Etiket: Tedavi

  • Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini Tüp Bebek Nedir ?

    Mini İVF ya da mini tüp bebek tedavisi daha düşük dozda ilaç kullanılarak daha az sayıda ancak daha kaliteli yumurta geliştirilmesi mantığına dayanır. Geliştirilen bu yumurtalar alındıktan sonra yine mikroenjeksiyon tekniği uygulanarak döllenme sağlanır. Döllenme sonrasında oluşan embriyoların tutunma olasılığının daha yüksek olduğu düşünülerek hastaya transfer edilir. Aslında tedavide farklı olan yumurta geliştirme yöntemidir. 

    Ancak bu tedavi de ilaçsız tüp bebek tedavisi gibi genellikle yüksek doz ilaç kullanılmasına rağmen fazla sayıda yumurta elde edilemeyen ve kaliteli embriyo gelişmeyen bayanlarda tercih edilebilir. Özellikle ileri yaştaki ve yumurtalık rezervi azalan bayanlarda mini-ivf tedavisinin başarı oranları diğer klasik tedavilerden daha az değildir. Bu hastalarda çok yüksek doz ilaç kullanılırsa yumurta kalitesi de genellikle düşmektedir. Mini tüp bebek tedavisinde mantık hastanın kendi hormonları ve düşük doz ilaçlarla yumurtaların gelişmesidir. 

    FSH hormonu yükselmiş olsa da eğer normal adet görülüyorsa mini-ivf ile gebe kalmak için şansınız var demektir.

    Tedavide genellikle diğer klasik tedaviler gibi adetin 3. Günü klomifen veya letrozol ilaçları kullanılır ve vücudun kendi FSH hormonunun yükselmesi ve yumurtaların uyarılmaya başlaması beklenir..yaklaşık 4-5 günlük bir tedaviden sonra genellikle yumurtalar 10 mm ve daha büyük boyutlara varırlar..tedaviye ara verilmeden FSH v/veya Lh hormonuyla devam edilir..yaklaşık olarak 2-4 günlük bir tedavi sürecinden sonra yumurtalar toplanmaya hazır hale gelir..

    Mini-İVF tedavisinde diğer önemli bir avantaj da maliyetinin düşük olmasıdır..Çünkü tüp bebek tedavisinde yüksek doz ilaç kullanımı nedeniyle tüp bebek masrafına ek olarak ciddi bir maliyet oluşmaktadır.

  • Tüp Bebekle İlgili Merak Edilenler

    Tüp Bebekle İlgili Merak Edilenler

    TÜP BEBEKLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

    1. Kadında kısırlık problemlerinin ortaya konması için kullanılan yöntemler nelerdir?

    Hikaye

    • Yaş
    • Çocuk isteme süresi ve önceki değerlendirmelerin ve tedavilerin sonuçları
    • Adet döngüsü (adetin düzenli olması,  yumurtlama ağrısı, memede hassasiyet, adet ortası lekelenme yumurtlamanın olduğunu düşündürürken, ağrılı adet eşlik ediyorsa endometriyozisi akla getirebilir)
    • Tıbbi, cerrahi ve jinekolojik hikaye (cinsel geçişli hastalık, Pelvik enflamatuar hastalık öyküsü, anormal pap smearın tedavisi, geçirilmiş karın cerrahisi). En azından sistemler gözden geçirilirken hastalar tiroid hastalıkları, memeden süt gelme, kıllanma, pelvik veya alt karın ağrısı, adet sancısı ve cinsel ilişkide ağrı açısından sorgulanmalıdır.
    • Gebelik hikayeleri (gebelik, doğum, gebelik sonuçları ve ilişkili komplikasyonlar)
    • Cinsel hikaye (ilişki sıklığı, cinsel işlev bozuklukları )
    • Aile hikayesi (ailede kısır birey olup olmadığı, ailede erken menopoz öyküsü, doğum kusurları, genetik bozukluklar,  mental gerilik )
    • Yaşam tarzı (iş, egzersiz, stres faktörleri, kilo değişiklikleri, sigara ve alkol kullanımı)

    Muayene

    • Kilo ve vücut kitle indeksi (Artmış vücut kitle indeksi azalmış doğurganlıkla ile birlikte iken, karın çevresi obezitesi insülin rezistansı ile ilişkilidir)
    • İkincil seks karakterlerinin gelişimi, vücut tipi (hipogonadotropik hipogonadizmde ikincil seks karakterleri gelişimi yetersizken, Turner sendromunda kısa boy, yele boyun görülür)
    • Tiroid bezi hastalıkları (Tiroid bezinde nodül, hassasiyet, bezin boyutu), memelerden süt gelmesi, kıllanma, sivilceler bir endokrin bozukluğu düşündürürken böbrek üstü bezi  hastalıkları, polikistik over sendromu, prolaktin yüksekliği, hiper-hipotroidi açısından değerlendirme gerektirir.
    • Muayenede hassasiyet kronik pelvik ağrı ve endometriyozis açısından anlamlıdır.
    • Vajinal ve rahim ağzının yapısal anomalileri, akıntılar, rahim ve tüplere ait doğuştan anomaliler, enfeksiyon ve rahim ağzı faktörü açısından değerlendirme gerektirir.
    • Muayenede rahimin anormal boyutu, yapısının düzensizliği,   hareketli olmaması rahime ait anomaliler,  endometriyozis ve pelviste yapışıklıklar açısından anlamlı olabilir.

    Tüplerin değerlendirilmesi

    Histerosalpingografi (HSG): Kontrast maddenin tüplerden geçişi ve tüp uçlarından çıkışı sonrası karın boşluğuna dağılımı  hakkında bilgi verirken aynı zamanda rahim iç duvarının doğumsal anomalilerini ve  patolojilerini (polip, myom, rahim iç duvarı yapışıklıkları) tanımlar.  Yeterli deneyim varsa histerosalpingo-kontrast-ultrasonografi HSG’ ye etkili bir diğer yöntemdir. Adetin bitimini takiben 1-2 gün içinde yapılması gerekir. HSG nin duyarlılığı ve özgüllüğü yaklaşık  % 65  ve % 84  olduğu bilinmektedir. Tüp etrafındaki yapışıklıklar ve endometriozis hakkında bilgi vermez. 2 yıldan eski olan rahim filmleri tekrarlamak gerekir. HSG nin tedavi rolü de olabilir. Mukus tıkaçlarla kapanan tüpler çekim sırasında kontrast madde verilirken basınçla açılabilir.

