Etiket: Televizyon

  • Evlerimizdeki Gizli Zehir

    Evlerimizdeki Gizli Zehir

    Bu yazım 2015 yılında bir anaokulu için hazırladığım bir bültende yer almaktaydı. Aradan 4 yıl geçmiş ve okuduğumda şu an ne kadar da televizyondan bahsetmediğimizi fark ettim. Evet bu yazımda televizyon kısmını artık tablet, sosyal medya ve youtube olarak değiştirmek durumundayız. 

    Zira zehir artık gizli değil oldukça açıktan geliyor!!!

    Televizyon dünyası herkes için farklı amaca hizmet edebilirken genel anlamda pek çok kişi eğlenmek ve vakit geçirmek amacıyla faydalanmaktadır. Çocuklar için de geçerli olan bu dünyanın bir amacı daha vardır. Çocuklara farklı ve bilmedikleri pek çok şeyle tanıştırmaktır. Çocuklar televizyondaki yaşam biçimlerinden ve davranışlarından çeşitli mesajlar alırlar. Araştırmalara göre, 8 yaşın altındaki çocuklar gerçek ile kurgu arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanmaktadır. Bu da çocukların kendilerince “şiddet, aile, cinsellik…” kavramlarını oluşturmalarına sebep olmaktadır.

    Son zamanlarda giyim endüstrisinin çocuklar üzerindeki etkili olan reklam kampanyaları televizyonlarda yer alıyor. Çocuklarımız sürekli değişen modayı, yeni çıkan ürünleri televizyon reklamlarından öğreniyor ve tıpkı o hayatlar gibi yaşayabileceklerini düşünüyorlar. Çocuklar, televizyonda izledikleri programların etkisiyle, kendi kişilik özelliklerini, zevklerini, aile değerlerini düşünmeden gelecekte ne olacağına karar veriyorlar.

    Özellikle son zamanlarda ülkemizde oyuncu, manken, sanatçı olma hevesi gençler arasında hızla yayılmaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, bu gençlerin pek çoğu yeteneğinden dolayı değil, televizyonda gördükleri hayatların hem maddi hem de manevi yönünün cazibesinden etkileniyorlar. Sıradan bir üniversite mezunu olarak belirli bir maaşla yerinde sayacağına inanan pek çok genç daha kestirmeli ve cazibeli yolları denemek istiyor. Bu noktada bilinçli ebeveynlere ve güçlü aile iletişim ağına ihtiyaç duyuluyor.

    Gençlerin içinde bulunduğu bu tehlikeli sürecin tohumları, ne yazık ki okulöncesi dönemdeki çocuklarımızla atılıyor. Bilinçsizce televizyon başında vakit geçiren çocuklar her türlü yayına ulaşabiliyorlar. En kötüsü ise akşam kuşağında yayınlanan gençlerin ilişkilerinin yer aldığı dizilerin, sırf çocuk uyumuyor diye hep birlikte ailece izleniyor olmasıdır. Burada televizyon ile ilgili tehlikelerden çocuklarımızı korumanın yollarını konuşmadan önce ebeveynlerin de kendilerini ne ölçüde koruduğunu düşünmek gerekiyor.

    Hayatta herşeyin nasıl bir ölçüsü olması gerekiyorsa televizyon için de bir ölçü belirlemek gerekiyor. Ölçüsüzce tüketmeye ve acımasızca tükendiğimiz televizyon karşısında çocuklarımız için neler yapabiliriz?

    • Ebeveynler öncelikle televizyonun kendi dünyaları için ne ifade ettiğini düşünmeli. Evin en çok vakit geçirilen alanında ve herkesin en iyi şekilde izleyebileceği konum ve büyüklükte olan televizyonu çocuğun bir kenara atmasını beklemek çok da gerçekçi bir beklenti olmasa gerek. Siz televizyona ne kadar önem atfederseniz çocuğunuz da o derece önemseyecektir. Televizyonu hayatınızın bir kenarına çekmeye ne dersiniz?

    • Televizyon izlemeyi bıraktıpında veya daha yapıcı bir işe yöneldiğinde onlara iltifatta bulunun. Bir nevi pekiştireç olarak kabul ettiğimiz bu iltifatlar, olumlu davranışı yakalayarak artmasını mümkün kılmaktadır. “Televizyonu kapatarak bu legolarla bir çiftlik yapmayı tercih ettiğini görüyorum…”, “Televizyon sürene riayet ederek şimdi ödev aşamasına geçtiğini görüyorum ve artık zaman yönetimi yapabildiğin için çok mutlu oldum…” gibi ifadeler davranış tekrarı için olumludur.

    • Çocuğunuzla birlikte televizyon seyredin. Bu sayede neyi seyredebilecekleri neyi seyredemeyecekleri noktasında iletişim kurabilirsiniz. Pek çok ebeveyn çocuklarının ne izlediğini fark edemiyor ve çocuklar istediği gibi kanallar arası geçiş yapabiliyor.

    • Çocuğun odasında televizyonun olmaması gerektiğini düşünüyorum. Sırf evdeki televizyon tartışmalarının önüne geçmek için çocuğun odasına televizyon koyuluyor ve o odasında istediği gibi izliyor. Böyle bir davranış hiçbir şekilde anlaşılabilir değildir. Çözüm; ikinci televizyon değil, tek televizyonu herkesin adilane kullanmayı başarması olmalı.

  • DİKKAT! Tehlike Geliyorum Diyor…

    DİKKAT! Tehlike Geliyorum Diyor…

    “Dikkat, hiçi her şeye dönüştürür.” Goethe

    Teknolojinin hayatımızdaki yeri azımsanmayacak kadar önemlidir. Televizyon ise geniş kitlelere ulaşma noktasında ilk sıralarda yer alan bir iletişim aracı olup özellikle son yıllarda televizyon kullanımı önemli ölçüde artış göstermiştir. Bir kumanda düğmesi kadar yakın olan bu aracın ulaşım kolaylığı bu durumu desteklemektedir. Bu artışla birlikte televizyonun olumlu özelliklerinin yanı sıra olumsuz özelliklerinin de kişiler üzerindeki etkileri de yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.

    Son zamanlarda yapılan araştırmalar, özellikle çocuklarının televizyon izleme süreleri noktasında çok önemli bulgular sunmaktadır. Nielsen araştırma şirketine göre; 2 ile 5 yaş arasındaki çocuklarhaftada 32 saatten fazla,6 ile 11 yaş arasındaki çocuklarise yaklaşık 28 saat televizyon izlemektedir. İfade edilen bu rakamlar çocukların gelişimi noktasında çok ciddi sıkıntılara neden olmaktadır. Ekran başında çok fazla zaman geçiren çocuklar;

    • İletişim problemleri yaşıyor,

    • Özellikle küçük yaşlarda konuşma gecikmesi görülüyor,

    • Algılama ve dikkat süreçleri zayıflıyor,

    • Sabırsız ve saldırgan tutumlar sergiliyor,

    • Uyku düzensizlikleri görülüyor,

    • Şiddet ve alkol gibi uyaranlara maruz kalıyor.

    Televizyon kullanımının olumlu ve olumsuz yönleri tartışıladursun, Fransa’da Medya Yüksek Konseyi0-3 yaş arası çocukların televizyon izlemesine yasak getirmiştir. Bu yasak, sadece yetişkinlerin kanallarını kapsamamakta aynı zamanda çocuk ve bebek kanalları için de geçerlidir. Bu yaş aralığı, beyinde yer alan nöronların deneyimler sonucunda birbirine bağlandığı, köprü kurduğu en zengin dönemi kapsamaktadır. Dolayısıyla, çocuğun pek çok uyarıcıya maruz kalarak deneyim yaşamasının gerektiği bu dönemde, pasif bir alıcı olarak şekillendiği televizyon karşısında geçirmesi önlenmeye çalışılmaktadır. Bebeklikten itibaren beş duyu organını da kullanma becerisiyle donatılmış olan çocuk, televizyon karşısında sadece görme ve işitme duyularını kullanabilmektedir. Buna bağlı olarak diğer üç duyu organı en verimli dönemlerinde körelmektedir.

