Etiket: Tedavi

  • İdrar yolu enfeksyonu

    Çocuklarda idrar yolu enfeksyonlari

    İdrar yolu enfeksiyonları çocukluk çağının sık görülen hastalıklardan biridir.

    Ancak ,sinsi seyretmesi ve tedavi edilmediği takdirde ağır sonuçlara yol açması diğer çocuk

    Hastalıklarından ayrı bir önem taşır.

    11 yaşına gelen her 100 erkek çocuktan birinin, her yüz kız çocuktan üçünün bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği kabul edilir. Nedeni belli olmayan her yüz ateşli çocuktan beşinde idrar yolu enfeksiyonu vardır.

    İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman çocuk ve aile tarafından fark edilemeyecek

    Kadar silik belirtilerle seyreder.özellikle kronik seyirli hastalık kolayca gözden kaçırılıp yıllarca tedavisiz kalabilir; sonuçta ciddi organ hasarı olur.

    Tüm bu sebeplerden ötürü ailelerin idrar yollarının yapısı ve hastalıkları üzerine bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir.

    İdrar yolları yapısına kısaca değinelim;idrar böbreklerde üretilir,üreterler ile idrar torbasına akıtılır ve burada depolanır.idrar torbasında (mesane ) toplanan idrar,boşalması gerektiği zaman mesane dibindeki kasların gevşemesi ile üretra kanalı yoluyla dışarı atılır.

    Üretra ,erkek çocukta penis ucunda sonlanırken kız çocuklarda vajen açıklığının hemen üstüne açılır.

    Sağlıklı çocukta ,idrar da hiç bakteri bulunmaz.idrar da saptanan bakteri iki yerden kaynaklanabilir:

    1_anüs ve genital bölgeden bulaşan bakteriler

    2_kan yoluyla vücudun başka bölgelerinden gelen yerleşen bakteriler

    idrar yolu enfeksiyonu böbrek de yerleşirse piyelonefrit ; mesanede yerleşirse sistit;üretrada yerleşirse üretrit olarak adlandırılır.

    İdrar yolu enfeksiyonunda görülen başlıca belirtiler şunlardır: ateş,sık ve ağrılı idrar yapma,alt ıslatma veya karın,yan ve sırt ağrısı;iştahsızlık,kusma kötü kokulu,kanlı,tortulu idrar yapma ve bebekte huysuzluk ve gelişme geriliği

    Yukarıdaki belirtilen bir veya birkaçı görülen bebekte aile vakit kaybetmeden çocuk hekimine danışmalıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonunun hekim tarafından tespit edilmesindeki ilk ve temel adım idrar tahlilidir.idrar genital bölgeye plastik bir torba yapıştırarak,idrar sondasıyla veya daha hassas bir inceleme gerekiyorsa, mesaneye enjektör ile girilerek alınabilir.

    İdrar yolu enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilir.hastalığın şiddetine göre uygun antibiyotik ve uygulama şekli mutlaka çocuk hekimi tarafından belirlenir.

    Eğer hastalık çok ağır belirtilerle seyrediyorsa enjeksiyon tarzında uygulama gerekebilir.hafif vakalarda ağız dan verilen tedaviler yeterli olur.bu tedavilerin erkenden ve etkili şekilde yapılması enfeksiyonun yayılmasını ve böbrek hasarı oluşmasını önlemek açısından son derece önemlidir.tedavi genellikle 7-14 gün süre ile düzenli şekilde uygulanır.ilaçların tam ve düzgün alındığından emin olunmalıdır.

    Tedavi yarıda kesilirse hastalık daha ağır şekilde nüks edecektir.

    Bazı durumlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının altında,doğumsal idrar yolu anatomik bozukluğu bulunabilir.idrar mesanede göllenir ve üreterlere doğru kaçış (reflü)bulunabilir.

    Sağlıklı boşaltılamayan idrar,zamanla iltihaplanır ve kronik enfeksiyon süreci başlar.

    Bu çocuklardaki hastalık tedavilere rağmen sık sık tekrarlar.

    Böylesi bir anatomik bozukluğun saptanması ilaçlı böbrek filmi (İVP)veya katater ile mesaneye renkli ilaç verilip görüntülenme yoluyla olur.

    Bunun yanı sıra diğer görüntüleme yöntemleride,teşhis de yardımcıdır.

    Anatomik bozukluğa bağlı kronik enfeksiyonlarda altta yatan bozukluk cerrahi yöntemi ile düzeltilmek zorundadır.

    Erken teşhis ve tedavi ile hayati önemi olan böbrekler korunmuş olacaktır.

  • Çocuklarda inmemiş testis

    Çocuklarda inmemiş testis

    Her iki testis erişkinde karnın altında ve penisin arkasında skrotum denilen deri bir torba içinde bulunurlar. Anne karnındayken ise böbreklerin hemen altında, yani karın içerisindedirler. Doğumdan önceki 7. ayda bu bölgeden yola çıkarak kasık kanalından geçer ve doğuma yakın torbalara inerler. İnmemiş testis Bu yolculuğun gerçekleşmemesi sonucunda ortaya çıkar. Zamanında doğan 100 bebeğin yaklaşık 3 tanesinde görülmektedir. Erken doğan ve gelişmesini tamamlayamamış bebeklerde (prematüreler) ise % 33 oranında görülür. Erken doğan bebekler zamanla kilo almaya başladıkça testis inmeye başlar. Zamanında doğan bebeklerde de ilk birkaç haftada veya ayda kendiliğinden iniş oluşabilir, böylelikle 1 yaşında yaklaşık % 0.8-1 çocukta hala inmemiş testis mevcut olabilir.

