Etiket: Tedavi

  • Trigeminal nevralji (ani yüz ağrısı) ve akupunkturla tedavisi

    Trigeminal nevralji, yüz bölgesini tutan bir nöropatik ağrı türüdür. Halk arasında “delirten hastalık” diye bilinen hastalık intihara kadar sürükleyebilir.

    Hastalık yüzün duyusunu sağlamanın yanında çiğneme kaslarının çalışmasını sağlayan trigeminal sinirin herhangi bir nedenden dolayı hasar görmesi ile oluşurlar. Trigeminal sinirin bir ya da daha fazla dalının kapsadığı alanda gelişen, ani, genellikle tek taraflı, şiddetli, kısa süreli ağrılardır. Hastalar bu ağrıyı yanma, batma, uyuşma, karıncalanma, donma, elektrik çarpması, bıçak saplanması, şimşek çakması gibi tanımlarlar. Yüz yıkama, yüze dokunma, yemek yeme, diş fırçalama, tıraş olma, makyaj yapma, konuşma, yutkunma çiğneme, sıcak soğuk yiyecekler gibi etkenlerle başlayıp şiddetlenebilir. Kişiyi yalnızca sıvı gıdaları alabilecek duruma getirir.

    Ağrı genellikle yüzün alt ve üst çene bölümünde görülür. Trigeminal nevralji ağrısı sürekli, yakıcı veya sancılı bir ağrıdır, bu da hastayı sıkıntıya sokabilmektedir. Bazı hastalar bu ağrı nedeniyle yemek yiyemez, su içemez hale gelmektedir.

    Tekrarlayan ağrılar şeklinde gelir. Ağrı aralıkları gittikçe sıklaşabilir. Şiddetli ağrılar kişinin ruhsal durumunun bozulmasına sebep olabilir. Bu durumda ruhsal tedavi desteği de verilmelidir. Kişinin yaşam kalitesi bozulur.

    Hastadan alınan öykü ile tanı konabilir. Fakat trigeminal sinir üzerine bası yapacak bir oluşum olup olmadığı tetkiklerle kontrol edilmelidir. Büyük çoğunluğunda organik bir sebep saptanamaz. Bunlarda hastalığın sebebi bilinmemektedir.

    Trigeminal nevralji görülme sıklığı 100.000’de 5 ile 25 arasında olduğu bildirilmiştir. Kadınlarda 2 kat daha sık olduğu bilinmektedir. Genellikle 50 yaş üzerinde görülür.

    Önlemler:

    Yemek yemek, diş fırçalamak, su içmek, traş olmak ya da makyaj yapmak gibi faaliyetler ya da soğukta yüze temas eden esinti ağrının aniden başlamasını tetikleyebilir.

    Soğuk havaya çıkılması durumunda yüzün atkı ile korunması gerekir.

    Klima ve havalandırmaya da direkt maruz kalınmaması gerekir.

    Çok sıcak ya da soğuk içecekler içilmemesi, içilmesi durumunda da ağzın hassas bölgesine değmemesi için pipet kullanılması gerekir.

    Akupunktur ile Trigeminal Nevralji Tedavisi

    Akupunkturla trigeminal nevralji tedavisi yapılabilmektedir. Tedavideki başarı hastalığın kaç yıldır olduğuna bağlı olarak değişir.

    Akupunktur vücut nevraljilerinde olduğu gibi trigeminal nevraljide de başarıyla uygulanır.

    Akupunktur güçlü bir stres tedavisi sunarak hastalığın stresle artış göstermesini engeller. Hastada yaşam kalitesini yükseltir.

  • Kilo verme ve akupunktur tedavisi

    Kliniğimizde akupunkturla zayıflama tedavisinde aşağıdaki prosedür uygulanmaktadır.

    Kişinin Kilo Verme İsteğinin ve Kararlılığının Sorgulanması

    Tedavide ilk olarak kişinin isteği ve kararlılığı sorgulanır. ‘Ben kilo vermek ve ideal kiloma ulaşmak istiyorum ama kendim bunu başaramıyorum’ diyerek başvuran hastalarda tedavinin başarı şansı yüksektir. Kilo verme tedavisinde hastanın kararlı olarak başvurup hedefe ulaşıncaya dek kararlılığını koruması gereklidir. Tedavi kararlığı sağlamalı ve devam ettirebilmelidir.

    Tanita Vücut Analizi

    Kişinin kilosu, yağ oranı ve metabolizma yaşı her seansta değerlendirilir.

    Hasta ile birlikte ulaşılacak hedefler belirlenir.

    Beslenmesin Değerlendirilmesi

    Akupunkturla kilo tedavisi yapılırken kişiye intoleranslarını ve bağımlılıkları temizleyecek beslenme programları verilir.

    Kişinin beslenme sistemi gözden geçirilir. Yeme ve içme bağımlılıkları, öğün alışkanlıkları ve saatleri, atıştırmaları gözden geçirilir. Sağlıklı beslenme sistemi hakkında bilgi verilir. Kişiye en uygun beslenme tarzı belirlenir.

    Hayat Tarzı ve Hareketliliğin Değerlendirilmesi

    Kişinin hareketliliği, yaptığı iş ve hayat tarzı öğrenilerek hareket programı oluşturulur. Kişiye en uygun egzersiz tarzı belirlenir.

    Sporun amacı ise metabolizma zaten hızlanmışken, efor ile fazla yağları yakmanın çok daha kolay olmasıdır. Ayrıca yağ kaybından sonra olası muhtemel sarkmaları da önlemek konusunda spor yapmak etkilidir.

    Akupunktur Tedavisi

    Belirlenen beslenme ve hareket tarzına uyabilmesi için akupunktur tedavisi uygulanır.

    Akupunktur kilo vermede aynı anda birçok mekanizmayı harekete geçirir.

    1. Metabolizmayı hızlandırır ve yağların hızlı yakılmasını sağlar. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.

    2. Beyindeki açlık duygusunu oluşturan hipotalamustaki bölgeyi baskılar. Çok yeme ihtiyacı duyulmaz. Yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır. Abur cubur yemeyi azaltır.

    3. Mide asit artışını engeller ve mide kazıntısı veya yanması hissini ortadan kaldırır.

    4. Dolaşımı hızlandırır ve ödem olan bölgelerdeki gereksiz sıvı birikimleri atılır.

    5. Barsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı engeller.
    6. Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, ağız tat bozukluğu önlenir.

    7. Kişiyi sakinleştirir. Açlığın yarattığı sinirliliği veya baş ağrısını ortadan kaldırır.

    8. Akupunktur kişinin enerjisini arttırarak egzersiz yapabilmesini kolaylaştırır.

    9. Duygusal yeme davranışını düzenleyerek doymayı kolaylaştırır.

    10. Bağımlılıklardan kurtulmayı sağlar.

    Akupunktur 3 yöntemle yapılmaktadır;

    1.Kulak akupunkturu: Kulaktaki akupunktur noktaları lazerle uyarılarak, manyetik özelliği olan vaccaria bitkisinin tohumları, manyetik bilyeler ve iğneler yapıştırılır. Her hafta bu uyarılar yenilenerek tohumlar değiştirilir. Kulak akupunkturu iştahı düzenlemek ve metabolizmayı hızlandırmak için kullanılır.

    2.Vücut akupunkturu: Kişiyi rahatlatmak, metabolizmayı hızlandırmak için seans sırasında uygulanır.

    Bunun için lazer akupunkturu veya akupunktur iğneleri kullanılır.

