Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun girişimi ile 1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim günü “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak kutlanmaktadır. Öncelikli hedefi ruh sağlığı konusunda kamu bilinci oluşturmak ve bu süreçte ruhsal bozukluklara karşı koruyucu çalışmaların ve tedavi hizmetlerinin tanıtılmasını ön plana çıkarmaktır. Bu yazıyı iki bölüm halinde yazacağım. İlk bölüm ruh sağlığının tanımı ve sağlıklı olmayan insan davranışlarının açıklanması üzerine olacak. İkinci bölümde ise ruh sağlığı ile ilgili toplum tarafından bilinen yanlış inanışlara değineceğim.
RUH SAĞLIĞI NEDİR?
Ruh sağlığı duygusal, psikolojik ve sosyal sağlığımızı kapsayan bir kavramdır. Düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı etkiler. Stresle baş etme şeklimizi, başkaları ile olan ilişkilerimizi ve hayatımızla ilgili yaptığımız seçimleri etkiler. Ruh sağlığı hayatın her evresinde önemlidir. Ruh sağlığı sorunları kişilerin gündelik yaşamlarını ciddi boyutlarda etkiler ve kişilerin kendinden beklenen iş, okul, ev, toplumsal roller ve kendine bakabilme işlevlerini giderek yitirip üretici niteliğini ve sosyalliğini kaybetmesi ve görevlerini aksatmasına sebep olur. Ruhsal hastalıklar tedavi edilemediği zaman daha çok işlev ve işgücü kaybına, ailesel sorunlara yol açmakta, hastalığının yaygınlığının ve tedavi maliyetlerinin artmasına neden olabilmektedir. Ruhsal sağlık problemlerine sebep olan faktörler şu şekilde sıralanabilir:
Biyolojik faktörler; genetik yatkınlık ve beyin kimyasının değişmesi
Yaşanan hayat tecrübeleri; travmalar ya da istismarlar
Ailede ruhsal bir hastalığın olması
Ruhsal hastalıklar sanılanın aksine toplumun bütününü ilgilendiren bir sorundur ve sanılandan daha sık görülürler. Sıklığı ve yaygınlığı giderek artmakta, toplumun her kesimini etkilemektedir. Ruhsal hastalıklar tedavi edilmediklerinde sonuçları hem bireyi hem de toplumu etkiler ve çeşitli kayıplara yol açabilir. Günümüzde insanların % 25’i- her dört kişiden biri- yaşamlarının bir döneminde ruhsal hastalıklardan etkilenmektedir. 75 yaşına gelmiş kişiler arasında herhangi bir ruh hastalığı yaşamış olanların oranı %50,8 i bulmaktadır. Ülkemizde ruh sağlığı sorunlarına yönelik damgalama nedeniyle halen psikolojik destek alma konusunda çekinceler yaşanabilmektedir. Yardım almaktan çekinmeyin ve ruhsal problemlerin doğru tedavi yöntemleri ile tedavi edilebildiğini unutmayın.
ERKEN BELİRTİLER
Kendinizde ya da sevdiklerinizde ruhsal bir hastalık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sıralayacağım belirtilerden bir ya da daha fazlasını yaşıyorsanız ruhsal bir sağlık probleminiz olabilir.
Çok fazla ya da çok az yemek ve uyumak
Gündelik hayatınızdaki insanlardan ve işlerden uzaklaşmak ve odaklanamamak
Enerjinizin olmaması, sürekli bir yorgunluk hali
Duygusuzlaşma ya da hiçbir şeyin umurunuzda olmaması durumu
Sebepsiz fiziksel ağrılar
Çaresizlik ve umutsuzluk duyguları
Bağımlılıkların artması
Normalde olduğundan daha fazla şaşkınlık, unutkanlık, öfke, endişe veya korku durumu
Duygu durumundaki ani değişiklikler
Sürekli aynı olayı ya da düşünceyi düşünüp durmak
Gerçekte olmayan sesler duymak, görüntüler görmek
Paranoya ve kurgular
Kendine veya bir başkasına zarar verme düşünceleri
Botox, aşırı terleme derdinden muzdarip olan birçok insan için etkin bir umut oldu. . Terleme deyip geçmeyin, aşırı terleme ciddi bir sorundur. İnsanların özgüvenlerini kaybetmelerine ve sosyal yaşamdan geri çekilmelerine neden olabilir. İnsanların %2-%3’ü bu dertten yakınır.
§ Terlediğinizi görenler sıkıldığınızı, bir yerinizin ağrıdığını veya bir sorununuz olduğunu düşünür. Terleme bazı görüşmelerde dengeyi bozabilir. Kendinize güveniniz tam olmasına rağmen, alnınızda biriken ter damlacıkları sizi zorlayabilir, yanlış anlaşılmanıza neden olabilir..