    Nedenleri konusunda bir çok fikir ileri sürülmüş olmasına rağmen henüz oluşum mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak inmemiş testisli çocuklarda kısırlık ve testis kanseri riski normal popülasyona göre daha yüksektir, bu nedenle mutlaka tedavi ve takibi gereklidir.

    Gerçek inmemiş testis 6. aydan sonra kesinlikle inmez ve testisteki değişiklikler bu dönemden sonra başlar ve sperm üreten hücreler zaman geçtikçe zarar görür.

    Bazı aileler çocuklarının testislerinin zaman zaman kasık kanalına doğru kaçtığını, ama yukarıdan aşağıya doğru nazik bir şekilde itilidiğinde skrotum içine yerleştiğini gözlemlediklerini ifade ederler. Annelerin bu gözlemleri gerçektir ve bu durum hareketli (retraktil) testis olarak isimlendirilir. Retraktil testisler 5-6 yaş arasındaki çocuklarda sıktır. Bu vakalar çoğu zaman (ve yeterli dikkat gösterilmediğinde) gerçek inmemiş testis ile karışabilir. Genellikle çift taraflı olan retraktil testisler tedaviye ihtiyaç göstermeden ergenliğin erken döneminde tam olarak torbaya (skrotuma) yerleşirler. Retraktil testisler çoğu zaman torba içinde olduklarından sperm üretimi etkilenmez.

    Aileler bebeklerinin testislerinin yerinde olup olmadığını doğumdan itibaren kontrol etmelidirler. Testislerinden birisi veya ikisi birden yerinde yoksa veya aile bu konuda bir şüphe duyuyorsa bebeği mutlaka bir hekime, tercihen bir çocuk ürolojisi uzmanına götürmeleri gereklidir. İnmemiş testisi olan bebeklerin 1 yaşından önce mutlaka incelenmiş olması gerekir. Böylece hekimlerin erken dönemde inmemiş testis ile birlikte başka bir sorun olup olmadığını özellikle de bebeğin cinsiyetinde şüpheye yol açan bir sorun olup olmadığını araştırmaları sağlanmış olur.

    Tedavisinde ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere iki seçenek vardır. Cerrahi tedavide amaç tek veya bazen iki seansta testisin torbadaki normal pozisyonuna getirilmesidir. Testisler normal gelişimlerini sürdürebilmeleri için mutlaka normal olması gereken pozisyonlarında olmak zorundadırlar. Burada yer almazlarsa, her şeyden önce, gelişimleri bozulur ve giderek küçülürler.

    2001 yılından beri, inmemiş testisin cerrahi tedavisini, yumurtalık kesesine (skrotuma) yaptığımız küçük bir kesi ile farklı bir teknikle yapılmaktayız. Skrotal Orşiopeksi adı verilen bu ameliyat tekniği ile tüm dünyada yapılan en fazla hasta sayısına sahibiz. Klasik tedavide yapılan kasık kesisi bu ameliyatta yapılmamaktadır. Böylece çocuklar daha erken dönemde ayağa kalkmakta ve daha az komplikasyon görülmektedir. Bu ameliyat tekniğinin önemli avantajlarından biri de ameliyat izi kalmamasıdır. Bu konu ile ilgili tüm dünya çapında önemli dergilerde yayınlanmış çeşitli çalışmalarımız da bulunmaktadır.

    Ameliyat sonrasında 5 gün boyunca yapılacak pansuman sonrasında günlük normal hayata dönülmektedir.

  • TÜP BEBEK VE HAMİLELİKTE HİPNOZ

    TÜP BEBEK VE HAMİLELİKTE HİPNOZ

    “İsrail Soroka Üniversitesi’nde bir araştırma yapıldı. Araştırmanın başkanlığını yürüten Dr. Eliahu Levitas tüp bebek tedavisi gören 185 kadın bu araştırmaya gönüllü katılır. Tedavi sırasında yapılan rutin işlemlerin yanında hipnozdan faydalanan kadınların yüzde 28’i gebe kalırken, hipnoz seanslarına katılmayan diğer gruptaki kadınlarda bu oran% 14’de kalır.

    Embriyo Naklinde Hipnoz’un Katkısı

    Hamileliği embriyo transferi ile gerçekleştirecek olan anne adaylarına bu işlem stresli bir süreç içinde gerçekleştirilir. Hipnozun veya kişinin kendi kendine uyguladığı otohipnoz’un kişiyi sakinleştirmesi tüp bebek tedavisinin de başarılı sonuçlanmasına da olumlu etkilemektedir.

    Annenin Olumsuz Ruh Hali Tüp Bebek Tedavisini Olumsuz Etkileyebilir

    “HipnoFertility” (hipnotik Doğurganlık) ABD ve Kanada da binlerce anne adayına uygulanmaktadır. Olasılıklar üzerine kurulu bu işlemde hipnozun kullanılması hamileliği en az iki kat arttırdığı gözlemlenmiştir.

    Her geçen gün daha çok kadın, hipnozun doğumla sonuçlanan gebe kalma şanslarını arttırdığına inanıyor. Yapılan bazı araştırmalar da kadınların bu inancını destekler nitelikte.

    1993’ten bu yana anksiyete (kaygı) ve depresyon zihin beden uyumu ile çok ilişkili olduğu açıkça söylenebilir. Bu ilişkiyi kuvvetlendiren inanç, duygu, moral, motivasyon, telkin vb araçlardan yararlanmak konusunda hipnoz güzel bir araç olacaktır.

    Tüp bebek tedavisi görünürde teknik bir konu gibi dururken vücudun çok hassas ve kırılgan döllenme işini gerçekleştirmeye çalıştığını hatırlamak gerekir. Ortam, mahremiyetin korunması gibi endişelerin sebep olduğu stresle baş etmek zorlaşır.