    Teknolojik tüm ürünlerde olduğu gibi televizyon için de bilinçli kullanım çok önemlidir. Her geçen gün çocuklar için hazırlanan programların kalitesi arttırılmakta ve oldukça faydalı içerikler hazırlanmaktadır. Bu noktada devreye ebeveynler girmektedir. Çocuklar kendileri için hangi programın doğru veya faydalı olacağını bilememektedirler. Onlar sadece eğlence kısmıyla ilgilenmekte ve karşılarına çıkan her türlü yayını izleyebilmektedirler. Maalesef o sırada işi olan ya da oyalansın diye düşünen ebeveyn kumandayı çocuğunun eline teslim ederek çocuğu başıboş bırakabilmektedir. İşte televizyonun asıl tehlikeli olma süreci bu ilk adımla başlamakta ve izlenilen süre boyunca devam etmektedir. Ebeveynler muhakkak içeriğine güvendiği ve bildiği yayınları belirlemeli ve ancak o şekilde çocuğuna izin vermelidir. Ayrıca birlikte televizyon izleyerek gelişen durumlara uygun olarak açıklayıcı ve eğitici bir dil kullanılmalıdır.

    Ebeveynlerinin telefonlarından, tabletlerinden (hatta azımsanmayacak kadar çoğunluğun kendi tableti olduğunu düşünürsek…) istedikleri çizgi filmleri izleme ve istedikleri oyunları yükleme gibi olanaklara sahip olmak, son zamanların en sık rastlanan ancak en vahim olaylarından birisidir.

    Bu noktada gerçek anlamda bilinçli olan ebeveynler süreci çok güzel yönetebilmektedir. İzlenecek yayınlar hem anne hem de babanın fikir birliğiyle belirlenir. Ardından çocuk izleyecekleri bittikten sonra kitap okuyabilir, oyuncakları ile oynayabilir ya da resim yapabilir… Lakin şunu bilir: Benim televizyon izleme sürem bitmiştir. Çocuğa bu bilinçliliği, durumu kabullenebilme olgunluğunu ne kadar erken kazandırırsak, hayatını düzenleme noktasında o kadar az zorluk yaşayacaktır.

    Diğer tarafta ise bilinçli davranmakta biraz zorlanan ebeveyn tutumları vardır. Onların söylemlerine göre; “çocuktur istediğini izlesin, inatlaşmak istemiyorum ya da misafirler geldiğinde ancak o şekilde bizi rahat bırakıyor”. Ve en sık duyulan ifadelerden biri de şudur ki: “Kumanda sadece onun elinde durabilir, yemek yerken ya da akşam yatana kadar sürekli televizyon izler”. Bu ve bunlar gibi binlerce söylem duymak mümkündür. Ancak hep söylediğim gibi bu gibi durumlarda çocuğa kızmak ya da inatçı bir yapısı olduğunu söylemek çocuğa çok büyük haksızlık yapmak demektir. Çünkü yaşanan bu tarz durumlarda asıl sorumluluk ebeveynlere aittir. Ebeveyn evdeki rolünü bilinçli bir şekilde hissettirmeli ve çocuk da kendi rolüne uygun davranma şeklini öğrenmelidir. Öğrendiğini içselleştirebilir ve uygulayabilirse yaşanılan bu gibi durumların çok kısa bir süre içinde azalacağı görülebilir.

    Çocuklarımız bizim geleceğimiz en değerlilerimiz. Dünya üzerinde hangi ebeveyne sorarsanız sorun, dünyadaki en değerli varlıklarının çocukları olduğunu söylerler. Özellikle onların sağlığının her şeyden önce geleceğini ifade ederler. Ancak burada dikkat edilmeyen çok önemli bir nokta bulunmaktadır. Çocukların sağlığı söz konusu olduğunda; iyi beslensinler, soğuk almasınlar, ateşlenmesinler… diye düşünülür. Evet, fiziksel sağlık herkes için önemlidir ancak asıl farkında olunmayan zihinsel sağlıktır. Bilinçsiz teknoloji kullanımının çocuğunuza vereceği zararı dünya üzerinde başka hiçbir şey veremez. Ve zihinsel sağlığın ne kadar yerinde olup olmadığı da çocuk bir okulöncesi kurumuna gittiğinde daha net anlaşılabilmektedir. Gruba uyma süreci, algılayabilme, odaklanabilme, başladığı işi sonuna kadar götürebilme… gibi pek çok zihinsel sürecin kullanımını gerektiren durumla karşılaşan çocuğun zihinsel sağlığının ne durumda olduğu rahatça gözlenebilmektedir.

    Sonuç olarak, çocuklarımızın zihinsel olarak iyi ve sağlıklı olabilmeleri için ebeveynlerin bilinçli hareket etmesi çok önemlidir. Aslında pek çoğumuzun bildiği ancak uygulama noktasında sıkıntı çekilen bir durumdan bahsediyoruz. O zaman öncelikle kendi zihinsel sağlığımızı koruma adına önlemler alalım. Göreceksiniz ki bu önlemleriniz çocuklarınızın dikkatini kısa süre içinde çekecek ve hem sizin hem de çocuğunuzun zihinsel sağlığı korunmuş olacak.

  • Çocuklarda Tv İnternet Bağımlılığı

    Çocuklarda Tv İnternet Bağımlılığı

    Geçmişte bireyin toplumsallaşmasında en etkin kurumlar anne-baba,arkadaş grupları ve öğretmenlerdi.Çağımız modern toplumlarında ise özellikle,radyo,tv,sinema ,bilgisayar,dergi ve gazete dolaylı yoldan toplumsallaşma sürecini etkileyen güçlü kitle iletişim araçlarıdır. Tv, gazete ve bilgisayar bunlar arasında en etkinlerindendir. Günümüzde insanlar tv den ve bilgisayardan gördükleri ve radyodan işittikleri iyi bir yaşam biçimi ve toplumun politikası hakkında bilgi sahibi olmakta, başkalarına olan tutumlarını bunlara göre ayarlamaktadırlar. Diğer bir yaklaşımla radyo,tv,gazete ve bilgisayar kısaca medya insanın dünya görüşünü,tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile insanları belirli bir yolda değiştirmektedir.Her birimizin gözlemlediği gibi tv de gösterilen reklamların,çocuklar üzerindeki etkileri yadsınamaz. Aynı şekilde yetişkin toplumsallaşmasında da bu etmenin rolü çok önemlidir.

    Bu kitle iletişim araçlarından olumlu/olumsuz anlamda en çok etkilenen kesim ise çocuklardır. Başta bilgi edinme, öğrenme ve iletişim olmak üzere birçok faydası olan bilgisayar ve internetin özellikle çocuklar üzerinde fiziksel, sosyal ve psikolojik etkilerinin yanında birçok tehlikeler içerdiği de göz ardı edilemez bir gerçektir.

    Yapılan araştırmalarla, medya araçlarının çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal gelişmelerini olumsuz etkilediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir.

    Fiziksel etkileri:

    Saatlerce televizyon ve bilgisayar karşısında hareketsiz oturan çocuklarda beden gelişiminin sağlıksız ve yetersiz olmasıdır.
    Bu hareketsizliğin verdiği huzursuzluk ve sinirli ruh hali oluşturmasıdır.
    Göz rahatsızlıkları, beslenme hazım bozuklukları ve mide ağrıları.
    Kalp atışlarında anormal derecede hızlanma.

    Psikolojik Etkileri;

    Çocuklarda internet kullanımının ve kullanamamanın getirdiği stres ve endişeye yol açmaktadır. Bir süre sonra kimi çocuklarda içine kapanıklılık. Uyku rahatsızlıkları ve kabuslar görülebilir. Sürekli şiddet içerikli yayın ve oyunlara maruz kalan çocuklarda saldırganlık davranışında artma söz konusudur.

    Televizyon kitle iletişim araçları arasında etkinliği en fazla ve yaygın olandır. Evde TV nin açık kalma süresinin 1 ile 18 saat arasında değiştiği ülkemizde çocuğun zihinsel dünyasının ve kültürünün inşasında televizyon küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir.

