Etiket: Terapi

  • ÇOCUĞUM DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU YAŞIYOR OLABİLİR Mİ?

    ÇOCUĞUM DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU YAŞIYOR OLABİLİR Mİ?

    Çocuğunuz diğer çocuklara göre daha mı hareketli ve bu hareketliliği onun çevresiyle olan uyumunu bozuyor mu?

    Çocuğunuz birçok şeyi unutuyor ya da onunla konuştuğunuzda dinlemiyormuş gibi mi davranıyor?

    Çocuğunuz genelde sabırsız mı ya da düşünmeden davrandığı için başına kötü şeyler geldi mi?

    Çocuğunuzun öğretmeninden okulda sıklıkla yaramazlık yaptığına ya da dersleri dinlemediğine dair şikayetler mi alıyorsunuz?

    Çocuğunuz okul ödevlerine başlamakta, sürdürmekte ve sonlandırmakta zorlanıyor mu?

    Yukarıdaki sorulardan yarısına “evet” yanıtı verdiyseniz, çocuğunuz DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) sorunu yaşıyor olabilir.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu erken çocukluk dönemlerinde ilk sinyallerini veren bir bozukluktur. Bu bozuklukta tipik bir takım özellikler bulunmaktadır; bu özellikleri dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi 3 ana başlık altına toplayabiliriz.

    Bu sorunu yaşayan çocuklarda saymış olduğumuz üç başlıktan birinin belli derecelerde daha baskın olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; kimi çocukta dikkat eksikliği tablosu baskınken, bir diğerinde aşırı hareketlilik ya da dürtüsellik daha çok ön planda olabilir.

    Aşırı hareketliliğin bakın olduğu tipte;

    • Oturduğu yerde kıpırdanma, ellerin ayakların oynatılması

    • Gereksiz yere sağ sola koşturma, eşyalara tırmanma

    • Sakin bir biçimde oyun oynayamama ya da başka bir işle uğraşma

    • Belirli bir süre bir yerde oturamama, sürekli hareket etme

    • Çok konuşma

    Dikkat dağınıklığın baskın olduğu tipte;

    • Dikkatin kolayca dağılması

    • Belirli bir işe ya da oyuna dikkat vermekte zorlanma

    • Dikkatsizlikten kaynaklanan hatalar yapma

    • Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanma

    • Ev ödevi, ders içi etkinlikleri gibi yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınma

    • Başlanan işin yarım bırakılması

    • Kendisiyle konuşulurken, dinlemiyormuş gibi görünme

    • Günlük etkinliklerde unutkanlık

    • Etkinlikler için gereken eşyaları kaybetme

    Dürtüselliğin (düşünmeden harekete geçme) baskın olduğu tipte;

    • Sorulan soru tamamlanmadan yanıt verme

    • Sırasını beklemekte güçlük çekme

    • Başkalarının sözünü kesme ya da oyunlarında araya girme

    • Sonucunu düşünmeden koşma, itme, çekme

    gibi bir takım durumlar gözlemlenebilir. Kimi çocuklarda bu üç tip durumda aynı anda eşit derecede etkin olabilir.

    Her hareketli çocuk hiperaktif midir?

    Birçok çocuğun genel yapısı hareketli ve enerjik olabilir. Her hareketli olan çocuk dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşıyor denemez. Kimi durumlarda bazı çocuklar yapı gereği hareketli ve meraklı olabilir. Bir çocuğun DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısı alabilmesi için bir takım yıkıcı (arkadaşlarına, kendilerine ve çevrelerine karşı şiddet içerikli) davranışlar sergilemesi gerekir. Gene her dikkat etmekte zorlanan çocuk DEHB na sahip değildir.

    Belki de çocuk ilgilenmesi gereken her ne konu ise o konu için yeterince motivasyona sahip olmayabilir.

    Bazı psikolojik sorunlar da DEHB ile karışmaktadır. Çocuğa yeterince sınır ve kural koyamayan ailelerin çocuklarında da DEHB gibi görünen ancak DEHB olmayan bir takım tablolara denk gelmek mümkündür. Çocuk yeteri kadar özdenetime sahip olmadığı için kontrolsüz tavırlarda olabilir.

    Gene çocuğun endişeli ya da depresif ruh haline sahip olması da çocuğu huzursuz ve dikkatsiz kılabileceği için DEHB na benzer bir takım durumlar oluşabilir. Çocuklar depresif ya da kaygılı olduklarında zaman zaman kontrolü yitirip, huzursuz bir şekilde hareketlenebilirler. Bu tavırları ruhsal çöküşü engellemeye çalıştıkları bir savunma davranışıdır; DEHB ile karıştırılmamalıdır.

    Sonuç olarak bir çocukta DEHB olup olmadığını anlayabilmek için çocuğun sağlıklı bir değerlendirmeden geçmesi ve yapılan değerlendirme sonuçlarına göre tedavi planının oluşturulması gerekmektedir.

    Ne yazık ki ülkemiz koşullarında çok kısa suren ve hiç bir değerlendirme aracı kullanılmaksızın gerçekleştirilen bir takım psikiyatrik muayeneler sonrası kolaylıkla bir çocuğa DEHB tanısı koyulabilmekte ve ihtiyaçları dışında çocuklar bir takim ilaç tedavilerine mecbur bırakılmaktadır. Toplumsal yaygınlık oranı %8 olduğu tahmin edilen DEHB nun kliniklerdeki seyri bu yanlış tanılar sebebiyle oldukça yüksek orandaymış gibi görünmektedir.

    Özetle hareketli ve dağınık olan her çocukta DEHB vardır demek oldukça yanlış bir önermedir. Merkezimizde çocuk ve ergen psikologlar tarafından uygulanan çocuğa yönelik ruhsal ve bilişsel bir takım test ve ölçeklerle kesin tanısı konulabilmektedir.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisi nasıl gerçekleşmektedir?

    Merkeziminde bu konuyla ilgili uzman psikologlar tarafından uygulanan ve oldukça hızlı verim alabileceğiniz ABD kökenli bir terapi tekniği olan “Bilişsel Davranışçı Terapi” uygulanmaktadır. Çocuğunuz bu terapi ile öncelikle yaşadığı zorluklarla ilgili düşüncelerini düzenleyerek duygularını olumluya çevirecek ve dolayısıyla bu gelişme davranışlarını da değiştirecektir.

    Bu terapi tekniği ile siz de çocuğunuzun terapi sürecine katılabilecek, evde yapacağınız egzersizlerle terapistle iş birliği halinde kalarak çocuğunuzun aile, okul ve çevreye karşı uyumunu kısa sürede yakalayabileceksiniz.

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Vajinismus, nedenleri çeşitli olmasına rağmen, tedavisi kesinlikle mümkün olan psikolojik bir sorundur.Vajinismus tedavisiiçin gelen danışan, ilgiyle ve ayrıntılı olarak dinlenilmelidir. Duyguları anlaşılmaya çalışılmalıdır. Danışana, ayrıntılı bir psikolojik (ruhsal) anemnezi alındıktan sonra problemin çözümü aşamasında neler yapılacağına dair bilgilendirme yapılır. Vajinismus tedavisi için problemi çözmek istemek ve yapabileceğine inanmak önemli bir adımdır. Danışan fiziksel olarak kadın olsa bile, duygusal olarak kadın olma konusunda içsel problem yaşamaktadır. Danışana, kendine özel sebeplerinin vajinismus olarak nasıl oluşabileceği anlatılmalıdır. Ve sonra insanın ruhsal yapısı anlatılmaktadır.

