Etiket: Tedavi

  • Bel fıtığı felç edebilir !

    Bel fıtığı ihmal edilirse felce neden olabilir !

    İnsanların yaklaşık % 80’i hayatının en az bir döneminde bel ağrısı yaşar. Bu ağrılar hafiften şiddetliye kadar değişik özellikler gösterebilir. Bel ağrısı bazen bizi öyle bir hale sokabiliyor ki başkasına muhtaç hale bile gelebilir. Bel ağrısının birçok nedeni vardır. Fakat bel ağrısı denilince akla ilk olarak bel fıtığı gelmektedir. Bel fıtığı insanoğlunun yaradılışı kadar eski bir hastalıktır. Bel fıtığı hastalığının başlangıç dönemlerinde hastalık tam olarak tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle bel ile ilgili sorunlar yaşadığımızda bu durum uzun sürerse mutlaka tıbbi yardım almak gerekir. Çünkü bel fıtığı hastalığı ilerlediği dönemlerde felce bile yol açabilir.

    Bel fıtığı, bel kısmında disk adını verdiğimiz alanlarda sinirlerin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. İlk önce bel ağrısı şeklinde başlayan hastalık ilerleyen dönemlerde kalçaya, tek veya iki bacağa yayılan ağrı, yürüme güçlüğü, bacakta uyuşma ve güçsüzlük, nadir olarak idrar kaçırma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu şikayetlerle başvuran hastaların beyin cerrahi uzmanı tarafından öncelikle nörolojik muayenesi yapılıyor. Doktor muayene bulgularını ve radyolojik bulguları değerlendirerek hastanın tedavisini planlar. Kesin tanı bel MRI tetkiki ile konuyor.

    Bel ve bacak ağrısı ile beyin cerrahisi doktoruna müracaat eden hastaların büyük çoğunluğu tıbbi tedavi ve yatak istirahati ile sağlığına kavuşmaktadır. Bu şikâyetler ile gelen hastaların % 3 – %5 kadarına cerrahi tedavi gerekmektedir.

    Doktor tarafından ameliyat olması gerektiği söylenen hastaların bir bölümü korku ve güvensizlik nedeniyle tedavilerini geciktirmekte ve daha kötü sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tedavisi zamanında yapılamayan hastalar felç gerçekleştikten sonra ameliyat olsalar dahi şikayetleri ya düzelmemekte yada uzun süre rehabilitasyon uygulamak gerekmektedir.

    Tedavisi geciktirilmiş bel fıtığı sonucu meydana gelen bacak felçlerinin çok büyük bir bölümü tam olarak düzelememektedir ve hayatlarının geri kalan bölümlerine felçli olarak devam etmektedirler.

    Tedavi şekli hastaya göre değişmekle birlikte son dönemlerde uyguladığımız mikrocerrahi teknikler ile yapılan ameliyatlarda başarı oranı çok yüksektir. Hastalar genellikle ertesi gün taburcu edilirler.

    Bu nedenlerle yukarıda saydığım şikâyetlerden birini yaşıyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir Beyin-sinir ve omurilik cerrahına başvurmanızı tavsiye ederim. Sağlık ihmale gelmez….

  • Boyun fıtığı hakkında

    Son zamanlarda en çok şikayet edilen hastalıkların başında boyun fıtığı geliyor. Boyun fıtıkları, uzman doktorlar tarafından konulan doğru bir teşhis, hasta eğitimi ve doğru bir tedaviyle artık korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır. Ancak ne yazık ki yanlış yönlendirmeler, bilinçsizce yapılan tedavi ve uygulamalar hem maddi hem manevi olarak hastaya ciddi ve dönüşü olmayan zararlar verebilmektedir.