    3.Elektroakupunktur: Bölgesel yağlanmaları eritmek için(ipoliz) uygulanır.

    Kilo ile ilgili Olumlamalar:

    Telkin (Olumlama) yöntemi: Kilo vermede bilinç ve bilinçaltı olumlamalarla kişiler kilo vermeye motive edilir. “İdeal Kilomdayım” ve “Tamamen Sağlıklıyım” CD’lerimi hastaların tedavi seanslarında dinletmekteyim.

  • Akupunktur ile selülit tedavisi!

    Selülit; derialtı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımı bozmasıyla oluşan bir hastalıktır.

    Selülitte önce bölgesel yağ birikimi olur. Zamanla biriken yağlar damarları sıkıştırarak dolaşımı bozar. Dolaşım bozukluğu sonucu damar duvarlarından sızan serum, doku aralıklarında toplanarak doku ödemini oluşturur. Yağ karın ve sıvıların baskısı ile dokular beslenemez ve yapıları bozulur.

    Ödem bir taraftan kan ile yağ hücreleri arasındaki iletişimin aksamasına ve yağ hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına yol açarken, diğer taraftan bağ dokusunun yapısının bozularak, sertleşmesine yol açar. Yağ hücre gruplarının arasında oluşan fibrotik bantlar aşırı büyümüş yağ dokusu hücrelerinden meydana gelmiş nodüller oluşturur. Bu nodüller deri yüzeyinde çöküntülere ve portakal kabuğu görünümüne neden olur. Daha ileri aşamada nodüller birbirine yapışarak daha büyük nodülleri oluşturur ve cildin kapitone bir görünüm almasına sebep olur. Bu aşamada nodüllerin sinirler üzerine baskı yapması sonucu ağrı oluşabilir.

    Estetik bir problem olmaktan çıkar ve tıbbi bir sorun haline gelir. Yani kadınlara estetik kaygı yaşatan selülitin portakal kabuğu görünümü buzdağının görünen kısmıdır. Görünmeyen kısımda hastalık vardır. Selülit varis, çabuk yorulma, ciltte sarkma ve çatlamalara neden olur.

    Selülit Nedenleri:

    Hormonal nedenler: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanan ve dokularda su tutma özelliğiyle selülit oluşumuna zemin hazırlayan Folikül uyarıcı hormonun (FSH) aşırı artışı.

    Genetik: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

    Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Damar yollarında oluşan selülit damarları sarar, sıkar ve kan dolaşımını daha da zorlaştırır. Bunun sonucu varisler oluşur. Buda, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

    Kabızlık

    Hipotiroidi

    Doğum kontrol hapı kullanımı

    Karaciğerin kötü fonksiyonu

    Hızlı ve stresli yaşamın yarattığı gerginlik, kaygı ve güvensizlik gibi ruhsal etkenler

    Korse, dar elbiseler, kalp yetersizliklerine bağlı dolaşım yetersizlikleri

    Çoğunlukla ergenlik, gebelik, menapoz gibi kilo alıp verme ve hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler yatkınlığı arttırır.

    Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme.

    Vücutta toksik etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi.

    Hareketsiz bir yaşam.

    Selülitten Korunma;

    Düşük kalorili besinlerle beslenilmelidir

    Aşırı kilo alınmamalıdır

    Spor yapılmalıdır

    Vitamin ve mineralden zengin beslenilmelidir.

    Yeterince su alınmalıdır.

    Selülit Tedavisi

    Normal zayıflama programıyla selülit geçmez. İlaç, krem veya jel tedavide etkili değildir.

    Akupunktur;

    Akupunktur birçok hastalığa çözüm olan ilaçsız yan etkisiz bir tedavidir.

    Akupunktur iğnelerinin selülitli alanlara batımı ile yağ dokuları uyarılır. Yağlar lenf dolaşımı ile atılır.

    Kollajen ve elastin artar. Böylece kollajen artışı ile sıkılaşma da elde edilir ve sarkma problemi yaşanmadan selülit problemi çözümlenir.

    Akupunktur kan ve lenf dolaşımını arttırır. Dokuların beslenmesini sağlar.

    Hormonal dengeyi sağlayarak selülit oluşumunu engeller,

    Ödemi ve iltihabı çözerek selülit tedavisinde etkili olur.

    Selülitte, akupunktur tedavisi üç aşamalı olarak yapılır.

    Vücut akupunkturu: Amaç selülitli bölgeden geçen meridyenlerdeki enerjinin harekete geçirilmesi ve durgunlaşmanın giderilmesidir. Uyluk bölgesinde öncelikle, dalak, safra kesesi, mide ve mesane merdiyenleri geçtiği için, bunlara yönelik tedavi programları düzenlenir.

    Akupunktur Elektrolipoliz: Bu tedavide selülitli bölgedeki lokal kan akımının arttırılması, dolayısıyla biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek hasta bölgeden uzaklaştırılması amaçlanır. Tedavi iğneler takılarak elektroakupunktur cihazı ile iğnelere belli frekansda akım verilerek yapılır. İşlemde herhangi bir ağrı oluşmaz, hatta dokuda kişiyi gevşeten, rahatlatan bir titreşim hissedilir.

    Tedavinin üçüncü aşamasında, akupunktur iğneleri çıkarıldıktan sonra, selülitli bölgeye özel bir yağ sürülerek, kupa tedavisi uygulanır. Selülitli bölgeye sürülen özel yağın lokal etkisi ve kupa tedavisi ile yine bu bölgede biriken yağlar, dolaşıma katılarak uzaklaştırılır. Aynı zamanda cildin düz bir görünüm alması sağlanır.

    Her hafta iki seans olmak üzere en az 8-10 seans tedavi uygulanır.

  • Huzursuz bacak sendromu (restless legs sendrom)

    Uyku ya da istirahat esnasında bacaklarda hissedilen çekilme, itilme, uyuşma, karıncalanma, ağrı, sızlama, kramp, yanma bazen de tam olarak tanımlanamayan bir his nedeni ile dayanılmaz bir şekilde bacakları hareket ettirme isteğinin bir arada olduğu sinir sistemi hastalığıdır.

    Şikayetler özellikle akşam veya gece saatlerinde, oturma ve uzanma gibi istirahat halinde veya uykuya dalma esnasında ortaya çıkmaktadır.

    Kişi dinleniyor veya uyuyor iken bacağındaki huzursuzluk yüzünden kalkıp yürüme veya ayaklarını hareket ettirme ihtiyacı hisseder. Bacakları hareket ettirmek ve germek yakınmaları geçici ve kısa bir süre için azaltmakla birlikte hasta tekrar istirahate geçtiğinde belirtiler tekrar başlar. Bazı hastaların kollarında ve gövdelerinde de benzer rahatsız edici hisler olabilmektedir. Gece hasta uyuyorken de bacaklarında ‘periyodik bacak hareketleri’ denen istem dışı hareketler gözlenebilir. Bu hareketler sıklıkla kişinin uykusunun derinliğinde azalmaya yol açar.