§ Veya koltuk altı sürekli ıslak bir insanı düşünün; her türlü deodorantı kullanıyor, gayet güzel kokuyor, vücudu tertemiz ama gömleği, bluzu veya tişörtünde daima kocaman bir ter halkası var! Teri kuruduğu anlarda bile giysisinde tuz lekelerinden bir hale kalır. Veya gömleklerin ütüsü hemen bozulur. Bu nedenle bir türlü ceketini çıkaramaz, giderek daha fazla terler, sıkıntı basar. Böyle insanlar sürekli sentetik giysiler seçmek zorunda kalırlar. Sentetikler terlemeyi bir kat daha arttırırlar, sonuçta her şey içinden çıkılmaz bir hal alır, insan ne giyeceğini, kaç saat tertipli görüneceğini kestiremez olur…
§ Kimisinin de elleri terler. Cepleri, çantası kâğıt mendillerle dolup taşar. Resmi bir görüşmede kimsenin elini sıkmamak için elinden geleni yapar!
§ Ayakların terlemesi ise bir başka derttir. Ayakkabı giyse koku yapar, terlik giyse ayağı kayar, pamuklu çorap ıslanır, likralı çorap koku yapar, ayakların sürekli ıslak olması deride başka sorunlara yol açar v.s.
NEDEN?
Bazı insanlarda görülen bu aşırı terlemenin nedeni, sinirlerin ter bezlerine normalin üzerinde uyarı göndermesidir. Bu durum diyabet (şeker) hastaları ile hiper tiroidi (guatr) hastalarında çok sık görülür, kimisinde hiçbir hastalıkla ilişkisi bulunamaz. Menapoz dönemindeki kadınlarda tipiktir, genellikle ateş basması ile birlikte seyreder.
BOTOX ETKİSİ
Bu sorunlar hastalığın tedavisine rağmen çözülemiyorsa, Botox uygulanabilir.
Botox ter bezlerinde salgılamaya neden olan asetikolin’i bloke ederek terlemeyi azaltır. Bu etkisi nedeniyle; avuç içlerinde, koltuk altlarında, topuklarda ve alında, aşırı terleme sorununun tedavisi için güvenle kullanılır..
TEDAVİSİ MÜMKÜN
▪Bölgesel aşırı terlemenin en radikal tedavisi, sorunlu olan ter bezlerinin hassas bir operasyonla çıkarılmasıdır. Ancak oldukça zahmetlidir üstelik de iz kalır. Bu nedenle pek tercih edilmez.
▪Diğer bir tedavi yöntemi, özellikle el ve ayaklarda kullanılan İonferez ‘dir. Bu tedaviyi yürütmek için haftada en az iki kez doktora gitmeniz gerekir. Başlangıçta kararlı davransanız da bu tempoya uzun süre katlanmak kolay değildir. Başlayan hastalar genellikle yarım bırakırlar.
▪BOTOX, aşırı terlemeye karşı günümüzde kullanılan en etkili ve sorunsuz tedavi yöntemidir. Ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici bir süre için bloke ederek, ter bezlerinin faaliyetini engeller.
Botox’dan önce, bölgesel terlemeye karşı, alüminyum klorid veya alüminyum hidroksid içeren preparatlar, iontoferez kullanılıyordu ve endoskopik cerrahi yapılıyordu. Bu çözümlerin hiçbirisi fazla yararlı olamıyordu. Cerrahi çözümlerin ise çok fazla yan etkisi vardı.
Son 10 yılda Botox ile yapılan tedaviler hastalar için bir umut oldu. Ben kendi deneyimlerimde, özellikle koltuk altı ve el ayası terleme şikayeti olan hastalarda, çok iyi sonuçlar aldım, uygulamaya devam ediyorum. Hatta diyebilirim ki, bölgesel terleme şikayeti olan hastalarda en etkili sonuçlar Botox ile alınıyor.
Geçenlerde DİVA’ya sivilce ve sivilceli cildin bakımı ile ilgili genel bir yazı yazmıştım. Bazı okurlar akne ve izlerinin tedavisi için de biraz bilgi vermemi rica ettiler. Akne konusu yazmakla bitecek gibi değil! Bilimsel yayınlarda, dünya nüfusunun % 85’inin bu dertten muzdarip olduğu söyleniyor. Benim izlenimim de bunu doğruluyor çünkü hastalarımın önemli bir çoğunluğu, akne sorunuyla başetmeye çalışırlar. Zaten akne, dermatolojinin en fazla uğraştığı ve en fazla araştırma yaptığı konulardan biridir. Buna rağmen ciltteki bu dengesizliğin neden oluştuğu, tam olarak keşfedilememiştir. Nedeni tam olarak bilinmese de, hastalığın seyri çok iyi bilindiği için, tedaviler gayet başarılı sonuçlar vermektedir.