    Boyunda 7 tane omur bulunur. Disk denilen yastıkçıklar bu omurların arasında ağırlığın eşit dağılmasını sağlar. Bu yastıkçıkların, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığının Nedenleri

    Aşırı yüklenme

    Yanlış hareket

    Boynun uzun süre kötü pozisyonda tutulması (Örneğin bilgisayar karşısında, tv karşısında)

    Darbe, çarpma, kaza gibi travmalar

    İlerleyen yaşla bağlantılı yıpranma

    Romatizmal hastalıklar

    Boyun Fıtığı Belirtileri

    Daha çok kolda ağrı

    Boyunda ağrı

    Kolda uyuşma ve güçsüzlük (Bardağı elden düşürecek kadar güçsüzlük oluşabilir)

    Boyun bölgesindeki sorun tüm vücudu etkileyebilir. Sadece boyun ve kol değil; omuz, sırt, kürek kemiğinde dahi ağrı oluşabilir. Boyun fıtığı ilerlemişse, doktora gidilmemişse ya da ameliyat önerilmesine rağmen kaçılmışsa felç durumu söz konusu olabilir. Bu durum aniden gelişebilir. Bu yüzden dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır.

    Boyun Fıtığı Tedavisi

    Boyun fıtığının derecesine ve hastanın şikayetlerine göre tedavinin ameliyatlı ya da ameliyatsız olacağına karar verilir.

    Ameliyatsız Boyun Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıkları gibi boyun fıtıklarının da yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Dinlenme, fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden bazılarıdır.

    Boyun Fıtığı Ameliyatı

    Kolda şiddetli ağrı, güç kaybı ve hissizlik varsa ameliyat olmanız gerekebilir. Boyun fıtığı ameliyatı narkozlu yapılır. Biz mikrocerrahi diskektomi yöntemini tercih ediyoruz. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Boyun fıtığı ameliyatı sonrası hastalar yaklaşık 4 saat sonra hareketlendirilir. 1 hafta içindeyse günlük hayatlarına dönebilirler. Ev hanımları ev işlerini yapabilir, çalışanlar işlerine geri dönebilir.

  • Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Boyunda eğrilik (tortikolis)

    Eğrilik doğum sonrası göze çarpar. Çocuğun boynu tutlmuş tarafa dönük çene karşı omuza dönüktür. Doğumdan sonra tutlmuş olan boyun kası (sternokleidomastoid kas) üzerinde sertlik ve kitle ele gelir. Bu kitle zamanla gerileyebilir.

    İlk doğum veya ters gelen doğumlarda görülme sıklığı daha fazladır. Anne karnında duruş bozukluğuna bağlı oluşmuş olabileceği düşünülmektedir. Bu hastalarda doğumsal kalça çıkığı ve ayak bozuklukları olabileceği için araştırılmalıdır.

    Klinik çok farklılık gösterir. Hafif hareket kısıtlılığından aşırı kafa şekil bozukluğuna(plagisefali) kadar değişen bulgular vardır. Beraberinde yarasa kulağı olabilir. Daha büyük çocuklarda bir omuz yüksekte olduğu için belde eğrilik var şüphesi ile gelebilirler. Röntgen incelemesi ile boyun omurlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmalı gereğinde MRI tetkiki yapılmalıdır.

    Hastaların %90’I masaj ve egzersiz ile düzelip mükemmel sonuçlar alınabilir. Tanı konur konmaz ebebeyinlere egzersiz tariflenerek çocuğun egzersiz programına başlanır. Egzersizler nazikçe yapılmalıdır. Germe egzersizlerinin yanında çocuğun tutulmuş tarafa aktif dönmesini sağlayacak manevraların yapılması gerekir. Oyuncak veya televizyonun eğrilik ters tarafına konması vb.

    Süt çocukluğu ve yürüme döneminde cerrahi girişimden kaçınılmalıdır. Olguların %10 kadarında cerrahi tedavi uygulanır. Genellikle cerrahi tedavi okul çağında yapılır. Cerrahi iyi sonuçlar verir cerrahi uygulamada tutulan boyun kasının uzatılması sağlanır. Cerrahi sonrası germe egzersizlerine tekrar başlanmalıdır. Ameliyat sonrası egzersiz verilip herhangi bir cihaz kullanılmadan sorun çözülebilmektedir.