    Klamidya  Ig G antikorları: Tüplerde hasarın varlığı hakkında bilgi veren ağrısız, pahalı olmayan, kolay bir testtir. Son yıllarda yapılan bir çok çalışmada, Klamidya enfeksiyonlarının pelvik enflamatuar hastalık olmaksızın da  tüplerde hasara yol açarak  kısırlığa neden olduğu  düşünülmektedir. Dünyada önde gelen kısırlık kılavuzlarında (RCOG guideline) HSG veya rahime yapılacak herhangi bir girişimsel işlemden önce tüm kadınlara klamidya antikoru bakılması önerilmektedir.

    Rahim iç duvarlarının değerlendirilmesi

    Serum fizyolojik  ile yapılan ultrasonografi tetkiği ile polip, rahim iç duvarında miyom, rahim iç duvarında yapışıklıklar, doğumsal rahim yapısında bozukluklar tanıları koyulabilir. Tüplerdeki patolojiye ek olarak HSG ile sonradan veya doğumsal rahim yapısında bozukluklar da  değerlendirilebilir. Anormal HSG bulgusu histeroskopi, laparoskopi  gibi bir ileri tetkiği gerektirir.

    Laparoskopinin rolü

    Kısırlığın değerlendirilmesinde laparoskopinin rolü tartışmalıdır. Pahalı ve invaziv bir tetkiktir. Endometriyozisden şüphelenildiğinde (ağrılı adet, pelvik ağrı, cinsel ilişkide derinde ağrı), pelvik yapışıklıklar ve tüplerde hastalık hikayesi varlığında (pelvik ağrı hikayesi, komplike apandisit, pelvik enfeksiyon, pelvik cerrahi, geçirilmiş dış gebelik ), anormal fizik muayene ve HSG varlığında laparoskopi yapılabilir. Açıklanamayan veya erkek nedenli kısırlık tanısı alan hastalarda tedavi planını değiştirmediğinden laparoskopiye gerek olmadığı görüşü hakimdir.

    Klinikte kullanımı yaygın olmayan testler

    Poskoital Test:  Rahim ağzındaki mukustaki adet döngüsündeki değişikliklerin spermle olan ilişkisini tanımlar. Beklenen yumurtlamadan hemen önce ilişkiden 2-12 saat sonra yapılmalıdır. Çocuk isteği ile başvuran çiftlerin araştırılmasında rutinde önerilen bir test değildir. Kanıtlanmış tanısal değeri yoktur.

    Endometriyal  Biyopsi: Adet döngüsünde yumurtlama olup olmadığı ve luteal faz defekti hakkında bilgi verir. Beklenen adetten 2-3 gün önce yapılır. Pahalı, invaziv,  embryonun rahime yerleşmesi için rahim iç duvarı hakkında bilgi vermeyen, yumurtlamanın değerlendirilmesi için gereksiz bir testtir.

    Bazal Vücut  Isısı: Progesteronun  ısıyı artırıcı etkisinden faydanılarak yumurtlamanın değerlendirilmesinde kullanılan basit ve ucuz bir testtir. Tüm adet döngüsü boyunca sabah her hangi bir aktivite yapmadan vücut ısısı ölçülerek not edilir. Bazal sıcaklık artışı, LH eğrisi ile koreledir, LH eğrisinden iki gün önce yükselmeye başlar. Yumurtlama hakkında yol gösterici olmasına rağmen zor, birçok faktörden etkilenebilecek ve gözlemleyene göre değişiklik gösterebilen bir testtir.

    Kromozom Analizi: Erken  menopoz (40 yaş altı)  tanısı alan kadınlara, ciddi oligospermi tespit edilen erkeklere ve tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü olan çiftlerde hem kadın hem de erkeğe kromozom analizi önerilmektedir.

    1. Tüp bebek nasıl bir yöntem, ne zaman, hangi durumlarda önerilir
    1. Rahim kanalları tıkalı olan kadınlarda
    2. Endometriyozis nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda
    3. Sperm sayı ve kalitesinin ileri derecede bozuk olduğu durumlarda
    4. İmmünolojik kısırlıkta
    5. Bazı hormonal bozukluklarda
    6. Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi durumlarında
    7. Sebebi açıklanamayan kısırlıkta
    8. Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla (preimplantasyon genetik tanı yöntemleri ile beraber)
    1. Günümüzde evlilik yaşı erteleniyor, kaybedilecek vakit yok. Kadın yaşının başarıda etkisi nedir?  Kadında yumurtanın önemi ne kadar?

    Yaş faktörü yoksa, yumurtalık reservi kabul edilebilir oranda ise gebelik %70’lere kadar çıkabilir. Ancak yaş ilerledikçe gebelik elde etme şansı azalıyor. 40-43 yaşlarda %30-40 arası iken 43 yaş üzeri %5 den az.

    1. Kişiye özel tüp bebek yöntemi nedir?

    Tüp bebek tedavileri her ne kadar dışarıdan standart bir tedavi olarak görülse de, her çiftin çocuk sahibi olamama problemi ayrıdır.Sorunun kaynağını bulmak için tamamlayıcı tanı ve tedavi unsurlarından faydalanılarak kişiye özel tedavi yaklaşımı benimsenmektedir. Bu nedenle de her çift için uygulanan tedavi yaklaşımı farklı ve kişiye özeldir. Başarının altında yatan en önemli sırlardan biri her bir çiftin kendi içinde bireysel olarak tek tek ele alınması ve sadece o çifte uygun olan tedavi sisteminin ortaya konulabilmesidir. Doğru tanı ve kişiye özgü tedaviler beraberinde yüksek başarı getirmektedir. Tıp dünyası bizim de uzun süredir uyguladığımız yeni bir kavrama doğru gidiyor. Tüp bebekteki başarıyı artırmak ve tedavi maliyetlerini düşürmek için artık ‘çiftlere özel tedavi’ uygulanıyor. Bireyselleştirilmiş tedavi hastanın yaşı, vücut kütle indeksi, yumurtalık reservi ve hormon değerlerine göre hastalar için özel tedavi protokolleri hazırlanır. Evlilik süresi, daha önce ne tedaviler aldığı, önceki denemelerindeki sonuçları, geçirdiği hastalıklar, ameliyatlar, jinekolojik ameliyatlar sorgulandıktan sonra muayene ile rahim ve yumurtalıklar değerlendirilmekte. Çiftlerin ilaçlara cevaplarını, onlar için hangi ilaçların kullanılacağını, yumurtaların hangi sıvılar içinde geliştirilmesinin daha iyi sonuç vereceğini ilk tetkiklerle anlayabiliyoruz. Tüp bebek merkezleri artık çiftlere tedavinin yüzde kaç başarı sağlayacağını daha ilk görüşmede yapılan tetkiklerle söyleyebilir. Deneme yanılma yöntemi yerine, değerlendirmenin iyi yapılması gerekir. Bir çiftin tedavi sonucu gebe kalma oranı ancak embriyo transferi sonrasında doktor tarafından söylenebilir.

