Etiket: Tedavi

  • Çocuklarda havale-konvülziyon

    Çocuklarda havale-konvülziyon

    Duygu, düşünce ve hareketlerimizin merkezi olan beyin milyarlarca sinir hücresinden oluşur. Bunlar elektrik ağı gibi birbirleriyle ilişkili yapılardır. Bir düzen içinde çalışırlar. Eğer bu çalışma düzeni içinde bir sorun yaşanırsa çocukta istem dışı (kol,bacak, yüz veya tüm vucutta) engellenemeyen hareketler ortaya çıkar. Bilinç genellikle kapalı olabileceği gibi bazı havale tiplerinde de bilinç değişikliği nadiren olmayabilir.

    2. HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR ?
    Her yaşta ortaya çıkabilir. Doğumdan itibaren tüm çocukluk yaş grubunda değişik nedenlerden kaynaklanan havaleler görülebilir.

    3.GENEL NEDENLERİ NELERDİR ?

    Çok farklı nedenler konvülziyona yol açabilir.

    Yaşlara göre bu nedenler farklılık gösterir.

    Örneğin çok küçük doğmuş bebeklerde (prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebekler) görülebilen kalsiyum düşüklüğü ve kan şekeri düşüklüğü , hipoksik yani oksijensiz kalarak doğan bebekler , menenjit gibi beyni ilgilendiren iltahaplar en sık görülen nedenlerdendir. Uygun sütlerle beslenmeyen bebeklerde, akrabalık evliliği ile görülme ihtimali daha fazla olan doğuştan metabolik hastalıklar da (fenilketonüri gibi) konvülziyona neden olabilir. Kafa travmaları sonrasında havale (konvülziyon) ortaya çıkabilir.

    4.SÜT ÇOCUKLUĞU DÖNEMİNDE KONVÜLZİYON NEDENLER NELERDİR ?

    Sıklıkla ateşle seyreden enfeksiyon hastalıkları sırasında çok sık gözleniyor.Bunlar genellikle iyi huylu havalelerdir (Basit febril konvülziyon). Ancak nadir de olsa bazen başka tip havalelerin öncüsü olabilir (bazı çocukluk çağı epilepsileri gibi ). Böyle bir durumda mutlaka ilgili uzmanına danışmak gerekir. Sara olarak bilinen bazı eplepsilerin başlangıcı bu dönemde olabilir.

    Özellikle West sendromu veya diğer ismiyle infantil spazmı unutmamak gerekir.

    5.WEST SENDROMU NEDİR ?

    İnfantil spazm olarakta bilinir. Çok erken teşhis edilmesi gerekir. Nedenine yönelik araştırmalar hızla yapılmalı ve hemen tedaviye başlanmalıdır. Hastaların beyin elektroensefalografileri yani EEG çekimleri ve kasılmaların görünümlerinin video kaydının yapılması yani kasılma şeklinin doktor tarafından da görülmesinin sağlanması tanıyı kolaylaştırır.

    6. WEST SENDROMU ( İNFANTİL SPAZM) HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?

    Sıklıkla ortaya çıkış yaşı 4-9 ay arasıdır.

    7.CİNSİYET FARKI VAR MI ? Yoktur.

    8.ERKEN TEŞHİSTE HANGİ BULGULAR YARDIMCIDIR ?

    Bebekler genellikle çok huzursuz,ağlayan, çok irkilen ve öne doğru veya arkaya doğru kasılmaları olan bebeklerdir.Bazen aileler “çok fazla gaz sancısı olan bebeğim var” dediğinde şüphelenmek gerekir.

    9.TEDAVİYE CEVAP NASIL ?

    Bu duruma neden olan altta yatan nedene göre tedavi şekli ve cevabı değişir.

    10. TEDAVİNİN YAN ETKİSİ VAR MI ?

    Bütün ilaçlar için geçerli olan yan etkiler bu tedavide de söz konusudur. Ancak mutlaka tedavi edilmeli çünkü tedavi yapılmazsa veya gecikme olursa bu kasılmaların beyne vereceği zarar çok daha fazladır.

    11.WEST SENDROMUNDA TEDAVİYE CEVAP HEMEN OLUR MU ?

    Her zaman değil. Bazen tedaviye cevap, yani kasılmaların durması zaman alabilir.Dikkatli takip etmek gerekir ve doktor –aile işbirliği son derece önemlidir. Çünkü tedaviye yanıt hemen alınamayabilir. Tedavide kullanılan ilaçların dozunu ayarlamak , EEG çekimleri ve alınan cevaba göre yeni tedavi eklemk gerekebilir. Ayrıca tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri açısındanda yakın izlemek gerekir.

  • Regresyon Geçmişin Kötü Anılarını Temizlemek Mümkün Mü?

    Regresyon Geçmişin Kötü Anılarını Temizlemek Mümkün Mü?

    Geçmişi unutmak isteyenler geleceklerinde geçmişte öğrenmedikleri dersleri hayatlarında bir daha yaşamak zorunda kalırlar. Geçmişi unutmaya çalışmak bankadaki birikimlerinizden vazgeçmek gibidir. Vazgeçmek ise geçici sorunları kalıcı yapar. Geçmişi unutmadan olumsuz hatıralarını temizlemenin yolu regresyondur.

    Sizce regresyon geçmişin kötü anılarını temizlemek mümkün müdür? Öncelikle regresyon psikolojide bazı kabul edilmeyen davranışlara karşı geliştirilen koruyucu dürtüler olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda kişinin geçmiş veya çocukluk dönemindeki davranışlarını tekrarlaması durumu olarakta bilinmektedir.

    Regresyon Nedenleri

    Çocuklar ve ergenler bebeksi davranışları çoğu zaman sergileyebilir ve bu gelişimlerinin doğal bir süreci olarak görülebilir.. Özellikle ilgi odanın dışına çıkması durumunda çocuklar sırf ilgi çekmek için bazı gerileme davranışları sergileyebilirler. Aynı zamanda geçirilen bazı rahatsızlıklar da gerilemeye neden olabilir. Bu rahatsızlıklar:

    • Nörolojik durumlar,

    • Azheimer

    • Tümör

    • Parkinson hastalığı olarak sıralanabilir. Ayrıca kişi eğer aşırı stres altında kalmışsa ve kaygı travmaları yaşıyorsa geçmişte çevresine yansıttığı kişilik bozukluklarını tekrardan sergilemesi oldukça doğaldır.

