Etiket: Terapist

  • Bireysel Terapi

    Bireysel Terapi

    Psikoterapi genel olarak çocuk-ergen, yetişkin ve çift-aile olmak üzere 3 alt dala ayrılır. Bireysel terapi, yetişkin alt dalına karşılık gelir. Bireysel terapide yalnızca danışan ve terapist görüşme yapar ve süreç bu şekilde ilerler. Seanslar süresince odak noktası yalnızca danışanın anlattıkları olur; onun duyguları, düşünceleri ve yaşantısı ele alınır; mevcut problemi yaratan çatışmalara odaklanılır. Bu nedenle görüşmeler dışında danışanın yaşamı ile ilgili araştırma yapmak, bilgi toplamaya çalışmak asla söz konusu olamaz.

    Peki danışanın bir yakını ya da arkadaşı terapisti arayıp bilgi almak isterse ne olur? Bazı durumlarda bireyler çocuğu, eşi, partneri, ebeveyni ya da yakın arkadaşı için çok korumacı davranmak isteyebilir. Tamamen iyi niyetli olarak sürecin iyi gidip gitmediğini merak edebilir. Ancak hangi durum olursa olsun, terapist, danışanı ile ilgili en ufak bir bilgi dahi vermez. Hatta kendini danışanın yakını olarak tanıtan kişiye, bahsettiği isimde bir danışanı olup olmadığı hakkında dahi bilgi vermez. Eğer bilgi almaya çalışan kişi bunda ısrarcı olursa terapist bu kısa görüşmeyi derhal sonlandırır.

    Bireysel terapide, terapisti ilgilendiren konular, danışanın yaşamında gerçekleşen olayların tam olarak ne olduğunu araştırmak değildir. Terapist bir dedektif gibi davranmaz. Bir olaydaki herkesin duygu ve düşüncesini öğrenme ve doğru veya yanlış olduğuna dair bir karar verme asla bireysel terapide yer almaz. Terapist gerçekleşen ve seansa taşınan olaylarda yalnızca danışanın duygu ve düşüncelerine odaklanır. Bunlarda da asla yargılayıcı olmamak kaydı ile danışanda olumsuz duygu ve düşüncelere, yine danışan ile birlikte ve onu zorlamadan odaklanır. Bireysel terapi süreci yalnızca bir kişiye özel bir alandır.

    Danışanın eşi, partneri, arkadaşı gibi yakın çevresinden biri aynı terapiste gitmek isterse ne olur? Üstelik bu durumu doğrudan danışanın kendisi de talep edebilir. Ancak danışan bu durumu istese dahi, bireysel terapi bir çevreden yalnızca bir kişiye yapılır. Çünkü zaman içerisinde danışan, kendisine ait olan bu özel alandan uzaklaşmış hissedebilir veya farkında olmadan paylaştıklarının, aynı terapiste gelen diğer arkadaşı/eşi vb. tarafından öğrenilebileceğine dair gizli bir endişeye kapılabilir. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey, terapi almak isteyen diğer kişiyi başka bir uzmana yönlendirmektir.

  • Terapinin Gizliliği

    Terapinin Gizliliği

    Psikoterapi, terapist ve danışan arasında özel bir alandır. Terapiye gelen kişi, daha önce kimseyle paylaşmadığı duygu, düşünce ve durumları terapisti ile paylaşmak ister. Ancak daha önce hiç tanımadığı bir kişiye iç dünyasını açmak pek kolay olmayabilir. İlk defa gördüğü, haftanın sadece belli saatlerinde bir araya geldiği kişiye özel yaşamını açabilmesi için bir güven duyması gerekir. Bu güvenin oluşması için zamana ihtiyaç duyabilir.

    Bu durum oldukça olağandır. Tahmin edildiğinden daha çok kişide görülebilir. Bu nedenle terapistin, danışanın özel bilgilerine dair nasıl sorumlulukları olduğunu anlatmak faydalı olacaktır.

    Terapide konuşulan her şey yalnızca terapist ve danışan arasında kalır. Dışarıda herhangi bir kişi, kurum ya da platformda paylaşılması söz konusu değildir. Yalnızca danışanın kendisi ya da bir başkasına zarar verme ihtimali varsa yetkili kurumlara bildirmek gerekebilir. Ancak böyle bir durumda danışandan gizli olarak bildirme gibi bir durum olmaz; öncesinde mutlaka danışana bilgi verilir. Böyle bir yükümlülüğün olması, danışanın zarar verme ihtimaline neden olan konuları konuşmaya engel değildir. Her şey ilk olarak düşüncede başladığı için eyleme kadar geçen süreçte gerçekleşme ihtimali oldukça azalır. Bu nedenle danışan böyle düşüncelere sahipse bunları terapide konuşmak danışan için hem rahatlatıcı olur hem de nasıl baş edebileceğini öğrenir.

    Terapist ve danışan bir sosyal ortamda karşılaşırsa ne olur? Gizlilik gereği terapist sosyal yaşamda danışanla doğrudan iletişim kurmak için adım atmaz. Çünkü danışan, terapiye gittiğini yakın çevresiyle paylaşmamış olabilir. Bu nedenle terapist ilk adımı atarsa özel yaşamı ihlal etmiş olur. Ancak danışandan selam verme, diyalog kurma gibi bir adım gelirse terapist buna uygun bir geribildirim verebilir. Bu durum da olabilecek en kısa sürede gerçekleşir. Sonrasında terapistin danışanıyla sosyal yaşamdaki gibi bir diyalog sürdürmesi, bir şeyler içmesi, vakit geçirmesi, arkadaşlık kurması gibi bir durum söz konusu değildir. Tüm bunlar danışanın gizliliğini korumak için yapılır.

  • Oyun Terapisi

    Oyun Terapisi

    Büyükler için danışmanlık neyse çocuklar için de oyun terapisi odur. Yetişkinlerin sorunları olduğunda, bunu güvenilir bir arkadaş ya da terapistle paylaşmaları onlara yardımcı olur. Çocukların kendilerini kelimelerle ifade etme yetenekleri yetişkinlerinki gibi değildir. Bu yüzden canlarını sıkan şeyi söze dökmeleri zordur. Oyun terapisi, çocuklara düşüncelerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve arzularını oyunla (onların en doğal ifade şekli) iletme şansı verir (Axline, 1969).

    Oyun terapisi, eğitim almış oyun terapistlerinin, çocukların psikososyal sorunlarına karşı durmada ya da çözmelerinde ve sağlıklı büyüme ve gelişimi için yardımcı olduğu ve oyunun terapötik gücünden faydalanıp kişiler arası bir süreç oluşturmak için geliştirilmiş kuramsal bir yaklaşımdır. Başka bir deyişle oyun terapisi, diğer kuramlarla geliştirilmiş terapötik bir yaklaşımdır.

    Eğitimli bir oyun terapistiyle çocuklar kendilerini ve dünyalarını daha iyi anlamayı, problemlerini çözmek için çalışmayı ve hayatla daha iyi şekilde başa çıkabilmek için gerekli beceriler geliştirmeyi öğrenirler.Terapist çocuğa kabul edildiği hissini verir. Çatışmaları, sıkıntıları oyunu ve oyuncakları kullanarak ortaya koyar. Çocuğun oyununu gözlemleyerek ve onu anladığını hissettirerek çocuğun rahatlamasını sağlar. Oyuncaklar yardımıyla çocuk ile terapist arasında bir terapötik ilişki başlar. Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı problemleri ve zorlukları önlemede ya da çözmede yardım sağladığı gibi, çocuğun gelişimine ve büyümesine de katkı sağlar.

    Çocuk psikoterapisinde en sağlıklı çözüm, oyundur; çünkü çocuğun duygularını ortaya çıkarabilmesi en iyi oyun ortamında gerçekleşir. Terapideki ilk amaç, çocukta yer etmiş endişe ve korkuların dışa vurulmasıdır. Oyun terapisi, çocuklar önceden hazırlanmış oyun ortamında serbestçe oynarken onların duygu ve davranışlarının gözlem yolu ile incelenmesine yarayan bir terapi tekniğidir. Çocuklar çeşitli araç gereç ve oyuncaklarla oynarken onların kendi kendilerine kurdukları oyun düzeninden, oyuncakları kullanma biçimlerinden ve oyuncaklarla kendi aralarında kurdukları ilişkiden onların duyguları, temel ihtiyaçları, tepkileri, sevgi ve nefretleri, saldırganlıkları ve benzer davranışları hakkında fikir edinilebilir.

    Neden Oyun Terapisi?

    Oyun, küçük çocukların yetişkinlerle ilişki kurabilmesi, dürtü kontrolü için kritik olan neden-sonuç düşünme biçimini geliştirebilmesi, stresli yaşantıları işleyebilmesi ve sosyal becerileri öğretebilmesi için gelişimsel açıdan en uygun, en güçlü araçtır (Ray, Bratton, Rhine ve Jones, 2001). Yani normal çocuk gelişimini desteklemekle beraber, aynı zamanda pek çok terapötik güce de sahiptir.

    Problemlerle yüzleşemeyen çocuklar problemleri çözmede yetersiz kalırlar. Genel olarak oyun terapisi, çocuğun problemlerini anlamak, onun duygularını ve tutumlarını keşfetmek ve çocuğu bunlarla yüzleştirerek çözüm getirmesini sağlamak için geliştirilmiş bir tekniktir. Büyüme sürecinin bir noktasında çocukların birçoğu yaşam tecrübeleriyle başa çıkmada zorluk çekebilir ya da ailelerini veya öğretmenlerini endişelendiren davranışlar sergileyebilirler. Eğer aileler, çocukların öğretmenleri ya da doktorları, çocukların davranışlarıyla ilgili endişelenirse ya da çocukların sorunlarla baş etmekte zorlandığını görürse, bir uzmana başvurulması uygun olacaktır. Bu noktada, çocuklara yardım etmek için önerilen yaklaşım genellikle oyun terapisidir.

    Oyun terapisi, terapistin çocukla güvenli bir ilişki kurduğu, çocuğun problemlerinin açığa çıkarıldığı ya da üzerinde çalışıldığı, çözüme varılan, yeni becerilerin pratik edildiği ve kapanışın hazırlandığı bir süreçtir. Oyun terapisi esnasında duygu durumu ve davranış değişiklikleri normal ve beklenen bir sonuçtur. Bazen işler iyiye değil de daha kötüye gidiyor gibi görünebilir. Bu beklenen ve normal bir şeydir. Aileler bunu fark ederse, bunu çocuklarının terapistiyle konuşmalıdır. Ayrıca, oyun terapisinde terapist çocuğu hayatı ya da travmatik deneyimiyle ilgili bilgi vermesi hakkında zorlamayacak, çocuğun kendi hızında sorunları işlemesine izin verecektir.

    Oyun terapi odasında, çocuğa muhtemelen hayatının diğer alanlarında karşılaştığından daha fazla özgürlük alanı sunulmaktadır. Terapi seansı boyunca çocuğun her düşüncesi, her duygusu ve neredeyse her davranışı kabul görür. Çocuğun kabul gördüğünü, kendini açabileceğini ve sorunları ve korkuları üzerinde çalışabilecek kadar güvenli bir ortamda olduğunu hissetmesi açısından terapi odasında ona bu özgürlük tanınır.