Sivilce tedavileri genellikle topical (haricen sürülen) ve ağızdan alınan ilaçlarla yürütülür. Son yıllarda, yeni bir ışık tedavisi olan FOTO Rejuvenation da bu konuda yeni olanaklar sağlamaktadır.
Haricen yapılan kimyasal tedavilerin en başında, çeşitli hidroksi asitlerle yapılan peeling’ler gelir. Hidroksi asitler değişik bitkilerden, meyveler, zencefil, şarap, şeker kamışı, domates suyu ve süt gibi gıda maddelerinden elde edilir. Bu tedavi cildin en üst tabakasında birbirine bağlanan hücreleri ayırır, tıkanan gözenekleri açar.
Hidroksi asitlerle sonuç alınamadığında, benzol peroksit karışımları veya sentetik bir A vitamini türevi olan Tretinoin tedavisi denenir. Bazı durumlarda, antibiyotik alınması önerilir. Kimi hastalar için hormon tedavisi gerekli olabilir.
Şiddetli durumlarda Izotretinoin (Roacuttane) tavsiye edilebilir. Bu son derece etkili bir tedavidir ancak yan etkileri düşündürücü olur. Özellikle kistik aknelerde çok başarılıdır. İzotreitonin tedavisi uygulanabilen hastaların yaklaşık %69’u, akneden tamamen kurtulurlar.
Kistik aknelere, bazı durumlarda cerrahi müdahale yapılır. Cryoterapi, intralezyonal steroidler gibi diğer tedavi çeşitleri de kullanılır.
Öte yandan Mezoterapi hiç gözardı edileyecek bir yöntemdir. Mezoterapi sırasında, deri altına A vitamini, C vitamini ve antibiyotikler enjekte edilir. Antibiyotik ve A vitamini doğrudan doğruya sivilceleri tedavi eder. C vitamini ise hücre yenilenmesini hızlandırarak iz kalmasını önler.
Ağızdan A vitamini ve çinko alınması tüm tedavi yöntemlerini destekler.
Son yıllarda, akne tedavilerine “ FOTO Rejuvenation” adı verilen yeni ışık tekniği de eklenmiştir. Bu yöntemle, cilt altına sarı ışık gönderilir. Cildin bu şekilde uyarılması, kollajen dokusunu arttırır ve sivilceyi oluşturan mikroplara karşı savunma sistemini harekete geçirir. Böylece mevcut sivilceler tedavi edilirken , vücut direnci de artar ve yeni oluşumlar önlenir.
Tabii tüm bu tedaviler içinde hasta için en doğru olanı sadece cilt doktoru seçebilir. Yöntemler birbiri ile kombine edilebileceği gibi, her biri bazı diğer koşulların ve yan etkilerin dikkate alınmasını gerektirir. Kimisi cildi kurutur, kimisi allerjik reaksiyonlara yol açabilir. Yukarıda sayılan tedavilerin çoğu güneşten korunmayı gerektirir. Tüm bu nedenlerle, akne tedavisi ancak bir dermatoloğun kontrolünde yürütülebilir.
Bu haftalık bu kadar, gelecek hafta akne izlerini gidermekle ilgili olanaklardan bahsedeceğim.
▪ Akneli ciltler normal ciltlerden daha hassastır. Bu nedenle, her şeyden önce aşırı soyucu ve tahriş edici uygulamalardan kaçınmak gerekir.
▪ Cilt temizliği önemlidir ancak abartılmadan yapılmalıdır. Akneli cildin PH dengesi çok kolay bozulur. Bu açıdan sadece PH 5-5 temizleyicilerin ve tercihen alfa hidroksi asitli (AHA) ürünlerin kullanılması gerekir. Jel kıvamındaki temizleyiciler ciltten kolayca arındığı için daha güvenlidir.
▪ Siyah noktaların temizlenmesi yararlı olabilir ama bunu sadece deneyimli uzmanlara yaptırmalısınız.
▪ Akneli cildi fırçalamak, kaşımak, sivilceleri sıkmak veya jiletle traş olmak, yüzde kalıcı izler bırakabilir.
▪ Akneli ciltlerin de neme ihtiyacı vardır. Yağsız nemlendiriciler, böyle ciltleri sakinleştirir ve rahatlatır. Ancak yüz yıkandıktan sonra hemen sürülmez, bir süre beklenir. Yeni yıkanan deri gerildiği için, ihtiyacından fazla nemlendirici emebilir.
▪ Kullanılacak tüm makyaj malzemeleri, traş losyonları ve nemlendiricilerin hafif, yağsız ve hatta “oil-control” yani yağ dengesini koruyan cinsten olmasına dikkat edilmelidir.
Akneli cildin en iyi ilacı “ peeling” ve A Vitamini:
Sivilce tedavileri genellikle topical (haricen sürülen) ve ağızdan alınan ilaçlarla yürütülür. Son yıllarda, yeni bir ışık tedavisi olan FOTO Rejuvenation’da bu konuda yeni olanaklar sağlamaktadır.
