Etiket: Tedavi

  • Sigara bağımlılığı

    Sigara bağımlılığı

    Sigara Bağımılılığının Tedavisi
    İnsan vücudu doğanın bir parçasıdır. Doğada gece-gündüz, sıcak soğuk, dişi-erkek gibi zıtlıklar dengesi mevcuttur. İnsan vücudunda da temel olarak sempatik ve parasempatik denen iki sistem vardır.
    Bir çok hastalık örneğin; mide ülseri, migren, astım v.b. bu dengenin bozulması sonucu oluşur. Sigara içen kişide de bu denge bozulmuştur. İşte akupunktur tedavisi bu bozucu unsurları düzelterek vücut dengesini yeniden kurar.
    Pekiyi sigara bağımlılığı tedavisinde yöntemimiz nedir ve bu tedavi nasıl başarılmaktadır?
    Kısaca ifade etmek gerekirse; vücutta ve kulakta yeri ve özelliği belli olan noktalara iğne batırmak suretiyle yapılan akupunktur uygulamasıdır. Tamamen acısız ve steril bir yöntemdir.
    Uygulama yerinden -iğne batırılarak- başlatılan uyarılar beyine gerekli kodlamaları verir,bu yolla vücut ve beyin koordine bir şekilde ilgili hastalıkları tedavi eder. Vücudu mükemmel bir bilgisayara benzetirsek; beyin, yazılan bu sigara programını hafızasına alır ve unutmaz. Dolayısı ile tedavi sonunda kişi ya sigaraya karşı istek duymaz ya da sigara dumanı ona tiksinti verir. Bununla birlikte bu tedavi ile vücuttaki ve beyindeki elektriksel, kimyasal dengeler değişir ve normale döner. Kırmızı kan hücrelerindeki zarların gaz değişimi oksijen lehine döner.
    Zarlardaki elektriksel yüklerin değişimi bilimsel olarak ispatlanmıştır.Bu, hücrenin daha çok oksijen alması demektir. Anlattığımız şekilde işleyen mekanizma sayesinde hastanın vücut fonksiyonları hızla normale dönerken vücutta ve beyinde de sigaraya karşı olumsuz bir tepki (içme isteğinin kaybolması, dumandan tiksinmek, v.s.) gelişmiş olur.
    Görüldüğü gibi akupunktur tedavisi sigara bağımlılığı tedavisinde çok etkin bir çözümdür. Ancak bu tedavinin başarılı ve kalıcı bir çözüm olması için bir takım şartların hasta tarafından yerine getirilmesi gerekir.
    Öncelikle bağımlı olan kişi, sigara bağımllığının kendisinde sağlık problemi yaratacağının bilincine varmış olmalı ve kendi özgür iradesi ile bu bağımlılığı sona erdirmeye karar vermiş olmalıdır. Şimdi burada kararlılık ve irade kavramlarını biraz açalım:
    Bu konudaki kararlılık:
    Hiçkimsenin baskısı altında kalmadan, aile üyeleri ya da arkadaş baskısı ile değil, tamamen hastanın kendi isteği ile bu zararlı alışkanlıktan kurtulma isteğidir. Çünkü özgür irade bu tedavinin en önemli basamağıdır.
    İradeyi ise (ki onu tedavi sürecinde biz ölçmeye çalışıyoruz)şu şekilde ifade ediyoruz: Sigara bağımlılığı tedavisi için bize başvuran kişinin gerçek anlamda kararlılığını anlamak için en az 12 saat sigaradan uzak kalmasını istiyoruz. 12 saatlik bu uzak kalış iki açıdan çok önemlidir. Birinci neden vücudun tedaviden önce belli bir süre nikotinden uzak kalmasının (detoksifikasyon-zehirsizleştirme) tedaviyi daha başarılı kılacağı gerçeğidir. İşte hastanın iradesi bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Hatta bu konudaki bazı yayınlar sigaradan uzak kalma süresini 36-72 saat olarak açıklamaktadırlar. Ancak biz çalışmalarımız ve vaka gözlemlerimiz sonucunda bu süreyi 12 saat olarak kabul etmiş bulunmaktayız. Ancak hemen belirtelim ki; tedaviden önce hasta sigaradan ne kadar uzak kalırsa tedavinin başarı oranı da o oranda yükselecektir. Ancak minimum süre 12 saattir. Sigaradan 12 saat uzak kalmanın ikinci önemi ise şudur: Belli bir süre sigaradan uzak kalan hastada bir takım yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler; ellerde titreme, terleme,huzursuzluk v.s. gibi belirtilerdir. İşte biz tedaviye gelen hastada beliren bu yoksunluk belirtilerini gözlemleyerek tedavi planımızı tekrar gözden geçiririz. Hastanın sigaradan uzak kalışında ne kadar zorlandığını, sözkonusu belirtilerden yola çıkarak gözlemlemek isteriz. İşte bu gözlemler tedavi süreci konusunda da bize yön verir.
    Sonuç olarak; sigaranın zararlarını idrak etmiş, kendi vücuduna olan zararlarını görüp yaşamış ancak ondan vazgeçme safhasında bizden yardım talep eden hastaların yalnız olmadıklarını, kararlı oldukları ve yukarıda açıklamaya çalıştığımız şartlara inançla uydukları sürece sigara bağımlılığından -2 seans gibi kısa bir sürede- her zaman kurtulma şanslarının olduğunu kendilerine müjdeleyebiliriz. Elele vererek söndürdüğümüz her sigara, insan hayatının sağlıkla uzaması yolunda attığımız çok büyük bir adımdır.
    Bu çeşit yazılarla, akupunkturun sözkonusu rahatsızlıklardaki etkisini anlatmaktaki amacımız; toplumu, bilinmeyen ve maalesef çok suistimal edilmeye müsait olan akupunktur konusunda bilinçlendirmek ve kişilerin, yetkileri T.C. Sağlık Bakanlığı'nca onaylanmış “Akupunktur Uzmanı Tıp Doktorları”na danışabilmelerini sağlamaktır.

  • Migren

    Akupunkturla başağrısı ve migren tedavisi
    Migren %80 oranında kalıtımla geçen, her yaşta başlayabilen, kısa ve uzun aralıklarla tekrarlayabilen, periyodik, hemikranial (yarımbaş ağrısı), zonklayıcı başağrısıdır. Genelde bulantı, kusma, fotofobi (ışığa hassasiyet) ve sese hassasiyet sözkonusudur.