    Hipnoz kişinin ihtiyaç duyduğu dinginliği en doğal sağlayan ve hiçbir zorlama gerektirmeyen doğal sistemiyle entegreli çalışır.

    Kendi Kendine Hipnoz Öğretilerek Mahremiyet Korunur

    Aslında her türlü hipnoz kendi kendine hipnoz olmakla birlikte. Hipnoz için mutlaka bir hipnozcunun olması gerektiğine inanılır. Başlangıçta rehberlik etmek ve hipnozu öğretmek için bu gerekli olsa bile aynı bir yabancı dili öğrendiğinizde konuşurken öğretmene ihtiyaç duymamanız gibi hipnoz da kişinin kendi kendine yapması öğrenilebilir bir sistemdir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Çocuklarda kabızlık sadece kader değil

    Çocuklarda kabızlık sadece kader değil

    ÇOCUKLARDA KABIZLIK

    En basit tanımı ile dışkılamada zorluk ya da gecikme olarak tanımlanan kabızlık bebeklerde ve çocuklarda sık görülen bir rahatsızlıktır.Bebeklerin kaka alışkanlıkları çok farklı olabilir.Normal olarak bazı bebekler günde 6-7 kez kaka yapabildikleri gibi, 4-5 günde bir kez de yapabilirler. Dışkılama sıklığı yaş ile azalır. Anne sütü alan bebeklerde günde en az 2 dışkılama, karışık beslenen süt çocuğunda haftada en az 3 dışkılama, büyük çocukta haftada en az 2 dışkılama olmalıdır. Anne sütü alan bebeklerde genellikle kabızlık fazla görülmez. İnek sütü veya formül mama alan bebeklerde kabızlık daha fazla görülür.

    Dışkılama sıklığı, 3-4 yaşındaki çocukların büyük çoğunluğunda günde 3 kez ile haftada 3 kez arasında değişmektedir. Buna göre kabızlık tanımı haftada 3 defadan az dışkılama alışkanlığı olarak ifade edilmektedir. Ancak bunun yanında dışkı kıvamı ve dışkılamanın ağrılı olması önemli bulgulardır. Her gün bir kez dışkılayan, ancak çok ağrılı ve sert kaka yapan bir çocuk da kabız olarak değerlendirilmelidir. Kabızlık demek için bebeğin veya çocuğun normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapmaması, kakasının sert çıkması, keçi pisliği şeklinde kaka yapması, karnının şişmesi, kaka yaparken zorlanması ve taze kan gelmesi gibi bulguların bir ya da birkaçının birlikte olması gerekir. Normal kıvamda kaka yaparken sadece çocuğun yüzünün kızarması kabızlık olarak kabul edilmez.

    Altına kaka kaçırma (enkoprezis) ise istemli veya istemsiz olarak katı, yumuşak veya sıvı dışkının tuvalet dışında bir yere kaçırılması olarak tanımlanır. Çoğunlukla kronik kabızlık sonucu oluşur, ancak bazen kabızlık olmadan enkoprezis görülebilir. Altına kaka kaçırma genelde 6-10 yaş arasındaki erkek çocuklarda görülür. Psikolojik veya organik nedenlere bağlı olabilir. Bu olgularda kabızlığın tedavisi yanında mutlaka psikolojik destek de gereklidir.

    KABIZLIĞIN NEDENLERİ:

    Çocukların %95’inden fazlasında sebep fonksiyoneldir, yapısal bir bozukluk yoktur.

    1. Anne sütü alan bebeklerde annenin ağırlıklı olarak kabızlığa yol açan diyetle beslenmesi.

    2. Çocuğun yeterli besin almaması,lifli (posalı) gıdalar almaması veya az su içmesi.

    3. Bazı enfeksiyöz, metabolik ve hormonal hastalıklar (hipotiroidi gibi).

    4. Ek besinlere geçiş ve diş çıkarma.

    5. Bebekte ve çocukta hareketsizlik.

    6. Tuvalete gitme isteksizliği.

    7. Tuvalet korkusu, erken tuvalet eğitimi veya sinirli, gergin annelerin çocuklarında psikolojik olarak kabızlık gelişebilir

    8. Bağırsaklarda doğuştan yeterli sinir olmaması (Hirschprung hastalığı).

    KABIZLIĞIN TEDAVİSİ:

    Öncelikle bilinmesi gereken tedavi edilemeyen kabızlık olmaz. Ancak kabızlık tedavisi bazen diyette yapılacak değişiklikle olabileceği gibi bazen de bır dizi ameliyat gerektirebilir. Buradaki en önemli nokta ailenin ‘doktora gittik, reçete aldık sadece ilaçları kullanarak hastalık geçecek ‘ düşüncesinde olmamasıdır. Tedavi bir süreç gerektirir ve bu sürede doktorla aile sıkı iletişimde bulunmalıdır.Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o kadar iyi olur.Tıbbi ve psikolojik yaklaşım birlikte olmalıdır.

    Tedavi sürecinde *Diyet, *Eğitim, *Medikal-İlaç tedavisi *İletişim ve uyum birlikteliği esastır.