▪ Haricen yapılan kimyasal tedavilerin en başında, çeşitli hidroksi asitlerle yapılan peeling’ler gelir. Bu tedavi cildin en üst tabakasında birbirine bağlanan hücreleri ayırır, tıkanan gözenekleri açar.
▪ Hidroksi asitlerle sonuç alınamadığında, benzol peroksit karışımları veya sentetik bir A vitamini türevi olan Tretinoin tedavisi denenir. Bazı durumlarda, antibiyotik alınması önerilir. Kimi hastalar için hormon tedavisi gerekli olabilir.
▪ Şiddetli durumlarda Izotretinoin (Roacuttane) tavsiye edilebilir. Bu son derece etkili bir tedavidir ancak yan etkileri düşündürücüdür. İzotreitonin tedavisi uygulanabilen hastaların yaklaşık %69’u, akneden tamamen kurtulurlar.
▪ Kistik aknelere, bazı durumlarda cerrahi müdahale yapılır. Cryoterapi, intralezyonal steroidler gibi diğer tedavi çeşitleri de kullanılır.
▪ Öte yandan Mezoterapi hiç gözardı edileyecek bir yöntemdir. Mezoterapi sırasında, deri altına A vitamini, C vitamini ve antibiyotikler enjekte edilir. Antibiyotik ve A vitamini doğrudan doğruya sivilceleri tedavi eder. C vitamini ise hücre yenilenmesini hızlandırarak iz kalmasını önler.
▪ Ağızdan A vitamini ve çinko alınması tüm tedavi yöntemlerini destekler.
Tabii tüm bu tedaviler içinde hasta için en doğru olanı sadece cilt doktoru seçebilir. Yöntemler birbiri ile kombine edilebileceği gibi, her biri bazı diğer koşulların ve yan etkilerin dikkate alınmasını gerektirir. Kimisi cildi kurutur, kimisi allerjik reaksiyonlara yol açabilir. Yukarıda sayılan tedavilerin tümü güneşten korunmayı gerektirir.
Aklınızda olsun, bu işe ne kadar erken başlanırsa, sonucu o kadar başarılı olur. İzler ve çukurlarla baş etmek de mümkündür ama biraz zaman ister. Ne yazık ki, tedavinin en etkili olacağı dönemde aileler akneyi pek ciddiye almazlar. Sivilcelerin gelip geçici bir ergenlik belirtisi olduğunu düşünüp, kendi kendine kaybolmasını beklerler. Tabii geçer ama ne zaman? Bazı insanlarda akne 50 yaşına kadar devam eder. Daha önce atlatanların oranı yüksek olsa bile, geride ne izler kalır, o belli olmaz…
Lazerle cilt yenileme tedavileri son yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir. Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde en büyük yenilik cildi soymadan ve hastayı sosyal yaşamından soyutlamadan tedavi olmasına olanak vermesidir. Yapılan tedavi sonrası normal koşullarda birkaç gün sürebilen kızarıklık dışında herhangi bir yara oluşmamaktadır.
Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazerler çok çeşitlidir. Bu tür lazerlerin ciltteki kollajeni arttırarak etkili olduğu düşünülmektedir. Tedavi sonrasında kırışıklarda azalma, ciltte canlanma ve toparlama ortaya çıkmaktadır.
Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde sonuç alabilmek için bir yada birçok seans gerekebilir. Cilt yenileme sonuçları tedaviden sonra 6 ay -1 yılda görülebilir.
Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazerler:
Damarsal lazerler: Ciltte yaşlanma yanında kızarıklık varsa tercih edilmelidirler.
Pulsed dye lazer (PDL)
Long pulsed KTP 532 nm lazer
Long pulsed Nd:YAG 1064 lazer
Mid infrared lazerler: Ciltte sadece kırışıklık varsa tercih edilmelidirler
1320 nm Nd:YAG lazer
1450 nm diode lazer
1540 Er: Glass lazer
İntense Pulsed Light: Ciltte leke ve kızarıklık varsa tercih edilmelidirler.
Q switched ND :YAG lazer
Fraksiyonel lazerler
Lazerle cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavilerinde cildi soymadan etkili olan lazer tedavileri sonrasında güneşten koruyucu kullanılmalıdır. Bu tedaviler botox, dolgu, mezolift ile kombine edilerek,sonuçlar mükemmelleştirilebilir.
Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme epidermis (üst deri) ve dermis (alt deri) etkili olan yeni bir yöntemdir. Fraksiyonel lazerler, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile etkili olurlar. Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Bu yüzden ısı hasarı görmüş MTB hızla etraftaki sağlam deriden gelen hücrelerle hızla onarılır.
