Etiket: Tedavi

  • İnfertilite – Kısırlık

    İnfertilite – Kısırlık

    İnfertilite: Tetikleri tamamlanmış veya yapılmamış, tedavi edilebilir olgular için infertilite terimi kullanılır. Çiftlerin evliliklerinden itibaren arzularına rağmen gebelik olmuyor ise primer infertilite, bir kere çocuk sahibi olduktan sonra çocukları olmuyorsa sekonder infertilite söz konusudur. İnfertilite bir hastalık değil pek çok nedeni olan bir bulgudur.

    Doğurganlık çağında, çiftlerin arzularına rağmen 10-12 ay içinde çocuk sahibi olmamaları durumunda infertilite söz konusudur.

    İnfertilite nedenlerinin %60’i kadına, %10’u erkeğe aittir. Fakat olguların yaklaşık %40’ında eşlerin ikisinde de sorumluluk vardır. Kadındaki infertilite nedenleri yüksek görülse de hamile kalma ve doğuma kadar hamileliğin soumluluğu kadına ait olduğundan, kadına ait nedenler daha çok gibi görünmektedir. %10-15 oranında ise her iki çiftde de sorun bulunmamaktadır (açıklanamayan infertilite).

    Erkek faktörü

    Vakaların büyük çoğunluğu Ürolog hekimine danışmayı gerektirir.

    • Varikosel
    • Sperm sayısında yetersizlik veya kalitesinde bozukluk, hareketlilikte problem olabilir.
    • Sperm kanallarında tıkanıklık
    • Hormonal nedenler
    • Cinsel fonksiyon bozklukları
    • Testis hastalıkları
    • Enfeksiyon
    • Radyasyon, kimyasal faktörler
    • İmmunolojik sebepler
    • Genetik hastalıklar
    • Bilinmeyen nedenler

    Kadın faktörü

    Kadına ait nedenler hormonal ve anatomik olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

    Hormonal nedenler: Sebep ne olursa olsun sonuçta yumurtlama bozukluğu oluşturur (Tiroid hastaları, Beyin ile ilgili hastalıklar, Yumurtalıklarla ilgili hastalıklar)

    Anatomik nedenler:

    • Rahimle ilgili
    • Rahim ağzı ile ilgili
    • Tüplerle ilgili

    Kadında ayrıca yaş faktörünün önemi büyüktür. Özellikle 30 yaşından sonra geçen her yıl yumurtlama fonksiyonlarında azalma olur.
    İnfertilite tedavisinde belkli de en karmaşık durum sebebi açıklanamayan infertilitedir. Çünkü sebebi belli olan vakalarda nedene yönelik tedavi planı hazırlanıp daha kısa sürede sonuç elde edilebilir.

    Çocuk isteği ile başvuran çiftlerde, detaylı muayene ve tetkik değerlendirilmesi yaptıktan sonra tedavi planı hazırlanır. Tedavi planı hazırlanırken çiftler iki ayrı grupta değerlendirilir. Birinci grup muayenehane şartlarında yumurtlama düzenleyici tedavisi verilen veya aşılama yöntemi uygulanan çiftlerdir.İkinci grup ise doğrudan tüp bebek merkezlerine başvurması gereken çiftlerdir.

    İnfertilite tedavisi uzun, emek ve sabır isteyen bir süreçtir. Bu süreçte özellikle bayanlarda stres faktörü başarıya ulaşmada ciddi ve olumsuz etkileri mevcuttur. Tedaviye başlamadan önce çiftler bu konuda bilgilendirilmeli ve mümkun olduğu kadar stresten uzak durmaya çalışmalılardır.

  • Vajinismuslu Gebe Kalabilir Mi ?

    Vajinismuslu Gebe Kalabilir Mi ?

    Vajinismus hastalarının merak ettiği sorulardan biri de çocuk sahibi olup olamayacaklarıdır. Evliliğinde zaten ilişki konusunda sıkıntılı bir süreç geçiren hastaların aklına bir de çocuk sahibi olamayacakları fikri yerleştiğinde durum daha karmaşık bir hal alabilir. Çiftlerin aile yapısı, bu konu hakkında yaptıkları baskılar evliliği daha zor bir sürece sürükleyebilir.

    Vajinismus Gebe Kalabilir Mi?

    Vajinismus, ilişki esnasından istem dışı olarak vücudun kasılması ve ilişkiye girememe durumudur. Daha önceki yazılarımda, bu hastalığa sebep olacak durumlara ve Vajinismus belirtilerine değinmiştim. Genel olarak toplumun cinsellik konusundaki algısı ve ailelerin bu konuda yaptıkları baskılar, küçük yaşta evlendirilme, kızlık zarı hakkında yanlış bilgilere sahip olma ilerde bu hastalığa sebep olabilir . İlişkiye girme esnasında acı ve ağrı hissediyorsanız, eşinizi iterek uzaklaştırmaya çalışıyorsanız, izin verseniz dahi istemsiz kasılmalar sebebiyele eşiniz önünde bir duvar gibi engelle karşılaşıyorsa, oldukça korku, kaygı, endişe duyuyorsanız ve bu esnada terleme bunaltı gibi durumlar oluyorsa Vajinismus olabilirsiniz.