    1. Tüp bebek tedavisi uzun bir tedavi mi, hastanede yatış gerekiyor mu? Tüp bebek kadın açısından zahmetli mi. Kadını neler bekliyor, tedavi hangi aşamalardan geçiyor. Tedavi ne kadar sürüyor.  Tedaviler ağrı, acı verici midir?

    Geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ile artık daha kısa sürede yumurta toplayabiliyoruz. Adet kanamasının 2. Veya 3. Günü tedaviye başlanıyor ve yaklaşık tedavi süresi 7-10 gün sürüyor. Yumurta çatlatma iğnesi yapıldıktan 35-36 saat sonra yumurtalar hafif bir anestezi altında ultrason eşliğinde toplanıp laboratuvara sperm ile döllendirilmek için teslim ediliyor. Gelişen embryolar 2-5. Gün rahime transfer ediliyor.

    Tedavinin hiçbir aşaması ağrılı değil, hastanede yatış gerekmiyor.

    1. Menisinde sperm olmayan erkeklerin çocuğu olabilir mi? Mikrotese yöntemi nedir?

    Mikro TESE yöntemi ile testislerden sperm elde edilebilmekte. İşlemin mikroskop altında yapılması sperm bulma şansını yüzde 30′ dan yüzde 50-60 lara çıkarır.

    Testis aynı zamanda testosteron hormonunu üreten bir bölgedir. Bu nedenle bu yöntem testisten alınan dokunun miktarını azaltarak doku kaybını en aza indirir. Hastanın doku kaybı mikroTESE yönteminde çoklu biyopsi yöntemine göre 70 kat daha az olmaktadır.

    Mikroskop altında yapılması nedeni ile testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasını sağlar.

    1. Ovarian hiperstimulasyon sendromu (OHSS) nedir, önlenebilir mi?

    Normalde tüp bebek veya mikroenjeksiyon gibi işlemlerde yumurtalıkların kontrollü olarak hafif derecede uyarılması istenen bir durumdur. Ancak yumurtalıkların orta veya şiddetli derecede uyarılması veya ovarian hiperstimulasyon sendromu (OHSS) olarak bilinen tablo değişik şekillerde karşımıza çıkabilen ve istenmeyen bir komplikasyondur. Yumurtalıkların aşırı uyarılması, karında sıvı toplanması ve yumurtalıkların

    büyümesiyle belirginleşir. Erken tanınması gerekir. Bu nedenle tüp bebek hastalarının USG ve östrojen ile yakından takibi gerekir. Yumurtalıklarda büyüme, karın ağrısı, karında şişlik,  karın boşluğunda sıvı toplanması gibi şikayetler orta dereceli hiperstimülasyon durumunda ortaya çıkmaktadır. Hafif hiperstimülasyon durumunda  hastalar ayaktan takip edilirken,  orta ve şiddetli dereceli hiperstimülasyonda mutlaka hastaneye yatırılarak takip gerekmektedir. Şiddetli hiperstimülasyonun görülme olasılığı % 1 den az olup yumurtlama tedavisi sırasında hastaların yakından izlenmesi ile bu tablonun görülme sıklığı azalmaktadır.

    1. Yumurtlar ve spermler de dondurulabiliyor mu? Kimlere dondurma işlemi uygulanabiliyor?

    Embriyo dondurma  (embriyo kriyoprezervasyonu)

    Tüp Bebek tedavilerinde amaç iyi gelişen sağlıklı 1 veya 2 embriyonun rahim içine transfer edilmesi ve kalan sağlıklı embriyoların dondurularak saklanmasıdır. Tüp bebek denemesinde gebelik elde edilememesi, gebelik elde edilip düşükle sonlanması veya doğumla sonlanan bir gebelikten sonra çiftin tekrar bir bebek dünyaya getirmeye karar vermesi durumunda, daha önce kendi sperm ve yumurta hücrelerinin döllenmesiyle elde edilen ve dondurulan embriyoları çözülüp kadın rahmine yerleştirilerek gebelik sağlanabilir. Bu yöntemle kadına uzun süren hormon ilaçlarının verilmesi engellendiği gibi tüp bebek işlemindeki gerekli birçok aşama atlanacağı için maliyet bakımından da çiftlere kolaylık sağlamaktadır.

    Embriyoların Dondurulmasında Yeni Bir Teknik: Vitrifikasyon

    Hücre dondurmasında iki temel teknik tanımlanmıştır. Bunlar, insan hücrelerinde ilk uygulanmaya başlayan teknik olan yavaş kontrollü dondurma yöntemi ve daha yeni bir teknik olan vitrifikasyon yöntemidir. Yavaş kontrollü yöntem halen yaygın olarak tercih edilmekle birlikte özellikle son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ultra hızlı vitrifikasyon tekniğiyle de çok başarılı sonuçlar bildirilmiştir.

    Ülkemizde embriyoların dondurularak saklanma süresi Sağlık Bakanlığı Üremeye Yardımcı Teknikler Üst Kurulunun hazırladığı yönetmelik gereğince 5 yıl olarak sınırlanmıştır.

    Sperm dondurma (sperm kriyoprezervasyonu)

    Sperm hücreleri canlılıklarını uzun süre koruyabilmek amacı ile dondurularak saklanabilir ve istenildiğinde çözülerek yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilir. Dondurma işleminde, bu işlem için özel olarak üretilmiş kriyoprotektan adı verilen solüsyonlar kullanılır. Dondurulan spermler sıvı azot tankları içerisinde (-196 ̊C) saklanır. Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda, dondurulmuş çözülmüş hareketli spermler ile yapılan mikroenjeksiyon sonrasında döllenme ve gebelik oranlarının olumsuz etkilenmediğini göstermektedir.

    Sperm Dondurma Nedenleri

    •   Azospermi hastalarında işlem günü testiküler/epididimal yoldan elde edilen spermlerden mikroenjeksiyon sonrası arta kalan dokunun ya da tanı amaçlı yapılan testis biyopsisinden elde edilen spermlerin dondurularak saklanması amacıyla uygulanabilmektedir.

    •   Testis kanserlerinde, lösemi ve diğer kanser türlerinde kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanacak olgularda sperm üretimi büyük ölçüde engelleneceğinden daha ilerideki yardımcı üreme işlemleri için sperm elde etmek amacıyla uygulanabilmektedir.

    •   Testis ile ilgili çeşitli hastalıklar sonucu cerrahi tedavi görecek veya vazektomi uygulanacak olgularda ileri tarihlerde sperm elde etmek amacıyla yapılabilmektedir.

    •   İşlem günü psikolojik, sosyo-kültürel nedenlerle sperm vermede güçlük çekebilecek olgularda işlem öncesi sperm alınıp dondurularak daha sonraki aşamalarda kullanılabilmektedir.

  • EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    EMZİRME DÖNEMİNDE OLUŞAN MEME İLTİHABI VE KORUNMA YOLLARI

    Süt verme dönemindeki kadınların memesinde oluşan enfeksiyona Laktasyon Mastiti veya Puerperal mastit denir

    Mastit genelikle doğumdan sonra tek taraflı olarak memenin kızarması, ısınması ve şişmesi şeklinde kendini gösterir. Emzirme meme ağrısına sebep olur ve tam olarak memedeki süt boşalmaz. Buna ilaveten koltuk altı bezlerinde şişme, halsizlik ve yüksek ateş görülebilir. Mastit  çoğunlukla doğumu takiben birkaç haftanın içinde görülmekle beraber emzirmenin herhangi bir  döneminde de görülebilir (ilk 40 gün içinde olursa buna Lohusa mastiti denir).

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale (Abse drenajı) gerektirebilir.

    MASTİTİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    a)Erken dönemde

    Ağrı, Kızarıklık, Bölgesel sıcaklık artışı, Sertlik

    b)İleri dönemde

    Vücut ateşinin yükselmesi, Aşırı yorgunluk gibi  belirtiler  görülebilir. Bu tür belirtiler görüldüğünde derhal doktora başvurmalıdır.

    LAKTASYON MASTİTİ NEDEN  OLUŞUR ?

    Eğer emzirme sonrasında, süt kanallarından birinin tıkanması nedeniyle meme içinde süt birikmiş olarak kalırsa, biriken süt enfeksiyona yol açabilir.

    Bakteri; bebeğin ağzından, annenin meme cilt yüzeyinden veya meme başındaki bir çatlaktan süt  kanallarından birinin içine girebilir.

    Mastitin en önemli nedenlerinden biri kötü emzirme tekniğidir

    MASTİT OLUŞMASINI  KOLAYLAŞTIRICI  FAKTÖRLER NELERDİR?

    • Doğumdan sonraki emzirme döneminin ilk birkaç haftası
    • Meme başında  çatlak  bulunması
    • Emzirme sırasında tek bir pozisyonun kullanılması (memenin tamamen boşalması mümkün olmayabilir)
    • Aşırı yorgunluk ve stres
    • Kötü beslenme
    • Sıkı iç çamaşırı giymek​

    MASTİTİN TEDAVİSİ NASILDIR?

    Antibiyotik tedavisi; Emzirme dönemine uygun bir antibiyotik mutlaka kullanılır (Hekim tarafından belirlenen)

    Emzirmeden önce memeye masaj yapılması ve ılık ıslak kompresler uygulanması süt kanallarının açılmasına yardım edecektir. Meme enfeksiyonunun gerilemesi için memede süt birikmemesi çok önemlidir. Bunun için eğer mastitli memeden gelen sütün rengi çok bulanıksa, sütün rengi normale gelene kadar pompa aracılığıyla boşaltılması, emzirilmemesi ve sütün birikmesinin  önlenmesi önerilir. Ayrıca diğer memenin de emzirilmesi veya boşaltılması unutulmamalıdır. Memedeki çatlaklar ve yaralar enfeksiyon ihtimalini artırır. Bu tür yaraların uygun ilaçlarla tedavi edilmesi gerekir.

    MASTİT OLURSA EMZİRMEYİ BIRAKMAK GEREKİR Mİ?

    Çok nadir durumlar (iyileşmeyen inatçı meme abseleri) dışında emzirmeyi bırakmak gerekli değildir. Tam tersine süt kanallarındaki sütün birikimini önlemek için emzirmek önerilr.

    MEME ABSESİ NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR;

    Eğer mastit erkenden uygun şekilde tedavi edilmezse, memede abse oluşabilir ve bu durum cerrahi bir müdahale gerektirebilir. Mastit ile absenin ayrımı meme Ultrasonografisi ile mümkündür.

    Abse drenajının genel anestezi altında yapılması daha iyi sonuç verir.Abse odaklarının tümü açılmalı,birleştirilmeli ve iyi bir drenaj elde edilmelidir. İyileşmesi geciken durumlarda abseli bölgeden kanser şüphesini ortadan kaldırmak için biyopsi ve uygun antibiyotik seçimi için kültür yapılmalıdır.

    EMZİREN ANNELER MEME ENFEKSİYONLARINDAN NASIL KORUNUR?

    Emzirme doğru şekilde yapılmalıdır, memenin tam olarak boşaldığından emin olunmalıdır. Meme ucunda çatlak ve yara oluşmasını engelleyici tarzda bakım yapılmalı ve çatlak önleyici kremler kullanılmalıdır. Hijyene çok dikkat edilmelidir. Meme başı bakımına dikkat edilmelidir

  • Akne (sivilce)

    Akne halk dilinde bilinen adıyla sivilce en sık karşılaşılan cilt problemidir. Nüfusun %85 i hayatının bir döneminde akne problemi yaşar.
    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır, normalde bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak bazen yağ bezi daha fazla yağ salgılar, bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır. Bu tıkaç siyah noktaları oluşturur. Siyah noktaların altında bakteri üremeye başlar ve enflamsyon gelişir.

    Akne tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi edilmezse kalıcı izler bırakabilir. Kalıcı izler kişinin ruh sağlığını bozabilmektedir.

    Aknenin şiddetine göre tedavi şekilleri değişmektedir. Hafif aknelerde sadece krem tedavileri yeterli olurken orta ve şiddetli aknelerde ağızdan ilaç kullanımı da gerekmektedir. Düzgün tedavi edilirse iz kalma riski düşüktür.
    Günümüz teknolojisinde akne izleri de tedavi edilemektedir. Fraksiyonel lazerler ile akne izleri, çukurlar ve lekeler kolay bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

  • Tüp Bebek

    Tüp Bebek

    Tüp bebek tedavisi aşamalarında, ilaç kullanımından da çekinen anne ve baba adayları, bu ilaçların kanser ya da menopoza yol açabileceğini düşünmektedir. Ancak yapılan sayısız bilimsel çalışma ve araştırma sonucunda böyle bir durumun söz konusu olmadığı ortaya konmuştur. Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon ilaçları, vücudun kendi ürettiği hormonlar ile aynıdır. Ancak tedavide gebeliğin sağlanması için bu hormonların daha fazla salgılanmasına ihtiyaç duyulur. Bu sebeple de vücutta salgılanandan daha yüksek oranlarda hormon takviyesi yapılır.

    Tüp bebek ilaçları kanser yapar mı?