Fraksiyonel lazeler üst deride minik alanlar halinde hücreleri yeniler. Bu yenilenme esnasında üst deriye ait lekeler giderilebilir. Alt deride ise sütunlar halinde ısı hasarı yapar ve bu bölgelerde yeni kollajen oluşumunu tetikler. Alt derideki bu yenilenme yara izi, kırışıklık ve sivilce izi tedavilerinde etkili olabilir.
Fraksiyonel lazer uygulamalarında:
Fraksiyonel lazerler için açık renk ciltler ideal vakalardır. Ancak koyu tenli hastalarda da kullanılabilir. Yüz dışında boyun, gövde ve kollarda kullanılabilir.
Uygulama esnasında bazı hastalarda rahatsızlık hissi olabilir. Lokal anestezik kremler veya soğuk hava üfleyen aletlerle bu rahatsızlık hissi kolayca giderilir.
İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık ve ödem olabilir. Ciltte hafif soyulmalar ve bronzluk olabilir. Ancak bu tür durumlar 3-7 gün içinde geriler.
Fraksiyonel lazerlerde beklentiler gerçekçi olmalıdır. Hafif orta dereceli kırışıklık, lekeler ve yüzeyel sivilce ve yara izlerini giderebilir. Derin kırışık, leke ve izlerde hafif düzelmeler yapabilir.
Fraksiyonel lazerde tedaviler seanslar halinde yapılır. Şikayetin cinsine göre en az 5 seans 2-4 hafta aralıklarla yapılabilir.
Fraksiyonel lazer kullanılmaması gereken durumlar:
6 ay içinde oral isotretinoin kullanılmamış olmalıdır.
Deride aktif enfeksiyon olmamalıdır.
Hamile kişilerde uygulanmaz.
Gerçeğe uymayan beklentileri olan hastalara uygulanmaz.
Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:
Operasyon sonrasında şikayetler hafif ve geçicidir. İşlemden sonra birsat kadar güneş yanığı duygusu hissedilebilir.
Tedavi sonrası makyaj yapılabilir.
Fraksiyonel lazer sonrası hafif nemlendiriciler sürülebilir.
Yüzde ödem olursa buz paketleri ile soğutma faydalı olabilir.
Fraksiyonel lazer sonrası 6-12 ay süre ile güneşlenmekten kaçınılmalı ve güneşten koruyucu kullanılmalıdır.
Fraksiyonel lazer tedavi sonrası yan etkiler:
Lazerlerde görülen yan etkiler fraksiyonel lazer uygulamalarında olabilir. ancak yan etki görülme oranı oldukça düşüktür.
Lazer epilasyon istenmeyen tüylerin giderilmesinde kullanılan etkili ve güvenli bir yöntemdir. Lazer epilasyon kalın tüylerin olduğu koltuk altı , kasık, bacak gibi vücut bölgelerinde tüyleri azaltmakta veya yok etmektedir. Lazer epilasyon 6-10 hafta aralıklarla uygulanır. Ortalama 6 seansta %80-90 oranında kalıcı olarak tüyler azalmaktadır.
Lazer epilasyon seansları vakit almaz. Örneğin koltuk altı seansı 2 dk, kollar 20 dk veya bacaklar bir saat sürmektedir.
Lazer epilasyon seans aralıklarında tüyler dökülür. Bir seastan diğerine kadar tüyler çıkmaz. Tekrar çıkmaya başladığında diğer seans uygulanır. Bu durum tedavi süresince çok büyük rahatlık ve temizlik sağlamaktadır.
Lazer epilasyon batık tüy sorununu kökten yok eder. Bazı kişilerde bacak, kasık bölgesinde batıktan kaynaklanan sivilceler, iltihaplar ve sonrasında izler ve lekeler oluşur. Lazer epilasyon tüyleri incelterek ve yok ederek batık tüy sorununu tedavi etmektedir. Bu sayede sivilce , leke ve iz problemleri de ortadan kalkmaktadır.
Kadınlarda hirsutizm denilen, hormon problemlerine bağlı çene , göğüs arası ve göbek bölgesindeki kıllanmaların tedavisinde lazer epilasyon etklilidir. Bu bölgedeki tüylenmelerin tek başına ilaçla tedavisi yeterli olmamaktadır. ilaç tedavisi ile birlikte veya tek başına epilasyon tüyleri azaltmakta , inceltmekte ve yok edebilmektedir. Böylece tüylenme problemi olan kadın hastalar fiziksel ve psikolojik olarak çok rahat etmektedirler. Bu tür hastalar her gün tüylerini almaktan kurtulmaktadırlar. Bu tüylerin cımbız, ağda ve ip gibi yöntemlerle alınması sonrasında ortaya çıkan tahriş, sivilce, batık ve leke şikayetleri kaybolmaktadır.
Lazer epilasyon neden yaptırmamalıyım?