    Erişkin Tortikolis

    Konjenital (doğumsal) olmayan, erişkinlerde musküler tortikollisin başlama yaşı yaklaşık 40 yaşları civarıdır ve kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür ve kadınlarda 30-60 yaşları arasında daha çok bu soruna rastlanır.

    Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyidir. boyun omurgalarında eğriliklerin oluşması ve yüzün bir yarısının gelişmemiş olması durumunda tedavi şansı daha azdır. Masaj ve boynu germe ile tedavi edilmeye çalışılır. Fizik tedavi ve egzersizlerle düzelmeyen tortikolis’in tedavisi cerrahidir. Ameliyat yaşı mümkün olduğu kadar erken, hastalığa teşhis konduğu anda yapılmalıdır.

    Ameliyat bölgesel veya genel anestezi altında yapılır. Boyunda yapılan 1-2 cm’lik kesi ile sert bir kordon halini almış olan adale bölümü çıkarılır. Dikişler 1 hafta sonra alınır. Bu işlem erken yaşlarda yapılırsa boyunluk kullanmak gerekmez, ileri yıllarda ortaya çıkacak olan boyun eğriliği ve yüzdeki gelişme kusuru önlenmiş olur.

  • Bel fıtıgı kabusunuz olmasın

    Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır.

    Belimizde 5 omur ve aralarında yastıkcık görevi gören diskler bulunur. Sağlıklı bir disk omurgada tıpkı araba amortisörü gibi şok emici olarak çalışır. Disklerimiz omurgayı yer çekimine karşı ve atlama, çekme, itme gibi güçlü hareketlerden korur.Yatma dışındaki tüm hareketlerde özellikle ayakta ve uzun süre oturmada, omurgamiza ve disklere yükleniriz.

    Fıtıklaşma diskin merkezindeki çekirdek dışarı doğru basınç yapmaya başladığında oluşur.Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Bel ve bacak ağrısı şikayetiyle başvuran hastaları öncelikle muayene ederek , gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri(BEL MR) sonucunda tanınızı belirledikten sonra tedavi planlarız.Kuvvet kaybı omayan Bel MR ında belirigin fıtığı olmayan hastalarda istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir.

    Cerrahi tedaviye karar vermemizde temel etkenler: Yatak istirahati , ilaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen ağrısı geçmeyen, sosyal ve iş yaşantısı etkileyen ,bacak ve/veya ayakta ciddi kuvvet kayıpları ortaya çıkan hastalardır. Cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olabilmektedir.

    Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Bel fıtığı olan hastada günümüzde mikrocerrahi tekniği ile mikrodiskektomi (kapalı ameliyat )ameliyatı önerilir.

    Bel ve bacak ağrılarınızdan yarım saatte kurtulmak mümkün.

    Mikrodiskektomide daha küçük (1-2cm)cilt kesisi kullanılarak, hastanın ameliyat sonrası dönemini daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Hastalar ameliyat sonrasında 5 saat sonrasında ayağa kalkar ,tuvalet gereksinimi yardımsız görebilir .Ameliyattan 1 gün sonrada hastaya egzersiz programı ve günde en az 1 saat tempolu yürüyüş önerilerek taburcu edilir. Kullandığımız mikroskop hastaların ameliyat sonrası erken dönemde işlerine ve sosyal hayata dönmelerini sağlar.

  • Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Faset sendromu özellikle 50’li yaşlardan sonra bel ağrısının en sık görülen nedenidir. Buna rağmen faset sendromu bir yandan halk arasında, diğer yandan da doktorlar tarafından yeterince tanınmayan, ihmal edilen ve üzerinde durulmayan bir hastalıktır.

    Doğru teşhis koyulamamış, anlaşılmamış, yeterince tedavi edilmemiş birçok bel ağrısı hastası, uzun süreli ( kronik ) bel ağrıları nedeni ile doktor doktor dolaşırlar, değişik ağrı kesici ilaçlar alırlar, sonu gelmeyen ve yeterince fayda görmedikleri fizik tedavi uygulamalarından fayda umarlar. Ağrılarına çare bulamayan bir kısım hasta ise bel ağrısını tedavi ettiklerini iddia eden birçok tıp dışı uygulamacının kapısını dahi çalar, internette ya da televizyonda gördükleri hiçbir işe yaramayan istismar amaçlı ürünlerden fayda beklerler.Halbuki omurganın arka yüzünde bulunan faset eklemlerin yıpranması sonucu ortaya çıkan faset sendromuna bağlı kronik bel ağrısının tedavisi vardır, son derece basit işlemlerle hastaların yaşam kaliteleri önemli ölçüde artar.