    Hastaların çoğu uykuya dalamamaktan dalsalar da uykuyu sürdürememekten şikayetçidir. Sıklıkla bazı kişiler geceleri yatağa yatar yatmaz kalkar, ayaklarını ovdurur hatta kalkıp bir leğen soğuk veya sıcak suyun içine sokarlar ya da gece evde odalar arasında volta atar dururlar. Hastanın uyku düzeni bozulur. Yanında yatan kişi de hastanın huzursuzluğundan, bacağını durmadan hareket ettirmesinden rahatsız olur. Gece iyi uyunmadığından gün içerisinde uyuklama isteği, yorgunluk, halsizlik, dalgınlık, konsantrasyon güçlüğü belirir. Hastalar oturması gereken sosyal ortamlardan (sinema, tiyatro gibi) ve seyahatlerden bacaklarını sürekli hareket ettirme isteği nedeni ile kaçınır. Yaşam kalitesi düşer.

    Huzursuz bacak sendromu belirtileri günden güne veya kişiden kişiye farklılık gösterir. Zamanla daha çok artabilir. Kadınlarda, erkeklere kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla görülür. Yaşlanma ile görülme sıklığı artan bir hastalıktır. Ailesel olabilmektedir. Ailesel olanlar geçlik döneminde başlar. Toplumda her 10 kişiden biri huzursuz bacak sendromundan etkilenir.

    Huzursuz bacak sendromu beyindeki dopamin seviyesindeki dengesizlikten kaynaklanmış olabileceğine dair araştırmalar vardır.

    Huzursuz bacak sendromunun bir kısmında altta yatan neden bulunur. Çoğu hastada demir eksikliği vardır. Hamilelerin %30’unda görülür. Doğumla çoğunda geçer. Hamilelerde olma nedeni sıklıkla demir eksikliğidir. Demir eksikliği giderildiğinde çoğu hastadaki şikayetler geçer. Diyabet, hipotiroidi, polinöropati, MS, böbrek yetmezliği, Parkinson, romatoid artrit, mineral(Ca, Mg) ve vitamin eksikliği(B12 vit), bacaklarda zayıf kan dolaşımı ve demir eksikliği huzursuz bacak sendromuna neden olabilir. Sigara içmek, kafein, çay, kola, çikolata, depresyon ilaçları ve mide koruyucu ilaçlar şikayetleri arttırabilir.

    Huzursuz Bacak Sendromunda Tedavi:

    Semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilecek bazı yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:

    Uykunun Kalitesini arttırmak için düzenlemeler yapılmalıdır. Uyku odası sakin, karanlık, iyi havalandırılmış olmalıdır. Sıcak olmamalıdır. Her gün aynı saatte yatağa girilmeli ve aynı saatte kalkılmalıdır. Gün içinde uykudan kaçılmalıdır. Yatak sadece uyumak için kullanılmalıdır. Akşamları uyarıcı veya canlandırıcı şeylerden (akşam saatlerinde çalışmak, geç yemek yemek veya akşamları kafein, alkol veya nikotin tüketmek) kaçınılmalıdır.

    Sıcak banyolar ve masajlar: Bunlar kasları gevşetebilir ve semptomların yoğunluğunu azaltabilir.

    Sıcak veya soğuk torbalar: Bazı insanlar ılık, diğerleri sıcak ve soğuk alternatiflerin yararlı olduğunu söyler.

    Gevşeme teknikleri: Stres huzursuz bacak sendromunu kötüleştirebilir. Bu nedenle yoga, meditasyon ve tai chi gibi egzersizler yardımcı olabilir.

    Egzersiz: Bacakları daha fazla kullanmak semptomları hafifletebilir. Hafif egzersiz yapılmalı ağır egzersizden kaçınılmalıdır.

    Parkinson İlaçları: Hastalar dopamin içeren Parkinson ilaçları ile tedaviden fayda sağlayabilmektedir. Fakat bu ilaçların yan etkileri ve zamanla kişide duyarsızlık veya şikayetleri arttırıcı etkileri ortaya çıkabilir.

    Huzursuz Bacak Sendromunun Tedavisinde Akupunktur

    Akupunktur huzursuz bacak sendromunda herhangi bir nedeni olan veya olmayan tüm durumlar için etkilidir. Huzursuz bacak sendromunda zeminde yatan hastalık varsa tedavi edilerek tamamlayıcı bir yöntem olan akupunktur tedavisi uygulanabilir.

    Akupunktur vücut kimyasallarını dengeleyerek huzursuz bacak sendromunun tedavisinde etkili olur. Dopamini doğal olarak arttırır. Stres toleransını yükseltir. Mutluluk kimyasallarını arttırır ve kişiyi sakinleştirir. Uykuyu kolaylaştırır. Akupunktur yaşam kalitesinin arttırılmasında etkilidir.

  • Sınav kaygısı ve akupunkturla tedavisi

    Sınava çalışmaya ve sınav sırasında kişinin bildiklerini kullanabilmesine engel olan yoğun kaygı duygusudur.

    Evdeki sıkı disiplin, güven kırıcı ebeveyn ve öğretmen eleştirileri, cezalar, zorlu sınav koşulları, okul başarısızlıkları, başarının küçümsenmesi, diğer kişilerle yapılan karşılaştırmalar sınav kaygısının gelişmesine zemin hazırlayan faktörlerdir.

    Sınava giren kişide endişe yaratıcı olumsuz düşünce kalıpları vardır. Başarılı olamayacağı, diğer kişilerin kendinden daha akıllı olduğu, sınav sırasında bildiklerini unutabileceği, başaramazsa insanların onun hakkında ne düşüneceği, durumunun diğerleri kadar iyi olmadığı, çok eksiği olduğu düşünceleri kaygı uyandırır.

    Sınava çalışan kişide uykusuzluk, ani öfke patlamaları, sosyal ilişkilerde bozukluk, derse odaklanamama ve beslenme alışkanlığında bozukluk gelişmesi sınav stresi için önlem alınması gereken durumlardır.

    Sınavda düşüncelerini toplayamama, okuduğuna dikkatini verememe oluşur. Huzursuzluk, çarpıntı, terleme, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, korku hissi, sinirlilik, aşırı terleme, barsak hareketlerinde değişiklik, ciltte kızarma gelişebilir.

    Sınav kaygısı sonucu sınav başarısı %40’a varan bir oranda düşebilmektedir.

    Çocuğa antidepresan ilaçlar vererek onu sakinleştirdiğimizde sınava çalışmak için geren kaygıyı da ortadan kaldırabiliriz. Çocukta uyku hali ve uyuşukluk gibi yan etkiler de oluşabilir. Bu ilaçları bırakmaya çalışmak ve ilacın bağımlılığından kurtulmak da sonrasında sorun olabilir. Bir denge tedavisi olan Akupunktur sınav kaygısını azaltmada en etkili yöntemlerden biridir.

    Akupunktur iğneli veya iğneden rahatsız olan çocukta lazer ışığı ile kulak ve vücuttaki dengeyi sağlayan noktalara uygulanır. Çocuklarda genelde ışıkla yapılan lazer akupunktur tercih edilir.

    Akupunktur kaygıya yönelik semptomları ortadan kaldırır.

    Akupunktur ilaçsız, yan etkisiz ve kalıcı bir tedavi şeklidir.

    En ideal tedaviye başlama zamanı, sınavdan 1-1,5 ay öncesidir. Haftada 2 seans olacak şekilde ortalama 10 seanslık bir tedavi, genelde yeterli olmaktadır.

    Beyin kan akımı akupunktur tedavisi ile arttığı için, beynin konsantrasyon, hafıza ve bellek kapasitelerinde artışlar meydana gelir. Böylelikle derse daha iyi yoğunlaşma olur.

