Etiket: Terapi

  • Cinsel Terapi Nedir?

    Cinsel Terapi Nedir?

    Cinsel terapi diğer terapi türlerine nazaran daha yapılandırılmış ve sistemik terapi yöntemidir.hiç bir kurama bağlı kalmadan sorunları bütüncül ve sistemik bir bakış açısıyla değerlendirir.Tecrübeye dayalı aynı zamanda semptomlarla ilgilidir.Seansların yapılandırılmış ve sistemik olması nedeniyle neredeyse sonuçları kanıtlanmış bir terapotik yöntem repertuarını kullanmaktadır. Terapistin hangi aşamada sürece nasıl müdahil olacağı büyük bir sürpriz olmadığı taktirde belirlidir.Seanslar ev ödevleri ve bu ev ödevlerinin nasıl yapılacağı ve sorunun dinamiklerini bütüncül açıdan algılama ve algılatmadan ibarettir.Bu çalışmaların terapi sürecinde büyük bir önemi vardır, yaşanılan cinsel işlev sorununun dinamiğini açığa çıkarmakta ve terapinin işlevselliğini mümkün kılmaktadır.

    Cinsel Terapi Seanslarında Ne Yapılıyor?

    Bir çok insan cinsel terapi esnasında ne yapıldığı ile ilgili endişeler yaşamaktadır. Terapi odasında yapılan tek şey konuşmaktır. Seansa tek başınıza da katılsanız, çift olarak da gitseniz, terapistiniz terapiye probleminizin detaylı bir değerlendirmesini yaparak başlayacaktır. Böylece hem siz hem de terapistiniz probleminizin sebebi fizyolojik mi, psikolojik mi yoksa her ikisi mi anlamış olacaktır.

    Eğer bir ilişkiniz varsa, ilişkiniz içerisindeki çözümlenememiş gerginlik ya da iletişim meselelerini keşfetme şansınız olacaktır. Genellikle bir kaç seans süren ve çiftlerin birbirlerine soru sormalarını da içeren değerlendirmeler tamamlandığında, terapist,siz ve partneriniz için oldukça keyifli ev ödevleri verecektir. Bu ödevler kişisel farkındalığınızın, cinsel bilgi ve becerilerinizin gelişmesine katkıda bulunacaktır.

    Aynı zamanda bedeninizi duyusal ve cinsel uyaranlara tepki vermek üzere tekrar programlayacak ve spesifik problemlerinizle baş etmenize yardıme edecektir. Cinsel terapi eğlenceli olmalıdır ve terapistler bunu asla unutmazlar. Bu durum sizi başta biraz utandırabilir ve hatta tuhaf hissetmenize sebep olabilir. Ancak cinsel problemlerin, cinsel hayatınızdan alıp götürdüğü tutkuyu ve cinsel oyunları tekrar hayatınıza geri getirmenize yardım etmek, terapistlerin görevidir. Herkesin mutlu bir cinsel hayatı hakettiğine inanmaktayız ve cinsel terapi bunu başarmanıza yardımcı olmak için vardır.

  • Çocukluk Deneyimlerinde Sıkışıp Kalma

    Çocukluk Deneyimlerinde Sıkışıp Kalma

    Bireysel terapi ihtiyacı duyan bireyler genellikle güncel sorunlarla baş edememe şikayetleri ile terapistlere başvurur. Terapi süreci var olan problemlerin yanı sıra bu problemlerin temel nedenlerine inerek bireyin kendiyle ilgili olumsuz inancına odaklanır. Özellikle çocukluk travmaları olan danışanların duygusal tepkilerde kilitli kaldıkları görülmektedir.

    Birçok çocukluk deneyimi bireyin kendini yetersiz, güçsüz, başarısız ve yalnız hissetmesine neden olur. Çocukluk döneminden getirdiğimiz olumsuz inancımız yetişkinlerin günlük hayatta karşılaştığı problemlerin temelini oluşturmaktadır. Güncel sorunlara odaklanılması sadece anlık rahatlık vermekle birlikte benzer sorunların ortaya çıkması durumunda tekrar tetiklenmektedir.

    Peki çocukluk travması olan bireyler ne yapmalıdır?

    Travmaları iyileştirmek için birçok farklı teknik kullanılmaktadır. Var olan travmalarla çalışmak yanlış ve eksik kodlanmış olan düşüncelerin iyileştirilmesine yardımcı olmakla beraber kimi zamanda bu travmanın kabul edilmesi ve işlenmesine olanak sağlar. Travmanın çalışılması danışanın günlük hayatını, duygu durumunu, problem çözme becerilerini, seçimlerini kısacası hayatta varoluşunu etkilemektedir. Yaşanılan travmalar alınan terapi sürecinde iyileştirilir. Terapi süreci danışan ve terapistin uyumu ile birlikte belirlenmiş plan çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

    Psikolojik destek almaya karar verdim ancak nasıl anlatacağımı bilmiyorum…

    Bazı bireylerin terapiye başlama kararı en az yaşadığı travmalar kadar zorlayıcı olabilmektedir. Uzmanlar seans sırasında süreçle ilgili yönlendirme yapmaktadır. Terapi gitmenizi engelleyen başka neler var ve bu sürecin sizinle ilgisi de çalışılması gereken bir konudur. Sorunlarla baş edemediğinizi, sık sık aynı şeyler yaşadığınızı fark ediyorsanız, kendinizi nedensiz yere aşırı üzgün hissediyorsanız, iştahınız son zamanlarda değişiklik gösterdiyse, uyku problemleriniz var ise, motivasyon kaybı , odaklanma problemi ve yakın ilişkilerinizde sorunlar yaşıyorsanız sizin için yeni bir başlangıç yapmanın zamanı gelmiştir.

  • Psikoterapi Sadece Konuşmak Mıdır?

    Psikoterapi Sadece Konuşmak Mıdır?

    Psikoterapi hakkında bilgi almak isteyen kişiler çoğu zaman şu soruyu sorarlar;

    ‘Konuşmak yani sadece konuşmak nasıl faydalı olacak, problemlerimi nasıl çözecek?’

    Şöyle cevaplayabiliriz bu soruyu; konuşmaktan kastınız evde ailenizle, çevrenizle, dostlarınızla konuştuğunuz gibi konuşmaysa evet faydalı olmaz. Ama terapide konuşma yani iletişim yoluyla problemi inceleriz. ‘‘Problem ne kadar süredir var, ne sıklıkta yaşanıyor, hayat kalitenizi nasıl etkiliyor’’. Yaptığımız şey seanstan seansa değişiyor. Bazen acı verici düşünceler veya anıları nasıl ardınızda bırakabileceğiniz veya kendinizi kısıtlayıcı inançlardan nasıl özgürleştirebileceğiniz üzerine odaklanacağız. Bazen korku, kızgınlık, hüzün veya pişmanlık gibi güçlü duygularla baş etmenin yeni yollarına bakacağız. Yeri geldiğinde sizin için önemli olan şeylerle temas haline geçmeniz üzerine, hedef kurmak veya etkili bir hareket planı oluşturma üzerine odaklanacağız. Yaptığımız şey, yaşadığınız problemin ne olduğuna, sizin nasıl ilerlediğinize ve size neyin yararlı olduğuna göre değişiyor.

    Psikoterapi Faydalı Mı?

    Terapiyebaşlarken ya da ilk seanslarda danışanlarda şöyle bir düşünce olur bunu seans sırasında da  ifade ederler;

     ‘Terapinin bende işe yaracağını düşünmüyorum.’

    Bu düşünce gayet doğal bir düşünce. Çoğu danışan ilk seanslarda bu ve benzeri düşüncelere kapılır. Ruh sağlığı alanında herkeste işe yarayacağı kesinleşmiş bir yöntem yok. Beden sağlığı gibi değildir ruh sağlığı. Eğitimlerimiz sırasında en sık duyduğumuz konu danışanın biricikliğiydi. Dolayısıyla  bu terapi modelinin yada psikoterapinin sizde işe yarayacağının sözünü veremem. Fakat size bunun bir çok kişide işe yaradığını, birçok danışanda başarılı sonuçlar elde edildiğini söyleyebilirim. Ayrıca bununla ilgili birçok akademik araştırma veya makale olduğunu da söyleyebilirim. Bütün bunlar tedavinin sizde de başarılı olacağını umut etmemizi sağlıyor. Fakat  ‘işe yaramayacak’ düşüncesine takılıp terapi için adım atmazsanız ya da başladığınız fakat sadece bir seans gittiğiniz terapiye devam etmezseniz kesin olarak işe yaramayacağını garanti edebilirim.