    Evli kişilerde terapi; terapist, eşlerden oluşan sac ayağı arasında yürütülmektedir. Eşlerin katılımı destek ve anlayışı iyileşmeye olumlu bir katkı sağlar. Diğer yönden unutmamamız gereken bir konuda bir çok bekar arkadaşlarda aynı problemleri yaşamaktadır. Terapi için illa ki eşi olması gerekmemektedir.

    Vajinismus tedavisiile %90’a yakın başarı sağlanmaktadır. Ama geriye kalan %10’luk oranın başarılı olamamasının arkasında çevre baskısı ve eş desteğinin olmaması yer almaktadır. Vajinismus tedavisinde sürece uyum sağlarsanız, hekiminiz ile koordineli olarak çalışırsanız probleminizi aşarsınız. Ancak arka plandaki kaygı ve endişeler maalesef ya doktora-terapiye gelmeyi engelliyor ya da süreç içerisinde özellikle başlangıç kısmında hastada boğulma ve daralma yaratabilmekte ve bu da terapiyi yarım bırakmalarına neden olabilmektedir.

  • Erken müdahalede fizyoterapi uygulamaları

    Erken müdahalede fizyoterapi uygulamaları

    Erken müdahele sürecinde riskli olarak tanımlanan bebeklerin, kaba ve ince motor hareketleri, psikososyal gelişimleri değerlendirilir. Bu değerlendirmeler; gelişimdeki gerilikleri tanımlamak, çocuğa özgü terapi uygulamalarını belirlemek ve ilerlemelerini gözlemlemek için önemlidir. Erken müdahale programına karar verirken klinik tecrübelerden faydalanılır. Erken müdahale kapsamında, Bobath Nörogelişimsel Tedavi(NGT/Bobath) yöntemi geniş yer tutmaktadır.

    NGT/Bobath; kişisel olarak çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenen her bebeğin özel problemlerine yönelik bir yaklaşımdır. Değerlendirmede gözlem ve anamnez bilgileri önem taşımaktadır.

    Gözlem; bebeğin ilk geldiği anda,ebeveynin kucağında başlar.

    -Anne ile bebeğin ilişkisi -Bebeğin taşınma ve tutuluş şekilleri

    -Aile günlük yaşam aktivitelerini nasıl gerçekleştiriyor (giyinip soyunma,beslenme gibi) -Bebeğin spontan hareketleri kronolojik ayı ile uyumlu mu?

    -Postürü nasıl? Asimetri var mı?

    -Kas tonusu nasıl? Gevşek mi kasılı mı?

    -Görsel ve işitsel problemleri var mı?

    -Destek noktalarını kullanıyor mu?

    -Kollar ve bacaklar arasında fark var mı? Gibi birçok alanlara bakılır.

    Bu değerlendirmenin sonucunda bebeğe uygun tedavi programı belirlenir ve aileye kullanması gereken terapi yaklaşımı ve destekleyici aparatlar önerilir.

    Erken Müdahale Kapsamında Neler Yapılır: -Pozisyonlamalar -Özel tutuş şekilleri -Duyusal girdiği artırmaya yönelik dokunmalar -Myofasiyal gevşetmeler -Günlük yaşam adaptasyonları -Fonksiyonal aktiviteler -Fasilitasyonlar -Stimülasyon -İletişim – Aile eğitimi

    POZİSYONLAMA -Sırt üstü,yüz üstü ve yan yatışta yapılır. -Kas tonusunu düzenleyerek stabilizazyonu artırır. -Orta hat oryantasyonunu sağlar. -Postür organizasyonunu geliştirir. -Duyu girdisini artırır. -Solunum ve beslenme problemlerini en aza indirger.

    ÖZEL TUTUŞ ŞEKİLLERİ : Bebeğin vücudunun yerçekimine göre adaptasyonunu sağlayarak hareketi kolaylaştırıcı, açığa çıkarıcı tutuş şekilleridir.Bir hareketten diğerine geçerken hareketin akıclığını sağlamaktadır.

    DOKUNMA : Duyu girdisini artırmak için derin dokunmalar masaj ve sıvazlamalar önemlidir. Bebekler dokunmaya karşı aşırı hassas olabilirler.Özellikle ağız bölgesi,avuç içi ve ayak tabanında hassaslık görülebilir.Çabuk irite olan bebeklerde hafif ritmik sallama,yüz ve vücuda dokunma önerilebilinir.

    GÜNLÜK YAŞAM ADAPTASYONU : Terapi esnasında verilen hareketler çocuğun günlük yaşamında kullandıklarını desteklemelidir. Giyinip soyunması altının değiştirilmesi,beslenmesi,uyuması gibi aktiviteleri içermektedir.

    FONKSİYONEL AKTİVİTELER: Çocuk=Oyun demektir. Bebekler doğdukları andan itibaren görerek, duyarak dokunarak öğrenirler. Bebekle her oyun oynandığında beyindeki hücreler arasında bağlantılar oluşur, güçlenir ve bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar. Bu bağlantıların ileriki yaşlarda oluşması daha zordur. Ayına uygun oyun ve oyuncaklar aileye önerilir.

    FASİLİTASYON : Hareketin kolaylaştırılmasıdır. Kas ve eklemlerin fonksiyonel hareket içerisinde hareketi kolaylaştırmak hedeflenir.Çocuğun vücudunu algılaması sağlanır.

    STİMÜLASYON : Taktil,vestibüler,vibrasyon,proproseptif uyarı,ses aracılığı ile bebeğin ihtiyacına göre uyarıların verilmesi sağlanır.

    İLETİŞİM : Çocuk ve aile ile olan tüm iletişim yollarını kapsar. Terapi esnasında aileye model olunduğu unutulmamalıdır.Bebekle dialoğa geçerken ses ve mimikleri gerektiği kadar kullanmak gerekir.

    AİLE EĞİTİMİ : Erken müdahele sürecinde ailenin katılımı ve işbirliği çok önemlidir. Erken müdahele sürecindeki tüm bebekler için ideal olarak bebeğin bakımını yürüten herkesin programa katılması istenir. İsteyen aileler seans sırasında evde uygulaması gerekenleri video kaydına alabilirler. Sürecin etkin şekilde faydalı olabilmesi için uygulamaların günlük yaşama doğru bir şekilde adapte edilmesi gerekir.Terapilerimiz aile ve çocuk merkezlidir. Terapi sırasında verilen hareketler günlük yaşamda kullanılmalıdır.Hareketler yumuşak ve yavaş yapılmalıdır.Hareketlerin ne amaçla yapıldığını açıklamak ailenin tedavi programına daha bilinçli katılmasını sağlamaktadır. Süreç içinde ailenin tüm sorularına cevap verilir. Düşünülen olası problemler var ise aile bilgilendirilir ve izlemeleri gereken yol anlatılır. Sorunlarla ya da kaygıları ile başa çıkabilmeleri için isteyen aileler en baştan itibaren aile terapistinden destek alabilir. Uygulanan terapi sıklığı, bebeğin gelişimine göre değişiklik göstermektedir. Problemin şiddetine göre aile bilgilendirilir,günlük yaşamda dikkat edilmesi ve evde yapılması gereken hususlar konusunda aile eğitimi verilerek riskli bebek takip programına alınır.