    Tedavi Nasıldır?

    Psikolojik bir tedavidir. Özellikle çocuklarda gösterilen gerileme davranışlarına normal bir parça olarak sezinlendiğinden dolayı bu konunun üstünde fazla durulmaz. Ama bu rahatsızlıkta yaş ayrımı yoktur. Hem psikoterapi hem de ilaç tedavisiyle birlikte bu süreç devam ettirilir. Peki ya regresyon geçmişin kötü anılarını temizlemek mümkün mü? Benim cevabım evet olacaktır. Birçok psikolojik rahatsızlıkta kullanılan tedavi metodlarından biride budur. Geçmişe dön, kötü anıları sil. Geçmişe dön, eskiden kötü gözüken ve beyinde yer eden anıyı normal bir hale getirerek sun. Aslında gerçekten bu tarz rahatsızlıklarda bu mümkündür.

    Kişinin geçmişinde yaşadığı travma, travmanın gerçekleştiğinde içinde bulunduğu ortama, düşünce yapısına ve özellikle de yaşına göre değişiklik gösterir. Yaşımız, önemli bir etken gibi gözükmüyor olsa bile aslında tetikleyen en büyük sebeptir. Çünkü zaman ilerledikçe, biz değişiriz. Korkularımız değişir. Bakış açılarımız değişir. Regresyon geçmişin kötü anılarını temizlemek mümkün mü? Aslında geçmişte sergilediğimiz bu gibi durumlar tipik olarak kabul edilebilir ve sorumlusu olarak o an ki korkularımız gösterilebilir. Kaygı korkusu içinde bulunan bir kişinin tırnaklarını yemeye başlaması veya kaybetme korkusu olan birinin saçlarını kıvırmaya başlaması bunlara örnek olarak gösterilebilir.

    Genel olarak regresyon tedavisi bilindiği üzere hipnoz ile yapılır. Ve oldukça da meşhurdur. Hipnoz ise psikoloji ve tıp konularında alanında uzman bir doktor istemektedir. Aksi takdirde geçmişe dönüldüğünde, süreç iyi bir şekilde kontrol edilmez ise hastanın içinden çıkılmaz bir duruma girmesi kaçınılmaz olacaktır. Hastadan istenilen bu alışkanlığın kazanılmasında hangi ortamda bulunduğunu eksiksiz bir biçimde anlatmasıdır. Ortamda ki koku dahi oldukça önem arz etmektedir. Bu yöntemi kullanmak isteyen her hastanın öncelikle kontrolleri yapılır. Birkaç seans sonrasında hipnoz yöntemine başvurulur. Hastanın bünyesi kaldıramayacak şekilde zayıf ise hipnoz öncesinde yapılan seanslarda ruh halinin gardının alınması sağlanmaya çalışılır. Regresyon geçmişin kötü anıları aslında sadece gerginlik anında ortaya çıkan bir tür sinirsel göstergelerdir. Ve bunu yenmek, ortadan kaldırmak için birçok seçenek vardır. Regresyon geçmişin kötü anılarını temizlemek mümkün mü değil mi? Sorusuna cevabınızı almış bulunmaktasınız.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Orgazm Olamama Anorgazmi Tedavisi

    Orgazm Olamama Anorgazmi Tedavisi

    Orgazm olamayan kadınlar erkek mutlu olsun diye orgazm taklidi yapıyor. Bir süre sonra bedensel boşalmanın gerçekleşmemesi gerginlik, sinirlilik, huzursuzluk, güvensizlik gibi kalıcı olumsuz etkileri hayatına taşıyor.

    Anorgazmi, kadınlarda orgazm olamama, ruhsal rahatlamaya erişememe, bedensel bütünlüğü rahat erdirememe durumudur.

    Bu durum psikolojik sorunlara yol açar. Özgüven eksikliği ile birlikte cinsellikten uzaklaşmaya neden olur.

    Kadın, anorgazmi ile birlikte, eşinden uzaklaşır, kendini kötü hisseder, kendine karşı gzli öfke doğurur, kendini ya da eşini suçlayarak sorunlar yaratır. Tüm bu duygu farklılıkları ise işte e sosyal hayatta başarısızlığa neden olur. Kontrolcü kişilerde kontrolü kaybetme güdüsü yaratır ve kendine güven problemi ortaya çıkarır.

    Anorgazmi Nedenleri Nelerdir

    • Anne babanın baskıcı olması

    • Partnerini sevmeme

    • Düzensiz bir aile hayatı

    • Ergenlik dönemindeki cinsel sorunlar

    • Ergenlikte meydana gelen fiziksel travmalar

    • Partner ile teninin uyuşmaması

    • Antidepresan ya da doğum kontrol hapının yan etkileri

    • Zararlı maddelerin kullanımı

    • Karşı cinsten hoşlanmama

    Tedavi Süreci Nasıldır?

    Orgazm olamama anorgazmi tedavisi, kişide bu soruna neden olan olgunun bulunası ile başlar. Süre ya da kişisel duruma bağlı olarak cinsel terapiler uygulanır. Bu terapiler sayesinde kesin sonuç alınır. Önce bireysel tedavi ile başlayan süreci, davranışsal ve bilişsel cinsel terapiler takip eder.

    Bu tedavi sürecinde kişinin cinselliğe bakış açısı incelenir, yetiştirilme tarzına bakışır ve sorun buradan kaynaklıysa farkındalık ve farklı bir bakış açısı kişiye kazandırılır. Cinsellik konusunda doğru bilgiler kadına verildikten sonra korkudan ya da baskıdan kaynaklı sorunlar ortadan kalkacaktır. Maketler ile birlikte kazanılmış yanlış davranışların neler olduğu aktarılır. Bu şekilde orgazm olamama anorgazmi tedavisi hız kazanır. Kişi psikolojik olarak nerede hata yaptığını ve nasıl düşünmesi gerektiğini öğrendiğinde tedavi sonuç vermeye başlar.

    Genital egzersizler ve davranışsal terapiler sayesinde orgazm olamama anorgazmi tedavisinin son aşamasına gelinir. Bu süreçte g noktası, vajina ile klitorisin olması gerektiği gibi kullanılması öğretilir. Gerek duyulursa kitaplar ve dvdler ile de destek sağlanır.