    Faset eklemler omurganın arka yüzünde yer alan ve omurları birbirine bağlayan eklemlerdir. Faset eklemler, boyun bölgesinden başlayarak, bel bölgesinin en alt kısmına dek her bir omur kemiğinin arka yüzeylerinde bulunurlar ve omurganın hareketinde önemli rol oynarlar.

    Yaşlanma nedeni ile eklemlerde gelişen kireçlenmeler, beli düzenli olarak zorlayan ağır işlerin ya da sporların uzun süre devamı, darbeler gibi nedenlere bağlı olarak faset eklemlerde oluşan yıpranmalar şiddetli boyun, sırt ve bel ağrılarına sebep olabilir.

    Faset sendromu belirtileri nelerdir?

    Faset eklem yıpranmasına bağlı ağrılar, bel fıtığı ağrısından farklı olarak daha çok bel bölgesinde görülür, belin yan kısımlarına, kalçaya ve bacağın üst kısmına yayılabilir fakat siyatik ağrısında olduğu gibi bacağın arka kısmından ayağa ve parmaklara kadar inmez.

    Bel fıtığı ağrısı öne eğilmekle artış gösterirken, faset sendromuna bağlı bel ağrısı daha çok geriye yaslanmak ve yana dönmekle şiddetlenir.Çok ileri seviyelerde faset eklem yıpranmaları, hipertrofi olarak adlandırdığımız, eklemin hacim olarak artması, büyümesi durumunu ortaya çıkartabilirler. Bu durumlarda omurilikten çıkan sinirler de baskı altında kalabilirler ve ağrı siyatik ağrısı oluşturarak bel fıtığı ya da boyun fıtığı ağrısını taklit edebilir.

    Faset eklem sendromu tedavisi nasıl yapılır?

    Faset eklem sendromu tedavisinden önce teşhisin doğru koyulması gereklidir. Bu nedenle hastanın şikayetlerini anlatırken hangi durumlarda, hangi hareketlerin ağrıyı ortaya çıkarttığına dikkat etmek gerekir. Bel bölgesine yapılacak MR, Tomografi gibi radyolojik incelemelerde faset eklemlerin yapısı özellikle incelenmelidir. Faset sendromundan şühelendiğimiz bir hastada öncelikle teşhis koymak amacı ile faset eklem blokajı adını verdiğimiz işlemi uygulamaktayız. Bu uygulama, faset ekleminin sadece ağrı duyusundan sorumlu olan sinirin lokal anestezi ilaçları ile geçici bir süre uyuşturulması işlemidir. Bu işlem ertesinde faset eklemlerden kaynaklanan ağrı hissedilmeyecektir.

    Hastanın şikayetleri ortadan kalkar ise, kronik bel ağrısının sorumlusu bulunmuştur, faset sendromu teşhisi koyulabilir. İkinci aşamada ise, faset eklemlerin sinirlerini kalıcı olarak hastanın ağrıyı hissetmeyeceği biçimde yakmak gerekir. Bu işleme faset eklem denervasyonu adını vermekteyiz. Bu sinirlerin eklemdeki ağrı hissini iletmek dışında başka bir görevleri yoktur, sinirlerin yakılmaları başka bir fonksiyon kaybına neden olmaz, sadece bel ağrısı ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemleri “Fluoroskopi” adını verdiğimiz radyolojik görüntüleme yöntemi kılavuzluğunda gerçekleştirilir. İşlemler için genel anesteziye gerek yoktur, damardan yapılan sakinleştirici ilaçlar ve lokal anestezi uygulaması işlemin ağrısız bir şekilde yapılması için yeterlidir. Fluoroskopi cihazıyla faset eklemleri ve eklemlerin sinirlerinin geçtiği yerler görüntülenir. İlgili noktaya özel iğnelerle girilerek ilaç enjeksiyonu ya da radyofrekans ile termokoagülasyon uygulaması yapılır.