    Aile ile güvenin sağlanması, dışkılama mekanizmasının anlatılması, hastanın eğitilmesi tedavinin ilk ve en önemli basamağını oluşturmaktadır. Bu arada gerekli diyet değişiklikleri yapılmalıdır. Her sabah aç karnına bir bardak su içilmesi, her yemekten sonra dışkılama hissi oluşmasa dahi tuvalete gidip 5-10 dakika oturma alışkanlığının yerleşmesi tuvalet eğitimi açısından önemlidir. Hastaların büyük kısmı bu aşamada tedaviye tanıt verir. Yanıt alınmayan kronik kabızlıklarda ise medikal tedavi düşünülmelidir. Bunun için öncelikle karın içindeki sert kakalar boşaltılmalı, sonra da bunların tekrar oluşmasını engellemek ve düzenli dışkılama için idame tedaviye geçilmelidir. İdame tedavide doktorun tavsiyesine göre verilen tedaviye en az 6 ay devam etmek gereklidir.

    1. Bol sıvı verilmeli.

    2. Küçük bebeklerde vucut egzersizleri faydalı olabilir.

    3. Tablo 1’deki kabızlığa yol açan gıdalardan kaçınılmalıdır.

    4. Tablo 2’deki kabızlığı engelleyen gıdalardan daha çok verilmelidir.

    5. Yeni bir mamaya geçişte kabızlık görülüyorsa mama değiştirilmelidir.

    6. Tedavi süresince inek sütü kesilmelidir.

    7. Tuvalet ihtiyacı ertelenmeden, hergün belli bir saatte (kahvaltı ve yemek sonrası)çocuk tuvalete oturtularak tuvalet alışkanlığı kazandırılmalıdır.

    8. Bir günlük tutularak günlük dışkı sayısı ve oluyorsa gaita kaçırmasının işaretlenmesi çocukta teşvik edicidir ve tedavinin takibi açısından önemlidir.

    9. Çocuk cezalandırılarak değil teşvik edilerek sorun giderilmeye çalışılmalıdır.

    Kabızlık çeken çocuğun kakası sert olduğu için kaka yaparken canı yanar ve bu yüzden kaka yapmak istemez. Fakat kaka yapmadıkça da kaka sertleşir ve gaita yaparken daha çok rahatsızlığa sebep olur. Tedavi de amaç bu kısır döngüyü kırmaktır. Kalın bağırsakta bol miktarda sert ve taşlaşmış kakası olan çocuklarda ağızdan kaka yaptırıcı vermek karın ağrısı, kramp, karında şişkinlik ve kusmaya sebep olabilir. Bu yüzden böyle çocuklarda öncelikle rektal yoldan kakanın boşaltılması sağlanmalıdır. Sonra idame tedavi olarak ağızdan kolay kaka yaptırıci ilaçlar vermek gerekir. Günlük alınan lif miktarı artırılır.Uygun tuvalet eğitimi için de sabah akşam yemeklerden sonra çocuk tuvalete getirilerek en az 10 dakika tuvalete oturması sağlanmalıdır.

    Tablo 1: KABIZLIĞA YOL AÇAN GIDALAR:

    1. Muz, kızılcık ve elma suyu, ayva, havuç, kestane,

    2. Patates,

    3. Makarna, pirinç pilavı, çikolata, cips, kuruyemiş,

    4. Formül mamalar,

    5. Hamurlu gıdalar,

    6. Fast food tarzı yiyecekler.

    7. Kolalı kafeinli içecekler, asitli ve gazlı içeçekler…,

    8. İnek sütü

    9. Sucuk,salam,sosis,pastırma…,

    10.Dalak, dil, işkembe, beyin, kokoreç,ciğer…,

    11. Margarin, tereyağı…,

    Tablo 2: KABIZLIĞI ÖNLEYİCİ GIDALAR:

    1. Lahana, kereviz, pırasa, bamya, enginar, brokoli, karnıbahar, fasülye, kabak, salatalık

    2. Kurufasülye,mercimek,bezelye,nohut gibi baklagiller

    3. Elma, armut, erik(özellikle mürdüm eriği), kayısı, üzüm, şeftali, kiraz

    4. Kepekli un, çavdar unu, yulaf unu, mısır unu

    5. Sızma zeytin yağı, mısırözü yağı, soya yağı, fındık yağı

    “KABIZLIK TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR”

    Hedef; Kabızlığı, enkoprezis’e (kaka kaçırmaya) ve enürezis’e (idrar kaçırmaya) varan sonuçlara gelmeden tedavi etmek, çocuğa sağlıklı bir gelecek açısından beslenme alışkanlığı kazandırmak.

    Çocuk cerrahisi uzmanı, Op. Dr. ZAFER DÖRTDOĞAN

  • Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Eyvah, çocuğum kabız !!!

    Çocuklarda kabızlık tanımını yapmak zordur. Ancak en basit tanımlama ile kaka yapmakta zorlanma, sert kaka yapma, kaka yapmaktan korkma, çocuklarda kabızlık olarak adlandırılabilir. Ancak ortalama olarak pediatri polikliniğine başvuran hastaların % 3’ü, Çocuk Cerrahi poliklinik başvurularının yaklaşık olarak % 15-20’si kabızlık nedeni iledir. Bebeklerde dışkılama sıklığı doğumdan sonraki ilk 2, 3 ayda ortalama olarak 4, 2 yaşına kadar 2 ve 4 yaşına kadar 1 civarındadır.