  • Oyun terapisi (çocuk merkezli bilişsel  oyun terapisi)

    Oyun terapisi (çocuk merkezli bilişsel oyun terapisi)

    Oyun Terapisi Ne demektir? Terapide Amaç Nedir?

    Oyun, her çocuk için vazgeçilmezdir. Her çocuğa oyun yoluyla kendini ifade etme şansı verildiğinde, sınırlarını en çok zorladıkları tek alandır. Oyun Terapisi, 3-13 yaş aralığındaki çocukların belli problemler yaşadıkları noktada, kendilerini duygusal olarak açmalarını, ifade etmelerini sağlayan, bunun sonucunda problemin çıkış noktasını bulmaya dayanan bir terapi tekniğidir. Amaç, çocuğun kendini ifade etmesi ve duygusal doyuma ulaşmasıdır Terapide çocuk, kullanılan oyuncaklar ve materyaller ile kendi dünyasını terapiste açar. Bunun sonucunda da uzman, aile ile çocuk arasında bir nevi köprü olur. Yıkılan veya bozulan dengeleri tekrar sağlamaya çalışır. Bu yolla aileler de çocuklarının ne hissettiğini, farklı bakış açıları olabildiğini ve onlar da bazen farkedemedikleri şeyleri beklediklerini görürler.

    Kimlere Uygulanır?

    Duygusal problemler yaşayan

    Ağır kayıplar, travmalar yaşayan

    Davranış problemleri

    Uyum bozuklukları

    Ebeveyne bağımlılık

    Sosyal ilişkilerde yetersizlik gibi problemlerle başetmeye çalışan çocuklara uygulanmaktadır.

  • BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞUNDA AKTARIM ODAKLI PSİKODİNAMİK PSİKOTERAPİ

    BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞUNDA AKTARIM ODAKLI PSİKODİNAMİK PSİKOTERAPİ

    KURAMSAL ZEMİN

    Borderline kişilik organizasyonu olan hastaların psikodinamik sağaltımındaki öncelikli hedef, hastanın içselleştirmiş bulunduğu, sürekli tekrarladığı, hastalıklı davranış patolojilerinin ve kronik duygu-durum ile bilişsel patolojilere sürükleyen nesne ilişkilerinin değiştirilmesini içerir. Nesne ilişkileri psikanalizi bakış açısından hareketle bu süreç şöyle tanımlanabilir: Reddedici ve ilkel içselleştirilmiş nesne ilişkileri, , sadece “iyi” ve “kötü” şeklinde bölünmüş olan halinden, olgun, bütünleşmiş ve daha esnek bir forma doğru sağaltılır. Bu süreç, aktarım üzerinde ve bu bölünmüşlüğe olan eğilimlerin yorumlanmasına ilişkin direncin çalışılmasıyla gerçekleşir. Yorum, burada, bölünmüş iyi ve kötü parçaların bütünleşerek (yeniden) içselleştirilmesini mümkün kılar.

    Waldinger’e (1987) göre Borderline hastalara uygulanan psikodinamik psikoterapi şu ilkelere dayanır:

    1.Sağaltım koşullarının/çerçevesinin sabitliğini ara ara gündeme getirmek

    2.Borderline hastaların gerçeği değerlendirmedeki yansıtma mekanizmaları, çarpıtmaları ve sorunları bağlamında terapötik başa çıkmayı daha aktif hale getirmek gerekir. Bunun anlamı nevrotik hastalara göre, borderline hastalarda psikodinamik terapistin daha fazla dil kulllanması ve hastayı sözel katılıma daha fazla teşvik etmesi gereklidir.

    3. Psikodinamik terapist, hastanın “düşmanca” uyumsuz davranışlarını ve tutumlarını tolere edici bir yaklaşımla başa çıkmalı ve olumsuz aktarımları ifşa etmeli ve bunlar üzerine çalışmalıdır.

    4. Hastanın kendine zarar verme davranışlarını açıklama ve yüzleştirmeler ile giderek imkansızlaştırmalı ve bu zarar verme hali artık ego-diston hale gelmelidir. Böylelikle hastalığın ikincil kazanımları da giderek ortadan kalkmalıdır.

    5. Yorumlar, hastanın duyguları ve davranışları arasında bir köprü kurmak ve hastaya yardım etmek için kullanılmalıdır.

    6. (beşinci maddeye bağlı olarak) Böylelikle hastanın sadece duygu ve dürtülerine dayalı olarak yaşaması ve hastanın kendisine, başkalarına ve terapiye zarar vermesinin durdurulması mümkün olur.

    7. Terapinin başlangıcında özellikle ŞİMDİ ve BURADA’ya dönük yorumlar daha ön planda olmalıdır ve hastanın biyografik geçmişine ve ORADA VE O ZAMAN’a dayalı yorumlar daha az yapılmalıdır.

    8. Psikodinamik Psikoterapist, karşı aktarım duygularını özenle takip etmelidir.

    Aktarım Odaklı Psikoterapi (AOP), Otto Kernberg’in nesne ilişkileri kuramına dayanır. Bu yaklaşım, ingiliz nesne ilişkileri kuramı geleneğinden (Fairbairn ve Guntrip) ve öncelikle dürtü sonrasında ise Ego psikolojisi geleneğinden hareketle 60’lı ve 70’li yıllarda Amerika’da Menninger Klinikte ağır kişilik bozukluklarının tedavisindeki çalışmalarda geliştirilmiştir. Özellikle “bölme” savunma mekanizması konseptinin çalışılması vasıtasıyla, Kernberg, ağır kişilik bozukluklarının anlaşılmasındaki esaslara dair önemli katkıyı sağlamıştır. Duygu-durum olarak bütünleşemeyen (integre olamayan) ya da mesafelandirilemeyen nesne- ve kendilik/benlik temsilleri, hastanın kendini koruması amacıyla, ya aşırı idealleştirilir ya da değersizleştirilir ve hasta bu idealizasyon ya da değersizliği ya kendi benliğine ya da diğer kişilere yükler. Bu durum, kişilik bozukluğu olan hastalardaki klinik göze batan çok sayıda semptomu da açıklayıcıdır (örn. duygusal ve kişilerarası ilişkilerdeki süreksizlik).

    Buradaki çıkış noktası, hastanın, şimdi ve burada sürdürmekte olduğu ve geçmişten gelen patolojik, içselleştirilmiş ilişkilerini bilinç-dışı tekrar ettirdiği düşüncesidir. Hastanın kişiliğinde nesne ilişkileri bağlamında bu bilinç-dışı çatışmalar demirlemiş durumdadır. Bu nesne ilişkileri sırf bugünü etkilemekle kalmamakta yanı sıra hasta tarafından yaşanan gerçekliğe de kendini dayatmaktadır (ilişkileri tekrarlama zorlantısı). Sağlıklı ve nevrotik kişilerde içselleştirilmiş nesne ilişkileri belirli bir süreğenlik göstermekle ve genellikle hem olumlu hem de olumsuz yönlerini içermekle birlikte (kısmi nesne ilişkileri), hastanın nesne temsilleri ve kendilik temsilleri merkezinde bir bölme olgusu durmaktadır. Bu hastaların terapilerindeki zorluk, kısmi nesne ilişkileri formunda bir uçtan diğer uca hızlıca meydana gelen değişimlerdir ve bunlar genellikle hasta tarafından algılanmamaktadır.