    • Gerilim tipi (tension); başağrıları yaygın, devamlı, ense veya alın ve “bant şeklinde” olmaya meyillidir.
    • Artmış kafa içi basınca veya tümöre bağlı başağrıları, genellikle migren gibi çok ağrılı değildir. Uyumakla genelde rahatlamaz. Önceden hiç başağrısı çekmemiş ileri yaşta bir insanda aniden başlar veya hep aynı tarafta devam eder.
    • Bazı migrenlerde ağrının geldiğini bildiren ikaz devresi yoktur, bazılarında vardır ( Işığa hassas göz bulguları, bulantı, kusma )

    Migren Oluşumu (FİZYOPATOLOJİSİ)

    • Önce kanda serotonin artışı olur. Metabolitleri böbreklerden atılır.
    • Kanda serotonin seviyesi düşer. Baştaki – özellikle şakaktaki – yüzeyel temporal arterde genişleme olur.
    • Bu damarlardaki ağrı reseptörleri (alıcıları) hassaslaşır.
    • Damar duvarlarındaki ağrı reseptörlerinin gerilmesi ile şiddetli ağrı oluşur.
    • Bu kafa içi değişiklikler, beyin zarındaki irritasyon bulantı, kusma, ışığa hassasiyete sebep olabilir.
    • İyileşme döneminde plazma serotonin seviyesi normale iner ve damar çapları normale dönmeye başlar.

    Akupunktur uygulaması ile;
    Migren krizinde düşen plazma serotonin seviyesinde artışa sebep olur. Bu seviye dengelenir.
    Serotonin seviyesi dengede olduğu için temporal arterde dilatasyon gelişmez. Kanda serbestleşen ağrı uyaranlarının konsantrasyonu akupunktur uygulaması ile düşer.
    Migrene sebep olan olaylar zinciri, biyokimyasal maddelerin plazma konsantrasyonlarının normal değerlerde olması ile kırılmış olur. ( Akupunkturun homeostatik – dengeleyici- etkisi)
    Migreni geçirmek için modern tıp, ilaçların yan etkilerini kabul etmek zorunda kalmaktadır. Bunun yanında tedavi olarak ilaç kullanmakla hastalık tamamen iyileşmemekte, sadece nöbetlerin sıklığında azalma sağlanabilmektedir.
    Migren tedavisinde Akupunktur
    Migren tedavisinde akupunktur uygulamasının kullanılmasında, olgunun migrenden tamamen kurtulma şansı %80’lerin üzerinde bulunmaktadır. Bu tedaviyi uygulayanlar olarak bu başarı oranı hepimizce bilinmektedir.
    Her geçen gün, ilmi çalışmalar yapılarak aydınlığa kavuşturulması için uğraş verilen akupunkturun sayısız fenomeni henüz açıklığa kavuşturulamamıştır. Ama bu durum, akupunkturun varlığının ve tedavide uygulanabilir oluşunun göz ardı edilmesini haklı göstermez.

  • Bel ve boyun fıtığı

    Boyun ve Bel Fıtığında Akupunktur
    Bu hastalıklar “Lokomotor Sistem” dediğimiz “Haraket Sistemi” hastalıklarından en çok rastlanılanlardır. Çünkü gelişen teknoloji ve buna bağlı hareketsiz yaşam tarzları boyun, sırt ve bel adelelerinde zayıflamaya yol açmakta ve bununla beraber karın kaslarının gevşekliği, alınan fazla kilolar ve fiziksel zorlamalarla bel ve boyun fıtığı vakalarına sıkça rastlanmaktadır.
    “Fıtık” nasıl oluşur? Önce bu sorunun yanıtını verelim:
    Diskler, omurların arasını dolduran, adeta bir “amortisör” görevini gören yastıkçıklardır. İçeriklerinde yapısal destek elemanları ( kollagen lifler, su, proteoglikan v.s.) bulunur. Yaşın ilerlemesiyle, travma ve fiziksel zorlamalarla bu yastıkçıklarda arkaya doğru çeşitli yönlerde taşmalar olur. Bu taşmalar belirli sınırları geçerse çevrelerinde bulunan sinir köklerine baskı yaparak o sinirin uzantıları boyunca yayılan ağrı, his kaybı gibi bulgulara yol açarlar.
    Reflekslerde zayıflama ve kayıp da olabilir. Bu problemler boyun kaynaklı ise enseye, sırta ve kollara yayılan ağrılar ya da his azalması, bel kaynaklı ise genelde siyatik ağrısı diye adlandırılan, uyluğa, dize, bacak ve topuğa, ayak parmak larına yayılan ağrı ve his kayıpları oluşur. Ağrı, genelde devamlı olmakla beraber hapşırma, gülme, nefes alma, ayakta sabit durma ve uzun süre oturma ile artar, yatak istirahati ile azalır.
    Akupunkturun, bu tip – yani “Hareket Sistemi” ile ilgili hastalıklarda, sadece ağrıyı gidermeğe yönelik semptomatik bir tedavi şekli olarak düşünülmemesi gerekir.Yapılan işlem; ağrıyı oluşturan sebebi tedavi etmektir. Konu bel ve boyun fıtığı ise ve hasta iyi seçilmişse ilaç tedavisi ve cerrahi yöntem kullanmaksızın, sadece akupunktur tedavisi ile kalıcı şifa sağlanabilir.
    Şimdi bunun nasıl olabildiğini açıklayalım:
    İnsan vücudu, bir çok biyokimyasal maddeyi üreten bir ilaç fabrikasına benzetilebilir. Ağızdan vücuda giren besinleri (hammaddeler) bir çok işlemden geçirerek çoğaltır, depo eder ve gerektiğinde salgılar. İşte vücutta bulunan bu ilaçlar akupunktur yöntemi ile vücudun ihtiyaç duyduğu kadar ve yan etki içermeden vücuda salgılatılır. Bununla birlikte ağızdan alınan yapay ilaçlarda, vücuda gerekli olan dozu ayarlamak kolay değildir. Ayrıca bu ilaçların yan etkileri bazen vücudun farklı organ ve sistemlerine zarar verebilir. Örneğin; hastanın bel ağrısını geçirelim derken ilaçlar neticesinde -hiç istemediğimiz halde- midesine zarar verebiliriz. Kısaca vücuttaki o hassas dengeyi bozabiliriz.Akupunktur ise tam tersine dengeleri kurar. Bel ve boyun fıtığında klasik tıptaki yaklaşımlar şunlardır:

    • Cerrahi girişim
    • Koruyucu tedavi (İlaç tedavisi ile Fizik tedavi ve Rehabilitasyon)

    Şimdi akupunktur bel ve boyun fıtığı tedavisinde üçüncü bir yöntem olarak tüm dünyada saygın bir yer edinmiştir.
    Bel ve boyun fıtığı tedavisinde akupunkturun mekanizması bakın nasıl işler?

    • Vücut ve kulak akupunkturu veya sadece kulak akupunkturu ile vücuttaki depo kortizon çıkışı sayesinde fıtık bölgesindeki ödemi çözer. Baskıyı rahatlattığı için de ağrıyı büyük ölçüde azaltır.
    • İlk seansta önce ağrı giderici etki kendini gösterir, hastanın ağrısı azalır. Sonraki seanslarda da artık tedavi edici etki kendini gösterir ve fıtık anatomik olarak gerilemeye başlar. Bu safhada biokimyasal-biofiziksel süreç işletilir. Omurga çevresi (paravertebral) kaslar kuvvetlenir, duruş (postür) düzelir. Bölgesel olarak kan dolaşımı artar ve tamir mekanizması işlemeye başlar. Diski oluşturan yapılardaki dejenerasyon (bozulma) durur ve bu yapısal elemanlar yenilenmeye başlar.
    • Vücudun “Bağışıklık Sistemi” güçlenir. Bu etki daha çok allerjik hastalıkların tedavisinde açık bir şekilde gözükür (Allerjik astım, bronşit, sinüzit v.s.). Bu şekilde paravertebral kasların kuvvetlenmesi sonucunda öncelikle hastanın duruşu düzelir. Yana eğik ve ya kambur duran hasta dikleşir. Bu kasların kuvvetlenmesi aynı zamanda fıtık materyalinin geriye dönmesine de yardımcı olur. Hastaya verilen bazı germe egzersizleri de bu safha da çok önemlidir.

    Şunu özellikle belirtmek gerekir ki; akupunktur tedavisi sürecinde hasta normal yaşamına devam edebilir. Kesin yatak istirahatine ihtiyaç göstermez. Böylece iş gücü kaybı önlenir. Ayrıca akupunktur tedavisi, ilaç tedavisindeki yan etkileri ve cerrahi tedavilerdeki riskleri içermez. Hasta eğer akupunkturla iyileşebilecek aşamayı geçmiş, geri dönüşsüz bir sürece girmişse elbette ki cerrahi tedaviye başvurulacaktır.
    Bu çeşit yazılarla akupunkturun sözkonusu hastalıklardaki etkisini anlatmaktaki amacımız; toplumu, bilinmeyen ve maalesef çok suistimal edilmeye müsait olan akupunktur konusunda bilinçlendirmek ve kişilerin, yetkileri T.C.Sağlık Bakanlığı'nca onaylanmış “Akupunktur Uzmanı Tıp Doktorları”na danışabilmelerini sağlamaktır.

  • Ülseratif kolit

    Ülseratif kolit barsakların özellikle de kalın barsakların (kolon) tutulduğu, karakteristik olarak ülserlerle yada açık yaralarla seyreden enflamatuar bir hastalıktır. Hastalık belirtilerinin şiddetlendiği alevlenme dönemleri ile belirtilerinin azaldığı remisyon dönemlerinden oluşur. Hastalığın remisyona girebilmesi için çoğunlukla tedavi edilmesi gerekir. Hastalığın aktif dönemindeki en önemli özelliği kanlı ishaldir. Ülseratif kolit yaklaşık olarak her 100.000 kişiden 100’ünde görülmektedir. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik, çevresel, psikolojik faktörlere bağlı olabileceği düşünülmektedir. Bugün için en kabul gören teori ülseratif kolitin bir otoimmun hastalık olduğudur. Yani vücudun savunma sistemi kalın barsak mukozasını yabancı hücre gibi algılayıp bu hücrelere saldırmaktadır. (Bağışıklık sisteminin dengesi bozulmuştur.) Böylece kalın barsak yüzeyinde ülserler (yaralar) oluşmaktadır. Hastalık hafiften, çok ağıra kadar farklı klinik tablolar gösterebilmektedir. Tedavide asıl olarak immun sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın şiddetine göre yapılan medikal tedavi hastalığın semptomlarını baskılayabilmektedir. Şiddetli tutulumlarda ise cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

    Ülseratif kolit tedavisinde, hastalık ister hafif olsun ister şiddetli, akupunktur tedavisi mutlaka denenmelidir. Zira akupunktur hafif olgularda ilaca olan ihtiyacı azaltabileceği gibi, kuvvetli olgularda da hastalığın şiddetini azaltarak daha baş edilebilir bir hale getirecektir. Akupunktur sadece ülseratif kolitte değil, birçok otoimmun hastalığın tedavisinde çok başarılıdır. Bu tedavide vücut bir bütün olarak ele alınır ve bağışıklık sistemindeki bozulan denge onarılır. Bağışıklık sistemimiz normalde çeşitli kimyasal maddeler üreterek kendisi için zararlı kabul ettiği bakterilere, virüslere (yanlış çalıştığı zaman da ülseratif kolitte olduğu gibi kendi dokularına) saldırır. Bu hastaların kan tahlillerinde söz konusu kimyasal maddeler (interlökin-1 beta, interlökin-4, Superoksitdismutaz, nitrik oksit, ICAM-1) ölçüldüğünde hep yüksek miktarda bulunur. Oysa akupunktur tedavisi gören ülseratif kolitli hastalarda söz konusu kimyasal maddelerin kanda azaldığı gösterilmiştir. Akupunktur ülseratif kolitli hastaların bağışıklık sistemini düzenlemenin yanı sıra, bu hastaların stresle başa çıkmalarına yardımcı olmak, stresin olumsuz etkilerinden zarar görmemek, daha huzurlu, sakin ve rahat olmalarını sağlayarak da hastalıklarının tedavisine yardımcı olur.

    Şüphesiz ki ülseratif kolitin ilk tedavisi medikaldir. Ülseratif kolit önemli ve ciddiye alınması gereken bir hastalık. Fakat klasik medikal tedavi ile tam gerileme (remisyon) sağlanamamış vakalarda diğer tedavi metotlarına başvurmak kaçınılmazdır. Bu metotlar içinde de akupunktur başı çekmektedir. Bugün akupunktur, dünyada ülseratif kolitli birçok hastanın tedavisinde kullanılmaktadır. Akupunkturun ülseratif kolit hastalığının tedavisindeki etkinliğini ispatlayan pek çok bilimsel makale mevcuttur. Şiddetli ülseratif kolit hastalarının hastalıklarının şiddetini azlatmak, hafif olguların da ilaç dozlarını azaltmak ve semptomsuz, rahat geçirdikleri süreyi en uzun hale getirebilmeleri amacı ile (hastalıklarının şiddetine göre) yılda her biri 10 seanstan oluşan 1 yada2 kür akupunktur tedavisi görmeleri çok faydalı olacaktır.

  • Sigara bağımlılığı ve kızıl ötesi lazer tedavisi

    Kızıl Ötesi Lazer ile sigara nasıl bırakılır?

    Soft Lazer tedavisi sigara bırakılmasında çok etkili bir yöntemdir. Özellikle sigarayı bırakmak için başka metotlardan sonuç alamayan kişiler bu yöntemi çok daha başarılı buluyorlar. 3500 senelik bir özgeçmişe sahip olan Akupunktur modern teknolojiden yararlanarak (Lazer etkisi) bu alışkanlığı strese girmeden ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayarak, güçlü bir şekilde ortadan kaldırır.

    Aslında TAO felsefesine göre vücudumuzda edindiğimiz doğal olmayan tüm zararlı alışkanlıklarımız ( normalden fazla yemek yeme, sigara içmek, negatif düşünceler sonucu depresyon vs.) ve hatta değişik hastalık belirtileri bir nevi hayat enerjisinin (Qi)akışının düzensizliği veya Qi eksilmesinden kaynaklanır.Ruhumuz ve beynimizde , vücudumuz kadar beslenmelidir ki bu akış kesintisiz sağlansın.

    Sigara bırakılmasında iki faktör rol oynar:

    Psikolojik Faktör: Hastanın gerçekten sigarayı bırakmak istemesidir. Bu gerçek istek olmazsa ( aile baskısı- eş baskısı vs.) üzün vadeli başarılı bir sonuç almak mümkün değil,er geç bir daha bu alışkanlık geri dönecektir.

    Önemli Not:

    Sigara bırakmaya karar veren kişi, tedavi döneminde ve en az 1 ay sonrası,sigara içimeyi sosial olarak tetikleyen ortamlarda bulunmamalı( Arkadaş çevresi özellikle Alkol tüketimi söz konusu ise).Bu konuya gereken özen gösterilmez ise ,bazen başarısızlık yaşanabilir(tedaviden sonra fiziyolojik olarak nikotine ihtiyaç duymazsak bile, psikolojik olarak tamamen yeni duruma alışmamız en az 1 ay sürer)

    Fizyolojik Faktör: Laser tedavisi fizyolojik yönden kararını veren kişinin , başarılı olmasında önemli ölçude rol oynar .Bu fizyolojik etkiler tedavinin beyinde Endorfin (mutluluk hormonu)salgılatma ve Adrenalini(stres hormonu) dengeleme gücüyle sağlanır. Enorfin salgısı Lazer Tedavi uygulamsından sonra, Nikotinin etkisinden ( max 2 saat) çok daha fazladır( saatlerce).

    Nikotin ihtiyacı ve yoksunluk hissi ilk 3 gün en yüksek düzeyde olur ve bunun için bu 3 günde Tedavi yapılması endorfin salgılanmasını maximum dereceye getirir, bu kritik 3 günden sonra %80 başarı elde edilir. Sigaranın kokusu bile genelde tedavi olan kişiye tuhaf gelmeye başlar.% 20 hastalarda hala bir eylem varsa veya hasta kronik içiciyse (özellikle uzun seneler günde bir paket sigara tüketmişse)2 gün arayla birer seans daha gerekebilir( toplam 4 ve ya gerekirse 5 seans toplam) .

    Lazer ile sigara bırakılmasında, Lazerin nikotini vücuttan atma ( detoxification) gücü yoksunluk sendromlarının (nikotin isteği,sinirlenmek,ajite olmak,vs.) en aza indirir.Salgılanan endorfinin etkisinden dolayı, hasta kendini derinden rahatlamış ve iyi hisseder. İki yöntem (Lazer Akupunktur)bir araya geldiğinde başarı oranı% 95 üstündedir.

    Bu tedavinin her hangi bir yan etkisi yok ve 30 senedir Avrupa ve 16 senedir Kanada da sigara bırakılması için kullanılmakta.NASA , Persolinine “Stop Smoking” programında etkili bir yöntem olarak , Lazer tedavisini uygun görmüştür(2009).

    SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYENLERİN YAŞADIKLARI TİPİK KAYGI VE SORUNLAR NELERDİR?

    Sigarayı azaltmak? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır.Sigara miktarı arttırılır.

    Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.

    Çevre baskısı: sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta tekrar içmeye zorlanır.Size sigara tutulduğunda ‘ teşekkür ederim almayayım’ değil ‘Teşekkür ederim , bıraktım demelisiniz.

    KATRAN VE NİKOTEİN DÜZEYİ DÜŞÜK( LİGHT) SİGARA İÇMEK: Bu durum da genellikle sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır .Zaten ‘’ tehlikesiz sigara yoktur’’

    Kilo alma kaygısı: Sigarayi burakmak ile beraber ,nikotinin etkisinin kalkmasıyla iştah normale döner(iştahsızlık ortadan kalkar),bu da yaklaşık 3-4 kilo almaya neden olabilir.

    Sigara bırakıldıktan sonra asıl kilo alma nedeni(özellikle Lazer gibi yardımcı tedaviler uygulanmazsa),ilk dönem ,nikotin yoksunluğu ve onun vücutta yarattığı fiziyolojik etkileri,stres mekanizmasıyla ağız , mide,karaciğer ve beyini yemeye odaklandırması ve sonuçta kısa zamanda kilo almaktır.

    ÖNEMLİ NOT:

    Sigarayı bırakmaya bağlı kilo almayı engellemek için son seanslarda gereken noktalar, iştah ve sindirim sistemiyle ilgili, seçilir ve aynı zamanda tedavi edilir. Kişinin kilosu sigarayı bıraktığı zaman normal ise koruyucu programına alınması ( ilk hafta 1 seans sonra seanslar arası +1 hafta uzatılarak ayda 1 şeklinde ,hasta yemek yeme duygusunu kontrol altına alana kadar devam edilebilir.İlk haftadan kişiye uygun kalori çıkartılır ve diyete devam edilir. Bu ilk dönem sigara bırakıldıktan sonra kilo alınmazsa, ( ilk 3-4 ay ) vücut bu dengeyi kendi sağlayabilecektir.

    Sigara bırakıldığı andan itibaren ne gibi değişiklikler olur:

    2 saat sonra kan basıncı , nabız ve vücut ısısı normale döner.
    8 saat sonra karbonmonoksit seviyesi kanda normale döner. Oksijen seviyesi yükselir.
    3 gün içinde kalp krizi riski düşer, koku ve tat alma hissi normale döner.Nefes almak daha akıcı olur.
    2 ayda kan dolaşımı normalleşir, Akciğer enfeksiyon riski azalır.Öksürükler git gide azalmaya başlar.Yorgunluk hissi yerini enerjitik olmaya verir.
    1 sene sonra kalp krizi riski% 50 azalır. Kanser olma riski de çok düşer.
    Sigarayı 30 yaşın altında bırakırsanız , gelecek hayatınızda sigaranın sebep oldacağı kalp, akciğer hastalıklarını ve riskini sıfıra indirmiş olacaksınız.
    Büyük bir sermaye ve zamanı kendi zararınıza kullanmak yerine, daha verimli bir şekilde sevdiklerinizle eğlenmeye ve zaman geçirmeye ayırabileceksiniz.
    Sigaraya endeksli yaşamak ,özgürce hareket etme ve zevk alma anlayışımızı güçlü bir şekilde etkiler ,bu da doğamiza karşı olduğu için ,zaman içinde gizli depresyona neden olur.

  • Lazer akupunktur ile rahatsız edici menopoz belirtilerin tedavisi

    Menopoz ve Perimenopoz nedir?

    Menopoz kadın hayatının doğal bir bölümüdür. Düzenli mentrasiyonun sona ermesinden yaklaşık 1 sene sonra menopoz dönemi başlar.

    Menopoz ‘ un ortalama yaşı batı ülkelerinde 51 yaşdır, ama 30-60 yaşlar arasında da görülebilir.30 lu yaşlarda menopoz , erken menopozdur denir.Menopozdan sonra ostrojen ve prajesteron kanda normal olarak alt seviyededir.

    Perimenopoz: Menopoz belirtilerinin ortaya çıkması,menstrasiyonda düzensizlikler, yüksek ve değişik ostrojen seviyesi ve projestron seviyesinde azalmayla karakterize olur. Perimenopoz şikayetlerinin çoğu bu iki hormonun ( ostrejen ve projestron) imbalansından kaynaklanır.

    Kadın vücudunun doğurganlık görevinden geçiş dönemidir, diyebiliriz. Bu döneme ait değişiklikler kaç aydan , kaç seneye kadar sürebilir. Ortaya çıkan şikayetler, vücudun estrojen düşmesine adapte olma çabasından kaynaklanır.

    Çin tıbbı(TCM) teorisine göre , kadın vücudu, hayatın devamı için gereken doğurganlık sorumluluğu, bittiği zaman , kan ve enerjisini kendi hayatını ayakta tutmaya yönelir ve maksimum yararlanma programına geçer.

    Kan ve enerji nin akışı artık rahime değil, Tao felsefesine göre hayat enerjisinin önemli kaynağı olan böbreklere doğru yön değiştirir. Bu sayede, gereksiz enerji kaybı ortadan kalkarak kadın vücudu ve ruhu annelik görevine odaklanmaktan ziyade, bir nevi , kendi özüne ve özgürlüğüne kavuşmak çabasına girers. Bu cümleler ne kadar kulağa hoş gelse de şikayetler rahatsız edici dereceye çıkabilir. Bu dönem , her başka geçiş dönemi gibi zordur.

    Vücut fizyolojisi ( organlar, hücreler arasındaki dengeli etkileşim) bir gecede seneler boyunca alıştığı düzeni yani Estrojenin yüksek seviyesini unutup, yeni döneme adapte olamayacağı için bu adaptasyon ve geçiş sürecinin yarattığı yeni çalkantılar normal karşılanır. Psikolojik durum ve genetiğin bu dönemin hafif veya şiddetli geçirmesinde rolü vardır. Araştırmalara göre stresli ruh haline sahip olan kişilerde şikayetler, sakin kişiliğe sahip olanlara göre daha şiddetlidir(psykolojik faktor),ama genetik faktor da etkili olabilir.

    Peri menopoz döneminin belirtileri nelerdir?

    Bazı kadınlar bu dönemi problemsiz geçirirken, bazıları raharsız edici bu şikayetlerden etkilenirler. Şikayetlerin sayısı ve şiddeti imbalansın derecesini ve tedavi planını belirler.

    Sıcak basmalar , gece terlemeleri
    Uyku problemleri, uyuyama , geç uykuya dalma,sık sık uyanma.
    Ruh hali değişiklikleri, kırılgan olmak,
    Rahim’de fibroid yapı, period aralarında leke görme sikl atlama ve period öncesi dönemi şikayetler in de artış( premenstural syndrom)
    Yemek yeme isteğinin fazlalaşması , kilo almak
    Sindirim sistemi problemleri ;gaz, reflü.
    Kalp şikayetleri, aritmi, çarpıntı.
    Saçta azalma, yüz kıllarında fazlalaşma, akne
    Meme kistleri ve hassasiyeti, meme ucundan akıntı gelmesi,
    İdrar yolu enfeksiyonu veya idrarı tutamama,

    Lazer Akupunktur ile Menopoz Tedavisi nasıl yapılır?

    Kadın sağlığında , menopozdan sonra uygulanan Hormon tedavisi( Hormon Replacement therapy) tıpta çok tartışılmıştır. Seneler boyunca araştırmalara rağmen hala bu reçeteyi uygulamakta kuşkular devam ediyor. Hormon tedavisi sıcak basmayı ve kemik erimesini ( osteoporosit) önler , kalp hastalığı riskini azaltır, ama öte yandan ;meme , yumurtalık ve rahim ( uterine) kanser riskini de arttırır.Bu risklerinden dolayı ilk tercih halinden çıkıyor.

    Tao Felsefesine göre Qi dediğimiz hayat enerjisi vücudumuzda cereyan da, bu enerjiyi meredian adı verilen kanallarda (12 organa ait 12 meredian) hareket eder. Bu kanallar aynı zamanda birbirleriyle de bağlantıdadırlar.

    Qi akışında herhangi bir problem veya Qi de azalma, şikayetlerin ana sebebidir.

    Lazer Akupunktur Menopoz’da vücudun yeni enerji değişiklikleri’ ni tespit ederek yeni dengeyi kurmakta ve enerji akışını sağlamakla vücuda yardımcı olur. Bu felsefeye göre, böbreğin enerjisi Menopoz’da azaldığı için; sıcak basmalar, gece terlemeleri ve çarpıntı ortaya çıkar. Karaciğer enerjisi akışında sorun olunca ; ruh hali değişkenlikleri, depresyon, baş ağrısı ve uykusuzluk eklenebilir.

    Şikayetlerin türü ve sıklığına göre her hastaya özgü tedavi planı seçilir.

    Akupunktur kulak ve vücut üzerinde mevcut olan seçilmiş özel noktaları uyararak bir takım biokimyasal ve fizyolojik işlevlerin başlatılmasına neden olur ve bu sayede beyin in değişik bölgelerinde ,değişik organlarda( seçilen noktalara göre) enerji harekete geçer ve sorunlar yavaş yavaş ortadan kalkar.

    Akupunktur uygulamasını hastaların çoğu rahatlatıcı bulurlar.Bir çok hasta seanslarda ( vücut akupunkturu) tedavi süresince uyur. Tedavi süresi ve sayısı kişiden kişiye

    hafif değişiklikler gösterebilir.Genelde tedavi süresi 30 dk sürer.Haftada 2 seans şeklinde 10 seans çoğu zaman yeterli olur ve sonra koruma programı olarak ayda 1 , aralar gittikçe uzar.

    Şikayetler de azalma ilk seansta da olabilir, ama şiddetli ve kronik durumlarda belirtilerin azalması için birkaç seans gerekecektir.Araştırmalar meme kanseri takibinde tamoxifen kullanan kişilerde , sıcak basma tedavisinde de etkili olduğunu göstermiştir.

    Akupunktur – hypothalamus – hipfiz- yumurtalık dengesini sağlayarak hormonal balansı düzenler. 2008 The North American Menopause Society.

    Lazer Akupunktur tedavisinden yararlanmak isteyen kişilerde hormon tedavisine başlanmış sa alınan hormon azaltılarak kesilir. Aynı dönemde akupunktur tedavisine başlanabilir . Bu şekilde şikayetlerin geri dönme riski minimuma iner .

    Akupunkturun menopozda etkisi ile ilgili bazı araştırmalar.

    Chamberlain G.Malvern j. British Akupunktur councle of 1996
    Dr. Susan Cohen Assoiciate Profesör of Univercity of Pittsburg (1997-1999)

    Hayat alışkanlıklarında yapılması gereken değişimler nelerdir?

    Rahat ve zevk aldığınız bir iş seçmelisiniz.
    Her gün 30 dk. Tempolu yüyüyüş yapmalısınız,bu hem kalp sağlığınız ,hemde kemik erimesini önlemekte etkili.
    Yeterli miktarda uyumalısınız.
    Derinden relax olmaya çalışmalısınız, meditasyon ve yoga size bu konuda yardımcı olabilir,Laser akupunktur, enerji akışını düzenleyerek sizi bu hedefe daha hızlı ulaştırır.

    Süt ürünleri, kırmızı et, alkol, şeker,baharatlı yiyecekler, kafein ve sigara( nikotin), sıcak basmayı ve ruh halinde ani değişimleri tetikler.
    Diyetinizde Meyve, Yeşillikler ve beyaz ete(balık,tavuk,hindi) ağırlık vermelisiniz.

    Lazer tedavisinin menopozda hormon tedavisine üstünlükler:

    Sıcak basma ve gece terlemede şikayetin sıklığı ve şiddetinde daha hızlı bir düşüş yaşanması.
    Ruh hali değişikliklerine ve depresyona büyük ölçüde etkili olması.
    Yan etkisinin olmaması.
    Bazı araştırmalar da kemik dansitesinde de atış tespit edilmiştir( % 15- 20). ( İnternational Federation of Gynecology and Obstetics Published by Elsevier inc 2002)
    ( Wang JF. İnstitute of Medical Sciences of Dezhov University , China ,2009)

  • Dünya sağlık örgütü’ne (who) göre akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar

    Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı, “Akupunktur ile Tedavi Edilen Hastalıklar Listesi”:

    1. Akupunktur un etkili biçimde iyileştirdiği hastalıklar, semptomlar ve durumlar:

    • Radyoterapi ve kemoterapinin olumsuz etkileri
    • Alerjik rinit (saman nezlesi dahil)
    • Safra koliği
    • Depresyon
    • Dizanteri
    • Dismenore
    • Epigastralji
    • Yüz ağrısı
    • Baş ağrısı
    • Hipertansiyon
    • Hipotansiyon
    • Diz ağrısı
    • Lökopeni
    • Bel ağrısı
    • Sabah bulantısı
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Boyun ağrısı
    • Periartrit(omuz)
    • Ameliyat sonrası ağrı
    • Renal kolik
    • Romatoid artrit
    • Siyatik
    • İnme
    • Tenis dirseği

    2. Akupunktur un tedavi edici etkisi görülen ancak, daha fazla klinik çalışmanın gerektiği hastalıklar:

    • Karın ağrısı
    • Akne
    • Alkol bağımlılığı ve detoksifikasyon
    • Bell paralizisi
    • Bronşial astım
    • Kanser ağrısı
    • Kalp Nevrozu
    • Stres sendromu
    • Kafatası beyin travması
    • Diyabet; insüline bağımlı olmayan
    • Kulak ağrısı
    • Salgın hemorajik ateş
    • Göz ağrısı
    • Kadın kısırlığı
    • Yüz spazmı
    • Kadın üretral sendromu
    • Fibromiyalji
    • Gastrokinetik bozukluğu
    • Hepatit B virüsü taşıyıcısı durumu
    • İş ağrısı
    • Laktasyon, eksikliği
    • Erkek cinsel fonksiyon bozukluğu, organik olmayan
    • Meniere hastalığı
    • Nevralji
    • Nörodermit
    • Obezite
    • Afyon, kokain ve eroin bağımlılığı
    • Osteoartrit
    • Ameliyat sonrası iyileşme
    • Prostatit, kronik
    • Prurit
    • Radiküler ağrı sendromu
    • Raynaud sendromu
    • Tekrarlayan alt-idrar yolu enfeksiyonu
    • Şizofreni
    • Sjögren sendromu
    • Boğaz ağrısı (tonsillit dahil)
    • Omurga ağrı, akut
    • Temporomandibular eklem disfonksiyonu
    • Tietze sendromu
    • Sigara bağımlılığı
    • Tourette sendromu
    • Ülseratif kolit, kronik
    • Böbrek taşı
    • Boğmaca (pertussis)

    3. Modern tıp yöntemleriyle tedavi edilemeyen, ama akupunktur un tedavi etkisi rapor edilen hastalıklar:

    • Chloasma
    • Choroidopathy, seröz merkezi
    • Renk körlüğü
    • Sağırlık
    • Hypophrenia
    • Irritable colon syndrome
    • Omurilik yaralanma ile nöropatik mesane
    • Pulmoner kalp hastalığı, kronik
    • Küçük havayolu obstrüksiyonu

    4. Konusunda uzman olan doktorların akupunktur ile tedaviyi deneyebileceği hastalıklar:

    • Kronik akciğer hastalığı ve nefes darlığı
    • Koma
    • Bebeklerde konvülsiyonlar
    • Koroner kalp hastalığı (anjina pektoris)
    • Bebeklerde, küçük çocuklarda ishal
    • Çocuklarda ensefalit, viral
    • Felç

  • Migren, başağrıları ve akupunktur

    Migren, başağrıları ve akupunktur

    Yaygın Başağrısı Tipleri
    1) Sinuzit: Ağrı genellikle kaşların üstü yada göz kürelerinin altında hissedilir. Başı haraket ettirmek ağrıyı artırır.
    2) Cluster: Ağrı genellile bir göz çevresinde, ani ve çok şiddetlidir.
    3) Gerilim Tipi Başağrısı: En yaygın görülen başağrısı tipidir. Ağrı başın tamamında yada bant tarzında vede sıkıştırıcı niteliktedir.
    4) Migren: Özellikle başın bir bölgesinde siddetli ağrı hissedilir. Işığa, kokulara, sese hassasiyet; vücudun bazı bölgelerinde hissizlik, mide bulantısı gibi bulgularla birliktelik gösterebilir.

    Migren ve Diğer Yaygın Başağrısı Tiplerinin Etki Mekanizmaları
    Migren, ülkemizde her 6 kişiden birinde rastlanmakta olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bir çok araştırmacıya göre migren atağı öncesinde beyin damarlarında kasılma, atak esnasında ise genişleme olması beyin kan akımı üzerinde bir değişiklik oluşturur. Araştırmacılar bu değişikliklerin ağrıya yol açtığını düşünmektedir. Bununla birlikte serotonin gibi çeşitli nöromediatörlerin migren atağı esnasında kan seviyelerinde oluşan dalgalanmalarının beyin kimyasını etkilediği ve bu değişimin de migren ataklarına yol açtığı görüşünü savunanlar da bulunmaktadır.

    Sinüzit hastalığının temelinde yüz kemiklerindeki sinüs boşluklarını örten epitelin iltehabı yatar. Ağrı, ise tamamen iltehabın sinir uçlarını tahriş etmesinden kaynaklanır.

    Cluster tipi baş ağrısı ise nisbeten daha seyrek görülmekte olup, yüz sinirlerini çevreleyen kan damarlarının şişmesi ve sinirlere baskı yaparak ağrı oluşturması esasına dayanır. Damarlardaki bu şişmenin sebebi kesin olarak ortaya konamamış olsa da serotonin hormonunun sorumlu olduğu düşünülmektedir.

    Gerilim tipi baş ağrısı ise en sık görülen baş ağrısı cinsidir. Bu tipte ağrıyı oluşturan günlük sıkıntılı yaşam olayları ve strese bağlı olarak baş ve boyun kaslarının aşırı gerginliğidir.

    Akupunkturun Başağrısı Tedavisindeki Yeri
    Akupunktur, diğer tüm ağrılı hastalıklarda olduğu gibi başağrılarında da çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Akupunkturun başağrılarında son derece etkili olmasının sebebi, ağrıyı oluşturan sebeplerin sadece birine değil, ağrı oluşumunda rol oynayan sebeplerin tümüne etkili olması ve vücudun ağrı dindirme ile ilgili tüm sistemlerini devreye so-kabilmesidir.

    Başağrıları cinslerine göre farklı sebeplerden oluşmaktadırlar. Akupunktur tedavisi, söz konusu başağrısı cinsinde hangi mekanizma ön planda ise doğrudan o mekanizmayı engellemek sureti ile ağrıyı durdurmakta ve tekrar oluşumunu da önle- mektedir (kasların gevşetilmesi, kan damarlarının daraltılma- sı, stresin önlenmesi yada ağrıyı başlatan kimyasalların salınımın engellenmesi gibi).

    Akupunktur, ağrıyı oluşturan mekanizmaları durdurmanın yanı sıra, ağrı dindirici mekanizmaları başlatmakta da çok etkilidir. Vücudumuzda endojen opioitler, enkefalin, endorfin, dinorfin, nörotensin, serotonin, ACTH, kortikosteroidler gibi direk ve indirek yollardan ağrı algısını azaltan endojen kimyasal maddeler bulunmaktadır. Akupunktur ile yapılan ağrı tedavisinde söz konusu bu kimyasalların hepsinin kan değerlerinin yükseldiği gösterilmiştir.

    Tüm yukarıda sayılanlara ek olarak akupunktur tedavisinin hiç bir yan etkisi olmadığı da göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir veridir. Zira başağrılarını ilaçlarla kontrol altında tutmanın uzun vadede böbrekler ve karaciğer üzerine çok ciddi toksik etkileri vardır. Bu bilgilerin ışığında akupunkturun gerek başağrılarının atak tedavilerinde gerekse ağrının tekrar oluşumunun önlenmesinde (profilaksi) çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu aşikardır.

    Başağrısı Nöbetleri İçin Öneriler

    Başağrınızı neyin tetiklediğini bulmaya çalışın: Bir yiyecek, uykusuzluk, çok konuşmak, çok gülmek, gürültü, loş ışık, stres gibi.

    Öğün düzeninize dikkat edin. Aç kalmak çoğu zaman başağrısını tetiklemektedir. Özellikle tatil günlerinde öğün düzeninizi korumaya özen gösterin.

    Kafein, alkol ve sigara tüketimi başağrınızı başlatabilir. Bunları kullanırken başağrısı açısından dikkatli olun.

    Bol miktarda magnezyum alın. Magnezyum damarlarda gevşeme yaparak ağrının başlamasını engelle-yici rol üstlenebilir. Yeşil yapraklılar, sebzeler ve fındıkta bol miktarda magnezyum bulunmaktadır.

    Uyku düzeninize dikkat edin. Alışageldiğiniz saat-lerde uyuyamamak başağrısı atağı başlatabilir. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.

  • Akupunktur ile yüz estetiği

    Akupunktur ile yüz estetiği

    EstetikAkupunktur Nedir?
    Akupunktur bilindiği üzere, çok ince iğnelerin cildimiz üzerindeki spesifik noktalara yerleştirilmesiyle iyileştirici ve tedavi edici etki oluşturulması esasına dayanır. Estetik akupunkturda ise bu çok özel iğneler yüz ve/veya boyun bölgesine yerleştirilerek bu bölgelerdeki kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi, cilde canlılık ve gençlik getirilmesi sağlanır.

    Kimlere Ne Sıklıkla Uygulanır?
    Estetikakupunktur, yüz ve/veya boyun bölgesinde cildin gençleşmesine ve sıkılaşmasına ihtiyaç duyan ya da mevcut sağlıklı ve canlı görünümünü korumak isteyen 35 yaşını aşmış her bireyde rahatlıkla uygulanabilir. Gerek yüz, gerekse boyun bölgesi için ayrı ayrı prosedürler mevcut olup, her bir prosedür 10 seanslık tedavilerden oluşmaktadır. Seanslar haftada 2 kere uygulanmalıdır. Her bir prosedür toplam 5 hafta sürmektedir.

    Estetik Akupunkturun Faydaları Nelerdir?
    – İnce çizgilerin silinmsi
    – Kalın çizgilerin incelmesi
    – Ağız kenarı çizgisinde sığlaşma
    – Gıdının toparlanması
    – Aknelerin ortadan kalkması
    – Yaşlılık lekelerinde solma
    – Kas tonusunun artmasına bağlı cildin sıkılaşması ve gerginleşmesi (Lifting)
    – Kan ve lenf dolaşımının artmasına bağlı olarak, daha nemli, canlı ve yumuşak cilt
    – Ciltte kollojen ve elastin sentezinde artış

    Estetik Akupunkturun Diğer Etkileri
    Her estetik seansından önce enerji dengesinin sağlanması amacı ile vücut iğnelemesi yapılır. Bu sayede estetikakupunktur tedavisi gören hastalarda uykusuzluk, depresyon, anksiyete, sıcak basmaları (hot flashes) ve sindirim sistemi problemleri de düzelmektedir.

    Akupunktur ile Uygulanabilen Estetik Uygulamalar
    – Yüz Estetiği
    – Boyun Estetiği
    – Sivilce (Akne) Tedavisi
    – Varis Tedavisi
    – Meme Büyütme

    Sorular & Cevaplar
    Estetikakupunktur kimlere yapılabilir?
    Yüz ve/veya boyun bölgesinde cildin gençleşmesine ve sıkılaşmasına ihtiyaç duyan 35 yaşın üzerindeki bireylere ya da mevcut sağlıklı ve canlı görünümünü korumak isteyen her yaştaki bireye rahatlıkla uygulanabilir.

    Estetik akupunkturda herhangi kimyasal bir madde kullanılmakta mıdır?
    Hayır, kesinlikle kimyasal bir madde kullanılmamaktadır. Bu tamamen doğal bir yöntemdir.

    Estetikakupunktur ne kadar süre ile yapılması gerekmektedir?
    Haftada 2 defa, hafta boyunca toplam 10 seans uygulanır. Her 6-8 haftada iki defa hatırlatma seansı yapıldığı müddetçe etkisi 3-5 yıl sürmektedir.

    – Etkisi geçtikten sonra cildim eskisine göre daha kötü olur mu?
    Etki süresi sonunda tekrarlanmaz ise cildiniz eskisinden daha kötü duruma kesinlikle gelmez. Çünkü bu uygulama ile cildinizin ihtiyacı olan kollojen ve elastin yapımı artar. Cildinizde tamamen doğal bir gençleşme olur.

    Estetik akupunkturun yan etkileri nelerdir?
    Estetik akupunkturu bu konudaki diğer rakiplerinden ayıran en önemli farkı hiç bir yan etkisi olmamasıdır. Çünkü bu yöntemde hiç bir kimyasal kullanılmamaktadır; tamamen doğaldır. Nadiren iğne batırılan yerlerde, geçici, çok hafif bir morluk oluşabilir.

  • Bel fıtığında akupunktur

    Bel Fıtığı, iki omur arasındaki elastik dokudan oluşmuş disk şeklindeki yapının dışarı kayması ile oluşan hastalık tablosudur.

    Omurga kanalından geçen sinirler üzerine bası yaptığından dolayı, ağrı, hareket kısıtlılığı, yürüme ve oturmada güçlük, uyuşma gibi şikayetlere neden olur.Özellikle akut dönemde, o bölgenin çevresindeki kaslarda spazm olduğu için, kas ağrısı da şikayetlere eklenir.

    Ağrı lokal olarak bel bölgesinde olabilir veya bacağa inen sinirlere bası nedeniyle, topuğa kadar inen, ağrı ve uyuşma şeklinde olabilir.

    En çok görüldüğü seviye Lumbal 4-5. Omurlar arasıdır.

    Bel fıtığı nedenleri arasında, yapısal zayıflık, ağır kaldırma, ani zorlama, şişmanlık, uygun olmayan pozisyonda eğilip kalkma, bilinçsiz spor yapma, uzun süreli araç kullanma, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, dışarıdan travma sayılabilir.

    Korunma konusunda yapılabilecekler;

    •Bel ve sırt kaslarını güçlendirecek düzenli egzersiz yapmak
    •Ağır kaldırmamak
    •Yük taşırken uygun ağırlıkta ve iki tarafa eşit olarak dağıtarak taşımak
    •Eğilmek gerektiğinde dizleri bükerek eğilmek
    •Yukarı doğru uzanmamak
    •Uzun süre ayakta veya oturur pozisyonda kalmamak

    Tedavi

    İlk planda sıcak tatbiki, çok sert ve yumuşak olmayan zeminde yatak istirahati ve ilaç tedavisi uygulanabilir.
    Hastada ilerleyen güç kaybı, bacak kaslarında zayıflama ve incelme, tedavi ile geçmeyen şiddetli ağrılar varsa ameliyat önerilmelidir.
    İdrarını yapamama veya tutamama, düşük ayak gibi belirtiler varsa acilen ameliyata alınmaları gerekir.

    Akupunktur tedavisi

    İlaç kullanmak istemeyen, yan etkisi nedeniyle kullanamayan veya ilaç tedavisinden yarar görememiş hastalarda akupunktur tedavisi uygulanabilir.
    Akupunkturun bu hastalıktaki etkileri;

    •Kas gevşetici etkisi
    •Ağrı kesici etkisi
    •Ödem(şişlik) giderici etkisi
    •Bölgedeki kanlanma ve beslenmeyi artırıcı etkisi
    •Cilt üzerindeki sinir uçlarından verdiği uyarıcı etki ile hücre ve doku fonksiyonlarını canlandırıcı etkisidir.
    Belli aralıklarla toplam 10-15 seans uygulama gerekir.