Etiket: Tedavi

  • Lomber disk dejenerasyonunun(ldd- başlangıç bel fıtığı) biyolojik tedavisi

    LDD da güncel tedavi seçenekleri konservatif veya cerrahi tedavidir. Ancak bu iki tedavi de etyolojiye yönelik yaklaşımdan uzak olup disk rejenerasyonunu sağlayarak dejenere diski tedavi etmez. Bu nedenle LDD da tedavi seçenekleri içinde biyolojik tedavi seçenekleri daha mantıklıdır ve LDD nu biyolojik onaran bu tedavi seçenekleri 3 kategoriye ayrılır.

    1) Biyomoleküler tedavi

    2)Kök hücre tedavisi

    3) Doku mühendisliği ile intervertebral diskin tamamen yenilenmesi

  • Beyin tümörleri nedir

    Genel sınıflandırma

    Nöroşirurjinin önemli bir hastalık grubunu beyin tümörleri oluşturmaktadır. Genel olarak beyin tümörlerini malin (kötü huylu) ve benin (iyi huylu) olarak sınıflandırabiliriz.

    I-Malign Tümörler

    A-Glial Tümörler: Beynin en sık görülen tümörleridir. Beyin kanserlerinin çoğunu bunlar yapar. Kontrolsuz çoğalma özelliği olan hücreleri içerir. Hızla büyüyüp çevrelerindeki sağlıklı dokunun içine uzanır, çok nadir de olsa omuriliğe, hatta vücudun diğer organlarına da yayılabilirler. Evrelendirmesi dört grupta yapılır. Evre I ve Evre II “düşük evreli” olarak adlandırılırken, Evre III (anaplastik astrositom) ve Evre IV (glioblastoma multiforme) ise “yüksek evreli” kabul edilir. Bu gruptaki bazı diğer tümörler; ependimom, medulloblastom, oligodendrogliomdur. Sağkalım süreleri, patolojık evreleme, radyoterapi, kemoterapi alıp almama durumu, yaş ile ilişkilidir. Düşük evreli glial tümörlerde sağkalım süresi uzundur. Düşük evreli tümörler yüksek evreli tümörlere dönüşebilir. Yüksek evreli gliomlar için ortalama hayatta kalma şansı çok daha kısadır.

    B-Metastatik beyin tümörleri: Vücudun başka yerindeki bir tümörün beyne yayılması sonucu gelen tümörlerdir. En fazla akciğer, meme, kalın bağırsak, mide, cilt ya da prostattan kaynaklanırlar. Ancak bazen köken aldığı organ saptanamayabilir. Onkoloji kliniklerinde tanı konup, tedavi amacıyla yatırılmış hastaların %20-40’ında beyin metastazları görülmektedir. Bu oran tüm beyin tümörlerinin %10’unu oluşturur. Olanak varsa önce lokal anestezi ile yapılabilen stereotaksik cerrahi ile biyopsi alınarak kesin tanı konması tedavi seçimini kolaylaştırır.

    Kötü huylu beyin tümörlerinde tedavi seçenekleri; cerrahi girişim, biyopsi, ışın tedavisi, ilaç tedavisi ve radyo-cerrahidir. Tedaviye yanıt, tümörün köken aldığı odak, yayıldığı organ sayısı, metastatik lezyon sayısı, hastanın yaşı, ek hastalık bulunup bulunmaması gibi faktörlerle ilişkilidir. Bu nedenle sağkalım süreleri farklıdır.

    II-Benin Tümörler

    Bunlar genellikle kafatası içinde ama beyin dokusu dışında gelişen tümörlerdir. Meningiomalar, hipofiz adenomları, kraniofaringiomalar, dermoid ve epidermoid tümörler, hemanjioblastom, kolloid kist, subependimal dev hücreli astrositom, nörinomlar bu grubun en sık karşılaşılan lezyonlarıdır. Menengiomalar bu grubun önemli bir kısmını olusturur. Diğer organlardaki iyi huylu tümörlerin aksine, iyi huylu beyin tümörleri bazen hayatı tehdit edecek durumlara neden olabilirler. Bazıları (örneğin menengiomalar) nadir de olsa kötü huylu tümöre dönüşebilirler. Genellikle çevrelerindeki beyin dokusuna yayılım göstermedikleri için ameliyatla tam çıkarılabilme şansları yüksektir. Ancak az oranda da olsa yeniden ortaya çıkabilirler. Meningiomaların tümüyle çıkarılma durumunda bile 10 yılda %20’sinin tekrarlayabildiği, özellikle önemli bölgelere yapışık olanlarda cerrahi sonrası komplikasyonların olabileceği bilinmektedir.

    Belirtiler

    Beyin tümörü olan hastalar baş ağrısı, kusma, bulantı, görme bozukluğu, bilinç bozulması, havale geçirme, kol ve bacaklarda güçsüzlük, sinirlilik, iştahsızlık, işitmede azalma, unutkanlık, konuşma ve anlamada yetersizlik, yazamama, dengesizlik, el ve ayaklarda büyüme gibi yakınmalardan biri ya da bir kaçı ile başvurabilirler. Baş ağrısı (genellikle sabahları daha şiddetlidir) ve nöbet en sık görülen bulgulardır.

    Tanı Yöntemleri

    Klinik değerlendirme, bilgisayarlı beyin tomografisi (BT) ya da manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tetkikleri ile genellikle tanı konur. Tümör sınırlarının ve özelliklerinin daha iyi tanımlanması amacıyla bu tetkikler kontrast madde verilerek te tekrarlanabilir. Kesin tanı, patolojik incelemeler sonrası konur. Tanıda yardımcı bazı tetkikler arasında doğrudan kafa grafileri, EEG, tüm vücut kemik sintigrafisi, hormon incelemeleri sayılabilir.