    Eskiden sadece oturma odalarında olan televizyon artık yatak odalarına, çocuk odalarına ve mutfaklara kadar girmiş eğlence ve iletişim aracı olan bilgisayar artık çocuklarımız için bir vazgeçilmez haline gelmiştir.

    Türkiye’de Okuma ve İzleme Oranları

    Dergi okuma oranı % 4

    Kitap okuma oranı % 4,5

    Gazete okuma oranı % 22

    Radyo dinleme oranı %25

    Televizyon izleme oranı %94

    Televizyon ve şimdilerde internet, çocukların dünyasında belirgin değişimler yaratmıştır. Ancak en önemlisi, çocukların kimi zaman kendi istekleri ile kimi zamanda yetişkinlerin izleme tercihleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları çeşitli medya içerikleri, çocukları yetişkinlerin başa çıkmada zorlandıkları bir kaygı dünyasına taşımaktadır.

    Televizyon aracılığıyla, sürekli tekrarlarla sunulan ve genellikle kaygı uyandıran haber içeriklerine ve görüntülere kolektif olarak maruz kalınmaktadır. Bunların çocuk psikolojisi üzerindeki etkisi yetişkinlere kıyasla çok daha fazladır.

    İnternet Bağımlılığı

    Günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde, bazı kişiler için “bağımlılığa” dönüşmüş durumdadır. Birçok kişi, gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı sanal dünyada yaşamaktadır.

    İnternet Bağımlılığının Belirtileri

    Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin hayalinin kurulması

    İnternet kullanımının artan oranlarda devam etmesi

    İnternette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi

    İşteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi

    Sosyal ilişkilerde kopma yaşanması

    İnternet kullanımı hakkında aile ya da arkadaşlara yalan söylenmesi

    İnternetin günlük hayattaki problemlerden kaçmak için bir araç olarak kullanılması

    Aileler kendilerine şu soruları sormalılardır;

    Çocuğumuzun hangi dizileri sevdiğini biliyor muyuz? Ve biz o dizileri tanıyor muyuz?

    Televizyondaki reklâmlar ve pazarlama politikalarına karşı tutumumuz nedir?

    Sakıncalı programları fark edebiliyor muyuz? Fark ediyorsak ne gibi önlemler alıyoruz?

    Medya çocuklarımızın günlük yaşamının önemli bir parçası mı? Öyleyse günlük yaşamının küçük bir parçası durumuna nasıl getirebiliriz? Ve onlara başka hangi alternatifler sunabiliriz?

    Çocukların uzun süreli ve bilinçsiz medya araçları kullanmalarına karşı neler yapılabilir?

    Anne babalar zaman zaman televizyonu ve bilgisayarı kapatabilmelidir.

    TV programları seçilerek izlenmelidir.

    Anne babalar, çocuklardaki saldırganlık tepkilerini harekete geçiren ya da onları aşırı uyaran ve toplumsal değer yargılarını değiştirmeye sebep olan dizileri izlemelerine engel olunmalıdır. Bunu yapamazlarsa programı çocukla beraber izlemeleri ve daha sonra program hakkında kısa bir söyleşi yaparak iyi ve kötü yanları dile getirilmeleri desteklenmelidir.

    Çocukların TV programlarına eleştirel bakmaları öğretilmeli, yani bilinçli bir medya araçları kullanıcısı olmalarına yardımcı olunmalıdır.

    10 yaşın altındaki çocuklar interneti kullanırken tamamen anne baba gözetiminde olmalı.

    Çocukların internette ne kadar zaman harcayabileceği sınırlanmalı.

    İnternet bağlantısı bulunan bilgisayarın çocuğun odasında değil,bir ortak kullanım alanında olmalıdır.

    İnternette çocuğun girebileceği sitelerin güvenli olup olmadığı anne baba tarafından kontrol edilmeli ve çocuğa internette hiçbir zaman kişisel bilgilerini paylaşmaması gerektiği öğretilmelidir.

    Çocuğa internette okuduğu her şeyin doğru olmadığı hatırlatılmalıdır.

  • Teknolojinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri!

    Çağımızın teknoloji çağı olduğu muhakkak. Televizyon, tablet, bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik aletlerin kullanımı da buna bağlı olarak oldukça artmış durumda. Birçok anlamda hayatımızı kolaylaştırdığı, özellikle bilgi edinme amaçlı kullanıldığında öğrenmeyi daha eğlenceli kıldığı, görsellerle desteklendiği için öğrenilenlerin daha kalıcı olduğu elbette göz ardı edilemez.

    Olumlu etkilerinin yanı sıra elektronik aletlerin aşırı kullanımında çocukların bilişsel, sosyal-duygusal, dil gelişimi hatta fiziksel gelişimlerine olumsuz etkileri de bulunmaktadır.

    Sevgili anne babalar, tüm elektronik aletleri doğru şekilde ve kontrollü kullanmak mümkün.

    Anne-baba olarak çocuğun kullanımını denetlemek, izlediği programların, çizgi filmlerin, oynadığı oyunların içeriğini bilmek ve daha çok eğitsel programlara yönlendirmek sizin sorumluğunuzdadır. Nasıl ki çocuğunuzu yabancı birisiyle bir odada baş başa bırakmıyorsanız, elektronik bir aletle de baş başa bırakmamalısınız.

    Zaman zaman çocuğu televizyonun başında bırakıp işlerini halletmeyi, dinlenmeyi tercih eden ya da “Ben tableti elinden alamıyorum ne yapayım?” diyerek çocukların kendi otokontrolünü sağlamalarını bekleyen ebeveynlere de sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki okul öncesi dönemdeki çocuklar kendi kendilerini denetleyebilme, sınırlama getirme yeterliliğine sahip değillerdir.

    Teknolojinin Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

    Ebeveynleri ile interaktif olarak daha çok vakit geçirmesi gerekirken pasif bir etkinlik olan çizgi film izlemeyi tercih eden çocuklar dış dünya ile fazla etkileşime geçmemektedir. Bu durum aile içi iletişimi de olumsuz yönde etkilemektedir.

    Yaratıcı etkinliklerden uzaklaşmasına, hayal gücünün sınırlandırılmasına neden olabilmektedir.

    Şiddeti normalize etme görülmekte ve şiddete eğilimi arttırmaktadır. Çocuklar özdeşim kurdukları karakterlerin davranışlarını günlük yaşamlarına ve doğal olarak oyunlarına yansıtırlar. Bunun sonucunda oyunlarında arkadaşlarına zarar verici veya rahatsız edici davranışları olan çocuklara sıklıkla rastlanmaktadır. Unutulmamalıdır ki, hiçbir çocuk kendisine zarar veren başka bir çocukla oyun oynamak istemeyecektir.

    Bilişsel fonksiyonlarına bağlı olarak dikkat ve konsantrasyon sorunları yaşamasına neden olabilmektedir. Ekrandaki görseller çok hızlı olduğu için yaptığı etkinliklerde, çalışmalarda sınırlı televizyon ve tablet kullanımı olan çocuklara göre daha çabuk sıkılmakta ve ilgisizleşebilmektedir çünkü gündelik hayat hızlı hareket eden bir görselliğe sahip değildir.

    Yorumlama ve düşünme yetisini kullanmayı da olumsuz yönde etkilemektedir.

    Var olan gelişimsel korkularına ek olarak izlediklerinden, oynadığı oyunlardan etkilenen çocukların korkulu rüyalar, kâbuslar görmesine, uyumakta zorlanmasına neden olabilmektedir.

    Okul öncesi dönemdeki çocuk hayal ve gerçeği henüz ayırt edemediği için çizgi filmlerde veya oyunlardaki karakterlerden, şiddet ve saldırganlık içeren sahnelerden daha çok etkilenmektedir. Ayrıca bazı karakterlerin gerçek dışı özelliklerini de kendi yaşamında deneyimlemek istemesi, kendisini o karakter zannetmesi de çocuk için ciddi riskler içermektedir.