    Vajinismus Süreç

    Sorumuzun asıl cevabına gelelim. Evet, vajinismus hastaları hamile kalabilirler. Vajinismus hastaları tam olarak gerçekleşmeyen ilişkide erkeğin dışa boşalması ile spermlerin vajina içine kaçarak yumurtayı döllemesiyle gebe kalabilirler. Ancak şunu unutmamak gerekir, ilişkiye girmekle doğum yapmak aynı şey değildir. Yani doğum yaptığınızda yenmiş olmazsınız. Belki bu durum aileniz ve çevreniz için bir süre gündemi değiştiren, sevindirici bir olay olsa da bu geçici bir süreç olacaktır. İlişki esnasında tekrardan aynı sıkıntıları yaşayabilirsiniz.

    Tedavi edildiği sürece çok olumlu sonuçlar veren bir hastalıktır. Çiftlerin seanslara istekli olarak katılmaları ve sonucunun olumlu olacağı inancında olmaları süreci güzel şekilde etkileyecektir. Eğer iyi bir uzmandan başarılı bir vajinismus tedavisi görürseniz hamile kalma konusunda korkularınızı ve endişelerinizi de yenmiş olursunuz. Hatta psikolojik olarak doğum yapmaya daha uygun hale geleceksiniz. Tabi ki doğumdan önce tedavi olmakta büyük fayda görülmektedir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi vajinismusluyken de hamile kalma olasılığınız vardır. Bu durumda erken doğum, düşük riski yoksa 3. aydan itibaren tedavi yapılabilir. Hamile kalan hastamız için en uygun olay tedavi süreci 3. ve 6. aylar arasındadır. Tedavisini ertelememeniz doğum sürecinde de sonrasında da size fayda sağlayacaktır.

    Vajinismus Hakkında Yanlış İnanışlar

    VAJİNİSMUSU BEN YARATIYORUM Vajinismus, kişinin iradesi dahilinde olan bir durum değildir ve istem dışı olarak gelişir. Yanlış bilinen şeylerin başında bu durum gelmektedir. Toplumumuzda her on kadından biri Vajinismus olarak karşımıza çıkmaktadır ancak çoğu kişi bunun istem dışı olan bir hastalık olduğundan ve Vajinismus tabirinden habersizdir. Kısacası VAJİNİSMUSU siz yaratmadınız.Toplumumuzun tutumu ve eksik öğretilerle yetiştirilmeniz yarattı.Toplumumuzda cinsellik algısı ve aile yapımız dolayısıyla kızlarımız küçük yaştan itibaren bu konu hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadan ya da yanlış bilgilere sahip olarak evlendirmemiz vajinismusu doğurmaktadır..

    Kızlık Zarını Aldırırsam İlişki Olur Mu?

    Vajinismus Yanlış İnanışlarBu da ikinci en önemli yanlıştır. Kızlık zarının çok önemli olduğu ve korunması gerektiği, bozulmasının çok zor ve ağrılı olacağı, ilk gün çok fazla kanamanın olacağı gibi yanlış bilgiler ilerde bu hastalığa yol açmıştır. Hatta bazı inanışlarda ailelerin kanamanın olduğuna bakmak istemesi ve eğer kanama olmazsa o kişinin bakireliğinden şüphe duyulması gibi konular ilk gecede kişilerin strese girmesine, endişe duymasına sebep olmaktadır. Bu gibi durumlarda kişinin vücudunda kasılmalar olur ve ilişki gerçekleşemez. Adete bir duvar gibi engel oluşturur.Bazen bunu kızlık zarının kalın olmasına bağlarlar.

    Ameliyat ile kızlık zarını aldırmayı düşünürler. Bu da tamamen yanlış bir inanıştır. Çünkü Vajinismus psikolojik bir durumdur ve kızlık zarı olmasa dahi ilişkiye girmede sıkıntılar yaşanır. Anormal ve ilişkiye engel olabilecek kızlık zarı yapısı çok nadir görülen bir durumdur. Sadece bu durumda bir cerrahi gerekir. Kızlık zarı ufak bir cerrahi işlemle alınır. Gereksiz işlemlerden kaçınmak için mutlaka bu konuda tecrübeli bir uzmana başvurmak gerekir. Bana başvuran hastalarımda bu işlem gerekliyse(ki gerçekten çok nadir gerekir) başarı ile planlayıp kızlık zarını alıyorum, sonraki seanslarımlada Vajinismus tedavisini başarıyla tamamlıyorum.

    İlişkiye Beni İstemediği İçin Girmiyor

    Bu yanlış bir düşüncedir. Vajinismusu atlatmada en önemli destek eş tarafından sağlanır. Ancak bu konuda bilgi sahibi olmayan eş, ilişki esnasında böyle bir durumla karşılaştığında öfkelenebilir ve eşinin kendisini istemediğini ya da ilişkiye girme esnasında bir durumdan çekindiğini düşünebilir. Bu da evliliği bitirme noktasına getirebilir. Vajinismus hastalığı tedavi edilemeyen bir hastalık değildir. Böyle bir durumda sakin davranıp araştırma yaparak iyi bir uzmandan destek alındığında % 100 başarılı sonuçlar elde edilebilir.

