Etiket: Tedavisi

  • Ozon terapi ,

    Ozon Molekülünün Temsili Gösterimi

    Ozon, üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). Ozon, atmosferde genel olarak iki atomlu halde bulunan normal atmosferik oksijene (O2) nazaran çok daha yüksek enerji taşıyan bir yapıya sahiptir. Çok güçlü okside etme özelliği vardır. Etkin bir dezenfektasyon maddesidir. Ozon tedavisi birçok hastalığın tedavisinde destekleyici bir tedavi yöntemidir. Bu olumlu sonuçlar bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmış olmakla birlikte kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır ve tamamlayıcı tedavi grubuna girer. Diğer tıbbi tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi % 100 başarı garantisi verilemez. Tedavi başarısı uygulanan duruma, hastalığın ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır. Ozon tedavisi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında azalma olabilmektedir. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu gibi uygu

    Ozon Molekülünün Temsili Gösterimi

    Özellikleri ve Etkisi

    Kronik yorgunlukta

    Allerjik hastalıklarda

    Kronikleşen üst solunum yolu hastalıkları (Örneğin Kronik Otit, Sinüzit)

    Dolaşım bozukluklarında

    Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde (Örneğin Hepatitler, Uçuklar (herpes))

    Zor iyileşen enfekte yaralarda (Örneğin Diabetik Ayak, Staz Ülserleri)

    Enflamatuar barsak hastalıklarında (Örneğin Kolit, Proktit)

    Eklem hastalıklarında (Örneğin Gonartrozlar gibi)

    Kas ağrısında (Örneğin Fibromiyaljiler)

    Nörolojik hastalıklarda (Örneğin Multiple Skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi)

    Yaşlılıkta (Geriatri)

    Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda “majör otohemoterapi” formunda veya “minör otohemoterapi” olarak

    Antiaging ve zayıflamada

    Endikasyonları (Ozon Terapi Kimlere Uygulanmaz)

    Ozonun uygulanmasının yasak olduğu hastalıklar son derece sınırlıdır.

    Favizm (alyuvarlarda bir enzim eksikliği ile seyreden (Glukoz 6 fosfat dehidrogenz enzim eksikliği) hastalığında

    Aşırı alkol kullananlarda

    Hipertroidi; troid bezi aşırı çalışanlarda

    İleri derecede kansızlık ve kanla ilgili bazı rahatsızlığı (hemofili, kanama pıhtılaşma hastalıkları v.s.) olan hastalarda

    Kronik ve tekrarlayıcı pankreas bezi iltihaplarında (Pankreatitler)

    Yeni gelişmiş kalp enfarktüsü ve kanamanın aktif olarak devam ettiği beyin felci gibi bazı hastalıklarda uygulama yapılmaz

    Medikal ozonun iyi bilinen bakterisidal (bakteri öldürücü), fungisidal (mantar öldürücü) ve virostatik (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır. Kan dolaşımını arttırma yeteneği sebebiyle dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır.

    Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder. Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak, vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferon yada interleukin gibi önemli aracıları içeren) adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalarda başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

    Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimlerini aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

  • Fraksiyonel lazer – kırışıklık, iz ve leke tedavisi

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisinin kullanılması ile akne (sivilce) izi, gözenekler, yara ve yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme ve iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır; günümüzde bu sistemler çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:
    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalga boyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalga boyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalga boyu
    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktörler; lazer ışınının dalga boyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde yaklaşık 4 yıldan beri Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisi uygulanmaktadır.Fractional MCL 30 Lazer yeni jenerasyon bir lazer teknolojisidir. Ciltte yara oluşturmadan, cilt yenileme, kolajen yapıyı sıkılaştırma, göz etrafındaki kırışıklıkları hafifletme, cilt lekelerini ve yara izlerini tedavi etme amaçlı uygulanabilmektedir. Ciltte sağlam doku içinde “mikrotermal tedavi” bölgeleri olarak bilinen, binlerce küçük ama derin köprüler oluşturup, mikroskopik küçük yaralar meydana getirir. Bu “çok küçük-mikrotermal tedavi”, tüm bölgenin bütünüyle tedavi edilmesine oranla, cildin çok daha hızlı iyileşmesini sağlar. Fraksiyonel lazer yöntemi ile cildin doğal iyileşme süreci kullanılarak, yeni, sağlıklı, daha sıkı bir dokunun oluşturulması ve cilt kusurlarının giderilmesi amaçlanır. Böylece cilt içeriği düzenlenir, lekeler silinir ya da azalır; cilt rengi düzelir, kalitesi ve elastikiyeti artar.

    Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı, kimyasal peeling ve dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı ya da tecrübeye bağlı değildir; inilenderinlik belirlidir. Etkisi güçlü olmasına karşın, fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Tedavinin beklenen sonucu ise benzer sistemlere göre çok daha olumludur.

    Fraksiyonel Lazer’in kullanım alanları:

    1- Sivilce izlerinin tedavisi: Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem fraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur.

    2- Gebelik çatlaklarının tedavisi: Lazer dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    3- Yara izi tedavisi: İnce yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    4- Boyun ve dekolte gençleştirme: Yıpranmış ve sarkmış boyun ve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    5- Cilt lekelerinin giderilmesi: Ciltteki güneş lekeleri, melasma denilen doğum lekeleri, yaşlanmaya bağlı lekeler ve cilt tonunda değişiklikler, sivilce lekeleri vb. tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    6- Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi: Göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir, bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, alerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek, tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir; ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazer uygulamasının şekli, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

    Klinik çalışmalar ışığında, etkili bir tedavi ve güzel bir sonuç için, yaklaşık 2-4 hafta aralıklarla, ortalama 3-5 seans önerilmektedir. Lazer uygulaması sonrasında etkinlik hemen görülse de, kolajen yapılanması (remodelizasyonu) 2-3 ay sürdüğü için, asıl gelişmeler ve sonuçlar 2-3 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bu bize hastanın yakınması ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer yöntemini belirleme ve tedavisinin planlaması aşamasında farklı seçenekleri kullanma olanağı vermektedir.

  • Botox kırışıklıkları nasıl giderir?

    2000'li yılların mucizevi yöntemlerinden biridir. Yüzde, özellikle alın yatay çizgileri, göz etrafı (kaz ayakları), kaş ortasındaki kırışıklıklarda uygulanmakta iken, daha sonraları göz altı, burun kökü, dudak üstü, boyun kırışıklıkları ve burun ucunu kaldırmak için de uygulanmaya başlanmıştır. Kas içine verilen Botulinum Toksini-Botox ile o bölgedeki kasların kasılması önlenmekte ve kırışıklık düzeltilmektedir. Tek seansta yapılan uygulama sonrasında kişi rahatlıkla günlük yaşamına devam etmektedir. Botulinum toksini, oluşmuş kırışıklık ve çizgilerin düzeltilmesini sağlamakla birlikte, henüz oluşmamış kırışıklıkların ortaya çıkmasını ve ince çizgilerin derinleşmesini de önler.

    • Kırışıklıklar nasıl oluşur?

    Cilt belirli işlevleri olan farklı tabakalardan oluşur. Yaş ilerledikçe deri değişiklikler geçirir ve cildin işlevleri zamanla azalır. İlk olarak burun ve ağız arasında, göz kenarlarında ve alında ince çizgiler belirir. Devamlı yapılan yüz hareketleri de mimik kırışıklıklarının ortaya çıkmasına yol açar. Bunlar ağız çevresinde gülümseme, dudak alt köşelerinde üzüntü çizgileri, alın çizgileri, göz çevresi (kaz ayağı) veya iki kaş arası kırışıklıklarıdır.

    • Bu kırışıklıkların tedavisinde uygulanan yöntemler nelerdir?

    Cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler uygulanabilir. Cerrahi olmayan uygulamalar çok çeşitli olup; lazer uygulamaları, peelingler, kolajen ve hiyalüronik asit gibi dolgu maddeleri ve saflaştırılmış Nörotoxin (Botulinum Toksini-Botox) uygulamaları sayılabilir.

    • Botox-Botulinum Toksini yılan zehiri midir?

    Sağlık Bakanlığı'ndan onaylı olan Botox-Botulinum Toksini, bir çok kişinin bildiğinin aksine, yılan zehiri değildir. Clostridium Botulinum adlı bir bakteriden elde edilmiş protein esaslı bir maddedir. Botulinum Toksini, 1980'li yılların başından beri, bazı kasların aşırı kasılmasına bağlı ortaya çıkan hastalıkların (şaşılık, kas spazmı, vb.) tedavisinde kullanılmaktadır. Kozmetik alanda kullanımı da, nörolojik hastalığı nedeniyle Botox tedavisi yapılan bir kadın hastanın doktoruna “Her enjeksiyondan sonra yüzüm son derece sakin, dinlenmiş bir ifade alıyor, güzelleşiyorum!” demesiyle gündeme gelmiştir.

    • Zaman zaman bazı yazılı ve görsel iletişim araçlarında, Botulinum Toksini-Botox uygulamasının ölümlere yol açtığına ilişkin haberler yer almaktadır. Bu konuda gerçek durum nedir?