    Stres sırasında oluşturulan uyarılar, limbik sistemimiz (kalp, mide, akciğerler gibi organları istem dışı çalışmasını ayarlayan sistem) tarafından algılanıp yorumlandıktan sonra bedenin vereceği cevap düzenlenir. Akupunkturun buradaki etkilerinin başında limbik sistemi düzenleyerek kalbimizin, sindirim sistemimizin çalışma düzenini, hormonlarımızın salgı düzenlerini dengelemesi gelir.

    Böylelikle strese verilen cevaplar daha dengeli hale gelir, konsantrasyon ve dikkat artar. Stres eşiğini yükseltir. Böylelikle daha önce kızdığımız, sinirlendiğimiz, korkup heyecanlandığımız olaylara daha rahat yaklaşırız. Akupunktur ile salgılatılan endorfin ve enkafalinler iç huzur ve sakinlik hissi verir.

  • Dismenore (sancılı adet görme) ve akupunkturla tedavisi

    Adet döneminde ya da hemen öncesinde kasıklarda ve karın bölgesinde ortaya çıkan ağrılara dismenore, menstrüel kramp veya sancılı adet görme adı verilir. Ağrıya gerginlik, alınganlık, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı ve bazen kusma eşlik edebilir. Ağrılar birkaç gün sürebilir.

    Üreme çağındaki kadınları periyodik olarak etkiler, çoğunlukla ciddi sorunlara yol açmaz. Bazen iş gücü kaybına neden olur ve yaşam kalitesini azaltır.

    Primer (Birincil) Dismenore ve Sekonder (İkincil) Dismenore olmak üzere iki şekilde incelenir.

    Primer Dismenore; Genellikle ilk adet kanamasından sonra 1-2 yıl içinde görülmeye başlar. Primer dismenorede ağrı, adet kanamasından hemen önce (1-2 gün önce) başlar ve adetin 1. günü şiddetlenir, genellikle 48 saat içinde kaybolur. Şiddeti kişiden kişiye değişir. En sık görülen dismenore tipi budur. Pek çok durumda hafif ağrı kesicilerle durum geçiştirilebilir. Ancak %10’luk bir grupta ise adet sancıları daha şiddetli yaşanmaktadır. Kişiyi acil servise götürebilir. Bazen yanlış tanılarla ameliyata neden olabilir.

    Rahim(Uterus) bir kas dokusudur ve adet kanaması süresince kanamayı azaltmak için kasılır ve bu ağrı olarak hissedilir. Rahim Prostaglandin adı verilen kendisi tarafından üretilen kimyasal maddelerin etkisi ile kasılır. Kasılmaların amacı rahim iç tabakasının atılarak yenilenmesi sırasında oluşan kanama miktarını kontrol altında tutmaktır.

    Adet döngüsü başında prostaglandin düzeyleri yüksektir. Mensturasyon (adet kanaması) sırasında düzeyleri azalır.

    Sekonder Dismenore denen durum ise, herhangi bir jinekolojik probleme bağlı olarak ortaya çıkan sancılı adet görme halidir. Bunlarda problemler adet yıllarının başından itibaren değil, daha sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu duruma Endometriozis denilen çikolata kistleri, myomlar, geçirilen pelvik enfeksiyon hastalıkları gibi durumlar neden olabilir. Ağrılar adetin ilk günlerinden ziyade son günlerine doğru ortaya çıkar.

    Bu tip sancılı adetleri geçirmenin yolu ise bu duruma neden olan problemi tedavi etmekten geçer ki genellikle cerrahidir

    Primer Dismenorenin Tedavisi:

    Tedavide kullanılan ilaçlar doğum kontrol ilaçları ve ağrı kesicilerdir. Doğum kontrol ilaçları hormon içerdiğinden yan etkileri vardır. Ağrı kesicilerde adet kanamasında düzensizlik yaptığı gibi karaciğer, böbrek, mide gibi iç organlara zarar verebilir.

    Az ve ölçülü analjeziğe bir şey denemez ama her ay ciddi olarak ağrı kesici kullanılıyorsa Akupunktur tedavisini düşünmek gerekir.

    Dismenore’de Akupunktur Tedavisi:

    Akupunktur tedavisi, bir cerrahi girişim yapılmadan ve dışarıdan vücuda kimyasal madde (ilaç) verilmeden uygulanan bir yöntem olması nedeni ile hiçbir yan etkisi olmayan, son derece güvenli bir yöntemdir.

    Akupunktur ile;

    • Stres giderilir. Kişi psikolojik olarak rahatlar. Psikolojik olarak rahatladıkça ağrılar daha az hissedilir. Hormonal sistem sengeye girer.

    • Ağrı kesilir. Akupunkturun ağrı kesici etkisi endorfin denilen vücudun kendi morfinini arttırarak olmaktadır. Endorfinin artması ağrının kesilmesini ve rahatlamayı sağlar.

    • Prostaglandin miktarı kulaktaki bir noktadan test edilip düzenlenebilir. Prostaglandinlerin azalması ağrıyı azaltır. Rahim kasılmasını azaltılır.

    • Östrojen, progesteron salınımını düzenler. Hormonal denge sağlanır.

    Akupunktur tedavisi, başlangıçta 8-10 seanslık bir kür şeklinde uygulanır. Sonrasında birkaç ay adetten 1-2 gün önce akupunktur seansı tekrarlanarak tedavinin kalıcılığı sağlanır.

  • Boyun ve bel fıtığı ve akupunkturla tedavi edilebilir mi?

    Omurgamız bizim dik durmamızı ve hareket edebilmemizi sağlayan kemiğimizdir. Omurgamız ‘omur (vertebra)’ adı verilen kemiklerden oluşur. Omurlarımızın arasında da ‘disk’ adı verilen dışı sert ve lifli içi peltemsi yumuşak madde ile dolu bir destek doku bulunur. Diskler, omurga üzerine binen yükü emerek süspansiyon görevi gören kemikler arasındaki yastıkçıklardır.

    Omurlara (eğilme ve ağır kaldırma esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Aynı zamanda iki kemik dokunun birbirine temas etmesini engellerler. Diskler ve omurga eklemleri omurganın hareketli olmasını sağlarlar. Omurganın ortasından ‘omurilik’ adı verilen sinir ağı geçer. Omurilikten çıkan, kollara ve bacaklara giden sinirler, omurlar ve disklerin hemen yanından geçerler. Boynumuzda 7 belimizde 5 omur vardır.

    Yaş ilerledikçe veya travmalar sonrasında diskin dış kısmındaki daha sert olan yapıdaki küçük yırtıklardan içteki yumuşak olan kısım dışarı taşar. Taşan bu madde sıvı özelliğini kaybedip sertleşir. Damar ve sinirlere bası yapmaya başlar. Hadisenin şiddetine göre omurlar arasında yer alan disklerin sıvı içeriği boşalınca disklerin arasında olması gereken esnek bölüm de ortadan kalkacağından bel ve boyun omurlarının esneme kabiliyeti zayıflar. Oluşan bu tabloya omurga bölümüne göre “boyun veya bel fıtığı” (servikal veya lumbal disk hernisi) denir. Bu tablo bazen hızla seyreder ve hasta şiddetli ağrı duyar. Bazen daha yavaş ve sinsi ilerler. Hastalık sinsi ilerliyorsa ani bir hareket, öksürme, aksırma gibi basit bir eylem bile ana tablonun ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Bel ve boyun fıtığında klasik tıptaki yaklaşımlar şunlardır:

    Cerrahi girişim

    Koruyucu tedavi (İlaç tedavisi ile Fizik tedavi ve Rehabilitasyon)

    Akupunktur; bel ve boyun fıtığı tedavisinde üçüncü bir yöntem olarak tüm dünyada saygın bir yer edinmiştir.