    Bunların yanı sıra, çocukların oyun terapisinde olan her şeyi anlatmak zorunda hissetmemesi oldukça önemlidir. Çocuk, terapi saatini kendisi ve terapisti arasında özel bir zaman olarak görür. Bu nedenle ailelerle, çocuklarının terapileriyle ilgili konuşma başlatmasına izin vermesi; ancak çocuklarına konuşmama hakkı ve özgürlüğü de tanımaları anlatılır.

    Her çocuk terapi sürecinde farklı bir hızla ilerler, bu nedenle terapinin süresi, çocuğun kişiliğine, travmanın derecesine, ev ve hayat koşullarına göre değişir. Çocuklar, ortada bir yapı ve tutarlılık olduğunda daha iyi geliştikleri için seansların tutarlı bir şekilde ilerlemesinin çocuklar açısından daha faydalı olduğu görülmektedir. Bu durumda ailelerle konuşulur ve çocuklarını ayarlanan seanslara düzenli olarak getirmeleri söylenir.

    Çocuğun gündelik hayatında karşılaştığı güçlükler ve çatışmalar oyun terapi seanslarında ortaya çıkar. Terapist, çocuğun; aile ilişkileri, arkadaş ilişkileri, kardeş ilişkileri gibi birçok konuda bilgiye oyun terapisi seansları esnasında ulaşabilir. Yani, çocuğun kurduğu oyundan yola çıkılarak çocuğun iç dünyasının anlaşılmasına ve çocuğun içinde bulunduğu duygu durumunun gözlemlenmesine olanak sağlar. 

    Oyun Terapisi Hangi Durumlarda Kullanılabilir?

    Oyun terapisinin kullanıldığı problem yelpazesinin oldukça geniş olduğu bilinmektedir. Oyun terapisinin kullanıldığı durumlar şu şekilde özetlenebilir (Nemiroff ve Annunziata, 1990):

    • Kaygı bozuklukları; çocukluk korkuları (yalnız kalma, karanlık, hayvan korkusu)

    • Depresyon,

    • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,

    • Uyku bozuklukları; kabuslar vb

    • Beslenme problemleri,

    • Tırnak emme-parmak emme,

    • Kardeş kıskançlığı,

    • Öğrenme güçlüğü,

    • Davranış bozukluğu,

    • Kayıp, yas, travma, 

    • Alt ıslatma, dışkı kaçırma

    • Anne-baba ayrılığı; boşanma vb.,

    • Aile içi şiddete maruz kalmış çocuklar, oyun terapisinden fayda sağlayabilirler.

    Oyun Terapisinde Amaç

    Çocuk kendini oyuncaklarla ifade ettikçe yaşadığı duyguları dışa vurmaya başlar ve gerginlik vücudunu terk eder. Bu sayede çocuk, rahat iletişim kurabilir, ilişkilerinde daha aktif hale gelebilir. Sinir ve stresin yerini, ilgi ve sosyal gelişimlerine daha uygun hisler alır.  Aynı zamanda çocuk, terapide öğrendiği davranışları yavaş yavaş günlük hayatına, arkadaşları ve ailesiyle olan ilişkilerine taşımaya başlar.

    Kurduğu oyunu oynarken çocuk, terapistin yönlendirmesiyle hayatında kendi yaşına uygun bir hakimiyet kurar. Terapist, çocuğa onda bu duyguları yaratan olayların yaşandığı çevresi üzerinde kontrole sahip olduğu hissini fark ettirir ve böylece çocuk, gerçek hayatta yaşadığı güçlükler ile baş etme becerileri geliştirir. Oyun odasında gerçek hayat tecrübelerini ifade edebildiğinde, terapist bu durumu anlayıp kabullenebildiğinde ve yorumladığında gerçek hayatındaki zorluklarını anlamlandırılabilir.

    Oyun terapisinin amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Oyun yardımıyla çocuğun iç dünyasını anlayabilmek 

    • Çocukla terapötik bir ilişki kurmak

    • Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek

    • Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

    • Çocuğun olumlu benlik algısı geliştirmesine yardım etmek

    Bunlara ek olarak çocuklara kendilerine saygı duymayı, duygularını tanımayı ve bunların kabul edilebilir olduğunu, kendi sorumluluklarını almayı, problemleri çözme becerileri ve yaratıcı düşünmeyi, kendini kontrol etmeyi, seçim yapmayı ve yaptıkları seçimin sorumluluğunu almayı benimsetme gibi katkıları da bulunmaktadır.

  • Terapistimi Nasıl Seçerim?

    Terapistimi Nasıl Seçerim?

    Günümüz dünyasında sosyal medya her alanda çok etkili ve bir çok şey artık bir tık ötemizde. Bunun iyi tarafları olmakla beraber bazı durumlarda suistimal edildiği de gözlemlenebiliyor. Bazen alanında uzman olmayan kişiler kendilerini profesyonelce hazırlanmış sosyal medya hesaplarında uzmanmışcasına lanse edebiliyor. Bu nedenle terapist araştırması yaparken kişinin aldığı eğitimler ve hakkında yapılan yorumlar iyi araştırmalıdır. 

     Fakat buna rağmen bazen  denemeden yani o kişi ile bir seans geçirmeden, o kişi size nasıl gelir bilemeyeceksiniz. Mesleki ehliyetini almış olması ve uzmanlığı tabii ki de çok önemli çünkü ruh sağlığınızı emanet ediyorsunuz. Fakat bunların yeterli ve iyi seviyede olması her şeyin mükemmel geçeceği anlamına gelmeyebilir.

    Eğer bir hayal kırıklığı yaşarsanız hemen pes etmeyin. Gerçekten iyileşme niyetiniz var mı yok mu bunu sorgulayın. Belki de terapiye hazır olmadığınız için sonunu tahmin ettiğiniz terapi süreçlerinde buluyorsunuzdur kendinizi.

    Terapide danışanın iyileşme niyeti çok önemlidir. Hatta iyileşmeye  hazır olmadığınızı bilmek bile ilk adımdır. Yani terapiye gidiyorum ve iyileşme niyetim olmasa bile o niyeti inşa etmek için  devam ediyorum diyebilirsiniz. Burada önemli olan kendi  duygunuzun farkında olmanızdır

    Terapisti araştırırken size verdiği duyguya ve bu  duygunun size nasıl geldiğine bakın.

    İnsanın beyninde ayna nöronlar vardır. Bu ayna nöronlar karşımızdaki kişinin duygusunu anlamamıza yardımcı olur. Terapist sizi danışanı olarak severse, size güven verirse, sizi kapsarsa ve yine danışanı olarak size yakınlık duyarsa siz de  bunu hissedersiniz. Bana göre danışana en çok iyi gelen şey terapistin onu koşulsuz kapsayabilmesidir. Türk toplumu ilişkisel bir toplum yapısına sahip. Bu ilişkiselliğin içinde kuramadığımız ilişkiler, hissedemediğimiz yakınlıklar ve fazlaca hissettiğimiz yalnızlık duygusu bizlerin ruhunu hasta ediyor. Bu nedenle bana göre, terapide danışanla etiğe ve işlevselliğe bağlı kurulan terapötik yakın ilişki çok önemli ve iyileştiricidir. 

    Kendinizden daha genç bir terapisti tercih etmek isteyebilirsiniz veya daha yaşlı. Bazen erkek terapist, bazen kadın terapist tercih edersiniz. Bunlar hep sizin iç dünyanızla ve geçmiş hayatınızla  ilgili olan şeylerdir. 

    Her terapistin tekniği farklıdır. Gittiğiniz terapistin  hangi ekol ile çalıştığını sormak yerine işini ona bırakarak yaptığı şeyin size nasıl geldiğine bakın. Dışarıda psikolojik konular ile çok yakından ilgileniyor olabilirsiniz. Hatta kendiniz psikolog veya psikiyatrist olabilirsiniz ama o odada danışan olan sizsiniz.

  • Psikodinamik Psikoterapi: En Basit Anlatımıyla

    Psikodinamik Psikoterapi: En Basit Anlatımıyla

    Psikoterapideki en önemli faktör, danışan ile terapist arasında kurulan terapötik ilişkidir. Terapötik ilişki, değişim için gerekli olan temel unsurdur. Terapötik ilişki, danışanın terapiye değer vermesi ve terapistle işbirliği halinde olması için gereklidir. Terapötik işbirliği oranında terapiden fayda elde edilebilir.

    Psikoterapiye psikodinamik yaklaşım, danışan ile terapist arasındaki terapötik ilişkiyi, bir yöntemin uygulanması için bir aracı olmaktan ziyade, çalışmanın odak noktası olarak ele alır.

    Psikodinamik teoriye göre, şimdiki psikolojik yaşantılarımız/problemlerimiz, geçmişte yaşadığımız deneyimlerle şekillenir. Buna göre, sağlıklı bir psikolojiye ulaşabilmek için geçmiş deneyimlerimizle yüzleşmemiz gerekmektedir. Örnek olarak; bir kişinin ailesiyle güvenli bir bağ kurmuş olması, şimdiki partneriyle de muhtemelen güvenli bir bağ kurmuş olacağının göstergesidir. İnsanlar, geçmişteki yaşantı ve duygularını tekrarlama eğilimi gösterirler. Bu tekrarlama eğilimi, kendini, terapistle kurulan terapötik ilişkide de gösterir. Psikodinamik yaklaşım, danışanların geçmişte kendileri için önemli olan kişilerle–genellikle bakıcılarıyla (anne, baba vb.)- kurdukları yaşantıyı şimdiki terapistlerine yansıtacağını/aktaracağını belirtir. Buna “aktarım” denir. Terapide, danışanın aktarım yaşantıları ortaya çıkacaktır. Aktarım olumlu ya da negatif olabilir. Olumlu aktarım gerçekleştiğinde; aktarım terapinin ilerlemesine yardımcı olabilir,danışan rahatlık ve açıklıkla duygularını terapistine iletebilir. Negatif aktarım gerçekleştiğinde ise, danışan için duygularını açmak güçleşir; çünkü terapiste yönelik duygular çok güçlüdür ve danışan kendini geri çeker. Danışandaki aktarım potansiyeli, analitik/dinamik çerçeve ve analitik/dinamik yorum ile değişip dönüşebilir. Negatif aktarım çözümlenemediğinde, danışan terapiyi bırakma noktasına gelebilir ve terapi yarım kalabilir.

    Psikodinamik terapide, danışanın bağlanma tarzı incelenir (güvenli, kayıtsız, saplantılı, korkulu/kaygılı bağlanma), bilinçaltındaki yaşantılar yüzeye çıkarılır ve aktarım çözümlenir. Terapi sürecinde terapist, terapinin devam edebilmesi için, danışanın bilinçdışı savunmalarını kırmalıdır. Bu bilinçdışı savunmalara “direnç” denir. Bu, değişime karşı gösterilen dirençtir.