    Tedavi Yöntemleri

    Genellikle cerrahi olarak tümörün çıkarılması, beyin tümörlerinin neredeyse tamamı için ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Az bir kısmında ise komplikasyon oranının yüksek olması nedeniyle kısmi çıkarım ya da radyoterapi ve takip önerilmektedir. Özellikle yüksek evreli glial tümörlerde tanı biyopsi ile kesinleştikten sonra tümör çıkarımı yerine radyo-cerrahi ya da kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanabilir. Beyin sapı yerleşimli benin lezyonların bir kısmı cerrahi olarak çıkarılabilir, bir kısmında ise radyo-cerrahi (Gamma knife, linear accelator=linac) uygulanabilir. Kısaca tümörün malinite derecesi ve yerleşim yeri, hastanın yaşı, genel durumu ve ek sistemik problemlerin varlığı, cerrahi karar vermeyi ve cerrahi olarak tümör çıkarımının sınırlarını belirler.

    Özetle; günümüzde beyin tümörlerinin tedavisinde genel olarak tümörün patolojik tanısına göre cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi), radyo-cerrahi ve kemoterapi (ilaç tedavisi) yöntemleri ayrı ayrı ya da birleşik olarak kullanılmaktadır.

    Cerrahi Sonrası Olası Komplikasyonlar

    Cerrahi sonrası olabilecek komplikasyonlar tümörün cinsi, yerleşim bölgesi, hastanın yaşı ve genel durumundan bağımsız değildir. Nöbet, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma, kanama, mevcut nörolojik durumun daha da kötüleşmesi, görme, konuşma ve algılamada bozulma, hidrosefali, ekstremitelerde şişlik, kızarıklık, yara yerinin geç iyileşmesi, enfeksiyon, tromboemboli, bazı psikiyatrik sorunlar, olası ameliyat komplikasyonlarından bazılarıdır. Bu komplikasyonların çoğunluğu ameliyat sonrası tıbbi bakım ile düzelebileceği gibi bazıları (örneğin nörolojik durumun kötüleşmesi) kalıcı olabilir. Bu komplikasyonların bir veya daha fazlası aynı hastada gelişebilir. Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta; beyinde bir tümör varlığında bu tümörün yarattığı sistemik problemler sıklıkla hayatı tehdit etmektedir.

    Takip ve Öneriler

    Tümör benin (iyi huylu) ise ve tamamı çıkarılmışsa genellikle ilk ve altı aylık kontrollardan sonra yılda bir kez kontrol yapılır. Malin (kötü huylu) tümörlerde ise beyin cerrahı, tıbbi onkolog (kanser ilaçları ile tedavi konusunda uzman), radyasyon onkoloğu (kanserin ışın tedavisi konusunda uzman), fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümlerinin de takipleri göz önünde tutularak kontrol zamanlarının belirlenmesi uygun olur. Kontrolda gerekli tetkiklerin taburcu olunduğu sırada yazılması, hastanın randevularını denkleştirmesini kolaylaştırır. Hastanın takip döneminde herhangi bir sorunu (baş ağrısı, nöbet, bilinç bozukluğu, kol bacakta güçsüzlük v.b.) olması durumunda tedavi olduğu kliniğe, acil servis ya da tedavi oldukları hekime başvurması gerekir.

    Bazı Tanımlar

    Benin: Kanser özelliği olmayan, tipik olarak yavaş büyüyen tümör.

    Biyopsi: Patolojik incelemede tümör tipini belirlemek amacıyla tümör dokusundan alınan küçük parça. Mümkünse açık cerrahi yerine stereotaksik cerrahi ile yapılması, daha az komplikasyona yol açabilir.

    Burr hole: Kafatasına açılan delik. Kemiği kaldırmak, kanama, abse boşaltmak ya da biyopsi amacıyla yapılmaktadır.

    ‘Grade’: Tümörlerin derecelendirmesinde ve bazı özelliklerinin belirlenmesinde kullanılan özel bir tanımlamadır. Örneğin ‘grade’ I, yavaş büyürken, ‘grade’ IV tümör ise en hızlı büyüme göstermektedir.

    Kemoterapi: İlaçların kanser tedavisinde kullanımı. Ağızdan ya da damar yolu ile verilirler =İlaç tedavisi

    Kraniyotomi: Kafatasında bir parça kemiğin çıkarılıp ameliyat sonunda tekrar yerine konması.

    Malin: Hücreleri kontrolsuz çoğalan tümörler (kanserler) için yapılan tanımlamadır.

    ‘Survey’: Hayatta kalma süresi =Sağkalım

    Radyoterapi: Radyasyon ışınları ile tümörün tedavi edilmesi =Işın tedavisi

  • Omurganın dejeneratif hastalıkları

    Omurganın dejeneratif hastalıkları yaşlanma süreci ile bağlantılı durumlardır. Son dönemlerde tıptaki gelişmeler ve hastalıklara yönelik tanı ve tedavi yöntemlerinin ilerlemesi ile toplumdaki yaşlı popülasyonda artış meydana gelmiş ve buna bağlı senilite ile ilişkili omurganın dejeneratif hastalıklarında da artış oluşmuştur. Bununla bağlantılı olarak omurganın dejeneratif hastalıklarının tedavisine yönelik çalışmalar hızla artmaktadır. Yaş ilerledikçe omurlar arasında yer alan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur.

    Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Diskin dejenerasyonu sürecinde ilk karşılaştığımız durumlar disk dokusunun dış kısmını oluşturan annulus fibrosus dokusunda yırtıklar ve disk herniasyonlarıdır. Dejeneratif disk hastalığı tablosu annuler yırtıkların ilerlemesi ve diskin iç yapısında bozulmalar ile seyreder. Ağrılı bir durumdur. Disk herniasyonları (bel fıtığı) disk dokusunda dejenerasyon sonucunda oluşabilir; ama disk herniasyonları dejeneratif disk hastalığından tanı ve tedavi olarak farklılıklar gösterir. Bu dejeneratif süreç eğer ilerlerse karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir.

    Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50- 55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Cerrahiye hastaları götüren neden genellikle uygulanan cerrahi dışı tedavilere rağmen (ilaç tedavisi, fizik tedavi, epidural steroid uygulamaları gibi) hastanın ağrılarının geçmemesi ve ilerlemesidir. Bu durum hastaların yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Ağrı artışı ile birlikte genellikle radyolojik olarak hastaların omurgalarındaki bulunan patolojileri (kayma, skolyoz ve kanal darlığı) ilerlemektedir.

    Omurganın dejeneratif hastalıklarında her hasta ayrı olarak değerlendirilir ve cerrahi karar aşamasında riskler ve cerrahi faydalar detaylı olarak hastalar ve yakınları ile görüşülerek karar verilir. Karar verme sonucunda uygulanacak etkili cerrahi tedaviler ile hastaların ağrılarında azalma ve yaşam kalitelerinde artma gözlenecektir.

  • Dejeneratif disk hastalığı ve lomber disk herniasyonu

    Disk dokusunun iç kısmının bozulması bel ağrısı ile karşımıza çıkar ve dejeneratif disk hastalığı (degenerative disc disease) olarak adlandırılır. Bu durum disk dokusunun fıtıklaşmasından (disk herniasyonu) farklı bir durumdur. Radyolojik olarak MRG incelemesinde disk dokusunda T2 incelemelerinde kararma ile (black disc) belirti verebilir ve dejenerasyon ilerlediği zaman diskteki bu kararma artar ve omurlar arasındaki disk yüksekliğinde azalma görülür. Ağrılı bir durumdur. Genelde tek disk seviyesindedir. Tanı klinik, MRG ve diskografi yapılarak konulur.

    Dejeneratif disk hastalığında ağrılı süreç 6 ay üzerinde devam ederse, uyglanan fizik tedavi ve epidural steroid enjeksiyonlarına rağmen ağrı geçmez ve sebat ederse burada cerrahi uygulamak gerekebilir. Çünkü dejeneratif disk hastalığı sonucunda görülen bel ağrısı yaşam kalitesini bozan rahatsızlık verici bir durumdur. Bugün dünyada tercih edilen iki cerrahi tedavi yöntemi vardır. Birincisi disk dokusunu koruyarak sadece hastalıklı diskin olduğu omurlar arasına posterior dinamik stabilizasyon uygulamak. Bu sayede dejenere diskin üzerine binen yük ortadan kalkacak veya azalacak dolayısıyla bel ağrısıda düzelecektir. Literatürde bu yöntemle diskin korunduğu ve ilerlememiş bir disk bozukluğu varsa bu disk dokusunda radyolojik olarak iyileşme olduğu bildirilmiştir. İkinci yöntem füzyon cerrahisidir. Burada ise dejenere disk dokusu tamamen alınır ve yerine kemik dokusu veya kafesler konularak füzyon (dondurma) girişimi uygulanır. Yine bu girişimle beraber posterior stabilizasyon cerrahiye eklenir.

    Disk herniasyonları (bel fıtığı) tablosu ayrı bir durumdur. Burada disk dokusunun iç kısmındaki nucleus pulposus dediğimiz doku annulusu yırtarak kanal içerisindeki sinir dokularına baskı yapabilir. Sonuçta bacakta veya ayakta kuvvet kaybı ve/veya his kaybı ile sonuçlanan bir tablodur. Disk herniasyonu sonucu belirgin bir nörolojik defisit (tıbbi tedaviye yanıt vermeyen şiddetli ağrı, düşük ayak, idrar kaçırma, her iki bacakta güç ve duyu kaybı) varsa acil ameliyat gerekebilir, ama bunun dışındaki durumlarda genelde 4-6 hafta kadar ilaç ve fizik tedavi gibi tedavi yöntemleri uygulanır ve sonrasında düzelme olmaz veya ilerleme olursa cerrahi düşünülebilir. Cerrahi tedavide standart uygulama mikrocerrahi yöntemler ile diskektomidir.

  • Kol ve boyun ağrılarının tedavisi

    Konservatif Tedavi

    Yatak istirahatı: 2-3 gün yarı yatar pozisyonda boyun eğriliğine uygun ince yastıkla istirahat konservatif tedavinin ilk aşamasıdır. Erken dönemde (ilk 48 saat) soğuk, sonra sıcak uygulamaları faydalıdır.

    İlaçlar: Ağrı kesiciler (aspirin, asetaminofen), Anti-inflamatuar ilaçlar (Naprosyn, İndocin vs) inflamasyonu önleyerek ağrıyı azaltırlar. Kas gevşetici ilaçlar kas spazmlarını rahatlatır, sinir iritasyonunu azaltırlar.

    Boyunluk: Boyunluk genellikle akut ağrılı dönemin ilk 2 haftasında dinlendirme ve hareketi kısıtlamak için önerilmektedir. Kaza geçirenlerde araştırmalar tamamlanana kadar mutlaka boyunluk takılmalıdır. Üç haftadan sonra uzun süreli boyunluk takılması önerilmemektedir. Boyun kaslarında erime ve kuvvetsizlik gelişmektedir. Geç dönemde mutlak boyun egzersizlerine önem verilmelidir. Geçirilen boyun ameliyatlarından sonra da doktor önerisiyle uzun süreli boyunluk takmak gerekebilmektedir.

    Fizik tedavi: Boyun ağrısı olanlarda özellikle kronikleşen ağrılarda fizik tedavi son derece faydalıdır. Masaj, hidroterapi(su tedavisi), ültrason, elektrikli sinir dalgaları(TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.


    Boyun Çektirme (şiropraksi): Yapılan işlemin boyundaki yük miktarını azaltıp ağrıyı geçirdiği bildirilmektedir. Ciddi boyun fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Mutlaka doktor önerisiyle ve bizzat kontrolünde uygulanmalıdır.Düzeltmek yerine sonuçlar daha da kötü olabilir.

    Enjeksiyon tedavileri: Ağrıya neden olan yerin bulunup, oraya ağrıyı algılamayı
    engelliyen ilaçların verilmesidir. Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

    Ozon terapi:Enjeksiyon tedavisi gibidir.Sorunlu bölgeye uygun doz ve konsanteasyonda ozon gazı enjekte edilir.