    Boyun ve bel fıtıkların %97’si ameliyatlık değildir. Ameliyat gerektirmeyen hastalarda çoğu zaman fizik tedavi, akupunktur ve ilaçlarla tedavi uygulanmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütünün(WHO) bildirdiği akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda boyun ve bel fıtığı yer almaktadır.

    Başlıca fıtık nedenleri olarak; hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, oturarak iş yapmak, şişmanlık, spora ısınmadan başlamak, stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar, ağır kaldırma esnasında yanlış eğilme hareketleri, uzun süreli motorlu araç kullanmak, boynu uzun süre hareketsiz tutarak bir noktaya bakmak, uzun boylu olmak, fazla kilolu olmak, sık topuklu ayakkabı giymek, fazla stresli olmak, kuvvetli ıkınma veya öksürük, bilgisayar ve TV karşısında uzun süre oturmak, egzersiz yapmamak ve soğuk klimaların olduğu ortamda bulunmak sayılabilir. Boyun fıtığında ailesel faktörler de önemlidir. Kişinin ailesinde boyun fıtığı varsa kendisinde de ortaya çıkma şansı artmaktadır. Boyuna alınan darbeler ve geçirilmiş kazalar da boyun fıtığına yol açabilir.

    Boyun fıtığı, meslek hastalığı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Ev hizmetlerinde çalışan kadınlarda, şoförlerde, telefon operatörlerinde, matkap gibi titreşimli cihaz kullananlarda, bankacılarda ve uzun süre bilgisayar ile çalışması gereken mesleklerde boyun fıtığı sık görülmektedir.

    Üretken yaş kabul edilen 30-50 yaş arası görülme oranı yüksektir.

    Bel fıtığı üst solunum yolu hastalıklarından sonra iş gücü kaybı nedenlerinden 2. Sıradadır.

    Boyun fıtığının bulguları:

    Baş dönmesi, baş ağrısı

    Boyun, sırt, kol, omuz ağrısı,

    Kollarda uyuşma ve his kaybı,

    Kollarda karıncalanma,

    Kollarda güç kaybı,

    Kollarda his kaybı,

    Sabah yorgunluğu, gün içinde çabuk yorulma,

    Gaz ve şişkinlik hali

    Halsizlik, sinirlilik hali,

    Sık sık düşüp çıkan tansiyon,

    Kulakta çınlama ve uğultu

    Bel fıtığının bulguları:

    Belde ve / veya bacaklarda dayanılmaz ağrılar vardır. Ağrı oturmak, dolaşmak, öksürmek, gülmek ve hapşırmakla artar. Yatınca azalır.

    Siyatik ağrısı diye adlandırılan, uyluğa, dize, bacak ve topuğa, ayak parmaklarına yayılan ağrı,

    Hareketlerde kısıtlılık,

    Topallayarak yürümek

    Bacaklarda uyuşmalar,

    Kuvvet kaybı

    Bacakta incelme

    AKUPUNKTUR İLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    Akupunktur, vücudu bir bütün olarak tedavi eder ve yeniler. Vücuttaki bütün hücrelerde tamir, bakım ve onarım faaliyetini başlatır.
    Vücuttaki tüm bağ dokularını kuvvetlendirir. Dokuların kanlanmasına sebep olur.

    Akupunktur tedavisi hiçbir yan etkisinin olmayışı, kolay uygulanabilmesi, hastanın vücuduna kimyasal etkili maddelerin girmeyişi, uzun süreli tedavinin risklerinin olmaması, etkilerinin hızlı ve kalıcı olması gibi özelliklerinden dolayı bu sorunu yaşayan hastalarda rahatlıkla uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

    Akupunkturun, sadece ağrıyı gidermeğe yönelik semptomatik bir tedavi şekli olarak düşünülmemesi gerekir. Yapılan işlem; ağrıyı oluşturan sebebi tedavi etmektir. Başlangıç düzeyindeki fıtıklarda hastanın şikayetini tamamen düzeltebileceği gibi, ameliyat gereken hastalara da hem ağrı tedavisinde hem de ameliyattan sonraki iyileşme döneminde başarı ile uygulanır.

    Akupunktur tedavi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Kesin yatak istirahatine ihtiyaç göstermez. Böylece iş gücü kaybı önlenir.

    İnsan vücudu, birçok biyokimyasal maddeyi üreten bir ilaç fabrikasına benzetilebilir. Ağızdan vücuda giren besinleri birçok işlemden geçirerek çoğaltır, depo eder ve gerektiğinde salgılar. İşte vücutta bulunan bu doğal ilaçlar akupunktur yöntemi ile vücudun ihtiyaç duyduğu kadar ve yan etki içermeden vücuda salgılatılır. Bununla birlikte ağızdan alınan yapay ilaçlarda, vücuda gerekli olan dozu ayarlamak kolay değildir. Ayrıca bu ilaçların yan etkileri bazen vücudun farklı organ ve sistemlerine zarar verebilir. Örneğin; hastanın bel ağrısını geçirelim derken ilaçlar neticesinde -hiç istemediğimiz halde- midesine zarar verebiliriz. Kısaca vücuttaki o hassas dengeyi bozabiliriz. Akupunktur ise tam tersine dengeleri kurar.

    Akupunkturun fıtık tedavisindeki etkileri:

    1. Ağrıyı Keser: Akupunktur vücudumuzda bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylelikle hasta tedavi başlangıcı ile birlikte ağrı kesicileri kullanmaktan kurtulur. Belki ilk günlerde akupunktur tedavisi ile birlikte kullanmaya devam etse bile tedavi ilerledikçe ağrı kesicileri almayı bırakacaktır.

    2. Kasları Gevşetir: Akupunktur vücudumuzda bulunan kas gevşetici maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili Valiyum noktasına akupunktur iğnesini batırarak GABA’yı harekete geçirir. GABA (Gama-amino-butirik-asid) vücudun çok güçlü kas gevşeticisi olduğu için, hasta kas gevşetici ilaçları kullanmadan, akupunktur tedavisiyle boyun ve bel bölgesinde oluşan kas spazmından kurtulabilir. Kaslardaki spazm çözüldükçe rahatlama artacaktır.

    3. Ödemi çözer: Akupunktur vücudumuzda bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili böbrek üstü bezi noktasına akupunktur yaptığımızda vücudun kortizonu salgılanır. Kortizon hormonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon bel bölgesinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve ödeme bağlı damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkabilir. Bu sayede varsa kol ve bacaklara vuran ağrıda azalma olacaktır.

    4. Psikolojik Rahatlık Sağlar: Akupunktur vücudun sakinleştirici maddelerini harekete geçirir. Akupunktur vücudun Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar. Akupunktur limbik sistemin çalışmasını dengeleyerek kişinin strese karşı tepkisini değiştirir, bünyeyi strese karşı daha dayanıklı kılar ve kişinin endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilir. Ayrıca akupunktur uygulaması ile vücut psikolojik açıdan da rahatlar. Bel veya boyun fıtığının etkisi ile psikolojik açıdan çökmüş olan hastaya büyük bir rahatlama etkisi verir. Günden güne vücudun zindeliği artar. Uykusuzluk, sabah yorgunluğu, halsizlik, stres gibi durumları ortadan kaldırır.

