isteyebilirdi. Ölüm saatini ertelemek için tüm imkânlar seferber edilirdi.

    Diğerleri gibi hastalıklar için de “benim tercihim değil” diyebilen hasta, doğruyu söylemektedir. Bu nedenle o hasta, hastalığından dolayı sorumlu tutulamaz.

    Hastasının durumuna empati yapamayan ve onun halinden anlayamayan hasta yakınının olumsuz ifadeleri ne kadar insani olabilir ki?

  • Bebek odası hazırlarken dikkat edilmesi gerekenler

    Temel hedefimiz hem eşyalar hem odanın geneli ile ilgili olarak güvenli, kolay temizlenebilir ve gereksiz kalabalıktan olmayan bir oda düzenlenmesidir.

    Öncelikle güneş girmeyen, hava değişimi olmayan odalar bebeğin sağlığı için uygun değildir.

    Yer döşemesinde en az toz tutan ve temizliği kolay bir ürün tercih edilmelidir. Masif ahşap ya da laminant parke tercih edilebilir. Halılar artık hepimizin bildiği gibi toz ve mikroorganizmaları tutma özelliklerinden dolayı uygun değildir.

    Duvarlar için kokusuz su bazlı boyalar öncelikli tercih edilmelidir. Renk seçiminde ise gözü yormayan pastel tonlar seçilmelidir.

    Perdeler ile ilgili düzenleme ebeveynlerin tercihine bağlı olmakla birlikte çok güneş alan oda da ışığın kontrolünü sağlayabileceğiniz şekilde düzenlenmesi uyku düzenini oluştururken işimizi kolaylaştırabilir.

    Aydınlatmada tek yönden ve kuvvetli bir ışık seçimi yerine duvardan yansıyan ışık tercih edilebilir.

    Bebekler de karanlık korkusu olmaz. Ancak çok ışıklı bir odada rahat uyuyamazlar ve çok karanlık bir odada sizin onu kontrol etmeniz zor olacaktır. Gece için tercihimiz bizim hareketimizi kolaylaştıracak çok hafif bir ışık kaynağı olmalıdır.

    Mobilyaların ağaçtan yapılmış olması sağlıklı bir seçimdir. Fakat toksik olmayan boyaların kullanıldığı mobilyaları tercih edilmelidir. Mobilyalarda sivri çıkıntılar olmamalı, yatak kenarındaki korkulukların bebeğin sığmayacağı kadar dar olduğundan emin olunmalıdır.

    Oda takımlarının genelinde ise çeşitli seçenekler mevcuttur. Odanızın boyutlarını ve ihtiyaçlarınızı düşünerek alıp ve fazla kalabalıktan kaçınmalısınız.

    Yatak seçiminde fazla sert veya yumuşak bir yatak bebeğinizi yoracağı için tercih edilmemelidir. Antibakteriyal doğal kauçuktan yapılan lateks yataklar ya da yarı ortopedik yataklar bebekler için uygundur.

    Diğer ayrıntılara göz atacak olursak;

    Çarşaflar mutlaka yatağın altına sıkıştırılmalı ya da lastikli çarşaflar tercih edilmelidir. Yatakların içinde fazladan yastık örtü gibi eşyalar bırakılmamalı sadece çocuğun üstüne örtmek için mevsime uygun ürün (battaniye, yorgan) tercih edilmelidir. Bu örtünün de yatağın kenarlarına sıkıştırılarak kullanılmalıdır.

    Bebek odalarında -kitapların çok toz tutması nedeni ile- kitaplık bulundurulmamalıdır.

    Sıcaklığın ölçümü için derece, nem oranını takip edebilmek için nemölçer bulunması uygun olur.

    Radyo vb. cihazlarda bebeğinize müzik dinletebilmeniz için uygun olacaktır. Uyku öncesi sakinleştiren müziklerde uykuya geçişi kolaylaştırabilir.

    Oda içinde tüylü oyuncak ve eşyalardan da kaçınılmalıdır.

  • Renklerin insan psikolojisine etkileri ve dekorasyonda kullanımları

    Renk, ışığın cisimlere, eşyalara yansımasıyla bizlerde uyandırdığı algıdır. Işık olmadan renk olayı gerçekleşemez. Newton, karanlık bir odada küçük bir delikten gelen güneş ışığını plazmadan geçirerek renk tayfı meydana getirmiştir.

    Aynı şekilde gökkuşağında da yağmurdan sonra renkleri birarada görmek mümkündür. Siyah ve beyaz renk olarak kabul edilmezler, renk değildirler. Ancak biz günlük hayatta renk olarak bahsederiz.

