Etiket: Tedavi

  • Biorezonans metodu ile  alerji tedavisi

    Biorezonans metodu ile alerji tedavisi

    Allerjik hastalıklarda önce hastalığa yol açan allerjen (allerjiye neden olan) maddelerin saptanması gerekir. Bunun için değişik test yöntemleri bulunmaktadır. Biorezonans 6400 allerji yapan maddeyi bir seferde, hızlı, güvenli ve ekonomik şekilde test etme imkanı sunmaktadır. Buna karşılık klasik cilt testlerinde test edilen madde sayısı sınırlıdır. Bazı allerjik maddeler ve özellikle süt, buğday, yumurta, gluten, gliadin yapılan cilt testlerinde tepki vermeyebilir. Bu maddelere allerji yokmuş gibi kabul edilip diğer allerjenlere karşı yapılan aşı uygulaması, bu yüzden sınırlı etkiler yaratmaktadır. Yıllarca aşı tedavisi gördüğü halde bir türlü iyileşemeyen hasta sayısı oldukca fazladır.

    Biorezonans test metodunda kişiye dokunduğu düşünülen her maddeye karşı test yapılabilmekte ve uygulanan terapiyle iyileşme temin edilebilmektedir. Hastalığa yol açan ana allerjenler süt, buğday, yumurta, gluten, gliadin, mantarlar) tespit edilemezse, çok bilinen ev tozu akarı ve polen allerjileri için aşı tedavisi yapılsa bile, başka allerjenler ortaya çıkmakta ve hastalık tablosunda temelden bir iyileşme sağlanamamaktadır. Biorezonansın allerjik hastalıkların tedavisine getirdiği inanılmaz çözüm tüm alerjenleri test edip tespit edebilme ve kalıcı olarak iyileştirebilme başarısını yatmaktadır.

    Allerjik bünye sağlıklı insanlar için hiçbir olumsuz etkisi olmayan maddelerle karşılaştığı zaman tepki vermektedir. Allerjik vücut o maddeyi “yabancı madde” olarak algılar ve bağışıklık sistemi onunla savaşmaya başlar ve bu nedenle allerjik reaksiyonlar meydana gelir. Allerjik hastalıklar bu şekilde kendini gösterir. Tedaviye önce allerji testleri yapılarak başlanır. Allerji yapan maddeler test yoluyla tespit edildikten sonra kişinin kaç maddeye allerjisi olduğuna ve önceliğe göre bir tedavi planı hazırlanır ve hastaya uygulanır. Tedavi yaklaşık 1 saat süren seanslar halinde, haftada bir kez uygulanır. Tedaviye, kişide tespit edilen ana allerjilerle başlanır.

    Biorezonans terapisi temel olarak bu allerjen maddelerin vücuttaki patolojik frekansını sıfırlamayı ve vücuda güçlendirilmiş normal fiziksel frekanslar vermeyi hedefler. İyileşme ara testlerle kolayca takip edilebilir.

    Tedaviden sonra organizma allerji yapan maddeleri,normal frekans kodunda algılamaya başladığı için, hastalık tablosu oluşmaz. Örneğin; Süte allerjisi olan bir kişi, bir dönem perhize tabi tutulur ve bu süre içinde biorezonans terapisi uygulanır. Ardından test edildiğinde süt allerjisinin geçtiği görülürse, kişi yeniden bu ürünü tüketmeye başlayabilir. Artık bu aşamadan itibaren bu ürünün tüketilmesiyle allerjik reaksiyon oluşmaz. Süt, tedavi öncesinde yabancı madde olarak algılandığı halde artık normal kişilerde olduğu gibi “süt” olarak algılanır.

    Biorezonans yöntemi ile yapılan allerji terapisi, yan etkisi olmayan ilaçsız ve yüksek etkili bir terapidir. Hastalarda hemen rahatlama görülmeye başlanır.

  • Biorezonans, migren tedavisinde çok iyi neticeler almakta..

    Biorezonans, migren tedavisinde çok iyi neticeler almakta..