    5. Fıtığı Onarır: Bölgesel olarak kan dolaşımı artar ve tamir mekanizması işlemeye başlar. Diski oluşturan yapılardaki dejenerasyon (bozulma) durur ve bu yapısal elemanlar yenilenmeye başlar.

    Seanslar ilerledikçe oradaki yapısal bozuklukta akupunktur tedavisi sayesinde düzelir.

    6. Kasları Kuvvetlendirir: Omurga çevresi (paravertebral) kaslar kuvvetlenir, duruş (postur) düzelir. Yana eğik veya kambur duran hasta dikleşir. Bu kasların kuvvetlenmesi aynı zamanda fıtık materyalinin geriye dönmesine de yardımcı olur.

    Tedaviyi hızlandırmak amacı ile elektroakupunktur ve lazer akupunktur tedavisi de eklenebilir. Elektroakupunktur tedavisinde vücuda takılan iğnelere elektrik akımı verilir. Bu genellikle tedavinin başında yapılan bir uygulamadır. Ağrının daha çabuk geçmesini sağlayarak hastayı hızlı bir şekilde rahatlatan bir tedavidir. Lazer akupunkturu ise iğne fobisi olanlara uygulanan bir tedavidir.

    Bazı ağrılarda ilk seansta rahatlama başlar. Kronik ve uzun süreli ağrılarda genellikle 4–5 seans sonunda cevap alınmaya başlar.

    Akupunktur tedavisi çok ağrılı durumlarda her gün uygulanabilir. Ama genellikle uygulanan tedavi prosedürü haftada 2-3 kez uygulanması şeklindedir. Seanslar 20-30 dakika arası sürmektedir. Toplam 15-20 seans uygulanmaktadır. Kişinin şikayetleri tamamen geçene dek tedavi uygulanır.

  • Akupunkturla tüp bebek destek tedavisi

    Yapılan çalışmalar sonucunda akupunkturun tüp bebek tedavisinin başarısını arttırdığı tespit edilmiştir.

    Anne adayının kaygılarını, korkularını ve stresini azaltarak daha huzurlu, rahat ve sakin bir tüp bebek süreci geçirmesine katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda hormonal sistemi dengeleyerek ve üreme organlarının kanlanmasını arttırarak hamilelik oluşma şansını arttırmaktadır.

    Stres gebe kalma ve sürdürme olasılığını azaltırken diğer yandan çocuk sahibi olamamak da stresi artırmaktadır. Tüp bebek tedavi sürecinde yaşananlar (stres kronik ağrılar, uyku problemleri, kronik yorgunluk, öfke, sinirlilik, özgüven kaybı, kendini yetersiz görmek, kendini beğenmemek, cinsel isteksizlik ve cinsellikten zevk almamak) depresyon ve anksiyeteye neden olmaktadır.

    Başarısız tüp bebek tedavileri sonucuda bu sıkıntılar daha da artmakta kişi umutsuz ve karamsar olmaya başlamaktadır. Akupunktur bu tedavi süresince olumsuz olarak yaşananların azalmasında ve ortadan kalkmasında etkilidir.

    İnfertilite Tedavisinde Akupunktur’un Etkileri:

    • GNRH, FSH, LH (üreme) hormonlarını düzenler. Bu hormonlar yumurtalığı uyararak yumurtalık (over) fonksiyonlarını arttırıp yumurta toplama işleminde mümkün olduğu kadar fazla sayıda, sağlıklı ve olgun yumurta hücresi sağlar.

    • Tedavi sürecinde stresi, kaygı ve endişeyi azaltır. Vücuttaki morfin türevi- opioid madde yapımını arttırarak stresi azaltır.

    • Rahimde sempatik aktiviteyi azaltarak rahim damarlarında direnci düşürüp, rahim kan akımını arttırmakta ve rahimde gevşeme sağlamaktadır. Rahmi döşeyen zar olan endometriyumun yeterli kalınlığa ulaşmasını ve rahmin gevşemesini sağlayarak embriyonun tutunmasını(implantasyonunu) sağlar.

    • Bağışıklık sistemini dengeleyerek anne adayının hastalıklara direncini arttırır.

    • İnfertilite tedavisinde uygulanan hormonal tedavinin yan etkilerini azaltır.

    Akupunkturla Tüp Bebek Destek Tedavisinin Uygulama Zamanı;

    Akupunkturla tüp bebek destek tedavisinin uygulama zamanını, sıklığını, seans sayısını hastaya göre belirlemekteyiz. Kişide çok ciddi stres ve kaygı varsa tüp bebek tedavisi başlamadan bile akupunktur tedavisi hemen başlanarak stres ve kaygı azaltılır. Onun dışında tedaviye tüp bebek tedavisi ile başlanır.

    Seanslar;

    Tüp bebek tedavisinden önce hastanın durumuna göre planlanır.

    Tüp bebek tedavisinin başlamasından transfere kadar geçen sürede haftada bir seans,

    Embriyo transferi günü; transferden yarım saat önce ve yarım saat sonra olmak üzere iki seans,

    Gebelik testi sonucu beklenen 2 haftalık sürede 1-2 seans uygulanır.

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. İğneler saç teli inceliğindedir ve çok keskindir. Bu yüzden sinek ısırığı gibi bir his dışında genelde ağrı hissedilmez.

    Bu tedavi şekli özellikle aşırı endişeli ve kaygılı olan kişilerle, panik bozukluğu olan tüp bebek tedavisi görecek kişiler için oldukça yararlıdır.

    Tüp bebek tedavi sürecinde baba adayının da akupunktur tedavisine alınması başarı şansını arttıracaktır. Baba adayına uygulanan akupunktur bu süreçte kişiyi rahatlatıp, kaygısını azaltıp, sperm sayısını da arttırabilmektedir.

    Seans sırasında muayene odasında ‘TAMAMEN SAĞLIKLIYIM’ adlı ses kaydımla hastalarımı yarım saat akupunktur iğneleri ile bekletirim. Nefes egzersizleri, gevşeme, bilinç ve bilinçaltı olumlamaların olduğu bu ses kaydı hastaların gevşemesine ve bilinç/bilinçaltı düzenlemelerin yapılmasına katkıda bulunmaktadır. Hastalarıma bu ses kaydını tüp bebek tedavi süresince her gün evde dinlemelerini öneririm. Bu ses kaydı zihni rahatlatarak ve kişiyi gevşeterek kişinin iyi bir uyku almasını sağlayacak ve tedaviye destek olacaktır.

  • Akupunktur ile psikolojik hastalıkların tedavisi

    Hayat uzun bir maraton. Engebeli, virajlı yollar, değişen hava koşulları, yol arkadaşlarımız, bağımlı olduklarımız maratonda enerjimizin bozulmasına ve zaman zaman duraklamamıza neden olabilmektedir. Tekrar yenilenmeye, enerjimizi tazelemeye, bağımlılıklarımızdan kurtulmaya ve düşüncemizi berraklaştırmaya ihtiyacımız olabilir. Enerjimizin ve ilerleme isteğimizin azaldığı noktalarda yenilenmeli, gelecek kaygımızın olduğu zamanlarda sakinleşmeli, geçmişe takıldığımız noktalarda yüzümüzü tekrar yürüdüğümüz yola çevirmeli ve çevremizdekilerle uyumlanmalıyız.