Lazer epilasyon kadınlarda, yüzdeki ince tüylerin tedavisinde diğer bölgelerdeki kadar başarılı değildir. Dudak üstü bölgesi ve belki yanak bölgesi dışında ki ince tüyler lazer epilasyona iyi yanıt vermeyebilir. Tüyler azalmayabilir hatta bazen çoğalabilir. Bu yüzden, yüz bölgesinde ince tüyleriniz varsa mecbur olmadıkça lazer epilasyon tedavisine başlamayın. ığneli epilasyon veya sir ağda gibi yöntemleri tercih edin, özellikle boyun ve şakaklarda dikkatli olun.
Esmer tende ince tüy şikayeti varsa lazer epilasyon yaptırırken dikkatli olunmalıdır. Koyu ten rengine uygun cihazlar kullanılmalıdır. Koyu tende ince tüy şikayetine Diode ve ND:Yag lazerler daha uygundur.
Alexandrite ve IPL sistemleri ise ten regi açık veya buğday renkli kişilere daha uygundur. Alexandrite ve IPL sistemleri esmer tende uygulanırken dikkatli olunmalıdır.
Lazer epilasyon yaptırırken yaptırdığınız yerin temizkoşullarda çalıştığına emin olunmalıdır. Lazer epilasyon öncesi tüyleri kısaltmak amacıyla kullanılan aletlerin, yattığınız masanın dezenfekte edilip edilmediğine dikkat edilmelidir.. Mantar, virüs veya bakteri kapılabilir. Epilasyon cihazı tene değiyorsa, cihazın ucunun da temizlendiğinden emin olunmalıdır. Solaryum ve güneşlenmenin hemen sonrasında lazer epilasyon yaptırılmamalıdır.
Ergenlik sivilcesi adıyla sıkça karşılaştığımız sivilce problemi hastanın cilt yapısından kaynaklanır. Eğer anne veya babada veya yakınlarında sivilce problemi varsa sıkça çocuklarında da bu durum ortaya çıkabilmektedir.
Cildimiz sürekli yağ bezleri tarafından yağlanmakta ve bu şekilde cildin üstünde koruyucu bir yağ tabakası oluşmaktadır. Bu yağ tabakası sayesinde mikroplardan, kimyasal maddelerden ve soğuk hava veya güneş gibi dış faktörlerden cildimiz korunur. Fakat bazı kişilerde yağ bezleri fazla çalışır ve de aynı zamanda yağ bezi kanallarının uçları tıkanmaya eğilimlidir. Bunun sonucunda şişen ve ucu tıkanan yağ bezi iltihaplanır ve bildiğimiz sivilceye yol açar.
Yağ bezleri yoğun olarak yüz, sırt bölgesi ve gövde ön yüzünde yerleştiğinden sivilceler de en sık bu bölgelerde görülür.
Sivilcede yanlışlar
Pınar yaklaşık 17 yaşlarında sivilce problemi olan bir hastamız. Annesi de gençliğinde sivilce problemi yaşamış ve yüzünde hala izleri fark ediliyor. Pınarın yüzünde de özellikle alın ve yanak bölgesinde yoğun kist şeklinde sivilceler var. Bir kez cildiye uzmanına gitmiş fakat verdiği kremi birkaç kez yüzüne sürmüş sonra sıkılıp bırakmış bir daha da kontrole gitmemiş.
Pınar birkaç kez eczaneye gidip öneri üzerine bazı kozmetikler almış. Fakat bunlar sivilcesini azaltacağına arttırmış bunun üzerine onları da kullanmamış. Arkadaş tavsiyesi üzerine kükürtlü sabun almış birkaç sabah bununla yüzünü yıkamış yüzü kurumuş, gerilmiş ama sivilceler geçmemiş.
İltihaplıları patlatmak hobisi haline gelmiş. Fakat bu arada sivilcelere müdahale ettikçe yüzü leke ve izlerle dolmuş.
Sivilcede doğrular
Ayşe de 17 yaşında. Onun da Pınar gibi kistik şekilde çıkan sivilceleri var yüzünde hatta onun sırtında da sivilceler bulunmakta.
Ayşe’nin gittiği dermatolog ona sivilcenin cilt yapısından kaynaklandığını ve sivilce tedavisinin bir süreç olduğunu izah etmiş. Sivilcelerden kurtulmasının 2-3 ay alabileceğini bunun için ilaçları düzenli kullanması ve kontrollerini aksatmaması gerektiğini söylemiş. Ayşe’ye aralıklarla kimyasal peeling yapılmış ve cildine uygun dermokozmetik ürünleri dermatoloğunun tavsiyesiyle kullanmış.
Bu süreç sonunda cildini daha iyi tanıyan Ayşe yüzüne hangi kozmetiği kullanıp hangisini kullanmaması gerektiğini öğrenmiş. Tedavi sonrası yine doktorunun önerdiği bakım kremleriyle sivilcesiz bir cilde sahip olmuş.