    Akapunktur ve biyolojik geri iletim (Biyoenerji): Günümüzde kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte; boyun ağrılarının tekrarını önlediği ve düzelmeyi hızlandırdığı kanıtlanamamıştır.

    Güçlendirme egzersizleri, Aerobik: Boyun ağrısının tedavisinde ve korunmada çok önemlidir. Boyun eğriliğinin düzeltilmesinde yardımcı olur.

    Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

    – Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,
    – Yürüme zorluğu, elde beceriksizlik yapan dar kanal hastalarına,
    – İlerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak şekilde kol sinirlerine ve omuriliğe bası yapan boyun fıtıklarına,
    – Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,
    – Omurga kırığı ve omurga kayması olanlara,
    – Ciddi omurilik ve sinir basısı olanlara,
    – Yapılan radyolojik incelemelerin (CT, MRI gibi ) problemin varlığını gösterilenlere

    Cerrahi yöntemler:

    1) Servikal laminektomi: Genel anestezi altında cerrah omurgaya arkadan ulaşır ve omurilik üzerindeki basıyı kaldırmak için arka yerleşimli kemik dokularını çıkartır. Omurilik rahatlatılır.

    2) Önden basit diskektomi: Genel anestezi altında boyunun ön kısmına küçük bir kesi yapılır. İki omurga arasındaki disk dokusu mikroskop yardımıyla tamamıyla çıkartılır. Hasta ertesi gün taburcu edilir. Çıkartılan diskin yerine özel durumlar hariç kemik parçası (greft) konulmasına gerek yoktur.

    3) Arkadan diskektomi: Genel anestezi altında boyun arkasından kaslar kesilerek eklem üzerine bir pencere açılır ve sinire bası yapan disk parçası çıkartılır.

    4) Korpektomi: Bu işlemde cerrah diskler ile birlikte omuruda tamamen çıkartır. Amaç omuriliği tamamen rahatlatmaktır. Çıkarılan omur yerine kemik greft ve plak konulması gereklidir.

    Bütün bu ameliyatlarda kemik parçası (greft) hastanın kalçasından veya kadavradan alınmaktadır. Amaç kemik kaynamasını sağlamaktır. Plak-vida takılması ise sadece belli vakalarda uygulanmaktadır. Sorun çıkmazsa plak ve vidayı çıkarmak gereksizdir.

    Egzersizler

    Sağlıklı Boyun İçin 15 Dakikalık Program

    Boyun egzersizleri boyun kaslarını kuvvetlendirir.
    Boyunun duruş pozisyonunu düzelterek boyundaki hareket kabiliyetini arttırır.
    Boyun ameliyatı olanlar ve uzun süreli boyunluk kullananlar mutlak egzersiz yapmalıdır.

    Boyun eksersizleri omuzunuzdaki, sırtınızdaki gerginlik ve sertlik hissini rahatlatır.
    Egsersiz ağrısız ,güçlü ve sağlıklı bir boyun sağlar.

    15 Dakikalık Egzersiz Programı:

    Günde 1-2 kez ,sadece 15 dakika yaparak sağlıklı boyuna sahip olabilirsiniz.
    Sabah yapılması tercih edilmelidir.
    Egzersizleri 2 ve 3’e bölerekte evde, işde uygulanabilir. Gittikçe sayı kontrollü arttırılabilir.

    1. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca sağa döndürerek 3 saniye böyle durun. Sonra aynı
    işlemi sol tarafa doğru tekrarlayın. En az 5 defa tekrarlayın ve dinlenin.

    2. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca çeneniz göğsünüze deyecek şekilde öne eğmeye çalışın.
    Dinlenin. Başınızı yavaşca rakaya bükün ve dinlenin.
    En az 5 defa tekrarlayın.


    3. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca kulağınız omuzunuza değecek kadar sağa ve sola eğdirin. Yavaşça ve dinlenerek. En az 5 defa tekrarlayın.

    4. Sandalyede oturarak: Başınızı yavaşca saat yönünde geniş bir çember çizecek şekilde döndürün. Aksi yönde de en az 3 kez tekrarlayın.

    5. Sandalyede oturarak : Elinizi alnınıza dayayarak,
    baş öne doğru itilmeye çalışılırken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10′ a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır.

    6. Sandalyede oturarak : Elinizi bu kez enseye konup, baş arkaya doğru itilirken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10’a kadar sayılır ve enaz 3 kez tekrarlanır. Aynı hareket
    yana doğru eğilirkende tekrarlanır.

    7. Sandalyede oturarak : Ellerinizi kollar yere paralel olacak şekilde göğüs hizasında birleştirin be birbirine bastırın. 10 a kadar sayarak bu şek,ilde tutun sonra bırakıp gevşeyin ve dinlenin en az 5 kez tekrarlayın. Aynı pozisyonda durarak elleriniz birbirinden ayırmaya çalışın.

    8. Ayakta dik dururken elinize bir sopa alıp dirsekleriniz gergin iken sopayı yukarı doğru kaldırın. Hareketi en az 10 defa tekrarlayın.

    9. Ayakta dik dururken avuç içlerinizi duvara yapıştararak dirseğinizi bükmeden duvara doğru hafifçe abanıp vücudunuzu tartın.

    10. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahat edebilirsiniz).Dirsekleri yerden kaldırmadan tam yana açın ve ellerinizi havaya kaldırın. Dirsekleriniz 90 derece açılı yerden kaldırmadan yukarı aşağı hareket ettirin.

    11. Dizleriniz bükülü, sırt üstü yatınız.(Başınızın altında ince yastıkla daha rahatedebilirsiniz). Başınızı vücudunuzla beraber yukarı doğru kaldırmaya çalışın ve dinlenin. En az 5 kere tekrarlayın.