    Migren, soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Başın bir bölgesinde başladığından “yarım başağrısı” olarak da bilinir. Bazen başağrısına göz, dudak, ense ve sırt ağrıları eşlik eder. Zonklayıcıdır, giderek şiddetlenir, genişler, kafa yarısını veya tamamını etkiler.

    Bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olabilen migren ağrıları birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce, hatta günlerce devam edebilir. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma görülür. Gözün önünde siyah benekler, bulanık lekeler uçuşur.

    Bazı kimseler konuşmakta zorluk çekerler, ses ve ışığa hassasiyet gösterirler, dudak ve dişlerinde ağrı, hassasiyet ve uyuşma oluşur.

    Boyun atlas ve C2 omurga eksen kaymalarının yarattığı migren hastalığında ise beyni besleyen vertebralis damarlar ve yüz bölgesindeki sinirlere baskı oluştuğundan, bu bölgede gerilim arttığından, şiddetli baş ağrısı, yüz sinirlerinde hassasiyet, ense ve boyun ağrısı, boyun tutulması ve mide bulantısı oluşmaktadır.

    Migreni tetikleyen faktörler:

    Stres: heyecan, gerginlik, yorgunluk ve yoğun duygular migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.
    Hormonal değişiklikler: kadınların büyük çoğunluğunda migren atakları adet döneminde sıklaşır ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur.
    Bazı yiyecek ve içecekler: kişiden kişiye değişen hassasiyetle, yiyecek ve içeceklerdeki bazı maddeler damarları doğrudan etkileyerek genişlemelerine neden olarak, bazı maddeler ise dolaylı refleks yollar ile ağrıyı başlatabilirler. Örneğin, alkol doğrudan etki ederken kafein ve nikotin gibi maddeler dolaylı olarak etki etmektedirler.
    Uyku: fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.
    İklim değişiklikleri: bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.
    Kokular: Bazı ağır kokular migreni provoke edebilmektedirler.

    Migrenin Biorezonans ile tedavisi:

    Klasik tedavilerden farklı olarak, ilaçsız ve yan etkisiz bir tedavi sunan biorezonans terapilerinin migren hastalarındaki etkileri çok olumludur. Biorezonans tedavisi öncesi uygulanan rutin kan testi hastanın migrenini tetikleyen maddeleri saptayabilir. Vücud dengesini bozan blokajları kaldırarak sağlıklı eski konumuna döndürür.

    Biorezonans yöntemi biofiziksel düzeyde konumlanmakta ve vücudun elektromanyetik alanının bilgisini kullanmaktadır. Hücresel iletişimi hastalandırıcı frekans örneği, iyileştirici frekans örneğine dönüştürülür. Hastanın vücuduna ait elektromanyetik titreşimler elektrotlar ile biorezonans cihazına aktarılır. Özel bir ayırıcı güçlendirici, sinyal akışının bozulmasını engellemek için giriş ve çıkış potansiyellerini ayırır. Başka fonksiyonlar ek frekans modülasyonları sağlar. Hazırlanan frekanslar, elektronik koruyucu devrelerle vücuda geri gönderilir. Çıkış sinyali de manyetik bir değişim alanından geçirilerek vücuda gönderilir. “Odaklı” ayarlamalar özgün tedaviyi mümkün kılar.

  • Bel fıtığında tedavi seçenekleri

    Oldukça yaygın bir şekilde, hemen herkeste görülebilecek bir rahatsızlık olan bel fıtığının tedavisinde, yüksek bir oranda medikal ve fizik tedavi yöntemleriyle tercih edilmektedir. Buna karşın düşük bir oranda da olsa bazı bel fıtığı rahatsızlıklarında cerrahi tedavi gerekmektedir. Günümüzde cerrahi tedavi %80 oranda hastanede yatmayı gerektirmeyecek düzeyde kolaylaşmıştır.

    Yatak İstirahati

    Rahatsızlığın ilk evresinde olan hastalar için ilk uygulanacak tedavi yöntemi yatak istirahatidir. Omurgalar arasında yer alan kıkırdak, yırtıldığında yüksek oranda su içerir. İstirahat sayesinde vücut suyu emer ve kıkırdağın hacmi küçülür. Böylece sinire olan baskı da azalır. 4 gün üzeri yatak istirahati bilmsel olarak hastaya ek fayda sağlamaz.