Sivilce tedavisi kişiseldir
Sivilce bazen kuru ve karma cilt yapısına sahip kişilerde de görülebilmektedir. Bunun nedeni yağ bezlerinin yapısı ve özellikle hormonların etkisidir. Arkadaş veya eczane tavsiyesi ile alınan bir ilaç yüzünüzü kızartıp ciddi bir şekilde yan etki yapabilir. Dermatologlar sivilce tedavisi konusunda en uzmanlaşmış kişilerdir. Cildinizi bozmadan bir dermatoloji uzmanına başvurmanız büyük önem taşımaktadır.
Tedavi aşamaları : Önce sivilcelerin tedavisi sonra sivilceli cildin bakımı
Sadece sivilceleri tedavi etmek sonra muhtemelen cilt yapısı nedeniyle tekrar sivilcelerle karşılaşacak olan hastalarımız için çözüm oluşturmamaktadır. Tedavi sonrası çeşitli kremler önererek cildin yağ dengesini sağlamak büyük önem taşımakta ve çoğu hastamızda düzenli bakım kremlerinin kullanılması A vitamini türevleri gibi ilaçlara gerek kalmadan sivilce problemini çözmektedir.
Sivilce tedavileri :
· Antibiyotik içeren haplar : İltihaplı sivilceleri tedavi eder ve uzun süre kullanıldıklarında çıkmalarını engeller. Yan etkileri arasında mide ve bağırsak şikayetleri vardır. Eğer mide sorununuz varsa sivilce için antibiyotik yazan doktorunuzu mutlaka uyarınız. Bu ilaçların siyah nokta ve beyaz sivilcelerin üzerine bir etkisi yoktur. Sıklıkla kendi başlarına kullanılmaz başka kremler ile beraber verilirler.
· Soyucu, kurutucu kremler : Antibiyotik kremlerle kombine edildiklerinde optimum sivilce tedavisini sağlarlar. Hem izlerin daha hızlı kaybolmasına neden olur hem de yağ bezlerindeki tıkaçları temizleyip siyah nokta ile yeni sivilcelerin oluşmasını engellerler. Yan etkileri kuruma ve hafif soyulmadır. Dermatoloğunuzun önereceği nemlendiricilerle bu durum çözülebilir. Bu etkileri nedeniyle sıklıkla akşam kullanılırlar. Şiddetli kaşıntı ve kızarma ile ciddi kabuklanma durumlarında ilaç bırakılmalı ve dermatolog ile görüşülmelidir.
· Antibiyotikli krem ve jeller : Soyucu kremlerin cilt tipi nedeniyle kullanılamayacağı durumlarda ve soyucu ile kurutucu kremlerle beraber kullanılırlar. Yan etkileri nadiren allerji geliştirmeleridir. Tetrasiklin içerenler sürüldükten sonra güneşlenilmemeli ve uzun süre güneşte kalınmamalıdır.
· Kimyasal Peeling : Hastanemizde sivilce tedavisinde sıkça kullandığımız kimyasal peeling ile cildin problemli üst tabakası meyve asitleri ile soyularak temizlenir. Siyah noktalar ve başlangıç halinde olan sivilceler de bu şekilde tedavi edilmiş olur. Ayrıca sivilceye bağlı kızarıklık şeklindeki izler de hızlı bir şekilde düzelir. Yan etki olarak cildin hassas bölgelerinde 1-2 gün süren geçici bir kızarıklık olabilir. Peeling sonrası 1-2 gün cilde sabun ve ilaç temas etmemelidir. Hastanemizde cildin üst tabakalarını soyan yüzeysel peeling yaptığımızdan hastalarımız günlük hayatına bir problem olmadan dönebilmektedir.
· A vitamini türevleri : Bu ilaçlar cildin yağ salgısını azaltarak sivilce sorununu uzun süreli ve bazı hastalarda tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bunun yanında yan etkileri diğer ilaçlara göre daha fazladır ve aylık kan tahlili gerektiren dermatolog muayenesi ile reçete edilirler. Bizim yaklaşımımız bu ilaçları kistik (iyileşirken çukur bırakan) ve diğer tedavilere dirençli sivilcelerde kullanmak yönündedir. En önemli yan etkileri bayan hastalarda tedavi sırasında ve belirli bir süre sonrasında hamilelik oluştuğunda bebeğin sinir sistemindeki ağır yan etkiler nedeniyle alınması gerektiğidir. Bu ihtimal nedeniyle erkek hastalar da tedavi sırasında ve sonrasında kan veremez.
· Doğum Kontrol Hapları : Özellikle adet dönemlerinde artan sivilcelerin ve polikistik over adını verdiğimiz hormonal dengesizlik yaşayan bayanlarda oluşan sivilcelerin tedavisinde etkilidirler. Uzun süreli kullanımlarında hasta doktor takibinde olmalıdır. Bunun dışında kanda çökme yapabildiklerinden uzun süreli oturma gerektiren uçak yolculuğu gibi durumlarda kan sulandırıcı bir ilaç doktorunuz tarafından önerilmelidir.