    Hipnoz Tedavisinin Önemi

    Bu aşamalardan önce ya da sonra hipoterapi yöntemi uygulanırsa kişi daha rahat bir sürece girer. Ruhsal ve bedensel yönden rahatlama ile psikolojinin şekillenmesi sağlanırken sadece öğrenmenin değil bütünlüğün oluşturulması sağlanır.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Mide Bulantısı Psikolojik Mi?

    Mide Bulantısı Psikolojik Mi?

    Psikolojik sorun yaşayanların çok büyük bir kısmında mide problemleri gözlemliyorum. Mideye doğrudan müdahale psikolojiyi düzeltmeyeceğini söyleyebilirim ancak bunu anlayabilmek için kişi uzun süre tıbbi tedavi pesinde koşuyor

    Mide bulantısı psikolojik mi? normal bir durum mu yoksa, Mide bulantısı günlük hayatta herkesin yaşadığı rahatsızlık durumlarından en çok bilinenleri arasındadır. Bulantının kaynaklandığı sorun burada asıl önemli olan noktadır. İnsanlar kendilerini rahatsız, gergin veya stresli hissettikleri dönemlerde farkında olmadan vücutlarında bazı sistemleri harekete geçirirler. Bunlar psikolojik bozukluk olarak değerlendirilebilir. Herkesin bu tarz vücut değişimlerini tetikleyen olaylar yaşayabilmesi gayet normaldir. Ama bu tarz psikolojik bozuklukların kişi üzerinde bıraktıkları etki kişiden kişiye değişmektedir.

    Bu da gayet doğal işleyen bir süreçtir.

    Mide bulantısı psikolojik mi? Mide bulantısı aslınsa çok normal basit rahatsızlıklardan biri olarak görülmesine rağmen stres altında kalınan durumlarda ortaya çıkmasının sebebi, psikolojiktir. Birey aşırı kaygı ve korku içerisinde ise yoğun bir şekilde kusma isteği gösterir. Bu gibi durumlarda her zaman mide bulantısı sonuçlanamaz. Bazen birey karın ağrısı hisseder veya aşırı stresten baş ağrısı çekebilir. Kusma durumunun gerçekleşmesi için bu psikolojik rahatsızlığın zayıflama ve kilo almayla alakası vardır. Tedavi edilebilir.

    Tedavi Süreci

    Bu gibi süreçlerin atlatılması ve aklımıza takılanların cevaplandırılması için psikolojik desteğe ihtiyacımız vardır. Zaman kaybetmeden başvuracağımız uzman bir doktor bize gerek ilaç tedavisiyle gerek ise konuşarak müdahale etmelidir. Özellikle zayıflama isteği duyulan zamanlarda oluşan takıntı yüzünden baş gösteren bu rahatsızlık eğer müdahale edilmezse birkaç ay içerisinde hem fiziksel hem de ruhsal olarak hastayı iyice rahatsız edecektir, güçsüz düşürecektir. Mide kaslarının doğru çalışmaması ve yemek yenilen anda hissedilen mide bulantısı durumu alışkanlık kazanacaktır. Bunların yaşanmaması için hasta kendini rahat tutmalı, hafif yiyecekler yemeli ve azar azar normal beslenme alışkanlığına geri dönmelidir. Bu süreçte bir psikoloji destek şarttır.

    Mide bulantısı psikolojik mi?

    Her zaman hayır. Doğal süreçlerde üşütme vb hastalıklarda ortaya çıkan yüzeysel bir belirtidir. Kendini fazla göstermez. Bir ya da en fazla iki kez tekrarlanır. Alışkanlık haline geldiğinde psikolojik bozukluk olduğundan emin olabiliriz. Her hastalık gibi bu da küçümsenmemeli ve hastalık ortaya çıktıktan hemen sonra vakit kaybetmeden tedavisi gerçekleştirilmelidir. Unutmayın tedavi hastalıkların ilerlemesini durdurur.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • TAKINTILARIMIZ

    TAKINTILARIMIZ

    Zihnimizin Bir Oyunu mu? 

    Psikiyatrik bir tanı almasa da bir çok kişi takıntılarından dolayı sıkıntı yaşamaktadır. Hafif düzeyden yaşamı alt üst eden boyutlara ulaşabilir ve sadece yaşayan kişiyi değil çevresindekilerin hayatını da oldukça zorlaştırır. Aslına bakıldığında, insan zihninin kendi kendine oynadığı bir oyundur, gerçek gibi gelir ve olmasını önlemek için çılgınca çabalar gösterilir. Farklı şekillerde kendilerini gösteren takıntılarınız çoğu zaman tedavi gerektirir. 

    Hangisi normal, hangisi takıntı?
    Gündelik hayatta, ‘’Ya….ise?’’ ‘’Ya… olursa’’ ‘’…….yaptım mı?’’ ‘’……mıydı?’’ gibi sorular belki de birçok kez zihninizde dönüp durmuştur. Bazen de gözünüzün önüne sizi rahatsız eden sahneler olarak gelmiştir. Yani; takıntı dendiğinde yalnızca düşünceler değil, ‘görüntüler’ veya ‘durdurulamayan istek veya dürtüler’ de anlaşılmalıdır.
    Bir düşüncenin sizi sürekli olarak rahatsız etmesi, onu düşünmekten kendinizi alıkoyamamanız, yapmanız gerekenlere bir türlü odaklanamıyor olmanız veya çevrenizdekilerin bu durumunuzdan rahatsızlık duyuyor olması düşüncelerinizin takıntı haline dönüştüğünü gösterir. 

    Yaşamınızı altüst eden boyutlara ulaşabilir!
    Temizlik, düzen, simetri, cinsellik, dini, hastalık kapma, zarar verme, emin olamama gibi farklı şekillerde takıntılarınız olabilir. Zaman zaman da bu takıntılarla baş edebilmek için düşünmemeye çalışma, dikkati dağıtma, başka bir düşünceyi akla getirme, el yıkama, sorma, teyit alma, kontrol etme, bazı şeyleri yapmaktan çekinme gibi yöntemler geliştirirsiniz. Kontrol çabalarınız ne kadar fazla ise hayatınız o kadar çekilmez hale gelmiştir ve durumun ciddiyeti takıntılarınızın içeriğinden çok yaşamınızda meydana getirdiği değişiklikler ile ölçülmektedir.
    Karşısındakine zarar vermek ile ilgili takıntıları olan bir kişi düşünelim. Sürekli olarak zihnini bu düşünceler meşgul ediyor, gözünün önüne çocuğuna zarar verdiği ile ilgili görüntüler geliyor, kendini bu düşüncelerden alıkoyamıyor, yaşadığı sıkıntıyı azaltmak ve olası bir durumu bertaraf etmek için birtakım önlemler alıyor, örneğin; evdeki tüm bıçakları topluyor, düşünmemeye çalışıyor.. Hayatı nasıl olur sizce? Sıkıntılı, korku halinde, hayatı kısıtlanmış, ‘’Ben nasıl bunları düşünebilirim’’ şeklinde düşünceler ve MUTSUZLUK..