    İlaç Tedavisi

    Yatak istirahatinden sonra ya da yatak istirahatine ek olarak bazı analjezik- antienflamatuar ve adele gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlar hem ağrıyı keserler hem de yırtılan kıkırdağın etrafındaki ödemin çözülmesine yardımcı olurlar. Yatak istirahati biten kişilerin adele gevşetici ilaç kullanımına devam etmesi sakıncalı olabilmektedir. Çünkü gevşeyen adelelerle iş yapmak omurgaya daha fazla yük binmesine yol açar. Bu da fıtığınızın büyümesi anlamına gelir.

    Fizik Tedavi

    Fıtık nedeniyle oluşan ödemi ve spazmı çözmek için fizik tedaviye başvurulur. Fizik tedavide uygulanan egzersizlerin amacı, sırt ve karın kaslarını daha güçlü bir hale getirerek omurganın kemiklere binen yükünü dengelemektir. Egzersizlerin süreleri başlangıçta kısa olup gün geçtikçe artar. Bacak ağrısı çok olan hastalara veya ayağında uyuşma güç kaybı olan hastlara önerilmez.

    Cerrahi Tedavi

    Rahatsızlığı ileri seviyede olan hastalar için cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Kişinin ağrısı günlük hayatını ısrarla olumsuz etkiliyorsa veya ayağında ilerleyici his-güç kaybı varsa cerrahi tedaviler gündeme gelir. Yapılan ameliyatla kıkırdağın omuriliğe ve sinirlere olan baskısı ortadan kaldırılır. Ameliyatlarda diskektomi, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomi teknikleri kullanılır. Cerrahi tedavinin ardından hastalar kısa sürede normal hayatlarına geri dönebilmektedirler. Ayrıca ileriki zamanlarda fıtığın tekrarlama ihtimali de bu tedaviler sayesinde en aza indirilir. Bugün uyguladığımız endoskobik ve mikrocerrahi yöntemlerin beraber kullanılması ile takrar fıtık olma ihtimali neredeyse ortadan kaldırılır.

  • Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji

    Oksipital nevralji, genellikle başın bir tarafında başın arkası ve kulak arkasında boynun üst kısmında elektrik çarpması gibi zonklayıcı ve kronik bir ağrı ile karakterize baş ağrısının farklı bir türüdür.

    Nedeni

    Tipik olarak, oksipital nevralji ağrısı boyunda başlar ve daha sonra yukarı doğru yayılır. Bazı bireyler de ağrı kafa derisi, alın bölgesi ve gözlerin arkasında olabilir. Bu hastaların kafa derisi dokunmaya karşı hassas, özellikle gözleri ışığa karşı duyarlı olabilir. Ağrının yeri büyük ve küçük oksipital sinirler tarafından sağlanan alanları ile ilgilidir. Bu alanlar kafa derisi,kafanın arka tarafı ve boyun üst bölgesidir. Ağrı sinirlerin tahriş ya da yaralanmalarının neden olduğu, osteoartrit, aşırı sıkı boyun kasları ile sinirlerin sıkışması, baş arkasına travma sonucu olabilir. Tümörler ya da boynun lezyonları diğer nedenleridir. Lokalize iltihap veya enfeksiyon, gut hastalığı, diyabet, damar iltihabı (vaskülit), ve başını sık uzun sürelerle aşağıya ve öne doğru durumda tutmak (uygunsuz postür) aynı zamanda oksipital nevralji ile ilişkilidir. Pek çok durumda, bununla birlikte, hiçbir neden bulunamayabilir. Bir anestezik sinir bloğundan sonra pozitif tepki (ağrı kesici) teşhisi teyit edecektir.

    Tedavi

    Tedavi genellikle semptomatiktir ve masaj ve dinlenme içerir. Bazı durumlarda, özellikle şiddetli ağrılarda antidepresanlar kullanılabilir. Diğer tedaviler doğrudan etkilenen bölgeye lokal sinir blokları ve steroid enjeksiyonları içerebilir.