Sivilce , kozmetikler ve makyaj :
Özellikle yoğun yağ içerikli nemlendirici ve güneş koruyucular sivilceyi arttırır. Bunun dışında fondöten ve pudra gibi kapatıcı makyaj malzemeleri de yağ bezlerini tıkayarak yüzde sivilcelenme yapabilirler. Bu nedenle dermatoloğunuzun size önereceği dermokozmetik tarzda ürünleri ve makyaj ürünlerini kullanmalısınız.
Yıllardır dermatologların tedavide en önemli sorunları olan ve netice alamadıkları Vitiligo ve Psorıasıs ( Sedef ) hastalığında yeni bir yöntem ile başarılı sonuçlar alınmaya başlandı. Ağustos 2004 ‘de USA ‘da tedavi programları uygulanmaya başlandı. Tedavi FDA onaylı ve şu anda çığ gibi tüm dünyada yayılmaya başlandı.
Senelerce PUVA tedavisi gören vitiligo hastaları bu sistem ile sadece 15-20 seansta lezyonlardan kurtuluyorlar.
Multi Clear denilen bu yeni yöntem de UVB ve bir ışın olan UVA 1 kullanılarak tedavi programlanıyor. UVA 1 ‘in melonositlere verilen hasarı ve yanmayı engelleyici bir özelliğide mevcut. Tedavi ağrısız ve tüm cilt tipleri ve yaş gruplarında uygulanabiliyor. Yüz bölgesinde 10-12 seans sonunda başarı elde edilmeye başlanıyor ve %90 oranında sonuç alınıyor.
Sedef hastalığı, beyaz pullanmanın görüldüğü, cilt üzerinde kırmızı beneklerle karakterize, yaygın kronik bir cilt hastalığıdır. Lezyonun en yaygın görüldüğü alanlar dirsek, diz ve kafa derisidir. Multi Clear’ ın yaydığı ışık dalga boyları üst derideki hücrelerin aşırı derecede üremesini engeller ve derideki yangıyı azaltır. Tedavi sırasında ağrı hissedilmez ve % 80-90 oranda başarılıdır. 8-12 seansda sonuç alınır.
Çatlak izleri derinin elastik liflerinin düzeltilemez bir şekilde kopması sebebi ile cildin normal rengini kaybettiği çizgisel alanlardır. Senelerdir kadınların en önemli sorunlarından biri olan çatlakların şimdiye kadar sonuç alınan bir tedavi yöntemi yoktur. İlk defa bu sistem ile beyaz deride yeni melanin üretilmesi ve normal deri rengini elde edilmesi ile başarılı sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Tedavi ağrısızdır 4-6 hafta boyunca haftada 2 kez uygulanır. Tedavi bronz iken veya yazında uygulanabilir.
Çalışmalar çoğu kişini hayatında bir dönem akneye yatkın cilt problemi yaşadığını gösterir. Akneye yatkın cilt derideki kıl foliküllerinin yanındaki yağ üreten yağ bezlerinin büyümesi ve tıkanmasına neden olan hormonal değişiklilerin bir sonucudur. Akneye yatkın cilt genellikle anormal miktarda bakteri genelliklede propioni bacterium acne ( P.acnes ) ile kendini gösterir. Bu yüz, göğüs ve vücudun diğer bölümlerinde ortaya çıkabilen acı veren sivilcelere neden olur. Tedavi’ de secici temizleme ( SPC –tm ) ile çevredeki dokuya zarar vermeden akneye neden olan p. Acnes bakterilerini hızla ve kolaylıkla yok eder. Tedavi çok başarılıdır. Kombine tedavi programları.
Bu yeni tedavi yöntemi anlaşılıyor ki dermatologlara böyle kolaylıklar sağlayacak
Kadınlarda erkek tipi saç dökülmesi demek başın orta üst bölgesinde saçın seyrekleşmesi,alının genişlemesidir.tıpda androgenetik alopesi olarak tanımlanır.Hormonal düzensizlik yoksa tedaviye topikal ilaçlar ile başlanır.Minoxidil %5 solüsyonlar ile iyi sonuçlar alınır.İleri seviyedeki hastalara topikal tedavi yanında sistemik ilaç olarak finasterid türevleri,androgen baskılayıcılar,steroid tedavileri,demir ilaçları kullanılır.Androgenetik alopeside saç mezoterapisinin faydası yoktur.Vitaminlerin faydası yetersizdir.Minoxidil solüsyonların etkisi 3.ayda ortaya çıkar.kullanıldığı sürece devam eder.6 aylık takiplerle alopesili hastalar kontrole çağrılır ve tedavi sonucuna göre ek tedaviler eklenir.Hormon dengesini bozan ilaçlar olmadığı için ilk kan tetkikinden sonra tahlile gerek yoktur.