    Eş Tedavide Mutlaka Şarttır

    Eş tedaviye katılırsa tabiî ki sorunların aşılması daha kolay olur ve sağlıklı bir cinsel yaşamdaki bilgilendirmede tam sağlanır. Ama şart değildir. Hatta bazı danışanlarımız partnerinden ayrılmış olabilir kendiside rahatlıkla başvurup bu hastalığı yenebilir.

  • Vajinismus Çözümü

    Vajinismus Çözümü

    Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar veren bir hastalıktır. Çoğu hasta yaşadığı durumun kendine bağlı olduğunu düşünür. Belki de VAJİNİSMUS diye bir şeyi daha önce hiç duymamıştır. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki ülkemizde bir çok kişi bu sıkıntıyla karşı karşıyadır ve bu durum ülkemizde her on kadından birinde görülmektedir. Bu özellikle cinselliğin eksik ve yanlış bilgilendirildiği baskıcı toplumlarda izlenir. Burada yaşanan sıkıntılardan biri de sorunu yaşayan çiftlerin sadece kendi başına geldiğini düşünmesidir, kendinden başka kimsede olmadığını düşünüp gizli tutması ve hiç araştırma yapmamasıdır. Oysa ki Vajinismus, tedavi edildiğinde çok olumlu sonuçlar vermektedir.

    Vajinismus Çözümü

    Belirtileri başlıklı yazımı okuduysanız ve Vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız uzman doktordan yardım almanız gerekmektedir. Her ne kadar belirtileri kişi tarafından kendi tanısını koydurucu görülse de ,bu konuda uzman birinin değerlendirip yol çizmesi başarıya giden yolu kısaltır. Çok zaman kaybetmeden başvurmak çiftleri rahatlatır.

    Çözümü için en önemli olan faktörler; eş desteği, sabır, güven ve inançtır. Öncelikle hastanın bu durumu kabul edip artık bu sıkıntıya değil bunun çözümüne odaklanması gerekmektedir. Bunun için de araştırma yaparak alanında uzman birinden destek almalıdır. Sonrasında kendine, eşine ve tedaviyi yürüten uzmana güven duymalıdır. Bu tedavi sonucunda her şeyin düzeleceğine ilişkiye girebileceğine inancı olmalıdır. Eşler de bu durumun bayanın kontrolü dışında gerçekleştiğini bilip bu konuda eşlerine yardımcı olmalıdırlar. Bu koşullar olduğu sürece Vajinismus çözümü çok kolay olan bir sorundur.

    Bilişsel yöntemde daha çok hastanın cinsellik konusunda bilgilendirilmesi, bu konuda bilinçlendirilmesi ve kafasındaki soru işaretlerine cevap bulması sağlanmaktadır. Davranışçı yöntemde ise tedavi sürecinde hastanın yapması gereken egzersizler yer almaktadır.

    Vajinismus bir ilişkinin sıkıntılı geçmesine hatta daha da ileriye giderek bitmesine sebep olmamalıdır. Nitekim tedavisi olan ve başarı sağlanılan bir cinsel işlev bozukluğudur.

    Vajinismusta Eşlerin Tutumu

    Vajinismus genel olarak kişilerin çocukluktan beri cinsellik konusunda baskıcı bir tutumla büyütülmeleri sonucu veya kızlık zarı bakireliğin simgesi olarak görülür ve sürekli olarak ilk gece bozulacağından, biraz zor olduğundan ve kanamalı olduğundan bahsedilmesi sonucu gelişir . Oysa ki bunlar yanlış bilgilerdir. Kızlık zarı incedir ve esnek bir yapıya sahiptir. Bir çok çeşidi bulunabilir.Kızlık zarı ince ve esnek bir mukoza kalıntısıdır. Çok fazla kanama olacak diye bir genelleme yapılamaz. Hatta ilk ilişkide genelde leke tarzında kanamaya yol açar.Hiç kanama olmaması da normal bir durumdur. Kızlık zarının yapısına göre bu durum değişkenli gösterecektir. Ama ne yazık ki bu konudaki yanlış bilgiler, baskıcı tavır ilerde bu hastalığa sebep olabilmektedir.

    Küçüklükten beri çocukları bakma, ayıp, günah diye eleştiren bir çevrede yetişmiş kişiler, cinsellik konusunda hiç bir bilgi sahibi olmadan evleniyor ve ilk gece de bunun korkusunu yaşıyor. Tabi ki VAJİNİSMUS sadece ilk ilişki esnasında olan bir durum değildir. Kişilerin başından geçen olumsuz doğum, travmatik bir kürtaj işlemi, enfeksiyonlar sonrası,hormonal değişiklikler sonrası ne acı ki cinsel suistimaller gibi durumlarda da sonradan Vajinismus yaşanabilmektedir.

    Vajinismus Eşlerin Tutumu

    Vajinismus hastaları ilişkiye gireceği esnada çok fazla acı, ağrı hissedeceğini düşünür. Eşlerini iterek ilişkiye izin vermez. İlişkiye izin verse bile vücudundaki kasılmalar sebebiyle kendine bir duvar örer. Bu durumda bilinçsiz bir eş, kendisini istemediğini hatta ilişkiye girme konusunda çekineceği bir durumu olduğunu düşünebilir. Ancak bu durum kişinin isteği dahilinde olan bir şey değildir. Eşini çok sevse ve ilişkiye girmeyi istese de istem dışı olarak buna izin vermez. Sonrasında kendi de duruma çok üzülerek ağlama krizlerine girebilir. Kendisinde bir problem olduğunu düşünebilir. Bu gibi durumlarda endişe etmemeli ve hemen bir uzmanla iletişime geçilmelidir. Her ne kadar vajinismus adı bilinsede,tanı ve tedavide izlenen yol önemlidir.

