Yüz bölgesinde zamanla oluşan sarkmaların tedavisinde ameliyatsız yöntemler gün geçtikçe daha popüler hale gelmektedir. Bu yöntemler içerisinde ip uygulamalarını oldukça sık uygulamaktayız. Kullanılan iplerin çeşitleri artmakta ve yeni uygulama teknikleri geliştirilmektedir. Bu makalede ameliyetsız iple yüz germe yöntemlerinden birisi olan “Kilit Askı” yönteminin özelliklerinden bahsedeceğiz.
Ameliyatsız yöntemlerden beklentimiz; sonuçların başarılı yani cerrahiye yakın olması ve sonuçların uzun ömürlü olmasıdır. Bu beklenti yüzdeki hafif ve orta dereceli sarkmaların tedavisinde ülkemizde yeni uygulanmaya başlayan bir yöntem olan “KİLİT ASKI” yöntemi ile karşılanabildiğini görmekteyiz.
Kullanılan ipler Fransa’da imal edilmektedir. Ürünün CE belgesi vardır.
“KİLİT ASKI” yönteminin diğer yöntemlerden farklı olan tarafları;
– Kullanılan ipler kalıcıdır. Bu yüzden uygulama ömrü daha uzundur. (5-7 yıl)
– İpler %20 oranında esneyebilmektedir. Bu yüzden iplerde kopma veya mimiklerde değişikliklere yol açmaz. Sonuçlar kalıcıdır.
– İpler yumuşak dokuya güçlü ve bir o kadar da nazik bir biçimde tutunur. Bu sayede etkili bir asma işlemi yapılır.
Uygulamadan yıllar sonra ipler tekrardan gerginleştirilerek yeniden germe (re-tightening) yapılabilir.
“KİLİT ASKI” uygulaması ameliyathane şartları gerektirmez. Yaklaşık 30 dakikada uygulanır. İşlem sırasında lokal anestezi uygulandığı için hastalar açısından konforlu bir uygulamadır. İplere entegre edilmiş özel elastik iğneleri sayesinde dokuya hasar verme riski yok denecek kadar azdır.
Uygulama yaptıran kişiler birkaç gün içinde günlük yaşantısına geri dönerler. İşlemden sonra 1 hafta süre ile antibiyotik tedavisi önerilmektedir. Uygulama sonrasında hafif ödem ve birkaç adet iğne giriş yeri gözlenir. Bu bulgular 1 haftada gerilemektedir ve genellikle dışarıdan bakıldığında işlem yapıldığı anlaşılamaz. Uygulama sonrasında ani hareketler ve çene hareketleri sırasında iplerin bulunduğu bölgelerde gerilme hissedilebilir. Bu bulgular genellikle 2. haftadan sonra kaybolur.
İşlemden sonra 1 ay süre ile yüzüstü yatılması, elma-kabuklu yiyecekler gibi sert yiyeceklerin yenilmesi, abartılı mimik hareketi yapılması, çenenin çok fazla açılmasını gerektiren hareketler önerilmemektedir.
Akne, derinin yağ dengesini sağlayan sebum adlı maddenin salgısını yapan özel keseciklerin tıkanmasından kaynaklanan deri hastalığıdır. Ergenlik döneminde daha sık görülür. Hormonal faktörler, genetik yatkınlık, yanlış beslenme ve hatalı temizleyicilerin kullanılmasıyla şiddeti artabilir. Uzun süreli bir hastalık olması nedeniyle tedavisi sabırla ve dikkatle yapılmalıdır. Tedavinin aksaması veya yarıda bırakılması ömür boyu kalacak izlerin oluşmasına veya aknenin ileri evreye geçip kötüleşmesine sebeb olur. Ben kliniğimde ergenlik aknesini en sık cildin aşırı yağlanması, t bölgesi denen alın burun ve çene kısmının kirli ve tıkaçlı görünümüyle tespit ediyorum. Bu dönemde hastanın dermatoloğa başvurması hatalı ürün kullanımını engelleyip başlangıçtan itibaren akneyi kontrol etmemi sağlıyor. Genelde sorunlu cilt kirli göründüğü için sürekli yıkama davranışına sebeb oluyor . kirli görünümlü cilt sorunlu cilde dönebiliyor. Kuruluk, pullanma, kızarıklık ve iltihaplı kesecikler bu duruma eklenebiliyor. Başlangıç evresinde sadece yağlanma , kara nokta, kirli cilt görünümüyle başvuran ergenlik aknesi hastasına ilk yaklaşımım iyi bir sorgulama oluyor. Ailenin cilt hastalıkları açısından geçmişi, sıkıntılar ne zamandan beri var, neler kullanıldı? Beslenme ve spor durumu nedir? Akne tedavisinde bunların tümünü ele alıp ardından ilaçlarla veya dermokozmetik ürünlerle tedaviye başlıyorum. Ergenlik aknesinde tıbbi ilaç tedavisine en büyük desteği temizleme ürünleri verir. Temizleme ürünlerinin doğru seçilmesi aknede kritik noktadır. Cildi yağlı, kuru, alerjik veya karma olan kişilere verilecek ürünler farklıdır. Hatalı ürünle cildin bariyeri bozulursa aknenin üstüne başka hastalıklar eklenir. Ben temizleyici olarak duruma göre süt, losyon, tonik veya bitkisel içerikli, bazen antimikrobiyal temizleme ürünleri veriyorum. Temizleme alışkanlığının ergenlik döneminde genelde zor geldiğini bildiğim için mümkün olduğunca az ürünle tedaviye başlamayı tercih ediyorum. Erken dönemde görülen aknenin başlama yaşı 7-8 yaşlarına kadar indi. Bu durumun hormon katkılı gıdalardan tetiklendiğini düşünülüyor. Çocukların beslenmesinde rafine edilmiş, uzun raf ömrüne sahip katkılı şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmaları önemli. Besin değeri olmayan, kimyasal maddelerle tatlandırılmış, sadece lezzeti için tüketilen gıdaların vücuda alınması karaciğer başta olmak üzere atılım yapan organları olumsuz etkiliyor. Derinin de toksik maddeleri dışarı atmakla görevli olduğu düşünülürse yediğimiz maddelerin ne kadar kritik olduğu anlaşılır. Çocukların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra spor alışkanlıklarının olması da benzer yolla etki eder. Spor yapan çocuğun sağlıklı kan dolaşımı olur. Terle beraber toksik maddeler dışarı atılır, tıkaçlar rahatlar ve derinin beslenmesi artar. Deriyi iyileştirmek hem içerden hem de dışarıdan destekle olur. Konuyu toparlamak gerekirse; ergenlik döneminin bir parçası olan aknenin tedavisine hemen başlamak gerekir. Ailede akne sorunu yaşayanlar olduysa erken dönemden itibaren dermatolog takibine girmek doğru yaklaşım olur. . Akne tedavisi yıllarca sürebilir. Tedaviye zaman zaman kozmetikler, cilt bakımı uygulamaları eklenebilir. Bunları sabırla ve düzenli olarak izlemek gerekir. Akne tedavisinde yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi kritik noktadır. Dermatolog bunu değerlendirip kişiye özel önerilerde bulunabilir. Tedavi edilmeyen aknede karşılaşılan en büyük sıkıntı deride ömür boyu kalacak izlerin ve lekelerin olmasıdır.