    Terapötik ilişkide belirli sınırların çizilmiş olması önemlidir: Belirli bir gün/günler ve saat/saatlerde terapi yapılması, terapinin başlangıç ve bitiş zamanının belirli olması ve esnetilmemesi, terapi yapılan mekanın mümkün olduğunca sabit olması, danışanla kurulan ilişkinin belli sınırlar içinde kalması –örneğin partner ilişkisine dönüşmemesi-, gizlilik ilkesine sadık kalınması vb. Bu sınırlar, danışanın duygu, düşünce ve yaşantılarını incelemesi için güvenli bir ortam sağlar. Ayrıca sabit bir terapi düzeneği, danışanın bilinçdışı dalgalanmalarını görünür kılar ve onlar üzerinde çalışmaya imkan verir.

    Psikodinamik terapide değişim, danışanın bilinçdışı aktarım sürecinin yorumlanması ve terapistle kurduğu güvenli tarzda ilişki kurma biçimini öğrenmesiyle gerçekleşebilir.

  • BİR ÇOCUĞUN DİLİNDEN OYUN TERAPİSİ

    BİR ÇOCUĞUN DİLİNDEN OYUN TERAPİSİ

    BİR ÇOCUĞUN DİLİNDEN OYUN TERAPİSİ

    Bir gün bir yere getirdi annem beni. Oyuncaklar varmış güzel bir yermiş oynayacakmışım orda. Bir tanede kız var başımda,  benim terapistim olduğumu söylemişti tanışırken. Terapistin ne olduğunu ne işe yaradığını bana anlatan bi kitap okumuştu, ilgimi çeken bi kitaptı yine de ona pek belli etmedim. Gülümsüyordu, iyi duruyordu aslında ama  bilmiyorum burası ilk defa gördüğüm bir yer ve bu kızı da tanımıyorum.

    Oyun odasına beraber girmemiz gerekti ben istemedim annemden ayrılamazdım annem nerede durcaktı? Beni bırakıp gidecek miydi? Ya giderse? Bu tanımadığım kızla tanımadığım bir yerde durmak istemiyorum, korkuyorum… ne kadar bir sürü oyuncak da olsa kafamdaki endişeler korkutuyor beni

    Ağlayıp durmayınca annemin de benimle beraber oyun odasında durmasına izin verdi terapist kız.

    Ona duyamayacağım şekilde bir şeyler söyledi. Sakinliğini ve sevecenliğini koruyordu, gülüyordu. Bense sinir olmuş ve anneme yapışmıştım. İlk seans annemi odadan çıkartmak için çekiştirmekle geçti, ağladım, terapist kız beni anlıyordu duygularımı bana ifade ediyordu her saniyesini bana ayırmıştı tek ilgi odağı bendim ama yine de istediğim olmuyordu ve odadan çıkmıyorduk öylece seans sonuna kadar sürdü bu durum…

    Sonraki seanslar artık ağlamıyordum ama çok dikkatliydim, sessizdim, seçtiğim bazı oyuncaklarla küçük bi alanda oynamayı tercih ediyordum, oynadığım oyuncakları hemen topluyordum, tedirgindim ama yavaş yavaş buranın güvenli bir ortam olduğuna ve bu kızın samimiyetine inanıyordum galiba

    Bir kaç seans daha geçti ve artık oda da dilediğimce oynayabiliyordum. Dağıtıyorum bana hiç kızmıyor, annem de beni bırakıp girmiyor, içerde bekliyor.

    Süremiz bitince annemin yanına gidiyoruz her şey yolunda görünüyor, korkularım gittikçe azaldı, terapistimi oyunlarıma dahil etmeye başladım. İsteyerek geliyorum, galiba onu  seviyorum…

    evet evet öyle.

    Sevdim bu kızı.

    Güvenli bir ortamda, korkularımı dışa vurup yeniden işlememe ve onları o ortamda çözebilmeme olanak sundu. Sanırım annemle de işbirliği kuruyor iki elden benim için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

    Sevilen, ilgilenilen biriyim ben.

    Bunu farketmek minik kalbime öyle iyi geldi ki

    • Çocuğum ben
    • Özgürüm burda
    • Burası benim özgür alanım
    • Oyun odam
    • Kendime ve başka bir şeye zarar veremediğim sürece
    • Nasıl istersem ne istersem
    • Öyle yansıtabildiğim
    • Oynayabildiğim
    • Sıkıntılarımı çözebildiğim renkli dünyam
    • İyiki varmışım
    • İyiki varmış annem
    • İyiki varmış bu terapist kız
    • İyikiler sarmış dünyamı
    • Bir sürü iyi ki
  • Vajinismus

    Vajinismus

    Günümüzde birçok kadının karşılaştığı fakat paylaşmaktan çekindiği, ertelediği bir problem olan vajinismustan sizlere bahsedeceğim. Peki nedir vajinismus?

    Vajinismus, kadınlarda iç organları tutan kasların (pelvik taban kasları) ilişki öncesinde istemsiz bir şekilde kasılmasıyla birlikte birleşmenin imkansız hale gelmesi durumudur. Günümüze bakıldığında her 10 kadından birinde görülen bir rahatsızlık olan vajinismus cinsel hayatı etkilediği gibi ilişkileri/evlilikleri doğrudan etkileyebilmektedir. Eşler/partnerler bu durumu anlamakta güçlük çekebilirler. ‘Beni sevmiyor mu? Başkası mı var?’ gibi düşünceler evliliklerinin veya ilişkilerinin ortasına bir çığ gibi düşebilir. Fakat bilmeliler ki bu kasıtlı veya bilinçli yapılan bir olgu değildir. Kişi her ne kadar birleşme isteği içerisinde olsa dahi istemsiz bir şekilde bu durumdan kaçınmak zorunda kalır. İlişki esnasında yaşayacak olduğu acıdan ötürü kişi istemsiz bir şekilde kendini kasar ve ilişki tam anlamıyla gerçekleşemez. Her ne kadar ön sevişme süresini uzun tutulsa da, ‘bu sefer hazırım’ dese de kişi cinsel birleşmeyi tam anlamıyla yaşayamaz.

    Altta yatan nedenler nelerdir?

    Cinsel Mitler

    Masumiyetini kaybetme korkusu

    Travmatik olaylar

    Katı anne-baba tutumu

    İstemsiz evlilikler

    Hamile kalma korkusu

    Pasif ve aşırı tolere edici eş tutumu gibi nedenlerde kişi cinsel işlev bozukluğu yaşayabilir.

    Bunun önüne geçmek ve tedavi olmak için öncelikle kişi durumunu kabullenmesi ve cinselliğe küsmeden kendisi için bir adım atması gerekmektedir. Eğer ki durum organik nedenden kaynaklı değilse psikolojik nedenleri göz ardı etmemek gerekir ve bir cinsel terapistten destek almasında son derece yarar sağlandığı açık bir şekilde gözlemlenmektedir. Sizlere iyi bir rehber olacağını düşündüğünüz bir cinsel terapistle yolunuz keşiştiyse bu geçici ve tedavi edilebilir rahatsızlık net bir şekilde ortadan kalkar. Tabii burada kişi veya kişilerin iyileşme arzusu göz ardı edilemez bir gerçektir.

    Her terapide olduğu gibi vajnismusda da tedavi yöntemi kişiye özgüdür. Kişinin bu sürece kadar olan yaşadığı olaylar, endişeler de seans sırasında detaylı bir şekilde ele alınıp incelenir, üzerinde çalışılır ve cinsel terapiye özgü teknik ve metodlarla kişi sağlıklı cinsel hayatına kavuşur. Bu teknikler kişinin en mahrem yerinde, kendilerini iyi ve güvenilir hissettiği ortamlarda gerçekleşir. Muayenehane esnasında kişileri soymak, kişilerin cinsel birleşmesini muayenehane ortamında gerçekleştirmek etik olmamakla birlikte kabul edilebilir bir durum asla değildir.

    Genel olarak danışanlar kliniklere gelmeden önce kendi kendilerine birçok tedavi yöntemi geliştirebiliyorlar. Örneğin; kas gevşetici almak veya alkolü fazla kullanmak gibi. Bu tür durumlar genel olarak olumlu bir yanıt vermez aksine kişiyi biraz daha umutsuzluğa düşürebilir. O yüzden belirli bir süreden sonra ertelemeden bir uzmana görünmeniz bu durumdan kurtulmanız için en erken çözüm olacaktır.

    Peki Cinsel Terapist Bu Noktada Nasıl Bir Yol İzler

    Kişiler cinsel terapiye girme kararı alsalar da nasıl bir yol izlendiği konusunda endişeye kapılabilirler. Bu durumdan bahsetmek kendilerini ifade etmek konusunda çekingenlik yaşayabilirler ama deneyimli bir cinsel terapist kendinizi anlatma açısından sizlere kapı aralamayı sağlar ve tabu haline gelmiş bir takım düşüncelerinizin ortadan kalkmasını amaçlar.

    Her psikoloğun birinci görevi gibi bu noktada da gizlilik son derece önemli bir husustur. Kişiyle sağlam bir teropötik ilişki gerçekleşir ve birlikte bir formülasyon belirlenip yola çıkılır. Verilen keyif verici egzersizler hem cinsel işlev bozuklukları açısından hem de bozulmuş veya bozulmakta olan evliliği/ilişkiyi sağlamlaştırma açısından son derece olumlu bir yarar sağlar.

    Bir cinsel terapist eşliğinde cinsel terapiye başlamak altta yatan olumsuz nedenleri saptamak ve buna çözüm bulmak açısından, kişilerarası iş birliğini kuvvetlendirmek ve sağlıklı bir cinsel hayata kavuşma açısından son derece önemlidir. Cinsel terapist takibinde belirlenen metodlara uyulduğu takdirde kişi/kişiler olumlu sonucu anında farkedebiliyorlar.

    Bu süreçte sabırlı olmak ve sürece sadık kalmak son derece önem içerdiği gözardı edilemeyecek bir gerçektir.

  • Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

    Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

    Çocuklar oyun aracılığıyla öğrenir ve büyürler. Yetişkinler yaşadıkları sorunları kelimelere dökerek ifade edebilirken çocukların dili ise oyundur. Oyun ile çocuk ifade edemediği bilinçli ve bilinçdışı yaşantılarını ortaya çıkarır. Çocuklar çözülmemiş duygularını ve yaşantılarını semptom ile dışa vurmak yerine oyun terapisi ile yaşadığı sorunları oyun içerisinde ifade etme imkanı bulur. Bu terapilerde çocuğun duyguları ve davranışları terapist tarafından koşulsuz bir şekilde kabul edilir. Çocuk koşulsuz kabul edildiğini hissettikçe, iç dünyasını açığa çıkaracak ve problemleri üzerinde güvenli bir ortamda çalışma imkanı bulacaktır.