    Renkler, kırmızı, sarı, turuncu gibi sıcak renkler; mavi, yeşil gibi soğuk renkler olarak sınıflandırılabilir.Doğada renkleri uyum içinde görüyoruz. İnsan psikolojisini, sosyal yaşamı, sağlığı etkilediğinin farkındayız. Hatta doğada kendini korumak için yaban hayatı içinde renk değiştiren canlıların olduğunu biliyoruz. Renkler yaşamımızı şekillendirir, anlam katar, iştahımızı açar, kapatır. Sosyal hayatta kendimizi ifade ederiz. Psikolojimizi yansıtır, kendimizi hissettiğimiz duruma göre giyimde renk tercihlerimiz günden güne farklılıklar gösterebilir.

    Renklerin herbiri duygularımızda farklı yansımalar yaratır. Beden sağlığımızı, kan akışımızı, zihinsel aktivitelerimizi etkiler. Psikolojik olarak rahatlatıcı, güven verici, sinirlendirici ortam yaratabilirler. Renkler, tonlarına göre de tercih edilir. Belli tonlar bazı eşyalarda ya da obje ve araçlarda hoş görünmeyebilir. Renkten renge, tondan tona fark vardır.

    Örneğin, kırmızı renk, dikkat çekici bir renktir. Enerjik, sevgi, aşk, kan rengidir. Aynı zamanda iştah açar.Acıkma duygusu verdiği için fast food restaurantlarda sıklıkla tercih nedenidir. Büyük alanlarda ve uzun süreli kullanımda yerinde duramama ve huzursuzluk hissi yaratır. Dikkat çekici ve yasak rengi olduğu için trafik ışıklarında kullanılır. Ayrıca uyarı gerektiren durumlarda tercih edilen renktir.

    Sarı renk, dikkatin rengi olup, sarı levha üzerinde yazılan yazılar dikkat çeker. Taksilerin rengide bu nedenle sarıdır. Zekayı, pratikliği, inceliği gösterir. Aynı zamanda özlem ve hüznün rengidir. Sonbahar yaprakları sarı renklidir ve hüzün verir. Mevsim yazsa güneşin rengi olan sarı; mutluluk ve ümit verir. Çalışma odaları için seçilen bir renktir. Ancak sarı, etkili, yoğun ve uzun süreli kullanımlarda sinirlilik yapabilir. Gelip geçiciliğin ve uyarının rengi olup, karantina durumlarında, trafik ışıklarında hazırlanma olarak kullanılır. Ayrıcada bağımsızlık ve özgürlüğün rengidir.

    Turuncu renk bilişsel aktiviteyi ve yaratıcılığı artırır. Çocuklar tarafından sevilir, neşelendirir. Çocuklarda yaratıcı gücün ortaya konmasına destek bir renktir. Çok baskın olarak kullanılması düşünülmeyecekse yumuşatılmış olarak şeftali rengide seçilebilir.
    Mor,bilinçaltını temsil eder. Asalet, ihtişam, onur ve lüksü çağrıştırır. Ağır giysilerde, döşemelerde mor kadife gibi kumaşlar tercih edilir.

    Yeşil,dinlendirir, güven verir ve sakinleştirir. Yeşil renge bakmak göz sağlığı içinde uygun görülmüştür. Bankalar, finans kurumları tarafından tercih edilir. Doğayı, gençliği ve ümidi temsil eder. Rahatlatan ve heyecanı gideren bir renktir.

    Mavi, dinlendirir, ferahlatır, sakinleştirir. Dürüstlük ve güvenirlik duygusu verir. İştah kapatır. Otoriteyi simgeler, işadamları genellikle lacivert takım giyerler. Spalar, ilaç firmaları tercih ederler. İnsanlar psikolojik yönden rahatlık istediklerinde gökyüzüne ve denize bakmak isterler. Bir yandan da yalnızlığın rengidir. Bellekte kalıcılık yaratan bir renktir.

    Siyah, asil renktir, güç ve tutkuyu temsil eder. Giysi olarak kullanımında kişiye kolaylık sağlar. Her renk ve desen ile kombinlenebilir. Fiziksel olarak ince gösterir. Duygusallık ve hüznün rengidir. Geri planda kullanıldığında karamsarlık verir. Beyazla birlikte kullanıldığında etkilidir. Dikkat çeker ve genellikle birlikte kullanılırlar.
    Beyaz, temizlik ve saflığı temsil eder. Hastanelerde tercih edilen renktir. Doktor önlükleri ve gelinlik beyazdır. Mekan kullanımında geniş ve ferah gösterdiği için tercih sebebidir. Serinleten bir renktir ve yaz giysilerinde sıkça kullanılır.

