Etiket: Terapi

  • TÜP BEBEK TEDAVİSİ VE  BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ

    TÜP BEBEK TEDAVİSİ VE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI PSİKOTERAPİ

    Bilişsel davranışçı terapi, kişinin güncel sorunlarına odaklanır, süre olarak daha sınırlı ve daha çok sorun çözme hedeflidir. Şimdi ve bugünü yaşar. Bu terapi tekniği sadece güncel sorunları çözmez; aynı zamanda danışanlara, yaşamları süresince kullanabilecekleri özel birtakım beceriler kazandırır.

    Bilişsel yaklaşıma göre olayları olduğu gibi değil; olduğumuz gibi görürüz. Yani kişinin duygusal tepkisi, olayın kendisinden çok, kişinin o olaya yüklediği anlamlardan etkilenir. İnsanlar gerilim, baskı altında oldukları zaman net ve açık düşünemezler ve düşünceleri bir biçimde çarpıklaşmaya başlar. İşte bu terapi sayesinde, sıkıntı veren düşüncelerin saptanması ve bunların gerçekliğe ne kadar uygun olduğunun incelenmesi mümkün olur. Çarpıtılan, gerçekçi olmayan düşünceler saptandıktan sonra yeniden yapılandırma tekniği ile daha gerçekçileriyle yer değiştirilir ve böylece kişi kendisini daha iyi hissetmeye başlar. Sorun çözme ve davranış değişikliği en çok ele alınan konulardır.

    Terapiye Nasıl Hazırlanabilirm?

    İlk önce kendi kendinize “terapinin sonunda nasıl olmayı istiyorum, nelerin değişmesini istiyorum?” diye sorun. Şu anda sizi rahatsız eden ne gibi belirtiler yaşıyorsunuz, bunların hangilerinin azalmasını ya da yok olmasını istiyorsunuz. Terapistiniz bu amaçları sizinle birlikte inceleyerek hangilerinin üzerinde terapide çalışılabileceği konusunda sizi bilgilendirecektir.

    Terapi Seanslarında Neler Yapılır?

    İlk görüşme, bir nevi tanışma seansıdır. Psikoloğunuz hem sizinle ilgili hem de tedavi öykünüzle ilgili çeşitli bilgiler alır.

    Ardından sizi psikolojik destek almaya iten nedenler üzerine sorun tespit aşamasına geçilir. Bireyseltedavi sürecindeki beklentilerinizi saptamak adına size belli formlar doldurtur.Bu beklentileri saptamaktaki amaç, tedaviniz bittiğinde geriye dönüp baktığımızda, belirlediğimiz sorunlardan hangilerinin üstesinden geldiğimizi somut olarak görebilmektir.

    Bu aşamadan sonra artık düzenli olarak yaklaşık 45-50 dakikadan oluşan seanslar programlanır. Her seans, bir konu üzerinden yürütülür.

    Seanslarda ele alınan konular, bilişsel davranışçı psikoterapi yaklaşımı çerçevesinde ele alınır. Özellikle tüp bebek tedavi süresinin kısa oluşu sebebiyle, bu terapi yöntemi kısa vadede çözümler üretebilmemiz için oldukça yardımcı bir tekniktir. Aynı zamanda hem danışının hem de terapistin seans boyunca aktif olduğu bir terapi çeşididir.

    Terapinin İşe Yaradığını Nasıl Anlarım?

    Eğer güvenerek ve inanarak seanslara devam eder ve seans dışı zamanlarda önerilen teknikleri her gün gündelik yaşamınızda kullanırsanız 4-5 seans sonra belirtilerde bir azalma fark etmeye başlarsınız. Aynı zamanda uygulanan psikolojik testlerde objektif olarak birkaç hafta içinde düşme gerçekleşir. Özetlersek kendinizi daha iyi hissetmeye başlarsınız.

  • PSİKOLOJİK DESTEK KENDİNİZE VEREBİLECEĞİNİZ EN GÜZEL HEDİYEDİR

    PSİKOLOJİK DESTEK KENDİNİZE VEREBİLECEĞİNİZ EN GÜZEL HEDİYEDİR

    1. Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

    Hümanist, idealist, azimli, ileri görüşlü

    2- Günümüzde psikoloji hızla değer kazanan bir meslek sahası. Dolayısıyla psikoloji mezunlarının da sayısı artıyor. Psikolog adaylarının ne gibi özellikleri olmalı?

    Psikolog olunmaz, psikolog doğulur. Kendi tanımayı, kontrol ve motive etmeyi, kendini başka insanların yerine koymayı sağlayan empati yeteneğini belirleyen ve amaca yönelik sosyalleşmeyi sağlayan bir ölçü olan duygusal zekanın yüksekliği ruh sağlığı alanında hizmet verenler için önemli.

    Kişilik gelişimini anlamayı sağlayan biyolojik, sosyolojik, psikoloji alanından çok yönlü bilimsel bilgilere sahip olmakta önemlidir.

    Son olarak sabır, yaratıcılık ve en önemlisi merak duygusu. Siz yolculuğa çıkmıyorsunuz, ama dünyalar size geliyor, keşifçi olmalısınız.

    4-Bilinçaltımız, geçmişte, çocuklukta, ailede yaşadıklarımız hayatımızı nasıl etkiliyor?

    Bilinçdışı bir enerji kaynağıdır. Tahmin edebileceğimizden çok daha kuvvetli bir enerji kaynağı, canlı bir depolama merkezidir. Duygu ve düşüncelerimizin imal edildiği, depolandığı ve bastırıldığı bir bölgedir. Kültürün ve toplumun bize baskılamayı öğrettiği düşünceler ve arzular; geçmiş travmalarımız, bize acı veren duygularımız bilinçdışımızda depolanır.

    Aktif düşüncemizde bastırdığımız herşey bizim bilinçdışımızdadır. Önyargılarımız bilinçdışımızdan kaynaklanır. Bugün istemediğimiz ama sergilemeye devam ettiğimiz pek çok davranış bilinçdışımızdan kaynaklanır. Bugün istemediğimiz ama geçmişten alışkanlık olarak devam ettirdiğimiz pek çok rol bilinçaltımızdan kaynaklanır.

    Terapi sürecinde danışana olan şey dışarı çıkmak isteyen duygularının baskıdan kurtulmasıdır. Danışanın geçmişe ait bilinçaltına, yani eski nesil kör, miyop beynine terapide bir kez komut verildi mi, hatırlanmayan diğer yaşantılar da ortaya çıkıyor.

    3- ‘Terapi tam olarak ne işe yarıyor, kesin sonuç alınır mı’ gibi sorularla sık sık karşılaşıyorsunuzdur. Terapiler gerçekten işlevsel oluyor mu?

    Her danışan terapiye kendi ‘bataklığıyla’ geliyor. Bu bataklığın üstünde terapi sürecinden beklentilerini de oluşturan, terapi sürecinde giderilmesini istedikleri semptomları, sorunları, sıkıntıları yani kendi bataklıkları üstündeki ‘sinekleri’ var.

    Terapi sürecinde hedef; sinekleri kovmak değil, bataklığı kurutmaktır. Çünkü kuruyan bir bataklıkta tekrar sinek üremez. Yani hedef danışanın terapiye getirdiği görünen sebepten ziyade o görünen sebebi yaratan derin sebebi yakalamaktır. Çoğu zaman danışanlarımızın görüşmelere getirdiği ve pek çok olumsuzluğun nedeni sandığı sorunları, aslında daha derinde yatan bir nedenin sonucu oluyor.

    İşte biz danışanlarımızı bu nedene uyandırıyoruz. O nedene uyanınca da terapiler işlevsel oluyor. Çünkü “Bir insanın bedenini ameliyat etmek için uyutmak, ruhunu ameliyat etmek için uyandırmak gerekir.”

    5-Danışanlarınıza bulunduğunuz önerileri kendi hayatınızda ne kadar uygulayabiliyorsunuz?

    Danışanlarımıza önerilerde bulunmuyoruz, onları kendilerine öneride bulunabilecekleri noktaya getiriyoruz. Aslında şöyle: terapi süreci kapıyı aralar, danışanlarımız yolu kendi yürür. Biz kucaklayıp onları gidecekleri yere bırakmıyoruz.

    6-Evlilik ve aile danışmanlığı yapıyorsunuz. Günümüzde evliliğe duyulan ilgi azaldı mı? Son yıllarda boşanmalarda bir patlama var. Sizce sebepleri nedir?

    Araştırmaya boşanma sebepleri istatistiksel olarak incelenerek başlanmali. Bu araştırmalara bağlı olarak hem evlenme hızı, hem de boşanma hızının gerilediğini görüyoruz.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre geçen yıl 594 bin 493 evlilik, 126 bin 164 boşanma gerçekleşti. Evlenmelerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1.41, boşanmaların sayısı ise yüzde 4.30 azaldı. Geçen yıl boşanmaların yaklaşık yüzde 97’sinin sebebi “geçimsizlik” olarak kayıtlara girdiğini görüyoruz. Bunu terk, aldatma, akıl hastalığı, kötü muamele,haysiyetsizlik ve diğer nedenler takip ediyor.

    8- Evlilikten korkar hale mi geldik, yoksa yalnız yaşamak bilinçli bir tercih mi?