    Oyun, çocukların beraber oyun oynadığı kişilerle bağ kurmasını sağlar. Güvenli bağlanmalar işlevsel ve sağlıklı ilişki kurabilmeye olanak tanır. Çocuk merkezli oyun terapisinin içerisinde çocuklar, oyun ile kendilerini ifade etmeden önce terapiste güvenme ihtiyacı duyarlar. Güvenli ortam sağlandıktan sonra çocuklar duygularını ve davranışlarını bu ortam içerisinde keşfederler. Çocuklar terapist tarafından güven veren, koşulsuz kabul edici bir ortamda oyun oynadıklarında, terapistin de kendilerine duydukları güvenini hissederler. Bu da beraberinde çocukların kendilerine güvenmelerini, kendi duygu ve davranışlarını kabul etmelerini ve bu duygu ve davranışlarından sorumlu olmalarını sağlar.

    Çocuk merkezli oyun terapisinde terapist, çocuğu ve çocuğun oyunun koşulsuz kabul eder, hoşgörülüdür ve empatik bir tutum içerisindedir. Ebeveynler veya yetişkinler ile evlerde, okullarda sınırlandırılmış oyunların oynanması, çocuğun hayal dünyasının oyuna yansıtılmasına imkan tanıyan oyunların azalması olumsuz etkilere sebep olabilmektedir. Çocuk merkezli oyun terapisinde ise terapist çocuğun kendisini keşfetmesini ve kendi duygu ve davranışlarının sorumluluğunu almasına olanak tanıyarak çocuğun benliğinin kabul edildiğini hissettirmiş olur. Böylelikle çocuklar kendi düşünce, duygu, davranışları üzerinde yeterlilik kazanırlar.

    Çocuk ile terapist oyun terapisinde terapötik ilişki kurarlar. Bu ilişki ile beraber çocuklar yaşadıkları problemleri sevildiklerini, koşulsuz kabul edildiklerini hissederek çözebilirler. Çocuk merkezli oyun terapisi çocuklara kendileri gibi olabildikleri, kendi doğalarını, özlerini sergileyebilecekleri güvenli bir ortam sağlar. Bu ortam içerisinde çocuk gerçek hayatında yaşadığı sorunları ve problemleri oyununa aktarır. Oyun içerisinde yaşadığı sorunuyla karşı karşıya gelir, dürtülerini, kaygılarını, arzularını ifade etme imkanı bulur ve bu esnada terapist çocuğun duygularını koşulsuz kabul eder ve yansıtır. Bu süreç problemlerin çözülmesine olanak tanır ve terapist ile çocuk arasında kurulan terapötik ilişki çocuğu iyileştirir.

    Ebeveynler çocukların problemlerini çözme sorumluluğunu aldıklarında, farkında olmadan çocuğa bağımlılık ve çocuğun kendi duygusuyla baş edemediği, baş edemeyeceği yönünde örtük mesajlar gönderirler ve bu sebeple çocuğun benlik saygısı, kendine duyduğu güven azalır. Çocuk merkezli oyun terapisinde ise terapist yargıda bulunmaz, yönerge vermez, yönlendirmez, tavsiyede bulunmaz, eleştirmez, soru sormaz. Terapist çocuğun kendi problemlerini çözebileceğine, bu becerilerine saygı duyar ve böylelikle çocukların süreç içerisinde sorumluluk duyguları gelişir, kendi problemlerini kendi de çözebileceklerini öğrenirler.

    Oyun terapisi 3-12 yaş arası çocuklar için uygundur. Seansların süresi 30 ile 45 dakika arasında değişir. Oyun terapisi ile çalışılabilecek konular:

    • Kaygı bozuklukları

    • Korkular

    • Tırnak yeme, Parmak emme

    • Ayrılık Kaygısı

    • Depresyon

    • Yeme, Uyku, Tuvalet Problemleri

    • Kardeş Kıskançlığı

    • Arkadaşlık ilişkileri

    • Sosyal Beceri sorunları

    • Uyum sorunları

    • Davranış bozuklukları

    • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

    • Sınır Problemleri

    • Öfke kontrolü

    • Boşanma süreci

    • Kayıp, Yas

    • Travma

    Çocuğunuz bu tür problemler yaşıyor ise uzman desteği eşliğinde oyun terapisi seansları ve ebeveynin de sürece katılımıyla çocuğun yaşadığı sorunları aşabilmeleri hedeflenmektedir.

  • Bilişsel Davranışçı Terapi

    Bilişsel Davranışçı Terapi

    Psikoterapi, kişinin yaşadığı problemlere çözüm bulmak, kişinin uyumunu arttırmak, kişiye farkındalık kazandırarak olumlu yönde değişimini sağlamak amacıyla iki taraf arasında gerçekleşen etkileşim sürecidir. Bu süreç içerisinde terapist dürüst, tutarlı, içten, samimi ve empatik bir tutum içerisinde danışanı güven ve işbirliği ile koşulsuz kabul eder. Bu süreçte terapistler güvenilir belli bir takım teknikler ve teoriler ile süreci yönetirler. Bu yöntemlerden biri de Bilişsel Davranışçı Terapi’dir.

    Bilişsel Davranışçı Terapiye göre insanlar aynı olaylar karşısında farklı tepkiler vermektedir. Bu farklı tepkiler, kişilerin bu olayları nasıl yorumladığıyla ilgilidir. Bilişsel olarak yapılan yorumlar kişinin davranışlarını etkilemektedir. Hatta davranışları da duygusunu ve düşüncesini etkilemektedir. Bu sebeple bilişsel davranışçı terapide kişinin duyguları ve davranışlarında değişimler oluşturmak için danışanın düşünce sisteminde bir takım değişiklikler yapılması hedeflenir. Terapist ilk olarak düşünce hatalarını tespit eder ve bu düşünceler üzerinde çalışmaya başlanır. Kişi, duygularını ve davranışlarını etkileyen gerçekçi ve işlevsel olmayan düşüncelerini daha gerçekçi ve daha işlevsel bir hale çevirebilmeyi öğrendiğinde duygu ve davranışlarında olumlu yönde değişiklikler meydana gelmektedir. Bu terapi şeklinde düşünce, duygu, davranış değişikliği oluşturabilmek amacıyla çeşitli teknikler kullanılmaktadır.

    Bilişsel davranışçı terapiye göre erken dönem çocukluk yaşantıları kişinin temel inançlar ve varsayımlarını meydana getirmektedir. Kişinin işlevsel olmayan düşünceleri temelde yetersizlik veya değersizlik temel inancı etrafında şekillenmektedir. Altta yatan işlevsiz inançların değiştirilmesi ile düşüncelerde daha gerçekçi ve işlevsel değişiklikler meydana getirilebilmektedir. Altta yatan temel inançlarındaki danışanın bilinçli farkındalığı ve bu inançlardaki temel değişim danışanın yaşadığı sorunlarının tekrarlaması ihtimalini azaltmaktadır.

    Bilişsel Davranışçı Terapide danışanlar pasif bir katılım göstermezler. Terapilerde aktif olarak çalışmalara katılırlar. Danışanlardan düzenli olarak seanslara gelmeleri ve kendilerine verilen psikolojik ölçekleri doldurmaları beklenir. Danışanın seanslardaki deneyimlerini günlük hayatına aktarabilmesine yardım niteliği taşıyan ödevlerini, terapist ile birlikte belirledikten sonra uygulaması beklenir. Bu yüzden seanslarda işbirliği esastır. Danışanın sıkıntısı azaldıkça ve terapi sürecine alıştıkça, terapist seanslarda; hangi sorunlar hakkında çalışılacağına danışan ile birlikte karar vererek, düşüncesindeki bozuklukları belirleyerek, önemli noktaları özetleyerek ve seansların sonunda verilen egzersizleri danışan ile birlikte tasarlayarak danışanın süreç içerisinde daha aktif olmasını desteklemektedir.

    Terapiler amaca dönük ve probleme odaklıdır ve sorunun çözümüne odaklanmaktadır. Terapide tanıya bağlı kalmaksızın “şimdi ve burada” danışanın sorunları incelenmektedir. Bu amaçları terapist ile danışan aciliyet sırasına göre birlikte belirlemektedirler. Terapi süreci zamanı belirli ve kısa sürelidir. Seanslar genellikle haftada bir kez, 50 dakika şeklinde sürdürülür. Bu süreçte danışana kendi kendisinin terapisti olması öğretilmektedir. Kişinin özyeterliliğini kazanmasını sağladığı için bu terapi şeklinin öğretici ve eğitici bir yönü vardır.

    Bilişsel Davranışçı Terapi ile çalışılabilecek alanlar:

    • Depresyon

    • Panik Bozukluk

    • Yaygın Kaygı Bozukluğu

    • Fobik Bozukluklar (Sosyal Fobi, Özgül Fobi, Agorafobi)

    • Obsesif – Kompulsif Bozukluk

    • Yeme Bozuklukları

    • Uyku Bozuklukları

    • Somatoform Bozukluklar

    • Kişilik Bozuklukları

    • Travma Sonrası Stres Bozuklukları

    • Cinsel İşlev Bozuklukları

    • Madde Bağımlılığı

    • Öfke Problemleri

    • İlişki Problemleri

    Bilişsel davranışçı terapi özellikle kaygı bozuklukları, depresif bozukluklar, panik bozukluklar, fobik bozukluklar üzerinde oldukça etkili ve işlevsel terapi yöntemlerinden biridir.

  • AİLE TERAPİSİNİN NEDENLERİ

    AİLE TERAPİSİNİN NEDENLERİ

    Aile terapisi, danışanlarının durumuna göre grup ve bireysel danışmalardan ayrılırlar. Örneğin; bireysel
    danışmanlık genellikle danışanların kişisel sorunlarına ve onların çözümüne yani bireylerin içsel
    dinamiklerine (intrapersonal) odaklanır. odaklanır. Grup danışmanlığı ise birden fazla bireyin bir araya
    geldiği ve daha kişilerarası (interpersonal) ilişkilerin olduğu bir süreçtir. vardır. Bununla birlikte grup
    elemanları ortak problemleri ile birlikte danışmaya girerler. Öte yandan, aile terapisi değişiklikler yapmak
    için yaşamın bütününe(total life sistem) odaklanır, ailenin yapısını değiştirmeyi amaçlayarak ailenin
    bütününe etki eder. Yani aile terapisinde kullanılan yaklaşımlar; hem bireyin içsel dinamiklerine, hem
    kişilerarası ilişkilere ve sistemlere odaklanır. Aile terapisi aynı zamanda yeni yol ve yöntemler sağlayan,
    zihinsel sağlık çalışanlarının üretkenliğinden ve yenilikçiliğinden etkilenir. Aile terapisi, terapiste geniş
    hareket alanı sağlayarak, sorunların belirlenmesinde özgün yollar bulmasına izin verir.

    Bazı aile terapisi teorileri benzer olsa da çoğu farklı farklıdır.

    Aile terapisinin gerekçelerinden biri, hayatla ilgili artan zorlukların kökeninde ailenin yattığına
    inanılmasıdır. Bu nedenle, aile üyeleri birbiriyle ilişkilidir ve aile üyelerinin durumları diğer aile bireylerini
    ve ailenin bütününü de olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.