    Onaylandığından bu yana milyonlarca kişi estetik amaçlı Botulinum Toksini-Botox uygulaması yaptırmıştır. Estetik amaçlı Botulinum Toksini uygulamaları nedeniyle ölümle sonuçlanan hiçbir vaka yoktur.

    Estetik amaçlı uygulama dışında, Botulinum Toksini genellikle bir takım nörolojik hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu hastalıkların bazıları, Botox uygulamasından bağımsız olarak, kendi başına bile istenmeyen ciddi durumlar yaratabilen, altta yatan başka hastalıklar ve diğer risk faktörlerinden dolayı artmış ölüm riski taşıyan nörolojik durumlardır. Haberlerde bahsi geçen vakaların bu tip nörolojik hastalar olduğu ve doğrudan Botulinum Toksini-Botox ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

    • Botulinum Toksini ile dudakları dolgunlaştırmak mümkün müdür?

    Dudak ve yüz dolgunlaştırmak için kullanılmaz. Bu amaçla dolgu maddeleri ya da yağ enjeksiyonu yapılmaktadır. Genellikle yüze yapılan her şey Botulinum Toksini-Botox zannedildiği için böyle bir yanılgı oluşmaktadır.

    • Botox kremleri diğer kremlere göre kırışıklıkları daha fazla giderir mi?

    Botox kremi diye bir şey aslında yoktur. BOTOX ticari bir markadır. Botulinum Toksini kırışıklığa neden olan kasları gevşetir, böylece kırışıklığın oluşmasını engeller. Kremler ise var olan kırışıklığın görünümünü hafifletmeye yardımcı olur. Her ikisinin etki mekanizması farklıdır.

    • Botulinum Toksini-Botox tedavisi nasıl bir uygulamadır?

  • Akne izleri, gözenekler ve kırışıklık tedavisi

    Akne izleri, gözenekler ve kırışıklık tedavisi

    “ FRAKSİYONEL CO2 LAZER “
    Günümüzde “ Akne izleri, Gözenekler ve Kırışıklık Tedavisi ”adı altında uygulanan yöntemler yetersiz kalabilmekte…Yıllardan beri deri yaşlanması, kırışıklıklar ve akne ( sivilce ) izlerinin tedavisinde farklı yöntemler kullanılmıştır. Bunlar :
    1. Kimyasal Peeling
    2. Mikrodermabrazyon
    3. Mekanik Dermabrazyon ( zımparalama )
    4. Botox ve Dolgu Maddeleri
    5. Işık Tedavisi ( Intense Pulsed Light : IPL )
    6. Lazer Tedavisi:
    a. Nd:YAG Lazer
    b. Er:Glass ve Er:YAG Lazer
    c. CO2 Lazer : Dünyanın en derin etkili iz ve kırışıklık tedavi yöntemidir. Oldukça derin etkili olduğu gibi yan etkileri de ciddi olabilir. Bu yüzden son 5 yıldan beri “ Lazer Dermatoloji ” dünyasında devrim niteliği taşıyan ve bu sistemin yan etkilerini neredeyse sıfıra düşüren “ Fraksiyonel CO2 Lazer ”geliştirilmiştir.
    FRAKSİYONEL CO2 LAZER HANGİ ALANLARDA KULLANILMAKTADIR ?
    1. Cilt yenileme , yüz gençleştirme : Yüz, göz kapakları, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesinde tartışmasız en etkili yöntemdir.
    – İnce kırışıklıkların giderilmesi
    – Derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirmede
    2. İz tedavisi : Yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri ( sivilce izleri ), gözenekler ve çukurluklar, yara ve yanık izleri ve deri çatlamalarında en güçlü ve en etkili tedavi yöntemidir .
    1. Akne izlerinin ( sivilce izlerinin ) tedavisi : akne izleri, yüzeyel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandirılmaktadır :
    a. Yüzeyel akne izleri ve gözenekler : cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler özellikle sivilce tedavisi sonrası daha çok ortaya çıkar ve kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeyel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeyel cilt soyma yöntemleri ile kısmen azaltılabilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.
    b. Derin akne izleri
    Ice pick ( buz kıracağı ) akne izi ve derin gözenekler : deri üzerinde buz kıracağı ile delinmiş alanlar şeklinde görülen çapları genellikle 2 mm.nin altında olan noktasal çukurlardır. Bu izlerin çapları fazla olmamalarına rağmen aşırı derin olabilir, bazen deri altı yağ tabakasına kadar inebilirler. Bu yüzden “ ice pick ” akne izinin en iyi tedavisi lazerdir. Lazer istemleri arasında en etkili ve aynı zamanda en az yan etkili sistem ise fraksiyobel CO2 lazerdir.
    Box car ( yük vagonu )akne izi : yuvarlak veya oval şeklinde oluşan akne izleridir.
    Rolling scar ( dalgalı )akne izi : genellikle derin olan bu çeşit sivilce izleri, cildin üst tabakasının alt tabakalar tarafından içeriye doğru çekilmesinden kaynaklanırlar. Tedavisi en zor olan bu tip akne izlerinde fraksiyonelCO2 lazer ile %80 e kadar iyileşme gözlemlenmektedir.
    2. Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi
    3. Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi
    4. Aşırı bağ dokusu ( hipertrofik skar ) ve keloidlerin azaltılması
    3. Özel lazer uygulama başlığı sayesinde estetik göz kapağı ameliyatlarında, yüzdeki küçük cerrahi işlemlerde ve yaralanmaların düzeltilmesinde kullanılmaktadır:
    – Kanser öncesi cilt lezyonlarının tedavisi – Cilt kanserlerinin tedavisi- Ciltteki kitlesel cilt lezyonlarının tedavisi- Saç, kaş ve sakallı bölge içindeki kitlesel lezyonların tedavisi- Piyojenik granülom tedavisi- Rinofima ve otofima tedavisi- Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi-Göz kapaklarında oluşan kolesterol plaklarının tedavisi- El ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş kitlelerin tedavisi
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER SONUCU CİLTTE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR ?
    CO2 lazer uygulaması sonrası ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1-3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelmektedir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma meydana gelir. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 10-15 yıl önceki durumuna geri döner.
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER UYGULAMASI AĞRILI MIDIR ?
    Uygulama sırasında lazer epilasyonda olduğu gibi çarpma hissi olur. Bu his anestetik kremler ve soğuk hava kullanılarak azaltılabilir.
    FRAKSIYONEL CO2 LAZER UYGULAMASI KAÇ KEZ YAPILIR ?
    Seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Her uygulama sonrası ortalama %40 kadar iyileşme gözlenir. Hafif-orta derece kırışıklıklar ve izlerde1-2 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi birkaç ( 3-5 ) seans olarak düzenlenir. Seansların sıklığı uygulama derinliğine göre değişir : tedavi yüzeysel uygulamalarda 1-1.5 ayda bir, derin uygulamalarda ise 2-3 ayda bir tekrarlanır.
    İYİLEŞME SÜRECİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?
    Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte 3-7 gün süren pullanma ve ardından birkaç günlük kızarıklık dışında bir şikayet olmaz. Hasta ikinci veya üçüncü günden itibaren makyaj yapabilir. Fraksiyonel lazerin bu avanyajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.

  • Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini İVF ya da mini tüp bebek tedavisi daha düşük dozda ilaç kullanılarak daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi mantığına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar alındıktan sonra yine mikroenjeksiyon tekniği uygulanarak döllenme sağlanır. Döllenme sonrasında oluşan embriyoların tutunma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülerek hastaya transfer edilir. Aslında tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. 

    Ancak bu tedavi de ilaçsız tüp bebek tedavisi gibi genellikle yüksek doz ilaç kullanılmasına rağmen fazla sayıda yumurta elde edilemeyen ve kaliteli embriyo gelişmeyen bayanlarda tercih edilebilir. Özellikle ileri yaştaki ve yumurtalık rezervi azalan bayanlarda mini-ivf tedavisinin başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha az değildir. Bu hastalarda çok yüksek doz ilaç kullanılırsa yumurta kalitesi de genellikle düşmektedir. Mini tüp bebek tedavisinde mantık hastanın kendi hormonları ve düşük doz ilaçlarla yumurtaların gelişmesidir. 

    FSH hormonu yükselmiş olsa da eğer normal adet görülüyorsa mini-ivf ile gebe kalmak için şansınız var demektir.

    Tedavide genellikle diğer klasik tedaviler gibi adetin 3. Günü klomifen veya letrozol ilaçları kullanılır ve vücudun kendi FSH hormonunun yükselmesi ve yumurtaların uyarılmaya başlaması beklenir..yaklaşık 4-5 günlük bir tedaviden sonra genellikle yumurtalar 10 mm ve daha büyük boyutlara varırlar..tedaviye ara verilmeden FSH v/veya Lh hormonuyla devam edilir..yaklaşık olarak 2-4 günlük bir tedavi sürecinden sonra yumurtalar toplanmaya hazır hale gelir..

    Mini-İVF tedavisinde diğer önemli bir avantaj da maliyetinin düşük olmasıdır..Çünkü tüp bebek tedavisinde yüksek doz ilaç kullanımı nedeniyle tüp bebek masrafına ek olarak ciddi bir maliyet oluşmaktadır.