    AOP’nin Temel Bileşenleri

    Terapötik Giriş ‘Kanalları’

    Terapiste, hastaya entellektüel ve empatik bir şekilde ulaşmaya imkan veren üç giriş stili vardır ve bunlar kanallar olarak adlandırılmıştır. Bu kanalları gerçekten açabilmek için, açık, önyargısız ve kabul edici bir duruş/tavır gereklidir ve bu tavır, klasik bir ‘serbestçe gezinen dikkat’ e yakındır. Kanallar:

    1. Sözel İletişim (hasta ne anlatıyor?, çağrışımlar, rüyalar vs)

    2. Hastanın eylemleri ve duygulanımları (nasıl anlatıyor? mimikler vs.)

    3. Terapistin karşı aktarım duyguları (hasta bende hangi duyguları uyandırıyor?)

    Özellikle henüz ayaktan tedaviye uygun ama ağır rahatsız borderline hastalarda tek başına sözel iletişim (kanal 1) sıklıkla yeterli değildir, çünkü merkezi materyal bölünmüş olabilir ve bu yüzden bilinç yakınındaki kanal ortaya çıkmayabilir.

    Bazı borderline hastaların aşırı açıklığı da bir paradoks olarak direnç anlamına gelebilir ve güvene dayalı mahremiyete dönük bir eksikliği işaret edebilir.

    Amaçlar

    Hastanın aktarıma dayalı yorumları kendi içsel sistemine entegre edebilmesi ve bölme vasıtasıyla kaygı deneyimlerinden nasıl kaçınmaya çabaladığının, kendisineş terapi süreci içinde gösterilebilmesi için birbiri üzerine inşa edilen dört merkezi amaç tanımlanmıştır. Bu amaçlar, tüm terapi boyunca “içsel kement” olarak eşlik ederler.

    Amaç 1: Başat Nesne İlişkilerinin Tanımlanması

    Hasta ve terapisti arasında aktarım ilişkisinde ortaya çıkan başat (primitif kısmi) nesne ilişkileri davranış örneklerini metaforik olarak yorumlamak ve hastaya göstermek.

    İlk Adım: Öğrenmek ve Dağınıklığı Tolere Etmek

    Borderline bir hastayla çalışan terapist, sıklıkla terapinin başlangıcında, borderline hasta tarafından ruhsal ve zihinsel bir dağınıklıga (konfüzyon) sürüklenebileceğini öğrenmiş olmalıdır. Hasta, terapiye, yardım almak amacıyla geldiği halde, bu terapi sanki kendisine düşman bir durum, bir tehditmiş gibi ya da başı sonu belli olmayan, dağınık ve kendisine faydası dokunmayacak bir süreçmiş gibi davranış motifleri yaşatır terapiste. Terapist, bu dağınıklığı tolere edebilecek deneyimi kazanmış olmalıdır, çünkü bu motifler bir dolu bilgi içermektedir ve terapist, hastanın olumsuz duygulanımlarını göğüsleyebilmelidir.

    İkinci Adım: Başat Nesne İlişkilerinin Teşhis Edilmesi

    Her zaman için, hastanın, sadece dolaylı yoldan gözlenebilir olan iç dünyasının temsillerine yaklaşabilmenin elverişli yolu oynadığı çeşitli rolleri yakalamak ve kavramaktır. Terapist zamanla hastanın oynadığı bir dizi tipik rolü bir sıra ya da düzen içinde tespit edebilir ve bunları kendisi için adlandırarak sıfatlarla tanımlayabilir hale gelmelidir. Bu rollerin ortaya çıkışını daha iyi bir şekilde anlayabilmek için terapistin, hastanın kendilerinden korktuğu ya da kaygılandığı duygulara, arzulara ve yaşamındaki konulara dair bilgiye ihtiyaç duyar. Terapist, hastayla bağlantılı duran içsel durumlara dikkatini yönelterek gözlemini genişletir. Buna örnek, hastaya yabancı gibi duran duygu-durumları ya da yoğun duygu-durumları, bir rolü üstlenmek ya da terk etmek üzere kendini dayatan ihtiyaçlar veya fantezilerin ortaya çıkışıdır. Bunlarla başat nesne ilişkileri giderek daha açık ya da görünür hale gelir. Burada önemli olan hastayla uzlaşma sağlanılabilecek alanlara dikkat etmektir.

    Üçüncü Adım: Rollerin Adlandırılması

    Roller yeterince netleştiğinde terapist, bu rolleri ifade edici ve ilişkiyi zenginleştirici bir şekilde adlandırmalıdır. Burada anlamlı olan terapistin doğru anı beklemesidir ki, hastanın o rolle ilgili fırtınalı duygu durumunun azaldığı ya da yumuşadığı an olmalıdır bu, hasta o role dair bir mesafe kazanabilsin. Terapist bu adlandırmayı genel geçer bir tarzda değil de aksine hastaya özgü bireysel farkları temel alarak açıklamalıdır. Örneğin hastanın o role dair inançlarının ve kabullerinin ortaya çıkışını açıklayarak yapabilir bunu. Yaklaşım biçimi olarak hastanın duygusunu ve o rolün oluşumundaki kendilik ve nesne temsillerini birbiriyle bağlantılandırabilir. Bazen bu yolla hasta ve terapist bu rollerin metaforik adlandırılması vasıtasıyla giderek yakın ve ortak bir terapi dili de bulabilirler. Burada önemli olan terapistin hastaya kesin bir gerçekliği değil, bir hipotez iletiyor olmasıdır. Bu hastaya böyle de açıklanmalıdır. Bu hipotez yanlışsa ya da uymuyorsa da, hastaya karşı bu gayet kabul edici şekilde “evet haklısınız” denmelidir.

    Dördüncü Adım: Hastanın Tepkilerine Dikkat Etmek

    Hastaya gösterilen bu etkin rol çiftlerinin hasta tarafından kabulü ya da reddinden bağımsız olarak, o andan sonra, hastada hangi çağrışımların açığa çıkmaya başladığına ya da terapistle olan etkileşimindeki değişimlere odaklanmak bir sonraki önemli adımdır. Hastanın önceden beri getirdiği başat nesne ilişkilerinin nokta atışı tanımlanması, ya o rollerin daha da güçlenmesine ya da keskin bir dönüşle onlara mesafe kazanılmasına yol açar ki, terapist bunu görür. Bunun hastaya derinlikli bir şekilde yansıtılmasıyla hasta duygu durumunun doğru bir şekilde fark edildiğini ve tanımlandığını hisseder ve bu, hastayı, bu davranış kulvarında yeni örneklerin çağrışımına götürür. Nokta atışı isabetli adlandırma, şimdiye kadar dile getirilmemiş yeni terapi konularının ya da çağrışımların terapiye getirilmesini de mümkün hale getirir. Böylelikle ilerleyen terapi saatlerinde tümden yeni ve başka nesne ilişkilerinin de hatırlanmasına zemin hazırlanır.