    Pembe, rahatlatıcı, yumuşak bir renktir. Son yıllarda rahatlatıcılığından dolayı hastanelerde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Romantizmde yeri büyüktür.
    Kahverengini sevenlerin sinirleri rahattır, teklifsiz bir renktir, giyen kişiler, diğer insanların içinde kaybolup gitme durumundadırlar. İddialı bir renk değildir. Genel beğeniye uygun bir renk sayılabilir. İş görüşmeleri için kesinlikle düşünülmemesi gereken bir renktir.
    İnsanların yaşayacağı mekanlardaki renk seçimi, mekanın ne olduğu ile ilişkilidir. Mekanı paylaşanlar kimlerdir? Yaş gurupları, cinsiyetleri nedir? Hangi amaç için mekanda bulunuluyordur? Seçilen renklerin tonları ve yanında kullanılacak diğer renkler nelerdir? Gibi soruların yanıtlarının bulunması gerekir. Ayrıca tutulan takımların renkleri de mekan döşemelerinde, giysi seçiminde, dekorasyonda tercih nedeni olabilir.
    Aile yaşamının sürdüğü ev için düşünülecekse aile bireylerinin ortak kararları, beğenileri, evin büyüklüğü, aydınlanma durumu, ısınma durumu gibi özelliklere dikkat etmek gerekir. Örneğin, ısınma problemi yaşayan bir evde sıcak renkler tercih edilmelidir. Kırmızı, sarı, turuncu gibi. Tabii renkleri kombinlemekte önemlidir.

    Küçük bir ev ise evi geniş ve ferah göstermek için açık renkler kullanılmalı ve kesintilerden uzaklaşılmalıdır. Örneğin, parça halı kullanmayıp, duvardan duvara halı tercih edilmelidir.

    Odalar için değerlendirirsek, bebek odalarında, pastel tonlar tercih edilmeli, açık sarı, açık pembe, açık mavi, açık yeşil, lila rengi kullanılabilir.

    Okulöncesi yaş grubu için kırmızı, mavi; sarı yeşil renkler kombinlenebilir. Çocuk hareketli bir çocuksa kırmızı tercih edilmemeli, durgun ve sakin çocuklar için kırmızı seçilmeli. Odada geniş alanlar için daha pastel renkler seçilip, değiştirilebilen eşyalar için belirli, sıcak renkler kullanılmalıdır. Aslında tüm odalar ve salon için bu şekilde düşünülmelidir. Aile bireylerinin istekleri ve renklerin birarada tonlarına uygun şekilde kullanımı ile odalar zevke hitap eder şekilde düzenlenebilir.

    Halı dekorasyonda önemlidir, ancak; duvar, perde ve diğer dekoratif eşyalarla olay tamamlanmaktadır. Onun için her model ve renkteki halı üretilmekte ve kabul görmektedir. Bir bütün olarak düşünüldüğünde, geniş alan olduğu için krem ve kahve tonları genellikle rağbet görmektedir. Halıda orta koyuluktaki renkler renk solması ve kirlenme nedenlerinden dolayı tercih edilmektedir. Halılar sık temizlense de ilk bakışta gözü rahatsız edecek leke vs. kimse istemez. El halıları farklı bir konsepttir. Pastel renkler huzur verici renklerdir. Perde seçiminde ise halı rengine tezat; oturma guruplarına ahenk sağlayacak renkler seçilmektedir. Oturma gurupları kullanım oranına, kullanım alanına göre seçilir. Burada kullanılacak renk ve desen durumu diğer unsurlarla birlikte düşünülmelidir. Seçimde kişiler kendilerini nasıl iyi ve huzurlu hissediyorlarsa o renk ve deseni tercih etmektedirler.

    Renk seçiminde kullanılacak yer, diğer eşyalarla uyum, rengin tonları, hangi renklerle birlikte kullanılacağı, değiştirilebilirlik durumu, kullanılacak rengin miktarı da önem kazanmaktadır.

    Renklerle güzel duygular yaşamanız ve yaşatmanız,
    Uygun seçimler yapmanız dileğiyle…

    ÖZNUR SİMAV
    KURUCU- AİLE DANIŞMANI-PEDAGOG

  • MESLEK SEÇİMİ

    MESLEK SEÇİMİ

    HANGİ MESLEĞİ SEÇMELİYİM !!