  • Kırışıklık , iz ve leke tedavisinde fraksiyonel lazer

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisi; akne (sivilce) izi, gözenekler, yara, yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme, iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır. Günümüzde bu üç sistem çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:

    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalgaboyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalgaboyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalgaboyu

    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktorler; lazer ışınının dalgaboyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde, yaklaşık 3-4 yıldan beri uyguladığımız Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisine ek olarak bir ay önce Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisine başladık. Bu bize hastanın şikayetine ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer sistemini belirleyip, tedavisinin planlanması aşamasında farklı seçenekleri kullanma imkanı vermektedir.

    Fraksiyonel lazeruygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye bağlı değildir. İnilenderinlik belirlidir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Etkisi ise benzer sistemlere göre çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel lazer;

    • Sivilce izlerinin tedavisinde; Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem faraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur. Esmer kişilerde Erbium fraksiyonel, açık tenlilerde ise karbondiyoksit lazer tercih edilir.

    • Gebelik çatlaklarının tedavisinde;lazer, dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    • Yara izi tedavisinde ; ince yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    • Boyun ve dekolte gençleştirme; yıpranmış ve sarkmış boyunve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    • Cilt lekelerinin giderilmesi;daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    • Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi; göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir. Bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, allerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek,tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir. Ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazerin tipi, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

  • Çikolata Kisti Tedavi Edilmezse Ne Olur?

    Çikolata Kisti Tedavi Edilmezse Ne Olur?

    1) Endometriozis (çikolata kisti) nedir?

    Kadınların üreme sistemini etkileyen en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Genellikle genetik faktörlerden kaynaklandığı düşünülerek, şiddetli pelvik ağrı ile ortaya çıkmaktadır. 
    Kadın vücudunun doğurganlık için her ay rutin olarak gerçekleştirdiği adet kanamaları, rahim içini döşeyen endometrium tabakasının hormonlar vasıtası ile kalınlaşarak dökülmesi sonucu rahimden gelen bir miktar kan ile vücut dışına atılmaktadır. Bu eylem adet kanamasıdır. Ancak rahim içinde yer alan endometrium tabakasının rahim dışında her hangi bir bölgeye konumlanması sonucu gerçekleştirdiği bu spesifik davranış, çevre dokulara zarar vererek, adezyonlara neden olmaktadır. Kanamanın etkisi ile yerleştiği organlarda hasara yol açarak, çikolata rengini anımsatan yapışıklık görüntüsüne çikolata kisti adı verilmektedir. Tedavisi yapılmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

    2) Çikolata kistinin belirtileri nelerdir, nasıl teşhis edilir?

    Çikolata kistinin en belirgin özelliği şiddetli pelvik ağrıdır. Bu ağrılar genellikle adet dönemlerinde ve cinsel ilişki esnasında ortaya çıkabilir. Ayrıca pelvik organlara zarar vermesi sonucunda hamile kalamama sorunlarına yol açarak, yapılan jinekolojik muayene sonucunda elde edilen görüntü ile kolayca teşhis edilmektedir. Endometrium tabakasının rahim dışında başka bir bölgeye yerleşmesi halinde, her ay gerçekleştirildiği dökülme ve kanama davranışı nedeni ile çevre organlara zarar vererek, iltihabi reaksiyonlara neden olabilir. Bu reaksiyonlar adet dönemlerinde şiddetli ağrı ile ortaya çıkmaktadır.
    3)Çikolata kisti tedavi edilmezse ne olur?

    Kısırlık 

    Endometriumun rahim dışında göstermiş olduğu davranış nedeni ile çevrede bulunan organlarda yapışıklığa ve işlevsel olarak anatomik yapısının bozulmasına neden olur. Kanamalar ile birlikte endometriumun doku kalıntıları, fallop tüplerinin tıkanmasına ya da fallop tüplerinin ucunda bulunan fonksiyonel saçakların bozulmasına neden olarak, kısırlık sorununa yol açabilmektedir. Eğer tedavi edilmez ise yarattığı olumsuz etki ilerleyerek, geri dönüşü olmayan kısırlık sorununu gündeme getirmektedir. Ayrıca yayılma eğilimi halinde, yumurtalıklara da zarar verebilir. Bu durumda tüp bebek tedavisi için bile gerçekleştirilemeyecek bir sorundur.