Kök hücre mantığından yola çıkan PRP (Platelet Rich Plasma) yöntemi, kırışıklık, cilt yenileme, yara izi ve sivilce izleri ve saç dokülmesi tedavisinde kullanılmaktadır.Prp tedavisinin daha etkili olması için özel kit kullanılmalıdır.
PRP tedavisi için hastanın kendi kanı alınarak, 8 dakika boyunca 3000 devir/ dakika santrifüj edilir. DNA aktivasyonu sağlayan özel bir kit ile birleştirilir. Aktive olmuş trombositler ve lökositler büyüme faktörleri salgılar. PRP yönteminde, büyüme faktörleri kök hücrelerin göçünü ve çoğalmasını tetikler. Böylece dokuda yenilenme meydana geldiği düşünülmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı hastanın kendi kanından elde edilmiş olması ve alerji riski taşımamasıdır.
PRP yöntemi ve merak edilenler
1) PRP tedavisinde önerilen uygulama sayısı kaçtır ve uygulama aralıkları ne olmalıdır?
PRP yöntemi 2 ila 4 haftalık aralarla yapılabilir. PRP tedavisi için ortalama 3 ila 4 seans önerilmektedir.
2) PRP tedavi seansları sona erdiğinde, ne kadar sure sonra tekrar edilmelidir?
Genel olarak, tedavi idamesinin 8 ila 10 ayda bir yapılabilir.
3) Beklenen cilt yenilenme etkisi ortalama olarak ne kadar sürer?
Yaşlanma süreci devam ettiği için idame tedavisi gereklidir. Prp tedavisi saç dökülmesinin önlenmesi ve yeni saç çıkmasındada oldukça etkili bir yöntemdir.
Fibrocell (Kök Hücre Yöntemi)
Fibrocell yöntemi yani kök hücre yöntemi cilt gençleştirme yöntemleri arasında giderek öne çıkan bir uygulamadır. Bu yöntemde kişinin kulak arkası derisinden alınan küçük bir parça ile fibroblast adı verilen kök hücreler doku kültürlerinde çoğaltılır. Elde edilen yoğun hücre kokteyli tekrar deriye verilir. Fibrocell yönteminin kullanım alanları nelerdir:
Yüz ve dekolte bölgesinde kırışıklıkların azaltılması
Özellikle çene ve boyun bölgesinde gözlenen sarkmalar
Akne ve suçiçeği sonrası kalan çukur biçiminde izlerin doldurulması
Güneş hasarı ve sigara gibi çevresel etmenler nedeniyle canlılığını yitirmiş, mat ve gözenekli görüntünün tedavisi
Dudakların biçimlendirilmesi ve dolgunlaştırılması
Yanık ve cerrahi izlerinin tedavisi
Kronik yaraların tedavisi
Fibrocell yönteminde kişiye yoğunlaştırılmış olarak verilen fibroblast hücrelerinin özellikleri nelerdir? Fibroblast hücreleri vücutta kolajen sentezinden sorumlu temel hücrelerdir. Kolajenin yanında elastik lifler ve hyaluronik asit fibroblastlar tarafından oluşturulurlar. İnsan bağ dokusunda bulunan fibroblast hücreleri yara iyileşmesi ve doku onarımında çok önemli rol oynarlar. Ancak 25 yaşından sonra kişideki fibroblast hücreleri azalmaya başlar ve bu azalma sonucu ciltte sakma ve kırışıklıklar orta çıkmaya başlar.
Fibrocell yönteminde üretilecek labaratuarda fibroblastlar nasıl alınır?
Kulak arkası derisinden lokal anestezi ile 2-3mmlik bir deri parçasının alınması yeterlidir. Bu parçadaki fibroblast hücreleri laboratuarda doku kültürlerinde çoğaltılırlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bir ay kadar sonra birinci yoğun fibroblast içeren solüsyon elde edilmiş olur. Cilde ilk uygulama yapıldıktan sonra da laboratuarda üretim sürdürülür. Yeni elde edilen solüsyonlar ikinci ve üçüncü seanslarda kullanılırlar.