    Aslında evlilikten korkmuyoruz; geçmiş yaşantılarımızdan kaynaklı bilinçdışı korku ve kaygılarımızı partnerimizle kurduğumuz/ kuracağımız o derin ve gerçek bağa taşıyoruz. Tabii bu olumsuz duygular o derin bağı ya zedeliyor ya da oluşturmamıza engel oluyor. Anne-babamızın ilişki modeli, onların ilişkilere yönelik tutumlarından etkilenme biçmimiz, hayat felsefemiz, cinsel ve evlilikle ilgili toplumsal mitler/ yani ilişkilerle ilgili doğru bilinen yanlışlar. Her biri evliliğe yönelik duygu ve düşündelerimizi etkiliyor. Bütün bu saydıklarımızla ilgili farkındalığı olanlarsa yalnız yaşamak ya da evlilik sistemi içinde bulunmak konusunda bilinçli tercihler yapıyorlar.

    9- Evlenmeden önce bir terapiste gitmek ne kadar önemli? Terapi almak konusunda kadın ve erkekler farklı davranıyor mu?

    Evliliği yöneten genetik bir şifre yok. Evlilik biyolojiye kabul ettirilmiş kültürel bir oluşumdur. Bu kültürel oluşumun içine girmeden önce yukarıda söz ettiğimiz konularda kendimizi tanıma adına evlilik öncesi danışmanlık almayı biz danışanlarımıza tavsiye ediyoruz. Görüşmelerde de danışanlarıma sık sık söylediğim şey: “Doğru insanı bulmak değil, kendin için doğru insan olmak gerekir önce.” Yani evliliğe adım atmadan önce kişinin evliliğe yüklediği anlam, idealindeki gelecek, idealindeki ilişki, nasıl sevmek ve sevilmek ona iyi geliyor vb.konularda kendini tanımasını sağlıyoruz.

    Terapi almak konusunda kadın ve erkekler arasında toplumda bilinenin aksine farklı davranışlar gözlemlemedim.

    10- Mutlu beraberliğin sırrı gerçekten de formülize edilebilir mi? Bir evlilik terapisti olarak bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

    Bir beraberlik yaşayan çiflerin ikisinin de kendilerini evrenin odağında görme durumunu bir kenara bırakmaları gerek. İlişkide kendilerini onarmaya çalışmak yerine, birbirlerini eşit birer birey olarak kabullenerek birbirlerinin yaralarını sarmalılar. Çiftler bireysel benmerkezciliklerinden fedakarlık ettiklerinde zaten ilişkinin kendisi merkez oluyor. Ve elbirliğiyle tamir ettiğiniz ilişki sizleri de iyileştiriyor. Yani çiftlerin birbirlerine verdikleri sevgi, kendi yaralarına ulaşıp onları da iyileştiriyor.

    11-Türkiye’de psikolog ve terapistlere bakış açısı değişti mi?

    Son zamanlardaki bilinçlenme ve sayısı her yıl artan psikoloji bölümleri ile birlikte, psikoloğa gitmek için ‘deli’ olunması gerektiği inancı yavaş yavaş azalıyor. ‘Psikoloğa neden gidilir?’, ‘Psikoloğa gitmem gerektiğini nasıl anlarım?’, ‘Psikolog ne iş yapar?’ gibi soru işaretleri ve psikiyatristle psikolog kavramlarının karıştırılması da zaman zaman terapiye katılım sürecini etkiliyor. Oysa psikolojik destek kendinize verebileceğiniz en güzel hediyedir. Akıllılar terapiye gelir, deliler sokakta gezer.

  • ÇOCUĞA VE ONUN DÜNYASINA AÇILAN KAPI: OYUN TERAPİSİ

    ÇOCUĞA VE ONUN DÜNYASINA AÇILAN KAPI: OYUN TERAPİSİ

    Çocuklar zamanlarının çok büyük bir kısmını oyun oynayarak geçirirler. Oyun onlar için
    gelişimlerinin önemli ve zaruri bir parçasıdır. Oyun; çocukların bilişsel, duygusal, fiziksel, dil
    ve motor becerilerinin gelişimini destekler, sosyal anlamda ilişkilerini geliştirebilmelerine
    yardımcı olur ve çevreye uyumlarını kolaylaştırır. Oyun, çocuklar için dünyayı ve insanlarla
    olan ilişkilerini prova ettikleri bir iletişim şeklidir. Çocuklar oyun sayesinde kızgınlıklarını,
    öfkelerini, üzüntülerini, kaygılarını, korkularını vb. duygularını ifade etme olanağı bulurlar.
    Çocuklar yaşadıklarını yetişkin bireyler gibi kelimelerle dışa vuramadığı ve duyguları
    hakkında yeterince konuşamadığı için yetişkinlerle yapılan terapi şekli çocuklara uygun
    olmaz. Çocukların kendilerini ifade yöntemi evrensel bir dil olan oyundur. Bütün dünya
    çocuklarında ortak bir dildir oyun. Bir yetişkin, çocuğun dünyasına girmek ve onu anlamak
    istiyorsa onunla nasıl oyun oynaması gerektiğini de bilmelidir.
    Çocuklar yetişkinlerin arasında güç ve kontrole sıkça maruz kalırlar. Burada amaç çocuğu
    korumak olabilir fakat bu durum çocuklarda çaresizlik veya yetersizlik duygularına yol
    açabilir. Deneyimsel oyun terapisinde ise çocukla tam bir eşleşme vardır. Yani terapist orada
    çocuğun terapisti değil oyun arkadaşıdır. Çocuk kendini bu ortamda güçlü, güvende ve yeterli
    hisseder. Deneyimsel oyun terapisi ilişki odaklı yürütülen bir terapidir. Çocukla güven
    temelinde bir ilişki kurulduktan sonra çocuk problemlerini terapi ortamına getirmeye başlar.
    Oyun terapisinde kullanılan çeşitli oyuncaklar ve roller aracılığıyla çocuklar kendilerini
    rahatça ifade edebilirler. Oyunu kendi istedikleri gibi kurarlar ve terapist buna müdahale
    etmez. Günlük hayatta üstesinden gelemedikleri konulara oyun sayesinde çözüm bulabilirler.
    Çocuklar oyun esnasında yaşadıkları travmaları ya da olumsuz olayları yeniden yaratarak
    oyunla birlikte bu tecrübelerini değiştirme imkânı bulurlar. Çocuklar problemleri sözlerle dışa
    vuramazlar. Kurgulayacağı oyunda ise duygusal problemlerini yansıtan oyun ve oyuncakları
    seçerler. Bu sayede oyun devam ettikçe problemler anlaşılmaya ve çocuk da rahatlamaya
    başlar.
    Oyun terapisinde çocukların kendi sorunlarını ifade etmesini sağlayacak çeşitli oyuncaklar
    sunulur. Deneyimsel oyun terapisinde oyunun senaryosu ve süreci tamamen çocuğun
    kontrolündedir. Çocuk kendi sorunlarını yansıtacak oyuncakları yine kendisi seçecektir.
    Terapist oyunu sınırlandırmaz sadece çocuğun istediği şekilde ona eşlik eder. Çocuk süreçte
    yaşamış olduğu zor olayları ve olumsuz duyguları tekrar yaşar, bunun üzerinde çalışarak bu

    duyguyla ve zorluklarla baş edebilme yeterliliğini kazanır. Oyun terapisi ilerledikçe, çocuk
    oyun içinde aktifleşecek, güçlenecek, artık rahatlamaya başlayacak ve iyileşmesi de
    kendiliğinden gelecektir.
    Çocukların oyun terapisinde oynadıkları oyunun evde oynanan oyundan en büyük farkı
    çocuğun sembolik anlatımlarını anlayabilecek bir terapistin, çocuk psikoloğunun ya da
    pedagogun bulunmasıdır. Deneyimsel oyun terapisinde oyuncaklar bir oyuncaktan çok daha
    fazlasıdır. Oyuncaklar ve roller çocukların kendi deneyimlerini sembolize eden birer araçtır.
    Çocuğun seçmiş olduğu oyuncaklar, bu oyuncakları kullanım tarzı ve bunların anlamları
    ancak eğitimli bir oyun terapisti tarafından çözümlenebilir. Bu metaforları, sembolik
    anlatımları okuyan ve temelde onunla güvenli ilişki kurabilen bir terapistin ona eşlik etmesi
    çocukların güvende hissetmelerini sağlar. Çocuklar olumsuz olayları oyun ortamında
    yaşarken terapistin ona vereceği tepkiler çocuk için iyileştirici olmaktadır. Çocuklar ifade
    edemediği duygularını bu ortamda açığa çıkarabilirler. Üstesinden gelemediği büyük sorunlar
    oyun içerisinde küçülmeye başlar. Çocuk oyun içerisinde güçlendikçe yaşadığı negatif
    olayların da etkisinden kurtulmaya başlar.
    Deneyimsel oyun terapisinde ailenin süreç içerisinde aktif katılımı çok önemlidir. Ebeveynler
    süreç hakkında bilgilendirilir ve terapistle birlikte bir ekip halinde hareket edilir. Oyun
    terapisti düzenli olarak ebeveynler ile de görüşmeler gerçekleştirir. Oyun terapisinin süreci ve
    çocuğun iyileşmesi hakkında ailenin bilgi sahibi olması sağlanır. Aile süreç içerisinde ve
    sonrasında yapabilecekleri hakkında bilgi edinmiş olur.
    Deneyimsel oyun terapisi sayesinde çocuklar olumsuz duygularıyla başa çıkabilmeyi,
    duygularını rahatça ifade edebilmeyi, sorumluluk alabilmeyi, sorunları için çözüm
    bulabilmeyi, empati kurabilmeyi, saygıyı, kendini ve başkalarını kabul edebilmeyi de
    öğrenirler. Kişisel gücünü oyun terapisiyle yeniden kazanan çocuk artık daha üretken ve
    sosyal olabilecek bununla beraber özsaygısı da gelişecektir.
    Çocuklarınızda gözlemlediğiniz ve anlamlandıramadığınız farklı durumlarda, çeşitli
    psikolojik problemlerde ve travmalarda profesyonel bir destek almanız çocuğunuzun ruh
    sağlığı ve gelişimi için çok önemlidir. Oyun terapisi sayesinde çocukla kurulan duygusal
    ilişki, çocuğunuzun iyileşmesini ve duygusal olarak güçlenmesini sağlar.