    ASLINDA, benzer düşünceler herkesin aklından geçer..
    Aradaki fark, yani bu durumu ciddi boyutlara taşıyan ile taşımayan arasındaki farklılık, bu düşüncelere verilen anlam ve önemde saklıdır. Dikkat edin, hayatta önem verdiğiniz şeylerle mi daha çok uğraşıyorsunuz, yoksa sizin için daha az önemli olan şeylerle mi? Aklınıza gelen ve sizin değerlerinizle ve kişiliğinizle çelişen bir düşünce emin olun sizi çok daha fazla rahatsız edecektir. Ufacık bir ihtimali dahi gözünüzde büyütecek, kendinizi olası sonuçlardan sorumlu hissedecek ve adeta aklınıza gelen düşünceyi GERÇEKMİŞ GİBİ ALGILAYARAK ona uygun davranmaya çalışacaksınız.
     
    Erken dönemde tanınması ve tedavi edilmesi yaşam kalitenizi arttırır..
    Tedavide öncelikli olan yaşadıklarınızın tanımlanması ve hayatınızı ne ölçüde etkilediğinin belirlenmesidir. Çünkü, sıkıntıyı yaşayan kişi bazen durumun ve   durumun ciddiyetinin farkına varmaz. Bunun yanında, durum sandığınız kadar ciddi boyutlarda da olmayabilir. Uzman bir kişi ile yapacağınız ‘psikiyatrik bir görüşme’ yaşadıklarınızı daha iyi anlamanıza, birtakım önlemler almanıza ve gerekiyorsa tedavinizin başlanmasına olanak sağlayacak ve yaşam kalitenizin artmasına yardımcı olacaktır.

    Tedavide Oldukça Etkin Bir Yöntem: ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’
    Tedavide, İLAÇLAR DIŞINDA oldukça etkin yöntemler bulunmaktadır. BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan, etkinliği yüzlerce klinik araştırmayla gösterilmiş bir tedavi yöntemidir. Takıntılar başta olmak üzere birçok psikolojik problemin ve rahatsızlığın tedavide kullanılır ve kişiye benzer durumlar ile karşılaştığında tekrar tekrar kullanacağı beceriler kazandırır.

  • HİSTERİ

    HİSTERİ

    Histerinin tedavisinde çift yönlü bir program izlenir. Kişilik bozukluğunun dengelenmesi ve vücut rahatsızlıklarının tedavisi. Çok şiddetli vakalarda ilaçlar pek işe yaramaz.

    Histeri veya isteri şekillerinde bilinmektedir. Duygusal durumlarda verilen reaksiyonlarda aşırılık, ani etkisini gösteren öfke kontrolsüzlüğü, geçici bir durum olarak gösteriliyor olsa bile davranışlarda ki yaşanılan değişiklik, gün içerisinde yaşanılan hafıza kaybı belirtileri arasında gösterilebilir. Histeri, psikolojik bir rahatsızlıktır. Genellikle 30 yaş altındaki kişilerde görülür. Hastalık çok şiddetli krizlere, psikopatik bozukluklara yol açar. Yaşanılan kriz ‘büyük kriz’ olarak adlandırılmaktadır. Psikolojik ataklar arasında gösterilmektedir.

    Belirtileri

    • Uyurgezerlik,

    • Felç,

    • Mitomani,

    • Hafıza kaybı,

    • Kasılmalar,

    • Nefes almakta çekilen güçlük,

    • Titreme,

    • Dayanıksızlık,

    • Teşhircilik,

    • Kleptomani,

    • Nemfomani olarak gösterilir. Hastalık ilerlediğinde tedavisi daha da güçlenir.

    Abartılı bir şekilde algılanan hareketler hastanın reflekslerinin aşırıya kaçmasına sebep olur.

    Bu hastalığa sahip olan kişiler genelde herhangi bir ortamdaki tüm ilginin kendi üzerilerinde olmasını isterler. Aksi gibi durumlarda aşırı öfke ve sinir patlaması yaşayarak histeri kişilik bozukluğunu ortaya çıkarırlar. Cinselliği, çoğunlukla teşhircilik amacıyla kullanırlar. Dikkat çekmek tek istedikleridir. Bu tarz özelliklerini ve isteklerini engelleyemezler. Asla hasta olduklarını kabul etmezler. Yüzeysel davranışlarda bulunurlar. Tek önemli olan an içerisinde karşısındakinin güvenini ve tüm isteğini elde etmektir. Bu yolda yalan söylemeye dahi başvurabilirler.

    Yalanın hangi konuda olduğunun bir önemi yoktur histeri kişilik bozukluğuna sahip kişiler için… Hayal dünyaları oldukça geniş olduğundan dolayı bu konuda asla zorluk çekmezler. Konuşmalarında detaylara fazla yer vermezler. Eğer bulundukları ortamda ilgi odağı olmayı başaramamış ise o ortamdan uzaklaşma isteği gösterirler. Bu gibi durumlarda çabuk sıkılma eğilimindedirler. Fiziksel görünüşlerini özellikle karşı cinsi kendilerine çekmek için kullanırlar. Histeri kişilik bozukluğu yapılan araştırmalara göre çoğunlukla kadınlarda gözlemlenmektedir. Ortaya çıktığı durumlarda aşırı kıskançlık göstererek yakınlık derecesini göz ardı ederek hem cinslerini ortamda gözden düşürmek en belirgin özellikleri arasındadır.

