Etiket: Tedavi

  • Ağrı pili (omurilik pili)

    Ağrı pili (omurilik pili)

    Maximum tedavi yöntemlerinin (ameliyat ve ağrı kesici ilaçlar dahil) uygulanmasından sonra sonra ağrılar ortadan kalkmazsa ağrı pili uygulaması ile ağrının kalıcı olarak azalması sağlanabilir.

    Hangi hastalarda ağrı pili gereklidir

    1- Omurga kırıklarına bağlı omurilik hasarlarında

    2- Tedavi edilmemiş yada uygunsuz ameliyat sonrası ağrısı devam eden fıtıklarda

    3- Şeker hastalığına bağlı nöropatik ağrılarda

    4- Kanser haslarına bağlı omurilik hasarı ve ödeminde

    Tedavi ayrıntıları

    Tedavi süresi: test stimülasyonu 1- 2 saat, Yerleştirme 30 dakika

    Tedavi seyri

    Minimal invazif bir uygulama ile omurgaya doğrudan hassas bir elektrot yerleştiriyoruz. Lokal anestezi altında sizinle sürekli iletişimde kalarak elektrotu tam doğru bölgeye konumlandırıyoruz. Ayrıca elektrotların konumunu röntgen ile kontrol ediyoruz. Omurilikten başlayarak sinirler impulsları (uyarıları) beyne iletir ve böylece ağrıların yayılmasını engeller. Genelde impulslar, kalp piline benzeyen bir impuls jeneratörü vasıtasıyla bu elektrotlardan üretilir. Sonuç olarak ağrılar kaybolur ve ağrı bölgesinde hafif bir karıncalanma hissedersiniz.

    Ancak bizim kullandığımız yöntemde cilt altında bir pil veya kablo yoktur. Böylece hasta cilt altında bir rahatsızlık hissiyatı yaşamamakta ve pili biten cihaz için için tekrar ameliyat olması gerekmemektedir.

  • Vertigo nedir ve kimlerde görülür?

    Vertigo, kişinin denge mekanizmasının bozulması rahatsızlığına verilen addır. Hasta bu süreçte etrafındaki nesnelerin etrafında dönüyormuş hissine kapılır. Şiddetini artırması ile kişinin hayatını olumsuz şekilde etkileyen vertigo baş hareketi ile, perde asarken, araba ile geri manevra yaparken ve daha bir çok basit hareket sonucu ile kendisini gösterir.

    Vertigo bir çok hastalık ile beraber ortaya çıkabilmekle beraber her baş dönmesi vertigo değildir. Meniere hastalığı, migren, aşırı alkol kullanımı, beyin travmaları vertigoyu tetikleyici unsurlardır.

    VERTİGO KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Vertigo bir çok hastalık ile beraber cereyan edebilecek bir rahatsızlıktır. Dolayısıyla meniere hastaları, beyin kanaması geçirenler, migren hastaları, angziete olanlar risk grubundadır. Hastalıkların yanı sıra sigarayı ve alkolu aşırı tüketenler vertigo riski taşımaktadır.

    VERTİGO TEDAVİSİ

    Vertigo çoğu zaman başka bir hastalığın belirtisi olabilir. Dolayısıyla öncelikle doğru teşhis yapılmalı devamında ona göre tedavi uygulanmalıdır. Öncelikli tedavi fiziksel egzersizler ve bazı manevralardır. Bu tedavi süreci baş dönmesi ataklarını azaltacak ilaçlar ile desteklenir. Durumu ilerlemiş hastalarda cerrahi müdahale uygulanır.

    VERTİGO VE BEYİN CERRAHİSİ

    Vertigo bir iç kulak problemi olabileceği gibi beyinsel sinirlerin işleyişindeki bozukluktan da kaynaklanabilir. Bu bozukluk bir travma sonucu, beyin kanaması veya damar tıkanıklığı ile gerçekleşmiş olabilir. Dolayısıyla bu tür durumlarda Vertigo tedavisi uzman beyin cerrahları tarafından uygulanır.

  • Aşırı sinirlilik

    Aşırı sinirlilik tek başına reaksiyon gösterebilmekle beraber daha çok başka psikiyatrik bozuklukların belirtisidir. Aşırı sinirlilik rahatsızlığı sıradan sinirlilik durumundan oldukça farklıdır ve tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Aşırı sinirlilik hali tedavi edilebilir bir durumdur. Günlük hayatta kişilerin sosyal yaşam standartları önemli derecede olumsuz etkileyen aşırı sinirlilik hali hastanın sadece kendisine değil çevresine de hem fiziksel hem psikolojik zararlar verebilmektedir.