    Özellikle küçük çocukların dil gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Televizyon, tablet başında uzun süre geçiren çocukların konuşmasında gecikme görülebilmekte veya kelime dağarcığının zenginleşmesi engellenmektedir.

    Ailelere Öneriler

    Evde televizyon sürekli açık olmamalıdır. Hem aile içi iletişimin güçlenmesi, hem de yenilen yemeğin farkında olunması için özelikle yemek esnasında televizyon kapatılmalıdır.

    3 yaşından önce çocuklara sınırlı süreyle bile olsa televizyon izletilmemelidir.

    Çocuğun yemek yemesi, sakince oturması için televizyon veya tablet araç olarak kullanılmamalıdır.

    Özellikle küçük yaştaki çocukların kaslarını geliştirmeleri, enerjilerini atabilmeleri için ekran başında hareketsiz oturmaya değil, bol bol fiziksel aktiviteye ihtiyaç duydukları unutulmamalıdır.

    Çocuğun televizyon izleyeceği zamanlarda eğitsel televizyon programları tercih edilmelidir. Eğitsel olsa dahi süre kısıtlaması olmalıdır.

    Çocukların odalarına televizyon ve bilgisayar koyulmamalıdır. Bu elektronik aletlerin kullanımı ortak alanda sağlanmalıdır.

    Mutlaka ama mutlaka süre sınırı getirilmelidir ve bu süre sınırı okul öncesi dönemde tablet, bilgisayar kullanımı için 15 dakika, televizyon için 30 dakika veya maksimum 1 saati geçmemelidir. Çocuk saatlerce televizyon önünde bırakılmamalıdır.

    Çocuğun izlediği çizgi filmlerde, tablette/bilgisayarda oynadığı oyunlarda mümkünse yanında bir yetişkin olmalıdır. Böylece olumsuz sahneler olsa dahi çocukla o andaki olumsuz sahne ile ilgili konuşulabilir ve çocuk televizyondan aldığı bilgiyi direkt doğru olarak kabul etmez, iyi-kötü, doğru-yanlış kavramlarını doğru şekilde kurgulayabilir. Ancak çocuğu bir yetişkin olmadan ekranın başında bıraktığınızda tam olarak neye maruz kaldığını asla bilemezsiniz.

    Çocuğa boş vakitlerinde ilgileneceği başka bir uğraş bulması konusunda yardımcı, yol gösterici olunmalıdır. Fiziksel oyunlar, yap-boz oynamak, yapı-inşa oyunları, çeşitli masa başı etkinlikleri (resim yapmak, oyun hamuru ile oynamak vb.), mutfakta ebeveynlerine yardımcı olması, yaşına göre verilecek küçük sorumluluklar, aile içinde herkesin gününün nasıl geçtiğiyle ilgili sohbet ortamı oluşturmak, kitap okumak boş vakitleri değerlendirmek için ideal uğraşlardır.

    Çocuğun neleri seyredebileceği ve neleri seyredemeyeceği, hangi oyunları oynayabileceği önceden konuşulmalı ve bu konuda kararlı olunmalıdır. İzlediği çizgi filmlerin, oynadığı oyunların içeriği ile ilgili anne- babanın bilgi sahibi olması büyük önem taşımaktadır.

    Uyumadan en az bir saat önce televizyon kapatılmalıdır.

    Ebeveynlerin de doğru model olması adına her daim televizyon seyretmemeleri, sürekli tabletle, bilgisayarla ilgilenmemeleri de kuşkusuz çocuk için yararlı olacaktır.

    Mutlaka Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı doktoruna başvurmak bu önemli sorunu ortadan kaldırmak için atılabilecek en büyük adımın başlangıcı olacaktır.

  • Evinizdeki Gizli Tehlike Televizyona Dikkat

    Evinizdeki Gizli Tehlike Televizyona Dikkat

    Televizyonlar çocukların hemen hemen her zaman ilgisini çeken renkli, değişik, eğlenceli aygıtlardır. Özellikle aileler çocukları daha uslu dursun, daha kolay yemek yesinler, onlar kendileri işlerini hallederken çocuklar yaramazlık yapmasınlar diye çözümü televizyonda arıyor olabilirler. Peki bu kadar eğlenceli, güzel bir şey zararlı olabilir mi?

    • Özellikle süresi belli olmayan aşırı televizyon izleme davranışı ileride çocuklarınızın televizyona bağımlı olmasına yol açabilir.

    • Televizyon izlemek çok pasif bir etkinlik olduğundan bu alışkanlıkları onları pasif ve başka aktivitelerle ilgilenmeyen bireylere çevirebilir.

    • Günümüzde bir çok program şiddet içermektedir ve çocuklarınız siz fark etmeden bu tarz programlara maruz kalabilirler. Bunun sonucunda ise psikolojileri etkilenebilir.

    • Sürekli televizyon ile ilgilenen çocuklar dış çevrelerine karşı ilgisiz olabilirler.

    • Çocuklarınızda sürekli televizyon izlemeye bağlı bir geç konuşma görülebilir.

    • Çocuklarınızda obeziteye yol açabilir.

    • Çocuklarınızın yaratıcılığını olumsuz olarak etkileyebilir.

    • Çocuklar yaşlarına ve gelişimlerine uygun olmayan şeyler izlerlerse, izlediklerinin etkisi altında kalabilirler, dünyaya karşı güvensizlik geliştirebilirler ya da izledikleri şeylerin gerçek olduklarını düşünebilirler.

    • Televizyondan gelen uyaranlar sinir sistemine etki ederek, aşırı maruz kalma sonucu epilepsiye yol açabilirler.

    • Televizyona fazla maruz kalmak çocuklarınızda dikkat eksilmesine yol açabilir.

    • Saatlerce televizyon karşısında oturan çocuklarda çeşitli duruş bozuklukları görülebilir.

         Sürekli televizyon izleyen çocuklarda bunlardan başka daha bir sürü yan etki görülebilir. Bu yüzden çocuklarınızın televizyon izleme zamanlarını iyi ayarlamanız gerekmektedir. Özellikle 2 yaşa kadar televizyon hiç izlenmemelidir. 2-5 yaşları arasında ise günde 1-1,5 saat olarak sınırlandırılması önerilmektedir. 6 yaşından büyük çocuklara ise günde 3 saatten fazla televizyon izletilmesi önerilmemektedir.

         Bunların yanı sıra çocuklarınızın izlediği şeyler hakkında bilgi sahibi olmanız son derece önemlidir. Çocuklarınızın gelişimini kötü etkileyecek şeyleri fark edip onları izlemesini engellemeniz gerekmektedir. Unutmamak gereklidir ki okul öncesi dönemde çocuklar soyut kavramları anlayamazlar bu yüzden dünyaya hep somut olarak bakarlar. Çocuklarınızın izlediği şeyleri gerçek olarak algılamaması için siz de çocuklarınızın bir şeyler izlerken onlar ile birlikte izleyip anlamadıkları ya da yanlış anladıkları bir şey olduğu zaman doğrusunu anlatabilirsiniz. Bunu yaparak çocuklarınızla kaliteli zaman da geçirebilirsiniz.

  • Televizyon ya da bilgisayar dikkat eksikliği hiperaktivite bozuklugu’na neden olur mu?

    Çocukların televizyon ya da bilgisayar başında uzun saatler geçirmesi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sebep olur mu?

    Yapılan uzun dönemli bilimsel çalışmalardan alınan sonuçlara göre TV ya da bilgisayarı fazla kullanımı ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun gelişimi arasında net bir ilişki yoktur. Birçok televizyon yada gazete haberi bunun tersini iddia etse de elimizde net bir veri yok. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi temel nedenleri genetik ve çevresel faktörlerdir (gebelik dönemi ve yaşamın ilk yıllarında karşılaşılan toksik sebeplerdir). Tv yada bilgisayarın uzun süreli kullanımlarından sonra zihnimiz bir uyaran bombardımanına tutulduğundan yorgunluk hissederiz. Belli bir süre dikkatimizi vermekte, konsantrasyonumuzu sağlamakta güçlük çekebiliriz ama DEHB gibi uzun süreli ve kalıcı bir bozukluğa TV yada bilgisayar neden olmaz. Bir çalışmada 1-3 yaş gibi erken yaşta televizyonla tanışmanın ileri ki senelerde (7 yaş) yaşıtlarından daha kısa süreli dikkate neden olduğunu ileri sürmüştür fakat bu bulgu tekrarlanamamıştır.