    Anne ve baba adayları, tedavide kullanılan ilaçların kansere yol açtığına inanmaktadır. Bu düşüncenin hiçbir şekilde bilimse karşılığı yoktur. Kullanılan ilaçların kansere sebep olması söz konusu değildir. Yumurtalık kanserine yakalanma riski çocuk yapmayan kadınlarda daha fazla olmaktadır. Bu duruma yol açan kısırlık tedavisi değildir. Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar çeşitli yan etkilere sebep olabilir. Bunlar:

    • Ruh halinde meydana gelen değişimler
    • Alerjik cevaplar
    • Karın ağrısı
    • İshal, kusma ve bulantı
    • Enjeksiyon uygulanan bölgede kızarıklık
    • Vücutta ödem
    • Baş ağrısı
    • Göğüste hassasiyet
    • Ateş basması
    • Yorgunluk, halsizlik
    • OHSS

    Çifte hangi yöntemle tedaviye başlanacağı ise çeşitli araştırmalar sonucunda belirlenir. Çiftin kısırlık sebebi, ne zamandır kısırlık sorunu yaşandığı, kadının yaşı gibi faktörlerle tedavi şekli belirlenir. İlk olarak tüp bebek tedavisinden önce aşılama gibi farklı yöntemler denenebilir. Doğrudan olarak tüp bebek tedavisine başlayan çiftler çoğunlukla ileri yaştaki anne adayları ve açıklanamayan kısırlık tedavileridir. 

  • Plazma tedavisi nedir ?

    Plazma tedavisi nedir ?

    Plazma tedavisi diğer adıyla PRP trombositten zengin plazma tedavisidir. Son yıllarda pek çok tıp alanında onarım, doku yenilenmesi istenen durumlarda uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    Vücudumuzun herhangi bir yeri yaralandığında bu bölgede bazı hücrelerin topladığı ve diğer bölgelere göre konsantrasyonunun arttığı tespit edilmiştir. bu hücreler bazı reaksiyonları başlatarak dokularda iyileşmeyi sağlar. Pek çok doku yenilenme işleminde biz isteyerek dokularda kontrollü bir hasar oluştururuz ki bu hasar bölgede hücre toplanmasını arttırarak iyileşmeyi başlatır ve bölge gençleşir.

    Plazma tedavisi bu mekanizmadan hareketle oluşturulan bir tedavidir. Sanki bir hasar oluşmuş gibi bölgede bazı hücrelerin ve büyüme faktörlerinin yoğunlaşması sağlanır ve böylece onarım süreci başlatılır.

    PLAZMA TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

    Tedavi 15 gün arayla seanslar şeklinde yapılır. Uygulanmak istenen tedaviye göre seans sayısı 3 veya daha fazladır.

    Uygulama öncesinde veya sonrasında dikkat edilecek herhangi bir şey yoktur. Uygulama öncesinde tetkik yapılması gerekmez. Tedavi sonrası iyileşme süresi gerektirmez hasta hemen günlük aktivitesine dönebilir.

    Tedavi için özel geliştirilen kitler vardır ki bunlar tek kullanımlıktır. Hastanın kanı bu tüplere alınarak ayrıştırılır. Kanın istenmeyen kısmı aşağıya çökerken istenen kısmı üstte toplanır, bu kısım ince uçlu iğnelerle çok kısa bir işlemle tedavisi planlanan bölgeye uygulanır. Ayrıştırılan kısımda trombositler ve büyüme faktörleri bulunur. Bunlar bir dizi onarım ve iyileştirme reaksiyonunu başlatarak kök hücrelerin bölgeye toplanmasına neden olur.

    PLAZMA YEDAVİSİ KİMLERE UYGULANMAZ?

    Kanser hastalarına uygulanamaz.

    PLAZMA TEDAVİSİNİN RİSKLERİ NELERDİR?

    Hastanın kendi kanından özel ve tek kullanımlık tüplere alınarak hazırlanan bir işlem olduğu için enfeksiyon bulaşma riski ve alerji riski taşımaz . Oldukça güvenli bir tedavidir.

    PLAZMA TEDAVİSİYLE CİLT GENÇLEŞTİRME

    Bu tedavinin en önemli tedavi alanlarından biri cilt gençleştirme alanıdır. Uygulama hastanın cilt özelliklerine göre 2 hafta arayla 3 veya 4 kez yapılır. Kalıcı sonuçlar 1,5-2 ay sonra alınmaya başlanır. Ciltte alınan değişiklik tamamen doğaldır. Herhangi bir ifade değişikliği veya şiş görünüm oluşmaz.

    Ciltteki akneler azalır

    Akne izleri azalır veya kaybolur.

    Cilt rengi genel olarak açılır. Lekelerde, kızarıklıkta azalma olur.

    Sıkılık artışı olur. Yüz ovali toparlanır.

    İnce çizgiler ve kırışıklıklar kaybolur veya azalır.

    Cilt görünümü daha sağlıklı ve parlak olur. Cilt dolgunlaşır.

    Ciltteki skarların tedavisinde kullanılır

    Bu sonuçlar 2 ay sonra belirginleşir, giderek artar. 1 yıl sonra herhangi bir bozulma tespit edilmez. Ancak daha iyi sonuçlar için 1-3 seans uygulama yapılması önerilir.

    PLAZMA TEDAVİSİYLE SAÇ DÖKÜLMESİ TEDAVİSİ

    Çok çeşitli sebeplere bağlı olarak saç dökülmesi görülebilir. Bu sorunla karşılaşıldığı zaman mutlaka bir dermatoloğa başvurarak saç dökülmesinin kaynağını ve tipini tespit etmek gerekir.

    Saçlardaki dökülme başka bir nedene bağlıysa mutlaka buna yönelik tedavi de uygulanmalıdır.

    Plazma tedavisi hemen her tip saç dökülmesi tedavisinde ek olarak kullanılabilir bazen tek başına kullanımı bile çok başarılı sonuçlara neden olur.

    Saçlardaki kullanımı 15 gün arayla en az 4 seanstır. Sonuçların alınması 1,5-2 ay sonra başlar ve artarak devam eder. 1 yıl sonra gerekli görülürse tekrar edilebilir. İhtiyaç olmazsa böyle bir zorunluluk yoktur.

    Saçlarda büyüme hızlanır.

    Saçlar güçlenir daha hacimli durur.

    Dökülme durur.

    Yeni saçlar gelmeye başlar.

    Yeni gelen saçlarda grileşme azalır. Kendi doğal renginde çıkar.

    SIK SORULAN SORULAR

    Plazma tedavisinin belli bir süresi var mı? Bir süre sonra etki kaybolur mu?

    Plazma tedavisinde belli bir süre sonra bozulma olmaz. Hastanın durumuna göre tekrarlanan seanslar tedaviden alınan sonuçları arttırır.

  • Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir?

    Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir?