    Vajinismus Tedavisinde

    Vajinismus tedavisinde en büyük görev çiftlere düşmektedir. Eğer eşler tedavi sürecine birlikte katılırlarsa ve bu sıkıntının üstesinden gelecekleri konusunda inançları ve istekleri olursa Vajinismus atlatılamayacak bir cinsel problem değildir. Hatta deneyimli bir uzman tarafından çiftlerin de sabır ve isteğiyle kısa bir zamanda % 100 e yakın başarı sağlanacaktır.

    Tedaviye başvurmadaki geçikmeler erkek cinsel işlev bozukluklarına yol açacaktır.Bu durum çiftlerimizde motivasyon düşüklüğünede yol açabilmektedir. Özellikle vajinismuslu çiftlerin tedaviyi ertelermelerini bu nedenlede istememekteyiz.Erken başvuru önemlidir.

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • Dolguda yeni trendler

    İlk dolgularla dudak ve nazolabial olukların doldurulması modaydı, sonra sonra dudak çizgileri, marionettler, yanaklar sıraya girdi, şimdide gözaltı ve ışık dolguları ile ulaşılamayan nokta kalmadı.. Tüm yüzün canlandırılması için mezoterapi ürünleri ile birlikte hazırlanan dolgu sistemleri ile göz altı morluklarında ve çökmelerinde kullanılan sistemler şu anda trendy…

    Yüz hatlarının restorasyonunda özellikle derin çizgi ve kırışıkların giderilmesinde yaşlanmaya bağlı, yağ dokusu kaybı ve yumuşak dokudaki hacim eksikliklerinin tamamlanmasında dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu yöntemle derin çizgiler doldurularak yüz hatlarında yumuşak bir geçiş elde edilir. Böylece yüz ifadesi de dolaylı olarak yumuşar. Ayrıca yüzde çökme gösteren bölgelere dolgu maddesi uygulanarak daha genç ve yuvarlak hatlar elde etmek, bu yolla da yüzde istenen yerlere volümetrik enjeksiyonlar yapmak mümkün olur.

    Neden kırışırız ?

    Yaşlanma ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği azalır ve cildin su tutma kapasitesi düşer. Deride bulunan kollajen ve elastin lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakma, gülümseme ve diğer yüz mimikleri de çizgilerin oluşmasına katkıda bulunurlar. Sigara içmek ve kirli hava gibi çevresel faktörler de yaşlanmayı hızlandırırlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en sık olarak kullanılan işlem yüz dolgusu tedavisidir.

    Hyalüronik asit nedir?

    Hyaluronik asit bir bağ dokusu destek elemanıdır ve doğal olarak cilt altı mesafede yaygın olarak bulunur. Varlığı ve yapısı gereği cildimizin daha nemli, kırışıksız ve gergin olmasını sağlar. Klinikte kullanılan hyaluronik asit ise E.coli denen bir bakterinin hücre duvarından izole edilen, ileri laboratuvar koşullarında yüksek teknolojiyle üretilen hayvansal hammadde içermeyen, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Deriye enjekte edildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim oluşturur.Hacminin 1000 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların doldurulması ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, yüz dolgusu işlemi görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.

    Nerelere dolgu yaparız?

    Dudak kalınlaştırma

    Dudak kenarlarındaki derin çizgilerin tedavisi

    Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıkların yumuşatılması

    Göz altı ve yanaklardaki çöküntülü alanların doldurulması

    Dolgu ile kaş kaldırma

    Çöküntülü yara izleri

    El sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi

    Son trendlerden Gözaltı Işık Dolgusu….

    Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır. ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir. İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir. Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

    Diğer bir trendy : Işık Dolgusu….

    Cildimizi oluşturan tabakaları en dıştan içe epidermis, dermis ve deri altı doku olarak sıralayabiliriz. Bu tabakaların her biri ışığı farklı şekilde emer ve yansıtır. Işık cildimize vurduğunda farklı katmanlar tarafından emilen ve yansıyan ışınlar bir araya geldiğinde parlaklık olarak algılanır. Işık dolgusunda kollajenin yapısına giren 8 aminoasid kollajen üretimi için hammadde oluştururken, 3 antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış etkenlere karşı savunmasını arttırır. Işık dolgusunda hyaluronik asid ile diğer vitamin, mineral ve antioksidan etken maddeler mükemmel bir uyum sağlar. Enjeksiyonlarda içerdiği lidokain anestezik maddesi ile hasta konforu oldukça yüksektir. 3 hafta aralarla yapılan 3 uygulama ile ilk uygulamadan itibaren ve sonrasında birikici etki ile gözle görülür ışıltı sağlar.

    Uygulama nasıl yapılır ?