    Tüm bu veriler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve televizyon, bilgisayarın uzun süre kullanımı arasında bir ilişki, bir bağ yok mu demek oluyor?

    Hayır. DEHB li bireyler yoğun uyaran içeren durumlara karşı kolayca kendilerini kaptırırlar. Bir okuma ya da yazma görevi gibi uyaranın az olduğu bir görevi sürdürmektense, eğlenceli, çekici, heyecanlı, renkli, bol değişkenli uyaranlara yönelirler. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bireyler daha çok televizyon izler, bilgisayar kullanır, uzun süre oyun oynar, çok mesajlaşır, telefon kullanımları yoğundur, çok sms atarlar. Bu tür faaliyetlere ilgileri ve ayırdıkları süre oldukça fazladır. Bu nedenle Dikkat Eksikliği olan çocukların televizyon ve bilgisayar kullanımları yaşıtlarına göre çok daha fazladır ve doğru sınırlar mutlaka koyulmalıdır.

    Çocukların televizyon izlemeleri yada bilgisayar kullanımı için bir yaş sınırı var mıdır?

    Amerikan kaynaklarının genel önerisi 2 yaş altında televizyon ve bilgisayar kullanımının olmaması yönündedir. 2 yaşın altında hızlı sahnelerin ve çabuk hareketlerin çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin erken dönemlerini etkileyebileceğini konusunda endişelerini bildirmektedirler.

    Tartışmalara ya da kafa karışıklığına neden olabileceği için faydalandığım bilimsel yayınların bir kısmını vermek istiyorum:

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21338006

    http://pediatrics.aappublications.org/content/113/4/708.short

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21144536

    Diğer Dikkat eksikliği yazılarına ulaşabilmek için : Tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Çocuklar ve televizyon

    Çocuk ve Televizyon

    En önemli iletişim araçlarından biri olan televizyonun icadından bugüne kadar yaklaşık 90 yıl geçmiş olsa da, televizyon izlemenin çocuklar üzerindeki etkileri ile ilgili araştırmalar son yıllarda yoğunluk kazanmaya başlamıştır. Günümüzde televizyon izlemek, çocuk ve ergenlerin en büyük uğraşlarından biridir. Çalışmalara göre bir çocuk günde ortalama 3-4 saat televizyon izlemektedir; dolayısıyla liseden mezun olduğu zaman gelip çattığında eğitim hayatı boyunca sınıfta geçirdiğinden daha fazla zamanını televizyon izleyerek geçirmiş olacaktır.

    Bebekler televizyon izlemeli mi?

    Televizyon programlarının çocuğun gelişimine olan etkileri çocuğun yaşı ile yakından ilgilidir. Beyin gelişiminin oldukça hızlı olduğu erken çocukluk döneminde, televizyon izlemenin özellikle dil gelişimi ve sosyal gelişim üzerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Bu dönemde televizyon izlemek, çocuğun öğrenmesinde çok önemli olan oyun etkinliklerine, bakım vereniyle olan karşılıklı etkileşim ve paylaşımlara ayrılacak sürenin azalması anlamına gelir.

    Yapılan çalışmalara göre 2 yaşından küçük çocuklar televizyon programlarındaki içeriğin çoğunu kavrayamamaktadırlar. Onlar için televizyon, karmaşık ses, renk ve görüntüleriyle oldukça kafa karıştırıcıdır. Programlarda bir sahne ortalama 5-8 saniye kadar sürdüğünden, ekranda ne olup bittiğini anlamaları için bu süre yeterli değildir.

    Günümüzde küçük çocuklara yönelik çok sayıda televizyon programının yanı sıra sadece bu tür programların yayınlandığı televizyon kanalları da bulunmaktadır. Bu program ve kanallar giderek yaygınlaşmakta ve daha fazla çocuk tarafından izlenir hale gelmektedir. Üreticileri tarafından eğitici nitelikte olduğu belirtilen 0-3 yaş arası çocuklara yönelik DVD’lerin içeriklerinin araştırıldığı bir çalışmada, bir çok ürünün söz konusu eğitici öğeleri yeterli düzeyde içermediği ve bu yaş çocukların zihinsel yapılarına uygun içerikten yoksun olduğu tespit edilmiştir. Bir başka çalışmada ise, dil gelişimi için oldukça duyarlı bir dönem olan erken çocukluk dönemine hitap eden bu ürünlerin, dil gelişimini destekleyici olan konuşma ve anlatım öğelerini sadece %24 oranında içerdiği bildirilmiştir.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada, 0-2 yaş arasındaki çocukların günde ortalama 1-2 saat süreyle televizyon izlediği bildirilmiştir. Bununla birlikte Amerikan Pediatri Akademisi, 2 yaş ve öncesinde televizyon ve diğer medya kullanımını önermemekte, ebeveynlerin medya kullanımının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ve bilinçli medya kullanımı açısından aileleri uyarmaktadır. Sonuç olarak bu yaş grubundaki çocukların, gerek çocuklara yönelik, gerekse ebeveynlere yönelik her türden televizyon programını izlemelerinin potansiyel olumsuz etkileri olduğu, olası olumlu etkilerinin ise henüz ispatlanamadığı belirtilmektedir.

    Televizyonun gün boyu açık olduğu odada vakit geçiren çocuklar, ebeveynlere yönelik programlara da maruz kalırlar. Bu çocukların, oyun oynamakta olsalar dahi televizyondan gelen bir ses ya da görüntü ile dikkatlerinin dağıldığı, bu nedenle oyun etkinliklerinin daha kısa sürdüğü bilinmektedir.

    Çocuklar tarafından severek izlenen ve çoğu şiddet öğeleri içeren çizgi filmler, adeta erişkin aksiyon filmlerinin animasyon türevini andırmaktadırlar. Şiddet öğeleri içeren programları izleyen çocukların şiddete karşı duyarsızlaştıkları ve saldırgan davranışlar sergileme risklerinde artış olduğu bildirilmektedir. Dr. Atalay Yörükoğlu, huzurlu bir ortamda sevgi ile büyüyen çocukların, televizyonda şiddet unsuru içeren programlar izleseler de gördükleri saldırgan davranışları gerçek hayata taşımadıklarını, şiddet içeren davranışların normal karşılandığı ailelerde yetişen çocukların ise televizyonda izledikleri yöntemleri günlük hayatta da denediklerini belirtmekte ve çocuğun ruhsal gelişiminde aile yapısının önemini vurgulamaktadır.

    Erken çocukluk yıllarından itibaren televizyon izleyen çocuklarda obezite görülme riski vardır. Ayrıca bu çocukların kreş ya da anaokuluna uyum sağlamada sıklıkla sorun yaşadıkları bildirilmiştir. Bir çalışmada televizyonu çok fazla izleyen çocukların, az izleyen ya da hiç izlemeyenlere göre öğrenmeye daha az istekli oldukları, daha az işbirlikçi oldukları, daha az hayal kurdukları ve daha mutsuz oldukları bildirilmiştir. Uzun sürelerle televizyon izlemek çocuğun daha pasif bir birey olmasına, dikkat sorunları yaşamasına, okul başarısında düşüşe ve yaratıcılığının körelmesine neden olmaktadır. Aile bireylerinin birlikte geçirdikleri zamanın azalmasıyla aile ilişkileri de olumsuz yönde etkilenmektedir.

    Çocuklar reklamları neden severler? Reklamların çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

    Reklamlar renkli, hareketli, kısa süreli ve melodik doğaları, kimi zaman başrolde ya da kurgunun bir parçası olarak çocuk karakterlere yer vermeleriyle her yaştan çocuk için son derece ilgi çekici ve bir o kadar da eğlencelidirler. Bir çocuğun bir yıl içinde yaklaşık 40.000 reklam izlediği belirtilmektedir.