    Terapötik olarak ailelerle çalışmanın tedavide etkililiği kanıtlanmıştır. Araştırmalar, çeşitli aile terapisi
    modellerinin/yaklaşımlarının, psikoterapinin diğer biçimleri kadar etkili olduğunu göstermektedir.
    Danışanlar arasında yapılan araştırmalar da, danışanların evlilik ve aile terapistlerinden aldıkları
    hizmetlerden çok fazla memnun olduklarını ve aile terapisinin madde kullanımı, alkolizm gibi
    rahatsızlıkların tedavisinde de etkili olduğunu belirtmektedirler. Başka bir deyişle, danışanlar umdukları
    yardımı görmektedirler. Fakat bunun yanında aile terapisi, bipolar bozukluk gibi şiddetli ve kronik akıl
    rahatsızlıklarının tedavisinde yeterli ve etkili değildir.

    BİREYLERLE ÇALIŞMANIN YERİNE AİLELERLE ÇALIŞMANIN NEDENLERİ

    Aile terapisinin avantajlarından biri; terapistin aileyle çalışarak neden-sonuç ilişkilerini ve sorunları daha
    geniş bir çerçeveden bakarak bütün karışıklığı görmesinin kolaylaşmasıdır.

    Aile terapisi, danışanın yaşamındaki önemli kişileri, sürecin içine alır. Terapist, sorunun içinde olan,
    sorunu paylaşan insanlarla direkt çalışır.

    Aile terapisinde tek bir ileti, aynı anda bütün aileyle paylaşılabilir.. Böyle yapılmasının amac; aile
    üyelerinin birlikte bu sorun dahilinde çalışmalarını sağlamaktır. Ayrıca aile terapisi aile de gizli kalmış
    bilgileri ortaya çıkararak aile içinde açık iletişimi sağlamayı amaçlar.

    Aile terapisinin önemli avantajlarından bireysel psikolojik danışmadan daha kısa sürede etkili olarak
    amacını yerine getirmesidir. aile terapistlerinin bildirdikleri raporlar da , bir aileyle yalnızca birkaç oturum
    çalıştıkları görülmüştür.

    Aile terapisinde, durumlara göre bazı yaklaşımların etkili olduğu belirlenmiştir. Çoğu araştırmaya
    baktığımız da, aile terapisinin, ailelerin ve aile üyelerinin hepsini kapsayan değişiklikleri gösterdiğini
    görmekteyiz. Diğer terapistlerin bu konu da iddialı olmadıkları söylenebilir.

    AİLE TERAPİSİNDE ETİK KONULAR

    Aile terapisinde profesyonel meseleler en çok etik, yasa ve kimlikle ilgilidir. Aileye yardım etme
    sürecinde, profesyonel meseleleri göz önünde tutma ve tedavi prosedürünü seçme arasında bağlantı
    vardır. Terapötik yorumlamaların temelinde etik ve yasal faktörler vardır. Ancak, profesyonel konular
    terapötik konulardan daha az dikkat çeker. Çünkü profesyonel konular daha temeldir. Profesyonel
    konular daha mekanik olarak tartışılırlar ve tedavide ilginç bulduklarımızla alakalı olan şeylerden daha az
    caziptirler. Etik rehberler, yasal standartlar ve kurumsal kararnameler aslında düzyazıdır ve okumak için
    çekici ve açık değillerdir. Şimdiye kadar bu kodlar, rehberler, dernekler profesyonel aile terapisinin kalbini
    oluşturmuştur. Bu meseleler çevresindeki aile terapisinin kritiği halk ve klinisyenler tarafından pekiyi
    anlaşıldı.

    Aile terapistleri yasal, etik ve profesyonel kimlik meseleleri konusundaki bilgiler ve onların takiplerinde
    uyanık olmalıdırlar. Eğer olmazlarsa, sonuç iyi niyetli ancak zararlı klinik ya da kişisel hareketler olabilir.
    Aile bir sistemdir, öyleyse aile terapisi de bu sistemin alanındadır. Aile terapistleri sağlıklı kalabilmek için,
    onlar ve meslektaşları, yüksek standartlar için uygun pratiklere ve yasal durumlara, etik kodlara
    uymalıdırlar. Onların aile terapistleri gibi güçlü kimlikleri vardır. Onları profesyonel olarak zenginleştiren
    ve besleyen kurumlarda bir üyeliklerinin olması gereklidir. Meslektaşların hatırları ve kendileri için, aile
    terapistleri profesyonel meselelerle baş edebilirler.

    AİLE TERAPİSİ VE AİLE ETİĞİNE GENEL BAKIŞ

    İnsan deneyimleri ahlaklı girişimlerdir. Etik ilkeler (ethics), bireyler ve ailelerden gelen hakların
    gerçekleşmesi için karar veren ahlaki prensiplerdir. Aileler ve toplum ilişki etik ilkeleri (relationship ethics)
    tarafından yönetilir. Bu etiğin temelinde 2 temel prensip vardır;

    Adalet (equitability) “herkes kendi ilgilerini çok kültürlü bir bakış açısından adil bir şekilde hakkını
    kazanmaya çalışır” önerisidir.
    İlgi (caring) veya ahlaki gelişim ve prensipler, sosyal ilişkilerin ve dayanışmanın merkezinde yer aldığı
    fikri.
    Aile terapisi ilk olarak uygulayıcıların, teorilerin ve uygulamaların aileleri içermesinin değersiz olduklarına
    inandıkları bir atmosferde gelişmiştir. Sonuçta oluşan tarafsızlık (neutrality) durumu, ailelerle çalışmanın
    etik prensibinin aile terapistleri tarafından resmi ya da resmi olmayan temellerde 1960ların ortalarına
    kadar seyrek olarak tartışıldığı anlamına gelir. Daha sonra aile terapisinin feminist kritikleri, özellikle aile
    şiddetinin sorumlulukları bakımından bu alanı değerler ve etik konusunda sallamıştır. Uygulayıcılar kesin
    ya da doğalarla ilgili her durumun değerlerle ilgili olduğunu anlamaya başlamış, yani, terapötik kararlar
    etik olarak nötr olmadı, olamazda.

    Bilinen değerler ve etikler, ana fikre yardımcı olmakla ilgililerdir.(????) Aile terapisi yaparken etik karar
    verme hakkında hala pek çok belirsizlik vardır. Çünkü etik karar vermek kolay değildir. Terapist ne
    zaman etik ikilemle yüzleşirse, genellikle “2 veya daha fazla akılcı kararı yapmak için 2 ya da daha fazla
    iyi nedene” sahiptir. Eğer bu ikilemler karışıksa, klinisyenler tamamen eminse, onlar seçtikleri yolda
    dikkatsizce büyük bir hata yapıyorlardır.

    Tarihsel çatışmalar ve şimdiki gerçekliğe rağmen, etiğin alanı; aile tedavisinin çatısının temel bölümüdür.
    Bu, terapinin bütün çeşitlerinde, özünde bir etik boyutu olduğu için dikkatlice düşünülmelidir. Meseleleri
    daha fazla zorlaştırmak için, aile terapistleri her çeşit terapistin muhtemel etik çatışmalarıyla yüzleşirler.
    Örneğin, aile terapisinde, aile üyelerinin arasındaki ilişki genellikle danışan için dikkate alınır. Elbetteki,
    ilişkide bir kişiden fazla kişi vardır ve terapide ilerlemek için terapist, bazılarının çoğunluktan farklı olarak
    çatışmalı duygu ve davranışları ve ayrı ihtiyaçları olan bireylerin bilgilendirilmiş rıza (informed consent)
    olmalıdır.

    Etik ve etkili olan aile terapistleri, ailelere hizmet verirken teoriler içinde değerlerin farkında olmalıdırlar.
    Aile terapistleri profesyonel olmak için güncel etik kodları bilmelidirler ve süreçte kodları gözden
    geçirerek öneri getirmekle aktif olarak uğraşmalıdırlar. Klinisyenler bunu yaparken düşünceli ve esnek
    olmalıdırlar.

    ETİK VE DEĞERLER

    Etik karar vermenin temelinde değerleri fark etme ve anlama vardır. Bir değer (value) “bir dizi seçimin en
    çok tercih edilenden en az tercih edilene doğru sıralanmasıdır.” Temelde 4 değer alanı vardır ve her biri
    birbirini etkiler. Bunlar; aile, kişisel, politik/sosyal ve en yüksek. Aile terapisi, kuramsal ve klinik olarak
    profesyonel olması için temelinde bilinen çeşitli değerler topluluğu olduğu kabul ediliyor.

    Etkili terapistler terapötik süreci etkileyen kişisel değerler, danışan-aile değerleri ve teorik değerlerdeki
    güçlüklerin farkında olurlar. Terapistler önce kendi değerlerini incelemelidirler. Terapistin yaşı, medeni
    durumu, cinsiyeti, etik kökeni, dini, sosyal kültürel yapısı vb. terapistin değerlerini etkiler. Örneğin; genç,
    bekâr, Katolik, Latin erkek aile bir terapistine zengin bir alt yapıdan gelen ve değişik değerlere sahip
    yaşlı, boşanmış yerli Amerikan ailesinden hayatının çoğunu fakir geçirmiş 2 yetişkin gelebilir.

    Kişisel değerleri ortaya çıkarmanın ve etik karar verme tarzını anlamanın bir yolu da etik genogramdır.
    Bu genogram çeşidi, zor etik karar vermek için aile bireylerinin köküne nasıl dikkat edileceğine
    odaklanır. Bir terapistin ebeveynleri gevşek olmuş olabilir, veya doğru ve yanlış davranış yorumunda katı
    olmuş olabilir. Böyle durumlar terapistin şu andaki etik karar vermesinde iyi ya da kötü bir şekilde rol
    oynayabilir. Aile terapistleri, kendi değerlerinin, bu değerlerin kendisine nasıl geldiğinin ve değerlerin
    nasıl farklı ve diğerlerine benzer olduğunun farkında olursa ailelerle daha etkili ve etik çalışmak için
    uygun olurlar.

    Sonra, terapist, danışan-ailelerinin değerlerine bakar. Araştırmalar, aile değerlerinde -özellikle farklı
    kültürler arasında- çeşitlilik olduğunu göstermektedir. Ailelerde, üyelerin kişisel, politik ve sosyal değerleri
    çeşitli yönlere etki eder. Ailelerde, aileden miras olarak gelen değerlerin de etkisi vardır. Ailelerle
    çalışırken, onların değerleri, sistemle ilgili bir bakış açısında sınanmalıdır, yani aile üyelerinin değerlerinin
    aileyi bütün olarak nasıl etkilediğine bakılmalıdır. Böyle bir bakış açısı değerlerle ilgili konuyu karıştırır;
    ama aynı zamanda değerleri gerçekçi bir çerçeveye koyar ve bunların işleyişini dinamik bir girişime
    çevirir. Eğer terapistler ve onların danışan-aileleri savundukları çekirdek değerler bakımından birbirinden
    ayrı değerlere sahiplerse onlar arasında ya da onların yerini tutan birileri arasında görüşmeye ihtiyaç
    olabilir.

    Son olarak terapistler değerleri açıklarken teori ve süreçlerle bağlantı kurup, onların sonuçlarını kabul
    ederler. Bu son alanda, aile terapilerinin etik konuları, ailede muhafaza edilmesi gereken, vurgulanan,
    pekiştirilen ve değiştirilmesi gereken değerlerle ilişkilidir.