Uygulama nasıl yapılır?
Uygulama yapılacak bölge lokal anastezik kremlerle (EMLA) uyuşturulduktan sonra laboratuardan gönderilen fibroblast kültür sıvısı orta deriye mezoterapi yöntemindeki gibi küçük zerklerle verilir. Her uygulamada ortalama 20-40 milyon kadar fibroblast hücresi deri içine verilmektedir. Tedavi genellikle 4 hafta arayla 3 seans uygulanır. Üç seansın sonunda cilde verilen hücre sayısı 100 milyona çıkabilir.
Fibrocell tedavisinin sonuçları nelerdir:
Fibrocell tedavisi ile cilde aktarılan fibroblastlar hasar görmüş dokuyu tamir etmeye başlar. Etki diğer yöntemlere göre daha yavaş başlasa da 6-24 ay boyunca düzenli bir düzelme sağlar. Sonuç olarak kırışıklıkları ve sarkması azalmış, parlak canlı bir cilt ortaya çıkar. Elde edilen düzelme uzun sürelidir ve 4-5 yıl sonra bile sürdüğü gösterilmiştir.
Fibrocell tedavisinin avantajları nelerdir:
Hastanın kendi hücrelerinden elde edildiği ve yabancı madde içermediği için alerji riski taşımaz.
Onarıcı etkisi pek çok yönteme göre daha belirgindir.
Dolgu ya da PRP gibi diğer yöntemlere göre daha uzun süre etkilidir (4-5 yıl kadar)
Kimyasal peeeling yani kimyasal soyucular en sık leke, iz ve kırışıklık tedavisi gibi kozmetik nedenler için uygulanır. Ayrıca yüzdeki sivilce izlerini hafifletmek ve sivilceyi tedavi etmek, kanser öncüsü lezyonları gidermek amacı ile kullanılmaktadır.
Sivilce ve leke tedavisinde yardımcı bir tedavi yöntemidir. Kimyasal peeling deriye kimyasal solüsyon sürülerek, derinin üst tabakasını soyup deriyi iyileştirme ve düzeltme amacı ile kullanılmaktadır.
Kimyasal peeling, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılır. Bu sınıflandırma peeling yöntemini derinin hangi tabakasına kadar soyulma yaptığına göre yapılmaktadır. Günümüzde, yüzeysel ve orta derinlikteki uygulamalar daha sık yapılmaktadır. Derin peeling uygulamalarının yerine lazer ile soyma ve dermabrasyon yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Yüzeyel peelingler haftalık aralıklarla uygulanabilirken, orta derecedeki peelingler 3-6 ay aralıkla uygulanabilir. Bütün kimyasal peeling uygulamalarının seyrek görülen belli riskleri vardır.
Yüzeysel Peeling Uygulama Nedenleri:
Düzensiz , kuru cildin düzenlenmesi
Ince kırışıklıkların giderilmesi
Sivilce tedavisi
Leke problemlerinde
Kimyasal peeling muayenehane ortamında uygulanabilir. Ameliyathane şartları gerektirmez.
Yüzeysel peeling uygulamaları esnasında sadece hafif bir batma duygusu yaratmaktadır. Anestezi gerektirmez.
Yüzeysel peelingten sonra geçici kızarıklık, kabuklanma ve soyulma olabilir. Bu tür şikayetler peeling cilt tipine göre ayarlanarak giderilebilir.
Yüzeysel peeling ile geçici kızarıklık, kabuklanma ve kuruluk günlük yaşam ve çalışma hayatını engellemez. Düzenli uygulanan peeling tedavisinden sonra cilt daha canlı ve parlak hale gelir. Mutlaka tedavi sonrası ve seans aralıklarında günlük cilt bakımında güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır.
Tedavi alanları serin tutulur ( örneğin yatıştırıcı su spreyleri)
Kabuklar koparılmamalıdır. Iz kalabilir.
Yüzeyel peeling sonrası hafif nemlendiriciler, derin peeling sonrası yoğun nemlendiriler kullanılır.
En az 6 ay güneşten korunulmalıdır.
Yüzeyel peeling sonrası daha sağlıklı ve canlı bir cilt görünümü oluşur. Tedavi devam ettikçe cildin yapısı daha sağlıklı bir hale gelir.
Güneş lekeleri tedavisinde pek çok yöntem kullanılabilir. Güneş lekesi tedavilerinde sonuç almak için lekenin karakteri ve derinliği çok önemlidir. Eğer melazma tipinde güneş lekeniz varsa tedavi yöntemleri şunlar olabilir
Kimyasal peeling
Cilt yenileme yöntemleri
Güneşten korunma
Eğer lentigo olarak adlandırılan büyük çil tipinde lekeleriniz varsa tedavi yöntemleri şunlardır
Lazer tedavisi
Buz tedavisi (kryoterapi)
Kimyasal peeling
Leke kremleri
Kimyasal peelingler uzun yıllardan beri güneş lekesi tedavisinde kullanılmaktadır. Melazma tipindeki güneş lekelerinde pek çok kimyasal ajan kullanılır. Cosmelan, Dermamelan, Spot peel, Obagi sistem, Green peeling gibi yöntemler vardır. PRP ve dermaroller gibi yöntemler cildi yenilemek ve gençleştirmek, izleri gidermek ve leke tedavisinde oldukça etkilidir Cilt lekelerinin tedavisinde öncelikle leke doğru teşhis edilmelidir. Cilt lekeleri güneş lekesi, çil, yaşlılık lekesi, cilt benleri, doğum lekeleri, kalıtsal hastalıklar, damar lekesi veya bir cilt hastalığı sebebiyle olabilir. Her cilt lekesinin ayrı tedavisi mevcuttur. Bazı lekeler çok kolay tedavi olurken, bazılarının tedavisi güç olabilir. Burada cilt lekesinin teşhisi kadar hastanın ten rengi, cildinin hassaslığı, genetik yapısı, hormonları, yaşam şekli, yaşı da etkili olmaktadır.
Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.
Cilt lekesi güneşten korunma: Cilt lekesi olanların güneşten koruyucu krem kullanmaları gerekir. En az 30 faktör veya üzeri olmalıdır. Yağlı ve karma cildi olanların, koruyucu kullanırken sivilce problemi olmaması için, yağsız ve gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmeleri gerekir. Güneşten koruyucuların etki süreleri 4 saattir. Bu sebeple sabah, öğle ve ikindi saatlerinde koruyucular tekrar sürülmelidir. Yıkanma, denize veya havuza girilecekse sonrasında yenilenmelidir. Pudra şeklinde olan güneşten koruyucular pratik uygulanmaları nedeniyle iş saatlerinde kolayca sürülebilir. Ayrıca lekeyi kapatarak psikolojik olarak rahatlamayı sağlarlar. Cilt lekesi olan pek çok hasta güneşten koruyucu kullanmalarına rağmen lekelerinin yaz aylarında arttığını ifade ederler. Çünkü koruyucu kremler güneş ışınlarının bir kısmının cilde ulaşmasını engel olurken diğer ışınlara engel olamaz. Ayrıca etki süreleri kısadır. Güneşten koruyucuya güvenip güneş altında kalınırsa, leke alanındaki renk hücreleri fazla renk üretmeye meyilli oldukları için hemen koyulaşırlar. Bu yüzden gölgede kalmak, şapka takmak, güneşin dik olduğu saatlerde dışarıda kalmamaya özen göstermek gerekir.
PRP deri yenileme tedavisi, hastanın kendi kanındaki trombosit denen elemanların deriyi yenilemek amacıyla kullanılması işlemidir.Doğuştan gelen yara iyileştirme yeteneğine dayanılarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kandan toplanan elemanların deriye enjeksiyonu ile işlem uygulanır. Allerji veenfeksiyon riski yoktur. Bu yöntem, travma ve yanıklarda ortopedi ve plastik cerrahide, implant tedavisinde ise diş hekimliğinde kullanılmaktadır.
Kozmetik tıpta kullanım alanları
Yüz ve boyun kırışıklıkları
Sivilce izleri
Sarkmalar
Saç dökülmesi
PRP deri yenileme tedavisinin etki mekanizması
PRP tedavisinde kandaki trombositler kullanılır. Bunların görevi, kanamayı durdurmak, hasar gören kan damarlarını ve hücreleri tamir etmektir. Bu trombositler çeşitli büyüme faktörlerini içerirler. Bu büyüme faktörleri, vücut hücrelerini uyarır ve yenilerler.Bunlar trombositlerden salgılandıkları zaman kollajen yapımını uyarırlar ve yeni kılcal damarlar geliştirerek derinin yenilenmesini sağlarlar.
PRP ile deri yenilenmesi
Trombosit içeriğinin enjeksiyonu ( PRP ):
Yaşlanan deride kollajen daha azdır, elastikiyeti azalmıştır. Hiyaluronik asit miktarı da azaldığından nem tutma kapasitesi de azalmıştır.
Trombositlerden büyüme faktörlerinin salınımı:
Hücre gelişimi ve kollajen oluşumu başlamıştır.
Deri dokusunun yenilenmesi:
Kollajen oluşmuş, derinin elastikiyeti artmıştır. Nem tutma kapasitesi artmıştır.
Tedavi işlemi
Kan alınır.
Santrüfüj edilerek trombositten zengin serum elde edilir.
Trombositten zengin serum deriye enjekte edilir.
Kan alımı ve enjeksiyon yapımı arasındaki süre yaklaşık 30-40 dakikadır. Enjeksiyon sonucu, trombositlerden çeşitli büyüme faktörleri salgılanır. Kollajen ve hiyaluronik asit üretimiyle birlikte yara iyileşmesi başlar. Kırışıklık ve sivilce gibi belirtilerin düzeltilmesi yoluna gidilir.
Bu tedavi sonucunda, uygulanan bölgede doğal bir değişim olur. İyi etkiler, yaklaşık 2 ay içinde yavaşça ortaya çıkar.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar en kolay cinsel ilişkilerle bulaşır. Kondom kullanmak yalnız HIV ‘ den değil, diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan da korur. HIV taşıyan eşcinsel erkek sayısı fazladır. Bu yüzden kondom kullanılmadan cinsel ilişkiye girmek oldukça risklidir. Eğer, kişi HIV pozitif ise cinsel yolla bulaşmış diğer hastalıklarının tedavisi de zor olur. Frengi gibi hastalıklar HIV ‘ in daha hızlı ilerlemesine sebep olurlar. Özellikle HIV pozitif erkeklerde hepatit C oranı da artmaktadır.Hepatit C bazı olgularda tedavi edilebilir. Fakat bu zor ve yorucu bir süreçtir. Bu nedenle, bulaşıcılığı önlemenin yolu kondom kullanmaktır.Hepatit C için rutin test yapılmamaktadır. Ancak, riskte olduğunu veya bulaştığını düşünenlerin hekime danışması gerekir. Eşcinsel erkeklerin 6 ayda bir taramadan geçmeleri önemlidir. Çünkü, bazı enfeksiyonlarda herhangi bir belirti ve bulgu olmayabilir.
Penisteki akıntılar
Gonore ( bel soğukluğu ): Bakteriyel bir enfeksiyondur. İdrar yaparken yanma veya idrar hissi olup idrar yapamama hali olur. Antibiyotik tedavisi gerekir.