    Yaşamınızda benzer olumsuz düşünceleri sıkça yaşıyor ve düşünceler hayatınızı olumsuz etkiliyor değil mi? Kimse beni sevmiyor düşüncesi, kalabalıkta herkes benim beceriksizliğimi görüyor düşüncesi, ben beceriksiz biriyim düşüncesi, dışarı çıkarsam başıma kötü bir şey gelecek düşüncesi, panik atak sırasında kontrolümü kaybedeceğim, çıldıracağım, nefesim kesilecek gibi olumsuz düşünceler.. Bugüne kadar olumsuz düşüncelerin problemlerinin daha çok artmasını sağladı şimdi farklı bir şey yapmak ister misiniz?

    Yani  ben de işe yaramayacak düşüncesine rağmen denemek ister misiniz? Sonuçta bu sadece bir düşünce, hayatınızı kısıtlayan bir çok şeyde olduğu gibi sadece düşünce. Terapi sırasında sıkça konuşacağımız düşüncelerimizin duygularımızı, duygularımızın davranışlarımızı davranışlarımızın yaşamımızı nasıl etkilediğinin örneği gibi. ‘Terapi bir işe yaramayacak düşüncesi’ zihninin bir yerinde duruyor olsa da terapi yolculuğuna başlarsanız bir müddet sonra göreceksiniz ki o düşünce kendi kendine uzaklaşıp gitmiş ve siz terapinin hayatınızı, problemlere karşı değişen bakış açınızı başkalarına anlatıyorsunuz.

  • Çocuk ve ergen psikiyatrisinde gündüz kliniği uygulamaları

    Çocuk ve ergen psikiyatrisinde gündüz kliniği uygulamaları

    Özet

    Amaç: Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında batılı ülkelerdeki tedavi uygulamalarında önemli bir yeri olan gündüz kliniklerinde, servise yatırılacak kadar ağır ruhsal hastalığı olmayan ancak ayaktan tedavi şartlarında ele alınması zor olan hastaların tedavi edilmesi önerilmektedir. Bu yazıda, çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında hizmet veren gündüz kliniği uygulamaları ve Türkiye'de ilk kez Kocaeli Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda kurulmuş olan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Gündüz Kliniği'nden söz edilecektir. Yöntem: Türkiye'de Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Gündüz Kliniği dışında çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında gündüz kliniği hizmeti veren bir merkezin olmaması nedeniyle bu tedavi modelinin özellikleri hakkında ülkemizde yayınlanmış bir yayına rastlanmamaktadır. Bu nedenle bu yazıda özellikle Avrupa ülkelerinde ruh sağlığı alanında hizmet veren gündüz klinikleri ile ilgili kısıtlı da olsa yapılmış çalışmalar ve derlemelerden yararlanılmıştır. Sonuçlar: Gündüz klinikleri çeşitli ruhsal sorunlar yaşayan çocuk ve ergenler için yoğun bir tedavi ortamı sağlayıp iyileşme sürecinde etkili olmaktadır. Hastaların kendi ortamlarından tamamen ayrılmadan tedavi edilebilmeleri gündüz kliniklerinin yataklı tedaviye göre önemli bir üstünlüğüdür. Tartışma: Türkiyede çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında hizmet veren ayaktan tedavi birimlerinin, yatarak hizmet veren merkezlerin ve gündüz kliniklerinin gereksinimlerin çok altında olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gündüz kliniği uygulamalarının yaygınlaştırılması için yapılacak her türlü girişim ve çalışmalar önemli olacaktır.

    Anahtar sözcükler: Çocuk ve ergen psikiyatrisi, gündüz klinikleri, tedavi modelleri

    Day Clinic Approaches in Child and Adolescent Psychiatry

    Summary

    Objective: Child and adolescents who are suffering from psychological problems should be admitted to day treatment unit if they can not be managed at outpatient settings. In this paper, day treatment approaches in child and adolescent mental health and day treatment experience of Kocaeli University Medical School, Child and Adolescent Psychiatry Day Clinic will be discussed. Method: As our day clinic unit is the only day treatment unit in Turkey, in the literature no study has been found about the day treatment experiences in our country. In this presentation research and review papers especially from European countries which are generally limited in number are reviewed. Results: Day clinics provide an intense therapy for children and adolescents with psychiatric problems, and effects healing process positively. An important advantage of day treatment is that patients do not lose total contact with their social surroundings during the treatment period. Discussion: In Turkey, child and adolescent mental health services, either outpatient, inpatient or day clinic approaches are insufficient in number. So, all kinds of effort and work for dissemination of day clinic modalities will be important.

    Key Words: Child and adolescent psychiatry, day clinics, treatment modalities

    Giriş

    Almanya'da gündüz kliniği kavramı “yeterli ve istikrarlı sosyal desteği olan, akut ya da subakut hastaların sınırlı bir süre içinde, yalnızca gündüz saatlerinde klinikte kaldığı, akşam ve gece ise alışık olduğu ev ortamında bulunduğu ve tedavi edildiği bir birim” olarak tanımlanmaktadır.1

    Gündüz kliniklerinin tarihteki gelişimi uzun yıllara dayanmaktadır. İlk kez zamanın Sovyetler Birliğinde gündüz kliniği kavramının tanımlandığı görülmektedir. Moskova'da 1937'de ilk psikiyatri hastanesi olan hastanenin dolu olması ve acil hasta alımının gerekliliği üzerine gündüz kliniğinin hizmete sokulduğu bildirilmektedir. Ardından Amerika'da, sonra İngiltere ve Almanya'da gündüz klinikleri psikiyatrik alanda hizmet vermeye başlamıştır.2 Ülkemizde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Gündüz Kliniği dışında bir merkez bulunmamasına rağmen erişkin ruh sağlığı alanında yardım sağlayan merkezler bulunmaktadır. 1988 yılından beri hizmet veren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği Gündüz Hastanesi, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Gündüz hastanesi, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Gündüz Hastanesi erişkin hastalarda ruh sağlığı alanında yardım sağlayan merkezlerden bazılarıdır..3,4,5

    Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında batılı ülkelerdeki tedavi uygulamalarında ayaktan tedavi kadar gündüz kliniklerine ve yataklı servislere de önem verilmektedir. Psikiyatrik hastalığın ağır ve ayaktan tedavi koşullarında kontrolünün güç olduğu durumlarda, hastanın psikiyatri servisine yatırılarak tedavi edilmesi tercih edilmektedir. Servise yatırılacak kadar ağır ruhsal hastalığı olmayan ancak ayaktan tedavi şartlarında ele alınması zor olan hastaların, gündüz kliniklerinde tedavi edilmesi önerilmektedir. Ülkemizde çocuk ve ergen psikiyatrisinde ise tedavi ağırlıklı olarak polikliniklerde, nadiren yataklı servislerde yürütülmektedir. Türkiye'de çocuk ve ergen psikiyatrisinde yataklı servis ve gündüz kliniği uygulamaları yaygın olmadığı için, hastanın özellikleri ne olursa olsun, çoğunlukla ayaktan tedavi uygulanmaktadır. Batıda geleneksel psikiyatrik gündüz kliniklerinin yaygın olduğu ancak hastalığa özgü ya da bilişsel davranışçı terapi gibi belirli bir terapi yönteminin kullanıldığı gündüz kliniklerinin sayıca az olduğu tartışılırken, ülkemizde çocuk ve ergenler için yalnızca bir gündüz kliniği bulunmaktadır.6

    Gündüz kliniğinin diğer tedavi modellerine üstünlükleri

    Gündüz kliniğindeki tedavi uygulamalarında önemli olan hastaların kendi sosyal çevrelerinden uzaklaştırılmadan ve kendi alışageldikleri ortam içerisinde tedavilerini yürütmektir.6,7 Bu durumda tedavi sonrası hastaların gündelik yaşama uyumları kolay olmaktadır. Diğer yandan hastaların kendi çevreleri içerisinde yaşadıkları çatışmalar gündüz kliniklerinde kolaylıkla ele alınmaktadır. Hastalar bu çatışmalardan uzaklaşmak yerine sorunları çözüme ulaştırmak için her gün fırsat bulmaktadır.6,7

    Gündüz kliniklerinin yoğun tedavi sağlıyor olmaları önemli bir avantajdır. Hasta gün boyunca gözlenebilmekte, hangi durumlarda nasıl tepkiler verdiği ve insanlar arası etkileşimleri izlenebilmektedir. Bu izlemin doğrudan yapılabilmesi hastanın anne ve babası gibi bakım verenlerin yanlı aktarımlarının tedaviye olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaktadır. Gündüz kliniklerinde ebeveynlerle yapılan görüşmeler de ayaktan tedaviye oranla daha sık ve yoğundur. Bu da aile yapısının daha iyi anlaşılabilmesine olanak sağlamasının yanı sıra, tedaviye anne ve babayı da dahil etmek açısından yararlıdır.

    Gündüz kliniği ayaktan tedaviye oranla hastaların daha yoğun gözlemlenebilmesi ve özellikle tanı karmaşası yaşanan olguların kısa sürede ayrıntılı değerlendirilip bir an önce tedaviye başlanması açısından önemli bir üstünlük sunmaktadır.

    Ayaktan tedavi koşullarında farmakolojik ajanların ya da psikoterapötik yaklaşımların hastalar üzerindeki etkinlik ve yan etkileri her zaman anne ve baba gibi bakım verenlerin gözlemleri doğrultusunda değerlendirmeye alınmaktadır. Oysa gündüz kliniklerinde farmakolojik ajanların ya da psikoterapötik yaklaşımların etkinlik ve yan etkileri günlük olarak tedavi ekibi tarafından doğrudan izlenebilinmektedir.

    Ruhsal bozukluğu olan hastalar için gündüz klinikleri yataklı birimler ile ayaktan tedavi arasında önemli bir bağ kurmaktadır.6,7 Yataklı servislerde tedavi edilmiş olan hastaların günlük yaşantılarına geçiş öncesi gündüz kliniğinde bir süre takip edilerek, geçişin ani olmaması sağlanmakta ve geçişi kolaylaştırmak için gündüz kliniklerinden yararlanılmaktadır.

    Günümüzde “damgalanma” psikiyatrik tedavide hala önemli bir konu olduğundan yataklı servisteki tedaviye oranla gündüz kliniği yaklaşımıyla çocuk ve gençlere yönelik önyargının azaltılması sağlanmaktadır.7 Bunun yanında yatan hastalarda görülebilecek gerileme de gündüz kliniklerinde daha az olmaktadır.7

    Çocuk ve ergenler için bir gündüz kliniğinin işleyiş şeması

    Gündüz kliniklerinin tedavi ekibinde hekim, öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, pedagog, ergoterapist (meşguliyet terapisti), hareket terapisti, fizyoterapist, hasta bakıcı, konuşma terapistinin olması önerilmektedir.8 Mundt ve arkadaşları (2002) kendi gündüz kliniklerinde 4 hastaya 1 terapistin düştüğünü, genelde ise bu rakamın 7.5:1 olduğunu bildirmişlerdir.6

    Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim dalı içinde hizmet veren gündüz kliniğimizin kadrosunu 1 rekreasyon uzmanı, 1 sınıf öğretmeni, 1 araştırma görevlisi, 2 uzman hekim oluşturmaktadır ve 6 hastaya 1 terapist düşmektedir.

    Tablo 1'de gündüz kliniğimizinhaftalık planı görülmektedir. Hastalarımızın kahvaltı yapmadan erken saatte gündüz kliniğine gelmeleri uygun görülmediği için evde kahvaltılarını yapmaları istenmektedir. Konuşma ve okuma etkinliği etüt saatlerinde uygulanmaktadır. Haftalık planımıza, hastaların bir süre kendi başlarına kalabilmeleri, düşünüp duygularını fark edebilmeleri, tedaviyi ve yaşadıklarını sindirebilmeleri açısından “sessiz zaman” etkinliği önemli görülüp haftalık plana yerleştirilmiştir.

    Psikiyatri servislerinde yatan hastaya uygulanan çok yönlü tedavi gün boyunca gündüz kliniklerinde de uygulanmaktadır. Hastalar bir yandan spor aktiviteleri, el işleri, mutfak uygulamaları, oyun, grup etkinlikleri gibi etkinliklere katılırken diğer yandan tedavi ekibi tarafından ruhsal tedavileri düzenlenmektedir. Kliniğimizde de bilişsel davranışçı terapi, psikoeğitim, meşguliyet terapisi, ortam terapisi (mileu terapi), farmakoterapi gibi terapi yöntemleri uygulanmaktadır.

    Her bir hastanın gündüz kliniğine başladıktan hemen sonra okullarındaki sınıf öğretmeni, gerekli durumlarda da diğer öğretmenleriyle görüşülmektedir. Öğretmenlerden, hastaların sınıf içinde ve dışındaki davranış ve tutumları ile ilgili bilginin yanı sıra akademik başarı ve becerileri ile ilgili aktarılan gözlemler de önemsenmektedir. Edinilen bilgiler ışığında gündüz kliniğinde çalışan sınıf öğretmeni tarafından hastaya verilen akademik eğitim ve tedavi şekillendirilmektedir.

    Artık “günün etkinliklerinin düzenlenmesi” kendi başına bir terapi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yataklı birimlerde olduğu gibi gündüz kliniklerinde de günün biçimlendirilmesi vazgeçilmez bir tedavi aracıdır.2 Gündüz kliniğimizde de her hafta ve gün tedavi ekibi ve hastalar ile birlikte önceden planlanmaktadır.

    Yine haftada iki kez hastalarla vizit yapılmaktadır. Bu vizitlerde tedavi ekibi ile hasta bir araya gelmekte ve hastaya verilen ödevler, hastanın yaşadığı zorluklar, kazanması planlanan beceriler, kullandığı ilacın etki ve yan etkileri konuşulmaktadır. Her gün hasta ile bir önceki gün ne yaptığı, çatışmaları, zorlukları, duyguları ve bir sonraki gün yapmayı planladıkları paylaşılmaktadır. Öğle yemekleri tedavi ekibi ile birlikte, rahat bir ortam içinde, hastaların sosyal yaşantıları ve günlük hayatlarındaki deneyimleri ile ilgili konular konuşularak yenmektedir.

    Hastalar ile her gün bireysel görüşme yapılmaktadır. Bireysel görüşmelerde ya da vizitlerde hastalarla tedavide öğrenilenleri günlük yaşama aktarma konusunda destek olunmakta ve hastaların zaman zaman terapist eşliğinde uygulama yapmaları de sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, tedavi ile meydana gelen değişikliklere uyumu artırmaya yönelik alıştırmalar yapılmaktadır. Görüşmelerde verilen ödevler bir sonraki gün hasta ile konuşulmaktadır. Ödevi yaparken hangi alanlarda zorluk çektiği, ödevin sağladığı kazançlar hasta ile tartışılmaktadır. Hastalar haftanın başında haftayı planlayıp etkinlik ve görevleri tedavi ekibi ile birlikte belirlemektedirler.

    Hastaların aileleri ile haftada bir kez görüşülmektedir. Bu görüşmelerde aile ayrıntılı bir biçimde ele alınmaktadır. Gerekli görülen durumda bakım verenlerin erişkin psikiyatrisinden yardım almaları önerilip tedavi konusunda yardımcı olunmaktadır.

    Gündüz kliniğimizde hastaların odalarına geri çekilmesini engellemek için dinlenme odaları bulunmamaktadır. Bireysel görüşmeler dışında hastalar sürekli bir arada ve etkileşim halindedirler. Birbirlerine model olup, birbirlerini desteklemeleri beklenmektedir. Gündüz kliniğinde hastaların grup içerisinde bulunmaları, sosyal izolasyonu azaltıp diğer hastalarla ve tedavi ekibiyle etkileşimi artırmaktadır.

    Gündüz kliniğinde hastalarımızın yaşadıkları çevre içerisinde, gündelik yaşamlarına spor ya da sanatsal bir etkinlik ilave etmelerine önem verilmektedir. Bu etkinliklere katılımda zorluk yaşayan hasta ya da ailelerine etkinliğin adresini bulma ve sorumlu kişi ile bağlantı kurma gibi konularda yardım sağlanmaktadır.

    Tedavi ekibinin eğitim ayağını üstlenen öğretmenlere kötüleşme ya da kriz durumlarında ne yapacaklarını bilmeleri için hastanın belirti ve tanısıyla ilgili bilgi verilmektedir. Her akşam tedavi ekibi bir araya gelip hastalar ile ilgili gözlemlerini paylaşmaktadır. Haftanın son gününde ise tedavi ekibi yeniden toplanıp dosya viziti yapmaktadır. Dosya vizitinde hastalarla ilgili bilgiler daha ayrıntılı gözden geçirilmekte ve bir sonraki hafta için tedavi planı hazırlanmaktadır.

    Yıkıcı davranış bozuklukları, yaygın gelişimsel bozukluk ya da duygudurum bozuklukları gibi birçok farklı ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar gündüz kliniğimizde bir arada tedavi edilmektedirler. Gündüz kliniklerinde tedavi edilmesi uygun olmayan hastalar yoğun bakım gereksinimi olan ağır anoreksia nervoza hastaları, özkıyım düşüncesi olan hastalar, psikotik hastalar (epizod süresince), saldırgan davranışları ya da madde bağımlılığı olan hastalardır.6,7 Bu tanıları alan ya da bu tür belirtileri olan hastalar gündüz kliniğinde tedaviye alınmayıp uygun merkezlere yönlendirilmektedirler.

    Kocaeli ili ve çevresinde çalışan çocuk ve ergen psikiyatristleri tarafından da gündüz kliniğimize hasta gönderilebilmektedir. Mundt ve arkadaşları gündüz kliniğine gelen hastaların %7,5'inin kendi yataklı birimlerinden, %12,5'inin diğer hastanelerin yataklı birimlerinden geldiğini, gündüz kliniğinde izledikleri hastaların büyük çoğunluğunun da ayaktan tedaviden yönlendirilen hastalar olduğunu bildirmişlerdir.6 Gündüz kliniğimizde izlenen hastaların çoğu bölümümüzde ayaktan tedavi edilirken yönlendirilmişlerdir. Özellikle uzun süre ayaktan tedavi ile izlenmiş ancak belirtilerinde bir düzelme olmamış ya da yoğun tedaviye gereksinimi olan hastalar gündüz kliniğimize kabul edilmektedirler.

    Gündüz kliniğinin gider özellikleri

    Gündüz kliniklerinde izlenen hasta sayısı birçok merkezde 10-12 kişi arasındadır.6,9 Gündüz kliniğimizdeki hasta grubunu oluşturan hasta sayısı 5-7 kişi arasında değişmektedir. Alanında uzmanlaşmış personel sayımızın kısıtlı olması diğer gündüz kliniklerindeki hasta sayısından daha az bir gruba hizmet vermemize yol açmaktadır. Gündüz kliniğimize hasta kabul edilirken gündüz kliniğimizdeki diğer hastaların tanıları ve sorunları göz önüne alınmaktadır. Örneğin gündüz kliniğinde davranım bozukluğu olan bir hasta izlenmekte ise davranım bozukluğu olan bir başka hastanın alınmaması ya da yaygın gelişimsel bozukluğu olan bir hasta varsa farklı gruptan başka bir hasta alınması tercih edilmektedir. Grubun heterojen olmasının, hastaların güçlü yanlarının birbirleri tarafından örnek alınmasını sağladığı ve etkileşimi arttırdığı görülmüştür.

    Mundt ve arkadaşları gündüz kliniklerindeki hasta başına düşen günlük tedavi maliyetinin ayaktan ve yataklı tedaviye oranla daha düşük ve ortalama 383.53 DM (414.21 TL) olduğunu bildirmişlerdir.6 Gündüz kliniğimizde ise Sosyal Güvenlik Kurumu hasta başına 10 günde bir yalnızca 36 TL ödemektedir. Bu bilgi ışığında çok ucuz bir hizmet sağladığımız söylenebilir.

    Sonuç

    Gündüz kliniğinde izlenen çocuk ve ergenler ailelerinden ve alışık oldukları çevrelerinden tümden ayrılmadan tedavi edilmektedirler. Bu durum hasta tedavi edilip kendi yaşantısına döndükten sonra da iyilik halinin sürmesini sağlamaktadır.

    Batılı ülkelerde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında gündüz kliniği uygulamaları uzun yıllardan beri kullanılmakta olmasına rağmen ülkemiz için yeni bir kavramdır. Ayaktan tedavinin yetersiz kaldığı hastalarda gündüz kliniğinin etkili bir tedavi yöntemi olduğu, çocuk ve ergen psikiyatrisinde kullanımının yaygınlaştırılması gerektiği söylenebilir.

    Ülkemizde bu kavramın yeni olmasından dolayı finansal destek, uzmanlaşmış personel azlığı gibi bazı zorluklar yaşanmaktadır. Ancak tüm bu zorluklara rağmen çocuk ve ergen ruh sağlığı alanındaki yararları göz önüne alındığında gündüz kliniği uygulamasının sürmesi ve desteklenmesi gereken bir tedavi yöntemi olduğu düşünülmektedir.

    Kaynaklar

    1. Deutscher bundestag (Hrsg.): Bericht über die Lage der Psychiatrie in der Bundesrepublik Deutschland-Zur psychiatrischen und psychotherapeutisch/psychosomstischen Versorgung der Bevölkerung (Psychiatrie-Enquete). Drucksache7/4200;7/4201, S. 222, zitiert nach: Veltin, A.(ohne Vornamen): Leitfaden zur tagesklinischen Behandlung. Schriftenreihe des Bundesministeriums für Jugend, Familie, Frauen und Gesundheit, Band 189. Stuttgart 1986; 36.

    2. Asmus Finzen. Eine kurze Geschichte der Psychiatrischen Tagesklinik Edition das Narrenschiff 1. Auflage, Bonn, 2003.

    3. Güney M. Psikiyatrik rehabilitasyonda gündüz hastanesinin yeri: Ankara Üniversitesi deneyimi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2008; 9(ek sayı. 1):1-8.

    4. Yıldız M. Psikiyatrik rehabilitasyon yönelimli gündüz hastanesi uygulaması: Kocaeli Üniversitesi deneyimi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2008; 9(ek sayı. 1):9-13.

    5. Yazıcı A, Coşkun S. Bakırköy RSHH gündüz hastanesi ve rehabilitasyon merkezi hasta profili ve çalışma programı. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2008; 9(ek sayı. 1):14-20.

    6. Mundt A, Hand I, Rufer M. Die spezifische verhaltenstherapie- tagesklinik. Nervenarzt 2002; 73:1082-1087.

    7. Hempfling FH. Zur historischen entwicklung und gegenwaertigen situation der tagesklinik als eines psychotherapeutischen behandlungsmodells. Die vierzigstundenwoche für patienten içinde, Heigel-Evers A, Henneberg-Mönch, Odağ C, Standke G (ed) Verlag für medizinische psychologie, Göttingen 1986; 21-29.

    8. Kunze, Heinrich und Ludwig Kaltenbach (Hrsg.): Psychiatrie-Personalverordnung – Textausgabe mit Materialien und erläuterungen für die Praxis. 3. erweiterte Auflage, Stuttgart 1996; 7.

    9. Berger E, Steinberger K, Huber N Jugendpsychiatrische Tagesklinik-Aufbau und Erfahrungen. Neuropsychiatrie 2006; 20:127-130.

    Tablo 1: Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen PsikiyatrisiGündüz Kliniği haftalık planı:

    Saat

    Pazartesi

    Salı

    Çarşamba

    Perşembe

    Cuma

    9.00-9.55

    Vizit- ilaç alımı/ bireysel ve toplu etkinlikler

    İlaç alımı/ bireysel ve toplu etkinlikler

    İlaç alımı/ bireysel ve toplu etkinlikler

    İlaç alımı/ bireysel ve toplu etkinlikler

    Vizit- ilaç alımı/ bireysel ve toplu etkinlikler

    10.00-10.55

    Sessiz zaman

    Sessiz zaman

    Sessiz zaman

    Sessiz zaman

    Sessiz zaman

    11.00-11.45

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    12.10-12.45

    Öğle yemeği

    13.00-13.20

    Haber saati

    Haber saati

    Haber saati

    Haber saati

    Ekip toplantısı

    13.30-14.00

    İzinli çıkış

    İzinli çıkış

    İzinli çıkış

    İzinli çıkış

    14.00-15.00

    Etüt

    Etüt

    Etüt

    Etüt

    15.00-15.55

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    Bireysel ve toplu etkinlikler

    15.55-16.00

    Toplanma ve veda

    Bireysel ve toplu etkinlikler: Takı etkinliği, spor, mutfak etkinliği, ahşap boyama, resim ve masa oyunları gibi çeşitli etkinlikler.

  • “Hiç Psikoloğa Gitmedim, Merak Ettiklerim ve Aklımda Bazı Sorular Var”

    “Hiç Psikoloğa Gitmedim, Merak Ettiklerim ve Aklımda Bazı Sorular Var”

    Daha öncesinde psikoterapi sürecini deneyimlememişseniz, destek almak için kendinize uygun uzmanı seçme aşamasında merak ettikleriniz ve aklınıza takılan sorular olabilir. Yardımcı olmak adına kısa kısa bilgilendirmede bulunmaya çalıştım.

    Ne Zaman Psikologtan Destek Almalıyım?

    · ruhsal durumunuz sizi rahatsız ettiğinde;
    · sosyal, iş ya da aile hayatınızın akışında tıkanmalar olduğunda;
    · kolaylıkla yapılabildiğiniz işleri dahi yapmakta zorlandığınızda,
    · hayattan eskisi gibi zevk alamadığınızda
    destek almanız faydalı olacaktır.

    Psikoterapi aynı zamanda bir kendini tanıma ve değiştirme sürecidir. Bu yüzden terapi için bir ruhsal rahatsızlığınızın olması gerekmez. Bireysel gelişim ve değişiminize katkı sağlamak veya koruyucu amaçlı psikoterapi desteği alabilirsiniz.

    Destek alma kararını vermeden önce, yapılacak olan tedavi ve yöntemlerden haberdar olmak, hangi sağlık çalışanının ne görevi olduğu konusunda fikir sahibi olmak sorun alanınızı tanımlamanızda ve kendinize uygun tedaviyi bulmanızda size yardımcı olacaktır.

    Kimlerden Destek Alınabilir?

    Psikiyatrsit, psikolog, klinik psikolog ve psikoterapist psikoterapi hizmeti verebilir.

    Psikiyatrist Kimdir?

    Psikiyatrlar, tıp fakültelerinden mezun olup, Psikiyatri ihtisasını tamamlamış tıp doktorlarıdr. Psikiyatrlar, duygu, düşünce, davranış ve zihinsel süreçlerle ilgili hastalıkların tanısını (birincil tanı, ayırıcı tanı, eş tanı) tıbbi bir yaklaşımla ele alarak değerlendirir ve gerekli tedavi planını yapar. Bu tedavi planını yaparken, ilaç, EKG gibi yöntemleri kullanabilir ve gerektiğinde psikometrik test uygulaması, hastaneye yatış (hospitalizasyon), konsültasyon gibi gerekli yönlendirmeleri uygular. Psikoterapi eğitimi almış olan psikiyatrlar psikoterapi de yapabilirler.

    Psikolog Kimdir?

    Psikologlar, duygu, düşünce, davranış ve bilişsel süreçleri sistematik olarak inceleyen, bu alanlarda gözlem ve değerlendirmeler yapan, üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültesi, Psikoloji bölümlerinden 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış kişilerdir. Psikoloji biliminin pek çok alt alanı vardır. Bu alanların herhangi birinden yüksek lisans (uzmanlık) eğitimini tamamlamış kişilere “Uzman Psikolog” ünvanı verilir.

    Psikoterapist Kimdir?

    Psikoterapistler, psikoterapi eğitimini tamamlamış ruh sağlığı uzmanlarıdır. Psikoterapist, danışanın şikayetine göre gerekli tanısal yöntemleri kullanır (psikometrik testler, klinik tanı kriterleri vs). Bunun için gerekli yönlendirmeleri yapar ve uygun psikoterapötik yaklaşımı belirler ve sunar.

    Psikoterapi Nedir?

    Psikoterapi en genel anlamıyla duygusal, zihinsel ya da davranışsal bozuklukları ortadan kaldırmayı ya da azaltmayı hedefleyen tüm tekniklere ve yöntemlere verilen addır.

    Kökeni Yunanca’dan gelen psikoterapi kelimesi, psycho (akıl, ruh) ve therapy (tedavi, sağaltım) kelimelerinin bileşiminden türetilmiştir. Psikoterapinin hedef kitlesi sadece psikopatolojisi olan yetişkin bireyler değildir; çocuklar, ergenler, aileler, çiftler ve çeşitli gruplar da bu hizmetten yararlanabilir.
     

    Psikoterapi, sadece ruh ve akıl sağlığı ile ilgili bozuklukları tedavi etmeyi amaçlamaz; aynı zamanda iş, aile, okul gibi çeşitli alanlardaki yaşam güçlüklerini çözümlemeyi, psikolojik uyumu arttırmayı ve kişisel gelişime yardımcı olmayı da hedefler. Bunu yaparken de, çeşitli yöntem ve ekollerden yararlanır.

    Psikoterapi Seansı Nedir?

    Terapiyi etkileyen başka faktörler olmadıkça, terapist ve hasta işbirliği içinde terapinin sürecine birlikte karar verir. Bir seans, genellikle 50 dakika sürmektedir. Genellikle terapistiniz, ilk ya da ikinci seanstan sonra, sizin ilk seansta belirlediğiniz hedeflere ulaşmanızın ne kadar süreceği hakkında aşağı yukarı bir fikir edinir. Bazı danışanlar 6-8 seans gibi kısa bir süre için terapide kalır. Terapisi nispeten daha uzun süren problemlere sahip olan diğer danışanlar aylarca terapide kalabilir.
    İlk başta, danışanlar kriz döneminde olmadıkça haftada bir kere görülür. Bundan sonra, danışan ve terapist her iki haftada bir, sonra da her üç haftada bir terapiyi denemeye karar verirler. Seans aralarını yavaşça uzatmak, terapideyken öğrendiğiniz becerileri uygulamanıza yardımcı olur. Destekçi seanslar, terapi sona erdikten sonra 3, 6 ve 12 ayda bir tavsiye edilir.

    Tipik Bilişsel Davranışçı Terapi Seansı Sırasında Ne Olur?

    Terapi seansınız başlamadan önce, terapistiniz ruh durumunuzu değerlendirmek için sizden belirli formlar doldurmanızı isteyebilir. Depresyon, Kaygı ve Ümitsizlik Envanterleri, size ve terapistinize ilerlemenizi değerlendirmek için objektif bir yön vermeye yardımcı olur. Terapide terapistin yapacağı ilk şeylerden bir tanesi, bu hafta diğer haftalara göre nasıl hissettiğinizi saptamaktır.
     

    Terapist, size seans için konuşmak isteyeceğiniz meseleleri, bir önceki seansta olan önemli konuları ve gelecek haftada olabilecek temaları sorar. Sonra, terapist bir önceki seans sırasında konuşulanlardan size hangilerinin önemli göründüğünü, hafta boyunca yapabileceğiniz uygulamaları ve terapide değiştirmek istediğiniz bir şey olup olmadığını sorarak bir önceki terapi seansı ile bu haftadaki terapi seansı arasında bir bağlantı kurar.

    Seans sırasında, gündeme koyduğunuz problem ya da problemlere odaklanılır. Terapistiniz hem problemleri çözmeye yönelik teknikleri uygular hem de terapistinizle birlikte söz konusu meseledeki durumdaki inançlarınızın ve düşüncelerinizin doğruluğu değerlendirilir. Ayrıca yeni beceriler öğrenilir. Siz ve terapistiniz, seansın önemli noktalarını özetlersiniz ve sonunda terapistiniz sizden geri bildirim alır. Hem terapist hem de hasta oldukça aktiftir.

  • Otizmde tedavi seçenekleri

    1) Otizm tedavi edilebilen bir hastalık mıdır ya da otizmin tedavisinden söz edildiğinde ne anlaşılmalıdır?

    Otizmin nedeni tam olarak bilinmediği için, hastalığı şifa ile sonuçlandırabilecek, yani yaşıtları ile aynı düzeye gelmesini sağlayacak çok keskin ve geçerli tedavi yöntemleri yoktur.

    Ancak otistiklere özgü nörolojik, bilişsel (zihinsel) ve davranışla ilgili pek çok problem görülebilir ve bu sorunlar da hem çocuğun, hem de ailesinin yaşam kalitesini bozar.

    Nörolojik açıdan birtakım denge sorunları, zihinsel yetersizlik, konuşmanın gecikmesi veya uygunsuz olması gibi problemler gözlenebilir. Bilişsel açıdan; dışa kapalı olmaları nedeni ile öğrenmeye de kapalıdırlar, kendi gereksinimlerini dahi dile getiremeyecek derecede çevreye ilgisizdirler. Aileyi en fazla yoran ise davranış sorunlarıdır. Otistik çocuklarda aşırı hareketlilik, el çırpma, kendi etrafında dönme vb gibi anlamsız ve tekrarlayıcı davranışlar, uykusuzluk, anlaşılması güç öfkeler, yersiz çığlıklar vs ortaya çıkabilir. Otizmin temel özellikleri her çocukta aynı ise de; bu özellikler dışında, her çocukta çok farklı problemlerle karşılaşılır.

    Sonuçta, otizmin tedavisinden söz edildiğinde; çocuğun çevresi ile iletişimini, kendi temel gereksinimlerini karşılayabilecek derecede güçlendirmek, belli başlı davranış problemlerini çözmek, çocuğun uyku ve beslenme düzenini normalleştirmek gibi unsurlar anlaşılmalıdır.

    2) Otistik Bozukluk için ne tür tedavi yöntemleri denenmektedir ve bu tedavilerin hastalara sağladığı yararlar nelerdir?

    Elli yıl boyunca yüzün üzerinde tedavi yöntemi denenmiş ve hala da denenmektedir. Bu yöntemleri; en sık kullanılanlardan itibaren genel başlıklar halinde sıralayacak olursak:

    – Otizmin tedavisinde en sık başvurulan tedavi grubu standart özel eğitim tedavileridir ve otistik çocukların yaklaşık % 70’inde uygulanır. Çocuğun bilişsel işlevlerini ve iletişimini güçlendirmeye yönelik kombine eğitim modülleri, sosyal beceri eğitimi, görsel materyaller, davranış eğitimi teknikleri gibi özel eğitim yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Bu yöntemler; otistik çocuğun, zihinsel potansiyelini olabildiğince ortaya çıkarmaya ve çevresiyle iletişimini güçlendirmeye yönelik tedavilerdir. Otistiklere en fazla uygulanan tedavi konuşma terapisidir. Müzikterapi de standart özel eğitim tekniklerindendir.

    – En sık uygulanan ikinci grup farmakolojik tedavileridir ve otistik çocukların yarısında ilaç kullanılmaktadır. Otizmde karşılaşılan davranış problemlerinin üstesinden gelmek, çocuğun zihinsel işlevlerini desteklemek amacı ile bugüne kadar onlarca ilaç kullanılmıştır ve her birinin otizmdeki birtakım sorunlara sınırlı derecede yararı olmuştur. Uyku probleminde melatonin, havalelerde epilepsi ilaçları, davranış problemlerinin türüne bağlı olarak bilinen psikiyatrik ilaçların tamamına yakını, barsak florasına yönelik olarak bazı antibiyotikler, sindirimi düzenleyici olarak bazı enzimler, sekretin, esansiyel yağ asitleri ve probiotikler, dimetilglisin, kombine vitamin tedavisi, ayrıca tek başına C, A ve B6 vitaminleri, L-glutamin, magnezyum desteği, bağışıklık sisteminin otizmde etkilendiği düşüncesi ile immünglobülin ve daha birçok farmakolojik ajan bugüne kadar kullanılmıştır ve kullanılmaktadır.

    – Otistik çocukların ortalama dörtte birinde özel diyetler anne babalar tarafından denenmektedir. Gluten ve kazeinden oluşan çeşitli maddelerin otizme kaynaklık edebileceği yönündeki hipotez oldukça rağbet görmüş ve gluten ya da kazein içermeyen diyetler ebeveynler tarafından uygulanagelmiştir. Yine aynı şekilde Feingold diyeti, mayasız gıda içermeyen diyetler de özel diyet örnekleridir.

    – Otistik çocuklarda birtakım fizyolojik değişimler yaratmaya yönelik ve bir kısmı da aracı cihazlarla uygulanan terapi teknikleri de geliştirilmiştir ve etkinlikleri tam olarak kanıtlanmamış ise de sıkça kullanılmaktadır. Bu yöntemler içinde en yaygın kullanılanı sinir geribildirim (neurobiyofeedback) tedavisidir. Beyin dalgalarını simgeleyen birtakım video oyunları ile, ekran karşısında çocuğun kendi beyin dalgalarını yönlendirebilme ve bu yolla bazı problemlerini hafifletmeye yönelik bir tedavi şeklidir. Otistik çocuklarda; duyusal iletişimi geliştirmeye yönelik duyusal entegrasyon (sensorial integration), işitsel ve görsel entegrasyon teknikleri bazı merkezlerde uygulanmaktadır. Günlük işlevsel becerileri yönlendirici rehberlik eğitimi, beden egzersizlerine dayanan ve yoga kaynaklı entegre hareket terapisi, otistik çocuğun duyularına tepki veren bir ortamda etkileşime bırakıldığı hegzagonal çerçeve, duyusal uyarım yoluyla ilgili duyusal beyin alanlarını uyarmayı, dolayısıyla çocuğun duyusal zorluklarını bilinç dışı dönüştürmeyi amaçlayan Bolles sensorial öğrenme metodu, sayfa ve kelimeler arasındaki kontrastı değiştirmeye yönelik renkli filtreler (Irlen lensleri), bilgi işleme hızını arttırmaya yönelik interaktif metronom tedavisi, vücut işlevlerinin doğal bir ritm içinde olduğunu ve otistiklerde bu ritmin değiştiği düşüncesinden yola çıkan ritmik dönüştürme tedavisi gibi örnekler çeşitli fizyolojik terapi modülleridir.

    – Otistik çocuğu; özel eğitim ve bakım sürecinde uygulanan ilişki odaklı ya da iletişim odaklı terapi teknikleri de vardır; anne sütü verme süresini uzatma, yumuşak dokunuşlar, ebeveynle yakın teması destekleyici kucaklama teknikleri, doğal iletişime fırsat yaratmaya yönelik düz zeminde iletişim saati, düzenli ortak aktivitelerde bulunmak gibi teknikler belli başlı örneklerdir ve otistik çocukların yaklaşık yüzde yirmisinde özel eğitim sürecinde denenmektedir.

    – Bu sayılanlar dışında; ailenin olanakları ve terapistin yetenekleri ölçüsünde ve değişik sıklıkta o kadar çok terapi yöntemi denenmiştir ki; Azrin 24 saatlik tuvalet eğitimi, hiperbarik oksijen terapisi, akupunktur, dans terapisi, yunusla terapi, kafa kemiklerine masaj yoluyla beyin omurilik sıvısının dolaşımını etkilemek, vagus siniri uyarımı, homeopati yöntemleri, aromaterapi, vücutta biriken çeşitli maddelerin otistik belirtilere yol açabileceği ve otistik çocuğun bedeninin bu maddelerden arındırmaya yönelik şelasyon tedavileri nisbeten düşük oranlarda denenen ve etkinlikleri sınırlı yöntemlerdir.

    3) Bu kadar çok tedavi yöntemi ortaya çıkmasının nedeni nedir? Aileler, hangi tedavi yöntemini hangi kritere göre seçiyorlar?

    Otizm; elli yıl önce tanımlanmış bir klinik tablodur. O günden bugüne; bütün dünyada aileler tarafından yüzün üzerinde tedavi yöntemi denenmiştir, hala da denenmektedir.

    1) Hastalığın nedenine ilişkin zaman zaman öne sürülen bazı teorileri merkez alan bazı tedavi yöntemleri denenmiş ve sınırlı yararı olsa da anne babalar tarafından, bir umut ışığı olarak görülmüştür. Kesin tedavinin olmadığı bir hastalık olduğu için; anne babalar, çocuk için yararlı olabileceğini düşündükleri tedavi yöntemlerine, yararına inandıkları sürece başvurmaktadırlar.

    2) Otizmin şiddeti ve klinik zorluklar çocuktan çocuğa değişir. Asperger Bozukluğu’nda, yüksek işlevli (ya da hafif) otistiklerde zeka düzeyi normal ve normale yakın olduğu için daha konservatif tedaviler yeterli olurken, ileri düzeyde bozulmanın olduğu otistiklerde bazen birden fazla tedavi aynı anda uygulanmaktadır.

    3) Otizmde problemler çok fazla olduğu ve çocuktan çocuğa değiştiği için; çocuk için en uygun olanı çok yönlü bir tedavi yaklaşımıdır, bu da birkaç tedavinin aynı anda veya farklı zamanlarda uygulanmasını gerektirmektedir.

    4) En uygun tedavi nasıl seçilmelidir?

    Otistik çocuğun tedavisinin nasıl yürütüleceğini, öncelikle çocuğun kendi gereksinimleri belirler. Otistik olduğundan kuşkulanılan bir çocuk öncelikle bir çocuk psikiyatr muayenesinden geçmeli; gelişim düzeyi eksiksiz ortaya konulmalı, çocuğun problemleri ve ailenin zorlukları detaylı saptandıktan sonra çok yönlü ve uzun soluklu bir tedavi programı ortaya konulmalıdır. Anne babalar bilsinler ki, otizmin tedavisi sabır gerektiren uzun bir süreçtir ve tıbbın bugünkü olanakları çerçevesinde, tedavinin amacı, otistik çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini olabildiğince arttırmaktır.

  • Çocuk ve Oyun

    Çocuk ve Oyun

    Çocuğun iç dünyasında oyun bir “uğraş”tır ve bir çocuktan beklediğimiz oyun oynamasıdır. Her oyunun kendisine özgü bir nedeni ve özelliği vardır.Dolayısıyla oyun, çocuğun duygusal sorunlarını çözmede, sosyal becerilerinde,motor gelişimi ve karakter özelliklerini oluşturmasında desteklenmesini sağlar.

    Oyun Terapisi Nedir?

    Terapistlerin terapötik araç olarak kullandığı psikoterapi temelli OyunTerapisi, çocuğun içsel duygularını deneyimlemesini kolaylaştırmada,kendi dünya görüşünü ifade etmesini sağlamada ve sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yararlandıkları bir yöntemdir.Bu çalışma sırasında çocuğun kullandığı oyuncaklarla birlikte bu oyuncaklarla oynama şekilleri de çok önemli olup eğitimli bir terapist bunu gözlemler ve yorumlar.

    Neden Oyun Terapisi?

    Yetişkinler sorunlarını sözel olarak ifade ederlerken çocuklarda bunu oyunla ve oyuncaklarla anlatırlar.Böylece davranışlarını tetikleyen duygularını yenideninşa ederler.(Öfke,korku,üzüntü vb.) Terapi sırasında yaşadığı olayları tekraroluşturarak yeniden tecrübe etme fırsatı bulurlar ve hayatlarına yansıtırlar.Kendilerini rahatlıkla ifade edebilmeyi ve sosyal ilişkilerini güçlendirmeyiöğrenirler. Böylece oyunla sorunlarını çözebilir hale gelerek güçlenirler ve iyileşme gerçekleşir.Terapist de bu süreçte çocuğu sınırlamadan ona eşlik eder vesürecin bir parçası olur.Terapistle kurulan ilişkiyse çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar.

    Oyunterapisinde ailenin de katkısı önemli olduğundan terapistle görüşmelerdüzenli bir şekilde gerçekleşir.Bu görüşmelerde terapi dışında da ailelerinuygulayabileceği önerilerde bulunulur.Sonuçta; aile ve çocuk bir bütüncül birdeğerlendirilmeyle ele alınır.

    Oyun Terapisi’nin Süresi…

    Çocuğun gelişimsel dönemle içinde yaşadığı psikolojik sorunun/sorunlarınne zaman gerçekleştiği ve yoğunluğu sonucunda haftada bir veya iki seansşeklinde oyun terapisine başlanabilir.Terapinin devamlılığı çok önemlidir.

    Ne zaman Oyun Terapisi’ne ihtiyaç duyulur?

    Yetişkinlerinde yaşamında zor süreçler olabildiği gibi çocuklar içinde böylezamanlar vardır.Boşanma,sevilen kişinin kaybı,taşınma vs.Bazı çocuklar budurumlarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar.Terapistin de aile ve çocuklayapacağı değerlendirme sonrasında Oyun Terapisi’ne başlanılır.

    §  Endişe,üzüntü,korku,öfke gibi duyguların yoğun yaşandığı durumlarda,

    §  Zarar verici davranışlarda bulunduğunda (kendisine ve/veya çevresineyönelik) ve şiddete maruz kalındığında,

    §  Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nda,

    §  Dikkat Eksikliği ve HiperaktiviteBozukluğu’nda,

    §  Ebeveynden ayrılmaya karşı aşırı tepki vermede,

    §  İstismar,

    §  Aşırı utangaçlık ve hareketsizlik,

    §  Korku, kaygı ve fobilerin olduğu durumlarda,

    §  Dil ve Konuşma güçlüğü olan çocuklara,

    §  Özgüven Eksikliği,

    §  Boşanma sonrası uyum sorunlarında,

    §  Depresyon,

    §  Kardeş kıskançlığı,

    §  Değişimlere uyum sağlamada güçlük yaşanması vb. psikolojik sorunların çözümünde ve 3-11 yaş arasındaki çocuklara Oyun Terapisi yapılmaktadır.

  • Psikolog Psikiyatr Ayrımı

    Psikolog Psikiyatr Ayrımı

    Kafaların fazlası ile karıştığı bir konu; çokça kez duyuyorum ki psikolog ne iş, psikiyatrist ne iş yapıyor? Kime başvurmak gerekiyor; terapi alınca ne olacak ki ilaç değil mi asıl çözüm gibi. Bununla ilgili ayrıntılı şekilde ele almak gerektiğini düşünüyorum.

    Psikiyatrist; tıp fakültesi üzerine 4 sene psikiyatri ihtisası yapan, ilaç yazma yetkisi bulunan doktordur. Tanı ve teşhis koyabilmektedir. Hastane yatışı gereken; ağır patolojisi olan hastalarla ilgilenir. Kendilerinden destek alan kişiler ”hasta” olarak tanımlanmaktadır.

    Klinik psikolog; 4 yıllık hazırlıkla birlikte 5 yıllık psikoloji lisansı okuyup, sonrasında iki sene klinik psikoloji üzerine master/yüksek lisans yapan ve bunun yanı sıra bir kaç tane daha master düzeyinde terapi eğitimleri alan ve eğitim süreçlerinin hiçbir zaman için bitmeyeceği; terapistlerdir. Psikoterapi uygularlar ve terapisti oldukları kişiye ”danışan” denir.

    Psikolog ve Psikiyatristin Uygulama Farklılıkları Nelerdir?

    Bu ikisi ruh sağlığı çalışanları olsa da hem bağlantılıdır, hem de net çizgilerle ayırmak gerekir. Psikiyatrisler duygusal ve davranışsal sorunların fiziksel kökenli olduğundan yola çıkarken; psikologlar sıkıntı, zorluk, işlevsel olmayan düşünce nedenlerini arayarak kökenin psikolojik olduğu kanısındadırlar. Bu nedenle psikiyatristler ilaçla tedavi yolunda ilerlerken yani tedavi için hangi ilacın uygun olduğunu tespit etmeye çalışırken; psikologlar da kişi için uygun terapi yöntemini bulurlar ve kişinin baş etmesi adına; çalışmalar uygularlar. Ancak unutulmamalıdır ki ilaç çözüm olmamaktadır. Çünkü ilaç kişinin kaygısını bastırmasını sağlayabilir belki; ancak terapi ile kişi kendisinde kaygı yaratan durumları keşfeder ve bununla baş etmek ve çözüm üretmek adına neler yapacağı üzerine gider.

    Psikologlar ve psikiyatristler genellikle el ele çalışırlar ve çalışmalıdırlar. Acil durumlarda genellikle psikiyatriye yönlendirilir. Zaten psikologlarda ihtiyaç görürlerse psikiyatriste yönlendirme yapmaktadırlar.

    Önemli olan bir nokta ise; terapinin alternatifinin ilaç olmadığıdır. Bilinçsiz ilaç kullanımı; beynin yapısında ciddi bozulmalara yol açmaktadır. Uzman seçimine dikkat etmek gereklidir. Özellikle uzmanların geçmişini; aldıkları eğitimleri vs. araştırmadan hizmet almamalısınız. Eğer bir psikiyatrist 5 dk’da yüzünüze bakmadan ilaç yazıp, sizi gönderiyorsa; iyi bir uzman değildir ya da bir psikolog oturup kendi sıkıntılarını size anlatıyorsa; iyi bir psikolog değildir. Bu nedenle mutlaka uzmanların geçmişini araştırmak gereklidir. Psikologların da psikiyatristlerinde amacı aynıdır; insana yardım etmek. Bir diğer ortak amaçları ise; ilaca ve terapiye bağımlı olmadan kişinin sorunları ile kendi baş etmesini sağlamaktır.

    Psikoterapide Neler Yapılmaktadır?

    Birçok kişinin merak ettiği ise; psikoterapide neler yapıldığıdır. Dışarıdan bakıldığında; ilaç yok, ameliyat yok, sırf iletişim kurarak çare bulmak nasıl mümkün olur?; çoğu terapi almamış kişide bu konu soru işaretidir.

    Psikoterapide; danışan kişi şikayetlerini, sıkıntılarını, değiştirmek istediklerini, terapiden beklentilerini paylaşır.

    Danışan planlar yapıp, buna ulaşmak adına küçük hedefler belirler. Kişi etkin ve aktiftir. Bu aktif terapiye katılım sürecinde; kişi kendi terapisti olmayı öğrenir. Sonrasında baş edecek güce sahip olduğunda; kendi yol haritasına hakim olduğu için terapi sonlandırılır.

    Psikoterapi kişiye nasıl fayda sağlar?

    Kişi psikoterapiyle birlikte işlevsel yollar öğrenir. Sıkıntının ne olduğunu, neyin tetiklediğini keşfedip, değişikleri fark etmesi sağlanır.

    Bir diğer merak edilen konu ise psikoterapinin ne kadar süreceğidir. Çünkü kişi düzenli olarak; zaman, bütçe ve emek harcamaktadır; bu da doğal olarak ne kadar süreceği merakını uyandırmaktadır. Bunu il seansta söylemek zordur ve doğru değildir. Genelde 1 yıldan kısa sürmektedir. Kronik bir durum olduğunda ya da değişmesi güç düşünce ve davranış alışkanlıkları olduğunda ise 1-2 yıldan da uzun sürebilmektedir.

  • EMDR Terapisi Nedir?

    EMDR Terapisi Nedir?

    EMDR, İngilizce adıyla Eye Movement Desensitization and Reprocessing(Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) olarak adlandırılan bir psikoterapi yönteminin kısaltmasıdır. EMDR terapisinin hem kısa sürede hem de kalıcı ve etkili terapi olmasının nedeni bir çok psikoterapi yöntemini sistematik bir alt yapı içerisinde kapsayan kompleks bir terapi olmasından kaynaklanmaktadır. Emdr terapisinde psikodinamik bilişsel davranışçı, yaşantısal, fizyolojik ve etkileşimsel terapi yaklaşımlarından yöntemler kullanılmaktadır. Terapi sürecinde sadece düşüncelere değil aynı zamanda da duygular beden duyumuna odaklanan bir terapi olması onu hem diğer terapilerden ayırmakta hemde güçlü kılmaktadır.

    Beyin fizyoloik temelli bir sistemle her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu düşünce bedensel duyum imge ses ve koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir , bu deneyimle öğrenme gerçekleşir. Bireyin yaşamış olduğu durumlar travmatik ya da rahatsız edici olur ve yeni bir anı ağına entegre olamaz ise deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarıyla işlevsel bir bağlantı kuramaz ve öğrenme gerçekleşemez. Duygular düşünceler imgeler sesler beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır , bugün yaşanılan bazı durumlar geçmişte yaşamış olunan anıları tetiklerse kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir. EMDR ye göre yaşanan rahatsızlıkların nedeni işlev bozucu işlenmeden depolanmış anıların şimdiki zamanda yaşanıyormuş gibi hissedilmesidir.

    Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı (EMDR bireyin baş edemediği ve bireyi rahatsız eden durumu bir travma olarak kabul eder) günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler. . EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir. Bu kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. EMDR terapisi sonrasında danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

    Emdr kısa süreli terapiler grubundadır ve seansların süresi danışana ve danışanın yaşamış olduğu onu rahatsız eden duruma bağlı olarak değişmektedir eğer danışanın tek bir travmatik anısı varsa görüşmeler ile 1-3 seans sürmektedir ve yapılan araştırmalarda hem etkili hem de kalıcı olduğunu göstermektedir..

    .EMDR şu problem türlerinde özellikle etkili olmaktadır; Cinsel Taciz, Tecavüz, Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet, Duygusal İstismar, Doğal Afetler, Aldatılma, Aldatma, Terkedilme, vb.

    • Kompleks Travma ve Buna Bağlı Kişilik Sorunları
    • Depresyon
    • Kaygı Bozuklukları (Panik bozukluk, Yaygın Kaygı Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Bozukluk vb.)
    • Fobiler ve Korkular (Sosyal Fobi, Yükseklik Korkusu, Uçak Korkusu, Agorafobi vb.)
    • Uzun Süren Yas
    • Kendilik Değer ve Özgüven Problemleri
    • Öfke ve Stres Yönetimi
    • Psikolojik Kökenli Fiziksel Rahatsızlıklar (Baş Ağrısı vb.)
    • Kilo Kontrolü ve Yeme Bozuklukları
    • Beden Algısı Bozuklukları

    EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.

  • Oyun Terapisi Hakkında Merak Edilenler

    Oyun Terapisi Hakkında Merak Edilenler

    Yetişkinler için danışmanlık ne ise çocuklar içinde oyun terapisi odur. Oyun terapisi kelimeler yerine oyuncaklar kullanarak çocuklara kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur.

    Oyun terapisi çocukların uyumlu ve mutlu bir şekilde yaşamalarını hedefleyen gelişimsel bir terapi şeklidir. Oyun terapisi oyunla çocuğun kendini ifade edebilmesi için doğal ortamda bulunması temeline dayanır.

    Oyun ve oyuncaklar kullanarak kendilerini ifade etme gereksinimlerine odaklanan bir süreçtir. Kendilerine güvenli bir ortam sunan eğitimli bir oyun terapisti ile istedikleri şekilde oynayabilmeleri için cesaretlendirilir. Bu süreçte çocuklarına duygusal sorunlarını ifade edebilmeleri için bir çok oyuncak sunulur. Çocuklara kendilerini sanat, drama ve fantezi içeren oyunlar yoluyla ifade edebilmeleri için fırsatlar sunar.

    Oyun terapisi yönlendirmeli(direktif) yada yönlendirmesiz (non – direktif) olabilir.

    Yünlendirmeli oyun terapisinde önderlik ve yükümlülüğü terapist üzerine alır

    Yönlendirmesiz terapilerde ise, terapist yükümlülük ve yönetimi çocuğa bırakır.

    Neden Oyun Terapisi?

    Çocuklar oyun oynamayı severler. Yetişkinler kadar duygularını anlayabilme ve becerileri gelişmemiştir. Bu nedenle oyunla çocuklara deneyimlerini ve duygularını ifade etme fırsatı sunulduğundan iyileştirici özelliği vardır. Çocuklar oyunla davranışlarını etkileyen;

    • Kızgınlık,
    • Korku,
    • Hayal kırıklığı gibi duyguları terapistin sağladığı güvenli bir ortamda canlandırabilirler

    Oyun terapisi çocukların;

    • Duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine
    • Zihinsel ve fiziksel düşüncelerini geliştirmelerine yardımcı olur.

    Oyun Terapisi Ne İşe Yarar?

    Oyun hayatın şartlarına uyumda güçlük çeken çocukları tedavide en uygun metottur. Çocuklar kendilerini kelimelerle ifade edebilecek zihni yetekleri tam gelişmediği için, kendilerini oyun üzerindem daha akıcı bir şekilde ifade ederler. Oyun terapisi onlara kendilerini en rahat şekilde ifade edebilecekleri ortam sunar.

    Bir Çocuğun Oyun Terapisine İhtiyacı Olduğuna Nasıl karar Verirsiniz?

    Çocuklar, evdeki veya okuldaki değişimlere adaptasyonda, aileden birinin ölümünde, ebeveynin boşanmasında, zor dönemlerden geçebilirler. Bazı çocukların bu dönemlerde diğerlerinden daha çok yardıma ihtiyacı olur. Çocuğun hayatındaki ebeveyn, öğretmen yada bir başka yetişkin, çocuk hakkında endişe duyarsa oyun terapisi yardımcı olabilir.

    Bir Çocuğun Ne Kadar Süre Oyun Terapisi Alması Gerekir?

    Çocuktan çocuğa değişir bu süre. Ayrıca bu sürenin uzunluğu yada kısalığı çocuğun yaşadığı olayın ciddiyeti ve çocuğun olayı nasıl algıladığı önemlidir.

    Oyun Terapisi ile Çocukla Evde Oyun Oynamanın Farkı Nedir?

    Oyun terapisti oyun odasında empati, kabul ediliş ve anlayış havasını oluşturabilmek üzere eğitim almıştır. Oyun terapisi oyun ile aynı şey demek değildir. Oyun terapisi çocukların hayat şartlarına doğal olarak verdiği reaksiyonları ortaya dökmesine imkan verir. Eğitimli bir oyun terapistinin varlığı çocuğun kendini kabul edilmiş ve anlaşılmış olarak hissetmesine ve kontrol hissini veya zor durumların farkına varabilmesine uygun ortam sağlar.