  • Bel ağrısı tedavi yöntemleri

    Konservatif Tedavi


    Yatak istirahatı: 4-7 gün ortopedik bir yatakta dizler
    hafif karına doğru çekik şekilde yatak istirahatı idealdir.

    Uzun süre yatmak kasları zayıflatır, iyileşme süresini geciktirebilir.

    İlaçlar :

    · Ağrı Kesiciler: Ağrıyı azaltır.

    · Anti-Enflamatuar İlaçlar: Belde enflamasyonu önleyerek ödemi çözer ve ağrıyı keser.

    · Kas Gevşetici İlaçlar: Kas spazmını çözer, sinir iritasyonunu azaltır.

    · Anti-depresanlar: Bel ağrısı tedavisinde ilk tedavi seçeneği değildir. Mutlaka kronik dönemde ve doktor denetiminde kullanılmalıdır.

    Masaj, Hidroterapi (su tedavisi), Ultrason, Elektrikli Sinir Dalgaları (TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.

    Bel Kuşakları ve Korseler: Takılan bel kuşakları hatırlatıcı olması sebebiyle bel hareketlerinin daha dikkatli yapıldığı kesindir. Ayrıca beli sıcak tutar.

    Korse uygulaması genel olarak psikolojik destek evresinde kullanılması dışında önerilmemektedir.

    Korse uygulaması vücudun doğal korsesi olan kasları güçsüzleştirmekte, bu da iyileşmeyi geciktirmektedir

    Fizik tedavi

    Bel ağrısı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır. Bel ağrısında ilk 48 saatte soğuk uygulaması ödemi azaltırken, geç dönemde sıcak uygulaması kas spazmını ve oluşmuş ödemi çözer.

    Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.

    Omurgaya El ile Müdahale, Bel Çektirme (Şiropraksi):
    Bu müdahale şeklinin nasıl yararlı olduğu bilinmemektedir. Ancak bel ağrılı çok sayıda hasta bu yöntemin üstünlüğüne inanmaktadır.

    Ciddi bel fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Düzeltmek adına sonuç daha da kötü olabilmektedir.

    Enjeksiyon Tedavisi: Ağrıya neden olan yeri bulup
    oraya ağrı oluşumunu engelleyen ilaçlar verilebilir.
    Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

    Ozon tedavisi:Enjeksiyon tedavisi gibi uygulanır,hasarlı bölgeye iyi bir antienflamatuar olan ozon gazı uygun koşul ve dozlarda uygulanır.

    Akupunktur, Biyolojik Geri İletim (Biyoenerji): Kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte bel ağrılarının önlenmesi ve iyileşmesindeki etkisi kanıtlanamamıştır.

    Eğitim (Bel Okulları, İş Ortamı): Bel okulları günlük hayatta yanlış bel hareketlerini tanıtarak pratik bilgiler verir. Belimizin güçlü ve hareketli olması sağlanır.

    Çalışma şartlarının ve iş ortamının beli koruyacak şekilde iyileştirilmesi hedeflenir.

    Gerginliği- Stresi Azaltma ve Egzersiz:
    Gerginlik- stres belimizin en önemli düşmanıdır. Yasaklar, iş ortamının stresi, biriken borçlar, aile kavgaları ve ekonomik sorunlar gerginliği her zaman arttırır. Stres ve gerginlik kaslarımızın kasılmasına sebep olur. Yaşam biçimimizde gerginliği azaltma yollarından birkaçı şunlardır:

    · Düzenli egzersiz

    · Tatil

    · Sauna / Jakuzi / Kaplıca

    · Masaj

    · Yoga / meditasyon

    · Hobiler

    · Sosyal uğraşılar

    · Güzel sanatlar

    · Uygun ilişkiler, motivasyon

    Cerrahi tedavi

    Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

    · Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,

    · İdrar ve dışkı denetimini yitirenlere (Cauda Eqüina Sendromu), (Acil Cerrahi tedavi gerektirir)

    · İlerleyeci kas gücü kaybı, duyu ve refleks kaybı olanlara, (Nörolojik defisiti olanlar)

    · Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,

    · Bazı tip omurga kırığı olanlara,

    · Omurgada Spondilolistezis (Bel kayması) veya Anormal bel hareketliliği (İnstabilite) olanlara,

    · Yapılan radyolojik incelemelerle (Myelogram, BT, MRI) tanısı doğrulananlara.

    Cerrahi yöntemler:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik kesiyle cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.

    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %1’den azdır. Anestezi riski, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklılık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında daha küçük bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre biraz yüksektir.

    Girişim sırasında daha az travma sebebiyle iyileşmenin daha çabuk olduğu bildirilmiştir.

    Endoskopik Diskektomi : Bu işlemde kesiğe gerek kalmaz. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Her disk hastasında uygulanamaz.

    Lazerle Diskektomi: Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

    Laminektomi: Omurun arkasında lamina denilen kısmın tamamı çıkartılır. Dar kanalın ve omurilik sinirlerinin görülmesi istendiğinde kullanılır.

    Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler:
    -Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk
    -Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi
    -Hastanın normal kilolu olması.
    -Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması
    -Hastanın ağrı eşiğinin normal olması
    -Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi.
    -Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması.
    -Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.)
    -Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi

  • Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    BEL FITIĞI NEDİR?

    Omurga, omur adı verilen birbirine bağlı bir dizi kemik yapıdan oluşmuştur. Disk denilen yapı; omurları birbirine bağlayan ve omurlar arası yastık gibi işlev gören sağlam bir bağ dokusudur. Diskler, anulus fibrosus adı verilen sağlam bir dış tabakadan ve ortasında jel yapıdaki nukleus pulposusdan oluşur. Bu yapının işlevini arabalardaki amortisörlere benzetebiliriz. Kişi yaşlandıkca ortadaki bu jel yapı su iceriğini kaybederek bozulur ve yastık görevini daha az yerine getirmeye başlar. Bu durum, disk merkezinin dış tabakadaki bir çatlak yoluyla yer değiştirerek disk fıtıklaşması (bel fıtığı) denilen durumu oluşturmasına neden olur. Fıtıkların çoğu bel omurlarının tam bel bölgesinde ve belin hemen altında bulunan son 3 disk mesafesinde oluşmaktadır.