    Tedavisi

    Histeri kişilik bozukluğuna sahip bireyler öncelikle hastalıklarının ciddiyeti konusunda bilinçlendirilmelidir. Bu süreç oldukça zorlu olacaktır. İlgi odağı olmayı istemelerinde ki asıl sebep, özgüven eksikliği olarak bilinir. Tedavi uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilmelidir. Uygulanan tedavi yöntemi uzun periyotlara ayrılarak hastanın bunu zaman içerisinde kabul etmesi sağlanır. Hasta çoğu zaman kendini normal veya iyileşmiş olarak görerek tekrardan yalan söylemeye doktorunada bunu inandırmak ve kanıtlamak için birtakım çabalar içerisine girişir. Tedavi sürecinde hasta normal gördüğü histeri kişilik bozukluğu içerisinde takındığı tavırlar engellediği içindir ki mutsuzluk, depresif haller gösterme, yeme alışkanlıklarının bozulması tarzında bir çeşit “İmdat!” çığlıkları atmaya başlar. Kontrolü altında olduğu doktoru bunu farkedecektir. İlaçla yürütülen tedaviler, düşük dozla devam edildiğinde çoğu zaman işe yaradığı gözlemlenmiştir. Bu gibi kişilik bozukluklarında kişi doktorun yardımıyla hastalığını kabullenerek tedavi sürecinde ki en büyük adımı atmış olur. Aslında yine tedavi sizlersiniz, yine tedavi hastalığınızı kabullenmekte… Kişilik bozuklukları, sizin kötü olduğunuzun belirtisi değildir. Sadece iyi olmaya ihtiyacınız olduğunun birer yansımasıdır…

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Erken Boşalma Sorununu Nasıl Çözerim?

    Erken Boşalma Sorununu Nasıl Çözerim?

    Erkeklerin %40’ı yaşamlarının bir döneminde erken boşalma sorunuyla karşılaşır. Bu sürecin uzun sürmesi ve destek ve tedavi sürecini gerekli kılar.

    Erken Boşalma Sorununu Nasıl Çözerim?

    Erkeğin cinsel bir etkileşim sonucunda istem dışı boşalmasına erken boşalma denir. Bu durum psikolojik açıdan oldukça fazla baskı altındaysa ilişki başlamadan da boşalma sorunu ortaya çıkabilir. Bu durum çoğu zaman soruna yol açar ve bu da erkeklerin ilişkiden uzaklaşmasına neden olur. Uzaklaşma nedeni, psikolojik olarak gerçekleşir. Utanma, tatmin edememe korkusu bir süre sonra isteksizliğe dönüşür.

    Erken Boşalmada Önemli Faktörler

    • Cinsel birleşme olayına verilen önemin fazla olması

    • Performansın eksikliği

    • Düzensiz ilişki

    • Nörojenik psikolojik hassasiyet

    Yukarıda listelenen faktörler erken boşalmaya neden olan etkiler arasında yer alır.

    Bu durumda karşılaşılan sebepler ise:

    • Uzun aralıktan sonra ilişkide bulunmak: Seyrek bir şekilde bir kadın ile cinsel ilişki kurmak

    • Yaşın ilerlemesi: Yaş yükselmeye başladıkça cinsel hayat cazibesini kaybeder ve hassasiyet ve kontrolün azalması ile erken boşalma oluşabilir.

    • Tecrübesizlik: Genç ve tecrübesiz erkeklerde erken boşalmaya sorunu görülebilir.

    • İsteksiz kadın: Kadının ilişki istememesi erkeği hızlandırır ve tatmin olmasını psikolojik olarak hızlandırmaya çalışır.

    • Ergenlik: Ergenlik sırasında sürekli mastürbasyon yapan erkeklerin çoğunda görülür.

    Psikolojik olarak düzeltilebilecek durumlar:

    Erken boşalma sorununu nasıl çözerim için kontrol altına alınabilecek etkilerden biri strestir. Stresten uzaklaşarak soruna çözüm getirilebilir. Stresten kaynaklı bir sorun var ise psikolojik yardım da büyük etkide bulunacaktır.

    İlk deneyimini uygunsuz bir ortamda yapmış olan erkeklerin genelinde bu sorun ile karşılaşılır. Bunun için en önemlisi ilk deneyimi hafızadan uzaklaştırarak yeni bir başlangıç yapmak ya da psikolojik destek almaktır.

    Psikolojik Yönden Erken Boşalmanın Tedavisi Nasıl?

    Erken boşalma sorununu nasıl çözerim sorunu ile gelen bireylerde öncelikle psikolojik bozukluğun olup olmadığı belirlenir. Tedaviye başlarken şikayet ettiği konuda hasta bilinçlendirilir. Boşalmanın nasıl denetleneceği ve cinsellik konusunda destek bilgiler verilir.

    Boşalmada kontrolü sağlamak için teknikler öğretilir. Aynı zamanda eşler arası uyum için de yöntemler hakkında bilgiler kişiye aktarıldıktan sonra destekleyici bir psikoterapi uygulanır. Sonrasında ilaç tedavisi ile erken boşalma sorununu nasıl çözerim konusunda gerekli tüm yardımlar sağlanmış olur. İlaçların yan etkisi sayesinde boşalma beş dakikadan 15 dakikaya kadar gecikecektir.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) – Takıntı hastalığı

    OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) – Takıntı hastalığı

    OKB nedir?

    OKB, obsesyon yani takıntılı düşünce, fikir ve dürtüler ile kompulsiyon yani yineleyici davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir ruhsal rahatsızlıktır (TPD, 2016). Bu rahatsızlık hayat kalitesini düşürür, iş, okul, özel hayatla ilgili ciddi sıkıntılara neden olur, hatta bazı durumlarda kişinin hayata devam etmesini zorlayabiliyor.

    Obsesyon nedir?

    Kişinin zihnine girmesine engel olamadığı, zihninden uzaklaştıramadığı düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişinin isteği dışında gelirler, kişi tarafından mantıkdışı olarak değerlendirilirler ve yoğun sıkıntı ve huzursuzluğa yani anksiyeteye neden olurlar (TPD, 2016). Tipik obsesyonlara örnek verecek olursak bunlar birilerine zarar verebilme dürtüleri, aile üyeleri dahil; tekrarlayan cinsel dürtüler ve düşünceler; kirlenme, mikrop kapma, bulaşıcı hastalığa, enfeksiyona yakalanma ve bulaştırma korkusu; sürekli bir şeyleri yanlış yapabilme düşüncesi, dine karşı çıkma, küfür etme, kafir olma korkusu; çok önemli olan bir şeyleri kaybetme korkusu; simetri ve düzen konusunda endişelenmektir. Obsesif düşünceler, imgeler, dürtüler, istekler hastada hoş olmayan hisler uyandırabiliyor ve bu hisler anksiyete, bıkkınlık, tiksinti, depresyon, ve suçluluk hissine sebep olabiliyor. Hastanın beynini kurcalayan bu obsesyonlardan kurtulmak, ve ya nötr hale getirmek isteği genelde çok kuvvetli oluyor, ve ya hasta sadece obsesyonlarından kaçıp kurtulmayı seçiyor. Bu yüzden hasta ritüel ve kaçınma davranışı sergiler.