    Dış gebelik
    Çikolata kistinin kısırlık etkisi kapsamında yumurta fallop tüplerinde ilerleyemediği için bölgede sıkışabilir. Kısacası yumurtalıklardan salınan yumurtanın fallop tüplerinden geçememesi kısırlık soruna, yumurtanın fallop tüplerinde sıkışması halinde dış gebeliğe neden olmaktadır. Fallop tüplerindeki çikolata kisti odakları dış gebelik riskini 6 katına çıkarmaktadır. Ayrıca kisti ilerlemesine bağlı olarak dış gebelik, infertilite (kısırlık) ve en ciddi etkisi olarak yumurtalıkların kaybı söz konusu olabilir.

    Yumurtalıkların alınması
    Yumurtalıklara yerleşen endometriumun ya da yayılma sonucu yumrutalıkara ulaşan çikolata kistinin tedavi edilmemesi üzere, yumurtalıkların fonksiyonelliğini ve yumruta rezevlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ayrıca hastalığın ilerlemesine bağlı olarak tedavisi yapılmaz ise ilerleyen günlerde yumurtalıkların cerrahi operasyonla çıkartılması gerekebilir. Bu durumda çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için çikolata kistini oldukça tehditkar bir sorun olduğunun göstergesidir.

    4)Çikolata kistinin tedavisi nasıl yapılır?

    Yapılan jinekolojik muayene sonucu kistlerin 3 cm altında olduğu saptanmış ise çeşitli ilaçlarla ya da doğum kontrol hapları ile tedavisi yapılmaktadır. Kullanılan bu hapların progesteron ve östrojen hormonu ihtiva etmesi ile kanamanın önlenmesi ve meydana gelen lezyonların giderilmesi amaçlanmaktadır. Ancak çikolata kistinin ilaç tedavisi hakkında uzmanlar arasında fikir ayrılığı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle çikolata kistinin tekrarlama ve yayılma özelliği karşısında laparoskopi müdahale ile kistlerin çıkartılması ve adezyonların (yapışıklık) giderilmesi en etkili tedavi olarak kabul edilmektedir. Bazı vakalarda hastanın hamilelik elde etmesi de, çikolata kistinin tedavisinde faydalı olabilmektedir. Fakat çikolata kisti tekrarlayabilen ve herhangi bir şikayete yol açmadan ilerleyebilen sinsi bir hastalıktır. Bu nedenle çikolata kisti tedavisi gören ya da herhangi bir şikayeti olmayan hastaların bile düzenli olarak jinekolojik kontrolleri yaptırması gerekir. Ayrıca çikolata kisti tedavilerinde kadının yaşı ve ilerde çocuk sahibi olması isteği de, tedavi yönteminin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır.
     

  • Yüzünüzdeki kahverengi lekeler !

    Yüzdeki kahverengi lekeler, hamilelik lekeleri ve çiller, akne tedavisi sonrası gelişen lekeler kozmetik olarak sıklıkla şikayet ettiğimiz sorunlardır. İnsanın ruh sağlığını, görünümünü, ilişkilerini ve özgüvenini önemli derecede etkiler. Tedavisi, zaman ve sabır isteyen bir durumdur. Ancak tedavi edilmezlerse, renk koyulaşır; renk koyulaştıkça, tedavinin yararı azalır. Tedavide ilk basamak güneşten korunmak ve lekenin sebebini araştırmaktır.

    Yüzdeki kahverengi lekelerin en sık sebebi güneş ışınlarıdır. Ayrıca hamilelik, tiroid hastalıkları, hormon tedavileri, bazı kozmetikler ve ilaçlar (epilepsi ilaçları, doğum kontrol ilaçları vb.) gibi pek çok faktör de renk maddesinin aşırı yapımına veya depolanmasına neden olabilir. Derinin kahverengi rengi, “melanin” olarak adlandırılan renk maddesine bağlıdır. Melanin maddesi, renk hücreleri tarafından yapılır. Derinin üst ya da alt tabakasında depolanır.

    Leke tedavisinin temeli güneşten korunmadır. Ayrıca kozmetik ürünler, hormon ve güneşe duyarlandırıcı ilaç kullanımının sınırlandırılması da gerekmektedir. Güneşten korunmayla birlikte, oluşmuş lekeleri soldurmak için, “renk açıcı” kozmetik ürünler de kullanılmalıdır. Günümüzde “renk açıcı kremler” adı altında pek çok ürün geliştirilmiş ve satışa sunulmuştur. Bu ürünlerin, koruma faktörü 30'un üzerinde olan güneşten koruyucular ve kimyasal peeling ile birlikte kullanılması, etkinliklerini arttırmaktadır. Güneşten koruyucular, tedavi sırasında ve tedavi sonlandırıldıktan sonra ömür boyu kullanılmalıdır. Çok az bir güneş ışığı bile renk hücrelerini uyarabilir.

