Etiket: Televizyon

  • Çocuğunuz ve televizyon

    Çocuğunuz ve televizyon

    Televizyon kuşkusuz çağımızın vazgeçilmez bir iletişim aracı.Pek çok insanın hayatında da önemli yer kaplıyor.Çocuk söz konusu olduğunda televizyon konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor.Büyüyen çocuk beyni için büyük bir tehlike oluşturabiliyor televizyon.

    0-2 yaş arası çocukların kesinlikle televizyon seyretmelerini istemiyoruz.televizyonun arka planda açık olması bile son derece zararlı.bunun sebeplerine şöyle bir bakalım.

    Çocuklarda beyin gelişiminin büyük bir bölümü 0-2 yaş arasında olur. Çocukların zihinsel gelişimi Piaget’e göre de dört aşamadan geçer. Birinci aşama duyusal ya da sensorinöral dönem dediğimiz 0-2 yaş arasıdır.Bu dönemde çocuk kendisinin çevreden farklı bir şey olduğunu kavrar. Öğrenmesi duyuları ve hareket yoluyla olur. Bir yüz hareketi ya da ses tonundaki değişiklik bile öğrenmeyi çok etkiler.Bu dönemde ise televizyonun çocuğun hayatında olması büyük problemdir.Çünki televizyon çocuğa pasif olarak öğrenmeyi öğretir.Beyninde iletişimle ,etki tepkiyle gelişecek açılımların önünü keser. Ne yazık ki televizyon kolay ve bağımlılık yapıcıdır çocuklar için bu yaşta bile. Televizyon çok seyreden çocuğun seyretmeyen çocuğa göre daha az sosyal ilişki kurduğunu,konuşmayı daha yavaş öğrendiğini görürüz.Bu yaşta,hatta mümkünse 3 yaşına kadar televizyonla hiç tanışmaması zihinsel gelişimi için son derece faydalıdır. Genellikle annelerden “ya bebek televizyonu?”gibi sorular alırız. Aslında bebekler için yapılmış programlarda da olay değişmiyor. Yine öğrenme pasif oluyor ve öğretilen materyal çocuğun yaşına uygun olsa bile öğretme şekli bu yaşta daha önemli olduğu için çocuğa zarar veriyor.

    Televizyon çocukları başka nasıl etkiliyor.Çocukların dikkat ve konsantrasyonlarını başka şeylere yoğulaştırmalarını engelliyor.Son yıllarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki dikkat dağınıklığı hiperaktivite sendromu(ADHD) çok televizyon seyreden çocuklarda daha çok görülüyor.Burada sebep sonuç bağlantısının ters olabileceği de geliyor insanın aklına ama yine çok televizyon seyreden çocuklarda otizm spektrumundan hastalıkların görülme oranı da daha fazla.Ayrıca televizyon seyretme fazlalığı ile obesite ve dolayısıyla yüksek tansiyon,kap hastalığı gibi hastalılar arasında da bağlantı var.Yine biliyoruz ki çocukların odalarında televizyon varsa uyku problemleri yaşıyorlar ve bu da sağlıklarını etkiliyor.

    Televizyondaki şiddetin dozu da çocuklar için olması gerekenden ne yazık ki çok fazla ve bu da çok dikkatle üzerinde durulması gereken bir konu. Çocuklar şiddet içeren programlar izlediklerinde davranış problemleri ve agresyon artıyor.

    Özetle Çocuklar 0-2 yaş arası hiç televizyon seyretmemeli. Sonra da televizyon günde bir saatle sınırlanmalı. Anne baba çocukların izlediği şeyleri denetlemeli hatta mümkünse onlarla birlikte interaktif bir şekilde, konuşarak tartışarak izlemeliler. Televizyon çocuk bakıcısı olarak kullanılmamalı.Ayrıca anne babalar kendi hayatlarında da televizyonu kısıtlayıp, fiziksel aktivite ve iletişime engel olmamasını sağlamalı ve çocuklara örnek olmalılar.

  • Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkileri

    Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkileri

    Birçok zaman televizyon izlemek eğitici ya da öğretici olabilmektedir. Çoğu zaman ise televizyonun eğlendirici etkileri gözlemlenmektedir. Televizyonda takip edilen görsel hareketler çocukların dikkatini çekmekte, bu sayede de öğretilerin hatırlanma süreci kolaylaşmaktadır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır ki, o da izlenme süreleridir. Çünkü izlenme süreleri çocuklar üzerindeki olumlu etkileri bertaraf ederek olumsuz yönleri ile karşımıza çıkacaktır. Bu etkilerden alınacak faydada, doğru yönlendirmeleri yapan aileler belirleyici olacaklardır.
    Günümüzde televizyon izleyen çocukların sadece şiddet yanlı birikimleri algılayacağı varsayımı, halen tüm dünya üzerinde tartışılan ama net bir sonuç üretilemeyen bir durumdur. Çünkü çocuk algısı ile alakalı halen bilinemeyen o kadar çok gerçek vardır ki. Bu algılama türleri tam anlamıyla ortaya çıkarılmadan televizyonun çocuklar üzerindeki etkilerini de tam anlamıyla açıklamak çok anlamlı olmayacaktır. Ülkemizin, daha yazıyı görmeden görsele geçmiş olması, çocuklar üzerinde de okumadan ziyade izleme isteğinde etkili olmaktadır. Çünkü bilindiği üzere ülkemiz matbaayı icat edilmesinden 500 yıl sonra kullanmaya başlamıştır. Gazete ve kitap okuma alışkanlığımızın bu denli düşük olmasını bu sebebe bağlayanlar da oldukça fazladır.
    Yeni doğan bir bebek anne-babası ve televizyon ile aynı anda iletişime geçmektedir. Çünkü birçok ailede izlense de izlenmese de televizyon daima açıktır. Çocuğun televizyondaki hareketlere karşı alaka gösterdiğini gören anne babalar ise çocuğa televizyon izlettirerek, çocuğun daha sakin olabileceğini düşünmektedirler. İşte bu sebepledir ki televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri de şekillenmektedir. Bu etkileri sıralamak istersek:
    Davranışsal Etkiler: Yapılan açıklamalara bakılırsa son dönemlerde çocuklarda ciddi oranlarda “Dikkat Eksikliği” ve “Hiperaktivite Bozukluğu” görülmektedir. Buna genel olarak bakılması durumunda asıl etkilerin bilgisayardan ve televizyondan kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Maalesef ki burada yine ailelere düşen ciddi bir görev vardır. Çünkü oyalanmış olduğunu düşünerek bilgisayar başında ya da televizyon başında duran çocuklara müdahale etmemek bu rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Bu çocuklar, hızlı hareket etmekte olan nesnelere daha fazla odaklandıkları için sabit objeleri gözlerinden kaçırmaktadırlar. Bu da oldukça olumsuz bir etkidir.
    Tüketici Bireyler Yaratma: Özellikle çocukların reklamlara olan ilgisini biliriz. Genelde huysuzluk gösteren çocuklar, reklamlar çıkması durumunda televizyona adapte olabilmektedir. Bunun ana nedeni ise kısa sürmeleri ve hareketli olmalarıdır. Ayrıca reklamlar içerisinde kullanılan sloganlar genelde etkileyici ve cezbedici olacağından, etkileri de ciddi olabilmektedir. Zaten çok ciddi bir kitlenin çocuklardan oluştuğunu düşününce, reklam seçeneklerinin büyük çoğunluğunun çocuklara hitap ediyor olması oldukça doğal karşılanmalıdır.
    Cinsiyet Ayrımı: Özellikle çizgi filmlerin birçoğunda, kahramanın bir cinsiyet tanımı bulunmaktadır. Bu nedenledir ki çizgi film kahramanları genel olarak çocuklarda cinsiyetinin gerektirdiği davranışlar hakkında örnekler sunmaktadır.
    Anne-Baba Etkisi: Çocuklar televizyonlarda izledikleri anne baba ilişkilerini kendi ebeveynlerine de yüklemektedirler. Bu nedenle de izlenen programdaki aile yapısı oldukça etken bir davranışsal rol oynayacaktır.
    Şiddet Eğilimleri: Bilinenden aksine yapılan araştırmalar, televizyonun tek başına şiddete yönlendirmediği, sadece özendirdiğini ortaya çıkarmıştır. Şiddetin görselleştiği günümüzde bunu normal karşılamak gerekir. Çünkü sadece filmlerde ve haberlerde değil artık reklamlarda dahi şiddet içeren sahneler görmek mümkün. Bu kadar çok görülen şiddet unsurlarının çocukları normalleştiriyor olması en önemli risktir. Bazı programlarda karşılaşılan şiddete rağmen kahramanın yeniden kalkabiliyor olması, çocuklarda olumsuzluk durumunda karşılaşabileceği zararlardan habersiz olmasına sebep olabilmektedir.
    Düşünmeye Etkisi: Yazılı basınların kişileri düşünmeye ve yorumlamaya sevk ettiği ispatlanmış bir gerçektir. Televizyon tutkusu nedeniyle azalan okuma oranları çocuklarda yorumlama ve düşünme yetisini kullanmalarını da olumsuz olarak engellemektedir.
    Kültürel Etki: Genel olarak yabancı kaynaklı programların özellikle de çizgi filmlerin yabancı kaynaklı olması nedeniyle üretilen kültürün etkileri çocuğa geçebilmektedir. Bu sebepledir ki çocuklar kendi kültürlerinden uzaklaşabilmektedir.
    Dile Etkisi: Televizyon programlarında kullanılmakta olan sözcük sayısı oldukça az olması nedeniyle de çocuklarda olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Ayrıca da Türkçe kelimelerden uzaklaşma gibi bir olumsuzluk görülmektedir.