    Günümüzde reklam ve pazarlama şirketlerinin çocukları da hedef kitlelerine dahil ettikleri bilinen bir gerçektir. Özellikle 4-12 yaş grubundaki çocuklar reklamcılar tarafından önemli bulunmaktadır; çünkü çocuklar ailelerinin tüketim alışkanlıklarına etki etmenin yanı sıra kendi tüketim alışkanlıklarında da reklamların etkisinde kalmaktadırlar.

    Küçük çocuklar televizyon programlarını ve reklamları birbirinden uzunluk-kısalık açısından ayırt edebilmektedirler. Yaklaşık 7 yaş sonrasında ise reklamların ürün satışı ile olan ilişkisini ve ikna edici özelliğini daha iyi kavramaya başlamaktadırlar. Çocuğun yaşı büyüdükçe reklamlara olan ilgisi azalmakta ve reklamlara daha şüpheci yaklaşmaya başlamaktadır.

    Ülkemizde yapılan bir araştırmada, reklamların çocukların çok büyük bir çoğunluğu tarafından severek izlendiği bulunmuş olup en beğenilen reklamlar içinde ilk sırada gıda ve içecek reklamlarının, daha sonra temizlik malzemesi reklamları ile dondurma-şekerleme reklamlarının geldiği bildirilmiştir. Özellikle çikolata, hamburger, şekerleme, asitli içecek reklamları gibi yiyecek reklamları, çocukların yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

    Çocuğunuz hangi programları izlemeli? Yaşına göre ne kadar süre televizyon izlemesi daha sağlıklı?

    Ailelere öneriler:

    * Televizyonu sürekli açık bırakmayın.

    * Televizyon izleme ile ilgili kurallar getirin. Örneğin yemek yerken, ödev yapılırken, siz odada yokken televizyonun kapalı olması gibi. Kural getirmek için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız.

    * Televizyon izlediğiniz süreyi sınırlayarak ve programları seçerek izleme alışkanlığı geliştirerek çocuğunuza örnek olun. İzlediğiniz program bittiğinde televizyonu kapatın.

    * Televizyonu ortak kullanılan bir odada bulundurun. Bu odadaki eşyaları televizyonu merkez almayacak şekilde yerleştirmeye özen gösterin.

    * Çocuk odasında televizyon bulundurmaktan kaçının. Odasında televizyon bulunan çocuklar, bulunmayanlara göre daha uzun sürelerle televizyon izlemekte, daha fazla uyku sorunları yaşamakta, derslerinde daha düşük başarı göstermekte ve obezite açısından daha fazla risk taşımaktadırlar. Ayrıca, televizyon çocuk odasındayken, çocuğunuzun izlediği programları ve izleme süresini denetlemeniz zorlaşır.

    * Çocuğunuzun 2 yaşına kadar televizyon izlemesine izin vermeyin.

    * 2-3 yaş arasında günde 20-30 dakikadan fazla, 4-6 yaş arasında ise günde 1-1,5 saatten fazla televizyon izlemesine izin vermeyin.

    * Okul çocuğu için televizyon izlediği süreyi okul günlerinde günde 1 saat ile, hafta sonları ise en fazla günde 2-3 saat ile sınırlandırabilirsiniz. Eğer çocuğunuzun okul başarısı düşükse süreyi günde yarım saat ile sınırlandırabilir ya da izlemesini tamamen engelleyebilir; hafta sonları ise kısıtlı süreyle izlemesine izin verebilirsiniz.

    * Çocuğunuzu bilinçli televizyon izlemek hakkında bilgilendirin, eleştirel düşünme becerisi kazandırın.

    * Akıllı işaretler hakkında çocuğunuzla konuşun.

    * Çocuğunuzun hangi programlara ilgi duyduğuna dikkat edin ve bu programları kontrol edin. Mümkün olduğunca televizyon programlarını onunla birlikte izleyin ve izledikleriniz hakkında (örneğin şiddet, manevi değerler vb.) onunla konuşun, tartışın.

    * Sevdiği televizyon programını izlerken egzersiz yapması için onu teşvik edin. Reklam aralarında kendi aranızda mini-yarışlar (örneğin “Kim daha yükseğe zıplayacak?”) yapabilirsiniz.

    * Belgesel, konser, spor etkinlikleri gibi eğitici nitelik taşıyan programları izlemesini destekleyin.

    * Olumsuz örnek oluşturmaları açısından alkol ve madde kullanımı ile şiddet öğeleri ve cinsel öğeler içeren programları (örneğin müzik videoları vb) izlemesini engelleyin.

    * Televizyonda görülen her şeyin doğru ya da iyi olmayabileceğini belirtin (örneğin fast food reklamları). Ayrıca çocuğunuzla reklamları tartışarak, bu reklamlardaki mesajların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını değerlendirmesine yardımcı olabilirsiniz.

    * Çocuklar gerçek olan ile kurgu olanı birbirinden ayırt edemeyebilirler. Bu nedenle haberler ve eğlence programları arasındaki farkları, gerçeklik ve hayal ürünü olma arasındaki farkları çocuğunuzla konuşun.

    * Okul öncesi dönemdeki çocuğunuz için televizyonu “çocuk bakıcısı” olarak kullanmayın. Örneğin siz mutfakta yemek yaparken o da yanınızda plastik kaplarla ya da oyuncaklarıyla oynayabilir (Güvenliğe dikkat etmeyi ihmal etmeyin). Büyük çocuklar ise yemek yapmanıza yardım edebilir, sofranın kurulmasına yardımcı olabilirler. Kısacası yaptığınız işe çocuğunuzu katmaya çalışın.

    * Uyku saatinden önce televizyon izlemesine izin vermeyin. Yapılan bir çalışmada, uyku saati öncesinde televizyon izleyen çocukların uykuya dalmaları için daha uzun süre geçtiği bildirilmiştir.

    * Çocuğunuzun arkadaşları ile birlikte zaman geçirmesini, spor ve müzik aleti çalmak gibi aktivitelere katılımını, kitap okuma alışkanlığı edinmesini özendirin.

    * Televizyon, bilgisayar gibi elektronik cihazları kapatarak anne, baba ve çocukların hep birlikte vakit geçirecekleri çeşitli etkinlikler düzenleyin.

  • Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Günümüzün göz ardı edilemez gerçeği; teknolojinin çocuklar üzerindeki olumlu olduğu kadar olumsuz yöndeki etkileridir. Çocukların bilgisayar, televizyon, ipad ve telefonlarla fazla zaman geçirmeleri sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekle beraber iletişimden ve ikili ilişkilerden uzak kalınmasından ötürü sosyalleşmede sorunlara sebep olmaktadır.

    Bilgisayar, internet ya da televizyon gibi araçlar, okul öncesi dönemde amaç değil, çocuğun gelişimi ve eğitimi konusunda araç olmalıdır. Unutulmamalıdır ki; bilgisayarlar, hiçbir zaman bir eğitimcinin ya da bir eğitim ortamının yerini tutmaz.

    Bilgisayar, tablet ya da televizyonun sanıldığı gibi yalnızca olumsuz yanları yoktur. Buralarda izlenen programlar, videolar ve kullanılan programlar sayesinde çocuklar okul öncesi dönemde renkleri, sayıları ve bir çok kavramı öğrenip, özgüvenlerinin gelişmesine destek sağlayabilirler. Bunun yanı sıra, problem çözme yetisinin gelişmesi, hızlı karar verme ve el-göz koordinasyonu gelişimi konusunda faydalı olabilmektedir.

    Yapılan araştırmalara göre, şiddet içerikli görüntüler izleyen çocukların bunları hayatın bir parçası olarak algılayıp normalleştirdiği görülmüştür. Aynı zamanda çocukta korku davranışlarının arttığı gözlemlenmiştir.

    Teknoloji bağımlılığının obeziteyi de körüklediği bilinen gerçekler arasındadır. Unutulmamalıdır ki büyüme ve gelişim çağında olan çocuğun ihtiyacı olan şey koşup, oynamak, konuşmak ve iletişime geçmektir. Sosyalleşme ve serbest oyunların çocuğun empati kurma yetisini ve hayal gücünü geliştirdiği bilinmektedir. Ne yazık ki teknoloji bu gelişime ket vurmakta, çocukları ekran başına kilitlemektedir.