    Kompulsiyon Nedir? Ve kaçınma davranışı nedir?

    Obsesyonların neden olduğu yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu azaltmak ya da ortadan kaldırmak üzere yapılan yineleyici davranış ve zihinsel eylemlerdir (TPD, 2016). Kompülsif davranış genelde aşırı fazla olur, insanlar tarafından fark edilir; ve aynı zamanda belli bir tutumla veya kişinin kendince geliştirdiği kurallarla kendini gösterir. Kompulsiyonlar genelde obsesyonların neden olduğu rahatsızlıkları, depresyonu, suçluluk duygusunu, gerginliklerini azalta bilmek için kişinin geliştirdiği ritüeldir. Genelde hastaların çoğu davranışlarının aşırı olduğunun farkına varbiliyorlar. Yaygın kompulsiyonlar şunlardır:

    Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
    El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
    Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
    Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
    Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
    Belirli bir sıraya göre yemek yeme
    Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
    Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
    İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
    Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme.

    İlaveten bu kişiler yukarıda not edilen kompulsiyonlardan farklı olarak başka metotlar geliştirebiliyorlar, örneğin kaçınmak gibi. Bu kişiler obsesyonlarını tetikleyebilecek her türlü olaydan kaçınabiliyorlar. Bu davranışların tipik örnekleri genel tuvalet kullanamama, keskin objelere dokunamama vs.

    Kompülsif davranışlar, geliştirilmiş bilişsel ritüeller, ve kaçınma davranışları geçici olarak obsesyonların neden olduğu endişeyi azaltır. Bu davranış ve ritüellerin kısa süreli rahatlama getirmesi hastanın bu stratejileri adet haline getirip sürekli tekrarlamasına sebep oluyor. Kişiler bu davranış ve ritüellere o kadar alışırlar ki, yaptıkları davranışları ve ritüelleri yapmasalar da sorun olmayacağını düşünmek bile zor olabiliyor onlar için. Maalesef bu sebeplerden hiç bir zaman hipotezlerinin yanlış oluğunu test edemiyorlar. Obsesyonlara bağlı olarak kompulsiyonlar sık sık veya nadiren görülebiliyor.

    OKB ne kadar ciddi bir rahatsızlıktır?

    OKB’in şiddeti orta veya ağır arasında değişe biliyor. Bazı kişilerde orta derece obsesyonlar vardır ki bu küçük sorunlara neden olur ve insanlar tarafından fark edilmez. Ama bazı kişilerde çok ciddi hal alır, insanları ve kendini rahatsız edecek kadar şiddetli olabiliyor. Bu durumda artık şiddetli OKB söz konusudur ve kişinin hayat kalitesini etkilediği için tedavi gerektirir.

    OKB ne kadar sıklıkla görülür?

    OKB önceleri nadir olarak görülen bir hastalık olarak kabul edilmesine karşın son yıllarda yapılan araştırmalarda hiç de nadir olmadığı belirlenmiştir. Büyük toplum kesimlerinde yapılan araştırmalarda OKB’nin her 100 kişiden 2-3’ünde görüldüğü saptanmıştır (TPD, 2016). İlaveten bir çok hasta bu problemi gizli kapalı yaşayabildiği için o kişileri istatiksel olarak hesaba katamıyoruz.

    OKB hangi yaşlarda başlar ve kimlerde daha sık görülür?

    OKB genelde ergenlik ve ya erken erişkinlik döneminde ortaya çıkar, ama bazen çocukluk çağı obsesyonlarıyla da karşılaşabiliyoruz. Kadınlarda ortalama 22-23 yaş, erkeklerde ise 16-17 yaşta ortaya çıkar. OKB tedavi olunmazsa artan ve azalan semptomlarla kronik hal alır. Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda gözükmektedir.

    OKB için en mükemmel tedavi şekli nedir?

    Son yıllarda OKB tedavisi dramatik bir şekilde gelişti. Hazırda hastaların %70’i bu tedavilerden yararlanabiliyor. OKB tedavisinde ilaçlar dahil bir çok yöntem kullanılabiliyor. İlaçlarla beyinde salgılanan serotonin düzeyini artırarak tedavi ediliyor. OKB için terapi olarak davranış terapisi (maruz bırakma) ve bilişsel terapi kullanılıyor. Bu yöntemler beraber veya ayrı ayrı kullanılabiliyor ve güzel sonuçlar elde ediliyor.

    Bilişsel Terapi – Obsesif hastalar kaygı verici düşünceler ile bu düşüncelerden kaçarak ve kaçınarak başa çıkmaya çalışırlar. Ne var ki düşüncelerden kaçmaya çalıştıkça bu düşünceler daha da artmakta ve böylelikle kısır bir döngü oluşmaktadır. Davranış tedavilerinde amaç hastayı kaygı veren ve kaygı oluşturduğu için kaçma ve kaçınma davranışlarına neden olan düşüncelerle  [obsesyonlar]  karşı karşıya getirmek ve bu karşılaştırmanın oluşturduğu kaygıyı azaltmak için devreye giren tekrarlayıcı davranışları [kompulsiyonlar] engellemektir. Hedef rahatsızlık veren düşüncenin oluşturduğu kaygıyı söndürmek ve alışma durumunun oluşmasını sağlamaktır. Bu şekilde yapılan tedaviye alıştırma tedavileri adı verilir.