    Hyaluronik Asit, Kalsiyum Hidroksiapatit veya Poli-L laktik asit gibi farmakolojik ajanların derin çizgi, kırışıklık, çöküklük olan bölgelerde, dudaklarda veya el sırtında cilt altına enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Hekimlerin tecrübelerine ve tedavi endikasyonlarına bağlı olarak değişmekle beraber hyaluronik asit bazlı dolgular cilt tonusü ile olan uyumları,yüzün yaşlanma dinamiklerine paralel davranışları ve çok doğal natürel sonuçlar yaratmaları nedeniyle ve komplikasyonlarının neredeyse hiç olmayışı avantajıyla tüm diğer dolgulardan daha fazla tercih edilir hale gelmiştirler.

    İşlem teknik olarak çok ağrılı değildir ancak uygulanacak bölge ve dolgu maddesine göre uygulama öncesinde topikal anestezik kremler veya bazen lokal anestezi gerektirebilir. Etkisi uygulama yapıldığı anda görülür. Uygulanan maddeye, bölgeye ve kişisel faktörlere göre genellikle 6-18 ay arasında sürer. Kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur. Ancak bunların uygulaması geri dönüşümsüz olacağından tedaviye ilk olarak eriyebilen hyaluronik asit içeren dolgularla başlamak sonucu tahmin etmek açısından daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle dudaklarda daha fazla olmak üzere uygulama alanlarında ilk 3 gün şişlik ve morluk görülebilir. Buz uygulaması bu durumun daha çabuk iyileşmesınde etkili olacaktır. Yağ enjeksiyonunda bu şişlik 2 haftaya kadar uzayabilir.

    Beklentiler?

    Derin çizgi ve kırışıkların kısmi veya tam olarak düzelmesiyle birlikte yüz hatlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Dolgu maddesi enjeksiyonu (liquid face lifting) olarakta adlandırılan ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tüm yüzde istenilen sonuca ulaşabilmek için botox, kimyasal cilt soyma, ulrasound lifting ve diğer anti-aging işlemlerle kombine edilmesi de gerekebilir.

    Hyalüronik asit enjeksiyonundan sonra doğal bir görünüm sağlanır. Yüz dolgusu veya dudak dolgusu işlemlerini öğle yemeği tatilinde yaptırıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir ön test yaptırmanıza gerek yoktur. Ancak uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Dolgu enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Etkisi kullanılan materyale göre 6-18 ay devam eder.

    Yan etkisi varmıdır?

    Hyaluronik asit 1996’dan beri dünya üzerinde 70 ülkede 2 milyondan fazla kişiye güvenle uygulanmıştır.Çok ender olmakla birlikte tedavi edilen bölgede birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülürler. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik oluşabilir. Hyaluronik asit ile yüz dolgusu tedavisi, genellikle estetik operasyona bir alternatif olarak uygulanır. Hyaluronik asit kullanımı güvenli olup non allergen olduğundan tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.

  • Sivilce izlerinin tedavisi

    SİVİLCE İZLERİNİN TEDAVİSİ

    Derin ve büyük sivilceler ciltte iz bırakabilir. Sivilcelerle oynamak, sıkmak da iz oluşumunda büyük rol oynar. Geçmiş yıllarda sivilce izlerini tedavi etmek oldukça zordu. Günümüzde yeni yöntemlerin kullanılmasıyla birlikte sivilce izleri kısmen tedavi edilebilmektedir.

    Lazer Tedavileri:

    Ablatif Karbondioksit – Ablatif Erbium yag fraksiyonel lazerler: Cildin üst katmanı tamamen soyulur.

    Non-ablatif yag fraksiyonel lazer: Cildin üst katmanı kontrollü ve belirli derinlikte yakılarak cildin yenilenmesi sağlanır.

    Subsizyon-Deri Altı Kesisi Yöntemi;

    Sivilce izinin altındaki doku bir iğne yardımıyla bozularak uygulanır. Lokal anestezi ile sivilce izinin altındaki dokuya bir iğne yardımıyla ileri-geri hareket uygulanır. Amaç buradaki dokunun yenilenmesini sağlamaktır.

    Kimyasal Peeling:

    Yüzeyel, orta veya derin peeling yöntemleri uygulayıp, cildi soyarak sivilce izleri tedavi edilmeye çalışılır.

    Dermaroller İle Tedavi:

    Genellikle 2 mm derinlikteki dermaroller ile uygulanır. İce pick, rolling, box car izlerde etkin bir yöntemdir.

  • Photo genesıs

    Limelight IPL ile cilt yenileme, güneş ve yaş lekeleri tedavileri.

    Photo Genesis, cildin dokusunu geliştiren, ciltteki ton bozukluklarını, yaş ve güneş lekelerini gideren, yenilikçi, güvenli ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Limelight sayesinde yüz, göğüs, kollar ve eller gibi vücudun her bölgesinde bu sorunlar geride kaldı. Üstelik bu güneş ve yaş lekelerinden arınmak, daha genç görünüme sahip olmak çoğunlukla 1 ya da 2 seansta mümkün.

    Photo Genesis nedir?

    Photo genesis, cuteranın limeligh ürünü ile yapılan yeni cilt yenileme prosedürüdür. Bu prosedür sayesinde cilt tonunda gelişme, güneşe ve yaşlanmaya bağlı yüzeysel sorunların giderilmesi sağlanır.

    Hangi bölgeler tedavi edilebilir?