    Radyofrekans ile termokoagülasyon, radyo dalgalarının kontrollü bir şekilde oluşturduğu ısı etkisi ile siniri yakma işlemidir. İşlemin uygulanacağı eklem sayısına göre işlem süresi 10 ile 20 dakika arasında değişebilir.

  • Spondilolistezis (bel kayması)

    Spondilolistezis (bel kayması)

    SPONDİLOLİSTEZİS (BEL KAYMASI ) TEDAVİSİ

    İki komşu vertebradan üstteki vertebranın alttaki vertebraya göre öne doğru kayması veya yer değiştirmesidir.

    Bulgular:

    – Bel ve bacak ağrısı

    – Yürümekle artan ve belirli bir mesafede durmasına ve çökmesine yol açan bacaklarda ağrı ve kramp gelişmesi

    Konservatif tedavi ;

    Konservatif tedavide; Bazı hareketlerin kısıtlanması, analjezik-antienflamatuar ilaçlar, lokal enjeksiyonlar, elektroterapi, masaj, sıcak uygulama, egzersiz ve korse uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi;

    İlerleyen Nörolojik kayıpları (sinir zaafiyeti) olan hastalar – İlaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen şikayetleri geçmeyen hastalar – Duruş ve yürüyüş bozukluğu olan hastalar ameliyat edilir.

    Tedavinin Amaçları:

    Bel ve bacak ağrılarını gidermek, kaymanın ilerlemesini önlemek, instabil (oynak) segmenti stabil (sabit) hale getirmek, duruş ve dengeyi düzeltmektir.

    Tedaviler

    Tedavi de sıkışan sinirler serbestleştirilerek kaymanın olduğu omurgalar vida (platin) ile tespit edilir.

  • Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Brakial pleksus yaralanmalarında tedavi yaklaşımlarım

    Askeri hekimlikte çok sık karşılaştığım bir yaralanma şekli olan Brakial pleksus yaralanmaları mesleki deneyimlerimlerime göre sinir yaralanmalarının en ağır şeklidir fakat tedavisi imkansız değildir. İyileşme süreci biraz uzun ve sabır gerektirir fakat uygun cerrahi yaklaşımlarla ve zamanlama ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilir.

    Travmatik Brakial Pleksus yaralanmaları 3 şekilde meydana gelir. Bu yaralanmalar sonucu alt, orta ve üst sinir köklerinde ya da tümünde sinir yaralanması olabilir. Bu hastalarda eşlik eden damar yaralanmaları ve kemik kırıkları da olabileceği düşünülmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Ağır düzeyde ve kalıcı fonksiyon kayıpları olabileceğinden uygun zamanda cerrahi müdahale yapılmalıdır. Hastaların büyük bir kısmında kolun nörolojik fonksiyonlarındada belirgin düzelme sağlanır.

    Brakial Pleksus sinirlerinde yaralanmalar şu şekillerde gelişebilir;

    Kesici, delici ve ateşli silahlarla yaralanma; Bıçak ya da cam gibi kesici aletlerle brakial pleksus sinirlerinin kesilmesi sonucu olabilir. Bunun dışında tabanca, tüfek mermileri yada şarapnel ile yaralanma sonucunda da pleksus sinirlerinde hasarlanma olabilir.

    Kesici aletlerle yaralanmalarda zaman kaybetmeden sinir tamirine yönelik cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Erken cerrahi sonuçları her zaman daha iyidir. Ateşli silahlarla yada şarapnel ile yaralanma da ise yaklaşık 3 haftalık bir süre yara iyileşmesi ve antibiyotik tedavisi için beklenmeli ve bu sürede herhangi bir düzelme yoksa MR ile yaralanma yeri tespit edilerek sinir tamiri yapılmalıdır.