    Benim hikayem şöyle idi;12 yıllık eğitim hayatımda kişisel yapıma giydirilen kimlik hukuk alanı oldu. Bunun için sayısal alana yerleşmişken eşit ağırlık ile değiştirdim, ve bu bölümü kazanacak puanı başarıyla elde ettim.Herkes mutlu artık bir hukukçu geliyor der iken; Adliyede olmak istemeyişim ve hala nedenini anlayamadığım radikal bir karar ile Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü seçtim. Psikoterapist olmanın mutluluğunu ve gururunu 10 yıldır yaşıyorum. Hayatımın %50 mutluluğunu garantilediğimi görüyorum . Tabii 5 yıl Adalet Bakanlığında görev yapmam da kaderin esprisi oldu bana.

    Şu an ülkemizde %84 işinden memnun olmayan meslek elemanları için üstteki yazım çok anlamlı iken; meslek tercihi henüz yapacak öğrenciler için de çalışma hayatında anlam kazanacaktır.

    Çünkü;Hayatımızın en önemli seçimleridir iş ve eş seçimi. Herhangi bir mesleğin olması yeterli gibi dursa da , mesleği içerisinde mutsuz olan onlarca insan var ülkemizde. Her sabah isteksiz uyanan, hafta sonu tatillerini kutsal gören,aile hayatını olumsuz etkileyen, depresif ruh halinin kapıdan ayrılmadığı yaşamlarla dolu etrafımız. İşe duyulan isteksizlik, üretkenliği ve motivasyonu olumsuz etkiliyor ve bu anlamda kalite düşüyor. Her şey bir zincir aslında. Kişiye uygun olmayan meslek seçim isteksizlik verimsizlik tepkisel davranışlar gerginlik çatışmalar mutsuzluk BAŞARISIZLIK

    Bunun en temel nedeni ise yanlış yönlendirmeler veya hiç yönlendirilmemeler.

    Yanlış meslek seçimini öğrenci için etkileyen unsurlar ise;

    1.Ebeveynlere karşı sorumluluk düşünceleri

    2.Yaşıtlarına göre üstünlük kurma çabası

    3.Takdir edilme isteği

    4.Yaşamak istediği üniversite hayatı

    5.Neresi olursa olsun yeter ki üniversite okuyayım düşüncesi

    6.Ebeveynlerin başkaları ile karşılaştırması gibi unsurlar yanlış tercihleri pekiştiriyor.

    Başarı sadece akademik olarak algılanıyor.Oysa ki yaşam ,sadece akademik başarıdan değil , hayat başarısından da oluşuyor.

    Meslek sürecinde artık okul birincileri değil , potansiyeli işe uygun kişiler tercih ediliyor.Kendisini ifade edebilen, sosyal zekası yüksek kişiler. Aksi halde akademik başarı yeterli olsaydı , tavsiye edilme süreci olmazdı. İnsana dokunamayan kişiler başarılı olamazlar , kişiliğine uygun olmayan meslek de emanet kıyafet gibi durur ve irrite eder. Kilolu bir diyetisyen, saldırgan bir psikiyatr , uçak fobisi olan bir pilot,düşüncelerini ifade edemeyen bir avukat düşünün.

    Öncelikle sormalısınız kendinize ‘Ben her gün uyandığımda hangi işe koşarak giderim, hangi meslek beni yansıtır?’

    Bunun yanıtını hala veremiyorsanız acil olarak bir uzmana başvurmalı ve sizi değerlendirmesine izin vermelisiniz. Bizler ilk görüşme ve gözlemden sonra gerekli test ve envanterler ile sizin yeteneklerinize, ilgilerinize uygun meslekleri belirleyebiliyoruz.

    Ailenizin istediği meslek ile kendi istediğiniz arasında kaldıysanız düşünmelisiniz ‘Bunu istemelerinin mantıklı nedeni nedir?’ size uygun mesleklerden biri değilse zaten düşünmenize bile gerek yok. Size uygun olabileceğini düşündüğünüz diğer mesleklerin ise maddi ve manevi getiri ve götürülerine bakın. Belki de siz bir yarıştasınız onlar objektif bakıyor?

    Gerçekçi olun. Size uygun meslekleri biliyor , ancak sıralamada daha popüler bir yere gitmek için size uygun olmayan bir bölümü tercih ederseniz, yanılırsınız. Faydası olan tek yer eğitim kurumunuzun akademik başarınıza katkısı olur. Sizin alkışlanmanız bir yaz sürer ama mesleğiniz bir ömür.

    Piyon olarak görülmek istemiyor vezir olmak istiyorsanız; ne olursanız olun sadece popüler olanı değil sizin için uygun olan mesleği tercih edin.

    Sevgiler ,sağlıklı seçimler.