    Vücudunuzda yüz, boyun, dekolte bölgesi dahil olmak üzere güneş ve yaş lekeleri gibi sorunların bulunduğu tüm vücut bölgelerinde kullanılabilir. Eskiden tedavisi zor olan açık kahve renkli (düşük kontrastlı) lekelerde bile bu tedavi ile güzel sonuçlar alınmaktadır.

    Tedavi sırasında ne yapılır?

    Photo genesis uygulaması için sizin cilt tipinize ve tedavi edilecek soruna göre uygun parametreler girilir ve verilen ışığın etkisi ile yukarıda bahsedilen sorunlarınız ortadan kalkar. Pigmentli hücrelerin ısıtılması sayesinde tedavi etkisi oluşmaktadır.

    Tedavi süresi ne kadardır?

    Tedavi süresi, uygulanacak bölgenin büyüklüğüne göre değişkendir. Küçük bölgeler sadece birkaç dakikada tedavi edilirken, en büyük bölgeler dahi 1 saatten daha az sürede tedavi edilir.

    Kaç seansa ihtiyacım var?

    1-3 seans arasında değişebiliyor. Bu, sorunun büyüklüğü ve/veya kapsamına göre değişir. Aşırı güneş hasarına maruz kalmış ciltlerde ilave seanslar tavsiye edilebilir.

    Tedavi sonrasıda ne olacak?

    Tedaviden hemen sonra kahverengi lekeler koyulaşmaya başlar ve cilt hafif kızarmış görünebilir. Tedavi edilmiş bölgede çok hafif bir kabarma görülebilir. Bu durum birkaç saat içerisinde geçecektir.

    Sonuçları ne zaman görebileceğim?

    Renkleri koyulaşmış olan lekeler, 1-3 hafta içerisinde dökülür ve kaybolur. 1-3 hafta içinde lekelerin kaybolması ile renk bozukluklarının giderilmesi ve cildin tonunda gelişme sağlanması ile sonuçlanacaktır. Bütün bunlar olurken cildinizin kalitesinin arttığını hissedeceksiniz.

    Leke ve kızarıklıklar yeniden çıkacak mıdır?

    Güneşin zararlı etkilerinden dolayı yeni lekeler çıkabilir. Bunlar da aynı şekilde tedavi edilebilir. Fakat unutmamak gerekir ki leke ve kızarıklıklara sebep olduğu için her zaman güneşin zararlı etkilerinden korunmak gerekir.

  • Mezoterapi !

    Mezoterapi estetik amaçla, bir takım maddelerin cilt ve cilt altına mikroenjeksiyon tekniğiyle verilmesidir.

    MEZOTERAPİ HANGİ DURUMLARDA KULLANILIR?

    Yüz gençleştirme (mezolifting)

    Saç dökülmesi

    Sellülit tedavilerinde uygulanır.

    MEZOLİFTİNG NEDİR?

    Yüz, boyun, el sıtındaki ince çizgilerin giderilmesi, cildin genel olarak gençliğinin arttırılması aracılığıyla, cilt içine küçük enjeksiyonlar halinde, özel kokteyllerin verilmesidir. Yüze uygulanan bu enjeksiyonlar sonucunda cildin gerginliği artarak toparlanır, hücre yenilenme süreci hızlanır.

    CİLDE NELER UYGULANIR?

    Cilde parlaklık, nem ve canlılık veren birtakım maddeler enjekte edilir. Genellikle A, D, C, B, E gibi antioksidan vitaminler, selenyum, gliko biloba, cilde dolgunluk ve nem veren hyaluronik asit içeren kombinasyonlar kullanılır.

    AĞRILI BİR İŞLEM MİDİR?

    İşlem öncesi sürülen topikal anestezikler sayesinde uygulama daha konforlu hale getirilir.Çok ince bir enjektör ile derinin altına karışım enjekte edilir. Tedaviden sonra hasta günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir.

    SEANS SÜRESİ VE SIKLIĞI NASILDIR?

    Seanslar ortalama 15-30 dk. Sürer, seans sayısı yaş grubuna göre değişmekle birlikte ortalama 4-6 seanstır.

    KİMLERE UYGULANIR?

    Yaşlanma etkilerini geciktirmek, yorgun ve soluk görünümü gidermek, oluşan kırışıklıkları gidermek, cildi canlandırmak ve toparlamak amacıyla herkese uygulanabilir.

    KİMLERE UYGULANMAZ?

    Gebelere

    Emziren bayanlara

    Uçuğu olanlara

    Deri hastalığı olanlara (sedef, egzama gibi)

    Uygulama sonrası güneşe maruz kalınmamalıdır.

    SAÇ MEZOTERAPİSİ

    Saç dökülmesini durdurmak, saçın kalitesini arttırmak, yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek

    için belli aralıklarla saçlı deriye birtakım maddelerin enjekte edilmesidir.

    Saç dökülmesi çeşitli nedenlerle olur:

    -Androgenetik Alopesi – Genetik yatkınlığa bağlıdır. Erkeksi tipte saç dökülmesi olarak

    adlandırılır.