    Cerrahi tedavi

    Ağrı kronik hal alırsa veya konservatif tedaviden faydalanmıyor ve çok şiddetli ise yapılması gerekir. Mikrovaskuler dekompresyon ve nörostimülasyon tedavide 2 farklı yöntemdir. Mikrovasküler dekompresyon ile kafa cildi altındaki snirin üzerindeki fasya denen zar tabaka kesilerek sinir baskıdan kurtarılır.

  • Servikal dar kanal ve miyelopati tedavisi

    Omurganız omuriliğinizi ve sinirlerinizi korur, ayakta durmanıza ve eğilmenize izin verir. Boyun omurlarında aşınma ve yıpranma nedeni omurilik kanalında daralma meydana gelmektedir. Omurilik kanalındaki daralma nedeni ile omurilik ve kollara giden sinirlerde bası ve basıya bağlı olarak hasar ortaya çıkabilir.

    Kanal Daralması Nedir?

    Omurilik kanal daralması sıklıkla 50 yaşın üstündeki kişilerde görülür. Artrit ve skolyoz gibi hastalıklar spinal stenozu kötüleştirebilir.Hastalarda hiçbir bulgu olmayacağı gibi yavaş yavaş veya aniden ortaya çıkan semptomlara sahip olabilirler. Bu belirtiler arasında şunlar olabilir:
    • Boyunda veya sırtta ağrı
    • Kollarda veya bacaklarınızda uyuşma, yanma
    • Yürürken dengesizlik
    • Parmaklarda, ellerde, kollarda ve bacaklarda zayıflık

    Tanı:

    Hastanın şikayetleri, muayene ve görüntülemeleri ile tanı konulur. Omurilik hasarının şiddetini değerlendirmek için uluslarası bir standart olarak Modifiye Japon Ortopedi Birliği Ölçeğini kullanıyoruz. Ölçek ile kol ve bacaklarda uyuşma, halsizlik ve koordinasyon problemleri, mesane
    ve bağırsak problemleri, ellerin ince motor becerileri ve denge sorunları değerlendirilir. Omuriliğin yapısını değerlendirmek amacıyla MR kullanılmaktadır.

    Tedavi

    Servikal dar kanal şikayeti olan hastaların duruş, boyun hareketliliği, güç ve esnekliğinin kapsamlı
    bir şekilde değerlendirilmesinden sonra fizyoterapist eşliğinde birebir eğitime alınır.

    Cerrahi olmayan ek tedaviler şunlardır:

    Yanma, karıncalanma ve uyuşukluk belirtileri için anti-inflamatuar ilaçlar ve nöropatik ağrı kesici ilaçlar
    Dengeyi yeniden kurmak ve düşmeleri önlemek için eğitim Kilo kaybı rehberliği, daha sağlıklı beslenme ve omurga üzerinde baskıyı hafifletmek için egzersiz önerileri, sırt kaslarını güçlendirmek için pilates ve yoga

    Cerrahi Tedaviler

    Servikal dar kanalın yanında miyelopati varsa tedavi amıyla cerrahi gerekebilir. Cerrahi daha fazla omurilik hasarını önleyebilir ve fizik tedavi ile birlikte iyileşmesi sağlanabilir. Ameliyatınız için değerlendirdiğimizde ek çalışmalar yapabiliriz:

    Sinir problemlerine bağlı kas güçsüzlüğünü saptayabilen elektromiyografi (EMG)
    Röntgen filmleri
    Bilgisayarlı tomografi (BT)
    Manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
    Sizin için gereken en uygun cerrahi yöntem seçilecektir.
    Boyunun önünden veya arkasından sinir basısını ortadan kaldırmaya yönelik cerrahi.
    Laminektomi boynun arkasından yapılır, omurun bası yapan kısmı çıkarılır ve gerekirse

  • Omurga kırıkları ve cerrahi tedavi

    Ufak travmalar sonrası bile omurga kırıkları ortaya çıkabilir. Bu kırıkların büyük bir kısmı cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymaz. Ancak yüksek enerjili travma sonucu ortaya çıkan omurga kırıkları cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyabilir. Yüksek enerji ile ortaya çıkan kırıklar omurgada instabiliteye ve omurilik hasarına neden olmaktadır.