Nonspesifik üretritis ( NSU ): İdrar yollarının bakteriyel bir iltihabıdır. Gonore gibi cinsel yolla bulaşır. Benzer belirtiler verir. NSU, çok sık cinsel ilişki veya mastürbasyona bağlı olarak idrar yollarının enflamasyonuyla da oluşur.Antibiyotik tedavisi gerekir.
3-Klamidya: Üretra ( idrar yolu ), rektum ve gırtlakta yerleşen bir bakteriyel enfeksiyondur. Akıntı, idrar yaparken ağrı veya testislerde ağrı olur. Hiçbir belirtisi de olmayabilir. Cinsel ilişki sırasında enfekte kişiden bulaşır. Antibiyotik tedavisi gerekir.
Peniste içi sıvı dolu kabarcıklar ve döküntüler
Genital herpes ( genital uçuk ): Viral bir enfeksiyondur. Penis veya anüste ağrılı kabarcıklar veya ülserler olur. Bazı erkeklerde belirti ve bulgu olmaz. Oral seks sırasında ağzının içinde veya etrafında uçuğu olan kişiden bulaşır. Genital herpesi olan kişiden cinsel ilişki sırasında karşılıklı deriden deriye temasla geçer. Antiviral ilaçlarla iyileşme hızlanır. Atak süreleri kısalır.
Frengi ( sifiliz )
Bakteriyel bir enfeksiyondur. Sıklıkla genital bölgede olmak üzere ağrısız ülser olur. Kendiliğinden geçse de frenginin diğer belirtileri zamanla ortaya çıkar. Vücutta döküntü ve lenf bezlerinde şişme gibi. Erken dönemde çok bulaşıcıdır. Cinsel ilişki sırasında derinin yakın teması sonucu bulaşır. Antibitotik tedavisi gerekir.
Peniste et benine benzer kabarcıklar
Genital siğil ( HPV enfeksiyonu ): Enfekte kişiyle cinsel ilişkiden birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkar. Toplu iğne başı büyüklüğünde kabarcık veya kabarcıklar şeklindedir. Penis başı ve çevresinde, ayrıca, anüs içinde ve çevresinde de olur.
Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krio gibi yöntemlerle tedavi edilir.
Peniste kaşıntı
Pubis biti: Bitler, cinsel temas sırasında çok kolay bulaşırlar. Kıllı bölgede yaşarlar. Toplu iğne başı kadar olduklarından görülmesi zordur. Ancak. kıla yapışmış yumurtaları farkedilebilir. Bitler pubis kıllarını ( testis etrafı ve anüs ) tercih etseler de vücut kıllarında da ( saçta değil ) yerleşebilirler. Kıyafet, yatak takımları ve havlularda da bulunurlar. Kaşıntı ve döküntüye neden olurlar. İlaçlı şampuan veya losyonlarla tedavi edilirler.
Uyuz: Gözle görülmeyen, deri altına yerleşen uyuz böceği denilen bir çeşit canlının sebep olduğu aşırı kaşıntılı bir durumdur. Enfekte kişiyle cinsel temastan 2 veya daha fazla hafta sonra kaşıntı başlar. Aynı yatağı paylaşmakla da bulaşabilir. Tedavi etkene yönelik uygun losyon veya kremlerle yapılır. Kaşıntı, böcekler öldükten birkaç haftaya kadar sürebilir.
Yukarıdaki belirti ve bulgulara sahipseniz veya olduğunuzu düşünüyorsanız bir uzman hekime başvurmanızda yarar vardır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili düzenli test yaptırmak sağlıklı bir cinsel yaşamı sürdürmede çok önemlidir.
Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisi, anti-aging ve kırışıklık tedavisinde, akne ve skar izlerinin tedavisinde, leke tedavisinde, vücut çatlaklarında, deride ki çukurlukların yok edilmesinde nokta atışı yaparak iyileştirme ve tedavide kullanılmaktadır. CO2 lazerler, cerrahi olmayan yöntemler arasında şu an tüm dünyada en derin etkili iz ve kırışıklık tedavisi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Derin uygulamaların yanı sıra yüzeysel bozuklukların giderilmesinde de kullanılmaktadır. Fraksiyonel teknolojide lazer ışını, tek bir geniş ışık hüzmesi yerine mikron boyutlarında çok sayıda ışının deriyi derinlemesine etkileyebilecek şekilde yapılandırılmıştır. Bu ışın noktaları arasında ki uzaklık ve etki derinliği kişinin ihtiyacına göre ayarlanabilmektedir. Noktalar arasında sağlam deri bölgelerinin bulunması iyileşmeyi hızlandırmakta ve istenmeyen etkilerin ortaya çıkmasını engellemektedir. Noktaların sıklığı, derinliği, deride kalma süresi, kişinin derisinin durumuna bağlı olarak, yani uygulamanın amacına göre (akne, kırışıklık, yüz ve boyun derisinde sarkma, leke, iz) her kişide farklı ayarlanmaktadır. Normal yaşlanma sürecine, güneş hasarı ve fiziksel faktörlerin zararlı etkileri de eklendiğinde kollajen yıkımı hızlanır. Kollajenin ciltteki miktarı azaldıkça kırışıklıklar gözlenmeye başlar. Lazer ışınlarının hedefi öncelikle dokuda ki sudur. Kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapılar, seçici termal hasara uğrarlar. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki hasar görmemiş bölgelerdeki canlı hücreler hasarlı alana göç ederek buradaki onarım mekanizmasını uyarırlar. Böylece cilt altında yeni kollajen üretimi başlar. Yeni jenerasyon fraksiyonel CO2 lazerlerin en büyük özelliği cildin üst yüzeyine hasar vermeden
işlevlerini cildin altında gerçekleştirmeleridir. Böylece cildin üst yüzeyinde çok daha hızlı bir iyileşme oluşur ve kişiler sosyal hayatlarına kısa süre içinde dönebilirler. Fraksiyonel lazer uygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye dayalı şekilde değil, inilen derinlik kesin olarak bilinir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme hızı çok yüksektir ve iyileşme süresi kısadır. Dalga boyu daha uzun olduğu için, daha derin dermisde etkisini gösterdiğinden benzer sistemlere göre etkisi çok daha yüksektir.
Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılır? 1- İnce ve derin kırışıklıkların giderilmesi, cilt yenileme, yüz gençleştirme: Yüz, göz kapakları, boyun, dekolte bölgelerindeki, el üstündeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesi ve genital bölge estetiğinde kullanılır 2- Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi 3- Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lohusalık lekelerinin ve yüzeysel renk bozukluklarının giderilmesi 4- Sivilce izleri ve lekelerinin ( akne skarı) giderilmesi 5- Doğumsal veya sonradan oluşan benlerin tedavisi 6- Göz kapaklarında oluşan kollesterol plaklarının( ksantalezma ) tedavisi 7- El, ayak, genital bölge gibi yerlerde oluşmuş kitlelerin tedavisi ( verruka-siğil, kondilom…) 8- Aşırı yara iyileşmesi durumlarında ( Hipertrofik skar ve keloidlerin azaltılması) 9- Kanser öncesi cilt lezyonlarının tedavisi 10- Cilt kanserlerinin tedavisi 11- Ciltteki kitlesel cilt lezyonlarının tedavisi (dermal nevüs – et beni, senil keratoz-yaşlılık beni, papillom- et benleri, nevüs sebaseus, milium, siringoma, dermatofibroma, kondrodermatit, epidermal nevüs, kist, nörofibroma, trikoepitelyoma …) 12- Saç, kaş ve sakallı bölge içindeki kitlesel lezyonların tedavisi 13- Piyojenik granülom tedavisi 14- Rinofima ve otofima tedavisi 15-Vücut çatlakları 16-Yara ve yanık izleri
Fraksiyonel CO2 Lazer Sonucu Ciltte Oluşan Değişiklikler Nelerdir? Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası, ani olarak cilt altı kollajen liflerinde %25-30 oranında kısalma meydana gelir. Sonraki 1 – 3 aylık süreçte ise cilt altında yeni kollajen oluşumu ve cilt altı bağ dokusunda yeniden düzenlenme meydana gelir. Tüm bunların sonucu olarak cilt gençleşmesi olarak adlandırılan ciltte gerilme, cilt üzerindeki pürüzlerde, lekelerde ve izlerde yüksek seviyede azalma olur. Ciltteki gözenekler daralarak cildin yapısı 2 – 5 yıl önceki durumuna geri döner.
Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Ağrılı mıdır?
Uygulama sırasında yanma ve acı hissi olur. Bu his lokal anestetik kremler kullanılarak azaltılabilir.
Fraksiyonel CO2 Lazer Uygulaması Kaç Kez Yapılır?
Fraksiyonel CO2 lazer sisteminde seans sayısı sorunun şiddetine göre ve uygulamanın gücü ve derinlik ayarlarına bağlı olarak değişmektedir. Hafif – orta derece kırışıklıklar ve izlerde 2 – 3 seans yeterli iken çok derin sivilce izleri ve kırışıklıklarda tedavi 4-6 seans olarak düzenlenir. Seansların aralığı 1 – 1.5 aydır.
İyileşme Sürecinin Özellikleri Nelerdir?
Fraksiyonel CO2 lazer uygulaması sonrası pansuman gerekmez. Ciltte ilk gün kızarıklık ve ödem meydana gelir. Sonrasında 3 – 7 gün süren noktasal kabuklanma dışında bir şikayet olmaz. Hasta 3. günden itibaren makyaj yapabilir. CO2 fraksiyonel lazerin bu avantajı hastanın günlük yaşamına devam etmesine olanak sağlar.
Uygulama Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?
Hasta uygulama öncesi güneş ve solaryumdan 1 ay uzak kalmalıdır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçlar (aspirin,heparin), retinoid içeren ilaçlar (isotretionin), ışığa duyarlılığa neden olan ilaçlar (tetrasiklin, naproksen, östrojen, progesteron, doğum kontrol hapları, klorokin) alınmamalıdır. Uygulama öncesinde cildi aşındırıcı dermabrazyon ve peeling gibi tedaviler veya cilt germe operasyonu uygulanmışsa mutlaka uygulama yapan doktora söylenmelidir. Hastada geçmişte herpes (uçuk) çıkarma öyküsü var ise, mutlaka uygulama öncesinde ilaç almalıdır.
Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Uygulamadan 2 gün sonra ılık duş alınabilir. Ödem ve inflamasyonu azaltmak için soğuk kompres uygulanabilir. Uygulama sonrası ciltte oluşabilecek kabuklanmayı azaltmak için cilt nemli ve temiz tutulmalıdır. İlk hafta içinde bu nemlendirme işlemi günde 3 – 4 kez tekrarlanmalıdır. Hastanın cilt tipine ve çevre koşullarına bağlı olarak iyileşme sonrası güneş koruyucular kullanılmalı, cilt soyucu kremler ise en az 1 ay kullanılmamalıdır.
Tedavi kimlere uygulanmaz?
• Kişide son 3 ay içinde izotretinoin kullanma öyküsü varsa bu tedavi uygulanmaz. • Hamilelere uygulanmaz. • Deride aktif enfeksiyonu ve aknesi olanlara uygulanmaz
Mini tüp bebek tedavisi yeni bir tedavi şekli midir?