    Bunları kendi kendimize yapmakta zorlandığımızdaysa destek almamız gerekir. Beynimizden ve vücudumuzdan salgılanan kimyasallar psikolojimizi düzenler. Vücut enerjisini dengelemek vücut kimyasını düzenlemekle mümkündür. Psikolojik hastalıklarda serotonin denen mutluluk veren kimyasallar, endorfin denen rahatlatan kimyasallar, enerji veren kimyasallar ve stres kimyasallarının salınımları değişir. Psikolojik etkili ilaçlar, psikoterapi ve akupunktur hastalığın şiddetine göre ayrı ayrı veya hep birlikte uygulanabilecek tedavi yöntemleridir. İlaçların yan etkileri, uzun dönemli kullanma gerekliliği veya bağımlılık yapıcı etkileri bulunmaktadır. Psikoterapi maliyetli ve uzun sürelidir. Akupunktur Dünya Sağlık Örgütü ve ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından psikolojik hastalıklarda da tedavideki etkinliği onaylanmış bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur üzerine yapılmış ve yapılmakta olan birçok bilimsel çalışma vardır. Tüm dünyada ve ülkemizde bazı tıp fakültelerinde ‘‘Akupunktur Tedavi ve Araştırma Bölümleri’’ bulunmaktadır. Akupunktur hızlı etkili, düşük maliyetli ve kalıcı bir tedavidir. Birçok fiziksel hastalıkta olduğu gibi hafif ve orta şiddetli psikolojik sorunların tedavisinde de etkilidir. Akupunktur ilaç kullanmadan vücudun kendi kimyasını kendisinin düzenlemesini sağlar. Kullanılan iğneler vücutta bulunan özel noktaları uyararak psikolojimizin düzelmesi, enerjimizin artması için gerekli kimyasalları salgılatır. Bu tedavinin hiçbir yan etkisi yoktur çünkü vücut ihtiyacı olan maddeyi ihtiyacı olduğu kadar salgılar. Az ise arttırır, fazla ise azaltır. Hiçbir ilaç kullanılmadığından ilaç yan etkileri görülmez. İlaca bağımlılık oluşmaz. Bir denge tedavisi olduğu için bir süre sonra -ki bir kür en az 6 seans sürer- vücut kimyasalları dengelenir. Geçici nedenlerle oluşmuş psikolojik rahatsızlıklarda 6 seans bile yetebilirken uzun dönemli rahatsızlıklarda tedavi süresi en az 12 seanstır.

    Akupunktur tedavisinin etkili olduğu psikolojik hastalıklar:

    Depresyon

    Anksiyete (Kaygı Bozukluğu)

    Panik atak

    İnsomnia (Uykusuzluk) ve diğer Uyku Bozuklukları

    Kabuslar

    Diş sıkma, Diş gıcırdatma

    Stres

    Kronik Yorgunluk Sendromu

    Tükenmişlik Sendromu

    Sınav Kaygısı (Sınav Heyecanı)

    Konsantrasyon Bozukluğu

    Korkular

    Tikler

    Kekemelik

    Tırnak Yeme

    Saç yolma

    İştahsızlık

    Histeri

    Psikolojik Ağrılar

    Psikosomatik Hastalıklar (Ruhsal Kökenli Bedensel Hastalıklar)

    Huzursuz Bacak Sendromu

    Baş ağrıları

    Çarpıntı

    Bulantı

    Nefes darlığı

    İştah düzensizlikleri

    Gezici ağrılar

    Bağımlılıklar

  • Boyun ve bel fıtığı ve akupunkturla tedavisi

    Omurgamız bizim dik durmamızı ve hareket edebilmemizi sağlayan kemiğimizdir. Omurgamız ‘omur (vertebra)’ adı verilen kemiklerden oluşur. Omurlarımızın arasında da ‘disk’ adı verilen dışı sert ve lifli içi peltemsi yumuşak madde ile dolu bir destek doku bulunur. Diskler, omurga üzerine binen yükü emerek süspansiyon görevi gören kemikler arasındaki yastıkçıklardır.

    Omurlara (eğilme ve ağır kaldırma esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Aynı zamanda iki kemik dokunun birbirine temas etmesini engellerler. Diskler ve omurga eklemleri omurganın hareketli olmasını sağlarlar. Omurganın ortasından ‘omurilik’ adı verilen sinir ağı geçer. Omurilikten çıkan, kollara ve bacaklara giden sinirler, omurlar ve disklerin hemen yanından geçerler. Boynumuzda 7 belimizde 5 omur vardır.

    Yaş ilerledikçe veya travmalar sonrasında diskin dış kısmındaki daha sert olan yapıdaki küçük yırtıklardan içteki yumuşak olan kısım dışarı taşar. Taşan bu madde sıvı özelliğini kaybedip sertleşir. Damar ve sinirlere bası yapmaya başlar. Hadisenin şiddetine göre omurlar arasında yer alan disklerin sıvı içeriği boşalınca disklerin arasında olması gereken esnek bölüm de ortadan kalkacağından bel ve boyun omurlarının esneme kabiliyeti zayıflar. Oluşan bu tabloya omurga bölümüne göre “boyun veya bel fıtığı” (servikal veya lumbal disk hernisi) denir. Bu tablo bazen hızla seyreder ve hasta şiddetli ağrı duyar. Bazen daha yavaş ve sinsi ilerler. Hastalık sinsi ilerliyorsa ani bir hareket, öksürme, aksırma gibi basit bir eylem bile ana tablonun ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Bel ve boyun fıtığında klasik tıptaki yaklaşımlar şunlardır:

    Cerrahi girişim

    Koruyucu tedavi (İlaç tedavisi ile Fizik tedavi ve Rehabilitasyon)

    Akupunktur; bel ve boyun fıtığı tedavisinde üçüncü bir yöntem olarak tüm dünyada saygın bir yer edinmiştir.

    Boyun ve bel fıtıkların %97’si ameliyatlık değildir. Ameliyat gerektirmeyen hastalarda çoğu zaman fizik tedavi, akupunktur ve ilaçlarla tedavi uygulanmaktadır.

    Dünya Sağlık Örgütünün(WHO) bildirdiği akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda boyun ve bel fıtığı yer almaktadır.

    Başlıca fıtık nedenleri olarak; hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, oturarak iş yapmak, şişmanlık, spora ısınmadan başlamak, stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar, ağır kaldırma esnasında yanlış eğilme hareketleri, uzun süreli motorlu araç kullanmak, boynu uzun süre hareketsiz tutarak bir noktaya bakmak, uzun boylu olmak, fazla kilolu olmak, sık topuklu ayakkabı giymek, fazla stresli olmak, kuvvetli ıkınma veya öksürük, bilgisayar ve TV karşısında uzun süre oturmak, egzersiz yapmamak ve soğuk klimaların olduğu ortamda bulunmak sayılabilir. Boyun fıtığında ailesel faktörler de önemlidir. Kişinin ailesinde boyun fıtığı varsa kendisinde de ortaya çıkma şansı artmaktadır. Boyuna alınan darbeler ve geçirilmiş kazalar da boyun fıtığına yol açabilir.

    Boyun fıtığı, meslek hastalığı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Ev hizmetlerinde çalışan kadınlarda, şoförlerde, telefon operatörlerinde, matkap gibi titreşimli cihaz kullananlarda, bankacılarda ve uzun süre bilgisayar ile çalışması gereken mesleklerde boyun fıtığı sık görülmektedir.

    Üretken yaş kabul edilen 30-50 yaş arası görülme oranı yüksektir.