    Osteoporoz nedeniyle zayıflayan kemikte kırık ve kırık sonucu ağrı olabilir.

    Gelişen yeni tekniklerle hastaya kifoplasti yada vertebroplasti denilen yöntemlerle kemik içine sement enjeksiyonu yapılabilir. Hastanın minimal girişim ile ağrısı azaltılarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    Kırığa Yol Açan Nedenler Nelerdir?

    Herhangi bir nedenle omurga üzerine binen aşırı yüklenmeler nedeni ile kırık ortaya çıkabillir. Omurganın ön bölümünde çökme kırığı olabilleceği gibi patlama kırığı nedeni ile omurganın tüm bölümlerinde kırık ortaya çıkabilir.
    Osteoporoz kırığa neden olan temel sebeplerden biridir.

    Tedavi seçenekleri Nelerdir?

    Medikal Tedavi

    Kırıkların çoğunun tedavisi istirahat ve ağrı kesici kullanmaktır. Korse kullanımı ağrıyı azaltmakta etkilidir.

    Cerrahi Tedavi

    • Vertebroplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kemik içine segment enjekte etme yöntemidir. Bu şekilde hastanın ağrısını azaltarak kemiğin güçlendirilmesi sağlanır.

    • Kifoplasti

    Kanül aracılığı ile kırık omurganın içine girilerek kırık omurga gövdesinde balon şişirilerek bu boşluk içine segment yerleştirme yöntemidir.

    Tanı ve Tedavi

    Tanı ve tedavi amacıyla doktorunuza başvurun.

  • Bel kayması nedir ? Derecesi nasıl belirlenir ?

    Omurga, omur adı verilen kemiklerin üt üste gelecek şekilde muntazam bir biçimde belli bir sistematik dizilim göstermesiyle oluşan ve içerisinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Omurlar birbirlerine ön tarafta diskler arka tarafta eklemler yardımı ile bağlanmaktadır.

    Bel kayması tıp dilindeki adı spondilolisteziste iki komşu omurdan üsttekinin alttaki omura göre öne veya arkaya doğru yer değiştirmesi suretiyle oluşur. Bu sebeple omurganın içinden geçen omuriliğin sıkışmasına ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi semptomların oluşmasına neden olur.

    Kayma en sık bel omurlarının en altından yani en sık L5-S1 seviyesinden bazen de L4-5 seviyesinden kaynaklanır.

    Kayma Derecesi Nasıl Belirlenir ?

    Bel Kaymasının Tipleri Nelerdir ?

    Displastik Spondilolistezis​

    Bel kemikleri arasındaki eklemlerde doğuştan veya gelişimsel olarak yapısının bozulması sebebiyle oluşur.

    İstmik Spondilolistezis

    Beli ciddi derecede zorlayan, tekrarlayıcı bazı manevralardan sonra bel omurlarındaki eklemlerin tek taraflı veya çift taraflı olarak kırıklarından kaynaklanır. Genellikle genç atletlerde gözlemlenir.

    Dejeneratif Spondilolistezis

    Omurga ve etrafındaki bağ dokularının yaşlanarak yıpranması sonrasında oluşur. En sık L4-5 seviyesinde gözlemlenir ve genellikle beraberinde omurgada dar kanal tablosu eşlik eder.​

    Travmatik Spondilolistezis

    Omurgada ciddi bir travma sonrasında oluşan kırıkara bağlı gözlemlenen

    Patolojik Spondilolistezis

    Bölgesel veya yaygın olarak gözlemlenen kemik hastalıklarına bağlı oluşan

    Bel Kaymasının Bulguları Nelerdir ?​

    En sık bulgu ağrıdır. Çoğu hastada ağrı istirahatle geçer, günlük aktivite ile artar. Bacak ağrısı ikinci sıklıkta gözlemlenir. Sinir kökünün bası ve ve kanal darlığının eşlik ettiği dejeneratif spondilolisteziste gözlemlenir. Çocuklarda görülen hafif ve orta düzey kaymalarda bel ağrısı ve kas spazmı gözlemlenir, %50 den fazla kayma mevcutsa bel ve bacak ağrısı, duruş bozukluğu ve ördekvari yürüyüş şeklinde kendini gösterebilir. Çok ileri bulgularda nadir de olsa idrar ve dışkı yapmada fonksiyon bozukluğu olarak kendini gösterir.