  • Neden Terapiye Gideyim?

    Neden Terapiye Gideyim?

    Terapiye yönelik düşünceler günümüzde değişmeye başlasa da çevremizden çok sık duyduğumuz cümleler devamlılığını sürdürmektedir. Psikolog ne yapacak ki? Konuşunca sıkıntılarım nasıl geçecek? Psikolog bana benim bilmediğim ne söyleyebilir? Ben deli miyim, sen git psikologa vb. Bu tarz düşüncelerin yaygınlığı ise sıkıntı yaşayan kişilerin çözüm bulma motivasyonunu kırmaya devam etmektedir. Kimi zaman ise bu söylemlere rağmen terapiste gitmeye karar veren kişiler, terapi eğitimleri olmayan insanlara baş vurabilmekte ve yaşadığı tatsız tecrübelerin yarattığı hayal kırıklığı sebebiyle terapinin bir işe yaramadığı inancı daha da güçlenmektedir. Bu durum yaşanılan sıkıntıdan kurtulmanın mümkün olmadığına dair düşüncelerin artmasına sebep olmakta ve dolayısıyla da problem yaşayan kişilerin çaresizlik hissinin artarak devam etmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte terapistin elinde sihirli bir değnek olması hayali ve böyle bir şeyin olamayacağına dair inançlar arasında sıkışıp kalırız.

    Peki neden artık sorunlarımızı kendimiz çözemez hale geliriz?

    Sorunları çözmekte zorluk yaşamak aslında ruhsal olarak artık bir çözüm bulma ihtiyacımızdan kaynaklanır. Fizyolojik ve ruhsal sistemlerimiz her zaman bizi korumak için uğraşır. Fakat yetemediği, aşırı yüklenme olduğu durumlarda sinyaller vererek artık bir şeyleri değiştirmemiz gerektiğini göstermeye çalışır. Daha önce verdiği ufak sinyalleri büyük ihtimalle fark etmemiş veya görmezden gelmişizdir. Bu sebeple sinyaller daha rahatsız edici, çözmek için çabalanmasını gerektirecek kadar büyük olur. Kaldı ki sorunlar onu yaratan düşünce sistemi içerisinde ve onu yaratan ortam içerisinde çözülemezler. Terapiye başlayan kişi önce zihninde problemin ne olduğunu netleştirir ve bu problemin nasıl geliştiğini fark eder. Seanslarda bilinçsizce uzak durduğu ve farkında olamadığı veya görmek istemediği, hayatında sıkıntı yaratan davranış kalıplarının nedenleri ile ilgili bağlantıları kurmaya başlar. Tabi ki terapi eğitimi olan uzmanlarla çalışmanız hayal kırıklığı yaşamamanız ve motivasyonunuzun kırılmaması açısından önemlidir.

    Bilinmesi gereken en önemli şey terapi bir kere gidip bütün sorunların ortadan kaldıran bir yöntem değildir, terapistin bir sözüyle veya inanılmaz çözüm becerisiyle sorun ortadan kalkamaz. Terapistiniz bu süreçte, sorunu yaratan sistemin içerisinden çıkmanızda size yardımcı olur. Sorunu yaratan bu düşünce sisteminin ve dolayısıyla davranış sisteminin değişmesi elbette zaman alacaktır ve kişinin hızına göre değişkenlik gösterecektir. Hepimiz biliyoruz ki bazen yapmamız gereken şeyi bilmemize rağmen, harekete geçmemiz zaman alır. Terapi, değişimi engelleyen bu sebeplerinizi fark etmeniz ve değiştirmenizde güçlü bir araçtır. Hepimizin yaraları vardır ve kendi kendimize bunları çözmemiz pek mümkün değildir. Bunun sebebi halledebilecek güçte olmamamız değil, sorunun ana kaynağını çok eskiden oluştuğu için farkına varamamamızdandır.

    Bu nedenle terapi aslında özgürleşmemizi sağlayan bir araçtır. Yaşadığımız sıkıntıları terapistimiz değil, biz çözeriz. Ancak çözebilmek için önce görmeli ve fark etmeliyiz.

  • ÇİFT TERAPİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

    ÇİFT TERAPİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

    Önleme programları kadar önemlidir ve evliliklerinde veya ilişkilerinde güçlükle karşılaşan ve yardım
    almaya gelen çiftlerle çalışır.

    İşin iyi kısmı, çiftler terapisinin işe yaradığına dair net kanıtlar vardır. Dahası, Gottman araştırmaları
    sırasında psiko-eğitimsel yaklaşımların bir evliliği daha güçlü yapmak için, evlilik terapisi ile
    birleştirilebileceğini keşfetmiştir.

    Çiftlerin ilişkileri, ilişkilerindeki anlaşmazlığın patlama noktasına odaklanmış, bir süre iyi giderken, bir süre
    sonra kötüye dönme eğilimindedir. Bu noktada Monarch, bu terapilere katılan çiftlerin yarısının bu
    işlemlerin sonunda önceki anlaşmazlık seviyelerine döndüklerini ortaya koymuştur. Bu terapi odağı,
    yüksek derecede endişeli ilişki partnerlerinde, tipik önleyici işlerden daha zorlu bir durum yaratır. Yine de
    böyle bir iş önemlidir.

    Çiftlerin terapilere gitmelerinde birçok neden vardır. Bunlar iletişim eksikliği, mali sıkıntılar, öncelikler
    üzerindeki anlaşmazlıklar, en ağırlarından biri de sadakatsizliktir. Evli ya da evli olmayan çiftlerle çalışma
    yaklaşımları da çok çeşitlidir. Hepsi evlilik kalitesine odaklanır – bu ilişkinin nasıl işlediği ve “bu işleyişten
    nasıl etkilendiği, onun hakkında ne hissettikleridir” Çift ilişkilerini değerlendirmek kolay görünürken, böyle
    olmasında en az 2 tane karmaşık faktör vardır. Bunlardan birisi, “Evlilik hakkında dile gelen duygular,
    anlık olaylardan çok fazla etkilenir ve kısa zaman içerisinde bu duygular değişebilir.

    İlaveten, endişeli ilişkilerdeki bireyler, bazı zamanlarda kendilerini “endişeli” diye nitelendirmezler” Eğer
    endişe seviyeleri ölçülebilseydi, tedavide kullanılabilecek birçok çift ve evlilik danışmanlığı söz
    konusudur. Tüm bu yaklaşımlar, uzmanların çiftlerle ortak hareket etmeyi sağlamasını ve onların
    problemlerini değerlendirmeyi gerektirir. Ek olarak, terapist olumsuz karşılığı azaltmak (Örn: Kişiler arası
    ilişkileri çözümleme) ve olumlu etkileşimler geliştirmek (Örn: Samimiyet arttırma) için hedef olmalıdır.
    Direnme, karşı gelme, etik konularla uğraşmayı da kapsayan tedavi sürecinin yönetimi de iyi ele
    alınmalıdır. Başarılı bir sonlandırma uygulanmalıdır.

    Tüm bunlar kolay değildir ve tedavi uzmanlarının terapi sürecindeki yönteme ve beceriye uyum
    sağlamalarını gerektirir. En yaygın ve deneysel olarak en geçerli tedavi modelleri (evlilik sürecinde ve
    dışında çiftlerle çalışırken) davranışsal çift terapisi (BCT) bilişsel-davranışsal çift terapisi (CBCT) ve
    duygusal odaklı terapidir.