    Amaç 2: Hastanın Rol Değişimlerinin Gözlenmesi ve Yorumu

    Hastanın kendine ya da terapistine ilişkin bilinç-dışı ve sarsıntılı kendilik ve nesne temsilleri teşhis edilmeli ve analiz edilmelidir: Terapistin, rol çiftlerini tanımlaması. Örneğin Kurban-Fail rolü. Bu rol çiftleri sıklıkla hastanın rol değişiminde aktif halde duran kendilik ve nesne ikiliğidir ki, bu roller hem kendilikte hem de nesnede yansıtma ve yutma süreçleri vasıtasıyla yer değiştirirler. Terapistte aniden ortaya çıkıveren bir duygunun (“bağlantıyı kaçırdım” ya da “artık bu hastayı anlayamıyorum”) arkasında genellikle böyle bir rol değişimi bulunur.

    Amaç 3: Savunulan Nesne İlişkileri İkilikleri Arasındaki Bağlantının Gözlenmesi ve Yorumlanması

    Terapinin ilerleyen zamanlarında, Kendilik-Nesne ikiliğinin öylelikle sadece tamamen bağımsız, bölünmüş, parçalı bileşenler olarak iç ruhsal sisteminde var olmadığı; aksine başka bilinç-dışı ikiliklerle bağlantılı olarak varlığını sürdürdüğü daha açık hale gelir hastaya. Terapi içinde daha açık hale gelen bu ikilikler, dürtü kuramı penceresinden bakarak ifade edersek, libidinöz ve agresif yüklemeler etrafında dönen intrapsişik çatışmaların farklı kutupları olarak yorumlanabilir. Sistem ve buna bağlı olarak oluşan Çatışmalar, nevrotik hastalardan farklı olarak, instabildir (süreksizdir). Bir ikilik ve ona bağlı olan duygu ve dürtü onun tam karşıtı olan, savunucu başka bir ikilik ve bu ikiliğe uygun duygu ve dürtüyle bağlantılıdır. Böylelikle her iki ikilik birden ve aniden kesilip yer değiştirerek oraya çıkabilir.

    Amaç 4: Bölünmüş Kısmi Nesnelerin Bütünleşmesi

    Kendisi ve kendisi için anlamlı olan diğerlerine dair dissosiyatif olumlu ve olumsuz bakış açılarının bütünleşmesi, terapi sürecinde, bu birbirine karşıt yanların sürekli olarak kimliklendirilmesi/teşhis edilmesi vasıtasıyla ŞİMDİ ve BURADA’da gerçekleşir. Terapist, kendilik ve nesne temsillerinin birbirine karşıt çiftlerini bir araya getirir (sıklıkla kendisine yük olan bir “kötü” ve idealize ettiği bir “iyi”yi). Bunun için önce aylar, sonra haftalar ya da sadece günler gereklidir. Hasta nihayetinde kendiliğin bu birbirinden ayrık yanlarını görür ve bölme’sinin köken ve nedenlerini anlat. Yanısıra kendisi ve diğerlerine dair bütünleşmiş bir konsept inşa eder.

  • Vajinusmusun Psikolojik Tedavisi

    Vajinusmusun Psikolojik Tedavisi

    Vajinismus Nedir?

    Vajinismus; eğitim ve sosyo-kültürel düzeyi ne olursa olsun bütün kesimlerde görülen, kadının bir takım korku ve endişelerden dolayı istem dışı vajinasını kasması sonucunda cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur. Bazen penisin vajinaya girme durumunda değil, sadece ilişkinin hayal edilmesinde bile bu kasılma durumları söz konusu olabilir. Ülkemizde görülme sıklığı hayli yüksek olan vajinismus, daha çok yeni evli çiftlerde görülmekle beraber yıllarca evli kalan çiftlerde de görmekteyiz. Dünyada görülme sıklığı %2-4 arasında iken ülkemizde %10 ları bulmaktadır.

    Vajinismusun Nedenleri Kişiye, yaşadığı kültürel ortama göre değişen birçok nedeni vardır. Fizyolojik olarak bir çocuğun doğabileceği şekilde esnek olan vajinanın cinsel birleşmeye karşı kasılıp kendini kapatması anlamsız gibi görünse de, o an yaşanan endişe, korku ve kaygılar göz önünde bulundurulduğunda normal bir tepki olduğu anlaşılmaktadır. Önemli olan bu yaşanan kaygıların altında yatan psikolojik nedenlerdir.

    •Toplumumuzda ayıp ve yasak olarak algılanan cinsellik hakkında sağlıklı bilgiler edinilmemesi, yanlış ve yetersiz cinsel bilgiler,

    •Abartılarak anlatılan ilk gece hikayelerindeki korkutucu ve ürkütücü durumlar, genç kızlarda kendilerinin de ilişki esnasında çok acı çekeceklerine dair korku oluşturması,

    •Bekaretin kutsandığı toplumumuzda kızlık zarının yırtılacağı, patlayacağı, çok kan akacağı şeklindeki kaygılar,

    •Vajinanın küçük olduğu ve penisin giremeyeceği endişesi,

    •Yeterli uyarılma ve sevginin olmaması,

    •Kızlık zarının çok kalın olduğu düşüncesi,

    •Erkeğin ilk ilişki sırasında kaba davranması,

    •Bilinç dışı kadınlığı kabullenememe ve kız olarak kalma, masumiyetini kaybetmeme,

    •Annenin değersiz görüldüğü bir ailede kız çocuğunun önemsenmek istediği için kadınlığı reddetmesi,

    •Geçmişte yaşanan taciz ve travmalar,

    •Gebelik ve doğum korkusu,

    •Cinsel güvensizlik,

    •Cinsel isteksizlik,

    •Cinsel kimlik sorunları,

    •Güvensizlik,

    •Cinselliğin kadın için zevk değil görev olduğu algısı,

    gibi nedenler olabileceği gibi kadının daha farklı farkında olmadığı, bilgi çarpıtması, bilinç dışı nedenler, farklı bir kaygı ve korkunun buraya transfer edilmesi de olabilir.

    Vajinismus İlişkiyi Nasıl Etkiler?

    Vajinismusta ilk tepkiler genelde yaşanan durumu anlamlandıramama, korku ve panik halleri, umutsuzluk, başarısızlık, çiftlerin kendilerini birbirlerine karşı suçlu hissetmeleri ve çaresizliktir. Genelde ne yapacaklarını bilemezler ve çözümü ötelerler.

    Kadın kendini eksik ve yetersiz hissederken, erkekte de istenilmeme, reddedilme gibi algılandığından öfke ve kırgınlık yaşanabilir.Yaşanan durumun sadece kendilerine özgü olduğunu düşünerek yoğun ümitsizlikler yaşarlar.

    Uzun süre tedavi edilmediğinde erkekte, cinsel isteksizlik ve erken boşalma gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca evlilikte bir çok çatışmanın da temelinde cinselliğin olmaması yatmaktadır.

    Cinselliği konuşmanın bile yadırgandığı toplumumuzda sorunu dile getirmek ve çözüm arayışında bulunmak çok zordur. En yakınlarından bile çoğu zaman gizlenir. Zamanla düzeleceği düşünülerek beklenir, yeni denemelerde bulunulur.

    Neden bizim başımıza geldi?

    Nasıl geçecek bu durum?

    Tedavisi varmıdır?