    Leke tedavisinde etkinliğini belirleyen faktörler:

    • Kişinin tedaviye uyumu/”güneşten korunmak”, leke tedavisinin birinci adımı ve “olmazsa olmaz”ıdır. Güneşten yeterince korunmayanlarda tedavi tamamen başarısızdır. İlave olarak her güneş temasında lekeler koyulaşır ve derinleşir.

    Ancak, unutulmamalıdır ki, “güneşten koruyucu kremler” güneşten korunmanın sadece bir komponentidir. Asıl korunma, dışarıda geçirilen zamanı kısıtlamak ve koruyucu giysiler (şapka, gözlük vb.) giymektir. Ayrıca diyet desteği olarak mutlaka antioksidan içeren (özellikle vitamin C, A, üzüm çekirdeği özütü, alfa-lipoik asit vb.) tabletler kullanılmalıdır.

    • Sebebin belirlenmesi: Mutlaka bir hekim kontrolü altında, hormonal yönden değerlendirilmeli, kullanılan ilaçlar gözden geçirilmelidir.

    • Lekenin derinliği: Melanin depolanması ne kadar yüzeysel ise ürünlerin başarısı yüksek; melanin depolanması ne kadar derinse tedavi o kadar zordur; bazen tamamen başarısızdır. Dermotologlar, özel geliştirilmiş bir ışıkla, lekenin derinliğini tespit edebilirler. Tedavinin düzenlenmesinde ve takipte doğru adres bir dermotologdur.

    • Leke tedavisi uzun süreli bir tedavidir; zaman ve sabır ister: “renk açıcı” kozmetik ürünlerin, etkilerinin değerlendirilebilmesi için, en az 3-6 ay kullanılmalıdır. Tedavinin devamı ve kesilmesine, takip eden dermatolog karar verir. Tedavi sonrası tekrar nüks önemli bir sorundur.

    Gebe, Loğusa ve doğum kontrol ilacı kullanan bayan hastalarda tedavi önerilmemektedir. Gebelerde oluşan lekeler, genellikle doğumdan sonra 1 yıl içinde kaybolur. Önemli olan, bunlara güneş lekelerinin ilave olmamasıdır.

    Günümüzde pek çok “renk açıcı” ürün geliştirilmiş ve kullanıcıya sunulmuştur. Bu ürünlerin bileşimlerinde çoğunlukla: Vitaminler, kojik asit, arbutin, meyan kökü, meyve asitleri, azaleik asit, hidrokinon vb. maddeler ve bu maddelerin bileşimleri yer alır.

    Mekanik veya kimyasal peeling ile derinin üst tabakasının ölü hücrelerden arındırılması (profesyonel olarak), renk açıcı ürünlerin etkinliğini ve tedavinin başarısını arttırır.

    Son zamanlarda en etkin tedavi yöntemleri arasında; FRAXİONEL LAZER ve PRP (Platelet Rich Plasma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması) tedavileri sayılabilir. Her iki tedavi yönteminde amaç;hasarlı dokunun onarımını başlatmak ve hızlandırmaktır.Aslında derimizin bir yarayı iyileştirirken yaptıkları taklit edilir. Cildimize limitleri belli, hafif bir hasar verilir ve bu hasar derimizi hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanılır. Bu hasar sonrasında büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlamış olur.

  • Gözaltı morlukları!

    Gözaltı morlukları!

    Gözaltı morlukları nasıl giderilir?

    Gözaltı morlukları ya da siyah halkalar toplumda oldukça yaygın bir problem olarak karşımıza çıkmakta… Tıbbi olarak kişilere bir zararı olmasa da bizleri olduğumuzdan yaşlı ve yorgun göstererek estetik problem oluştururlar.

    Gözaltı morluklarının nedenleri:

    Allerji: Atopik dermatit ya da allerjik nezle (saman nezlesi) alerjik hastalıkları olanlar. Kaşıntılı deri hastaları kaşımaya bağlı olarak damar içindeki alyuvarların damar dışına çıkmasına ve bölgede hemosiderin denilen renk maddesinin birikimine sebep olurlar. Yine kronik sinüzit ve allerjik solunum yolu hastalıkları bölgedeki toplardamarlarda kan göllenmesine sebep olarak göz altı morluklarına daha sık sebep olur.

    Genetik yapı: Bazı ailelerde gözaltı morluklarına daha sık rastlanıyor.

    Yaşam biçimi ve alışkanlıklar: Sigara, alkol ve kafein tüketimi,uykusuzluk gibi sebepler göz altı morluklarını arttırırlar.