    Bazı aile terapistleri, tedavilerinin merkezine ailelerin semptomlarını silmeye yardım etmeyi alır. Diğerleri,
    yeni bir yapıyı veya sınırı oluşturmaya odaklanır. Bazıları ise bireylerin ailelerinin kökünden

    farklılaşmalarına veya yeni çözümler üretmelerine yardımcı olmayı amaçlar.

    Bilgisiz uygulayıcılar (terapistler) değerlerin doğasını ve hatta önemini inkar etmeye çalışır. Diğerleri
    terapiyi hoşlandıkları değerlerin yeniden gözden geçirilmesi için bir mücadele olarak kullanma çabasında
    bulunur. İki yaklaşım da kusurlar ve olası tehlikelerle doludur. Sonuç olarak, diğerlerinin değerleri için
    duyulan saygı ve değer; etik davranışın ve aile terapisinin rehberliğinin arkasındaki hakim güçtür.

    DEĞERLER ETİK UYGULAMALARI NASIL ETKİLER?

    Bütün etik konular, değerleri, karar vermek için temel alır ve sosyal haklar ve zorunluluklarla ilgili bütün
    değerler, etik kararlarda kaçınılmaz olarak ortaya çıkar.

    Aile terapisinde bazı terapistler, ailenin varlığındaki bireysel terapötik yaklaşımdan hareketle ya da aile
    üyeleriyle bireysel olarak çalışırlar. Bu tip bireysel tedavi bir değer ve etik soru meydana getirir, çünkü,
    böyle bir düzenlemedeki ailenin problemleri, onların genel durumundan bir bütün olarak görülmez. Sonuç
    olarak ailenin iletişim yolunun yenilenmesi için öneriler, durumun bütün karışıklığını göz önünde
    bulundurmaz. Çünkü böyle bir yaklaşım sınırlıdır, azdır ve değeri yoktur. Bu, etik bile olmayabilir. Çünkü,
    araştırmalar evli kişiler için bireysel terapi ile evlilik ilişkisinin karışıklığı arasında bir ilişki göstermiştir.

    Aile terapistleri, etik olarak danışanlara karşı dürüst olmalıdır, danışanlar terapistin seçimleri, önyargıları
    ve profesyonel yargıları hakkında açıkça bilgilendirmelidir. Aile terapistinin kabul ettiği değerler, onların
    klinik uygulamalarını ve sonuçlarını direk olarak etkilemektedir.

    ETİK KARARLAR ALIRKEN YOL GÖSTEREN KAYNAKLAR

    Etik olmayan kararları almaya karşı tedbir almak için aile terapistleri hangi değerleriyle alakalı olduğunun
    farkına vardığı andan itibaren birkaç kaynak ve model kullanabilir. Etik kararlar almanın en yaygın ve
    yararlı olan 5 yolu vardır;

    Kurumsal Etik Kodları,
    Eğitimsel Kaynaklar,
    Profesyonel Konsültasyon,
    Meslektaşlar ve Süpervizörlerle Etkileşim
    Meta-etik İlkelerinin Önemi.
    Etik Kodlar

    Etik kararlar alırken aile terapistlerinin kullanacağı öncelikli kaynak, kurumsal etik kodlarıdır. “Etik kodları

    olacakları değil, olabilecekleri engellemek için kurulmuştur.

    Etik kodların içerdiği konu başlıkları; gizliliği, danışan sorumluluğunu, profesyonellik becerisini,
    dürüstlüğü, değerlendirmeyi, ekonomik düzenlemeleri, araştırma ve yayını, süpervizyonu ve toplumsal
    beyanları kapsar. Bu ve diğer alanlarda aile terapistleri birçok etik ikilemle karşılaşmaktadır. Yaygın olan
    etik düşüncelerin çoğu, bütün aileyi tedavi eden, yeni tedavi gelişimleri hakkında güncel olan, bir aile
    üyesini tek başına gören ve danışanlarla değerleri paylaşanlardır.

    Etik kodlarında, maalesef, aile terapistlerinin neyi, nasıl yapacaklarını yönlendiren az sayıda belirli
    davranışsal rehberler vardır. Bunun sonucu olarak, aile terapistleri etik olmayan kararlar da verebilirler,
    çünkü terapistler “diğer uygulamacılar bunu yaptı” şeklindeki duyumlarla hareket edebilirler. Etik kodların
    sınırları, özellikle karşılıklılık üzerine kurulmamış, terapistin arkadaş ya da iş ilişkisi gibi ikinci rolleri
    üstlendiği ikili ya da çok yönlü ilişkiler (dual or multiple relationships) gibi karışık konularla ilgili çabalar
    harcandığında ortaya çıkar. Etik kodları sadece okuyarak en iyi hareket şekline karar vermek, yeni
    başlayan terapistler kadar deneyimli terapistler içinde zor olabilir.

    Eğitimsel Kaynaklar

    Aile terapistlerinin etik kararlar alırken yararlanacakları ikinci kaynak; eğitimsel araçlardır. En iyi eğitimsel
    kaynaklardan biri; aile terapisindeki ikilemlerle belirli olarak ilişkilendirilmiş vaka tarihi-vaka çalışmaları
    şeklinde bulunur. Peggy Papp(1977), Frank Dattilio(1998), ve Lary Golden(2004) aile terapistlerinin
    başvurabilecekleri olay çalışması kitapları yayınlamışlardır;

    AAMFT Etik Kodlarını Kullanıcı Rehberi ( User’s Guide to the AAMFT Code of Ethics)’nin formatı daha
    kısadır.
    Aile Rehberi: Çiftler ve Aileler için Danışma ve Terapi (The Family Journal: Counseling and Therapy for
    Couples and Families)
    Bu yayınların vaka konsültasyonları belirli bir kuramsal görüş özelliğindedir. Böyle eğitimsel vakaların
    sistematik bir temelde çalışılması gerekir. Ayrıca, aile terapistlerinin, geçmişte nasıl kararlar aldığını
    bilmek güncel uygulayıcılar için yararlı olabilir

    Vaka çalışmaları; aile terapistlerine etik olarak uygun seçimler yapmaları için adımlar konusunda da
    yardımcı olabilir. Etik karar vermede, adım adım süreçler belirlenmiş ve bu süreçler; terapistlerin
    profesyonel sorumluluklarını karşılamak ve ailenin iyiliği için sorumluluk almaları için bir alternatif
    hareketler sürekliliği oluşturmayı vurgular. Terapistler, sonra, bu alternatiflerin sonuçlarını değerlendirir
    ve ölçer. Bu süreçlerden deneme niteliğinde kararlar verirler ve eğer şüpheleri varsa bunu süpervizör ya
    da meslektaşlarıyla 2 defa kontrol ettikten sonra kararlarını uygularlar. Son basamak ise; yapılanların
    belgelendirilmesini içerir. Belgelendirme, etik ve yasal yönden savunulabilir. Belgeler, kayda değer
    görülen uygulamalar ya da geleneksel uygulamalara dayanan uygulamalar olmalıdır.

    Profesyonel Konsültasyon

    Etik kararlar alırken üçüncü kaynak da; profesyonel konsültasyondur. Profesyonel konsültasyon, birinin
    kendi yetenek ve bilgisini arttırmak için alanında uzman bir kişiyle görüşmesidir. Konsültasyon; içsel veya
    dışsal yönelimli, süreç-sonuç odaklı ve formal ve informal gibi çeşitli şekillerde alınabilir.

    İç konsültasyon (internal consultation) terapistin, bir aile ile ilgili etik mesele hakkında çalıştığı yerdeki
    uzman biriyle konuşma şeklinde alınabilir. Dış konsültasyon (outside consultation), bulunduğu
    yerin/kurumun dışındaki bir profesyonelle görüşmeyi içerir. Süreç konsültasyonu (process consultation)
    bir aileyle çalışırken kullanılan yöntemin etiği hakkında bir uzmana akıl danışmak olarak tanımlanabilir.
    Sonuç odaklı konsültasyon (outcome-focused consultation) ise ailenin ve terapistin başarmayı istedikleri
    etikleri merkeze alarak uzmanla görüşmeyi içerir. Resmi konsültasyon (formal consultation) da girdi bir
    uzman tarafından randevu ya da yapılandırılmış görüşmeyle kazanılırken; resmi olmayan konsültasyon
    (informal consultation) profesyonel terapi konferansında, uzmanla koridorda ya da daha az
    yapılandırılmış bir iletişim şeklinde olabilir.

    Ne şekilde olursa olsun, konsültasyon servisleri kanalıyla aile terapistleri; prensiplerle ve etik kodların
    belirli yönleriyle ilgili durum tarihiyle ile ilgili daha geniş bir bakış açısı kazanır. Konsültasyon
    toplantılarında terapistler, engellemeleri, aydınlatmaları ve değişimleri amaçlayan servislerin tüketicileri
    olurlar.

    Meslektaşlar ve Süpervizörlerle Etkileşim

    Etik kararlar almadaki desteğin dördüncü kaynağı meslektaşlar ve süpervizörlerle ilgili olanı içerir. Aile
    terapistleri meslektaşlarıyla çoğu nedenden dolayı etkileşim içinde olma gereği duyabilirler ama
    özelliklede etik davranış söz konusu olduğunda meslektaşlarıyla fikir paylaşımında bulunurlar.
    Meslektaşlar, genellikle uzmanlardan ve eğitim metaryellerinden daha ulaşılabilirlerdir. Ayrıca bu
    meslektaşları kullanmanın mali değeri daha ucuz ya da bedavadır. Ek olarak, meslektaşlar birbirlerini
    yeni trendlerin profesyonelleri hakkında sıkça bilgilendirir.

    Bir çalışmanın, meslektaşı olmayan biri tarafından direk süpervizyonu özellikle kariyerlerine başlayan
    profesyoneller açısından oldukça etkilidir ve önerilir. Bireysel süpervizyondan farklı olarak aile terapisi
    süpervizyonu (family therapy supervision) sistematiktir ve içedönük konulara olduğu kadar kişiler arası
    konulara da odaklanır. Süpervizörlükle ilgili etkileşimin çeşitli şekillerini kullanarak aile terapistleri bilgiyi
    çıkararak ya da kişisel ve profesyonel konulardan kaçınarak etik hatalar yapma ihtimali daha azdır.
    Ayrıca, aile terapi süpervizyonunda canlı gözlem ve görüşme için tek yönlü aynaların kullanımına ek
    olarak video kritiğine de vurgu yapılır.