    Nasıl tedavi edilir?

    Nereye, kime başvurmak gerekir?

    Nasıl tedavi edilecek?

    Tedavi ne kadar sürecek?

    Maliyeti ne kadar?

    Tedavi edilirse daha sonra tekrar bu sorunu yaşarmıyız?

    gibi bir çok soru akla gelir. Bu durumda yapılması gereken şey ne kadar süredir olursa olsun, hemen bir kadın doğum uzmanının muayenesinden geçip, cinsel terapiste başvurulmalıdır. Terapiye gelen danışanlarımızdan yıllarca vajinismustan dolayı cinsellik yaşamadan evliliklerini sürdürmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Mutlu bir evlilikte önemli bir yer tutan cinsellik hem çiftlerin ilişkilerini güçlendirmesi, neslini devam ettirmesi açısından önemliyken hem de alınan hazzın, keyfin hayatlarına lezzet kattığını unutmamalıdır.

    Vajinismusun Tedavisi

    Tedavisi en kolay ve kısa süreli olan vajinismus, psikolojik bir sorundur. Sadece kadının değil çiftin her ikisinin de sorunudur.

    Fizyolojik bir rahatsızlığın olup olmadığını anlamak için yapılacak jinekolog muayenesinden sonra, herhangi bir organik sorun olmadığı psikolojik nedenlere bağlı olduğu anlaşıldığında cinsel terapi yapan bir terapiste gidilmelidir.

    Evli çiftlerin terapiye birlikte katılmalarını önermekteyiz. Kadın isterse tek başına da terapiye gidebilir. Eşlerin katılımı terapiye olumlu bir destek sağlar.

    Vajinismus tedavilerinde bir çok değişik teknikler uygulanmaktadır. Tedavi şekli vajinismus sorunu olan danışanın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Sorunun altında yatan nedene göre kişiye özgü bir yaklaşım sergilenmektedir. Bazı danışanlarda sadece bilgilendirme yapıldığında sorunun çözüldüğünü görürken, bazılarında davranışsal terapi teknikleri uygulanması gerekmekte, bazılarında ise geçmişle ilgili ayrıntılı dinamik psikoterapi teknikleri uygulamak gerekmektedir. Bütün bu tekniklerin birleştirilerek bütüncül bir yaklaşımda sergilenebilmektedir.

    Sorunun kaynağı sadece penisin vajinaya girmemesi, yani organlarla ilgili bir durum değil, ruhun, beynin ve bedenin ortak sorunudur.

    Çiftlerin ikisinin birlikte katılmasını önemsediğimiz vajinismus terapisinin ilk seanslarında değerlendirme görüşmeleri yapılır; sorunun nedenleri, ne zamandır varolduğu, çiftin yaşamını nasıl etkilediği, nasıl ortaya çıktığı gibi bir çok soruya cevap aranır

    Terapinin ikinci aşamasında; ilişkideki çatışmalar çözümlenir ve yeniden yapılandırılır. Eşlerin cinselliğe bakış açıları değerlendirilerek yanlış düşünce ve davranış örüngüleri düzeltilir. Cinselliğin bir görev yada zorunluluk olmadığı, istekli bir şekilde yapılan, evliliğin ve hayatın gerekliliği olduğu farkındalığı kazandırılır. Evliliği heyecanlı ve canlı kılan, çiftlerin birlikte yapmaları gerekli olan; iletişim kurma, dokunma, sarılma, birlikte aynı anda yatağa girme, sadakat gibi konular işlenir. Çiftlerin adeta yeniden flört yaşamaya başlaması sağlanmaya çalışılır.

    Üçüncü aşamada; cinsel eğitim verilerek, çiftlerin cinsellikle, cinsel organlarla ve cinsel hurafelerle ilgili doğru ve gerekli bilgi edinmeleri sağlanır. Cinsel mitler ele alınarak doğrular netleştirilir. Vajinismusun sadece birinden kaynaklı olmadığı çiftlerin her ikisinin de sorunu olduğu, birlikte çözmeleri gerçeği vurgulanır. Çiftlerin birbirlerini suçlamamaları, destek olmalarının önemi üzerinde durulur. Cinsellikle ilgili bilinen tüm yanlış inançlar ele alınarak, suçluluk ve günahkarlık duygularıyla baş edilebilmesi için her iki tarafında cinsel gereksinimlerinin normal olduğu, doğal gereksinim olduğu ve uyumun öğrenilebileceği işlenir. Ayrıca kolaylıkla yapılabilen bir takım ev ödevleri verilir. İlişkide karşılıklı yapılan davranışların üzerinde durularak cinselliğin yetişkin yetişkine kaliteli ve zevkli bir eylem olduğu vurgulanır.

    Dördüncü aşamada; derinlerde hissedilen duygulara odaklanılır. Çiftlerin fantezileri, zevk algıları, kendilerini keşfetmeleri, çocukluk döneminin yansımaları ele alınır. Sosyo-kültürel baskıların oluşturduğu gerilimler giderilir. Toplumsal olarak kadına ve erkeğe yüklenen anlamsız sorumluluklar ve rollerin cinsel hayata olumsuz etkilerinden kurtulmaları sağlanır. Son aşamada ise çiftin baş başa birlikte yapacakları çeşitli aşk oyunları önerilir. Bu oyunlarla kendi bedenlerini ve partnerlerinin bedenlerinin keşfedilmesi, nelerden haz duydukları, nelerden hoşlandıklarını, sevişme sanatının inceliklerini hiçbir kaygı hissetmeden öğrenirler. Yeni ve ilgi çekici duygusal, cinsel teknikler öğrenirler. En önemlisi çiftler bütün bunları büyük bir keyif duygusuyla kendilerini ve partnerlerini en özel şekilde keşfetmek için yaptıklarından zevk ve mutluluk duyarlar. Sonuçta hayatlarını anlamlı kılan cinselliği; problemsiz, kaygısız doya doya yaşamayı ve mutlu olmayı öğrenirler.

  • TERAPİ NEDİR ?

    TERAPİ NEDİR ?

    Bugün terapi nedir sözcüğünü teknik dilden ,kuramlardan uzak bir şekilde açmak için yazmaya başladım.

    Her dilde bir terapi alsan sözcüğünün dolaştığı bu dönemlerde evvelden terapiye gidenler saklama gereği duyardılar .bunlar döneme ait algılarla ilgili.Çünki kısa süre önce terapiye gitmelisin dendiğinde karşılaşılan sözcük ben delimiyim olurdu.Oysaki deli ne akıllı ne oda çok içi doğru doldurulan şeyler değil bence.

    Genellikle terapiye gelen danışanlarıma sorduğumda terapi hakkında pek bilgi sahibi olmadan sadece çözüm aramak için geldiklerini anlatıyorlar.haklılar keşke bizler sosyal sorumluluk projeleri kapsamında daha fazla toplumu neyin ne olduğu hakkında bilgilenendirebilsekte her ihtiyacı ola faydalanabilse.

    Ben terapi nedir  dendiğinde en basit haliyle şöyle diyorum.Hepimiz farklı farklı ailelerde doğuyoruz ve doğduğumuz andan itibaren çevrede olan biten herşeyi kaydetmeye başlıyoruz.İşte bir çocuk ebevenlerinden ve yaşı ilerledikçe çevresinden aldığı işitsel görsel ve duygusal etkilenimleri kaydediyor.sanki bir CD gibi düşünüyorum.Bütün hayatınıda bu kayıttaki duygu ,bilgi ve iletişim doğrultusunda uygulamaya çalışıyor.hepsi bu aslında ve biz farkında değiliz.