    AŞIRI SİNİRLİLİK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Depresyon geçiren kişiler, takıntılı titiz olan insanlar, şüpheci insanlar, duygularında aşırı iniş çıkış yaşayanlar, anti sosyal kişiliği olanlar aşırı sinirlilik rahatsızlığı yaşayabilirler. Stresli iş hayatı, mutsuz aile hayatı, alkol ve madde kullanımı aşırı sinirliliği tetikleyen unsurlardır.

    AŞIRI SİNİRLİLİK TEDAVİSİ

    Aşırı sinirlilik rahatsızlığı altında yatan sebebe göre tedavi uygulanması gereken bir rahatsızlıktır. Bu yüzden önce teşhis doğru konulmalıdır. Teşhise göre genel uygulanan tedavi psikolojik destektir. Bu süreçte devreye psikologlar girer ve aşırı sinirlilik halini ortadan kaldırmaya çalışırlar. Hasta bu tedavini yanı sıra destek olarak anti deprasanlar dahil ilaç tedavisi alır.

    AŞIRI SİNİRLİLİK ve BEYİN CERRAHİSİ

    Aşırı sinirlilik rahatsızlığı her ne kadar psikolojik rahatsızlık gibi görünse de altında beyinde gelişmiş bir yapısal ya da işlevsel sorun yatıyor olabilir. Dolayısıyla ilaç tedavisi veya psikolojik destek yetersiz kalır. Bu durumlarda tedavisi Uzman beyin cerrahlarının yapması gerekir. Tedavi sürecinde hastanın beynine gönderilen elektrik sinyalleri ile aşır sinirlilik durumu ortadan kaldırılır.

  • Epilepsi hakkında

    Halk arasında “Sara Hastalığı” olarakta bilinen epilepsi, vücudumuzun çalışmasını sağlayacak elektrik sinyallerini veren beyin hücrelerinin ani ve kısa süreli nörolojik bozukluk yaşaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Epilepsi rahatsızlığı tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir rahatsızlıktır.

    Epilepsi nöbetleri çok çeşitlilik gösterir. Bayılma titreme gibi epilepsi nöbetlerinin yanı sıra bazı durumlarda hasta bile belirtileri hissetmeyebilir. Bu durumda teşhisi zorlaştırır. Epilepsi bulaşıcı olmayan , çevresindekilere zarar vermeyen bir hastalıktır dolayısıyla hastalık durumu saklanmamalıdır.

    EPİLEPSİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Epilepsi rahatsızlığı her yaşta olacağı gibi genellikle çocukluktan itibaren görülen bir hastalıktır. Genel itibariyle her 100 çocuktan 1 tanesi bu hastalığa yakalanmaktadır. Epilepsi genetik bir özellik taşımakla beraber, beyin tümörü olanlar, kafa travması geçirenler, aşırı alkol ve sigara tüketenler, stresli bir hayata sahip olanlar risk grubundadır. Epilepsi hastalığının görülme oranı cinsiyete ve ırka göre farklılık göstermez. Bunun yanı sıra çocuklarda ve yaşlılarda daha çok görülür.

    EPİLEPSİ TEDAVİSİ

    Epilepsi hastalığı tedavi edilebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Epilepsi teşhisi konulduktan sonra ilk uygulanan tedavi ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi sayesinde nöbetler ortadan kaldırılır ve hastalık kontrol altına alınmış olur. Fakat bazı hastalarda ilaç tedavisi olumlu cevap vermez. Bu tip durumlarda hastaya ketojenik diyet, ameliyat ve epilepsi pili tedavileri uygulanır. Epilepsi pili hastanın sinir hücelerine elektrik sinyali gönderen pilin vücuda yerleştirilmesi ile gerçekleşir. Ketojenik diyet çok az kullanılan ama bazı hastalarda işe yarayan tedavi yöntemidir. Ameliyata uygun hastalarda ise kesin çözüm olarak beyin hücrelerine müdahale şeklinde ameliyatlar uygulanır.

    EPİLEPSİ VE BEYİN CERRAHİSİ

    Epilepsi hastlağı beyin hücrelerinin anormal davranışı sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. İlaç tedavisinden cevap alınmadığı taktirde cerrahi müdahale şarttır. Beyin içerisinde anormal davranışlar sergileyen hücrelere yönelik tedaviyi uzman beyin cerrahları uygulamaktadır.

  • Serebral palsi kimlerde görülür, tedavi yöntemleri hakkında

    Serebral palsi, yani beyin felci çoğunlukla doğum sırasında gerçekleşen anormal durumlar sonucu ortaya çıkan vücut hareketlerini ve kas koordinasyonunu ciddi şekilde etkileyen fakat zaman içerisinde ilerlemeyen bir dizi nörolojik sorundur. Serebral palsi doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında beyinde oluşabilir. O yüzden her ihtimale karşı normal doğumlarda bile çocukların gelişim süreçlerine dikkat edilmesi gerekmektedir.

    SEREBRAL PALSİ KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Serebral palsi çocuklarda doğum öncesi sonrası veya doğum sırasında gerçeleşebileceği için bebekler her zaman risk grubuna dahildir. Bebeğin durumunun yanı sıra madde ve alkol bağımlısı anneler, beyin kanaması, enfeksiyon gibi durumlarla karşılaşan bebekler risk grubuna dahildir.

    SEREBRAL PALSİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Serebral palsi tedavisi için bir çok seçenek vardır. Öncelikle hasta çocuğa karşı rehabilitasyon ve ilaç tedavisi uygulanır. Bu süreçte hastaya fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilecek eğitimler ve destekler verilir. Bu yöntemler geçici süreli işe yarasa da çoğu zaman cerrahi müdahale uygulanmaktadır. Bu müdahale hem ortopedik olabilir hem de nöroşirürjikal olabilir. Bu tedavi yöntemleri ile sorun ortadan kaldırılır.

    SEREBRAL PALSİ VE BEYİN CERRAHİSİ

    Serebral palsi , erken doğum, travma sonrası, beyne oksijen gitmemesi, beyin kanaması sonucu ortaya çıkabilir. Beyin damarlarında darlık, bükülme gibi birtakım anormallikler varsa ve cerrahi olarak kolay ulaşılabilecek bir bölgede ise cerrahi tedavi yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bunun dışında spastisite için baklofen pompası yerleştirilmesi, dorsal rizotomiler veya nörektomiler gibi cerrahi yöntemler de vardır. Ayrıca transkranial (beyin) elektrik stimülasyonu tedavisi uygulanabilir.

  • Beyin kanaması nedir ve kimlerde görülür?

    Beyin kanamaları çeşitli sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu sebepler arasında travma olabilir. Başa alınan darbe kafa tasında ve damarlarda kanamaya neden olabilmektedir. Travmaların yanı sıra tansiyon hastaları ciddi risk grubundadır. Yüksek tansiyon ile beraber oluşan basınç kılcal damarlarda çatlamaya ve kanamaya yol açar. Şeker hastaları, alkol bağımlıları, sigara tüketenler risk grubuna dahildir.

    Bunun dışında bir başka kanama nedeni anevrizmadır. Beyin anevrizması damar duvarlarındaki zayıf bir noktada oluşan balonlaşmadır. Damarın zayıf noktasında oluşan bu balonlaşma basınçla beraber patlayabilir kanın beyin içerisine akmasına sebep olur. Bu tip kanamalar ciddi kanamalardır, kişide kalıcı hasarlara sebep olabilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir. Dolayısıyla şüpheli durumlarda hastanın acile götürülmesi zorunludur.

    BEYİN KANAMASI TEDAVİSİ

    Beyin kanaması tedavisi için öncelikle MR yardımı ile kanamanın olduğu bölge tespit edilmelidir. Tespitin ardından anjıo ile anevrizmatik bir kanama mı değil mi ona bakılır. Anevrizma ise tedavisi Endovasküler yani kapalı yöntem ile gerçekleştirilir. Bu yöntem de kafatası açılmadan damara müdahale uygulanır. Kapalı yöntemin yetersiz kaldığı noktada açık cerrahi müdahale ile kanama tedavisi yapılır. Tansiyona bağlı beyin dokusu içine bir kanamaysa, kanama büyük ve beyne baskı yapıyorsa cerrahi yolla tedavi edilir. Travmatik olan yaralanmalarda kanama genellikle yüzeyeldir ve cerrahi yolla tedavi kolay olur.