    Rahim içerisinde bulunan; her ay gebelik oluşumu için hazırlanan ve gebelik olmadığı takdirde hormon desteğinden yoksun kaldığı için adet dönemi kanaması halinde vücuttan dışarı atılan özel hücre tabakasına endometrium adı verilir. Endometrium tabakası, vücutta yalnız rahim içinde yer alır. Bu tabakanın rahim dışında vücudun başka bir bölgesinde yer alması durumu ise “Endometriozis” yani çikolata kisti hastalığı olarak adlanmaktadır. Çikolata kisti olarak nitelendirilme sebebi ise; içeriğinde koyu kıvamlı adeta erimiş çikolatayı andıran bir sıvı bulunmasından kaynaklıdır. 

    Endometriozis yani çikolata kisti hastalığı özellikle genç kadınlarda yaygın olarak karşılaşılan bir problemdir. 25 ila 45 yaş arası kadınların yaklaşık oranla %10-15’inde çikolata kisti hastalığı görülmektedir. Yumurtalık ve kordonlara ulaşması halinde gebelik oluşumuna engel olabilen çikolata kistleri nadiren de olsa menopoz dönemindeki kadınlarda ve hatta erkeklerde de rastlanabilmektedir. 

    Adet döneminde endometrium kanamalı reaksiyonlar yaparak, organlarda yapışmaya sebebiyet verebilir. Adet döneminde hissedilen şiddetli sancı Endometriozis yani çikolata kisti hastalığına bağlı şikayetlerdir.

    Çikolata Kistinin Belirtileri 

    •  Adet ağrısı 
    •  Adetten bağımsız ağrı 
    •  Cinsel ilişki sırasında ağrı
    •  Kısırlık

    Genç kadınlarda sıklıkla karşılaşılan Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir? sorusuna yanıt vermemiz gerekirse:

    Gebelik oluşmayan kadınların yaklaşık oranla % 40’ında çikolata kisti (endometriozis) hastalığı görülmektedir. Çikolata kistleri, yumurtlama işlevinin bozulması ve tüplerin tıkanması gibi faktörlere bağlı olarak kısırlık oluşturabilir. Üreme çağındaki kadınları tehdit eden çikolata kisti; yumurtalıkları ve tüpleri etkilemesi halinde, gebelik için engel teşkil eder. 

    İnfertilite (kısırlık) tedavisi gören kadınların ise %20 ila %25’inde görülen çikolata kistinin; yumurtalıklarda azalmaya ve pelvik yapışıklıklara neden olması kadınlar üzerinde bıraktığı en olumsuz etkidir.

    İdrar kesesi ve bağırsaklar üzeri bölgelerde görülebilen çikolata kistleri;

    •  Fallop tüplerinde tıkanmaya 
    •  Tüplerde fonksiyon bozukluklarına 
    •  Döllenmiş olan yumurtanın rahmin içine transfer edilmesine engel olarak gebelik oluşumunu tehdit etmektedir.

    Evet, endometriozis hastalığı gebeliğe engel olur. Ancak çikolata kisti hastalığı olan kadınlarda gebelik oluşma olasılığı hastalığın var olmadığı kadınlara oranla yarısı kadardır. Buna bağlı olarak çikolata kisti olan kadınların tamamı gebe kalamaz diye bir kural yoktur. Çikolata kistinin olmasına rağmen gebe kalan kadınlarda, çikolata kistleri gebelik dönemi boyunca büyüyebilir veya mevcut boyutunda kalabilir. Gebeliğin ilerleyen süreçlerinde gebeliği olumsuz yönde etkilemeyen çikolata kistleri, gebeliğin ilk dönemlerinde ise düşük nedeni olabilmektedir.

    Çikolata kistleri görülebilir hale geldiğinde, operasyon konusu gündeme alınabilir. Fakat söz konusu hasta gebe kalmamış ve 35 yaş üstü ise yumurta rezervi azaldığı sebebiyle hekimine danışarak çikolata kistlerini alınmadan gebelik planlaması yapılmalıdır. Çünkü çikolata kistleri için yapılacak olan operasyonla yumurtaların kapasitesini azaltacaktır. Çikolata kistleri için daha az zarar veren laparoskopik uygulamalar yapılsa dahi çikolata kistlerinin alınması öncesinde gebe kalabilme koşulları detaylı olarak değerlendirilmelidir. 

    Çikolata kisti olan ve henüz gebe kalmamış kadınlarda öncelik ameliyat olmamalıdır. Doktorla durum değerlendirilmesinin yapılması ve buna göre karar verilmesi önemlidir. 40 yaş üstü ve çocuk sahibi olan ve çocuk sahibi olmayı istemeyen kadınlarda çikolata kistlerinin ameliyatla alınması için herhangi bir engel yoktur.

    Çikolata Kistlerinin Tanı ve Tedavisi 

    Endometriomalarda tanı koymak için yumurtalıklarda gelişen kistler içinde, tümör belirteçlerine ve doppler kan akımında direnç ve akım indekslerine bakılmaktadır. Ancak bu kesin bir tanı değildir. Çikolata kistlerinde kesin tanı koyabilmek için, ameliyatla çıkarılan dokunun patolojik incelemesinin yapılması gerekmektedir.

    Çikolata kistlerinin kalıcı tedavisi bulunmamaktadır. Yapılan tedavilerin amacı: çikolata kistlerinden kaynaklanan ağrının giderilmesi ve hastalığın ilerlemesinin durdurulmasıdır. Tedavi edilen çikolata kistlerinin tekrarlama olasılığı vardır. Endometriozis tedavisi için özellikle laparoskopi yönteminden faydalanılmaktadır.

  • Botox hakkında sık sorulanlar

    Botox hakkında sık sorulanlar

    Clostridim botulinum adlı bakteriden elde edilen bir ilaçtır. İlk kez 1977 yılında şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi sırasında kırışıkların üzerinde azaltıcı etkisi görülünce kozmetik amaçlı kullanımı gündeme gelmiştir. 1990’dan sonra kırışıklık tedavisinde kullanılmaya başlamıştır.

    1995 yılında bölgesel aşırı terlemelerin tedavisinde de (hiperhidroz) kullanılmaya başlamıştır. Son yıllarda migren tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaya başlamış ve yakın zamanda FDA tarafından migren tedavisinde kullanımı onaylamıştır.

    BOTOX NASIL ETKİ EDER?

    Uygulandığı bölgede asetil kolin salınımına engel olarak kaslarda geçici paralizi yapar ve ter bezlerinde terlemeyi azaltır. Kaslarda geçici etki 14 gün içerisinde tam olarak oluşur. 3-5 ay içersinde geri döner. Kaç seans uygulanırsa uygulansın yapılan incelemelerde kaslarda herhangi bir hasara rastlanmamıştır.

    BOTOX SIRASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Tedaviden birkaç gün önce aspirin ,C vitamini. E vitamin, yeşil çay gibi morarmaya sebep olacak ilaçlar içilmemelidir. Uygulama öncesinde K vitaminli bir kremin kullanılması morarma ihtimalini azatlığı için önerilebilir. Ancak morarma ihtimali oldukça düşüktür.