    Bel Kaymasının Tanısı Nasıl Konulur ?

    Hastanın fizik muayenesi esastır. Direkt grafiler, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans tanı koymada yardımcı tetkiklerdir.

    Bel Kayması Nasıl Tedavi Edilir ?​

    Hastanın şikayeti şiddetli değil ve kayma derecesi hafif ise, muayenede sinir bası semptomları yoksa istirahat, ağrı kesici ve antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, bel ve karın kaslarını güçlendirmek, korse desteği gibi cerrahi dışı tedaviler denenmelidir.

    Ağrının devam etmesi durumunda bel kemikleri arasındaki eklemlere veya sinir kökü üzerine steroid enjeksiyonlar uygulanabilir.

    Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve egzersiz programlarından fayda görmeyen ve semptomları gerilemeyen hastalarda önerilmektedir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuzla iletişime geçiniz.

  • Ağrı cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenler

    Vücudun bazı kısımlarında darbe, kesik ya da yaralanmalardan kaynaklanan ağrılar, çok sayıda geçirilmiş ameliyatlar sonucunda ortaya çıkan ağrılar, tümör-kanser ağrıları gibi ağrılar sürekli bir hal almışsa ve diğer müdahalelerle tedavi edilemiyorsa ağrı cerrahisine başvurmak gerekebilir.

    Kullanılan tedaviler nelerdir?

    Ağrı cerrahisinde kullanılan birçok yöntem olsa da, en etkili yöntemler şunlardır:

    Spinal Kort Stimülasyonu

    · Kordotomi

    · Ağrı Pompası

    Bu yöntemleri kısaca özetlemek gerekirse;

    Spinal Kort Stimülasyonu: Omurilik zarı üzerine, omurilikteki ağrı yolları boyunca elektrotlar (lead) yerleştirilip bir güç kaynağına (pil) bağlanmaktadır. Ağrı yolları pil aracılığı ile uyarıldığı zaman istemediğimiz ağrılar bu yollardan geçememekte ve beyine ulaşamamaktadır. Böylece hasta ağrıyı hissetmez.

    Kordotomi: Omurilikteki ağrı yollarının cerrahi olarak kesilmesi. Daha çok kansere bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Fantom ağrılarda uygulanabilir.

    Ağrı Pompası: Ağrı pompası vücuda yerleştirilir ve buradan omurilik içindeki suya kontrollü bir şekilde anestezik madde verilir. En sık tümör ve kanser ağrılarında kullanılır.

    Ağrı cerrahisi tedavide olabilecek en son seçenek olmalıdır. Sonuç olarak bu cerrahi hastalığı tedavi etmez. Hastanın ağrıyı hissetmemesi için yapılır. Ayrıca bu ameliyatlardan sonra hastanın düzenli takip edilmesi gerekir. Ağrı cerrahisi, giderilemeyen ağrıların çözümünde çok büyük kolaylık sağlamakla birlikte hemen her türlü ağrıya uygulanması ya da yanlış bölgeye yanlış tedavinin uygulanması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ağrı cerrahisinin derdinize derman olup olamayacağını öğrenmek için bir uzmana danışmakta elbette fayda var.

  • Skolyoz çeşitleri

    Ayakta duran bir kişiye arkadan bakıldığı zaman omurga dizilimi düzdür. Eğer eğri ise buna “skolyoz” denir. Sırtında ve belinde eğrilik olduğu, bir omzunun diğerine göre daha aşağıda olduğu, bel kavisinin bozulduğu ve sırtının bir tarafındaki kaburgaların çıkıntılık yaptığı-tümsek oluşturduğu görülür. Bu eğrilik sağa ya da sola doğru eğrilik olabilir.

    Skolyozun birkaç çeşidi vardır. En sık görülenlerinden kıssaca bahsedersek:
    İdiopatik skolyoz: Nedeni belli değildir. En sık görülen skolyoz çeşididir. Ailesel yatkınlık vardır. Kızlarda erkeklere göre 10 kat fazla görülür. 10-11 yaşlarında başlayıp eğer fark edilmezse 14-15 yaşlarında iyice ilerlemiş olur.

    Konjenital skolyoz: Omurgada oluşum anomalisi vardır. Tedavisi çoğu zaman cerrahidir. 4-5 yaşına kadar fark edilirse çok daha basit ameliyatla, belki de enstrümana (platin) gerek kalmadan tedavi edilebilir.

    Dejeneratif skolyoz: İleri yaşlarda (50-60 yaşlarından sonra) ortaya çıkan skolyozdur. Bel ve sırt ağrısı vardır. Bacak ağrısı olabilir. Yürüme mesafesi kısalmıştır.

    Nöromüsküler skolyoz: Kas zayıflığı ya da felçliğe bağlı skolyozdur

    Diğer skolyoz çeşitleri: Postürel skolyoz (duruş bozukluğuna bağlı), omurga kırığına bağlı skolyoz, omurga iltahabına bağlı skolyoz, bel ağrısına bağlı skolyoz.

    Skolyoz cerrahi olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak skolyozun çeşidine ve durumuna göre bir süre korse ile takip edilebilir, karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler verilebilir. Ameliyattan sonra genellikle hastalar uzun süre (yılları içine alan) takipte tutulur. Tedavi açısından en önemlisi hastalığın erken fark edilmesi, takip ve tedavinin doğru planlanmış olmasıdır.

  • Beyin tümörleri ve belirtileri?

    Beyin tümörleri iki şekilde olabilir. Bunlardan biri beynin kendine ait tümörü diğeri ise vücudun başka bir yerinde oluşmuş olan kanserin beyne atlamasıdır (metastaz).

    Beynin kendine ait tümörleri iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu beyin tümörleri beynin içerisinde giderek büyür, yer işgal eder, düzgün sınırlıdır ve genellikle kapsüllüdür. İyi huylu tümörler yerleşim yerine göre tamamen çıkarılabilir. Kötü huylu tümörler ise beynin içerisine parmak şeklinde girerek yayılmıştır. Bu nedenle sınırları pek belirgin değildir. Tamamen çıkarılmaları çoğu kez mümkün olmaz.

    Beyinde gördüğümüz diğer tümörler ise metastaz dediğimiz, vücudun başka bir yerinde başlamış olan kanserin beyine atlamasıdır. Aslında en sık gördüğümüz beyin tümörleri metastazlardır. Beyinde görünen tümörleri %80 i metastazıdır. Sıklıkla akciğer, meme, prostat kanserlerinde görülebilir.

    Beyin tümörlerinin belirtilerine gelince önce baş ağrısı olur. Baş ağrısı sabah kalkıldığında vardır. Sabah daha fazla olup gün içinde azalabilir. Tümör daha da ilerledikçe vücudunun bir tarafında uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı başlayabilir. Hastada bayılma nöbetleri, sara hastalığı olabilir. Hastalık daha da ilerlerse davranış bozuklukları başlar, şuuru kapanır. Tanı hastayı dinleyerek, muayene ederek ve radyolojik tetkiklerle konulur.

    Tedavi öncelikle cerrahidir. Ancak hastanın durumuna göre bir süre beklenebilir, direkt ışın tedavisi (radioterapi) yapılabilir. Bir diğer tedavi şeklide kemoterapidir (ilaç). Genellikle bu üç tedavi şekli birlikte uygulanır. Çoğu kez önce ameliyat edilir. Böylelikle aynı zamanda tümörün patolojik tanısı da konmuş olur. Buna göre radyoterapi ve kemoterapi planlanır. Çünkü her türlü beyin tümörü ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine duyarlı değildir. Tümörlerin ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine ne kadar duyarlı olduğu patolojik tanıdan sonra anlaşılır. Daha sonra gerekirse rehabilitasyon da yapılabilir.