    Bilişsel tedavilerde ise amaç rahatsız edici düşüncelerin oluşturduğu sorumluluk algısını azaltmaktır. Sorumluluk biçiminde bir algılama olmadığında hastalar akla gelen rahatsızlık verici düşünceleri yansızlaştırmak ve etkisiz kılmak için tekrarlayıcı davranışlar gösterme ihtiyacı hissetmeyeceklerdir. Amaç düşünceleri gerçek gibi algılamayı azaltmaktır. Bu nedenle tedavide tehdit tehlike ve aşırı sorumluluk algılarının ne oranda gerçekçi olduğu ve hangi düşünce  hataları sonucu abartılı tehdit ve tehlike algılarının ortaya çıktığı hasta ile birlikte araştırılır. Bilişsel hataların belirlenmesinden sonra yeterince işlevsel olmayan bu düşüncelerin daha gerçekçi ve işlevsel olanları ile yer değiştirmesi sağlanır. Düşüncelerinin  bir felaketle sonuçlanacağını düşünen hastalardan bu düşünceleri durdurmak yerine özellikle akla getirmeleri istenmekte ve ardından korkulan sonuçların oluşmadığını görmeleri tedaviye uyum sağlamakta önemli yararlar oluşturmaktadır.

    Bilişsel ve davranışçı terapiler hem hastalığın tedavisinde hem de özelikle nükslerin önlenmesinde çok önemli bir yer tutmakta, tedavide bazen tek başlarına bazen de ilaç tedavileri ile birlikte kullanılabilmektedirler. Bilişsel davranışçı tedaviler tedavi seçenekleri arasında en önemli yeri tutmaktadır.

    Referans

    Türkiye Psikiyatri Derneği (2016). Obsessif –Kompulsif Bozukluk. Hastalar ve

    yakınları için rehber. Anksiyete Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi

    Wilhelm S., Steketee G. (2006). Cognitive Therapy for Obsessive Compulsive

    Disorder. Canada, Raincoast Books. 

  • Temizlik Hastalığı

    Temizlik Hastalığı

    Obsesif kompulsif bozukluklar sınıfında değerlendirilen HASTALIK HASTALĞI inatçı hastalıklardandır. Dönem dönem kontrol altına alınsa bile tekrar etme riski yüksektir. Sadece terapiler yeterli gelmeyebilir ancak hem ilaç hem terapi uygulanması birlikte daha verimli sonuç verebilir. Ailenin de desteği olması ve hastanın durumunu anlaması çok önemlidir.

    Her 100 kişiden ikisinde görülebilir. Dürtüsel bir temizlik arzusu ve temizledikçe bitmeyen kirliliklerin yarattığı sıkıntılar. Tabu bunun da çeşitleri var. Abdest almaya girip bir saatten önce çıkamayanlar. Banyoya girip köpük köpük yıkanan ve saatler sonra çıkabilen. Galip Derviş karakterindeki dedektifin kapı kolları ve kullanılmış eşyalara dokunamaması gibi aşırı titiz olanlar. Evin her köşesini temizleyip sonra eksik kalan kısımlarını bahane edip temizlik bezini alıp tekrar bir tur atanlar… İşte temizlik takıntısı olan belkide bunun bir hastalık olduğunu anlamak için uzun süre bu belirtilerle savaşarak yaşayanlar aslında “OKB”nin bir uzantısı olan “Temizlik Hastalığı”na yakalanmıştır.

    İnsan Nasıl Temizlik Hastalığına Yakalanır?

    Aşırı kaygılı mizaca sahip olanlar, şüpheci ve evhamlarından arınamayanlar başlarda masumca gibi görünen ortamı temizleme arzusu sürekli kendini tekrar ediyor ve artık kontrol edilemiyorsa ciddiye alınması gerekir. Neden böyle bir rahatsızlığa kapıldığını açıklayak somut bilgilere ulaşmak kolay değil. Kişilik yapıları ve genetik yatkınlıkları kişinin zorlandığı ve aşırı stresle mücadele ettiği bir dönemde hastalığa dönüşmüş olabilir.

    Ben Temizlik Hastası Mıyım?

    • Sürekli ellerini mi yıkıyorsun?

    • Evi çok sık mı temizliyorsun?

    • Eve misafir geldiğinde pislettiğini düşünüyor ve arkasından her şeyi temizleme ihtiyacı mı duyuyorsun?

    • Boş zamanlarının çoğu temizlik yaparak mı geçiyor?

    Eğer cevaplarınız “Evet” se, siz de bir temizlik hastasısınız.

    Ne Tür Zorlanmalar Bu Hastalığa Davetiye Çıkartır?

    Anne ve baba modelinden biri çok düzenli ve titiz, aşırı kuralcı ise bunun yanında biyolojik, psikolojik, çevresel faktörler bunu tetiklemiş olabilir. Bunun yanında, yakın bir tarihte yakınlarından birini kaybetmek, iflas etmiş olmak, boşanma veya bir travma da takıntılara sebep olmuş olabilir.

    Hayatını Nasıl Etkiler?

    Ev ortamına yakın aile bireyleri bile gelmek istemeyebilir. Çok istediği halde misafir geldiğinde kontrolsüz yaşadığı huzursuzluk onu mutsuz eder. Aslında kimseye zarar vermez en çok da kendisine zarar verir. Zamanla temizliğe ayırdığı zaman yetmez olur. Konsantrasyonu bozulur, iş performansı düşer. Evli ise çocuklarla geçinmekte zorluk çeker. Günün sonunda enerjisi tükenmiş ve bitkin düşmüş hisseder. Bel ağrıları kas ağrıları eksik olmak. Uzun sürmesi depresyon ve başka psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmesine yol açar.

    Nasıl tedavi edilir?

    Hastalığın kendiliğinden geçmesini bekleyenler zaman kaybeder. 6 ay geçmiş olsa bile yardım almayan hastalarda genellikle iyileşme görülmez. Tedavi birkaç aşamada planlanır. Önce;

    Önce hasta durumu hakkında bilgilendirilir. Hastalığın ilerlemesini önlemek için alınması gereken tedbirler paylaşılır. Kimyasal yollarla hastalığın dürtüsel yönleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri, antidepresan ilaçlar, bilişsel davranışçı terapi uygulamaları bunları kapsar. Hastalığın direncine ve kişinin kişilik yapısına uygun bir ilaç başlanır ve bir süre sonra da terapiler başlar. Bu rahatsızlıkları çok kısa süre içinde iyileştirmek mümkün görünmemektedir.