    -Telogen Effluvium – Gebelik, emzirme, menapoz dönemi, tiroit hastalıkları, beslenme bozuklukları, aşırı kilo alma ve verme, uygun olmayan diyetler, vitamin-mineral eksiklikleri, bazı ilaçlar, kronik hastalıklar (kan hastalıkları, maligniteler, enfeksiyon hastalıkları vs), saça uygulanan mekanik ve kimyasal işlemler, stres saç dökülmesinin başlıca nedenlerini oluşturur. Saç kıran (alopesi areata), mantar hastalıkları da saçlarda dökülmeye neden olan saçlı derinin hastalıklarıdır.

    Saç dökülmesi durumunda öncelikle bir dermatoloji doktoruna başvurulmalıdır. Dermatolog doktor birtakım tetkiklerin sonucunda saç dökülmesinin nedenini saptayıp, ona göre tedaviye başlayacaktır.

    Saç mezoterapisi tedaviye destek bir uygulamadır .Saç köküne çok ince uçlu iğnelerle birtakım ilaçlar verilerek, saç kökü beslenip tedavi durdurulmaya çalışılır. Bu ilaçlar vitamin, aminoasit, mineraller, damar düzenleyici ve androjenleri nötralize edici ajanlardan oluşur. İlk seanslardan itibaren saç dökülmesi durmakta ve yeni saç çıkışı sağlanmaktadır. İlk seans araları daha sık olup, kalıcılık açısından idame tedavisine geçilmelidir.

    SELÜLİT TEDAVİSİNDE MEZOTERAPİ

    Özellikle kadınlarda sıklıkla kalça, karın, uyluk ve bacaklarda görülen, portakal kabuğu görünüm ve çukurcuklarla seyreden, deri ve yağ dokusundaki düzensiz görünümdür.

    Kan ve lenfatik dolaşım bozuklukları başlıca nedeni oluşturur. Hormonal faktörler de, özellikle östrojen hormunu önemli bir role sahiptir.

    Sellülit tedavisinde kullanılan mezoterapi ajanları yağ yakıcı, dolaşımı düzenleyici, oksijenlenmeyi arttırıcı etkiye sahiptir. İnce uçlu iğnelerle derinin orta tabakasına enjekte edilirler. Sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depositlerini azaltır ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltirler. 1 haftalık periodlarla 4-10 seans uygulanır.

  • Leke tedavisi

    LEKE TEDAVİSİ

    Leke, cilde rengini veren melanin denen pigment maddesinin, normalin üzerinde üretilmesi sonucu ciltte düzensiz ve aşırı renklenmeye (hiperpigmentasyon) oluşmasıdır.

    LEKE ÇEŞİTLERİ

    1)Melasma (chloasma )—Gebelik maskesi olarak da bilinir. Yüz, boyun, ön kollarda düzensiz lekelerdir. Melasmada;

    Genetik eğilim

    Ultraviyole ışınları

    Doğum kontrol hapları

    Gebelik

    Kozmetik ürünler gibi faktörlere bağlı olarak melanin pigmenti aşırı üretilir. Bu artış en çok güneş gören yanak, alın ve çene gibi bölgelerde daha çok görülür. Yukarıdaki faktörler içinde en etkin olanı ultraviyole ve genetik eğilimdir.

    Koyu renk cilde sahip kişiler, açık tenli kişilere göre daha çok lekelenir. Çünkü melanositleri daha fazladır.

    2) Doğumsal Lekeler —Doğumda veya sonrasında oluşan bir takım benler veya lekelerdir.

    3) Postinflamatuar Hiperpigmentasyon —Cildin tahriş olması sonucu, hassasiyetinin artmasına bağlı olarak oluşur. Peeling, lazer veya egzama gibi cilt hastalıkları sonrası.

    4) Çiller —En çok yanak, alın, çene kısmında görülen bu lekeler açık veya koyu kahverengi lekeler şeklinde olabilir. Güneşli mevsimlerde artarken, güneş olmayan zamanlarda azalırlar.

    5) Lentigo —Erken yaşlarda güneş maruziyetine bağlı olarak daha sonraki yıllarda ortaya çıkan kahverengi lekelerdir. İleri yaşlarda ortaya çıkanlarına senil lentigo da denir. Daha çok el üzerleri, kol ve yüzde görülür.

    Leke tedavisi mümkün olabilen bir hastalıktır. Ancak tedavi işleminden önce lekenin neden oluştuğunun ve bir hastalığın bulgusu olarak ortaya çıkıp, çıkmadığının saptanması gerekir.

    Leke Tedavisinde;

    Medikal tedaviler

    Kimyasal Peeling

    Lazer tedavileri (photogenesis, Er-bium fraksiyonel lazer, Q switched Nd yag lazer)

    PRP

    Dermaroller

    Mezoterapi gibi yöntemler uygulanır.

    Tedavi lekeye yönelik olmalıdır. Lekenin türüne göre hangi tedavinin uygulanacağı bir dermatoloji hekimi tarafından belirlenmelidir.

    Medikal tedavilerde en çok hidrokinon, kojik asit, azelaik asit, retinoik asit gibi ajanlar kullanılır.

  • Lazerle kılcal varis tedavisi

    Varis, toplar damarların genişlemesi, uzaması, kıvrılması ve damar duvarının incelmesidir. Toplardamarlar, atardamarlarla ekstremilere gelen kanı kalbe götüren damarlardır. Bu damarlar kanı taşırken içindeki kapakçıklar sayesinde kanın geriye kaçışı ve göllenmesi önlenmiş olur. Varisin en önemli sebebi bu kapakçıkların bozulmasıyla kalbe dönen kanın yerçekimi etkisiyle damarlara basınç yapmasıdır. İkinci sıklıktaki sebebi yüzeyel toplardamarlardaki kanı, derin toplardamarlara taşıyan birleştirici (kominican) damarların yetersizliğine bağlı olarak artan damar basıncıdır.