    Kabızlık % 90-95 neden bulunamaz, bu tip fonksiyonel kabızlıklarda, ek gıdaya geçilmesi, ailenin çocuğa bakış açısı, çevresel faktörler, düzgün bir diyetin olmaması, modern dünyanın beslenme alışkanlıkları gibi multifaktöryel nedenlerle çocuklarda kabızlık kronik bir problem olarak çocuğun tüm yaşam konforunu bozar. % 5-10’luk kesimde ise kabızlığa yol açabilecek cerrahi ya da dahili nedenle bulunabilir. Fonksiyonel kabızlığa yaklaşımdaki en önemli madde, hastaya yeterince zaman ayırmak, ailenin alışkanlıklarını, çocuğa yaklaşımını öğrenmektir. Fonksiyonel kabızlıklar yeterince önemsenmediğinde, kalınbağırsaklara ciddi anlamda zarar veren ve çocuğun tüm yaşam konforunu ve gelişmesini etkileyen bir problemler yumağına dönüşebilir. Herhangi bir nedenden dolayı erken bebeklik döneminde ya da sonrasında başlayan kabızlıklarda sert kakanın yapılması ile çocukların makatlarında yırtıklar oluşabilir ya da bu sırada çocuk yoğun bir ağrı hissedebilir. Böylece çocuklar kaka yapmayı engelleyerek bir kısırdöngü içine girerler. Çoğu zaman aileler burada çocuğun, kakasını yapmamak adına yaptığı yaptığı hareketleri, dışkılama eylemi olarak algıladıkları için çocukların daha da korkmasını sağlayacak, fitil koyma, lavman yapma, sabun koyma gibi eylemlerde bulunurlar. Bunun sonunda ise travmatik bir dışkılamaya sahip olan çocuk, girdiği kısırdöngüden çıkamaz ve sonraki “kaka yapmama” çabasını ailesinden gizlemek için, aileden kaçmaya başlar. Bu çocuklarda daha fazla kaka birikmesine yol açar. Burada aileler çocukların posasız beslenmesini, aç kalmaması adına teşvik ettikleri için kabızlık daha da ağırlaşabilir. Daha büyük çocuklarda, okuldaki sağlıklı olmayan tuvaletler, oyun nedeni ile kaka erteleme ya da dikkat çekmek amacı ile kaka erteleme gibi nedenlerle, çocuklar aynı kısırdöngüye girebilirler. Hareketsiz çocuklarda da kabızlık tek başına bir neden olarak karşımıza çıkabilir. Hastalık zamanlarında kullanılan ilaçlar nedeni ile de çocuklarda kabızlık oluşabilir. Çocukluk çoğu kabızlıklarının yarısından fazlası tuvalet eğitiminden önce başlar. Uzun süredir devam eden kabızlıklarda ailelerin başvuru nedeni genellikle karında şişlik ve kakasını tutamamak ya da ishal olmaktır. Burada ishalin nedeni aslında taşlaşmış kaka nedeni ile çocuğun kalınbarsağının üst kısmında kakanın cıvıklaşması ve bunun bu kaka taşının kenarında basınç tahliyesi gibi sızmasıdır. Bu kaka son derece kötü kokulu, koyu renkli ve çamur gibidir. Tedavi edilmeyen kabızlıklarda kaka kaçırma çocukların özgüvenini etkileyerek, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açar.

    Uzun süren fonksiyonel kabızlık nedeni ile başvuran ailelerde, tedavinin başarısının en önemli anahtarının aile-çocuk-hekim ilişkisinin olduğu aileye mutlaka anlatılmalıdır. Çocuğu korkutmadan kalınbağırsağın boşaltılması ve boş tutulması tedavinin asıl amacıdır. Burada mümkün olduğunca çocuğun makatına yaklaşılmamalı ya da anestezi altında yaklaşılmalıdır. Kaka yumuşadıktan sonra çocuğun dışkılama ile ilgili korkusunun geçmesi ve bir alışkanlık oturmasını beklemek gerektiğinden, bu tedaviler ve hekim-aile ilişkisi en az 6 ay devam etmeli ve her türlü tedavi aşamalarla azaltılarak kesilmelidir. Tedavi sırasında aileler beslenme, posalı beslenme, çocuğun dışkılama alışkanlığını oturtulmasına yardımcı olma konusunda mutlaka eğitilmelidir. Tedavi sonrasında kabızlıkla ilgili bir kuşku duyulduğunda hemen tekrar tedaviye başlanmalıdır.

  • İnmemiş testis nedir?

    İnmemiş testis nedir?

    İnmemiş Testis

    Erkek bebekler de doğmadan önce her iki testis karın boşluğundadır. Bebek gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya yerleşirler. Nadiren bu ilk 6 ay içinde de devam eder. Yeni doğan bir erkek çocuk doğduğunda testisler şayet torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. Ki bu durum erkek bebeklerin cinsel organlarıyla ilişkili en yaygın doğumsal problemden biridir ve 1 yaşına gelen bebeklerin yaklaşık olarak %1’ini etkiler. Çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin hiçbir zaman torbada olmamasıdır. İnmemiş testis prematürlerde normal bebeklere göre 3 kat daha fazla görülür ve özellikle bu bebeklerde altıncı aya kadar testislerin bir kısmı daha iner. İlk 6 ay geçtiği halde hala inmemiş testis durumu söz konusu ise bu durum mutlaka tedavi edilmelidir. Bebeklerde testisin değerlendirilmesinde en önemli yöntem fizik muayenedir. Ancak her iki kasık kanalında ele gelmeyen testis olduğunda özellikle genetik değerlendirmelerin de tanı yöntemlerine eklenmesi gerekir. Yetişkin dönemde görülen kısırlığın erkeklerdeki en yaygın nedeni bu hastalığa sahip tedavi edilmeyen bebeklerdir. Operasyon ne kadar erken planlanırsa, bu risk o kadar azalır. En uygun zamanlama 6 ay ila 1 yaş arasındadır. En geç 2 yaş bitimine kadar tedavi planlanmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa, fıtık her zaman tanı konduğu anda ameliyat planlanması gereken bir hastalık olduğu için, beklemeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi planlanmalıdır. Bulgu vermesede inmemiş testisli bebeklerin % 65-70 kadarında ameliyatta fıtık da görülür ve cerrahi olarak tedavisi yapılır. Uygun zamanlama ile ameliyat sonrasında % 90’ın üstünde başarı oranı mevcuttur. Bunun yanında unutulmaması gereken önemli bir konuda, inmemiş testisli olgularda ileride kanser gelişme riskinin normal erkeklere oranla 15-20 katı kadar daha fazla olmasıdır.