    Künt travma ile yaralanma; Omuzun aşağıya doğru aşırı bastırılması, başın ise omuzdan ayrılacak şekilde kuvvete maruz kalması ki bunlar başta motorsiklet kazaları olmak üzere trafik kazaları sonucu meydana gelir, sonucu ortaya çıkan sinir hasarlarıdır.

    Bu tür yaralanmada MR ile inceleme yapılarak sinir köklerinde omurilikten çıkış yerinden kopma var mı yok mu bakılmalıdır. Bunlar en ağır hastalardır. Bu tür hastalara en geç 3 ay içerisinde sinir transferi yapılabilir.

    Meme ve akciğer kanseri hastalarında Radyoterapi tedavisini mütakip rasyasyona bağlı brakial pleksus hasrları gelişir. Sinir ileti testleri (EMG) ve MR Nörografi incelemelerini mütakip ağır fonksiyon kaybı ve şiddetli ağrısı olan hastalarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

    Cerrahi tedavi sonrası belirgin nörolojik iyileşme ve ağrı kontrolü sağlanabilir. Ameliyat öncesi ve sonrası fizik tedavi iyileşme sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır.

  • Bel fıtılarında ameliyatsız disk içi ozon tedavisi

    BEL VE BOYUN FITIKLARINDA OZONTERAPİ

    İntradiskal ozon fıtıklar eğer akut cerrahi gerekmiyorsa acil ameliyat dışında bel ya da boyun fıtıklarını tedavi etmek amacı ile fıtığa neden olan omurlar arasındaki disklerin içerisine ozon gazı verilmesi ile gerçekleştirilen işleme verilen addır. Normalde lazer nukleoplast,i yada prp de bu işlemler içinde sayılabilir eğer bacağa vuran ağrı var tedaviye yanıt vermiyorsa ameliyat yerine lazer nukleopalsti yada ozon terapisi (kas içine yapılan ozonlar bunun dışında onların gerçek bel fıtıklarında anlamı yoktur yapılabilir ve hastalar düzelebilir) Bu işlem, tıbbi literatürde Ozon Diskolizis, Ozon diskektomi, ozon nükleolizis başlıkları altında sunulmaktadır. Aslında diskektomi deyimi tıbbi anlam olarak diskin kesilip çıkarılması işlemine verilen addır. Fakat ozon ile yapılan çalışmalar, bel ya da boyun fıtığı nedeni ile ameliyat olan hastaların sonuçlarına eş başarı sağladığı için “ ozon mikrodiskektomi “ ya da “ozon diskektomi” başlığı altında birçok makalenin konusu olmuş ve bu adla anılmaya başlanmıştır.

    Daha önceleri bel – boyun fıtıklarını tedavi etmek için kullanılan yöntemler arasında insan bünyesine en zararsız yöntem olarak güncel girişimler arasında yerini almıştır. Sadece İtalya ve İspanyada yılda 30 000 hasta bu yöntemle ameliyatsız şifa bulunmaktadır. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde ve Amerika da artık rutin tedaviler arasında yer almaktadır. Ülkemizde henüz emekleme safhasında olan bir girişimsel yöntemdir.

    Oksijeni 02 olarak biliyoruz OZON ise O 3 tür . Yani %99 oksijenden elde edilen bir gaz olup birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aktif oksijendir. Ağrı tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle bel boyun ağrılarında ve kireçlenme tedavilerinde kullanılmaktadır ilaç uygulamalarından yarar görmeyen hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Mutlaka deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Neşter ve narkoza gerek duyulmayan fakat ameliyathane koşullarında ve görüntüleme cihazları eşliğinde yapılması gereken “ ameliyatsız “ bir tedavi şeklidir.

    Ozon ile yapılan bel-boyun fıtığı tedavilerinde mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. Hasta narkoz almamakta işlem 5 dakika gibi çok kısa bir sürede gerçekleşmekte ve işlemden sonra hasta hemen evine yürüyerek gidebilmektedir.

    İşlemden hemen sonra fıtık ağrısı hemen geçmeyebilir birkaç gün beklemek gerekir. Genellikle tek uygulama yeterli olmaktadır, dirençli bazı vakalarda işlem tekrarlanabilir ve güvenli bir yöntemdir.