    Meta-Etik İlkeler

    Meta–etik prensiplerin yüksek düzey standartları vardır. Bu standartlar klinisyenlere karar vermeleri için
    rehberlik eder. Bu prensipler özellikle etik ve ahlaki ikilemleri çözmek için kullanışlı olur. Bütünüyle bu
    ilkelerin beşi, birbirleriyle etkileşimde düşünülür:

    Özerklik (Autonomy): Kararlar ve seçimleri yapması için bireylerin doğruluğu

    Zarar vermeme (Nonmalefience): danışana birinin hareketinden olası zarar vermeden kaçınma

    Yararlılık (Beneficence): danışanın huzurunu sağlamak ve iyilik yapmak

    Bağlılık (Fidelity): Güvenilir, sadık olmak ve birinin sözlerini tutmak

    Adalet (Justice): Eşit olarak davranmak insanlara

    Aile terapistlerinin en çok akılda tutması gereken en üst prensip; zarar vermemektir. Bu ilkeyi takip etmek
    kolay olmasa da diğer ilkelerden bazı yollarla daha az zordur. Aile terapisinde bağlılık, aile üyelerinin
    bağlı olmasıyla ve onların sahip olduğu ilişkilerle uğraşır. Bu üç alana dikkat etmek gerekiyor ve karar
    alırken akılda tutmalıdır. Buna rağmen aile terapistleri ne ile ve kim ile çalıştıklarının karmaşıklıklarını fark
    ettikleri zaman, daha dikkatli, düşünceli ve sonunda becerikli olurlar.

    Yaygın Etik Konular

    Bazı aile terapistleri etik kurallara uymayabilmektedirler. Aşağıda bazı etik kurallar açıklanmaya
    çalışılmıştır.

    Gizlilik

    Danışana etik konulara uyulacağı konuşulmalıdır. Öte yandan gizlilik yasal bir durumdur. Şayet gizlilik
    bozulursa etik olmayan bir durum ortaya çıktığı gibi terapistlerin yasal sorunlarla karşılaşmasına da
    sebep olur. Aile terapistleri bu konuda dikkatli olmalılardır.

    En iyi yöntem, aile bireyleri ile birlikte hepsiyle beraber danışma oturumunu yapmaktır. Bu durumlarda
    oturumda günah keçisi ya da problem kişi olmayacaktır. Bu süreçte karşılıklı terapist ve aile bireyleri,
    haklarını ve sorumluluklarını öğrenirler. Gizlilik içerisinde, oturumlarda konuşulanların orda kalması
    gerektiği somut olarak konuşulur ve aile bilgilendirilir. Bire bir görüşme olmaması danışanların cesaretini
    kırabilir. Bu yaklaşım sistem yaklaşımını destekler ve aileden birinin sorunu varsa diğerlerini de etkilediği
    fikrini geliştirir.

    Ara sıra terapistler gizliliğe uymayabilirler. Aile üyelerinden birinin kendine yada başkasına zarar vermesi
    yada mental rahatsızlık göstergelerinin olması durumlarında olabilir.

    Aile üyelerinin iyiliği için bunu yapması gerekebilir. Bu durum ile ayrıcalıklı iletişimi de beraberinde getirir.
    Ayrıcalıklı iletişim (privileged comminicated) danışanın haklarını koruyan danışanın yasal hakkıdır,
    kanunlarla garanti edilmiştir. Trapist ve danışan ayrıcalıklı(*) şekilde görüştüklerinde danışan normal
    oturum formatını bırakabilir Bununla birlikte aile içinde bir şeyler ortaya çıkmaya başladıysa, çocuk
    istismarı yada daha başka şeyler, terapist bunu gerekli yasal mercilere iletmelidir. Aile terapistlerini
    düzenli bir şekilde kontrol edilmeye ihtiyaçları vardır. Değişik kurumlar bunu yapmalılardır.

    Başka bir sorunda gizliliğin dikkatsizlikten dolayı bozulmasıdır. Bir vaka ile ilgili konuşurken uygunsuz ve
    dikkatsiz bir şekilde konuşmayla bu olabilir. Bu diğerlerine göre daha masum görünebilir. Elektronik
    iletişim araçları görüşme bilgilerinin başkalarının eline geçmesine yada ulaşmasını daha da kolay
    kılmaktadır. Her ne olursa olsun bu da bir etik dışı durumdur. Aile terapistleri bilgisayarda kayıt
    tutuyorlarsa dikkat etmelilerdir. Ve koruma altına almalılardır kayıtları.

    Gender Issues (Cinsiyet Konuları)

    Aile terapisinde cinsiyet öneli bir olgudur. Cinsiyet aile de kadın ve erkek ikisinin ilişkilerindeki temel
    yapıyı oluşturur terapistlerin cinsiyeti görüşmeleri etkileyebilmektedir. Aile terapilerinin ilk yıllarında erkek
    odaklı olarak çalışılıyordu. Ve kadınlar görmezden geliniyordu. 1980 den sonra cinsiyet terapisi
    genişletildi. Kadın ve erkeğe eşit şekilde muamele edilmeye başlandı. Yinede bazı terapistler yüzeysel
    değişiklikler yapmışlardır.

    Bu tavır etik kuralları göz ardı etmek demektir. Kadınları cinsiyetlerinden dolayı terapiden mahrum
    bırakabilirler ama kadınlar maliyeti ne olursa olsun bu hakkı almalılardır.

    Terapistler bütün aileler ile çalışırken şunlara dikkat etmelilerdir.

    finansal ve fiziksel olarak güç dengesini sağlamalı
    aile bireyleriyle rol ve kurallar la ilgili oyun oynaıp onların kendilerini farklı görmeleri sağlanır
    ailedeki küçük değişikliklerin ailenin bütününe etki ettiğini bilmeli.
    Terapist ile Aile Üyelerinden Birinin Cinsel İlişki Yaşaması

    En yaygın tabu aile danışmalığında, terapistin aileden biriyle ilişki yaşamasıdır. Ne yazık ki en yaygın
    sorunlardan biri terapistlerin, sağlık çalışanlarının danışanları ile ilişki yaşamasıdır. Yeni çalışanlar
    danışanlarla ilişki konusunda uyarılırlar. Ayrıca aile danışmalığı etik kodlarında bu durum men edilmiştir.
    Terapist ve danışan arasında yanlış anlaşılmalar olabilecek şekilde davranılmamalıdır.

    Teorik teknikler

    Bazı teorilerin teknikleri hala tartışmalı bir haldedir. Bu yüzden en son çare olarak düşünülmelidir. Mesela
    bilinç karmaşası ve paradoksları stratejik aile terapisi (straightforward) hiçbir şeyi gizlemeyen (apaçık)
    teoriler kadar iyi ele alamamaktadır. Benzer bir şekilde tarafsızlık konusunda tartışmalı bir tavır
    sergilemektedirler. Stratejik bakış açısına sahip terapistler ailedeki şiddeti çözüp, şiddet olmayan bir aile
    ortamı oluşturmaya çalışırlar. Sadece aile ile çalışırken aile içi dengeyi ve ailedeki değişimi yapabilir.

    Çok Kültürlü Terapi Konuları

    Etik durumların yaygın bir alanı da çoklu kültürel terapilerdir. Çoklu kültürel danışmada terapistin
    değerleri çok görkemlidir fikri olmamalıdır. Azınlık rupları ile çalışma yapar iken Pederson (1996) şu üç
    önemli etik hatayı önermiştir,

    Benzerlikleri vurgulamalıdır.
    Farklılıkları vurgulamalıdır
    Benzerlikler ve farklılıklar üzerindeki varsayımlarını vurgulamalıdır
    Aile terapistleri öneri vermeden önce ailenin bakış açısıyla onların kültürlerine bakmaya dikkat etmeliler.
    Bunu ele almak zor olabilir. Süpervizyon veya konsültasyon etik olması açısından tavsiye edilmektedir.
    Örneğin terapist genellikle danışanına dokunabilmektedir. İspanyol ve Latin kökenliler buna açıktır ve
    terapistlerini dokunarak yada sarılarak selamlayabilirler. Bu gibi durumlarda Kültürel farklılıklar etik
    kodlarda esnek tutulabiliyor.

    İnternet Yoluyla Terapi

    İnternetin terapilerde ve etik kodlar açısından sunduğu imkanlar olduğu gibi getirdiği sorunlarda olmuştur.
    İnternet terapistler tarafından kullanılmaktadır. Bazı düzenlerde danışan yaşadığı yerin bilgisini yanlış
    veriyor. E-mail sorularının cevaplarında 200 kelimeden fazla olmaması gerektiği söyleniyor.

    Fakat buna rağmen üçüncü çeşit kurulumlarda terapist aile üyeleriyle görülebilmektedir. Ve düzenli
    görüşmeler yapabilmektedir. Pratik yapmak danışanı yetiştirir bu konuda. Tedirginlikleri azalır, deneyimi
    artar.

    İnternetin kullanımı ile etik ikilemler çıkmaya başlamıştır. Güvenlikten yoksundur, gizlilik ihlal edilebilir,
    terapist olası tehlike ve zararlardan danışanını koruyamayabilir. Sözel olmayan tepkileri göremez ve
    yorumlayamaz. Danışan yanlış anlayabilir yazım hatalarını, yada yetersiz danışanlar zarar görebilirler
    yazdıklarından dolayı.

    Sorunlar karmaşık bir hal alabilir, daha da kötüsü olabilir. Ama herhangi bir kanuni bir yaptırım ya da
    koruyucu kanun söz konusu değildir aile terapisi hakkında. İnternetin kullanımı ve danışmanlıklar
    artmaktadır ve bununla birlikte görevini kötüye kullanma da artmaktadır.

    Etik Olmayan Davranışın Bildirilmesi

    Etik kodların okunması ve öğrenilmesi ile birlikte çalışanlar etik olmayan davranışlardan kaçınmaya
    başlanmıştır. Danışanlar çalışan terapistlere etik olmayan davranışları bildirebilmektedir.bterapistler bir
    durumla karşılaştıklarında etik kodlara başvurabilmektedirler. Eğer çözümleyemediği bir durum yada
    vaka varsa bunu gerekli kurumlara (ACA gibi) bildirmesi gerekmektedir. Böyle bir kurumda bir rapor
    verilmişse resmi araştırma açılacaktır

    Etik olmayan bir davranışa terapistler zor durumda kaldıklarında başvurabilmektedirler. Gizlilik sorunu
    artmaktadır. Etik kuralların ihlal edildiğini gören terapistler bunu bildirmekle yükümlüdürler.

    Şayet kesin bir şiddet varsa üç seçeneği vardır terapistin. Yetkili bir kurula dosya ile başvurması için
    danışanı teşvik etmeli, terapistin kendi şikayet etmeli yada hiçbir şey yapmamalı. Bu üç seçenekte
    danışana rahatsızlık verir, dolayısıyla terapistte bundan etkilenir.

    AİLELERİN DEĞERLENDİRİLMESİNİN ÖNEMİ

    Değerlendirme prosedürleri (assessment procedure) insanların, programların ve nesnelerin özelliklerini
    ölçmek için kullanılan her yöntemdir. Genellikle insanlardan en iyilerini yapmalarının istendiği test
    etmenin aksine, değerlendirme; tipik performansları, davranışları ve nitelikleri değerlendirir. Yani;
    değerlendirme, test ölçümlerinden daha kapsamlıdır.