    Yapılan araştırmalar, bilgisayarların okumayı öğrenmede ve ucu açık tartışmalara girebilmede çocuklara katkı sağlamadığını göstermektedir. Okuma ve iletişim becerilerinin gelişmesinde bilinen en etkili yöntem birebir ilişkidir.

    Televizyon ve internet bağımlılığı aynı zamanda duruş, oturuş ve iskelet bozukluğuna sebep olmakla beraber içe kapanıklık, özgüven eksikliği gibi etkilere sebep olmaktadır.

    Çocuğu teknoloji ve televizyon kullanımı konusunda bilinçlendirmek için yapılacaklar;

    Yapacağınız çok önemli bir işiniz dahi olsa onu oyalamak için yardımı televizyon ve bilgisayarlardan almayın. Etrafı dağıtacak dahi olsalar onları faydalanabilecekleri faaliyetlere yönlendirin.

    Yalnızca çocuğun izlemesine koyulacak kural yerine tüm aileyi bilinçlendirin. Devamlı açık olan bir televizyon ailedeki birebir ilişkilere engel olacaktır.

    Çocuğun televizyon izleyeceği saatlere, ve programlara siz karar verin.

    Çocuğunuzun televizyon karşısında bulunduğu sürede yanında bulunmaya özen gösterin. Bu bilinçli ve eleştirebilen, farklı bakış açılarıyla olaylara bakabilen bir izleyici olmasını sağlayacaktır. Bunun dışında izlediğiniz sahneler konusunda onu bilinçlendirmeye özen gösterin. Örneğin; kavga eden insanlar gördüğünüzde onların aslında rol yaptığını, şuanda gerçek hayatta olmadıklarını söyleyin. Böylece gerçekle kurguyu ayırmayı öğrenecek, gördüklerini uygulamaya çalışmayacaktır.

    Bilgisayar oynamasına izin veriyorsanız ona yaptığı şey hakkında sorular sorun. Örneğin, “Oynadığın nedir?”, “Nasıl oynanıyor?”, “Oyundaki amaç ne?”, “Buraya geldiğinde ne oluyor?”, “Bu karakter ne yapmaya çalışıyor?”. Bu tarz sorular oyunu körü körüne oynayıp andan kopmasındansa, ekranda gördükleri ve yaptıkları konusunda düşünmeye teşvik edecektir.

    Bilgisayarı ve tableti, çocuğunuza paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğretecek bir araç olarak kullanın.

    En önemlisi ise; onu tabletle oyalamak yerine ailece keyifli zaman geçirmeyi deneyin. Böylelikle hem geçirilen zamanın kalitesi hem de aranızdaki ilişki ve iletişim artacaktır.

  • BİLGİSAYAR VE TV BAĞIMLILIĞI

    BİLGİSAYAR VE TV BAĞIMLILIĞI

    Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biri; çocuklarda, gençlerde ve hatta yetişkinlerde görülen ve “davranışsal bağımlılık” olarak değerlendirilen bilgisayar, tablet, telefon, televizyon bağımlılığıdır. Özellikle çocuklar, televizyonun, bilgisayarın tablet ve telefonunun karşısında adeta hipnotize ediliyor.Bu sebeplerden dolayı yaşanan sorunlar çocuğun çevre ile ilişkisini bozmakta, çocuğa sosyal, bilişsel ve psikomotor alanda çok büyük kayıplar yaşatmaktadır. Elbette bu tür teknolojik aletlerin birçok faydası vardır ancak, yararlı olarak kullanılıp zararlarından kaçınabilmek konusunda dengenin hem çocuk hem de aile tarafından kurulması; kontrollü ve bilinçli olarak kullanılmasına bağlıdır.

    BİLGİSAYAR, TABLET, TELEVİZYON BAĞIMLILIĞININ ZARARLARI

    Çocuğun arkadaş edinme becerisi gelişmez,

    Sosyal ortamlarda ilişki kurmada zorlanan çocuklar meydana gelir,

    Kendini ifade etme, öz bakım becerileri gelişmez; devamlı olarak anne ayakkabımı bağla, üzerimi giydir… diyen çocuklar ortaya çıkar,

    Oyun oynadığı, eğlendiği, vakit geçirdiği bu sanal dünya o kadar renkli, hareketli, sesli ve değişkendir ki, çocuk gerçek dünyaya döndüğünde her şey ona çok durağan, sıkıcı ve basit gelir. Dolayısıyla “hiperaktivite” baş gösterir,

    Çocuk, üzerinde kontrol kurduğu ve kendi yarattığı bu dünyaya sarılır, kendini yaşamdan soyutlar ve izole olur.

    Ev içinde anne-baba-çocuk ilişkisi bozulur,

    Ebeveynler çocuğunu tanıyamaz, fikirlerini öğrenemez,

    Saatlerce bilgisayar, televizyon ve tablet başında olan çocukların dil gelişimi ve sosyal gelişimi yavaş olur,

    Çocuk sürekli ekran karşısında oturduğu için, fiziksel gelişimi de çok sağlıklı olmaz, kas gelişimi yavaş olur,

    Çocuk bir şeyleri fizikken, ortamda yaşayarak yani yaparak öğrenmediği için, dünyaya karşı daha korkak ve çekingen olur,

    Çocuklar bu şekilde, normal gelişimsel dönemlerine göre daha fazla uyarıcı alıyor ve dikkatleri çok daha kolay dağılabiliyor. O yüzden uzun vadede dikkat dağınıklığı ve odaklanamama gibi ciddi sorunlar yaşanabilir.

    Çocuklar bilgisayar ve televizyonda izledikleri karakterlerle özdeşim kurup gerçek hayatta onlar gibi davranışlar sergileyip , onlar gibi görünmek isteyebiliyorlar; özellikle kız çocuklarının bilinçaltına beden algısı sokulabiliyor.

    Ekranda şiddet içerikli programlar, oyunlar ise erkek çocukları daha çok etkisi altına alıyor. Çocuğa “Sen güçlü olmak zorundasın” gibi mesajlar veriliyor. Ekrandan çok rahat psikolojik şiddet aşılanabiliyor. Bu nedenle çocukların izlediği, oynadığı programların içeriklerine mutlaka bakılması gerekiyor.

    ANNE BABAYA DÜŞEN GÖREVLER …

    Çocuğunuz telefonla veya bilgisayarda bir uygulama açtığı zaman, müthiş bir iş becermiş tepkisi vermeyin.

    Çocuğunuzu üç yaşına kadar ekrandan uzak tutun.

    Çocuğunuza bu konuda örnek teşkil edin, ekran karşısında geçirdiğiniz zamana dikkat edin, elinizden sürekli telefonu düşürmezken çocuktan aksi yönde bir davranış sergilemesini beklemeyin.

    Yemek saatlerinde çocukların televizyon karşında yemek yemelerine izin vermeyin, bu durum hem yemek alışkanlığını olumsuz etkiliyor, hem de çocuklar uzun süre uyarıcılara maruz kalmış oluyor.

    Çocuğunuzla nitelikli zaman geçirin, onunla oyunlar oynayın, etkinlikler düzenleyin, çocuğun çeşitli faaliyetlere (resim, dans, müzik, spor vb.) yönlendirin. Sosyal hayatta mutlu ve tatmin olan çocuk, sanal ortamdan uzak duracaktır.

    Evinizde ortak kararlar alıp kurallar belirleyin ve bu kurallara uyuması için çaba gösterin,

    3-6 yaş arasındaki çocukların günde 1 saatten fazla televizyon, tablet, bilgisayar karşısında zaman geçirmesine izin vermeyin, 6 yaşından sonra sabah 1, akşam 1 saatten fazla zaman harcamasına izin vermeyin.

    Çocuğunuza verdiğiniz sözleri tutun, kuralları uygulamakta tutarlı olun.