    İnmemiş testis ameliyatları “ Günübirlik Cerrahi” grubundadır. Ameliyattan sonra 2-3 saat içerisinde hastalar evlerine gidebilirler. Bu özellikle hastane korkusu olan bebekler ve aileler için çok rahat bir uygulamalıdır. Çocuğun ve ailenin alıştıkları ortamda olmaları psikolojik olarak da rahatlamalarını sağlar.

    İnmemiş testisle aileler tarafından çok karıştırılan diğer bir durumsa utangaç testis’tir. Utangaç testis durumunda testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak özellikle soğuğun etkisiyle, ultrason çekilirken veya çocuğun torbasının ellenmesi gibi durumlarda yukarıya, kasığa doğru kaçarak ele gelmeyebilir. Utangaç testisler banyoda ya da ateşli hastalık durumlarında ya da uyurken bakıldığında çoğunlukla ele gelir. Utangaç testis bir hastalık değildir bu nedenle herhangi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Ancak utangaç testis gibi bir durum söz konusu ise 6 ay ila 1 yıllık dönemlerde çocuk cerrahisi kontrolü gerekir.

  • Kaka kaçırma

    4 yaş üstü çocuklarda istemli veya istemsiz olarak çamaşırlarına gaita kaçırması olarak tanımlanır.
    Mekanizma:
    Sertleşmiş gaita etrafından sızıntı şeklinde kirlenme başlar. Rektal gerginlik ve azalmış rektal duyarlılık defakasyon dürtüsünün kaybıyla sonuçlanır. Bu durum enkoprezis olarak tanımlanır. ( Genellikle tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra oluşur.)

    İnsidans:
    Erkek populasyonda % 1 – 3 arasındadır. Erkek / Kız : 6/1 dır. Pediatrik Gastroenteroloji Polikliniğine başvuranların % 10 – 20 sini oluşturur.

    Alt ıslatma İle Birliktelik:
    % 29 gündüz, %34 gece enürezisle ve %11 idrar yolu enfeksiyonu ile birliktelik gösterir. Enkoprezinin tedavisiyle %89 gündüz, %63 gece oluşan enürezis tedavi edilmiş olur.
    Belirtiler
    *Gaita tutamama ve elverişsiz ortamda gaita kaçırma
    *Karın ağrısı, iştahsızlık
    *Anoreksi
    *Tenesmus
    *İshal
    *Fiziksel aktivitede azalma
    *Enürezis
    Tedavinin Amacı:
    Kostipasyon ve enkoprezizinin önlenmesi düzenli barsak hareketi ve tuvalet alışkanlığının sağlanmasıdır. Ailenin desteği sağlanmalı ve eleştirinin azaltılması, cesaretinin kırılmaması önemlidir. Anne baba ve çocuk beraber ele alınmalıdır. Zor vakalarda çocuk , Gastroenterolojıye ve Psikiatriye konsulte edilmelidir. Konstipasyonun olmadığı vakalarda Psikiatri altta yatan nedenin tesbitinde önemlidir.

    Dietle Tedavi:
    Su ve lif arttırılmalı, süt,peynir ve nişasta azaltılmalıdır.

    Lif İçeriği Yüksek Besinler:
    * Kepek ekmeği,karışık tahıl ekmeği, mısır ekmeği
    * İncir, kayısı ve erik kurusu, portakal, badem
    * Yeşil sebze ve meyve türleri
    1. Faz:
    Eskiye geri dönmek için boşaltıcılar kullanılır.
    2. Faz:
    Gaitanın katılaşması önlenir. Tedavi 6-12 ay sürer. Çocuk tuvalete oturma konusunda cesaretlendirilir. Günde iki kez gaita yapması sağlanır. Bu aşamada öğretmenlere iş düşer. Duyarlı olunmalıdır, gerekirse okula ara verilebilir. Çocuğun banyoyu sık sık kullanması sağlanır.
    3. Faz:
    Kademeli olarak ilaçlar azaltılır. Relaps olursa bu ailenin hatası olmadığı aileye anlatılır. % 75 belirgin relaps olmadan tedavi tamamlanır. Vakaların %10-20'sinde relaps gözlenir. Tedaviye tekrar yanıt alınan doza çıkılır.
    Enkoprezis sabır, deneyim isteyen, kronik medikal bir durumdur.

  • Altını ıslatma sorunu ve tedavisi

    Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır?
    Çocukların çoğu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır.
    Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?
    Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda yer alır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. Önemlisi altını ıslatmanın büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanmaktadır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.
    Hangi hastalıklara eşlik eder?
    Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik etmektedir. Bunlar “polisemptomatik altını ıslatma” olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve bazen besin alerjisi saptanmaktadır. Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.
    Psikolojik sorunlar
    Genel olarak psikolojik olaylar daha önce söz edilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. Bu nedenle de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek yoktur. Ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın yeniden ortaya çıkmasıdır. Davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanında okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların mutlaka çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi gereklidir.
    Nasıl yaklaşılmalı?
    Hemen ve önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır. Altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gereklidir.
    Altını ıslatan çocuklarda ne gibi tetkikler yapılmalı?
    Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar daha önce söz edilen organik faktörlerin varlığı bakımından incelenmelidir. Bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta ” küçük mesane” ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.
    Tedavide kullanılan yöntemler
    Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7-8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlamıştır.
    Tedavide alarm kullanımı ve ilaç tedavisi
    Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. Bu tedavi ile çocuklarda %70-84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. Altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır .%90'a varan oranda yineleme riski bulunmaktadır.
    Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. Öncelikle altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk hekimleri tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi gereklidir.