    Botox alınmak istenen sonuca göre belli kas gruplarına uygulanır. Uygulama sonrasında ilacın bu bölgede kalması ve diğer kas bölgelerine geçmemesi için uygulanan bölgeyi ovuşturmamalı, makyaj yapılmamalı 4 saat başın dik olmasına dikkat edilmelidir.

    BOTOX KİMLERE UYGULANMAZ?

    Gebelik ve emzirme döneminde

    Sinir ve kas hastalığında(M.graves, Eatan Lambert))

    Bazi ilaçların kullanımında( aminoglikozid v.s)

    BOTOXUN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

    Tecrübeli bir doktor tarafından uygulanırsa yan etkisi nerdeyse yoktur. Nadiren kısa sürede geçen kızarma ve morarma olabilir.

    Bunun dışında ilacın yer değiştirmesine bağlı yan etkiler görülebilir ki bu hastaların bölgeyi ovuşturmasına bağlı gelişebilir.

    Hastalar uygulama sonrasında günlük aktivitelerine dönebilir.

    BOTOX İLE KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ NASIL UYGULANIR?

    Yüz çizgileri dinamik ve statik olarak ikiye ayrılır.

    DİNAMİK ÇİZGİLER: Mimik çizgileri dediğimiz çizgilerdir. Gülme, konuşma ve kızma sırasında cildin altındaki kasların kasılarak cildi kırıştırmasıyla oluşur.

    STATİK ÇİZGİLER: yüz mimiksizken bile belirgin olan cilde yerleşmiş çizgilerdir.

    Botox, yüzdeki dinamik çizgilerin tedavisinde en başarılı yöntemdir.

    Botox kırışıklık tedavisinde hangi bölgelere uygulanır?

    • Alındaki yatay ve dikey çizgilerin tedavisinde

    • göz kenarlarındaki kaz ayağı adı verdiğimiz çizgilerin tedavisinde

    • Boyundaki yatay ve dikey çizgilerin tedavisinde

    • Burun kaldırma amacıyla

    • Yanaklardaki sarkmaların toparlanmasında , yüz ovalini şekillendirmede

    • Ağız kenarındaki düşüklüğün ve üzgün ifadenin toparlanması

    • Ağız çevresinde sigara çizgileri dediğimiz kırışıklıkların tedavisinde

    • Çenedeki pütürlü görünümü azaltmada

    • Kaş şeklini değiştirme, kaşın ve göz kapağın kaldırılması amacıyla

    Uygulama sonrasında etki birkaç gün içinde başlayabileceği gibi daha uzun da sürebilir. 14 gün sonra son halini alır.

    Kozmetik amaçlı botox tedavisi ilk yıl 3 kez, ikinci yıl 2 kez, üçüncü yılda 8 ay aralıklarla uygulanabilir. Tekrarlayan uygulamalar ilaca ihtiyacı azaltır.

    BOTOX HİPERHİDROZİS (AŞIRI TERLEME ) TEDAVİSİNDE NASIL KULLANILIR?

    Aşırı terleme, yapısal veya genetik bazı yatkınlıklara bağlı olarak görülen bir durumdur. Avuç içi, ayak tabanı, kol altı, yüz bölgesi en sık görülen terleme bölgelerdir. Terleme emosyonel stres , ısı artışı, fiziksel aktivite sonucu daha çok artar. Terlemenin şiddetini görebilmek için iyot-nişasta testi yapılabilir. Testte yoğun terleyen bölgelerde kahverengi görünüm olur. Bölgesel terleme tedavisinde botox enjeksiyonu çok sık başvurulan bir yöntemidir. Uygulama oldukça rahattır. Botox minik dozlarda belli aralıklarla cilde enjekte edilir. 1 hafta sonra etki başlar 9-12 ay devam eder. Uzman kişiler tarafından yapılan uygulamalarda herhangi bir yan etki görülmez nadiren minik morluklar olabilir.

    SIK SORULAN SORULAR

    Botox yüz bölgesinde ifadeyi bozar mı? İfadeyi bozmadan kırışıklıklardan kurtulmak mümkün müdür?

    Daha önce botox yaptırmamış hastaların en büyük endişesi yüz ifadelerinin bozulacağı herkes tarafından botox yaptırdığının anlaşılacağı korkusudur. Ancak bununla ilgili endişeler yersizdir çünkü botoxta ifade bozulması tamamen yüksek doz uygulamalara bağlı oluşur. Hastanın kas yapısına uygun dozlarda yapılan enjeksiyonlarda ifade bozulmadan kırışıklıklar açılır.

    Botox uygulamasından sonra hep botox yaptırmak zorunda mıyım?

    Bu tedavide sürekli yaptırmak gibi bir zorunluluk yoktur. İlacın etkisi 3-4 ay sonra kaybolur. Bunu takip eden 2 aylık dönemde iyilik hali devam eder. Daha sonra da çizgiler eski haline döner. Ancak hastalar tedaviden memnun oldukları için tedaviye devam ederler.

    Botox uygulaması yaptırırsam uzun dönemde cildim daha kötü olur mu?

    Botoxla kırışılık tedavisi neredeyse 20 yıldır milyonlarca hasta üzerinde

    uygulanmıştır. Ve bu konuda herhangi bir problemle karşılaşılmadığı gibi düzenli yapılan uygulamalarda sonuçların çok daha iyi olduğu ve ciltteki düzelmenin arttığı tespit edilmektedir.

    Botox tedavisine erken mi geç mi başlamak daha ıuygundur?

    Kırışıkların erken döneminde çizgiler dinamik çizgilerdir ve botoxla kolaylıkla tedavi edilebilir. Tedavi edilmeyen dinamik çizgiler zamanla statik çizgi aşamasına gelir ki o zaman botox uygulaması çizgiyi tamamen tedavi edemez lazer, peeling, dolgu gibi ek uygulamalara da ihtiyaç duyulur bu nedenle erken başlayan uygulamalarda başarı daha yüksektir.

    Botox yılan zehirimidir?

    Botox bir bakteriden elde edilir. Kullandığımız pek çok ilaçtan farklı değildir. İlaçlar sonuçta benzer şekilde elde edilir. Yılan zehiri değildir.

    Botox uygulamasının vücuda herhangi bir zararı var mıdır?

    Uygulama çok küçük dozlarda yapılır. Ancak uygulandığı alanda etki eder. Genel dolaşıma katılması yok denecek kadar azdır.

  • Tüp bebek tedavisi anne sağlığını tehdit eder mi?

    Tüp bebek tedavisi anne sağlığını tehdit eder mi?

    Tüp bebek tedavisinde de, her tedavide olduğu gibi bazı riskler olabilir. Bu risklerin görülme oranı ise yaklaşık olarak %5’tir. 