    Davranışsal Çift Terapisi

    Davranışsal Çift Terimleri (BCT) “Yetişkin samimiyetinin değiştirme-geliştirme modeline dayanır ve
    problem çözme, iletişim becerileri” üzerine odaklanır. BCT “Davranışsal değişimle iletişim becerileri ve
    problem çözmeyi” birleştiren yaklaşımla davranışsal değişime odaklanarak gelişir. Davranışsal çift
    terapisinin hazırlayıcı çabaları Robert Liberman ve Richard Stuart tarafından başlatılmıştır. Liberman,
    yaklaşımını çiftlere davranışsal analiz dilinde ve çiftlere belirli davranışsal amaçları tanımlamak için,
    çalıştı. Başlangıçtaki çabaları Edimsel Koşullanmaya dayanır. Olumlu güdülenme, şekillendirme ve
    model alma gibi teknikleri içerir. Daha sonra o ve meslektaşları, sosyal öğrenme teorisinin açıklarını
    içeren, daha karmaşık bir yaklaşım tasarladı. Çiftlerin fark etmelerine, olumlu etkileşimlerini
    arttırmalarına, olumsuz etkileşimi yok etmesine yardım etti. Bu yaklaşım, problem çözme, iletişim
    becerileri kazandırma ve süre gelen problem çözümlerini görüşmek için, koşullu anlaşmaların nasıl
    yapılacağını öğretmeye odaklandı. Evliliklerde devamlı mutluluğu arttırmayı amaçlayan Stuart
    tekniklerinin en yaratıcılarından biri caring days’dir. Bu prosedürde evli çiftlerin herhangi biri ya da ikisi
    birden diğerinin hareketlerini umursamaksızın eşleriyle ilgileniyormuş gibi davranır. Stuart yaklaşımının
    kalbi olan bu teknik diğerinin başarısına dayanmayan tek yanlı bir hareket olan olumlu risk fikrini kapsar.
    Stuart davranışsal teorisini ve “Caring Days” anlaşmasının belirttiği gibi çift tedavi yönlerini açıklarken,

    oldukça detaycıdır.

    Baştan sona, davranışsal çift terapisi tipik olarak 4 tane bileşen içerir:

    1) Çiftin Evlilik İlişkilerinin Davranışsal Analizi: Bu analiz görüşmeye, özbildiri anketini yönetme ve
    davranışsal gözlem yapmaya dayanır.

    2) Çiftler arasında değer verilen davranışlar, ödül değişimi olan olumlu karşılıklılığın oluşumu. Bu çeşit
    hareket “caring days” ve koşullu anlaşma gibi tekniklerle meydana gelir.

    3) İletişim Becerileri Eğitimi : Bu aşamada çiftler “ben” cümlelerini, duygularını ifade etmek için, nasıl
    kullanacakları öğretilir. Aynı zamanda kişiler geçmişi bırakır ve şimdi-buradaya odaklanır. Dahası
    eşlerinin belirli davranışlarını etiketlemektense, “Tembel, buz gibi, soğuk” diye tanımlamaya başlar. Son
    olarak iletişim becerileri eğitiminde çiftlere, geribildirimin nasıl verileceği öğretilir.

    4) Problem Çözme Eğitimi: Davranışsal çift terapisinin bu öğesi, çiftlere ne istediklerini belirleme, onun
    için görüşme ve anlaşma gibi problem çözme becerileri kazanma ile ilgili yardımcı olur.

    BCT, çiftlerle en iyi araştırılmış çalışma yöntemlerinden biridir. Bu tip terapiyi alan çiftler, terapi
    almayanlara göre daha iyi olduğu gözlenmiştir. Davranış Evlilik Terapisi, anlaşmazlıklarda anlaşma yolu
    ve yöntemi gösterir. Bu aynı zamanda, çiftlerin bazı anlaşmalara varmalarına ve sevgi dolu bir yaşama
    sahip olmalarına yardımcı olur. Davranışsal çiftler terapisi, alkoliklerle çalışırken bireysel terapilerden
    daha yararlı olduğu gözlenmiştir. Bu tip terapilerin aile içi şiddeti ve işbu çiftlerin çocuklarının duygusal
    problemlerini azalttığını göstermiştir. Baştan sona davranışsal çift terapisinin evli çiftlerin birbirlerinin
    farklılıklarını kabul etme güçlüğü yaşamaları ve birlikte çalışmanın zorlaştığı noktalarda, problem çözme
    ve iletişim zorlukları yaşadıkları “Evlilik endişesinin” tedavisinde etkili olduğu gözlenmiştir. Bu terapi
    sadece ABD değil, bir çok ülkede de kullanılmıştır. Davranışsal Çiftler terapisi, çok beceriye dayalı bir
    yaklaşımdır ve böyle yapmakta kesin ve nettir. Örneğin BCT terapistleri, olumlu toplumsal ilişki geliştirme
    davranışlarını da (Selamlama, eşini ismiyle çağırma, geribildirim becerisi) kazandırmayı amaçlar.

    Diğer yaklaşımlarla karşılaştırıldığında davranışsal çiftler terapisi, sistematikten daha çok doğrusaldır.
    Diğer çiftler terapilerinin çoğundan daha fazla neden ve sonucu inceler ve önceki davranışları da
    değiştirmeyi de amaçlar. Böylece neden değişince, sonuç da değişir.

    Bilişsel Davranışsal Çift Terapisi

    Bilişsel davranışçı yaklaşım aile etkileşim örüntüleri odaklanır; aile ilişkilerinin duygularının ve
    davranışlarının birbirine karşılıklı etki ettiği düşünülür. Bilişsel bir çıkarı, hisleri ve davranışları
    canlandırabilir; duygu ve davranışta bazen aile biriminin işlev bozukluğunu korumaya yarayan karşılıklı
    bir süreçte bilişi etkileye bilir. Bilişsel terapi, Beck in belirttiği üzere şemaya, bir diğer deyişle temel
    inançlar üzerine odaklanır. Terapötik sürecin önemli bir özelliği de işlevsel olmayan davranışların
    değiştirilmesinde önemli etkisi olan yanlış inançların ( veya şemanın) yeniden yapılandırmasıdır. Bazı
    bilişsel davranışçı terapistler, aile şemasını olduğu kadar bireysel aile üyeleri arasında ki bilişsel
    bozuklukları incelemeye ve büyük önem verirler

    Hem şimdi ki ailelerin hem de genelde ki ailelerin şemasını şekillendiren, aile kökeninden gelen
    yaşantılar ve duygulardır. Bu şemalar bireyin aile sistemi içerisinde nasıl düşündüğü, hissettiği ve

    davrandığı üzerinde büyük etkiye sahiptir. Önce ilave öğe olarak, daha sonra ise arabuluculuğun daha
    geniş bir sistemi olarak davranışsal yaklaşımlardan ortaya çıkmıştır. Bilişsel davranışçı teoriler deneysel
    olarak desteklenir. Oldukça etkili ve kısa sürelidir. Yine de Bilişsel Davranışçı çift terapisi doğrusal
    olduğundan, diğer evlilik ve aile terapilerini savunan danışmanların popülerliğinden dolayı daha az
    meşhurdur.

    Bu yaklaşımında Ellis, bir ABC prosedürü kullandı. A olay, B düşünce, C duyguydu. Duyguların
    düşünceden türediğine ilaveten ABC şemasına ilaveten Ellis, bireylerin ve çiftlerin ne düşündüklerini
    göze alarak dört seçenekleri olduğunu belirtti. Düşünebilirler ve bu sayede olumlu ya da olumsuz, nötr ya
    da karşıt olarak hissedebilirler.

    Endişeli çift belirtileri olan biliş formlarının incelenmesini özetlersek, 5 temeli vardır.

    Çift etkileşimlerinde meydana gelen olaylar hakkında seçici algılama
    Olumlu ya da olumsuz ilişki olaylarının nedenleri hakkında çarpıtılmış ilişkiler
    İlişkide meydana gelebilecek yanlış tahminler ya da beklentiler
    Uygunsuz ya da yanlış tahminler ya da insanların karakterleriyle ve samimi ilişkileriyle ilgili genel yargılar
    Bireyleri tutan ilişki ya da üyelerin uç ya da gerçekçi olmayan standartları

    Bilişsel dağıtımı: Olumsuz yanlardan başka şeyler düşünmek) öğretmektir. Diğeri ise, mantıksal başa
    çıkma cümleleri gibi öz denetim stratejileridir. Bilinen bir öz denetim stratejisi “Düşme engelleme” olarak
    bilinir. Bu bilişsel davranışsal yaklaşım “Danışanlara öz denetim stratejileriyle kötüye gidişi engellemeyi
    sağlar” ve kötüyü kullanma, kızgınlık ve aile terapileri gibi alanlarda uygulanır.

    Aynı zamanda, daha önce bahsedildiği gibi kitap okuma, el işlerine (Atölye çalışmalarına) katılma ve
    görsel işitsel materyaller dinleme ya da izleme gibi psiko-eğitsel kullanılır. Psiko-eğitsel yöntemlerde ,
    bireyler ilişkileriyle alakalı algı ve düşüncelerinin fayda ve zararlarının farkında olmayı öğrenirler. Bu
    strateji, katılımcılar arasında boşanma oranının azalmasına katkı sağlar. Diğer ailelerde de önemli etkiler
    sağlayabilir.