  • İnmemiş testis

    İnmemiş testis nedir?
    Erkek bebekler doğmadan önce her iki testis bebeğin karın boşluğundadır. Bebek anne karnında gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya yerleşirler. Nadiren bu torbaya iniş doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde de devam eder. Yeni doğan bir erkek çocuk doğduğunda testisler şayet torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. Çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin hiçbir zaman torbada olmamasıdır.
    Utangaç testis (Retraktil testis)
    Utangaç testis durumunda testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak özellikle soğuğun etkisiyle veya çocuğun alt taraflarının ellenmesi gibi durumlarda yukarıya, kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolurlar. Tıp dilinde retraktil testis denilen utangaç testisler sıcak ortamlarda, örneğin çocuğun ateşinin çıktığı durumlarda veya banyo küvetinde sıcak suyun içinde otururlarken veya çocuk uyurken bakıldıklarında çoğunlukla torbada görülürler. Utangaç testis bir hastalık sayılmaz, çocuğun ilerideki hayatında bir soruna yol açmaz. Herhangi bir tedavi ( ilaç veya ameliyat ) gerektirmez. Ancak 6 aylık aralarla çocuk cerrahisi uzmanı tarafından kontrolü gerekir. Gerçek inmemiş testisten tamamen farklı masum bir olaydır.
    Gerçek inmemiş testis kendiliğinden düzelir mi?
    İstatistiklere göre inmemiş testis erken doğan bebeklerde normal zamanında görülen bebeklere oranla 3 kat daha sık görülür. 6 ayın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı daha iner. Ancak bundan sonra artık inmez. Erkek çocukların cinsel organlarına ait en sık rastlanan anormalliktir. Her 100 sağlıklı erkek bebekten birisinde kalıcı bir hastalık olarak bulunur. İlk 6 ay geçtikten sonra mutlaka bir an önce tedavi edilmelidir. Testis, anne karnındaki yolculuk hattı boyunca herhangi bir yerde takılabilir ve inmez.1.Kasık kanalında takılmış ve torbaya inmemiş olabilir.2. Karın içinde kalmış olabilir.
    Testis tamamen yok olabilir mi?
    Karın içinden torbaya olan yolculuğu esnasında bazen testis kendi etrafında dönerek bir tur atar ve besleyici damarları burularak tıkanır. Böylelikle testis çürür ve yok olur. Doğum sonrası ciddi hastalık tablosu ortaya çıkaran ve kendisini belli eden bu durum, doğum öncesi dönemde olduğunda hiçbir belirti vermez ve bebek, testisi olmadan doğar. Muayene ile her şey anlaşılır mı? Hastaların % 80 inde anlaşılır. Çünkü bu orandaki hastada testis, tecrübeli bir elin yaptığı dikkatli muayene sonrasında kasık kanalının bir yerinde ele gelir. Ancak hastaların beşte birinde testis ele gelmez. Böyle olduğunda iki ihtimal söz konusudur. Ya testis karın içindedir. Ya da yoktur. Gerek yansılanım gerekse diğer birçok pahalı ve zor tanı yöntemi burada bize yardımcı olmaz. En kesin tanı yöntemi laparoskopidir. Yani bıçaksız ameliyat olarak da bilinen yöntemdir. Bu amaçla karın duvarında açılan delikten ince bir ışıklı mercek sokarak tüm karın içi görülür. Böylelikle testisin olup olmadığı kesin olarak saptanır ve karın içinde duruyorsa aynı yönteme devam edilerek torbaya indirilir. Böyle durumlarda bazen iki seanslı ameliyatlar tercih edilir. Şayet testis yoksa o zamanda kalıntısı bulunarak ileride ortaya çıkabilecek kanser tehlikesi nedeniyle çıkarılmalıdır.
    İnmemiş testis neden tedavi edilmelidir?
    İleride çocuk sahibi olmayı önler: Çok bilinen bir kısırlık sebebidir. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse bu risk o kadar azalır. Kanser gelişebilir: İnmemiş testisli hastaların testislerinde ileride kanser gelişme riski normal erkeklere oranla 15 katı kadar daha fazladır. Beraberinde kasık fıtığı da olabilir: Her zaman belirti vermese de inmemiş testisli hastaların % 65 kadarında ameliyatta fıtık da tespit edilir ve cerrahi tedavisi yapılır. Psikolojik ve estetik problem oluşturur. Dış etkenlere daha açıktır.
    Tedavi yaşı
    En ideali 6 aylık ile 1 yaş arasıdır. Ancak en geç 2 yaş bitimine kadar tedavi tamamlanmalıdır. Hangi nedenle olursa olsun inmemiş testis tedavisi 2 yaşın sonrasına bırakılmamalıdır. Şayet bilmeden 2 yaşın ötesine sarktıysa bir an önce tedavi yapılmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa o zaman hiç beklenmeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi tedavi uygulanmalıdır.Ehil ellerde ve çocuk cerrahisi uzmanlarınca yapılan ameliyatlardan sonra başarı oranı çok yüksektir. Ancak hormon tedavisi başarı şansı düşük, yan etki ihtimali büyük bir tedavi şeklidir. Ayrıntılı bilgi için doktorunuza başvurunuz.
    Hastanede yatılır mı? Ameliyat sonrası zor mudur?
    İnmemiş testis ameliyatı olan çocuklar aynı gün hastaneden taburcu edilir ve ameliyat sonrası ilk bir kaç saatten sonrasını evde geçirirler. Böylesi hem tıbbi açıdan hem de psikolojik açıdan çocuk ve ailesi için çok daha avantajlıdır. Ağrı kesici-ateş düşürücü özelliği olan ilaçlarla ameliyat sonrası rahatsızlıklar rahatça kontrol altına alınır. Çocuklar ne kadar küçükse ameliyat sonrası dönemleri o kadar rahat geçer. Daha küçük çocuklar daima daha çabuk iyileşirler. İki gün içinde tüm çocuklar ayağa kalkar ve oyuna başlarlar.3-4 gün sonra bir kez pansuman ve yara kontrolü için ameliyat eden çocuk cerrahisi uzmanına gidilir. Birkaç ay sonra geç kontrol yapılır. Ameliyattan 4 gün kadar sonra banyo yapılabilir ( İlk yara kontrolü sonrası ). Güreş, futbol, yüzme ve jimnastik gibi sporlar 20 gün için yasaklanır. Ameliyat sonrasında torbada ve kasıkta hafif şişlik ve morluklar olabilir. Bunlar birkaç gün ve hafta içinde kendiliğinden geçer. Operasyon bölgesinde aşırı şişlik, kızarıklık varsa; yaradan kan ve iltihap geliyorsa; ateş, bulantı, kusma gibi belirtiler varsa doktorunuza başvurmalısınız.