    Bu risklerden bazıları ise; kilo alımı, karın bölgesinde genişleme, yumurtalıklarda aşırı uyarılma olarak sayılabilir. Bu riskler ise OHSS adı verilen bir durumdan kaynaklanmaktadır. Aşırı uyarım sendromu yani OHSS, ender olarak hastane koşullarında tedavi gerektirmektedir. 

    OHSS dışında ise; çoğul gebelik riski, düşük, erken doğum riskleri söz konusudur. Erken doğum ve düşük riskleri tüp bebek tedavisi dolayısıyla görülen riskler değildir. Bu iki olumsuz durum, kısırlık sebepleri yüzünden meydana gelmektedir. Bunun dışında tüp bebek tedavisinin meme ya da yumurtalık kanserine sebep olduğu yönündeki görüşlerin de herhangi bir karşılığı bulunmamaktadır. 

    OHSS nedir?
    Yumurtalıkların aşırı uyarılması, yumurtalıkların uyarılması süresince kullanılan ilaçlara vücudun aşırı yanıt vermesi olarak ifade edilebilir. Bu sebeple de östrojen seviyesi artar ve yumurtalıklar istenilen ve beklenilen boyutlardan daha fazla büyür. OHSS kısa sürede tedavi edilebilen ve hayati risk içermeyen bir yan etkidir.

    OHSS belirtileri ise:

    • bulantı
    • kusma
    • ishal
    • gerginlik
    • akciğer ve karın içinde sıvı birikimi
    • nefes alışverişinde zorlanma
    • idrar miktarının azalması
    • tansiyonun düşmesi
    • böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmadan, vücuttaki elektrolit dengesinin bozulmasına kadar değişebilen bir yelpaze takip edilebilir.

    OHSS; hafif, orta ve şiddetli formlarda görülebilir. OHSS’nin en nadir görülen formu ise şiddetli formudur. Bu aşamada hastanede tedavi gerekebilir. Şiddetli formu dahi bir hafta içerisinde tedavi edilmektedir. Hafif ve orta seviyelerde izlenen OHSS, protein bakımından zengin beslenme, bol sıvı alımı ve dinlenme ile sıklıkla hastanede tedaviye ihtiyaç kalmadan kontrol altına alınabilir. 

    Tüp bebek esnasında kullanılan ilaçlar ve etkileri

    Tüp bebek tedavisinde çeşitli ilaçlar ve hormon tedavileri söz konusudur. Bu ilaçların, meme ve yumurtalık kanseri riskini arttırabileceği düşünmesi mevcuttur. Ancak yapılan araştırma ve çalışmalar, bu düşüncelerin herhangi bir bilimsel altyapısının olmadığını ortaya koymamıştır. Anne adayının hiç doğum yapmaması meme kanserini arttıran en önemli faktördür.

  • Saç tedavi yöntemleri nelerdir ?

    Oral Tedavi yöntemleri

    Hastanın genel durumu, özelikle saç dökülmesinin evresine göre, hekim kontrolünde dökülmeyi azaltıcı, ilaç tedavisi uygulanabilir. Gerek saç ekim operasyonları öncesi, gerekse saç ekim operasyonları sonrası destekleyici farklı özeliklerde yararlı ilaçlar bulunmaktadır.

    Saç Sağlığı için tüm ilaçlar hekim kontrolünde alınmalıdır.

    Topikal Tedaviler Hangileridir?

    Bu ilaçlar, saçların inceldiği alanlarda saçlı derideki kan akımını arttırarak saç dökülmesini azaltır. Uzun yıllardır dünyada erkekler ve kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Saç ekimi sonrasında ilk yeni saçların büyümesini hızlandırmak için de kullanılır. Özellikle verteks (tepe bölgesinde) etkilidirler.

    Saçlı Deri Mezoterapisi

    Mezoterapi potansiyel olarak saç ekimine gerekliliği azaltan bir tedavidir.

    Saç dökülmesi için uygulanan mezoterapi teknikleri mezoterapinin kendisinden geliştirilmiştir. Mezoplasti veya Mezohair gibi yaklaşımlar şeklinde adlandırılabilir. Hem bayanlar hem erkeklerde yeniden saç gelişimi üzerine olumlu etkileri gözlenmiştir.

    Amacı hastalığın yerleştiği alanla, tedavi uygulama alanının birbirine yaklaştırılmasıdır.

    Seçilen ilaç karışımları, bölgesel olarak küçük dozlarda özel iğneler ve özel tekniklerle cilt içine verilir. Dermis veya hipodermis, mikrosirkülasyon yoluyla aktif maddenin ulaşması gereken yere doğru yavaşça salındığı rezervuar bölge haline gelir. Dolayısıyla bu bir bölgeselyerel tedavi yöntemidir.

    Saçlı deri mezoterapisi;saç dökülmesini durdurmak, var olansaçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı deriye uygulanabilen bir tedavi şeklidir.

    P.R.P Saç Tedavisi (Platelet Rich Plazma)

    PRP tedavisi ile zayıflayan, ölmeye başlayan saç kökleriniz ve tüy haline gelen saç telleriniz canlanarak saçlarınız eski sağlığına kavuşur.

    P.R.P. tedavisi (Platelet Rich Plazma) kendi kanınızın özel işlemlerden geçirilerek akyuvarları ile trombositlerinin ayrılması sonucunda elde edilen iksirin seyrelmiş ya da saçsız olan bölgeye enjekte edilmesi işlemidir. PRP Uygulamaları hastane ortamında gerçekleştirilir.

    P.R.P. tedavi yöntemi uzun yıllardır Avrupa ve Uzakdoğu’da uygulanan bir tedavi yöntemidir. Uzmanlar saç dökülmesi sorunu yaşayan ve saçlarında incelme ya da seyrelmeler başlamış kişilere PRP tedavisini önermektedirler. Türkiye’de yeni uygulanmaya başlanan PRP tedavisi sayesinde saç yenilenmesinde çok ciddi etkileri gözlenmiştir.

    Saç Fototerapisi

    AB, EFTA, Amerika kıtası ve dünyanın diğer bölgelerinde tıbbi olarak onaylanmış olup erkek ve kadın androgenetik alopesisinde ve genel anlamda kellik tedavisinde kullanılmaktadır.

    British Columbia Üniveritesinde yapılan ilk klinik uygulamada, 36 haftalık bir çalışmada % 96.7 oranda dökülmenin durması ve % 66.1 inde yeniden saç oluşumunun başladığı görülmüştür.

    İşlevi şudur: Vücuttaki kemiklerin gelişim ve onarımında etkin olan büyüme faktörünün salgılanmasını sağlayan bu enerji, benzer bir mekanizma ile saçtaki kıl folküllerindeki büyüme faktörünü de harekete geçirmektedir.