    Yeter ki ağlamasın, yeter ki sussun diye düşünmekten vazgeçin, bu şekilde yaklaşarak çocuğunuza ağladığı ya da tutturduğu zaman isteklerinin gerçekleşebileceğini öğretmiş olursunuz.

    Çocukları televizyondan, tabletten ayırdıktan veya oynama ve izleme saatini azalttıktan sonra o boşluğu çocuğunuzla beraber kaliteli zaman geçirerek doldurun.

    Çocuğunuzu bilgisayarı açmamakla, elinden tableti almakla telefonu vermemekle, televizyonu yasaklamakla tehdit etmeyin. kontrollü ve bilinçli olmayı öğretin.

  • Çocuklarda obezite

    Çocuklarda obezite

    Çocuklarda Obezite

    Uzm. Dr. Sibel Spınu
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

    Obezite hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde erişkinleri olduğu kadar, giderek çocukları da etkileyen kronik bir hastalıktır. Obezitenin saptanmasında en geçerli yöntem Beden Kitle İndeksinin (BKİ=vücut ağırlığının, boyun karesine bölünmesi) hesaplanmasıdır. Çocuklarda BKİ'nin %85'in üzerinde olması obezite olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde obezitenin görülme sıklığı her yaş grubunda artmaktadır. Bunun nedeni modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlıklarında yağların ve karbonhidratların fazla miktarda tüketilmesi ve çocukların fiziksel aktiviteden uzaklaşarak televizyon ve bilgisayar oyunlarına yönelmeleridir.

    Bir çocuğun fiziksel, bilişsel, duygusal olarak büyüme ve gelişmesinde, yenen besinlerin içerdiği besin gruplarının ne olduğu ve miktarı önem taşımaktadır.

    Obezite, enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda yağ dokusunun artmasıyla ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle şehir çocuklarında önemli bir sağlık sorunudur ve görülme oranı yaklaşık olarak % 6-7 kadardır. İstanbul ilinde yapılan bir çalışmada kilolu olma sıklığının kızlarda 12-13 yaşlarında %21, erkeklerde 11-12 yaşlarında %27 ile en yüksek düzeye çıktığı görülmüştür. Son on yıla göre sanayi bölgelerindeki çocukluk dönemi obezitesinin artışında ilerleme görülmüştür.

    Şişman yetişkinlerin önemli bir oranında şişmanlığın çocukluk hatta süt çocukluğu devresinden itibaren başladığı ileri sürülmektedir. Ailenin obez olma durumu, sosyo-ekonomik durumu, ailenin eğitim seviyesi ve aile tipi çocukluk obezitesini artıran nedenlerdir. Ayrıca televizyon önünde geçen zaman da ve o an da yenen yiyeceklerde bu konuda obez olmayı etkiler. Küçük çocuklarda düzenli yeme alışkanlığı aileler ve bakıcılar tarafından üstlenildiği için çocuğun beslenmesinde önemli bir rol oynarlar. Çocukların yiyecek tercihleri, ailelerinin yeme davranışlarından ve yiyecek seçim tercihleri ile şekillenir. Anne-babanın beslenme tarzı, öğün sayısı, günlük aktivite şekli etkili olurken, okul çağı ve ergenlik dönemde bireyin gününün büyük bir kısmını geçirdiği eğitim merkezindeki kantin ve yemekhanelerde sunulan besinlerin içerikleri ile eğitim programları, önerilen fizik aktivitenin yeri obezitenin oluşmasında etkili olmaktadır.

    İlkokul çağında ve ergenlik dönemlerinde kızlar arasında erkeklere kıyasla daha yüksek oranda şişmanlık olgusuna rastlanmaktadır. Günümüzde obezitenin, genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Şişmanların fazla yeme isteğinin ve beslenme biçiminin aile çevresinden edinilen bir alışkanlık olduğu ileri sürülmektedir.

    Obezitede en önemli faktörlerden biri de hızlı ve fazla yeme davranışıdır. Bugün, toplumların beslenmesinde yağdan, şekerden, tuzdan zengin, posadan fakir bir diyetin yer aldığı görülmekte, işlem görmemiş gıdaların tüketimi giderek azalmaktadır. Esas problemin, diyetin yağ ve karbonhidrat kısmındaki dengesizlikten kaynaklandığı ve beslenme bilgisi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Aşırı kilolu çocukların diyetlerinde fazla enerjiyi yağdan aldıkları belirtilmektedir. Modern yaşamın getirdiği beslenme alışkanlığında kalori ve yağ yoğunluğunun fazla oluşu (fast food tarzı beslenme) obezite sıklığının artışında bir risk faktörüdür. Günde üç ya da daha fazla beslenen ve öğünlerini düzenli tüketen kişilerde, günde bir ya da iki kez düzensiz beslenen kişilerden daha az sıklıkta obeziteye rastlanmaktadır.

    Bebeklik dönemindeki beslenme şekli çocuğun ileri yıllardaki beslenme alışkanlığını belirler. Anne sütü ile beslenmenin obezite oluşumunu önleyici etkisi iyi bilinmektedir. Çocuk her ağladığında biberon ile süt vermek, muhallebi gibi kaloriden zengin besinlere erken başlamak ve bunları fazla miktarda vermek çocuklarda şişmanlığa yol açan yanlış uygulamalardır.

    Hareketsiz yaşam biçimininde bir uzantısı obezitedir. Televizyon seyretmek ile vücut yağ dağılımı ve total vücut yağı arasında bir ilişki olduğu da saptanmıştır. Televizyon reklamları, kişinin tükettiği gıdanın nitelik ve niceliklerini etkilemekte, obeziteye yol açan kötü diyet alışkanlıklarına yol açmaktadır. Televizyon seyretme süresi boyunca kişilerin ana öğünlerine ilaveten ara öğün yaptıkları sıkça görülmüştür. Televizyon seyretme süresi fazlalaştıkça kişinin oturma süresi artmakta, bu da Vücut Kitle İndeksi'nde (BKİ) artışa yol açmaktadır. Obezite sıklığı, 4 saatten daha fazla televizyon izleyen veya bilgisayar başında vakit geçiren çocuklarda, 1 ya da 1 saatten daha az zaman geçirenlerle kıyaslandığında daha yüksek saptanmıştır.Yapılan çalışmalar, televizyon izleyen çocukların hiç reklâm izlemeyenlerden daha fazla şekerli gıda tüketmeyi tercih ettiklerini gözlemiştir. Ayrıca, bu tarz reklâmlara maruz kalma, çocuğun enerji yoğunluğu ve besin değeri az olan yiyecekleri tercihini artırmaktadır.

    Bazı çocuklarda psikolojik sorunlara tepki olarak aşırı iştahsızlık görülebileceği gibi, bazılarında bu tepki fazla yeme şeklinde ortaya çıkar. Anne baba ve çocuk arasındaki ilişkiler, ev ortamındaki problemler, arkadaş grupları tarafından kabul edilmeme, derslerdeki başarısızlıklar çocuğun ruhsal yapısını etkileyerek beslenme bozukluklarına neden olmaktadır.

    Obez çocuklarda özellikle ergenlik döneminde arkadaş edinememe, grup faaliyetlerine katılmama gibi ortaya çıkan psikolojik bozukluklar çocuğun obezite derecesini arttırmaktadır. Obez çocuklar büyüdükçe şişmanlık, diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara neden olmaktadır. Bu yüzden önceden önlemimizi almak hayati önem taşır.

    Çocukluk dönemi obezitesi tedavisi zordur, hem fiziksel hem duygusal bir durumdur. Tedavi yaklaşımında öncelikle ailenin eğitilmesi önemlidir. Genellikle aileler bu durumu bir sorun olarak görmemektedir. Obez ailelerin suçluluk hissi, savunmacı bir tutum sergilemelerine neden olmaktadır. Tedavinin başarısı için ailenin olaya katılması ve amacın ne olduğunu bilmesi gerekir. Tüm dünyada obez çocukların tedavisinde model olarak multidisipliner bir yaklaşım kullanılmaktadır. Tedavi ekibi doktor, çocuk hemşiresi, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist ve çocuğun annesinden oluşmalıdır.