    Hangi hastalıkta uygulayalım

    Discolizis yani ozon diskektomi ilaç ve diğer konservatif tedavilerden yarar görmeyen hastalara uygulanması tercih edilir.

    Servikal disk hernisi

    Dorsal disk hernisi

    Lomber disk hernisi

    Lomber dejeneratif disk hastalığı

    Dejeneratif spinal kanal darlığı

    Ameliyat sonrası yapışılıklar ( postsurgical fibrozis )

    Faset sendromu ( bel-boyun kireçlenmeleri)

    Kimlere uygulanmaz

    Şüphelenilen gebelik

    Böbrek veya karaciğer yetmezliği

    Son miyokard infarktüsü

    Alkol, uyuşturucu ve psikotrop ilaç müptelaları

    Bir başka hastalık nedeni ile tedavi görüdüğü sürecte Doktorunun uygun görmemesi.

    Kan pıhtılaşma bozukları, Trombositopeni, Favizm, Kontrolsüz Hipertiroidi ve Hipertansiyon varlığı.

  • Belim ağrıyor

    Belim ağrıyor

    Bel ağrısı toplumda en yaygın görülen şikayetlerden biridir ve insanların yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşmaktadır. Bütün bel ağrılarının yaklaşık %1’ine cerrahi müdahale gerekir. Diğer kısmı ise konservatif tedavi adı verilen yardımcı yöntemlerle tedavi edilir.

    Bel ağrısının nedenleri

    1) Kas kökenli ağrılar (Mekanik bel ağrısı)

    Ağır aktivite veya mevsim geçişlerinden sonra görülür. Çoğunlukla dinlenmekle ve ağrı kesici tedavilerle düzelir. Devamlılığı halinde egzersiz tedavisi önerilir.

    2) Bel fıtığı ( Lomber disk hernisi)

    Bel omurları arasındaki disk materyalinin omurilik kanalına doğru taşmasıdır. Taşan kıkırdak doku yani fıtık hangi seviyede ise o seviyeden çıkan sinir kökünü sıkıştırır. Bu da “siyataljik” ya da “radiküler” ağrı denilen belden, kalçaya ve bacağa uzanan ağrıya sebep olur. Eğer omurilik kanalına taşan fıtık, sinir kökünü sıkıştırmıyorsa böyle bir ağrı beklenmez. Bu durumda sadece taşan fıtığın kapsülünü sıkıştırmasına bağlı bel ağrısı görülür.

    Bu ağrıların büyük bir kısmı konservatif tedavi denilen, istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve belden iğne tedavisi ile düzelir.

    Bütün tedavilere rağmen hayat kalitesini düşüren ağrısı devam edenlerde ya da fıtığın sıkıştırdığı sinirin uyardığı kas grubunda ilerleyici güç kaybı olanlarda cerrahi girişim gerekir.

    Başlıca cerrahi yöntemler, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomidir.

    Cerrahi sonrası hasta genelde 1 gece hastane yatışından sonra taburcu edilmekte, 2 hafta sonunda işine dönebilmektedir.

    3) Bel kayması (Spondilolistezis)

    Bel omurlarının birbiri üzerinde kayması nedeniyle omuriliğin sıkışmasıdır. Özellikle ayakta ve yürümekle şiddeti artan bel ağrısı ile kendini gösterir. Kayan omurlar vidalarla sabitlenerek (stabilizasyon) tedavi edilir.

    4) Kanal Daralması (Lomber Dar Kanal)- Kireçlenme

    Bel omurlarının kireçlenmesiyle, ortadan geçen omuriliğin sıkışması durumudur. Temel şikayet kişinin yürüdükçe artan bacaklarda uyuşma hissi ve yürürken kısa mesafelerde bile 5 dakika dinlenme ihtiyacı olmasıdır. Tedavisinde cerrahi olarak kireçlenip daralan alanlar mikroskobik olarak açılıp, sinirlerin rahatlatılmasıdır. Omurganın durumuna göre vidalamada gerekebilir.