  • Kaka kaçırma

    4 yaş üstü çocuklarda istemli veya istemsiz olarak çamaşırlarına gaita kaçırması olarak tanımlanır.
    Mekanizma: Sertleşmiş gaita etrafından sızıntı şeklinde kirlenme başlar. Rektal gerginlik ve azalmış rektal duyarlılık defakasyon dürtüsünün kaybıyla sonuçlanır. Bu durum enkoprezis olarak tanımlanır. ( Genellikle tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra oluşur.)
    İnsidans: Erkek populasyonda % 1 – 3 arasındadır. Erkek / Kız : 6/1 dır. Pediatrik Gastroenteroloji Polikliniğine başvuranların % 10 – 20 sini oluşturur.
    Enkoprezinin Başlıca Nedenleri:
    1. Organik Nedenler
    · Konstipasyon
    · İlaçlar
    · Dehidratasyon
    · Nöromüsküler Hastalıklar
    · Anal Anomaliler
    · Meningomyelosel
    · Karın Duvarı Anomalileri
    · Kistik Fibrozis
    · Rektal Abse, Anal Fissur
    · Elektrolit Düzensizliği
    · Hipotroidizm
    · Motor mental retardasyon
    2. Psikolojik Nedenler
    Alt ıslatma İle Birliktelik:
    % 29 gündüz, %34 gece enürezisle ve %11 idrar yolu enfeksiyonu ile birliktelik gösterir. Enkoprezinin tedavisiyle %89 gündüz, %63 gece oluşan enürezis tedavi edilmiş olur.
    Belirtiler
    *Gaita tutamama ve elverişsiz ortamda gaita kaçırma
    *Karın ağrısı, iştahsızlık
    *Anoreksi
    *Tenesmus
    *İshal
    *Fiziksel aktivitede azalma
    *Enürezis
    Tedavinin Amacı: Kostipasyon ve enkoprezizinin önlenmesi düzenli barsak hareketi ve tuvalet alışkanlığının sağlanmasıdır. Ailenin desteği sağlanmalı ve eleştirinin azaltılması, cesaretinin kırılmaması önemlidir. Anne baba ve çocuk beraber ele alınmalıdır. Zor vakalarda çocuk , gastroenterolojıye ve psikiyatriye konsulte edilmelidir. Konstipasyonun olmadığı vakalarda psikiyatri altta yatan nedenin tesbitinde önemlidir.
    Diyetle Tedavi: Su ve lif arttırılmalı, süt, peynir ve nişasta azaltılmalıdır.
    Yaşa göre lif ihtiyacı değişir.
    2-6 yaş arası ; 10 –20 gr/gün lif
    6-12 yaş arası: 20-30 gr/gün lif
    12 yaş üstü :30-45 gr/gün lif
    Lif İçeriği Yüksek Besinler:
    * Kepek ekmeği, karışık tahıl ekmeği, mısır ekmeği
    * İncir, kayısı ve erik kurusu, portakal, badem
    * Yeşil sebze ve meyve türleri
    ·Psikolojik Destek
    ·Barsak Alışkanlığı Eğitimi: Pozitif ödül sistemi kullanılabilir.
    ·İlaçlar:(Doktorunuza başvurunuz.)
    1. Faz:
    Eskiye geri dönmek için boşaltıcılar kullanılır.
    2. Faz:
    Gaitanın katılaşması önlenir. Tedavi 6-12 ay sürer. Çocuk tuvalete oturma konusunda cesaretlendirilir. Günde iki kez gaita yapması sağlanır. Bu aşamada öğretmenlere iş düşer. Duyarlı olunmalıdır, gerekirse okula ara verilebilir. Çocuğun banyoyu sık sık kullanması sağlanır.
    3. Faz:
    Kademeli olarak ilaçlar azaltılır. Relaps olursa bu ailenin hatası olmadığı aileye anlatılır. % 75 belirgin relaps olmadan tedavi tamamlanır. Vakaların %10-20'sinde relaps gözlenir. Tedaviye tekrar yanıt alınan doza çıkılır.
    Enkoprezis sabır, deneyim isteyen, kronik medikal bir durumdur.