    BEYİN KANAMASI ve BEYİN CERRAHİSİ

    Beyin kanaması beyin damarlarındaki zayıflık ve aşırı basınç yüzünden ulaşan bir sorundur. Dolayısıyla bu rahatsızlık ilgilenecek tıbbi alan beyin cerrahisidir. Uzman beyin cerrahları gerek açık gerekse kapalı yöntemler ile tedaviyi gerçekleştirir.

  • Bel fıtığı ve beyin cerrahisi

    Bel fıtığını sorunu, omuriliğimizi oluşturan omurların bir kısmının işlevini yitirmesi, hasar alması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık durumudur. Bel fıtığı büyük oranla yaşı ilerlemiş bireylerde görülür. İleri yaşlarda omurilikleri içerisindeki sıvının azalması ve omiriliklerin yıpranması buna neden olur.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Bel fıtığı oluşumu genellikle travmaya bağlı olduğu için kesin olarak şu yaş veya şu kişiler demek yanlış olur. Genelleme yapacak olursak daha çok 30 yaş üzeri insanlarda, yaşlılarda görülmekle beraber ani hareket sonucu, ağır yük taşıma, hareketsizlik gibi unsurlarda bel fıtığına sebep olur.

    BEL FITIĞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığının teşhisinden sonra ileri seviye olmayan durumlarda ilk önerilen tedavi yöntemleri istirahat, ağrıları azaltmaya yönelik ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersizlerdir. Fakat eğer bu yöntemler bel fıtığı sorunu geçirmezse veya rahatsızlık ilerlemiş durumda ise cerrahi müdahale yapılır.

    Cerrahi müdahele içerisinde ise mikrodiskektomi, açık diskektomi ve endeskopik bel fıtığı ameliyatı bulunmaktadır. Ameliyatlar sonrasında hasta gerekli fizik tedaviyi uygularsa 3-4 hafta içerisinde normal yaşantısına dönebilir.

    BEL FITIĞI VE BEYİN CERRAHİSİ

    Bel fıtığı yanlış ameliyatlar, yanlış tedavi yöntemleri ve hastanın ilgisizliği nedeniyle ağır sonuçlara neden olabilir. Bunlardan en önemlisi sinirlerin hasar görmesi nedeniyle kalıcı felçliktir. Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanları, günümüzde bel fıtığı ameliyatlarını sinirlere hasar vermeden gerçekleştirmektedir. Bu yüzden bel fıtığı sorunlarında tercih edilecek bölüm Beyin ve Sinir Cerrahisidir.

  • Sırt fıtığı ameliyatları hakkında

    Sırt fıtığında hangi ameliyatın gerekeceğine sizi tedavi edecek olan cerrah karar verecektir. Ancak hemen daima ilk basamakta halk arasında “İğne Tedavisi” denen ve doktorlar arasında da “Ağrı Tedavisi, Algoloji Tedavileri” denen; kimi zaman kısacık ve çok ince iğnelerle cildinize verilen, kimi zaman da daha uzun iğnelerle kaslarınıza ve eklemlerinize verilen ilaçlarla yapılan tedaviler yer alır. Bunların yeterli olmadığı durumlarda halk arasında “Kansız Ameliyat, Kapalı Ameliyat” denen ve doktorlar arasında da “Minimal Girişimsel Ameliyat” denen, ciltte göze görünmeyecek denli küçük deliklerden girilerek; narkoz uygulamadan ve düşük riskle yapılabilen ameliyatlara sıra gelir.

    Söz konusu yöntemlerle şikayetleri tedavi edilemeyen hastalarda ise, açık cerrahiler yani narkoz altında ve hastanın derisi kesilerek yapılan ciddi ameliyatlara gerek duyulabilir. Bunlar çok düşük denebilecek risklerle yapılan “Mikrocerrahi”, yani hastanın cildindeki çok küçük kesilerden girilerek yapılan ameliyatlardan; halk arasında “Platin Ameliyatı”, doktorlar arasında ise “Enstrümentasyon” denen ve ağrılı omurga kemiklerinin birbirine kaynatılarak ağrının durdurulması esasına dayanan çok daha ciddi ameliyatlara kadar değişebilir.

    Son yıllarda, ülkemizde de halk arasında “Protez Ameliyatı”, doktorlar arasında da “Hareket Koruyucu Cerrahi” adı verilen ve omurgalara konan cihazların bir miktar harekete izin vererek; genç yaştaki insanların aktif hayatına engel olmayan ve daha ileriki yaşlarda ekstra sorunlar çıkmasını önleyen bir ameliyat türü de gelişmiş merkezlerde, tecrübeli cerrahlar tarafından yapılabilmektedir. Ancak sırt fıtıkları konusunda önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum, bunlar mutlaka ama mutlaka çok tecrübeli ellerde yapılmalıdır, yoksa çok üzücü sonuçlarla karşılaşılabilir.

  • Karpal tünel sendromu nedir, teşhis ve tedavisi nasıl yapılır?

    Karpal tünel sendromu, el bileğinin bir hastalığıdır. Bilekteki karpal tünelden geçen median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkar. Genellikle elin ortasında bulunan median sinirin bası altında kalması sonucu ağrı, uyuşukluk ve güçsüzlükle kendini gösterir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığı belirtileri nelerdir?

    • Geceleri ellerde ortaya çıkan ve zaman içinde giderek şiddetlenen uyuşmalar ve ağrılar. Uykudan uyandırcak kadar kötü olabilir. Kola, omuza yayılabilir.
    • Avuç içinde ve parmaklarda his kaybı veya elektrik çarpması hissi. Özellikle baş, işaret ve orta parmaklarda görülür.
    • Elde kuvvet kaybı, tutamama, tutulan şeyleri düşürme.
    • Eli sallamakla bu ağrıların hafiflemesi.

    Neden olur?

    El-Bilek kanalı hastalığı hekimler tarafından çok eskiden beri bilinmesine rağmen başka hastalıklarla karışabilmekte ve çoğu zaman hastalar doğru tanı alamadığı için hekim-hekim dolaşmaktadır. El-bilek kanalı hastalığı yerine boyun fıtığı tanısı alarak ameliyat olmuş ancak şikayetlerinden kurtulamamış hastalara sık rastlanmaktadır. .

    Median sinir dediğimiz, başparmak ve işaret parmağının hareket ve duyusunu sağlayan bir sinirde bileğin iç yüzünün ortasından geçerek el içinde dallara ayrılır. Bu sinirin üstü, el bileği hizasında ve kısmen de avuç içinde kalın koruyucu özelliği olan bir bandla kaplıdır. Bu koruyucu band , orta yaşlara doğru çeşitli nedenlerle kalınlaşarak, altında kalan ve koruduğu siniri sıkıştırır.

    En sık nedeni aşırı kullanmaya bağlı bant kalınlaşmasıdır. Özellikle bileğine yük vererek senelerce çalışan kimselerde, daktilo-bilgisayar kullanlarda, örgü ören ve yoğun ev işleri yapan ev hanımlarında, oto tamircileri gibi el bileğini çok kullanan kişilerde sık ortaya çıkar. Bazen bu hastalık başka bir hastalığın parçası olarak karşımıza çıkabilir.

    • Diabetes Mellitus
    • Hipotiroidizm
    • Akromegali
    • Romatoid Artrit
    • Gut gibi..

    Nasıl teşhis konulur?

    Tanı, şikayetlerin ayrıntılı öyküsü ve bu duruma yol açacak diğer nedenlerin araştırılmasıyla konulur. Boyun fıtığı ve kireçlenmesi tanısı konan hastaların bir kısmında , el bilek kanalı hastalığı da mevcut olup, bu duruma çift darlık adı verilir. Hem boyunda omurilik ve sinir kökü sıkışmıştır, hem de el bileği kanalı darlığı mevcuttur. Boyun MR’ı ve EMG (sinir elektrosu) tetkikleri yapılarak tanı kesinleşir.

    Karpal Tünel Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

    Tedavide esas olan Karpal tünelin serbestleştirilmesidir. Bu da cerrahi olarak ligaman kesilerek median sinir üzerindeki bası ortadan kaldırılır.

    Başlangıçta,
    • Aşırı kullanmayı engellemek, el bileğine aşırı yük binmesine neden olacak işlerden kaçınmak
    • Ağrı kesiciler ve antienflamatuvar ilaçlar
    • Bilek egzersizleri
    • El bileği atelleri, gece atelleri
    • Lokal ya da sistemik kortizon enjeksiyonları çoğu kimse için yeterli olmaktadır.

    Cerrahi Tedavi: İlaç tedavisi ile şikayetleri düzelmeyen hastalara sinir harabiyeti artmadan cerrahi tedaviye alınmalıdır. Cerrahi olarak sinir üzerindeki bası ortadan kalktığında sinir harabiyeti daha fazla ilerlemeden duracaktır ve nöral fonksiyonda anlamlı iyileşme süratle görülecektir. mikroskop kullanılarak el bileğinden avuç içine doğru yapılan 1-2 santimlik bir kesiyle, sinirin üstündeki band kesilerek, sinirin sıkışması ortadan kaldırılır. Bu cerrahi müdahale için hastanın hastanede yatması gerekmez. Ayakta gelen bir hastada lokal anestezi ile o bölge uyuşturulur. Kısa süre içerisinde median sinirin üzerindeki karpal ligaman kesilerek sinir serbestleştirilmiş olur ve hasta iki saat sonra tabucu edilir.

    El-Bilek Kanalı Hastalığının Tedavisi

    Önerilerimiz:

    • Daktilo ve bilgisayar kullanırken, zaman zaman ellerinizi istirahat ettiriniz.
    • Ev işlerinde bileğe çok güç binen durumlarda dikkatli olunuz.
    • Gece uykuda bileğinizin üstüne yatmayınız.
    • Özellikle geceleri ellerinizde uyuşmalarla uyanıyorsanız, uykunuz bölünüyorsa el-bileği kanalı hastalığı başlıyor demektir.
    • Tedavisi mümkün olan bu hastalıkta basit bir cerrahi girişim kalıcı çözüm sağlar.

  • Ağrı kesicilerle steril ve detoks edilmiş yaşamlar? Yok artık daha neler…

    Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir: Bel fıtığının tedavisi birçok basamaktan oluşur ve acil durumlar dışında-ki bu çok nadir olur- bu basamakların takip edilmesi en doğru, bilimsel ve ahlaki yöntemdir. İlk basamakta istirahat tedavisi, yani hastanın doğru bir yatakta ağrıları geçene kadar; sadece tuvalet ve yemek için kalkmak dışında yatarak dinlenmesi gerekir. Doğru yatak derken, hastanın yerde veya tahta üzerinde yatmasını veya çok pahalı tam ortopedik yataklar almasını kastetmiyorum. Sadece herhangi marka bir hazır yatak işinizi görür, yeter ki 8 sene sonra bunu atıp yenisini alın. Sakın ha kanepede filan yatmayın. Tuvalet demişken, asla alaturka tuvalet değil, klozet kullanmalısınız. Alaturka tuvalet asla vazgeçemeyeceğiniz bir alışkanlıksa, o zaman yeni geliştirilmiş alçak oturmalı klozetlerden alabilirsiniz.

    Doktorunuz bu süre içinde kullanmanız için size bir takım ilaçlar da verecektir tabii ki. İlaçları değil ama yatak ve tuvalet konusunda söylediklerimi ömür boyu dikkate alın lütfen. Korse kullanmanızı da önerebilir doktorunuz. Ancak korse kullanım süresinin 3 ayı asla geçmemesi gerektiğini asla unutmayın, yoksa geri döndürülmesi çok zor ağır zarar görürsünüz. Tabii ki kilonuzun çok olduğun söz konusu edilirse, mutlaka bir Diyet uzmanına başvurun ve onun dediklerini aynen uygulayın.

    İkinci basamakta ise Fizik Tedavi, ama mümkünse 20 seans yani 1 ay boyunca. Soğuk havalarda Fizik Tedavi öncesinde ve sonrasında soğuktan iyi korunmak çok önemli bir zorunluluk. Bu tedavi en az bir yıl rahat etmenizi sağlayabilir. Fizik Tedavi’ yi evinize veya işyerinize en yakın yerde yaptırmanız çok uygun olacaktır. Fizik Tedavi sırasında oradaki uzmanların size tarif edecekleri egzersizleri de düzenli şekilde yapar, hatta hayatınızın bir parçası haline getirirseniz bir daha aynı problemi yaşamak zorunda kalmazsınız.

    Üçüncü basamakta ise öncelikle doktorların “Minimal Girişimsel, Endoskopik” dedikleri, halk arasında da “Kansız ameliyat, Kapalı ameliyat” denen ve narkoz verilmeden düşük riskle yapılan cerrahi işlemler; eğer bunlar yeterli olmazsa da “Mikrocerrahi” denen küçük açıklıklardan yapılan veya halk arasında “Platin ameliyatı” ve doktorlar arasında “Enstrümentasyon” denen daha ciddi cerrahi işlemler gelmektedir. Yani her zaman son çare ameliyat olmalıdır.