    DUYGUSAL ODAKLI TERAPİ(EFT)

    Duygusal odaklı terapi, deneysel psikoterapinin yapısalcı aile terapisiyle benzeyen birleşimine dayanan
    sistematik bir yaklaşımdır. Bu terapi “zihinsel süreçler”(eşler kendi duygusal süreçlerini nasıl
    sürdürüyor?) ve “toplumsal süreçler” üzerine odaklanır. Bu teori birçok kişi tarafından “bir yetişkinin en
    temel özelliklerini anlamak için birey-aşk ilişkisi… Duygusal erişebilirlik, uyumluluk” ile “bir modeldir “ diye
    düşünülür

    EFT, çift terapisinde duyguları “aşılması ve mantığı yerini alması gereken bir şey” den çok “değişim için
    olumlu bir güç” olarak görerek çiftlerde daha güvenilir bağlanma türlerinin gelişimine katkıda bulunmaya
    çalışır

    Bu türleri ve bağlanmayı artırmak için, müdahaleler , deneysel ve yapısal teknikler ile canlandırma,
    terapinin deneysel çerçevesine sığabilmesi için, değiştirilen tamamlayıcı yapısal teknikler kullanılır.
    Rogerian teoride olduğu gibi duygusal odaklı evlilik terapistleri (EFT’ciler) çiftleri birey olarak dinlerler ve

    onların duygu ve yaşantılarını anlamaya çalışırlar. Temel düşüncede, çiftlerin kendilerinin kızgınlık,
    gücenme, sertlik ve diğer uzaklaştırıcı duygular gibi artan yoğun duygularını; bağlılığı geliştiren iletişim
    kaybı, üzüntü, korku, acı gibi bağlanmışlık duygularını “yumuşatmaları” ve ya “değiştirmelerinde”
    yardımcı olmak vardır. EFT’ tedavinin amacı çiftlerin, kendileri ve eşleri hakkında daha iyi hissetmelerini
    sağlamak ve buna odaklanmaktır. Bu yüzden bu yaklaşımdaki teknikler duyguların açığa vurulması
    üzerinde durur. Duyguları ortaya çıkarmanın birçok yolu vardır. terapistlerin eşlerden o anki
    duygularından (kızgınlık gibi ) haberdar olmaları ve bu duyguyu kabul etmelerini istemesi ve
    incelemesidir. EFT terapistleri eşlerin o güne dek saklı tuttukları duygusal tepkilerinin altında yatan
    düşünceleri araştırır. Bu süreçte, duygusal tepkiyi alan eş “diğerinin görüşünden haberdar olma şansına
    erişir ve empatik yakınlık gelişir.”eğer böyle bir anlayış başarılırsa, empati çift ilişkilerinde temel araç olur.
    EFT klinikleri, psikodrama ve gestalt tekniklerinden kullanılabilir(çiftin bir üyesi diğeri için ikinci kişilik olur
    ya da boş sandalye tekniği kullanılır). EFT’de terapisitin rolü pozitif ve negatif duyguların dışa vurulması
    için güvenli bir çevre sağlamaktır. Öyle ki, terapist duyguların dile getirilmesi için bir yönlendirici çiftin
    hem birey hem de çift olarak koruyucusudur.

    EFT 9 adımdan oluşan 3 bölümlük etkileşim sürecidir. İlk bölüm cycle de-escalation. 1’den 4. adıma
    kadar olan adımlar bu bölüme dahildir ve bu bölümde çiftlere; acı, kızgınlık ve geri çekilmeyle ilgili
    savunmacı ifadelerinin altında yatan olumsuz ve zor duygularını ortaya çıkarabilmeleri için yardımcı
    olunur. İkinci bölümde, etkileşimsel pozisyonları yeniden yapılandırma, 5’ten 7’ye kadar olan adımlar
    uygulanır.5. adım, EFT sürecinde en bireysel odaklı adımdır. Burada, terapist “bağlılık-ilişkili etkinin
    zihinsel sürecini daha deneysel ayrıntılarla araştırır. 6. adımda, terapist odağı kaydırır ve 5. adımdaki
    karşıt eş odak noktası olur bu kez. Son olarak, 7. adımda, çift, ihtiyaçları ve korkuları hakkında beraber
    konuşur ve her biri diğerini sakinleştirmeye başlar. Son olarak 3. bölümde, birleştirmede ve
    bütünleştirmede , terapist çiftin başarısını baştaki olumsuz etkileşimsel yeni olumlu interaktif dalgalarla
    karşılaştırarak yeniden gözden geçirir.odak noktası güvenli ve bağlı etkileşimleri kuvvetlendirerek
    yaratmaktır

    EFT güçlü bir emprik temele dayanır. Süreç-araştırma odaklıdır ve değişimin temel öğelerine odaklanır
    John Gottman’ın olumlu ve olumsuz etkileşim oranlarının bir ilişkiyi nasıl etkilediğinin önemine dair
    araştırması ile eş zamanlı olarak Johnson sadece 5’te 1 oranında pozitif ve negatif etkileşime sahip
    olmanın yetersiz olduğunu bulmuştur. Ayrıca bu etkileşimlerin zamanlaması da ayrı bir önem taşır.bir çift,
    o günü olumsuz etkileşimle bitiriyorsa bu genellikle zararlıdır.

    Farklı kültürel grupların dışında, EFT, travma-sonrası stres bozukluğu gibi farklı gruplarla çalışmaya
    elverişlidir.
    bulimik bir çocuğa sahip aileler, travma yaşayan çiftler, kronik hastalıklara sahip ve depresif çiftler,
    bunların yanı sıra yaşlı ya da gay çiftler
    kısmen endişeye sahip çiftler
    EFT,diğer teorilerden, çiftlerin ilişkilerinde yaptığı vurguyla ve aynı ısrarla teknik ve prosedürlerinin
    emprik olarak geçerli olmasıyla ayrılır
    Bazı çift teorilerinin tersine, EFT’nin etkili olduğu görülmüştür
    EFT, duygu ve kişilik kavramının dahil edilmesi üzerine odaklanır ve bunlar onu diğer sistematik
    maddelerden farklı kılar.
    Boşanma Terapisi Ve Arabuluculuk

    Boşanmak istemenin birçok sebebi vardır. Onlar genellikle doğası gereği uzun dönemlidir ve ya durum
    daha da kötü bir noktaya gelmiştir ki ilişkideki eşlerden biri ya da her ikisi bunu sonlandırmayı isterler.
    Evlilik stresi endişe, depresyon, madde kullanımı ve sağlık problemleri gibi psikolojik bozukluklara yol
    açabilir ya da bunları yoğunlaştırabilir. Fakat memnun olunmayan evlilik ya da boşanma terapisi
    araştıran birçok çift belirli bir problemden söz etmezler. Tam tersi, basitçe kişilerarası ya da iletişim
    zorluğu çektiklerini belirtirler. Bu zorluklar genel bir mutsuzluğa ve olumsuzluğa yol açar ve bazı
    durumlarda daha ciddi problemlere yol açabilir ki örneğin bir kişinin eşi tarafından fiziksel saldırıya maruz

    kalması en ağırıdır. Bu tarz saldırıların Amerika’da her yıl % 16 oranında çifti etkilediği hesaplanmıştır.
    Aile aracılığı, çiftlere ve ailelere tartışmaları çözümlemek ve ya evlilikleri sıkıntısız bir şekilde sona
    erdirmek için var olan bir yardım sürecidir.Arabuluculuk yasal harekette artan bir şekilde kullanılan bir
    alternatiftir. Tartışan taraflar arasında (karı-koca) anlaşmayı kolaylaştırmak için 3. bir grup rolünde
    tarafsız, bilişsel, nötr olarak yer alırlar.

    Arabuluculuk prosedüründe yer alan basamaklar arabulucunun, çiftin hatta çocukların hakkında kısa bir
    özgeçmişi elde etmesini de kapsar. Ayrıca aile üyeleri uygun olduklarında arabulucuya değerli mallarını,
    gelirlerini, eğilimlerini ve amaçlarını anlatırlar. Arabulucu, danışanlarını ve onların tutanaklarını kamu
    incelemesinden uzak tutar, problem çözmede daha makul ve yerleşmiş bir şekilde yeniden yaşamlarını
    kurmalarına yardımcı olur. Boşanma tutanaklarının tersine arabuluculuk daha az zaman kaybı, daha
    ucuz, daha az düşmancıl ve stresli ve de daha üretkendir

    Boşanma Terapisi

    Boşanma terapisi, evlilik terapisinin bir parçasıdır ve onun gibi, çiftlere fiziksel, psikolojik ve yasal olarak
    ayrılmalarında yardımcı olur. Boşanma durumları üzerinde çalışan terapistlerin, danışanlarına atlatılması
    zor, kişisel ve ailevi problemler ve boşanmayla ilgili meydan okumalarla baş edebilmesinde ve
    üstesinden gelmesinde yardımcı olabilmek için teorik araçlar ve pratik klinik stratejilerine ihtiyaçları vardır

    Evliliğin sonunu kabullenme.

    Boşanma sonrasında eski eşle işlevsel bir ilişki kurabilme

    Ortalama bir duygusal uyum ve duygusal desteği başarabilme
    Dini/derin ya da ruhsal acıyla acıyla baş edebilme
    Kişinin evliliğin sona ermesindeki rolünün farkına varma
    Çocukların boşanma sonrası eksikliğe uyum sağlamasında yardımcı olma
    Boşanma krizini kişinin kendisi hakkında yeni bir şeyler öğrenmek ve kendini yetiştirmek için bir fırsat
    olarak değerlendirmesi
    Makul, adil, yasal bir düzenlemenin görüşülmesi
    Sağlıklı alışkanlıklar geliştirme
    Bireylerin kendi ailelerinin temellerine ve ailelerinden beri çözümlenmemiş olayları geri dönüp gözden
    geçirmelerini içerir. Bir kadının büyüme dönemindeyken, görüşlerine hiçbir zaman değer verilmediğini
    hissedebilir. Bu yüzden, kadının kocası kadının söylediklerini dikkatli dinlemiyorsa kendi kendisini
    değersiz ve üzgün hisseder. Bu gerçeğin farkına varmak, sonunda evli kalsınlar ya da boşansınlar fark
    etmeksizin çifte yeni, üretken bir etkileşim türünü kazandırmanın yanı sıra acının bir kısmı yok etmekte
    de başlangıç adımdır.