    Ortaya ebevenler ne yaptılarsa yollarına bu kayıtlara uyarak yaşayan bir evlat çıkıyor.sonrada kendileri zaman içinde gelişip değiştikleri için yazdıkları o CD yle yaşayan evladı beğenmiyorlar gibi bir durum bence.tabiiki bu anlatım tamamen teknikten uzak pratik bir anlatım.

    Ebevenlere sizin kayıtlarla işliyor program deseniz hiçbiri kabul etmez ayrıca biz yanlışsak o doğrusunu yapsın sözleriye karşılaşırız ama o değişiklikler kolay olmuyor burada teknik bir çalışmaya ihtiyaç duyuluyor işte terapötik çalışmalar burada devreye giriyor ve o CD nin içinde olanları ,danışanların istedikleriyle değiştirmesine ait yapılan çalışmalara terapi diyoruz. gerçek bu .

    Bu yazılan programda çocuğun hayatını etkileyen en önemli noktalardan bazılarına değinmek istiyorum.Ör:çocuğa ne kadar sevildiğini,yada kendisiyle her ihtiyacı olduğunda ilgilenildiğini hissettirdinizmi acaba?

    Bu soruya eminim ebevenylerden gelecek cevap genelde biz çocuğumuzu çok sevdik çok ilgilendik en iyi okullarda okuttuk bir dediğini iki etmedik…….uzar gider.ben sorumda siz sevdinizmi demedimki çocuğa bunu ne kadar hissettirdiniz dedim.Şundan eminiz her anne baba evladını sever ama ona ne kadar hissettirdiği önemli.istediğiniz zamanmı ,yoksaonun ihtiyacı olduğundamı sevgi gösterdiniz?ayrıca onun ihtiyacı olduğundamı ilgilendiniz yoksa siz uygun olduğunuzda ve kendi isteklerinize göremi ilgilendiniz ?bu sevgi iletişiminde ne kadar tutarlısınız?bir an sevgi verirken benzeri bir anda bu davranış öfkeyemi dönüşüyor gibi.Genelde kültürel kodlar nedeniyle çok sevdiğimizi farkederse şımarır ,babası akşamları yatarken öper sever,aman insan çocuklarıyla öylede yüzgöz olmamalı vs vs sözler çıkıyor karşımıza.gerçek bumu? bizce değil bu sadece kültürel yaklaşımlar ama bunların doğru yada yanlış olup olmadığı yada bize uyup uymadığı sorgulanmadığı için  olduğu gibi kabul etmekteyiz tıpkı genelde olanları sorgulamadığımız gibi.

    Sevgiyi gerektiği gibi sunmak çocuğu ne terbiyesiz nede şımarık yapar arkadaşlar.sadece ileride sevgi açlığı çekmeyen çocuklarımız olmasına yarar.İlgi göstermede aynı,gereken her zaman diliminde ebevenler ilgisini göstermekle yükümlüdürler. Bunun kazanımı hayatta ne olursa olsun çocuklarının yanında olacaklarını ,onları seveceklerini,her şartta onların yanında ve güvende oldukları duygusunu  hisssettirecektir.

    Çocuklarını, sadece kendi istedikleri gibi davrandığında sevmek ve ilgilenmek o çocukları hayat boyu sevgi ve ilgi almak uğruna her şeye boyun eğen,uyumlanan ,hayır diyemeyen insanlara dönüştüreceğini bilmek gerekir.Ebevenylerinin gözünde sevgi ve ilgiyi görebilmek için nasıl her denileni yapmaya çalışıyorlarsa başkalarının gözüne girmek içinde aynını yapacaklardır.

    Bizim kız yada oğlan yahu kimseye hayır diyemiyor kendisini ezdiriyor vs denirya onlara sormalı sana hayır  diyebildimi?demeye çalıştığında neler oldu yada olacağını biliyordu çocukken?

    Terapide nelerle ilgili çalıştıklarımıza ilerleyen günlerde de devam edeceğim.Bu işin ABC si.sizlere  kendimizi farketmemize yarayacak en pratik başlangıç sözlerimi vermek istiyorum.Her sabah yüzünüzü yıkayıp,dişlerinizi fırçaladıktan sonra lütfen kendinize sorun ben bu gün ne yapmak istiyorum?bu bir başlangıç.sevgi ve huzurlu bir hayat yaşamanız dileğiyle…..

  • Erken boşalma nedir? ve Erkeklerde erken boşalma tedavisi?

    Erken boşalma nedir? ve Erkeklerde erken boşalma tedavisi?

    Erkeklerin yaklaşık yüzde kırk dördünde gözlenen en yaygın cinsel işlev bozukluğudur. Görülme sıklığına oranla daha az başvuru yapılmakla birlikte son yıllarda başvurularda ciddi bir artış gözlenmektedir.

    Uzmanlara erken boşalma nedir? Sorusunu yönelttiğinizde farklı cevaplar almanız mümkündür. Kimi uzmanlar 1 dakika, kimi 2, kimi daha farklı sürelerden önce boşalmayı erken boşalma olarak tanımlamaktadırlar. Bir başka görüş ise eşinden önce boşalmayı da dahil etmektedir bu tanıma. Son dönemde 1 dakika ve altı boşalan erkeklere erken boşalma vurgusu yapılmaktadır. Ancak biz cinsel terapi uzmanlarına göre bu tanım; kişinin istediğinden daha önce kontrolsüzce boşalması erken boşalmadır.

    Erken boşalmada asıl sorun kişinin boşalmadan önceki hisleri farkedemeyip kontrolsüzce boşalmasıdır. İşte bizim “tedavi stratejimiz” de bunun üzerine kurulmuştur. Boşalmadan hemen önce henüz durulabilecek noktadaki hisleri farkedip durmayı öğretmek. Bu öneri ve egzersizlerle yaklaşık 5-6 hafta içinde mümkün olmaktadır. Beyin artık bu noktayı belirginleştirme konusunda eğitilirse öğrenilenler kalıcı olmaktadır. Umarım erken boşalma nedir sorusunu açıklayabilmişimdir.

    Daha detaylı bilgi ve erken boşalmada online (internet üzerinden) terapi detayları konusunda bilgi almak için bana yazabilir ya da arayabilirsiniz.

    Erken boşalma terapisi: Erken boşalmada klasik cinsel terapiler yaygın olarak ve başarıyla kullanılmaktadır. Kimi uzmanlara göre deneyimli terapistlerce

    Erken boşalma nasıl tedavi edilir?

    Erken boşalma ilaç tedavisi

    Erken boşalma ve tedavisi

    Erkeklerde erken boşalma tedavisi:

    Erkeklerde erken boşalma tedavisine duyulan ihtiyaç hızla artmaktadır. Erken boşalma tedavisinde ana hedef, sertleşme ve boşalma arasında plato dönemi dediğimiz “uyarılmış ama boşalmadan gidip gelebilme” süresini uzatmaktır. Bu amaçla uzun süre uyuşturucu kremler, spreyler ya da benzeri yöntemler kullanılmış ancak hiç birisi erkekleri erken boşalma tedavisi konusunda tatmin etmemiştir. Sonuçlar ya yetersiz, ya etkisiz ya da geçici olmuştur. Ayrıca bu yöntemler seksten alınan zevki de azaltmaktadır.

    Cinsel terapilere bakıldığında erkeklerde erken boşalma tedavisinde en uygun terapiler olduğu görülmektedir. H. Singer Kaplan’a göre bu yöntemle başarı şansı yüzde 95 ler civarındadır. Cinsel terapideki asıl amaç boşalmadan hemen önce ki hislere odaklanma becerisini arttırıp, bu hisleri belirginleştirmek ve hisler farkedilince durmak üzerine kurgulanmıştır. Terapi anatomik ve fizyolojik bilgilendirme, alt beynin eğitimi ve bazı teknik ve egzersizlerden oluşur. Çift uyumu ve eşle ilgili stratejilerde tamamlayıcıdır.

    Yukardaki paragrafta sözü edilen tedavi şekli kolay ve kalıcıdır ve aynı zamanda başarı şansı çok yüksektir. Mucizevi yöntemlerle hemen tek bir ilaç ya da kremle çözüm aramak yerine ortala 5-6 hafta süren kalıcı terapi şekli erkeklerde erken boşalma tedavisinde ideal çözüm gibi görünmektedir.

  • Çocuk ve Ergenlerde EMDR

    Çocuk ve Ergenlerde EMDR

    Diğer terapi tekniklerine göre daha hızlı ve kısa bir süreci kapsıyor olması daha çok yeni bir yöntem olmasına rağmen EMDR’ın son yıllardaki popülerliliğini arttırdı. Bilimsel araştırmalarla da desteklenerek somut bir şekilde işlevselliğinin kanıtlanması da danışanlarımızın özellikle bu teknik için merkezimize başvurmasını sıklaştırdı.

    Peki nedir EMDR?

    EMDR, Türkçe açılımıyla ‘Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelen bir terapi tekniğidir. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır.

    EMDR nasıl çalışır?

    Her gün beynimiz binlerce anı kaydeder. Bu anıların bazıları olumlu, bazıları olumsuz, birçoğu ise önemsiz ve nötr olanlardan oluşur. Olumlu ve nötr anılar, bilgi işleme sürecinden normal bir şekilde geçip belleğe atılır. Olumsuz ve travmatik anılar ise, tıpkı bilgisayara giren virüs gibi, bu süreci bozarlar. Bu anılar, anlamlandırma sürecinin normal çalışmasını engeller. Olumsuz anı, sadece geçmişte yaşamakla kalmıyor, etkisini hala ‘bugün’ yaşanmışçasına canlı olarak sürdürüyor. EMDR, bu tür anıların sağlıklı işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Terapi sırasında, beynin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak, zamanında yapamadığı işlemin yapılmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması ile mümkün olur. Kişi artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görür. 

    EMDR olumsuz her şeyi unutturur mu?

    EMDR rahatsız edici, acı veren anıyı unutturmaz. Ancak terapi sonrası, bu acı yüzünden hissedilen öfke, korku, üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı gibi tüm olumsuz duygulara karşı duyarsızlaştırır.

    Terapi nasıl gelişiyor?

    Çocuk ve ergen EMDR’ında klasik EMDR protokolünden daha az detay içeren bir protokol uygulanır. Çocuklar ve ergenler için karmaşık gelebilecek klasik uygulama, onların sürece daha fazla dahil olabilmeleri için sadeleştirilmiş ve ilgilerini çekebilmek için sevebilecekleri detaylar (oyuncakla ya da resim yaparak) eklenmiştir.

    EMDR ne kadar sürede etkili olur?

    Bazen tek seansta sorunun çözüldüğü gözlemlendiği, gibi bazen de daha uzun çalışma gerektirebilir.

    EMDR ile hangi sorunlar tedavi edilir?

    EMDR’a göre psikolojik ve/veya psikosomatik rahatsızlıkların çoğunluğunun işlenmemiş anılara bağlı olması, klinik uygulama alanını giderek genişletmiş, birçok sorunun verimli ve hızlı bir şekilde tedavisinin sağlandığı görülmüştür. Bu alanlara örnek olarak çocuk ve ergenlerde kaygı bozuklukları, çocukluk çağı depresyonu, yas (kayıp) süreci, rahatsız edici anılar, fobiler, ağrı rahatsızlıkları, yeme-uyku bozuklukları, performans kaygısı, sınav kaygısı, stres kontrolü, bağımlılıklar, cinsel ve/veya fiziksel taciz, davranış bozuklukları ve özgüven sorunları vb. gibi birçok alanda çalışılabilmektedir.

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Vajinismus, genellikle eşle ilk cinsel ilişki denendiğinde ortaya çıkan bir psikofizyolojik bozukluktur.Konya Vajinismus Terapisi alanında en etkili çözüm cinsel terapidir. Yaygın olarak ilk gece korkusu ve efsaneleri sonucunda ortaya çıkmaktadır ancak ilerleyen yıllarda da vajinismus ortaya çıkabilir, çocuk sahibi olduktan sonra bile vajinismus ortaya çıkabilir. Cünkü sorun vajinada değil, beyindedir.

    Vajinismusun başlıca özelliği, cinsel ilişki ve vajinal penetrasyon denendiğinde, başta vajinanın dış üçte birini çevreleyen perianal kaslarda olmak üzere tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku, tiksinme ve panik hali olmasıdır. Vajinismuslu kadınlar, bacaklarını açılmalarını engelleyecek boyutta sıkıca kapatır ve elleriyle eşini iter. Genel olarak bu sorunu yaşayan bayanlar, vajinalarının çok dar olduğunu ya da orada bir delik olmadığını iddia ederler.

    Normalde ise vajina, esneyebilen, genişleyebilen uzayabilen esnek bir organdır. Bu sorunu yaşayan çiftler; cinsel ilişkiye giremiyoruz, eşimle birlikte olamıyoruz, ağrılı acılı cinsel ilişki yaşıyoruz, ilk gece korkusu devam ediyor, cinsel ilişkide birden korku geliyor ve çok kasılıyorum şeklinde şikayetlerle, konya vajinismus terapisi ve tedavisi ile ilgili araştırma yapmaya başlarlar.

    Konya Vajinismus terapisi konusunda genellikle, konya vajinismus tedavisi merkezleri, konya vajinismus terapisi, konya vajinismus tedavisi, konya cinsel terapi, konyadaki en iyi cinsel terapist, en iyi vajinismus tedavi merkezi, konyadaki en iyi psikolog gibi anahtar kelimelerle doğru cinsel terapiste ulaşmaya çalışırlar. Ancak bu aramalarla ulaşılan kişi gerçekten en iyi cinsel terapist midir? Ya da ulaşılan merkez en iyi cinsel terapi merkezi ya da vajinismus terapi merkezi midir? Ya da o kişi gerçekten cinsel terapist midir? Bu konuda öncelikle dikkat edilmesi gereken konu, vajinismus terapisi – vajinismus tedavisi konusunda yardım alacağını kişinin, gerçekten bir ruh sağlığı profesyoneli olup olmadığı ve cinsel terapi eğitimi almış olup olmadığıdır.