    Kılcal varisler basıncın en fazla etkisinin görüldüğü bacaklarda, bazen de yüzde görülmekle beraber vücudun her yerinde görülebilir.

    Kılcal Damar Varislerinin Nedenleri Nedir?

    · Genetik olarak ven damarlarındaki zayıflık ve kapakçıklardaki yetmezlik

    · Uzun süre ayakta kalmak

    · Doğum kontrol hapları kullanmak

    · Hamilelik

    · Yaş artışı ile birlikte damar yapısının bozulmasına bağlı olarak

    Kılcal varislerin en etkin şekilde tedavi yöntemlerinden birisi lazer ile tedavidir. Son yıllarda lazer tedavileri çok büyük aşama kaydetmiştir. Lazer tedavilerinde yan etki çok azdır ve tedaviden hemen sonra kişi günlük aktivitelerine dönebilmektedir.

    Lazer tedavisine başlamadan önce kalp damar cerrahisinde büyük toplardamarda bir dolaşım probleminin olup olmadığının kontrol edilmesinde fayda vardır.

    Lazer Tedavisi Hangi Damarlarda Daha Etkindir?

    Bacak damarlarında ,özellikle mavi -kırmızı renkli damarlarda uygulanır. Ayrıca yüzde, yanak ve burun kenarlarındaki genişlemiş, kalınlaşmış, kıvrımlaşmış telenjiektazi denilen damarlarda ve vücuttaki kırmızı renkli benlerin (cherry angiom) de tedavisinde etkindir.

    Kimler Lazer Tedavisinden Faydalanabilir?

    Kadın, erkek ve hatta çocuklarda lazer tedavisi mümkündür. Koyu tenli ve açık tenli kimselere uygulanabilir. Tıbbi olarak uygun olup olmadığı uzman doktorlarca değerlendirildiği için en sağlıklı şekilde yapılır. Kanama bozukluğu, epilepsi, kalp pili taşıyan hastalar ve gebelere uygulanmaz.

    Lazer ile Varis Nasıl Tedavi edilir?

    Lazer ışık enerjisini damar içine yollar. 70-90 dereceye kadar ısınan damar duvarı ve içindeki kan hücreleri tahrip olur ve vücut tarafından taşınarak yok edilir. Bu işlem sırasında çevre dokular zarar görmez. Uygulanan kılcal varis kalıcı olarak tedavi edilmiş olur.

    Tedavi Nekadar Sürer?

    Ortalama 15-45dk arasında değişmekle beraber tedavi edilen damar sayısına ve bulunduğu yere göre süre değişir.

    Kaç Seans Uygulanır?

    Genellikle hastalar tek bir tedavide elde edilen sonuçları yeterli bulmaktadırlar. Fakat en iyi sonuçlar için birden fazla tedavi gerekmektedir. Seans sayısı tedavi edilen damar sayısına, rengine ve büyüklüğüne bağlıdır.

    Seans Araları Nekadar Olmalıdır?

    Genellikle 3-4 haftalık zaman dilimlerinde uygulanır.

    Tedavi Can Acıtır Mı?

    Hastalar genellikle enerji verildiği sırada, batmaya ya da lastik çarpmasına benzer bir duygu hissederler. Çoğu durumda lokal anestezi ve ağrı kesici ilaçlara gerek duyulmaz. Ancak bazı hastalar lokal anestezi kullanılmasını rahatlatıcı bulmakta ve tercih edebilmektedir. Tedavi sonrasında acı en az seviyede veya yoktur.

    Tedaviden Sonra Ne Olur?

    Biraz kızarıklık veya morarma oluşabilir. Özellikle kalın damarlar tedavi edildiğinde bronz veya kahverengimsi bir pigment birkaç hafta veya ay boyunca kalabilir. Bacak damarlarının tedavisinden sonra hastalara damarları basınç altında tutmak için destek çorapları giymeleri tavsiye edilebilir.

    Tedavinin Kesin Sonucu Nezaman Ortaya Çıkar?

    Hastaların çoğunda tedaviyi takiben 2-6 hafta sonra büyük ölçüde gelişim görülür. Fakat tam sonuçların görülebilmesi için bazen birkaç ay geçmeside gerekebilir. Bazı yüzeysel damarlarda ise hemen tedavi sırasında sonuç görülebilir.

    Tedavi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Hastaların tedaviden hemen sonra genellikle normal aktivitelerine dönmelerine izin verilir. Ancak önerilen tedavi sonrası 24 saat içinde yorucu egzersizelerden, aşırı aktivitelerden kaçınmaktır. Bacak tedavilerinde sıcak banyodan kaçınılmalı, güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu kullanılmalıdır.

    Her mevsimde Uygulanabilir mi?

    Tedavi sonrası güneşle etkileşmesi kalıcı lekelere neden olabileceğinden, güneşin yoğun olduğu yaz aylarında uygulama yapılmamalıdır.