    Fıtıklaşmış bir disk, bel ağrısı oluşturabildiği gibi, omurgadan çıkan sinirlere baskı oluşturabilir ve siyatik olarak adlandırılan bacaklarda ağrı, uyuşma ve ayakta güçsüzlüğe neden olabilir. Bel ve bacak ağrısının bel fıtığının dışında birçok başka sebebi de (kas-kemik- sinir dokusu bozuklukları, bazı enfeksiyonlar, doğumsal yapısal bozukluklar vb. gibi) bulunmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanının dikkatli yapılması gereklidir.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    Ani gelişen bel fıtığı olan hastaların yaklaşık %80- 90’ı, cerrahi müdahale olmadan iyileşebilmektedir. Doktorunuz genellikle cerrahi dışı yöntemler ile tedaviye başlayacaktır. Şayet ağrınız nedeniyle hâlâ günlük yaşam aktivitelerinizi yerine getiremiyorsanız, ciddi güc kaybı veya idrar tutamama gibi sorunlar varsa, hekiminiz size cerrahi tedaviyi önerebilir. Cerrahi tedavi bazı gecikmiş durumlarda bacağınızın eski gücünü tam olarak geri getiremese de daha da gücsüzleşmesini önler ve bacak ağrınızı geçmesine yardımcı olur. Cerrahi genellikle sizi bacak ağrısından kurtarmak için önerilir ve bu konuda %90’ın üzerinde başarıya sahiptir, fakat ameliyat sonrası tavsiyelere cicciye alınarak uyulması gerekmektedir..

    BEL FITIĞINDA ACİL AMELİYAT GEREKEBİLİR Mİ?

    Bazen fıtık bacağa giden sinir köküne bası yaparak bacakta belirgin güc kaybına hatta ayağın tam kuvvetsizliğine neden olabilir ve bu nedenle acil ameliyat gerekebilir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir. Çok nadir olarak büyük bir fıtık, mesane ve bağırsak kontrolünü sağlayan sinirlere baskı yaparak bu kontrolün ortadan kalkmasına neden olabilir. Hasta istem dışı idrar kaçırmaya başlar. Bu durum genellikle kasık veya cinsel bölgede hissizlik ile birliktedir. Bu durum bel fıtığı nedeniyle acil cerrahi gerektiren birkaç durumdan biridir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT DIŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Doktorunuz size cerrahi dışı tedaviler olarak kısa süreli istirahat, ödemi azaltmak için antienflamatuar tedavi, ağrıyı kontrol altına almak için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersizler veya epidural ilaç enjeksiyonu tedavisi önerebilir. Şayet size istirahat önerildi ise önerilen süre kadar yatak istirahatı yapmaya özen gösteriniz. Çok uzun süreli yatak istirahatı, eklemlerde sertliğe ve kaslarınızda güçsüzlüğe neden olarak ağrıyı azaltacak hareketleri yapmanıza engel olur. Tedaviniz sırasında doktorunuza tekrar calışmaya ne zaman başlayabileceğinizi sorunuz. Doktorunuz tedaviye başladıktan sonra, belinizi zorlamadan günlük yaşam aktivitelerinizi nasıl yapacağınıza dair eğitim verebilir. Ameliyat dışı tedavinin amacı; sinir ve disk zedelenmesini azaltmak, omurgayı korumak için fizik kondüsyonu geliştirmek ve genel vücut işlevselliğini arttırmaktır. Bu, bel fıtığı hastalarının coğunda ancak birden fazla tedavi yönteminin bir arada uygulandığı düzenli bir tedavi programı ile gercekleştirilebilir.

    Hekiminiz sizi egzersiz programına hazırlayabilmek için ağrınızı azaltmak ve kas spazmını çözmek için bazen öncelikle ultrason, elektrik uyarımı, sıcaksoğuk uygulamalar ve yüzeyel yöntemleri önerebilir.

    Traksiyon (germe) da bazı hastalarda sınırlı ağrı kontrolü sağlayabilir. Bazen de doktorunuz fıtığınızı aslında iyileştirmeyecek olmasına rağmen, ağrınızı azaltmak için çelik çubukları bulunan veya esnek bel korseleri kullanmazı önerebilir. Ciddi ve bilimsel olarak yapılması şartıyla manüplasyon (bel çekme), spesifik olmayan bel ağrılarında kısa süreli bir iyileşme sağlayabilirse de bel fıtığı vakalarında coğunlukla önerilmemektedir.

    Bel veya bacak ağrılarınızı azaltmak için öncelikle hafif germe egzersizleri ve postür değişiklikleri önerilmelidir. Ağrınız azaldıktan sonra esneklik kuvvet ve dayanıklılığınızı geliştirecek ve normal günlük yaşantınıza dönmenize yardımcı olacak daha etkin egzersizler yapılabilir. Egzersizlere başlandıktan sonra iyileşme durumuna göre egzersiz tipi şekillendirilmelidir. Ev egzersizleri ve germe programlarını öğrenmek ve devam ettirmek tedavinin önemli parçalarıdır.

    İLAÇ TEDAVİSİ VE AĞRI KONTROLÜ

    Ağrıyı kontrol altına almak için kullanılan ilaçlara analjezik ilaçlar (ağrı kesiciler) denir. Çok sık olmamakla birlikte bazen kas gevşeticiler önerilebilir. Şayet şiddetli ağrınız varsa doktorunuz kısa bir süre için narkotik ağrı kesicileri kullanmanızı önerebilir. Bu ilaçları sadece ihtiyacınız dahilinde kullanınız. Aksi taktirde uzun süre ve yüksek dozda kullanmanız daha hızlı iyileşmenize neden olmayacağı gibi kabızlık ve uyku hali gibi istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bu ilaçlara bağımlı hale gelebilirsiniz. İlaçların tamamı sadece önerildiği şekilde kullanılmalıdır. Doktorunuza kullanmakta olduğunuz ilaçları tam olarak bildiriniz ve verilen tedaviden fayda görüp görmediğinizi belirtiniz.

    Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAİİ) da ağrı kesicilerdir ve ayrıca bel fıtığının bir sonucu olarak ortaya çıkan ödem ve yangıyı azaltmak için kullanılırlar. Şayet doktorunuz size ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar önerdiyse mide ağrısı gibi yan etkileri yönünden dikkatli olmalısınız.

    Ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımlarında ortaya çıkabilecek problemler açısından doktorunuzun kontrolünde olmalısınız. Şayet şiddetli bacak ağrınız varsa epidural enjeksiyonlar veya ‘bloklar’ önerilebilir. Bunlar epidural mesafeye (spinal sinirlerin etrafındaki boşluk) bu teknik üzerine özel olarak eğitim almış bir doktor tarafından yapılan kortikosteroid karışımlı ilaç enjeksiyonlarıdır. İlk enjeksiyondan sonra aralıklarla birkaç kez daha aynı işlem tekrarlanabilir. Bu tedaviler genellikle kapsamlı bir tıbbi tedavi programının bir parçası olarak uygulanmaktadır. Bu enjeksiyonların amacı sinir ve diskin enflamasyonunu (yangısını) azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları doğrudan belde ya da kalçada ağrıyan yumuşak doku veya kas içine bazen kortikosteroid ile birlikte yapılan lokal anestezik madde enjeksiyonlarıdır. Ağrını kontrol altına alınmasında sıklıkla yararlı olmasına rağmen tetik nokta enjeksiyonlarının bel fıtığı üzerine direk iyileştirici bir etkisi yoktur.

    BEL FITIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı; Bel bacak ağrısına ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire baskısını ortadan kaldırmaktır. En sık kullanılan yöntem her zaman mikroskop kullanmak şartıyla diskektomi veya sadece fıtıklaşan disk parçasının temizlendiği parsiyel (kısmi) diskektomidir. Diski net olarak görebilmek için bazen, diskin arka tarafında bulunan lamina denen kemiğin bir kısmını çıkarmak gerekebilir. Alınan kemik çok az bir parça (hemilaminatomi) veya daha geniş bir kısım (hemilaminektomi) olabilir. Bazı uygun vakalarda endoskopik sistem kullanılır. Bu ameliyat çoğunlukla genel anestezi altında yapılır ancak hasta koşullarına gore bazen spinal anestezi denilen yöntemle uyutmadan da yapılabilir. Hasta ameliyat masasına yüzüstü, genellikle de dizüstü pozisyonda yatar. Fıtıklaşan diskin üzerinde cilde kücük bir kesi yapılır ve omurganın üzerindeki kaslar kemikten sıyrılır. Fıtıklaşmış disk ve kopan parçaları çıkarılarak sinir sıkışıklığı giderilir. Osteofit denilen kemik çıkıntılar da sinire baskı oluşturabilecek herhangi bir şey kalmaması için temizlenir. Mikrocerrahi yöntemle genellikle kanama çok az olur ve kan kullanılmaz.

  • Anevrizma nedir? Anevrizma belirtileri nelerdir?

    Anevrizma nedir?

    Anevrizma, beyindeki atardamar duvarının zayıflaması sonucu bir balonlaşma şeklinde ortaya çıkar.Bu balonlaşma damar duvarını zayıflatır ve normal damara göre daha dayanıksızlaştırır. Bu zayıflayan ve incelen damar duvarı yırtılarak kişinin hayatını tehlikeye sokabilir. Anevrizmanın oluşumu herhangi bir kan damarında meydana gelse de daha çok atardamarda görülür.olşumunda çok fazla neden olabilir. Damar sertliği anevrizmanın oluşmasında en önemli etkendir.Bunun yanında kafa travması, damar iltihaplanması, yüksek tansiyon ve doğuştan gelen damar gelişme bozuklukları da olabilmektedir.

    Mca Anevrizmaları

    Anevrizma Belirtileri nelerdir?

    Belirtileri vücutta oluştukları bölge ile doğrudan ilgilidir. Anevrizmanın patlaması sonucu ağrıdan bayılma, inme inme ve şok şeklinde görülen hayatı ciddi şekilde tehdit eden bir çok belirtiler görülebilir.Genel olarak karın, göğüs,baş ve sırtta ısrar eden ağrılar olarak da sayılabilir. Ancak kişide kanamamış anevrizması varsa çoğunlukla hiçbir belirti görülmeyebilir. Belirti vermediğinden başka hastalıklarada karıştırılabilir. Belirti görülmeyen anevrizmalar uzman bir doktorun klinik muayenesi sonucu ve ek testler yapılarak tespit edilebilir. Bazı hastaların vücudunda başka anevrizmalarında olma ihtimali düşünülerek, bu noktada doktora hastalığın etkileri iyi anlatılmalıdır. Hastalık tespiti yapılan kişilerin kontrol ve takipleri düzenli olarak yapılmalıdır.

    Tedavisi nasıl yapılır?

    Ülkemizde birçok kişi bu hastalığın farkında olmadan yaşamlarını sürdürmektedirler.Anevrizma küçük ve bulunduğu yer açısından daha az büyüme ve kanama riski taşıyorsa sadece takip iyi bir seçenek olabilir. Bu kişilerde yıllık kanama riski az da olsa devam eder. Kanamamış anevrizmalı hastalara ilave olarak ilaç tedavisi uygulanabilir. Takipte olan hastalar sigara kullanımını bırakmalı ve kan basıncını kontrol altına almalıdır.