    Bel fıtığı üst solunum yolu hastalıklarından sonra iş gücü kaybı nedenlerinden 2. Sıradadır.

    Boyun fıtığının bulguları:

    Baş dönmesi, baş ağrısı

    Boyun, sırt, kol, omuz ağrısı,

    Kollarda uyuşma ve his kaybı,

    Kollarda karıncalanma,

    Kollarda güç kaybı,

    Kollarda his kaybı,

    Sabah yorgunluğu, gün içinde çabuk yorulma,

    Gaz ve şişkinlik hali

    Halsizlik, sinirlilik hali,

    Sık sık düşüp çıkan tansiyon,

    Kulakta çınlama ve uğultu

    Bel fıtığının bulguları:

    Belde ve / veya bacaklarda dayanılmaz ağrılar vardır. Ağrı oturmak, dolaşmak, öksürmek, gülmek ve hapşırmakla artar. Yatınca azalır.

    Siyatik ağrısı diye adlandırılan, uyluğa, dize, bacak ve topuğa, ayak parmaklarına yayılan ağrı,

    Hareketlerde kısıtlılık,

    Topallayarak yürümek

    Bacaklarda uyuşmalar,

    Kuvvet kaybı

    Bacakta incelme

    AKUPUNKTUR İLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    Akupunktur, vücudu bir bütün olarak tedavi eder ve yeniler. Vücuttaki bütün hücrelerde tamir, bakım ve onarım faaliyetini başlatır.
    Vücuttaki tüm bağ dokularını kuvvetlendirir.
    Dokuların kanlanmasına sebep olur.

    Akupunktur tedavisi hiçbir yan etkisinin olmayışı, kolay uygulanabilmesi, hastanın vücuduna kimyasal etkili maddelerin girmeyişi, uzun süreli tedavinin risklerinin olmaması, etkilerinin hızlı ve kalıcı olması gibi özelliklerinden dolayı bu sorunu yaşayan hastalarda rahatlıkla uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez.

    Akupunkturun, sadece ağrıyı gidermeğe yönelik semptomatik bir tedavi şekli olarak düşünülmemesi gerekir. Yapılan işlem; ağrıyı oluşturan sebebi tedavi etmektir. Başlangıç düzeyindeki fıtıklarda hastanın şikayetini tamamen düzeltebileceği gibi, ameliyat gereken hastalara da hem ağrı tedavisinde hem de ameliyattan sonraki iyileşme döneminde başarı ile uygulanır.

    Akupunktur tedavi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Kesin yatak istirahatine ihtiyaç göstermez. Böylece iş gücü kaybı önlenir.

    İnsan vücudu, birçok biyokimyasal maddeyi üreten bir ilaç fabrikasına benzetilebilir. Ağızdan vücuda giren besinleri birçok işlemden geçirerek çoğaltır, depo eder ve gerektiğinde salgılar. İşte vücutta bulunan bu doğal ilaçlar akupunktur yöntemi ile vücudun ihtiyaç duyduğu kadar ve yan etki içermeden vücuda salgılatılır. Bununla birlikte ağızdan alınan yapay ilaçlarda, vücuda gerekli olan dozu ayarlamak kolay değildir. Ayrıca bu ilaçların yan etkileri bazen vücudun farklı organ ve sistemlerine zarar verebilir. Örneğin; hastanın bel ağrısını geçirelim derken ilaçlar neticesinde -hiç istemediğimiz halde- midesine zarar verebiliriz. Kısaca vücuttaki o hassas dengeyi bozabiliriz. Akupunktur ise tam tersine dengeleri kurar.

    Akupunkturun fıtık tedavisindeki etkileri:

    1. Ağrıyı Keser: Akupunktur vücudumuzda bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylelikle hasta tedavi başlangıcı ile birlikte ağrı kesicileri kullanmaktan kurtulur. Belki ilk günlerde akupunktur tedavisi ile birlikte kullanmaya devam etse bile tedavi ilerledikçe ağrı kesicileri almayı bırakacaktır.

    2. Kasları Gevşetir: Akupunktur vücudumuzda bulunan kas gevşetici maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili Valiyum noktasına akupunktur iğnesini batırarak GABA’yı harekete geçirir. GABA (Gama-amino-butirik-asid) vücudun çok güçlü kas gevşeticisi olduğu için, hasta kas gevşetici ilaçları kullanmadan, akupunktur tedavisiyle boyun ve bel bölgesinde oluşan kas spazmından kurtulabilir. Kaslardaki spazm çözüldükçe rahatlama artacaktır.

    3. Ödemi çözer: Akupunktur vücudumuzda bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulak kepçesinde bulunan temsili böbrek üstü bezi noktasına akupunktur yaptığımızda vücudun kortizonu salgılanır. Kortizon hormonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon bel bölgesinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve ödeme bağlı damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkabilir. Bu sayede varsa kol ve bacaklara vuran ağrıda azalma olacaktır.

    4. Psikolojik Rahatlık Sağlar: Akupunktur vücudun sakinleştirici maddelerini harekete geçirir. Akupunktur vücudun Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar. Akupunktur limbik sistemin çalışmasını dengeleyerek kişinin strese karşı tepkisini değiştirir, bünyeyi strese karşı daha dayanıklı kılar ve kişinin endişe ve kaygıları ortadan kaldırabilir. Ayrıca akupunktur uygulaması ile vücut psikolojik açıdan da rahatlar. Bel veya boyun fıtığının etkisi ile psikolojik açıdan çökmüş olan hastaya büyük bir rahatlama etkisi verir. Günden güne vücudun zindeliği artar. Uykusuzluk, sabah yorgunluğu, halsizlik, stres gibi durumları ortadan kaldırır.

    5. Fıtığı Onarır: Bölgesel olarak kan dolaşımı artar ve tamir mekanizması işlemeye başlar. Diski oluşturan yapılardaki dejenerasyon (bozulma) durur ve bu yapısal elemanlar yenilenmeye başlar.

    Seanslar ilerledikçe oradaki yapısal bozuklukta akupunktur tedavisi sayesinde düzelir.

    6. Kasları Kuvvetlendirir: Omurga çevresi (paravertebral) kaslar kuvvetlenir, duruş (postur) düzelir. Yana eğik veya kambur duran hasta dikleşir. Bu kasların kuvvetlenmesi aynı zamanda fıtık materyalinin geriye dönmesine de yardımcı olur.

    Tedaviyi hızlandırmak amacı ile elektroakupunktur ve lazer akupunktur tedavisi de eklenebilir. Elektroakupunktur tedavisinde vücuda takılan iğnelere elektrik akımı verilir. Bu genellikle tedavinin başında yapılan bir uygulamadır. Ağrının daha çabuk geçmesini sağlayarak hastayı hızlı bir şekilde rahatlatan bir tedavidir. Lazer akupunkturu ise iğne fobisi olanlara uygulanan bir tedavidir.

    Bazı ağrılarda ilk seansta rahatlama başlar. Kronik ve uzun süreli ağrılarda genellikle 4–5 seans sonunda cevap alınmaya başlar.

    Akupunktur tedavisi çok ağrılı durumlarda her gün uygulanabilir. Ama genellikle uygulanan tedavi prosedürü haftada 2-3 kez uygulanması şeklindedir. Seanslar 20-30 dakika arası sürmektedir. Toplam 15-20 seans uygulanmaktadır. Kişinin şikayetleri tamamen geçene dek tedavi uygulanır.