    Aslında, değerlendirme, aile terapilerinin de hayati bir parçasıdır. Değerlendirme boyunca terapistler
    çalıştıkları aileleri sistemli ve uygun bir şekilde teşhis etmelerine yardım edecek bilgiyi kazanırlar. Bu
    amaçla terapist, ailenin yapısı (roller, sınırlar vs.), kontrolü (esneklik, güç gibi), kültürü (sosyal konum,
    kültürel kalıt vs.), ihtiyaçları/duyguları ve gelişimi hakkında bilgi edinir.

    Geçmişte, Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından yayımlanan ve akıl sağlığı bozukluklarını temel alan
    Teşhis edici ve İstatistiksel El Kitabı’nda (Diagnostic and Statistical Manual-DSM) evlilik ve aile teşhis
    kategorilerine az dikkat çekilmiştir. Temel olarak, DSM tıbbi modelden temel alınmış ve bireysel olarak
    yönlendirme yapılmıştır. Bu nedenle, evlilik ve aile alanları teşhis süreciyle sınırlandırılmıştır; çünkü aile
    terapistleri temelde ilişki yönelimlidir. İlişkileri bir rahatsızlık sınıfıyla bağlamak yerine DSM’in yaklaşımı;
    bu zorlukları tanımlamak için V kodları (V codes)’nı veya İlişkisel İşlevselliğin Bütüncül Değerlendirilmesi
    Ölçeği (Global Assessment of Relational Functioning Scale-GARF)’ ni kullanmaktı. V kodu, durumu, akıl
    rahatsızlığına atıfta bulunmayan bir şey olarak tanımlar. GARF ve DSM-IV ün Eksen 5’i olan İşlevselliğin
    Güncel Değerlendirmesi (Global Assessment of Functioning-GAF) ölçeğinin bireysel işlevselliği
    değerlendirmesi benzerdir. SON CÜMLEYİ EKLEE!!!

    DSM-IV (the fourth edition of DSM) aile-çocuk, kardeş, partner ilişkileri ve fiziksel ve cinsel kötüye
    kullanım gibi ilişkisel problemlere daha çok odaklanır. Ancak bazı engellere rağmen aile terapistleri
    gerekli olduğunda uygun bir tedavi planı geliştirilebilir ve izlenebilir diye değerlendirme ve teşhis etme
    gereği duyarlar

    Değerlendirmenin bir diğer avantajı; ailelerin ve aile üyelerinin daha iyi ilişkileri için ilişki dinamiklerini
    anlamaya yardımcı olmak, onlara net amaçları ve farklı bakış açıları kazanmalarını sağlamaktır.

    Değerlendirmenin son olarak bir diğer önemi; sayılabilirliği ve profesyonelliği ilişkilendirmesidir. Terapi,
    hizmetlerin belgelenmesini gerektirir ve hizmetlerin arkasındaki nedenleri takdim eder. Aile terapisi de
    daha bilimsel ve kesin olmaya başlıyor ve bu da becerilerini geliştiren ve halka hizmet eden aile
    terapistlerinin değerlendirmeye gittikçe güvenmesini sağlıyor. Böyle güven, sorumlu olma meselesidir.

    AİLELERİ DEĞERLENDİRMENİN BOYUTLARI

    Ailelerle çoğu değerlendirme, sistemsel yaklaşımda temele alınır. Bu yaklaşım, her bireyin bireysel
    karakteristik/özelliklerinden ziyade bireyler arası etkileşimden/ilişkilerden yararlanmayı gerektirir. Bir ya
    da diğer bir sebepten dolayı, dikkat bir kişinin üzerinde odaklandığında bile o kişinin davranışı, sistemin
    diğer üyelerinin davranışlarını şekillendirmesi, etkileme gücü ve eko sistemi etkileyebilecek değişkenler
    bakımından analiz edilir.

    Terapistler, terapi oturumunda sorulan sorularla, demografik bilgilerden çok etkileşime ve ilişkilere
    odaklanırlar. Örneğin; “Mary, John sinirli olduğunda sen ne yaparsın?” gibi sorular sorarlar.

    Fishman’a göre terapist değerlendirmede dört-boyutu hesaba katmalıdır Bunlar:

    Aile üzerindeki çağdaş gelişimsel baskı,
    Aile tarih,
    Aile yapısı,
    Aile süreci.
    Bu dört boyutlu model, terapistlere konuları hakkında sık sık değişen bir görüş vermelidir. Bu model,
    terapistlerin, hareket eden sisteme farklı açılardan bakmalarına izin verir. Bu model, terapistler sistemin
    içinde ve dışında, bazen tarafsız gözlemciler olarak hareket ettiklerinde, belli bir aile üyesini
    desteklediklerinde ya da ailenin kontrolünü sağlayan bir üyeyi fark ettiklerinde terapistin süreçteki
    pozisyonunu göz önünde bulundurur.

    Sürecin ve terapistin bu süreç içindeki aktif yerinin vurgusu aile terapisini bir deneyim terapisi olarak
    tanımlayan şeydir.

    AİLELERİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KULLANILAN METODLAR

    Aile terapistleri birçok ve çeşitli değerlendirme tekniklerine sahiptir. Hem formal hem informal teknikler
    kullanabilirler. Resmi olmayan değerlendirme metotları (informal assessment methods) gözlemsel verileri
    içerir, bunlar doğal veya oyun oynama durumlarıyla ilgilidir, bunlar ölçülen olabileceği gibi olmaya da bilir.
    Resmi değerlendirme metotları (formal assessment methods)genellikle alan testleri ve envanterleridir,
    bunlardan bir kaçının temeli teorik kuruluşludur, bazıları da değildir.

    Aileleri Değerlendirmede İnformal Metotlar

    Çiftleri ve aileleri informal değerlendirmede birkaç yol vardır. Örneğin; sarnoff ve sarnoff ilişkilerinde
    olumlu deneyimlerini “çiftlerin informal değerlendirmelerini” sağlayabilmek için “çiftlerin yaratıcılık

    değerlendirme görevleri(couples creativity asessment tasks C-CAT)” tasarladılar. Bu ölçme
    envanterindeki görevler; erken anılara odaklanmayı, geleceği, problem çözme yeteneği oluşturmaya
    bakış açısını ve ayrı düşünceleri içerir .Bu ölçme 40-45 dakikayı alır. Bu envanter çiftlerin hayatları
    süresince “daha olumlu, aşklı ve sağlıklı etkileşimi” getirmek içindir.

    Aile değerlendirme informal metotlardan en iyilerinden biri de “Aile Değerlendirme Formu”(Family
    Assessment Form)dur. Bu form, aile terapistlerinin yeterli kısa zamanda birçok bilgi edinmesini amaçlar.

    Aileleri informal değerlendirmede başka bir yolda direkt gözlemlemektir. Bireysel danışmanın aksine aile
    terapisi kişiler arası problematik değişimi direkt olarak gözlemlemek ve bunu bu olayların öznel tercihlerle
    karşılaştırmak için fırsatlar önerir. Bu süreç eşit olmasına rağmen bir karışıktır,çünkü bireylerden birinin
    bazı dönemlerinde düşmanlık ifadeleri olanaklıdır. Bunlar bilgi toplamak için paha biçilmez araçlardır ve
    başka envanterler bunu sağlamaz.

    Referal Kaynaklar:

    Değişmesi İstenen/Mevcut Problem (her üye açısından)
    Tekrarlayan Etkisiz/Verimsiz Davranış Dizileri (çözüm çabaları, homeostatik denge çabaları)
    Aile Yapısı (Aile haritası; fert olarak katılım veya yalıtım, esneklik veya sertlik; güç yapısı; kuşaksal
    sınırlar;eşli ilişkiler, anlaşmalar, roller vb.)
    İletişim ve Etkileşim Tarzları (direk, açık, karışık, etkili, bilişsel, pozitif, negatif, destekleyici, agresif vb.)
    Dikkate Alınan Temel Varsayımlara Bakmak
    Aile Yaşam Evresi (Erken evlilik, genç ebeveynliği, orta yaşlar, emeklilik vb.)
    Aile Soyu hakkında Uygun/gerekli Bilgi (geçmiş nesillerin pozitif ya da negatif etkileri)
    Stres ve Destekte Dışsal kaynaklar (Aile dışındakilerle ilişkiler, arkadaş, iş arkadaşı gibi)
    Ailenin Güçlü Yönleri
    Önemli Fiziksel Durumlar/İlaçlar/Rahatsızlıklar
    Diğer Bilgiler (Önceki tedavi ve test sonuçları gibi)
    Terapötik amaçlar:
    Önerilen Terapötik Müdahale

    Aileleri Değerlendirmede Resmi Metotlar

    Aile terapistleri 1000’den fazla ölçme envanterlerine sahiptir. Bu envanterler şu alanları kapsarlar; çeşitli
    yakınlık, güç, uyum ve ebeveyn. “bu envanterler kullanıldığında uygulayıcıların ve danışanların
    değerlendirme ve tedavi sürecini zenginleştirebilirler.”

    Klinisyenlerin referans çalışmalara başvurmaya ve onların durumları için uygun özel ölçekler için
    kuramlara ihtiyacı vardır. Aile terapisinde kullanılan bütün değerlendirme araçlarını, ölçeklerini not etmek
    önemlidir. Bu envanterlerin; ölçülü oluşturulan değerler, bu basamaklar ve raporlaştırılarak oluşturulan
    yardımcı basamaklar, kolay ya da zor olan skor yönelimleri ve test sonuçlarının yorumlanması, geçerlik
    ve güvenirlik hakkında olan deliller için dikkatlice incelenmiş olması önemlidir.

    Aile terapisi ölçeklerindeki eğilimlerin artışına rağmen, klinisyenler onları denemekten çekiniyorlar.. Bu
    suskunluğun sebeplerinden biri, kullanılan ölçme envanterlerinden yenilik getiren pratiğinin üstünlüğünü
    kesmeden aile terapistlerini uzaklaştırmak ve gerekli eğitime sahip olmamalarıdır. Bu aile terapistleri;
    çalıştırılan ölçme eğilimlerinin çoğunda sık sık, birey odaklı değerlendirme envanterlerini, örneğin MMPI-
    2 ve Myers-briggs type indicator kullanırlar.

    Evlilik ve Aile Terapilerinin Değerlendirme Ölçüleri

    *Evlilik Değerlendirme Ölçüleri

    -Çalışan Kadınlar Tutum Ölçeği

    -İki-Kariyer Aile Ölçeği

    -Değişim-Yönelim Envanteri

    -Evlilik Memnuniyet Envanteri

    -Evlilik İletişim Envanteri

    -Cinsel Tutum ve İnançlar Envanteri

    -Locke-Wallace Evlilik Uyum Testi

    -Myers-Briggs Tipoloji Envanteri

    -Dyadic Uyum Ölçeği

    *Ebeveyn Değerlendirme Ölçüleri

    -Ebeveyn-Ergen İletişim Envanteri

    -Ebeveyn beceri Envanteri

    * Aile Değerlendirme Ölçüleri

    -Beavers-Timberlawn Aile Değerlendirme Ölçeği

    -Çatışma Çözme Ölçeği

    -Yaşam Kalitesi Ölçeği

    -Aile Uyum ve Tutarlılık Ölçeği

    -McMaster Aile Değerlendirme Planı