    Derinin incelmesi: Yaşlanmaya veya diğer sebeplere bağlı olarak derinin içindeki kolajen ve yağ kaybı sonucu kılcal damarların deri yüzeyine yaklaşarak daha görünür bir hale gelmesi

    Güneş hasarı: Güneş ışınları deride ana renk maddesi olan melanin üretimini arttırarak gözaltı morluklarına (koyu göz halkalarına) yol açabilir.

    Deri rengi: Koyu tenli kimseler göz altıımorluklarından daha çok yakınırlar zira düzensiz pigmentasyon geliştirmeye daha açıktırlar.

    Gözaltımorluklarının tedavisi:

    Gözaltı morluklarının tedavisinde eğer varsa altta yatan hastalıkların tedavisi uygun olur. Soğuk kompresleri uygulaması gözaltı morlukları olan hastalarııgeçici olarak rahatlatabilir. Yine uykunun düzene sokulması ve yatarken ekstra bir yastık kullanılması göz altı toplardamarlarındaki dolgunluğu azaltarak etkili olabilir. Lokal etkili kremlerden E,C ve K vitamini içeren kremler, retinol ve glikolik asit içeren ürünler göz altı koyuluklarını kısmen giderebilir. Gözaltı morluklarına bitkisel çözüm olarak sunulan ürünler de kısmen faydal olsa da bu yöntemle de kalıcı bir çözüm üretmek zordur.

    Son yıllarda özellikle lazerlerin kullanımı göz altı morluklarının tedavisinde umut verici sonuçlar vermektedir. Bu amaçla kullanılan lazerler tek başına ya da kombine kullanılabilmektedir.

    1-Q-switched Nd-YAG lazer

    2-CO2 ve Er-YAG lazerler

    3-Fraksiyonel lazer

    4-Pulsed dye lazer

    Lazer tedavisinde genelikle birden fazla seansa ihtiyaç duyulur (sıklıkla 3-4). Seans sayıları kullanılacak cihaza göre planlanır.

  • Dövme sildirme tedavisi

    Dövme sildirme tedavisi

    LAZERLE DÖVME SİLME TEDAVİSİ

    Günümüzde dövme silme tedavisi, Q switched (q-anahtarlı) lazerler ile yapılmaktadır. Q switch lazer dışındaki yöntemler genellikle iz bıraktıkları için tercih edilmez. Q anahtarlı lazerler çevre deride iz bırakmadan dövme boyasını parçalıyayarak dövme temzileme işlemi yapabilirler. Dövme boyası, vücut hücrelerinin atamayacağı kadar büyük boyutta deri altına yerleşmişlerdir. Bu yüzden dövme kalıcı bir işlemdir. Q switch lazerler deriye zarar vermeden dövme boyasını küçük parçalara ayırır. Böylece dövme boyası hücrelerin yakalayıp atabileceği kadar küçük boyuta gelir ve dövme temizleme tedavisi gerçekleşir. Pigment ne kadar yoğun ise ve profesyonelse seans sayısı o oranda artar. Her dövme sildirme seansında dövmenin rengi %10-20 oranında açılır.

    Dövme sildirme işleminin başarılı olabilmesi için dövme en az 1 yıllık olmalıdır. Dövme silme tedavisi 6-8 hafta aralıklarla yapılırr. Tam bir dövme temizleme için kalıcı makyajın da aralarında olduğu amatör dövmelerde ortalama 4-6 seans , profesyonel dövmede 6 seans üzerinde tedavi gerekebilir.

    Dövme çıkarma işleminde kullanılan cihazlar şunlardır:

    Q switched ND YAG lazer 1064 nm ( siyah, lacivert renkli dövmeler)

    Q switched ND YAG 532 nm KTP lazer ( kırmızı, mor, turuncu renkli dövmeler )

    Q switched ruby lazer ( siyah, lacivert yeşil renkli dövmeler )

    Q switched alexandrite lazer ( siyah, lacivert yeşil renkli dövmeler )

    Pulsed dye pigment lazer ( kırmızı yeşil lacivert renkli dövmeler )

    Q switched ND YAG lazer koyu tenli kişilerin dövme silme tedavisinde daha güvenle kullanılmaktadır. Dövme sildirme fiyatları dövmelerin boyutuna göre değişir. Büyük dövmelerde seans sildirme fiyatı küçük dövmelere göre daha yüksektir.

    Dövme silme işlemi esnasında lokal etkili anestezik kremler ve soğutucu uygulamaları genellikle anestezi için yeterlidir.İşlem sonrasında birkaç hafta süreyle epitelizan kremler uygulanır. Güneş gören bölgelerde işlem dövme sildirme işlemi süresince seans aralarında güneşten koruyucu kremler kullanılmalıdır.