Aslında tüp bebek tedavisinin ilk uygulandığı yıllarda tüm tedaviler Mini Tüp Bebek uygulamasıydı. İlaçsız bir adet döngüsünde doğal siklusta tüp bebek yapılıyordu. Tek yumurta ile gebelik sağlanmaya çalışılıyordu. Yeni bir tedavi şekli değil ama biz tüp bebek uzmanlarının tekrar ilgisini çekmeye başladı ve yeniden gündeme geldi diyebiliriz.
Mini tüp bebek ile klasik tüp bebek tedavilerinin farkı nedir?
Klasik tüp bebek tedavilerinde amacımız 10 civarında yumurta alabilmektir. 1990-2000 yılları arasında alınabildiği kadar çok yumurta hedefleniyordu. Oysa günümüzde, önce “daha kaliteli yumurta” esas alınıyor.
Birden fazla yumurta alabilmenin tek yolu yumurtlama artırıcı ilaçlarla ön tedavi yapılmasıdır. Klasik tüp bebek tedavisinde âdetin 3. gününden itibaren 10 gün süreyle yumurtlama artırıcı ilaçlar kullanılır. Bu arada, zamansız çatlamasını engellemek için 1-3 hafta süreyle yumurta koruyucu iğneler de kullanılır. Bu tedavi sırasında kişi kendine en az 15 enjeksiyon uygulamaktadır. Ancak bu şekilde olgunlaşmasını tamamlayan ve döllenmeye hazır çok sayıda yumurta elde edilebilmektedir.
Mini tüp bebek tedavisi nasıl yapılır?
Adetin 3. günü ultrason ile kist olup olmadığı kontrol edilir. Sadece folik asit vitamini verilir. Herhangi bir iğne verilmeden 4 gün sonra tekrar ultrason ile yumurta büyümesi kontrol edilir. Kişinin kendiliğinden büyüyen doğal yumurtası izlenmektedir. Yumurta kistinin çapı 13 mm olunca yumurta koruyucu iğneler başlanır. Beraberinde yumurtanın büyümeye devam etmesini desteklemek için 1-2 ampul yumurtlama iğnesi ilave edilir. Toplam 5-6 enjeksiyon ile tedavi tamamlanır. Hafif bir anestezi ile tek yumurta alındıktan sonraki laboratuar aşamaları, klasik tüp bebek ile benzerdir. Embriyo oluşumu izlenerek uygun zamanda embriyo transferi yapılır.
Mini tüp bebek tedavisinin kimler tercih ediyor?
Günümüzde en sık tercih edenler, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşamış, yumurtlama kapasitesi az, yumurta kalitesi düşük olan kişilerdir. Bu tedaviye, bir tür son deneme gözüyle bakılmaktadır.
Ancak giderek artan ve bu tedavinin popüler olmasını sağlayan başka nedenler de var. Çalışan, entelektüel kadınlar, özellikle erkek faktörü nedeniyle tüp bebek tedavisine başlıyorlarsa, fazla tedaviden, fazla ilaçtan ve tahlilden kaçınmak istiyor.
Bu tedavinin daha ekonomik olması gerçeği de ilgi çekici bir yönüdür. Daha az sayıda enjeksiyon yapılıyor. Daha az ilaç masrafı ile neredeyse hiç kan tahlili yapılmadan tedavi tamamlanabiliyor. Tüp bebek uygulama maliyeti de neredeyse klasik tedavinin üçte birine iniyor.
Mini tüp bebek tedavisinin ‘’Hasta Dostu’’ olduğunu söyleyebilir miyiz?
Aslında 20-30 yıl öncesine kıyasla, günümüzdeki klasik tedavi şekli zaten ‘’hasta dostu’’. Modern tüp bebek uygulamaları artık daha az, ancak daha kaliteli yumurtayı hedefliyor. Kullanılan enjeksiyonlar kişinin kendi kendine uygulayabildiği, cilt altına yapılabilen küçük iğnelerden oluşuyor. Geçmişe oranla çok daha modern uygulamalar. Ancak hâlâ mükemmel değiller ve iğneler dışında bu tedavilerin aynı başarıyı yakaladığı başka bir ilaç tedavisi şekli ne yazık ki yok.
Mini tüp bebek tedavisi uygulama şekli dikkate alınırsa gerçekten en ‘’Hasta Dostu’’ tedavi programıdır.
Klasik tüp bebek tedavisine göre mini tüp bebek tedavisinin dezavantajları var mı?
En önemli dezavantaj gebelik oranlarıdır. Mini tüp bebek uygulamasının bir denemede gebelik şansı %8-9 civarındadır. Oysa klasik tüp bebek uygulamasının bir defada %40-45 civarında gebelik şansı olduğunu hatırlayalım. Eğer kararlı bir şekilde üst üste 6 defa mini tüp bebek uygulanırsa gebelik şansı klasik tüp bebek yöntemi ile bir denemedeki gebelik oranına ancak yaklaşabiliyor.
Bu arada diğer önemli dezavantajlar, yumurta ve embriyo gelişimi ile ilgili aksamalardır. Mini tüp bebek tedavisinde tek yumurta hedeflendiği için, kötü kaliteli yumurta, boş yumurta gibi kötü sürprizlerin yanı sıra, laboratuar aşamasında embriyo gelişmemesi ile de karşılaşılabilir.
Mini tüp bebek klasik tüp bebek tedavisinin yerini alabilir mi?
Bir tedavinin uygulama kolaylığı kadar, vaat ettiği başarı oranı da seçimde önem taşıyor. Mini tüp bebek kolaylığı çok çekici gelse de başarı oranlarının istenen düzeyde olmaması bizim ve hastalarımızın tereddüt etmesine yol açabiliyor. Çünkü çiftler, sonucunda güzel haber alma şansının yüksek olması şartıyla, tüp bebek tedavisinde fiziksel açıdan yıpranmayı göze alabiliyor.