  • FİLİAL OYUN TERAPİSİ NEDİR?

    FİLİAL OYUN TERAPİSİ NEDİR?

    Çocuklarımızın, biz ebeveynleri ile duygularını paylaşmaya ihtiyaçları vardır. Ancak, günümüz
    şartlarında her sosyo- ekonomik seviyeden ebeveynler hayat standartlarını yakalayabilmek için bir
    çaba ve koşuşturma içindedirler. Yapılan araştırmalara göre, bir anne’nin çocuğu ile birebir kaliteli
    geçirebildiği zaman bir günde, 2 dk iken; bir baba’nın çocuğu ile geçirdiği süre ise bir günde sadece 50
    saniye ile sınırlıdır. Durum yazık ki bu şekilde olunca çocuklarda doyurulmayı bekleyen duygusal bir
    açlık doğuyor. Filial Terapi, ebeveynlerin oyun yoluyla çocuklarıyla ilişkilerini güçlendirmelerine yol
    gösteren bir eğitim programıdır. Allah’ın bize gönderdiği mucizelerimiz olan çocuklarımızın öfkeli,
    saldırgan, içine kapanık, güvensiz, inatçı….. gibi yapılarda olmalarına büyük ölçüde, bizim ebeveynlik
    sitillerimiz şekillendirmektedir ve yol açmaktadır.
    Filial Terapi, oyun terapisi ve aile terapisini bütünleştirerek çocuk ile ilgili aile içi sorunları çözmeyi ve
    aile ilişkisini güçlendirmeyi hedef alan psiko-eğitimsel bir yaklaşımdır. Terapist, anne babalara kendi
    çocuklarıyla yaptıkları oyun görüşmelerinde, çocuk merkezli oyun terapisi becerilerini nasıl
    uygulayacaklarını öğretir. Anne-baba ve çocuk ilişkisinde açıklığı ve güveni artırmayı hedeflediğinden
    hem önleyici, hem de sorun varsa, o sorunun çözümüne yardımcı olan bir terapi programıdır.
    Filial Terapi ile ebeveynler, çocuklarına, ben burdayım, seni duyuyorum, seni anlıyorum mesajını
    iletirler.
    Gary Landerth’ın kuramcısı olduğu, Danışan Merkezli Oyun terapisi’ nin bir parçası olan Filial Terapi
    de ailelere, çocuklarına, ‘sınır koyma’ becerilerini kazandırarak çocuğun da seçim yapabilmesine ve
    bu seçiminin sonucu ne olursa olsun sorumluluğunu alma becerisini kazandırmasına yardımcı olur.
    Gözümüzden sakındığımız varlıklarımızı, kendi güvenlik çemberimiz dahilinde tutabildiğimiz ilk
    yıllarında, tüm kötülüklerden koruyabiliriz, peki ya sonra?! Lise çağına geldiğinde, bizim gözümüzün
    görmediği anlarda!? Her an yanında olabilecek miyiz? Çocuğumuzun her hangi biri tarafından ‘gel bak
    şu tozu bir kokla çok eğlenceli.’ Gibi bir davetle karşılaşması ve deneme süresi kaç dakika sürer? Eğer
    biz kıymetli çocuklarımıza sınır ve seçeneklerle sorumluluk almayı öğretebilirsek çocuğumuz kendi iç
    kontrolü ile doğru tercihi yapabilmeyi, biz yanında yokken de yapabilir.
    Filial Oyun Terapi Yönteminin Etkili Olduğu Başlıca Problemler
    Kaygı, depresyon, davranış sorunları, tek ebeveynlik, saldırganlık, öfke patlamaları, tırnak yeme,
    enkoprezis (Dışkı kaçırma), alt ıslatma (enürezis), kardeş kıskançlığı, evlat edinme, travma, ilişki ve
    bağlanma sorunları, içe kapanıklık, özgüven problemleri vb. gibi sorunlarda aileye yardımcı olur. 40
    yılı aşkın bir süre içinde yapılan araştırmalar kısa dönemli terapötik bir yaklaşım olan filial terapinin
    çocuk ve aile üzerinde uzun dönemli etkisi olduğunu gösteriyor.
    *uygulanabilme yaşı 2-12 yaştır ancak daha etkili olduğu aralık 2-10’dur.
    Süreç:
    Oyun Terapisi 45 dk süren ve tek bir çocukla yapılan bir terapi tekniğidir. Filial Terapi Tekniği ise, tek
    oturumda, ortalama 8- 9 çocuğun ebeveynine verilebilen terapi tekniğidir. Filial Terapi’nin seans
    süresi 90dk’dır. Bu terapi tekniği Amerika’da birebir oyun terapisi alamayan yani, ekonomik seviyesi
    düşük olan ailelerin çocuklarına yönelik geliştirilmiş olan ve terapistin oyun terapisinde çocuğa
    uyguladığı tekniklerin kısmen ebeveynlere öğretildiği bir yöntemdir. Ebeveynlerle hafatada bir kez

    terapist önderliğinde toplanılır. Filial terapide ebeveyn çocuğu ile haftada bir kez 30 dk boyunca
    terapistin öğretileri doğrultusunda oyun oynar, kamera kaydına alınan bu oyun saati izlenilerek
    değerlendirmeler yapılır. Ebeveynler haftada bir kez tolanılan 10 hafta süren bu süreçte yanlışlarını
    düzeltir, kendilerini çocukları ile etkili iletişim kurma yönünde geliştirirler..
    Terapi Sürecindeki Gerekli Oyuncakların Listesi
    -oyuncak bebek ailesi
    -gerçek biberon
    -emzik
    -doktor çantası, stetoskop, yara bantı…
    -iki tane oyuncak telefon
    -oyuncak bebek evi
    -oyuncak para, bozuk para, kredi kartı (oyuncak),
    -plastik hayvanlar (inek, kelebek, kuş, köpek, kedi, kuzu..)
    -plastik agresif hayvanlar ( köpek balığı, yılan, aslan, dinazor-ağzı açık olması gerek)
    -polis aracı, otobüs, ambulans,kamyon, itfaiye, uçak, otomobil.. gerçeğine uygun olan modellerinden)
    -mutfak tabak malzemeleri,
    – oyuncak makyaj malzemesi, toka, takı, vs..
    -plastik meyve sebze,
    -çeşitli kuklalar,
    -oyuncak askerler
    -hacıyatmaz
    – maske
    – plastik polis kelepçesi
    – bir tane oyun hamuru
    -sekiz renk boya kalemi
    -Boş kağıt
    – yumuşak top
    – oyuncak tamir malzemeleri
    – dart atan bir tabanca birkaç tane olabilir

    -atlama ipi
    -plastik bıçak
    -küt uçlu makas
    -kukla sahnesi
    -80*80cm büyüklüğünde 30 cm yüksekliğinde içi kum dolu kum havuzu.
    – çocuk ebatlarında masa ve iki sandalye
    – bu oyuncakların dizilebileceği raflar.
    Not: oyuncakların olduğu odada ebeveyn her hafta 30 dk kendi çocuğu ile oyun oynayacaktır.
    Ebeveyn çocuğu ile oynarken aynı anda grup diğer başka bir odadan izlemelidir. Kamera ve tv düzeni
    kurulmalıdır.
    Terapi uygulaması malzemelerin temini ve terapi ortamınıın düzenlemesi ile başlanılabilir.

  • EMDR TERAPİSİ (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) NEDİR VE NASIL UYGULANIR?

    EMDR TERAPİSİ (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) NEDİR VE NASIL UYGULANIR?

    EMDR Terapisi’ne, göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğinin tesadüfen
    keşfedilmesi ile başlandı. EMDR, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Travmatik deneyimlerle ilişkili olduğu
    bilinen beynimizdeki limbik sistem ve amigdalaya etki ettiği öne sürülmektedir. Travmatik anılar, uzun
    süre boyunca beynimizin epizodik hafıza bölümünde sıkışık kalır. Terapi sırasında göz hareketleri ile
    beynimizin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak beynimizde kilitli kalmış anıların diğer anılarımızla ilişki
    kurması sağlanır. EMDR’nin iki yönlü uyarımı içeren tedavi prosedüründe, nörobiyolojik
    mekanizmalarımızı uyararak epizodik hafızamızda kilitli kalan, anlatmak istemediğimiz anılarımızın
    harekete geçerek semantik hafızamıza geçmesini sağlanır.

    Her türlü psikolojik problemin kaynağı olarak kişilerin yaşadıkları anıların, geçmiş yaşantılarında
    hissettikleri duygu ve düşüncelerin bugün ve yarınlarını yönettiği düşünülmektedir. EMDR Tedavisi ile
    travmanın yarattığı duygusal kilitlenmişliği açar, kişilerin geçmişlerinin izlerinden kurtularak hayatlarına
    devam etmesi ve bugün ki problemleri ile daha güçlü kaynaklarla baş edebilmeleri amaçlanır. EMDR
    terapisi ilk görüşme ve problemin tanımı 50 dakika, devam eden tedavi seansları 90 dakika olarak
    uygulanmaktadır. Bu terapi hızlı ve etkili bir yöntemdir.