    Günümüzde yaygın olarak uygulanan standart tedavi şekli ameliyatla tedavidir. Anevrizmaların tedavisi, yerlerine, büyüklüklerine, büyüme hızlarına, damarda meydana getirdikleri hasara, patlama riskleri gibi çeşitli etkenlere göre planlanmaktadır. Artık dünyada bir çok merkezde uygulanan endovasküler tedavi yöntemleri sayesinde hastalar bir-iki gün gibi kısa süre hastanede yatmakta ve tedavi olmaktadırlar. Açık cerrahi tedavi anevrizmalı hastalara uzun bir zamandan beri uygulanan bir yöntemdir. Bu ameliyat anevrizmayı kapatmak için gerçekleştirilen bir ameliyat olup genel anestezi altında kafatasında küçük bir pencere açılarak ile yapılır. Bugün artık pek çok modern kapalı veya açık cerrahi teknikleri kullanılmaktadır.

  • Boyun fıtığı nedir, neden olur? Tedavisi nasıldır?

    Boyun fıtığı en sık boyun ağrısı ile belirtisini gösterir. Fakat bu ağrıya kollara yayılan ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi eşlik etmelidir. Bu şikayetleri olan hastaların beyin cerrahisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon veya ortopedi bölümlerine başvurmaları gerekmektedir.

    Boyun fıtığı boyun omurları arasında bulunan disklerin fıtıklaşarak boyundaki sinir köklerine bası yapması sonucu oluşur. Üst seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler omuzlarda iken alt seviyelerde oluşan fıtıklarda şikâyetler kollarda ya da ellerde oluşmaktadır.

    Boyun fıtığının teşhisinde iyi bir anamnez yani hastalığın öyküsü alınması ve uygun muayenenin yapılması gereklidir. Bunlardan sonra boyun grafikleri, MRG – Manyetik Resonans Görüntüleme ve EMG –Elektro Myo Grafi gibi yöntemler boyun fıtığı tanısında kullanılır.

    Boyun fıtığı tespit edilen hasta kişilerde tedavi yöntemleri hastalığın şiddetine bağlı değişir. Ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler çoğu zaman yeterli iken bazı hastalar için fizik tedavi egzersiz uygulanması gerekebilir.

    Bu tedaviler yetersiz kaldığında cerrahi teknik gerekebilir. Boyun fıtıklarının cerrahisinde sinirlere bası yapan fıtıklaşmış diskler temizlenir ve yerine titanyumdan oluşan bir disk yerleştirilir. Ameliyat 45 – 60 dakika arası sürebilir. Ameliyattan 2 saat sonra hastalar ayağa kalkabilmekte ve 1 hafta içinde günlük hayatlarındaki işlerine dönebilmektedirler. Ameliyat sonrası 6 hafta kadar boyunluk kullanılması gereklidir. Boyun fıtıklarında eğer hastaya cerrahi teknik uygulanacaksa, hastalar muhakkak bir beyin ve sinir cerrahına danışmalı en uygun şekilde tedavi edilmelidirler.

  • Beyin tümörü nasıl olur? Belirtileri ve tedavisi nedir?

    Beyin tümörü, kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yapar ve bulunduğu bölgeye ve baskı altında tuttuğu beyin alanına göre belirtiler verir. Fakat kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikli olarak kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterir. Beyin tümörü karakterine göre düzensiz ya da düzenli bir biçimde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkânı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar.

    Beyin tümörü kötü huylu olduğu zaman vücutta başka türlü hastalıklara da yol açma durumu vardır. Beyin tümörü ameliyat ile alınacağı gibi eğer iyi huyluysa da beyin ve sinir cerrahının takibinde kalabilir ya da ışın tedavisi ile büyümesi engellenmeye çalışılır. Beyin tümörleri hiçbir bulgu vermeden tamamen tesadüf eseri tespit edilebilir, bu tip tümörler genelde iyi huylu olup günümüzde beyin MR’ı çekilmesi gerekçesi olmayan hallerde tespiti yapılabilir. Bazı beyin tümörleri boyutu, yerleşimi ve huyuna göre bulgu vererek de ortaya çıkabilir. Beyin tümörü bulgularının bazılarını sayacak olursak, baş ağrısı, şiddetli kusma, vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler, kişilik bozuklukları ve epilepsi benzeri bayılmalardır.

    Beyin tümörü genellikle iyi huylu ve kötü huylu olarak ortaya çıkmaktadır. Bir tümörün iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığını patolojik tanı denilen, normal olmayan dokunun bazı özel boyama ve üretme teknikleri ile mikroskop ile incelenmesi ile konulmaktadır. Fakat beyin görüntüleme yöntemlerinden beyin MR’ı, tomografi ve spektroskopi yöntemlerinden biri ile bir dokunun davranışı iyi veya kötü huylu olup olmadığı köken aldığı bölgeye bakılarak tahmin edilebilir.

    İyi huylu beyin tümörlerine örnek olarak beyin zarından köken alan meningiomlar verilebilmektedir. Meningiomlar genelde çok yavaş büyürler ve başka bir organa yayılma özellikleri olmaz. Boyutları küçük, beynin derin yerleşiminde olan meningiomlar eger hasta için şikâyet yaratmıyorsa beyin cerrahı tarafından takipte tutulabilir. Kötü huylu beyin tümörlerinde ise Glioblastome multiforme, anaplastik astrositom, astrositom gibi örnekler verilebilmektedir. Bu tümörlerin tamamının tanısı patoloji denilen normal olmayan dokunun özel boyalar ve mikroskop ile incelenmesi ile konulmalıdır. Patolojik tanı normal olmayan dokudan cerrahi yöntemler ile örnek almak ya da tamamını çıkartmak şeklinde konulmaktadır. Patolojik tanı konulduktan sonra her biri kendi içerisinde tedaviye farklı yanıt veren tümörlere farklı şekillerde yaklaşılmalıdır. Bazı tümörler kemoterapi ve ışın tedavisine çok uzun bir süre üremeyerek yanıt verdikleri görülürken, yüksek dereceli beyin dokusundan köken almış beyin tümörü bu tedavi yöntemlerine yanıt vermeme ihtimali vardır. Günümüzde hala bir çok tıp merkezinde kötü huylu beyin tümörlerine yönelik tedavi yöntemleri araştırılması sürdürülmektedir.