Bugün için, klasik tüp bebek tedavisinin yerini ne mini tüp bebek, ne de ilaçsız tüp bebek tedavisi tutmuyor. Başarı oranları en yüksek olan hâlâ klasik uygulamalar. Ancak klasik tedavilerin de hastaya daha az eziyet verecek yeni uygulamalar, yeni görüşlerle kolaylaştırıldığını unutmayalım.
Koltuk altı el ve ayak terlemesi şikayeti olanlarda, koltuk altı el ve ayaklarda aşırı ıslaklık söz konusudur. Bu bölgelerden akan ve hatta damlayacak şekilde terleme artışı olabilir. Koltukaltı terlemesine deodorantlar ve losyonlar fayda etmez. Uzun süreli aliminyumlu antipersipirantlarda tıkanıklık yapabildiklerinden çok tercih edilmezler. El ve ayaklarda da çok başarılı uygulamalar yoktur, sadece zahmetli olan galvanoterapiden fayda görürler. Sadece koltuk altı terleme şikayeti de olanlarda son zamanlarda radyofrekansla başarılı sonuşlar alınmaktadır.
Terleme, vücudun ısısını ve tuz oranını ayarlayarak, vücudu dengeleyen bir sistemdir. Ancak koltuk altı terlemelerinde, vücudun dengesi için gerekli olanın çok üstünde terleme artışı söz konusudur. Kıyafetlerde ıslak görünüm ve terlemeye bağlı giysilerin renklerinde bozulma problemi olabilir. Bu tür durumlar kişide sosyal açıdan rahatsızlık yaratır.
Terleme Nedenleri:
Koltuk altı terlemesinin nedeni, sempatik sinir sisteminin aşırı uyarılmasıdır. Bu kişinin yapısıyla ilgilidir. Stres ve gerginlik koltukaltı terleme şikayetini çok artırabilir. Şikayet genel olarak ergenlik çağında başlar. Genellikle genetik olan bu problemde mutlaka tiroşd hormonlarına bakılmalıdır.
Terleme Tedavisi
Koltuk altı el ve ayak tabanı terlemesine çözüm, terleme kesici alüminyumlu losyonlar, iyontoforez, Botoks ve cerrahi yöntemler olabilir. Günümüzde en çok tercih edilen yöntemler botoks ve cerrahi tedavilerdir.
Terlemede Botoks Tedavisi
Koltuk altı el ve ayak tabanı terleme tedavisinde Botoks yöntemi 2004 yılında FDA tarafından kabul edilmiştir. Koltuk altı Botoks tedavisinde, terleyen bölgeye ortalama 20-30 nokta halinde küçük miktarlarda Botoks verilir. Botoks uygulamasından önce ilaç sulandırılır. Sulandırılan Botoks, ikiye bölünerek her iki koltuk altına uygulanır. El ve ayak tabanı için tedavi biraz ağrılı olacağı için mutlaka lokal anestezik eşliğinde yapılmalıdır.
15 gün sonra eğer terleme devam ediyorsa nişasta ile iyot testi yapılarak terleyen bölge tespit edilir. Terlemesi devam eden bölgelere, ilaveten Botoks verilebilir. Koltuk altı terlemelerinde Botoks tedavisi çok kısa sürer. Uygulama öncesinde anestezik krem uygulanırsa acı pek hissedilmez. İşlem sonrası beklenen önemli bir yan etki yoktur. Aşırı terleme şikayetinde Botoks etkisi ortalama 6-12 ay arasında değişebilir.
Rahim ve çevresindeki dokuların primer iltihaplanmasıdır. Lohusalık ateşinin en sık nedenidir.
Belirti ve bulguları nedir?
Ateşin 38° ‘nin üstüne çıkması Rahim hassasiyetinin artması Lohusalık akıntısında başlayan kötü koku ve çoğalma Tedavisi nedir?
Gebeliğe ait parçalar rahimde kalmışsa revizyon kürtaj ile temizlenmesi Antibiyotik tedavisi başlanması Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç başlanması Pelvik trombofilebiti nedir?
Endometrit yani rahmin iltihaplanması bazen rahmin duvarlarına kadar genişleyebilir. Bu nedenle rahim damarlarında iltihaplanma ve kan pıhtıları oluşur.
Ne zaman trombofilebit düşünülür?
Eğer hasta enfeksiyon belirtileri için uygulanan antibiyotiğe cevap vermiyorsa trombofilebit düşünülür.
Tedavisi nedir?
Antibiyotik tedavisine, kan pıhtılarını çözücü ilaçlar eklenir.
Meme angorjmanı nedir?
Eğer memede üretilen sütü bebek yeterince ememiyor ve memede süt birikiyorsa, bu durumda memelerde sütten dolayı şişme olmasıdır. Memenin lenfatik kanalları tıkanarak her iki taraflı memede ağrı ve hassasiyet, ateşte hafif artma gözlenir.
Meme angorjmanının tedavisi nedir?
Memelerin pompa yardımıyla sağılması Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç alınması Memelerin emzirme sonrası sarılması ve kesinlikle ellenmekten kaçınılması Mastit nedir?
Memenin tek veya çift taraflı iltihaplanmasıdır. Emzirme sonrası meme bakımı düzenli yapılmazsa iltihaplanmaya zemin hazırlanır.
Tedavisi nedir?
Memenin sütle şişmesine izin vermemek bunun için sık sık emzirmek veya pompa ile boşaltmak Antibiyotik tedavisi başlamak Apse oluşursa cerrahi olarak boşaltılır