    Tedavi sonrasında kişi, problemlerini anlatmaktan artık rahatsızlık duymaz. Anılarını yeni ve sağlıklı bir
    bakış açısıyla görür. Önceden yaşadığı olayların geçmişte kaldığına gerçekten inanır ve artık onu olumsuz
    etkilemediğini bildirir.

    EMDR TERAPİSİ (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) HANGİ ALANLARDA
    KULLANILIR?

    Herkesin geçmişte yaşadığı büyük veya küçük travmalar olabilir. Kişinin küçüklüğünde yaşadığı olumsuz
    durum onun üzerinde travmatik etki bırakmış ve o kişinin geleceğini etkilemiştir. EMDR Terapisi; travma
    sonrası stres bozukluğu, yas, depresyon, bağımlılıklar, cinsel istismar,depresyon, özgüven problemleri,
    sınav kaygısı, doğal afetler, çocukluk döneminde yaşanan üzücü olayların neden olduğu duygusal
    sorunların yanı sıra fobi, kaygı ve panik bozukluklarını gidermek için de kullanılan bir tedavi yöntemidir.

  • Oyun Terapisi

    Oyun Terapisi

    Oyun Terapisi

    Oyun terapisi: 3-11 yaş arası çocuklara uygulanır ve çocuğun oyunla kendini doğal yoldan dışa vurmasını temel alır. Nasıl ki yetişkin bireyler kendilerini konuşarak ifade edip, duygularını dışa vuruyorlarsa, çocuklar için de oyun duygu ve sıkıntılarını dışa vurma aracıdır. Oyun terapisi ile simgeler çocuğun iç dünyasını yansıtma araçlarıdır. Oyuncaklar çocuklardaki korku, kaygı, fantezi, suçluluk duygusu gibi duygularını aktarabildikleri araçlar haline gelir. Yönlendirilmiş veya yönlendirilmemiş şekilde uygulanan oyun terapisinde çocuk yaşadığı problemlerin üzerinde çalışma şansı elde eder. Oyun Terapisi nin amacı çocuğun daha az acı çekmesini sağlamak, travma ve fobileriyle baş etmesini (boşanma, hastalık, başarısızlık korkusu, istismar vb. durumlar için), hayata uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Terapi sürecinde terapist çocuğu dinler ve anlaşılmış hissetmesini sağlayarak daha güvenli bir çerçeve oluşturur. Terapi çocukların kendilerinin olduğu gibi kabul edildikleri ve korundukları yerdir. Oyun terapisti çocuğa davranışlarıyla ilgili sık sık bilgi verir ve davranışlarıyla ilgili ona saygı duyduğunu hissettirir.

    Oyun Terapisi

    Oyun terapisi, çocuğun takıldığı gelişim aşamasında gerekli iyileşmeyi sağlayarak bir sonraki gelişim aşamasına geçmesine ve iç dengesini kurmasına yardımcı olur. Oyun terapisi, endişe, korku, takıntı, düşük özgüven, çekingenlik, dürtüsellik, saldırganlık, topluma-okula uyum sorunu, davranış problemleri, uyku- yeme-tuvalet sorunları için uzmanların sıkça kullandığı bir terapi tekniğidir. Oyun terapisi, cinsel davranışlarla aşırı meşgul olan, fiziksel nedeni olmayan mide bulantıları veya baş ağrılarından şikayet eden, içe dönüklük ve mutsuzluk belirtileri gösteren, arkadaş edinmekte güçlük çeken, yaşıtları veya kardeşleriyle sıkça kavga eden, başkalarına zorbalık eden veya başkaları tarafından zorbalık gören, kendini savunamayan, özellikle de oyun oynamayan ve oynamasını bilmeyen çocuklar için kullanılan ideal bir yöntemdir.

    Oyun Terapisi nedir?

    Oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların kendilerini ve ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel terapi türüne “oyun terapisi” denir. Oyun terapisi, çocukların bilişsel ve sosyal becerilerini, duygu ve düşüncelerini oyun ile ortaya koymalarını amaçlar. Oyun terapisti ise çocuğun ortaya koyduğu oyun dünyasına onunla birlikte girerek, çocuğun oyun dilini konuşur. Terapi sürecinin sonunda çocukların yaşadıkları duygusal sıkıntıları gidermeleri ve sağlıklı gelişimlerine ulaşmaları hedeflenir. Özellikle çocuklarda görülen ruhsal rahatsızlıkların ve davranış bozukluklarının, bu alanda eğitim almış uzmanlarca, oyun ya da oyuncaklar yolu ile tedavi edilmesi ve iyileştirilmesidir

    Hangi durumlarda oyun terapisi önerilir?

    • Davranış Problemleri
    • Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hiperaktivite Bozukluğu
    • Depresyon
    • Öfke Kontrolü Problemleri
    • Özgüven ve Benlik Gelişimi
    • Korku ve Kaygılar
    • Takıntılar
    • Tikler
    • Tırnak Yeme – Parmak Emme – Saç Yolma gibi davranışlar
    • Kardeş Kıskançlığı
    • Kayıp- Yas- Travmalar
    • Beslenme Problemleri
    • Alt Islatma
    • Dışkı Kaçırma
    • Anne Baba Boşanma Sürecinin Etkileri
    • Aile İçi Şiddet
    • Sosyal İçe Kapanma
    • Cinsel / Fiziksel / Duygusal İstismar Travmaları

    FİLİAL TERAPİ

    Filial terapinin amacı aile ve çocuk arasındaki ilişkinin yapısını terapötik bir çerçevede yeniden oluşturmaktır. Bu teknikte aileye çocuk odaklı bir psikoeğitim verilerek çocuğun duygusal, davranışsal ve sosyal problemlerini zamanla kendi içerisinde de ele alması öğretilir. Filial terapide amaç sadece varolan problemi çözmek değildir. Amaçlanan çocuğun kendini güvenli bir aile ilişkisi içerisinde bulması, duygularını tanıması ve bunu ailesiyle güvenle paylaşır hale gelmesini sağlamaktır.

  • Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizmdoğuştan gelebilen ya da yaşamın ilk 3 yaşına kadar edinilen bir nörolojik- gelişimsel bir bozukluktur. Otizmi neyin neden olduğu, hangi etmenlerin bu sorunu ortaya çıkardığı konusundan bilim dünyası henüz karar verememiştir. Kesin sebebi bilinmemekle birlikte çok güçlü genetik bir yatkınlığın olduğu bilinmektedir. Bazı araştırmaların sonuçlarına göre ise beyinin bazı yapılarını ya da fonksiyonlarını etkileyen sinirsel yapıların, otizmin ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.

    Bir anne baba için en önemli soru şudur sanırım. Çocuğumun otizmli olduğunu nasıl anlayabilirim?

    Otizm çok geniş bir belirti ve şiddet derecesinde ortaya çıkmaktadır.

    Bunların en önemlileri ise,

    • Otizmesahip çocukların göz teması kuramıyorsa ya da son derece sınırlı bir anda göz teması kuruyor, hemen gözlerini kaçırıyorsa,
    • Sizin yaptığınız komik şeylere, ya da mimik hareketlerine gülümseme ile tepki vermiyorsa,
    • Seslendiğinizde dönüp bakmıyorsa,
    • Kendi çevresinde sık dönüyorsa,
    • Kendi başına kalmayı tercih ediyor, diğer akranlarına ilgi göstermiyor, onlarla oynamıyorsa,
    • Onunla iletişim kurduğunuzda size ilgi göstermiyor, karşısında biri varmış gibi davranmıyorsa

    Otizm

    Çocuğunuzda otizm olabilir. Bunun için vakit geçirmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmanız gerekir. Erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon otizmli çocuğun geleceğini çok önemli oranda etkileyebilir.

    Otizm ve dil konuşma terapileri

    Otizmli çocuklar, bir çok alanda sorunlar yaşamaktadırlar. Bunların başında sosyal ilişkiler, akademik hayatlarında sorunlar yaşamaktadırlar. Ancak en büyük sorunu ve dil ve konuşma alanında yaşamaktadırlar. Bu sorunlar neredeyse dilin tüm unsurlarını içerebilmektedir. Hiç konuşmanın gelişmemesi, yeterli kelime sayısına sahip olamama, kelime tekrarı(ekolali), harf bozukluğu(artikülasyon) bozukluğu gibi dil ve konuşma sorunları yaşayabilir. Hatta sık çığlık atan, bağıran otistik çocuklarda ses kısıklığı gibi problemler ortaya çıkabilir

    Dil ve konuşma terapi süreci:

    Otizmli çocuklarla dil ve konuşma terapisi uzun ve zorlu bir süreçtir. Bu nedenle dil ve konuşma terapistinin otizmli çocuklarla çalışma konusundan mutlaka deneyimli olmalıdır. Aile, çocuk psikiyatrı, özel eğitim uzmanı ile güçlü bir iletişim kurularak dil gelişiminde başarı yakalanabilir.

    Dil ve konuşma gelişimi için hangi teknikleri kullanıyor:

    Öncelikle otizmli çocuğun dikkatini arttırıcı, ses ve konuşma becerisini arttırıcı teknikler kullanıyoruz. Ses üretimini arttırıcı teknikler ile larengeal masaj teknikleri kullanılıyor. Çıkarılmayan her bir harfin çıkarılması için kullanılan PROMP Tekniği, Doğal konuşmanın desteklenmesi, resimli kartlar, basit oyuncaklar ile kelime kazanımını artıran teknikleri kullanıyoruz.

  • EVLİLİKTE ALDATMA VE ALDANMA

    EVLİLİKTE ALDATMA VE ALDANMA

    Aldatma, evliliklerde oldukça sık rastlanan bir problemdir. Boşanma sebeplerinde aile içi şiddetten sonra ikinci sırada yer almaktadır.
    Aldatma ailede her iki eş içinde yaşanan travmatik bir olaydır. İki tarafta, ilişkiyi kaybetme duygusu yaşar, güven duygusu tamamen kaybolur.
    Kadın ve Erkeklerde aldatma nedenleri farklılık göstermektedir.

    Erkeklerin Aldatma Nedenleri

    • İlişkinin iyiye gitmemesi
    • Yeni ve heyecanlı ilişki arayışı
    • Etrafındaki kadınların gösterdiği ilgi
    • Anlık tatmin duygusu
    • Eşi ile gerçekleştiremediği cinsel fantaziler

    Kadınların Aldatma Nedenleri

    • Eşinden göremediği ilginin karşılanması
    • Değerli ve özel hissetme ihtiyacı
    • Romantizm ihtiyacı
    • Arkadaşlık ve duygusallığı paylaşma ihtiyacı
    • Kadınlarda aldatma daha duygusal yaşanırken; erkeklerde cinsel yaşanmaktadır.
    • Aldatan eşler evlilikleri ile ilgili mutsuz olduklarını ve eşleriyle çatışma yaşadıklarını ifade ederler.

    Yapılan araştırmalarda evliliklerinde doyum yaşayan ailelerde aldatma oranının düşük olduğu görülmüştür. Birbirine sımsıkı bağlı olan çiftlerin arasında alternatif bir ilişkinin yaşanması pek mümkün değildir.

    Aldatmanın Sonuçları

    Aldatmanın ortaya çıkmasıyla evlilik ilişkilerinin gelişmesi, daha atılgan olma, ailede daha yüksek değerlerin yerleşmesi, kendi bakımına daha çok önem verme ve iletişimininönemini anlama gibi olumlu sonuçlar yaşanabilse de birçok ilişkide ilişki dısındaki bir bireyle yasanılan bir cinsellik, yıkıcı bir eylem olarak düşünülür. Evlilik dısı iliskilerin çesitli sonuçlar dogurabilecegini belirtmistir. Aldatmanın ortaya çıkarılmasından sonra bu durum evlilik birligine bir tehdit olarak algılanabilir. Çiftler bunun sonucunda birbirlerini bırakmaya ya da iliskilerinin güçlendigi sonucuna varıp
    evliliklerine devam etmeye karar verebilirler.

    Aldatmanın derinden yaralayıcı doğası ve aldatma sonucunda güvenin kaybedilmesi çiftler arasında sıkıntılara yol açmaktadır. Konunun çözülmesinde önemli bir rol oynayacak iletişim çiftlerin çoğunlukla başarısızlığa düştüğü bir alandır.

    Aldatılma eşlerde ölüm acısından bile daha ağır acıya sebep olabilir. Ölüm daha kabul edilebilir olgu iken, aldatmada kişiler kendilerini suçlu ve yetersiz hissedebilir.
    Aldatmanın ortaya çıkmasından sonra çiftler birbirini bırakmayı ya da bu durumu aşıp evliliklerini güçlendirmeye karar verebilirler.

    Aldatmayı yaşayan çiftler güveni kaybeder ve bu durum evliliklerde önemli problemlere yol açar. Aldatılan kişi; eşi ile ilgili olumlu düşüncelerinde azalma olur, beraber vakit geçirmek istemezler.

    Aldatılma sonrası, ilişkisel süreçler üç evreye ayrılır.
    1.Dalgalanma evresi: Aldatılan eş, ilişki yaşanan kişiyle kendisini karşılaştırır. Karşı tarafı merak eder, o kişiyi takibe alabilir veya o kişi ile görüşmek isteyebilir.İlk reaksiyonlar şok, öfke ve inkârdır. Cezalandırmak ve intikam almak ister. Aynı acıyı eşinin de yaşamasını ister.

    2.Erteleme evresi: Fiziksel ve duygusal olarak geri çekilme, özgüvende hasarlar, terk edilmişlik hissi detaylarla uğraşma ve reddedilmiş hisseder. Bu durumda yakınlarından destek almak ister. Bu süreçte aldatılan eş hiç bir şey yapmak istemez.

    3.Güven kazanma: Aldatan eşte, özür dileme, sürecin telafi edilmesi, iyi bir aile olmak için gün boyunca daha çok sorumluluk alma ve görevleri yerine getirme gibi davranışlar görülür. Fakat aldatılan eş, eşinden gelen hiçbir olumlu yaklaşıma cevap vermek istemeyebilir.

    Aldatma eşlerin psikolojik dünyasında önemli değişikliklere yol açar. Aldatan eşini kazanmak için çok fazla çaba gösterebilir. Eşini üzdüğü için sıkıntı hisseder veya tam tersi durum söz konusu olabilir. Aldatan eş , eşini suçlayarak savunma mekanizması geliştirebilir. Sen böyle davramasaydın ben bunu yapmazdım diyerek eşini suçlayabilir.Aldatılan eşte uykusuzluk, iştahta azalma, kilo kaybı, sürekli ağlama gibi depresyon belirtileri görülebilir. Günlük yaptığı işlerden uzaklaşabilir.İntihar veya eşini öldürme düşünceleri olabilir.

    Aldatmanın ortaya çıkmasından sonra, kişi hemen ayrılmak veya evi terk etmek isteyebilir. Kişi bu kadar acı çekerken karşı taraftan gelen özrü kabul etmeyebilir. Kısa sürede güven ilişkisinin kurulması mümkün olmayabilir. Bu sürecin hemen geçmesini ve farklılaşmasını her iki tarafta beklememelidir.

    ALDATMA ve TERAPİ SÜRECİ

    Aldatma sonrasında, eşler bu süreci beraber aşmak için terapi almaya karar verebilir. Birbirlerini anlayarak ve destek olarak bu süreci aşabilirler. Evliliklerini devam ettirmek istiyorlarsa, terapiye beraber gelmeleri gerekir.

    Çiftler terapiye başlamaya karar verdiğinde, alternatif ilişkinin bitmesi gerekmektedir. Aldatmanın devam etmesi durumunda, çift terapisine başlanması doğru olmaz. Böyle bir durumda bireysel terapi yapılmalıdır. Çünkü aldatılan eş ilişkinin kesin olarak bittiğinden emin olmak ister.

    Aldatılan eşte, uyku düzensizliği, iştahta azalma (hızlı kilo kaybı ), sürekli ağlama krizleri gibi depresyon belirtileri görülebilir. Hayattan zevk almama, günlük yaptığı işlerden uzaklaştığı görülür. Bu durumda aldatılan eşe bireysel destek verilmelidir. Gerekirse psikiyatriste yönlendirilmelidir.

    Aldatılan eş, alternatif ilişkide yaşanan bütün detayları bilmek ister ve sürekli sorgular. Her cevaptan sonra yeni soru sorma ihtiyacı hisseder.Aldatan eşte, eşinin güvenini kazanmak için bütün sırları anlatır. Fakat bu bilgilere ulaşmak ,aldatılan eş için son derece üzücü etkiler yaratabilir. Öğrendiği bilgilerle yüzleşmek çok zor olabilir. Bu nedenle, sorgulamaya biran önce son verilmelidir. Ya da bu aklından geçen sorular uzman eşliğinde seansta ele alınmalıdır.

    Aldatılan eş, aldatmadan haberdar ise, kendisinde yarattığı duygular ele alınır. Bu durumda kişi şok, inkar, ihanet ve şiddetli öfke gibi duygular hisseder. Aldatan eş özür diler fakat karşı tarafın duygularını yeterince anlamaz. Terapi sürecinde aldatılan eşin duygularını ifade etmesi ve aldatan eşinde anlaması sağlanır.

    Aldatılan eş, intikam ve öfke duygusundan kurtulduğunda, eşinden uzak durmak veya kaçmak istemediğinde ve bu problemi çözmeye karar verdiğinde onarım aşamasına geçilir.

    Bağışlayıcı tutumu arttırmak gerekir. Aldatan eş bunu hata olarak yorumluyorsa ve bunun için pişmanlık duyuyorsa, herkes hata yapabilir. Önemli olan bu süreçten çift olarak başarılı çıkmaktır.

    Suçlama ve savunma yapmadan birbirlerini anlamaya çalışmalılar. Terapi sürecinde eşlerin kendilerini doğru ifade etmeleri ve birbirlerini anlamaları sağlanır.

    Aldatma ilişkide bir sorun olduğunun göstergesidir. Terapide eşlerin aldatma öncesindeki evlilikleri ve ilişkileri analiz edilir. Evlilikteki uzaklaşmalar ve boşluklar onarılır. Sistem tekrar yapılandırılır. Yitirilen güven duygusu ve sevgi tekrar inşa edilir.

    Aldatma evlilikte yaşanan en zor süreçlerden biridir. Her terapide olduğu gibi aldatma sonrasındaki terapi sürecinde çiftlerin sabırlı ve özverili davranması gerekmektedir. Fakat çift terapisiyle aşılabilecek bir durumdur. Yeter ki her iki tarafta bu durumun üstesinden gelmek istesin.