    5) Omurga yaralanmaları

    Travmaya bağlı omurgada oluşan yaralanmalardır. Şiddetli bel ağrısına neden olurlar, yaralanma türüne göre korse ile istirahat ya da cerrahi işlem gerekebilir.

    6) Kemik erimesi (Osteoporoz)

    Kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak omurgada oluşan deformasyonlardır. Sıklıkla omur kemiklerinde çökme şeklinde kırıklara neden olur. Özellikle menopoz dönemindeki bayanlarda sıktır. Osteoporoza yönelik ilaç tedavi ve omurgaya yönelik konservatif tedavi ya da kemiğin içini doldurarak yapılan cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

    7) Romatizmal hastalıklar

    Birçok romatizma türünden en yaygın olanı Ankilozan Spondilit (AS)’dir. Sabah uyandıktan sonra 4-5 saat süren ağrı ve diğer ağrı türlerinin aksine hareket etmekle rahatlaması tipiktir. Çoğunlukla ailesel geçer, fonksiyonların korunması açısından erken teşhisi önemlidir. Romatoloji ya da fizik tedavi doktorları tarafından belirlenen ilaç tedavisi ve fizyoterapi ile tedavi edilir.

    8) Enfeksiyon

    Kendiliğinden olan enfeksiyonlar, peynir hastalığı (brusellozis), tüberküloz ya da cerrahi işlem sonrası gelişen enfeksiyonlar (diskit) uzun süreli bel ağrısı yaparlar. Antibiyotik tedavisi ile bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

    9) Diğer organlardan kaynaklanan sebepler

    Karaciğer, böbrek rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerde bel ağrısı yapabilir.

  • Migren tedavisi botox

    Migren tedavisi botox

    Migren ve gerilim tipi baş ağrılarının tedavisinde BOTOX’un kullanımı, tamamen tesadüfi olarak; 1990 lı yıllarda bir KBB Uzmanı Dr. Binder’in kırışıklık tedavisi yaptığı hastalarında baş ağrılarının da geçtiğini tespit etmesiyle ortaya çıkmıştır. Yapılan araştırmalar ve uygulamalar ile BOTOX’un migren ve gerilim tipi baş ağrılarının şiddetini azaltmak ve atakların sıklığını ciddi miktarda azalttığını ortaya koymuştur. Günümüzde çok sık görülen, İnsana büyük sıkıntı ve eziyet veren, sosyal yaşantısından koparan ve ciddi bir iş gücü kaybına da sebep olan migren, nörologlar Algologlar tarafından teşhis edilmekte ve ilaç tedavisi başlanmaktadır. İlaç tedavisinden yarar görmeyen ya da sürekli ilaç kullanmak istemeyen hastalar, tedavi seçenekleri arasında artık BOTOX’u düşünebilirler. Sonuçta BOTOX da bir ilaç tedavisi olmakla birlikte 3-6 aylık etki etme süresi ve uygulanan hastalara daha genç bir görünüm elde etmesi sebebi ile ilaç tedavisine büyük bir üstünlük sağlamaktadır. Ayrıca, BOTOX ile çok başarılı sonuç alınmış hastalarda Botox’un sinir uçlarına etkisi değerlendirilebildiğinden bu hastalara, kesin tedavi imkanı sağlayan Migren cerrahisi de önerilebilmektedir.

    BOTOX’un migrene etkisi şu şekildedir: Migren’e neden olan sinir sıkışmaları, kaşların üstünde, burunun içinde ve ense bölgesinde, derinin altındaki sinirlerde meydana gelmektedir. Bu sinirler, alın germe ve kırışıklık tedavilerinde BOTOX ile gevşetildiğinden aynı anda migren de tedavi edilmiş olmaktadır. Yine bunun tam tersi olarak, migren tedavisi BOTOX ile yapılan hastalarda alın ve şakak bölgelerinde estetik anlamda genç bir görüntüye sahip olmaktadırlar ki bu da Botox’un diğer ilaç tedavilerine üstünlüğüdür.