    Kişisel Tecrübelerim

    Bana gelen OKB hastalar genellikle pek çok tedavi görmüş ve bu süreçte uzun zaman kaybetmiş olduğunu gözlemliyorum. Hastanın moral durumu, tedavi olma arzusu, güven duygusu ve benimle uyuma geçme oranına göre tedaviye ne kadar sürede cevap vereceğini birkaç seansta anlayabilirim.

    Bilişsel davranışçı terapilerin yanı sıra hipnoterapi ve EMDR tekniklerinden yararlanıyorum.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • FİBROMİYALJİ TEDAVİSİNDE ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR

    FİBROMİYALJİ TEDAVİSİNDE ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR

    Özellikle sabahları olan ağrı, fibromiyaljinin en tipik belirtisi. Ağrı boyun, sırt ve bel gibi tek bir bölgede veya tüm vücutta yaygın olarak hissedilebiliyor. Fibromiyalji ağrısı hastalar tarafından ‘zonklayıcı, derinden gelen ya da keskin’ gibi çeşitli şekillerde tarif ediliyor. Ağrıya kaslarda yoğun yanmalar, seyirmeler ve katılık hissi eşlik edebiliyor.

    FİBROMİYALJİ TEDAVİSİNDE ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR

    Fibromiyalji sendromu, şiddetli kas ağrıları, uyku bozuklukları, yorgunluk ve endişe hali, depresyon hali gibi semptomlar ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle yirmi ile kırk yaşları arasında gözlemlenmekte olan bu hastalığın kadınlarda görülme sıklığı ise, erkek bireylere oranla yedi kat daha fazladır. Fibromiyalji sendromuna neden olan unsurlar arasında ise uzun süreli stres, yoğun baskı altında kalma, fiziki ve/veya psikiyatrik, psikolojik travma unsurları sıralanabilmektedir. Fibromiyalji sendromu ile ortaya çıkan ağrılar, genellikle kendilerini vücuttaki lifli dokular üzerinde göstermektedir.

    Fibromiyalji Sendromu Bulunan Bireylerin Şikayetleri

    Fibromiyalji sendromuna, günümüzde hala tam ve net olarak neyin ya da nelerin sebep olduğu bilinemese de, pek çok olumsuzluğun kaynağı olan yoğun stresin yanı sıra, fiziksel olarak bireyin kaslarını zorlaması, fiziksel bir burkulma ya da kırılma gibi etkenler fibromiyajli belirtilerinin şiddetini arttırabilir ve sendromu olumsuz bir şekilde güçlendirebilir. Fibromiyalji sendromu bulunan bireylerin şikayetleri arasında sıklıkla baş ve alın, omuz, boyun ve ense, omuzlarda ve dirseklerde, kaburgalarda, karın ve sırt bölgeleri ile birlikte kalça ağrılarından, dokunmaya karşı hassasiyet durumundan ve sertlikler gibi unsurlar bulunmaktadır. Sendromdan kaynaklı ağrıların, bedenin geniş bir yüzdesine, yani belgesine vurabileceği gibi, kimi hastalar da ağrıların belirli bir bölgede yoğunlaştığını ya da şiddetini arttırdığını belirtmektedirler. El, ayak, kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma gibi olumsuzlukların yanı sıra uyku düzensizliği ve uyuyamama hali de fibromiyalji sendromunun sık rastlanan belirtilerinden sayılabilmektedir.

    Fibromiyalji Sendromu Nasıl Oluşur

    Genellikle fiziksel yaralanmalar ile birlikte, çeşitli ve farklı toksinlere maruz kalma, vücudun iç ya da dış bölgelerinde meydana gelen enfeksiyon benzeri faktörler fibromiyajli sendromunun başlamasına neden olan unsurlar olarak, net olmasa da büyük ölçüde kabul edilmektedir. Ancak, tam olarak fibromiyalji sendromunun başlangıcının sebebi kanıtlanamamıştır. Fibromiyalji sendromu, diğer pek çok olumsuzluk gibi, sadece fiziksel bir tahribata neden olmamakta, ek olarak hasta bireyin psikolojisini de olumsuz yönde etkilemektedir. Fibromiyalji sendromu bulunan bireylerde, değişken ruh hali, aşırı kaygılanma, güçlü bir öfke, nefret ya da yoğun bir üzüntü hali durumları da gözlemlenebilmektedir. Ancak, bu belirtilen psikolojik olumsuzlar, fibromiyalji sendromu yüzünden mi meydana çıkmakta yoksa bahsi geçen bu olumsuzluklar yüzünden ortaya fibromiyalji sendromu mu çıkmakta kanıtlanamamıştır. Yine de, bu sendromdan şikayetçi olan bireylerin psikolojik ve psikiyatrik alanda profesyonel bir destek alması kesinlikle tavsiye edilmekte, hatta sıklıkla hekimler tarafından şart koşulmaktadır.

    Fibromiyalji Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

    Fibromiyalji sendromu teşhisinin konulması, zorlu ve uzun bir süreci kapsamaktadır. Zira belirtilen rahatsızlığı teşhis etmek adına geliştirilmiş ya da üretilmiş hususi bir test ya da tıbbi bir uygulama bulunmamaktadır. Fibromiyalji teşhisi, “romatoloji” bölümü ve doktorları ile birlikte, rehabilitasyon ve fiziksel tıp uzmanlarına ek olarak dahiliye uzmanlarının birlikte incelemesi sonucu konulabilmektedir. Fibromiyalji sendromunu andıran Lupus hastalığı veya Artrit gibi benzer hastalık ve rahatsızlıkların da elenmesi gerekmektedir.

    Fibromiyalji Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

    Fibromiyalji sendromu tanısı konulan bireylerin, fizik tedavi bölümü yani rehabilitasyon uzmanları ve romatoloji doktorlarının dahiliye uzmanları ile birlikte yürüttüğü tedavi sürecinden faydalanmaları gerekmektedir. Ayrıca, Fibromiyalji sendromunun neden olduğu, ya da fibromiyalji sendromuna neden olduğu düşünülmekte olan psikolojik ve psikiyatrik olumsuzlukların ve rahatsızlıkların da giderilmesi açısından, tedavi süreci öncesinde, tedavi süreci boyunca ve de tedavi süreci sonrasında psikoloji ve psikiyatri alanında uzman hekimlerden profesyonel bir yardım ve rehberlik almak, iyileşme sürecini büyük ölçüde hızlandıracaktır.

    Adil Maviş

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir.